Pamuk
101 theses under this subject heading
Pamuk f3 - f4 generasyonlarının verticillium solgunluğu hastalığına tolerans, verim ve lif kalite özellikleri yönünden incelenmesi ve anılan hastalıkla ilişkili bazı moleküler markörlerin doğrulanması
Bu çalışma, pamuk F3 ve F4 generasyonlarında Verticillium solgunluğu hastalığına tolerans, verim ve lif kalite özelliklerinin irdelenmesi ile anılan hastalıkla yakın ilişkili QTL bölgeleri üzerinde bulunan 18 SSR markörünün doğrulanması amacıyla 2016 ve 2017 yıllarında yapılmıştır. Çalışma pedigri yöntemi uyarınca yürütülmüştür. Denemeler, 2016 yılında (F3) döl sıraları, 2017 yılında (F4) ise birleşik familya blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada kontrol olarak kullanılan genotipler [anaçlar (VD-4 ve Stoneville 468) ve standart çeşitler (Carisma, Flash ve Lydia)] tekerrürlü ve 4 sıralı olacak şekilde, tek bitkilerden gelen tohumlar ise ayrı sıralar halinde ekilmiştir. Çalışma sonucunda, her iki yılda da kontrol olarak kullanılan genotipler arasındaki farklılıkların, yaprak ve iletim dokusu semptomlarına göre hastalık indeksi yönünden istatistiksel olarak %1, lif esnekliği yönünden ise %5 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır. Buna karşın, çırçır randımanı değerlerinin 2016, lif eğrilebilme yeteneği değerlerinin ise 2017 yılında %1 düzeyinde önemli olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte F3 ve F4 generasyonlarına ilişkin popülasyonlara ait ortalama değerlerin, incelenen tüm özellikler yönünden istatistiksel olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İlaveten popülasyonların incelenen tüm özellikler yönünden geniş bir varyasyon sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca, moleküler çalışmalar sonucunda GH215 markörü ile Verticillium solgunluğu hastalığı arasında yakın bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Elektronik kontrollü pamuk tepe kesme makinesi tasarımı
Bu çalışmada, iki sıralı bir pamuk tepe kesme makinesi prototipi ve bu makineye uyarlanmak üzere anlık olarak bitki yüksekliğini algılayan ve istenilen kesme yüksekliğini otomatik olarak ayarlayabilen bir kontrol sistemi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ön çalışmalarda pamuk tepe sürgünlerinin kesme işlemi ile ilgili fiziko-mekanik özellikler incelenmiştir. İki sıralı prototip makinenin traktöre önden takılabilmesi için bir ataşman tasarlanmıştır. Dönerek çalışan kesici bıçaklar hidro-motorlar aracılığıyla, her bir bıçağı taşıyan ünitenin aşağı-yukarı hareketi ise hidrolik silindirler ile sağlanmıştır. Mekanik sisteme ait katı modelleme SolidWorks, hidrolik sisteme ait devre tasarımı ise FluidSim yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Değişen bitki yüksekliklerini ucuz ve pratik bir şekilde ölçmek ve izlemek amacıyla Arduino mikro denetleyici ve mesafe sensörleri kullanılmış ve Bitki Yükseklik Kontrol Sistemi (BIYKOS) geliştirilmiştir. BIYKOS, bitkiyi tepesinden itibaren 5-15 cm mesafeden kesmek üzere geliştirilmiştir. Hidro-mekanik sistemin çalışması ilk yıl denemelerinde bir pamuk tarlasında, otomatik yükseklik kontrol sisteminin denemeleri ise ikinci yılda bir ayçiçeği tarlasında yapılmıştır. İlk yıl denemelerinde farklı ilerleme hızlarında ve bıçak dönü hızlarında bıçak ve misina ile kesme denemeleri yapılmış ve deneme konularının pamuğun verim ve kalite parametrelerine etkisi, pamuk tepe bölgesinin kesilmeye karşı fiziko-mekanik özellikler araştırılmıştır. İkinci yıl denemelerinde ise farklı ilerleme hızlarında ve sabit bıçak hızında otomatik yükseklik kontrol sisteminin kesme başarısı belirlenmiştir. Kesme başarısının belirlemek için anlık zaman, bitki yüksekliği ve bıçak yüksekliği ölçümleri yapılmış ve kesilen bitki sürgünlerinin oranı analiz edilmiştir. Kontrol sistemine ait algoritmanın saha koşullarında işlevsel olduğu görülmüştür. Deneme öncesinde ve sonrasında bitkilerin tepe boyları ölçülmüş ve tepe kesme başarısı tüm hız denemelerinin ortalaması %73 olarak tespit edilmiştir. En yüksek iş başarısı 5,62 km/h ilerleme hızında %76 olarak ölçülmüştür. Sistemin, kesme başarısını artırmak için farklı sensörler ve sensör konfigürasyonları kullanılması önerilebilir.
Süperkritik karbondioksit akışkan ortamında beta siklodekstrin ile pamuğun hidrofilleştirilmesi
Tekstil endüstrisi, en fazla su tüketen sektörlerin başında gelmektedir. Son yıllarda artan çevresel kaygılar, tekstil sektöründeki iplik hazırlama, terbiye, boyama gibi tüm alanlardaki su tüketimini ve atık su yükünü azaltma çabalarını gün yüzüne çıkarmıştır. Yapılan çalışmalar, süperkritik akışkan teknolojisinin gerek günümüzde gerekse gelecekte pek çok tekstil uygulamasında bu hedefi gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.Bu teknoloji ile ulaşılan olumlu çevresel etkiler, su tüketiminin büyük ölçüde azaltılması ve atık sulardaki tehlikeli kirliliklerin ortadan kaldırılması yönündedir. Bu tezde tekstil endüstrisinin en önemli girdisini teşkil eden ve dünya çapında en çok üretilip tüketilen pamuk liflerinin hidrofilleştirilmesi, beta-siklodekstrin varlığında yenilikçi süperkritik akışkan teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Fosfor ve azot içeren güç tutuşur polimerlerin sentezi, karakterizasyonu, %100 pamuklu kumaşlara aplikasyonu ve yanma davranışlarının incelenmesi
Fosfor ve azot içeren vinil imidazole ve vinil fosforik asit monomerlerinin kopolimerizasyonu ile çözücü kullanmadan kütle polimerizasyon yöntemi sentezi ile gerçekleştirilmiştir. Kopolimerizasyon için gerekli olan reaksiyon koşullarını, başlatıcı ve monomer oranı ön denemeler ile belirlenmiştir. Kumaştaki tutuşma süresi göz önüne alınarak farklı miktarlarda güç tutuşur polimer içeren solüsyonlar hazırlanmıştır. Güç tutuşur polimerin kumaş üzerindeki maksimum kendini sönümleme etkinliğini saptamak için farklı sıcaklık, derişim ve fiksatör denemeleri yapılarak deney optimizasyonu belirlendi. Sentezlenen malzemenin kumaşa aplikasyonu için sıcak ve soğuk emdirme, plazma, çektirme ve merserizasyon işlemleri denenmiştir. En iyi sonuç 90 oC sıcaklıkta merserizasyon yöntemi ile elde edildi. Elde edilen polimerin yapı analizi için FT-IR ve 31P NMR analiz yöntemleri kullanıldı ve yeni bir madde sentezlendiği kanıtlandı. Sentezlenen güç tutuşur polimer ile işlem yapılmış Pamuklu kumaşların karakterizasyonları için SEM-EDX analizinden yararlanıldı. Elde edilen görüntülerde kumaş liflerinin kopmadığı görülmüştür. LOİ testinde de bu durum doğrulanmıştır. Böylelikle sentezlenen güç tutuşur polimerin tekstil materyallerindeki başarısı ortaya konulmuştur.
