Health belief model

66 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sigara bırakma davranışlarını değerlendirmek için sağlık inanç modeli'ne dayalı ölçek geliştirme

Metadolojik türdeki bu çalışma, sigara bırakmaya yönelik davranışları açıklayabilmek ama-cıyla Sağlık İnanç Modeli temelli bir ölçek geliştirilmek için yapılmıştır. Veriler online anket yöntemi ile Eylül 2020 – Şubat 2021 tarihleri aralığında araştırmaya katılmayı kabul eden 720 birey ile tamamlanmıştır. Araştırmanın evrenini sigara içtiğini belirten 18 yaş üzeri ye-tişkin bireyler oluşturmaktadır. Veri toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu ve Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) kullanılmıştır. İstatiksel analizi SPSS 26.0 ve AMOS istatistik paket programında yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışması için ilk aşamada kapsam geçerliliği için 10 uzman görüşüne başvurulmuştur. Değerlendirme-ler sonucunda ölçekte yer alan 1 ifade (madde 73) .62'nin altında değer aldığı için ölçekten çıkarılmıştır. Modelin güvenirliğini test etmek için Cronbach Alpha iç tutarlılık analizi, Madde-Toplam Korelasyonu ve Test-Tekrar Test, yapı geçerliğini ve faktör yapısını test etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde maddelerin faktör yüklerinin birinci faktörde .535 ile .783 arasında, ikinci faktörde .715 ile .804 arasın-da, üçüncü faktörde .593 ile .797 arasında, dördüncü faktörde ise .590 ile .690 arasında değer aldığı izlenmiştir. Ölçekteki maddelerin Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) değeri 0.988, Kapsam Geçerlik Ölçütü (KGÖ) değeri ise 0.800 olarak tespit edilmiştir. KMO de-ğeri 0.926 ve Bartlett's testi değeri 16489,65 (p<0.001) olarak belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin, ki-kare istatistiğinin serbestlik derecelerine oranı CMIN/DF: 3,68; (RMSEA) 0.06; (GFI) 0,85; (RMR) 0,10; (AGFI) 0,82 ve (CFI) değeri ise 0,95 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerliği için yapılan doğrulayıcı faktör analizi uyum değerleri istenilen düzeyde yeterli bulunmuştur. Ölçeğin güvenilirliği için yapılan iç tutarlılık analizi cronbach alfa değerlerinin birinci faktör (Algılanan Duyarlılık ve Ciddiyet) için 0.93, ikinci faktör (Algılanan Engel) için 0,91, üçüncü faktör (Öz Yeterlilik) için 0,85 ve dördüncü faktör (Algılanan Yarar) için 0,86 olduğu belirlendi. Ölçekten, model gereği toplam puan hesaplanmadığı için sadece alt boyutları için Cronbach alfa değeri hesaplan-mıştır. Ölçeğin test-tekrar test puan ortalamaları arasındaki uyumluluğu gösteren Pearson korelasyon analizinde, Algılanan Duyarlılık-Ciddiyet ve Öz Yeterlilik boyutlarında iki öl-çüm arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,507 p<0,002, r=0,477 p<0,004). Ancak Algılanan Engel ve Algılanan Yarar boyutlarında iki ölçüm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (r=0,171 p>0,05, r=0,117 p>0,05). Analiz-ler sonrasında 37 maddeye inen Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) duyarlılık ve ciddiyet algısı, engel algısı, öz yeterlilik ve yarar algısı ol-mak üzere dört alt boyut içermektedir. Ölçeğin değerlendirilmesi alt boyutlar üzerinden gerçekleştirilir. Bu çalışmada geliştirilen ölçüm aracının farklı dil ve kültürlere adaptasyonu yapılarak geniş bir kullanım alanı bulacağını ve sigara ile mücadele eden birey ve kurumlara önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

BağımlılıkGüvenilirlik ve geçerlilikHalk sağlığı+6
Nursena Alagöz
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Testis kanseri ve kendi kendine testis muayenesine yönelik inanç ve tutumlar ile kadercilik eğilimi arasındaki ilişki

Bu çalışma, sanayi sektöründe çalışan genç erişkin erkeklerin testis kanseri ve kendi kendine testis muayenesine yönelik inanç ve tutumları ile kadercilik eğilimi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Eylül 2020 – Şubat 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ili Şehitkamil ilçesi sanayi sitesinde yer alan iki fabrikada çalışan 18-35 yaş arası 201 işçi oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmeksizin çalışma, araştırmaya katılmayı kabul eden 201 işçi ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında sosyo-demografik özellikleri ve testis kanseri ve kendi kendine testis muayenesine yönelik soruları içeren Tanıtıcı Bilgi Formu, Testis Kanseri Taramalarında Champion'un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği ve Kadercilik Eğilimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 23,0 istatistik paket programında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik ve ortalama değerleri ve normalite testis sonucuna göre t testi, varyans analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için ölçeğin Türkiye geçerlilik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlardan yazılı izin, SANKO Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan etik kurul izni, çalışmanın yapılacağı fabrikalardan kurum izni ve katılımcılardan sözlü onam alınmıştır. Çalışma bulgularına göre bireylerin %37,8'i 25-30 yaş grubunda, %63,2'si evli, %37,8'si lise öğrenimine sahip ve %52,7'ünün gelir giderinden azdır. Bireylerin, Champion Sağlık İnanç Model Ölçeği (CSİMÖ) duyarlılık algısı alt boyutu puan ortalaması 11,49±4,55, önemseme/ciddiyet algısı alt boyutu puan ortalaması 19,31±7,05, yarar algısı alt boyutu puan ortalaması 8,96±3,28, engel algısı alt boyutu puan ortalaması 12,69±4,56, öz etkililik algısı alt boyutu puan ortalaması 15,26±5,96 olarak hesaplanmıştır. Bireylerin yaş, medeni durum ve eğitim durumuna göre Testis Kanseri Taramalarında Champion'un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Gelir, KKTM ve testis kanseri hakkında eğitim almayı isteme, KKTM yapma ve KKTM yapmayı bilme durumuna göre bireylerin Testis Kanseri Taramalarında Champion'un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin Kadercilik Eğilimi Ölçeği toplam puan ortalaması 67,61±11,35, önceden belirlenmişlik alt boyutu puan ortalaması 24,59±6,92, kişisel kontrol alt boyutu puan ortalaması 15,99±5,56, batıl inanç alt boyutu puan ortalaması 15,64±5,36, şans alt boyutu puan ortalaması 11,38±3,81 olarak hesaplanmıştır. Bireylerin yaş, medeni durum, gelir durumu, son bir yılda KKTM yapma, testis kanseri ve KKTM hakkında bilgi alma ve KKTM yapmayı bilme durumuna göre Kadercilik Eğilimi Ölçeği toplam ve tüm alt boyutları puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Eğitim düzeyi ve KKTM ve testis kanseri ile ilgili eğitim almak isteme durumuna göre Kadercilik Eğilimi Ölçeği Kişisel Kontrol alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin Kadercilik Eğilimi Ölçeği toplam puanı ile Champion'un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği Duyarlılık Algısı alt boyutu, Önemseme/Ciddiyet Algısı alt boyutu ve KKTM Engel Algısı alt boyutu puanları arasında pozitif yönde çok zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

KadercilikKendi kendine muayeneNeoplazmlar+4
İnan Can Gündüz
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin ebeveynlerin çocukluk çağı aşıları hakkındaki bilgi, davranış ve tutumları ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Ankara ilinin dört merkez ilçesinde yer alan aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-59 ay arasında çocuğu bulunan ebeveynlerin, pandemi döneminde ülkemizde yapılan çocukluk çağı aşılamalarına yönelik bilgi, tutum, davranışlarını ve buna etki eden faktörler değerlendirilmiştir. Araştırma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik araştırmadır. Veriler yüzyüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Toplam 205 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada "Koronavirüs Korkusu Ölçeği" ve "Sağlık İnanç Modeli'ne dayalı Aşı ile İlgili Toplum Tutumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek puanı arttıkça Koronavirüs korkusu artmaktadır. Ebeveynler Koronavirüs Korkusu Ölçeğinden orta-yüksek düzeyde puan almıştır. Yakınlarında sağlık çalışanı olanların, COVID-19 hastalığı geçirenlerin, COVID-19 aşısı olanların, çocuklarının aşısını tam yaptıran ebevyenlerin Koronavirüs Korkusu Ölçeğinden daha yüksek puan aldığı bulunmuştur. Çalışmada ebeveynlerin %27,8'i pandemi döneminde çocukluk çağı aşılarını ertelemiştir. Aşıları ertelemenin en sık nedeni COVID-19'a yakalanma korkusu olduğu bulunmuştur. COVID-19 aşısı olan ebeveyenlerin SİM puan ortalaması aşı olmayanlardan daha yüksektir. "Aşı ile ilgili toplum tutumu sağlık inanç modeli ölçeği" puanı arttıkça "Koronavirüs korkusu ölçeği" puanı da artmaktadır. Koronavirüs korkusu ile aşı ile ilgili algılanan ciddiyet, algılanan yarar, algılanan engel, sağlık sorumluğu (SİM) alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki söz konusudur. SİM; ebeveynlerin aşılara karşı inançlarını ve tutumlarını belirleyen önemli bir göstergedir. Koronavirüs korkusu fazla olan ebeveynlerin aşılara karşı olumlu tutumlara sahip olması ve çocuklarına aşı yaptırma konusunda daha fazla istekli olması istenen ve beklenen bir durumdur. COVID-19 salgını sırasında rutin çocukluk çağı aşılamalarındaki gecikmeleri azaltmak için birinci basamak sağlık hizmetleri ve halk sağlığı stratejileri geliştirilmeli daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.

Aşı tereddüdüAşılamaAşılar+6
Kübra Gündüz Cebeci
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sağlık inanç modeline göre COVID-19 salgınında maske kullanımına uyum davranışlarının saptanması

Tanımlayıcı olan bu araştırma, Sağlık İnanç Modeli kapsamında Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik ve Mühendislik Fakülteleri birinci sınıf öğrencilerinin yeni koronavirüs hastalığı (COVID–19)'dan korunmaya yönelik davranışlara uyumu ve COVID-19 risk algılarını araştırmak amacıyla planlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'ne kayıtlı birinci sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma 20.12.2021- 20.04.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında dekanlıkları aracılığı ile öğrencilere çevrimiçi anket formu iletilmiştir. Araştırmaya Hemşirelik Fakültesi'nden 103, Mühendislik Fakültesi'nden 90 kişi katılmıştır. Anket formu iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tanıtıcı sosyo-demografik özellikler soruları yer almaktadır. İkinci bölümde 'COVID-19'dan korunmaya yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği' uygulanmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,858, doğrulayıcı faktör analizi sonucu %73 ile geçerlik ve güvenirliği iyi düzeydedir. Veriler t-testi, ANOVA testi, pearson ki-kare testi ve Scheffe testinden yararlanılarak analiz edilmiştir. 'COVID-19'dan korunmaya yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği'nden alınan puanların yüksek olması COVID-19 risk algılarının ve maske kullanım durumuna uyumlarının iyi olduğunu belirtmektedir. Hemşirelik Fakültesi Öğrencileri (ort. 86,3±0,58) Mühendislik Fakültesi öğrencilerine (ort. 83,6±0,49) göre ölçekten daha yüksek puan almışlardır. Hemşirelik Fakültesi Öğrencileri Mühendislik Fakültesi öğrencilerine göre okulda p=0,018 ile, kapalı ortak alanlarda p=0,01 ile daha fazla maske kullanımına uyum sağlamaktadırlar. Mühendislik Fakültesi'nde kadınların COVID-19 risk algısı erkeklere göre daha yüksektir (p=0,016). Her iki fakülte de kadınlar maske kullanımına daha fazla uyumuludurlar. Araştırmanın sonuçlarına göre özellikle sağlıkla ilgili olmayan Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin sağlıkla ilgili konularda eğitim almaları konusunda gerekli önerilerde bulunulmuştur.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+6
Gülten Çiftçi
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ilinde 19-65 yaş grubu bireylerde meyve suyunun besleyici özelliklerinin sağlık açısından algısı

Son yıllarda tüketiciler artan sağlık ve refah koşulları ile içtikleri içeceklerin daha sağlıklı ve doğal olması konusunda dikkat etmektedir dolayısıyla tüketiciler yapay aromalı içecekleri tercih etmemektedirler. Meyve suları doğal ve sağlıklı olmaları nedeniyle tüketiciler arasında popüler bir seçimdir. Bu araştırma, Haziran - Eylül 2018 tarihinde başvuran, yaş ortalamaları 27,43±7,10 olan (n:213) kadın ve (n:172) erkek toplam 385 bireyin demografik özellikleri, meyve suyu algıları hakkında bilgi elde etmek ve meyve suyu tüketimlerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Veri toplama formu olarak, bireylerin demografik durumları ve meyve suyu tüketimi olmak üzere 2 ayrı bölümden oluşan araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan anket formu kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizlerleri SPSS Statistics 23 programı ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin meyve suyu tüketim sıklığı incelendiğinde, kadınların %44,6'sının ayda 1 kez, erkeklerin %30,2'sinin haftada 3-4 kez meyve suyu tükettikleri saptanmıştır (p<0,001). O günlerde meyve suyu öğün tüketimine göre kadınların %23'ü ve erkeklerin %34,9'u sabah öğününde tükettiklerini belirtmişlerdir (p<0,001). Bireylerin diyabet tanısında meyve suyu tüketimi incelendiğinde; kadınların %94,4'ünün ve erkeklerin %98,3'ünün etkisi olmadığını belirtmiştir (p<0,05). Diyabet hastası olan bireylerin meyve suyu tüketmelerinin yan etikisi olup olmadığı sorulduğunda; kadınların %5,6'sı ve erkeklerin %1,7'si yan etki görülmediğini belirtmişlerdir (p<0,05).. Meyve suyunun enerjisine dikkat etme durumu sorulduğunda; kadınların %43,2'si ve erkeklerin %33,7'sinin enerjisine dikkat ettiğini söylediği belirlenmiştir (p<0,05).

BurdurMeyve sularıMeyve suyu endüstrisi+3
Gülşah Özacar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eğitim öğretim gören lisans öğrencileri oluştururken örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 10 farklı fakültede okuyan 302 kadın ve 207 erkek toplam 509 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan 12 sorudan oluşan "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarını belirlemek için "Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği" ve Öğrencilerin sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarını belirlemek için "Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve grup içi farklılıklar için post-hoc Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre baba eğitim durumu, aile gelir durumu, ikamet yeri, sigara ve alkol kullanımı değişkenlerinde her iki ölçeğin de alt boyutlarında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Yaş, cinsiyet, anne eğitim durumu, fakülte, aktivite katılım türü, aktivite türü, aktivite katılım sıklığı, aktivite katılım nedeni değişkenlerine göre her iki ölçeğin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarında bazı değişkenler açsından farklılık olduğu tespit edilmiştir.

Fiziksel aktiviteFiziksel rekreasyonRekreasyonel aktiviteler+2
Ferhat Erdeğer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

HPV DNA (+) kadınların sağlık inanç modeli'ne göre izlem sürecindeki deneyimleri: Nitel bir çalışma

Amaç: HPV DNA (+) kadınların Sağlık İnanç Modeli (SİM)'ne göre smear testini yaptırmada etkili tutum ve davranışlarını, izlem sürecindeki deneyimlerini ve bununla ilişkili inançlarını tanımlamaktır. Yöntem: Araştırmada, nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın kavramsal çerçevesini SİM oluşturmuştur. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılarak "derinlemesine görüşme" yöntemiyle toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini, HPV DNA 16, 18 (+), LGSIL (+), HGSIL (+), ASCH (+) ve kolposkopi yapılan grup dışında kalan, belli aralıklarla pap smear ve/veya HPV DNA testi ile izlenmesi gereken HPV DNA (+) kadınlar (n: 16) oluşturmuştur. Veriler "içerik analizi" ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya alınan kadınlar SİM'in bileşenlerine göre davranışlar ve inançlar deneyimlemişlerdir. Modele göre algılanan duyarlılık ile ilgili temalar; "Kansere yakalanma riski", "Tanının kabulü", ciddiyet teması altında; "Olumsuz etkileme", "Ölüm", "Kanser olma korkusu", "Sağlığın bozulması endişesi", "Kanser olmuş hissetme", "Kanserin getirmiş olduğu yük ", algılanan yarar temaları; "Serviks kanserine yakalanma riskinin azaltılması/önlenmesi", algılanan engel; "Sosyal destek eksikliği", "Randevu alamama", "Bilgi eksikliği", "Kendini muayeneye hazır hissetmeme", "Doktorun yaklaşımı", "Aile sürecinde bozulma", "Hastalığa özgü rahatsızlığın olmaması", "Muayeneden hoşlanmama", "Hastanenin konumu", "Çalışma durumu", "Muayene için bekleme süresinin uzunluğu", "Hastalık hakkında yanlış bilgi", "Hastaneye gelmenin yıpratıcı olması", "Hastanenin bakımsız ve pis olması", "Fiziksel engelli olma", sağlık motivasyonu temaları; "Gereksinim", "Sağlık/çare arama davranışı", "Deneyimleme" ve "Umut", öz yeterlilik; "Gerçek performans", "Başkalarının deneyimleri", "Sözel ikna", "Öznel algılar", eyleme geçiriciler; "İç ve Dış uyarı", sosyo-demografik faktörlerden "Sosyal destek varlığı" alt temaları belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmada, SİM'e göre kadınların deneyimleri açıklanarak tanı sonrası izlem sürecine yönelik önemli veriler elde edilmiştir. HPV DNA (+) tanısı alındıktan sonra sadece kadınların değil aile bireylerinin de etkilendiği belirtilmiştir. Veriler doğrultusunda kadınlara sağlık personelleri tarafından bilgi, destek sağlanması, belirli aralıklarla danışmanlık hizmetlerinin verilmesi ve belirtilen engellerin giderilmesi izlem sürecinin daha olumlu geçirilmesini sağlayabilir. Anahtar Kelimeler; HPV DNA; Sağlık İnanç Modeli; Nitel Araştırma; Hemşirelik

DNAHemşirelikKadın sağlığı+3
Semra Elmas
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin meme ve testis kanserine yönelik sağlık inançlarının belirlenmesi

AMAÇ: Tanımlayıcı tipte hazırlanan bu araştırma, üniversite öğrencilerinin meme ve testis kanserine yönelik sağlık inançlarının belirlemek için yapılmıştır. YÖNTEM: Araştırma 1 Ekim- 30 Kasım 2018 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü hazırlık sınıfında öğrenim gören, sadece lisans derecesindeki hazırlık sınıflarında öğrenim gören 2500 öğrenci araştırmanın evrenini, 350 öğrenci ise örneklemi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan 20 soruluk birey tanılama formu, Champion'un meme kanseri ve taramalarına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği ve Champion'un testis kanseri taramalarına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmış, sonuçlar değerlendirilirken yüzde, ortalama, spearmans rho testi ve ki-kare testi uygulanmıştır. BULGULAR: Araştırmadaki kadın öğrencilerin yaş ortalaması, 18.71±1.52, erkek öğrencilerin yaş ortalaması ise; 19.39±1.84 olarak bulunmuştur. Kadın öğrencilerin %9.5'i meme kanseri hakkında önceden eğitim aldığını, %90.5'i önceden eğitim almadığını %67.0'si önceden KKMM'yi duyduğunu, %33.0'ü ise önceden KKMM'yi duymadığını, %8.5'i düzenli olarak KKMM yaptığını, %91.5'i ise yapmadığını, %58.5'i KMM'yi daha önceden duyduklarını, %41.5'i ise daha önceden duymadıklarını, %3.5'i klinik meme muayenesi yaptırdığını, öğrencilerin %90.0'ı erken tanı yöntemlerini duyduklarını, %10.0'u erken tanı yöntemlerini duymadıklarını belirtmişlerdir. Erkek öğrencilerin %8.8'i testis kanseri hakkında önceden eğitim aldığını, %91.2'si önceden eğitim almadığını, %23.5'i önceden KKTM'yi duyduklarını, %76.5'i ise önceden KKTM'yi duymadıklarını, %2.9'u düzenli olarak KKTM yaptığını, %97.1'i ise düzenli olarak KTMM yapmadığını, %34.7'si daha önceden KTM duyduklarını, %65.3'ü ise daha önceden duymadığını, sadece %1.2'si klinik testis muayenesi yaptırdığını, %66.5'i erken tanı yöntemlerini duyduklarını belirtirken, %33.5'i erken tanı yöntemlerini duymadıklarını belirtmişlerdir. Kadın öğrencilerde korelasyon analizi yapıldığında; SİM'e göre duyarlılık ve önemseme/ ciddiyet, sağlık motivasyonu ve KKMM yararları, mamografi yararları ve KKMM yararları, KKMM engelleri ve mamografi engelleri ölçek alt boyutları arasında yüksek düzeyde ilişki saptanmıştır. Erkek öğrencilerde, SİM'e göre duyarlılık, KKTM yararları ve KKTM engelleri alt boyutlarında yüksek düzeyde ilişki saptanmıştır. Kadın ve erkek öğrencilerde, ailede kanser tanısı olan kişi olma durumu, meme/testis kanseri hakkında önceden eğitim alma durumu duyarlılığı etkilemektedir. SONUÇLAR: Üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmının, meme ve testis kanseri ve KKMM/KKTM hakkında bilgi sahibi olmadıkları ve ayrıca, düzenli olarak KKMM/KKTM uygulamadıkları belirlenmiştir. Yapılan çalışmanın sonucuna göre; ileriki çalışmalarda üniversite öğrencilerinde meme/testis kanseri ve KKMM/KKTM hakkında bilgi düzeyini arttırma amaçlı sağlık eğitimleri planlanması ve uygulanması önerilir.

Kendi kendine muayeneMemeMeme hastalıkları+6
Şükran Olgun
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Postpartum dönemdeki kadınların aile planlaması tutum ölçeğinin geliştirilmesi

Giriş ve Amaç: Postpartum dönemde aile planlaması (AP) ana-bebek sağlığının vazgeçilmez bir parçası; doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde bakım hizmetlerinin en temel bileşenlerden biridir. Bu çalışmanın amacı; Bornova'nın sekiz mahallesinde yaşayan 0-12 aylık bebeği olan doğum sonrası dönemdeki kadınların AP tutumlarını değerlendirmek için Sağlık İnanç Modeli'ne dayanan bir ölçek geliştirmektir. Bunun yanında kadınların sosyodemografik ve doğurganlık özellikleri, AP yöntem kullanımı ve danışmanlık alma durumuna ilişkin özelliklerin, geliştirilen 'Postpartum Aile Planlaması Tutum Ölçeği' (PAPTÖ) puan ortalamaları ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma iki bölümden oluşmakta olup ilk kısmı sadece metodolojik; ikinci kısmı metodolojik çalışmanın sahada uygulanması ve kesitsel çalışma tasarımındadır. Örneklem büyüklüğü ölçek maddelerinin 10 katı olacak şekilde en az 270 kişi olarak belirlenmiştir. Bornova Belediyesi Sağlık Müdürlüğü'nün kayıt altına aldığı 0-12 aylık bebeği olan 302 kadın örneklemi oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan, araştırmaya katılmaya gönüllü 292 kadına anket uygulanmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkeni, postpartum dönemdeki kadınların aile planlaması ile ilgili tutum düzeyidir. Bu düzeyin değerlendirilmesinde; ölçek madde havuzunun oluşturulması, ölçeğin kapsam geçerliliğinin değerlendirilmesi, pilot uygulaması ve güvenilirlik, geçerlilik açısından değerlendirilmesi olmak üzere dört aşamada geliştirilen PAPTÖ kullanılmıştır. Geliştirilen ölçek; "algılanan duyarlılık", "algılanan ciddiyet", "algılanan yararlar", "algılanan zararlar", "eyleme geçme", "özyeterlilik" olmak üzere altı alt boyuttan ve 27 maddeden oluşmaktadır. Ölçek maddeleri doğum aralığı, doğum kontrol yöntemleri, hizmete erişim, AP tutumunu etkileyen dışsal faktörlerle ilgili tutumu ölçen ifadeleri içermektedir. Bağımsız değişkenler ise; sosyo-demografik ve ekonomik, doğurganlık özellikleri, AP yöntem kullanımı, AP danışmanlığı alma durumu ve AP bilgi düzeyi ile ilgili değişkenler olmak üzere beş başlık altında gruplandırılmıştır. Değişkenleri içeren anket formundaki sorular; kadınlara ev ziyareti yapılarak, araştırıcı tarafından yüz-yüze görüşülerek sorulmuştur. Toplanan verilerin istatistiksel analizinde, AP tutum düzeyini gösteren bir skor üretilmiştir. AP tutum düzeyi skoru ile ilişkili faktörlerin saptanmasında; Student T testi, Spearman Korelasyon Analizi ve çoklu lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin güvenilirliğinin belirlenmesinde Cronbach alfa katsayısı hesaplanmıştır. Yapı geçerliliğinin belirlenmesinde açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 27.90±5.94 olan kadınların %51.4'ü ilkokul üzeri eğitim düzeyine sahiptir. Kadınların %90.1'i ev hanımı olup gelir getirici bir işte çalışmamakta ve %19.9'unun sağlık güvencesi bulunmamaktadır. Eşlerin ise %60.3'ü ilkokul üzeri eğitim düzeyine sahip olup %25.7'si güvencesiz sürekli olmayan işlerde çalışmakta ve %19.5'inin sosyal güvencesi bulunmamaktadır. Kadınların ilk evlilik yaşı 20.48± 3.94 olup üçte biri 18 yaşını doldurmadan evlenmiştir. Kadınların ortalama gebelik sayısı 2.6± 1.5; ortalama doğum sayısı ise 2.3± 1.3 olup, %22.9'u dört ve üzerinde gebelik yaşamış, %14.4'ü dört ve üzerinde doğum yapmıştır. Kadınların %55.8'i hayatında en az bir kez modern AP yöntemi kullanmış olup %44.9'u postpartum dönemde etkili yöntem kullanmaya devam etmektedir. Aile planlaması danışmanlığına bakıldığında, grubun %58.2'sinin doğum öncesi, %53.8'inin doğumdan sonra AP danışmanlığı aldığı tespit edilmiştir. Kadınların en çok bildikleri yöntem rahim içi araç olup grubun hemen hepsi modern AP yöntemlerini bilmektedir. PAPTÖ'nün açıklayıcı faktör analizinde açıkladığı toplam varyansın % 57.2 ve Cronbach alpha katsayısının 0.878 olduğu belirlenmiştir. Ölçek yapısının test edildiği doğrulayıcı faktör analizinde ki-kare/serbestlik derecesi 2.24, RMSEA değeri 0.068, CFI değeri 0.95 bulunmuş olup ölçeğin yapısal geçerliliği sağlanmıştır. Alınabilecek en düşük değer 27, en yüksek değer 135 olan PAPTÖ için toplam skor ortalaması 105.32±11.91 olarak hesaplanmıştır. Eşleri sürekli ve güvenceli işlerde çalışan kadınlarda PAPTÖ ölçek skoru, güvencesiz ve sürekli olmayan işlerde çalışanlara göre 6.52 kat fazladır. Daha önce AP yöntemi kullanan ve postpartum dönemde kullanmaya devam eden kadınlarda PAPTÖ puan skor ortalaması kullanmayanlara göre sırasıyla 9.18 ve 5.40 kat fazladır. Sonuç: Bu çalışmada; postpartum dönemdeki kadınların AP tutumlarını değerlendirmek amacıyla geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir sonuçları bulunduğu belirlenmiştir. Kadınların eşlerinin sosyal sınıfı, AP yöntem kullanım hikayesi ve mevcut kullanım durumu tutum düzeyi ile ilişkilidir. Kadınların AP ile ilgili olumlu tutum geliştirmesinin önündeki engelleri tespit edip doğru sağlık davranışı gelişmesini destekleyecek toplum yönelimli erişilebilir hizmetlerin geliştirilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Postpartum; Aile Planlaması; Tutum; Sağlık İnanç Modeli; Geçerlilik; Güvenilirlik

Aile planlamasıGüvenilirlik ve geçerlilikKadınlar+4
Zeynep Sedef Varol
Ege University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinde sağlık inanç modeline dayalı eğitim programının oyun alanı kazalarından korunma davranışlarına etkisi

Giriş: Yaralanmalar açısından riskli bir grup olan ilkokul çağında, oyun alanlarında meydana gelen kazalar çocukların sağlıklarını önemli derece tehdit etmektedir. Ayrıca ciddi yaralanmalara neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinde oyun alanı kazalarından korunmaya yönelik sağlık inanç modeline dayalı olarak geliştirilen eğitim programının, öğrencilerin oyun alanı kazalarından korunma davranışlarına etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, ön-test son-test kontrol gruplu düzende deneysel bir izlem çalışmasıdır. Araştırma, İzmir İli Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Rıza Özmenoğlu İlkokulu'nda, Eylül 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma örneklemini, girişim grubundan 62, kontrol grubundan 62 öğrenci oluşturmuştur. Girişim ve kontrol grubunun randomizasyonunda yaş, cinsiyet, yaralanma riski puanı olmak üzere üç kriter göz önüne alınmıştır. Veri toplamada Öğrenci Tanıtım Formu, Yaralanma Davranışı Risk Kontrol Listesi (YRKL) ve Yaralanma Tutum Ölçeği (YTÖ) kullanılmıştır. Veriler öğrencilerle yüz yüze görüşme tekniği ve ailelere kapalı zarf gönderme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada ön-test değerlendirilmesi yapıldıktan sonra girişim grubu öğrencilere oyun kazalarından korunma konusundaki tutum ve davranışlarını olumlu yönde geliştirmek amacıyla sağlık inanç modelinin temel kavramları doğrultusunda her biri 40'ar dakika olan dört oturum şeklinde eğitim programı uygulanmıştır. Eğitim programından iki hafta sonra, her iki gruba son-test uygulanmış, Mart ve Haziran 2017 aylarında izlemleri yapılmıştır. Eğitim sonrası izlemlerde girişim grubu öğrencilere "Güvenli Oyun Oynayalım" isimli eğitim kitapçığı dağıtılmıştır. Kontrol grubunda ise herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Veriler, sayı-yüzde dağılımı, ortalama-standart sapma, ki-kare analizi, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, bonferroni testi, iki ortalama arasında farkın önemlilik testi, pearson korelasyon analizi, girişim ölçek ve alt boyutlardaki değişimi yordama oranı doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin son 6 ay içinde okulda oyun alanında kaza geçirme durumları ki-kare testi ve son 6 ay içinde oyun alanında yaralanma durumları yates düzeltmeli ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Girişim grubu öğrencilerin yaş ortalaması 9.41±0.69, kontrol grubunun 9.48±0.62'dir. Girişim grubundaki öğrencilerin %53.2'si 10 yaşında ve %59.7'si erkek, kontrol grubundaki öğrencilerin %54.8'i 10 yaşında ve %56.5'i kızdır. Girişim ve kontrol grubu öğrenciler arasında homojen dağılım saptanmıştır (p>0.05). Eğitim programı sonrası; girişim grubunun kader alt boyutu puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azalmıştır. Kader alt boyutunda zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kırılganlık/ciddiyet ile önlenebilirlik alt boyutu puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde artmıştır. Kırılganlık/ciddiyet ile önlenebilirlik alt boyutunda zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Girişim grubunun YRKL toplam puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azalmıştır. YRKL toplam puan ortalamaları grup ve zamana göre karşılaştırıldığında zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Eğitim programının etki düzeyinin kader (d=0.65), kırılganlık/ciddiyet (d=0.56), önlenebilirlik alt boyutunda (d=0.42) ve yaralanma risk puanında (d=0.54) orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Tüm alt boyutlarda ve yaralanma risk değerlendirmesinde çalışma gücü yüksek düzeyde bulunmuştur. Girişimin kader alt boyutu puanını 0.664 kat azalttığı, kırılganlık/ciddiyet alt boyutu puanını 0.581 kat arttırdığı, önlenebilirlik alt boyutu puanını 0.530 kat arttırdığı ve yaralanma risk puanını 0.645 azalttığı belirlenmiştir. Sonuç: İlkokul öğrencilerinde oyun alanı kazalarından korunmaya yönelik sağlık inanç modelinin temel kavramlarına dayalı eğitim programının öğrencilerin tutumlarını değerlendirerek davranış değişimi sağlamada bilimsel bir yol gösterici olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: İlkokul; kazalar; sağlık inanç modeli; hemşirelik; okul sağlığı

Eğitim programlarıGüvenlikKazalar+4
Bennur Koca
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitede çalışan akademik personelin rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inancı

Bu çalışma; üniversitede çalışan akademisyenlerin tercih ettikleri rekreasyonel aktivite türleri, katılım düzeyleri ve rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inançlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya kolayda örnekleme yöntemiyle totalde Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 349 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnancı (SRAİSİ) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; sağlık inancı alt boyutlarının (algılanan ciddiyet, algılanan engeller, psikososyal yarar, fiziksel yarar ve öz etkililik) aktivite türü, aktiviteye katılım şekli, haftalık spor yapılan gün sayısı, aktivite esnasında algılanan zorluk ve aktivitelere katılım nedeni değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyonel aktivitelerin akademisyenlerin koruyucu sağlık davranışlarını, algıları, öz etkililik düzeyleri, fiziksel ve sosyolojik ve sağlık motivasyonlarını arttırdığı, gerek fiziksel, sosyal ve gerekse psikolojik yönden olumlu fayda sağladığı düşüncesine sahip oldukları, sosyalleşmek ve farklı deneyimler kazanmak için grup olarak aktivitelere katılmayı daha çok benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyonel Fiziksel Aktivite, Egzersiz, Sağlık İnancı

Akademik personelEgzersizFiziksel aktivite+7
Mizgin Yaşar
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve pap smear testine yönelik sağlık inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, öğrencilerin kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve Pap-smear tarama testine yönelik sağlık inançları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, Ağustos-Eylül 2021 tarihleri arasında, Van Vali Ali Paşa Mesleki Eğitim Merkezi'nde farklı meslek dallarında okuyan 291 kadın öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, "Kişisel Veri Toplama Formu", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", "Rahim Ağzı Kanseri ve Pap Smear Taraması Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılarak online ortamda görüşülerek elde edilmiştir. Verilerin istatistik analizi için IBM SPSS 22.0 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Bulgular p <0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Kadınların yaş ortalaması 32.33∓ 8.94'dür. Kadınların kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve Pap-smear testi sağlık inancı arasındaki ilişki incelendiğinde, dışa dönüklük ve yumuşak başlılık kişilik özelliği yüksek olan kadınların yarar/sağlık motivasyonu, engeller, önemseme/ciddiyet, duyarlılık ve sağlık motivasyonu puan ortalamasının da yüksek olduğu saptanmıştır. Özdenetim ve nörotiklik kişilik özelliği arttıkça yarar/sağlık motivasyonu, önemseme/ciddiyet ve duyarlılık alt puan ortalamasının arttığı görülmüştür. Deneyime açıklık kişilik özelliği arttıkça da yarar/sağlık motivasyonu, önemseme/ciddiyet ve sağlık motivasyon alt puan ortalamasının arttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kadınların üreme sağlığını korumalarını ve rahim ağzı kanser taramalarını engelleyen faktörleri belirleyebilmek için kişilik özellikleri, sağlık tutum ve inançları değerlendirilmeli ve buna ilişkin çalışmalara öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kişilik Özellikleri, Pap-smear, Rahim Ağzı Kanseri, Sağlık İnanç Modeli

Genital neoplazmlar-kadınKişilik özellikleriMesleki eğitim+7
Gülşen Altuntaş Çalım
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları ve egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları

Menopozal dönem kadınlar için önemli bir geçiş dönemidir. Menopozal dönemde yaşanan östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak kadınlarda kardiyovasküler hastalık riski artmaktadır. Bu sebeple menopozal dönemdeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk faktörlerinin bilinmesi ve farkındalığının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada önemli bir faktör olan egzersiz davranışlarının geliştirilmesi için bu davranışa ilişkin inançlarının değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları ve egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Haziran- Kasım 2022 tarihleri arasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Bekilli Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı olan 300 menopoz dönemindeki kadın araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, ''Sosyo-Demografik Özelliklerine İlişkin Form'', ''Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği'' ve ''Egzersiz Sağlık İnanç Modeli Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı ve yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma, bağımsız örneklem t-testi, One-way ANOVA testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı toplam ölçek puan ortalaması 36,31±3,78 ve Egzersiz Sağlık İnanç Modeli toplam ölçek puan ortalaması 3,66±0,28'dir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığı ile egzersiz sağlık inançları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık risk farkındalıkları orta düzeyde, egzersiz davranışına ilişkin sağlık inançları orta düzeyin üzerindedir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalığının oluşumunda egzersiz sağlık inancının etkisi olduğu belirlenmiştir. Menopoz dönemindeki kadınlarda kardiyovasküler hastalık risk farkındalıklarını ve egzersiz sağlık inançlarını arttırmak için hemşirelerin etkin rol oynaması ve farklı örneklem gruplarında benzer çalışmaların yapılması önerilmektedir.

EgzersizFarkındalıkKadınlar+4
Ayşe Cemek Karslı
Pamukkale University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesinde görevli sağlık çalışanlarının ruhsal hastalığa yönelik inançları ve etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Ruhsal bozukluklar, tüm dünyada en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir ve her yıl nüfusun yaklaşık %25'i ruhsal bozukluklar ve ilişkili durumlardan etkilenir. Ülkemizde ise bu oran %17,2'dir. Olumsuz inanç ve damgalama eğilimi hastaların tüm tanı ve tedavi sürecini etkilediği için sağlık çalışanlarının olumsuz inanç ve damgalama eğilimini ortaya koymak önemlidir. Bu çalışma ile, Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde görevli asistan hekim, hemşire ve diğer yardımcı sağlık personelinin ruhsal hastalıklar hakkındaki inançları ve buna etki eden faktörlerin ortaya konulması ve bu gruplar arasında inanç yönünden anlamlı bir fark olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel, analitik tipte olan çalışmamız Eylül-Kasım 2022 tarihleri arasında, Aydın Adnan Menderes Üniversite Hastanesi'nde görev yapmakta olan 515 kişi ile tamamlanmıştır. Katılımcılar asistan hekim, hemşire-ebe ve diğer sağlık çalışanları olmak üzere üç gruba ayrılmış ve katılımcı sayısı tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Katılımcılara bazı sosyo-demografik özellikleri ve genel sağlık bilgileriyle ilgili soruları içeren bir anket ve 21 soruluk RHYİÖ yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Veriler SPSS 18.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 30,4 ± 6,2 (20-56 yaş arası), % 69,9 'u (s=360) kadın, %51,3'ü (s=264) evliydi. Katılımcıların %18,1'i (s=93) yaşamının herhangi bir döneminde psikiyatrik rahatsızlık yaşadığını, psikiyatrik rahatsızlık yaşayanların %44,1'i (s=41) bu rahatsızlıkları için ilaç kullandıklarını ifade etti. Ruhsal sorunlu bireylerin sizde yarattığı duygu nedir sorusuna katılımcıların %70'i (s=361) üzüntü seçeneğini işaretlemiştir. Tüm katılımcıların ölçek puan ortalaması 47,3 ± 15,9 olup asistan hekim grubunda anlamlı olarak daha düşüktür. Sonuç: Asistan hekimler en olumlu inanca sahip olmakla birlikte, ölçek puanları orta düzeyin biraz altındaydı. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri ile inançlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken eğitim düzeyi yüksek olan katılımcıların inançları daha olumluydu. Sağlık çalışanlarına verilecek hizmet içi eğitimler ve pratik uygulamalar ruhsal hastalığa yönelik inançlarının olumlu yönde değişmesine katkıda bulunabilir. Anahtar Kelimeler: Ruhsal hastalık, İnanç, Sağlık çalışanları

AydınPsikiyatrik hastalıklarRuh sağlığı+3
Ömer Saylık
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci derece yakınlarında kolorektal kanser tanısı olan ve olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması

Amaç: Kolorektal kanser (KRK) tanılı hastaların yakınlarının ve yakınında kolorektal kanser tanısı olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne başvuran KRK hasta yakınları ile Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran ailesinde KRK olmayan hastalar ile yapıldı. Tanımlayıcı, kesitsel tipte araştırma olup Mayıs 2019- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veri toplamada, araştırmaya katılan bireylerin kişisel özelliklerini belirlemeye yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan anket ve sağlık inançlarını belirlemeye yönelik "Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 60 vaka 60 kontrol grubu olmak üzere katılanların yaş ortalaması 36,59±12,7 yıl, %55,8'i (n=67) kadın, %22,5'i (n=27) ev hanımı, %65,8'i (n=79) evli olup %69,2'si (n=83) kentte yaşamaktadır. %52,5'i (n=63) gelirini giderinden az bulmakta, %36,7'si (n=44) üniversite mezunu ve %10,8'inde (n=13) komorbid hastalık olarak diyabet mevcuttur. KRK taraması ile erken tanı konulması açısından vaka ve kontrol grubu arasında fark bulunmadı. Gruplar arasında tarama yöntemleri bilgisi açısından fark saptanmadı. KRK taraması yaptırma oranı vaka grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,004). Bilgisizlik (%38,3) en sık bildirilen tarama yaptırmama nedeniydi. Kontrol grubunun güven yarar algısı puan ortalaması vaka grubunun puan ortalamasından anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,018). Gruplar arasında duyarlılık algısı, engel algısı, sağlık motivasyonu ve ciddiyet algısı puan ortalamaları benzer bulundu. Sonuçlar: Birinci derece yakınında KRK olan ve olmayan hastaların kanser risk faktörleri ile alakalı bilgi düzeyleri yüksekti. Buna rağmen katılımcıların sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve tarama yaptırma oranları düşüktü. Tarama kriterlerinin neler olduğu ve koruyucu risk faktörlerini hayatlarında nasıl uygulayabilecekleri hakkında bireylerin eğitime ihtiyacı vardır. Anahtar Kelimeler: Kolorektal kanser taraması, bilgi, tutum, davranış, sağlık inanç modeli

BilgiDavranışKolorektal neoplazmlar+4
Hande Bölükbaşı
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların sağlık algıları, serviks kanseri ve pap smear testi sağlık inançları

Amaç: Bu araştırma, kadınların sağlık algıları, serviks kanseri ve pap smear testi sağlık inançlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında Muğla Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kurslara devam eden 30-70 yaş arasındaki kadın kursiyerler oluşturmuştur (N:1021). Araştırmada evreni bilinen örneklem sayısı 279 olarak hesaplanmış ve bu sayı artırılarak 400 kadın çalışma kapsamına alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Bilgi Formu", "Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ)" ve ''Serviks Kanseri ve Pap Smear Testi Sağlık İnançları Ölçeği (SİMÖ)'' ile toplanmıştır. Verilerin analizleri SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. Verilerin normallik (Kolmogorov-Smirnov) dağılımları incelenmiş, normal dağılım gösterdikleri için parametrik testler (t-testi ve ANOVA) kullanılmıştır. Ölçek puan ortalamaları arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların yaş ortalaması 43.67±8.62'dir. Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) toplam puan ortalamasının 51.03±7.28 olduğu, alt ölçek puan ortalamaları incelendiğinde, en yüksek puan ortalamasının Sağlığın Önemi (11.76±2.10) alt boyutundan alındığı, bunu sırasıyla Öz Farkındalık (11.14±2.13), Kontrol Merkezi (16.22±4.26) ve Kesinlik (11.9±3.43) alt boyutunun izlediği belirlenmiştir. Serviks Kanseri ve Pap Smear Testi Sağlık İnançları Ölçeği (SİMO) alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde ise en yüksek puan ortalamasının Yarar Motivasyon (33.79±5.58) boyutundan alındığı, bunu sırasıyla Sağlık Motivasyonu (10.28±2.32), Önemseme (23.66±6.40), Duyarlılık (7.48±2.63) ve Engeller (30.8±9.03) alt boyutunun izlediği saptanmıştır. SAÖ toplam puan ortalaması ile SİMÖ Sağlık Motivasyonu ve Yarar Motivasyon alt boyutları arasında pozitif, Engeller alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Araştırmaya katılan kadınların sağlık algılarının iyi düzeyde olduğu söylenebilir. Kadınların Serviks Kanseri ve Pap Smear Testi ile ilgili yarar-motivasyon inançlarının yüksek ve engel algılarının düşük olması olumlu olarak değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili olarak, kadınların Önemseme/Ciddiyet ve Duyarlılık algılarının artırılmasına ve engel algılarının azaltılmasına yönelik müdahale çalışmalarının yapılması önerilir.

Kadın sağlığıKadınlarPap smear testi+4
Emre Uçar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri

Amaç: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerinin belirlenmesi. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Kasım 2021 ile Temmuz 2022 yıllarında İstanbul'da bir Vakıf hastanesinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (N=70). Örneklemi oluşturan klinisyen hemşirelere ait veriler, Sosyo- Demografik özellikler formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin (N=70) çoğunluğunun (%54,3, n=38) 22- 44 yaş aralığında olduğu, kadın olduğu (%88,6, n=62), lise-hemşirelik eğitimi olduğu (%48,6, n=34), yakın çevresinin alkol-sigara kullandığı (%92,3, n=70), hastalık öyküsünün olmadığı (%83,3, n=60), ara sıra spor yaptığı (%58, n=40), gelirinin giderinden az olduğu (%48,5, n=33), bekar olduğu (%74,3, n=52), diğer kliniklerde (%50,6, n=17) ve vardiyalı çalıştığı (%45,1, n=37) saptanmıştır. SYBDÖ'nin puan ortalaması 124,457±8,804 olarak orta düzeyde tespit edilmiştir. SYBDÖ alt boyutlarında en yüksek puan ortalaması 25.514±475 ile manevi gelişimde olup en düşük puan ortalaması ise 15.885± 4.57 ile fiziksel aktivitede saptanmıştır. Sonuç ve Öneri: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri en yüksek ortalamanın manevi gelişim olduğu saptanmıştır. Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerini yükseltecek bireysel, kurumsal düzenlemeler önerilir. Anahtar Sözcükler: Klinisyen, Hemşire, Sağlık, Davranış Biçimi

DavranışHemşirelerHemşirelik+5
Özge Ersoy İlhan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda Human Papilloma Virüs (HPV) bilgi düzeyinin serviks kanseri inançlarına etkisi

Araştırma, Türkiye genelinde yaşayan 18-65 yaş arasındaki kadınların HPV bilgi düzeylerinin serviks kanseri inançlarına etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel araştırma olarak planlanmıştır. Araştırma anketi Surveey.com çevrimiçi anket sistemi ile oluşturulup sosyal medya platformları (Instagram, Twitter, Facebook vb.), WhatsApp ve e-posta yoluyla paylaşılmış, Kasım 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında, 18-65 yaş arasındaki 301 kadına ulaşılmıştır. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Human Papilloma Virüsü Bilgi Ölçeği (HPV-BÖ)" ve "Rahim Ağzı Kanseri ve Pap Smear Testi Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (RAKPST-SİMÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Kadınların, HPV-BÖ puan ortalaması 11,23±9,78'dir. RAKPST-SİMÖ alt boyutlarının puan ortalamaları; pap smear yarar ve motivasyon algısı 3,87±0,92, rahim ağzı kanseri duyarlılık algısı 2,55±0,88, rahim ağzı kanseri önemseme/ciddiyet algısı 3,13±0,85, rahim ağzı kanseri sağlık motivasyonu algısı 3,34±0,95, pap smear engeller algısı 2,51±0,80 olarak saptanmıştır. Pap smear yarar ve motivasyon ile HPV-BÖ arasında r=0.29 pozitif zayıf düzeyde ilişki bulunmuştur. Pap smear engeller ile HPV-BÖ arasında r=-0.48 negatif zayıf düzeyde ilişki bulunmuştur. Pap smear yarar ve motivasyon düzeyindeki toplam değişim %8.3 oranında HPV-BÖ tarafından açıklanmaktadır (R2=0,083). HPV bilgi düzeyi pap smear yarar ve motivasyon düzeyini arttırmaktadır (ß=0,293). Pap smear engeller düzeyindeki toplam değişim %22.9 oranında HPV-BÖ tarafından açıklanmaktadır (R2=0,229). HPV bilgi düzeyi pap smear engeller düzeyini azaltmaktadır (ß=-0,481). Kadınların HPV bilgi düzeyinin yüksek olması serviks kanseri inançlarını olumlu yönde etkilemektedir. Sağlık profesyonellerinin, kadınlara HPV aşısı ve serviks kanseri taramaları hakkında eğitim ve danışmanlık vermesi olumlu sağlık davranışlarının geliştirilmesini sağlayacaktır.

Bilgi düzeyiKadınlarNeoplazmlar+7
Hilal Gizem Dalgıç
Eskişehir Osmangazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üriner inkontinanslı kadınların inkontinans semptomları, kegel egzersiz uyumu, sağlık inancı ve yaşam kalitesi üzerine mobil aplikasyonun etkisi

Amaç: İlk aşama "İnkontinansla Savaşım" isimli mobil aplikasyonun geliştirilmesi, kullanılabilirlik ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesini, ikinci aşama ise Sağlık İnanç Modeli'ne (SİM) göre geliştirilen mobil aplikasyonun üriner inkontinanslı (Üİ) kadınların inkontinans semptomları, kegel egzersiz uyumu, Üİ ve kegel egzersizlerine yönelik sağlık inancı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmeyi ve SİM'ne temellendirilmiş eğitim kitapçığı ile verilen sağlık eğitimi ile karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmanın ilk aşaması metodolojik, ikinci aşaması randomize kontrollü tam deneysel tasarımda yürütülmüştür. Çalışmanın ikinci aşaması iki ayrı grupta 96 hasta üzerinde yürütülmüştür. Ölçümler başlangıçta, 6. hafta ve 12. haftada gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada müdahale olarak, çalışma grubunda mobil aplikasyon ile, kontrol grubunda ise SİM'ne temellendirilmiş eğitim kitapçığıyla verilen sağlık eğitimi ile desteklenen kegel egzersizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Geliştirilen mobil aplikasyonun kullanılabilirliği ve memnuniyet düzeyi yüksektir. Her iki müdahalede de Üİ semptomlarını ve inkontinans şiddet indeksini azaltmada etkilidir, ancak kontrol grubu daha belirgin iyileşme göstermiştir. Her iki müdahale de egzersiz uyumu ve sağlık inançlarında olumlu değişimler sağlamıştır. Her iki grupta da Üİ'ın günlük yaşam, yaşam kalitesi, ürogenital distres, irritatif semptomlar, stres semptomları, obstrüktif/rahatsız edici veya işeme güçlüğü oluşturan semptomlar ve inkontinans üzerindeki etkisinde zaman içinde anlamlı düşüşler gözlenmiştir. Sonuç: Üİ semptomlarının yönetiminde her iki müdahalenin de etkin olduğu ve yaşam kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Her iki müdahale de egzersiz uyumunu teşvik ederek Üİ semptomlarının hafifletilmesine katkıda bulunmuş, sağlık inançlarında olumlu değişimler sağlamıştır. Anahtar kelimeler: İnkontinans, sağlık inancı, kegel egzersizi, yaşam kalitesi, mobil aplikasyon

Kegel egzersiziMobil aplikasyonSağlık inanç modeli+2
Ali Çiçekli
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri hakkında bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Kırılganlık; önemi global olarak artan geriatrik bir sendromdur; fiziksel yetmezliklerden oluşan bir fenotipe sosyal, işlevsel ve bilişsel eksikliklerin ilave olması ile oluşur. Sağlık hizmeti alan yaşlı sayısının artışı sonucu, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimlerinin kırılgan hastalar ile daha fazla karşılaşması söz konusudur. Amacımız; anestezi hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri bilgileri ve tutumlarının değerlendirilmesi, Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin geliştirilmesidir. Temmuz 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimleri ile bu branşın yan dallarında görev yapmakta olan yan dal araştırma görevlileri ve uzman hekimlerinden oluşan 284 gönüllüye ulaşılmıştır. Hekimlere kırılganlığa dair bilgilerinin ve uygulama pratiklerinin sorgulandığı, tanımlayıcı sorularla birlikte güvenilirlik ve geçerlilik kanıtlarını sunduğumuz anketimiz uygulanmış, kırılganlık ve tarama ölçekleri hakkında bilgi ve tutumlarına ilişkin veriler değerlendirilmiştir. Katılımcıların %75,4'ü (n=212), 24-34 yaş aralığındaydı ve %60,12'si (n=169) araştırma görevlisi idi. Hekimlerin %49,8'u (n=140) kırılganlığı bilmediğini, %95,7'si (n=269) kliniklerinde kullanılan rutin bir tarama testi olmadığını ve yalnızca %12,5'i (n=35) daha önce kırılganlık tarama ölçeklerini kullandığını ifade etmiştir. Katılımcıların tarama testlerini kullanma oranlarının düşük olduğu görülmektedir. Araştırmamızda oluşturduğumuz kırılganlık tutum ölçeği puanları sunulmuştur. Cronbach alfa değeri 0,792 hesaplanan Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin "güvenilir" ve "kapsam", "yüzey", ve "yapı" geçerliği analizleri sonuçlarına göre geçerli bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Ölçek verileri değerlendirildiğinde hekimlerin engel(2,64±0,52) ve öz yeterlilik(2,43±0,52) puan ortalamalarının düşük olduğu görülmüştür. Araştırma görevlileri, uzman hekimler ve öğretim görevlileri ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0,05). Hekimlerin bu antiteye karşı tutumlarının değerlendirilmesi, sağlık profesyonellerinin görüşlerinin karşılaştırılması ve optimal bakımın önündeki engelleri belirleyebilmek adına Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin kullanılmasının yarar sağlayabileceğini düşünmekteyiz.

AnesteziDoktorlarKırılganlık+3
Ceren Yurttaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık inanç model temelli eğitim ve motivasyonel görüşmenin annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi, inanç ve tutumlarına etkisi

Sağlık İnanç Modeli (SİM) çerçevesinde yapılan eğitim ve motivasyonel görüşmeler ile annelerin Human Papilloma Virüs (HPV) aşılanmasına yönelik bilgi, inanç ve tutumlarını arttırmayı amaçlayan çalışma; ön-ara-son test randomize kontrollü deneysel olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini, lisede okuyan kız öğrencisi olan (31 deney, 32 kontrol) 63 anne oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Demografik ve Tanımlayıcı Özellikler Bilgi Formu", "HPV ve Aşılanmasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (HBMS-HPVV)" ve "HPV Bilgi Ölçeği (HPV-BÖ)" ile toplanmıştır. Deney grubundaki annelere 3 kez SİM temelli motivasyonel görüşme yapılmış ve ikinci telefon görüşmesi öncesi eğitim broşürü verilmiştir. Her iki gruba ön-test dahil toplam 4 ölçüm yapılmıştır. Grup ve zaman ölçümlerine göre HBMS-HPVV yarar, duyarlılık, ciddiyet algısı ve ölçek toplam puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Grup ve zaman ölçümlerine göre HPV-BÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Çalışma sonunda deney grubundan 24, kontrol grubundan ise 5 anne kızına HPV aşısı yaptırma kararını vermiştir. Motivasyonel görüşmeler, annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi ve inancını arttırarak, aşı yaptırma kararını vermesinde etkili olmuştur.

AnnelerBilgiMotivasyonel görüşme+5
Yasemin Ateşeyan
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin ağrı inançları ve ağrı korkuları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin ağrı inançları ve ağrı korkuları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mart-Mayıs 2019 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde eğitim gören ve araştırmaya katılmaya gönüllü 391 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellik Formu, Ağrı İnançları Ölçeği, Ağrı Korkusu Ölçeği-III kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı ile yapılmıştır. İstatistiksel analizde sayı, yüzde, t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Ölçekler ve alt boyut puanları arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin ağrı inançları puan ortalaması  ±SS=3.15±0.56, ağrı korkusu ölçeği puan ortalaması  ±SS=2.86±0.57 bulunmuştur. Araştırmada ağrı inançları ile ağrı korkusu arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki (p<0.05, r=-.105) bulunmuştur. Buna göre ağrı inançları yüksek olan öğrencilerin ağrı korkusu azalmakta olup, ağrının sebebini depresyon ve anksiyete gibi psikolojik nedenlere bağlayan öğrencilerin, şiddetli ağrı korkusu azalmakta (p<0.01, r=-.204), hafif ağrı korkusu artmaktadır (p<0.05, r=.107). Ağrının nedenini yaralanma ve zarar görme gibi organik nedenlere bağlayan öğrencilerin hafif ağrı korkusu (p<0.01, r=-.188) ve tıbbi ağrı korkusu (p<0.01, r=-.182) azalmaktadır. Çalışmamızda öğrencilerin cinsiyet, okudukları sınıf, ağrısı olduğunda farmakolojik ve nonfarmakolojik yöntem kullanma durumu ve ağrı yaşama sıklığı ile ölçek alt boyutları puanları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda ağrı inançları ve ağrı korkusunun müfredatta ele alınması ve ağrı değerlendirmesi ve ağrıya yaklaşıma ilişkin bakım uygulamalarına entegre edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, ağrı inançları, ağrı korkusu, öğrenci hemşire

AğrıHemşirelerHemşirelik+4
Fatma Nur Kılıçarslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin pandemi döneminde sağlığa dair işlevsel olmayan inanç, kaygı ve depresyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli salgın hastalıklar, pandemiler, ekonomik krizler, doğal afetler gibi bölgesel ve küresel sorunlar yaşanmıştır. Bu sorunlara karşılık devletler halkını korumak aynı zamanda da kendi varlıklarını devam ettirebilmek için çeşitli alanlarda birçok mücadele vermişlerdir. Verilen mücadeleler bazı noktalarda yetersiz kalmış, bazı olayların sebepleri tam olarak çözümlenememiş, yaşanan bazı durumlarda ise insanoğlu çaresiz kalmıştır. Geçmişteki bu salgın hastalıklar ve pandemiler gibi korona virüs de bireylerin yaşama biçimlerinde değişiklikler yaratmıştır. Bu değişiklikler bireylerde bilinmezliğe, öngörülmezliğe ve belirsizliğe yol açmıştır. Bu durumlar da bireylerin stres, kaygı, korku ve depresyon gibi duygularını harekete geçirmiştir. Araştırmada amaçsal örneklem yöntemiyle belirlenen Muğla'da yaşayan 18 yaş ve üzeri 377 katılımcıya web tabanlı anket yöntemi uygulanmıştır. Katılımcıların sağlığa dair işlevsel olmayan inançlarını ölçmek amacıyla Sağlık Bilişleri Ölçeği, kaygılarını (anksiyete) ölçebilmek amacıyla Sağlık Anksiyete Ölçeği ve depresyonlarını ölçmek amacıyla ise Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 paket program ile istatiksel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Bulgulara göre; bireylerin sağlığa dair işlevsiz inançları, sağlık anksiyeteleri ve depresyonları arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve bu durumların cinsiyete göre farklılaştığı saptanmıştır. Ayrıca bireylerin depresyonlarının yaş, medeni hal, yerleşim yeri, ekonomik durum, meslek ve çocuk sahibi olma durumlarına göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bireylerin anksiyetelerinin ise ekonomik durum ve meslek sahibi olma durumlarına göre farklılaşma gösterdiği bulunmuştur. Sosyal hizmete ilişkin bu araştırmayla tespit edilen bulgulara dayanarak bundan sonra yapılacak olası araştırmalara zemin oluşturması ve gelecek nesillere söz konusu salgın hakkında bilgi aktarımının sağlanması açısından yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: anksiyete, korona virüs, depresyon, sağlığa dair işlevsiz inanç.

AnksiyeteDepresyonKorona virüsler+5
Özge Bencik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigara bırakma sürecinin sağlık inanç modeli'ne uyarlanması

Metodolojik tasarım ile yürütülen bu çalışma, sigara bırakma sürecini Sağlık İnanç Modeli'ne uyarlamak amacıyla yapılmıştır. Veriler IBM SPSS 26 ve AMOS 24 programlarında değerlendirilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerliğini belirlemede; kapsam geçerliği, iç ölçüt geçerliği ve yapı geçerliği analizleri kullanılmıştır. Kapsam geçerlik indeksi tüm ölçeklerde 0.90 üzerindedir. İç ölçüt geçerliği; alt-üst grup karşılaştırması (tüm ölçeklerde t= 25.852 - 155.212 aralığında, p=0.000 anlamlılık düzeyindedir.) ve madde-toplam puan korelasyonları (Normatif İnanç Ölçeği'ndeki bir madde dışında tüm ölçeklerde 0.293 - 0.748 aralığında olup kabul edilebilir değerlere sahiptir.) ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirildiği açıklayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" (0.660 - 0.931) ve "Bartlett's Testi" (p<0.001), özdeğer incelemesi (1.716 - 5.626), total varyans açıklaması (%34.322 - %51.144) incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeklerin uyum indeksleri kabul edilebilir/mükemmel uyum aralığındadır. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemek için ise; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (cronbach alfa: 0.505 – 0.901), yarıya bölme yöntemi (r= 0.384 - 0.818), madde toplam puan korelasyonları (0.293 - 0.748), puanlama tutarlılığı (sınıf içi korelasyon= 0.505 - 0.901), Hotelling's T2 testi (F= 147.172 - 691.686, p=0.000), standart hata çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırmacılar tarafından geliştirilen Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerli ve güvenilir ölçüm araçları oldukları bulunmuştur.

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık inanç modeliSigara içme+2
Burcu Çakı Döner
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects