Constitutional Monarcy II
159 theses under this subject heading
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve hikayeciliği
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatında romanlarıyla ün kazanmış biri olsa bile hikâye türünde de çok sayıda eserler vermiş bir sanatçıdır. İlk eserlerini İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından veren sanatçı, seksen beş yıllık ömründe Türk edebiyatının çeşitli dönemlerine şahit olmuş ve güçlü kalemi ile her türlü toplumsal gelişmeyi eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Hikayecilik dönemi, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in ilanına kadar süren yazarın aynı zamanda Fecr-i Ati topluluğuna mensup olduğu da bilinmektedir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi gelişmeler sebebiyle Yakup Kadri'nin hem düşünceleri hem de edebi zihniyeti, buna paralel olarak da hikayeleri yavaş yavaş değişime uğrar. Hikayeciliğinin ilk yıllarında daha bireysel temaları işleyen Karaosmanoğlu, bilahâre Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde savaşın toplum üzerindeki tahribatına dair daha yeni hikayeler kaleme alır. Karaosmanoğlu'nun hem kendisinde hem de Türk edebiyatındaki değişimlerin izinin en rahat sürülebildiği metinler olan hikayeleri, bugüne kadar romanlarının gölgesinde kalmış ve bütüncül bir bakış açısıyla üzerinde tez seviyesinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Yakup Kadri'nin hikayeciliği dönem atmosferine bağlı olarak değerlendirilmiş ve hikayeleri toplu bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkinci Meşrutiyet Dönemi, Fecr-i Ati, Hikaye, Türk tarihi, Milli Mücadele Dönemi.
İttihat ve Terakki'nin eğitim politikası(1908-1918) Cemiyet'in kendi insan tipini yaratma politikası
II. Jön Türk kuşağı, 1908 senesinde II. Abdülhamit'in istibdat rejimine son vererek Osmanlı Devleti'nde anayasal süreci ikinci kez başlatmıştır. İttihat ve Terakki'ye göre, meşruti yönetim yıkılmakta olan imparatorluğun tek kurtuluş yoluydu. Bu sebeple toplumu şekillendirmede eğitimin dönüştürücü rolünün bilinciyle, halk eğitimi politikası güttüler. Cemiyet yurdun dört bir tarafında açtığı İttihat ve Terakki Mektepleri ile formel eğitim yanı sıra gece dersleri, konferanslar, gazete ve dergilerle de ülke geneline ideolojisini yaymaya çalışmıştır. Balkan Savaşları ardından egemen olan milliyetçilik politikası doğrultusunda hedeflediği yeni insan tipine ulaşmak için savaş koşullarında dahi eğitimi ihmal etmeyecektir. Eğitimle oluşacak yeni insan tipi, meşrutiyet değerlerine sahip çıkması yanı sıra cemiyetin faaliyetlerini meşru temellere oturmak ve iktidarının devamı sağlamak içinde önemlidir.
II. Meşrutiyet Dönemi Meclis-i Mebusan'ında Arnavut milletvekilleri ve siyasî faaliyetleri
Osmanlı siyasi tarihinin en önemli dönemlerinden birisi kuşkusuz II. Meşrutiyet devridir. Bu dönemde anayasal yönetimine geçildiği gibi parlamento da açılmıştır. Bu dönemde birçok siyasi fırka veya cemiyet kurulmuştur. Fakat Dönemle özdeşleşen İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur. Çünkü II. Meşrutiyet'e giden yolu İttihat ve Terakki Cemiyeti açmıştır. 1878 yılında II. Abdülhamid anayasayı askıya aldıktan sonra Meclis-i Mebusan'ı da süresiz bir şekilde tatil etmiştir. Fakat daha sonra dört tıbbiyelinin kurduğu ilk örgütlü muhalefet olan İttihat ve Terakki Cemiyeti zamanla genişleyerek II. Abdülhamid'in tekrardan Meşrutiyeti ilan etmesini sağlamıştır. Meşrutiyet'in ikinci defa ilan edilmesine kuşkusuz Arnavutlar da İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne azımsanamayacak derecede yardım etmişlerdir. Cemiyet için pek çok siyasi faaliyette bulunmuşlardır. Arnavutların İttihat ve Terakki Cemiyet'ine yardım etmelerinin nedeni ise Meşrutiyet ortamının yaratacağı özgürlükçü ortamda birtakım taleplerin yerine getirilmesi düşüncesiydi. Fakat II. Meşrutiyet'in ilanıyla Arnavutlar umduklarını bulamamışlardır. İttihat ve Terakki, Meşrutiyet'in ilanından sonra Arnavutların yerine getirilmesini istedikleri taleplerini yerine getirmediği gibi benimsediği merkeziyetçi yapıyla da Arnavutları Hükümetten uzaklaştırmışlardır. Bu nedenle de Arnavutlar, II. Meşrutiyet'in ilanıyla başlayan dönemde İttihat ve Terakki'yi sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Bu tepkilerini Arnavutluk bölgesinde çıkardıkları ayaklanmalar ile Devleti uzun bir süre boyunca uğraştırmışlardır. Ayrıca Meclis-i Mebusan'daki Arnavut mebuslarda parlamento içinde muhalefet ederek Hükümeti sert bir şekilde eleştirmekten geri durmamışlardır. Bizler de bu çalışmamızda Meclis-i Mebusan'da bulunan Arnavut mebusların ilk başta öz geçmişleri daha sonra ise gerek Meclis içinde gerekse Meclis dışında siyasi faaliyetlerini inceledik.
Kang Youwei'nin reform düşüncesi ve II. Meşrutiyet'e bakışı
Çin'in son hanedanı olan Qing (Mançu) Hanedanı, 19.yüzyılda ülkesinde sahip olduğu egemenliği hem içeride yaşanan isyanlar hem de dışarıdan gelen tehditler sebebiyle kaybetmeye başlamıştır. 1840-42 yıllarında İngiltere ile yaşanan ilk Afyon Savaşının sonucunda yenilen Qing Hanedanlığı, 1856-60 yılları arasında gerçekleşen II.Afyon Savaşında da aynı sonuçla karşılaşmış ve başkent Pekin yabancılar tarafından işgal edilmiştir. Yaşanan bu savaşların ardından Batı etkisinde kalan ve yarı bir sömürge durumuna gelen Çin, 1894'te ise küçük gördüğü Japonlar tarafından ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Çin tarihinde yaşanan bu kırılma noktaları ile başını Kang Youwei'nin çektiği reformcu aydın kesim, reform çalışmaları için imparatora baskı yapmaya başlamış ve dilekçeler sunmuşlardır. Bunun sonucunda, Batılı ve komşu ülkelerde gerçekleşen reformların örnek alındığı "Yüz Gün Reformları" 1898 yılında meydana gelmiştir. Kang Youwei'nin liderliğini yapmış olduğu bu reformlar ile siyasi, idari, askeri, ekonomi, sanayi ve eğitim alanında yenilikler gerçekleştirmek istemiştir ancak Yüz Gün Reformları İmparatoriçe Cixi ve yönetimde bulunan diğer muhafazakârlar tarafından engellenmiştir. Bu durum üzerine idam ile karşı karşıya kalan Kang Youwei, 16 yıl sürecek olan bir sürgün hayatına adım atmıştır. Sürgün hayatında çeşitli ülkeleri gezen Kang Youwei, 1908 yılının Temmuz ayında İstanbul'a gelmiştir. II. Meşrutiyet'in ilanına şahitlik etmiş ve Jön Türklerden etkilenmiştir. Buradaki izlenimlerini ise Türkiye Seyahatnamesi (Tujue Youji) adıyla kaleme almıştır. Ayrıca Kang Youwei Çin'de yönetimdeki çalışmalarının yanı sıra sanat, ahlak ve sosyal konular üzerinde durmuş ve geleneksel Çin düşüncesinde var olan Datong'a radikal bir yaklaşım getirmiştir.
II. Meşrutiyet Dönemi Türk düşüncesinde doğu-batı algısı: İctihad ve Sırat-ı Müstakim dergileri örneği
Bu çalışmanın konusu II. Meşrutiyet dönemi Türk düşüncesinde Doğu ve Batı algısıdır. Tezin temel sorusu ise "İctihad ve Sırat-ı Müstakim dergileri etrafında kümelenen fikir muhitlerinin ben ve muhatap algıları neden ve nasıl değişti?" şeklinde belirlenmiştir. Bu bağlamda çağdaş Türk düşüncesini ve siyasetini şekillendirmede hala önemli bir yer işgal eden Batıcı ve İslami Yenilenmeci akımların 'kendi'ni ve 'başkası'nı nasıl tanımladıklarını açıklığa kavuşturmaya çalıştık. Elbette, tezin konusundaki zaman sınırlaması takdiri bir sınırlamadır ancak söylemlerin oluşumlarının tarihi-soyolojik bağlamdan etkilendiği gerçeğini dikkate alarak, çağdaş Türk düşüncesini şekillendiren söylemlerin daha belirgin olarak ortaya çıktığı II. Meşrutiyet dönemini tezin araştırma zamanı olarak belirledik. Söylemin inşasını tarihi ve sosyolojik bağlama indirgeme hatasında düşmemek için de "düşünce sosyolojisi" yöntemini tercih ettik. Böylece fikirlerin doğrudan söylemin inşasına etkisini ve temsilcilerinin konumları ile fikirlerin irtibatını anlamaya imkan bulunabileceğini varsayıyoruz. Tez dört ana bölüm ile sonuç ve değerlendirme bölümlerinden oluşmaktadır. Doğu-Batı kavramlarının Türk düşünce dünyasında nasıl ve niçin kullanıldığınının bağlamını vermek için tezin birinci bölümünde II. Meşrutiyet dönemi Türk düşüncesinin genel bir çerçevesini çizdik. İkinci ve üçüncü bölümleri ise doğrudan İctihad ve Sırat-ı Müstakim dergilerinin Doğu ve Batı algılarını tespit etmeye ayırdık. Dördüncü bölümde de sözü geçen dergilerin yaklaşımlarını, farklı başlıklar altında düzenlediğimiz tablolar halinde vererek karşılaştırmalı bir değerlendirme imkanı sunmak istedik. Çalışmanın neticesi gösteriyor ki, İkinci Meşrutiyet dönemi Türk düşüncesi bir yandan İslam ilim ve düşünce geleneği ile irtibatını sürdürmekte, öte yandan da Avrupa'nın düşünce mirası ile irtibat halinde bulunmaktadır. Buna rağmen, özellikle Sırat-ı Müstakim dergisinin, günümüzde Doğu ve Batı kavramları ile tanımlanan varlık alanlarına ilişkin kullandığı kavramlar ile seleflerinin kullandıkları kavramlar arasında güçlü bir irtibat ve belli bir süreklilik olduğunu gördük. İctihad dergisi çevresi ise İslami bir meşrulaştırma ihtiyacı duymasına rağmen, açıkça Batılılaşmaktan yana bir dil tercih etmektedir. Bu çerçevede "Sırat-ı Müstakim çevresinin mevcudu yeniden yorumlamayı, İctihad çevresinin ise yeni bir hayat tarzını ithal etmeyi tercih ettiklerini söyleyebiliriz.
1908 Aff-ı Umumisinin İstanbul asayişine etkileri: İstanbul gazetelerine göre
Osmanlı Devletinin modernleşmesinin önemli merhalelerinden birisi olan ve siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel anlamda yakın tarihimizin şekillenmesinde derin etkileri görülen II. Meşrutiyet'in ilanı İmparatorluk coğrafyasında büyük bir heyecan uyandırmış ve hareketin baş aktörü olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin önemli bir zaferi olarak görülmüştür. İnkılâbı planlayan kadro, gerçekleştirme düşüncesinde olduğu birçok icraat olmakla birlikte işe, II. Abdülhamid döneminde siyasi fikirleri nedeniyle hapiste bulunan veya sürgüne gönderilen neredeyse tamamına yakını İttihatçı olan suçluların affedilmesi için bir af teklifi ile başlamıştır. Ancak toplumdan gelen baskılar ve biraz da padişahın bir lûtfu olarak affın kapsamı genişletilmiş ve bir genel af ilan edilmiştir. Bu derecede kapsamlı bir af neticesinde adi suçlular başta olmak üzere hapishanelerde bulunan birçok suçlu serbest bırakılmıştır. Bu çalışmada olumlu veya olumsuz etkileriyle hala tartışıla gelen umumi aflardan birisi olan 1908 affının İstanbul gazetelerine yansıdığı kadarıyla İstanbul asayişine ne gibi etkileri olduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Sabah, İkdam, Tanin ve Tercüman-ı Hakikat gazetelerine yansıyan adi suçların, 1908 aff-ı umumisinden üç ay öncesi ve sonrası taranarak, suç oranlarında bir değişim olup olmadığı karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Gazetelere yansıyan haberlere göre; aftan önceki adi suç oranlarıyla aftan sonraki adi suç oranları arasında belirgin bir farklılık görülmemektedir. Böyle bir farklılığın görülmemesinde ki temel sebep dönemin genel yapısıyla bağlantılıdır. Bunun yanı sıra aftan önce yukarıda bahsettiğimiz gazetelerde görülmeyen fakat aftan sonra İstanbul asayişinde bozulmalara neden olacak bazı suçların da ortaya çıktığı görülmüştür.
II. Meşrutiyet Döneminde yayınlanan bir Ziraat Mecmuası: Toprak
Osmanlı Devleti'nin değişim sürecinin önemli aşamalarından biri olan ve siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel anlamda Osmanlı Devleti'ni etkilemiş olan II. Meşrutiyet, Osmanlı Devleti'nin son döneminde büyük bir heyecan ve umut ortamının oluşmasına sebep olmuştur. II. Meşrutiyet'in mimarı olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, yani dönemin önde gelen aydınları devletin içinde bulunduğu bedbaht halden kurtulması amacıyla toplumu aydınlatmak ve bunun da ülkeyi ekonomik olarak daha iyi bir hale getirmekle mümkün olacağı konusunda hemfikirdirler. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra hızlı bir artış gösteren dergi ve gazeteler, yani basın dönemin en önemli kitle iletişim aracıdır. Aydınların daha ziyade topluma ulaşmak, aydınlatmak, bilinçlendirmek ve eğitmek amacıyla kullanmaya çalıştığı basın büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Güncel, siyasi, iktisadi haberlerin yayınlandığı gazetelerin yanı sıra daha lokal konuları yayın politikası belirleyerek yola çıkan dergiler, topluma bir nevi yol gösterici olarak, daha bilinçli bir Osmanlı toplumu oluşturmayı amaçlamışlardır. Toprak Mecmuası mezkur dönemin ziraat ve iktisad gibi konularını yayın politikası olarak belirleyen önemli dergilerinden biridir. Mart 1329 (1913) senesinde yayın hayatına başlayan Toprak Mecmuası'nın kapağında "Ziraat, toprak kazub altun çıkarmakdır." ifadesi bulunmaktadır. Ziraatın, üretimin ve her türlü iktisadi faaliyetin önemini, bunların çağın gereklerine uygun ifa edilmesi fikrinin gerekliliğini okurlarına aşılamak isteyen Toprak Mecmuası, milli iktisada önem verilirse Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu kötü halden kurtulacağını kendine şiar edinmiştir. Osmanlı toplumunda üretimde asıl rolü üstlenmiş olan çiftçilere ve köylülere yani ziraatle uğraşanlara hitap eden Toprak Mecmuası'nın yayın hayatı 1 Haziran 1330 (1914) senesinde 21. sayıyı yayınladıktan sonra nihayete ermiştir. Bu çalışmada, Toprak Mecmuası'nda ziraat, ticaret, hayvancılık ve Osmanlı ekonomisinin yapı taşları niteliğindeki her türlü üretime ve köy ve köylülere dair yayınlanmış yazılar paralelinde dönemin ekonomik faaliyetleri, aydınların ekonomiyi iyileştirmek adına amaçladıkları ve yazdığı yazılar ve mezkur dönemde bir ziraat mecmuasının üstlendiği misyon ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet, Basın, Toprak, Mecmua, Milli İktisad, Ziraat, Ticaret
Süleyman Tevfik (hayatı-sanatı-eserleri)
Türk edebiyatında 1908 yılından sonra birçok türde değişimler yaşanmıştır. Bu değişimler beraberinde yeni çalışmaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Roman, hikâye, masal gibi birçok türde yazılan eserler dönem itibariyle halkın ilgisini çekmiştir. Bununla birlikte bu dönemde en dikkat çeken gelişme gazetecilik alanında yaşanmıştır. Birçok gazetenin bulunduğu bu dönemde yazarlar siyasî ve edebî düşüncelerini gazeteler aracılığıyla halka ulaştırmayı amaçlamıştır. Ayrıca yazarlar eserlerini gazetelerde tefrika şeklinde yayımlamıştır. Süleyman Tevfik, II. Meşrutiyet dönemi içerisinde yer alan en üretken yazarlardan biridir. Arapça, Farsça ve Fransızcayı ileri düzeyde, İtalyanca ve Ermeniceyi orta düzeyde bilen Süleyman Tevfik dil, din, edebiyat, yemek, ziraat ve sözlükbilim gibi çeşitli alanlarda 185 eser kaleme almıştır. Bununla birlikte Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte yazmış olduğu masallar sayesinde halkın okuryazarlık oranını artırma noktasında çabaları olmuştur. Bu çalışmanın amacı, çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Süleyman Tevfik'in hayatını, sanatını ve eserlerini birçok açıdan ele alıp incelemektir. Ayrıca yazarın bilinmeyen eserlerini ve yönlerini gün ışığına çıkarmaktır. Bu doğrultuda çalışma, Süleyman Tevfik'in yaşamış olduğu dönemin edebî ve fikrî görünümünün anlatıldığı "Giriş" kısmı dışında dört ana bölümden oluşmaktadır.
Students sent abroad for the aim of education (1908-1922): An example of prospographical study
In this study, students who were sent abroad for education have been investigated with group biography method. The investigation is based on the archive documents of the Presidential State Archives in the funds of Ottoman and Republic Period, biographical encyclopedias about students, memoirs and various internet searches. The study was prepared based on the military and political events that took place in the Second Constitutional (II. Meşrutiyet) Period and it was predicated upon the historical periods of 1908-1913, 1914-1918, 1919-1922. The features of the students who were sent in these periods have been discussed in four sections. In the first section, the relation between education and modernization has been discussed. Examples from various countries applying for education abroad in order to educate qualified people by the increase of the power of education in state policies have been given and the historical process of foreign education policies have been emphasized. Also in this section, the phases of foreign educational practices from Tanzimat Period to Second Constitutional Period have been explained. After that, students' birth dates and birth places, the grades and schools that they graduated from, profession categories of their fathers, their genders, their purpose of education and the institutions they were in have been examined via tables and graphics in order to put forth the sociocultural level of the students who were sent abroad between 1908 and 1922. In the second section, the distribution of students abroad according to the years and countries they were sent to, their distribution according to the foundations and countries they recieved scholarship from, the schools where students were educated at have been examined via tables and graphics. Beside that, the funds, investigations and general problems of students abroad have been commentated based on reports of investigators of the period. In the third section, the results of foreign education have been examined. Accordingly, the success / failure status of those who were sent for education were presented and the success status of those, who returned to the country, according to the branches of science they studied and their contributions to Ottoman and Turkish modernization have been discussed. As a result of the investigations made above, we have determined that Ottoman valued education abroad despite human loss and financial difficulties which it faced due to wars took palce during the Second Constitutional Period. Among these difficulties, it was determined that students were sent for education abroad, albeit limited, during the War of Independence, which was initiated under the leadership of Mustafa Kemal Atatürk and resulted in full independence, and with the establishment of the TBMM government, those students undertook important duties in government cadres. It has been determined that the vast majority of these students, whose number was very little compared to the population of the country, were appointed at universities in the Republic of Turkey's first period and were brought to the state's senior civil service and they spent great efforts for the problems of the community. Finally, it was determined that the success-failure status of foreign educational practices varies according to institutions and branches of science, and the success rate is high, although not at the targeted rate. Key Words: Second Constitutional Period, Study abroad, Modernization, Republic of Turkey.
Balkanlarda aşırı milliyetçi bir örgütlenme: Makedonya-Edirne dahili ihtilal teşkilatı (1893-1912)
Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında yaşayan Bulgarlar, siyasi bağımsızlık elde etmek için XIX. Yüzyılda kurmuş oldukları komite ve çeteler vasıtasıyla isyanlara başlamışlardır. Osmanlı-Rus Harbi'nin ardından 'Büyük Bulgaristan' hayalini gerçekleştirmek amacıyla yeni kurulmuş olan Bulgar Prensliği ve Osmanlı topraklarında örgütlenmeyi sürdürmüşlerdir. 1893 yılında Selanik'te, hedefi Makedonya ve Edirne vilayetinin siyasi otonomisi, ardından Bulgaristan'la birleşmesini sağlamak olan Makedonya-Edirne Dahili İhtilal Teşkilatı'nın temelleri atılmıştır. Yaptığı etkin propagandaların sonucunda kısa sürede içinden çıktığı halk arasında taraftar bulan bu teşkilat, Osmanlı'da adeta 'devlet içinde devlet' haline gelmeyi başarmış, komite ve çeteleri vasıtasıyla illegal bir ordu ve mahkemeler meydana getirmiştir. En büyük dış desteği ise kuşkusuz Bulgar Prensliği ve buradaki Makedonya-Edirne göçmenleri tarafından kurulmuş olan Yüksek Komite'den görmüş ve Sofya'da bir yurt dışı temsilciliği meydana getirmiştir. Temsilcilik görevlerine Gotse Delçev ve Gyorçe Petrov atanmıştır. Yüksek Komite ve teşkilatın temsilcileri arasındaki ilişkiler öncelikle, Makedonya'da yapılacak bir isyanın zamanı ve niteliği konusunda yaşanan fikir ayrılıkları sonucu bozulmuştur. Yurt dışı temsilcileri, teşkilatın müstakil yapısına ve iç işlerine yapılacak olan müdahalelere karşı çıkmışlardır. Esasen onların daha ilk dönemlerden itibaren Bulgar Prensliği'nden bağımsız olacak bir Makedonya eğiliminde oldukları iddia edilmekle birlikte, teşkilat Bulgar hükümetlerinden bağımsız bir siyaset takip edememiştir. 1902 ve 1903 yıllarında Bulgar Prensliği ve Yüksek Komite tarafından Osmanlı'da kışkırtılan isyanların ardından teşkilat, Hristo Matov ve Yane Sandanski liderliğinde olmak üzere 'sağ ve sol' fraksiyonlara ayrılmıştır. Matov'un liderliğindeki sağcılar, Makedonya ve Edirne'nin Bulgaristan'la birleşmesi fikrini savunurken, Sandanski etrafında toplanan grup, bazı Sosyalist aydınların da etkisiyle bir 'Balkan Federasyonu' fikrini ortaya atmıştır.
Painting, artistic patronage and criticism in the public sphere: A study of the Ottoman Society of Painters, 1909-1918
This study examines the Ottoman Society of Painters, and traces the history of its first nine years, from its foundation in 1909 until the demise of the Empire in 1918. The position of the Ottoman Society of Painters in the late-Ottoman cultural milieu was certainly a significant one. As an artistic organization, run by the graduates and students of the Academy of Fine Arts, it published the first art journal of the Empire, and contributed to the painting exhibitions organized in Istanbul and in Vienna during the First World War.The final decade of the Ottoman Empire was indeed a unique decade, and it is the objective of this study to understand the Society and their art as part of these `catastrophic? years; the years that witnessed revolutions, rebellions, nationalistic agendas, wars and massacres. This thesis firstly explores the historical and artistic specifics that lead to the foundation of the Society, and then, focuses on the key themes and debates of its journal, in an attempt to understand how contemporary political circumstances, such as the Balkan Wars and the nationalist agenda of the CUP, influenced the fabric of the Journal itself. The last chapter looks at Ottoman visual culture during World War I and explores the responses of the Society?s painters to this disastrous war and its extraordinary conditions.
Socio-political reflections and expectations of the Ottoman Armenians after the 1908 Revolution: Between hope and despair
This thesis aims to shed light on perceptions and evaluation of the Ottoman Armenians in the second constitutional period about their relations with the state and the other groups and also about the changes in the state apparatus in making the constitutional government. Besides, it explores the internal relations between different segments of the Armenian community. By doing so, it tries to widen the perspective of the historiography of the second constitutional period in which non-Muslims are rarely handled as autonomous subjects. In the thesis, those Armenians' societal relations are analyzed under the categories of internal and external. Internal relations mean the relations among Armenian institutions, parties, and social classes. External relations, on the other hand, are analytically divided into two as vertical and horizontal relations where the former denotes the relations with the state and the latter the relations with non-Armenian ethno-religious communities, i.e. Turks, Kurds. In order to understand Ottoman Armenians' subjectivity this work largely utilizes the texts, i.e. newspaper articles, books, and booklets which they produced, and which are expected to reflect their mentality. The larger portion of the material are the Armenian newspapers published in Anatolian cities such as Sivas, Tokat, Erzurum, Trabzon, Harput, Adapazarı, and Izmir which constitutes a representative sample of the Anatolian Armenians who constituted the vast majority of the Ottoman Armenians. On the basis of all primary resources it can be concluded that the Ottoman Armenians were living in a continuous ebb and flow of hope and despair, optimism and pessimism just before the catastrophe of the First World Wa
Bir Osmanlı Ermeni yetimhanesi: Adana'daki Dârüleytâm-i Osmânî'nin kısa tarihi (1909-1918)
This thesis examines the history of Dârüleytâm-ı Osmânî institution founded in Adana by Adana Governor Cemal Pasha of the period for Armenian girls and boys who were orphaned due to the Adana massacres of 1909. This orphanage, whose foundations were laid in 1909, was officially opened in 1911 for the education and care of 500 hundred orphaned Armenian children. Shortly after its opening, Muslim orphans were also placed in the orphanage and thus became a multireligious and multicultural institution. This thesis tries to show the views of local officials, Ottoman Armenians, and the Committee of Union and Progress towards the opening of the orphanage, by emphasizing the historical role of the Armenian orphans. While drawing a comprehensive picture of the process providing the establishment of the orphanage from 1909 to 1911, this thesis argues that this orphanage was founded for political reasons rather than humanitarian concerns. The study shows the partnerships, disputes, and conflicts between different groups through the discussions on the administration and control of the orphanage from 1912 to 1914. Furthermore, the thesis shows the impacts of the changing ideological, social, and economic policies of the government on the orphanage by focusing on the period between 1914 and 1918. The primary sources used in this thesis are Ottoman archival documents, missionary and consul reports, memoirs, newspapers, province budgets, and regulations.
A civil unionist: The biography of Mehmed Cavid Bey, 1876–1926
This dissertation, titled A Civil Unionist: The Biography of Mehmed Cavid Bey (1876–1926), analyzes three issues related to the life of Mehmed Cavid Bey, who was the Minister of Finance during most of the Second Constitutional Period. First, as a reflection of the international arena during this period, the close interaction between the Ottoman Empire's financial issues and its foreign policy is examined. Second, the policy-making processes of the Committee of Union and Progress (CUP) are analyzed. Third, how the political preferences of the ruling elite were determined during the transition from empire to nation-state will un-fold along the axis of Cavid Bey's life story. The original value of this dissertation is its effort to understand the mul-ti-dimensional structure of the history of a country and its desire to achieve poltical and financial independence amid wars, conflicts, revo-lution, and ideological transitions through examining the life of an indi-vidual.
Osmanlı'da siyasi ve hukuki bilginin sekülerleşmesi bağlamında 'Meşrutiyet' kavramı (1860-1911)
This study examines how politics and law became secularized around the concept of the Meşrutiyet in the Ottoman Empire, focusing on how the constitutional debates were held between 1860-1911. This work is made by analyzing the written texts in which the concept of the Meşruti-yet was discussed by using the Critical Discourse Analysis method. For this reason, our discourse analysis, starting from the texts of New Ottomans such as Namık Kemal and Ali Suavi, etc., includes the texts written during the reign of Abdülhamid II and the discussions on Kanun-u Esasi in 1908 and later. What draws attention in all these texts is the efforts of the actors demanding the Meşrutiyet regime to legitimize the Constitutional regime by predominantly referring it to Islam. By referring to traditional/classical Ottoman legal-political concepts such as Siyaset, Siyaset-i Şer'iyye, Şura, Meşveret, it has been claimed that the constitutional regime is actually nothing different from the traditional Ottoman politics-law practice. However, the historical process and cultural aura of the constitutional monarchy practice and the traditional/classical Ottoman legal-political practice are both ontologically and epistemically different from each other. This difference was ignored and analogies are made between different concepts/practices and it is assumed that they were the same. However, these analogical approaches transform the traditional/classical Ottoman legal and political thought in the field of practical politics-law and cause it to be secularized.
Ahenk Gazetesi'ne göre II. Meşrutiyet Dönemi'nde Aydın ve ilçelerinin sosyal ve ekonomik hayatı (1908)
Ahenk Gazetesi, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında İzmir basınında oldukça önemli yer tutmaktadır. Bu gazete sadece İzmir'e özgü olmamakla birlikte tüm Batı Anadolu'ya hitap etmiş bir özelliğe sahiptir. Bu sebeple Aydın ve ilçelerini araştırırken Ahenk Gazetesi uygun görülmüştür. Ele aldığımız bu çalışmada ilk önce "Giriş" bölümünde Ahenk Gazetesi'nin kuruluşu ve gelişimi, Aydın'ın tarihsel süreci ve tez konusuna girmeden önce de 1908 yılı içerisinde Aydın'ın genel durumu ele alınmıştır. İzmir'deki Ahenk Gazetesi'ni temel alarak yaptığımız bu çalışmada Aydın ve ilçelerinde yaşanan sosyal, siyasal, ekonomik, ticarî, asayiş, doğal afetler, bayındırlık ve eğitime dair olan tüm haberleri içermektedir. Aydın ve ilçeleri ile ilgili tüm haberler, kendi içerisinde konulara ayrılarak derlenmiş ve bir bütünlük içerisinde bu çalışma ortaya çıkmıştır. Aydın ve ilçeleriyle ilgili konuların 1908 yılı içerisinde basında nasıl ve ne şekilde yer aldığı bu çalışmada etkileri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Aydın, Ahenk, İzmir Basını, Meşrutiyet, Siyasi, Sosyal, Ekonomik.
Osmanlı deniz gücü ve faaliyetleri (1888-1914)
Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi'nin etkisiyle XIX. yüzyıl, dünya tarihi açısından çok büyük gelişmelerin yaşandığı ve güçler dengesinin tamamen değiştiği bir yüzyıl olmuştur. Ardı arkası kesilmeyen teknolojik gelişmeler bu tarihe kadar teknolojik yatırımlar yapmakta zorlanmış devletler için yeni bir fırsat olarak ortaya çıkmıştır. Hemen hemen her gün yeni bir teknolojik gelişmenin yaşandığı bu süreçten, bütün devletler gibi Osmanlı Devleti'ni de derinden etkilemiştir. Tüm dünya devletleri gibi Osmanlı Devleti de bu gelişmeleri yakından takip etmiş ve kullanım alanlarına ve önceliklerine göre kendi bünyesinde uygulamaya çalışmıştır. Bu çalışma, böylesine büyük teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Osmanlı Devleti'nin bu gelişmeleri donanma üzerinde nasıl uyguladığını, bu uygulamalarda nasıl eksiklikler olduğunu, bireyler üzerinden yapılan tartışmaların ne kadar sağlıklı olduğunun ve sonucunda elde edilen verilerin uygulamada nasıl sonuçlar doğurduğunu anlama çabasıdır. Süreç boyunca yaşanan siyasi gelişmelerin donanma üzerine etkisinin nasıl olduğu, ülkenin ekonomik durumunun satın alımlar veya üretim bazında ne gibi değişikliklere sebep olduğunu ve istihdam edilen uzmanların teknoloji transferindeki etkilerinin nasıl olduğunu inceleyip, bu gelişmelerin donanmanın faaliyet alanlarına nasıl etki ettiğine cevaplar aranmıştır. Osmanlı Devleti 1888-1914 yılları arasında sadece siyasi sorunlar yaşamamış, aynı zamanda yönetimsel olarak da çok büyük değişiklikler yaşamıştır. Siyasi olarak devletin hem iç hem de dış sorunlarla mücadele ettiği, ardı ardına hasımlarıyla savaşa girmek ve donanmayı aktif bir şekilde kullanmak zorunda kaldığı bir dönemdir. Bunun yanında klasik yönetim anlayışı terk edilip, meşruti bir yönetime geçilmiştir. Böylesine önemli bir gelişme de ister istemez yukarıda bahsi geçen modernleşme sürecini etkilemiştir. Bu bağlamda, Avrupa'daki teknolojik gelişmelerin Avrupalı devletler ve Osmanlı Devleti tarafından nasıl takip edildiği ve donanmalarına nasıl uyarladıklarını anlamak için çapraz okumalar yapılmıştır. Böylece iki tarafın süreçteki benzerlikleri, farklılıkları ve birbirinden nasıl faydalandığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
II. Meşrutiyet Dönemi İstanbul'unda adi suçlar (1908-1918)
II. Meşrutiyet'in ilanıyla Osmanlı Devleti; siyasi, iktisadi, hukuki, askerî ve sosyal alanda birçok değişimin yaşandığı bir sürece girmiştir. Özellikle 1908-1918 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı isyanlar, siyasi kamplaşmalar, faili meçhul cinayetler, savaşlar, göçler, ekonomik bunalımlar başkent olması nedeniyle ilk önce İstanbul'da tesirini göstermiş ve şehrin güvenlik ve asayişi bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Şehirde her geçen gün artan suç vakaları ve güvenlik kaygıları İstanbul sakinlerini tedirgin ettiği gibi bürokratik ve siyasi çevrelerde bu durumdan rahatsız olmuştur. II. Abdülhamit devrinden kalma kolluk güçleri ise İstanbul'daki suç vakalarına zamanında müdahale edememiş ve şehrin asayişini temin etmede yetersiz kalmıştır. Bu durum İstanbul'daki asayiş unsurlarının modernleşmesini kaçınılmaz kılarken II. Meşrutiyet döneminde güvenlik güçlerinin merkezileşmesi ve mesleklerinde uzmanlaşmaları için önemli adımlar atılmasını sağlamıştır. Bu çalışma 1908-1918 yılları arasında önemli kırılmalar yaşayan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaygın olarak işlenen adi ve cinsel içerikli suçları ve bu suçları işleyen suçluları ele almıştır. Aynı zamanda İstanbul'da suç olgusunu ortaya çıkaran etkenlere ve güvenlik güçlerinin ne gibi tedbirler aldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet Dönemi, İstanbul, Suç, Suçlular, Asayiş ve Güvenlik.
Ali Nazimâ ve II. Meşrutiyet devri siyasi politikalarının çocuk edebiyatına etkisi
Bu çalışmada öncelikle geç dönem Osmanlı'sında yetişmiş bir eğitimci-yazar olan Ali Nazimâ'nın biyografik bilgileri ve sayıca çok fazla olan eserleri derlenerek, bu eserler üzerine kısa açıklamalarda bulunulmuştur. Ardından onun 1912 tarihli, çocuklar için yazdığı, 200 hikâyeden meteşekkil ve bu tez çalışması için Latin harflerine aktarılmış olan Hazine-i Kıraat Yahut Çocuklara İki Yüz Hikâye isimli eserine II. Meşrutiyet Devri siyasi politikalarının yansımaları tespit edilmiştir. Çalışma yapılırken her bir metinden tek tek yola çıkılarak genel kanaatlere ulaşılmaya çalışılmış, tümevarım yöntemi uygulanmıştır. Doğrudan politik olduğu düşünülen hikâyelerde ise yakın okuma yapılarak analizin niteliğinin artırılması hedeflenmiştir. Sonuçta, İttihat ve Terakki hükümetinin yaymak istediği politik görüşlerin izlerine açık biçimde metinlerde rastlanmış ve dönemin yaratmak istediği "makbul vatandaş" kimliği ortaya konmuştur. Ayrıca hikâyelerin geneline hâkim olan ahlaki öğüt verme kaygısının amaçsız olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın nihayetinde, II. Meşrutiyet Devrinde çalışkan, sabırlı, itaatkar, ticarete meyilli ve zengin olmaya arzulu yahut tarımda kendini geliştirmiş modern bireylerin inşası için çabalandığı ve çocuk edebiyatının politik amaçlar için kullanıldığı tezi ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Ali Nazimâ, Hazine-i Kıraat yahut Çocuklara İki Yüz Hikâye, II. Meşrutiyet, çocuk edebiyatı, makbul vatandaş
II. Meşrutiyet Dönemi ibtidai mekteplerinde okutulan bir tarih ders kitabı örneği (Çocuklara Tarih-i Osmani)
Bu çalışmada İhsan Şerif Saru'nun 1915 (R. 1331) senesinde kaleme almış olduğu "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı incelenmiş ve bu çerçevede ibtidai mekteplerdeki tarih öğretimi ele alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı okunmuş ve içerik incelemesi yapılmıştır. Sonrasında çeşitli kaynaklar kullanılarak bir doküman analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde, ibtidai mekteplerde gösterilen tarih öğretiminin zaman içindeki değişimi ortaya konmuştur. II. Meşrutiyet Dönemi'nde değişen müfredata bağlı olarak ders kitaplarında da önemli değişiklikler yapılmıştır. Tarih dersi de bu değişikliklerden etkilenmiştir. Bu döneme kadar tarih ders kitaplarında yenilgilerden bahsedilmezken II. Meşrutiyet Dönemi ile yenilgilerin de anlatıldığı daha tarafsız bir anlatım sağlanmıştır. Daha önceleri tarih ders kitaplarında Osmanlıcılık vurgusu yapılırken bu dönemde kitapların milli bir bakış açısıyla yazıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, İhsan Şerif Saru'nun 1915 yılında yazmış olduğu "Çocuklara Tarih-i Osmani" ders kitabını inceleyerek II. Meşrutiyet Dönemi'nde tarih öğretiminin nasıl yapılmak istendiğini anlamlandırmaya çalışmaktır. Çalışmamızın öncelikle Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan Tanzimat Dönemi'ne kadar, Tanzimat döneminde, II. Abdülhamid döneminde ve II. Meşrutiyet Dönemi'nde ilköğretimde tarih öğretimi incelenmiştir. Sonrasında, incelemiş olduğumuz kitabın yazarı olan İhsan Şerif Saru'nun hayatı ve eserlerine kısaca değinilmiştir. Daha sonra ise "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı analiz edilmiştir. Biz yaptığımız bu çalışma ile bir dönemin ders kitaplarına ışık tuttuğumuza inanıyor ve geçmişimizde okutulmuş olan bir tarih ders kitabını günümüze taşımanın sevincini yaşıyoruz.
II. Meşrutiyet Dönemi İslam Hukuku tartışmalarında Diyanet ve kaza kavramları
Tez çalışmamız Osmanlı son dönem kanunlaştırma faaliyetleriyle ortaya çıkan, II.Meşrutiyet dönemi fıkıh alanındaki tartışmaların ana konularından birini oluşturan diyanet ve kaza kavramları üzerinde yoğunlaşır. Tezimiz giriş ve iki bölüm halinde ele alınır. Giriş bölümü tez konumuzun önemi, tezin konusunun sınırlandırılması, sunumu ve tez araştırmasında izlenen metod ve yöntem hakkında bilgi verir, kaynaklara değinir. Birinci bölümde 'Kaza' ve 'Diyanet' kavramsal düzeyde, klasik fıkıh ve usul kaynaklarında yer aldığı şekliyle incelenir, tez konumuz çerçevesinde bazı ayrıntılara yer verilir. Bu bölümde başlıkla ilişkili hüküm teorisi ve fetva konuları ele alınır. İkinci bölüm, II. Meşrutiyet ve önceki dönem siyasi yapılanması tarihi arkaplanıyla birlikte ele alınarak diyanet-kaza ayrım sürecine yer verilir. II.Meşrutiyet dönemi kodifikasyon faliyetleriyle başlayan tartışmaların şekillendirdiği fıkhi yenileşme hareketlerine değinilir. Bu çerçevede düşünce dünyasının tanındık isimlerinin bu yenileşme hareketleriyle ortaya koyduğu metinler, diyanet ve kaza kavramıyla sınırlı tutulur. Ziya Gökalp, Halim Sabit, Mustafa Şeref, Mansurizade Said ve İzmirli İsmail Hakkı'nın kaleme aldığı diyanet ve kaza kavramlarını incelediği mecmualarda yayınlanan makaleleri mukayeseli bir şekilde analiz edilir.
Serbesti gazetesi ve Ahrar Fırkası
Toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak siyaseti etkileyen önemli unsurlar da değişim göstermiştir. Dolayısıyla öncelikle siyasi yönü olmak üzere, sosyal, ekonomik ve hukuki açılardan ele alınabilecek basın faaliyetleri de gelişme göstermiştir. Bu sürecin önemli bir parçası olan Serbesti gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi duruşuna ve uygulamalarına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına başladığı yıllarda başka bir karşı fırka olan Ahrar Fırkası da kuruluşunu tamamlamış ve siyaset sahnesindeki muhalefet rolünü icra etmeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra meydana gelen 31 Mart Vakası hem Serbesti gazetesi hem de Ahrar Fırkası için zor günlerin başlamasına sebep olmuştur. 31 Mart Vakası'ndan sonra Ahrar Fırkası, vakanın tetikleyicileri olarak görülen Volkan Gazetesi ve Serbesti gazetesi bocalama dönemine girmiştir. Özellikle Volkan Gazetesi muharrirleri, Serbesti gazetesi muharrirleri ve ile birlikte Ahrar Fırkası mensupları tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Çalıştığımız tezde Serbesti gazetesinin ortaya çıktığı süreçten başlamak suretiyle basın alanındaki muhalefeti ve bu gazete ile birlikte muhalif saflarda olan diğer gazeteleri özet halinde ele aldık. Serbesti gazetesini incelerken Hakkı Tarık Us koleksiyonunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Serbesti gazetesinin nüshalarından yararlandık. Bunun yanında muhalefetin en önemli ayağı olan fırka konusunda da muhalefet fikrinin ortaya çıkmasından başlayıp ilk muhalif oluşumlara değindik. Daha sonra muhalif yönü kadar ortaya koymuş olduğu Âdem-i Merkeziyet fikri ile de adından söz ettiren Prens Sabahaddin ve Ahrar Fırkası'nı ele aldık. Yine Ahrar Fırkası'nı değerlendirirken diğer fırkaları da değerlendirme olanağı bulduk. Tezin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve gerek basın alanında, gerekse siyasi anlamda oluşan muhalefetin incelenmesi şeklinde ortaya konulmuş oldu. Anahtar Kavramlar: Serbesti gazetesi, Ahrar Fırkası, Mevlânzâde Rıfat, Hasan Fehmi, Prens Sabahaddin
II. Meşrutiyet sonrası taşranın idari dönüşümü: Kütahya örneği
Taşra idare tarihi çalışmaları özellikle kamu yönetimi literatürü açısından çok fazla çalışılmış konulardan değildir. Taşra idareleri, kamu yönetimi disiplini literatüründe genellikle merkezi devlet ve siyasi başkentlerin bakış açısıyla çalışılmıştır. Çalışmanın da konusunu oluşturan II. Meşrutiyet ve onun politik/yönetsel sonuçlarına taşradan ziyade payitahttan bakılmıştır. Tarihte önemli bir idari merkez olmuş olan Kütahya ili özelinde kamu yönetimi ve idare tarihi açısından bir inceleme ya da araştırmaya rastlanılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada II. Meşrutiyet sonrasında imparatorlukta ortaya çıkan zengin bir siyasi iklim çerçevesinde taşrayı ilgilendiren idari düzenlemelerin, gelişmelerin ve değişimlerin birinci el belgeler üzerinden incelemesi yapılacaktır. Elde edilen bulgularla 1908 sonrasından savaş yıllarına kadarki dönemde Kütahya'daki idari gelişme ve süreçler analiz edilecek, yorumlanacak ve değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet, Taşra İdaresi, İdari Dönüşüm, Kütahya
II. Meşrutiyet Dönemi eğitim sosyolojisi öncülerinin karakter eğitimine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın amacı, II. Meşrutiyet Dönemi'nde eğitimin sosyolojik yönü üzerinde duran eğitimcilerin karakter eğitimine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu genel amaç doğrultusunda araştırma kapsamına dâhil edilen eğitimcilerin seçiminde, Türk Sosyoloji Tarihi hakkında zengin bir içeriğe sahip olan Hilmi Ziya ÜLKEN'in Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi adlı kitabından faydalanılarak, II. Meşrutiyet Döneminde eserlerinde eğitimin sosyolojik yönünü vurguladıkları görülen 12 eğitimci araştırmaya dâhil edilmiştir. Buna ek olarak içerik açısından oldukça kapsamlı olan Yahya AKYÜZ'ün Türk Eğitim Tarihi adlı kitabı da incelenerek bu eğitimcilerin II. Meşrutiyet Dönemi'nde eğitimin toplumsal yönünü vurgulayan eğitimciler oldukları teyit edilmiştir. Ayrıca araştırma kapsamına dahil edilen eğitimcilerin seçiminde uzman görüşü de alınmıştır. Araştırmada kullanılan verilerin toplanması doküman incelemesi yoluyla yapılmıştır. Toplanan veriler, betimsel analiz yaklaşımı kullanılarak çözümlenmiştir. Bu doğrultuda araştırmaya dahil edilen eğitimcilerin eserleri, 2005 yılında Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer alan 20 adet değer üzerinden değerlendirilmiştir. Eğitimcilerin bu değerler üzerinden derlenen görüşleri bazı değişkenler açısından sınıflandırılmıştır. Bu değişkenler okul, öğretmen, aile, çevre ve öğretim programıdır. Araştırmanın sonuçlarına göre, II. Meşrutiyet Dönemi'nde eğitimin sosyolojik yönünü vurgulayan bu eğitimcilerin, karakter eğitimine değinirken en çok öğretmen ve okul değişkenlerine yer verdikleri görülmüştür.