Damla sulama sistemleriyle pamuk bitkisinin sulama olanakları
Bu çalışma, damla sistemleriyle pamuk bitkisinin sulanma olanaklarını araştırmak amacıyla; Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Deneme Alanında, 1994-95 yıllarında yapılmıştır. Araştırmada Çukurova-1518 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Lateraller sıra aralıklarıyla uyuşumlu olarak (0.7 m ara ile) yerleştirilmiştir. Sulama suyu miktarının belirlenmesinde açık su yüzeyi buharlaşma değerlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada, iki farklı sulama aralığı (Sl= 5 ve S2= 10 gün), üç bitki katsayısı (Kcp1 = 0.75, Kcp2 = 0.90 ve Kcp3 = 1.05) ve iki ıslatma yüzdesi (Pl = 0.70 ve P2= bitki örtüsü yüzdesine göre değişen) kullanılmıştır. İlk sulama, 120 cm toprak derinliğindeki elverişli nem % 40 düzeyine düştüğünde yapılmış ve mevcut nemi tarla kapasitesine getirecek miktarda su uygulanmıştır. Deneme konularına uygulanan sulama suyu miktarları 322 - 472 mm; mevsimlik su tüketimi miktarları 449 - 615 mm; konulardan elde edilen kütlü miktarları ise, 197 - 422 kg/da arasında değişmiştir. Analiz sonucu, sulama aralıkları ve ıslatma yüzdesinin verime etkileri önemsiz, ilk yıl Kcp'nin, ikinci yıl P-Kcp etkileşiminin % 5 düzeyinde önemli olduğu saptanmış ve mevsimlik verim-tepki etmeni (Ky) 0.70 olarak bulunmuştur. Bitki boyu, yaprak alan indeksi (LAI), örtü gelişimi ve kuru madde miktarı ile bitki su tüketimi arasında önemli ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Etkili kök derinliği konulara göre 88 - 111 cm arasında değişmiştir. Toplam su kullanma randımanı (TWUE) 0.58-0.62 kg/da/mm, sulama suyu kullanma randımanı (IWUE) 0.755-0.94 kg/da/mm ve I/ET oranı % 67-72.5 arasında saptanmıştır. Damlatıcıdan 15 cm uzakta tuz yığışımının genellikle üst katmanlardan aşağıya doğru azaldığı ve alt katmanlarda tekrar arttığı gözlenmiştir. Damlatıcıdan 30 cm uzaklıkta, ıslak cephe sınırına doğru tuz yığışımı artış göstermiştir. Sonuçta; Çukurova koşullarında, pamuğun damla sistemiyle sulanması durumunda, sulama aralığının 10 gün, Kcp'nin 1.00 ve ıslatma yüzdesinin bitki örtü gelişimine bağlı olarak değiştirilmesinin uygun olacağı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Pamuk, damla sulama, verim - tepki etmeni, kök gelişimi, sulama programı
Harran ovası koşullarında pamukta Thrips tabaci Lind. (Thysanoptera: Phripidae) populasyonunun bitki gelişimine ve kütle verimine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada, yapılan sörvey ve kurulan denemelerle, Harran ovasında, T. tabaci hin, pamuk bitkisinin gelişmesine ve kötlü verimine etkisi araştırılmıştır. 1996-1998 yıllarında yapılan sörveylerde, T. tabaci populasyonu her yıl aynı yoğunlukta gelişmemiş, yoğunluğunun yüksek olduğu yıllarda, ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olabilecek seviyenin üzerine çıkmıştır. Yapılan bitki, parsel ve tarla denemelerinde bitkinin temel gelişim döneminde, T. tabacfmn. populasyon yoğunluğunun artışıyla orantılı olarak, bitkide tarak gelişmesi, koza gelişmesi gerilemiş, açılmış koza sayısında ve kütlü veriminde düşüşler olmuştur. T. tabaci populasyonu, bütün denemelerde, teknik talimatta % 15 bulaşık bitki olarak belirtilen Ekonomik Zarar Eşiğinin çok üzerine çıkmıştır. T. tabaci populasyonunun, bu eşiğin üzerine çıktığı bir çok karakterde oluşan ürün kaybı bir ilaçlama için hesap edilen ürün miktarının altında olmuştur. T. tabaci populasyonunun 4-5 adet/yaprak seviyesi üzerinde geliştiği bitkilerde kütlü veriminde oluşan kayıplar, bir ilaçlama için hesap edilen kütlü miktarının üzerinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Thrips tabaci Lind., Pamuk (Gossypium hirsutum L.), Harran ovası, GAP
Çukurova bölgesinde pamuk tarımında hasadın ekonomik analizi
öz YÜKSEK LİSANS ÇUKUROVA BOLGESI'NDE PAMUK TARIMINDA MAKİNELİ HASADIN EKONOMİK ANALİZİ Baran YAŞAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman:Doç. Dr. M. Necat ÖREN Yıl:2003, Sayfa: 76 Jüri : Doç. Dr. M. Necat ÖREN : Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL : Yrd. Doç. Dr. Sait M. SAY Bu çalışma ile, pamuk tarımında elle hasadın alternatifi durumunda olan hasat makinesi kullanımının ekonomik, sosyal ve kısmen de teknik açıdan analiz edilerek, ülkemiz koşullarında kullanım olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, işgücü sorununun en fazla yaşandığı, dolayısıyla başlıca üretici bölge olma özelliğini giderek kaybeden Çukurova Bölgesi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Ancak, bölgede makineli hasadın analizine olanak sağlayacak ölçüde bir kullanımla karşılaşılmadığından, değerlendirmelerde Ceylanpınar Tarım İşletmesi ile kısmen Ege Bölgesine ait kayıtlar esas alınmıştır. Araştırma bulguları, ülkemizde de artık makineli hasada geçiş için gerekli koşulların oluştuğu, mevcut koşullarda bile hasat makinesi kullanımıyla hasat giderlerinde % 33,64 ile % 44,18 arasında, toplam giderlerde ise % 4,85 ile % 6,68 arasında bir maliyet tasarrufu sağlanabileceğini göstermektedir. Yeni nesil hasat makinelerinin kullanımı, uygun işletme yapılan ve çeşitlerin yaygınlaşmasıyla bu tasarruf daha da artacaktır. Ancak, olayın sosyal boyutu gözardı edilmemeli, makineli hasadın yaygınlaşmasıyla atıl hale gelecek işgücüne alternatif gelir olanakları yaratılmalıdır. Anahtar kelimeler. Pamuk hasat makinesi, pamuk hasat mekanizasyonu, pamuk toplama maliyeti, pamuk üretim maliyeti, Çukurova Bölgesi.
Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) yaprağa bor uygulamlarının verim ve lif kalitesine etkisi
Bu çalışma, 2002 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında yaprağa bor uygulamalarının pamuğun verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütiitaüştür. Bor uygulamaları, her uygulamada 0.15, 0.30, 0.45 ve 0.60 kg/ha olmak üzere taraklanma, ilk çiçeklerime ve çiçeklerime doruğu dönemlerinde yapılmıştır. En yüksek koza sayısı 0.90 kg/ha bor uygulamasında, en düşük koza sayısı ise kontrolda oluşmuştur. Koza kütlü pamuk ağırlığı ve çırçır randımanında, sırasryla, 1.80 ve 0.90 kg/ha bor uygulamaları ile önemsiz artışlar elde edilmiştir. Bor uygulaması koza ağırlığında kontrole oranla önemli düzeyde artışa yol açmıştır. En yüksek koza ağırlıkları 0.45 ve 1.35 kg/ha bor uygulamalarından elde edilmiştir. Bor uygulamaları ile kütlü pamuk ve lif veriminde önemli artışlar olmuştur. Gerek kütlü pamuk gerekse de lif veriminde düşük dozda (0.45 kg/ha) bor uygulamaları kontrolden farksız verim vermiştir. Bor uygulamalarının lif kalite özelliklerinde önemli etkisi gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Pamuk, yaprak gübrelemesi, bor, verim, lif kalitesi.
Üç farklı lif rengine (yeşil, kahverengi ve beyaz) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L. ) yaprak, lif, tohum kabuğu ile tohum iç kısmının, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonlarının saptanması
Bu çalışma, üç farklı lif rengine (beyaz, kahverengi ve yeşil) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L.), yaprak, lif, tohum kabuğu ve tohum iç kısmının, kimi ağır metal-mikro besin elementi (Cu, Mn, Fe and Zn) konsantrasyonlarının saptanması amacı ile yürütülmüştür. Bakır konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 0.92, 1.23 ve 1.58 mg/kg. Mangan konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.73, 6.94 ve 11.20 mg/kg. Çinko konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 2.27, 2.94 ve 5.49 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverengi, beyaz ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.24, 7.29 ve 12.43 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverenkli liflerde, 4.24 mg/kg ile en düşük. Çinko konsantrasyonları, beyaz ve kahverekli liflerde, sırayla 2.27 ve 2.94 mg/kg üe en düşük ve benzerdir. Fakat, yeşil renkli liflerde 5.49 mg/kg ile en yüksek değerdedir. Pamuk genotiplerinin, incelenen tasımlarında, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonların, genelde beyaz lifli pamukta en düşük, buna karşılık yeşil lifli pamukta en yüksek, kahverengi lifli pamuktaki konsantrasyonlar ise beyaz ve yeşil lifli pamuktaki konsantrasyonlar arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal renkli pamuk, micro besin elementi- ağır metal, lif, yaprak, pamuk tohumu
Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) azot kullanım etkinliğinin damlama sulama ve salma sulama yöntemleri yönünden karşılaştırılması üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Çukurova koşullarında, damlama sulama yöntemi ile sulanıp, dekara, 4, 8, 12 ve 16 kg azot ve karık yöntemi uyarınca sulanıp, dekara 16 kg azot gübrelemesi uygulamalarının, Çukurova-1518 ve Adana-98 pamuk çeşitlerinin verim ve lif kalite özelliklerine olan etkilerini incelemek amacı ile Ç.Ü. Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında, 2000 ve 2001 yıllarında, tesadüf blokları deneme deseninde, 4 tekrarlamak olarak yapılmıştır. Araştırmadan, Çukurova-1518 çeşidinin; kütlü verimi, bitki boyu, bitkide koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, çenet sayısı, koza ağırlığı ve erkencilik oram yönünden Adana-98 çeşidinden daha üstün bir genetik potansiyele sahip olduğu; Adana-98 çeşidinin ise; çırçır randımanı, şif oranı, odun dalı sayısı, lif inceliği, lif kopma dayanıklılığı, lif uzunluğu, lif yeknesaklığı, kısa lif oram ve lif esnekliği yönünden Çukurova-1518 çeşidinden; daha üstün bir genetik potansiyele sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmada, kütlü pamuk verimi, koza sayısı, çırçır randımanı, 100 tohum ağırlığı ve odun dalı say ismin, damlama sulama yöntemi ile dekara 8 ve 12 kg azot uygulamalarında artış gösterdiği; bu artışın damlama sulama yönteminin bitkilerin azot kullanım etkinliğini artırmasından kaynaklandığı; farklı uygulamaların lif kalite özellikleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Pamuk, karık usulü sulama, damlama sulama, azot dozu
Pamuk/poliester karışımı OE rotor iplik özelliklerinin tahmin edilmesi ve karışımının optimizasyonu
oz DOKTORA TEZİ PAMUK/POLIESTER KARIŞIMI OE ROTOR İPLİK ÖZELLİKLERİNİN TAHMİN EDİLMESİ VE KARIŞIMIN OPTİMİZASYONU Pınar DURU BAYKAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDSİLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN Yıl: 2003, Sayfa: 211 Jüri : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN : Prof. Dr. Erhan KIRTAY : Prof. Dr. RTuğrul OĞULATA : Doç. Dr. Rızvan EROL : Yrd. Doç. Dr. S. Noyan OĞULATA Tekstil ürünlerinin estetik özelliklerini geliştirmek ve performanslarım artırmak için farklı türde lifler karıştırılarak kullanılmaktadır. Böylece karışımdaki liflerin arzu edilen özellikleri biraraya getirilebilmektedir. Doğal ve yapay lif karışımları; rahatlık, konfor, kolay bakım özellikleri gibi avantajlara sahiptirler. Ayrıca bu tür karışımlar, ürün çeşitliliği ve rekabet olanakları da sağlamaktadır. Bu çalışmada, tekstilde çok yaygın olarak kullanılan pamuk / poliester karışımları incelenmiş, belirli hammadde özellikleri için lif karışım oranı ve iplik numarası faktörleri ile karışım ipliklerinin kalite özellikleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Lif karışımlarının oluşturulması ve tasarım noktalarının belirlenebilmesi için deneysel tasarım tekniklerinden simpleks kafes tasarım tekniği kullanılmıştır. Belirlenen oranlarda karışım şeritleri hazırlanmış, bu şeritlerden laboratuvar tipi bir üniteli rotor iplik eğirme makinasmda (quickspin) beş farklı numarada rotor iplikleri üretilmiş ve bu ipliklerin test edilen kalite özellikleri tepki değişkenleri olarak incelenmiştir. Lif karışım oranlan karışım değişkenleri, iplik numarası ise proses değişkeni olarak alınmış ve proses değişkeni içeren karışım problemlerinde tepki değişkenlerinin tahmin edilebilmesi için birleştirilmiş model tekniği kullanılarak, karışım-proses çapraz tasarım yapılmıştır. Design-Expert paket programı kullanılarak, her bir tepki değişkeni için ayrı ayrı regresyon modelleri oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler : Lif Karışımları, OE Rotor İplikleri, Karışım İplik Özellikleri, Karışımın Optimizasyonu, Deneysel Tasarım. j IV
Çukurova bölgesi koşullarında, farklı ekim zamanı ve potasyum uygulamalarının pamuğun (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisi üzerine bir araştırma
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİ KOŞULLARINDA, FARKLI EKİM ZAMANI \T POTASYUM UYGULAMALARININ PAMUĞUN (Gossypium hirsutum L.) VERİM VE LİF KALİTE ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA CEMAL YÜCEL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd. Doç. Dr. Özgül GÖRMÜŞ Yıl: 2001, Sayfa: 87 Jüri: Yrd. Doç. Dr. Özgül GÖRMÜŞ Prof. Dr. Menşure Özgüven Doç. Dr. İbrahim Ortaş Çalışma, 2000 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında farklı ekim zamanı (10, 17 ve 24 Mayıs) ve potasyum (0 ve 15 kg/da) uygulamalarının pamuğun (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Kütlü pamuk verimi 10 vel5 Mayıs ekimlerinde, 24 Mayıs ekimine oranla önemli düzeyde yüksek olmuştur. Potasyum uygulaması, kontrola oranla, kütlü pamuk veriminde % 6.5 oranında bir artış oluşturmuştur. Ekim zamanının gecikmesi ile birlikte ilk koza açımı için gerekli gün sayısında (erkencilik oranında) artış belirlenmiş, potasyum uygulamasının erkencilik üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır. Ekim zamanlarının çırçır randımanında farklılık oluşturmadığı, potasyum uygulaması ile çırçır randımanında, lif veriminde artış olduğu saptanmıştır. En düşük çırçır randımanı 1 7 Mayıs ekiminde 0 kg potasyum uygulamasından elde edilmiştir. Ekim zamanı ve potasyum uygulamaları incelenen lif kalite özelliklerinde farklılık oluşturmamıştır. Anahtar kelimeler: Pamuk, ekim zamanı, potasyum gübrelemesi, verim, lif kalitesi.
