Profitability
209 theses under this subject heading
Dinamik talep modellemesi ile fiyat manipülasyonlarının saat kırılımında kârlılığa etkisi
Türkiye'de havacılık sektörü günden güne gelişmekte ve rekabetçi hale gelmektedir. Son günlerde internet üzerinden alışverişin müşteriler açısından tercih edilir ve erişilebilir hale gelmesi ile online satış kanalı, havayolları açısından maliyet avantajı ve gelir fırsatı oluşturmaktadır. Böylelikle havayolları tarafından A noktasından B noktasına online bilet satın almak isteyen müşteri talebinin doğru tahminlenerek en uygun zamanda müşterinin ödemeye razı olduğu fiyatın gösterilmesi gerekliliği ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu çalışmada rekabetçi ve monopol pazarlar için online satış kanalından gelen talebin gelişimi gün, saat ve dakika kırılımında zaman serisi analizi ile incelenmiştir. Aynı zamanda talebin uçuşa ne kadar zaman kala geldiğini etkileyen faktörlerin neler olduğunu regresyon analizi yöntemi ile tartışılmıştır. Analize geçilmeden önce verinin nasıl oluşturulduğu detaylandırılarak açıklanmıştır. Analiz sonucunda, pazara ve zamana göre bölümlendirilerek yapılan talep tahmini için en düşük hata ile veri ile en uyumlu sonucu Basit üssel düzeltme (SES) modeli vermiştir. Regresyon analizinde ise monopol ve oligopol piyasalar için yolcunun bilet alımında uçuşa kalan zamanını etkileyen faktörler arasında yolcunun gördüğü ücret, uçuş süresi, bilet özelliği gibi ortak değişkenler olmakla beraber havayolunun sefer sayısı, rezervasyon yapılan seferin bulunduğu saat aralığı gibi farklılaşan faktörlerin de bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda havayolu şirketine önerilecek tahmin yönteminin şirketin gelirini artıracağı öngörülmektedir.
Türkiye'de faaliyet gösteren ticaret bankalarının karlılığını etkileyen içsel faktörler: 2005-2016 yılları arası panel veri analizi
Bankalar, ülke ekonomilerinde finansal sistemin en önemli aracı kurumlarından biri olup, mevduatın toplanmasında ve toplanılan mevduatların ekonominin çeşitli sektörleri arasında kredi olarak kullandırılmasında önemli bir role sahiptir. Bankalar, piyasa odaklı bir ekonomide aracılık faaliyetlerini üstlenirken aynı zamanda o ekonomide yatırım ve büyümenin en önemli unsuru olarak kabul edilirler. Bu çalışmasının amacı; Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların karlılığını etkileyen içsel faktörleri araştırmaktadır. Çalışmada CAMELS değişkenleri; sermaye yeterliliği, aktif kalitesi oranı, yönetim kalitesi oranı, kazanç kabiliyeti oranı, likidite oranı ve piyasa risklerine duyarlılık oranları dikkate alınarak, Türkiye'deki ticari bankaların karlılığını etkileyen en önemli içsel faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Aktif karlılığı (ROA), öz sermaye karlılığı (ROE) ve net faiz marjı (NIM) ise karlılık ölçütünün göstergeleri (bağımlı değişkenler) olarak modellerde dikkate alınmıştır. Çalışmada CAMELS faktörlerinin bankaların karlılığı üzerindeki etkisini incelerken aynı zamanda karlılık üzerinde etkisinin olabileceği düşünülen iki kontrol değişkeni (yaş ve aktif büyüklüğü) modellere bağımsız değişkenler olarak eklenmiştir. Bu kapsamda, 2005-2016 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren 23 ticari bankanın CAMELS analizinde kullanılan değişkenler vasıtasıyla karlılık performansları araştırılmıştır. Çalışmada, CAMELS değişkenlerinin ROA, ROE ve NIM gibi karlılık değişkenleri üzerindeki etkisini analiz etmek için panel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, tüm karlılık göstergelerinin sermaye yeterlilik oranı ve toplam maliyetlerin toplam gelirlere oranından etkilendiğini göstermektedir. Güçlü sermaye oranına sahip bankaların aktif ve öz sermaye karlılıklarının da yüksek olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra, kaldıraçtaki aşırı artışın ticari bankaların karlılığında bir azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Ekonometrik analizler, bankaların karlılıklarını artırabilmesi ve bankacılık sektörünün işlerini sağlıklı yürütebilmesi için yüksek sermaye yeterlilik oranına sahip olması gerektiği yönünde kanıtlar sağlamıştır. Bankalar, kredilerinin ve varlıklarının kalitesini artırmalı, sorunlu alacaklardan kaçınırken varlıklarını yüksek kaliteli enstrümanlarda değerlendirmelidir. Buna ek olarak, ticari bankalarda yönetimler maliyeti sıkı bir şekilde kontrol altında tutarken aynı zamanda gelir artıcı alanlara odaklanarak yüksek karlılık hedeflerine ulaşabilirler. Döviz açık pozisyonunun ticari bankaların karlılıkları üzerinde olumsuz bir etkisi olduğundan, ticari bankalar kur riskinden de kaçınmalıdır.
Borsada işlem gören sigorta şirketlerinin karlılık analizi
Sigorta şirketlerinin temel fonksiyonu topladıkları primler karşılığında sigortalıların gelecekte karşılaşacakları maddi hasarları tazmin etmektir. Sigortalılar, riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan zararları birlikte karşılamak amacıyla sigorta sistemine dahil olmaktadır ve hasar gerçekleştiği anda hasarlarının tazmin edilmesini talep etmektedir. Sistemin sağlıklı işlemesi, sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesiyle taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmeleriyle mümkün olmaktadır. Bu yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için de güçlü bir finansal yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Türk sigorta sektöründe rekabet gücünün arttırılması için de sigorta şirketleri kâr zarar oranını dengede tutmak zorundandırlar. Ürün primi ile o üründen gelecek hasarların hesaplanması kâr- zarar dengesi açısından önem arz etmektedir. Bunun için de kullanılacak üründe kişinin moralitesi, yaşamını sürdürdüğü yerin risk değerlendirmesi, aracına sigorta istiyorsa aracın kullanım amacı ve kişinin hasar prim dengesi, sağlık ürünü kullanılacaksa sigortalının geçmişte yaşadığı rahatsızlıkların değerlendirilmesi şirketlerin en önem verdiği hususlardır. Sigorta şirketlerinde kârlılık için bir diğer önemli faktör de pazar payıdır. Sigorta şirketleri ne kadar çok ürün geliştirebilirse o kadar çok kişiye ulaşabilmektedir. Pazarda daha büyük bir paya ulaşabilmesi diğer şirketlerde olmayan ürünlerin geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi ile mümkün olmaktadır. Sigorta sektöründe yer alan şirketlerin kârlılığının yüksek olması finansal açıdan güçlü olmalarını gerektirmektedir. Bu sebeple, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketleri finansal durumlarını, yatırımlarının güvenilirliğini veya risklerini sürekli olarak değerlendirmelidirler. Sigorta şirketleri performanslarını ölçmek için şirket içi ve şirket dışı analizler yardımıyla sistematik bir şekilde değerlendirme yapmaktadır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da işlem gören ve toplam sektör payları %80'i bulan seçilmiş sigorta şirketlerinin performanslarına dayalı kârlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sigorta şirketleri bilanço yapısı ve bilanço yönetimi açılarından irdelenmekte ve şirketlerin gelir gider boyutları çerçevesinde bilançolarını nasıl yönettikleri açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde, finansal analiz aracılığıyla sigorta şirketlerinin kârlılık ve performans analizleri yapılarak, kârlılık ve kârlılığa dayalı performans konularında somut ölçütler belirlenmekte ve şirketlerinin kârlılığı etkileyen içsel faktörler ortaya konulmaktadır. Elde edilen bulgular sayesinde, finansal sektörün önemli unsurlarından olan sigorta şirketlerinin mâli başarıya ulaşmaları için izlemeleri gereken yollar ve almaları gereken önlemler konusunda kanıtlar sağlanmaktadır
Türk bankacılık sektörü piyasa yapısı ile mevduat bankalarının kârlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kâr birçok işletme için olduğu gibi bankalar için de finansal performansları ve varlıklarını sürdürülebilmeleri açısından önemli bir kriterdir. Türkiye'de finansal sistem içindeki önemli payı ile ekonominin itici gücü konumunda olan bankaların karlılıkları bankacılık sektörünün yanı sıra finansal sistemin etkin ve verimli çalışması açısından da önem arz etmektedir. Bu noktada, bankaların kârlılığını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması özellikle sektör temsilcileri, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve politika geliştiriciler açısından önemli görülmektedir. Bu tez çalışmasının amacı karlılık belirleyicilerinden birisi olarak kabul edilen ve rekabet düzeyinin bir göstergesi olarak ele alınan piyasa yapısı ile mevduat bankalarının karlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla, gösterge değişken olan HHI (Hirschman-Herfindahl İndeksi) ile özkaynak kârlılığı arasındaki ilişki karlılık üzerinde etkili olan diğer faktörlerin de modele dâhil edilmesi ile panel veri analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonuçları karlılık göstergesi olan özkaynak kârlılığı ile ilgili endeks arasında pozitif ve güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra elde edilen diğer bulgular TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi), faiz oranı değişkenlerinin de karlılık üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir.
Afrika Boynuzundaki bankaların finansal performanslarının ölçülmesi: Etiyopya ve Kenya bankaları üzerine bir inceleme
Bu tez çalışmasında, 2015-2018 olan dönem için Afrika Boynuzu bölgesindeki bankaların finansal performanslarının Etiyopya ve Kenya bankaları üzerinde karışlaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, iki aşamalı bir etkinlik analizi yöntemi benimsenmiştir. Analizin birinci aşamasında bankaların etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılarak analiz edilmiş, ikinci aşamasında ise banka etkinliğini belirleyen faktörleri görmek için Tobit regresyon analizi yöntemi uygulanmıştır. Karşılaştırmalı etkinlik analiz sonuçlara göre, Kenya bankalarının teknik etkinliği, saf teknik etkinliği ve ölçek etkinliği gibi tüm etkinlik türlerinde ortalama olarak Etiyopya bankalarından daha etkin olduğunu ortaya koymuştur. Banka sahipliği türüne göre hesaplanan ortalama etkinlik skoru açısından, yabancı sermayeli bankalar en etkin bankalar olup ve onu kamu bankaları izlemektedir; yerli özel bankalar ise en az etkin olan bankalardır. Yapılan Tobit regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, banka karlılığı ve banka etkinliği arasında anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Bu nedenle Etiyopya ve Kenya bankacılık sektöründe, etkin olan bankalar aynı zamanda karlı bankalardır. Benzer bir şekilde bankanın etkinliği, kişi başına GSYİH ile anlamlı pozitif ilişkiye, enflasyon oranı ile ise anlamlı negatif ilişkiye sahiptir. Öte yandan, varlık kalitesi ile banka etkinliği arasında anlamlı negatif ilişkisi bulunmaktadır. Benzer şekilde Kredi riski ve likidite riski ile saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki bulunulmaktadır. Bu da Kenya ve Etiyopya bankacılık sektöründe, risk düzeyi yüksek olan bankaların daha az etkin olduklarının göstergesidir. Banka büyüklüğü ve saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki mevcuttur. Bu bağlamda büyük bankaların, etkinliklerini artırmak için ölçek ekonomisinden yararlanamadıklarını, bunun aksine, büyüklüklerinden dolayı olumsuz etkilendikleri gözlemlenmektedir. Kenya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranı, Etiyopya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranından daha düşüktür. Bu nedenle Kenya bankacılık sektöründe daha yüksek düzeyde rekabet olduğu görülmektedir. Öte yanından finansal gelişmişlik göstergelerine göre, Afrika Boynuzu (HoA) ülkelerinin finansal sektörü, bölgedeki ülkelerin ekonomik büyümesi ve elektronik bankacılık hizmetlerindeki ilerlemeler nedeniyle son yıllarda iyileşiyor olsa da, genel olarak sözkonusu bölgenin finansal gelişmişlik seviyesi düşük düzeyindedir.
The effect of mergers and acquisition in the growth of a firm
Over the last decades, mergers and acquisitions has played a crucial role in assisting industries to achieve their goals as well as increasing their financial performance, through the provision of platform to gain access other market outside their main locations, diversify their investment or gain management expertise. The thesis establishes three main kinds of motives managers makes before taking decision on Merger and Acquisition. One of the motives in this dissertation is that deals with the instability of investors' worth or has unclear encroachment on investors' worth. The expansion intention has unverifiable impact on the investors' worth. This dissertation also examines the outcomes of participating in merger and acquisition (M&A) and these are explored more, using the approaches in the literature review. One of such outcome is that M&A multiplies shareholders worth for the targeted firm, and on the other hand reduces the shareholders worth for the purchasing firm or the newly joined firm. This study also comprises of quantitative research methodology; it is a gauge paper to ascertain the difference in the financial records of both the targeted firm and purchasing firm. The hypothesis seeks to establish if company's profitability or performance improves as a result of engagement in mergers and accusation. To establish this assumption the researcher tries to analyze some company's performance after their mergers and acquisition exercise by comparing their financial result before and after M&A exercise. For the more clear understanding of this study, the effects on the M&A performance of the acquiring company will be compared with companies that didn't engage in M&A. Nevertheless, two cases was chosen in this study and analyzed for a more clear understanding; the M&A activity between Hewlett Packard and Compaq, and the M&A activity between a supermarket called Migros Turk A.S. supermarket and Tansaş A.S supermarket. The findings entails that both companies are on a health performance before the merger and acquisition activity but experience a slight loss is wards before rising.
İnşaat muhasebesinde ticari kara geçiş ve mali tabloların düzeltilmesi ve Türk vergi uygulama örneği
Küreselleşme; sermaye hareketlerinin, çok uluslu şirketlerin ve tek bir küresel pazarın egemenliğinde yeni ekonomik paradigmaya işaret etmektedir. Bu yeni durum, beraberinde ortak bir küresel dilin kullanılmasını zorunlu hale getirmiş ve tek bir muhasebe dilinin yaratılmasını zorunlu kılmıştır. Şirketler için küresel anlamda rekabet koşullarına adapte olabilmek için; doğru, güvenilir, şeffaf bilgilerin önemi büyüktür. Uygulamada iki inşaat şirketinde vergi mevzuatı karşılaştırması yapılarak ticari kara geçişin ve mali tabloların düzenlenmesi, Türk Vergi ve Türk Ticaret Kanunu göz önünde tutularak gerçekleştirilmektedir. Özel inşaatlarda muhasebe kayıtları ve inşaat onarım işlerinde muhasebe kayıtlarının yapılması ve binanın kullanma izninin alınması için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ilişkisizlik belgesi alınması, asgari işçilik hesaplaması yapılarak SGK'na bildirilmesi, ticari kara ve mali (vergi) matrahı karına geçiş ve mali tabloların düzenlenmesi ve vergi uygulamaları örneklerle açıklamaya çalışılacaktır.
Assessing the effect of capital budgeting decisions on profitability in manufacturing firms: A case study of mukuwano manufacturing company, Kampala, Uganda
The study purpose was to investigate the relationship between capital budgeting decisions on profitability in manufacturing firms. Capital budgeting particularly addressed five areas of the study that included capital budgeting decisions (acquisition of long-term assets, replacement of long-term assets, investment appraisal techniques, outsourcing expenditure and working capital decisions) had a biggest and significant effect on profitability of the organizations. This study basically involved survey of the manufacturing company known as Mukwano group of companies, in Uganda. Total of 240 questionnaires were disturbed into the respondent and 152 questionnaires were returned so the data was analyzed through "Statistical Package for Social Science" SPSS Version 19. Multiple regression analysis and correlation were used to analyses the data. The findings show evidence of that there is significant and positive correlation between five dimensions of capital budgeting decisions and profitability of the organizations. The findings set up that there was relationship between the independent variables capital budgeting decisions and profitability and were positive relationships between capital budgeting and profitability of the firms under the study. Finally, the researcher has developed a conceptual framework based on the literature reviews, and from there the researcher constructed the research`s hypothesis. Foundation on the result, theoretical implications, limitations, conclusion and suggestions for future research are also highlighted.
Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan ticari bankaların performansını etkileyen faktörler
Bu çalışmada 2010-2016 yıllarını kapsayan dönemde Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan ticari bankaların performansını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla oluşturulan performans modelleri statik panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Aktif karlılığının banka performans ölçütü olarak kullanıldığı modelden elde edilen sonuçlar göstermektedir ki banka büyüklüğü, banka istikrarı, gelir çeşitlendirme, faiz gelirleri ve ekonomik büyüme gibi değişkenler aktif karlılığını pozitif yönde etkilerken, kredi riski, faaliyet giderleri ve enflasyon oranı gibi değişkenler ise aktif karlılığını negatif yönde etkilemektedir. Ayrıca, performans ölçütü olarak özkaynak karlılığının kullanıldığı modelde ulaşılan sonuçlara göre özkaynak karlılığı değişkeni; banka büyüklüğü, gelir çeşitlendirme, faiz gelirleri, banka yaşı ve ekonomik büyümeden pozitif yönde ancak kredi riski, faaliyet giderleri ve enflasyon oranı değişkenlerinden negatif yönde etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Bankacılık Sektörü, Banka Performansı, Aktif Karlılığı, Özkaynak Karlılığı, Panel Veri Analizi.
Kurumsal yönetim perspektifinde şeffaflığın şirket karlılık ve piyasa değerine etkisi
Özellikle doksanlı yıllardan sonra çeşitli ülkelerde yaşanan şirket krizleri ve 2008'deki küresel ekonomik kriz, yöneticilerin aldığı büyük risklerin ve yanlış yönetimlerinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu durum, kurumsal yönetim kavramının önemini ve gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Birçok ülke, şirketlerin adil, sorumlu, hesap verebilir ve şeffaf yönetilmelerini sağlamak için çeşitli düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Kurumsal yönetimin dört temel ilkesinden birisi olan şeffaflık, sadece finansal bilgilerin mali yılın sonunda şirket hissedarlarına açıklanmasının çok ötesinde yeni anlamlar kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık şirketlerin şeffaflık seviyelerinin şirket kârlılık ve piyasa değeri üzerinde etkili olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu kapsamda, öncelikle şeffaflık seviyelerinin sayısal olarak ifade edilebilmesi için bir şeffaflık endeksi oluşturulmuştur. Çalışmada çeşitli ülkelerdeki araştırmalarda kullanılmış ve güvenilirliği test edilmiş Standard & Poor's (S&P) tarafından geliştirilen şeffaflık ve kamuyu aydınlatma endeksi metodolojisi tercih edilmiştir. Şirket kârlılığı, aktif kârlılık (ROA) ile ve piyasa değeri ise Tobin's Q ve piyasa değeri / defter değeri oranları ile temsil edilmektedir. Araştırmanın kapsamını Borsa İstanbul'da 2010-2014 yılları arasında sürekli işlem gören ve finans sektörü dışında kalan halka açık şirketler oluşturmaktadır. Bu araştırmada herhangi bir örneklem seçimi yapılmamış, verilerinde süreklilik olan araştırma kapsamındaki tüm şirketler incelenmiştir. Araştırmada 194 halka açık şirkete ait 5 yıllık veri ile dengeli panel veri seti oluşturulmuştur. Şeffaflık ile finansal oranlar arasındaki ilişki panel veri regresyon yöntemi ile araştırılmış, yapılan testler sonucunda kurulan tüm modellerde sabit etkiler modelinin kullanılması gerektiğine karar verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre toplam şeffaflık endeksi ile Tobin's Q ve aktif kârlılık arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı olan bir ilişki saptanamamıştır. Toplam şeffaflık endeksi ile piyasa değeri / defter değeri oranında ise anlamlı fakat negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada oluşturulan şeffaflık alt endekslerinin finansal oranlara etkisi de ayrıca incelenmiştir. Şeffaflık alt endeksleri ile kurulan modellerin hiç birinde şeffaflığın artışının piyasa değeri/defter değerini de arttıracağı bulgusu elde edilememiştir. Mülkiyet ve yatırımcı ilişkileri endeksi ile piyasa değeri / defter değeri arasında anlamlı bir ilişki saptanamamış, buna karşın finansal şeffaflık ve kamuyu aydınlatma endeksi ve yönetim kurulu şeffaflık endeksi ile piyasa değeri/ defter değeri arasında ise anlamlı ve negatif bir ilişki elde edilmiştir.
Halka açık gıda içeçek ve tütün şirketlerinin kurumsal yapılarının karlılığa etkisi
Kurumsal yönetim kavramı, son 20 yılda Ģirket yönetiminde, akademisyenler, Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Dünya Bankası gibi kesimlerce en çok tartıĢılan konulardan biri haline gelmiĢtir. Ülkelerde yaĢanan skandallar ve muhasebe hilelerinin ortaya çıkmasıyla Ģirketler tarafından kurumsal yönetim önemli bir kavram haline gelmiĢtir. Kurumsal yönetim kavramı Ģirketlerin hak sahiplerinin ve kamuoyunun menfaatlerine zarar gelmeden, mali desteği ve insan kaynaklarını kendime çekmesi ile verimli çalıĢmanın sağlanması, bu sayede hissedar için uzun vadeli ekonomik açıdan kazanç sağlamasını mümkün kılan yönetmelik ve gönüllü özel sektör uygulamalarının bileĢimidir. (Millstein,1998) Kurumsal yönetim kavramının kar yönetimi uygulamaları ile güçlü bir iliĢki içindedir. Bu güçlü iliĢkisi birçok araĢtırmacı tarafından araĢtırma konusu olmuĢ kurumsal yönetim bileĢenlerinden olan yönetim kurulu ve denetim komitesinin karlılığa olan etkisi ortaya çıkartılmaya çalıĢılmıĢtır. Halka açık gıda içki ve tütün üretimi Ģirketlerinin kurumsal yapılarının karlılığa etkisi baĢlıklı tezimizde kurumsal yönetiminin önemi, yapısı, amacı, Ģirketler üzerindeki etkisine ve kurumsal yapının bileĢenlerine değinilmiĢtir. ÇalıĢmada kurumsal yönetim bileĢenleri olan yönetim kurulu, denetim komitesi gibi oluĢumların kar yönetimine etkisi incelenmiĢtir. Karlılık oranları olan net kar marjı, varlıkların kazanma gücü, öz sermayenin kazanma gücü ve hisse baĢına kar oranları dikkate alınarak kurumsal yönetim bileĢenleri üzerindeki etkileri incelenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Kar Yönetimi, Karlılık
Likidite ve kârlılık arasındaki ilişki: Borsa İstanbul'da bir çalışma
Liquidity and profitability (L & P) is one of the most important factors of interest to commercial and industrial institutions in all sectors. Through its indicators, companies can measure the extent of their progress and sustainability in the commercial market, as well as know about aspects that need more attention in the present and future aspects of marketing, sales and logistics. Interest in research in the liquidity and profitability relationship has benefits for emerging companies with a commercial sector in the market. Therefore, the research aims to find that liquidity is part of several factors affecting profitability. For this purpose, the indices of liquidity and profitability of companies listed on the Borsa Istanbul in Turkey will be examined. The companies have been classified by sector in order to ascertain the potential relationship between liquidity and profitability in the studied sectors according to liquidity and profitability rates. The research hypothesis was presented to identify the variables that we will rely on in the research to verify the relationship between liquidity and profitability and the specificity of this relationship for 100 companies listed on the Borsa Istanbul. The results showed that some sectors showed a positive correlation between liquidity and profitability. Some sectors showed a negative correlation between liquidity and profitability. The research presented several recommendations through the results extracted for companies and proposals for future researchers. The recommendations include continuing to maintain sufficient liquidity to maintain the work of enterprises and reach the highest level of profitability to avoid the failure of companies and the risk of bankruptcy. Keywords: Liquidity, Profitability, Borsa Istanbul.
The impact of cargo and ancillary revenues on net profit for full-service carrier airlines
Air transport has become an increasingly common tool used by most people today and has been a constantly growing industry. On the other hand, it is a sector with low profitability despite high investment costs and risks, which are quickly affected by increasing competition, economic, political, and natural events. That's why airline companies have had to manage their capacities better and generate new revenues due to low profitability rates, high risk, and increasing competition conditions. Ancillary Revenue is defined as the income earned as part of the travel experience through sales made to passengers directly or indirectly before, during, or after the trip. Ancillary revenues are what airline companies offer to their passengers other than the tickets they have sold, services such as inflight catering, baggage fees, loyalty programs, seat fees, advertising and commission revenues, and in-flight entertainment systems. In this study, the relationships between cargo revenues, ancillary revenues, and net profitability of airline companies for the period 2014Q1-2019Q4 were examined in the examples of three full-service airline companies (Turkish Airlines, American Airlines, and Delta Air Lines). The study revealed that there is cointegration between cargo revenues, ancillary revenues, and net profit, and there are one-way causality relationships from both cargo revenues to net profit and from ancillary revenues to net profit. The study also indicated a positive correlation between cargo and ancillary revenues, and net profit. In other words, cargo revenues and ancillary revenues have a positive effect on the net profit of airline companies. In addition, the study found that aviation ancillary revenues provide an essential resource for airline companies; furthermore, two American companies are among the top three companies with the highest incomes in the world in terms of Cargo and Ancillary Revenues; also showed that Turkish Airlines' ancillary revenues are lower than those of these two American companies. On the other hand, the study showed that the contribution of Turkish Airlines' cargo revenues to net profit is much higher than the other two companies.
The perceptive analysis of the effect of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline profitability: A case study of Turkish Airlines Technic
The accelerated development trend that the industry is going through has created an intensively competitive environment between global airlines. Intense competition in the sector and the pronounced decline in profit rates have increased the importance of reducing expenses and costs, in addition to the management of incomes. Towards this aim, airlines implement various methods to reduce their own costs. Maintenance comprises one of the significant expenses incurred by airlines, while airlines adopt various approaches in their cost-reduction efforts, including general maintenance enhancement programs. It has been seen that some of these methods positively affect cost-reduction efforts that have begun to be implemented. Proactive maintenance planning, on the other hand, is considered one of the methods aimed at reducing maintenance costs and thus increasing airline profitability and is actively used by many airlines. Turkish Airlines is playing a leading role in the effective use of proactive maintenance planning management. However, some proactive maintenance practices are controversial. In order to clear the air about these controversies, this research was carried out to make a perceptive analysis of the Turkish Airlines Technic employees. I carried out this study by using a quantitative survey with a sample of 133 Turkish Airlines Technic staff, which consists of technicians, engineers, planning staff, clerks, and managers. Staff was chosen among departments relating to maintenance. Besides questions that measure the perception of Turkish Airlines Technic staff on the effects of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline scheduling, some questions relating to demography and experience are also posed. The data which is obtained as a result of this study were collected using an online survey method and analyzed with SPSS version 22. Chi-square and Fisher's tests, which are the most appropriate methods for comparing independent variables, were carried out to analyze the results. Keywords: Aircraft ground times, airline costs, airline profitability, aviation and finance, maintenance costs, proactive aircraft maintenance planning.
Inventory management and profitability: Turkish IT distributors listed in Borsa Istanbul
One of the main factors in determining the company's success is its management of scarce capital and business strategies. In today competitive environment, businesses must have sufficient working capital in order to ensure their survival. Inventory is one of the key factor in the working capital management. Inventory management effects on the profitability investigated with correlation and regression analysis conducted via balance sheets and income statements of firms using only four Turkish Information Technologies distributors which listed on Istanbul Stock Exchange XBLSM Index (Borsa Istanbul (BIST)) over a period of 10 years from 2010-2020. Profitability measured by Change in Gross Profit Margin and inventory management measured by Change in Inventory Turnover Dates, Change in Account Receivables Turnover Days, Change in Sales and Change in Stocks. Quarterly financial reports used for the research. The data for the analysis is collected from the Public Disclosure Platform (PDP) database, which contains financial information on all stock exchange firms. While correlation analysis shows statistically meaningful relationship, regression analysis did not show any statistically meaningful relationship between the inventory management and the profitability in the study.
Burdur ilinde anason üretim maliyeti ve kârlılığının analizi
Bu çalışmada anason üretimi yapan işletmelerin sosyo-ekonomik yapısının belirlenmesi, anason üretim maliyeti ve kârlılığının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Değişen ticaret ve tarım politikaları ile birlikte pazarlama yapısı da değişim göstermiştir. Bu değişimler sonucunda anason piyasasında fiyat istikrarsızlıkları yaşanmıştır. Araştırma bölgesinde anason önemli bir gelir kaynağıdır. Anason üretimi işletme düzeyinde üreticilere gelir sağlarken, ihracat yoluyla da ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Anason üretiminde karşılan sorunlar ele alınmış ve bu sorunlara da çözüm önerileri geliştirilmiştir. Araştırma bölgesinin Burdur ili olarak belirlenmesinin nedeni, Burdur ilinin Türkiye anason üretiminde önemli bir yere sahip olmasıdır. Çalışmanın verileri, 159 adet anason üreticiliği ile uğraşan işletmelerden anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerden yapılan hesaplamalar sonucunda anason üretiminde üretim maliyeti birim alana (dekara) 739.33 TL, GSÜD 1 224.27 TL, brüt kâr 635.38 TL ve nispi kâr 1.66 olarak tespit edilmiştir. ÜM/GSÜD oranı 0.60 olarak hesaplanmıştır. Bölgede anason üretiminde son yıllarda önemli düşüşler görülmüştür. Bu düşüşlerde diğer illerdeki ekim alanları artışının yanında anason üretici fiyatlarındaki dalgalanmalar ve oynaklıklar önemli etkide bulunmuştur. Bu çerçevede anason özelinde desteklemelerin verilmesi, ilgili kurumlar aracılığıyla üreticilere anason hakkında yayım faaliyetlerinde bulunulması önemli görülmektedir. Fiyat istikrarsızlığının önüne geçilebilmesi için, önceki yıllarda anason piyasasında belirleyici etkide bulunan TEKEL ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi kurumlar önemli idi. Böyle kurumların tekrardan faaliyette bulunabilmesi oldukça güç görülmektedir. Bu kapsamda anason üreticilerinin sorunlarının giderilmesi ve anason özelindeki fiyat istikrarsızlıklarının ortadan kaldırılması için anason üreticilerinin birlikte hareket edecekleri örgütleri kurmaları önerilmektedir.
Türkiye'de yumurta tavukçuluğu üretim ve tüketim yapısının analizi
Bu çalışmada, Türkiye'de yumurta tavukçuluğu sektörünün üretim ve tüketim yapısı analiz edilmiştir. Bu çerçevede yumurta tavukçuluğu işletmelerinin üretim yapıları ekonomik yönden değerlendirilmiş, etkinlikleri araştırılmış, piyasa durumu analiz edilmiştir. Tüketim yapısında da yumurta tüketimi, tüketici algıları, davranışları ve tercihleri irdelenmiştir. Araştırma verileri, tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemine göre 68 yumurta üreten işletme, oransal örnekleme yöntemine göre ise 1076 tüketiciden yüz yüze görüşme yapılarak elde edilmiştir. Çalışmada, işletme ortalaması olarak toplam masrafın %67.05'ini yem masrafı, %10.14'ünü pazarlama masrafı ve %8.45'ini yarka amortismanı oluşturmuştur. Birim (adet) yumurta üretim maliyeti 1.27 TL, nispi kar 1.21 olarak bulunmuştur. İşletmelerin teknik etkinlik skorları, ölçeğe göre sabit getiri varsayımı altında (crste) 0.86, ölçeğe göre değişen getiri varsayımı altında (vrste) 0.94 ve ölçek verimliliği (scale) 0.91 olarak hesaplanmıştır. Yumurta üretim süresi 66 hafta, kapasite kullanım oranı 0.88, tavuk başına yumurta verimi 290 adet/yıl olarak tespit edilmiştir. Tüketici hanelerinde ortalama birey sayısı 3.14 kişi, haftalık yumurta tüketimi 28.14 adet, ortalama gelir 21.149 TL ve aylık ortalama yumurta harcaması 237 TL olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, artan yem maliyetlerinin önüne geçilebilmesi için yem hammadde temininde ithalat eğiliminden çok, iç pazarda üretim potansiyelinin artırılmasına ağırlık verilmesi önemlidir. Yumurta piyasasında süreklilik sağlanarak iç ve dış piyasada fiyat dengesinin oluşmasına katkıda bulunulması, yumurtanın raf ömrünün uzatılması ve katma değeri daha yüksek ürünlerde değerlendirmesine olanak sağlanması amacıyla yumurtayı sıvı ya da kuru şekilde daha uzun süre muhafaza edecek teknolojik alt yapıya ulaşmaları için işletmelerin teşvik edilmesi ve desteklenmesi önem arz etmektedir.
Türkiye'de konvansiyonel ve katılım bankacılığı karlılıklarını etkileyen faktörler
Finansal sektör ülke ekonomilerinin performansını arttırmak veya potansiyelini ortaya çıkarabilmek adına önemli yapı taşlarından birisidir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin fon ihtiyacını sağlama konusunda önemli görevleri bulunmaktadır. Bankacılık finansal sektörün en büyük oyuncusu olarak farklı türlere sahiptir. Bunlardan birisi katılım bankacılığıdır. Katılım bankaları diğer türlere göre çok yeni olsa da müslümanlar için önemli bir açığı kapaması nedeniyle önemlidir ve hızlı büyümektedir. Türkiye için de özellikle 2000'li yıllardan itibaren benzer durumdan bahsetmek mümkündür. İslami bankacılık başta bankacılık sektörünün en önemli enstrümanı sayılacak faizi ve diğer bazı unsurları yasaklamıştır. Bu sebeple iki banka türü arasında yapısal farklılıklar olması normaldir. Bu çalışmada bu farkların karlılık anlamında da farklara yol açıp açmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde karlılık göstergeleri olarak ROA, ROE ve NIM kullanılmaktadır. Bunların belirleyicileri olarak geniş yelpazede değişken bulunsa da bu çalışmada geçmiş dönemin verileri, sermaye, operasyonel maliyetler, takipteki krediler, net komisyon gelirleri, mevduat faizi oran farkı, market konsantrasyonu, likit aktifler, finansal derinleşme ve faiz kullanılmıştır. Her bir karlılık değişkeni için etkileri ayrı ayrı hesaplanmıştır. Genel olarak geçmiş dönem değişkenler, sermaye, net ücret komisyon, market konsatrasyonu ve finansal derinleşme genel olarak pozitif etki oluştururken operasyonel maliyetler, takipteki krediler, düşük faiz vermek karlılığı negatif etkilemektedir. İki banka türü arasında başta bu değişkenler özelinde anlamlı farklar bulunmaktadır. Özellikle faizin yasak olması nedeniyle katılım bankalara hem bazı ürünler ulaşamamakta hem de bazı ürünleri müşterilerine sunamamaktadır. Hatta bazı komisyon gelirlerini bile uygun görülmediği için alamamaktadır. Ancak faiz hassasiyeti bulunan müşteriler potansiyel müşteri olup başka tarafa gidemedikleri için bankaya önemli bir avantaj sağlayabilmektedir. İlgili çalışma Türkiye özelinde yapılmış olup bankaların çeyreklik verileri kullanılarak 2007-2017 yılları arasını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Karlılık tespiti için ekonometrik model kullanılmış olup ilgili çalışma ve testler stata ile yapılmıştır
Banka karlılığını belirleyen içsel ve dışsal faktörler: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı; bankaların kârlılığını belirleyen içsel ve dışsal faktörlerin tespit edilmesidir. Bu amaçla 2008–2018 yılları arasında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren bankaların verilerinden yararlanılmıştır. Bağımlı değişken olarak varlık karlılığı (ROA- Return On Assets) ve öz sermaye kârlılığı kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan bağımsız değişkenler ise bankaya özgü içsel, dışsal faktörlerdir. Ampirik analizlerde regresyon ve korelasyon yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda banka büyüklüğü, varlıklar içerisinde özsermaye ve kredi oranı ile ROA ve ROE arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra kredi/mevduat oranı ve likit aktifler/toplam aktifler oranı ile ROA ve ROE arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca enflasyon oranı ve ekonomik büyüme ile varlık ve özsermaye karlılığı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Makroekonomik belirsizliğin firma kârlılığı üzerine etkisi: Borsa İstanbul taş ve toprağa dayalı sanayi örneği
1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme ve finansal serbestleşme sonucu tüm dünya genelinde reel ve finansal piyasalar arası bütünleşme artmış, finansal krizlerin sıklığı ve şiddeti geçmişe oranla göreceli olarak yükselmiştir. Ayrıca ülke ekonomileri yurtdışında meydana gelen ekonomik ve sosyal değişimlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Bu durumun sonucunda, yurtiçi ve küresel makroekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi güçleşerek, makroekonomik belirsizlik faktörü firmaların karar verme süreçlerinde önemli bir değişken haline gelmiştir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi sektörü örnekleminde 2003-2016 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak, makroekonomik belirsizliğin firmaların aktif ve faaliyet kârlılıkları üzerindeki etkisi panel regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda döviz kuru, faiz oranı ve büyüme oranındaki belirsizliğin hem aktif kârlılığı hem de faaliyet kârlılığını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kaldıraç oranının firma kârlılığını negatif, cari oranın ise firma kârlılığını pozitif etkilediği tespit edilmiştir.
Orta ve Doğu Avrupa Birliği geçiş ekonomilerinde bankacılık sektörünün karlılığının belirleyicileri: Bir panel regresyon analizi
Finansal gelişme günümüzde ekonomik büyümenin önemli bileşenlerinden birisi haline gelmiştir. Özellikle yükselen piyasa ekonomileri ve gelişmekte olan ülkelerde bankacılık sektörü, finans sektörünün lokomotifi durumundadır. Bu nedenle bankacılık sektörünün etkin ve sağlıklı bir şekilde çalışması, tüm ekonomik birimler için çok önemlidir. Bu çalışmada panel regresyon analizini kullanarak 1998-2015 döneminde içsel ve dışsal etkenlerin Orta ve Doğu Avrupa Birliği ülkelerinde bankacılık sektörünün karlılığı üzerindeki etkisini analiz etmiştir. Çalışma sonucunda banka sermayesi, ekonomik büyüme ile finansal gelişmenin bankacılık sektörü karlılığını pozitif etkilediği, banka büyüklüğü, takipteki krediler ve bankacılık sektörü yoğunlaşma oranının bankacılık sektörü karlılığını negatif etkilediği belirlenmiştir.
Çalışma sermayesi yönetiminin finansal performansa etkisi: Borsa İstanbul 100 endeksinde faaliyet gösteren firmalar üzerine bir uygulama
Firmaların var olabilmeleri için karlılığı ve piyasadaki varlıklarını korumaları gerekmektedir. Ancak bu durum çalışma sermayesi yönetimi ile mümkün olabilmektedir. Çalışma sermayesi yönetimi dönen varlıklara yapılan yatırımı ve bu varlıkların finansmanını kapsamaktadır. Dönen varlıkların yatırım tutarlarının belirlenmesi ve hangi kaynaklarla finanse edilmesi gerektiği ise çalışma sermayesi politikası belirlemektedir. Çalışma sermayesi politikaları firmanın karlılığını, değerini, riskini ve hatta likiditesini de etkileyebilmektedir. Bu durumda firma kendine uygun bir politika izleyerek karlığını devam ettirip ve riski minimize ederek büyüme olanağını sürdürebilmektedir. Böylelikle riski ve karlılığı inceleyen yatırımcılara ve firma yöneticilerine de yol göstermektedir. Bu çalışmada Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksinde işlem gören firmaların verilerinden yararlanılarak, çalışma sermayesi yönetiminin finansal performansa olan etkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksinde 2005-2018 yılları arasında kesintisiz işlem gören 16 firmanın 14 yıllık ve altı aylık dönemlerindeki verileri kullanılarak panel veri analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma sermayesinin yatırım politikası ile finansman politikası bağımsız değişkeni oluştururken, finansal performansın göstergeleri olan aktif karlılık ile özsermaye karlılığı ise bağımlı değişkenler olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, Model 1'de yatırım politikası ile aktif karlılık anlamlı ve pozitif yönlü ilişki, finansman politikaları ile aktif karlılık arasında ise anlamlı ve negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Model 2 sonuçlarına göre ise, özsermaye karlılığı ile yatırım politikası arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki belirlenirken, finansman politikası ile özsermaye karlılığı arasında anlamlı herhangi bir ilişki tespit edilememiştir.
Türkiye'de tarımsal KİT'lerin analizi ve yeni politika önerileri
Bu çalışmada temel olarak Türkiye'de KİT olarak faaliyetini sürdüren tarımsal işletmelerin analizi yapılmakta ve tespit edilen sorunların çözümüne ilişkin politika önerileri sunulmaktadır. Tarımsal KİT'lere ilişkin mali ve finansal analizlerde esas olarak 2014-2019 dönemi baz alınmıştır. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı, çalışmaya dayanak temel doktrin olarak ele alınmıştır. Çalışmada farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeyine sahip üç ülke; tarımsal politika, KİT sistemi ve tarımsal KİT'leri açısından ele alınarak ülke örnekleri olarak sunulmuştur. Söz konusu ülkelerden Polonya'da özelleştirme uygulamaları neticesinde mevcut durumda tarımsal KİT kalmaması nedeniyle son dönemde özelleşen tarımsal KİT'lere ilişkin özelleştirme yöntemi ve sonrasına ilişkin mali yapı kısaca açıklanmıştır. Ülkemiz KİT'lerine ilişkin ortak politika önerilerinin uygulanabilirliği, konunun özelliğine göre farklı ülke tecrübeleriyle de desteklenmiştir. Sonuç olarak çalışmada veri analizi yöntemi kullanılmak suretiyle her tarımsal KİT bazında tespit edilen sorunlar üzerine mali politikalar oluşturulmuş, SWOT analizi neticesinde KİT genelinde belirlenen yönetim sorununa yönelik ise mevzuat değerlendirmesi de yapılarak yeni bir yönetim ve ücretlendirme modeli önerilmiştir. Ayrıca çalışmada KİT bazında yapılan analizlerde tespit edilen bazı konulara ilişkin hukuki analizler de yapılmıştır.
Borsa şirketlerinde maliyet, karlılık ve performans ilişkisi üzerine veri zarflama analiziyle bir uygulama: Üretim işletmeleri örneği
İşletmelerin sürdürülebilirliğinde ve performansında nitel ve nicel birçok etmenin katkısı söz konusudur. Nicel etmenler arasında yer alan maliyet yapısı ve karlılık işletmelerin bir bütün olarak performansını etkilemektedir. İmalat işletmeleri için maliyet yapısı ve karlılığın performansa etkisini verimlilik ve etkinlik perfpektifinden incelemek önem taşımaktadır. Bu ampirik temelli bilimsel araştırmada, imalat işletmeleri örnekleminde maliyet yapısı, karlılık ve performans arasındaki ilişki veri zarflama yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmada tekstil iş kolunda faaliyet gösteren 21 işletmenin verisi girdi ve çıktı yönelimli veri zarflama analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz öncesinde maliyet yapısı ve karlılık kavramları detaylı olarak ele alınmıştır. Sonrasında ise işletmelerde performans ve etkinlik ilişkisi açıklanmıştır. Veri zarflama analizi sonuçlarına göre tekstil işletmelerinin 2018 yılı verimlilik değerleri 2019 yılına göre daha yüksek bulunmuştur. 2018 yılında etkinlik skoru düşük olan işletmelerin temel olarak satış maliyetlerinin ve pazarlama giderlerinin yüksek olduğu görülmektedir. Bu giderlerin maliyet yapısında büyük bir paya sahip olmaları ise işletmelerin karlılık ve aktif getirisini olumsuz etkilemiş ve verimliliği düşürmüştür. 2019 yılında ise maliyet yapısında sabit giderlerin giderek artan ağırlığının olduğu görülmektedir. Genel yönetim giderlerindeki artış, verimlilik skorunu bir önceki yıla göre aşağıya çekerek işletmelerin performansını düşürmüştür. Aynı dönemde karlılık ve aktif tutarlarındaki artışta bir önceki yıla göre azalma eğilimi göstermiştir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında imalat işletmelerinde performansı iyileştirmeye yönelik yönetsel ve teorik öneriler sunulmuştur.