Cotton
130 theses under this subject heading
Pamuklu kumaşların enzimatik renklendirilmesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve ekolojik açılardan reaktif boyama ile karşılaştırılması
Son yıllarda tekstilin diğer alanlarında olduğu gibi tekstil boyamacılığı alanında da çevredostu üretim alternatifleri üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu açıdan önemli fırsatlar vadeden bir yaklaşım çeşitli renksiz başlangıç maddeleri kullanılarak bunların lakkaz ile enzimatik reaksiyon sonucu boya molekülüne dönüştürülmesi ve müteakip veya eşzamanlı olarak liflerin boyanmasıdır. Bu tez kapsamında öncelikle başlangıç maddesi olarak fenol, amin ve bunların karışımı kullanılarak enzimatik boya sentezine ilişkin reaksiyon mekanizması ve elde edilen boyaların kimyasal yapıları Foruier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spekstroskopisi ve Nükleer Manyetik Rezonans Spekstroskopisi analizleri ile detaylı olarak aydınlatılmıştır. Ardından lakkaz ile enzimatik renklendirmede ultrason teknolojisi kullanımının ve enzim orijininin etkisi incelenerek literatürde daha önceki çalışmalarda elde edilmiş olan sonuçlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun ötesinde pamuğun kendi doğasında bulunan renk veren pigmentlerin veya bitkilerden ekstrakte edilen doğal başlangıç maddelerinin enzimatik renklendirmede kullanım olanakları araştırılmıştır. Son olarak, enzimatik boyamaların teknik (renk tekrarlanabilirliği; yıkama, sürtme, ışık ile ter haslığı değerleri ve UV koruma faktörü), ekonomik (bir kg kumaşın boyanması için gerekli kimyasal, enerji ve su tüketimi) ve ekolojik (atık suyun pH'ı, kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacı, toplam çözünmüş katı madde miktarı, toplam Kjeldahl azotu ve klorür içeriği) açılardan günümüz pamuk boyamacılığında en fazla kullanılan yöntem olan reaktif boyama ile karşılaştırılması ve optimum reçetelerin endüstriyel ölçekli üretim koşullarında denenmesi gerçekleştirilmiştir.
Akıllı tekstiller alanında kullanılmak üzere termokromik ve multikromik pamuklu kumaşlar eldesi
Günümüzde katma değeri yüksek teknik, fonksiyonel ve akıllı tekstillerin önemi giderek artmaktadır. Akıllı tekstillerin bir sınıfı da kromik materyallerdir. Kromizm belirli etkenlerle (sıcaklık, çözücü, pH vb.) renkte oluşan tersinir değişikliktir. Bu tez projesi kapmasında öncelikle pamuklu kumaşların termokromik boyalarla konvansiyonel çektirme ve emdirme yöntemlerine göre boyanabilirliğini sağlayacak bir proses geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla pamuk liflerinin kimyasal modifikasyonu sonrası yün boyama veya parça boyamacıların kullandığı pigment boyama prosesine göre boyanması üzerinde çalışılmıştır. Termokromik boyalar için optimum aplikasyon yöntem ve koşulları saptandıktan sonra, termokromik boyaların halokromik ve/veya fotokromik boyalarla ikili ve üçlü kombinasyonları da gerçekleştirilmiştir. Termokromik, halokromik ve fotokromik boyaların üçlü kombinasyonu kullanılarak ortam ısısının çalışan kişi için rahatsız edici veya risk oluşturucu olup olmadığını haber veren (termokromik), iş ortamında tehlikeli bir kimyasal buharı olup olmadığını (asit- alkali buharları) haber veren (halokromik) ve bir yandan UV ışınlarına karşı koruma sağlarken diğer yandan UV ışınları ile renk değiştirerek (fotokromik) görsel efekt yaratan pamuklu akıllı multikromik sensör giysilerin üretilmesi için yöntem geliştirilmiştir.
Tekstil boyama ve baskı işletmelerinde yaşam döngüsü değerlendirmesi çalışması
Dokuma kumaşların baskı işletmesinde ve örme kumaşların boyahane işletmesinde geçtiği her bir işlem basamağının çevresel etkilerinin ortaya çıkarılması, çevresel etkiler açısından işlemler arasındaki kabul edilebilir farkların açığa çıkarılması, numunelerin çevresel etkilerinin çeşitli kumaş parametreleri ile ilişkisini incelemek amacıyla Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren iki farklı firmaya ait boyahane ve baskı işletmelerinde fonksiyonel birimi 1 kg renkli kumaş olan toplam 11 adet kapıdan kapıya yaşam döngüsü değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma, ISO 14044:2006 Çevre Yönetimi-Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi-Gereksinimler ve Kılavuzlar Standardına bağlı kalınarak, GaBi ts 9.5 profesyonel versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Yaşam döngüsü envanteri birincil veriler, işletme raporları ve GaBi profesyonel veritabanından yararlanılarak oluşturulmuştur. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi CML2001-Ağustos 2016 etki metodolojisine göre yapılmıştır. Trakya Bölgesi yerel çevre sorunlarına gösterge oluşturması açısından çevresel etki kategorilerinden, asidifikasyon potansiyeli (AP-kg SO2eş.), ötrofikasyon potansiyeli (EP-kg PO4-3eş.), tatlı su akuatikleri ekotoksisite potansiyeli (FAETP-kg DCBeş.), insan toksisite potansiyeli (HTP-kg DCBeş.), küresel ısınma potansiyeli (GWP100-kg CO2eş.), fotokimyasal ozon oluşturma potansiyeli (POCP-kg C2H4eş.) seçilerek hassas nokta incelemesi yapılmıştır. Hassas nokta değerlendirmeleri sonucunda yumuşatıcı, elektrik, buhar, doğalgaz, reaktif boyarmadde, H2O2, NaOH ve soda girdilerinin farklı oranlarda kirletici kaynakları olduğu tespit edilmiştir. Kumaş parametreleri açısından gramaj ve elyaf cinsinin çevresel etki değerlerine kritik düzeyde etkisi olduğu bulunmuştur.