Farklı nitelikteki sulama sularının ve yıkama oranlarının pamuk bitkisinin değişik gelişme dönemlerindeki etkilerinin irdelenmesi
Bu çalışma, elektriksel iletkenlikleri farklı sularla yapılan sulamaların pamuğun su-tuz- yıkama oranı- verim ilişkileri ile kuru madde miktarlarına bağlı olarak tuza dayanım düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Deneme 1997 ve 1998 pamuk yetişme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Deneme Alanında yürütülmüştür. Araştırmada, çizgi kaynaklı yağmurlama sistemi kullanılmış; bitkilere sulama sırasında farklı düzeylerde su ve tuz uygulanmıştır. Pamuk üç gelişme dönemine (vejetatif, çiçeklenme ve koza oluşumu, kozaların açılması) ayrılmış, her dönemde farklı düzeyde sulama suyu verilmiş ve değişik yıkama oranlarının oluşması sağlanmıştır. Araştırmada, 7 ana konuda ilk yıl 28, ikinci yıl 21 alt konu ele alınmıştır. Sonuçta, farklı nitelikteki sulama suları dikkate alınarak yapılan sulamaların pamuk kuru madde ve kütlü miktarlarına etki ettiği; özellikle gelişme dönemlerinin su ve tuz düzeylerinden daha fazla etkilendiği saptanmıştır. Sulama suyu tuzluluğu arttıkça bitki su tüketimi ve kütlü miktarları azalmıştır. Sulama uygulamalarında artan tuzluluk düzeyleri toprakta tuz birikimine neden olmuş ancak hem yıkamalar hem de kış yağışlarının etkisiyle tuzluluk düzeyleri azalmıştır. Yıkama oranlarının yüksek olduğu konularda topraktan arındırılan tuz miktarlarının azaldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tuzluluk, Sulama suyu, Drenaj suyu, Pamuk, Yıkama Oranı
Şanlıurfa'da pamuk alanlarında zararlı olan lepidoptera türlerinin saptanması, popülasyon gelişimleri, doğal düşmanları ile dikenlikurt ((earias insulana (boisd. ) lepidoptera: noctuidae))'un biyolojisi ve bitki fenolojisi arasındaki ilişkilerin
ÖZ DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA'DA PAMUK ALANLARINDA ZARARLI OLAN LEPIDOPTERA TÜRLERİNİN SAPTANMASI, POPULASYON DEĞİŞİMLERİ, DOĞAL DÜŞMANLARI İLE DİKENLİKURT [(Earias insulana (Boisd.) LEPIDOPTERA: NOCTUIDAEl'UN BİYOLOJİSİ VE BİTKİ FENOLOJİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BELİRLENMESİ Levent UNLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl 2001, Sayfa: 110 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Avni UĞUR Prof.Dr. A.Faruk ÖZGÜR Şanlıurfa ve ilçelerinde 1998-2000 yılları arasında pamukta zarar yapan Lepidoptera takımından sekiz tür tespit edilmiştir. Bu zararlılar; Agrotis spinifera (Hübn.), A. segetum (D.-S.), A. ipsilon Hufn., Spodoptera exigua (Hübn.), S. littoralis (Boisd.), Helicoverpa armigera (Hübn.), Earias insulana (Boisd.) ve Pectinophora gossypiella (Sound) türleridir. Bunlar arasında en önemli türler ise, H. armigera, E. insulana ve P. gossypiella olarak belirlenmiştir. Pamuğun koza ve olgunlaşma döneminde zarar yapan H. armigera, her yıl zarar oluşturmazken, populasyonu 1998 yılında maksimuma ulaşmıştır. E. İnsulana'nın populasyonu, 1999 yılında artarak, olgunlaşma döneminde önemli zarar oluşturmuştur. Pembekurt'a 1998 yılında az sayıda saptanmış, 1999 yılında ise populasyonu artmıştır. Pamuk hasadından sonra toplanan kör kozaların incelenmesiyle, Şanlıurfa ve ilçelerinin Dikenlikurt ve Pembekurt ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Harran Ovasından toplanan kör kozaların ortalama bulaşıklık oranı 1998, 1999 ve 2000 yıllarında sırasıyla %13.7, %43.1 ve %26.6; İlçelerde ise, %16.6, %17.7 ve %8.2 olmuştur. E. insulana'nın suni besin üzerinde, dört farklı sıcaklıkta (21, 25, 29 ve 33±1°C), %70±5 orantılı nem ve 16 saat aydınlatmalı iklim odasında biyolojisi incelenmiştir. Zararlının gelişme süresinin 21°C'de en uzun, 29°C'de ise en kısa olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Earias insulana, Lepidoptera, Pamuk, Harran Ovası, Biyoloji
GAP bölgesi Harran Ovası koşullarında farklı azot gübre dozlarının ve büyüme düzenleyicilerinin pamuğun (Gosypium hirsutum L. ) önemli tarımsal ve teknolojik özelliklerine etkisi ve bunlar arasındaki ilişkiler üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Harran Ovası Koşullarında Farklı Azotlu Gübre Doz ve Büyüme Düzenleyicileri uygulamalarının Pamuğun {Gossypium hirsutum L.) Önemli Tarımsal ve Teknolojik Özelliklerine Etkisini ve Bunlar Arasındaki İlişkileri Belirlemek Amacıyla yapılmıştır. Denemeler, 1998-2000 yılları arasında, 3 yıl yürütülmüştür. Tesadüf Bloklarında Bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülen araştırmada, 0, 6, 12,18 kg /da azot dozları olarak 4 ana konu, kontrol, Pix (100 ml/da), Pix (200 ml/da), Atonik (150 ml /da) ve Atonik (300 ml/da) olmak üzere 5 alt konu ele alınmıştır. Yapılan varyans analiz sonucu azot ve büyüme düzenleyicileri uygulamalarının kütlü pamuk verimine etkisi istatistiki olarak önemli görülmüş, Azot x Büyüme düzenleyici etkileşimi ise önemsiz bulunmuştur. Her 3 yılda da 18 kg/da azot ve Atonik (300 kg/da) uygulamalarından en yüksek kütlü pamuk verimi elde edilmiştir. Yapılan regresyon analizinde azotlu gübre ile ürün arasındaki ilişki % 1 olasılıkla önemli (r=0.9649821) çıkmış; Y=266.117 + 21.547x - 0.623x2 quadratik denklemi elde edilmiştir. Bu denklemden yararlanılarak doğal optimum nokta 17 kg/da ekonomik gübre dozu 16 kg /da olarak tespit edilmiştir. Azotun, bitki boyu, meyve dalı sayısı ve koza sayısını arttırdığı; Pixin, bitki boyunu kısalttığı; Atonikin bitki boyunu arttırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Azot dozu, Pix, Atonik
Türkiye'de bölgesel pamuk fiyatlarının analizi
Bu araştırmada, 1970-2001 döneminde, Çukurova, Ege ve dünya pamuk fiyatlarındaki değişmeler, bu fiyat serileri arasındaki benzerlik ve farklılıklar incelenmiştir. Çukurova ve Ege Bölgesi pamuklan cari fiyat trendleri artış eğilimi gösterirken, bu iki bölgenin reel fiyat trendleri azalış eğilimi göstermektedir. Mevsimsel dalgalanmalar incelendiğinde, Çukurova ve Ege Bölgesinin benzer özellik gösterdiği görülmektedir. Çukurova ve Ege Bölgesinde pamuk fiyatları, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında mevsim ortalamasının üzerindedir. Dünya fiyatlarında ise, cari ve reel fiyat trendleri artış eğilimi göstermektedir. Dünya fiyatları önemli bir mevsimsel dalgalanma göstermemektedir. Bu durum dünya pamuk fiyatlarının, Çukurova ve Ege pamuk fiyatlarından daha kararlı bir seyir izlediğinin göstergesidir. Dünyada ve Türkiye'de reel pamuk fiyatları son üç yıldır, benzer şekilde konjonktürün iniş devresindedir. Ülkemizde pamuk tarımının geliştirilmesi için reel pamuk fiyatlarında ve üretici gelirlerinde kararlılık sağlanmaya yönelik politikaların önemi büyüktür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Pamuk Fiyatları, Fiyat Analizi
Pamuk bitkisinde (Gossypium hirsutum L. ) azot ve pix (mepiquat chloride) uygulamalarının lif, iplik ve tohum kalitesine etkileri üzerine bir araştırma
Bu çalışma, 2000 yılında, pamuk bitkisinde azot (12, 18 ve 24 kg/da) ve Pix uygulamalarının (kontrol, taraklanma başlangıcında 25 cc/da, taraklanma başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da, çiçeklenme başlangıcında 35 cc/da, çiçeklenme başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da) koza, lif, iplik ve tohum kalitesine etkilerini saptamak amacı ile bölünmüş parseller deneme deseninde, üç yinelemeli olarak yürütülmüştür. En yüksek çırçır randımanı 18 kg azot dozunda çiçeklerime başlangıcından 15 gün sonra 35 cc/da Pix uygulamasında elde edilmiştir. Azot dozlarının ve Pix uygulamalarının incelenen tüm lif kalite Özelliklerine etkisi görülmemiştir. Soğuk çimlenme oranında azot uygulamalarının etkisi görülmezken, çiçeklenme başlangıcında 35 cc/da Pix uygulaması en yüksek soğuk çimlenme oranını sağlamıştır. İplik esnekliğinin artan azot dozu ile artma eğiliminde olduğu, en yüksek iplik esnekliğinin çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarında oluştuğu belirlenmiştir. Taraklanma dönemine oranla çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarının iplik kopma dayanıklılığında önemli düzeyde artış sağladığı bulunmuştur. İplikte kusur olarak bilinen ince ve kalın yerler yönünden en yüksek 24 kg azot dozunda ve çiçeklenme döneminde yapılan Pix uygulamalarında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Azot gübrelemesi, Pix uygulaması, lif, iplik, tohum kalitesi.
Farklı dozlardaki Mg uygulamalarının pamuk bitkisinde verim ve kaliteye etkisi
Farklı dozlarda Mg uygulamasının, pamuk bitkisinde verim ve kaliteye olan etkisinin araştırıldığı bu çalışmada, Gossypium hirsutum L. türü içinde yer alan Çukuroval518 ve Laçhata pamuk çeşitleri ile Mg' un 4 farklı dozu materyal olarak alınmıştır. Denemeler, Tesadüf Blokları deneme desenine göre, 3 yinelemeli olarak kurulmuştur. Çalışmadan, uygulanan farklı Mg dozlarının, yapraklarda saptanan Mg miktarına, bitki boyuna, bitkideki koza sayışma, 100 tohum ağırlığına, şif oranına, meyve dalı sayısına ve kütlü pamuk verimine etkili olduğu; çeşitlerin, yapraklarda saptanan Mg miktarı, bitki boyu, bitki koza sayısı, şif oranı, lif inceliği, meyve dalı sayısı, lif kopma dayanıklılığı, lif uzunluğu, lif yeknesaklık indeksi ve kütlü pamuk verimi özellikleri yönünden birbirinden farklı olduğu; yapraklarda saptanan Mg miktarı yönünden çeşit x Mg interaksiyonunun önemli çıktığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Gossypium hirsutum L., Mg Dozları, Verim, Kalite
Pamukta uçakla defolyant uygulamaları üzerine araştırmalar
138 Türkiye'de yaklaşık 700 bin ha alanda tarımı yapılan pamuğun, % 29.5'i Çukurova'da yetiştirilmektedir. Bölgede geniş alanlarda tarımı yapılan pamuğun, hasadında karşılaşılan problemleri azaltmak ve haşatı kolaylaştırmak amacı ile yaprak döktürücünün (defolyantın) havadan uçakla uygulanması araştırılmıştır. Araştırma, Adana Hacıali Pamuk üretme istasyonu pamuk tarlalarında yürütülmüştür. Makineli pamuk haşatında zorunlu olarak uygulanan defolyant elle hasatta da kolay, temiz ve erken bir hasat sağlamaktadır. Defolyant yaprakları dökmekte ve kozalar eş zamanlı açmaktadır. Yaprakların dökülmesi ile, toplanan pamuk içindeki yeşil aksam ve diğer yabancı maddeler azalmakta, kalite yükselmekte ve hasat daha erken dönemde yapılabilmektedir. Ayrıca, hasatta iş verimi arttırılmakta ve pamuğun büyük kısmı ilk elde hasat edilmektedir. Hasat döneminde, defolyantın pamuk tarlasında yer araçları ile uygulanması, açmış ve açmamış pamuk kozalarının dökülmesine neden olmaktadır. Uygulamanın, uçakla havadan yapılması bu problemi de ortadan kaldırmaktadır. Çukurova'da hasatta işçi bulma güçlüğü de vardır. Geç olgunlaşma ve yağmur nedeni ile bazen pamuk zamanında hasat edilememekte ve yağmur nedeni ile kalite de düşmektedir. Hasat döneminde, pamuk zararlılarının populasyonunda artış görülmektedir. Zararlılar, kalite düşmesine ve kayıplara neden olmaktadır. Haşata yakın dönemde özellikle, beyaz sinek zararı artmaktadır. Defolyant uygulaması ile bunların pamuğa olan zararı da bir derecede önlenmektedir. Yapraklar kuruyup, dökülmekte ve zararlıların beslenip, sığınacağı ortam kaybolmaktadır, ilaçlamadan tasarruf sağlanmakta ve kalite düşmesi de azaltılmaktadır. Araştırmacılara göre, pamukta kozaların % 50-70 oranlarında açtığı dönemlerde yapılan defolyant uygulamasında en iyi sonucun alındığı belirtilmektedir. Bu oranlar arasındaki değerlerde üç deneme parselinde uçakla üç defolyant uygulaması yapılmıştır. Bir parsel de kontrol olarak ayrılmış ve uygulama yapılmamıştır. I. denemede % 54, 1 1. denemede % 59 ve III. deneme döneminde de % 65 pamuk kozası açma oranları yapılan sayımlarla saptanmıştır. Defolyant uygulamalarında uçağın enine dağılım genişliğinde bitki ve sehpalar üzerinde, damla sayısı ve kalıntı miktarının dağılımının saptanması için örneklemeler yapılmıştır. Parsellerin ortasında, bitki sıra aralarına139 yerleştirilen örnekleme sehpalarında suya duyarlı kartlarla ve bitkide üç yaprak seviyesinde yaprağın alt ve üst yüzeylerindeki filtre kağıtları ile örneklemeler yapılmıştır. Cessna Ag Truck tarım uçağında I. denemede 12 adetD8-45 ve 48 adet D10-45 hidrolik Tee-jet meme takımı ile 4,6 L/da'lık hacim ve Piper PÂ 18- A/150 Super Cub tarım uçağıyla da 30 adet D12-45 hidrolik Tee-jet meme takımı kullanılarak, 4,7 L/da'lık hacim ile II. ve III. denemeler yapılmıştır. Denemelerde meme verdisi, uçak yer hızı ve diğer kalibrasyon değerleri de ölçülmüştür. Tarım uçaklarıyla yapılan uygulamada 10 m yükseklikte düşey termik hava akımları oluşmaktadır. Termik hava akımlarının şiddeti ve uygulamaya olan etkisi hava stabilite katsayısı (SR) ve dağılım katsayısı ( Pfc) ile belirlenmiştir. Hava stabilite katsayısı (SR) denemelerde -3,9 ile + 16,36 arasında ve dağılım katsayısı (r\)'da 2,46 ile 7,38 arasında kabul edilir sınırlar içinde saptanmıştır. Fiziksel damla analiz yöntemi ile damla dağılımı, özel örnek alma sehpaları üzerinde 4 yüzeyden suya duyarlı kartlarla örneklenmiştir. Hareketli yatay (HY), hareketli düşey (HD), sabit yatay (SY) ve sabit düşey (SD) yüzeylerinden üç pamuk kozası açma dönemlerinde denemeler yapılmıştır. Her denemede, dağılım genişliği boyunca alınan örneklerdeki damla sayıları ve leke çapları mikrometreli mikroskop ile ölçülmüştür. Geliştirilen bir eşitlik ile leke çapları, gerçek damla çaplarına dönüştürülmüştür. Bilgisayar programları ile damla spektrumu ve karakteristik çap değerleri NMD, MMD, VMD ve HC hesaplanmıştır. Her üç defolyant denemesinde de en küçük damla çap değerleri, düşey örnek yüzeylerde saptanmıştır. Damlaları en iyi karakterize eden hacimsel orta çap (VMD), yatay örnek yüzeylerde 205,0-^6,8 yun.; düşey örnek yüzeylerde 37,7-ZS2 yan. arasında değişmektedir. Yatay yüzeylerde düşey yüzeylere göre damla çapı daha büyük olarak saptanmıştır. Birim yüzeyde toplanan damla sayıları da örnekleme yüzeylerine göre değişmektedir. Yatay yüzeylerde 19,1-37,1 ve düşey yüzeylerde ise 10.6-22.8 adet damla/cmr olarak daha az damla sayısı dağılım yoğunluğu saptanmıştır. Defolyant denemelerinde damla çapı, damla sayısı ve homojenlik katsayıları arasında da bir ilişki saptanmıştır, örnekleme yüzeyi konumu, damla çapı ve damla sayısı dağılım yoğunluğunun damla çapı homojenliğini etkilediği görülmüştür. Damla sayısı dağılım düzgünlüğü % CV varyasyon katsayısı ile incelenmiştir. Dağılım genişliğinde varyasyon katsayısı değerleri % 31,5; 28,6 ve 22,3 ve örtme yapılarak iş genişliğinde ise % 29,6; 43,7 ve 27,2 olarak hesaplanmıştır. Varyasyon katsayısı ± % 50 değişim sınırları içinde olduğu140 için yeterli düzgünlükte kabul edilmiştir. Düşey yüzeylerden alınan örneklerde varyasyon katsayısı, yatay yüzeylere göre daha yüksek bulunmuştur. Düşey yüzeylerde dağılımın tekdüzeliği çevre şartlarından da olumsuz yönde önemli oranda etkilenmektedir. Yatay örnekleme yüzeylerinde toplanan damla sayılarının oranı üç deneme için sırasıyla; % £9,5; 66,5 ve 65,0 olarak bulunmuştur. Burada da görüldüğü gibi damlaların % 60-65'i yatay, % 35-40'ı da düşey yüzeylerde toplanmıştır. Düşey yüzeylere daha çok küçük çaplı damlalar düşmüştür. Fluorometrik yöntemle kalıntı dağılım paternlerinin belirlenmesinde Turner yapımı filtreli 111-000 model fiuorometre kullanılmıştır. Defoiyant denemelerinde püskürtme sıvısı içine flüoroşıl özellik gösteren disodyum fluorescein katılmıştır, örneklemeler bitki üzerine yerleştirilen üç yaprak seviyesindeki filtre kağıtları ile üst ve alt yaprak yüzeylerinden yapılmıştır. Fiuorometre, tarla çalışmalarından önce laboratoarda denenmiş ve kalibrasyon çalışması yapılmıştır. Bu amaç için değişik optik filtre ve çözelti derişikliklerinde okumalar yapılmıştır. Doğru ve duyarlı çalışma koşulları saptanmıştır, örnekleme yüzeylerinden elde edilen fluorescein belirteç madde çözeltisi, deney tüplerine alınarak bağıl fluorometre okuması Fu (% ) yapılmıştır. Fu okumalarına karşı gelen Cg (ug/ml) değerleri, derişiklik denklemleri ile dört duyarlılık basamağı için hesaplanmıştır. Bu değerler daha sonra birim örnekleme yüzeylerinde saptanan kalıntı miktarı G" (uL/cm^'ye dönüştürülmüştür. Dağılım genişliğinde kalıntı dağılım paternleri her yaprak seviyesi için elde edilmiştir. Denemelerde yaprak üst yüzeylerindeki kalıntı miktarlarının bağıl tutunma oranı I. denemede % 62.1; II. denemede % 64.4 ve III. denemede % 57.6; yaprak alt yüzeylerinde ise sırasıyla % 37.9; 35.6 ve 42.4 olarak saptanmıştır. Yaprak alt yüzeylerinde bağıl tutunma oram % 35-42 arasında ve yaprak üst yüzeylerinde de % 58-65 oranları arasında saptanmıştır. Birim yaprak yüzeyine düşen ve üç defoiyant uygulamasının ortalaması dikkate alınarak hesaplanan 18.12 jjg/cm2.10~2 'lik kalınü miktarının; % 43.24'ü üst % 35.43'ü orta ve % 21.33'ü de alt yaprak seviyelerinde saptanmıştır, üç yaprak seviyesinde yaprak üst yüzeylerinde saptanan ortalama bağıl tutunma oram ise % 61.37'dir. Kalıntı miktarının enine dağılım düzgünlüğü de varyasyon katsayısı ile incelenmiştir, üç denemede varyasyon katsayılarının değişimi sırası ile, dağılım genişliğinde % 41.9, % 32.1 ve % 38.0 ve iş genişliğinde ise% 47.3, % 38.3 ve % 24.6 olarak saptanmıştır. Kullanılan uygulama hacmine göre, üç uygulamada teorik olması gereken kalıntı miktarları, örnekleme yüzeylerine ulaşan damla sayısı ve kalıntı miktarları ile karşılaştırılmıştır. Hedefe ulaşma oranları141 hesaplanmıştır; uygulanan defolyantın damla olarak kabul edilen iş genişliğinde I. denemede % 45.06'sıi, II. denemede % 22.34'ü ve III. denemede % 15.30'u hedef yüzeylerde ölçülmüştür. Filtre kağıtlarındaki kalıntı miktarlarının ise I. denemede % 37.08'i, II. denemede % 32.76'sı ve III. denemede de % 46.62'si hedef yüzeyler üzerinde ölçülmüştür. Uygulanan defolyantın kalıntı olarak % 53.40 - 67.24'ü; damla olarak ise % 66.94 - 83.85'inin hedef dışı bölgelere düştüğü saptanmıştır. Parsellerden elde edilen pamuk verim değerleri arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Verimler arasındaki varyasyon katsayısı % 10'dan daha küçük hesaplanmıştır. Araştırmada kullanılan tarım uçaklarında, sorti zamanı ve iş verimi hesaplamaları da yapılmıştır. Deneme parsellerinde çalışılması nedeni ile sorti süreleri büyük ve iş verimi değerleri de küçük elde edilmiştir. Piper Super Cub tarım uçağında sorti süresi 462.2 s ve iş verimi 2.87 da/min Cessna Ag Truck tarım uçağında ise sorti süresi 374.55 s ve iş verimi de 3.52 da/min olarak gerçekleşmiştir.
Farklı sulama yöntemlerinin pamukta verim ve su kullanımına etkileri
Denemeler farklı sulama yöntemlerinin pamuğun verim ve su tüketimine etkisinin araştırılması amacıyla 1990 ve 1991 yıllarında yapılmıştır. Çalışmalar, Ç.ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre ve 3 yinelemeli olarak düzenlenmiştir. Araştırmada Çukurova 1518 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede karık, damla ve yağmurlama olmak üzere 3 farklı sulama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca her sulama yönteminin farklı sulama biçimleri de araştırmaya dahil edilmiştir. Buna göre, karık sulama yöntemi; göllendirmeli ardışık karık (GAK), serbest drenajlı karık (BK) ve göllendirmeli sürekli sulanan karık (GSK) olmak üzere 3 ayrı biçimde uygulanmıştır. Damla sulama yöntemi ise 30 ve 60 cm almak üzere iki ayrı damlatıcı aralığı ile geleneksel ve çift sıralı ekim olmak üzere farklı iki ekim şekli kullanılmıştır. Buna göre damla sulama yönteminde 4 alt konu oluşmuştur. Bunlar tek sıralı ekim, 30 cm damlatıcı aralığı (Dtto); tek sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (DT*o); çift sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (Dç&o) ve çift sıralı ekim 30 cm damlatıcı aralığı (D^to). Yağmurlama sulama yönteminde, farklı son sulama tarihleri ile farklı su alma düzeyleri ele alınmıştır. Böylece anılan yöntemde 24 alt konu oluşturulmuştur. Deneme parsellerinde ilk sulama, 120 cm toprak derinliğindeki kullanılabilir nem kapasitesi %40 düzeyine düştüğünde tüm konularda aynı anda yapılmıştır. Karık ve yağmurlama sulama yönteminde sulama zamanına serbest drenajlı karıkta yapılan nem gözlemlerine göre karar verilmiştir. Sulama suyu miktarı anılan konuda mevcut nem açığını tarla kapasitesine getirecek şekilde hesaplanmıştır. Damla sulama yönteminde sulama aralığı 7 gün olarak alınmıştır. Sulama suyu miktarı, 7 günde oluşan serbest su yüzeyi buharlaşmasının, gölgeleme oranı (%P) ve bitki gelişim katsayısı (kc) ile düzeltilmesi sonucu bulunmuştur. Toprak profil indeki nem değişimleri gravimetrik ve nötronmetreyöntemi birlikte kullanılarak izlenmiştir. Karık sulama yönteminde ilerleme ve çekilme verileri karık içirişinde her 10 m de bir oluşturulan istasyonlarda izlenmiştir. Serbest drenajlı parsellerde oluşan yüzey akış karık sonuna yerleştirilen bir parshall savağı kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenerek verilmiştir. - Konulara denemenin her iki yılında da farklı miktarlarda su uygulanmıştır. 1990 yılında, 894 mm ile en fazla sulama suyu SK konusuna ve en az 181.5 mm ile Dt60 konusuna verilmiştir. 1991 yılında yine aynı konulara en çok 1398 mm ve en az 168 mm su uygulanmıştır. - Mevsimlik su tüketimi yıllara göre değişim göstermiştir. Karık sulama yönteminde 1990 yılında 610 ile 885 mm arasında değişirken 1991 yılında 609 ile 972 mm arasında değişmiştir. Damla sulama yönteminde, ilk yıl 619-865 mm arasında ve ikinci yıl 456-646 mm arasında değişmiştir. Yağmurlama sulama yönteminin yeterli su alan konusunda ilk yıl 985 mm, ikinci yıl 938 mm su tüketimi oluşmuştur. - Karık sulama yönteminde sulamalardan elde edilen gerçek infiltrasyon parametreleri kullanılarak her sulama için düzeltilmiş infiltrasyon denklemi hesaplanmıştır. - En yüksek nem depolanması karık sulama yönteminde göllendirmeli sulanan konularda meydana gelmiştir. - Karık sulama yönteminde mevcut nem eksiğinin ilerleme ve çekilme fazlarını etkilediği anlaşılmıştır. - En yüksek verim, iki yıllık ortalamaya göre 326 kg/da ile GSK konusunda alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde sulama yöntemlerinin verime etkileri arasında önemli farklar bulunamamıştır. - Deneme sonuçlarında elde edilen su tüketimi ve verim değerlerinden yararlanarak su-üretim fonksiyonları elde edilmiştir.Belirlenen fonksiyonlardan, konuların su. tüketimi değerleri ile verimleri arasında doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. - Konulara ait verim fonksiyonları kullanılarak oransal verim tepki etmenleri (Ky) hesaplanmıştır. Ky değeri, karık sulamada 0.93 olurken damla sulamada 0.86 olarak bulunmuştur. Yağmurlama sulama yönteminde sulama sayısına göre 0.448 ile 0.852 arasında; su alma düzeylerine göre 0.281 ile 3.002 arasında değişmiştir.
Çırçır makinaları performans araştırması-teorik yaklaşım
Pamuk üretimi her yıl değişim göstermektedir. Bununla beraber pamuğa olan taleb tekstil pazarında önemini hiç kaybetmemektedir. Üretilen pamuk miktarının büyük bir kısmı gerek Türkiye'de ve gerekse de dış ülkelerde tekstil endüstrisinde kullanılmaktadır. Az bir kısmı da kişisel ihtiyaçları karşılamada ev ve kimya endüstrilerinde vb. kullanılmaktadır. Pamuğun tekstil endüstrisine hazırlanmasında ilk işlem olan çırçırlamanın önemi ortadadır. Ülkemizde modem çırçır tesislerinin sayısı çok az olup, bunların büyük bir kısmı da iyi bir mühendislik tasarımından uzak bir anlayışla işletilmektedir. Bu çalışmada, çırçırlama iş akışı ve temel makina üniteleri üzerinde çalışma yapılmıştır. Saw-Gin and Roller-Gin çırçır makinalan çırçırlamanın yapıldığı uygulamada karşılaşılan iki tip çırçır makinasıdır. Çırçırlama prosedürü her iki makinada da çırçırlama işlemine kadar benzerlik gösterir. Pamuk elyafı saw-gin sisteminde testere ve kaburgalar ile çiğidinden ayrılmakta, roller-gin sisteminde ise bu işlem rulo ve çırçır-bıçağı ile gerçekleşmektedir. Çırçır makinası karmaşık bir yapıya sahip olduğundan kısımlara ayrılarak çalışmalar yapılmıştır. Saw-Gin sisteminin seperatör ve temizleyici üniteleri çırçırlama işleminde önem arz eder. Bu nedenle analizler için iki model kullanılmıştır. Seperatör ünitesinde pamuk debisi ve temizleyici ünitesinde de pamuğa etki eden kuvvet analiz edilmiştir. Bu çalışmalara ek olarak seperatör ünitesinin dinamik davranışı da incelenmiştir. Rulo ve çırçırlama-bıçağı Roller-Gin çırçır makinasının önemli iki parçasıdır. Bu nedenle bu elemanların özellikleri ve roller-gin hareketli bıçağı hareket mekanizması incelenmiştir. Bu çalışmalara ek olarak, tekstil elyaflarının genel özellikleri ve pamuk elyafının sınıflandırılması ve özellikleri de sunulmuştur.
Pamuk elyaf karışımlarında tepki yüzeyleri ve tasarımları yöntemiyle süreç optimizasyonu
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ PAMUK ELYAF KARIŞIMLARINDA " TEPKİ YÜZEYLERİ VE TASARIMLARI " YÖNTEMİ İLE SÜREÇ OPTİMİZASYONU AYSUNSAGBAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd. Doç. Dr. Rızvan EROL Yıl: 1997, Sayfa: 120 Jüri Yrd. Doç. Dr. Rızvan EROL Prof. Dr. Alaettin SABANCI Yrd. Doç. Dr. Funda YILDIRIM İplik işletmelerinde nihai ürün olan ipliğin toplam maliyetinde hammadde, % 60 - 70 lik oranla en önemli maliyet faktörüdür ve büyük ölçüde ürün kalitesini belirler. Bu araştırmada; hammadde faktörü incelenmiş ve toplam iplik maliyetini minimize eden optimum karışım oranlan GINO paket programı ile tespit edilmiştir. Ayrıca; iplik mukavemeti, kopma uzaması, kopma işi, elyaf inceliği ve toplam iplik maliyeti gibi tepki değişkenleri için DesignExpert paket programı ile ayrı ayrı regresyon modelleri oluşturulmuştur. Araştırmada; Ege pamuğu kullanılmış olup, Manisa, Söke, Aydın roller gin pamukları test edilerek bu pamuklardan iplik üretilmiş ve üretilen ipliğin kalite özellikleri ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarının daha güvenilir olabilmesi için, elyaf ve iplik testleri tamamen bilgisayar sistemine bağlı modern cihazlarda yapılmıştır. Deney noktalarının tespitinde, istatistiksel deneysel tasarım tekniklerinden simplex centroid tasarım tekniği kullanılmıştır. Anahtar Kelimeleri: Lif ve İplik Kalite ilişkisi, Süreç optimizasyonu, Karışım deneyleri.
Bitki sıklığı ve pix (Mepiquat chloride) uygulamalarının pamuk büyümesi, verimi ve lif kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma bitki sıklığı ve Pix bitki büyüme düzenleyicisi uygulamalarının, pamuk bitkisinin büyümesi, verimi ve lif kalitesi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada m2'ye 12.5, 8.30 ve 6.25 bitki sıklıklarında ekilen pamuğa, taraklanma başlangıcında 25 cc/da ve çiçeklenme başlangıcında 75 cc/da Pix uygulaması yapılmıştır. Ekimden 70 ve 100 gün sonra vejetatif kuru madde ağırlığı, generatif kuru madde ağırlığı, sap kuru madde ağırlığı, yaprak kuru madde ağırlığı, koza kuru madde ağırlığı, toplam kuru madde ağırlığı, yaprak alan indeksi (LAI), bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, koza sayısı gibi vejetatif ve generatif büyüme özellikleri saptanmıştır. İncelenen tüm özellikler yönünden bitki sıklığı x Pix uygulamaları interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Bitki sıklığı uygulamalarının bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, lif yeknesaklığı ve lif kopma dayanıklılığı; Pix uygulamalarının ise bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, kütlü pamuk verimi, koza ağırlığı ve lif verimi özelliklerinde farklılık oluşturduğu; bitki sıklığı ve Pix uygulamalarının koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı, çırçır randımanı, lif uzunluğu, kısa lif indeksi, lif esneme oranı, lif inceliği ve lif rengi özelliklerinde etkisinin önemli olmadığı belirlenmiştir.
Farklı lineer yoğunluk ve elastan oranlarında eğrilmiş pamuk ipliklerinin gömleklik kumaş özelliklerine etkisi
Tekstil endüstrisinde ürünlerin kullanım özellikleri üzerinde etkili olan başlıca faktörler lif (hammadde), iplik, kumaş yapı ve özellikleri ve uygulanan bitim işlemleri olarak sıralanabilir. Son yıllarda pamuk içerikli gömleklik kumaşlara olan ilgi artmaktadır. Pamuk lifi her ne kadar gömleklik kumaşlar için albenisi yüksek bir lif olsa da albeniliğinin daha da arttırılması için bazı üretim oynamaları kaçınılmazdır. Yeniliklerden bir tanesi, pamuk ipliğine elastan katılması ve belli yönde kumaşta bir esneklik sağlanması şeklindedir.Elastan kullanımının yanı sıra verilen dokuma özellikleri ve bitim işlemlerinin de gömleklik kumaş üzerinde oldukça farklı özellikler kazandırdığı bilinmektedir. Ütülenebilirlik veya ütü bozulmazlık gibi işlemlerde çeşitli apreler vasıtasıyla sağlanabilmektedir. Ayrıca kumaşın genel görünümünü verilen dokuma raporları ile değiştirmek de mümkünüdür. Bu iyileştirmeler yapılırken, yapılan her ek işlemin avantajının yanında dezavantajının da bulunulabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Bu çalışmada 6 farklı grup kendi içinde ve diğer gruplarla olan özellikleri bakımından kıyaslanacaktır. Her 6 grupta genel olarak elastan oranı, atkı çözgü sıklıkları, %100 pamuk kullanımı, atkı çözgü numaraları ve örgü tipleri değiştirilip etkileri incelenmiştir. Bu çalışmada eldeki gruplardan oluşan kumaşlara yapılacak testler sayesinde grupların kendi içlerinde bulunan fiziksel test değerleri ile gruplar arası bulunan test değerleri istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen test değerleri M&S ve işletmenin kendi içerisinde kullandığı standart test değerleri ile belirlenmiştir.