Fiziksel özellikler
Bu konu başlığı altında 131 tez
Tüketicilerin restoran tercihlerinde fiziksel kanıtların rolünün incelenmesi üzerine nitel bir araştırma
Restoran işletmelerinin tüketicilere farklı deneyimler yaşatma amacıyla fiziksel kanıtlara önem vermeye başlaması sonucunda fiziksel kanıtlar pek çok bilim dalı için önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu araştırmada; tesis estetiği, ışıklandırma, dizayn, yemek ile ilişkili ekipman, personel ve atmosfer gibi fiziksel kanıt unsurlarının tüketiciler üzerindeki etkisi bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Nitel yöntemle gerçekleştirilen araştırmada, Eskişehir'de bulunan turizm belgeli ve belediye belgeli restoranlarda gözlem ve görüşmeler yoluyla veriler toplanmıştır. İlk aşamada, dört restoran üzerine yapılan gözlem sonunda tematik analizlerle 18 alt temaya ulaşılmıştır. Söz konusu alt temalar, ikinci aşama olan görüşmede katılımcılara yöneltilen soruların temelini oluşturmuştur. Görüşme sürecinde kartopu tekniği ile seçilen 15 katılımcı yer almıştır. Katılımcılardan maksimum düzeyde veri elde edilebilmesi amacıyla görüşmelerin yapılacağı restoranları kendilerinin seçmesi istenmiştir. Böylece, katılımcıların söz konusu restoranları tercih etme nedenleri ve hangi fiziksel özelliklerin ön plana çıkartıldığının belirlenmesi mümkün olmuştur. Nitel verilerin analizinde kullanılan mikro analiz, açık kodlama ve seçkili kodlama teknikleri; renk, müzik, hijyen, personel ve menü gibi fiziksel kanıtların tüketici zihninde bir bütün olarak işlev gördüğü ve bütünün içinde değerlendirmeye tabi tutulduğunun ortaya çıkartılmasında fayda sağlamıştır. Ayrıca, konum ve restoranda bulunan diğer tüketicilerin yemek-alanı ölçeği içinde yer alması gereken diğer fiziksel kanıt unsurları olduğu da belirlenmiş ve fiziksel kanıtların, tüketici üzerindeki ağırlıklı etkisinin olumlu olduğu durumlarda, olumsuz durumların tolere edilebildiği görülmüştür.
Restoran yöneticilerinin fiziksel kanıtların kullanımına yönelik bakış açılarının belirlenmesi: Eskişehir örneği
Bu çalışmanın temel amacı, Eskişehir il merkezindeki otel bünyesinden bağımsız turizm işletme belgeli yiyecek-içecek işletmelerinden biri olan restoranların yöneticilerinin, restoranı pazarlamada ve müşterilere hizmet sunmada pazarlama karması elemanı olan fiziksel kanıtlara yönelik bakış açılarını belirlemektir. Buna ek olarak, restoran yöneticilerinin, restorandaki fiziksel kanıtların müşteri tepkilerini etkileyip etkilemeyeceği konusundaki düşüncelerini, işletmelerinde hangi fiziksel kanıt boyutlarına daha çok önem verdiklerini ve fiziksel kanıtların planlanmasında, oluşturulmasında ve yönetilmesinde nelere dikkat ettiklerini ortaya koymak, çalışmanın diğer amaçlarıdır. Alanyazın incelendiğinde genellikle fiziksel kanıtların müşteriler üzerindeki etkilerinin araştırıldığı, restoran yöneticilerin bu konu hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla herhangi bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Bu nedenle, bu çalışma, restoran yöneticilerinin fiziksel kanıtlara bakış açılarının ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Eskişehir ilinde faaliyet gösteren restoranların yöneticileri, araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında bu araştırmanın amaçlarına uygun olarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmış, görüşme tekniği ile veri toplanmıştır. 2015 yılının Temmuz ayı boyunca 18 restoranda toplam 19 restoran yöneticisi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda "fiziksel kanıtların planlanması", "fiziksel kanıtların kullanım amaçları", "müşterilerden en çok yorum alan fiziksel kanıt boyutları", "fiziksel kanıtların değiştirilme nedenleri", "en sık değiştirilen fiziksel kanıt boyutları" ve "en önemli görülen fiziksel kanıt boyutları" olmak üzere altı tema elde edilmiştir. Çalışma sonucunda restoran yöneticilerinin büyük bir kısmının, fiziksel kanıtları planlarken ambiyans ve tasarım boyutlarına dikkat ettikleri, fiziksel kanıtlardan müşteri memnuniyeti oluşturmak amacıyla yararlandıkları, restoranlarında kullandıkları fiziksel kanıtları en çok zorunlu nedenlerle değiştirdikleri ve fiziksel kanıtlar içinde en fazla temizlik ve dekor unsurlarına önem verdikleri tespit edilmiştir. Bu çalışmanın, fiziksel kanıtların restoran yöneticilerinin bakış açısıyla değerlendirilmesi konusunda, alanyazına katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca, bu çalışmanın fiziksel kanıtların pazarlamadaki kullanımı konusunda da restoran yöneticileri için yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Futbolda 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyununun fiziksel kondisyona ve teknik parametrelere akut etkisi
Bu çalışmada 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyun esnasındaki sürat, çeviklik, güç ve teknik testlerin akut etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 12 genç futbolcu (yaş 16,5±0,5 yıl, boy uzunluğu 175,16±4,74 cm, vücut ağırlığı 64,25±2,34 kg) katılmıştır. 3x3 ve 6x6 küçük alan oyunları (kalecili) 4 dakika oyun 4 dakika aktif dinlenme olacak şekilde 10 set oynanmıştır. 11x11 oyun ise her bir set 40 dakika olacak şekilde 2 set ve set arası 15 dakika ara verilerek oynanmıştır. 3 farklı oyun uygulamasının öncesinde, arasında ve sonrasında dört adet saha testi (30m sprint, uzun pas, çeviklik, yatay sıçrama) gerçekleştirilmiştir. Normallik testi olarak Shapiro-Wilk ve küreselliğin belirlenmesi için Mauchly's Sphericity testi kullanılmıştır. Parametrik varsayımların yerine gelmesi durumunda tekrarlı ölçümlerde Tek Yönlü Varyans Analizi ve takibinde Bonferroni Post-Hoc düzeltmesi, parametrik varsayımların yerine gelmemesi durumunda Freidman Tek yönlü Varyans Analizi ve takibinde Wilkoxon eşleştirilmiş iki örnek testi uygulanmıştır. 3x3 oyunlarda 6x6 ve 11x11 oyunlarına göre kalp atım hızı değerlerinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). 6x6 ve 11x11 oyunlarda oyuncular daha çok kısa pas, uzun pas, kafa vuruşu ve top kazanma davranışları sergilemelerine karşın (p<0,05) 3x3 küçük alan oyunları esnasında şut, top sürme ve gol sayıları anlamlı bir şekilde daha yüksek oluşmuştur (p<0,05). 3x3 küçük alan oyunlarından sonra sürat ve çeviklikte önemli bir düşüş olurken (p<0,05), 6x6 küçük alan oyunlarından sonra yatay sıçrama performanslarında önemli değişiklikler gözlenmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçları 3x3 küçük alan oyunlarının fiziksel kondisyon ve teknik gelişme açısından 6x6 küçük alan oyunlarından daha yüksek uyarıcı sağladığını ve genç futbolcuların eğitimi için tavsiye edilebileceğini göstermiştir.
ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisini incelemeyi amaçlayan bu araştırma yakınsayan paralel desende tasarlanmış bir karma yöntem araştırmasıdır. Çalışma grubu; 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Kütahya il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim gören amaçlı örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme ile belirlenmiş on altı dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinin ilk bölümünü rehbersiz ve rehberli aşamalarda yürütülen bilgilendirici metin ve hikâye metinleri yazma etkinliklerinden oluşmaktadır. Yazma etkinlikleri esnasında yazma hızı ölçümleri alınmıştır. İkinci bölümünü ise yazmayı etkileyen fiziksel özelliklerin belirlenmesi amacıyla kavrama-sıkıştırma kuvveti ölçümleri ve yazı yazmaya yönelik duyuşsal özellikler formunun uygulanması oluşturmaktadır. Yazma etkinlikleri sonucunda üretilen yazılı ürünler Yazmada Kullanılan Bilişsel Süreçler Dereceli Puanlama Anahtarı, Bilgilendirici Metin ve Hikâye Yazma Kalitesi Dereceli Puanlama Anahtarları aracılığıyla puanlanmış ve nicel veriler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra; üretilen yazılı ürünler; yazmada kullanılan bilişsel süreçlere ve yazma kalitesine ilişkin araştırmanın nitel veri setini oluşturmaktadır. Dinamometre ile kavrama kuvveti, pinçmetre ile sıkıştırma kuvvetleri ölçümleri alınarak yazmayı etkileyen fiziksel özelliklere ilişkin nicel veriler elde edilmiştir. Duyuşsal özelliklere yönelik nicel veriler Yazmaya İlişkin Duyuşsal Özellikler Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile R programı pwr paketi (versiyon 1.2-2) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi yöntemi; nicel verilerinin analizinde ise t-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metin ve hikâye yazıya aktarma bilişsel sürecinde, rehbersiz ile rehberli aşamalar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Rehbersiz ile rehberli bilgilendirici metin bilişsel süreç toplam puanları arasında; rehbersiz ile rehberli hikâye metni bilişsel süreç toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehbersiz aşamada, bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; rehberli aşamada bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; bilgilendirici metin gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci ile hikâye metni gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehberli aşama bilgilendirici metinde, planlama ile yazıya aktarma arasında; rehbersiz ve rehberli aşamada hikâyede, planlama ile yazıya aktarma arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Rehberli ve rehbersiz bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler ile bilgilendirici metin ve hikâye metni yazma kalitesi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Duyuşsal özellikler puanları ile rehberli bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler arasında; rehbersiz aşamadaki bilgilendirici metin yazma kalitesi, hem rehbersiz hem de rehberli hikâye yazma kalitesi arasında; rehberli hikâye yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma hızı puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma kalitesi puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Kavrama kuvveti ile sıkıştırma kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmanın nitel boyutundan edinilen sonuçlar; çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metine göre hikâye yazmada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını ve hikâye yazma kalitesi düzeylerinin bilgilendirici metine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca tüm yazma etkinliklerinde rehbersiz aşamaya göre rehberli aşamada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını, rehberli aşamadaki bilgilendirici ve hikâye metni yazma kalitesi düzeylerinin rehbersiz aşamaya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan öğrencilerin rehbersiz aşamada planlama ve gözden geçirme/düzeltme bilişsel süreçlerini uygulamakta güçlük yaşadıkları görülmüştür. Ancak rehberli aşamalarda ise çalışmaya katılan öğrencilerinin tamamına yakınının planlama bilişsel sürecini uyguladığı; gözden geçirme/düzeltme bilişsel sürecini ise nispeten uyguladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yazmada kullanılan bilişsel süreçler, kavrama ve sıkıştırma kuvveti, yazma kalitesi, yazma hızı, ilkokul.
Diz osteoartritli hastalarda fiziksel performans, fonksiyonel durum, yürüme ve denge parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışma, evre 2 ve 3 diz OA'lı bireyler ile sağlıklı bireylerin ağrı, fiziksel performans, fonksiyonel durum, yürüme ve denge parametrelerini incelemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmaya ACR (American College of Rheumatology) kriterlerine göre evre 2 düzeyinde 17 (yaş ortalaması 49,24±8,22yıl), evre 3 düzeyinde 17 (yaş ortalaması 45,47±4,27yıl) diz OA'lı kadın ve sağlıklı 34 kadın (yaş ortalaması 47,35±6,73yıl) olmak üzere toplam 68 kişi dahil edilmiştir. Demografik veriler kaydedildikten sonra çalışmaya katılan tüm bireylerin ağrı şiddeti (Görsel Analog Skalası), Q açısı, normal eklem hareketi (gonyometre), fiziksel performans testleri (Otur Kalk Testi, Kalk ve Yürü Testi, 20 metre yürüme testi), yaşam kalitesi (Nottingham Sağlık Profili), fonksiyonel durum(WOMAC Osteoartrit İndeksi), denge (Berg Denge Ölçeği) ve yürüme parametreleri (Zebris-FDM-2 platformu) değerlendirilmiştir. Çalışma ve kontrol grubu karşılaştırıldığında; ağrı şiddeti, normal eklem hareketi, fiziksel performans testleri, denge, yaşam kalitesi, fonksiyonel durum ve yürüyüş parametreleri açısından çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Aynı zamanda Evre 2 diz OA'lı bireyler ile evre 3 diz OA'lı bireylerin ağrı şiddeti ve yaşam kalitesi ağrı alt skalasında Evre 2 lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları diz OA'lı kişilerin ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi ile ilişkili sağlık durumlarının sağlıklı kişilere göre olumsuz yönde etkilendiğini, ancak farklı 2 evredeki osteoartritli bireylerin ölçüm sonuçlarının benzer olduğunu (yaşam kalitesi ile ilişkili ağrı değerlendirmesi dışında) göstermiştir. Bu çalışmanın sonucu diz osteoartritli bireylerin günlük yaşamlarının sağlıklı bireylere göre farklı boyutlarda olumsuz yönde etkilendiğini göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle bu hastaların değerlendirme ölçeklerinin seçilmesinde ve tedavinin planlanması aşamasında hastalık modelinden ziyade bireye özgü yaklaşım modelinin göz önünde bulundurulması oldukça önemlidir.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda pulmoner, fiziksel ve psikososyal fonksiyonların incelenmesi
Bandırma ilçesi'nde okullararası müsabakalarda (ilköğretim ve lise)takım sporlarında dereceye giren kız ve erkek sporcuların psikomotor ve fiziksel özellikleinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, Bandırma İlçesinde yapılan okullar arası müsabakalarda basketbol, voleybol ve atletizm müsabakalarında orta ve lise kategorilerinde dereceye girmiş olan takımlarda mücadele eden sporcuların; fiziksel uygunluk ölçümlerinden, uzunluk, genişlik ve çevre ölçümleri, fiziksel performans seviye belirleme ölçümlerinden, 30m sprint, dikey sıçrama, bacak kuvveti, durarak uzun atlama, şınav, mekik ve esneklik ölçümlerinde elde ettikleri dereceler bakımından farklılıklar ve benzerlikler araştırıldı.Bu çalışma, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı Balıkesir ili okullararası basketbol, voleybol ve atletizm müsabakaları erkek sporcular, basketbol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Birincisi Kültür Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu, voleybol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Şehit Süleyman Bey ilköğretim okulu, atletizm birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Etibor Holding ilköğretim okulu, kızlarda; basketbol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, Orta Okullar Birincisi Marmara İlköğretim Okulu, voleybol birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, orta okullar Kültür Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu, atletizm birincisi Şehit Mehmet Gönenç Lisesi, orta okullar Yaman Egeli İlköğretim Okulu olmak üzere her takımdan tesadüfi olarak seçilen 12'şer, toplam 79 denek üzerinde yapıldı.Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı kullanıldı, İstatistik analizler ve tabloların düzenlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanıldı. Dereceye giren kız ve erkek sporcuların; fiziksel, fizyolojik ve psikomotor özellikleri bakımından önemli farklılıklar olup olmadığını araştırmak için a= 0.05 önemlilik düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulandı.Dereceye giren kız ve erkek sporcularda basketbol, voleybol ve atletizm branşlarında, fiziksel (P<0.05) ve motor özellikler, (P<0.05) uzunluk (P<0.05), genişlik (P<0.05), çevre (P<0.05) ve yağ ölçümleri (P<0.05) bakımından önemli farklılıklar olduğunu gösterdi.
Farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Bu araştırmaya, Uşak il merkezindeki özel okul ve devlet okulunda eğitim gören yaşları 11-12 arasında değişen 171 öğrenci denek olarak katılmıştır. Kültür ve ekonomik yapının belirlenmesinde sosyo-ekonomik yapı göstergeleri olan ailenin gelir düzeyi, kardeş sayısı, annenin eğitim durumu ve babanın eğitim durumundan yararlanılmıştır. Fiziksel farklılıkların belirlenmesi için ise; boy, vücut ağırlığı, uzunluk, çevre ve genişlik ölçümleri, motor testler ve vücut yağ ölçümleri olmak üzere toplam 41 ölçüm kullanılmıştır. Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı, istatistiklarin analizi ve tabloların düzenlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanıldı. İstatiksel yöntem olarak ? =0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t- testi uygulandı.Test sonuçları; taşrada bulunan ilköğretim okulu ile özel ilköğretim okullarına giden çocukların aile gelir düzeyleri, fiziksel özellikleri (boy, vücut ağırlığı), uzunluk ölçümleri (üst gövde büst uzunluğu, toplam alt ekstrimite uzunluğu, kulaç uzunluğu), çevre ölçümleri (baş çevresi, omuz çevresi, pazu kası çevresi fleksiyon, pazu kası çevresi ekstansiyon, bel çevresi, kalça çevresi, uyluk çevresi), motor testler ölçümleri (20 m. sürat testi, dikey sıçrama testi, uzan eriş testi, 20 m. mekik testi, sağ el kavrama testi) ve vücut yağ ölçümleri arasında (P<0.05) önemli farklar olduğunu ancak genişlik ölçümleri arasında (P>0.05) istatistik açıdan anlamlı bir fark olmadığını gösterdi.Sonuç olarak; farklı kültürel ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özellikleri arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, kültürel ve ekonomik çevrenin çocukların fiziksel ve fizyolojik gelişmelerini önemli düzeyde etkilediği kanaatine varılmıştır.Anahtar kelimeler: Çocuk , Spor, Fiziksel Ölçümler, Sosyo Ekonomik Etki
Bireysel, ikili ve takım sporlarında müsabakalara katılan 10 yaş grubu sporcuların tgmd-ıı testine göre temel motor özelliklerinin araştırılması
. Bu çalışmada, bireysel, ikili ve takım sporlarında müsabakalara katılan 10 yaş grubu sporcuların TGMD-II Testine göre temel motor özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır.2010 Nisan ayında ölçüm yapılacak spor dalları ve bu dallarda yeterli sayıda on yaş grubu erkek çocuk olup olmadığını belirlemek için Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Spor Uzmanları ile ön çalışma yapıldı. Buradan alınan bilgiler değerlendirilerek çalışma için yeterli sayılabilecek sayıda sporcu çocuğun düzenli olarak çalışma ve yarışmalara katıldığı; Hentbol, Futbol, Masa Tenisi, Tenis, Taekwondo ve Yüzme dalları tespit edildi. Tespit edilen dallardan; Taekwondo ve Yüzme Bireysel Sporlar, Masa Tenisi ve Tenis İkili Sporları, Futbol ve Hentbol ise Takım sporları olarak kabul edildi. Ölçüm yöntemi olarak temel motor özellikleri ölçmede yaygın olarak kullanılan TGMD-II Testi uygulandı. Ölçüm yapılması için belirlenen sporcu ve öğrencilerin kulüplerine gidilerek aile ve antrenörlerinden izin alındıktan sonra 2010 yılı Mayıs-Haziran ayları arasında ölçümler alındı. İstatistik yöntem olarak öncelikle verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Kolmogorov-Simirnov ve Spapiro-Wilk normallik testleri uygulandı. Gruplar arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için ?=0.05 anlamlılık düzeyinde tek yönlü varyans analizi testi uygulandı (Oneway ANOVA). Önemli bulunan farklılıklar için ikinci seviye testi olarak Tukey's HSD testi uygulandı.Çalışma sonuçları; Bireysel, İkili ve Takim Sporlarında spor yapan çocukların TGMD-II lokomotor alt test puanları arasındaki farkın önemli olmadığını (F2,119; 1.479; P>0.246), Bireysel, İkili ve Takim Sporlarında spor yapan çocukların TGMD-II obje kontrol alt test puanları arasındaki farkın önemli olduğunu (F2,119; 7.935; P<0.001). Bireysel, İkili ve Takim Sporlarında spor yapan çocukların toplam TGMD-II puanları arasındaki farkın önemli olduğunu (F2,119; 7.141; P<0.001), Spor Dalına göre çocukların TGMD-II lokomotor alt test puanları arasındaki farkın önemli olduğunu (F5,119; 8.058; P<0.001), Spor Dalına göre çocukların TGMD-II obje kontrol alt test puanları arasındaki farkın önemli olduğunu (F5,119; 7.037; P<0.001) ve Spor Dalına göre çocukların toplam TGMD-II puanları arasındaki farkın önemli olduğunu (F5,119; 9.722; P<0.001) gösterdi.Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar önceki çalışmaları destekler niteliktedir. TGMD-II lokomotor alt test, obje kontrol alt test ve toplam TGMD-II puanları arasında görülen önemli farklılıklar; çocukların bireysel, ikili ve takım sporlarına yönelmelerinden kaynaklanabilir. Bunun yanında spor dalı etkisi kadar diğer bir etkininde çocukların ergenlik dönemi içinde olmalarından kaynaklanabilir. Ergenlik ve gelişme farklılığını kontrol altına almada farklı yaş gruplarında değişik spor dallarında benzer çalışmaların yapılması yararlı olabilir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Spor, Motor Testler, Fiziksel Ölçümler.
14-18 yaş grubu gençlerin vücut yağ yüzdesi, vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıklarının araştırılması
Bu çalışmada ergenlik dönemindeki gençlerin vücut yağ yüzdeleri, vücut kitle indeksleri, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla 2009-2010 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde çalışmanın yapılacağı okullara gidilerek çalışmaya katılacak yeterli sayıda gönüllü öğrencinin bulunup bulunmadığı okul idaresi ve beden eğitimi öğretmenlerinin yardımıyla bir ön çalışma neticesinde belirlenmiştir. Çalışmaya düzenli olarak spor yapmayan ve fiziksel olarak her hangi bir engeli bulunmayan gönüllü öğrencilerin katılması sağlanmıştır. Ölçümler Şubat ve Haziran aylarında yapılmıştır. Yapılacak çalışma ile ilgili olarak okul idareleri ayrıntılı olarak bilgilendirilmiştir. Ölçümlerde fiziksel aktivite tespiti için pedometreler, beslenme alışkanlıkları için bilgi formları, vücut yağ yüzdeleri ve VKİ değerleri için bio empedans yöntemi kullanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak öncelikle verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Kolmogorov-Simirnov testi uygulandı. Veriler normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmamızda bağımlı değişkenlerinin (adım sayısı, kat edilen mesafe, VKİ, vücut yağ yüzdesi ve alınan enrji) karşılaştırılmalarında T Testi, VKİ gruplarına göre karşılaştırmalarında ise One Wey Anova Testi uygulanmıştır (p=0.05). Çalışma sonucunda, deneklerin cinsiyetlerine göre vücut yağ yüzdelerinin arasında anlamlı bir fark olduğu (T;-4,46, P<0.05), cinsiyetlerine göre VKİ'leri arasında anlamlı bir fark olmadığı (T;-1,19, P<0.05), cinsiyetlerine göre Adım Ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı (T;-0,49, P<0.05), cinsiyetlerine göre kat ettikleri mesafeler arasında anlamlı bir fark olmadığı (T;-0,49 ,P<0.05), cinsiyetlerine göre günlük aldıkları enerji miktarları arasında anlamlı bir fark olduğu (T;-0,24, P<0.05), deneklerin kilo gruplarına göre vücut yağ yüzdesi ortalamalarının anlamlı bir şekilde farklılaştığı (F; 21,618, p<0.05), kilo gruplarına göre günlük adım ortalamalarının anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı (F; 0,972, p>0.05), kilo gruplarına göre kat edilen mesafe ortalamalarının anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı (F; 0,972, p>0.05) ve kilo gruplarına göre alınan enerji ortalamalarının anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür (F; 1,437, p>0.05). Bu çalışmada elde edilen sonuçlar daha önceden yapılmış çalışmaları destekler nitelik taşımaktadır. Cinsiyete göre vücut yağ yüzdelerindeki faklıların ergenlik döneminin özelliği olmasından ve kilo gruplarına göre vücut yağ yüzdelerinin farklılaşmasının yağ yüzdesi ve kiloluluk durumları arasında doğru orantılı bir ilişki olmasından kaynaklanabilir. Farklılaşmanın görülmediği sonuçların ise eğitim kurumunun özelliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Eğitim kurumunun etkisinin ortadan kaldırılmasında ikili eğitim yapan kurumlarda benzer çalışmaların yapılması yararlı olabilir.Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Beslenme, Vücut Kompozisyonu.
Denizli süper amatör kümede başarılı olan takımlarla başarısız olan takımların oyuncularının bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Denizli Süper Amatör Kümede oynayan ve sezon sonunda başarılı olarak ilk 3 sırada yer alan futbol takımları ile başarısız olarak son 3 sırada yer alan futbol takımlarının genellikle ilk 16 da oynayan sporcuları olmak üzere toplam 96 sporcunun bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılmasıdır. Toplam 7 fiziksel uygunluk değişkeni (vücut yağ yüzdesi, dikey sıçrama, 20m. sürat, vital kapasite, sırt kuvveti, bacak kuvveti, esneklik) sezon sonu ölçümleri yapılarak başarılı ve başarısız takımlar arasındaki farklar belirlenmeye çalışılacaktır. Verilerin düzenlenmesinde MS Excel tablolama paket programı ve istatistik analizler için SPSS 15 istatistik paket programı kullanıldı. Tüm istatistik analizlerde anlamlılık düzeyi a=0.05 olarak kabul edildi. Başarılı ve başarısız takımlar arasında alınan ölçümler sonucunda; Yaş ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (2,351; P>0,020). Boy ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (4,259; P>0,000). Sırt kuvveti ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (3,513; P>0,000). Bacak kuvveti ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (4,893; P>0,000). Dikey sıçrama ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (5,951; P>0,000). 20 m. sürat ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (8,107; P>0,000). Vital Kapasite ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (3,411; P>0,001). Esneklikleri ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (2,625; P>0,006). Vücut Yağ yüzdesi ölçümleri arasındaki farkın önemli olduğu (4,412; P>0,000) gösterdi. Alınan ölçümler sonucunda; kilo ölçümleri (0,215; P>0,889) istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır.Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar önceki çalışmaları destekler niteliktedir. Vücut yağ yüzdesi, dikey sıçrama, 20m. sürat, vital kapasite, sırt kuvveti, bacak kuvveti ve esneklik ölçümlerinde görülen önemli farklılıklar; takımların oyuncularının bireysel farklılıklarının yanında, düzenli antrenman yapılmamasından, doğru antrenman programlarının uygulanmamasından kaynaklanabilir. Bunun yanında takımların ekonomik güçleri de takım oluştururken oyuncu seçiminde etkili bir faktördür, antrenman malzemeleri ve tesis olanakları da başarıyı etkileyen etmenlerden sayılabilir.Anahtar Kelimeler: Futbol, Fiziksel ve fizyolojik özellikler.
12 haftalık hareket eğitiminin bunama (Demans) hastalarının bazı fiziksel ve bilişsel gelişme düzeylerinin etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı; 12 haftalık düzenli hareket eğitiminin Bunama (Demans) hastalarının bazı fiziksel ve bilişsel gelişim düzeyine etkisinin araştırılmasıdır.Araştırmada; Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniğine gelmiş ve Bunama (Demans) tanısı konulmuş, spor yapmaya herhangi bir engeli olmayan ve anlama yetisine sahip ve gönüllü olan yaş ortalaması 72±9,2 (yıl) olan 17'si bayan ve 6'sı erkek olmak üzere 23 hasta kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan deneklere; düzenli olarak yapılması gereken 12 haftalık egzersiz programı anlatılmış ve hareket eğitimi verilmiştir. Hastalara uygulanan egzersiz programların haftalık takipleri yapılarak, her dört haftada bir hastaların durumu göz önünde bulundurularak egzersiz programı güncellenmiştir.Hastaların gelişim düzeylerinin belirlenmesi için; uygulanan 12 haftalık hareket eğitimi öncesi ve sonrası; bazı fiziksel (kilo, boy, bel ve kalça) ve fizyolojik testler (kan basıncı, dinlenik nabız), işlevsel testler (sandalyeye otur-eriş, otur kalk, sırt kaşıma, 10 sn tek bacak üstünde durma), yürüme ve denge testi, bilişsel testler (stroop testi ve standardize mini mental testi) uygulanmıştır. Bu testlerin ilk ve son ölçümleri arasındaki farkın belirlenmesinde ise; ?=0.05 anlamlılık düzeyinde eşleşmiş t-testi uygulanmıştır.Hastalara uygulanan; Fiziksel ve Fizyolojik, İşlevsel Uygunluk, Smmdt ve Stroop ön ve son testleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (P>0.05). Ancak yürüme ve denge testi toplamında ve sol tek bacak denge ölçümlerinde anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05).Sonuç olarak; bunama hastalarına uygulanan 12 haftalık hareket eğitiminin, hastaların bazı fiziksel, fizyolojik, işlevsel ve bilişsel düzeylerinde azda olsa pozitif gelişme görülürken istatistiki olarak bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Ancak hastaların yürüme ve dengelerinde pozitif bir gelişme olduğu görülmüştür.Bu nedenle bunama hastalarına yapılacak düzenli egzersizlerin hastalığın getirdiği olumsuz etkilerin azalmasına ve özellikle yürüme ve dengelerinin gelişimine önemli katkısının olduğu söylenebilir.
10-14 yaş erkek futbolcu ve badmintoncularda bazı fiziksel fizyolojik ve biyomotorik özelliklerinin karşılaştırılması
Fatma, K. 10-14 Yaş Erkek Futbolcu Ve Badmintoncularda Bazı Fiziksel, Fizyolojik ve Biyomotorik Özelliklerinin Karşılaştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2012. Bu çalışmada, 10-14 yaş grubundaki okullar arası müsabakalara katılan futbolcu ve badmintoncuların bazı fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özeliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan bu araştırmada, Eskişehir Mehmet Gedik İlköğretim Okulu15 futbolcu ve Eskişehir Cengiz Topel İlköğretim Okulu 15 badmintoncu olmak üzere toplam 30 sporcu konu edilmiştir. Çalışmada; sporcuların fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özelliklerini belirlemek amacıyla yaş, vücut ağırlığı, uzunluk ölçümleri, genişlik ölçümleri, çevre ölçümleri, deri altı yağ oranları, kalp atım sayısı, sistolik kan basıncı, diastolik kan basıncı, 30 metre sürat testi, uzun atlama, esneklik ve el kavrama kuvveti ölçüldü. Futbolcu ve badmintoncularda ölçümler sonucunda elde edilen bulgular arasındaki farklılıklar SPSS for Windows 17.0 paket programında tanımlayıcı istatistik ve bağımsız gruplarda t- test uygulanarak değerlendirildi. Bu araştırma sonucunda elde edilen sonuçlara göre futbolcu ve badmintoncuların istirahat diastolik kan basıncı değerleri arasında farkın istatistiksel olarak önemli olduğu (p<0,05), diğer fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özellikler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı bulunmuştur (p>0,05).Anahtar Kelimeler: Fiziksel, Fizyolojik Ve Biyomotorik Ölçümler, Futbolcu, Badmintoncu
Profesyonel futbolculara uygulanan pliometrik çalışmaların fiziksel ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi
ARDA, D. Profesyonel Futbolculara Uygulanan Pliometrik Çalışmaların Fiziksel ve Fizyolojik Parametrelere Etkisinin İncelenmesi, Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2015. Bu çalışma, futbolcuların dikey sıçramaları ile bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisinin araştırılması amacıyla hazırlanan Pliometrik antrenman programı, Türkiye 2. ligi Kırmızı grupta mücadele eden Bozüyük Spor futbol takımı futbolcularına 8 hafta süreyle ve haftada 2 gün uygulanmıştır. Bu çalışmada deney gruplu ön test-son test uygulandı. Deney grubu n=24 futbolcudan oluşmuştur. Futbolcu grubundan (n=24) vücut yağ yüzdesi, dikey sıçrama, bacak ve sırt kuvveti, sağ ve sol el kavrama kuvveti, esneklik ve 30 m. koşu süratleri ölçüldü. Öncelikle futbolcu grubunun , antrenman programı öncesi (ön test) ve sonrası (son test) ölçümleri alındı. Gelişim farklılıklarının tespiti için aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları hesaplandı, aritmetik ortalamalar arasındaki fark " t " testi ile kontrol edildi. Ön Test ve Son Test değerleri arasında fark olup olmadığını belirlemek için eşleştirilmiş Paired-Samples T Test testi uygulandı. Çalışmanın sonunda; uygulanan antrenman programı ile sporcuların bazı parametrelerinde önemli artışlar elde edilmiştir. Futbolcu grubunun; dikey sıçraması, bacak kuvveti,sağ ve sol el pençe kuvveti, ve 30 m koşu sürati değerlerinde P<0.05 düzeyinde istatiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Profesyonel Futbolcu, Pliometrik, Antrenman, Ölçüm.
An investigation of mechanical, physical, and microstructural properties of full-scale soilcrete column in organic and clay soil
Jet grouting methods have recently become one of the soil enhancement technologies utilized to provide strength improvement and solve most problems of weak soils. In this study, a full-scale 1 m diameter and 5 m length soilcrete (SC) (jet grout) column was constructed in the organic soil with a water-to-cement ratio of 1 and 400 bar pressure injections. Besides that, SC column has been constructed with 1m depth in clayey soil regarding different pressure injections (300, 325, 350, 375, 400) bar and different rotations (25, 35, 45) rpm. A mechanical, physical, and microstructural investigation was performed on SC samples taken from six different depths (0.0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0, and 2.5) m and at the same depth at five different locations, including the center for organic soil. For clayey soil, the observation of geomechanical properties of SC was taken according to different pressure, rotation parameters, and different location of specimens in grout column. Following tests are performed on each sample: strength characteristics in all conditions, water absorption, density, porosity, and surface friction between SC-soil samples. Scanning electron microscopy (SEM) and energy dispersive X-ray spectrometer (EDX) were performed on selected samples to investigate microstructural variation of SC columns regarding all different parameters. The test results showed that the strength of SC varies with depth that exceeded 48%, and within the same depth, the variation is approximately 20% for organic soil, while for clayey soil, the strength decreased by 38% with increasing the pressure and decreased it (6%) with increasing rotations. Other properties (water absorption, density, porosity) also vary regarding all different parameters for both SC in organic and clayey soil. As well as, the surface friction angle of different types of soil-cement grout gains 42° for organic and its varies between 9°-to-19° for clayey soil. The theoretical part of this study is to predict the diameter of SC in both types of soils
Bazı magnetik malzemelerin fiziksel özelliklerinin incelenmesi
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ BAZI MAGNETTK MALZEMELERİN FİZİKSEL özelliklerinin incelenmesi Berdan ÖZKURT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Bekir ÖZÇELİK Yıl: 2003, Sayfa:57 Jüri : Prof. Dr. Bekir ÖZÇELİK : Prof. Dr. Kerim KIYMAÇ : Prof. Dr. Osman SERİNDAĞ Bu çalışmadaki esas amaç, MnIMg,_xTi03 malzemesinin fiziksel ve yapısal özelliklerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmada örnek katıhal tepkime yöntemiyle hazırlandı ve XRD analizleri örneklerin farklı kristal fazlarda olduğunu gösterdi. x 'in değişen değerlerinin örneğin mikro yapısı üzerindeki etkileri araştırıldı. Elektriksel direnç ölçümleri, dört nokta yöntemiyle yapıldı ve SEM analizi ise örneğin tanecikli yapısı hakkında bilgiler verdi. Bu çalışmanın giriş kısmında, MnxMgj_xTi03 'ün fiziksel özellikleri özetlendi. Tezin önceki çalışmalar kısmında ise, bu malzemenin magnetik özellikleri ile ilgili son gelişmeler verildi. Bu çalışmanın diğer kısımlarında ise Mn^Mg^TiOj malzemesinin kristal yapısı incelendi ve deneysel sonuçlar yorumlandı. Anahtar Kelimeler: MnxMg1_xTiO 3, Seyreltilmiş antiferromagnet
Adana'da üretilen kahvaltılık margarinlerin bazı fiziksel kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine bir araştırma
These research was carried out to determine the various qualities of margarines produced in Adana. A total of 7 different table margarine samples were taken from markets of Adana during Spring and Summer terms (5 different times-March, April, May, June-1991). Margarine samples were taken into sterilised cans and rushed to the laboratory where they were analysed. Results of the some physical, chemical and microbilogical anlyses could be summerized as below. Melting point of the margarine samples changed from 31.0 to 36.0 "C with a mean of 33.9 "C. From these figures it was shown that 100 % of the margarine samples had melting point values below the legal limit of 36.0 *C (max) as given in the "T.S. 2812 Margarine Standart" of Turkey. Water content of the margarine samples were 10.7 and 16.7, and 15.1 % as the minumum and the maximum and the mean. Water content of the 20 % of the margarine samples were out of the legal limit of 16 % (max.) which was put forward by the (T.S. 2812). Margarine Standrt of Turkey. pH values of the Margarine samples changed from 3.3 to 4.3 pH with a mean of 3.8 pH. Preservative (Na-benzoat) in margarine samples were 0.413 and 0.803 and 0.606 gr/kg as the minimum and the maximum and the mean. Preservative amount of the 100 % of the margarine samples were below of the legal limit of 1 gr/kg (Max.) which was put forward by the (T.S, 2812) Margarine Standart of Turkey. Yeast contents of the margarine samples which were found microorganisms, were all high and well above the37 legally acceptable limits. Yeast count values of 22.8 % of the margarine samples were found above the legal limit of 10 unit / gr (Max.). given in the " T. S. 2812 Margarine Standart" of Turkey. Moulds were not found in all samples. The bacteriological quality of the margarine samples produced in Adana (as determined by the yeast and mould count and coliform bacteria analysis) indicated that nearly quarter of the samples had yeast numbers well above the legally acceptable limits. These margarines could be dangerous for human health if they are contaminated by the patogen microorganisms.
Doğankent sağlık eğitim araştırma bölgesinde kuyu sularının fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik incelenmesi
103 8-0 Z E T Doğankent Sağlık Eğitim Araştırma Bölgesindeki 3 köyde, toplam 69 kuyudan suların fiziksel, bakteriyolojik ve kimyasal incelenmesi planlandı ve uygulandı. Araştırmaya alınan kuyuların derinliklerinin ortalaması 32 (±5.48) metre olarak hesaplandı. Araştırma kapsamındaki kuyuların 51'inin (%73.9) 1 hane, 14' ünün (%20.3) 2 hane, 2'sinin (%2.9) 3 hane, 2'sinin (%2.9) 4 ve daha fazla hane tarafından kullanıldığı saptandı. Bir kuyuyu kullanan ortalama hane sayısı: 1.38 (±0.82) olarak saptandı. Araştırmamızda, kuyulardan yararlanan ortalama birey sayısı 8.46 (±5.23) olarak saptandı. Kuyulardan yararlanan birey sayısı arttıkça, ishal hızıda artmaktadadır (p=0.051). Kuyuların bulunduğu 69 haneden %76.4'sinde kuyular tuvalet çukurlarına 15 metreden daha yakındı. Tuvalet çukurlarının, kuyulara uzak ya da yakın olmasının, bakteriyolojik kirlilik bakımından farklılık bulunamadı. Kuyulardan yararlanan bireylerde ortalama günlük svı tüketimi: 34.4 (±9.6) litre olarak saptandı. Su tüketimi azaldıkça ishal görülme hızı arttığı görüldü (p<0.01). Fiziksel açıdan kuyu suları normal olarak değerlendirildi. Rutin kimyasal ölçümlerde; 65 (%94.2) kuyu suyunda nitrit olmadığı, 3 (%4,3) kuyu suyunda eser olduğu, 1 (%1.5) kuyu suyunda pozitif olduğu saptandı. PH, klorür, sertlik açısından kuyu suları normal sınırlarda bulundu. Bakteriyolojik açıdan; 10 (%14.5) kuyu temiz, 59 (%85.5) kuyu kirli olarak bulundu. 69 kuyudan 33 'ünde (%47.8) fekal Eschericia Coli saptandı. Bir yıl içinde, 69 kuyudan alınan 414 bakteriyolojik örneğin; 178'i (X43.0) temiz, 236'sı (%57.0) kirli olarak saptandı. Bu 414 örneğin 54 'ünde (%13.0) bakteri cinsi fekal Eschericia Coli olarak saptandı. 31 (%44.9) kuyudan yararlanan bireyler arasında ishal vakası saptandı. Bunlardan yalnızca biri (%3.2) bakteriyolojik açıdan temizdi. 38 (%55.1) kuyudan yararlanan bireyler arasında ishal saptanmadı. Bu kuyuların ise 9'u (%23.7) bakteriyolojik açıdan temizdi. Son 10 günde olan yağışların, kuyu sularında koliform kirlilik açısından farklılık oluşturmadığı bulundu (p>0.05). Mevsimler arasında koliform kirlilik bakımından farklılık yoktu (p>0.05). Fekal kontaminasyon açısından ise mevsimler arasında fark görüldü (p<0.05). Kirlilik en fazla sonbahar mevsiminde olduğu saptandı.
Farklı stabilizer maddelerin inek ve keçi sütlerinden yapılan dondurmaların bazı niteliklerine etkileri üzerinde karşılaştırılmalı bir araştırma
Bu çalışmada, ülkemizde de gelişmeye başlayan ve karlı bir gıda sanayii dalı olan dondurma üretiminde zorunlu olarak kullanılan stabilizer maddelerin kaliteye etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 6 çeşit stabilizer maddenin (arap sakızı, CMC, çöven kökü, Jelatin, keçi boynuzu ve salep) keçi ve inek sütü dondurmalarının fiziksel ve duyusal niteliklerine etkileri araştırılmıştır, incelenen maddelerden çöven kökü'nün dondurma üretiminde kullanılması da İlk defa bu araştırma ile gerçekleşmektedir. Keçi ve inek sütlerinden % 0.5 stabilizer ve % 20 sakkaroz kullanılarak hazırlanan miks'ler 90*C"de 10 dakika ısıl işlemden sonra soğutulup +4*C'de 1 gece (<24 saat) olgunlaştırılmıştır. "Batch" tipi yerli yapım dondurma makinasında üretilen dondurmalar paketlenerek, gerekli analizler için -25*C'de depolanmıştır Araştırma sonuçlarına göre; keçi ve inek sütlerinden hazırlanan dondurma mlkslerinin bileşimleri, kullanılan süt ve stabilizer çeşidine göre değişiklik göstermiştir. Kuru madde, yağ, protein ve laktoz'un miks'lerdeki % miktarları, sütlerdekinden daha düşük bulunmuştur. Dondurmaların fiziksel nitelikleri, süt ve stabilizer çeşidine bagn olarak farklılıklar göstermiştir. Hacim artışı en yüksek % 38.17 ile salep katkılı inek sütü dondurmasında görülürken, onu keçi boynuzu katkılı inek ve keçi sütü dondurmaları % 36.93 ve SS 36.1 1'lık hacim artışı değerleri ile takip etmişlerdir. En düşük hacim artışları ise stablilzersiz keçi ve inek sütü dondurmalarından (% 27.26 ve % 29.40) elde edilmiştir. Dondurmalarda ortalamalar olarak en fazla hacim artışı değerlerini sırası 11e keçi boynuzu, salep ve CMC sağlamıştır. Dondurma mikslerinin viskozite değerleri büyük farklılıklar göstermiştir. En yüksek viskozite ölçümleri CMC katkılı keçi (540 sn) ve inek (504 sn) sütü dondurmalarında bulunmuştur İkinci ve 3. sıraları salep katkılı (304 sn 252 sn) ve keçi boynuzu katkılı (130 sn ve 106 sn) keçi ve inek sütü dondurmaları almıştır. En düşük viskozite değerleri ise (67.5 ve 70.25 sn'ler ile) her 1k1 sütünde stablilzersiz dondurmalarından elde edilmiştir.Penetrometre (kıvam) ölçümlerinde en yüksek değer (yani endondurmasında bulunmuştur. Keçi sütü dondurmalarındaki en yüksek ve en düşük penetrometre değerleri (34.22 ve 18.45 birimler) yine CMC ve çöven kökü katkın dondurmalarda bulunmuştur. Keçi sütü dondurmalarında en büyük ve en küçük "İlk damlama" süreleri, 11.33 dakika ve 9.19 dakika olarak keçi boynuzu ve stabilizersiz örneklerde ölçülürken, inek sütü dondurmalarında 23.04 dakika ve 14.86 dakika olarak Jelatin ve CMC katkılı örneklerde saptanmıştır. Tamamen erime süreleri olarak, en küçük ve en büyük değerler, keçi sütü dondurmalarında ve CMC ve keçi boynuzu katkılı örneklerde (41.28 dakika ve 76. 16 dakika) bulunurken, İnek sütü dondurmalarında en küçük (46.87 dakika ve en büyük 90.57 dakika ile) yine CliC ve keçi boynuzu katkılı örneklerde saptanmıştır. Dondurmaların erime oranları, ölçümün en son yapıldığı 45. dakika itibariyle, keçi sütü dondurmalarında % 100 değeri ile tamamı eriyen CMC ve jelatin katkılı örnekler ile 45. dakikada ancak % 69.27'u eriyen keçi boynuzu katkılı dondurmalar arasında iken, inek sütü dondurmalarında % 9402 ile hemen hemen tamamı erimiş halda bulunan yine CMC katkılı örnek İle ancak % 49.80 '1 eriyen keçi boynuzu katkılı örnekler arasında değişmiştir. Dondurmalarda şekil muhafaza değerleri, erime oranlarının aksi parelelde ve yine 45. dakika itibariyle, keçi sütü dondurmalarında şeklini tamamen kaybederek eriyen % 00 1le CMC ve jolatin katkılı dondurmalar 1le % 31.51 oranında şeklim koruyabilen keçi boynuzu katkılı dondurmalar arasında değişirken, 1nek sütü dondurmalarında % 5.05 CMC kakıl örnek ile % 49.38 değeri ile keçi boynuzu katkılı dondurmalar arasında olmuştur. Bu bulgulara göre erimeye en dayanıklı dondurmalar keçi boynuzu katkılı örnekler iken, en kolay eriyen örneklerinde CMC katkılı olanlar olmuştur Uzman panel tarafından dondurmalarda yapılan duyusal analizlerde keçi sütü dondurmaları özellikle "renk ve görünüş" 1le "tad ve koku" yönlerinden daha yüksek puanlar alarak, toplam puanlarda da, mek sütü dondurmaları beğenide genel bir üstünlük sağlamışlardır. Dondurma örnekleri içinde 20 tam üzerinden, en düşük puan alan (1545 puan) stabillzersiz mek sütü dondurması bile, panelce kabul edilebilir bulunarak beğenilmiştir. Duyusal değerlendirmelerde en yüksek toplam puanlan keçi sütü dondurmalarından, CMC (18.21), keçi boynuzu (17.29) ve salep (17.28) katkılı örneklere verilmiştir. En beğenilen İnek sütü dondurmaları ise CMC (16.56), arap sakızı (16.45) ve keçiboynuzu İnek ve keçi sütü dondurmaları üretiminde farklı stabilizer maddeler kullanımının dondurmaların bazı fiziksel ve duyusal özelliklen üzerine yaptığı etkiler önemli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bunlardan her iki süt çeşidinde benzer olarak, salep ve keçi boynuzunun "hacim artışı" üzerine, CMC, salep ve keçi boynuzunun "viskozite" özelliği üzerine, Jelatin, cmc, çöven kökü ve keçi boynuzunun "penetrometre" değeri üzerine, keçi boynuzu, Jelatin ve salebin "ilk damlama, tamamen erime" özelliği üzerine, keçi boynuzu, CMC ve Jelatinin "erime oranı ve şekil muhafaza" değeri üzerine yaptıkları etkilerin önemli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Duyusal özelliklerde keçi boynuzu, CMC ve salebin dondurmaların özellikle "yapı ve kıvam" 1le "tat ve koku" özellikleri açısından yaptıkları etkilerin önemli düzeyde olduğu belirlenmiştir.
Influence of soil classification based on physical and geotechnical properties
Soil properties estimate is very serious and major in structure and related on the physical, chemical, and engineering properties employed for soil covers that are influenced by the stresses from the loads enjoined on it. The geotechnical analysis is extending to contain discovering the location and analysis of soil and its relation with physical, chemical, and engineering properties soil to realize soil attitude in the situation of definite constructions on it. Geotechnical estimation contains the analysis of geometric possessions, and the stress impact on the soil as unification, confrontation, and compressibility.
Structural, physical, and mechanical properties of the (Cu-nano MgO) system by powder metallurgy method
The aim of this study was to prepare copper and MgO composites using powder metallurgy technique and to test the effect of nano MgO content on the structural, physical and mechanical properties of the composites. MgO was annealed in different percentages (2, 4, 6, 8, 10)% with copper percentages (98, 96, 94, 92, 90)%. The powders used were dried at 200 °C for one hour and after grinding and mixing for 2 hours, the samples were pressed and then thermally sintered in an oven at 900 °C for two hours. The results of the present study showed that copper can be strengthened using magnesium nanoparticles. Cu is a material that softens at high temperatures. By adding MgO to copper, it was observed that the material showed a different property and its hardness increased. Necessary tests such as apparent density, apparent density, microstructure, Vickers hardness, absolute porosity, EDS, water absorption, thermal conductivity, compressive strength and wear rate were performed. In addition, SEM (Scanning Electron Microscope) and XRD (X-Ray Diffraction) analyses were performed to find the structure of the material used.
Camların sol-jel yöntemi ile yansıtıcı TiO2 kaplanması
Cam, ışığı geçirir, pek çok kimyasal etkiye ve hava şartlarına dayanıklıdır. Cam günümüz üretim endüstrisinde çok önemli bir malzemedir. Otomotiv endüstrisinde, ambalaj ve mimari uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; farklı TİO2 kaynaklan kullanılarak hazırlanan ve sol-jel yöntemi ile yapılan kaplamaların; optik, mekanik ve fiziksel özelliklerinin incelenmesidir. Bu işlem için Ti-isopropoksit ve Ti-butoksit kullanılarak iki çözelti hazırlanmıştır. Bu iki çözelti ile değişik çekme hızlan denenerek daldırma yöntemi ile kaplama yapılmıştır. Ayrıca birer hafta ara ile yaşlandırılan çözeltiler ayrı ayrı camlara kaplanmıştır. Kaplanan camlar 400°C ve 500°C sıcaklıklarda sinterlendikten sonra optik özellikleri karşılaştırılmıştır. Mekanik ve fiziksel test uygulanan camların yansıtma ve geçirgenlik değerlerine bakılmıştır. Çözeltilerden elde edilen jellerin X- ışını analizi ile her sıcaklık değeri için içerdiği fazlar incelenmiştir. Ti-isopropoksit ile yapılan kaplamaların yansıtma değeri %20-30 arasında bulunmuştur. IROX® ürünlerinde bu değerin %30 civarında olduğu bilindiğine göre; Ti-isopropoksit çözeltisinin yansıtıcı kaplama yapabilmek için uygun olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sol-jel, cam, yansıtma, IROX®, optik, mekanik ve fiziksel özellikler.
Çankırı alüvyonlarının fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Çankırı ili Merkez ilçesinde yer alan dayanımı düşük ve üzerine yapılacak yapılar için risk oluşturabilecek alüvyal zeminlerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin tespit edilmesidir. Çalışma sırasında, gelecekte bu zemin türü üzerine yapılacak herhangi bir yapı inşası öncesi yapılması gereken zemin güçlendirme çalışmalarına öncülük etmesi ve uygun alanların belirlenmesi amacıyla Çankırı Belediyesi'nden temin edilen inceleme alanında yapılmış olan saha çalışmaları ve laboratuvar çalışmaları kullanılmıştır. İnceleme alanında 21 adet ada/parsele ait her biri ortalama 10-13 metre derinliklerde yapılmış 56 tane sondaj çalışmasına ulaşılmıştır. Çalışma sırasında, uluslararası standartlara göre yapılan Standart Penetrasyon Deneyi sonucu ve sondajlardan alınmış örselenmiş ve örselenmemiş numuneler üzerinde yapılan laboratuvar deney sonuçları kullanılmıştır. İnceleme alanına ait fiziksel ve mekanik özellikler sırasıyla şu şekildedir. Çankırı Merkeze ait zeminin yaklaşık %60.5'ini ince birimler (kil ve silt), %28'ini kum ve %11.5'ini çakıl oluşturmaktadır. γ_n değeri Çankırı Merkez için ortalama minimum ve maksimum ꙋn değerleri sırasıyla 17.2 kN/m2 ve 18.8 kN/m2 olarak belirlenmiştir. Ardından belirtilecek olan parametre değerleri Buğdaypazarı ve Abdülhalik Mahalleleri olarak sırasıyla belirtilmiştir. Efektif kayma direnci açısı ve kayma direnci açısı her iki mahalle de birbirine çok yakın değerlerde bulunmuş olup 30˚ ve 33.4˚, drenajsız elastisite modülü değerleri 21.4 MN/m2 ve 30 MN/m2 olup drenajlı elastisite modülü değerleri 13.6 MN/m2 ve 20 MN/m2, drenajsız kayma dayanımı 43.8 kPa ve 52.2 kPa ve hacimsel sıkışma katsayıları ise 0.18 MPa ve 0.14 MPa olarak belirlenmiştir.
Study perturbation theory and methods for some differential equations with stability analysis
Partial differential equations can be used to describe a variety of physical and mechanical issues, including heat transfer by conduction in both stable and unstable states. The physical phenomena that are reflected in the magnitude of turbulence can be understood analytically using turbulence techniques. Where the solution of partial differential equations is effective using HPM. The infinite series of functions represent the exact solution produced by HPM, which converges to the solution. Two basic aspects are the selection of an effective prime approximation estimate and a suitable symmetric formula. In the current work, the HPM was developed and a new HPM was obtained, which we called the NHPM. The new method was compared with the old method. The results of the NHPM were compared with the exact solution. The results were compared numerically and by plotting, in order to find out which is more accurate and the current method was more accurate than the HPM method.