Siirt ekolojik koşullarında bazı pamuk (Gossypium hirsutum l.) çeşitlerinin gelişme dönemlerine göre sıcaklık isteklerinin gün-derece ünitesi olarak belirlenmesi
Bu çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın olarak ekimi yapılan bazı pamuk (G. hirsutum L.) çeşitlerinin, farklı gelişme dönemlerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları takvim günü sayıları ve gün derece ünitesi toplamlarının tespit edilmesi, bu sayede, sıcaklık kayıtlarına göre bitkilerin hangi tarihlerde hangi gelişme dönemlerine ulaşacağının önceden tahmin edilmesi, değişik iklim koşullarında oluşacak farklılıkların açıklanabilmesi, farklı gelişme döneminde Gün Sayıları ve Büyüme Gün Derece değerleri ile Gün-Derece değerlerinin verim, verim unsurları ve lif kalite özelliklerine etkisinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2015 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş. Araştırmada, çeşitlerin gelişme dönemi gün sayıları ile gelişme dönemleri için gereksinim duydukları gün derece ünitesi miktarları hesaplanmıştır. Çalışmanın sonucunda, çeşitler arasında taraklanma gün sayısı, çiçeklenme gün sayısı, ilk koza açma gün sayısı ve gün derece üniteleri ile kütlü verimi, lif verimi, çırçır randımanı, ilk el kütlü oranı, tek koza tohum sayısı, tek koza ağırlığı, tek koza kütlü ağırlığı, lif inceliği, lif olgunluğu ve lif kopma uzaması bakımından önemli farklılıklar olduğu belirlenmiştir.
The effect of biofertilizers on cotton development, yield and technological properties
The aim of this study was to determine the effect of biofertilizer application on cotton yield, cotton growth and fiber technological properties. This study was carried out at faculty of agriculture, department of field crops, Siirt University, Turkey during 2017 cotton growing season. The experiment was conducted in randomized complete block design with four replications. Stoneville 468 cotton cultivar was used as plant material. In this experiment Coton Plus and Mega Flu have been used as biofertilizers to increase cotton yield and technological properties as opposed to the utilization of chemical fertilizer. Further, Cotton Plus is mixed microbial fertilizer which contains Bacillus subtilis, Paenibacillus azotofixans while Mega Flu contains three different genera of bacteria Bacillus megaterium, Pantoea agglomerans and Pseudomonas fluorences. The results of study indicated that there were significant differences between biofertilizers applications in terms of seed cotton yield, lint yield, ginning percentage, the number of monopodial branches, but there were non-significant differences observed in terms of lint quality characteristics except elongation. In addition, there were significant differences for cotton seed yield and lint yield. It can be concluded that the bio fertilizer can be used for increasing yield in cotton.
Çinko uygulamasının pamukta verim lif kalite kriterleri ve bitki gelişimine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma çinko uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim bileşenleri, bitki gelişimi, bitki besin maddesi alınımı ile lif kalite özelliklerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2016 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi ile sıvı formda çinko gübresi kullanılmıştır. Denemede kontrol dahil olmak üzere 7 farklı uygulama (Kontrol, Toprağa 200 g/da, Toprağa 400 g/da, Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa, Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa) yer almıştır. Çinko uygulama yöntemleri arasında kütlü pamuk verimi, ilk el kütlü oranı ve çırçır randımanı bakımından önemli farklılıkların bulunduğu, koza açma süresi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı ve 100 tohum ağırlığı bakımından farklılıkların önemli olmadığı belirlenmiştir. Yaprak analizi sonucunda yaprakta N, K, Ca, Na, Mg, Fe, Zn, Mn ve Cu içeriği bakımından uygulamaların önemli olmadığı, ancak toprak analizi sonucuna göre toprakta N, K, Ca, Na, Mg ve Cu içeriği değerlerinin uygulamalardan etkilendiği, çinko uygulamalarının toprakta P, Fe, Zn ve Mn değerleri üzerine etkili olmadığı tespit edilmiştir. Çinko uygulama yöntemlerinin pamuğun lif kalite özelliklerinden lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif sarılık değeri ve lif parlaklık değerine etkisinin önemsiz olduğu, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi bakımından uygulamalar arasında önemli farklılıkların bulunduğu saptanmıştır. Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde yaprağa 2 kez uygulanan çinko uygulaması ile Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde yaprağa uygulanan çinko uygulamasının incelenen özelliklerin birçoğu üzerinde önemli etki yarattığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Çinko, Verim, Bitki Gelişimi, Bitki Besin Maddesi, Lif
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) yapraktan potasyum uygulamasının verim, kalite ve erkencilik özeliklerine etkisi
Bu çalışma farklı potasyum uygulama yöntemlerinin pamukta verim, erkencilik ve lif kalite özellikleri üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2018 yılında Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde çiftçi tarlasında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Beyaz Altın (BA119) pamuk çeşidi ile potexan sıvı potasyum gübresi kullanılmıştır. Denemede 8 farklı uygulama (Kontrol, taraklanma başlangıcı, çiçeklenme başlangıcı, koza oluşturma dönemi, taraklanma başlangıcı + çiçeklenme başlangıcı, taraklanma başlangıcı + koza oluşturma dönemi, çiçeklenme başlangıcı + koza oluşturma dönemi, taraklanma başlangıcı + çiçeklenme başlangıcı + koza oluşturma dönemi) yer almıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kütlü pamuk verimi, lif verimi ve çırçır randımanı yönünden uygulamalar arasında önemli istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Potasyum uygulamalarının lif teknolojik özellikler üzerine etkisi incelendiğinde lif uzunluğu bakımından uygulamalar arasında önemli farklılıkların elde edildiği, ancak incelenen diğer özellikler bakımından uygulamalar arasında istatistiksel anlamda bir farklılığın oluşmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi ve lif verimi bakımından en yüksek değerler çiçeklenme başlangıcı döneminde potasyum uygulamasından elde edilmekle birlikte, taraklanma başlangıcı, taraklanma başlangıcı + çiçeklenme başlangıcı uygulamaları da çiçeklenme başlangıcı uygulaması ile aynı istatistiksel grupta yer almıştır. Bu veriler ışığında erken dönemlerde yapraktan potasyum uygulamasının kontrol uygulamasına göre kütlü pamuk verimi ve lif veriminde önemli derecede verim artışı sağladığı sonucuna varılmıştır.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) bitki sıklığının verim,lif kalite kriterleri ve fizyolojik parametrelere etkisi
Bu çalışma pamukta bitki sıklığının verim, verim bileşenleri, lif kalite kriterleri ve bazı fizyolojik parametrelere etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2017 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak BA 119 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede kontrol dahil olmak üzere 6 farklı uygulama (Kontrol, 5 cm bitki sıklığı, 10 cm bitki sıklığı, 15 cm bitki sıklığı, 20 cm bitki sıklığı, 25 cm bitki sıklığı) yer almıştır. Farklı bitki sıklığı uygulamalarının ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, çırçır randımanı, kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi ile normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri) bakımından önemli istatistiki farklılıklara yol açtığı belirlenmiştir. İncelenen özelliklerden bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, 100 tohum ağırlığı, yaprak/kanopi sıcaklığı, yaprak klorofil içeriği, yaprak alanı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve iplik olabilirlik indeksi bakımından ise farklılıkların önemli olmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, çırçır randımanı, ilk meyve dalı boğum sayısı ve normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri) bakımından en yüksek değerler 5 cm bitki sıklığı ile seyreltmenin yapılmadığı kontrol uygulamasından elde edilirken, koza sayısı bakımından en yüksek değer 20 cm ve 25 cm bitki sıklığı uygulamalarından elde edilmiştir. İncelenen fizyolojik parametrelerden yaprak/kanopi sıcaklığı, yaprak alanı, yaprakta klorofil içeriği değerleri ile lif kalite kriterleri üzerine bitki sıklığının önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çalışma BA 119 pamuk çeşidi ile tek yıllık olarak yürütülmüştür, elde edilen sonuçların BA 119 pamuk çeşidi ve denemenin yürütüldüğü yılın iklim koşullarını yansıttığı sonucuna varılmıştır.
Farklı yaprak gübresi uygulamalarının pamukta verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma pamukta farklı yaprak gübresi uygulamalarının verim, verim bileşenleri, bitki gelişimi ve lif kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2018 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede 6 farklı yaprak gübresi uygulaması (Kontrol, Fullexan, Cifamin BK, Cifoumic, Sinergon 2000, Macys BC 28) yer almıştır. Kullanılan yaprak gübrelerinin tümü organik gübre olup, bitkilerin çiçeklenme döneminde yeşil aksama uygulama yapılmıştır. Denemede kütlü pamuk verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, ilk el kütlü oranı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, lif parlaklığı, sarılık, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Denemede kütlü pamuk verimi 352,58 ile 419,91 kg/da, bitki boyu 76,86 ile 83,81 cm, odun dalı sayısı 1,79 ile 2,43 adet/bitki, meyve dalı sayısı 10,96 ile 14,46 adet/bitki, ilk meyve dalı boğum sayısı 5,28 ile 5,78 adet/bitki, boğum sayısı 16,74 ile 19,06 adet/bitki, boy/nod oranı 4,29 ile 4,75 adet/bitki, koza sayısı 13,41 ile 22,29 adet/bitki, koza ağırlığı 6,12 ile 6,37 g, koza kütlü ağırlığı 4,57 ile 4,91 g, 100 tohum ağırlığı 9,00 ile 9,44 g, ilk el kütlü oranı ise % 90,11 ile 94,84 arasında değişim göstermiştir. Yaprak gübreleri uygulamalarının incelenen tüm agronomik ve lif teknolojik özellikler üzerine önemli bir istatistiki farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Yaprak gübrelerinin bitkide bitki besin elementleri eksiklik semptomları görülmesi durumunda kullanılmasının yararlı olabileceği sonucuna varılmıştır. Yaprak gübresi uygulamalarının farklı çeşitlerle ve daha uzun yıllar yürütülecek çalışmalarla desteklenmesinin ve uygulamaların birden fazla tekrar etmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.
Pamuk'ta (Gossypium hirsutum L.) bazı fizyolojik parametreler ile verim ve lif teknolojik özellikler arasındaki ilişkilerin path analizi yöntemi ile belirlenmesi
Bu çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın olarak ekilen 10 pamuk çeşidinde korelasyon ve path katsayısı analiz yöntemi kullanılarak verim ile agronomik, morfolojik ve bazı fizyolojik parametreler arasındaki doğrudan ve dolaylı etkileri belirmek amacı ile yürtülmüştür. Çalışma 2017 yılında Diyarbakır ili Bismil ilçesinde tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda incelenen özelliklerden bitki boyu, bitkide odun dalı sayısı, klorofil içeriği (SPAD değeri) ve nem içeriği hariç tüm özelliklerde istatistiksel olarak önemli farklılıklar elde edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre kütlü pamuk verimi ile lif verimi, lif inceliği ve kanopi sıcaklığı arasında pozitif yönde önemli korelasyon, ancak verim ile iplik olabilirlik indeksi (SCI), lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve koza kütlü ağırlığı özellikleri bakımından negatif yönde önemli korelasyonlar elde edilmiştir. Yapılan path katsayısı analizine göre kütlü pamuk verimine en yüksek doğrudan etkinin lif verimi tarafından yapıldığı (%87,26), en yüksek dolaylı etkinin çırçır randımanı (%5,99) aracılığı ile gerçekleştiği belirlenmiştir. Fizyolojik parametrelerden klorofil içeriğinin (SPAD değerinin) verim üzerine doğrudan etkisinin (% 6,52) olduğu, lif verimi üzerinden dolaylı olarak %27 ve çırçır randımanı üzerinden %24'lük bir katkı sağladığı tespit edilmıiştir. Kanopi sıcaklığının (infrared değerinin) verim üzerine doğrudan %0,0928 oranında katkı sağladığı, ancak dolaylı olarak lif verimi üzerinden %75 ve çırçır randımanı üzerinden %14'lük bir katkı sağladığı görülmüştür. Normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI) değerinin verim üzerine doğrudan etkisinin %2,28, lif verimi üzerinden dolaylı etkisinin %58 ve çırçır randımanı üzerinden dolaylı etkisinin ise %27 olduğu belirlenmiştir.
