Sağlık inanç modeli

Bu konu başlığı altında 54 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Birinci derece yakınlarında kolorektal kanser tanısı olan ve olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması

Amaç: Kolorektal kanser (KRK) tanılı hastaların yakınlarının ve yakınında kolorektal kanser tanısı olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne başvuran KRK hasta yakınları ile Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran ailesinde KRK olmayan hastalar ile yapıldı. Tanımlayıcı, kesitsel tipte araştırma olup Mayıs 2019- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veri toplamada, araştırmaya katılan bireylerin kişisel özelliklerini belirlemeye yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan anket ve sağlık inançlarını belirlemeye yönelik "Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 60 vaka 60 kontrol grubu olmak üzere katılanların yaş ortalaması 36,59±12,7 yıl, %55,8'i (n=67) kadın, %22,5'i (n=27) ev hanımı, %65,8'i (n=79) evli olup %69,2'si (n=83) kentte yaşamaktadır. %52,5'i (n=63) gelirini giderinden az bulmakta, %36,7'si (n=44) üniversite mezunu ve %10,8'inde (n=13) komorbid hastalık olarak diyabet mevcuttur. KRK taraması ile erken tanı konulması açısından vaka ve kontrol grubu arasında fark bulunmadı. Gruplar arasında tarama yöntemleri bilgisi açısından fark saptanmadı. KRK taraması yaptırma oranı vaka grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,004). Bilgisizlik (%38,3) en sık bildirilen tarama yaptırmama nedeniydi. Kontrol grubunun güven yarar algısı puan ortalaması vaka grubunun puan ortalamasından anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,018). Gruplar arasında duyarlılık algısı, engel algısı, sağlık motivasyonu ve ciddiyet algısı puan ortalamaları benzer bulundu. Sonuçlar: Birinci derece yakınında KRK olan ve olmayan hastaların kanser risk faktörleri ile alakalı bilgi düzeyleri yüksekti. Buna rağmen katılımcıların sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve tarama yaptırma oranları düşüktü. Tarama kriterlerinin neler olduğu ve koruyucu risk faktörlerini hayatlarında nasıl uygulayabilecekleri hakkında bireylerin eğitime ihtiyacı vardır. Anahtar Kelimeler: Kolorektal kanser taraması, bilgi, tutum, davranış, sağlık inanç modeli

BilgiDavranışKolorektal neoplazmlar+4
Hande Bölükbaşı
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri

Amaç: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerinin belirlenmesi. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Kasım 2021 ile Temmuz 2022 yıllarında İstanbul'da bir Vakıf hastanesinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (N=70). Örneklemi oluşturan klinisyen hemşirelere ait veriler, Sosyo- Demografik özellikler formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin (N=70) çoğunluğunun (%54,3, n=38) 22- 44 yaş aralığında olduğu, kadın olduğu (%88,6, n=62), lise-hemşirelik eğitimi olduğu (%48,6, n=34), yakın çevresinin alkol-sigara kullandığı (%92,3, n=70), hastalık öyküsünün olmadığı (%83,3, n=60), ara sıra spor yaptığı (%58, n=40), gelirinin giderinden az olduğu (%48,5, n=33), bekar olduğu (%74,3, n=52), diğer kliniklerde (%50,6, n=17) ve vardiyalı çalıştığı (%45,1, n=37) saptanmıştır. SYBDÖ'nin puan ortalaması 124,457±8,804 olarak orta düzeyde tespit edilmiştir. SYBDÖ alt boyutlarında en yüksek puan ortalaması 25.514±475 ile manevi gelişimde olup en düşük puan ortalaması ise 15.885± 4.57 ile fiziksel aktivitede saptanmıştır. Sonuç ve Öneri: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri en yüksek ortalamanın manevi gelişim olduğu saptanmıştır. Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerini yükseltecek bireysel, kurumsal düzenlemeler önerilir. Anahtar Sözcükler: Klinisyen, Hemşire, Sağlık, Davranış Biçimi

DavranışHemşirelerHemşirelik+5
Özge Ersoy İlhan
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üriner inkontinanslı kadınların inkontinans semptomları, kegel egzersiz uyumu, sağlık inancı ve yaşam kalitesi üzerine mobil aplikasyonun etkisi

Amaç: İlk aşama "İnkontinansla Savaşım" isimli mobil aplikasyonun geliştirilmesi, kullanılabilirlik ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesini, ikinci aşama ise Sağlık İnanç Modeli'ne (SİM) göre geliştirilen mobil aplikasyonun üriner inkontinanslı (Üİ) kadınların inkontinans semptomları, kegel egzersiz uyumu, Üİ ve kegel egzersizlerine yönelik sağlık inancı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmeyi ve SİM'ne temellendirilmiş eğitim kitapçığı ile verilen sağlık eğitimi ile karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmanın ilk aşaması metodolojik, ikinci aşaması randomize kontrollü tam deneysel tasarımda yürütülmüştür. Çalışmanın ikinci aşaması iki ayrı grupta 96 hasta üzerinde yürütülmüştür. Ölçümler başlangıçta, 6. hafta ve 12. haftada gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada müdahale olarak, çalışma grubunda mobil aplikasyon ile, kontrol grubunda ise SİM'ne temellendirilmiş eğitim kitapçığıyla verilen sağlık eğitimi ile desteklenen kegel egzersizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Geliştirilen mobil aplikasyonun kullanılabilirliği ve memnuniyet düzeyi yüksektir. Her iki müdahalede de Üİ semptomlarını ve inkontinans şiddet indeksini azaltmada etkilidir, ancak kontrol grubu daha belirgin iyileşme göstermiştir. Her iki müdahale de egzersiz uyumu ve sağlık inançlarında olumlu değişimler sağlamıştır. Her iki grupta da Üİ'ın günlük yaşam, yaşam kalitesi, ürogenital distres, irritatif semptomlar, stres semptomları, obstrüktif/rahatsız edici veya işeme güçlüğü oluşturan semptomlar ve inkontinans üzerindeki etkisinde zaman içinde anlamlı düşüşler gözlenmiştir. Sonuç: Üİ semptomlarının yönetiminde her iki müdahalenin de etkin olduğu ve yaşam kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Her iki müdahale de egzersiz uyumunu teşvik ederek Üİ semptomlarının hafifletilmesine katkıda bulunmuş, sağlık inançlarında olumlu değişimler sağlamıştır. Anahtar kelimeler: İnkontinans, sağlık inancı, kegel egzersizi, yaşam kalitesi, mobil aplikasyon

