Verimlilik
Bu konu başlığı altında 381 tez
Osmaniye'deki küçük tarım işletmelerinin yerfıstığı üretiminde eğitimin ve teknik etkinliğin verime olan katkısı
Bu çalışmada Osmaniye ili Kadirli, Sumbas ve Merkez ilçelerdeki yerfıstığı üretiminde kullanılan girdilerle elde edilen verim arasındaki ilişki Cobb-Douglas üretim fonksiyonuna göre analiz edilmiştir. Analiz sonuçları Regresyon, Korelasyon, Varyans Analizleri yardımıyla çözümlenmiştir. Yerfıstığı üretiminin veri analizinin yapılma nedeni, yerfıstığının bu alanlarda en fazla yetiştirilen tarım ürünü olmasıdır. Çalışmadaki veriler 48 çiftçi ile yüz yüze anket yoluyla elde edilmiştir. Veriler 2015-2016 üretim dönemine aittir. Yapılan analizde, dekara elde edilen verim ile, tecrübe, gübre miktarı, resmi okul eğitimi, arazinin tasarrufu ve sulama şekli arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Üretimde kullanılan gübre miktarının teknik etkinlik katsayısı ise 0,01 olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cobb-Douglas, Yerfıstığı, Osmaniye İli.
Veri zarflama analizi ile bankacılık sektöründe etkinliğin ölçülmesi: Borsa İstanbul üzerinde bir uygulama
Bu çalışmada, Borsa İstanbul' da 2018 – 2020 yılları aralığında işlem görmekte olan kamu ve özel sermayeli dokuz bankanın etkinliğinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada bankaların etkinliğinin ölçülmesi için çıktı yönelimli CCR ve BCC yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, kârın maksimum yapılmasını amaçlayan karlılık yaklaşımı esas alınmış ve literatürde yer alan çalışmalar ile araştırmanın yapısına dayanarak girdi değişkenleri, mevduat ve toplam faiz giderleri olarak tespit edilmiştir. Çıktı değişkenleri ise; toplam faiz gelirleri ve dönem net karı olarak belirlenmiştir. Çalışmaya konu olan 9 banka için çıktı yönelimli BCC ve CCR modelleri uygulanmış ve yıllara göre etkinlik değerleri verilmiştir. Çalışma sonucunda 2018 yılında CCR modeline göre 3 banka, BCC modeline göre 6 bankanın etkin olduğu görülmüştür. 2019 yılında CCR modeline göre 3 banka; BCC modeline göre 7 banka etkindir. 2020 yılında ise CCR modeline göre 4 banka, BCC modeline göre 8 banka etkindir. 2018 yılı dışında kamu bankalarının etkin olmadığı görülmektedir.
Yapı üretiminde işçi verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışmada, yapı üretiminde işçi verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, konuyla ilgili literatürde yer alan çalışmalar incelenmiş ve çalışmalardan elde edilen bulgular esas alınarak işçi verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik, işçilere ve teknik personele sorulmak üzere anketler hazırlanmıştır. İkinci aşamada, anket sonucu elde edilen verilere; önem indeksi, frekans indeksi, ciddiyet indeksi ve Krukal-Wallis analizi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada ise, analiz sonucuna göre, her iki grup için işçi verimliliğini etkileyen faktörler önem ve ciddiyet indeksine bağlı rank sıralaması ve gruplararası görüş ayrılıkları irdelenmiştir. Sonuç olarak; her bir grup açısından; işçi verimliliğini etkileyen faktörlerin birbirleri açısından öncelikleri ve gruplara göre farklılıkları belirlenmiştir.
Kalite maliyetlerinin işletme verimliliğine etkisi: Mobilya üretim işletmesinde bir uygulama
Piyasada rekabet ortamında işletmeler kaliteli ürünü daha düşük maliyet ile üretip kâr elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda işletmeler kalite nedeniyle ortaya çıkan maliyetlere önem vermektedirler. Böylece üretim öncesinde, üretim aşamasında ve üretim sonunda ortaya çıkması mümkün hataları minimum seviyeye indirgemek istenmektedir. Verimlilik açısından da kalite maliyetleri önemli bir yer tutmaktadır. İşletmenin verimliliğini artırmak için malzeme, işgücü ve ekipmanların etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir. Malzeme, işgücü ve ekipmanların verimli kullanımı sayesinde işletme bünyesinde üretilen ürünlerde hem kalite hem de verimlilik açısından istenilen düzey sağlanmış olacaktır. Bu çalışmada, ''Örnek Olay'' yöntemi kullanılarak Adana'da faaliyet gösteren bir mobilya üretim işletmesi kalite maliyetleri ve verimlilik açısından incelenmektedir. Bu kapsamda öncelikle işletmenin 2018 ve 2019 yıllarına ait kalite maliyet verileri trend analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler sayesinde işletmenin kalite maliyet kalemleri içerisinden hangisine daha çok harcama yaptığı saptanmıştır. Daha sonra işletmenin kalite maliyetlerinin verimlilik üzerine etkisini incelemek amacıyla işletmede üretim sürecinde insan, malzeme ve makine kaynaklı ortaya çıkan hatalar incelenmiştir. Bu kapsamda işletmenin 2018 ve 2019 yıllarına ait hata değerleri, oran ve trend analizi yöntemiyle incelenmiş ve hata değerleri karşılaştırılarak kalite düzeyi verimlilik düzeyini nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, işletmede 2019 yılında bir önceki yıla kıyasla önleme ve değerlendirme maliyetlerinde artış görülür iken, iç başarısızlık ve dış başarısızlık maliyetlerinde düşüş olduğu tespit edilmiştir. Bu durum işletmenin hata oranlarına azalış olarak yansımış ve hata oranlarının azalması ile işletmenin verimlilik düzeyinde artış gözlenmiştir.
Otizmli çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin öğretiminde geleneksel ve gömülü öğretimle sunulan sabit bekleme süreli öğretimin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin isimlerinin öğretiminde yapılandırılmış olarak masa başında art arda sunulan ve oyun içine gömülerek dağınık denemelerle sunulan sabit bekleme süreli öğretim (SBSÖ) uygulamalarının etkililik ve verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, çocuklara öğretimi hedeflenen tüm toplumsal uyarı işaretlerinin işlevine yönelik hedeflenmeyen bilgi sunumu yapılmıştır. Çalışmanın sosyal geçerlik verisinin toplanması sürecinde ise araştırmaya katılan deneklerin yeni bir öğretim setini hangi öğretim yöntemiyle öğrenmeyi tercih ettikleri belirlenmiş ve deneklere tercih ettikleri öğretim yöntemiyle yapılan öğretim oturumlarında hedeflenmeyen bilgi sunumu gerçekleştirilmiştir. Araştırma yaşları 36 -74 ay arasında değişen dört OSB olan erkek denek ile yürütülmüştür. Araştırmanın modeli tek denekli araştırma yöntemlerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modelidir. Araştırma; başlama düzeyi, öğretim, genelleme, izleme evrelerinden oluşmaktadır. Araştırma bulguları, OSB olan çocuklara toplumsal uyarı işaretlerinin öğretiminde SBSÖ'in masa başında yapılandırılmış olarak ve oyun içine gömülerek dağınık denemelerle sunulmasının üç denek için etkililiğinin farklılaşmadığı yönündedir. Bir başka deyişle, SBSÖ'in masa başında yapılandırılmış olarak sunulmasıyla, oyun içine gömülerek dağınık olarak sunulması OSB olan üç çocuğun toplumsal uyarı işaretlerini öğrenmesinde eşit derecede, bir denekte ise masa başında yapılandırılmış olarak sunulan SBSÖ daha etkilidir. Deneklerin hedeflenmeyen bilgi edinimine yönelik bulguları değerlendirildiğinde hedeflenmeyen bilgi ediniminin öğretim ortamları arasında belirgin olarak farklılaşmadığı görülmüştür. Deneklerden toplanan sosyal geçerlik verisinde deneklerden ikisi masa başında öğrenmeyi tercih ederken, ikisi oyun içinde öğrenmeyi tercih etmiştir. Araştırmanın genelleme ve izleme verileri incelendiğinde yöntemler arasında fark olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, sabit bekleme süreli öğretim, gömülü öğretim, hedeflenmeyen bilgi, toplumsal uyarı işaretleri
2001 ve 2008 finansal krizlerinin Türkiye imalat sanayiindeki 1000 büyük sanayi kuruluşunun performansına etkisi: Performans ölçütü olarak kârlılık, verimlilik, ihracat, istihdam
Türkiye imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1000 büyük sanayi kuruluşunun performans verileri aynı zamanda Türkiye ekonomisinin de genel durumunu önemli ölçüde yansıtmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda 1997-2014 yıllarındaki 1000 büyük sanayi kuruluşuna ait veriler çalışılarak NACE bazında toplam 24 sektör oluşturulmuş ve her bir sektördeki firmaların yıl bazında kârlılık, verimlilik, ihracat ve istihdam verilerinin ortalama reel değerleri oluşturulmuştur. İlgili veriler iki boyutlu grafikler üzerinde gösterilmiş ve 2001 ile 2008 finansal krizlerinin sektör bazında etkileri incelenmiştir. Sonuçta, yerel olarak değerlendirilebilecek 2001 krizi ile küresel olarak değerlendirilebilecek 2008 krizinden her bir sektör farklı şekilde etkilenmiş olup bazı sektörler krizlerde daha iyi performans göstermiştir. Bu çalışmada İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayımlanan imalat sanayiindeki 1000 büyük firmaya ait veriler kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kriz, emek verimliliği, kârlılık, ihracat, istihdam, 1000 büyük firma, imalat sanayi, Türkiye.
Farklı çaplarda kanat modelleri ile güneş bacası enerji sisteminden elektrik üretim verimliliğinin incelenmesi
Güneş Bacası Enerji Santrali üç temel bileşenden oluşur: güneş kolektörü, baca ve türbin. Kolektörün altındaki hava sera etkisi ile ısınır, ısınan havanın yoğunluğu azalır ve kolektörün merkezindeki bacaya doğru yükselir. Böylece baca girişine konulan türbinden elektrik üretilir.Bu çalışmada, Adıyaman Üniversitesi yerleşke alanı içine kurulan 15 m yüksekliğinde 0.8 m çapında baca ve üzeri 0.004 m kalınlığında saydam cam döşenerek, maksimum 27 m çapında kolektöre sahip Güneş Bacası Enerji Santral sisteminden ölçümler alınmıştır. Bu amaçla günün belirli saatlerinde baca içindeki hava akış hızı ve sıcaklığı, ortam sıcaklığı, ortam rüzgâr hızı, kollektörün sera etkisi ile ısınan zemin sıcaklığı, kollektör altındaki sıcaklık ve hava hızı, farklı çaplarda türbinlerin devir sayısı ve Adıyaman güneş ışınım değerleri ölçülerek değerlendirilmiştir.Yapılan bu çalışmada güneş ışınımı, çevre sıcaklığı, baca yüksekliği ve çapının, kolektörün altındaki zeminin güneş ışınım emilim oranı sistemin verimlilik performansını etkileyen parametreler olduğu belirlenmiştir. Türbin montajının yapılacağı noktada sıcaklık ve hava hızının en yüksek olduğu görülmüş, ayrıca 0.8 m çaplı 3 kanatlı türbin modelinin sistem için en verimli model olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Güneş Bacası Enerji Santralinin Adıyaman için bir alternatif enerji kaynağı olabileceği neticesine varılmıştır.
Dış ticaret finansmanı dış ticaret finansmanında kullanılan krediler ve özellikleri bu kredileri kullandıran kurumların kredileri kullandırma verimlilikleri
Ülke refahı ve ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesinin en önemli yollarından biri ülkeye döviz girdisi sağlayabilmektir. Dış ticaret, döviz girdisi sağlamanın en önemli yollarından bir tanesidir. Günümüzde dış ticaretle uğrasan firmalar oldukça yoğun bir rekabet ortamı içindedirler, bunun nedeni özellikle küreselleşmenin hızlanması ve hızla ilerleyen teknolojidir. Gelişen teknoloji sayesinde insanlar bir yerden bir yere gitmeden birbirleriyle tanışabilmekte ve ticaret yapabilmektedirler. Yoğun rekabetin olduğu bu zamanda firmaların kendilerine rekabet etmek avantajı yaratmaları gerekir bunun içinde gerekli finansal güce mutlaka sahip olmaları gerekir.Günümüzde dış ticaretle uğrasan firmaların gerçekleştirecekleri ihracat ve ithalat işlemlerinin finansman ihtiyacı, nakdi ve gayri nakdi krediler tarafından sağlanmaktadır. Bunlardan ithalat kredileri, ihracat akreditif teyit kredisi, teminat mektupları, harici garantiler ve kontrgarantiler dış ticaretin finansmanında kullanılan gayri nakdi kredileri oluştururken hem bankalar tarafından sağlanan krediler hem de yabancı kaynaklar tarafından sağlanan yurtiçi kaynaklı Turk Eximbank kredileri ve yurtdışı kaynaklı olan pre-finansman, işletme ve yatırım kredileri, nakdi kredileri oluşturmaktadırlar.Dış ticaretin finansmanı için yararlanılan bu krediler, ithalatçıların talep ettikleri mala ve ihtiyaçlarına göre ihracatçıların ise ihraç malların üretiminde kullandıkları girdileri ucuz ve kolay temin edebilmelerine göre değişmektedir. Firmalar, bu kredileri verimli şekilde kullanabildikleri oranda finansal ihtiyaçlarını karşılayabilmektedirler.Bu çalışmamızda, dış ticaret firmalarının, dış ticaretin finansmanında kullanabilecekleri kredilerden, bu kredileri nerelerden ulaşabileceklerinden, kredilerin özelliklerinden ve maliyetlerinden, kredilerin kullanımı sırasından yaşanan problemlerden bahsedilmiştir.
Olumlu ve olumsuz duyguların işgören motivasyonu üzerindeki etkileri ve bir uygulama
Duygu bireyin temel gereksinmeleriyle ve onun bir sonucu olan davranışlarla ilgilidir. Duygu repertuarındaki her bir duygunun özgün bir rolü ve etkisi vardır. Kuvvetli duygular bedenimizde belirgin değişikliklere (fizyolojik belirtilere) neden olurlar. Bu nedenle, duyguları incelemek, insan davranışını anlamayı kolaylaştırır. İnsan doğasını duyguların gücünden soyutlayarak anlamak yerine, çevrenin talep ve fırsatlarına uygun, hayatta kalmayı sürdürmeye yardımcı olan tepkileri idare ve motive etmek için değişen sistemlerin geçici koordinasyon ve senkronizasyonu olarak görmek çok daha anlamlıdır.İşgörenin sahip olduğu olumlu veya olumsuz duyguların, işgören motivasyonu üzerine olan etkilerinin incelenmesi, araştırmanın amacı olarak tespit edilmiştir.Bu çalışmada duygu kavramı, olumlu ve olumsuz duygular ile iş hayatında duyguların yeri ve önemi incelenerek motivasyon ile ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, olumlu duyguların motivasyon üzerine doğrusal ve pozitif yönlü, olumsuz duyguların ise motivasyona negatif yönlü ancak doğrusal olmayan etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşgören motivasyonu artırılarak işletme verimliliğinin de artırılabileceği detaylı olarak değerlendirilmiştir.
Süt ve süt ürünleri sektöründe üretim sürecinin yalınlaştırılmasının verimliliğe etkisi
Bu çalışmada yalın üretim teknikleri kavramına değinmek ve yalın üretimin işletmelerde verimliliğe etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda literatür taraması yönteminden yararlanılmıştır. Literatürde yalın üretim ve işletme verimliliğine yönelik çalışmalar incelenerek detaylandırılmıştır. Yalın üretim teknikleri kısaca açıklandıktan sonra verimliliğe olan etkileri ayrıntılı bir şekilde çalışmaya aktarılmıştır. Çalışma sonucunda yalın üretimin işletmelerin verimliliğini pozitif yönde etkilediği ve yalın üretim tekniklerinin işletmeler için yararlı sonuçlar ortaya koyduğu tespit edilmiştir.
Kurumsallaşma ve performans ilişkisi: Eskişehir ili örneği
Bu araştırmada kurumsallaşmanın işletmelerin artan rekabet koşullarında ayakta kalabilmeleri için işletme performansına, iş performansına etkileri ve kurumsallaşma ve performans ilişkisi incelenmiştir. Literatür taramasının ardından iş performansı görevsel ve bağlamsal performans olarak kurumsallaşma üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bu amaçla Eskişehir ilinde faaliyet gösteren 8 kurumsal işletmenin 310 çalışanına gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Kurumsallaşma örgütlerde iletişim ve etkileşimin belirli kurallar içerisinde yapılmasıdır. Bu kurallar bireyden topluma ulaşan süreçlerin belirli kurallar eşliğinde yapılmasıdır. Bu kuralların uygulandığı işletmeler farklılık yaratarak farklı olmaktadırlar. Bu farklılıkları yakalamada tek adam yönetiminden vazgeçmek ve işi profesyonellere kısmen/tamamen devrini de içermektedir. Bu holistik içerik örgütsel bazda performansa da etki ederek işletme hedef ve amaçlarına ulaşmada başat rol üstlenecektir. Yapılan korelasyon analiz sonucu elde ettiğimiz bulgularla kurumsallaşma ile iş performansı arasında (r=0,398) zayıf düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Kurumsallaşma ile işletme performansı arasında ise (r=0,609) yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular kurumsallaşmanın daha çok işletme performansı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Yapılan regresyon analizi sonucu kurumsallaşmanın iş performansını (β=0,245 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca kurumsallaşmanın işletme performansını (β=0,438 p<0,05) pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir
Balassa - Samuelson Hipotezi: Türkiye ve dış ticaret ortakları uygulaması
Bu çalışma Türkiye ve Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan 10 Avrupa Birliği Ülkesi (Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda, ispanya, Belçika, Yunanistan, Polonya, Romanya) ve NAFTA ülkeleri (Kanada, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri) için 1991-2013 yıllık verileri kullanarak "Balassa-Samuelson Hipotezi"nin geçerliliğini test etmeyi amaçlamaktadır. Hipotez ülkeler arasında, dış ticarete konu olan ve dış ticarete konu olmayan sektörler arasındaki verimlilik farklarının reel döviz kurlarını belirleyeceğini iddia etmektedir. Çalışmada "Balassa-Samuelson Hipotezi"nin geçerliliğini araştırmak için öncelikle kurulan modeldeki değişkenlerin (reel efektif döviz kuru endeksi ve göreceli verimlilik endeksi) durağanlık analizleri Levin Lin Chu; Hadri; Breitung; Im Pesaran Shin; Fisher ADF; Fisher PP birim kök testleriyle yapılmış, ardından değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkilerin varlığı Pedroni Panel koentegrasyon testi ve Kao Panel koentegrasyon testiyle araştırılmış ve son olarak değişkenler arasındaki uzun dönemli katsayılar Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (FMOLS) ve Dinamik En Küçük Kareler Yöntemiyle (DOLS) tahmin edilmiştir. Uygulanan testler sonucunda elde edilen bulgular şunlardır: a) Değişkenlere uygulanan tüm birim kök testleri sonucunda değişkenlerin düzey değerlerde durağan olmadıkları, birinci farkları alındığında ise %1 önem seviyesinde durağanlaştıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgu aynı zamanda söz konusu dönemde ve söz konusu ülkeler için "Satınalma Gücü Paritesinin" geçerli olmadığını ispatlamaktadır; b) Pedroni Panel koentegrasyon ve Kao Panel koentegrasyon test sonuçlarına göre değişkenler arasında %5 önem seviyesinde uzun dönemli koentegre ilişki tespit edilmiştir; c) FMOLS ve DOLS yöntemi "Balassa-Samuelson Hipotezi"nin geçerliliğini hem panel bazında hem de tüm ülkeler için %1 önem seviyesinde ispatlamaktadır. FMOLS ve DOLS yöntemine göre göreceli verimlilik endeksinde meydana gelen 1 birimliklik bir artış, uzun dönemde, reel efektif döviz kurunda yaklaşık olarak 0.96 birimlik bir artış meydana getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Balassa-Samuelson Hipotezi, Reel Döviz Kuru, Dış Ticarete Konu Olan ve Olmayan Sektör Verimlilikleri, Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (FMOLS), Dinamik En Küçük Kareler Yöntemi (DOLS)
Türkiye'de kamusal harcamaların mali ve hukuki değerlendirilmesi
İnsanoğlunun birlikte yaşam sürmeye başlaması ile ortaya çıkan devlet idaresi, üzerinde yaşayan halka çeşitli hizmetler sunmakta ve bu sunulan hizmetlerin de yerine getirilmesi için belirli harcamalar yapmaktadır. İşte devletin birtakım harcamalar yapma zorunluluğu "kamu harcamaları" kavramını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde ülkelerin mali politikaları genellikle kalkınma ve refah düzeyini yükseltme amaçlı olmakta ve eğitim, sağlık, çevre, milli savunma, alt yapı şeklinde çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. Siyasal süreçlerdeki değişiklik ve demografik artışlar nedeniyle kamu harcamaları gün geçtikçe daha ağır işleyen bir yapıya bürünmüştür. Gün geçtikçe olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaya başlayan kamu harcamalarındaki artış olgusu, kamu mali yönetiminin yerinde kullanılmayan, etkinliği bulunmayan ve verimlilik olarak düşük seviyelerde bulunan harcamaların ortaya çıkmaması düşüncesiyle koruma altına alınmasını gerektirmiştir. Kamu mali yönetiminin korunması ise kamu harcamalarında verimliliğin ve etkinliğin artırılmasını gerektirmektedir. Çalışmada teorik bilgiler verilerek kamu harcamalarına giriş yapılırken, denetim ve denetimin kamu harcamaları üzerindeki etkinlik ve verimliliğine yönelik dışsallıklar tanımlanmakta ve kamu harcamalarındaki etkinlik ve verimlilik metotlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, kamu harcamaları ve kapsamı incelenmiştir. Kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği ikinci bölümde tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, denetim ve denetimin kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Dördüncü ve son bölümde kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği üzerine yapılan çalışmalar ve bizim değerlendirmelerimiz ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Harcamaları, Etkinlik, Verimlilik, Denetim Faaliyeti
Türkiye'de yerel yönetimler ve yönetişimin yerel yönetimlere eklemlenmesi: Yerel yönetişim
Kamu yönetimi, toplumsal değişimlerin baskısı altında ve o değişimlere karşılık gelecek çözümleri üretme ihtiyacı karşılığında, hem teorik hem de pratik alanda bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. 2. Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa ve ABD'de ortaya çıkan yeniden yapılanma çabaları, daha merkeziyetçi, birlikçi ve ulusal kalkınmayı öncelikli hedef gören yaklaşımların etkisi altında gelişti. Bu durum, kamu sektörünün toplumsal alanda başat aktör olarak toplumsal konularda etkili olduğu bir kamu yönetimi anlayışını öne çıkarmıştır ve buda yönetişimdir. Küreselleşme sürecinin tüm topluma hâkim olmasıyla ile birlikte temsili demokrasi kent yönetiminde etkisiz ve yetersiz bir unsur haline gelmiştir. Mevcut yönetim pratiklerinin farklı açılardan yetersiz olması nedeniyle, pratikte gelişen yeni arayışlar uygulamada etkili olmaya başlamış ve bu yeni gelişmeleri anlatmak için yönetişim kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz toplumlarında insanlar yönetenlerle aralarında durmadan açılan bir farkla yaşamaya çalışmaktadırlar. Devletin aşırı büyümesi her yere ulaşamamasına ve toplumun taleplerini yerine getirememesine başlamıştır. Demokrasi, ancak devlet ile toplum arasındaki bu uçuruma son verilerek gerçek hale getirilebilir. Yönetişim ile devlet-toplum uzaklığını aşmak amacıyla bir mekanizma kurulmaya çalışılmaktadır. Yönetişim, gelişmekte olan çağdaş bir yönetim yaklaşımıdır. Yönetişim, geleneksel yönetim sistemlerinin, hizmetlerde verimliliği sağlayamaması nedeniyle daha tercih edilen bir konumda yer alacaktır.
Psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromu üzerinde etkisi: Sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma
Bu çalışmada, psikolojik sermaye yaklaşımı ile tükenmişlik sendromu hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel amacı sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromu üzerine olan etkisini saptayabilmektir. Çalışma Bursa ili Gemlik ilçesinde bulunan özel ve kamusal alanda faaliyet gösteren sağlık kurumlarında çalışan 228 sağlık çalışanı üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırma için kişisel bilgi formu, Luthans Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden oluşturulmuş 55 sorudan meydana gelen bir anket uygulaması yapılmıştır. SPSS 22 programı yardımı ile frekans ve güvenirlilik analizleri ile psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromuna etkisi için regresyon analizi ve psikolojik sermaye ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromunu anlamlı ve negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuca göre, çalışanların psikolojik sermaye düzeyleri arttıkça tükenmişlik düzeylerinde azalışlar beklenmektedir.
Bursa ili Mudanya ilçesi zeytin yetiştiriciliği yapılan alanlardaki toprakların verimlilik durumunun belirlenmesi
Bu çalışmada, Mudanya ilçesi sınırları içerinde yer alan zeytinlik alanlarının verimlilik durumları belirlenmiştir. Bu amaçla 20 adet zeytin bahçesi seçilmiş olup 0-30 cm'den toprak örnekleri alınmıştır. Topraklar alkalin pH'ya sahip olup, organik madde yönünden fakirdir. İncelenen alanların tamamı tın bünyeli ve alınabilir Fe, Mn, Zn ve Cu miktarları yeterli düzeyde bulunmuştur.
Kamu işletmelerinin serbest piyasa ekonomisine uyumlaştırılmasında etkin ve etkili yönetim modeli Et ve Balık Kurumu örneği
İşletme; insan iradesiyle üretim öğelerinin bir araya getirilerek ve belli bir amaca yönelik olarak, mal veya hizmet şeklinde kıymet üreten ünitedir. İster küçük olsun, ister büyük olsun her türlü işletmenin, kâr elde etmeyi hedef alarak en iyi yönetilmesi olgusu, çalıştırmak anlamına gelen ?İşletmeciliğin? konusunu oluşturmaktadır. Girişimcilik, işletme yöneticiliği, çalışanlar ve tüketiciler ile ilgili bilinmesi gerekli tüm normlar, işletme sahiplerinin ve yöneticilerinin bilmesi gerekli temel konulardır. Verimlilik, etkinlik, etkililik, üretkenlik ve kârlılık, işletmecilikte başarı ilkeleri olarak sayılmaktadır.Devletin, ekonomik alanda faaliyet göstermek için kurduğu işletmelere ?Kamu İktisadi Teşebbüsü? denmektedir. Ekonomik, ticari ve siyasi konjonktürle yakından ilişkili olan KİT'ler, 20. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir gelişim göstermiştir. Bunun nedenleri olarak, piyasa mekanizmasının yetersizliği, sosyal amaçlar, kalkınma, özel teşebbüsün isteksizliği, monopollerle mücadele ve stratejik sektörlerin varlığı gibi faktörler sayılabilir.Günümüzde KİT'ler, 1984 yılında çıkartılan 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre kurulup yönetilmektedirler. Başlangıçtaki faaliyetleri ile bir çok alanda gelişmeye ve özel sektöre öncülük eden kamu işletmeleri, daha sonraları özellikle siyasi baskılar ve daha başka baskı ve uygulamalar ile, işlevlerini tam anlamıyla yerine getirememiştir. Dolayısıyla kamu açıklarına sebep olacak nitelikte zarar etmeleri kaçınılmaz olmuştur.1980'lerdeki liberalleşme rüzgarından sonra ve özellikle ?24 Ocak Kararları? ile ekonomimizde, ?Serbest Piyasa Ekonomisi? kuralları, programa alınmış ve ?Özelleştirme? uygulamalarına geçilmiştir. Piyasa ekonomisinin başarılı olması güçlü bir devlet yapısı ile mümkündür. Özelleştirme, serbest piyasa ekonomisinin vazgeçilmezidir.. Ancak, KİT'lerin özelleştirme uygulamalarına, sadece gelir getirici bir rol yüklenmiştir. Bu ise, sosyal dengenin bozulmasına sebep olmuş ve ardından hukuki mücadelelere gidilmiş ve mahkemeler, özelleştirmesi yapılan KİT'lerin, satışlarını ?iptal? kararları vermiştir. Bununla beraber, serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu modern ekonomilerde bile, belli ölçülerde bazı devlet müdahaleleri de söz konusu olmaktadır. Devletin ekonomik yaşama müdahalesinin temelinde, genel yarar ve kamusal hizmet nedenleri yatmaktadır.Özel sektörün elinde bulunmayan imkanların, devletin elinde bulunduğu halde, KİT'lerin aşırı zarar etmeleri etkin ve etkili yönetilmediğini göstermektedir. İşletmecilikteki başarı ilkeleri doğrultusunda, KİT'lerin yeniden yapılandırılması ile , etkin ve etkili yönetilmeleri mutlaka sağlanmalıdır.KİT'ler, tek tip bir kanuni düzenleme ile yönetilmemeli, başta siyasi olmak üzere her türlü baskılardan arındırılmalıdır. Özel sektörün girmek istemediği veya başarılı olamadığı sektörlerde, stratejik ürünlerin olduğu sektörlerde, katılımcılığın ön planda olduğu ve kamu yararı ve sosyal fayda temelli ve sınırları iyice çizilmiş kamu işletmelerinin varlığına ihtiyaç vardır. KİT'lerin yönetim şekli yeniden belirlenmeli ve yönetim kurullarına özerklik verilmelidir.Et ve Balık Kurumu için de, ayrı bir kanuni düzenleme yapılarak yeniden yapılandırılması gereklidir. EBK'nın yeniden yapılanma süreci kısa bir sürede bitirildiği taktirde; oluşturulacak yeni yönetim anlayışı ile etkin ve etkili yönetilmesi durumunda, özel sektör ile ve hatta özel sektörün gelişmesine yardımcı olacak şekilde piyasa ekonomisi kuralları içerisinde kamu yararı ağırlıklı faaliyetlerini sürdürüp düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmesi mümkündür.Anahtar Kelimeler : Etkili, İşletme, Özelleştirme, Serbest piyasa ekonomisi, Teşebbüs,Verimlilik, Yönetim.
Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen birinci kademe yardımcı antrenör yetiştirme kurslarının verimlilik düzeyi araştırılması
Bu çalışmada Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarının Verimlilik Düzeyi araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Ankara, İzmir, İstanbul, Kocaeli, Mersin, Kütahya, Eskişehir, Aksaray illerinde 11 farklı branşta açılan Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarına katılan antrenör adayları ve bu kurslarda görevli öğretim görevlileri oluşturmaktadır. Kurslara katılan antrenör adayları ve bu kurslarda görevli öğretim görevlilerine anket yöntemi uygulanmıştır. Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarının Verimlilik Düzeyinin Araştırılması amacıyla anket düzenlenmiştir. Bu amaçla düzenlenen anket 2008 yılında 8 ilde açılan Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarına katılan kişilere verildi. Toplam 450 adet anket verilmiştir. Geri dönen 335 adeti değerlendirmeye alındı.Anket iki bölüm halinde düzenlenmiş olup; ilk bölümde kişisel özellikleri belirlemeye yönelik maddelere yer verilmiştir. İkinci bölümü ise; likert tipi 5'li ölçek kullanılmıştır. Anketörler 5'li likert tipi ayırma ölçeğinde sorulara; kendilerine göre doğru buldukları Kesinlikle katılmıyorum (1 puan), Katılmıyorum(2 puan), Kararsızım (3 puan), Katılıyorum (4 puan) ve Kesinlikle Katılıyorum (5 puan) şıklarından birini işaretlemek suretiyle cevaplandırdılar. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans (f), yüzde (%), ki-kare ve cross tabulation (çapraz tablolama) analizlerinden faydalanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, .05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır.Sonuç olarak katılımcıların cinsiyetlerine göre verdikleri cevaplar arasında .05 anlamlılık düzeyinde yapılan ki-kare ve cross-tabulation testlerinde anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır.
Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye Kömür İşletmeleri'nin 1998-2007 yılları arasındaki performansını değerlendirmektir.İşletmelerin temel amacı faaliyetlerinden kâr elde etmek, büyümek ve devamlılığı sağlamaktır. İşletmeler pazardaki etkinliklerini koruyabilmek, geleceğe yönelik kararlarını verebilmek ve şu andaki konumlarını tahlil etmek için performans ölçümüne gerek duyarlar. Performans ölçümü sadece işletmeye değil çalışan ve yöneticilere de fayda sağlar. Performans ölçümü, yöneticilerin dikkatli olmasını ve süreci izleyebilmelerini sağlarken, çalışanların kendilerini geliştirebilmesi için adil bir ortam sağlar ve fark edilme, tanınma ihtiyaçlarını karşılamış olur.İşletmelerde sadece kârın ölçümü performansın değerlendirilmesi açısından yeterli değildir. Ölçülebilen tüm performans boyutlarının değerlendirilmesi gereklidir. Bu çalışmada performans kavramı tanıtılmış, performansın boyutları açıklanmış, ölçülebilen performans boyutları kapsamında 1998-2007 yılları arasında işletme değerlendirilmiştir. Sonuçlar ve öneriler sunulmuştur.
Türk bankacılık sektöründeki yabancı bankalar ve performans etkileri
Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de yabancı banka girişlerinin olumlu ve olumsuz etkileri hakkında bilgi vermektedir. İncelenen diğer çalışmalarda, yabancı bankaların ulusal ekonomilere etkisinde istikrar ve verimlilik terimleri öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türk bankacılık sektöründeki yabancı bankaların performans etkisini tespit etmek amacıyla, Türk Bankalar Birliği'nde verilen banka grupları, yabancı, özel ve kamu bankaları bazında sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, likidite, kârlılık ve gelir?gider yapısı rasyolarının 2001-2008 yıllarına ait göstergeleri incelenmiştir.Yabancı bankaların, bankacılık sektöründeki payları küçük olması nedeniyle verimlilik ve istikrar etkilerinde doğrudan etki yaratmadığı ancak, yaratmış olduğu rekabet ve öncü olduğu yenilikler sayesinde sektörün verimliliğine ve performansına katkıda bulunduğu görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Yabancı banka, yabancı bankaların performans etkileri, yabancı banka girişleri.
Örgütsel stresin çalışan kadınların verimliliğine etkisi: Seramik sektöründe bir uygulama
Günümüzde örgütsel davranış alanında üzerinde durulan en önemli konulardan biri de strestir. İş ortamında belirli rol ve görevleri yerine getiren birey, örgüt ortamından kaynaklanan ?örgütsel stres? ile karşı karşıyadır. Bu kavram iş stresi veya mesleki stres olarak da adlandırılmaktadır.Örgütsel stres yöneticiler için, örgütsel davranış için önemlidir. Çünkü uzun süreli stres birey üzerinde fiziksel ve psikolojik olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Çalışanların sağlığı ve bağlı olarak örgüt zarar görmektedir. Örgütsel stres çalışanların işe devamsızlık etmelerine, işten ayrılmalarına neden olabilmekte dolayısıyla örgütün verimliliği bundan zarar görmektedir. Örgütte çalışanlardan birinin yaşadığı stres, diğer çalışanlara da zarar vermektedir. Kadın çalışanlar örgütsel stresin verdiği ağır darbeler sonucunda ciddi kişisel zararlar görmekte, fiziksel ve zihinsel problemler yaşamaktadır. Bu nedenle kadın çalışanların başarılı olmaları için örgütlerin, stres hastalığı karşısında bilinçlenmeleri, stresi kontrol altına almaları ve stresi optimum düzeyde tutmaları bir zorunluluk haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı örgütsel stres kavramının kadın çalışanların verimlikleri üzerinde etkisinin olup olmadığını sorgulamaktır. Bu bakış açısıyla, literatür incelemesi yapılmış her iki kavram doğru zemine yerleştirildikten sonra ilişkilendirilmiştir. Örgütsel stres-verimlilik ilişkilendirmesi için anket uygulaması, Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik San. AŞ'deki beyaz ve mavi yakalı kadın çalışanlar ile yapılmıştır. Toplam 136 iş görene 50 soru sorularak yapılan uygulamanın değerlendirilmesinde SPSS paket programından yararlanılmıştır.Araştırma sonucuna göre, örgütsel stresin kadın çalışanların verimliliği üzerinde bilimsel nitelikte etkisi vardır.Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Örgütsel Stres, Stres, Verimlilik.
Verimlilik artışları ve büyümeye etkileri: Toplam faktör verimliliğiyle Türkiye analizi (1972-2007)
Bu çalışmada; verimlilik kavramına kısaca değinilmiş, devamında TFV kavramı üzerine odaklanılmıştır. TFV kavramının arkaplanında bulunan, sermaye stokunda içerilmiş teknoloji etkileri ile daha çok emek faktörüyle bütünleşmiş beşeri sermaye etkilerine (eğitim, ar-ge, yaparak öğrenme ve uzmanlaşma) değinilmiştir. Daha sonra bir ekonomi için genel olarak büyüme ile verimlilik artışları arasındaki bağlantılar ortaya konulmuştur. Uygulama bölümünde ise Neo-Klasik yaklaşım temel alınarak Türkiye için TFV hesaplanmasına dönük aritmetik ve ekonometrik bir hesaplama yöntemi oluşturulmuştur. Bu kapsamda Türkiye geneli ve ana sektörleri için TFV artışları ve büyüme arasındaki ilişkiler grafik, tablo, korelasyon analizi ve zaman serileri analizi ile değerlendirilmiştir. Son olarak genel büyümeyi etkileyen TFV etkilerinin hangi ana sektörde daha çok oluştuğu araştırılmıştır.
Türkiye'deki katılım ve mevduat bankalarının etkinliklerinin veri zarflama analizi yöntemiyle karşılaştırılması
Bankacılık sistemi, paranın muhafaza edilmesi için güvenli bir ortam sağlanması, tedavüldeki paranın toplanması ve ödenmesi gibi işlemleri gerçekleştirmek, çek ve akreditif muameleleri yapmak, müşteri adına menkul kıymet alım satımı yapmak, kefalet ve teminat mektubu vermek, kiralık kasa hizmeti vermek, seyahat çeki ve kredi kartı gibi konularda danışmanlık yapmak, iş adamlarına banka referans mektubu vermek ve çeşitli faturaların tahsilini yapmak üzere faaliyet göstermektedir. Diğer yandan Dünya'da ve Türkiye'de bankacılık sektörü faizli sistem üzerine inşa edilmiştir. Faiz, İslam dinine göre haram (yasak) kılındığı için Dünya'da ve Türkiye'de Müslüman olan ve dini hassasiyetleri gözetenler faizli bankacılık sisteminden uzak kalmaktadır. Bu yüzden de bu tasarruf sahiplerinin ekonomiye aktarılması için dünyada ve ülkemizde faizsiz bankacılık kurumları yani Katılım Bankaları faaliyet göstermektedir. Görüldüğü üzere bankacılık sektörü, finansal sistemin en önemli aktörlerinden biridir. Bankacılık sektörünün etkinliği, ekonomik ve sosyal bakımdan önemlidir. Bu yüzden çalışmada 2006- 2009 yılları arasında, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren katılım bankaları ile özel sermayeli mevduat bankalarının etkinliği, ölçeğe göre değişken getiri varsayımı altında girdi odaklı VZA ve Malmquist toplam faktör verimlilik endeksi ile karşılaştırılmıştır. Bankaların etkinliğinin araştırılmasıyla 3 girdi (Mevduat / Toplanan Fonlar, Faiz Giderleri / Kâr Payı Giderleri ve Personel Giderleri) ve 3 çıktı (Krediler, Plasman Toplamı / Kullandırılan Fonlar, Faiz Gelirleri / Kâr Payı Gelirleri ve Net Ücret Gelirleri) değişkeni kullanılmıştır. Analiz sonucunda katılım bankaları ile özel sermayeli mevduat bankalarının etkinlikleri detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. Etkinsiz olan bankaların etkin olabilmeleri için politika önerilerinde bulunulmuştur. Ayrıca bu çalışmada, katılım bankalarının özel sermayeli mevduat bankalarına göre etkinlik anlamında daha başarılı bir performans gösterdiği tespit edilmiştir.Katılım bankalarının, ekonomiye en çokta reel sektöre fon yaratan önemli bir kaynak olmaları, aynı zamanda bireylerin dini hassasiyetlerini göz önünde alarak ülke üretiminin ve refahının artırılmasına katkı sağlamaları nedeniyle bankacılık sistemindeki payları arttırılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Katılım Bankaları, Özel Sermayeli Mevduat Bankaları, Etkinlik, Verimlilik Veri Zarflama Analizi, Malmquist
Yerel yönetimlerde mali kaynakların verimli kullanılması (İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği)
ÖZETYEREL YÖNETİMLERDE MALİ KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANILMASI (İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ)SAĞDIÇ, HasanYüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Aydın KAYABAŞIMayıs, 2011, 108 sayfaKültür ve medeniyetlere tarihte başkentlik yapmış dünyanın her yönden gözünün üzerinde olduğu İstanbul gelişme ve dünyadaki sayılı merkezlerden olma yolunda amaçlarını tek tek gerçekleştirmektedir. Bu gerçekleştirme de özellikle Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarının ve bunlara bağlı her yönden mali kaynak kullanımını ele aldığımız çalışmamızda İstanbul ve Büyük şehir Belediyesini her yönden tanımış olacağız.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Yerel Yönetim Gelirleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yerel Yönetimlerde Kaynakların Verimli Kullanılması, Yerinden Yönetim