Farklı pamuk hat ve çeşitlerinin verim verim kriterleri ve tekstil sektörüne uygunluklarının belirlenmesi
Pamuk bitkisi ülkemizde tekstil sektörüne hammadde sağlayan, ekonomik ve stratejik öneme sahip bir bitkidir. Dünya'da ve Ülkemizde yoğun yürütülen ıslah çalışmaları ile pamuk veriminin ve kalitesinin arttırılmasına çalışılmaktadır. Islah programlarına alınacak genotiplerin öncelikle verim ve lif kalite özelliklerinin belirlenmesi ve kontrol çeşitlere göre üstünlüklerinin saptanması gerekmektedir. Bu amaçla yürütülen çalışmada 165 adet genotip verim ve lif kalite özellikleri bakımından test edilmiştir. Deneme Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2019 yılında Augmented deneme desenine göre 4 blok şeklinde yürütülmüştür. Denemede 160 adet pamuk genotipi ve 5 adet kontrol çeşit (Stoneville 468, BA 119, BA 440, Edessa, Lima) olmak üzere 165 adet genotip materyal olarak kullanılmıştır. Çalışmada verim, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, boğum sayısı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı, lif sarılık değeri (+b), lif parlaklık değeri (Rd) ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Çalışmada kütlü pamuk verimi yönünden en yüksek değerler MNH-786, Dpl-5540-85-subokra ve Mex 123 genotiplerinden elde edilmiş ve bu genotiplerin en yüksek kontrol çeşitten daha üstün değer gösterdikleri belirlenmiştir. Bitki boyu bakımından Deltapine 5816, Stoneville 213 ve CIM-70, meyve dalı sayısı bakımından VH 260, Stoneville 213 ve Tamcot Sphinx, koza sayısı bakımından Deltapine 905, NIAB 777, Tonia ve Stoneville 213 genotiplerinin ümitvar oldukları görülmüştür. Denemede yer alan genotiplerin lif inceliği 2,84 ile 5,70 mic., lif uzunluğu 23,10 mm ile 36,89 mm, lif kopma dayanıklılığı 24,11 ile 41,19 g/tex, lif kopma uzaması %4,89 ile 7,44, lif üniformite oranı %76,12 ile 88,62, lif sarılık değeri 6,17 ile 9,79, lif parlaklık değeri 70,68 ile 83,68 arasında, iplik olabilirlik indeksi ise 87,80 ile 197,80 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada elde edilen bulgular verim ve lif kalite yönü ile materyalde geniş bir genetik değişkenliğin bulunduğunu, istenen özellikler bakımından ideal değerlere sahip genotiplerin ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılabileceğini ve tekstil sektörüne uygun yeni pamuk genotiplerinin elde edilebileceğini göstermektedir.
Çinko, magnezyum ve bor uygulamalarının pamukta verim, verim unsurları ve teknolojik özellikler üzerine etkisi
Bu çalışma farklı Çinko, Bor ve Magnezyum uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim unsurları ve teknolojik özellikleri üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2017 yılında Siirt'in Kezer yerleşkesinde deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi ile %11 bor, % 9 çinko ve %16 magnezyum sülfat gübresi kullanılmıştır. Denemede 10 farklı uygulama (Kontrol, Zn 45, Zn (45+60), Zn (45+60+75), Bor 45, Bor (45+60), Bor (45+60+75), Mg 45, Mg (45+60), Mg (45+60+75) ) yer almıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kütlü pamuk verimi, lif verimi, çırçır randımanı ve bitkide koza sayısı yönünden uygulamalar arasında önemli istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Zn, Bor ve Mg uygulamalarının lif teknolojik özellikler üzerine etkisi incelendiğinde lif uzunluğu bakımından uygulamalar arasında önemli farklılıkların elde edildiği, ancak incelenen diğer özellikler bakımından uygulamalar arasında istatistiksel anlamda bir farklılığın oluşmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi ve lif verimi bakımından en yüksek değerler Zn (45+60) döneminde çinko uygulamasından elde edilmekle birlikte, Bor (45) ve Zn (45+60+75) uygulamaları da Zn (45+60) uygulaması ile aynı istatistiksel grupta yer almıştır. Bu bilgiler ışığında, 45+60'ıncı günlerde olmak üzere 2 kez çinko uygulamasının en yüksek verimi sağlamasından dolayı, diğer yandan 45'inci günde bir kez bor uygulamasının yüksek verimin yanısıra lif uzunluğunda da artışa neden olmasından dolayı önerilebileceği magnezyumun taraklanma döneminde uygulanmasının faydalı olabileceği sonucuna varılmıştır.
Kalsiyumun farklı uygulamalarının pamukta verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu araştırma farklı kalsiyum (Ca) uygulamalarının pamukta verim, verim bileşenleri ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2021 yılında Siirt Üniversitesi Kezer Kampüsünde tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede 7 farklı kalsiyum uygulaması (Kontrol, Taraklanma Dönemi 100 cc/da, Taraklanma Dönemi 200 cc/da, Taraklanma Dönemi 400 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 100 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 200 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 400 cc/da) yer almıştır. Denemede materyal olarak MAY 455 pamuk çeşidi ile kalsiyum kaynağı olarak Kalsiyum Nitrat çözeltisi kullanılmıştır. Çalışmada kalsiyum uygulamalarının incelenen özelliklerden koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığı üzerine önemli etkisinin olduğu saptanmış ve uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. İncelenen diğer özelliklerden kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, koza sayısı, çırçır randımanı, ilk el kütlü oranı, kozada tohum sayısı, yaprakta klorofil içeriği (SPAD), normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif sarılık değeri (+b), lif parlaklık (Rd) değeri, iplik olabilirlik indeksi ve lif üniformite oranı değerlerinin kalsiyum uygulamalarından etkilenmediği belirlenmiştir. Araştırmada en yüksek koza ağırlığı ve kütlü koza ağırlığı değerleri çiçeklenme döneminde 400 cc/da dozunda uygulanan Ca ile elde edilmiştir. Pamukta çiçeklenme döneminde 400 cc/da dozunda Ca uygulaması ile koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığının arttırılabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre kalsiyumun etkisini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Kalsiyum uygulamalarının farklı çeşitlerle, bitki gelişiminin farklı dönemlerinde uygulanmasının ve daha uzun yıllar sürecek çalışmalarla desteklenmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Salisilik asit uygulamalarının pamukta (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma pamuğun farklı gelişme dönemlerinde (taraklanma, çiçeklenme ve taraklanma + çiçeklenme) uygulanan salisilik asidin verim, verim bileşenleri ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme 2022 yılında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Ana parselleri salisilik asit uygulamaları [kontrol (0,0 mM), taraklanma (1,0 mM), çiçeklenme (1,0 mM), taraklanma (0,5 mM) + çiçeklenme (0,5 mM)], alt parselleri ise çeşitler (MAY 455, Stoneville 468, Fiona) oluşturmuştur. Yapılan istatistiki analiz sonucunda salisilik asit uygulamalarının incelenen özellikler üzerine önemli bir etkisinin olmadığı, ancak ilk koza açma gün sayısı ve boğum sayısı özelliklerinde uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olduğu belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, bitki boyu, meyve dalı sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, çırçır randımanı, lif verimi, 100 tohum ağırlığı, ilk el kütlü oranı, lif uzunluğu, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve kısa lif oranı özelliklerinde çeşitler arasındaki farklılığın önemli olduğu, odun dalı sayısı, koza sayısı, yaprakta klorofil içeriği, normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), lif inceliği, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi özelliklerinde çeşitler arasındaki farklılığın önemli olmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, bitki boyu, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, lif verimi ve 100 tohum ağırlığı özellikleri yönünden en yüksek değerler MAY 455 çeşidinden elde edilirken, ilk koza açma gün sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, çırçır randımanı, lif uzunluğu ve lif parlaklığı özelliklerinde Fiona çeşidinin öne çıktığı belirlenmiştir. Araştırmada salisilik asit uygulamaları arasında önemli bir farklılık elde edilememesine rağmen kontrol ile kıyaslandığında 22 kg/da bir verim artışının olduğu belirlenmiştir. İlk koza açma gün sayısı ve boğum sayısı değerlerinde uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olması çeşitlerin uygulamalara bağlı olarak farklı değerler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gibberellik asit uygulamasının pamukta verim, bitki gelişimi ve lif kalitesine etkisinin belirlenmesi
Bu araştırma bitki büyüme düzenleyicisi olarak bilinen Gibberellik Asidin (GA3) pamukta verim, bitki gelişimi ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2018 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede materyal olarak BA 440 pamuk çeşidi ile Berelex gibberellik asit kullanılmıştır. Denemede 7 farklı uygulama (Kontrol, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 100 ppm, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 200 ppm, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 400 ppm, Çiçeklenme Döneminde 100 ppm, Çiçeklenme Döneminde 200 ppm, Çiçeklenme Döneminde 400 ppm) yer almıştır. Çalışmada kütlü pamuk verimi, lif verimi, koza açma gün sayısı, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, ilk el kütlü oranı, kozada tohum sayısı gibi agronomik özellikler ile lif kalite özelliklerinden lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular gibberellik asit uygulamalarının incelenen özellikler üzerine önemli bir etkide bulunmadığı ve uygulamalar arasında önemli bir istatistiki farklılığın elde edilemediğini göstermiştir. Çalışmada gibberellik asit uygulamalarının pamukta çiçeklenme öncesi dönemde ve çiçeklenme döneminde bir kez uygulanmış olması bitki büyüme düzenleyicisinin etkisini belirlemede yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmada tek çeşidin kullanılması ve araştırmanın bir yıl yürütülmüş olmasından dolayı herhangi bir önerinin yapılmasının da uygun olmayacağı, elde edilen verilere göre gibberellik asidin etkisini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Yürütülecek araştırmalarda özellikle stres koşulları ile normal gelişme koşulları altında gibberellik asidin etkisinin belirlenmesi gerektiği ve uygulamaların bitki gelişiminin farklı dönemlerinde ve birden fazla uygulanmasının uygun olacağı önerilmektedir.