Pamphlet

Bu konu başlığı altında 69 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sâlih en-Nakşbendî-i İslambolî'nin risāle-i perìşān-nāme-i yetìm-i èallāme adlı eseri (Transkripsiyon – inceleme)

Bu çalışma araştırmacılara ve ilgili kişilere kaynak teşkil etmesi amacıyla Osmanlı sahasında dinî metinlerin önemli türlerinden biri sayılan ilmihâl örneklerinden Risāle-i Perìşān-nāme-i Yetìm-i èAllāme adlı eserin gün yüzüne çıkarılması için yapılmıştır. Çalışmanın esasını oluşturan Risāle-i Perìşān-nāme-i Yetìm-i èAllāme adlı el yazması metin 56 varaktan müteşekkil olup yazarı Sâlih en-Nakşbendî-i İslambolî'dir. Bu el yazması metin 1220 (1804) yılında Abdullah el-Meknî tarafından istinsah edilmiştir. İncelemeler sonucunda eserin iman ve İslam konularını içerdiği tespit edilmiş ve bu eserin bir ilmihâl olduğu anlaşılmıştır. Ağırlıklı olarak ilmihâl konularını barındıran eserde, aynı zamanda öğüt niteliğindeki bölümler de mevcuttur. Eserin içinde anlatılan konular müstensih tarafından bölümlere ayrılmamış, birbirine bağlı bir şekilde verilmiştir. Eser, dinî metinlerin yazı formatı olan "nesih" hattı ile kaleme alınmıştır. Yazımda daha çok siyah mürekkep kullanılmış olsa da yazmanın bazı yerlerinde kırmızı mürekkeple yazılmış yazıların da mevcut olduğu görülmüştür. Çalışma, toplamda dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilmihâl kavramının tanımı ve tarihî seyri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde müellifin hayatı, eserin dil özellikleri, eserin içeriği hakkında bilgiler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde transkripsiyonda izlenen yol ile ilgili bilgiler, yazmanın transkripsiyonlu metni ve sonuç ile kaynakça yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise eserde geçen Türkçe olmayan kelimelerin sözlüğü ile eserin tıpkıbasımı yer almaktadır. Anahtar Kelimeler Sâlih en-Nakş-bendî, İlmihâl, İslam, edebiyat

Dil özellikleriRisaleSalih en-Nakşbendi-i İslamboli+2
Musa Cavaş
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhvân-ı Safâ risalelerinde İslam mezhepleri

Bu çalışma IV./X. yüzyılda, Abbasîlerin son zamanlarında Basra'da toplumsal kamplaşmaların ortasında beliren İhvân-ı Safâ topluluğunun kaleme aldığı Risaleler'i, İslam Mezhepleri Tarihi açısından değerlendirmeye odaklanmıştır. Kendilerini İhvân-ı Safâ ve Hullân-ı Vefâ Ehl-i Adl ve Ebnâ-i Hamd olarak isimlendiren bu gizli topluluk, dört bölüm olarak sınıflandırdıkları 52 risale ve Risâletü'l-Câmia'dan oluşan eserlerinde mezheplere dair görüşlerini konulara mezcetmişlerdir. Kendilerini Şiî ve Alevî olarak tanımlayan İhvân-ı Safâ, hiçbir ilme düşmanlık göstermediklerini, hiçbir mezhebe taassup gösterip bağlanmadıklarını, hiçbir kitabı terk etmediklerini, görüş ve mezheplerinin ise tüm mezhepleri kapsadığını ve tüm ilimleri içine aldığını iddia eder. Buna rağmen kendileri gibi düşünmeyenleri ağır bir dille eleştirir. Çalışmamızın giriş bölümünde İhvân-ı Safâ'nın yaşadığı dönem, siyasî ve sosyo-kültürel dinî durum açısından ele alınmıştır. Birinci bölümde İhvân-ı Safâ'nın eserlerine ve yazarlarına kısaca değinilmiştir. İhvân-ı Safâ'nın hangi mezhebe mensup olduğu konusunda birçok görüş ileri sürülmüştür. Bu bağlamda kendilerini dinî ve mezhebi açıdan nasıl isimlendirdikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yayılma faaliyetleri ve kullandıkları davet metodları karşılaştırılarak İhvân-ı Safâ ve İsmâiliyye arasındaki bağ saptanmaya çalışılmıştır. Bunların yanı sıra Yedinci İmam, Mehdî, imamet-hilafet, Ehl-i Beyt konularındaki görüşleri arasında benzerlik olup olmadığı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, İhvân-ı Safâ'ya göre mezheplerin doğuş sebepleri olan ihtilaflar ve bozuk görüşler tespit edilmeye çalışılmış, Risaleler'de adı geçen mezhepler ve İhvân-ı Safâ'nın bu mezhepler hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.

MezheplerMezhepler tarihiRisale+2
Edibe Aslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Risâle Tete'allaku bi-Kelâmi'l-Beyzâvî fî Tercîhâtihî Beyne'l-Hanefiyye ve'ş-Şâfi'iyye" adlı eserin tahkiki ve İslâm hukuku açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 15 ve 16. yüzyıllarda yaşamış, İbn Bilâl'in, "Risâle tete'allaku bi-kelâmi'l-Beyzâvî fî tercîhâtihî beyne'l-Hanefiyye ve'ş-Şâfi'iyye" adlı eserin tahkiki yapılmıştır. Bu çerçevede müellifin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri tanıtılmaya çalışılmıştır. Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve kullanılan yöntemle ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde müellifin hayatı, ilmi kişiliği ve yaşadığı döneme dair bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümüde eserin genel bir tanıtımına yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca eserin ismi, müellife aidiyeti, nüshanın özellikleri, muhtevası ve önemi gibi çeşitli konulara değinilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye'de ve İslâm âleminde kullanılan tahkik yöntemlerine istinat edilerek adı geçen eserin tahkik çalışması yapılmıştır. Çalışmamızda İslâm Araştırmaları Merkezi'nin (İSAM) tahkik konusunda belirlediği kurallar dikkate alınmıştır. Sonuç bölümünde ise yapılan tahkik çalışmasından elde edilen sonuçlar özetlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İslâm Hukuku, Hanefî, Şâfiî, Tercîh, İbn Bilâl, Beyzâvî.

BeyzaviHanefilerRisale+4
Ahmad Suad Shakır
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İbn Zümrek el-Endelûsî'nin Divan'ında manzum risâleler (Analitik bir inceleme) / Poetic messages in the poetry of Ibn Zumruk al-Andalusi: An analytic study

İbn Zümrek el-Endelüsî'nin Divan'ında şiirsel mesajlar (analitik bir inceleme) isimli bu araştırmada şiirsel mesajlar konusu ele alınmış, mesaj içeren, şairin karşısındakine karşı tavrını temsil eden, sevgisini, sevincini, hüznünü, özlemini, sevdiğine sitemini ve ona olan özlemini gösteren şiirleri incelenmiş ve tahlili yapılmıştır. Mesajlar şairlerin şiirlerini düzenlemede kullandıkları geleneksel temalar yanında iyi bilinen konulara ek olarak sosyal konuları da içermektedir. Araştırmanın birinci bölümünde çeşitli geleneksel nazım türlerinde şairin kullandığı şiirsel mesajları ele aldık. İkinci bölümde sosyal konularla ilgili, üçüncü bölümde ise sevgi ve özlemle ilgili şiirsel mesajları inceledik. Araştırmanın önemi, Endülüs şairlerinin en önemlilerinden biri olan ve mesajı manzum temalarının önemli bir parçası haline getiren İbn Zümrek el-Endelüsî'ün Divanı'ndaki şiirsel mesajların incelenmesinde yatmaktadır. Araştırmada metinlerdeki gizli estetiği göstermek için metni tahlil ve analiz etmeye yarayan analitik tümevarım yöntemi kullanılmıştır. Bu metot, şair İbn Zümrek'in çeşitli konularda şiirsel mesajları eklediği manalar ve delaletlere ulaşmayı sağlamıştır. Bu manalar şairin kültür ve bilgisine delalet etmektedir. Çalışmamızı bitirdikten sonra, çalışmanın bazı önemli bulgularını şu şekilde ifade edebiliriz: Şiirsel mesajlar İslam öncesi dönemden İbn Zümrek 'in yaşadığı Endülüs dönemine kadar geleneksel ve yeni konular içeren şiirin en önemli unsurlarındandır. Şiirsel mesajların şairlerin yaşadığı dönemin sosyal hayatının doğasını göstermede büyük rolü olmuştur. Bu durum İbn Zümrek'in konu seçiminde de bu şekildedir. Şair, üslüp, nahiv ve belagat yönüyle şiirsel mesajlarının konusuna büyük etki eden nazım şekillerini şiirlerinde ustaca kullanmıştır. İbn Zümrek'in şiirlerinde İslam öncesi dönemden beri takip edilen geleneksel konular ile Endülüs'ün yeni ortamının dayattığı hediyeye teşekkür, kardeşlik ve tebrik mesajları gibi yeni konular yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Şiirsel Mesajlar, Sabâhiyyât, İbn Zümrek, Şikayet, Tebrik, Kardeşlik Şiirleri

Hamıd Dhahır Hasan Hasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Akkirmanî adıyla bilinen Muhammedin bin Mustafa Hamid el- Kefevî'nin Besmele Salat ve Hamdele adlı risalesinin tahkiki

Bu tezde İmam Muhammed b. Mustafa Humeyd El-Kefevî'nin (ö. 1074) er-Risâle fî Halli'l-Besmele ve's-Salâti ve'l-Hamdele isimli eşsiz eserinin tahkik ve analizi yapılmıştır. Araştırmanın ehemmiyeti, konunun öneminden kaynaklanmaktadır. Daha önceki dönemde âlimler besleme, hamdele, salvele konularını açıklamak, tefsir etmek için eserler yazmıştır. Muhammed b. Mustafa el-Kefevî de bu konuda yazmış, konunun esrarını açıklamış, lafızlar arasındaki farklılıkları izah etmiş, faydalı sonuçlara ulaşabilmek için ilim ehlinin görüşlerine uyarak sözlük, lügat kitapları ile lügat ve nahivcilerin ekollerini bir araya getirmiştir. Müellifin ilmi seviyesini gösterecek şekilde farklı ilimlere dair ellinin üzerinde eseri vardır. Araştırmada dört yazma nüsha esas alınmıştır. Birinci nüsha Laipzig Kütüphanesine (No. 04/099), ikincisi Muhammed Asım Kütüphanesine (No. 569), üçüncüsü Fatih Kütüphanesine (No. 5353), dördüncüsü ise Yusuf Ağa Kütüphanesine (No. 9873) kayıtlıdır. Müellifin şahsi ve ilmi hayatı hakkında bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metnin yazılması, nüshaların karşılaştırılıp, yorum yapılmaksızın farklılıkların dipnotta verilmesi, ayetlerin sure ve âyet numarasının verilmesi, hadislerin tahric edilmesi ve eserdeki nakillerin asli kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesinde talik ve tahkik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Biyografi kaynaklarında müellif hakkında az bilgi bulunmaktadır. Muhtemelen bu durumun sebebi hayatı boyunca kaza görevini üstlenmesi ve öğrencilerin az olmasıdır. Müellif çokça eser yazan alimlerdendir. Eserlerinin çoğu mantık ile ilgilidir. Bu durum diğer eserlerinin ihmal edilmesinin gerekçesi olarak söylenebilir. Eserlerinin geneli hâşiye ve talik tarzındadır. Eserinde hadis, tefsir, lügat, tasavvuf kaynaklarını kullanmıştır. En çok kullandığı eserlerden bazıları şunlardır: el-Mutavvel Şerhü Telhîsi Miftâhi'l-ulûm, et-Temhîd, et-Telvîh, Sadettin Taftazânî'nin Muhtasarü'l-Meânî, Şemseddîn Kahistânîn Câmiu'r-rumûz şerhü muhtasari'l-Vikâye, Hayyâlî'nin Şerhü'l-akâid, Beydâvî ve Zemahşerî'nin tefsirleri ve konusunda önemli sayılan diğer kitaplar. Hadislerle istidlâl ederken genellikle kaynağını zikretmiş, zaman zaman sıhhat değerlendirmesi yapmıştır. Fakat özellikle tefsirlerden nakiller yaparken ve amellerin faziletleriyle ilgili bilgi verirken zayıf hadis kullanılmıştır. Nahiv, belagat, şiir gibi lügat ilimlerine büyük bir önem vermiş, vereceği mesajda başarıyı elde etmek için bu ilimleri kullanmıştır. Müellifin farklı ilimlerde yazdığı eserleri, meseleleri açıklama, görüşler arasında tercih yapma hususlarındaki mahareti ve ilmi seviyesini göstermektedir. Şer'î ilimler ve Arapça konusunda dirayetli bir dille konuşması, esere ilmi bir değer katmıştır.

Essmat Shakır Farhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam Ahmed Bin Rühu'llah El_Cabiri'nin Ahzab süresi 38_ayeti hakkındaki risalesi: Tahkik ve değerlendirme

Konuyu seçme sebebim, İslami ilimleri okuduğumdan beri tefsir kitaplarını incelemeyi çok sevmem ve önemini fark etmemdir. Tefsirin Kur'an'ı anlamadaki en önemli yol olduğunu ve asırlar boyunca alimlerin onun hizmeti için uğraşmaları, bizim de bu hizmetlerden faydalanmamız, beni bu çalıimaya sevketmiştir. İlim bize âlimlerin vasıtasıyla ancak okuyarak ve uygulayarak ıulaşmıştır. Kuran tefsirlerinden birini seçmemin sebebi, hazırlık döneminde bazı hocalarımdan gördüğüm ve konuşmalarında tefsircilerin eserlerindeki üsluptan bahsettiklerine şahit olduğum ve el-Câbirî'nin eserlerini şerh ederken edindiği yolun dikkatimi çekmesi sebebiyledir. Bunun üzerine el-Câbirî'yi ve araştırmak için karar verdiğim eserlerini tanımaya çalıştım. Öncelikle Allah'ın izni sonrasında ise beni takip eden ve rehberliğimi yapan hocalarımın bana katkıları olmuştur. Bu sayede, ilmi miras olan bir kitabı araştırarak ilme katkıda bulunmuş ve tefsir ilminin derinliklerine dalmış oldum. Araştırmamdaki ana hedefim, tefsirinde önemli konuları içeren önemli bir tefsiri tanıtmak, el- Câbirî'nin tefsirdeki yöntemi ve metodunu ortaya çıkarmak ve yazarın istediği gibi metnin doğruluğunun onaylanması, doğru bir şekilde incelenmesi ve elde edilen verilerin değerlendirilmesidir.

Junaid Lateef Omar Omar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beşir Efendi'nin Deveran ve Zikr hakkında risalesi (Metin inceleme-sözlük)

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 16. yüzyılda yaşayan Kalburcu Şeyhi Pir Seyyid Ahmed Beşir Efendi'nin (ö.1570) 112 varaktan meydana gelen "Deveran ve Zikr Hakkında Risale" adlı eseri çeviri yazı usulüyle Türkçe'ye aktarılmaya çalışılmıştır. Söz konusu çalışmada "deveran" ve "zikr" hakkında bilgi verilmiştir. Kütahyalı olan mutasavvıf; ünlü şair Sunullah Gaybî'nin dedesidir. Oğlu, Şeyh Ahmed'dir. Müftülük yaptığı için Müftü Şeyh adı ile anılır. (Çavdar Baba, Kalburcu diğer ünvanlarıdır) Merkez Efendi'nin halifesidir. 1570 yılında vefat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalburcu Şeyhi Pir Seyyid Ahmed Beşir Efendi, Devran, Zikr, Risale.

16. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+4
Gülşen Zeynep Çakır
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyh Ömer Efendi Risâletü'l-Esrâr (Metin 1b-46a YK)

Bu çalışmamızın temel amacı, kültürel miras olarak gördüğümüz yazma eserlerimizden biri olan Risâletü'l-Esrâr adlı eseri, çeviriyazı ile okuyarak gerek bilim dünyasına katkı sağlamak gerekse gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çalışmamızda Şeyh Ömer Efendi'nin düzyazı olarak kaleme aldığı Risâletü'l-Esrâr adlı tasavvufi eseri incelenmiştir. Giriş, metin ve tıpkıbasım olmak üzere üç bölüm hâlinde tasarlanan çalışmamızın giriş bölümünde Risâletü'l-Esrâr tarzında yazılmış eserler hakkında bilgi verilmiş ve fasılların özeti yapılmıştır. Metin bölümünde, metni hazırlarken imla ve şekil özellikleri konusunda nasıl bir yol izlendiği maddeler hâlinde yazılmıştır. Yine aynı bölümde transkripsiyonlu metin ve derkenarlar da yer almıştır. Son bölümünde ise eserin tıpkıbasımı verilmiştir. Bu tez ile bugüne kadar üzerinde çalışılmamış olan Risâletü'l-Esrâr adlı eseri bilim dünyasına sunmuş bulunmaktayız. Anahtar Kelimeler: Şeyh Ömer Efendi, Risâletü'l-Esrâr, Tasavvuf

Dil özellikleriRisaleRisaletü'l-Esrar+3
Barış Akdoğan
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeyh Ömer Efendi Risâletü'l-Esrâr (Metin 46a-91b YK)

Bu çalışmada, Şeyh Ömer Efendi'nin Risâletü'l-Esrâr adlı eserinin 46a-91b varakları incelenmiştir. Tezimizin hazırlanma amacı, Risâletü'l-Esrâr'ın çeviri yazı ile aktarımını yaparak daha önce üzerinde hiçbir çalışma yapılmayan bu eseri insanların dikkatlerine sunmaktır. Çalışmamızı; giriş, metin ve tıpkıbasım olmak üzere üç bölüm halinde hazırladık. Giriş bölümünde "Risâletü'l-Esrâr Tarzında Yazılmış Eserlere Genel Bir Bakış" başlığı altında risalenin ne olduğu, tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiş, tasavvufi bir risale olan Risâletü'l-Esrâr tarzında yazılmış eserler incelenmiştir. Yine giriş bölümünde "Risâletü'l-Esrâr'ın İçeriği" başlığında fasılların özeti verilmiştir. Metin bölümünde; öncelikle dil ve imlada nasıl bir yol izlediğimiz "Dil ve İmlada İzlenilen Yol" başlığında açıklanmış, daha sonra metin verilmiş, son olarak da derkenarlar metne dâhil edilmeyerek ayrı bir başlık altında yer almıştır. Tezimizin üçüncü bölümünü de "tıpkıbasım" oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Şeyh Ömer Efendi, Risâletü'l-Esrâr, Tasavvuf

Dil özellikleriRisaleRisaletü'l-Esrar+4
Meryem Soyyiğit
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sigara ile ilgili yazılmış risalelerin İslam Hukuku açısından değerlendirilmesi

Sigara İle İlgili Yazılmış Risalalerin İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi konulu çalışmamız üç bölümden oluşturuldu. İlk bölümde tütün ve ondan üretilen sigara tanıtıldı. Tütün ve sigaranın tarihi serüveni ele alınarak tezimizin amacına uygun bir zemin oluşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde sigara hakkında İslam âleminde meşhur olan klasik diyebileceğimiz günümüzde de sigara hakkındaki tartışmalarda kendilerine referans olarak atıf yapılan çeşitli dönemlerde kaleme alınmış risâleler ele alındı. Bu risaleleri tanıtarak öncelikle sigaranın dini hükmüne dair müelliflerin görüşlerine yer verildi. Çalışmamızdaki risâleler sigaranın helalliğini savunanlar, haramlığını iddia edenler, tarafsız kalanlar ve farklı yönlerine değinenler olmak üzere dört kısımda değerlendirildi. Bu eserleri yazan müellifler hakkında kısa bilgilere yer verildi. Üçüncü bölümde risalelerde sigaranın haramlığı hakkında dayanak olarak gösterilen gerekçe ve sebepler ele alındı.

DumanKur'an-ı KerimRisale+4
Bilal Aydemir
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhvân-ı Safâ da Nefs tezkiyesi

Tezin konusu "İhvân-ı Safâ'da Nefis Tazkiyesi"dir. Konu İhvân-ı Safâ risaleleri ve İhvân-ı Safâ hakkında yazılmış kitap ve makalelerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Tezin amacı, İhvân-ı Safâ'nın nefse bakış açısını tespit etmek ve nefis tezkiyesi hakkındaki görüş ve yorumlarını ele almaktır. Yapılan araştırmada İhvân-ı Safâ'nın salt bir felsefî grup olmadığı aynı zamanda bir sufî tarikat gibi nefis tezkiyesini önemsediği, marifete ulaşmanın ve kurtuluşa ermenin önemli bir bir koşulu olarak gördüğü görülmüştür. Yine İhvân'a göre nefsi perdeleyen ve engelleyen etmenin maddî veya cismanî varoluş olduğu ve nefsin kurtuluşunun maddî bağımlılık ve alışkanlıklardan kurtulmak ile sağlanabileceği tespit edilmiştir. Bu tezle, İhvân-ı Safâ'nın da tasavvuf düşünce sistemi içerisinde inceleme konusu edinilmesine, bu mistik ve gizemli tarikatın tasavvufî ve irfanî görüş ve yorumların ele alınmasına vesile olabileceği öngörülmektedir.

ArınmaNefsRisale+4
Abdurrahim Meçin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Risale-i elfaz-ı küfür (inceleme-metin-sözlük)

Osmanlı Türkçesi Eski Oğuz Türkçesinin devamı olarak 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yazı dili olarak varlığını sürdürmüştür. Bu süre zarfında pek çok edebî, ilmî ve dinî eserler kaleme alınmıştır. Kaleme alınan bu eserler Türkçenin zengin söz varlığı açısından da oldukça önemlidir. Yapılan bu çalışmada, Bedr er-Reşid Muhammed b. İsmail'in Arapça yazdığı Risâle-i fî-Elfâz-ı küfr adlı eserinin ismi belli olmayan bir mütercim tarafından Osmanlı Türkçesine çevrilen ve Türk Dil Kurumu Yazma Eserler Arşivine kayıtlı A55 nolu Risale-i Elfaz-ı Küfür adlı eser yeni harflere aktarıldı. Eser yeni harflere aktarıldıktan sonra, dil özellikleri açısından incelenip, metnin sözlüğü oluşturuldu. Çalışma giriş, inceleme, metin, sözlük olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Risale-i Elfaz-ı Küfür, dini-didaktik içerikli bir eserdir. Eserde hangi sözlerin küfür sözleri olduğu, hangi sözlerin kişiyi dinden çıkarttığı üzerinde durulmuştur. Arapçadan Osmanlı Türkçesine tercüme edilen eserin istinsah tarihi belli değildir. Eser 40 varak olup, her varak 13 satırdan teşekkül etmektedir.

Dil özellikleriElfaz-ı KüfürEski Türkçe+2
İrfan Alan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yunus Emre'nin Risâletü'n-Nushiyye'sindeki ahlaki değerler

Yunus Emre ile alakalı birçok çalışma yapılmış ancak eserlerindeki ahlaki değerler pek fazla ele alınmamıştır. Araştırmanın amacı Yunus Emre gibi şiirleri çağları aşmış bir tasavvuf şairinin ahlaka verdiği önemi bizzat kendi eseriyle gözler önüne sermektir. Aynı zamanda onun sadece ahlaki değerlere ayırdığı Risalesine dikkat çekebilmektir. Araştırma, Yunus Emre'nin Risalesinde geçen ahlaki olgular çerçevesinde şekillenmiş ve bu ahlaki ilkelerin geçtiği beyitlerin müstakil başlıklar altında paylaşılmasıyla oluşmuştur. Bu nedenle çalışmamız Yunus Emre'nin kendi eserleri başta olmak üzere ve ahlak alanındaki kitap, makale ve tezler ayrı ayrı incelenerek ve bu materyallerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Çalışmamızdaki amaç, birey ve toplum açısından çok büyük bir öneme sahip olan ahlak kavramının Yunus Emre tarafından nasıl ele alındığını tespit etmektir. Anahtar Kelimler: Ahlak, Yunus Emre, Din, Değer, İslam, Risalet'ün-Nushiyye.

AhlakAhlaki değerlerRisale+3
Refika Ertunç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhvan-ı Safa risalelerinde kötülük problemi

Kötülük problemi, Din Felsefesi Bilim Dalı'nın ilgilendiği temel problemlerden birisidir. Bu problemin temeli, varlık âlemindeki çeşitli kötülüklerin, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, mutlak adalet ve iyilik sahibi bir Tanrı'nın varlığı ile çeliştiğine dair iddiadır. Bu iddia, Tanrı'nın varlığını reddeden ateistler, O'nun varlığı veya yokluğunu bilmemiz imkânsızdır diyen agnostikler ile O'nun varlığı konusunda şüphe içerisinde kalan septiklerin temel dayanaklarından birisidir. Bu çalışmada, Kindi ve Farabi ile birlikte İslam Felsefesinin ilk temsilcilerinden sayılan İhvan-ı Safa'nın kötülük problemine bakış açısı ve onun çözümüne yönelik önerdiği çözüm yolları ele alınmıştır. İhvan-ı Safa'ya göre, her şeyi yoktan var eden, mutlak ilim, kudret, hikmet ve iyilik sahibi, ezeli ve ebedi olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu bir Tanrı vardır. Bu âlem ve içindeki her şey, Tanrı tarafından yaratılmıştır. Bu âlemin yaratılışında ve düzeninde hiçbir problem yoktur. Bu âlemde var olan her şey, olması gerektiği zaman, mekân ve şekilde var olmuştur. Bazı zamanlarda, bazı tikel varlıkları olumsuz etkileyen sınırlı sayıdaki birtakım gelişmeler, tümelin yararına olduğu için, kötülük olarak değerlendirilip sorumluluğu Tanrı'ya yüklenemez. İnsanların özgür iradeleriyle işledikleri kötülüklerin sorumluluğu ise, bu kötülüğe sebep olan kişilere aittir. Bu tür kötülükler, ahirette failleri cezalandırılarak, mağdurları ise ödüllendirilerek telafi edilecektir. Anahtar Kelimeler: İhvan-ı Safa, Tanrı, Âlem, İyilik, Kötülük, Tümel Varlık,Tikel Varlık.

DinDin felsefesiFelsefe+4
Nusret Taş
Fırat University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasavvuf kültüründe ve Gazalî'de tevbe

Tevbe, kelime anlamı olarak günahlardan vazgeçerek dönmek, pişmanlık duyarak af dilemektir. Terimsel manasıyla, bir uyanış ve silkiniştir. Kişinin şirk, küfür ve nifaktan imana, batıldan hakka, yanlıştan doğruya, isyandan itaate, günahtan ve hatadan sevaba yönelmesi, geçici olan günah hâlini bırakıp aslî olan salah hâline dönmesidir. Nasuh Tevbesi, kulun günahlardan pişmanlık duyarak, bir daha eski duruma dönmeme azmiyle yapılan samimi, ciddi ve bozulmayan tevbedir. Yüce Allah, bir kısım ayetlerle insanlara tevbe edip iman çizgisine dönmeyi, günahlarda ısrarcı olmayıp terk ederek nefislerini temizleyip ıslah etmeyi ve kulluk sınırlarını aşmamayı teşvik etmiş böylece de dünya ve ahiret azabından kurtulacaklarını belirtmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) ise günahlardan arınma ve kurtulma yolu olarak ümmetine tevbeyi işaret ederek rehberlik etmiştir. Mutasavvıflar da tevbe kavramını ele almış, makamlarından kaynaklanan farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Diğer Mutasavvıflar gibi Gazalî de işlenilen günahların kalbi hasta edeceğini, hasta kalbin de kişiyi tekrar günahlara yönlendireceğini şartlarını tam yerine getirmek suretiyle tevbe edilmesi halinde Allah'ın tevbeleri kabul edeceğini belirtmiştir. O, günahlara düşme sebeplerini ve onlarda ısrar etmekten vazgeçirecek etkenleri açıklamış, çözüm olarak da özel ilmi ve sabrı tavsiye etmiştir. Anahtar Kelimeler: Tevbe, Günah, Tasavvuf, Gazalî, Tevbe Risalesi.

GazzaliKur'an-ı KerimRisale+4
Mücahit Kapan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şemseddin İbn Bilal El-Aynî El-Hanefî'nin "Risâle fî Tercîhi Mezhebi'l-Hanefiyye" adlı eserinin tahkik ve tahlili

Bu tezin konusu, son dönem Hanefî alim ve fakîhlerinden üstad Şemseddin el-Aynî'nin fıkıh ve usul ilmine dair yazmış olduğu önemli bir risalenin tahkik ve incelemesinden müteşekkildir. Bu değerli alim, birçok ilim dalında eserler telif etmiş ancak ilim tahsil edeceklerin kendisinden ve ilminden yeteri kadar istifade etmelerine imkan sağlayacak, hak ettiği şöhreti yakalayamamıştır. Tam ismi Şemseddin Muhammed b. Muhammed b. Bilal el-Aynî el- Hanefî olup hicrî 957 senesinde vefat etmiştir. Benim bu kıymetli alime ilgi duymamı sağlayan eseri, Hanefî mezhebini tercih ederek, tefsirinde birçok fıkhî ve usulî meselede Şafii mezhebini tercih eden Beyzâvî'ye reddiye olarak kaleme aldığı risalesidir. Söz konusu risaleyi akademik bir biçimde tahkik etmeye ve metinden elde ettiğim ilmi veriler doğrultusunda özet bir incelemeye tabi tutmaya gayret ettim. Tahkik esnasında farklı birçok kaynağa ve esere başvurdum. Mukaddime bölümünde Hanefi fıkıh kitapları ile bazı Şafii fıkıh kitaplarından, tabakat ve sözlüklerden, tefsir ve hadis eserlerinden ve karşılaştırmalı fıkıh kitaplarından yararlandım. Bu çalışmayı yürütürken karşılaştığım en büyük zorluk; elimdeki yazma nüshayı karşılaştırabileceğim,kontrolünü sağlayabileceğim ve müellifinin söylemek istediklerini tam olarak yansıttığımdan emin olmamı sağlayacak ikinci bir nüshanın elimde bulunmamasıydı. Fakat bu zorluğu da elimdeki el yazması nüshayı titizlik ve dikkatle tetkik ederek aşmayı başardım. Aynı zamanda elimdeki nüshayı, Beyzâvî tefsiri metinleriyle ve müellifin ele aldığı birçok meseleyi konu alan Hanefî kitaplarıyla mukayese ettim.

Ziad Tami Hassan Al-obaidi
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Molla Said El-Arnâsî'nin hayatı ve Şerhu'l- ʿAvâmil adlı Risalesi'nin tahkîki

Nahiv tedrisatında kullanılan en önemli çalışmalardan biri Abdulkâhir el- Curcânî'nin ʿAvâmil adlı eseridir. Bu eser üzerine birçok şerh ve haşiye çalışmaları yapılmıştır. Bu eseri şerh edenlerden birisi de Molla Said el-Arnâsî'dir. Molla Said, 1910 yılında Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Arnas/Bağlarbaşı köyünde doğmuş ve hayatını islami ilimler tedrisatına adamıştır. Birçok ilim dalında eser kaleme alan Arnâsî'nin telif ettiği eserlerin birçoğu günümüze ulaşmamıştır. Günümüze ulaşan eserlerinden biri bu çalışmanın konusu olan "Şerhu'l- ʿAvâmil" adlı eseridir. Şerhu'l- ʿAvâmil adlı eser 49 sayfadan ibaret olup Arapça'ya yeni başlayanlar için telif edilmiştir. Bundan dolayı dili basit ve akıcıdır. Eser ʿAvâmil'in i'râbı niteliğindedir. ʿAvâmil eserinde getirilen tüm örneklerin i'râbı yapılmış gerekli görüldüğü yerlerde farklı örnekler getirilip i'râblar verilmiş ve izahlar yapılmıştır. Eserde harf-i cerler konusuna ayrıntılı bir şekilde yer verilip örnekler ile konu daha anlaşılır hale getirilmiştir. Bunun devamında ise fiillere benzeyen harfler konusu ele alınmıştır. Bu konunun bir kısmı ele alınmış ve diğer konularına değinilmemiştir. Eserin kalan kısmı ise günümüze ulaşmamıştır. Bu çalışmada eserin tahkiki yapılmış ve müellifin hayatı aktarılmıştır.

ArapçaAvamilMolla Said el-Arnasi+4
Muhammed Bakır Acat
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyârbekirli Niyâzî-Amid-i Sevdâ-Tahzîr (inceleme-metin)

Çalışmamızda, Abdulhamîd Niyâzî Çıkıntaş'a (Diyârbekirli Niyâzî) ait Âmid-i Sevdâ-Tahzîr adlı eserin incelenmesi ve yeni yazıya çevrilerek ilim dünyasının istifadesine sunulması amaçlanmıştır. Tezimize konu olan metin, biçimsel açıdan ve içerik yönünden risâle niteliğindedir. Nitekim Anadolu coğrafyasında, Osmanlı medeniyetinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar, çoğunlukla tek bir meseleyi konu edinen; ilmî, dinî ve edebî konularda kaleme alınan ve hacimce küçük, muhtasar eserlere risâle adı verilmektedir. Başta yazma eser kütüphanelerinin en zengin kısımları olmak üzere büyük kataloglamaların önemli bir bölümü risâlelere ayrılmıştır. Bu hacim, Osmanlı müelliflerinin risâle türüne verdiği önemi göstermektedir. Ayrıca bu durum, halkın bu tarz eserlere ne kadar ihtiyaç duyduğunun göstergesi olarak düşünülebilir. 1856-1934 yılları arasında yaşamış olan Diyârbekirli Niyâzî, Diyârbekir'in sosyal, kültürel, siyasi ve edebî hayatına kendi döneminde ve sonrasında damga vuran önemli şahsiyetlerden birisidir. Genel itibarıyla içkinin zararlarının anlatıldığı Âmid-i Sevdâ-Tahzîr adlı risâle niteliğindeki eseri inceleyen tezimiz, müellifin hayatı, metnin incelemesi ve metnin yeni yazıya aktarılması olmak üzere üç temel başlıktan oluşmaktadır. İşlediği konu ve konunun işleniş şekli bakımından tüm zamanlara seslenebilen Âmid-i Sevdâ-Tahzîr adlı eser, başta Diyârbekir olmak üzere Türk edebiyatı ve kültüründe kendine yer bulabilecektir. Ayrıca çalışmamızda, eserin manzum ve mensur özelliklerini ortaya çıkarma, kendi türü içindeki yerini ve önemini belirleyerek bu alandaki bir eksikliği giderme amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyârbekirli Niyâzî, Risâle, Âmid-i Sevdâ-Tahzîr, İçki Meclisleri, Hamr.

Alkol içmeAmid-i Sevda-TahzirBiyografi+4
Ömer Dinçer
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ebu Bekr el-Harizmi ve risaleleri

Recep Çinkılıç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fıkıh usûlü tarihinde kayıp halka: Hicri III. ve IV. asırlarda usûlî görüşler

Usûl konularını ele alan ilk eser olan Şâfiî'nin (ö.204) Risale'sinden sonra ilgili alanda yaşanmış gelişmeler ile ilgili bir boşluk gözlemlenmektedir. Bu çalışmadaki amacımız "kayıp halka" veya "karanlık çağ" denilen bu döneme bir nebze olsun ışık tutmaktır. Bu dönemin karanlık veya kayıp olarak isimlendirilmesinin sebebi, döneme ait yazılmış eserlerin elimize ulaşmamış olmasıdır. Bu çalışmada, Şâfiî ve sonrasındaki yaklaşık iki asırlık zaman içinde yaşanan gelişmeleri konu olarak ele aldık. Çalışmamızda III. ve IV. asırlar arasındaki usûl ilmi ile ilgili gelişmeleri tespite çalıştık. Bunu gerçekleştirmek için üç aşmalı bir yol takip ettik: Çalışmamızın birinci aşamasında söz konusu dönemdeki usûl ile ilgili literatürü ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın ikinci aşamasında, iki dönem arasındaki kavramsal gelişimlerin düzeyini tespit etmek için Şâfiî'nin Risâle'si ile Cessâs'ın (ö.370) Fusûl'ünü karşılaştırdık. Çalışmamızın ana ve son aşamasında ise iki dönemin usûlcülerinin görüşlerini, günümüz usûl eserlerindeki sistematiği esas alarak, detaylı bir şekilde inceledik. Bu bölümde özellikle Zerkeşî'nin (ö.794) kronolojik ve ansiklopedik tarzda yazılmış eseri el-Bahru'l-Muhît'i esas aldık. Anahtar Sözcükler Şâfiî, Risâle, Cessâs, Fusûl, Tedvîn, Usûl, III-IV. asırlar.

CessasHükümKur'an-ı Kerim+6
Abdulbasıt Saltekin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Nazîr İbrahim Gülşeni'nin Letâifü'l-İnsân" adlı risalesi (Metin -inceleme)

Tezimizin konusu Nâzır İbrahim Gülşenî'nin Letâifü'l İnsân adlı eserinin metin incelemesidir. İnsanın, kâmil seviyeye yükselebilmesi için çıkacağı basamakların anlatıldığı bu eser, onun melekelerinin bahsedildiği latifeleri ve müşahedeleri tarikat kardeşlerine özetle anlatmaktadır. Eser adeta tasavvufî ıstılahlar/kavramlar sözlüğü içeriğine sahiptir. Özellikle ahlakın güzelleşmesine dair kavramları maddeler halinde ortaya koymaktadır. Her bir kavramı ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle birlikte tasavvuf büyüklerinin sözlerini de aktararak hem lügat hem ıstılah anlamlarıyla açıklar. Eserin Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Süleymaniye Kütüphanesi, İstanbul Belediye Kütüphanesi ve İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde dört el yazma nüshası bulunmaktadır. Eserin konusu insandır. Amacı ise insanın olgunlaşmasıdır. İnsanın özelliklerini bilmenin insanın kemaline katkı sağlayacağı düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Eserde geçen kavramları sadece tasavvufi açıdan değil, beden ile ilgili kavramlarda olduğu gibi tıb ilminden de istifade ederek geniş bir bakış açısıyla ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Gülşeni, Letâifü'l İnsân

Letaifü'l İnsanRisaleİbrahim Gülşeni
Mustafa Çalışkan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrahim b. Muhammed el-Yalvacî ve Risale fî İhbar bi-Ellezi (İsm-i Mevsûl)

Bu çalışma İbrahīm b. Muḥammed el-Yalvācī (M.1810/M.1876) tarafından 1838'de yazılmış "Risāle fî İḫbār bi-Elleẕī" adlı eserin edisyon kritiğidir. Yalvācī'nin Risalesi'nin konusu; ilk cümledeki bir öğeyi vurgulamak için o cümlenin ism-i mevsûlün ana edatı olan "ellezi" ya da harf-i tarif olan "elif lam" kullanarak yeniden oluşturulmasıdır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Bunlar bir giriş ve üç ana bölümdür. Giriş bölümünde de çalışmanın konusunu, amacını ve metodunu irdelenmiştir. Yine girişte Yalvācī'nin hayatını işlemeden önce ölümünden önceki yüzyılın özelliklerini sunulmuştur. Son olarak Osmanlı'da Medrese ve medreselerde okutulan Arapça gramer hakkında özet bir bilgi verilmiştir. İlk bölümde İbrahīm b. Muḥammed el-Yalvācī'nin hayatı ve eserleri işlendi. Doğumu, eğitimi, hocaları, kariyeri ve ölümü hakkındaki tüm bilgileri sunmaya çalıştık. Eserleri hakkında kısa bilgiler ve bu eserlerin hangi kütüphanelerde bulunduklarının malumâtını da verdik. İkinci bölümde Risāle fî İḫbār bi- bi-Elleẕī'yi ele aldık. Bundan sonra yazarın risaledeki metodunu, Risāle fî İḫbār bi-Elleẕī'nin kaynaklarını ve bu risalenin nüshalarının özelliklerini sunduk. Daha sonra ise tahkikdeki izlediğimiz metod hakkında bilgi verdik. Son bölümde Risāle fî İḫbār bi-Elleẕī'nin tahkikli metnini sunduk. Tahkik esnasında elimizde üç nüsha bulunmakta idi. Ayetler, hadisler, şiirler, kişiler, yerler, kaynaklar vb. hakkında bilgiler dipnot olarak verilmiştir. Anahtar kelimeler: Yalvacî, İbrahim b. Muhammed, İhbar bi-Ellczi, İsm-i Mevsûl.

ArapçaDilbilgisiİbrahim bin Muhammed el-Yalvacı+3
İsmail Erken
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ebussuud el-Îmadî'nin "Hâşiye alâ Kitâbi'l-Buyû' min el-İnâye" adlı eserinin tahkik ve tanıtımı

İslam ulemasının asırlardır öncellikle üzerinde ihtimamla üzerinde durdukları ilimlerin başında fıkıh ilmi gelmektedir. Fıkıh ilmi ile helal, haram, ibadetlerin ifası vacipler ile sünnetlerin nasıl ifa edileceği bilinir. Fıkıh kendi içerisinde kısımlara ayrılır. Bu kısımlardan biri de "Muamelat fıkhı"dır. Muamelat fıkhı, günlük ihtiyaçlarımızın nasıl yapılacağı hususunda bilgi verir. Bu konu üzerinde ehemmiyetle duran âlimlerden biri de Osmanlı Şeyhülislâmı, Ebüssuûd Efendi (ö.928/1574) dir. Onun "Kitâbü'l-'İnâye Şerhu'l-Hidâye Şerhu Bidâyetü'l-Mübtedî li'l-Âlim el-Bâbertî" adlı yazma eseri günümüze kadar gelmiştir. Ehemmiyetine binaen bu eseri tahkik ederek üzerinde çalıştık. Çalışmamızın özet kısmında çalışmamın gayesi, risalenin ilmi değeri, çalışma esnasında karşılaştığımız zorluklar ile ulaştığımız sonuçları paylaştık. Çalışmamız bir mukaddime ile iki bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım da Ebüssuûd Efendi'ni üzerinde çalışmış olduğu Hanefî fakihi Ebü'l-Hasen Burhânü'd-din Alî b. Ebî Bekr b. Abdilcelîl el-Fergânî el Mergînânî (ö.593/1197)'ye ait el-Hidâye'den ve tanınmış Hanefî fakihî Ekmelüddîn Muhammed b. Mahmûd b. Ahmed el-Babertî er-Rûmî el-Mısrî (ö.786/1384) 'ye ait Kitâbü'l-'İnâye'den bahsettik. İkinci kısımda üzerinde çalıştığımız yazma eser ve müellifinden, takip etmiş olduğu metottan ve muhakkikinden bahsettik. Sonuç kısmında ise üzerinde çalıştığımız yazma eserden elde ettiğimiz bulguları yazdık. Anahtar Kelimeler: Ebussuud, el-Hidâye, el-İnâye, el-Bey, el-Baberti

Fatmatuzzahra Kajje
Ağrı İbrahim Çeçen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmkân risaleleri bağlamında Kemalpaşazâde'nin imkân anlayışı

İmkân kavramı Aristoteles çevirileri ile birlikte İslam dünyasına intikal etmiş daha sonra bu kavram mütekaddim kelam geleneği içerisinde ve İbn Sînâ öncesi felsefe geleneği içerisinde çeşitli yaklaşımlar ile ilerleme kaydetmiştir. İbn Sînâ ile birlikte metafizik ilminin temel bir kavramı haline dönüşen imkân kavramı İbn Sînâ sonrasında Gazzâlî ve Fahreddîn er-Râzî ile birlikte farklı yönleri ile ele alınmaya devam etmiştir. Bu iki isim sonrasında Nasîruddîn et-Tûsî'nin ve Adudüddin el-Îcî tarafından kaleme alınan metinlerde yer alan imkân meseleleri bu metinler üzerine oluşan şerh ve haşiye gelenekleri vasıtası ile Osmanlı düşüncesine intikal etmiştir. Osmanlının en düşünürlerinden birisi olan Kemalpaşazâde de imkân konularına ilişkin olarak Risâle fi tahkîki luzûmi'l-imkân li'l-mümkin, Risâle fi'l-eys ve'l-leys, Risâle fî enne'l-mümkin lâ yekûn ehadu tarafeyhi evlâ bih li-zâtih ve Risâle fî'l-fakr isimli dört risale kaleme almıştır. Risalelerde kendinden öncekilerden tevarüs ettiği ilmi tecrübeyi de ortaya koyan Kemalpaşazâde, o dönem için imkân konusu etrafında tartışılan konuları ayrıntılı bir şekilde tahlil etmiş ve yer yer özgün görüşler ortaya koymuştur. Bu tez, mezkûr risaleler bağlamında Kemalpaşazâde'nin imkân hakkındaki görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde İbn Sînâ'ya gelinceye değin imkân kavramının gelişimi genel hatları ile ortaya koyulmaya çalışılmış ve İbn Sînâ'nın mümkün varlık anlayışının hangi sorunlara cevap verdiği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde İbn Sînâ sonrasında Gazzâlî, Fahreddîn er-Râzî, Nasîruddîn et-Tûsî ve Adudüddin el-Îcî bağlamında müteahhir dönem kelam geleneğinde imkân kavramı ile ilgili oluşan literatür genel hatları ile ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Kemalpaşazâde'nin dört risalesi temele alınarak imkân mevzularında sahip olduğu fikirler tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümüne yapılan Kemalpaşazâde'nin imkân meselelerinde özgün yönleri üzerine genel bir değerlendirme yapılmıştır.

FelsefeKemalpaşazade Şemseddin AhmedRisale+3
Ahmet Faruk Yolcu
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular