Psikolojik etki

Bu konu başlığı altında 66 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşletmelerde uygulanan değişim stratejisinin çalışanlara etkisi

Küresel ekonomi ve global dünyada işletmelerin rekabete dayanabilmesi için yeni hedeflerin belirlenmesi, yeni uygulamalar ve yeni stratejilerin hayata geçirilmesi ve aynı zamanda işletmenin varlığını koruyabilmesi ve sürdürülebilir büyüme için çok önemli bir hareket noktasıdır. Ancak,işletmelerde uygulanan "değişim stratejilerini" herkes hoşnutlukla karşılamaz ve aynı anlamdadeğerlendiremez. Çalışanlar değişimle ilgili farklı davranışlar gösterir ve farklı tepkiler gösterir. Değişim stratejisinin uygulanması, özellikle çalışanları psikolojik, sosyal, ekonomik ve diğer konularda etkiler ve çoğu zaman onların direncine neden olur.Bu dirençler değişime çok ciddi bir engel yaratabilir ve değişimin başarısız sonuçlanmasına neden olabilir. Değişim stratejisinin başarıyla gerçekleştirilmesi için örgüt çalışanlarını etkileyen faktörlerin bulunması ve değişime olan direncin engellenmesi ya da yok edilmesi gerekmektedir. Yöneticiler ve değişim sürecine katılan personel, yapılacak değişimin sorunlarını, amaçlarını ve önlem planını belirlemek yanısıra,değişim ve yenilenme yolunda ortaya çıkabilecek engelleri de dikkate almak zorundadırlar. Bu doğrultuda tezimizin amacı,örgütlerde uygulanan değişim stratejisinin çalışanlara,sosyal, psikolojik ve ekonomik etkilerinin öğrenilmesini ve bu etkilerin ortadan kaldırılmasına ve değişime karşı dirençlerin önlenmesine yönelik olarak önerilerin sunulmasını kapsamaktadır. Bu amaca yetişmek için sorunlarla ilgili teorik ve literatürdeki yaklaşımlar araştırılmış, sistemlendirilmiş ve bunun sonucunda tezin hazırlanmasındaki pozisyon oluşturulmuş;konu ile ilgili, Azerbeycan ve Türkiye'de bulunan çeşitli faaliyet alanlarındaki işletmelerde "anket tekniği" kullanılarak elde edilen veriler ile araştırmanın,değişimlerin çalışanlar üzerindeki etkileriyle igili hipotezleri test edilmiştir.

DeğişimEkonomik etkiPsikolojik etki+4
Fuad Ismayılzada
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3-6 yaş çocuklarda müzik ve dans derslerinin psikolojik etkileri

Dans ve müzik eski zamanlardan beri insanları etkilemiş; şifa, terapi, hipnoz olarak kullanılmış ve bir çok hastalığa dans ve müzik çeşitleriyle tedavi aranmıştır. Bu çalışmada 3-6 yaş çocuklarda dans eğitiminin motivasyon, fiziksel ve psikolojik etkilerinin araştırılması hedeflenmiş, bu doğrultuda çocukların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişiminin ölçülmesi amaçlanmıştır. Günümüzde milli eğitim programında okul öncesi dönemde ve ilkokul döneminde müzik ve dans dersleri zorunlu görülmemektedir. Ancak 3-6 yaş çocukların psikolojik gelişimlerini tamamlarken müzik ve dans derslerinin onların gelişimlerini desteklediği görülmektedir. Bir çok özel anaokulda 3-6 yaş çocukların temel müzik derslerini aldıkları; bedenlerini tanımak, vücut dilini kullanma becerilerini kavramak ve duygularını yansıtabilmek için de dans derslerini branş dersi olarak aldıkları görülmektedir. Bu konunun seçilme nedeni ise, okul öncesi dönemden itibaren dans dersleriyle çocukların gelişimine destek olunmasının onların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine önemli katkılarda bulunacağı fikridir. Araştırmaya 40 erkek, 47 kız olmak üzere 87 öğrenci katılmıştır. 27 sorudan oluşan kontrol listesi hazırlanarak, ilk 4 maddesi sadece Birinci Dönem sonunda, diğer 23 maddesi ise hem Birinci Dönem sonunda (ilk dersten dört ay sonra) hem de İkinci Dönem sonunda (ilk dersten yedi ay sonra) olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Soruların dördünün yanıtları veli gözlemi yardımıyla, diğerleri ise araştırmacının gözlemiyle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; 3-6 yaş arası çocuklarda dans terapi yöntemlerinin yaş gruplarına göre uyarlanarak işlendiği dans dersleri, çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerini arttırmaktadır. Çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimleri, cinsiyete göre farklılık göstermemekte (p>0,05) ancak erkek çocuklar kız çocuklara göre ders öncesi girişte sohbete anlamlı düzeyde daha fazla katılmaktadırlar (p<0,05). Çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimleri, yaş gruplarına göre ise farklılık göstermektedir (p<0,05).

DansMüzikMüzik eğitimi+4
Merve Sezince Erenler
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazır giyimde renk faktörünün tüketici davranışları üzerindeki psikolojik etkisinin araştırılması

Hazır giyim alışverişinde tüketici davranışını etkileyen temel faktörler kişisel, sosyo-kültürel, ekonomik ve psikolojik faktörlerdir. Açıklanması en zor olan psikolojik faktörlerin doğru analiz edilmesi, tüketici davranışlarının anlaşılması yönünde son derece önemlidir. Algılama, psikolojik faktörlerin temelini oluşturmaktadır. Tüketici ile ürün arasındaki ilk bağ görsel etkilerin fark edilip algılanması ile olmaktadır ki, görme duyumuzu etkileyen en önemli faktör ise renktir. Her insan renkleri aynı görüp aynı algıladığı halde etkileri farklıdır. Bu etkiler kişinin cinsiyetine ve diğer demografik özelliklerine ve içinde bulunduğu ruhsal duruma göre farklılık gösterir. Renklerin insan yaşamında özel bir anlamı olup düşünce sistemimizi anında değiştirebilme özelliğine sahiptir. Bu açıdan bakıldığında renkler tüketici satın alma davranışlarını da önemli oranda etkileyebilme özelliğine sahiptir. Rekabetin yoğun yaşandığı günümüz ortamında, mağazalar, markalar ve ürünler oldukça çoğalmıştır. Tüketiciler hiç olmadığı kadar çok seçenekle karşı karşıyadırlar. Bu çeşitlilik ortamında tüketicileri alışverişe yönelik olarak harekete geçirmede duygularını, başka bir ifadeyle psikolojilerini etkileyebilmek çok önem kazanmıştır. Bu noktada renk faktörünün psikolojik etkisini tüketicilerin dikkatini çekebilecek şekilde ustaca kullanabilmek önemli bir ihtisas alanı haline gelmiştir. Bu tez çalışmasının amaç ve hedefleri çerçevesinde genel anlamda tüketici, tüketici davranışları, tüketicinin satın alma tercihlerine etki eden faktörlerin yanı sıra renk ve renk psikolojisi, renk faktörünün satın alma davranışını nasıl etkilediğine yönelik alan çalışmasıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Tüketici, Tüketici Davranışları, Tüketici Satın Alma Davranışlarını Etkileyen Faktörler, Renk, Renk Psikolojisi, Rengin tüketici davranışına psikolojik etkisi.

Giysi tasarımıGiysilerHazır giyim+6
Belgin Arıt
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meme kanseri teşhisi almış kadınların ruhsal işleyişlerinin projektif testlerle değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı meme kanseri tanısı almış kadın hastaların zihinsel süreci hakkında bilgi edinmek ve ruhsal işleyiş biçimlerinin dürtüsel ve duygulanımsal boyutuyla projektif testlerle ortaya koymaktır. Çalışmanın kuramsal çerçeve ve yöntemini psikanalitik yaklaşım oluşturmaktadır. Araştırma sırasında yarı-yapılandırılmış klinik görüşme, Rorschach Testi ve Tematik Algı Testi (TAT) kullanılmıştır. Test protokolleri Fransız Okulu'na özgü içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu araştırmada, Paris Psikosomatik Okulu'nun önerdiği psikosomatik kuram ışığında, meme kanseri olgularında bedensel süreçlere etki ettiği düşünülen zihinselleştirme ile ilgili zorluklar, travma ve erken dönem anne-çocuk ilişkisinin etkilerinin incelenmesi planlanmaktadır. Araştırma meme kanseri tanısı almış olan 6 olgu üzerinden yürütülmüştür. Bu kadınlar ile 3 görüşme yapılmıştır. Demografik bilgiler ve yaşam öyküsünün alınmış ve Rorschach Testi ve Tematik Algı Testi (TAT) uygulaması yapılmıştır. Araştırma yaşları 31 ile 48 arasında değişen meme kanseri tanısı almış olan 6 olgu üzerinden yürütülmüştür. Bu kadınlar ile 3 görüşme yapılmıştır. Demografik bilgiler ve yaşam öyküsünün alınmış ve Rorschach Testi ve Tematik Algı Testi (TAT) uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre meme kanseri tanısı almış kadın hastalarının dürtü ve duygulanımlarını işlemekte zorlandıkları görülmüştür. Farklı savunma mekanizmaları kullanılsa da afektif olarak depresif oldukları ve yaşam öykülerinde travmatik olayların varlığı bulgulanmıştır.

HastalarKadınlarMeme neoplazmları+4
Seda Kantarcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi sürecinin yüksek lisans öğrencilerinden oluşan bir örneklem üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, COVID-19 pandemi sürecinin Türkiye'de yaşayan yüksek lisans öğrencilerinden oluşan bir örneklem üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesini ve diğer sosyodemografik faktörlerin bu sürece etkilerinin anlaşılmasını amaçlamaktadır. 29 Mayıs-29 Haziran 2020 tarihleri arasında çevrimiçi olarak ulaşılan 176 yüksek lisans öğrencisi çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Hasta Sağlık Anketi-9 ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 ölçekleri Google Formlar aracılığıyla iletilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS-27 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde, araştırmaya katılan yüksek lisans öğrencilerinin % 44.3'ünde kaygı bozukluğu, % 70.5'inde depresif bozukluk ve % 42.0'ının ise hem kaygı bozukluğu hem de depresif bozukluk yaşadığı anlaşılmıştır. COVID-19 pandemi sürecinde, kadın olmak, düşük aile geliri, devlet üniversitesinde okumak ve sosyal destek alamamak yüksek lisans öğrencilerinin hem kaygı hem de depresyon düzeyleri açısından risk faktörleridir. Ayrıca, tez döneminde olmak yüksek lisans öğrencilerinin kaygı düzeyleri için risk faktörü iken, risk grubunda aile üyesine sahip olmak ve danışman hoca desteği alamamak yüksek lisans öğrencilerin depresyon düzeyleri için risk faktörleri olduğu da anlaşılmaktadır. Öte yandan, erkek olmak, yüksek aile geliri, vakıf üniversitesinde okumak, danışman hoca desteği almak ve sosyal destek almak, COVID-19 pandemi sürecinde yüksek lisans öğrencilerinin ruh sağlığı için koruyucu faktörler olduğu görülmüştür.

COVID 19DepresyonKaygı+3
Gülnur Çelik
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir arketip olarak gölge

Araştırmamın temeli, gölgenin sanatsal anlamda kazandığı önem ve kullanım şekli ile insan psikolojisi üzerinde yarattığı etkileri incelemektir. İlk bölümde gölgenin genel tanımı, eski inanışlarda hangi kavramlar ile karşımıza çıktığı üzerinde durulmuştur. Ruh ile gölgenin aynı sayıldığı toplulukların bu kavramları nasıl adlandırdığı incelenirken insana ve dünyaya düalist bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır. Bu düalite Platon ve İbn-i Arabi ile desteklenmiş, yansıma ve gölge olarak dünya düşüncesi iki düşünür etrafında irdelenmiştir. İkinci bölümde gölge kavramına psikoloji açısından bakılmış, Sigmund Freud?un rüyalara verdiği önem gölgesel anlamda araştırılmıştır. Carl Gustav Jung?un arketipleri incelenmiş ve gölge arketipi üzerinde durulmuştur. Bilinçaltı ve kolektif bilinçdışı kavramları Jung?un gölge arketipi üzerinden irdelenerek sunulmuştur. Üçüncü bölümde sanat üzerinden incelediğimiz gölgenin resmin başlangıcına kadar uzanan serüveni araştırılırken Plinius?un mitinden destek alınmıştır. Eskiçağ, Ortaçağ, Gotik, Rönesans ve Barok dönemlerinde gölgenin kullanımına örneklerle bakılmış, Caravaggio, Rembrandt ve George de La Tour üzerinde durulmuştur. Doğal gölge kullanımı Bosch ve Bruegel bağlamında incelenmiş, gölgenin sembolik kullanımı Carducho ve Poussin üzerinden irdelenmiştir. Gölgenin, kişiliğin su yüzüne çıkartılmayan yönüne Komar ve Melamid resmi doğrultusunda vurgu yapılmıştır. Metafizik resim ve Giorgio De Chirico?nun resimlerindeki gölgenin gizemli hali incelenirken, Salvador Dali ve René Magritte?in eserleri Sigmund Freud ve Michel Foucault düşünceleri ışığında irdelenmiştir. Gölgenin kurgusal yorumlanması kısa örnekler ile incelenmiş ve sinemada kullanımı Alman Dışavurumculuğu ile açıklanmıştır. Gölge oyununun kısa bir tarihsel geçmişine değinilirken, sanatçılar tarafından farklı yorumlanması incelenmiştir. Türk Resim Sanatı?nda gölge kullanımı Adnan Çoker, Balkan Naci İslimyeli ve İnci Eviner üzerinden örneklerle incelenmiş ve araştırma sonlandırılmıştır.

ArketipGölgePsikolojik etki+7
Işık Sungurlar
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boşanmış ailelerin çocuklarının boşanmamış ailelerin çocuklarına göre öz saygı ve ruh sağlığı değişkenlerinin incelenmesi

Problemin tanımı: Bu çalışmanın amacı boşanmış ailelerin çocuklarının boşanmamış ailelerin çocuklarına göre öz saygı ve anksiyete/ depresyon, sosyal içe dönüklük, somatik yakınmalar, kurallara karşı gelme saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları gibi çeşitli ruh sağlığı değişkenleri arasındaki ilişkilere odaklanarak olası etkilerin analiz edilmesidir. Aynı zamanda sosyal etkinlik, sosyal işlevsellik ve okul işlevselliği değişkenleri de incelenerek boşanmış ailelerin çocukları ile boşanmamış ailelerin çocukları arasındaki söz konusu farkların derinlemesine incelenerek etkilerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Toplamda 134 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 11-16 yaş arası ebeveynleri boşanmış ve boşanmamış çocuklar oluşturmaktadır. Katılımcıların ruh sağlığı değişkenlerini değerlendirmek adına 11-18 Yaş Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR), öz saygı değişkenini değerlendirmek adına ise Coopersmith Özsaygı Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Boşanmış ve Boşanmamış ebeveyne sahip bireylerin ölçeklerden aldıkları puanların karşılaştırılması için Bağımsız örneklemler için t-testinden (Independent Samples t-test) yararlanılmıştır. Test sonucunda elde edilen p değerleri incelendiğinde Anksiyete/ Depresyon (p<0.001), Sosyal İçe Dönüklük (p<0.01), Somatik Yakınmalar (p<.05), Saldırgan Davranışlar (p<0.001), Sosyal Sorunlar (p<0.001) ve Dikkat Sorunları (p<0.01) alt ölçeklerinden elde edilen puanların ebeveynlerin boşanma durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<.05). Elde edilen bulgunun yanı sıra Kurallara Karşı Gelme (p>0.5) ve Düşünce Sorunları (p>.05) alt ölçeklerinden elde edilen puanların anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p<.05). Sosyal etkinlik (p<.05), sosyal işlevsellik (p<0.001) ve okul işlevselliği (p<.01) puanları ile öz saygı (p<0.001) envanterinden elde edilen puanlar, ebeveynleri boşanmış çocuklarda daha düşük çıkarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p< 0.05). Sonuç: Sonuç olarak bu araştırmada çeşitli ruh sağlığı değişkenlerinin ve öz saygının boşanmış ailelerin çocukları üzerinde etkili olabileceği yönünde veriler elde edilmiş ve boşanmanın çocuklar üzerindeki olası etkileri biraz daha aydınlatılmıştır. Tüm bulgular değerlendirildiğinde ise ruh sağlığı değişkenlerinin çeşitliliğine literatürde az yer verildiğinden, gelecek çalışmaların çeşitli ruh sağlığı değişkenlerine odaklanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Boşanma, öz saygı, ruh sağlığı, boşanma ve çocuk, boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri

Benlik saygısıBoşanmaBoşanmış aileler+5
Mirey Kasuto
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçün psikolojik etkileri

İnsan gruplarının göçleri zamanın başlangıcından beri gerçekleşmiş ve antik metinlere kaydedilmiştir. Güvenlik, barınma, yemek, ekilebilir alanlar arama ve özgürlük umuduyla, insanlar açlıktan, işkenceden, ruhsal baskıdan kaçmak için arayışa girmiştir. Göç eden ya da yer değiştiren insanoğlu aslında kendi içinde olan ya da olmayan oturmuş birçok birleşeni de değiştirmektedir. Yer değiştirmeyle birlikte kişinin kaybettiği sadece arkadaş, aile ve çevre değildir, aynı zamanda da onlarca yıldır bunlarla kurulan derin bağlardır. Süreç boyunca yaşanan olumsuz durumlar göç eden kişilerin üzerinde yıkıcı etkiler yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı da göç sürecinde ortaya çıkan yıkıcı psikolojik etkileri incelemektir. Çalışmada öncelikle göç kavramı ele alınarak, göçün nedenleri, göçmen ve mülteci kavramları arasındaki farklılık ve Türkiye'de göç ile ilgili yaşanan güncel durum ele alınmıştır. Sonra göç ve psikoloji ilişkisi başlığında göçün aşamaları, göçün koşulları ve sebeplerinin psikolojik etkilerdeki rolü başta olmak üzere diğer bazı önemli başlıklara değinilmiştir. Daha sonra, psikolojik açıdan sonuca etki eden öğeler başlığı altında kişilerin demografik özellikleri, kültürlenme ve başka bazı önemli unsurlar ele alınmıştır. Göçün yaratmış olduğu psikolojik sorunlar başlığında ise başta travma, TSSB ve depresyon olmak üzere kişileri etkileyen önemli psikolojik sorunlar ele alınmıştır. Son kısım olan ilgili araştırmalar başlığında ise, son 5 yıl içerisinde yurt içinde ve dışında yapılmış bazı örnek çalışmalar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu tez ile elde edilmek istenen, yaşanan sıkıntılar sonucunda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıkları detaylı bir şekilde açıklayarak hem sorunların hem de çözümlerin tespitine katkıda bulunacak daha kapsamlı bir Türkçe metin ortaya çıkarmaktır.

DepresyonGöçlerGöçmenler+2
Tahsin Bingöl
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan kıtlığın psikolojik etkilerinin satın alma davranışı üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma

Günümüzde hizmetlere ve ürünlere kolay erişebilmenin ayrıca işletmeler arasında artan rekabetin bir sonucu olarak tüketici satın alma davranışlarında yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de, algılanan kıtlıktır. Yerli literatürde pek fazla yer almayan algılanan kıtlık, ürünün algılanan değerini artırmakta ve tüketicinin tercihlerini etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; işletme tarafından oluşturulan ve ürünün kıt olduğu yönündeki algılamanın, tüketicide yarattığı psikolojik etkiyi incelemektir. Başka bir ifadeyle, "işletme tarafından stratejik amaçlar doğrultusunda oluşturulan algılanan kıtlık durumuna, tüketicinin nasıl tepki vereceği" sorusunun cevabını aramaktır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın kapsamını; İzmir ili, 18 yaş ve üzeri tüketiciler oluşturmaktadır. Uygulanan sektör ise, hızlı moda giyim mağazasıdır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği 0.77 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve araştırma bu verilere dayanarak geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında; tüketicinin bilinçli olarak işletme tarafından oluşturulan algılanan kıtlık mesajları ile ürünün tedarikinin kısıtlanmadığı durumları birbirinden ayırt edebildiği ve bunun sonucunda psikolojik tepkisellik göstererek satın alma davranışının etkilendiği söylenebilmektedir.

AlgıKıtlıkPsikolojik etki+2
Gözde Şen
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fonetik açıdan Kur'ân i'câzı

Bu çalışmayı nazil olduğu günden itibaren insanların bir benzerini meydana getirmekten âciz kaldığı Kur'ân lafızlarındaki ses ve anlam uyumu üzerine temellendirdik. Kur'ân'ın kendi içindeki bütünlüğünü müzikal yönden ön plana çıkarmak istedik. Böylece Kur'ân'ın i'câz yönlerinden sayılan bu konu ile çalışmamızı hazırladık. Çalışmada öncelikle Fonetik ilminin ne olduğu ve insanın konuşma vasfının ayrıcalığına dikkat çekildi. Fonetik tarihi farklı yönleriyle ve Arapça kaynaklar esas alınarak sunuldu. Arapça dil bilgisi ile ilgili birbirinden farklı ilimlerden, hikmet, felsefe, tıp, mûsikî yönüyle; kıraat, tecvid gibi farklı gruplar ile fonetiğin zengin yönüne dikkat çekilerek bu çalışma zeminiyle tezi inşâ etmeye çalıştık. Kur'ân'ın i'câz yönlerini genel olarak değerlendirip husûsen Beyân yönüyle Kur'ân fonetiğine dair bilgiler ve örnek ayetler üzerinde durduk. Tezin sunumunda Fonetik ile ilgili bazı sanatların Kur'ân'daki bu özel okuyuş biçimleriyle, sesteki intizâmın ilâhi kaynaklı ve mûcizevî tesirinin vurgulanışına tanık olduk. Özellikle Kur'ân'ın psikolojik etkisi üzerine söylenmiş bilgi ve kaynakları göstererek modern çalışmalara yönelik örnek çalışmalara ulaştıkça Kur'ân ile ilgili bu alandaki çalışmalara ihtiyacı fark ettik. Kur'ân'ın müzikal boyutu ile çalışmanın esas mecrâsını oluşturduktan sonra Kur'ân'ın müzikal yapısının bir kısım iç dinamiklerini yakalamaya çalıştık. Fonetik Orkestrasyon gibi konular ile de Kur'ân sesinin muhteşemliğine tanık olarak bunu tespit için örneklere yer verdik. Tezimizde ayrıca Kelâm ilmi aracılığıyla Allah'ın konuşma keyfiyetini tefekkür edip Allah'ın insana hitabını ve O'nun konuşma keyfiyetini anlayamaya çalışarak iddiamızın kaynağına ulaşmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Fonetik, İ'câz, Belâğat, Müzikâl, Psikolojik etki.

BelagatFonetik yöntemFonetik yöntem+5
Nezahat Evsen
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

COVID-19 pandemisinin çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri: Bioekolojik perspektiften bir ‎inceleme

The current study aimed to examine the emotional and ‎behavioral effects of the ‎pandemic on children from the framework of bioecological ‎theory. According to ‎Bronfenbrenner's model, the study examined how the child's ‎emotion regulation ability, ‎which is individual differences, family protective factors in the ‎microsystem and ‎school-family relations in the mesosystem affect the child's ‎emotional and behavioral ‎problems during COVID-19. Two models were used: the first model examined the ‎problems that existed ‎before the pandemic and the second model examined the ‎problems caused by the ‎pandemic. It was predicted the effect of variables would ‎increase as we move away ‎from the child's distant environment, and all factors would ‎negatively predict ‎children's problems. 238 mothers with children aged between 4-11 ‎years participated as informants for their children. Informants were asked to complete ‎the Emotion Regulation Scale, Family ‎Protective Factors Questionnaire, School ‎Interaction Questionnaire, Strengths and ‎Difficulties Questionnaire, and Parental ‎Perception of the Emotional and Behavioral ‎Effects of the Quarantine on Their ‎Children in the online platform. According to the results of the study using hierarchical ‎regression analysis, only emotion regulation predicted the problems that existed before ‎the pandemic in model 1. In model 2, emotion regulation and family protective factors ‎negatively predicted pandemic-related problems. School-family interaction did not ‎have any effect on children's problems. The findings obtained provide important data ‎on the effects and mechanisms of individual differences and environmental factors on ‎problems that may arise in children especially in times of crisis and disasters. ‎

BioecologyCOVID 19Emotion regulation+6
Ezgi Yıldız
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemilerin toplumsal, psikolojik ve ekonomik etkilerinin incelenmesi: Aksaray ili COVID-19 örneği

İnsanoğlu yaşamı boyunca kaynağı her zaman kesin olarak tespit edilemeyen ve pek çok ciddi sağlık sorunlarına sebep olan yeni virüsler ile tanışmaktadır. Yirmi birinci yüzyılda ise dünyanın en önemli gündemi ve en acil sorumluluğu COVID-19 pandemisi ile mücadele etmek olmuştur. COVID-19 pandemisinin sağlık, toplumsal, ekonomik ve çevresel etkilerinin boyutları incelenmeye devam edilmektedir. Bu araştırmada, pandemilerin toplumsal, psikolojik ve ekonomik etkilerinin Aksaray ili özelinde COVID-19 pandemisi örneği ile incelenmesi ve ilişkili olduğu özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırma verileri, 2020 yılı aralık ayı içinde toplanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ve COVID-19 fobisi ölçeği (C19P-S) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin giriş ve analizinde SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçları Ki-kare testi, düzeltilmiş Pearson Ki-kare testi ve tanımlayıcı istatistiklerle sunulmuştur. Araştırmaya 18 ila 84 yaş arasındaki 328 kadın, 314 erkek katılmıştır. Katılımcıların COVID-19 fobisi (C19P-S) puanları düşük, orta ve yüksek düzey olarak sınıflandırılmıştır. Katılımcıların COVID-19 fobisi yaşama düzeyi, COVID-19 fobisi ölçeği (C19P-S) ile psikolojik, somatik, sosyal ve ekonomik COVID-19 fobisi olarak dört kategoride incelenmiştir. COVID-19 fobisi (C19P-S) düzeyi ile katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sayısı, kronik hastalık, mesleki statü ve kendi bildirimlerine göre ekonomik durum arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Araştırma sonuçları, COVID-19 fobisini yaşama nedenlerine yönelik çalışmaların yürütülme gerekliliğini ortaya koymaktadır.

AksarayCOVID 19Ekonomik etki+2
Rumeysa Ayşe Güden
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali ve Nino, Romeo ve Juliet yapıtlarında karşıtlıkların başkarakterler üzerinde yarattığı ruhsal yıkım

Karşıt temalar ya da durumlara tüm dillerin edebiyatlarında olay örgüsünü desteklemek ve güçlendirmek, yansıtılan estetik atmosferi belirgin kılmak amaçlarıyla yer verilir. Karşıtlık yaratmak maksadıyla bir araya getirilen olgular, tezatlık bitişikliği, soyut yahut somut bir vaziyette sunulabilir. Bahsi geçen karşıtlık durumu, Azerbaycan edebiyatının kıymetli yapıtı Ali ve Nino (1937) ve İngiliz edebiyatında en tanınan eserlerden biri olan Romeo ve Juliet 'in (1597) de temel yapısını meydana getirir. Kurban Said'in eserinde yer verdiği Doğulu-Batılı, Müslüman-Hristiyan, Asyalı-Avrupalı gibi karşıtlıklar eserin arka planı ile paralellik göstermekte, toplum gerçekliğini yansıtmaktadır. Bahsi geçen karşıtlıklar eserdeki karakterlerin benlikleri ve davranışları üzerinde tesirli etkilere sahiptir. Karakterler tecrübe ettikleri karşıt durumların çatışmaları neticesinde düşüncelerini ve davranışlarını şekillendirmektedirler. William Shakespeare'in eserinde kullanılan aydınlık-karanlık, gece-gündüz, aşk-nefret, sevgi-şiddet gibi imgesel, somut ve tematik karşıtlıklar da karakterler üzerinde tesirli olmakta, olaylara ve karakterlerin davranışlarına şekil vermektedir. Bu çalışmada Kurban Said ve William Shakespeare'in yapıtlarında kullandıkları toplumsal, kültürel, dini, coğrafi ve siyasi karşıtlıklar başta olmak üzere tüm imgesel ve nesnel karşıtlıkların Ali ve Nino, Romeo ve Juliet başkarakterleri üzerindeki duygusal ve ruhsal tesiri incelenecek, bu tesirin başkarakterleri yıkıma ve trajik sona götürüşü analiz edilecektir.

Ali ve NinoAzeri edebiyatıKarakter+5
Görkem Yıldız
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıla özleminin psikolojik etkilerinde koşullu öz-değerin düzenleyici rolü

Literatürde sıla özleminin olumsuz psikolojik etkilerine değinilmiş ancak kişinin öz-değer seviyesini belirleyen alanların bu ilişkide bir etkisinin olup olmadığına bakılmamıştır. Bu çalışmanın amacı sıla özleminin depresyon, somatizasyon ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinde koşullu öz-değerin düzenleyici rolünü belirlemektir. Her bir koşullu öz-değer alanın düzenleyici olarak rolüne bakılmış sonuçlar tartışılmıştır. Alanyazın çalışmaları içsel koşullu öz-değerin olumlu, dışsal koşullu öz-değerin ise olumsuz duygularla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte yapılan analizler sonucunda koşullu öz-değerin aracı bir ilişkide yordayıcı değişken olabileceğine karar verilmiş ve aracı değişken analizi yapılmıştır. İçsel ve dışsal koşullu öz-değerin yordayıcı değişken olarak rolüne bakılmıştır. Aynı zamanda güvensiz bağlanma stillerinin de aracı bir etkide yordayıcı değişken olabileceklerine karar verilmiş ve güvensiz bağlanma stillerinin yordayıcı olduğu aracı değişken analizi yapılmıştır. Örneklem Hacettepe Üniversitesinde öğrenim gören yaş ortalaması 19 olan 292 birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılardan Demografik Bilgi Formu, Utretch Sıla Özlemi Ölçeği, Koşullu Öz-değer Ölçeği, CES-Depresyon Ölçeği, Hasta Sağlık Ölçeği (PHQ-15), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş olmak üzere 8 farklı ölçek doldurmaları istenmiştir. Analizler için Process analizi (Hayes, 2017) model 1, 3 ve 4 kullanılmıştır. Sonuçlar sıla özleminin depresyon ve somatizasyonla pozitif, psikolojik iyi oluş ile negatif ilişki içerisinde olduğunu göstermiştir. Dışsal koşullu öz-değer psikolojik iyi oluş ile sıla özlemi arasında düzenleyici rol oynarken; dışsal koşullu öz-değer ve cinsiyetin somatizasyon ve sıla özlemi arasında ortak düzenleyici rol oynadığı görülmüştür. Aracı değişken analizinin sonuçları da literatür bulgularını destekler yöndedir. Koşullu öz-değer sıla özleminin aracı olduğu ilişkide somatik semptomları ve psikolojik iyi oluşu yordamaktadır. Elde edilen sonuçlarına göre içsel koşullu öz-değerin psikolojik iyi oluşla, dışsal koşullu öz-değerin ise somatik semptomlarla ilişki olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda bazı içsel ve dışsal koşullu öz-değer alanlarının da anlamlı yordayıcı olduğu görülmüştür. Güvensiz bağlanma stillerine ilişkin yapılan aracı değişken analizinde de anlamlı sonuçları elde edilmiştir. Sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmış ve ileride yapılacak çalışmalar için öneride bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Sıla özlemi, koşullu öz-değer, depresyon, somatizasyon, psikolojik iyi oluş

BedenselleştirmeDepresyonKoşullu öz-değer+6
Nazrın Mammadzada
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal dışlanma olgusunun koalisyonel psikoloji bağlamında incelenmesi

Gruplara ait olmak (Baumeister ve Leary, 1995) ve diğerleriyle ittifak kurarak işbirliği içinde hareket etmek (Neuberg ve DeScioli, 2016; Schaller ve Neuberg, 2008) insan türünün sosyal yaşamının temel unsurlarındandır. Bu nedenle gruplardan dışlanmak ve diğerleri tarafından görmezden gelinmek bireyler üzerinde bir dizi olumsuz sonuca yol açmaktadır (Wesselmann ve Williams, 2017). Bir grubun üyeleri kendi gruplarına dâhil edilen kişilerden işbirlikçi davranışlar beklerken, rekabet halinde oldukları diğer grupların üyelerini dışlama eğilimindedirler (Van Vugt ve Park, 2010). Bu durum gerek grup içi ilişkilerde, gerekse gruplar arası ilişkilerde koalisyonel dinamikleri ön plana çıkarmakta, kimin kiminle ittifak halinde olduğunu değerlendirip buna uygun tepkiler üreten bilişsel sistemlerin evrildiği varsayılmaktadır (Pietraszewski, Cosmides ve Tooby, 2014). Bu çalışmada, bir dışlanma deneyimi gözlemleyen kişilerin, dışlamanın aktörlerini koalisyonel psikoloji bağlamında nasıl algıladıklarını incelemek amaçlanmıştır. Deney 1'de (n = 140), daha önce kaydedilmiş ve oyunculardan birinin dışlandığı dört oyunculu bir sanal top oyununu (Cyberball) izleyen katılımcıların, oyuncuları nasıl kategorize ettikleri Kim Ne Dedi (Who Said What) paradigmasıyla ölçülmüştür. Sonuçlara bakıldığında, birbiriyle daha önce herhangi bir etkileşime girmemiş ve aralarından birini kısa süreliğine görmezden gelerek dışlayan oyuncuların katılımcıların zihninde sosyal bir kategori olarak işlendiği görülmüştür. Dışlama işaretlerine dayalı bu otomatik kategorizasyonun ittifak işaretlerinden etkilenip etkilenmediğini incelemek üzere gerçekleştirilen Deney 2'de (n = 119) ise sanal top oyunundaki oyuncular, iki ayrı üniversiteyi temsil ettiği söylenen farklı renkte tişörtler giymiş olarak sunulmuş, böylece oyunda dışlama işaretleri ile görsel koalisyonel işaretler birlikte yer almıştır. Dışlama işaretlerine dayalı sosyal kategorizasyon bir kez daha ortaya çıkarken, beklenmedik şekilde ittifak işaretlerine dayalı kategorizasyon tespit edilmemiştir. Bununla birlikte, dışlama işaretlerine dayalı kategorizasyonun etki büyüklüğü, Deney 1'e kıyasla Deney 2'de dikkate değer oranda azalmıştır. İki deneyin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, sosyal dışlanmanın koalisyonel psikolojinin önemli bir parçası olduğu ve dışlama işaretlerinin adaptif değeri olan diğer ittifak işaretleriyle birlikte ele alınabileceği söylenebilir.

KoalisyonKoalisyonel psikolojiPsikoloji+4
Çağlar Solak
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada ermenilere yönelik nefret söyleminin sosyal psikolojik açıdan değerlendirilmesi

Araştırmanın amacı, medyada Ermenilere yönelik nefret söylemini sosyal psikolojinin kavramlarıyla anlamaktır. Bu bağlamda nefret söylemi, gruplararası ilişkiler içerisinde iç grup ve dış grubun sistematik bir şekilde nasıl tanımlandığına bağlı olan bir ayrımcılık pratiği olarak ele alınmıştır. Araştırmamız kapsamındaTürkiye'de yazılı basında nefret söylemini düzenli olarak takip eden ve verilerini her dört ayda bir raporlayan Hrant Dink Vakfı'nın internet sitesinden 45 haber seçilmiştir. Haberler, medyada ayrımcı ve ırkçı söylemi mikro ve makro düzeyde analiz etmek için en uygun yöntem olan Van Dijk'ın haber söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Ayrıca söylemin içerdiği ideolojileri ve güç ilişkilerini incelememizi mümkün kılan eleştirel söylem analizi de araştırmamızda kullanılmıştır. Sonuç olarak Ermenileri hedef alan nefret söylemi makro düzeyde iç grup ve dış grup arasındaki hiyerarşiyi "Biz ve Onlar" söylemi üzerinden üç farklı şekilde inşa etmektedir; "Türklere karşı bir tehdit olarak Ermeniler", "Türkiye'ye karşı bir tehdit olarak Ermeniler", "Toplumsal huzura karşı bir tehdit olarak Ermeniler" . Mikro düzeydeyse nefret söyleminin arka planındaki ideolojilere bağlı olarak üç farklı dilsel stratejiyi benimsediği görülmüştür "Bir milliyetçilik pratiği olarak biz ve onlar söylemi", "Milliyetçi ve Kör Vatansever Retoriğin Bir İnşası Olarak Türkiye ve Ermeniciler" ve "Sembolik Irkçılık Pratiği Olarak Davranışsal Asimetri".

ErmenilerMedyaNefret+4
Gamze İrem Umuroğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel yetkinlik ve yönetici nezaketsizliğinin psikolojik çıktılar üzerindeki etkileri: Sosyal ortamda gelişmeleri kaçırma korkusunun düzenleyici rolü

Çalışan psikolojinin önemli bir bileşen olduğu en zorlu mesleklerden biri olan itfaiye çalışanlarının işlerini etkili bir şekilde yapmasında yöneticilerin davranışları kadar bireysel, takım ve örgütsel yetkinlikler de hayati bir işleve sahiptir. İtfaiye çalışanları açısından strese neden olan faktörlerden biri olan yönetici nezaketsizliğinin olumsuz yanlarını azaltmaya ve özellikle mesleğin zorlu yanları açısından bir dönüşümü ve sürdürülebilirliği destekleyecek örgütsel yetkinliklerin geliştirilmesinde yol gösterici çalışmalara gereksinim vardır. Fakat itfaiye teşkilatlarında sürdürülebilir afet yönetimine temel olacak örgütsel yetkinlik konusunda yeterli sayıda araştırmaya rastlanmamaktadır. Literatürdeki bulgu eksikliğini gidermeye odaklanan araştırmanın amacı, örgütsel yetkinlik ve yönetici nezaketsizliğinin psikolojik çıktılar üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve bu değişkenler arasındaki ilişkilerde sosyal ortamdaki gelişmeleri kaçırma korkusunun düzenleyici rolü oynayıp oynamadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini TRB1 bölgesi kapsamında olan illerdeki(Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli) itfaiye teşkilatı çalışanları oluşturmaktadır (n=591). Araştırmada veriler Ahn ve Kim (2013), Yoon ve Choi (2018) ve Elbaz vd. (2018) çalışmalarından yararlanılarak bizzat araştırmacılarca geliştirilen örgütsel yetkinlik ölçeği, Cortina ve arkadaşlarının (2001) geliştirdiği yönetici nezaketsizliği ölçeği, psikolojik çıktılar olarak Diener ve diğerlerinin (2009) gelişme ölçeği, Diener ve arkadaşlarının (1985) yaşam memnuniyeti ölçeği, Lyubomirsky ve Lepper'in (1999) genel mutluluk ölçeği ve Przybylski ve arkadaşlarının (2013) sosyal ortamda gelişmeleri kaçırma korkusu ölçeklerini kapsayan bir anket formuyla toplanmıştır. Araştırmanın model ve hipotezlerini test etmek için önce ölçüm modeli geliştirilmiş ve daha sonra Aiken ve West (1991) tarafından önerilen hiyerarşik regresyon prosedürü ve modeldeki etkileşim terimlerinin etkilerini doğrulamak için Dawson'ın (2014) simple slope analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre örgütsel yetkinliğin psikolojik çıktıların boyutları olan gelişme, yaşam memnuniyeti ve genel mutluluğu üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca sosyal ortamda gelişmeleri kaçırma korkusunun, örgütsel yetkinlik ile psikolojik çıktıların boyutları olan gelişme, yaşam memnuniyeti ve genel mutluluk arasındaki ilişkilerde düzenleyici etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Öte yandan bulgulara göre yönetici nezaketsizliğinin psikolojik çıktılardan gelişme, yaşam memnuniyeti ve genel mutluluğu üzerinde negatif ve anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna ilaveten sosyal ortamda gelişmeleri kaçırma korkusunun sadece yönetici nezaketsizliği ile psikolojik çıktılardan genel mutluluk arasındaki ilişkide düzenleyici rolü oynadığı belirlenmiştir. Buna karşın sosyal ortamda gelişmeleri kaçırma korkusunun yönetici nezaketsizliği ile psikolojik çıktılardan gelişme ve yaşam memnuniyeti arasındaki ilişkilerde düzenleyici rolü oynamadığı ortaya konmuştur. Son olarak bu araştırmanın bazı sınırlılıklarına yer verilmiş, bu çalışmanın bulgularından bazı çıkarımlar yapılarak itfaiye teşkilatı çalışanlarına ve yöneticilere yönelik bazı öneriler sunulmuş ve gelecekte konu ile ilgili araştırmacılara yönelik bazı önerilere yer verilmiştir.

Gelişmeleri kaçırma korkusuPsikolojik etkiSosyal medya+5
Tugay Öney
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yardımcıdan kahramana; Tinker Bell'in yolculuğunda arketipler

Mağara duvarlarında başlayan görsel sanatlar, zamanla uygarlıkları oluşturan temel taşlara eşlik eden birer unsura dönüşmüş, zamanın şartlarını, değerlerini, algısını temsil edebilen bir hale evrilmiştir. Televizyon ile, farklı kültürlere ait değerlerin ve inançların oldukça geniş kitlelerle paylaşılmasını mümkün kılmıştır. Çok sayıda dizi, sinema, reklam filmlerinin yanı sıra animasyonların ve çizgi filmlerin popülarite kazandığı bu paylaşım neticesinde her yaş grubundan bireylere çizgi filmleri takip etme imkanı sunulmuştur. Günümüzde yararlanılan teknoloji ve gelişmiş yöntemler aracılığıyla, hikaye ve anlatı yapısına hizmet eden yeniliklerle donatılan çizgi filmler, sanatın en ilgi çekici ve evrimsel alanlarından biri olarak kabul görmeye başlamıştır. Bu araştırmada, çizgi filmlerin çocuklar tarafından nasıl okunabileceği Tinker Bell arketipleri aracılığıyla değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı Peter Pan (1953) ve Tinker Bell (2008) çizgi filmlerinde Tinker Bell başta olmak üzere arketipleri belirleyerek, bu arketiplerin çocuklar tarafından nasıl algılanabileceğini göstermektir. Bu çalışma aynı zamanda çizgi filmlerdeki arketiplerin çocukların psikolojik gelişimine etkisinin anlamlandırılmasına yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

ArketipGölge arketipJung, Carl Gustav+5
Denise Kazado
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tevessülün tasavvufî kavramlarla ilişkisi ve psikolojik etkileri

İnsanın fıtrî eğilimlerini merkeze alan tasavvufî düşüncenin ruhsal dengeyi sağlamadaki etkileri üzerine hazırlanan bu çalışma, tasavvufî kavramların iş birliği içinde hareket ettiği düşüncesine dayandırılmıştır. Çalışmada tasavvufî düşünce sistemine ait bir kavram ve uygulama olarak ele alınan tevessülün insana birtakım erdemleri kazandırdığı ve böylelikle onun manevi olgunlaşmasına destek olduğu ortaya konulmuştur. Aynı zamanda tevessülün insanın bilinç ve farkındalık hâlini artıran yönlerine de vurgu yapılarak sağlıklı bir ruh haline kavuşmasına hizmet ettiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda tevessülün ilişkili olduğu tasavvufî kavramlar tespit edilmiş ve insanın kendini tanıması, ifade etmesi, ümit duyması, motive olması, kaygılı durumlarla başa çıkabilmesi, empatik düşünerek özgeci davranışlar sergileyebilmesi ve öz yeterlilik duygusu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda tevessülün bir modelleme olduğu ortaya konmuş ve modellemenin tüm getirilerinin tevessül için de geçerli olduğu belirtilmiştir. Tüm bu sonuçları ortaya koymada tasavvufun temel kaynakları ve psikoloji alanında yapılan çalışmalar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada tevessüle insan psikolojisinin göz önüne alındığı bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır ve bu durum tevessülün yüzeysel bir kavram olmadığını göstermiş, derin anlamları çeşitli şemalarla da ifade edilerek ortaya konmuştur.

Din psikolojisiPsikolojik etkiTasavvuf+3
Şefaat Ertaş
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğa konusu üzerine görsel algılama biçimleri bağlamında sembolik imge yorumlamaları

Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu araştırmada, doğa temasının sanatçılar tarafından nasıl algılandığı ve sembolik imgeler aracılığıyla nasıl ifade edildiği, insan psikolojisi üzerinde nasıl etkiler bıraktığı incelenmiştir. Farklı dönemlerden sanatçıların eserleri araştırma kapsamında ele alınmış, araştırmacının yaptığı çalışmalar betimsel resim analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, görsel algı, psikolojik görme ve sembolik imge gibi kavramlar ile kavramsal çerçeve oluşturmuştur. Sanatçıların teknikleri, renk seçimleri ve kompozisyon anlayışları ayrıntılı biçimde analiz edilerek, sembollerin bilinçaltıyla ilişkisi ve psikolojik anlamları araştırılmıştır. Dönemler arası karşılaştırmalarla doğa temsillerindeki değişimler ve bu değişimlerin tarihsel, kültürel ve bireysel nedenleri ortaya konmuştur. Sanatçıların doğayı yalnızca estetik bir tema olarak değil, aynı zamanda duygularını, düşüncelerini ve hayallerini yansıttıkları bir anlatım aracı olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, doğa temsillerinin sanatçının iç dünyasının ve içinde bulunduğu dönemin ruhunun bir yansıması olduğu anlaşılmıştır. Araştırmada, doğa konusu görsel algı biçimleri ve psikolojik görme kavramları bağlamında ele alınmış, manzara resmindeki temsilleri üzerinden değerlendirilmiştir. Kısacası, sanatçıların doğaya yükledikleri anlamların sembolik imgelerle birleşerek bireysel, toplumsal ve estetik düzeyde farklı katmanlar oluşturduğu, sanatın ve doğanın kesişiminde sanatçının içsel ve sosyal yolculuğunun anlamlı bir şekilde ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından yapılan 12 adet tuval üzerine yağlı boya çalışması araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır.

DoğaGörsel imgePsikolojik algılama+6
Nihat Levent
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimAR

Kur'ân-ı Kerimde îcâz üslubunun sanatsal güzelliği ve psikolojik etkisi

Araştırmacı bu çalışmasında, Hafs'ın Âsım'dan rivayet ettiği Resm-i Osmanî ile yazılı olan Medine-i Münevvere Mushafı'na göre seksen altı sûreden meydana gelen Mekkî sûrelerde bulunan îcâz üslubunun sanatsal güzelliğini ve psikolojik etkisini ele almıştır. Çalışma, uygulamalı, analitik bir yöntemle hazırlanmıştır. Çalışma, giriş, iki ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi, araştırma konusu ile ilgili temel kaynaklar ve ilgili çalışmalar tespit edilmiştir. Araştırmacı önsözde, Kur'an-ı Kerim'in Arap dili üzerindeki etkisini, kelimelerin, terkiplerin ve üslubun gelişmesindeki rolünü açıklamıştır. Ardından meânî ilminin, özellikle de îcâzın Kur'an belagatindeki önemine işaret etmiştir. Birinci bölüm, teorik çalışmaya ve çalışmayla ilgili temel kavramların tanımı ve îcâz konusuna tahsis edilmiştir. Araştırmacı bu bölümü üç kısımda değerlendirmiştir. Birinci kısımda "Îcâz kavramının tanımı" başlığı altında, îcâzı lügat ve terimsel yönleriyle tanımlayıp türlerini, kadîm ulemânın îcâz çalışmalarını, Câhiliye şiirindeki îcâzı olgusunu, Kur'an'daki îcâzın diğer söz ve metinlerden farklılığı, modern dilbilimdeki îcâzın yeri ve îcâzın anlambilim ve psikoloji ile bağlantısı değerlendirilip ele alınmıştır. İkinci kısımda "Kur'an'ın nazmındaki îcâzın estetik incelikleri" başlığı altında araştırmacı Kur'an'ın nazmındaki hazf'in delillerini, sebeplerini ve çeşitlerini incelemiş, Kur'an siyâkındaki îcâz olgusunu ortaya koymuştur. Üçüncü kısım ise "Îcâzın psikolojik etkisi ve Kur'an hitabındaki önemi" başlığı altında îcâzın özelliklerini, Kur'an hitabındaki etkilerini, îcâzın içerdiği ahlakî hedefleri, psikolojik çağrışımları ve bu çağrışımların muhatap üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. İkinci bölüm uygulama bölümü olması hasebiyle tezin esasını oluşturmaktadır. Çünkü araştırmacı bu bölümde Mushaf tertibine göre Mekkî sûrelerdeki îcâz olgusunu incelemiştir. Bu bölümde her sûrenin kısa bir tanımına yer verilmiş, ardından îcâzu'l-hazf kapsamına giren deliller ayrıntılı ortaya konmuş ve eksilti (hazif) türüne göre harfler, edatlar, kelime, cümle, birleşik cümle ve şibh-i cümle olmak üzere beş altbaşlıkta incelenmiştir. Sonra sûrede bulunan îcâzu'l-kısar ifadeleri tesbit edilmiştir. Daha sonra îcâz üslubunun sanatsal güzellikleri ve psikolojik etkisi ve hitap ögeleriyle ilişkili psikolojik delaletlere işaret eden olgular örneklerle açıklanmıştır. Araştırma, îcâz üslubunun Kur'an-ı Kerim'in belagî i'câzındaki rolünün ortaya konmasına katkı sağlamaya çalışmıştır. Zira îcâz, eksilti (hazif) ve özlü anlatımın içerdiği belagî hedeflerle i'câzın bir görünümünü oluşturmakta ve hitabî çağrışımlar ve ima ettiği eşsiz üslup nedeniyle anlam ve estetik boyutları betimleyen ve insanlarda heyecan uyandıran Kur'ân hitabının en önemli üslupları arasındadır. Kur'an çalışmalarını derinlemesine inceleyen birisi, Kur'an-ı Kerim'de -her iki türden- îcâzın çok bulunduğunu, bunların gerekçe ve sebeplerinin de konu ve bağlamla uyumlu ve tutarlı olduğunu fark edebilir. Araştırma, îcâz üslubundaki sanatsal güzelliği ve psikolojik çağrışımlarının muhatap üzerindeki etkisini vurgulamayı, bu belagî olgunun önemini ve Kur'an-ı Kerim'in i'câzındaki beyânî rolünü ortaya koymayı hedeflemiştir. Zira îcâz, yapı, söz dizimi ve eşsiz nazım içindeki az sayıda sözcükle çokca anlam ve delaletin oluşumunu sağlamasından dolayı Kur'ân anlatımındaki lugavî i'câzın türlerinden birisidir. Anahtar Kelimeler: Îcâz (Özlü anlatım), Eksilti (Hazif), Kısaltma (ihtisar), Anlambilim, Sanatsal güzellik, Psikolojik etki.

Abdulkrım Albhloul
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ambalaj tasarımı ile hedef kitle iletişiminin satınalma eylemindeki psikolojik rolü

Araştırmanın konusu ve amacı ambalaj tasarımlarının hedef kitle ile etkileşimi sonucunda satın alma davranışlarını nasıl etkilediği yönünde bilgiler toplamaktır. Tüketici psikolojisinin görsel algılardan ne derecede etkilendiğini ölçmek ambalaj tasarımı yaparken toplanması gereken verilerin ilk başında gelir. Tüketim sektöründe ambalajın rolü değerlendirilerek, tüketiciler için satın alma kararlarının çoğunlukla duygusal ya da mantığa dayalı olduğu bilgisine ulaşmak mümkün olur. Satın alma eylemini tetikleyen hedef kitleyi motive eden unsurların iyi etüt edilmesi gereklidir. Ambalaj tasarımı yapılırken sadece ürüne değil markanın özüne uygun ambalaj tasarlamak gereklidir. Yeni marka oluşturma ya da mevcut markanın yenilenmesi aşamasında atılması gereken adımlar nelerdir? Markalaşma sürecinde ambalaj tasarımı hangi noktadadır? Markanın özünü taşımak nedir? Bu araştırmada bu başlıklara yer verilmiştir. Ambalaj tasarımının pazarlama karmasındaki önemi gözlemlenmiştir. Marka ambalajı sayesinde mevcut ve potansiyel tüketici ile rakipleri ile aynı anda etkileşime geçme fırsatına sahip olur. Bu kısa süre oldukça değerlidir. Ambalaj tasarımının hedef kitleye iletmesi gereken mesajı en net ve yalın şekilde iletmesi beklenir. Bu mümkün olduğunda ambalajlar birer sessiz satış temsilcisine dönüşmektedir. Tüketici ve ambalaj etkileşiminin incelenmesi ve sonucunda görsel algı psikolojisinin satın alma davranışına etkilerinin belirlenmesi yoluyla hem yeni hem de mevcut ürünler ya da pazarlar için uygun ambalaj tasarımı yapılabilmektedir. Seçilen tüketim ürünleri ile hedef kitleleri arasındaki etkileşimi inceleyen deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bu etkileşimin sonucunda tüketicinin satın alma davranışını gerçekleştirmesini sağlayan faktörlerin neler olduğu analiz edildi. 3-6 yaş çocuklar ile aynı içerikteki ürünlerin kıyaslanması yönünde yapılan çalışmalarda, ürün tercih etmeleri esnasında ambalaj tasarımının etkisini ölçmeye yönelik deneyler yapıldı. Karar verme davranışlarını hangi tutumlar ile gerçekleştirdikleri gözlemlendi. Bu araştırmanın sonucunda ulaşılan verilerden fayda sağlayabilecek olan kişiler, marka sahipleri, pazarlama ekipleri, stratejik planlama yapan kişiler ve tasarımcılardır. Yeni marka oluşturma hedefine sahip olan ya da markalaşma sürecinde olan firmalarının geliştirecekleri projelerinde, ambalaj tasarımının kendi hedeflerindeki rolünün öneminin farkında olarak projelerini hayata geçirmeleri elzem olandır. Markaların, ürün gamlarını genişletirken, yeni pazarlara açılırken ya da mevcut pazara yeni ürün sürerken yapacakları çalışmalar içerisinde uygun ambalaj tasarımının gerekliliği gözlemlenmiştir

Ambalaj tasarımGrafik tasarımıGıda ambalajı+7
Uğur Meriç Mızraklı
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin sınıf içi olumsuz davranışlarının öğrencileri üzerindeki psikolojik sosyal ve eğitsel etkileri

Araştırma ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin sınıf içi olumsuz davranışlarının öğrenciler üzerindeki psikolojik, sosyal ve eğitsel etkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Anket, kişisel bilgi soruları ve öğretmenlerin sınıf içi olumsuz davranışlarının öğrenci üzerindeki psikolojik, sosyal ve eğitsel etkilerinin araştırılması için 3 tane 4?lü likert ölçek hazırlanmıştır. Anket uygulaması sonucu toplanan veriler SPSS 20istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İlköğretim okullarındaki öğrencilerin sınıfları değiştikçe öğretmenlerin sınıf içinde gösterdikleri olumsuz davranışlardan psikolojik, sosyal ve eğitsel anlamda etkilenmeleri farklılaşmaktadır

Psikolojik etkiSosyal etkiSınıf içi davranışlar+6
Mehtap Yıldızcan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Pandemi döneminde alınan karantina tedbirlerinin toplum ve hastalar üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada COVID-19 pandemi döneminin ve bu süreçte alınan karantina tedbirlerinin toplum ile hastalar üzerinde yarattığı psikolojik etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Ertuğrul 36 Nolu Eğitim Aile Sağlığı Merkezine başvuran hastalar ve hasta yakınlarının katılımı ile gerçekleştirilmiştir (n = 305). Kişilerin sosyodemografik özellikleriyle birlikte, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) düzeyi değerlendirilmiştir. Kişilerin %57,7'si kadındı ve yaş ortalaması 39,87 ± 16,26 yıldı. Kişilerin %22,9'unda yüksek/ciddi düzeyde anksiyete, %69,8'sinde en az hafif düzeyde olmak üzere depresyon olduğu saptandı. Uyku problemi yaşayanların, çalışma arkadaşı ya da yakını COVID-19 geçiren ya da ölenlerin, sigaraya başlayan ya da sigara miktarı artanların, pandemi döneminde yaşadığı sorunlar nedeniyle hayatı olumsuz etkilenenlerin anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyi daha fazlaydı. Kadınların, korkutucu, dehşet verici veya travmatik olay yaşayanların anksiyete ve depresyon düzeyleri daha fazlaydı. Maddi kayıp yaşayıp yaşam standardı etkilenenlerin depresyon ve TSSB düzeyi daha fazlaydı. 35 yaş ve altındakilerin, ilkokul mezunları ile karşılaştırıldığında üniversite mezunlarının, alkol içme miktarı artanların, karantina tedbirleri nedeniyle psikolojik sıkıntı yaşayan, hayatı olumsuz etkilenen ve kilo alanların depresyon düzeyi daha fazlaydı. Yaş azaldıkça depresyon düzeyi artmaktaydı (r =-0,299; p<0,001). Ayrıca kişilerin anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyinin her biri diğeriyle anlamlı düzeyde korelasyon göstermekteydi (p<0,001). Pandemi koşullarında yaşanan birçok olumsuz durum ve kişisel özellikler anksiyete, depresyon ve TSSB düzeyini arttırmaktadır. Ayrıca bu durumların ortaya çıkışı ve düzeyi bir diğeriyle ilişkilidir. Pandemi döneminde karşılaşılan olumsuzlukları engellemeye yönelik çabalar, toplumun psikolojik olarak yıpranma düzeyini azaltabilir. Anahtar sözcükler: Pandemi, Anksiyete, Depresyon, Travma sonrası stres bozukluğu

AnksiyeteCOVID 19Depresyon+5
Elif Özhan Erdem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00

İlgili konular