Lehçeler
Bu konu başlığı altında 66 tez
Boris Çındıkov'un seçme hikâyeleri esasında Çuvaşçada kelime grupları
Modern Türk lehçeleri içinde, İlk Türkçe döneminden itibaren ayrılmış olmasının yanı sıra dinleri ve kültürleri açısından da Türk dünyasına en uzak mesafede bulunan Çuvaşlar, dillerinde İlk Türkçenin arkaik özelliklerini bir hayli koruması ve kültürel anlamda farklı özellikler barındırması dolayısıyla birçok bilim insanının dikkatini çekmiştir. Çuvaşça üzerine fonetik, morfolojik ve söz varlığı açısından muhtelif bilimsel çalışmalar yapılmış olmasına rağmen söz dizimi üzerine yapılan çalışmalar yok denilecek kadar azdır. Bu boşluğu kısmen de olsa doldurabilmek amacıyla bu çalışmada, Çuvaşçanın kelime grupları eş zamanlı olarak incelenmiş ve Türkiye Türkçesinin kelime gruplarıyla karşılaştırılarak benzer ve farklı yönleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu tez, "Ön söz" den sonra 5 ana bölümden oluşmaktadır. Tezin Giriş kısmında, Çuvaşlar hakkında genel bilgi verilmiş ve Çuvaşçanın Türklük bilimi ve Türkoloji dünyası için ne denli önemli olduğu vurgulanmaya çalışılmış, ardından Çuvaşçanın söz dizimi üzerine Türkiye'de ve Türkiye dışında yapılmış literatür çalışmaları taranıp zikredilmiştir. İkinci bölümde, Boris Çındıkov'un Tuhsa Kayiççen "Ayrılmadan Önce" adlı hikâye kitabından seçtiğimiz hikâyelerin transkripsiyonu yapılmış, üçüncü bölümde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı sağlanmıştır. Dördüncü bölümde ise seçtiğimiz metinler üzerinden Çuvaşçanın kelime grupları incelenmiş ve Türkiye Türkçesiyle karşılaştırılarak benzer ve muhtelif özellikleri gösterilmeye çalışılmıştır. Beşinci bölüm olan "sonuç" kısmında da diller arasında ne kadar mesafe olursa olsun, ne kadar farklı milletlerle kültürel alışverişlerde bulunulursa bulunsun söz dizimi genetiğinin değişmediği, morfoloji, fonetik gibi diğer inceleme alanlarına oranla daha dayanıklı olduğu ve söz diziminin dilin iskeleti olduğu açıklanmıştır.
Tarihi ve çağdaş Türk lehçelerinde geniş zaman (Basit çekim)
"Tarihi ve Çağdaş Türk Lehçelerinde Geniş Zaman İfadesi (Basit Çekim)" adlı bu çalışmada Tarihi ve Çağdaş Türk Lehçelerinde geniş zaman kipinin basit çekimi ele alınmıştır. Çalışmanın amacını, kapsamını, materyal ve yöntemini açıklayan giriş bölümünden sonra tarihi ve çağdaş Türk lehçelerinde geniş zaman kipinin basit çekimi incelenmiştir. Tarihi ve çağdaş Türk lehçelerinde geniş zaman çekimi ele alınırken öncelikle Türkçenin tarihi lehçeleri olan Köktürk Türkçesi, Eski Uygur Türkçesi, Karahanlı Türkçesi, Harezm Türkçesi, Kıpçak Türkçesi, Çağatay Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi ile Türkçenin çağdaş lehçeleri olan Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Yeni Uygur Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Nogay Türkçesi, Tatar Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kırım-Tatar Türkçesi, Karaçay-Malkar Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Altay Türkçesi, Hakas Türkçesi, Tuva Türkçesi, Saha (Yakut) Türkçesi ve Çuvaş Türkçesi'nin dili ve edebiyatı hakkında kapsamlı tanıtıcı bilgiler verilmiş, daha sonra geniş zaman kipinin basit çekimi ele alınarak olumlu, olumsuz ve soru çekimleri söz konusu lehçelere ait yazılı kaynaklardan alınan örnekler ışığında, benzer ve farklı yönleri bakımından karşılaştırılarak birtakım çıkarımlarda bulunulmuştur. Böylece Türkçede geniş zaman kipinin tarihi ve çağdaş lehçelerindeki kullanımı, tarihi gelişimi, özelliklerinin ortaya konulması çabalarına katkıda bulunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe, tarihi ve çağdaş Türk lehçeleri, kipler, geniş zaman kipi, basit çekim.
Siirt Arap diyalektinde kullanılan atasözü ve deyimler üzerine bir çalışma
Tezimizde, Siirt Merkez ve Tom (İkizbağlar), Fırsêf (Dereyamaç), Fıskın (Doluharman), Isnép (Çatılı) ve Ĥalenzé gibi civar köyleri ile Tillo ilçesinde yaşayan Arapların, yerel Arap lehçesinde kullandıkları atasözleri ve deyimlerini konularıyla ele aldık. Bu bağlamda öncelikle Siirt'in tarihi, Arap dili ve Arap lehçeleri gibi konuları; akabinde Siirt Araplarını ve Siirt Arapçasını; en son da tezimizin esas konusunu teşkil eden Siirt'te yaşayan Arapların atasözleri ve deyimlerini inceledik. Tezi hazırlarken söz konusu yerleşim merkezlerinde birtakım saha araştırmalarına da başvurduk. Böylece unutulmaya yüz tutmuş Siirt Arapçasını bir nebze de olsa kayıt altına almaya ve özellikle de atasözleri ve deyimleri özerinde Siirt ve çevresinde konuşulan Arap lehçesinin zengin bir diyalekt olduğunu göstermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Arapça, Siirt, Rıstak, Atasözleri, Deyimler,
Mahallemi lehçesinde fiiller ve fasih Arapçadaki fiillerle karşılaştırması
Bu araştırmada, Mardin'in Midyat İlçesinde konuşulan Mahallemi Arap diyalektinde yer alan fiiller ele alınmıştır. Midyat ve civarında konuşulan Mahallemi Arap diyalektinde yer alan fiiller sesbilim, biçimbilim ve sözdizimi bakımından betimlenerek, fiillerin Fasih Arapçadaki fiillerle karşılaştırması yapılmıştır. Üç bölümden oluşan tez çalışmamızın birinci bölümünde genel anlamda Midyat ve Midyat'ta yaşayan Mahallemi topluluğu hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Mahallemi Arap diyalektinde kullanılan fiillerin incelemesi yapılmış ve fiillerin zamirlerle kullanımı ele alınmıştır. Fiillerin zamirlerle kullanıldığında uğradıkları değişiklikler ile fiillerin cümle içinde kullanımları işlenmiştir. üçüncü bölümde de içinde lehçe ve lehçedeki fiillerin kullanımına örnek oluşturan farklı kategorilerdeki metinlerin orijinallerine Türkçe çevirileriyle birlikte yer verilmiştir. Günümüzde Midyat ve civarında konuşulan Mahallemi Arap diyalektinde yer alan fiillerin sesbilgisi, biçimbilgisi ve sözdizimi bağlamında Fasih Arapçadaki fiillerin belirgin özelliklerini taşıdıkları, fiillerin muttasıl (bitişik) zamir ve bazı edatlarla kullanıldığında harf türemesi ve ses düşmesi gibi bazı ses olaylarına uğradıkları, lehçenin özellikle son dönemlerde Türkçe'den etkilenmiş olduğu ve bu durumun lehçedeki fiiller üzerinde de görüldüğü, lehçeye Türkçe ve Kürtçeden fiillerin girerek bu fiillerin leçedeki fiil yapısına uyarlandıktan sonra kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Midyat, Mahallemi, Arap, lehçe, fiiller.
Siirt Arapçasının sözlü kültür unsurları bağlamında incelenmesi
Bu çalışmada, Siirt merkez ve ona bağlı bir ilçe olan Tillo ve Rıstâḳ olarak adlandırılan bölgede yer alan köylerde (İkizbağlar (Tôm), Fersaf, Çatılı (Snép), Ḥelenzé ve Fískén'de (Doluharman) kullanılan sözlü kültür unsurları ele alınacaktır. Çalışma, Siirt Arapçasını imkânlar ölçüsünde kayıt altına almak ve gelecek nesillere bu mirası aktarmak maksadıyla hazırlanmıştır. Bu anlamda lehçede asırlardır varlığını devam ettiren söz varlıklarının derlenip kayıt altına alınması amaçlanmıştır. Siirt Arapçası, yazılı bir kültüre sahip olmamakla birlikte sahip olduğu zengin sözlü kültür ürünleri sayesinde günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir. Çalışmada Siirt Arapçasının genel özellikleriyle ilgili bilgi verildikten sonra bölgede kullanılan ve halk arasında nesilden nesile şifahen aktarılarak günümüze kadar gelen atasözleri, deyimler, hikâyeler, şarkılar, türküler, tekerlemeler, bilmeceler ile dua ve beddua cümleleri derlenerek incelenmiştir. Bu anlamda lehçeye ait söz varlıkları mümkün mertebe kaynak kişilerle yapılan yüz yüze mülâkatlarla derlenmiş, elde edilen bulgular, lehçebilim ve dilbilim alanlarının gerektirdiği bilimsel yöntemlerle incelenmiş, lehçede bölgeler arasındaki farklılıklara yer yer temas edilmiş ve sözlü kültür ürünlerinde yer alan birtakım kelimelerin Fasih Arapça ile mukayesesi yapılmıştır. Bu sayede öncelikle Siirt Arapçasının sahip olduğu sözlü kültür ürünlerinin bir kısmının kayıt altına alınması sağlanmış olacaktır. Ayrıca lehçenin muhafazasında ilgili söz varlıklarının etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte ilgili çalışma, Siirt Arapçasının akademik camiaya tanıtımına ve lehçenin yaşatılmasına yönelik farkındalık oluşmasına katkı sağlamayı hedeflenmiştir.
Sahabenin kıraati ve kaynaklık değeri
Kıraat olgusu İslâm ilimleri arasında erken sayılacak bir dönemde yerini almış ve günümüze kadar gündemdeki canlılığını korumuştur. Bu hususu sağlayan unsurların başında kıraatlerin bünyesinde barındırdığı farklı vecihlerin kaynak olmaya elverişli olabilmeleridir. Kıraatlerin Hz. Peygamber'le başlayan serüveni sahâbe, tâbiîn ve sonraki nesiller boyunca gündemden düşmeyen bir konu haline gelmiştir. Bunun yanı sıra kıraatler Kur'ân'ın anlaşılması için ilk dönemlerden beri İslâm âlimlerinin gündeminden düşmeyen konulardan biri olmuştur. Kıraatler, İslâm dünyasında olduğu gibi dışında da birtakım farklı reaksiyonların gelişmesine sebep olmuştur. Bu disiplin esasında tefsir, kelam, fıkıh, Arap dili gibi farklı ilimlere kaynaklık etmesinin yanı sıra, alanda çalışan her bir araştırmacının nassları anlama noktasında farklı okuyuş vecihleriyle ilgilenmesini zorunlu kılmaktadır. Bazı çalışmalarda sahâbe kıraatlerinin ya dil olgusu ya da tefsir boyutu parçacı bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bu çalışmada kıraatlerin sadece dil ve tefsir boyutunu ele alan parçacı yaklaşım yerine, konunun bütünselliğini yansıtma adına genel bir yaklaşım sergilenerek, farklı başlıklar altında sahâbe kıraatlerinin kaynaklığı meselesi ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır. Öte yandan İslâm dünyası dışında kıraatlere karşı yapılan olumsuz eleştirilere, çalışmanın ana konusunu teşkil etmemesi ve konunun mecrasından çıkmaması düşüncesiyle değinilmemiş olup, mesele ilgili çalışma alanlarına bırakılmıştır. Kur'ân'ın, Kureyş diliyle anlaşılması için bu dilin etrafındaki farklı lehçelerin, belli bir zamana kadar bu lehçeye dâhil edildikleri bilinmektedir. İlerleyen zaman dilimlerinde yazı ve okuma kültürünün yaygınlık kazanmasıyla tek lehçede Mushaf yazılmış, çoğaltılmış ve okunmuştur. Kur'ân, vahye dayanması hasebiyle kendisinde bir çelişki barındırmadığı gibi, onu anlamlandırma gayretinde olan kıraat vecihleri de aynı şekilde tutarsızlıktan uzak kalmıştır. Sahâbe okuyuşlarını Hz. Peygamber'e tashih ettirip, sağlam bir zemine oturttukları gibi sonraki nesiller de bu kıraatleri senetleriyle, Mushaf'a uyumuyla ve Arap dili kaidelerine uygunluğuyla geliştirdikleri farklı yöntemler çerçevesinde kendilerinden sonraki kuşaklara aktarmışlardır. Bu doğrultuda zamanla sahâbe kıraatleri etrafında ekoller ortaya çıkmıştır.
Pre-service and in-service English language teachers' attitudes towards English dialects and dialect self-awareness
As the world globalized and the people on it became global citizens with cosmopolitan identities, it was realized that English that functions as a channel for communication, which is called 'lingua franca', is not expressed as a plural noun, it is not a single constitution, even though it's not expressed as a plural. It has a variety within itself in terms of its acoustical and lexical features which brought the terms 'accent' and 'dialect' into the literature. They comprise an important field to investigate with the contribution of the speakers and teachers of English. As they are the transmitter of the knowledge of language, the teachers have a great vitality on the issue because their attitudes and perspectives are transferred to the learners directly. For that reason, this study inspects the attitudes and awareness of the prospective and practitioner teachers as well as their positions on the integration of accents in ELT before they take stage of education. A semantic differential scale enriched with MGT was applied to 50 freshman students, 50 senior students from ELT and 20 in-service teachers from School of Foreign Languages at Hacettepe University, while interviews were conducted with 19 participants from the same groups. Finally, American English was found to be the most favored accent, while native accents were preferred to the non-native ones in general. Furthermore, exposure at school or via media was observed to be significant determiners of attitudes and awareness. That is probably the reason of the fact that both of them increases going from freshman students to in-service teachers.
Çağdaş ve tarihi Türk lehçeleri interaktif platformu
Sürekli ve çok hızlı gelişmekte bilişim teknolojisi dil incelemelerinde de yoğun olarak kullanılmakta, özellikle bilgisayar bilimleri ile dilbilim iş birliği yapması sonucu yeni araştırma alanları ortaya çıkmaktadır. Yirmiyi aşkın yazı dilini ve pek çok konuşma varyantını içine alan ve geniş bir coğrafyada milyonlarca insanlar tarafından konuşan Türk dilleri pek çok araştırmaya konu olmaktadır. Ancak yeni teknolojilerle Türk dili araştırmalarının birleştirilmesinde, ciddi eksiklikler vardır. Oysa eğitim ve araştırma imkânlarını güçlendirmek için Türk dili araştırmalarında teknoloji kullanımı vazgeçilmez durumdadır. Bir deneme olarak bu tezde, Türk dilleri ve Türkoloji anlamında araştırma, alan araştırması verileri, sözlükler gibi değişik türden işlenmiş veya ham verinin bir araya getirilip yayınlanabileceği interaktif bir platformun hazırlanması amaçlanmaktadır. Bu platform sayesinde araştırmacıların ve öğrencilerin bilgiye daha kolay ulaşma imkanı olacak, farklı Türk dillerinde verilerin yer almasıyla da birbirine ekonomik ve kültürel olarak yakınlaşan Türk dil ve lehçelerini konuşanların birbirlerini daha iyi anlamlarına da katkı sağlayacaktır.
Kıpçak lehçelerinde kök fiiller (Tarihî-karşılaştırmalı söz varlığı incelemesi)
Bu çalışmada Genel Türk dilinin Kuzey kolu olarak adlandırılan Kıpçak grubundaki on çağdaş lehçenin kök fiilleri Eski Türkçe ve Kıpçak yadigârları üzerinden tarihî-karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir. Tezin Giriş bölümü Kıpçaklar, Kıpçakça ve çağdaş Kıpçak lehçeleri hakkındaki bilgilerin değerlendirilmesi ile oluşmuştur. Tezdeki incelemenin Ses Bilgisi bölümü tarama ile elede edilen Kıpçakça kök fiillerin, ses bilgisi yönünden tahliline dayanır. Bu bölüm, ses varlıkları, ses değişmeleri ve ses olaylarını içermektedir. Şekil Bilgisi başlığı altında kök fiil kavramı ele alınmış ve çağdaş Kıpçakçanın söz varlığı açısından işlenmiştir. Anlam Bilgisi bölümünde ise, tarihî-karşılaştırmalı yöntemle kök fiillerin anlam özellikleri incelenmiştir. Böylece çağdaş Kıpçak lehçelerinin kök fiillerinin hem Eski Türkçe ve tarihî Kıpçakça kaynaklarından itibaren takip edilebilen şekil, ses ve anlam özellikleri hem de aynı gruba mensup on çağdaş lehçenin birbirleriyle olan ilişkileri ortaya konmaya çalışılmıştır.
Dîvânu Lugâti't-Türk'teki coğrafȋ terimlerin tarihî ve çağdaş Türk lehçeleriyle fonetik ve semantik açıdan karşılaştırması
"Dȋvȃnu Lugȃti't-Türk'teki Coğrafȋ Terimlerin Tarihî ve Çağdaş Türk Lehçeleriyle Fonetik ve Semantik Açıdan Karşılaştırması" bir yeradbilimi çalışmasıdır. Tezin giriş bölümü coğrafȋ terimler ile ilgili bilgileri içermektedir. Tezin birinci bölümünde DLT'de geçen coğrafȋ terimler tespit edilerek yeradbilimin alt kollarına göre agroonimik (bağadcıl), anemonimik (rüzgâradcıl), dromonimik (yoladcıl), hidronimik (suadcıl), oronimik (dağadcıl), oykonimik (orunadcıl) ana başlıkları altında incelenmiştir. Tezin ikinci ve üçüncü bölümlerinde söz konusu leksik birimler ses ve anlam açıdan incelenmiş, Eski Türkçeden günümüz Türk lehçelerine kadarki yaşanan ses ve anlam değişiklikleri ortaya konmuştur. Tezin son bölümünde DLT'de geçen coğrafȋ terimlerin tarihȋ ve çağdaş Türk lehçelerindeki (Türkiye Türkçesi, Kırgızca, Özbekçe ve Tıvaca'daki) karşılıkları anlam ve kaynaklarıyla beraber sunulmuştur. Tezin sonuç kısmında elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: DLT, yeradbilim, yeradı, coğrafȋ terim.
Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil eklerinin anlambilimsel ve biçimbilimsel olarak karşılaştırılması
Zarf-fiil ekleri, her dilde olduğu gibi Türk dilinde de işlek bir biçimde kullanılan yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk dilinin zaman içerisinde çeşitli gruplara ayrılması, zarf-fiil eklerinin anlamsal ve biçimsel değişimlerine yol açmıştır. Bu çalışmada amaç, Eski Anadolu Türkçesi esas alınarak Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil eklerinde görülen anlamsal ve biçimsel değişiklikleri tespit etmektir. Karşılaştırma yapılırken başta Türk dünyası olmak üzere Eski Anadolu Türkçesinin önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Kitabı'na ait "Basat'ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Destan" başlıklı hikâye kullanılmıştır. Hikâyenin Dresden nüshası için Muharrem Ergin'in "Dede Korkut Kitabı I-II" adlı eserinden yararlanılmıştır. Eserin Türkiye Türkçesine aktarımı için Muharrem Ergin'in "Dede Korkut Kitabı" adlı eserine başvurulmuştur. Bu çalışmada, ilk olarak Eski Anadolu Türkçesi ve Güneybatı Türk lehçeleri tanıtılmıştır. Ardından Eski Anadolu Türkçesi ve Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil ekleri sıralanmış ve bu ekler, "İnceleme" kısmında "Basat'ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Destan" adlı hikâye üzerinden anlamsal ve biçimsel olarak karşılaştırılmıştır. Yapılan bu karşılaştırma, "Sonuç" kısmında tablolar üzerinden verilmiştir.
"Zamonaviy Turk She'riyati" adlı eserden hareketle lehçeler arası aktarmalarda görülen ifade farklılıkları ve bunların öğretilmesine yönelik yöntemler
Türk dili, geçmişten günümüze kadar geçirdiği süreçte kimi zaman siyasi kimi zaman tarihi sebeplerle farklı kollara ayrılmıştır. Bu kollar günümüzde ''Çağdaş Türk Lehçeleri'' olarak adlandırılmaktadır. Çağdaş Türk lehçeleri her ne kadar ortak bir kaynaktan gelmiş olsalar da zaman içerisinde birtakım farklılıklar ortaya çıkmıştır… Çağdaş Türk lehçeleri üzerine yapılan çalışmalar arasında aktarma çalışmaları önemli yer tutmaktadır. Aktarma, kısaca bir lehçenin başka bir lehçeye çevrilmesidir. Lehçeler arası aktarmalar, Türk dünyasının birlik ve bütünlüğünün sağlanabilmesi ve karşılıklı olarak birbirlerini anlayabilmesi için yapılmış çalışmalardır ancak kimi zaman aktarmalarda birtakım sorunlarla karşılaşılmaktadır. Her ne kadar lehçeler arasında belli oranlarda karşılıklı anlaşılırlık olsa da her lehçenin kendi söz varlığı ve gramer yapısında farklılıklar olduğundan aktarımlarda zorluk yaşanabilmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Türkçenin iki lehçesi olan Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine yapılmış bir aktarım incelenmiştir Çalışmamıza konu olan kaynak Abdulatif Abdullayev'in 2006 yılında Türkiye Türkçesinden Özbek Türkçesine aktarmış olduğu ''Zamonaviy Turk She'riyati'' adlı eseridir. Bu eserden hareketle Özbek Türkçesinin ses ve gramer özellikleri incelenmiş, aynı zamanda metindeki farklılıklar dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar: ''Kelime Yerine Başka Bir Kelimenin Kullanılması'', ''Yalancı Eş Değer Kelimeler'' ve ''Dil İçi Aktarımda İfade Farklılıkları'' olarak ele alınmıştır. Aynı zamanda lehçeler arası ifade farklılıklarının öğretilmesine yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Lehçeler Arası Aktarım, Yalancı Eş Değerlik, Aktarım Meseleleri, İfade Farklılıkları
Türkiye'de konuşulan Arap lehçeleri -Karşılaştırmalı bir inceleme-
Türkiye'de yerleşik Arap vatandaşlarımızın konuştukları anadil Arapçaya ait lehçelerdir. Bu Arapça lehçelerini konuşan vatandaşlarımızın ataları M.Ö. II. yüzyıldan itibaren Arap yarımadasının kuzeyinden göç ederek Doğu ve güneydoğu Anadolunun verimli toprakları kabul edilen Mezopotamya'ya yerleşmişlerdir. Arap Tarihçilerinin el- Cezire olarak adlandırdıkları bu bölgenin önemli şehirleri Siirt-Muş-Diyarbakır-Mardin- Şanlıurfa ve Kilistir. İslāmi Fetihlerin genişlemesiyle Anadolu'ya gelen Arap varlığı zamanla artarak, Hatay bölgesini de içine alarak Adana ve Mersin illerimizin kırsalı dahil olmak üzere geniş coğrafyaya yayılmışlardır. Arapça Türkiye'de en çok konuşulan üçüncü dildir.Yüzyıllar boyunca birçok medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadoluda çeşitli etnik guruplarla iç içe yaşayan Arap kökenli vatandaşlarımıza Türkiye Arapları da denilebilmektedir. Arap vatandaşlarımızın konuştukları Arapça sözlü kültür sayesinde yaşayabilmişse de çeşitli coğrafik ve sosyopolitik sebeplerden dolayı lehçelere ayrılmıştır. Günümüz koşulları nedenleriyle, yurdun çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Bu çalışmamızda Türkiye Araplarının konuştukları Arap Lehçelerinin dil ve üslup özellikleri, mevcut yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler incelendi. Arap vatandaşların yaşadığı bölgelere gidilerek sözlü kaynaklardan sesli ve yazılı notlar kayda geçirildi. Elde edilen tüm veriler karşılaştırılmalı incelenerek tezimize koyuldu. Anahtar kelimeler:Türkiye Arapları, Arapça, Lehçe, Harran, Hatay, Mardin, Siirt.
Irak Arapçasındaki Türkçe söz varlığının anlam bilgisi-ses bilgisi-biçim bilgisi incelemesi
Arapça ve Türkçe farklı dil ailelerine ait dillerdir. Köken olarak birbirinden farklı iki dil arasında yapısal farklılıklar da vardır ve doğal olarak farklı ses sistemlerine sahiptirler. Pek çok dilbilimci, Irak'ta konuşulan Arapça'nın Standart Arapça'nın kökeninden ve gramerinden türetildiğini söyler. Bin yılı aşkın bir süredir birlikte veya yan yana yaşayan Türk ve Arap toplumları, sosyal ve kültürel alanda olduğu kadar dil alanında da ortak bir tarihe sahiptir. Türklerin İslam'a geçmesiyle birlikte bu iki dil arasındaki etkileşim kaçınılmaz hale gelmiş ve hayatın birçok alanında binlerce kelime alışverişi yapılmıştır. Türk dilinin Irak Arap lehçesi üzerindeki etkisi birçok iş ismileri, unvanlar, sıfatlar vb. Arap dili Türkçeyi büyük ölçüde etkilese de Türkçe de doğrudan veya dolaylı olarak Arap lehçelerini etkilemiş ve bu lehçelere birçok söz varlığı kazandırmıştır. Ancak birçoğu biçim ve telaffuz açısından değişikliklere uğramıştır. Öte yandan Arap dili ünsüzlerin çoğunluğundan oluşan bir yapıya sahiptir, Ünlü bakımından zengin dillerden biri olan Türkçenin aksine. Bu çalışmada Türk dilinin Irak Arapçası üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. Irak'ta yayınlanan çeşitli kelimelerden Türkçe kelimeler, Irak'ta kullanılan günlük konuşmalar, atasözleri ve deyimler seçilerek veriler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Irak Arap lehçesinde kullanılan Türkçe kelimeler ses bilgisi, Biçim Bilgisi ve Anlam Bilgisi açısından ele alınıp incelenmiştir. Bu çalışmada Irak Arap lehçesinde Türkçe kelimelerin çeşitli örnekleri birleştirilmiş ve bu kelimelerdeki ünsüz ve ünlü değişimler gösterilmiştir. Ayrıca Çalışmada Irak hakkında tarihsel bilgiler ve Irak Arapça lehçesinin bazı özellikleri de yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Dil İlişkileri, Irak Arap Lehçesi, Söz Varlığı, Alıntı Kelime, Ses Bilgisi, Biçim Bilgisi, Anlam
Şavşat Gürcücesinde kılınış ve tematik ekler
This study investigates the morpho-syntactic features of Thematic Suffixes (TS) in Şavşat Georgian, a non-literal dialect of Georgian spoken in the northeast of Turkey. Specifically, it aims to provide an analysis on the different realisations of TS and relate these realisations with Aspect. For this purpose, we first comprehensively describe the environments in which Thematic Suffixes -ob, -eb, -av and -ev appear. Verbs with different Aktionsart features are examined in various tense conjugations. As a result of this analysis, it is argued that the presence of TS denotes imperfectivity in Şavşat Georgian. Besides, each realisation of TS specifically denotes a certain lexical aspectual class; that is, -eb denotes states, -av denotes activity, -eb denotes change of state and -ev denotes two-phase achievements. To complete the discussion on morphosyntactic features of the Thematic Suffixes, we offer a syntactic analysis based on a two-layered Aspect head following Travis (2010). In such a mechanism, TS is base generated in Inner Aspect head to mark the lexical aspectual class of the verb and then it moves into Outer Aspect head to check imperfectivity. Causative construction is also accounted for with a similar mechanism in which a certain realisation of TS, i.e. -eb, always occurs.
Voice in Istanbul Greek
The present thesis aims at analyzing the language spoken by one of the oldest communities in Istanbul: the Istanbul Greeks (Constantinopolites or the "Rums"). As a morphosyntactic analysis of Istanbul Greek, this research is the first of its kind, and is centered upon data collected from Istanbul Greeks regarding language use. Of course, this thesis focuses on a special aspect of morphosyntax, which is Voice related constructions in Istanbul Greek, such as anticausatives and passives. After an introductory chapter on the sociolinguistics of the Istanbul Greek community, the thesis proceeds with a theoretical discussion of Voice related constructions in Standard Greek, and ends with the analysis of Istanbul Greek data in terms of anticausative and passive constructions. This thesis centers upon language contact between Istanbul Greek and Turkish as a possible reason for the dialectal differences between Istanbul Greek and Standard Greek.
Pomakçadaki aplikatifler
This thesis aims at analyzing how non-core arguments are licensed in Pomak, a severely endangered language spoken in the Balkans, within the Generative Framework, focusing on ditranstive constructions, i.e. double object constructions, prepositional ditranstive constructions, and dative possessors. For the analysis of ditranstive constructions, we provide data from two dialects of Pomak, Şahin dialect spoken in Xanthi, Greece and Uzunköprü dialect spoken in Edirne, Turkey. The findings indicate that Uzunköprü dialect does not exhibit low applicative pattern in ditranstive constructions and instead, it shows the properties of prepositional ditranstive constructions based on binding, scopal relationship and weak cross-over effects unlike the Şahin dialect, which constructs ditranstive constructions via a low applicative head. The analysis of the possessor applicatives is restricted to Uzunköprü dialect and we show that applicative possession in Pomak cannot be analyzed, assuming that the applicative head is in the nominal domain proposed by Iovtcheva (2019) for the analysis of Bulgarian, which is the closest relative of Pomak. Finally, we show that unlike Cuervo (2003), possessor applicatives are constructed via a high applicative, which takes VP as its complement, or a higher applicative, which takes vP as its complement, the selection of which yields in a difference in meaning as a high applicative head contributes to the at-issue tier while higher applicative contributes to the not-at-issue tier.
Câhiliye dönemi Arap lehçeleri ve bazı fonetik özellikleri
Modern dönem lehçe incelemesi, çağdaş lügat araştırmalarının en önemli alanını oluşturur. Fonetik düzeydeki farklılıklar genellikle lehçeleri birbirinden ayırmaktadır. Arapların çeşitli bölgelerde ve dağınık kabileler hâlinde yayılmaları neticesinde oluşan ilk dönem Arap lehçeleri ile ilgili bu çalışmamızda fonetik düzeydeki bu farklılıklar incelenmektedir. Arap lehçelerinin bir kısmı unutulup giderken bir kısmı da adım adım ilerleyerek gelişme katetmiştir. Lehçelerin kuvvetli olanlarının zayıf özelliğe sahip lehçeler üzerinde baskın olması, bu iki lehçenin birleşmesine ve böylece kendine has özelliğe sahip yeni bir lehçe oluşumuna yol açar. Arap kabilelerinin sayıca çok olması, bütün kabilelerin lehçelerini ayrı ayrı araştırılmasını zorlaştırır. Bundan dolayı ilk dönem Arap lehçelerini bedevi ve şehirli olmalarını göz önünde bulundurarak ve kabileler şeklinde incelenmektedir. Bedevi ve medeni kabilelere ait lehçeleri de, dil özellikleri bakımından ayrıca fasih ve radî/makbul olmayan lehçelere ayrılmaktadır. Dil ve diğer kitaplar aracılığıyla, ilk dönem kaynaklarından edindilen fasih dil âlimlerinin koymuş olduğu kriterler doğrultusunda araştırmamız tamamlanıldı. Bu kaynaklar, Kur'an kıraati, şiir ve nesri ihtiva ederken delil getirme bakımından da bize fayda sağladı. İlk dönem Arap lehçeleri arasındaki farklılıkları incelerken, fonetik düzeyde bazı olgulara değinilmektedir. Bu olguları, 'hemze', 'idgam', 'imâle' ve 'lugavî ibdâl' başlıkları altında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Kıpçak grubu Türk lehçelerinde çekim eklerinin kalıplaşması
Çekim eki kalıplaşmaları, isim veya fiil çekim eklerinin çeşitli nedenlere ve dilin kendi ihtiyaçlarına bağlı olarak var olan görevlerinin dışında pekiştirme veya türetme gibi farklı işlevlerde eklendiği kelimeyle kaynaşarak kalıcı sözcük türleri oluşturmalarıdır. Bu kalıplaşmalar; çok yönlü, genellenemeyen, sınırlandırılamayan, anlam bilimiyle dil biliminin ortak ürünleri şeklindedir ve oluşumları birçok nedene dayanır. Bu çalışma, "Giriş", "Türkçede Çekim Eki Kalıplaşmaları", "Kıpçak Grubu Türk Lehçeleri ve Çekim Eki Kalıplaşmaları", "Sonuç ve Öneriler" olmak üzere dört bölüm şeklinde hazırlandı. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı, çalışmanın yöntemi ve kullanılan kaynaklar hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde çekim eki kalıplaşmalarının Türkçedeki genel durumuna ve konuyla ilgili yapılmış çalışmalara değinilip çekim eki kalıplaşmalarının özellikleri ve nedenleri belirlendi. Üçüncü bölümde tarihte ve günümüzde Kıpçak Türkleri ve Kıpçak Türkçesi hakkında bilgi verildi. Ardından Kıpçak grubu Türk lehçelerinde ilgili çekim ekinin tanımı, özellikleri ve tarihî değişimi açıklanıp kalıplaşmaların yol açtığı ses değişimleri ve oluşturdukları yapılar incelendi, çekim ekleri kalıplaşma nedenleri bağlamında değerlendirildi ve kalıplaşmayla oluşmuş sözcükler örnekleriyle beraber lehçe başlıklarında sıralandı. Son bölümde, elde edilen sonuçlar açıklandı ve öneriler verildi. Türkçenin iç dinamiği ve ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleşip dildeki açığı kapatmayı, ihtiyacı gidermeyi, dili daha sanatsal, daha işlek ve akıcı hâle getirmeyi sağlayan çekim eki kalıplaşmaları Türkçenin söz varlığını oluşturmak ve var olan söz varlığını geliştirmek açısından son derece önemlidir. Bu çalışmayla kalıplaşmalar, bütün yönleriyle ele alınmış, konuyla ilgili açığa kavuşturulmayı bekleyen meseleler, kalıplaşmış kelimeler ve cümle örnekleriyle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın çekim eki kalıplaşmalarının Türkçedeki genel görünümü, önemi ve geleceği açısından yapılacak çalışmalara ve Kıpçak grubunun söz varlığı ve sözcük türü özelinde yürütülecek olan araştırmalara yol gösterici ve yardımcı olması amaçlanmaktadır.
Sâmî dillerinin Arap lehçelerine etkisiyle ilgili müsteşriklerin görüşleri
İnsanların, toplumların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan araç dildir. Her milletin kendine özgü bir dili ve o dilin türlü türlü lehçeleri vardır. İnsanlar ve toplumlar çeşitli nedenlerle birbirleriyle bağlantı kurmaktadır. Farklı kültürlere sâhip toplumlar birbirleriyle irtibâta geçince birbirlerinden etkilenmektedirler. Sâmî ırkından olan toplumlar akrabadırlar ve bugün olduğu gibi geçmişte de birbirlerine yakın coğrafyalarda yaşamışlardır. Sâmî kavimler arasındaki etkileşim, dillerine ve o dillerin lehçelerine de yansımıştır. Daha açık bir ifadeyle Sâmî toplulukların siyâsî, ticârî, kültürel irtibâtlar kurması; hem kendilerinin hem de dillerinin birbirine tesir etmesini sağlamıştır. Sâmî dilleri, bu dil ailesinde önemli bir konuma sâhip olan Arap dilinin lehçelerine çeşitli biçimlerde etkide bulunmuştur. Sâmî dillerinin Arap lehçelerine etkilerini görünür kılan Sâmî kitâbeleri, bu hususta araştırmacılar açısından önemli bir kaynak olmuştur. Doğu toplumları ve kültürleri hakkında araştırmalar yapan müsteşrikler Sâmî kitâbelerinin keşfedilmesinde ve Sâmî dillerinin Arap lehçelerine hangi yönlerden tesir ettiğinin anlaşılmasında önemli bir rol oynamışlardır. Bu çalışma, Sâmî dillerinin Arap lehçelerine etkileri konusunda oryantalistlerin görüşlerini ele almayı hedeflemiştir. Bu amaçla literatür taraması yapılmış, çalışmada nitel araştırma ve karşılaştırmalı dilbilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma neticesinde; Semûd, Safevî, Lıhyânî, Nemâre, Zebed, Harrân ve Ümmü'l-Cimâl Kitâbelerinde Sâmî dillerinin Arap lehçelerini etkilediği, şarkiyâtçıların bu kitâbelere önem verdiği ve bunlar hakkında ciddi araştırmalar yaptığı görülmektedir. Müsteşrikler bahsedilen kitâbeleri bulmak ve incelemek için kitâbelerin olduğu bölgelere keşif yolculukları yapmış, bazı kitâbeleri kendi ülkelerine götürüp müzelere bağışlamışlardır.
İdil Bulgar Türkçesi ve Çuvaş Türkçesi üzerine karşılaştırmalı dil incelemesi (Ses ve şekil bilgisi)
İdil Bulgar ve Çuvaş Türkçeleri diğer Türk lehçelerinde görülmeyen özgün özelliklere sahip Türk lehçeleridir. Sahip oldukları bu özgün özelliklerinden dolayı diğer Türk lehçelerinden ayrılır ve Türk dilinin bağımsız bir kolunu oluştururlar. Bu nedenle İdil Bulgar ve Çuvaş Türkçeleri araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Tarihî bir Türk lehçesi olan İdil Bulgar Türkçesi İdil Bulgar hanlığında konuşulmuş ve yazılmıştır. Moğolların İdil Bulgar hanlığına son vermesiyle önemini yitiren İdil Bulgar Türkçesi zamanla konuşurları tarafından unutulmuş, geriye bu lehçe ile yazılan mezar taşlarından başka bir şey kalmamıştır. Mezar taşlarının keşfedilmesiyle birlikte İdil Bulgar Türklerinin dili araştırmacılar tarafından irdelenmiş ve Çuvaş Türkçesiyle ortak özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmada İdil Bulgar ve Çuvaş Türkçelerinin ses ve şekil özellikleri tanımlanarak karşılaştırılacak ve iki Türk lehçesinin ortak yönleri ile farklılıkları tespit edilecektir. Bu noktada, yer yer diğer tarihî ve çağdaş Türk lehçelerine de başvurulacaktır
Tarihi Türk şiveleri ve günümüz Oğuz Grubu şivelerinde olumsuzluk ifadesi
Türk dilindeki olumsuzluk ifadesi, Türk dilinin ulaşılan ilk metinlerinden günümüze ve günümüz batı gurubu şiveleri üzerinde incelenmiştir. Çalışma üç ana başlık altında yapılmıştır. İsimlerde olumsuzluk, Fiillerde olumsuzluk Edatlarda olumsuzluk Bu tasnif anlam ve şekil olumsuzluğu göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Şekil olumsuzluğu ile, olumsuzluk ekleri vasıtasıyla oluşturulan olumsuzlukları, anlam olumsuzluğu ile ise, kelimelerin bir olumsuzluk eki almadan yalın halde ifade ettikleri olumsuzluğu kastettik.
Günümüz Siirt Arapçası
Bir toplumu meydana getiren insanlar aynı zamanda ortak bir kültür de oluştururlar. Bu kültürün hem bir unsuru hem de taşıyıcısı dildir. Bu yüzden, dil bir milletin kimlik ve kültürünün çok önemli bir simgesidir. Geçmişten bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu'da Türkçe haricinde birçok dil konuşulmaktadır. Bu dillerden birisi de çoğunluğu VII. yüzyılın ikinci yarısında Siirt'e yerleşmiş Araplar tarafından konuşulmakta olan Arapçadır. Yüzyıllar boyunca yaşamını bu topraklarda sürdüren Araplar arasında bu dil nesilden nesile sözlü olarak aktarılmıştır. Çeşitli sebepler ve bölgede konuşulan diğer dillerle etkileşim sebebiyle, diğer Arap lehçelerinden yapı, özellikle de kelime noktasında farklılaşmasına neden olmuştur. Dil ve lehçe dil kuralları ve telaffuz bakımından değişime açık bir yapıya sahiptirler. İşte bu değişikliklerin takip edilmesi, anlaşılabilmesi için dil ve lehçelerin bulunduğu coğrafya, tarihi, kültürü, dil yapısı ve geçirdiği aşamaların da bilinmesinde zaruret vardır. Çalışma, sadece belirli bir bölgedeki Arap kökenli vatandaşlarımızın kültür ve dil yapılarının incelenmesini kapsamaktadır. Bu çalışmanın öncelikli hedeflerinden birisi, Anadolu'ya yaklaşık on üç asır önce gelip yerleşen Arap vatandaşlarımızın kullanmaya devam ettikleri bu mirası kayıt altına almak ve korunmasına katkı sağlamaktır.
Oğuz grubu Türk lehçelerinde kadınla ilgili söz varlığı
Türkçede ve Türk coğrafyasında kadınla ilgili çok fazla çalışma yapılmıştır fakat bir lehçe grubunda kadına dair söz varlığını kapsayan bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada Oğuz grubu Türk lehçelerinde kadın ve kadına dair kavram alanları tespit edilmiş, sınıflandırılmış ve kavram alanlarının lehçeler arası karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın giriş kısmında genel olarak söz varlığından bahsedilip kadınla ilgili yapılan daha önceki çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın ana kısmı iki bölüme ayırılmıştır. İlk bölümde Oğuz grubuna dahil olan Türkiye Türkçesi, Gagauz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmen Türkçesinin alfabe süreçleri ve kullanım sahaları belirtilmiştir. Toplumsal yapının en önemli unsuru olan kadının dil ve edebiyattaki yerine, toplumdaki değişmelerin kadın üzerinden nasıl gösterildiğine Oğuz grubu lehçeleri üzerinden değinilmiştir. Türk tarihinin ortak değerleri olan Orhun Yazıtları, Dîvânu Lugâti't-Türk ve Dede Korkut'ta kadının yerine dair bilgi verilmiştir. Çalışmanın ana kısmının ikinci bölümünde Oğuz grubu Türk lehçelerine dair kadın ve kadın cinsiyetine dair kavramlar tespit edilerek on altı başlık altında sınıflandırılmıştır. Her başlığın altında değerlendirme kısmına yer verilmiştir. Bu kısımda disiplinler arası etkileşim göz önüne alınarak diğer bilim alanlarındaki kadınla ilgili çalışmalardan yararlanılmıştır. Çalışmanın kadına bakış açısını, kadının toplumdaki yerini ve lehçelerde bu konuya dair farklılıkların ve benzerliklerin görülmesi açısından başka çalışmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelime: Kadın, Lehçe, Söz Varlığı, Oğuz Grubu.