Prostat hastalıkları

121 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

BPH hastalarında TUR-P öncesi ve TUR-P sonrası sempatik deri cevaplarının karşılaştırılması

Amaç: BPH hastalarının ve normal bireylerin sempatik deri cevaplarını inceleyerek BPH tanısında ve tedavi türünün seçiminde sempatik deri cevabının yerini araştırdık.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya toplam 40 kişi alındı. Bunlardan 20 tanesi sağlıklı bireylerden, diğer 20 tanesi ise kliniğimizde BPH tanısı konulup TUR-P operasyonu yapılan hastalardan seçildi. Muayenelerinin ardından her iki grubun prostat boyutlarına, PSA değerlerine, üroflowmetri değerlerine ve IPSS'lerine bakıldı. Kontrol grubuna bir kez, BPH hastalarına TUR-P öncesi ve sonrası olmak üzere iki kez SDC bakıldı.Bulgular: BPH hastalarının pre op dönemdeki sempatik deri cevaplarından elde edilen amplitüd değerleri kontrol grubuna göre el ve peniste anlamlı derecede düşük olarak bulundu. El, penis ve ayaktan alınan deri cevaplarının latansları kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, BPH hastalarında latansların daha uzun olduğu görüldü. Ameliyat öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında, aynı hastada ameliyat sonrası latansların kısaldığı, amplitüdün ise arttığı gözlendi.Sonuç: SDC, BPH hastalarındaki sempatik tonus artışını göstermektedir. Ancak tek başına BPH teşhisi koyup tedavi seçeneğini belirlemede yeterli bir yöntem değildir. Bu alanda yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.Anahtar Sözcükler: BPH, SDC, TUR-P

Galvanik deri cevabıProstatProstat hastalıkları+2
Ender Akdemir
İnönü University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoelektrik impedans değerlerinin benign prostat büyümesi düşünülen hastaların prostat spesifik antijen değerleri ile ilişkisi

anav K. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Anatomi Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2017. Biyoelektrik impedans (BIA) değerleri ile benign prostat büyümesi (BPH) düşünülen hastalardaki Prostat Spesifik Antijen (PSA) değerlerinin ilişkisi ve sağlıklı bireylerden alınan ölçümlerle olan farklılığın ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışma 01.05.2015 ve 20.04.2016 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi, Uygulama Ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğinde yapıldı. Çalışmaya yatarak tedavi alan 45-75 yaş arası, BPH tanısı almış ve bu patoloji nedeniyle opere edilmemiş kronik hastalığı olmayan 31 hasta dâhil edildi. Aynı yaş grubunda BPH düşünülmeyen, kronik hastalığı olmayan 27 kişi kontrol grubuna alındı. Bu kişilerin kanda PSA değerleri ölçüldü. Antropometrik ölçümler BIA-101 ile yapıldı. Veriler "PASW statistics 18 Brief Guide" programında " Bağımsız Örneklemler T-Testi", " Spearman's Korelasyon Testi " ve "Mann Whitney U Testi" testleri kullanılarak analiz edildi. Vücut kitle indeksi (BMI), yağ dışı kitle (FFM), hücre kitlesi (BCM), kas kitlesi (MM), hücre içi sıvı (ICW), yağ dışı kitle indeksi (FFMI), hücre kitle indeksi (BCMI) ve PSA değişkenleri açısından, BPH hastaları ile sağlıklı grup arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. BMI (p=0,033), FFM (p=0,022), BCM (p=0,029), MM (p=0,029), ICW (p=0,016), FFMI (p=0,025), BCMI (p=0,015) değerleri sağlıklı bireylerde hasta bireylere oranla daha yüksek seyretmektedir. PSA değeri ise tam tersine sağlıklı bireylerde BPH tanısı almış hasta grubundakilere oranla daha düşüktür. BİA yöntemi, BPH gibi toplumda sık görülen hastalıkların vücut kompozisyonuna etkisini tespit etmek için kullanılabilecek, güvenilir, ucuz ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler: BIA, Antropometri, BPH, BMI

AnatomiAntropomorfiElektriksel impedans+5
Kevser Manav
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multiparametrik prostat manyetik rezonans görüntüleme sonrası prostat spesifik antijeni ve derivelerinin (PSA, FREE-PSA) transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsisi (TRUS-BX) sonuçları ile yeniden değerlendirilmesi

Prostat spesifik antijeni(PSA) değeri gri zon olarak adlandırılan 4-10mg/dl olan hastaların freePSA/PSA oranları, multiparametrik manyetik rezonans görüntülemeleri ve patoloji raporlarının arasındaki ilişkileri değerlendirmek amaçlandı. Çalışmamıza 2020-2022 yılları arasında prostat spesifik antijeni yüksekliği ve değeri gri zonda(4-10mg/dl) olan, multiparametrik manyetik rezonans görüntülemesi yapılmış ve sonrasında transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsisi alınmış olan 101 hasta dahil edildi. Hastalar benign ve malign patolojiye sahip olanlar şekilde iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki hastaların fPSA/PSA oranları, PIRADS skorları ve ayrıca malign gruptaki hastaların patoloji sonuçları gleason skorlarına göre kaydedildi. FreePSA/PSA oranı, PIRADS skorları ve bunların arasındaki ilişkinin prostat ca saptamadaki değerini ortaya çıkarmaya çalışıldı. Çalışmadaki 101 hastanın ortalama yaşı 64.34 ± 6.64, PSA değeri 7.63 ± 2.3 ng/dl, fPSA değeri 1.42 ± 0.77 ng/dl, fPSA/PSA oranı 0.19 ± 0.09 olarak kaydedildi. 101 hastanın patoloji sonuçlarına göre; 31'ine kanser(%31.7), tanısı konmuş, 3'ü ASAP(%3) olarak raporlanmış, 67'sinin de sonucu benign(%66.3) olarak gelmiştir. Grup 1'deki hastaların fPSA ortalaması 1.08 ± 0.71 mg/dl, grup 2'deki hastaların fPSA ortalaması 1.59 ± 0.74 mg/dl olarak bulundu(p=0.001). Grup 1'deki hastaların fPSA/PSA oranı ortalaması 0.13 ± 0.06, grup 2'deki hastaların fPSA/PSA oranı ortalaması 0.22 ± 0.08 olarak idi (p=0.001). Prostat ca tanısı alan 31 hastanın gleason skorlamalarına göre patoloji sonuçları; 12 hasta gleason 3+3(%38), 8 hasta gleason 3+4(%25), 3 hasta gleason 4+3(%9), 3 hasta gleason 4+4(%10), 2 hasta gleason 4+5(%6), 2 hasta gleason 5+3(%6), 2 hasta gleason 5+5(%6) olarak raporlanmıştır. 101 hastanın multiparametrik manyetik rezonans görüntüleme raporlarına göre; 1 hasta PIRADS-2(%1), 33 hasta PIRADS-3(%32.7), 55 hasta PIRADS-4 (%54.5), 12 hasta PIRADS-5(%11.9) olarak sonuçlanmıştır. PIRADS-3 skoru olan 33 hastadan 3'üne(%9), PIRADS-4 skoru olan 55 hastadan 22'sine(%40), PIRADS 5 skoru olan 12 hastadan 6'sına(%50) prostat ca tanısı konmuştur. Prostat ca tanısı alan hastalarda ortalama fPSA/PSA oranı için kestirim değeri ≤0.15 bulunmuş olup bu kestirim değerine göre ortalama fPSA/PSA değerinin duyarlılığı %76, özgüllüğü %85'dir(p<0,001). MpMRG raporlarına göre PIRADS-3 ve prostat ca olan hastaların 3'ü de gleason 3+3(%100), PIRADS 4 ve prostat ca olan 6 hasta gleason 3+3(%27), 8 hasta 3+4(%36), 1 hasta 4+3(%4), 3 hasta 4+4(%13), 1 hasta 4+5(%4), 2 hasta 5+3(%9), 1 hasta 5+5(%4) patoloji sonucuna sahiptir. PIRADS 5 ve prostat ca olan 3 hasta gleason 3+3(%50), 2 hasta 4+3(%33), 1 hasta 4+5(%17) patoloji sonucuna sahiptir. PSA değeri 4-10 mg/dl olan hastalarda fPSA/PSA oranı hesaplanması ve biyopsi kararı vermekteki önemi anlaşılmaktadır. Son yıllarda prostat ca tanısında çığır açtığı düşünülen MpMRG ve PIRADSv2 skorlama yönteminin kanser tanısı koymaya anlamlı derecede yardımcı olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Çalışmamızda PIRADS skoru artışı ile birlikte kanser tanısı alma oranının arttığı, bununla birlikte free/total PSA oranın azaldığını görmek PSA derivelerinin de tanıya gitmedeki önemini ortaya koymuştur.

Manyetik rezonans görüntülemeNeoplazmlarProstat+3
Özcan Sevim
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kemoterapi ve kastrasyona dirençli metastatik prostat kanseri hastalarında 177Lu-PSMA-617 radyoligand tedavisine yanıtın öngörülmesinde tüm vücut 68GA-PSMA-11 PET/BT parametrelerinin kullanımı: Ek merkezli, retrospektif çalışma

Amaç: 177Lu-PSMA-617 radyoligand terapisi almış, kastrasyona ve kemoterapiye dirençli prostat kanseri hastalarında 68Ga-PSMA-11 PET/BT'nin, moleküler yanıt veya progresyonla ilişkili prediktif değerini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Nisan 2019–Ağustos 2023 tarihleri arasında, retrospektif olarak analiz edilen 48 hastanın; demografik-klinik verileri, laboratuvar tetkikleri, tedavi öyküleri ile tedavi öncesi ve sonrasında yapılan 68Ga-PSMA-11 PET/BT görüntüleri, moleküler yanıt ve progresyonla ilişkileri bakımından analiz edilmiştir. Tedavi öncesinde yapılan görüntülemenin, eşik SUV değerlerine göre METAVOL programıyla tüm vücut segmentasyonu yapılmıştır. Total tümör yükü ve lokasyon ağırlıklı metastaz yükü, ölçülen parametrelere göre belirlenmiş ve prediktif değerleri analiz edilmiştir. Analizler SPSS 22.0 programıyla gerçekleştirilmiş olup anlamlılık seviyesi için p<0,05 seçilmiştir. Bulgular: Moleküler yanıt ve moleküler progresyona göre yapılan binominal sınıflamada hastaların %58,3'ü (n=28) yanıtlı iken %41,7'si (n=20) yanıtsız olup %29,2'si (n=14) progrese iken %70,8'i ise non-progrese olarak izlenmiştir. Prostat kanseri tanı süresinin 12 ayın üzerinde olması (OR= 0,235, p= 0,049), parotis SUVmax (OR= 1,099, p= 0,047) ve SUVmean (OR= 1,137, p= 0,047) değerleri ile en yüksek miM1 evresi (OR= 0,241, p= 0,046) moleküler yanıt ile ilişkili bulunmuştur. Moleküler progresyonun ise lenf nodu metastazı varlığı (OR= 0,144, p= 0,006), sadece kemik metastazı varlığı (OR= 4,333, p= 0,030), ln/metTL-PSMA oranı (OR= 0,070, p= 0,042), k/metTL-PSMA oranı (OR= 13,085, p= 0,040) ve kemik / lenf nodu metastazı dağılımının TL-PSMA parametresine göre lenf nodu lehine baskınlık göstermesi (OR= 0,385, p= 0,044) ile anlamlı olarak ilişkili olduğu ortaya onulmuştur. Sonuç: Hastalığın temel yayılım karakteristiklerinin, PSMA ekspresyon dağılımının ve lokasyon ağırlıklı metastaz yükünün moleküler yanıt ve progresyonun ön görülmesinde potansiyel kullanımı ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: 177Lu-PSMA, PET/BT, RECIP 1.0, PSMA-TV, TL-PSMA

Lutesyum-177Neoplazm metastazlarıNeoplazmlar+6
Yusuf Burak Çayırlı
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat spesifik antijen (PSA) yüksekliği nedenli antibiyotik tedavisi alan hastalarda tedavi sonrası prostat spesifik antijen (PSA) değişiminin ve multiparametrik prostat manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile yapılan prostat kognitif füzyon biyopsisinin prostat kanserini saptamadaki tanısal değeri

AMAÇ: PSA yüksekliği nedenli antibiyotik kullanımı sonrası ve PSA düşüşü sağlanan hastalarda cog-Bx ile prostat kanseri insidansını saptayarak "PSA değerleri düşen hastalarda gereksiz prostat biyopsisinden sakınılabilir mi?" sorusuna yanıt arandı. YÖNTEM: Ocak 2017 – Ocak 2018 tarihleri arasında Bezmialem Vakıf Üniversitesi üroloji polikliniğine başvurmuş ve PSA yüksekliği nedeniyle alınan antibiyoterapi (siprofloksasin 500 mg 2x1 p.o, 4 hafta) sonrasında PSA düşüşü gözetmeksizin mpMRG incelemesi şüpheli olan (PI-RADs III, IV, V) 129 hastadan kognitif füzyon prostat biyopsisi ve mpMRG incelemesi olmayan veya mpMRG de PI-RADs I,II olan 77 hastadan standart 12 kadran TRUS-Bx yapılan toplamda 206 hastanın verileri incelendi. BULGULAR: Çalışmaya katılan 206 hastanın yaş ortalamaları 62.97±7.68 (44-84 yaş) yıldı. Çalışmaya alınan 129 (%62.6) hastanın biyopsi öncesi mp-MRI görüntülemesi yapılmıştı, buna karşın 77 (%37.4) hastanın mp-MRI görüntülemesi yoktu. PI-RADs skoru, PSA dansitesi, şüpheli rektal muayene ile prostat kanseri saptama arasında (p:0,008, p:0,001, p:0,001) ve PSA dansitesi, şüpheli RT bulgusu ile klinik anlamlı PKa arasında anlamlı ilişki bulundu (p:0.005, p: 0.028). Antibiyoterapi sonrası PSA düşüşü %50'den az olan grupta PSA dansitesinin yüksekliği ile Gleason skoru 3+4 ve üzeri olan PKa ilişkili olarak saptandı (p:0.006). PI-RADs gruplarına göre antibiyoterapi sonrası PSA değişiminin PKa tanısı üzerinde etkisinin olmadığı saptandı (p>0.05). SONUÇ: PI-RADs grupları ile antibiyoterapi sonrası PSA değişikliği arasında PKa tanısı açısından fark yoktur. PSA yüksekliği saptanan hastalara PI-RADs skoru ne olursa olsun antibiyoterapi verilmeksizin prostat biyopsisi yapılmalıdır.

AntibiyotiklerBiyopsiManyetik rezonans görüntüleme+3
Yunus Kayalı
Bezmialem Vakıf University
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of qualit y of life and affecting factors of prostate cancer patients in iraq

Background: Prostate cancer (PC) is one of the most common cancers in men. Despite the developments in health services, medical diagnosis, treatment, and prevention methods of cancer, there is an increase in cancer cases. As a chronic disease, cancer can negatively affect the quality of life of patients. Aim: The aim of this study is to evaluate the quality of life of prostate cancer patients living in Iraq and the factors affecting their quality of life. Methods: The study was conducted with 130 prostate cancer patients who met the sampling criteria of the Oncology Center at Al-Husseini Teaching Hospital in Karbala, Iraq, between March and August 2022. It is a descriptive and cross-sectional study. Data were collected by the patient sociodemographic characteristic form and the European Cancer Research and Treatment Institution quality of life questionnaire (EORTC QLQ-C30). The results: The mean age of the participants was 71.03 ± 9.06. 100% of them are married, 52.3% are retired, 29.1% are literate, 61.5% have insufficient economic status, 73.8% live in the city center, 69.2% live with their spouse and children, 75.4% had prostate cancer for 1-5 years, 99.2% had metastases, 53.1% had no chronic disease other than cancer, 53.1% did not receive surgical treatment, but 23.8% of those who received surgical treatment had laparoscopic prostate surgery, and 16.2% had open prostate surgery, 69.2% did not receive chemotherapy, 68.5% did not receive radiotherapy, 87.7% received hormone therapy, 62.3% did not smoke and 90.8% did not drink alcohol. Sub-dimension score averages of the quality of life scale; Role function mean score 5.42, emotional function mean score 4.33, cognitive function mean score 3.86, social function mean score 3.58, general health mean score 7.62, mean dyspnea score 1.68, insomnia average score 2.42, appetite loss mean score 1.82, nausea and vomiting score mean score of 2.73, mean score of constipation is 1.78, mean score of diarrhea is 1.46, mean score of fatigue is 7.42, mean score of pain is 4.65, mean score of symptom score is 30.10 and mean score of quality of life is 64.12. There is a significant relationship between the quality of life and age, educational status, economic status, place of residence of the patients, duration of prostate cancer, surgical treatment status, type of surgical treatment received, alcohol use status (p<0.05). There was no significant relationship between the quality of life of the participants and the type of work, living, having a chronic disease other than cancer, receiving chemotherapy, radiotherapy, hormone therapy, and smoking (p>0.05). Conclusions: Most prostate cancer patients in Iraq have a moderate quality of life. It was determined that age, education level, economic status of the patient, place of residence, duration of prostate cancer, surgical treatment status, type of surgical treatment, and alcohol consumption had an effective effect on the quality of life.

IraqNeoplasmsProstatic diseases+2
Hashım Hasan Husseın Hardanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of knowledge and attitudes concerning risk factors and early detection of prostate cancer among males attending urology outpatient in Al-Zahraa Teaching Hospital

Background: Prostate cancer, one of men's deadliest illnesses, is the second most frequent malignancy and the second largest cause of cancer fatalities. The aetiology of prostate cancer is unclear, although risk factors include age, family history, race, male hormones, diabetes, obesity, a westernised lifestyle, and infections. Early prostate cancer detection improves therapy and reduces deaths. Early diagnosis and screening face several hurdles. Low awareness, a negative attitude towards screening, the cost, misinformation regarding prostate cancer, and the shame of being diagnosed are some of the obstacles. Objectives: to assess male knowledge and attitudes on prostate cancer risk factors and early detection and to assess the association between men' socio-demographic variables and knowledge and attitudes about prostate cancer risk factors and early diagnosis. Material and Methods: A descriptive design study was carried out in Urology Outpatient Clinic of Wasit city hospitals in Iraq, the present study started from November 1st, 2022 to February 1st, 2023. A non-probability (Accidental sample) of 132 patients who agreed to participate was included in the study. The researcher constructed and developed instruments in order to achieve the desired study objectives. Reliability of the instrument was determined through the use of the Cronbach's alpha coefficient, While the instrument validity is determined throughout a panel of experts. Results: The results of the present study showed that mean score of patients' total knowledge 43.07 and attitudes was 21.28.It appeared that there is a statistically significant differences between total knowledge scores of participants and their marital status and education level, and it showed that was statistically significant differences between total scores of attitudes and periodic screening for prostate cancer. The study appeared that high positive associations between knowledge and attitudes of prostate cancer (p < 0.05). Conclusions: This study shows that statistically significant relationship between knowledge and marital status and education level, the study showed that statistically significant relationship between patient attitudes and periodic screening for prostate cancer, and there was a high positive association between knowledge and attitudes toward prostate cancer.

KnowledgeMenEarly diagnosis+7
Alı Hamzah Fareed Fareed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Irak'ta benign prostat hiperplazisi olan yaşlı hastaların uyku kalitesinin değerlendirilmesi

Sleep, an essential component of human well-being, plays a pivotal role in maintaining physical and mental health across all age groups. Yet, its significance is magnified among the elderly, a demographic already vulnerable to various health challenges. One such challenge is Benign Prostatic Hyperplasia (BPH), a prevalent condition among aging men, which can profoundly disrupt both the quality and quantity of sleep, consequently impacting their overall quality of life. This study endeavors to assess the sleep quality and quantity of elderly individuals diagnosed with BPH, shedding light on the intricate relationship between this urological condition and sleep disturbances. This study aimed to evaluate factors associated with benign prostatic hyperplasia and sleep quality in the elderly over the age of sixty in Iraq. The study is a descriptive cross-sectional study. This study was conducted in Al-Najaf city in Iraq, the data was collected from elderly people over 60 years old with BPH to assess sleep quality, the study area was Al-Sader Medical City Hospital and Al- Hakeem General Hospital for the period between October 5th, 2022 - January 10th, 2023. The sample size was (350) elderly patients with BPH above 60 years old, the researcher used validated tools consisting of three parts (The Socio- Demographic, International Prostate Symptom Score (I-PSS), Medical Outcomes Scale - Sleep Scale (MOS-SS). After the researcher explains the study and objectives. The method used is to collect data from the study sample. The current study found a significant difference between the International Prostate Symptom Score and Education Level, Previous Disease, Surgical Urology History, and Address. Previous Disease and Exercise Habits showed significant differences in the Quality of Life Due to Urinary Symptoms score. Education Level, Previous Disease, History of Sleep Disorder, and Medication

IraqProstatic diseasesProstatic hyperplasia+3
Mohammed Subhı Kareem Kareem
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between growth differentiation factor-15 and testosterone hormone level in prostate cancer patients

Prostate cancer (PCa) is a common non-skin malignancy disease that frequently causes death males and the burden of this cancer continuously elevating in many countries and especially Asian. Hence the need to find prognostic markers to predict aggressiveness, patients' outcome, and efficacy of treatment are raising.We analyzed serum and clinical data from 100 case divided in to 70 men as patient group and 30 men as control group . Serum growth differentiation factor 15 (GDF15), prostate specific antigen (PSA), total serum testosterone, follicle-stimulating hormone (FSH) and C‑reactive protein (CRP) were assayed by BioTek Elisa and Roche Cobas c 311. In Serum PCa patients with continuously disease progression were Levels of GDF-15 elevated.There was a significant increase PSA levels with prostate cancer patients with old injury but observed a trend to tiny depression in levels of serum total Testosterone and FSH. Concerning to the Pearson Scale there were positive significantly (P < 0.0023) correlated between serum GDF-15 with Prostate-specific antigen (PSA) levels. In addition, there were a positive significantly (P <0.002) correlated to the duration of the disease with the level of C-reactive protein (CRP) in serum. In our conclusion, a strong correlation was observed between increasing (GDF-15), PSA and body mass index (BMI) with PCa risk. Also, Prostate cancer patients was related to depress FSH and total testosterone levels. The present thesis reinforce the use of GDF15 and PSA examinations as prognostic biomarkers in PCa and in determining disease progression. Keywords: Prostate Cancer; GDF-15; Total Testosterone; PSA; CRP; FSH; Roche Cobas c 311; Prognostic marker

Biomarkers-tumorGrowth differentiation factorNeoplasms+7
Saıf Abdalazız Meteab Banıdahır
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The phenomenon of the prevalence of an increase in the level of prostate-specific antigens (total and free) for patients over 40 years old who visit a teaching hospital in Iraq

Prostate cancer, the most common disease among males in numerous countries, raises the difficulty of finding reliable screening tests. Most screening programs use free and total PSA testing. Serum human kallikrein-2 (hK2) may be a sign for predicting malignancy, so the optimal course of action, observation or biopsy, may be taken. August–October 2022 case-control study had 90 participants over 40 years; 60 prostate cancer patients and 30 healthy people of the same age and gender. Total, free prostatic specific antigen, human kallikreins-2, lipid profile, and blood glucose were examined. Results of the current study showed that there were higher mean serum concentrations of the total, free prostatic-specific antigen, human kallikreins-2, lipid (TC, TG, LDL, VLDL) profile, and blood glucose in patients than in healthy groups, while HDL was low in patients compared to control. Also, there were highly significant differences between the two groups with regard to the serum concentration of these variables. In addition, there was a positive correlation between human kallikreins-2 and free prostatic-specific antigen in patients with prostate cancer. Both free and total prostatic-specific antigens play a significant role in the diagnosis of prostate cancer, and human kallikreins-2 may be capable of enhancing early diagnosis by increasing specificity and reducing false-positive results from biopsies.

IraqBlood glucoseMiddle age+1
Ibrahım Nayyef Ibrahım Ibrahım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat adenokarsinomunda PCR ile TMPRSS2-ERG gen füzyonunun gösterilmesi

Prostat Adenokarsinomunda PCR İle TMPRSS2-ERG Gen Füzyonunun Gösterilmesi TMPRSS2 (transmembran proteaz, serin 2) promotorunun, erythroblastosis virüs E26 (Ets) gen ailesiyle füzyonu, prostat kanserinde sık olarak izlenir. TMPRSS2, androjen yanıtlı bir transmembran serin proteazıdır. Ets gen ailesi, iyi korunmuş DNA bağlanma bölgesi ve N-terminal düzenleyici bölge içeren, transkripsiyon faktörleridir. Bu genlerin füzyonu, prostat tümör hücrelerinde, androjen bağımlı Ets faktör transkripsiyonuna neden olur. En yaygın füzyon TMPRSS2- ETS-ilişkili gen ( ERG)'dir. Ayrıca ETV1, ETV4 ve ETV5 füzyonları da tanımlanmıştır. Çalışmamız yaş ortalaması 64 (46-88), PSA değerleri ortalama 10,4 (0,6- 116,4) olan 101 hastadan oluşmaktadır. 20 olgu BPH, 31 olgu gleason skor 6, 25 olgu gleason skor 7 ve 25 olgu gleason skor 8 ve üzeridir. Çalışmaya dahil edilen olgulardan Gleason skor 8 ve üzeri olan 14 olgu TUR-P'den, geri kalan 87 olgu radikal prostatektomi den oluşmaktadır. Olgularımıza ait parafin bloklardan, RT-PCR yöntemiyle TMPRSS2- ERG gen ekspresyonu çalışılmıştır. Toplam 20 BPH olgusunun 8'inde (%40) ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu saptanmış, 12'sinde (%60) görülmemiştir. Otuz bir Gleason skor 6 (Düşük grade'li) olgu ve 25 Gleason skor 7(orta grade'li) olgunun tamamında ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu görülmüştür. Yirmi beş Gleason skor 8 ve üzeri (yüksek grade'li) olguda ERG ve TMPRSS2 ekspresyonu izlenmemiştir (p=0,000) . Ekspresyon, sağ kalımla, Gleason skorla ile ilişkili bulunmuştur (p<0,05) ancak yaş ve PSA ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamızda, TMPRSS2/ERG ekspresyonunun düşük gleason skorlu ve periferal zon tümörü olan olgularda pozitif olduğunu saptadık. Gleason skoru yüksek olan olgularımızda TMPRSS2/ERG ekspresyonunun olmaması, bu tümörlerin transizyonel zonda yerleşmesine bağlı olabileceğini düşündürmektedir. Periferal zondan gelişmiş ve genellikle radikal prostatektomi ile örneklenen tümörlerde ekspresyon varlığı, periferal ve transizyonel zondan gelişen tümörlerin farklı moleküler yolaklar izlediği görüşünü desteklemektedir. Bununla birlikte, tümör gelişim yolağının ilk basamaklarında, ekpresyonun daha etkin olup, ileri basamaklarda ise farklı moleküler yolakların devreye girmesi olası bir diğer mekanizmadır.

AdenokarsinomGen ifadesiHistoloji+5
Cansu Abaylı
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde androjen reseptör varyasyonunun(AR-V7) klinik önemi

Amaç: Prostat kanseri, Amerika'da, deri kanserleri dışında, erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. 2013 yılında tahmini olarak 238.590 kişi prostat kanseri tanısı almıştır ve bu sayı tüm yeni tanı alan kanser vakalarının yaklaşık %28'ini oluşturmaktadır(1). Prostat kanseri tedavisinde kullanılan çeşitli ajanlar bulunmaktadır. Literatürde prostat kanseri tedavisinde kullanılan ajanlara karşı çeşitli direnç mekanizmalarından bahsedilmektedir. Bu çalışmanın amacı androjen reseptör varyantlarından birisi olan androjen reseptör varyant 7(AR-V7)'nin prostat kanserinde klinik ve prognostik önemini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji polikliniğinde 2004-2015 yılları arasında metastatik prostat adenokarsinomu tanısı alan kırk beş olgu çalışma için seçildi ve hastaların biyopsi parafin doku blokları çıkarıldı. Prostat biyopsisi parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı otuz sekiz, metastaz yaptığı organın parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı kırk iki, hem prostat biyopsisi hem de metastaz yaptığı organın parafin bloğuna ulaşılan olgu sayısı ise otuz beş idi. Hastaların parafin doku bloklarından RT- PCR yöntemi ile AR-V7 çalışıldı. Hastaların laboratuar, demografik, klinik sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Hastaların ortalama tanı yaşı 64,2±8,89(45-87) idi. Hastaların tanı anında PSA ortalaması 160±356(1,04- 2021) ng/ml idi. Hastaların 12(%26,7)'sinde kemik iliği, 12(%26,7)'sinde bölgesel lenf nodu, 10(%22,2)'unda kemik, 5(%11,1)'inde uzak lenf nodu, 2(%4,4)'sinde akciğer, 2(%4,4 )'sinde mesane, 1(%2,2)'inde periton, 1(%2,2)'inde testis metastazı bulunuyordu. Prostat parafin doku bloğuna ulaşılan 38 hastanın 15(%39,5)'inde AR-V7 pozitif tespit edilirken, metastaz parafin doku bloklarına ulaşılan 42 hastanın ise 21(%50)'inde AR-V7 pozitif tespit edildi. 3(%8,6) hastanın ise prostat doku parafin bloğunda negatif iken, metastatik doku parafin bloğunda AR-V7 varyantı pozitif saptandı. Prostat dokusu AR-V7 durumu ile metastatik doku AR-V7 durumu arasında uyum olduğu gözlendi(PMcNemar =0.250). AR-V7 pozitif hastaların 3. ve 6. ay kontrol PSA ortalaması AR-V7 negatif hastalardan daha yüksekti; prostat doku parafin bloğuna ulaşılan hastalarda 6. ay kontrol PSA'lar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı idi(p=0,035). Abirateron alan AR-V7 pozitif hastalarda kontrol PSA değerleri daha yüksekti ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi(p>0,05). AR-V7 pozitif grupta ortalama genel sağkalım, AR-V7 negatif gruba göre daha kısaydı ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi(p>0,05). Abirateron kullanan hastalarda AR-V7 pozitif grupta ortalama genel sağkalım, AR-V7 negatif gruba göre yaklaşık 10 ay daha kısaydı. Sonuç: AR-V7, prostat kanserli hastalarda tedaviye dirençte rol aldığı düşünülmektedir. Özellikle abirateron tedavisi başlanacak hastalarda, AR-V7 durumu tedaviye yanıt açısından bakılabilir. Ancak bu sonucun daha fazla sayıdaki hastalarda yapılan çalışmalarla doğrulanması gerekir. Anahtar kelimeler: AR-V7, Prostat kanseri

AndrojenlerNeoplazmlarProstat hastalıkları+2
Mustafa Gürbüz
Çukurova University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanseri tanısında 3 tesla multiparametrik prostat manyetik rezonans görüntüleme bulguları ile histopatolojik bulguların karşılaştırılması

Amaç: Amacımız, Multiparametrik Prostat Manyetik Rezonans Görüntüleme'nin prostat kanseri tanısındaki etkinliğini ve klinik olarak anlamlı kanseri saptamadaki başarısını histopatolojik bulgular referans alınarak araştırmaktır. Materyal ve Metod: Temmuz 2017-Şubat 2018 tarihleri arasında Prostat kanseri şüphesi nedeniyle prostat biyopsisi planlanan ve biyopsi öncesi 3 Tesla MR cihazında Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntülemesi yapılmış 62 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların görüntüleri patoloji sonuçları bilinmeden 2 radyolog tarafından incelenip, Prostate Imaging Reporting and Data System Versiyon 2 (PIRADS v2) klavuzuna göre değerlendirilerek skorlandırıldı. Biyopsisi yapılan 62 hastanın PIRADS skorları ile histopatoloji sonuçları arasındaki korelasyon analiz edildi. Bulgular: Çalışma dâhilindeki hastaların yaş ortalaması 65,6 (46-86), PSA değeri ortalaması 70,81 (3,11-1170) ng/ml, prostat hacim ortalaması 52,22 (7,9-161,7) ml'dir. T2 ağırlıklı (T2A), Difüzyon Ağırlıklı Görüntüleme (DAG), Dinamik Kontrastlı Görüntüleme (DkMRG) ve Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntüleme (MpMRG)'nin PIRADS v2 skorları ile histopatoloji sonuçları karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamı bulundu (p<0,05). T2A için duyarlılık % 83,87, özgüllük % 61,29 (kestirim skoru> PIRADS 3 için eğri altında kalan alan 0,73), DAG için duyarlılık % 93,55, özgüllük % 80,65 (kestirim skoru>PIRADS 3 için eğri altında kalan alan 0,87), DkMRG için duyarlılık % 93,55, özgüllük %67,74 (kestirim skoru pozitif kontrastlanma için eğri altında kalan alan 0,81), MpMRG için duyarlılık %96,77, özgüllük %74,19 (kestirim skoru>3 için eğri altında kalan alan 0,85) saptanmıştır. ADC için kestirim değeri 0,7 x 10−3 mm2/sn bulunmuş olup bu kestirim değerine göre ADC değerinin duyarlılığı %93,5, özgüllüğü %83,9, eğri altında kalan alan 0,94 saptanmıştır. Sonuç: MpMRG'nin prostat kanseri şüphesi olan hastalarda lezyonu saptama, lokalize etme, karakterize etme, risk düzeyini saptama ve risk düzeyine göre biyopsi için hasta seçimi ve gözlem stratejileri belirlemede oldukça umut verici olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Prostat Kanseri, Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntüleme (MpMRG), TRUS Biyopsi, Klinik Olarak Anlamlı Prostat Kanseri

BiyopsiBiyopsi-iğneHistopatoloji+7
Halime Çomruk
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Transüretral prostat rezeksiyonu ameliyatı olan geriatrik hastalarda farklı anestezi tekniklerinin postoperatif yoğun bakıma giriş, mortalite ve maliyet ilişkisi

Giriş: Yaşlanan küresel nüfus ile birlikte üriner sistem hastalıkları olan yaşlı insanların sayısı giderek artmaktadır. Yaşlı popülasyona yönelik demografik kayma nedeni ile Benign Prostat Hiperplazisine (BPH) bağlı alt üriner sistem semptomlarından kaynaklanan maliyetin büyük ölçüde artacağı öngörülmektedir. Transüretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P) küçük ve orta boyutlu BPH'de önemli bir tedavi şekli olarak kabul edilmiştir. TUR-P ciddi morbidite ve hatta mortalite ile ilişkili olabilmektedir. Anestezik yöntem olarak, genellikle rejyonel ve genel anestezi tercih edilmektedir. Amaç: TUR-P uygulanan geriatrik hastalarda farklı anestezi tekniklerinin yoğun bakıma giriş oranı, mortalite oranları ve maliyet üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Kliniğinde 2012-2017 yılları arasında TUR-P yapılan ve nöroaksiyel, sedoaneljezi ya da genel anestezi uygulanmış 60 yaş ve üzeri 234 hastanın kayıtları ve anestezi yoğun bakım ünitesi dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Genel anestezi ile TUR-P olan 76 hastanın preoperatif olarak 30 tanesinde yoğun bakım ünitesi ihtiyacı öngörülmüştür, ancak 2 (% 6) hasta yoğun bakım ünitesine alınmıştır. Nöroaksiyel anestezi alan 151 hastanın 44'üne yoğun bakım ünitesi ihtiyacı öngörülmüş, ancak 3 (%6,8) tanesi yoğun bakım ünitesine yatış gerçekleştirmiştir. Sedoanaljezi alan 7 hastanında 4'üne preoperatif olarak yoğun bakım ünitesine yatış öngörülmüş ve hiçbiri yoğun bakım ünitesine yatışı olmamıştır. Anestezi şeklinin cerrahi süreyi, yoğun bakım ünitesine gidiş sayısını, yoğun bakımda kalış süresini, hastanede kalış süresini, mortalite ve maliyeti etkilemediği görülmüştür. Charlson Komorbidite İndeksinin (CCI) yüksek olduğu hastalarda hastanede ve yoğun bakımda kalış süresinin arttığı, bu nedenle maliyetinde yükseldiği görülmüştür. ASA skorlamasının CCI kadar anlamlı olmadığı saptanmıştır. Ek hastalık sayısının fazla olması, CCI'nin yüksek olmasının maliyeti arttırdığı tespit edilmiştir. Sonuç: Geriatrik hastalarda TUR-P cerrahisinde uygulanan 3 anestezi yönteminin mortalite, maliyet ve yoğun bakım ünitesine gidiş oranını etkilemediği, ancak son yıllarda nöroaksiyel anestezinin daha çok tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geriatrik, TUR-P, Mortalite, Anestezi teknikleri, Maliyet

AnesteziCerrahi-ürolojikGeriatri+7
Özge Gözcü
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of new drug ingredients affecting prostate specificantigen (PSA) protein concentration in prostate cancer treatment using molecular modeling methods study

Experimental and clinical studies have been conducted on drugs such as Apalutamide, Docetaxel, Enzalutamide, Olaparib, Lutetium-177 (177Lu)-PSMA-617, green tea, curcumin, ginseng and studies are being carried out to eliminate prostate cancer. The molecular interaction between prostate specific antigen (PSA) and the target drug needs to be explained. It is envisaged that molecular modeling, which may be an alternative solution to prostate cancer with a natural agent or drug, will reveal this and shed new light on science. Firstly, the relationship between clinical drugs used in the literature and PSA will be revealed by docking. After explaining the molecular settlement between natural agents and PSA, the most favorite of these models will be selected and its thermodynamic properties will be analyzed by molecular dynamics simulation with Gromacs. The most favorite of these simulations will be presented in comparison with the Swiss model and docking results.

Prostatic diseasesProstate specific antigen
Begüm Karalar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat biyopsisi yapılacak hastalarda prostat sağlık indeksinin araştırılması ve önemi

Prostat Biyopsisi Yapılacak Hastalarda Prostat Sağlık İndeksinin Araştırılması Ve Önemi Amaç : Çalışmamızda, PSA yüksekliği nedeniyle trans rektal ultrasonografi eşliğinde ince iğne prostat biyopsisi (TRUS-Bx) yapılacak hastalarda eş zamanlı prostat sağlık indeksi (PHİ) hesaplanarak PHİ'nin prostat kanseri tanısı konulmasındaki etkinliğin araştırıdı. Materyal ve Metod : Kliniğimizde, Ağustos 2014 ve Mart 2016 tarihleri arasında PSA yüksekliği nedeniyle TRUS-Bx yapılan 258 ardışık hasta çalışmamıza dahil edildi. Parmakla rektal muayenede prostat kanseri şüphesi olan ve/veya serum PSA yüksekliği saptanan olgulardan işlem öncesi PSA, sPSA ve proPSA bakılıp TRUS-Bx uygulandı. Bulgular : Ortalama yaşları 63,5 ± 8 (36-91) yıl olan 258 hastanın ortalama PSA değeri 40,1 ± 194,2 (0,12 – 2170) ng/ml, ortalama PHİ değeri 118 ± 164,5 (0,41 – 1308) ng/ml idi. 96'sının TRUS-Bx patolojisi Adeno kanser, 140'ı BPH, 10'u ASAP, 1'i HGPİN, 10'u kronik prostatit ve 1'i skuamöz hücreli karsinom olarak raporlanmıştır. TRUS-Bx patolojisi Adeno kanser olan hastaların PSA ortalaması 93,9 ± 311,8 (2,2 – 2170) ng/ml, BPH olanların PSA ortalaması 7,5 ± 6,7 (0,3 – 71,1) ng/ml ve diğer hastaların PSA ortalaması 12,7 ± 14,5 (0,12 – 60,4) ng/ml idi. PSA değeri 4'ün altı düşük, 4 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde, PSA düşük olan grupta 10 (% 31,2) hasta Adeno kanser 22 (% 68,8) hasta BPH, PSA yüksek olan grupta ise 86 (% 42,2) hasta Adeno kanser, 118 (% 57,8) hasta BPH olarak raporlandı. PSA değeri 4'ün altı düşük, 4 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde, PSA'nın prostat Adeno kanseri yakalamadaki duyarlılığı % 89,6 özgüllüğü % 15,7 olarak hesaplandı. PHİ'nin değeri 55'in altı düşük, 55 ve üstü yüksek olarak kabul edildiğinde , PHİ'nin prostat Adeno kanseri yakalamadaki duyarlılığı % 71,9 özgüllüğü % 67,9 olarak hesaplandı. Tartışma : Bu bulgular, PHİ'nin prostat kanseri yakalamadaki özgüllüğünün PSA'ya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Prostat kanseri, prostat iğne biyopsisi, PSA, proPSA, prostat sağlık indeksi

BiyopsiBiyopsi-iğneProstat+5
Nebil Akdoğan
Çukurova University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Prostat kanseri hücre dizininde fotodinamik ve sonodinamik tedavilerin etkisi

Bu çalışmanın amacı, prostat kanseri tedavisinde metilen mavisi veya fiyorbid a-aracılı sonodinamik, fotodinamik ve sonofotodinamik tedavilerin olası antitümör etkilerinin ve etki mekanizmalarının in vitro incelenmesidir. Sonodinamik ve sonofotodinamik tedaviler yeni tür noninvaziv yöntemler olup kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, tedavilerin hücre canlılığı üzerine etkileri MTT testi ile apoptotik morfolojik değişimler hoechst/propidiyum iyodid boyamayla, apoptotik yolakta ve wnt sinyal yolağında bulunan proteinlerin miktarları western blot yöntemiyle ve bu yolaklardaki proteinlerin gen düzeyindeki ekspresyonlarına etkileri RT-PCR analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, tedavi sonrası hücrelerdeki reaktif oksijen türlerinin miktarı ile antioksidan sistemlerdeki değişimler biyokimyasal yöntemlerle incelenmiştir. Sonuçlara göre tek başına ışık veya ultrases uygulamasının kontrole nazaran hücre canlılığına etkisi yokken, uygulanan tedavilerin hücre canlılığını azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, kontrol hücrelerine nazaran tedavi gruplarında apoptotik hücrelerin sayısının önemli oranlarda arttığı gözlenmiştir. Uygulanan tedavilerin hücrelerde kaspaz-8, kaspaz-3, Parp ve Bax proteinlerinin seviyelerinde artışa, kaspaz-9 ve bcl2 protein seviyelerinde azalmalara yol açtığı gözlenmiştir. RT-PCR sonuçlarına göre wnt sinyal yolağındaki proteinlerin gen düzeyinde ekspresyonlarının uygulanan tedavilerle değiştiği gözlenmiştir. Ayrıca, uygulanan tedavilerin prostat kanser hücrelerinde ROS ve MDA seviyelerinde artış, GSH, CAT ve SOD seviyelerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak prostat kanseri tedavisinde sonodinamik, fotodinamik ve sonofotodinamik tedavilerin umut verici etkilere sahip olduğu ve bu etkilerin hücre içi ROS miktarı ile indüklenen apoptoz ve wnt yolağı ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir.

Gen ifadesiHücre dizisiMetilen mavisi+5
Mehran Aksel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Prostat kanserlerinin tedavisinde YART (Yoğunluk ayarlı radyoterapi) ve 3D-CR (3 boyutlu konformal radyoterapi) planlarinin dozimetrik olarak karşılaştırılması

Prostat kanserlerinde YART, hedef volüme yüksek doz verilmesini sağlarken hedef volüm dışında keskin doz düşüş özelliği ile radyasyon onkoloğuna çevre kritik organların tolerans dozunu aşmaksızın hedef volümün aldığı RT dozlarının homojen bir şekilde arttırılmasına izin verir. Bu tez çalışmasında Çukurova Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında 10 prostat kanseri tanılı hastanın tedavi planları 3D-CRT tekniği ve YART tekniği ile Eclipse tedavi planlama sisteminde hesaplatılarak Doz Volüm Grafiklerinin (DVH) tümör ve kritik organ dozları açısından karşılaştırılmış ve Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi planlarının kalite kontrollerinin elektronik portal görüntüleme sistemi kullanılarak değerlendirilmiştir. On prostat hastasının tedavi planları, radyasyon onkoloğu tarafından konturlanmış volümler üzerinden Varian Eclipse tedavi planlama sistemi (TPS) kullanılarak hazırlanmıştır. Üç boyutlu konformal radyoterapi (3D-CRT) planları 56 Gy üzerine prostata 20 Gy ek doz olarak, Yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) planları da aynı şekilde 56 Gy 'lik ana planla beraber 20 Gy ek dozlu boost planı ile toplam 76 Gy olarak yapılmıştır. 3D-CRT tekniği ile yapılan ana plan ve boost planında 7 alan kullanılmıştır, bu teknik için kullanılan enerji 18 MV foton enerjisidir. Yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniği (YART) ile yapılan ana planın tedavi sayısı 7 alanlı iken prostata ilave verilen boost planının alan sayısı 5 tir. Bu teknik için kullanılan enerji 6 MV foton enerjisidir. Çalışmanın sonucunda, YART tekniğinin 3BKRT tekniğine göre hedef hacimlerde daha homojen doz dağılımı elde edildiği, kritik organ olan rektum, mesane ve femur başlarının daha iyi korunduğu belirlenmiştir.

NeoplazmlarProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+4
Çiğdem Kocabaş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

PC-3 prostat kanser hücre hattında mutant TP53 geninin crıspr-cas9 aracılıklı restorasyonu

daha sonra dolduAmaç:Prostat kanseri, dünya çapında erkekler arasında yaygın bir sağlık sorunudur ve bu prostat kanseri vakalarının çoğu, disfonksiyonel mutant TP53 geni ile ilişkilidir. Bununla birlikte, disfonksiyonel mutant TP53 geni CRISPR/Cas9 sistemi ve tek iplikli oligodeoksinükleotid tamir kalıbı yardımıyla hücrelerin sahip olduğu homoloji aracılıklı tamir mekanizması aracılığıyla tamir edilebilir. Bu çalışmada, insan kanser PC-3 hücre hattı TP53 gen bölgesi üzerinde bulunan TP53 414delC (p.K139fs*31) null mutasyonunun CRISPR/Cas9 sistemi ve donör tek iplikli oligodeoksinükleotid yardımıyla tamir verimliliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada iskelet yapısında CRISPR/Cas9 sistemini taşıyan px459V2.0 plazmidi ve tamir kalıbı olarakda iki farklı kullanılmıştır. CRISPR/Cas9 sistemiyle düzenlenen TP53 gen bölgesi yeni nesil sekans sistemi ile analiz edilmiştir. Düzenlemiş PC-3 hücrelerinde p53 ekspresyonunun varlığının tespiti için qPCR ve immünofloresan analizi yapılmıştır. Ayrıca, TP53 gen düzenlenmesine bağlı olarak apoptotik hücrelerin tespiti için flow sitometri analizi yapılmıştır. Bulgular: YNS sonuçlarına göre, sgRNA2 rehberliğindeki CRISPR/Cas9 sistemine eşlik eden iki ayrı tek iplikli oligodeoksinükleotid 1 ve tek iplikli oligodeoksinükleotid 2 varlığında TP53 414delC mutasyonu sırası ile %19,95 ve %26,0 oranında tamir edilmiştir. qPCR ve immünofloresan analizleri TP53 414delCmutasyonunun tamir olduğu PC-3 hücrelerinde p53 ekspresyonunu göstermiş ve ayrıca, yapılan flow sitometri analizi apoptotik hücre oranında belirgin bir artış olduğunu göstermiştir. Sonuçlar: Sonuç olarak, CRISPR/Cas9 sistemi aracılığıyla TP53 414delC mutasyonunun başarılı olarak tamir edildiği görülmüştür. rulacaktır

GenetikGenlerGenler-P53+7
Muhammet Burak Batır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanseri hücre hatlarında (PC-3-DU-145) dosetaksel ve acorus calamus ekstraktı uygulamasının sitotoksik ve apoptotik etkileri

Amaç: Prostat kanseri hücre hatlarında (PC-3, DU-145) dosetaksel ve Acorus calamus bitki ekstraktı kombinasyonunun sitotoksik ve apoptotik etkilerini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Dosetaksel 0.5, 1, 5, 10, 20, 40, 80 µg/l' lık konsantrasyonları ve Acorus calamus bitki ekstraktı 100, 250, 500, 750, 1000, 1250 µg/l' lık konsantrasyonları 24, 48 ve 72. saatlerde sitotoksisitesinin spektrofotometrik yöntemle belirlenebilmesi için altı ayrı deney oluşturacak şekilde deney planlaması yapıldı. XTT ile yapılan sitotoksisite deneyleri ile Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetakselin sinerjik sitotoksisitesinin gösterilmesinden sonra tek başlarına ve kombinasyonların prostat kanser hücreleri üzerindeki apoptoz indükleyici etkilerinin araştırılması amacıyla Cell Death Detection ELISA yöntemiyle apoptoz deneyi yapıldı. Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetaksel tekli ve kombinasyonlarının PC-3, DU-145 hücre hatlarında apoptotik etkilerini araştırmak için 72. saatte DNA fragmantasyon yüzdeleri ölçüldü. Bulgular: Çalışmamızda prostat kanseri hücre hatlarındaki Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetakselin tekli ve kombine uygulamalarında 72.saat DNA fragmantasyon yüzde oranlarına baktığımızda PC-3 ve DU-145 hücre hattında tüm dozlarda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde apoptotik etkiyi artırdığı saptandı. Sonuçlar: Acorus calamus bitki ekstraktı ve dosetaksel kombinasyonun invitro olarak PC-3, DU-145 prostat kanseri hücre hatlarında antitümöral etkinliğinin apoptozise bağlı olduğu gösterildi. Olası apoptozis mekanizmalarının araştırılarak çalışmanın genişletilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Acorus calamus, dosetaksel, sitotoksisite, apoptoz

Acorus calamusApoptozisDosetaksel+6
Hamza Çatuk
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde sistemik tedavi yanıtının değerlendirilmesinde [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT'nin rolü

Amaç: EAU ve EANM tarafından 2020 yılında yayınlanan PSMA temelli PET/BT'de yanıt değerlendirme kriterlerinin serum PSA değerlerindeki değişimle karşılaştırılarak incelenmesi ve yanıt değerlendirmesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi. Gereç ve Yöntem: Prostat adenokarsinomu tanısı ile sistemik antiandrojenik, kemoterapötik ya da radyonüklid tedavi alan, Ekim 2018-Mart 2021 arasında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği'nde [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT çekilen ardışık 50 hastanın tedavi öncesi ve sonrası çekilen 100 görüntüsü yayınlanan yanıt kriterlerine göre retrospektif ve karşılaştırmalı olarak incelendi. Bulgular ile PET/BT görüntülemeleri sırasında ölçülen serum PSA değerleri karşılaştırıldı. Serum PSA değerinin % 25 ve üzeri artışı biyokimyasal progresyon, % 50 ve daha fazla azalışı ya da <2 ng/ml oluşu biyokimyasal regresyon, bunların dışındaki değerler için biyokimyasal stabil hastalık olarak kabul edildi. Serum PSA değerleri ve PET/BT sonuçları arasındaki uyum istatistiksel olarak Gamma katsayısı ile incelendi. Alınan tedaviler ve kastrasyon direnç durumu uyumlu ve uyumsuz grup arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Ayrıca lezyon bölgelerinin SUV değerleri ve serum PSA değişim düzeyleri arasındaki korelasyon da istatistiksel olarak incelendi. Bulgular: Yanıt değerlendirmede serum PSA değerleri ile [68Ga]Ga-PSMA-11 PET/BT bulguları arasında yüksek uyum saptanmış olup Gamma katsayısı 0,84 bulunmuştur. Alınan tedaviler ve kastrasyon direnci varlığı açısından uyumlu ve uyumsuz gruplarda istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Serum PSA değerleri ile prostat bezi SUV değerlerinde düşük düzeyde, serum PSA ile metastatik lenf nodu ve kemik SUVmax değerleri arasında orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Yayınlanan kriterlere göre yapılan PSMA PET/BT değerlendirmesi, alınan tedaviler ve kastrasyon direnç durumundan etkilenmeden serum PSA düzeyleri ile yüksek düzeyde uyum göstermektedir. Literatürdeki mevcut verilere ve bulgularımıza göre bu kriterler prostat kanserinde tedavi yanıtının değerlendirilmesinde serum PSA düzeyleri ile desteklenerek kullanılabilir.

NeoplazmlarPozitron emisyon tomografiProstat+5
Kadir Alper Küçüker
Çukurova University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prostat kanserinde teşhis ve takipte üriner obstrüksiyona yaklaşım

Çalışmada ileri evre prostat kanserli hastalarda gelişen obstrüktif üropati (OÜ) ile bu hastaların yaşı, renal fonksiyonları, üriner enfeksiyon oranları, prostat spesifik antijen (PSA) değerleri, evreleri, kanser tedavilerine yanıtları ve dirençleri, yeni tedavilere duyulan ihtiyaç oranları arasındaki ilişki ve OÜ tedavileri araştırılmıştır. Çalışma Manisa Celal Bayar Üniversite Üroloji kliniğine 2017 Ocak – 2021 Mart ayları arasında başvuran, yeni teşhis konan metastatik prostat kanseri hastaları ile yapılmıştır. Bu hastalardan güncel kılavuz önerileri doğrultusunda hormonoterapi ile dosetaksel kemoterapisini beraber almaya uygun 48'inin tümü çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar tedavi süresince takip edilmiş ve çalışma ile ilgili verileri toplanmıştır. 48 hastadan hidronefroz saptanan 19 hastanın 11'i tanı anında teşhis edilen, 8'i ise takipte gelişen hidronefroza sahiptir. Çalışmamıza göre hastada hidronefroz varlığı tanı prostat kanseri tanı anında hasta kreatinin yüksekliği, takipte kreatinin artışı olması, tanı anında ve takipte hastada kültür antibiyogram ile kanıtlanmış idrar yolu enfeksiyonu olması, tedavi takibinde kastrasyon direnci gelişmesi ve tanı anı PSA yüksekliği (tanıda Hidronefroz) ile istatiksel anlamlı ilişki içerisindedir. Hastaların çoğunluğun (%78) nefrostomi ve anterograd stent ya da retrograd stent ile tedavi edildiği görülmüştür. Sonuç olarak OÜ gelişen ya da gelişme riski olan hastalarda böbrek fonksiyonları çok dikkatli gözlenmeli, daha çok minimal invaziv olan girişimler tercih edilmeli ve zamanlaması doğru yapılmalı, üriner enfeksiyonlara karşı çok dikkatli olunmalıdır. Yüksek PSA değerleri ve/veya kastrasyon direnci gelişimine hem hastanın prognozu açısından dikkatli yaklaşılmalı hem de OÜ ile anlamlı ilişkilerinin gösterildiği unutulmamalıdır. Hidronefroz ve kastrasyon direncinin gelişme süreleri göz önüne alındığında ve kreatinin artış gösterdiği zaman aralıkları değerlendirildiğinde ise, medikal tedavi alan ileri evre prostat kanserli hasta grubunda, tedavi ve takibin ikinci yılının ortası ve sonlarının, hastayı tekrar değerlendirmek, yeni tedavi seçeneklerini ortaya koymak ve oluşabilecek komplikasyonlar için dikkatli olunması açısından en kritik zaman aralığı olduğu söylenebilir.

NeoplazmlarProstatProstat hastalıkları+4
Oğuzcan Erbatu
Manisa Celal Bayar University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Radikal prostatektomi materyallerinde prostat adenokarsinomunun prognoza yönelik güncel bilgiler eşliğinde değerlendirilmesi

Amaç: Son 10 yılda prostat adenokarsinomunda, radikal prostatektomi materyallerinde sınıflama ve derecelendirme konusunda uluslararası konferanslardaki kararlar ve etkili yayınlar sonucunda önemli güncellemeler yapılmıştır. Bu değişiklikler hastanın prognozu ile yakından ilişkilidir. Bu çalışma ile bahsedilen değişikliklerin görülme oranları ve hasta prognozu üzerindeki etkisini karşılaştırmalı olarak ortaya koymak, hastaları multidisipliner tedavi planlaması için klinik olarak anlamlı gruplara ayırmak amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: 2010–2021 yılları arasında tanı alan ve Manisa CBÜ Tıp Fakültesi'nde radikal prostatektomi ameliyatı olan olgular değerlendirildi. Hematoksilen eozin ve varsa immunohistokimyasal boya preparatlarına arşivden ulaşılabilen 182 prostat adenokarsinomu olgusu çalışmaya alındı. Elde edilen histopatolojik verilerin birbirleriyle ve klinik verilerle ilişkisi araştırıldı. Bulgular: Prostat adenokarsinomlarında nükssüz sağkalımın önemli belirleyicileri sayılan DG, LVİ, İDK, PCS ve EPY varlığı, SVİ, pT evresinin kötü prognostik etkileri çalışmamızda da kanıtlanmıştır. Sonuçlar: Prostat adenokarsinomlarında prognozu en iyi şekilde öngörebilmek için önerilen histopatolojik parametrelerle ilgili yaptığımız bu çalışmada bulgularımızın çoğu literatür bilgisiyle uyumlu olmakla birlikte kribriformite, PCS-GS ve komedo nekrozun prognoza etkisi gösterilememiştir. Bu konularla ilgili farklı sonuçlara ulaşan yayınlar olduğundan geniş ve çok değişkenli analizlerle uzun izlemli hasta gruplarında yeni çalışmalara gereksinim vardır. Anahtar Sözcükler: Prostat adenokarsinomu, Komedo nekroz, pozitif cerrahi sınır, Biyokimyasal nüks

AdenokarsinomNekrozNüks+4
Ergün Tercan
Manisa Celal Bayar University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Radikal prostatektomi sonrası cerrahi sınır pozitifliğinin onkolojik sonuçlara etkisi

Amaç: Radikal prostatektomi (RP) uygulanan hastalarda cerrahi sınır pozitifliğinin (CSP) ve ek cerrahi sınır (CS) özelliklerinin onkolojik sonuçlara etkisinin değerlendirilmesi Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda Şubat 2011-Aralık 2019 arasında RP yapılan 319 hasta çalışmaya dahil edildi. Neoadjuvan ve adjuvan hormonoterapi, kemoterapi, radyoterapi alan, PSA ≥50 ng/ml, metastatik, T4 hastalığı olan ve PSA takibi yapılmayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. CSP'nin biyokimyasal rekürrensiz (BKR) sağkalım ile genel sağkalıma etkisinin araştırılması ve ek CS özelliklerinin BKR'siz sağkalımla ilişkisi, sekonder sonlanım noktası olarak da CSP'nin progresyonsuz sağkalıma etkisi değerlendirildi. CSP olan hastalarda CS uzunluğu, en yüksek Gleason derecesi (GD), lokalizasyon, unifokalite veya multifokalite durumu incelendi ve BKR ile ilişkisine bakıldı. Bulgular: Hastaların 57 (% 17,9)'sinde CSP, 27'sinde (% 8,5) BKR izlendi. Ortalama takip süresi 59±29,1 (2-128) ay idi. 5 yıllık BKR'siz sağkalım CS (-) hastalarda % 95,1 iken CS (+) hastalarda % 76,2 idi (p<0.001). Ek CS parametrelerinden, cerrahi sınır Gleason derece (CSGD) (p=0,317), uzunluk (p=0,251), pozitif CS sayısı (p=0,509), lokalizasyonlardan apeks (p=0,616), posterolateral (p=0,286) ve mesane boynu (p=0,389) BKR'siz sağkalımı etkilememekteydi. CS (-) hastalarda patolojik evre arttıkça genel sağkalım süresi azalırken (p=0,004), CS (+) hastalarda patolojik evre genel sağkalımı etkilememekteydi (p=0,876). CSP'nin T2 evresinde progresyonsuz sağkalımı olumsuz etkilediği saptandı (p=0,014). T3 evresinde ise BKR'siz (p=0,112), genel (p=0,168) ve progresyonsuz sağkalımın (p=0,931) CSP'den etkilenmediği saptandı. Sonuç: Lokalize hastalıkta CSP varlığının BKR ve progresyon için belirleyici bir faktör olduğu görüldü. Bu hastalar onkolojik açıdan yakın takip edilmeli gerektiğinde en kısa sürede kişiselleştirilmiş tedavi planlanmalıdır. Lokal ileri evre hastalıkta ise onkolojik sonuçlar CSP'den bağımsız olarak olumsuz etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: biyokimyasal rekürrens, cerrahi sınır pozitifliği, prostat kanseri, radikal prostatektomi, sağkalım

NüksProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+2
Mubarız Aydamırov
Çukurova University
2022
00

Related subjects