Kegel egzersiziMobil aplikasyonSağlık inanç modeli+2
Ali Çiçekli
Eskişehir Osmangazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri hakkında bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Kırılganlık; önemi global olarak artan geriatrik bir sendromdur; fiziksel yetmezliklerden oluşan bir fenotipe sosyal, işlevsel ve bilişsel eksikliklerin ilave olması ile oluşur. Sağlık hizmeti alan yaşlı sayısının artışı sonucu, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimlerinin kırılgan hastalar ile daha fazla karşılaşması söz konusudur. Amacımız; anestezi hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri bilgileri ve tutumlarının değerlendirilmesi, Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin geliştirilmesidir. Temmuz 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimleri ile bu branşın yan dallarında görev yapmakta olan yan dal araştırma görevlileri ve uzman hekimlerinden oluşan 284 gönüllüye ulaşılmıştır. Hekimlere kırılganlığa dair bilgilerinin ve uygulama pratiklerinin sorgulandığı, tanımlayıcı sorularla birlikte güvenilirlik ve geçerlilik kanıtlarını sunduğumuz anketimiz uygulanmış, kırılganlık ve tarama ölçekleri hakkında bilgi ve tutumlarına ilişkin veriler değerlendirilmiştir. Katılımcıların %75,4'ü (n=212), 24-34 yaş aralığındaydı ve %60,12'si (n=169) araştırma görevlisi idi. Hekimlerin %49,8'u (n=140) kırılganlığı bilmediğini, %95,7'si (n=269) kliniklerinde kullanılan rutin bir tarama testi olmadığını ve yalnızca %12,5'i (n=35) daha önce kırılganlık tarama ölçeklerini kullandığını ifade etmiştir. Katılımcıların tarama testlerini kullanma oranlarının düşük olduğu görülmektedir. Araştırmamızda oluşturduğumuz kırılganlık tutum ölçeği puanları sunulmuştur. Cronbach alfa değeri 0,792 hesaplanan Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin "güvenilir" ve "kapsam", "yüzey", ve "yapı" geçerliği analizleri sonuçlarına göre geçerli bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Ölçek verileri değerlendirildiğinde hekimlerin engel(2,64±0,52) ve öz yeterlilik(2,43±0,52) puan ortalamalarının düşük olduğu görülmüştür. Araştırma görevlileri, uzman hekimler ve öğretim görevlileri ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0,05). Hekimlerin bu antiteye karşı tutumlarının değerlendirilmesi, sağlık profesyonellerinin görüşlerinin karşılaştırılması ve optimal bakımın önündeki engelleri belirleyebilmek adına Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin kullanılmasının yarar sağlayabileceğini düşünmekteyiz.

AnesteziDoktorlarKırılganlık+3
Ceren Yurttaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık inanç model temelli eğitim ve motivasyonel görüşmenin annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi, inanç ve tutumlarına etkisi

Sağlık İnanç Modeli (SİM) çerçevesinde yapılan eğitim ve motivasyonel görüşmeler ile annelerin Human Papilloma Virüs (HPV) aşılanmasına yönelik bilgi, inanç ve tutumlarını arttırmayı amaçlayan çalışma; ön-ara-son test randomize kontrollü deneysel olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini, lisede okuyan kız öğrencisi olan (31 deney, 32 kontrol) 63 anne oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Demografik ve Tanımlayıcı Özellikler Bilgi Formu", "HPV ve Aşılanmasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (HBMS-HPVV)" ve "HPV Bilgi Ölçeği (HPV-BÖ)" ile toplanmıştır. Deney grubundaki annelere 3 kez SİM temelli motivasyonel görüşme yapılmış ve ikinci telefon görüşmesi öncesi eğitim broşürü verilmiştir. Her iki gruba ön-test dahil toplam 4 ölçüm yapılmıştır. Grup ve zaman ölçümlerine göre HBMS-HPVV yarar, duyarlılık, ciddiyet algısı ve ölçek toplam puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Grup ve zaman ölçümlerine göre HPV-BÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Çalışma sonunda deney grubundan 24, kontrol grubundan ise 5 anne kızına HPV aşısı yaptırma kararını vermiştir. Motivasyonel görüşmeler, annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi ve inancını arttırarak, aşı yaptırma kararını vermesinde etkili olmuştur.

AnnelerBilgiMotivasyonel görüşme+5
Yasemin Ateşeyan
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sigara bırakma sürecinin sağlık inanç modeli'ne uyarlanması

Metodolojik tasarım ile yürütülen bu çalışma, sigara bırakma sürecini Sağlık İnanç Modeli'ne uyarlamak amacıyla yapılmıştır. Veriler IBM SPSS 26 ve AMOS 24 programlarında değerlendirilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerliğini belirlemede; kapsam geçerliği, iç ölçüt geçerliği ve yapı geçerliği analizleri kullanılmıştır. Kapsam geçerlik indeksi tüm ölçeklerde 0.90 üzerindedir. İç ölçüt geçerliği; alt-üst grup karşılaştırması (tüm ölçeklerde t= 25.852 - 155.212 aralığında, p=0.000 anlamlılık düzeyindedir.) ve madde-toplam puan korelasyonları (Normatif İnanç Ölçeği'ndeki bir madde dışında tüm ölçeklerde 0.293 - 0.748 aralığında olup kabul edilebilir değerlere sahiptir.) ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirildiği açıklayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" (0.660 - 0.931) ve "Bartlett's Testi" (p<0.001), özdeğer incelemesi (1.716 - 5.626), total varyans açıklaması (%34.322 - %51.144) incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeklerin uyum indeksleri kabul edilebilir/mükemmel uyum aralığındadır. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemek için ise; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (cronbach alfa: 0.505 – 0.901), yarıya bölme yöntemi (r= 0.384 - 0.818), madde toplam puan korelasyonları (0.293 - 0.748), puanlama tutarlılığı (sınıf içi korelasyon= 0.505 - 0.901), Hotelling's T2 testi (F= 147.172 - 691.686, p=0.000), standart hata çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırmacılar tarafından geliştirilen Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerli ve güvenilir ölçüm araçları oldukları bulunmuştur.

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık inanç modeliSigara içme+2
Burcu Çakı Döner
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın doğum polikliniğine başvuran kadınların HPV ve HPV aşısına yönelik sağlık inançları

Bu araştırma kadınların Human Papilloma Virüs (HPV) ve HPV aşısına yönelik sağlık inançlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bu kesitsel araştırma Eylül-Aralık 2019 tarihleri arasında, İstanbul Avrupa Yakasında Özel bir Üniversite Hastanesinin kadın doğum polikliniğinde 300 kadın ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında; sosyodemografik özellikler bilgi formu, HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası, Human Papilloma Virüs Enfeksiyonu ve Aşılamasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (ortalama, standart sapma, frekans), Student-t testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 35,16 ± 9,526 olarak bulundu. Kadınların %34,3'ünün 31-40 yaş aralığında, %46'sının lisans mezunu olduğu, %29'unun evli olmadığı ve %31,7'sinin partnerinin/eşinin lisans mezunu olduğu, %69,3'ünün aktif olarak çalıştığı, %50,3'ünün de ekonomik durumunu iyi olarak tanımladığı belirlendi. Çalışmaya dahil edilen kadınların %88,3'ünün daha önce pap-smear testini duyduğu, %75,3'ünün daha önce pap-smear testi yaptırdığı, %33,7'sinin her yıl pap-smear testi yaptırdığı, %72,3'ünün daha önce HPV enfeksiyonunu duyduğu, %69,7'sinin daha önce HPV testi yaptırmadığı, %62'sinin HPV aşısını duyduğu ancak %90,3'ünün HPV aşısı yaptırmadığı belirlendi. Kadınların HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası puan ortalaması 3,73 ± 2,45 olarak bulundu. Eğitim durumu lisans düzeyinde olan, eş eğitim durumu lisansüstü olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, daha önce kendisinde HPV tespit edilen, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran, yaptırdığı sitolojik testlerde anormal sonuç alan, partner sayısı birden fazla olan ve alkol kullanan kadınların HPV enfeksiyonu bilgi skalası puan ortalaması yüksek bulundu (p<0,001). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği yarar algısı puan ortalaması eğitim düzeyi lisans olan, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran, cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek saptandı (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği duyarlılık algısı puan ortalaması eğitim düzeyi lisans olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek bulundu (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği ciddiyet algısı puan ortalaması, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, HPV aşısını duyan ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek saptandı (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli öleceği engel algısı puan ortalaması, eğitim düzeyi lisans olan, eş eğitim düzeyi lisansüstü olan, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, pap-smear testini yaptıran, HPV aşısını yaptıran ve alkol kullanan kadınlarda daha düşük saptandı (p<0,05). Araştırmada HPV enfeksiyonu bilgi skalası ile HPV ve HPV aşısına ilişkin yarar algısı, duyarlılık algısı ve ciddiyet algısı arasında pozitif anlamlı ilişki bulunurken, engel algısı arasında anlamlı ilişki bulunmadı.

AşılamaAşılarGenital hastalıklar-kadın+6
Yağmur Gürdal
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of health beliefs of type II diabetes mellitus patients in l-hussain hospital in Al-Nasiriya city

This study was conducted using an analytical pattern with the aim of evaluating the health beliefs of patients with type 2 diabetes who applied to Al-Hussein Teaching Hospital in the city of Al-Nasiriya. Data for patients with type 2 diabetes were collected from March 2022 to May 2022 from 500 patients with type 2 diabetes admitted to Al-Hussein Teaching Hospital in Nasiriyah, Iraq. Research data were collected face-to-face with the patient information form and the Arabic version of the health belief model about diabetes mellitus. A score of four or more from the scale indicates high (positive) health belief, and a score less than four indicates low (negative) health belief. The data are given as frequency distributions, percentages, mean and standard deviations. Since the results of the scale did not have normal distribution, the Kruskal-Wallis test, which is a non-parametric test, was used to compare the data. Ethics committee approval dated 3/11/2022 and numbered 25 was obtained from Çankırı Karatekin University Ethics Committee for the study. Subsequently, the study was presented to the Ethics Committee in Iraq and ethics committee approval was obtained, dated March 13, 2022 and numbered 2022094. Of the patients, 52% were male, 24% were between the ages of 51-60, 95% were married, 54% had completed primary school, 83% were unemployed and 56% lived in rural areas. There was a statistically significant difference between the health belief scale total score, perceived severity, and gender, age ranges, marital status, and educational status (p<0.05). There was a statistical difference between perceived susceptibility and sociodemographic characteristics (age, marital status, education, and occupation). There was a statistically significant difference between perceived barriers to health belief scale and educational status (p<0.05). As a result, patients had poor health beliefs about diabetes.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-type 2Iraq-Nasiriyah+1
Alı Abdulrıdha Abed Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Nurses beliefs about breast cancer and breast self examination and their breast self examination performance in Kirkuk / Iraq: A cross sectional descriptive study

Background: Because of its rising prevalence in recent years, breast cancer has been identified as a serious health issue among females. Breast self-examination is one of the most significant ways for detecting breast cancer early. Breast self-examination can detect more than 90% of all breast cancers in their early stages. Objective: the nurse's beliefs about breast cancer and breast self examination and their breast self examinatıon performance in Kirkuk / Iraq. Methods: The study, which was conducted in a descriptive and cross-sectional design, was carried out with 165 female nurses in the )Kirkuk Oncology, Hematology Center and Gynecological, pediatric hospital) Kirkuk/ Iraq, between 27 December 2020 and 26 February 2021. Sociodemographic characteristics form and Champion health belief model scale were used to collect data.Results: The study results revealed that 36.4% of the nurses regularly perform breast self-examination every month, and 63.6% do not perform Breast self-examination. There was a significant difference between the mean scores of the confidence sub-dimension of the health belief model scale of the nurses who did breast self-examination and those who did not.However, there was no significant difference between the groups in seriousness ,susceptibility, benefits, barriers, confidence, & health motivation sub-dimensions.Conclusion: It can be said that nurses in Kirkuk/ Iraq should develop their beliefs and attitudes about Breast self-examination. Key Words : Health belief model, Breast Cancer, Breast Self Examination Performance.

NursesNursingNursing research+6
Zaınab Mohammed Anwer Al Yaqqqbı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin human papilloma virüs (HPV) aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, 10-18 yaş arası kız çocuğuna sahip ebeveynlerin HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarını değerlendirmektir. Yöntem: Kasım 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel tipteki çalışmanın evrenini, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Cumhuriyet ve Aksu Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran, 10-18 yaş arasında kız çocuğuna sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek veri toplama tarihlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden 150 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini, aşılama tutumlarını ve HPV aşılama davranışları hakkındaki bilgi ve uygulamalarını belirlemeye yönelik hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği' (KHATİÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %74'ü kadın, %26'sı erkek olup yaş ortalaması 38.27±8.26'dır. Ebeveynlerin, %62'sinin bir, %29.3'ünün iki ve %8.7'sinin üç ve üzeri kız çocuğuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %73.3'ünün HPV aşısı hakkındaki bilgileri yeterli değildir. Araştırma grubunun %60.7'si HPV ve HPV aşısı hakkında eğitim almak istemektedir. Ebeveynlerin kız çocuklarına HPV aşısı yaptırma oranı %9.3'tür. KHATİÖ "zararlar, engeller, etkiler ve belirsizlik" alt boyut puan ortalamaları sırasıyla "14.20±3.46, 8.36±2.41, 4.76±1.56, 4.75±1.17"dir. Aşıyla ilişkili potansiyel zararlar algısını gösteren "Zararlar" alt boyut puanının; ilköğretim mezunu olan, HPV aşısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten, kendisine HPV aşısı yaptırmayan ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünmeyen ebeveynlerde, HPV aşısının genital siğillere ve serviks kanserine karşı korumasındaki etkinliğine yönelik algılarını gösteren "Etkiler" alt boyut puanının; lisansüstü eğitime sahip, yaşamını en uzun süre ilde geçiren ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünen ebeveynlerde ve HPV aşısı ve toplum aşılama normlarına yönelik algıyı ölçmeyi hedefleyen "Belirsizlik" alt boyut puanında HPV ve aşısı hakkında eğitim alma isteği olan ebeveynlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p≤0.05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan ebeveynlerin, önemli bir kısmının HPV aşısı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kız çocuklarına HPV aşısı yaptırmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin, HPV aşısına yönelik zarar, engel ve belirsizlik algılarının yüksek olduğu, HPV aşısının etkinliğine yönelik algılarının ise orta düzeyde olduğu saptamıştır. Ebeveynlerin yarısından fazlasının konuya yönelik eğitim alma isteği vardır. Bu nedenle, konuya yönelik bilgilendirme ve eğitimlerin yapılması önemlidir. Bu doğrultuda, HPV aşısının toplumda yaygınlaştırılması için öncelikle önemli bilgi kaynağı olan hemşire ve ebelerin bu konuda bilgilendirilmelerinin sağlanması önem arz etmektedir. Ebeveynlerin HPV aşısına yönelik zarar, engel, belirsizlik ve aşının etkinliğine yönelik algılarının olumlu yönde değişmesi için sağlık profesyonelleri tarafından verilecek eğitimlerde HPV aşısına yönelik doğru bilgilendirmelerin yapılması ve HPV aşısının güvenlik profilinin vurgulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Ebeveyn, HPV, HPV aşısı, İnanç, Tutum

Ana-babaAşı tereddüdüAşılar+7
Esin Atlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk hastaların acile getirilme süreleri, gecikmeye neden olan faktörler ve ebeveynlerin sağlık inanç tutumlarının belirlenmesi

Hayatının ilk yıllarında çocuklar pek çok sağlık sorunları ile karşılaşmaktadır ve sağlıklı büyümeleri, uygun beslenmeleri, öğrenme ve psikososyal gelişimleri doğrudan ebeveynlerinin sağlık inanç tutumlarından etkilenmektedir. Ülkemizde acil servise başvuru süresi, gecikmeye neden olan faktörler ile ilgili çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada, çocuk hastaların acile getirilme süreleri, gecikmeye neden olan faktörler ve ebeveynlerin sağlık inanç tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Veriler; "Sosyo-demografik veri formu" ve "Ebeveyn Sağlık İnanç Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fevzi MERCAN- Mustafa ERASLAN Çocuk Hastanesi acil serviste gözetim altındaki 0-18 yaş arası çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Çalışmaya toplam 400 ebeveyn katılmış olup, ebeveyn tutum ölçeği yalnız annelerde kullanıldığından, 299 anne üzerinde değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, t testi, khi-kare, ANOVA, Pearson korelasyon katsayısı, Cronbach α katsayısı, Kurtosis ve skewness katsayıları kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların %74,8'ini (n=299) anneler oluşturmuştur. Annelerin %43,8'i (n=175) 26-34 yaş aralığında iken, babaların %57,6'sı (n=228) 35 yaş üstüdür. Annelerin %29,2'si (n=111) ilkokul mezunu, babaların %31,8'i (n:135) lise mezunudur. Ailelerin ekonomik durumu %51,3 (n=205) gelir gidere eşittir. Ebeveynlerin çocuklarının %51,0'i (n=204) erkek, %44,3'ü (n=177) 1-6 yaş aralığında, ikinci ya da üçüncü çocuktur. Hastalık belirtisi ve acile başvuru arasında geçen süre min.6 dakika ile 720 saat arasında değişmekte olup, ortalama X̄=25.78±67.34 saat olarak belirlenmiştir. Ebeveynlerin %29,6'sı (n=32) önceki geçmiş deneyimlerine bağlı geç geldiğini belirtmiştir. Çocuklar gözlem altında ilk sırada %24,3'le (n=96) konvülsiyon tanısı ile izlenmiştir. Ebeveynlerin iç faktörler puan ortalaması X̄=27.27±6.36, dış faktörler puan ortalaması X̄=31.99±7.70 ve şans faktörleri puan ortalaması X̄=12.14±5.19 olarak bulunmuştur. Buna göre annelerin içsel ve dışsal kontrollerinin ortanın üstünde olduğu, çocuğun sağlığını şansa bırakmadığı düşünülmüştür. Anne yaşı, annenin eğitim durumu, gelir düzeyi ile ebeveyn sağlık inanç tutumları arasında fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Buna göre ileri yaş anneler ile okur yazar olmayan annelerin ve gelir düzeyi düşük ailelerin sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi konusunda eğitim ve danışmanlık verilmesi önerilebilir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAna-baba+4
Kazım Bağcı
Yozgat Bozok University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınların sağlık okuryazarlık düzeyi ile meme kanseri taramasına yönelik sağlık inançları arasındaki ilişki

Bu araştırmada kadınların sağlık okuryazarlık düzeyi ile meme kanseri taramasına yönelik sağlık inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırma Haziran-Ekim 2019 tarihinde il merkezindeki 12 adet aile sağlığı merkezine başvuran 20 yaş ve üzerievreni belli olan örnekleme yöntemiyle belirlenen 766 adet kadınla yürütüldü.Veri toplamada Kişisel Bilgi Anketi, Türkiye Sağlık Okuryazarlık Ölçeği (TSOY-32) ve Champion'un Meme Kanseri Taramalarında Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (CSİMÖ) kullanıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli kurum izinleri, etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onam formu ile katılımcılardan yazılı izin alındı. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, Tek yönlü varyans analizi,Pearson korelasyon analizi ve Post Hoc olarak Tukeytesti kullanıldı. Kadınların %44'ü20-25 yaş grubundadır. Kadınların %50'si evli,%56'sı ise lisans ve üstü eğitim düzeyine sahiptir. Kadınların çoğunluğu %44.8 oranla 2000 TL'den daha az gelire sahiptir. Kadınların %27.2'si 14 yaşında ilk kez mensturasyon olmuşlardır ve %61.9'u hiç doğum yapmamıştır. Kadınların Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeğinden ortalama 34.83±14.81 puan aldıkları, bu puanın yeterli düzeyde olduğu, Champion'un Meme Kanseri Taramalarında Sağlık İnanç Modeli Ölçeği alt boyutları olan duyarlılık, önemseme, sağlık motivasyonu, kendi kendine meme muayenesi yararları, kendi kendine meme muayenesine yönelik öz etkililik ve mamografi engelleri alt faktörlerinin memem kanseri tarama inanç düzeylerinin düşük olduğu, Kendi kendine meme muayenesi engelleri ve mamografi yararları alt boyutlarında ise meme kanseri tarama inanç düzeyinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Mamografi engelleri alt boyutunda kadınların meme kanseri inanç düzeyleri ile sağlık okuryazarlık ölçeğinin geneli ve alt faktörlerine ait okuryazarlık düzeyleri arasında negatif yönde, Duyarlılık, sağlık motivasyonu, klinik meme muayenesi yararları ve öz etkililik ve mamografi yarar alt boyutunda pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Halk sağlığı hemşirelerinin meme sağlığı danışmanlığı ile meme kanseri tarama ve eğitim programlarını, kadınların sağlık okuryazarlık ve sağlık inanç düzeylerine göre düzenlemeleri, meme kanseri taramalarındaki engellerini azaltacak girişimlerde bulunmaları önerilmektedir.

KadınlarMeme hastalıklarıMeme neoplazmları+3
Büşra Erkılıç
Yozgat Bozok University
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik bel ağrısı olan hastalarda ağrı inançları, ağrı ile baş etme becerilerinin girişimsel tedavi yanıtına etkisi

Kronik Bel Ağrısı Olan Hastalarda Ağrı İnançları, Ağrı ile Baş Etme Becerilerinin Girişimsel Tedavi Yanıtına Etkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı ağrı polikliniğinimize başvuran kronik bel ağrılı hastaların ağrı inançlarını, ağrıyla baş etme becerilerini tespit ederek girişimsel tedavi yanıtına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Böylece günümüzde kronik ağrı tedavisinde önem kazanan non-farmakolojik yöntemlerin kullanımına ve kişiye özel tedavi planı geliştirme sürecine katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya hastanemiz algoloji polikliniğine kronik bel ağrısı sebebiyle başvuran, kriterleri karşılayan, bilgilendirilmiş gönüllü onam formunu imzalayan 72 hasta dahil edildi. Hastalara ilk gelişlerinde sosyodemografik veri formu doldurtuldu. Ağrı İnançları Ölçeği (AİÖ) ve Ağrıyla Baş Etme Ölçeği (ABÖ) uygulandı. Ağrı skalası olarak hastaların VAS değerleri kaydedildi ve Kısa Form Mcgill Ağrı Anketi (SF-MPQ) uygulandı. VAS ve Kısa Form Mcgill Ağrı Anketi hastalara işlemden önce, işlemden sonra 1. saat ve işlemden sonra 2. hafta olmak üzere 3 kez uygulandı. Bütün hastalara girişimsel tedavi olarak DRG-RF (Dorsal Root Ganglion-Radyofrekans Ablasyonu) uygulandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 54,0 ±13,5 olarak saptandı. Hastaların % 63,9' ü kadın %36,1'i erkek idi. Hastaların girişimsel tedavi öncesi ve sonrası 1. saatteki VAS ve McGill ağrı skoru değerleri arasında anlamlı azalma saptandı (p<0,05). Girişimsel tedaviden sonraki 1. saat ve 2. hafta VAS ve McGill değerleri arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Hastaların ağrı skorundaki azalma tedaviden fayda gördüklerini gösterdi. Ağrı inançları organik alt boyut ve psikolojik alt boyut puanları benzerdi. Organik alt boyut puanı arttıkça girişimsel tedavi sonrası 2. hafta McGill ağrı skorunun azaldığı görüldü. Organik inançlar puanının psikolojik inançlar puanına göre işlem başarısı ve ağrı şiddetinin azalması üzerine daha etkili olduğu belirlendi. Ağrıyla baş etme alt gruplarından ''kendi kendine başa çıkma'' puanının ise diğer gruplara göre daha yüksek olduğu görüldü. Ağrıyla başa çıkma ''Tıbbi çare arama'' alt boyutuyla girişimsel tedavi sonrası 1. saat McGill ağrı skoru arasında anlamlı korelasyon tespit edildi. Tıbbi çare arama yöntemini seçen hastaların tedavi sonrası ağrı skorunun arttığı, girişimsel tedaviden fayda görmedikleri tespit edildi. Hastaların yaşlarıyla girişimsel tedavi sonrası 1. saat VAS değerleri arasında ters yönlü korelasyon tespit edildi. Hastaların yaşı arttıkça tedavi sonrası ağrı şiddeti azalmaktadır. Ağrıyla baş etmek için erkekler kadınlara oranla daha fazla ''kendi kendine başa çıkma'' yöntemini seçmiştir. Erkekler kadınlara göre ağrıyla kendi kendine başa çıkarak daha iyi ağrı kontrolü sağlamaktadırlar. Bekarlar ağrıyla baş etmek için daha fazla ''Çaresizlik'' yöntemini seçmiştir. Bekarlar ağrıyla baş etmede evlilere göre daha yetersizdir. Sonuç: Bu çalışmada ağrı inançları organik inançlar puanının psikolojik inançlar puanına göre tedaviden fayda görme ve ağrı şiddetinin azalması üzerine daha etkili olduğu belirlendi. Ağrıyla baş etme yöntemi olarak "Tıbbi çare arama" yöntemini seçen hastaların tedavi sonrası ağrı şiddetinin arttığı, girişimsel tedaviden fayda görmedikleri tespit edildi. Erkekler kadınlara göre daha fazla "Kendi kendine başa çıkma" yöntemini seçerek daha iyi ağrı kontrolü sağlamaktadırlar. Kronik bel ağrısı tedavisine ihtiyaç duyan bireylerin ağrı inançları alt boyutlarının ve ağrıyla baş etme becerilerinin belirlenerek tedavi planının kişiselleştirilmesi, maliyet etkinlik oranını ve hasta–hekim memnuniyetini arttıracak; ağrı tedavisinde hızlı ve başarılı sonuçlar alınmasını sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Bel ağrısı, Girişimsel tedavi, Ağrı inançları, Ağrıyla baş etme becerileri.

AğrıAğrı yönetimiAğrıyla başa çıkma+4
Hilal Çakmak Kocabaş
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekreatif etkinliklere katılan bireylerin sağlık inancı ve akış deneyimi ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı İzmir ilinde ikamet eden 18 yaş üzeri bireylerin katıldıkları rekreatif etkinliklerden elde ettikleri sağlık inancının ve etkinliğe bağlı olarak şekillenen akış deneyiminin incelenmesidir. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, ilişkisel tarama modeli esas alınmıştır. Araştırmaya katılan örneklem grubundan toplam 318 adet veri elde edilmiştir. Katılımcılara öncelikle gönüllü onam formunu onaylatılmış olup, ardından 6 adet demografik bilgi sorusu ve akış deneyimini oluşturan 9 soruluk bir anket, 21 sorudan ve algılanan ciddiyet, algılanan engeller, fiziksel yarar, psikososyal yarar ve öz etkililikten oluşan toplam 5 alt boyut içeren sağlık inancı ölçeğini cevaplamaları istenmiştir. Araştırmanın verileri SPSS Statistics 27.0 programı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular kapsamında rekreatif etkinliklere katılan 18 yaş üzeri bireylerin sağlık inancı ile cinsiyet, eğitim düzeyi, haftalık serbets zaman süreleri üzerinde anlamlı farklılık bulunmazken, yaş değişkenine, serbest zaman değerlendirme durumu değişkenine ve etkinliklere katılma sebebi değişkenlerine göre analmlı farklılık bulunmuştur. Aynı çalışmada akış deneyiminin cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterdiği tespit edilirken, yaş, eğitim durumu ve haftalık serbest zaman süreleri değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Akış deneyimi özelinde serbest zaman değerlendirme durumu değişkeninde anlamlı farklılığa rastlanmıştır. İki değişken arasındaki korelasyon değerine göre akış deneyiminin sağlık inancı üzerinden pozitif ve orta şiddette bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu ilişki için hesaplanan t değeri 7,445 ve p değeri 0,000'dır. Bu da akış deneyiminin sağlık inanacı üzerindeki etkisinin istatikstiksel olarak oldukça güçlü ve anlamlı olduğunu ifade etmektedir. Rekreatif etkinlik sırasında yaşanan akış deneyiminin, bireylerin sağlıkla ilgili inançlarını önemli ölçüde etkileyebileceğini ve bu tür etkinliklerin sağlık inançlarını güçlendirmede önemli bir rol oynayabileceği düşünülmektedir.

AkışAkış deneyimiRekreasyon+3
Nadir Demir
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk acil servisine ağrı şikayeti ile başvuran çocukların ebeveynlerinin ağrı inançları ve etkileyen faktörler

Ağrı inançlarını etkileyen faktörlerin bilinmesi, yaygın bir sorun olan ağrının kontrol altına alınmasında önemlidir. Çalışmanın amacı, Çocuk acil servisine ağrı şikayeti ile başvuran çocukların ebeveynlerinin ağrı inançları ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesidir. Tanımlayıcı türdeki bu çalışma, Konya Şehir Hastanesi Çocuk Acil Servisine çocuklarını ağrı şikayetiyle getiren gelişigüzel örnekleme yöntemi ile seçilen 350 ebeveyn ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında tanıtıcı özelliklere ilişkin bilgi formu ve ağrı inançları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin "Ağrı inançları ölçeği puanı" genel ortalaması 2,5±0,78, "Psikolojik inançlar puanı" ortalaması 2,08±1,07, "Organik inançlar puanı" ortalaması 2,78±0,86 olarak saptanmıştır. Ebeveynlerin psikolojik inançlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, yaşadığı yer ve ekonomik durum değişkenlerinden etkilendiği belirlenmiştir. Ebeveynlerin organik inançlarının, ebeveynlerin hastaneye getirdiği kaçıncı çocuğunun olduğu, çocuğunun kronik bir hastalığının olup olmadığı ve tedavi uygulama durumundan etkilendiği belirlenmiştir. Ağrı inançları ölçeği toplam puanını ise ebeveynlerin eğitim seviyesi, yaşadığı yer ve çocuğunun kronik bir hastalığının olup olmaması etkilemektedir. Araştırmada, bazı sosyo-demografik özelliklerin ebeveynlerin ağrı inancını etkilediği belirlenmiş olup ebeveynlerin ağrı inançlarını değerlendirmeye yönelik çalışmaların farklı bölgelerde kültürel faktörleri içine alarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Ağrı, İnançlar, Sosyal değerler, Ebeveynler

Acil servis-hastaneAna-babaAğrı+5
Hakan Korkmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek tarım işçilerinin kolorektal kanser hakkındaki bilgi düzeyleri, sağlık inanç düzeyleri ve kanser riskinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma; Erkek tarım işçilerinin kolorektal kanser hakkındaki bilgi düzeyleri, sağlık inanç düzeyleri ve kanser riskinin belirlenmesini amaçlayan kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırma Kasım 2019-Mart 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Kasım 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında Aydın ili Efeler ilçesi Işıklı mahallesinde yaşayan 205 erkek tarım işçisinden yüz yüze toplanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada veri toplama materyali olarak Sosyodemografik Özellikler Formu, Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (KKKYSİMÖ), Kolorektal Kanser Bilgi Düzeyi ile ilgili 10 soruluk Yapılandırılmış Form ve Kolon Kanseri için Harvard Kanser Risk İndeksi kullanılmıştır. Araştırma öncesi Aydın Valiliği'nden kurum izni, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan etik izin ve araştırmada kullanılan ölçeklerin ilgili yazarlarından izinler alınmıştır. Araştırmaya katılan erkek tarım işçilerinden yazılı onam alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler S.P.S.S. (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde tanımlayıcı istatistiksel hesaplama yöntemler olarak yüzde sayı, standart sapma, ortalama kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenlerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. İki bağımsız grup arasındaki niceliksel sürekli verileri karşılaştırmak için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verileri karşılaştırmak için Tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek için tamamlayıcı post-hoc analizi (Scheffe testi) uygulanmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Gruplu değişkenlerin karşılaştırılmasında chi square kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın bağımlı değişkenleri erkek tarım işçilerinin KKKYSİMÖ puan ortalamaları, Kolorektal Kanser Bilgi Düzeyi puan ortalamaları ve Harvard Kanser Risk Düzeyleridir. Bağımsız değişkenler ise erkek tarım işçilerinin sosyodemografik özellikleridir. Erkek tarım işçilerinin %38'i 40-50 yaş, %84,4'ü evli, %20'si lise ve üzeri eğitim durumuna sahip, %55,6'sı pestisit kullanmakta, %35,6'sı pestisit kullanırken koruyucu özel önlem almamakta ve %58'i gelecekte bağırsak kanseri taramalarına katılmayı düşünmemektedir. Erkek tarım işçilerinin yüzde 63,9'u KRK için Harvard Kanser Risk İndeksine göre riskli grupta yer almaktadır. Erkek tarım işçilerinin güven yarar sağlık motivasyonu puanı 51,620±4,856 (Min=35; Maks=55) ve duyarlılık puanı 10,581±4,838 (Min=6; Maks=30); KRK bilgi düzeyi puanı ise 8,815±1,190 (Min=4; Maks=10) olarak saptanmıştır. Erkek tarım işçilerinin yüzde 56,1'i KRK taraması için nereye başvuracağını ve yüzde 82'si KRK taramasında hangi testlerin yapıldığını bilmediğini ifade etmiştir. Erkek tarım işçilerinin yüzde 21,5'i bağırsak kanseri taramaları ile ilgili herhangi bir sağlık çalışanı tarafından bilgilendirilmediğini belirtmiştir. Erkek tarım işçilerinin gelecekte KRK taramasına katılma düşüncesi ile güven yarar sağlık motivasyonu alt boyut puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Altı ay içinde ve bir yıl içinde bağırsak kanseri taramasına katılmayı düşünenlerin güven yarar sağlık motivasyonu puanları gelecekte taramaya katılmayı düşünmeyenlerin güven yarar sağlık motivasyonu puanlarından yüksek çıkmıştır (p<005). Sonuç: Tarımsal ürünlerin kalitesini ve verimini arttırmak için pestisitleri sık kullanan ve bundan dolayı KRK risk grubunda yer alan erkek tarım işçilerinin KRK sağlık inançları, bilgi ve risk düzeylerini gösteren araştırma sonuçlarının literatürde yer alması yarar sağlayacaktır. Riskli gruplar için KRK'dan koruyucu eğitim programları hazırlanmalı ve bu eğitim programlarının etkililiği değerlendirilmelidir. Ayrıca KRK tarama testlerinin risk grubundaki bireylere uygulanması yaygın hale getirilmelidir.

Bilgi düzeyiKolon hastalıklarıKolon neoplazmları+7
Yusuf Güver
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çukurova Üniversite Aile Hekimliği Polikliniklerine başvuranlarda depresif bozukluk taraması ve ilişkili faktörler

Amaç: Depresif bozukluk, birinci basamakta sıkça rastlanan önemli bir sorundur. Çalışmamızda Üniversitemizdeki Aile Hekimliği Polikliniklerine başvuranlarda depresif bozukluk sıklığı, ruh-sağlığı gereksinimleri için başvuru tercihleri ve ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumları belirlemek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniğine 01.02.2019-15.03.2019 tarihleri arasında başvuranlardan basit rastgele örneklem yöntemiyle belirlenen ve çalışmaya katılmayı kabul edenlere sosyodemografik bilgi formu, Hasta Sağlık Anketi-2 ve 9 ve Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç Ölçeği uygulandı. Depresif belirtisi olanlarla DSM-5 Yapılandırılmış Klinik Görüşme envanteri doğrultusunda görüşüldü. Bulgular: Katılımcıların (n=302) % 69,9'u (n=211) kadın olup % 83,1'i (n=251) öğrenciydi. PHQ-2'yle % 17,2 (n=52) ve PHQ-9'la % 15,2 (n=46) katılımcıda depresif bozukluk düşünüldü. Öğrencilerin PHQ-9 puan ortalamaları personelden daha yüksekti (9,88±5,1, 7,8±4,4, p=0,007). Yapılandırılmış klinik görüşme yapılanların (n=62) %32,6'sında (n=20) majör, % 11,3'ünde (n=7) tanımlanmamış depresif bozukluk belirlendi. Örneklemimizin % 6,6'sında majör olmak üzere toplam % 8,9'una depresif bozukluk tanısı konuldu ve tanı alanların tümü öğrenciydi. PHQ-9 puanları 20-24 yaş grubunda, bekarlarda, hekim başvuru sıklığı yılda ≥5 olanlarda ve eğitim düzeyi düşük olanlarda daha yüksekti (sırasıyla, p=0,003, p=0,001, p=0,005, p=0,017). Ruh sağlığı gereksinimleri için profesyonel olmayanlara başvuru oranları 18-19 yaş grubunda, bekarlarda, eğitim düzeyi üniversite ve öncesi düzeyde olanlarda daha yüksekti (sırasıyla, % 54,5, p=0,001, % 96,4, p=0,038, % 20,1, p=0,052). Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç Ölçeğine göre; üniversite birinci sınıf öğrencilerinin diğer sınıflara göre tehlikelilik tutumunun, üniversite personelinin ise çaresizlik tutumunun daha olumsuz olduğu (p=0,001, p=0,043) saptandı. Sonuç: Üniversitemiz Aile Hekimliği Polikliniklerine başvuranlarda depresif bozukluk sıklığı ülke genelindeki rakamlara benzer bulundu. Tanı alanların tamamının öğrenci olması, ruh sağlığı gereksinimleri için profesyonel olmayanlardan yardım alma arayışı eğiliminin yüksek olması, ruhsal hastalıklara yönelik inançlar anlamında öğrencilerde tehlikelilik ve personelde ise çaresizlik tutumunun ön plana çıkması dikkat çekiciydi. Özellikle üniversitemiz öğrencileri için depresif bozukluk açısından koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin etkinliğinin arttırılmasına gereksinim vardır. Bu bağlamda üniversite öğrencilerine ve çalışanlarına yönelik ruh sağlığı açısından doğru bilgilendirme yapılması için eğitimler de planlanabilir. Anahtar Kelimeler: Depresif bozukluk, Patient Health Questionnaire-9, öğrenci, inanç, tutum

Aile hekimliğiAnketlerDepresif bozukluk+5
Merve Saraçoğlu Sümbül
Çukurova University
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin HPV aşısına yönelik bilgi, tutum ve davranışlarına broşürle bilgilendirmenin etkisi

Amaç: Human Papillomavirus (HPV) enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan en sık görülenidir. HPV'nin neden olduğu serviks kanseri ülkemizde kadınlarda görülen kanser türleri arasında dokuzuncu sıradadır. Sağlık hizmeti sunumunda aktif görev alacak olan ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve tutumu halkın özellikle aşıya karşı yaklaşımını etkileyecektir. Çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde eğitim gören öğrencilerin broşürle bilgilendirilmeden sonra HPV aşısına yönelik bilgi, tutum ve davranışlarında değişiklik olup olmayacağını tespit etmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma örneklemini Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik ve Hemşirelik bölümlerinde 2019-2020 eğitim öğretim döneminde eğitim gören birinci sınıf öğrencileri oluşturdu. Katılımcılara broşürle eğitim girişimi öncesi ve sonrası olmak üzere iki hafta arayla Kişisel Bilgi Formu, HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası, HPV Enfeksiyonu ve Aşılamasına ilişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği ve broşürün etkisini sorgulayan anket uygulandı. Veriler IBM SPSS Statistics Versiyon 20.0 aracılığıyla değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada birinci sınıfların % 80'ine ulaşıldı (n=231). Öğrencilerin yaş ortalaması 19,59 ± 1,85 (min:17 - max:31) olup % 76,1'i kadındı. Katılımcıların sadece % 8,7'sinin (n=20) aile hekimleri tarafından HPV aşısıyla ilgili bilgilendirildiği görüldü. Kadın ve erkeklerin eğitimden sonra bilgi puanı ortalamaları anlamlı olarak yükseldi (p=0,001, p=0,001). Her iki cinsiyette ciddiyet algısında anlamlı azalma engeller, yarar, duyarlılık algısında anlamlı artış olduğu görüldü (p=0,001, p=0,001, p=0,001, p=0,001). Broşürle bilgilendirmeden sonra kadınların % 60'ı erkeklerin % 41,1'i aşı yaptırmak konusunda istekli olurken aşının ücretsiz olması halinde ise aşı yaptırma isteğinde artış belirlendi (K: % 77,1, E: %69,6). Sonuç: Hazırladığımız broşürün öğrencilerin HPV bilgisinde artış, HPV enfeksiyonu ve aşılanmasına dair inançlarında değişiklik ve aşı yaptırma isteğinde artış sağladığı belirlendi. Aşı ücretinin sağlık sigorta sistemi tarafından karşılanması durumunda aşı yaptırma oranlarında artış olabileceği düşünüldü.

AşılarBilgiDavranış+7
Şerife Dağabakan
Çukurova University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelik ve tıp öğrencilerinin el hijyeni inanç, el hijyeni uygulamaları ve izolasyon önlemlerine uyumlarının karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada amaç, hemşirelik bölümü ve tıp fakültesi öğrencilerinin el hijyeni inanç, el hijyeni uygulamaları ve izolasyon önlemlerine uyumlarının karşılaştırılması ve bu bilincin eğitimleri sırasında ne derecede kazandırılabildiği sorusuna ışık tutmaktır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2,3 ve 4. sınıflarından 217 ve Tıp Fakültesi 4 ve 6. sınıflarından 94 öğrenci ile yürütüldü. Araştırmada veriler Öğrenci Tanılama Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ile El Hijyeni Uygulamaları Envanteri ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı, demografik özellikler ile ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkinin değerlendirmesinde her üç ölçek için Kolmogorov Siminov testi (p değeri=0,000) Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21,85±1,62(18-26) olup büyük çoğunluğu kadındı (%66,2). Öğrencilerin %89,4'ü izolasyon önlemlerinin hastane enfeksiyonlarını önlemede gerekli olduğunu ve %99'u el yıkama alışkanlığının hastane enfeksiyonlarını önlemede etkin olduğunu düşünmektedir. Sonuç: Öğrencilerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ve el hijyenine uyumlarının yüksek düzeyde olduğu belirlendi. Her iki bölümde de kadın öğrencilerin izolasyon önlemlerine uyumu erkek öğrencilere göre daha yüksek bulundu. Yaş izolasyon önlemlerine uyumu etkilememektedir. Hemşirelik öğrencilerinin hastane enfeksiyonları hakkındaki bilgi düzeyleri arttıkça el hijyenine uyumları artmaktaydı. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, tıp öğrencileri, el yıkama, hasta izolasyonu

ElEl yıkamaHasta izolasyonu+5
Merve Sakanuz
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Planlı görsel eğitim üniversite öğrencilerinin deri kanserine yönelik tutum ve inançlarını etkiler mi?

Amaç: Bu çalışma, Sağlık İnanç Modeline dayalı hazırlanan planlı görsel eğitimin üniversite öğrencilerinin deri kanserine yönelik tutum ve inançlarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Bu küme-randomize kontrollü deneysel çalışma; bir üniversitenin iki fakültesindeki iki bölümde öğrenim gören 116 üniversite öğrencisi (girişim grubu:58; kontrol grubu:58) ile yürütüldü. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu ve Deri Kanserinde Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (DKSİMÖ) ile toplandı. Girişim grubunda ön test, bir ay sonra, üç ay sonra ve yedi ay sonra olmak üzere dört görüşme yapıldı. Kontrol grubunda ise ön test ve yedi ay sonra iki görüşme yapıldı. Bulgular: Sağlık İnanç Modeline dayalı hazırlanan planlı görsel eğitim programından sonra girişim grubundaki öğrenciler ile kontrol grubundaki öğrenciler arasında algılan duyarlılık, algılanan ciddiyet, algılanan yarar, algılanan engel ve öz yeterlilik puanları açısından anlamlı fark bulundu. Girişim grubundaki öğrencilerin algılanan duyarlılık, algılanan yarar, algılan engel ve öz yeterlilik puanları açısından izlemler arası anlamlı fark bulunurken, algılanan ciddiyet puanı açısından izlemler arası fark bulunmadı. İlk görüşmeden yedi ay sonra, girişim grubunun algılanan duyarlılık, algılanan ciddiyet, algılanan yarar, algılanan engel ve öz yeterlilik puanları kontrol grubuna göre daha anlamlı olarak olarak artarken, algılanan engel puanlarının azaldığı saptandı. Sonuç: Araştırma sonuçları, Sağlık İnanç Modeline dayalı hazırlanan planlı görsel eğitimin üniversite öğrencilerinin deri kanserine yönelik tutum ve inançları üzerine olumlu etkisi olduğunu gösterdi. Anahtar kelimeler: sağlık inanç modeli, sağlık tutumları, ünivesite öğrencileri, deri neoplazmları

Deri hastalıklarıDeri neoplazmlarıGörsel etkileşim+6
Esin Sevgi Doğan
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
10
DoktoraAçık ErişimTR

18-24 yaş arası evli kadınlara sağlık inanç modeline göre verilen eğitimin üreme sağlığı koruyucu tutumları ve aile planlamasına yönelik tutumlarına etkisi

Üreme sağlığı bütün insanları ilgilendiren bir kavram olmasına rağmen kadının yaşamında ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Çünkü doğurganlık kadın bedeninde oluşan bir olaydır ve kadının bu işlevi yerine getirirken yaşadıkları genel sağlık düzeyini bozabilir. Bu çalışmanın amacı Sağlık İnanç Modeli'ne göre verilen eğitiminin 18-24 yaş arası evli kadınların üreme sağlığını koruyucu tutum üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Nisan 2019- Aralık 2019 tarihler, arasında Hakkâri 1 No'lu Aile Sağlık Merkezinde 175 evli kadın ile üreme sağlığını geliştirmeye yönelik uygulanan sağlık eğitimi etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla ön test- son test kontrol gruplu ve yarı deneysel modelde yapılmıştır. Çalışmada soru formu sosyo-demografik bilgi ile ilgili sorulardan oluşturulmuştur. Üreme sağlığını koruyucu tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla Evli Kadınların Üreme Sağlığını Koruyucu Tutumlarını Belirleme Ölçeği (ÜSBÖ) ve AP tutumunu ölçebilmek amacıyla AP Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ön test ÜSBÖ toplam puan ortalaması eğitim grubunda 112.57±24.58, kontrol-1 grubunda 119,07±25,93 ve kontrol-2 grubunda 120,15±18,63 olarak bulunmuştur. AP toplam puan ortalaması eğitim grubunda 102,00±22,47, kontrol-1 grubu 101,75 ±23,44 ve kontrol-2 grubu 106,5±24,80 olarak bulunmuştur. Ön test verileri toplandıktan sonra deney grubundaki kişilere üç aylık bir eğitim programı uygulanmıştır. Eğitim bittikten sonra üç ay izlem yapılmış toplamda altı ay sonra ÜSBÖ ve APTÖ uygulanarak son test verileri toplanmıştır. Eğitim grubunda ÜSBÖ ve AP tutum ölçekleri toplam ve alt boyut puan ortalamalarında anlamlı düzeyde artma bulunmuştur (p<0.05). Kadınların üreme sağlığı sorunlarının belirlenmesi ve bu konuda sağlık eğitimlerinin planlanması ve uygulanması son derece önemlidir. Sağlık İnanç Modeli'ne göre verilen eğitimin üreme sağlığını koruyucu tutum üzerine olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Aile planlamasıEvli kadınlarKadın eğitimi+5
Neşe Ataman Bor
Hasan Kalyoncu University
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Planlı görsel eğitim kalp yetersizliği olan bireylerin hastalıklarına yönelik tutum, inanç ve semptomlarını etkiler mi?

Amaç: Bu çalışma, Sağlık İnanç Modeli'ne dayalı hazırlanan planlı görsel eğitimin kalp yetersizliği olan bireylerin hastalıklarına yönelik tutum, inanç ve semptomlarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Randomize kontrollü deneysel tipteki bu çalışma; Türkiye'nin batı bölgesindeki bir üniversite hastanesinin kardiyoloji polikliniğinde tedavi gören 110 kalp yetersizliği olan birey (girişim grubu: 55; kontrol grubu: 55) ile yürütülmüştür. Veriler, "Hasta Tanıtım Formu", "Kalp Yetersizliğinde Sağlık İnanç Modeli Ölçeği [SİMÖ-KY]" ve "Memorial Semptom Değerlendirme Ölçeği – Kalp Yetersizliği [MSAS-HF]" aracılığıyla toplanmıştır. Girişim grubunda ilk izlem, üç ay sonra ve altı ay sonra olmak üzere toplam üç görüşme yapılmıştır. Kontrol grubunda ise ilk izlem ve altı ay sonra iki görüşme yapılmıştır. Bulgular: Sağlık İnanç Modeli'ne dayalı hazırlanan planlı görsel eğitim programından sonra girişim ve kontrol grubundaki hastaların Algılanan Duyarlılık [AD], Algılanan Ciddiyet [AC], Algılanan Yarar [AY], Algılanan Engel [AE], Öz Etkililik [ÖE] ve semptom puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Girişim grubundaki hastaların AD, AC, AY, AE, ÖE ve semptom puanları açısından izlemler arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. İlk görüşmeden altı ay sonra, girişim grubunun AD, AC, AY, AE, ÖE puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı olarak arttığı; semptom puanlarının ise kontrol grubuna göre anlamlı olarak azaldığı saptanmıştır. Sonuçlar: Araştırma sonuçları, Sağlık İnanç Modeli'ne dayalı hazırlanan planlı görsel eğitimin kalp yetersizliği olan bireylerin hastalıklarına yönelik tutum, inanç ve semptomları üzerine olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kalp yetersizliği, görsel eğitim, sağlık inanç modeli, semptom, hemşire.

Belirti ve semptomlarGörsel etkileşimKalp hastalıkları+6
Dilan Deniz Akan
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisi

El hijyeni hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli ve basit fakat uyumun da en az olduğu bir etkendir. Önemli bir bilgi birikimi ve beceri gerektiren hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli sorunlardan biri, el hijyenine uyumda karşılaşılan sorunlardır. Bu sorunların birçoğu bilgi, tutum, uygulama, inanç ve algı gibi bireysel faktörler olup bunların belirlenmesi, el hijyenine uyma davranışının artırılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma, hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Mart - Haziran 2019 tarihlerinde Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan 960 hemşire oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış fakat araştırmaya katılmayı kabul eden 529 hemşire ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ve El Hijyeni Uygulama Envanteri kullanılmıştır. Anket formları araştırmacı tarafından dağıtılmış ve toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmada, hemşirelerin EHİS puan ortalaması 83,64±9,14, EHUE puan ortalaması 65,88±5,66 olup hemşirelerin orta düzeyde el hijyeni inançlarına sahip ve el hijyeni uygulamalarının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin EHİS puanlarını sadece cinsiyetin etkilediği; EHUE puanlarını ise çocuk sahibi olma, çalışma şekli, çalışılan birim, birimdeki hasta sayısı ve mesleki memnuniyet durumunun etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak, EHİS ile EHUE arasında pozitif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). El hijyeni inanç ölçeği puanı arttıkça, el hijyeni uygulama envanteri puanı artmıştır. Hemşirelerin el hijyeni hakkındaki olumlu ve olumsuz inançlarının el hijyeni uygulamalarını etkilediği konusunda literatürde daha geniş ve daha çeşitli örneklem içeren çalışmaların yapılması önerilebilir.

ElEl yıkamaHemşireler+6
Feyza Turan
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin ruhsal hastalıklara yönelik inançlarının belirlenmesi

Bu araştırma, hemşirelerin ruhsal hastalıklara yönelik inançlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Çalışma Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşirelerden araştırmaya katılmayı kabul eden 254 hemşire ile tamamlandı. Araştırmanın verileri; "Kişisel Bilgi Formu" ve "Ruhsal Hastalığa Yönelik İnançlar Ölçeği (RHİÖ)" kullanılarak elde edildi. Veriler sayı, yüzde, Bağımsız Örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Pearson Korelasyon testi ile değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 35.27±7.74'tür. Hemşirelerin %76.8'inin kadın, %74.8'inin evli, %77.2'sinin lisans mezunu ve %37.4'ünün 16 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip olduğu belirlendi. Araştırmaya katılan hemşirelerin RHİÖ toplam puan ortalamaları 53.69±15.46 olarak bulundu. Hemşirelerin "Tehlikelilik" alt boyut puan ortalaması 23.73±6.23 bulunup orta düzeyde olduğu saptandı. "Çaresizlik ve Kişilerarası İlişkilerde Bozulma" alt boyut puan ortalaması 28.14±10.02 bulunup yüksek düzeyde olduğu saptandı. "Utanma" alt boyut puan ortalaması 1.80±2.17 bulunup düşük düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerin ruhsal hastalıklara yönelik inançlarının medeni durum, mesleki deneyim, çalışılan birim, yakın çevrede ruhsal hastalığı olan birey bulunma durumu, ruhsal hastalara yönelik duyguları, psikiyatri servisinde çalışmaları durumunda güvende hissetme durumları değişkenlerine göre farklılaştığı, ruhsal hastalıklara karşı orta düzeyde olumsuz inançlarının olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Hemşire, Ruhsal Hastalık, İnanç

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Ülger Uçkaç
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

İlgili konular