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) farklı dozlarda uygulanan asit karışımlı tohum kaplama yönteminin verim ve teknolojik özellikler üzerine etkisi
Çalışma, Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Deneme Alanlarında 2018 yılı yetiştirme sezonunda pamuk tohumlarını farklı oranlarda organik asit karışımları (sitrik asit, gulutamat ve prolin) ile kaplamanın verim ve teknolojik özellikler üzerine etkisini incelemek amacı ile yürütülmüştür. Çalışma Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekrarlamalı olarak planlanmış ve BA 440 pamuk çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Pamuk ekimi yapılmadan önce ekilecek olan tohumlar organik asit karışımından oluşan ürün [sitrik asit %0,75, glutamat %0,25, prolin%0,25 ve %98,75 tepkimesiz bileşenler (su)] ile kaplanmıştır. Araştırma 5 farklı tohum kaplama dozu (500 cc ton-1, 1000 cc ton-1, 1500 cc ton-1, 2000 cc ton-1, 2500 cc ton-1) ile kontrol (karışımın uygulanmadığı) olmak üzere 6 uygulamadan oluşturulmuştur. Çalışmada kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, ilk el kütlü oranı, 100 tohum ağırlığı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri (Rd), sarılık (+b) ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; kütlü pamuk verimi, lif verimi, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, ilk el kütlü oranı ve ilk meyve dalı boğum sayısı bakımından uygulamalar arasında istatistiksel olarak önemli farklılıkların olduğu, incelenen diğer özellikler ve lif teknolojik özellikler bakımından ise uygulamalar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir. Çalışmada kütlü pamuk verimi yönünden en yüksek değer 1500 cc ton-1 uygulamasından (507.38 kg da-1) elde edilmiştir ve bu uygulama kontrol ile karşılaştırıldığında (423.58 kg da-1) %19,78'lik (83.80 kg da-1) bir verim artışı sağlanmıştır. Sonuç olarak yürütülen bu çalışmadan elde edilen bilgiler ışığında pamuk tohumlarının organik asit karışımları (sitrik asit, gulutamat ve prolin) içeren ürün ile farklı dozlarda kaplanması neticesinde dikkate değer bir verim artışı elde edilmiş, bu neden ile ekimden önce anılan karışımlarla tohumun kaplanmasının önerilebileceği kanısına varılmıştır.
Pamukta kükürt uygulamasının verim ve lif kalite kriterleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bitki gelişimini olumsuz yönde belirgin biçimde etkileyerek gelişmeyi durduran kükürt noksanlığının, bitkide tek düzeli kloritik görünümü, tipik bir özelliktir. Kükürt noksanlığı ile bitki bodurlaşır, ince gövdeli ve çalımsı bir görünüm kazanır. Bu noksanlık belirtileri birçok bitkide azot noksanlığına benzer ve bu nedenle bu soruna ilişkin nedenlerin açıklanmasında yanlış yorumlar yapılabilir. Bununla birlikte noksanlık durumunda kükürt azotta olduğu gibi bitki yapısı içinde yaşlı bitki bölümlerinden genç bölümlere taşınamaz bu nedenle noksanlık belirtileri ilk önce en genç yapraklarda görülür. Lahana ve kanola/kolza bitkileri gibi turpgiller bitkilerinde kükürt noksanlığı öncelikle yapraklarının alt yüzeylerinde kırmızımsı bir renk oluşumuna neden olur.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) farklı bitki yoğunluğu ve azot dozlarının verim ve kaliteye etkisi
Bu araştırma farklı azot dozları ve bitki sıklığının pamukta verim, lif kalite kriterleri ve bazı fizyolojik özelliklere etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2022 yılında yürütülmüştür. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülen araştırmada, ana parselleri 4 farklı azot dozu (6, 12, 18 ve 24 kg/da N), alt parselleri ise bitki sıklıkları (5, 10 ve 15 cm) oluşturmuştur. Çalışmada kütlü pamuk verimi, meyve dalı sayısı, odun dalı sayısı ve boğum sayısı özelliklerinde uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıklar elde edilmiştir. Bitki sıklığının kütlü pamuk verimi ve meyve dalı sayısı üzerine, azot dozlarının ise odun dalı sayısı ve boğum sayısına önemli etkisinin olduğu, azot dozu x bitki sıklığı interaksiyonunun ise bitki boyunda etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada en yüksek kütlü pamuk veriminin 5 cm bitki sıklığından elde edildiği, en yüksek meyve dalı sayısının ise 15 cm bitki sıklığından elde edildiği belirlenmiştir. Azot dozları arasında ise 6 kg/da azot dozunda en yüksek odun dalı sayısının ve boğum sayısının elde edildiği, azot dozlarının ve bitki sıklıklarının incelenen diğer özellikler üzerine önemli bir istatistiki etkilerinin olmadığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda Orion pamuk çeşidinin 5 cm sıra üzeri mesafede yetiştirilmesi ile en yüksek verim değerine ulaştığı ve bu nedenle tavsiye edilebileceği, 6 kg/da azot dozunun uygulanması ile en yüksek odun dalı sayısı ile boğum sayısı değerine ulaşabileceği anlaşılmaktadır.
İkinci ürün koşullarında bazı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma ikinci ürün koşullarında bazı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin verim ve lif kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Diyarbakır ili GAP Uluslar Arası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü (GAPUTAEM) deneme alanlarında 2022 yılı yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Denemede materyal olarak 7 çeşit (GW 2345, BA 1010, BA 440, Lima, Bomba, Optasia ve Özbek 100) ve 2 adet kontrol (STV 468 ve DP 396) çeşit olmak üzere 9 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Araştırmada çeşitler arasında kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif sarılık değeri, lif parlaklık değeri ve iplik olabilirlik indeksi açısından önemli istatistiki farklılıklar elde edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerden odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, klorofil içeriği, NDVI değeri, kanopi sıcaklığı, lif kopma dayanıklılığı ve lif üniformite oranı bakımından çeşitler arasındaki farklılıkların önemli olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda; kütlü pamuk veriminin 119,64 kg/da ile 299,64 kg/da arasında değiştiği ve en yüksek kütlü pamuk veriminin 299,64 kg/da ile GW 2345 pamuk çeşidinden elde edildiği belirlenmiştir. Özbek 100 ve Bomba çeşitleri sıralamayı izlemiştir. Bitki boyu bakımından DP 396 ve Lima çeşitleri, koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığı bakımından ÖZBEK 100 ve DP 396 pamuk çeşitleri diğer çeşitlere göre daha yüksek değerler göstermişlerdir. Çalışmada incelenen fizyolojik parametreler bakımdan çeşitler arasında önemli bir farklılık elde edilememiştir. Lif kalite kriterleri incelendiğinde; Lima çeşidinin en ince lif değerine ve en yüksek parlaklık değerine sahip olduğu, lif uzunluğu ve lif kopma uzaması bakımından GW 2345 ve Bomba çeşitlerinin, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi bakımından GW 2345 çeşidinin, lif sarılık değeri bakımından ise Bomba çeşidinin öne çıktığı belirlenmiştir. İkinci ürün koşullarında yürütülen bu araştırmada GW 2345, ÖZBEK 100 ve BOMBA pamuk çeşitlerinin kütlü pamuk verimi, lif verimi ve birçok lif kalite kriteri açısından öne çıkmış olması bu çeşitlerin ikinci ürün pamuk tarımı için uygun olabileceklerini göstermektedir.
Pamuk'ta (Gossypium hirsutum L.) agronomik, fizyolojik ve kalite özellikleri arası ilişkilerin belirlenmesi
Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın olarak ekilen 10 pamuk çeşidi kullanılarak çeşitler arasında agronomik, fizyolojik ve kalite özellikleri yönünden farklılıkların ortaya konulması ve incelenen özellikler arası etkileşimlerin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Çalışma 2022 yılında Diyarbakır ili Bismil ilçesinde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), canopy sıcaklığı (infrared değeri), kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı ve lif teknolojik özellikler incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; klorofil içeriği, NDVI (GreenSeeker değeri), kanopi sıcaklığı (Infrared değeri), bitki boyu, koza sayısı, tek koza ağırlığı, kütlü pamuk verimi, lif verimi, çırçır randımanı, lif inceliği, lif kopma uzaması, lif sarılık değeri (+b), bakımından çeşitler arasında %1 önem düzeyinde istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Tek koza kütlü ağırlığı, iplik olabilirlik indeksi (SCI), kısa lif indeksi (SFI), lif kopma dayanıklılığı, bakımından çeşitler arasında %5 önem düzeyinde, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, lif üniformite oranı, özellikleri bakımından ise çeşitler arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir.
Yapraktan bor ve çinko uygulamalarının pamukta verim, kalite ve fizyolojik özelliklere etkisi
Bu çalışma farklı Çinko ve Bor uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim unsurları, bazı fizyolojik parametreler ve teknolojik özellikleri üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2022 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak May 455 pamuk çeşidi ve yapraktan bor ve çinko mikro bitki besin elementleri kullanılmıştır. Denemede 7 farklı uygulama (Kontrol, Zn 45, Zn (45+60), Zn (45+60+75), Bor 45, Bor (45+60), Bor (45+60+75)) yer almıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kütlü pamuk verimi, lif verimi, ilk meyve dalı boğum sayısı, odun dalı sayısı, koza sayısı, boğum sayısı, çırçır randımanı, meyve dalı sayısı ve klorofil içeriği (SPAD değerleri) özellikleri bakımından uygulamalar arasında önemli istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Zn ve Bor uygulamalarının lif teknolojik özellikler üzerine etkisi incelendiğinde incelenen tüm lif kalite özellikleri bakımından uygulamalar arasında istatistiksel bir farklılık elde edilmemiştir. Ekimden sonra 45, 60 ve 75'inci günde gerçekleştirilen çinko uygulaması incelenen morfolojik ve fizyolojik özelliklerden bitki boyu, boy nod oranı ve NDVI değeri dışındaki tüm özelliklerde olumlu yönde önemli bir artışa neden olmuştur. Ancak elde edilen verilerden çinko'nun ekimden sonra 45 ve 60'ıncı günlerde yapılan uygulamalarda rakamsal olarak daha az olmasına karşın istatistiksel olarak aynı grupta yer aldığı belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında ekonomik analiz yapmak kaydıyla, ekimden sonra 45+60+75'inci günlerde olmak üzere 3 kez çinko uygulamasının verim ve diğer morfolojik ve fizyoljik özellikler bakımından en yüksek değerleri vermiş olmasından dolayı önerilebileceği sonucuna varılmıştır.
Pamukta gölgeleme ve normal gelişme koşullarında verim, kalite ve bazı fizyolojik parametrelerin belirlenmesi
Bu araştırma normal gelişme ve % 30 gölgeleme koşullarında yetiştirilen 5 farklı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşidinde gölgelemenin pamuk verimine, lif kalitesine ve bazı fizyolojik parametrelere etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede 5 pamuk çeşidi (DP 499, Stoneville 468, Stoneville 498, MAY 455, MAY 558) ve %30 gölge sağlayan gölge tülü materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada normal ve gölgeleme koşullarının kütlü pamuk verimi, lif verimi, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı ve ilk el kütlü oranı üzerine önemli etkilerinin olduğu, çeşitler arasında ilk meyve dalı boğum sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı ve ilk el kütlü oranı özelliklerinde önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. Normal gelişme koşullarında kütlü pamuk veriminin 353,75 kg/da, gölgeleme koşullarında ise 263,81 kg/da olduğu, lif pamuk veriminin ise normal gelişme koşullarında 158,99 kg/da, gölgeleme koşullarında ise 118,19 kg/da olduğu, gölgeleme ile kütlü pamuk veriminin % 25,42 oranında, lif pamuk veriminin ise % 26,66 oranında azaldığı belirlenmiştir. Gölgelemenin lif kalite kriterlerine önemli bir etkisinin olmadığı, kısa lif oranının gölgeleme ile arttığı, lif üniformite oranında uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda gölgeleme ile kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı ve boğum sayısının azaldığı, odun dalı sayısı, koza sayısı, boy/nod oranı, ilk el kütlü oranı ve kısa lif oranının arttığı, gölgelemenin yüksek sıcaklığın etkisini azaltarak pamuk veriminde ve kalitesinde olumlu bir etki yaratmadığı tespit edilmiştir.
Farklı bitki gelişim dönemlerinde pix uygulamasının pamukta verim, kalite ve bazı fizyolojik parametrelere etkisi
Bu araştırma pamukta farklı bitki gelişim dönemlerinde pix uygulamalarının verim, verim bileşenleri, lif kalite özellikleri ile bazı fizyolojik parametrelere etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak MAY 455 pamuk çeşidi ile bitki büyüme düzenleyicisi olarak Pix (Mepiquat Chloride) kullanılmıştır. Pix uygulamaları kontrol dahil olmak üzere 10 uygulamadan oluşmuştur. Çalışma sonucunda incelenen özelliklerden meyve dalı sayısı, kütlü pamuk verimi, yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi değerleri bakımından uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu, pix uygulamalarının incelenen diğer özelliklerine önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da pix uygulaması ile kütlü pamuk verimi, meyve dalı sayısı ve lif uzunluğu değerlerinin arttığı, en yüksek klorofil içeriği değerinin (SPAD değeri) çiçeklenme başlangıcı döneminde 100 cc/da ve taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda uygulanan pix uygulamaları ile elde edildiği belirlenmiştir. Çalışmada en yüksek lif kopma dayanıklılığının taraklanma başlangıcı döneminde 150 cc/da ve çiçeklenme başlangıcı döneminde 50 cc/da pix uygulamaları ile elde edildiği, en yüksek iplik olabilirlik indeksinin ise çiçeklenme başlangıcı döneminde 50 cc/da ve taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da uygulamalarından elde edildiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda pix uygulamasının olumlu etkileri tespit edilmiş, taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda pix uygulamasının başta kütlü pamuk verimi olmak üzere meyve dalı sayısı, klorofil içeriği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi değerlerini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Pamukta pix uygulamasının taraklanma başlangıcı döneminde yapılmasının uygun olduğu, çiçeklenme döneminin pix uygulaması için geç bir dönem olduğu yürütülen bu araştırma sonucundan anlaşılmaktadır.
Bursa kumaş üretiminin günümüzde tekstil sektörü içindeki yeri
Türkiye'de pamuk tarımına dayalı olarak gelişmeye başlayan tekstil sektörü zamanla ihracat yapabilen bir sektör haline gelmiştir. Yıllar içerisinde artan kapasite ve yakalanan ihracat başarısı, Türkiye'yi dünyanın önde gelen tekstil tedarikçilerinden biri haline getirmiştir. Gelişen tekstil sanayisi, hammadde tedarikçisi olduğu hazırgiyim ve konfeksiyon sanayisinin de gelişmesini sağlamıştır. 1980'li yıllardan itibaren dünyanın belli başlı tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları arasında yer alan Türkiye'de kumaş üretiminin yoğunlaştığı başlıca iller; Bursa, Denizli, İstanbul, İzmir, Adana, Kayseri, Mersin ve Uşak'tır. Bursa, ulaşım yollarının kesiştiği bir noktada bulunmasının yanında ipeğin üretim ve ticaret merkezi olmasıyla geçmişten günümüze öne çıkmış bir tekstil kenti özelliği taşımaktadır. Sahip olduğu bu nitelikleri, teknolojinin imkânlarıyla sürekli geliştiren Bursa, Türk tekstil sektöründe olduğu kadar dünya pazarında da önemli bir yere sahiptir. 20.yy.'a kadar ipek üretimi ve dokuması ile öne çıkan bursa'da; bölgesel savaşlar ve bu savaşların toplum üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri sebebi ile zayıflayan ipek üretim ve tüketimi Cumhuriyet döneminde Atatürk önderliğinde devlet sermayesi ile kurulan İpek iş, Merinos, Gemlik Suni gibi fabrikalar sayesinde tekrar canlanmıştır. İpek hammaddesinin doğal üretim sürecinden kaynaklı sıkıntılar sebebi ile 1930'lardan sonra Bursa'da Sentetik ipek ve yün üretimine ağırlık verilmiştir. Bursa'da tekstil sanayisinin gelişmesinde destek olan Kurumlardan Bursa Ticaret Ve Sanayi Odası (BTSO), ortak akıl ve strateji geliştirmek üzere kurulmuş olup, kurulduğu günden bu yanada tekstil sektörünün gelecek vizyonunu belirlemektedir. Kentin ekonomisine öncülük etmekte, Uluslararası Tekstil Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi ve diğer AR-GE çalışmalarına katkı sağlamakta ve Üniversite-Sanayi ortaklığını, geliştirmiş olduğu projelerle güçlendirmektedir. (BTSO) önderliğinde, teknik tekstil sektörlerinde inovasyona yönelik katma değerli üretimin güç kazanması amacıyla kurulan BUTEKOM Mükemmeliyet merkezi, sektörde yenilikçi fikirlerin hayata geçmesinde öncülük etmektedir. Gelişen teknolojinin imkânlarını kullanan Bursa dokuma kumaş sektörü, tekstil dokuma kumaş teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bursa kumaş üretiminde neredeyse her sahada ilerlemiş durumdadır, ister ev tekstili, isterse giyim sektöründe başarılı işlere imza atmış firmalara ev sahipliyi etmektedir, fakat bu çalışma giysi kumaşı üzerine yoğunlandırılmış, araştırma o sınırlama çerçevesinde yapılmıştır.