Postpartum period

149 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Lohusaların aldıkları postpartum izlemleri ve izlemlerin yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu çalışmada lohusaların aldıkları postpartum izlemlerinin belirlenmesi ve izlemlerin yaşam kalitesi üzerine olan etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tasarıma sahip olan bu çalışma, Ekim 2018-Mart 2019 tarihleri arasında lohusalık döneminde olan ve takipleri 4 ASM'de yapılan 18-49 yaş arası kadınlara sosyodemografik verileri ve postpartum izlemlerini sorgulayan anket ve 'Doğum Sonu Yaşam Kalitesi Ölçeği' gözlem altı anket uygulama yöntemiyle yapılmıştır. Çalışma süresince kriterlere uyan toplam 142 kişiye anket uygulandı. Anket ve Ölçeği tam doldurmayanlar ve soru içeriği ile uyumsuz yanıtlayanlar dahil edilmeyerek geriye kalan 118 anket değerlendirmeye alındı. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyinde p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 118 lohusanın yaş ortalaması 29,04±5,55 (min:19-max:43) idi. Tüm katılımcıların DSYKÖ skor ortalaması 19,70±3,90 idi. Sosyodemografik ve obstetrik verilerden sadece gelir durumu ve doğum yerinin DSYKÖ ile arasındaki ilişki anlamlı bulundu (p<0,05). Bu çalışmada; diğer sosyodemografik (yaş, eğitim durumu, çocuk sayısı, meslek) ve obstetrik verilerde (gebelik sayısı, doğum sayısı, son doğum şekli, son doğumda gidilen kontrol sayısı, postpartum izlem sayısını bilme) ile DSYKÖ puan ortalaması arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Postpartum izlemlerle DSYKÖ arasındaki ilişki de incelenmiştir. Birinci izlemdeki genel durum değerlendirme -15 dakikada bir vital takibi ve 15 dakikada bir rahim muayenesi, ikinci izlemdeki saatte bir kanama muayenesi-rahim kontrolü ve Hb ölçümü, dördüncü izlemdeki genel vücut muayenesi, beşinci izlemdeki yakınmaların sorgulanması ve genel vücut muayenesi, altıncı izlemdeki kontrasepsiyon hakkında bilgilendirme ile yapılan izlemlerde DSYKÖ skoru arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer izlem basamakları ile DSYKÖ puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sonuçlar: Bu çalışmaya katılan lohusaların yaşam kalitesi DSYKÖ'ne göre orta-yüksek düzeyde saptanmıştır. Lohusaların geç postpartum dönemdeki izlemlere daha az katıldıkları görülmüştür. Düşük olan izlemlerin tümüne katılım oranını yükseltmek ve izlemlerde nitelik artışı sağlayarak izlemlerin yaşam kalitesine etkisini artırmak için sağlık çalışanlarının izlemlerle ilgili bilgi ve yeterliliğinin arttırılması gerekmektedir. Bunun da mezuniyet öncesinde müfredatta postpartum izlemin daha fazla yer almasıyla ve mezuniyet sonrasında ise izlemlerle ilgili eğitim verilmesiyle sağlanabileceği kanısındayız. Anahtar Kelimeler: Postpartum, Yaşam Kalitesi, Lohusa

Hasta takibiPostpartum dönemYaşam kalitesi
Ömer Kerim Topakkaya
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Pilates ve kegel egzersizlerinin gebelerin obstetrik sürecine, anlık ve sürekli kaygı düzeylerine ve postpartum dönemde fekal ve üriner inkontinansa etkilerinin incelenmesi

Bu araştırma amacı; pilates ve kegel egzersizlerinin gebelerin, anlık-sürekli kaygı düzeylerine ve postpartum dönemde fekal ve üriner inkontinansa etkilerinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma modellerinden deneysel araştırma modeli kullanıldı. Çalışmaya amaçsal/amaçlı yöntemle, Pilates egzersiz grubu (PEG)n=24, Kegel egzersiz grubu (KEG)n=22 ve Kontrol grubu (KG)n=21 olan 67 gebe, örneklem olarak dahil edildi. Gruplara egzersizler öncesinde ve sonrasında ölçekler uygulatıldı, elde edilen veriler kategorik ve tanımlayıcı istatistikler uygulanarak SPSS 22.00 paket programı ile analiz edildi. Sonuç olarak; Grupların durumluk ve sürekli kaygı grup içi değerlerinde egzersiz öncesi ve sonrası değerler arasında anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arası durumluk kaygı değişimleri incelendiğinde PEG'nun KEG ve KG'na göre, KEG'nun ise KG'na göre pozitif yönde farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Sürekli kaygı değişim puanlarında PEG ve KEG arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yokken, PEG ve KEG'nun KG'na göre pozitif yönde anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Grupların Üriner ve Fekal İnkontinans 1. ve 3. ay grup içi puanları arasında anlamlı bir azalma olduğu görülmüştür. Gruplar arası üriner inkontinans 1. ay ile 3. ay puan değişimleri arasında PEG'nun KG'na göre anlamlı bir fark varken, PEG ile KEG, KEG ile KG arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Gruplar arası fekal inkontinansın 1. ay ile 3.ay puan değişimleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Grupların üriner inkontinans yaşam kalitesi ölçeği grup içi 1. ay puanları ile 3. ay puan değişimleri arasında pozitif yönde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Gruplar arası üriner inkontinans yaşam kalitesi değişimlerinde; PEG'nun KEG ve KG' na göre, KEG'nun ise KG' na göre pozitif yönde farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Fekal inkontinans grup içi 1. ay puan değişimleri ile 3. ay puan değişimleri arasında PEG ve KEG arasında anlamlı fark varken, KG'da anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Gruplar arası fekal inkontinans yaşam kalitesi puan değişimlerinde PEG'nun KEG ve KG'na göre, KEG'nun ise KG'na göre farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir.

AnksiyeteFekal inkontinansGebelik+5
Sibel Yıldırım
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Maternal obezitenin Anne ve yenidoğan sağlığına etkisi

Araştırmanın amacı, maternal obezitenin anne ve yenidoğan sağlığına etkisini incelemektir. Araştırma Mart 2015-Ağustos 2016 tarihleri arasında İskenderun Devlet Hastanesi loğusa servisinde, vaka-kontrol çalışması olarak yapılmıştır. Çalışmaya alınan kadınlar gebe kalmadan önceki beden kitle indekslerine göre normal kilolu (kontrol grubu n=144) ve obez (vaka grubu n=142) olmak üzere iki gruba ayrılmış ve toplam 286 kadın ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler,"Veri Toplama Formu ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Veri toplama formu klinikte loğusalar ile yüzyüze görüşme yöntemi, bazı veriler hasta dosyasından alınarak ve doğumdan altı hafta sonra telefon görüşmesi ile doldurulmuştur. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Ki kare testi, Student t test, Fisher-Freeman-Halton testi, Fisher's Exact test ve Yates' düzeltmeli Ki-kare testi kullanılmıştır. Obez kadınların yaş, gebelik ve yaşayan çocuk sayısı ortalamalarının kontrol grubu kadınlara göre daha yüksek, eğitim düzeylerinin ve doğum haftası ortalamasının ise daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Obez grubu kadınların gebelik, doğum sonu erken dönem ve geç dönem komplikasyonlarını kontrol grubuna göre daha yüksek oranda yaşadıkları bulunurken (p<0,05), doğum sonu altıncı hafta sonunda depresyon görülme durumu yönünden gruplar arasında fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Her iki grup kadınlarda sezaryen oranı yüksek olup doğum şekilleri, yenidoğanların ilk yarım saatte emzirilmeye başlanması, yenidoğanlarda komlikasyon görülmesi yönünden gruplar arasında istatistiksel fark olmadığı (p>0,05), obez kadınların yenidoğanlarının 1. dk ve 5. dk Apgar puanlarının daha düşük olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak, obez kadınların antenatal ve postpartum dönemlerde yaşadıkları sorunların normal kilolulara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Gebelik planlayan kadınların prekonsepsiyonel dönemden itibaren obezite yönünden taranmaları, obez kadınlara eğitim ve danışmanlık yapılması önerileblir.

Ana-çocuk sağlığıAnnelerBebek-yenidoğmuş+4
Selva Özgül
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi

0-12 Aylık Bebeği Olan Annelerde Algılanan Sosyal Desteğin, Postpartum Depresyonun ve Bebek Beslenme Tutumunun Emzirme Öz-Yeterliliği Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi Bu çalışma, 0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma, 15 Aralık 2023 – 15 Mart 2024 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Birimine bağlı üç aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Çalışmaya 200 anne dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Bireysel Bilgi Formu", "Emzirme Öz-yeterliliği Ölçeği-Kısa Formu (EÖYÖ)", "Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (BBTÖ)", "Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Student t testi", "Tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA)" ve "Welch ANOVA" testleri kullanılmıştır. EÖYÖ ile diğer ölçekler ve bazı değişkenler arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla "Pearson korelasyon analizi" ve "Yapısal eşitlik modeli"nden yararlanılmıştır. Çalışmamızda annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması 60,93±6,78, BBTÖ toplam puan ortalaması 65,65±5,72, ÇBSDÖ toplam puan ortalaması 65,55±17,18, EPDÖ toplam puan ortalaması 8,28±5,02' dir. Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile EPDÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır (r=-0,186, p<0,05). Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile ÇBSDÖ toplam puan ortalaması ve yaşayan çocuk sayısı arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki vardır (sırasıyla, r=0,170, r=0,157, p<0,05). Yapısal eşitlik modellemesinde eğitim düzeyinin yüksek ve emzirme güçlüğünün olması durumunda EÖYÖ puanı azalırken (p<0.001), BBTÖ ve ÇBSDÖ puanı arttıkça EÖYÖ puanının arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Çalışma sonucunda emzirme öz-yeterliliğini etkileyen faktörlerin çok yönlü olduğu belirlenmiştir. Hemşireler; emzirme öz-yeterliliğini etkileyebilecek bireysel, obstetrik ve sosyo-kültürel özellikleri emzirme danışmanlığında dikkate almalıdır. Anahtar Kelimeler: Bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz-yeterliliği, hemşirelik, postpartum depresyon, sosyal destek.

Algılanan sosyal destekAnne sütüBebek beslenmesi+7
İlknur Kırdar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Postpartum dönemde uygulanan refleksolojinin ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve laktasyon üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı sezaryen doğum yapan primipar kadınlara postpartum dönemde uygulanan ayak refleksolojisinin ağrı, yorgunluk, uyku kalitesi ve laktasyon üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu araştırma randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. Çalışma Türkiye'de doğurganlık oranı en yüksek il olan Şanlıurfa'da yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 80 primipar kadın oluşturmuştur (refleksoloji grubu:40 ve kontrol grubu:40). Araştırmada yer alan kadınlar uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol grubuna random atanmıştır. Veriler 01 Ocak 2020 – 31 Ocak 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak 'Tanıtıcı Bilgi Formu' , 'Visual Analog Skala' , 'Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Ölçeği' , 'Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi' ve 'Bristol Emzirme Değerlendirme Ölçeği' kullanılmıştır. Deney grubuna postpartum sekiz hafta boyunca haftada bir kez 40 dakika ayak refleksoloji uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu sadece izlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırmasında kategorik değişkenler için kikare, sayısal değişkenler için bağımsız gruplarda t testi yapılmıştır. Deney ve kontrol grubu ölçek puan ortalamaları arasındaki fark Man Whitney U testi ile belirlenmiştir. Tekrarlı ölçümlerde süre ve grup etkileşimi açısından Two-way repeated measures ANOVA testi yapılmıştır. Deney grubunda ağrı için Visual Analog Skala puan ortalamalarının kontrol grubuna göre daha fazla azaldığı saptanmıştır. Ağrı düzeyinin deney grubunda dördüncü, kontrol grubunda yedinci haftada sonlandığı tespit edilmiştir. Deney grubunun yorgunluk düzeyinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede azaldığı, uyku kalitesi ve laktasyon düzeyinin ise anlamlı derecede arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, sezaryenle doğum yapan kadınlara doğumsonu süreçte yapılan ayak refleksolojisinin ağrı ve yorgunluk düzeyini azalttığı, uyku kalitesi ve laktasyonu ise olumlu etkilediği belirlenmiştir. Postpartum dönem hemşirelik bakımında refleksoloji uygulamasının kullanımı önerilebilir.

AğrıHemşirelerHemşirelik+5
Ayşegül Kılıçlı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütünün azalmasına sebep olan faktörler

Bu çalışma İlk yirmi dört saatte anne sütü azalması ve/veya yetersizliği konusunda etkileyen faktörleri belirlemek ve nomogram ile eğitim ve izlemde rehberlik etmesi amacıyla tasarlandı. Haziran 2019- Haziran 2020 tarihleri arasındaki Bir yıllık periyotta Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları ek binasına başvuran 15-49 yaş arası herhangi bir doğum şekli ile doğum yapan kadınlar çalışmaya dahil edildi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastalar var olan çalışmamızda klinikal prediksiyon modelimizin sonucu olarak değerlendirildi. Aday prediktörler annenin kilosu, doğum şekli, meme başının çöküklüğü, doğum için başlangıçta indüksiyon verilmesi, doğum sonrası bebeğin anne kucağına verilmesi (ten tene temas) ve bebeğin 5. dakika apgar skoru olarak belirlendi. Üç aday prediktör, anne sütü azalan ve/veya yetersizliği sonucu ile güçlü bir şekilde ilişkili bulundu. Bunlar meme başı çöküklüğü [OR:2.6 (1.06-6.4)], anne kucağına verilmeme [OR:6.5(3.1-13.2)] ve Bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü [OR:2.37(1.1-5.07)] varlığıydı. Sonuç olarak, meme başı çöküklüğü, anne kucağına verilmeme ve bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü, sezaryen ile doğum ve doğum için indüksiyon verilmemesi gibi temel parametrelere bakılarak doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastaları öngörülebileceği belirlendi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği öngörmede çizilen nomogramlar doğum sonrası sağlık çalışanlarına klinikte rehberlik hizmeti sunacaktır.

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Rena Bademkıran
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum ve çocuk hastanesine başvuran loğusaların fiziksel/fonksiyonel durumlarının belirlenmesi

Doğum sonrası dönem, yenidoğanın doğumundan sonra annenin üreme organlarının gebelik öncesi durumuna döndüğü ilk altı hafta olarak nitelendirilir. Doğum sonrası dönemde, vücudun gebelik öncesi durumuna dönmesi sırasında anne fizyolojik ve psikolojik değişimler yaşar. Doğum sonrası dönemde iyileşmeyi sağlamak anne, bebek ve aile için önemlidir. Bu dönemde kadının, fizyolojik ve fonksiyonel özelliklerinin değerlendirilmesi, yenidoğanın bakımını da içeren bir bakım verilmesi gerekmektedir. Bu çalışma kadınların doğum sonu fiziksel/fonksiyonel durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı-kesitsel tipte yapılan bu araştırmanın evrenini Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne 1 Kasım 2019 - 1 Şubat 2020 tarihlerinde başvuran, 6 hafta-6 ay arası bebeği olan 8433 anne oluşturmuş, 900 anne örnekleme alınmıştır. Veriler sosyodemografik veri toplama formu ve doğum sonu fonksiyonel durum envanteri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayısal değişkenler için ortalama±standart sapma, min-maks değerleri, kategorik değişkenler için ise sayı ve yüzde değerleri verilmiştir. İstatistiksel analizler için SPSS paket programı kullanılmış ki-kare (X2) testi uygulanmış ve p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre yaş, evlilik süresi, eğitim, gelir durumu gibi değişkenler ile kadınların fonksiyonel durumları arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca yapılan değerlendirme sonucunda kadınların doğum yapma şekilleri, gebelik ve canlı doğum sayıları, doğum sonrası geçen süre, gebeliklerini planlama durumları, bebeklerini besleme metodları, kronik hastalığa sahip olmaları ile doğum sonrası fonksiyonel durum puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05); fakat bebek bakımında ve ev işlerinde yardım alan ve almayan kadınlar arasında istatistiksel anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0.05).

Fiziksel iyi oluşFonksiyonel yetkinlikPostpartum dönem+1
Emine Sarı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörler

Bu araştırma, prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla ilişki arayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma İstanbul' da bir Vakıf Üniversitesi hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 90 prematüre bebeğin annesi ile Temmuz 2018-Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 'Prematüre Bebeği Olan Anne ve Bebek Bilgi Formu', 'WHOQOL-BREF Ölçeği', 'Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği' ve 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılarak toplandı. Veriler SPSS programında frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler ile Student testi, One Way Anova testi ve regresyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Annelerin % %54,4'ünün yaşı 31 ve üzeri, babaların %67,8'i 31 ve üzeri yaş aralığındadır. Annelerin %96,7'si evli, %50'sinin evlilik süresi 1-5 yıldır. Annelerin %36,7'si lise, %16,7'si üniversite mezunudur. Annelerin%60'ı bir işte çalışmamakta ve %62,2'sinin aile geliri gideri ile aynıdır. Annelerin WHOQOL-BREF (TR) genel yaşam kalitesi puan ortalaması 73,87±9,28, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği puan ortalaması 10,52±4,80, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği genel puan ortalaması 62,14±14,66 bulundu. Araştırmada, postpartum depresyonun ve algılanan sosyal desteğin genel yaşam kalitesi için anlamlı bir belirleyici olduğu bulundu. Postpartum depresyon düzeyi genel yaşam kalitesi düzeyini azaltırken, algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırmaktadır. Aileden algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırırken arkadaştan ve özel insandan algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini etkilememektedir. Sonuç olarak, doğum sonrası depresyon düzeyinin ve algılanan sosyal desteğin yaşam kalitesini etkilediği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Sosyal Destek, Postpartum Depresyon, Prematüre Bebeği Olan Anneler

AnnelerBebek-prematürBebekler+4
Melda Erdoğdu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of the knowledge level of nurses about postpartum hemorrhage

Postpartum hemorrhage is considered one of the leading causes of treatable and preventable maternal deaths. The study aims to evaluate the knowledge and skill levels of nurses about postpartum hemorrhage and find out the relationship between nurse knowledge and demographic data. A descriptive study was conducted in Misan, Iraq, for 300 nurses working in Misan Children's and Maternity Hospital. Introductory information forms, 'Assessment of Nurse's Practical Skills Regarding Avoidance of Postpartum Hemorrhage, were used to collect the data. Frequency, percentage, and arithmetic mean were used in the statistical analysis, and the study reveals that more than half of the nurses have the correct answer about postpartum hemorrhage with an arithmetic mean of 0.54. And with an arithmetic mean of 0.59, nurses have correct nursing skills about postpartum hemorrhage. In this study, it is seen that the nurses should be encouraged to participate in training courses in postpartum hemorrhage to increase their knowledge and skills to prevent, detect, and manage women with postpartum hemorrhage.

KnowledgeLevel of knowledgeDelivery+5
Dhuha Naser Salman Alaswa
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD pandemisi döneminde postpartum sağlık problemlerinin incelenmesi

Araştırma, mevcut Covid pandemisi döneminde; gebeliğin son trimestrinde Covid-19 enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen, miyadında doğum yapan, bebeğinin doğumdaki boy ve kilosu normal sınırlar içinde olan, normal taburculuk süresi içinde taburcu olan, postpartum annelerdeki sağlık problemlerini, emzirme tutumunu, postpartum spesifik anksiyetesini ve annelik fonksiyonlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı Devlet Hastanesi'nde ve Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birinci basamak sağlık hizmetlerinde takip edilen pospartum anneler oluşturmuştur (N:1200). Örneklemini ise araştırmaya dâhil edilme kriterlerini taşıyan anneler oluşturmuştur (n:168). Araştırmada veriler; Anne Tanılama Formu, Postpartum Fiziksel Sorunları Belirleme Formu, Emzirme Tutumunu Değerlendirme Ölçeği, Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği ve Barkin Annelik Fonksiyonu Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik ve standart sapma hesaplaması yapılmış, ayrıca verilerin normallik varsayımını sağlayıp sağlamadığını test etmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Kategorik bağımsız değişkenleri karşılaştırmalarda Chi-Square testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; Covid-19 enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen annelerin postpartum sağlık problemleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Fakat Covid pandemisi döneminde enfeksiyonu geçiren ve geçirmeyen annelerin emzirme tutumunun, postpartum anksiyete düzeylerinin ve annelik fonksiyonlarının farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Covıd-19, Emzirme, Motivasyon, Postpartum, Sağlık.

AnksiyeteCOVID 19Emzirme+5
Melek Kök
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessAR

شَــــرحُ ذخــــرِ المتأهِّلــيــن للبَرْكَـــويِّلمحمدِ بنِ وليِّ بن رسولِ القِرشَهْريِّ الأزْمِـيريِّ( ١١٦٥ هــ)دراسةً وتحقيقاً

The researcher chose two copies of a manuscript of the Hanafi jurisprudence about Ritual purity after menstruation, postpartum, and Istihadha. It is about the explanation of Muhammad Bin Wali Ibn Rasul Al-Qir Shahri's Zokhr Al Motahleen, "The Treasure of the Qualified". The first copy was from Izmir library and the latter was from the Tekeli-oğlu Library. The first copy is the original copy, as it was the oldest codification and then The researcher compared both copies to reach an authentic and a reliable copy as much as possible. At the first section of the thesis, the researcher introduced a general study tackled the author of the manuscript, the topic, the approach that the author followed, and introduced the owner of the book that was explained in the main text of the book. Moreover, a description for both manuscripts was also introduced with images for both manuscripts extracted from the beginning, middle, and the last part of the manuscript. The researcher then tackled the investigative methodology of the study and the data analysis which tackled in the second chapter of the study. At the end of the study, the findings concluded the importance of highlighting the role of Turkish scientists in serving the Islamic law and its sciences Keywords:

Emad Abdullah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisi

Araştırma, yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan yarı deneysel randomize kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemine, sosyal medya kullanımı olan (instagram), 92 müdahale, 91 kontrol grubu olmak üzere 183 primipar kadın alınmıştır. Araştırma 01 Mayıs- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmanın seçim kriterlerine uyan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden primipar kadınlarla yürütülmüştür. Veriler, her iki grup için Kişisel Bilgi Formu, Pharis Özgüven Ölçeği (PÖÖ) ve Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubundaki primipar kadınlara doğum sonrasında bebek bakımına ilişkin 1.-7.günler ve 7-14. günler arasında haftada 2 saat olacak şekilde eğitimler verilmiştir ve sonraki aşamada deney grubundaki kadınlarla zoom üzerinden bağlantı sağlayarak görüntülü olarak bebek bakımına ilişkin eğitim sağlanmıştır. Ayrıca müdahale grubundaki kadınlara eğitim içeriği eğitim öncesinde kitapçık olarak gönderilmiştir. Kontrol grubundaki kadınlara, sosyal medya (instagram) üzerinden iletişim sağlanmış ve bu gruba sonrasında herhangi bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanmamıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare testi, Independent Sample t Testi, tek ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farklılıkları belirlemek için de post hoc testlerinden Least Significant Difference (LSD) testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam PÖÖ puan ortalaması 57,41±5,65 iken, kontrol grubundaki kadınların 51,48±10,66 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların meslek, aile gelir durumu, aile yapısı, bebeğin cinsiyeti ve doğum şekli değişkenlerine göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0,05), kontrol grubundaki kadınlarda yaş, doğum şekli, daha önce bebek bakma durumları değişkenlere göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 26,50±7,87 iken, kontrol grubundaki kadınların 28,93±7,63 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların tüm değişkenlere göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubundaki kadınlarda, daha önce bebek bakma durumları değişkenine göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, deney grubundaki kadınların bebek bakımı özgüven ve postpartum uyku kalitesi düzeyleri kontrol grubundakilere göre yüksek bulunmuştur. Buna göre yeni doğum yapan kadınlara postpartum erken dönemde verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Postpartum süreçte primipar kadınlara yönelik bebek bakımına ilişkin eğitimler konusunda çalışmaların yaygınlaştırılmasının, kadınların bebek bakımına ilişkin bilgi eksikliklerinin, özgüveninin ve uyku kalitesinin artırılmasında katkı sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek Bakımı Eğitimi, Özgüven, Postpartum, Primipar Kadın, Uyku Kalitesi.

Bebek bakımıBebeklerDoğum+4
Ebru Bayar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonu dönemde bakım gereksinimleri hakkında annelerin bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Doğum sonu dönem doğumdan sonraki altı haftalık süreyi kapsar. Bu altı haftalık süre anne, bebek ve aile açısından uyum sağlanması gereken yeni ve karmaşık dönemdir. Bu dönemde birçok kadın ve bebeği yaşamını yitirmektedir. Pospartum periyotta meydana gelen anne ölümlerinin çoğu uygun pospartum bakım ile önlenebilir.Araştırma, Kasım 2009 - Ocak 2010 tarihleri arasında; Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinde pospartum dönemde olan annelerin bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu (Ek-1) kullanılarak veriler elde edilmiştir.Bulgular, araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 29,1± 5,8, ilk gebelik yaş ortalaması 22,8±5,1, toplam gebelik sayısı 2,76±1,7 dır. Kadınların %22,9 `u geçirdikleri gebelik yaşı açısından riskli grupta yer almaktadır (18 yaş ?-35 yaş ? ). Kadınların geçirdikleri gebelik sayısı açısından %24,5' i riskli grupta yer almaktadır (4 ? gebelik sayısı). Kadınların %23,9'u gebeliği istememektedir ve gebeliği istemeyen kadınların %30,3' ü geleneksel bir aile planlama yöntemi kullanmaktadır. Kadınların postpartum dönemde kendilerine yönelik bakım gerektiren konularda doğru bilme yüzde ortalamaları; doğum sonu dönemde cinsel ilişkiye girme zamanını bilme yüzde ortalaması %85,4, meme bakımını bilme yüzde ortalaması %75,69 ve kanama/enfeksiyon ile ilgili soruları bilme ortalaması %65,20' dir. Kadınların postpartum dönemde bebeklerine yönelik konularda doğru bilme sıralamasına bakıldığında doğum sonu dönemde ek gıdaya geçme zamanını bilme yüzde ortalaması %82,8, emzirme/sarılık bilme yüzde ortalaması %63,2 ve dışkılama/idrar ile ilgili soruları bilme yüzde ortalama %28,3'dir. Araştırmaya katılan kadınların bilgiyi kimden aldıkları ve ``doğru anne ve doğru bebek'' ile ilgili bulgular dağılımına bakıldığında; sağlık personellerinden, ailem, yakınlarım/çevrem ve kitle iletişim araçlarından bilgi alan kadınların, bebekleri ile ilgili sorulan sorulara kendileri ile ilgili sorulan sorulardan daha fazla doğru cevap vermişlerdir. Araştırmaya katılan kadınların verdikleri cevaplar aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kadınların kendileri ile ilgili sorulan sorulara verdikleri cevaplar ile bilgiyi kimden aldıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadınların bilgiyi kimden aldıklarına bakıldığında %37,5'i (n=36) ailem, %34,4'ü (n=33) sağlık personelleri, %13,5'i (n=13) yakınlarım, %9,4'ü (n=9) kitle iletişim araçları ve %5,2'si (n=5) geleneksel uygulamalardan almıştır. Araştırmaya katılan kadınların postpartum dönemde bebeklerine yönelik yaptıkları uygulamalara bakıldığında kadınların %27,1'i göz, %26,0'sı pamukçuk, %26,2'si pişik, %27,7'si konak, %31,4'ünün göbek bakımı ile ilgili duymadıkları herhangi bir uygulamayı yapacakların ifade etmişlerdir.Bu çalışmada araştırmaya katılan kadınların kendilerinden çok eşlerine ve çocuklarına önem verdiklerini aynı zamanda kadınların yaptıkları uygulamalarda daha çok ailelerinden bilgi aldıkları gözlenmiştir ve yaptıkları uygulamalarda doğruluğunu bilmeseler de benzer bir durum ile karşılaşırlarsa bu yöntemlere başvuracaklarını ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler; pospartum dönem, geleneksel uygulamalar, anne ölüm nedenleri

AnnelerHasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrası+2
Emine Bakır
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde doğum sonu dönemdeki kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentileri

Bu araştırma, pandemi döneminde doğum sonu dönemde olan kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma verileri güç analizi ile belirlenen sayı baz alınarak Yozgat Şehir Hastanesi'nde doğum yapmış 108 kadından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, ''Tanıtıcı Özellikler Soru Formu'', ''Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Görüşlerin Belirlenmesine Yönelik Soru Formu'' ve ''Kadınların Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Beklentilerinin Belirlenmesine Yönelik Soru'' kullanılmıştır. Veri toplama aşaması iki temasta gerçekleşmiştir. Birinci temas 11.05.2021 ve 30.06.2021 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi'nde gerçekleşmiştir. Bu temasta sadece kadınlara çalışma hakkında bilgi verilerek çalışmaya katılmayı kabul ettiklerine dair onam ve iletişim bilgileri alınmıştır. İkinci temas 27.06.2021 ve 13.08.2021 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. İkinci temasta doğum sonu 42 günü doldurmuş kadınlar telefon ile aranarak veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ki kare ve Fisher's Exact testine bakılmıştır. Kadınların sadece %7.4'ü sağlık hizmetlerinin telefon ve benzeri araçlar ile gerçekleştirilemeyeceğini ifade etmiştir. Kadınların %95.4'ü telesağlık uygulamasının kullanılmasının faydalı olacağını, %94.4'ü uygulamalarının kolaylık sağlayacağını ve %28.7'si engel oluşturacağını düşündüğü belirlenmiştir. Kadınların %10.2'si telesağlık uygulamalarını kullanmak istemeyeceğini ifade etmiştir. Çalışma sonucunda kadınların telesağlık uygulamasında en çok meme ile ilişkili problemlerin çözümü(%49.1), en az ise oranla aktivite planlaması ve eş ile değişen rollerde oluşan çatışmalarda danışmanlık(%15.7) konularında hizmet beklentileri olduğu bulunmuştur. Yenidoğan ile ilgili olarak en çok gaz sancısının giderilmesi(%71.3), en az bebekte uykusuzluk, besin alerjisi, göbek bağı, kilo kontrolü ve protein alerjisi(%0.9) konularında telesağlık hizmeti alma beklentileri olduğu belirlenmiştir. Doğum sonu döneme ilişkin bakım beklentilerini karşılayabilecek bir telesağlık hizmetinin sunulması durumunda pandemi vb. afet dönemlerinde kadınlar tarafından kullanımının mümkün olacağı sonucuna varılmıştır. Aynı çalışmanın daha büyük örneklemlerde ve olağanüstü durumlar dışında tekrarlanması önerilmektedir.

COVID 19DoğumDüşünce+3
Fatma Aksu
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan bebekler ile babaların bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi

Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan babalar ile bebeklerin bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi amacıyla yapılan yarı deneysel tipte bir araştırmadır. Araştırma, Ekim 2016- Aralık 2016'da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim Araştırma Hastanesi ile Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane klinikleri ve doğum servislerinde, 50 baba ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Deney grubunda, doğumdan sonra babaların kucaklarına verilen bebekler ile babaların iletişimi gözlendi, bebeklerini kucaklarında tutma süresi kronometre ile belirlendi. Kontrol grubunda ise hastanenin rutin uygulaması gerçekleşti. Araştırmadan bir ay sonra babaların bebekleriyle iletişimi, bağlanmaları ve bakıma katılmaları uygulanan anket formuyla tekrar incelendi. Araştırmaya katılan babaların yaş ortalaması 31.96±5.14 idi. Babaların 46'sının (%92) eşlerinin planlı olarak gebe kaldığı, 35 bebeğin (%70) sezaryen ile doğduğu, 14(%28)'ünün normal vajinal doğum ile 1(%2)'inin ise spinal anestezi altında doğduğu belirlendi. Araştırmaya katılan babalardan 29'unun (%58) babalığa her zaman hazır olduğu fakat işlerinin yoğunluğundan dolayı eşlerine yardımcı olamayacağını belirttiği, 21'inin (%42) bebeğin bakımına severek ve isteyerek katılacağını belirttiği belirlendi. Çocuğunu kucağına almayan babaların %84 nadiren veya hiç bebeğin bakımına katılırken, çocuğunu kucağına alan babaların %48'inin bebeğinin bakımına sık sık katıldığı tespit edildi. Babanın bebeğini kucağına alması ile bakıma katılması arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Bebeklerin babalarıyla doğumdan hemen sonra tanıştırılması ve babanın kucağına verilmesi, ilerleyen dönemlerde baba ile bebek arasında kurulacak bağlanma durumu için önemli olduğu saptanmıştır. Hemşireler bu konuda babayı desteklemede önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler: Baba, bebek, bağlanma, hemşire, iletişim.

Baba-çocuk iletişimiBabalarBağlanma+6
Mustafa Kara
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerde doğum sonu konfor ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişki

Bu araştırmada; Yeni doğum yapan annelerde, doğum sonrası konfor düzeyi ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişkinin belirlemesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte tasarlanan çalışmanın evrenini Şubat 2017-Nisan 2017 tarihleri arasında Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde postpartum dönemindeki anneler(0-6 haftalık) oluşturmuştur. Araştırma verileri, Katılımcı Tanıtım Formu, Doğum Sonu Konfor Ölçeği (DKSÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) kullanılarak toplanmıştır.Toplam gebelik sayısı ve çocuk sayısı beş ve üzerinde olan annlerin DSKÖ ve EÖYÖ puan ortalamaları daha az çocuk sahibi ve gebelik tecrübesi olan annelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sezaryen doğum yapan annelerin normal doğum yapanlara göre annelerin emzirme öz yeterlilikleri daha düşük çıkmıştır (p<0,05). Doğum sonu konfor ve emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon tespit edilmiştir (p<0,05 ,r:0,178). DSKÖ alt boyutları olan fiziksel konfor ve sosyo kültürel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon görülürken, psiko sipritüel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında bir ilişki saptanmamıştır. Postpartum dönemde annelerin doğum sonu konforlarının, emzirme öz yeterliliği üzerinde etkili bir faktör olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne, Doğum sonu konfor, Emzirme öz yeterliliği, Hemşirelik, Lohusa

AnnelerDoğumEmzirme+5
Hasret Narin Balsak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonu yaşam kalitesinin maternal bağlanmaya etkisi

Araştırma, Ocak 2016-Haziran 2016 tarihleri arasında Yozgat merkezde bulunan sekiz aile sağlığı merkezinde, 1-1.5 aylık bebeklerini aşıya veya muayeneye getiren annelerle gerçekleştirildi. Veriler kişisel bilgi formu, Maternal Bağlanma Ölçeği (MBÖ), Doğum Sonu Yaşam Kalitesi Ölçeği (DSYKÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde iki grup karşılaştırmaları Mann-Whitney U testi ile, ikiden daha fazla grup karşılaştırmaları Kruskal-Wallis analizi, sayısal değişkenler arası ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, annelerin doğum sonu yaşam kalitesi ölçeği puan dağılımları incelendiğinde; "akraba" alt boyut puan ortalamasının 22,0±3,4, "sosyo-ekonomik" alt boyut puan ortalamasının 20,6±5,3, "eş" alt boyut puan ortalamasının 22,9±4,2, "sağlık" alt boyut puan ortalamasının 20,6±4,1 "psikolojik" alt boyut puan ortalamasının 21,8±3,7 ve "doğum sonu yaşam kalitesi ölçeği" puan ortalamasının 21,5±3,8 olduğu ve "maternal bağlanma ölçeği" toplam puan ortalamasının 91,1±11,5 olduğu saptanmıştır. Normal doğum yapan annelerin MBÖ puan ortalaması sezaryen doğum yapan annelere göre istatiksel olarak yüksek bulunmuştur (p<0,05). Üniversite mezunu, çalışan ve çekirdek aileye sahip olan annelerin MBÖ ve DSYKÖ puan ortalamalarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde, belirlenmiştir (p<0,05). Çalışmaya katılan annelerin bebeklerini "hemen" kucağına alma ve "hemen" dokunma durumu ile MBÖ puan ortalaması arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). MBÖ ile DSYKÖ ve tüm alt boyutlar arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki bulunmuştur. DSYKÖ ile tüm alt boyutları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak doğum sonu dönemdeki annelerin birçok sorunla karşılaştıkları, yaşanan bu sorunların annelerin doğum sonu yaşam kalitesini ve maternal bağlanmayı olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu sorunların önlenmesine yönelik hemşirelik yaklaşımının; uygun destek ve eğitimi içermesi hem anne, bebek sağlığının korunup geliştirilmesi hem de annenin doğum sonu sürece uyumunu kolaylaştıracak, doğum sonu yaşam kalitesini yükseltecek ve maternal bağlanmayı olumlu etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: doğum, doğum sonu, yaşam kalitesi, bağlanma, maternal bağlanma, hemşirelik

BağlanmaDoğumMaternal bağlanma+2
Rukiye Dikmen
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebeliğin planlanma durumuna göre gebelikte ve doğum sonu dönemdeki doğum korkusu beklentisi ve algısı

Bu araştırma, gebeliğin planlanma durumuna göre kadınların gebelikte doğum korkusu beklentisini ve doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusunu belirlemek; gebelikte doğum korkusu beklentisi ve doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusunu karşılaştırmak; travmatik doğum algısı, gebelikte doğum korkusu beklentisi ve doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusu arasındaki ilşkiyi belirlemek amacıyla karşılaştırmalı-ilişki arayıcı çalışma olarak yapılmıştır. Çalışma Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın doğum polikliniğinde ve doğum sonu servisinde yürütülmüştür. Araştırmada 26.02.2018\31.12.2018 tarihleri arasında planlanmamış 94, planlı 96 gebe olmak üzere toplam 190 gebeye ulaşılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından yüzyüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Gebeliğin 28-40 haftasında olan gebelere Tanıtıcı Bilgi Formu I, Travmatik Doğum Algısı Ölçeği, Wijma Doğum Beklentisi/ Deneyimi Ölçeği (W-DEQ) A versiyonu uygulanmış, aynı gebelere doğum sonu ilk üç haftada ulaşılarak Tanıtıcı Bilgi Formu II, Wijma Doğum Beklentisi/ Deneyimi Ölçeği (W-DEQ) B versiyonu uygulanmıştır. Elde edilen veriler, tanımlayıcı analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) ve Mann Whitney-U Testi, Kruskall Wallis H testi, Pearson Korelasyon ve Çoklu Regresyon kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonucunda, kadınların gebeliklerini planlama durumuna bakılmaksızın gebelikte doğum korkusu beklentisi ağır düzeyde olduğu, kadınların gebeliklerini planlama durumuna bakılmaksızın doğumda deneyimlenen korkularının klinik düzeyde olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte gebeliği planlama durumuna göre gebelikte doğum korkusu beklentisinin farklılaşmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Planlanmamış gebelik yaşayan kadınların doğum korkusunu daha yoğun yaşadıkları (p>0.05) saptanmıştır. Travmatik doğum algısı yüksek olan gebelerde, doğum korkusu beklentisi ve deneyimlenen doğum korkusunun yüksek olduğu (p<0.01) gebelikte doğum korkusu beklentisi yüksek olan gebelerin, doğum sonu, deneyimledikleri doğum korkusunun da yükseldiği (p<0.01) görülmüştür. Ayrıca travmatik doğum algısının kadınların gebelikteki doğum korkusu beklentisini ve doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve gebelikte doğum korkusu beklentisine ilişkin toplam varyansın %22'sinin travmatik doğum algısı ile açıklanabileceği, kadınların doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusuna ilişkin toplam varyansın %09'unun travmatik doğum algısı ile açıklanabileceği belirlenmiştir. Kadınların gebelikte doğum korkusu beklentisi, doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusun anlamlı bir yordayıcısıdır. Doğum sonu, deneyimlenen doğum korkusunun %27'sinin, gebelikte doğum korkusu beklentisi ile açıklanabileceği belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, doğum öncesi bakım programlarında kadınların doğum algıları ve doğum korkusu beklentilerinin belirlenerek korkuyu azaltmaya yönelik hemşirelik uygulamalarının planlanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğum Korkusu, Hemşirelik, Gebeliğin Planlanma Durumu, Travmatik Doğum Algısı, W-DEQ-A ölçeği, W-DEQ-B ölçeği,

Aile planlamasıAlgıDoğum+4
Feyzanur Gülçelik
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişki

Araştırma, postpartum dönemdeki annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ndeki, 1-4 aylık bebeği olan 150 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan anne tanıtıcı bilgi formu, "Maternal Bağlanma Ölçeği" (MBÖ) ve "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II" (YİYE II) ölçeği kullanılmıştır. Veriler 06 Ekim 2016- 03 Ocak 2017 tarihleri arasında çalışmayı kabul eden annelerle yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, "iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi" (bağımsız t testi), "tek yönlü varyans analizi" (ANOVA), Levene testi, "çoklu karşılaştırma testi"(Bonferonni ya da Tamhane's T2) kullanılmıştır. Sonuç olarak postpartum dönemde annelerin eşleri ve bebeği ile olan bağlanma düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. MBÖ ile YİYE II Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0.05). Annelerin yaşlarının, eğitim düzeylerinin, evlilik sürelerinin, doğum ve çocuk sayılarının ve doğum şekillerinin anne-bebek bağlılığını etkilediği saptanmıştır. Hemşire ve ebelerin ev ziyaretleri ve hastanelerde aileyi bir bütün olarak değerlendirmesi, annelerde maternal bağlanmayı değerlendirip bunu olumsuz etkileyen faktörleri belirlemesi ve aileye bu konuda gerekli girişimlerde bulunması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Eşler arasındaki bağlanma, Maternal bağlanma, Postpartum dönem, Hemşirelik.

Ana-babaya bağlanmaAnne-bebek etkileşimiAnneler+4
Özge Doğan Dalgalar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ve etkileyen faktörler

Amaç: Annelerin doğum sonu dönemdeki güvenlik hislerini ve etkileyen faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırma evrenini Manisa Şehzadeler İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı bir Aile Sağlığı Merkezi'nde bir yıl içerisinde doğum yapan anneler oluşturmuş (N:330) ve örnekleme 200 anne dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile Kişisel Bilgi Formu ve Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde; sayı, yüzde, bağımsız gruplarda t testi ve MannWhitney U testi, üç ve daha fazla grubu olan değişkenlerde Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamasının 27,82±5,23, evlenme yaş ortalamasının 21,40±3,58 olduğu ve annelerin %89'unun çalışmadığı, %31'i ilköğretim mezunu, %28,5'i ortaokul mezunu olduğu bulunmuştur. ADSGHÖ toplam puan ortalaması 51,24±9,65 olarak bulunmuştur. Annelerin ölçekten aldıkları en düşük puan 27 en yüksek puan 70 olarak bulunmuştur. Ölçekte en yüksek puan ortalamasını alan alt boyut güçlendirici davranış iken en düşük puan ortalamasını alan alt boyut emzirme davranışı olarak belirlenmiştir. Annelerin doğum sonu güvenlik hislerinin gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden fiziksel ve duygusal destek alma durumu ile ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar: Annelerin güvenlik hislerinin genel olarak yüksek olduğu, gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden destek alan annelerin güvenlik hislerinin olumlu yönde etkilendiği sonucuna varılmıştır.

AnnelerDoğumEbelik+4
Nihan Şengüler Arık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi

Amaç: Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisini belirlemektir. Gereç ve yöntem: Araştırma randomize kontrollü girişimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesi Obstetri Polikliniği'ne başvuran gebeler oluşturmuştur (girişim=51, kontrol=51). Araştırmada antenatal dönemde girişim grubuna bireysel emzirme eğitimi, kontrol grubuna ise eğitim kitapçığı verilmiştir. Doğum sonu dönemde her iki gruba beşinci gün ile altıncı ay arasında ev ziyareti ve telefon izlemi gerçekleştirilmiştir. Emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi; sadece anne sütü ile emzirme süresi, meme sorunları ve emzirme başarısı ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri Gebe, Lohusa-Yenidoğan Tanıtım Formu, Anne Sütü ile Besleme Soru Formu, Meme Sorunları Tanılama Formu, LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Girişim ve kontrol grubundaki annelerin bebeğini sadece anne sütü besleme açısından, tüm izlemlerde, iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubundaki annelerin meme başı çatlağı, meme başı ağrısı, engojman ve kanal tıkanıklığı meme sorunlarını daha fazla yaşadığı, iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı toplam puanlarında beşinci ve on beşinci gün izlemlerinde iki grup arasında fark bulunmuştur (p<0,05). Emzirme özyeterlilik ölçeği toplam puanlarının iki grup arasında, tüm izlemlerde farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonucunda bireysel emzirme danışmanlığı verilen annelerin bebeklerini daha uzun süre sadece anne sütü ile beslediği, daha az meme sorunu yaşadığı, emzirme yeterliliklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Bireysel Danışmanlık, Anne Sütü, Meme Sorunları, Emzirme Başarısı, Emzirme Öz yeterliliği

Anne sütüDanışmanlıkEbelik+4
Seçil Köken Durgun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakımı algılama ve memnuniyet düzeyleri

Bu araştırma, kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakımı algılama ve memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla analitik-kesitsel olarak yürütüldü. Araştırma, Kasım 2018 ve Temmuz 2019 tarihleri arasında, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde vajinal doğum yapan ve Obstetri Servisinde yatan 524 kadın ile gerçekleştirildi. Verilerinin toplanmasında, tanıtıcı bilgi formu, doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma tespit formu, bireyselleştirilmiş bakım skalası-B hasta versiyonu ve doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyetini değerlendirme formu kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatikler, student T testi, MannWhitney-U, Tek Yönlü Varyans analizi, Kruskall Wallis-H, korelasyon, cronbach alfa ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Kadınların doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma durumu toplam puan ortalaması 17.76±4.58'dir. Yapılan çoklu regresyon analizinde gebeliği isteme durumu ebelik hizmetlerinden yararlanma durumunu pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %2.2'dir. Kadınların bireyselleştirilmiş bakım algısı madde puan ortalaması 4.23±0.40, alt boyutlarına ilişkin madde puan ortalamaları; Kararlara Katılmada Bireysellik 4.50±0.44, Klinik Durumda Bireysellik 4.42±0.48 ve Kişisel Yaşamda Bireysellik 3.48±0.49'dur. Yapılan çoklu regresyon analizinde doğum sayısının 1-3 olma durumu bireyselleştirilmiş bakım algısını pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %2.1'dir. Kadınların doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyeti toplam puan ortalaması 16.94±2.52'dir. Yapılan çoklu regresyon analizinde gebeliği isteme durumu ebelik bakımı memnuniyetini pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %5.4'tür. Bu çalışmada kadınların doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma durumları, bireyselleştirilmiş bakım algıları ve doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyetinin obstetrik özelliklerden etkilendiği ve kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakım algıları ile memnuniyet düzeylerinin ilişkili olduğu sonucuna varıldı. Doğum sonu dönemde verilen bakım hizmetlerinin planlanması ve sunumunda bu sonuçların dikkate alınması ile anne-bebek sağlığının korunması ve gelişimine katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Algı, bireyselleştirilmiş bakım, ebelik, lohusa, memnuniyet.

AlgıDoğumEbelik+5
Dilek Öğüt
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tanılı kadın hastalarda gebelik ve lohusalıktaki duygudurum epizodlarının hastalığın seyrine etkisi

AMAÇ: Bipolar bozukluğun seyrinin cinsiyetler arasında farklılık gösterdiğini bildiren yayınlar vardır. Kadınlarda hormonal dalgalanma dönemlerinde semptomlar çoğunlukla kötüleşmektedir. Bu çalışma ile bizim amacımız, gebelik dönemlerinin bipolar bozukluk seyrine ne gibi bir etki gösterdiğini araştırmaktır. METOD: Çalışmaya Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde bipolar bozukluk tanısı ile serviste veya ayaktan takip ile tedavi görmekte olan ,çalışmaya katılmayı kabul eden 93 kadın hasta alınmıştır. Katılımcıların sosyodemografik verileri ayrıntılı olarak alınmış ve SCID-I, YMRS ve HDRS uygulanmıştır. BULGULAR: Gebelik öyküsü olan kadınlarda hastalık başlangıç yaşı ve tanı yaşı daha geçtir. Gebelikte daha çok depresif ataklar görülmektedir. Gebelikte atağı olanlarda postpartum depresyon daha fazla görülmektedir. Gebelikte atağı olanlarda yaşam boyu atak sayısı daha fazladır ve YMRS puanları daha kötüdür. SONUÇ: Gebelik ve lohusalık dönemindeki duygudurum ataklarının kadın bipolar hastalarda hastalığın seyrine etkisini araştırdığımız çalışmamız bilgilerimize göre daha önce yapılmamıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, gebelik öyküsü olanlarda hastalık daha geç başlamasına rağmen, daha fazla ataklarla seyrettiği görülmektedir. Buna göre gebelik, hastalığın prognozunu olumsuz etkiliyor gibi görünmektedir. Gebeliğin, bipolarite üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılabilmesi için daha fazla hasta ile çalışmalara ihtiyaç vardır. ANAHTAR KELİMELER: Bipolar Bozukluk, Gebelik, Lohusalık

Affektif bozukluklarBipolar bozuklukGebelik+3
Elif Özlem Canazlar
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğumda indüksiyon uygulamasının doğum sonu anne-bebek bağlanması ve kaygı düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırma, doğumda oksitosin indüksiyon uygulamasının doğum sonu anne-bebek bağlanması ve kaygı düzeyine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, analitik ve olgu-kontrol tipte yapılmıştır. Doğumda oksitosin indüksiyonu uygulanan kadınlar olgu, uygulanmayanlar ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Ocak 2020–Mayıs 2021 tarihleri arasında, Konya İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Dr. Ali Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Lohusa Servisi'nde yatmakta olan 416 kadın ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği" ve "Durumluluk-Süreklilik Kaygı Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, t testi ve pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada olgu grubunun anne-bebek bağlanma ölçeği (14,28±1,73) ve durumluluk kaygı envanteri (31,71±7,82) puan ortalamalarının kontrol grubunda yer alan kadınlara göre (anne-bebek bağlanma ölçeği: 12,91±2,25, durumluluk kaygı envanteri: 28,56±6,91 ) istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca olgu ve kontrol grubundaki kadınların; anne-bebek bağlanma düzeyleri ile süreklilik kaygı düzeyleri ve durumluluk kaygı düzeyleri arasında istatistiksel olarak negatif yönde orta şiddette ilişki saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, doğumda oksitosin indüksiyonu uygulanan kadınların uygulanmayan kadınlara göre anne-bebek bağlanma düzeylerinin daha düşük olduğu, durumluluk kaygı düzeylerinin ise daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada her iki grupta da kadınların kaygı düzeyleri arttıkça anne-bebek bağlanma düzeylerinin azaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne-Bebek Bağlanması, Doğum, Kaygı, Oksitosin İndüksiyonu.

AnksiyeteBağlanmaDoğum+3
Nazlı Nur Göçen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects