Puberty

285 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Erken ergenlik döneminde dijital oyun bağımlılığı, akran ilişkileri, serbest zaman aktivite düzeyi arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Erken ergenlik dönemindeki bireyler henüz yetişkin sorumluluğuna sahip olmadıklarından serbest zaman aktivitelerine daha çok zaman ayırabilmektedir. Akranlarının dahil olduğu veya etkilediği serbest zamanlar tercihe bağlı şekilde dijital oyun oynayarak geçirilebilmektedir. Çağımızın en etkili bağımlılıklarından birisi olabileceğine ihtimal verilen dijital oyun bağımlılığı bireylerin oyun oynamadan duramadığı, gerçek hayattan kopma noktasına geldiği tehlikeli bir durumdur. Bu ilişkiler bağlamında çalışmamızda erken ergenlik döneminde dijital oyun bağımlılığı, akran ilişkileri ve serbest zaman aktivite düzeyi arasındaki ilişkileri ölçümlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi; 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Koç Ortaokulu 6. ve 8. sınıf öğrencilerinden basit seçkisiz örneklem yöntemiyle gönüllülük esasına göre elde edilen 413 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler; "dijital oyun bağımlılığı", "akran ilişkileri" ve "serbest zaman aktivite düzeyi" ölçeklerinin demografik sorularla birleştirilerek uygulanmasından elde edilmiştir. İlişkisel tarama modeli kurularak veriler SPSS 22 paket programıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgularda serbest zaman aktivite düzeyi cinsiyete göre anlamlı farklılaşmazken, dijital oyun bağımlılığında erkekler lehine farklılık belirlenmiştir. Akran ilişkilerinde ise kızlar lehine koruma, yakınlık ve yardım alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Serbest zaman aktivite düzeyi ile dijital oyun bağımlılığı arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Yaş ile serbest zaman aktivite düzeyi; dijital oyun bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında negatif yönde ilişki kurulmuştur. Serbest zaman aktivite düzeyi akran ilişkilerini pozitif yönde ve anlamlı etkilerken; serbest zaman, akran ilişkileri ve dijital bağımlılık arasında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Değişkenlerden elde edilen birçok sonuç diğer çalışmalarla kıyaslanarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Ergenlik, Akran İlişkileri, Dijital Oyun Bağımlılığı, Serbest Zaman

Akran ilişkileriBağımlılıkBoş zaman+5
Mustafa Sezer
Siirt University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türk gençlik edebiyatında ergenlik temsilleri

"2000 Sonrası Türk Gençlik Edebiyatında Ergenlik Temsilleri" ismini taşıyan bu tezde 2000 yılından sonra kaleme alınmış karakterlerin ergenlik süreçlerinin izleyebildiğimiz eserlerde yer alan karakterlerin ergenlik temsilleri üzerinde durulmuştur. Çalışmamızda gençlik edebiyatının önemli isimlerinin kaleme aldığı ve bir ergen karakterin ergenlik süreçlerini izleyebileceğimiz 21 eser incelenmiştir. Ergenlik dönemiyle birlikte bireyler oldukça önemli değişimler geçirmektedirler. İnsan hayatının en hızlı gelişimsel süreçlerinden olan ergenlik dönemi bütün karmaşık yapısın rağmen gençlik edebiyatı açısından her zaman önemli bir yaş aralığı olmuştur. Bu durum gençlik edebiyatında tipik ergen özellikleri gösteren karakterlerin yer almasına olanak sağlamıştır. Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ergenlik döneminde bireylerin yaşadığı değişim ve dönüşümleri iyi analiz edebilmek adına gelişim psikolojisi kuramları ele alınmıştır. Burada ergenlerin fiziksel, bilişsel, ahlak ve kişilik gelişimleri Jean Piaget, Lev Vygotsky, Sigmund Freud, Erik Erikson, Lawrence Kohlberg gibi önemli gelişim kuramcılarının çalışmaları ekseninde incelenmiştir. İkinci bölümde ise tespit ettiğimiz 21 romanda yer alan ana ve yan ergen karakterlerin ilk bölümde ele aldığımız değişimler bağlamında fiziksel, bilişsel, sosyal ve ahlaki gelişimleri ışığında değişen davranışları ve psikososyal durumları tasnif edilmiştir. Eserlerde yer alan karakterlerin kendilerine, başkalarına, çevreye, olaylara olan tutumları üzerinden temsil ettikleri ergenlik hâlleri ele alınmıştır. Bu ergenlik temsilleri üç ana başlık etrafında şekillenmiştir. Bunlar; ergenlerin kendilerine yaklaşımları, ikili ilişkilerindeki yaklaşımları ve toplumsal durumlar karşısındaki yaklaşımlarıdır. Belirlediğimiz bu ilişki ağları etrafında bir karakter olarak eserlerde yer alan ergenlerin temsil ettiği hâlleri de alt başlıklar ekseninde tasnif ettik. Ergenlerin tutum ve davranışlarının okura nasıl yansıtıldığı, ergenlik döneminin kendine has olan gelişimsel değişim süreçlerinin eserlere nasıl etki ettiği gibi konular üzerinde durularak ergenlik döneminde görülebilecek olan ergenlik temsilleri tespit edilmiştir. Ergenlik döneminin bütün karmaşık yapısıyla birlikte gençlik edebiyatının önemli bir kısmını oluşturduğu görülmektedir.

Ergen psikolojisiErgenlikGençlik edebiyatı+1
İlknur Koyuncu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik kontrolün belirleyicilerinin ve gelişimsel sonuçlarının aile sistem yaklaşımıyla incelenmesi: Çok düzeyli bir modelleme

Araştırmanın başlıca hedefi psikolojik kontrol uygulamalarını derinlemesine incelemektir. Bu amaç kapsamında araştırmada odak noktası farklı olan iki çalışma mevcuttur. Birinci çalışmanın temel amacı, anne babalardan algılanan psikolojik kontrolün belirleyicilerini incelemektir. İkinci çalışmanın temel amacı ise psikolojik kontrolün ergenlerdeki gelişimsel sonuçlarını araştırmaktır. Birinci çalışmada anne babaların, ergenlerin ve aile bağlamının özellikleri bir modelleme kapsamında psikolojik kontrolün belirleyicileri olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 17 farklı şehirde yaşayan 307 aileden oluşmaktadır. Her aileden anne (Ort. = 41.30, S = 4.24), baba (Ort. = 45.01, S = 4.58), büyük kardeş (Ort. = 16.17, S = 1.60) ve küçük kardeşin (Ort. = 12.54, S = 1.70) katılımıyla toplam 1228 kişiye ulaşılmıştır. Çok düzeyli modelleme analizi sonuçlarına göre, anneden algılanan psikolojik kontrolü yordayan değişkenler; ergenin doğum sırası, problem davranışları ve akademik işlevselliği ve annenin uyumsuz mükemmeliyetçiliğidir. Babadan algılanan psikolojik kontrolü yordayan değişkenler ise ergenin doğum sırası, problem davranışları ve ev ortamı kaosudur. İkinci çalışmada psikolojik kontrolün kardeşlerin problem davranışları üzerindeki yordayıcı rolü bir modelleme kapsamında incelenmiştir. Araştırma modelinde psikolojik kontrolün iki düzeyinin (genel psikolojik kontrol ve farklılaşan psikolojik kontrol) problem davranışlarla ilişkileri, ergen ve aile bağlamı özellikleriyle birlikte incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi birinci çalışmayla aynıdır ancak farklı değişkenlerle veri temizliği işlemi yapılması nedeniyle 303 aileden oluşmuştur. Çok düzeyli modelleme analizi sonuçlarına göre ergenlerin dışa yönelim problemlerini yordayan özellikler; anne modelinde farklılaşan psikolojik kontrol, genel psikolojik kontrol ve ev ortamı kaosu iken baba modelinde farklılaşan psikolojik kontrol ve ev ortamı kaosudur. Ergenlerin içe yönelim problemlerini yordayan özellikler anne ve baba modellerinde ortak olarak ergenin cinsiyeti ve ailenin gelir düzeyidir. Birinci çalışma (i) psikolojik kontrol uygulamalarında ergenin uyum sorunlarının önemli bir belirleyici olduğunu, (ii) belirleyicileri her iki ebeveyn için de incelemek gerektiğini ortaya koymaktadır. İkinci çalışma ise psikolojik kontrolün sonuçlarını; (i) ebeveynliğin ailedeki genel düzeyi ile kardeşe özgü düzeyini ayrıştırarak, (ii) anne ve babalarda, (iii) aile sisteminin diğer özellikleriyle birlikte incelemenin önemini göstermektedir. Anahtar Sözcükler Psikolojik kontrol, ebeveynliğin belirleyiciler, problem davranışlar, çok düzeyli analiz, ergenlik dönemi

AileAile sistemiEbeveynler+4
Esin Şener
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ön ergenlerde bilinçli farkındalık temelli programın etkililiği

Bu çalışmanın amacı bilinçli farkındalık temelli programın ön ergenlerin bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini saptamaktır. Araştırmaya Ankara ilinin Çankaya ilçesinde ortaokula devam eden 10-14 yaş arası ergenler katılmıştır. Karma desen türlerinden açımlayıcı ardışık desene göre tasarlanan araştırma üç aşamadan oluşmuştur. Ortaokula devam eden 333 öğrencinin katılımıyla, birinci aşamada bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin cinsiyete ve sınıfa göre farklı olup olmadığı ve bilinçli farkındalık düzeyinin, psikolojik iyi oluş düzeylerini yordayıp yordamadığı araştırılmıştır. İkinci aşamada Eline Snel Çocuk ve Ergenler için bilinçli farkındalık programının bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş düzeyine etkisinin sınanmasında ön-test son-test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına toplam 28 beşinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Program uygulandıktan üç ay sonra kalıcılık etkisine bakılmıştır. Üçüncü aşamada ise deney grubuna katılan 14 ergen ve aileleriyle görüşmeler yapılmıştır. İlk iki aşamada Çocuk ve Ergenler İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Üçüncü aşamada yarı yapılandırılmış görüşme formuyla veri toplanmıştır. Araştırmada bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş arasında olumlu ilişki olduğu, bilinçli farkındalığın psikolojik iyi oluşu yordadığı, erkeklerin bilinçli farkındalık ve psikolojik iyi oluş puanlarının kadınlarınkinden yüksek olduğu, sınıf değişkeni açısından ise anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Deney grubunun son-test puanları ön-test puanlarına göre yükselmiştir. Deney grubunun son-test puanları kontrol grubunun son-test puanlarından yüksek bulunmuştur. Kalıcılık çalışması sonucunda deney grubunda kalıcılığın devam ettiği görülmüştür. Nitel analiz bulguları nicel sonuçları desteklemiştir. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Bilinçli farkındalıkErgenlerErgenlik+3
Özlem Özen Koç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tamoksifen tedavisi verilen pubertal jinekomastili ergenlerin tedavi yanıtları ve etkileyen faktörler

Pubertal jinekomasti, erkek ergenlerde görülen memede iyi huylu glandüler doku büyümesidir. Sıklıkla spontan gerilemekle birlikte seçilmiş olgularda tamoksifen tedavisi kullanılmaktadır. Çalışmamızda tamoksifen tedavisi verilen pubertal jinekomastili ergenlerin başlangıç yakınmaları, klinik ve laboratuvar bulguları, ilaç yan etkileri, tedaviye yanıtları ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 2006-2018 yılları arasında, tamoksifen tedavisi verilen 83 pubertal jinekomastili ergenin verileri arşiv ve bilgisayar sisteminden retrospektif olarak değerlendirildi. Tamoksifen tedavisi ile ergenlerin % 93,7'sinde iyi yanıt alındığı ve karaciğer transaminazlarında, lökosit ve trombosit sayılarında anlamlı bir değişim olmadığı gösterildi. Tedavi başlangıcında, ergenlerin %70,9'unun Tanner evre 3 veya 4 de olduğu ve Tanner evresi 5 olan ergenlerde meme diskinde tam kaybolma oranının daha yüksek olduğu gösterildi. Başlangıç meme disk çapları 3 cm veya üzerinde olan ergenlerin, birinci aydan altıncı aya kadar her ay için ayrı ayrı, o aya ait disk çaplarının başlangıca göre değişimleri, başlangıç disk çapı 3 cm' in altında olan hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Ergenlerin meme disk çaplarında tedavinin dördüncü, beşinci ve altıncı aylarında anlamlı küçülme görüldü. Sonuç olarak, kliniğimizden daha önce rapor edildiği gibi, pubertal jinekomastili olgularda tamoksifen tedavisinin etkin ve güvenilir olduğu tekrar gösterilmiştir. Ancak bu çalışmada, olgu sayımızın daha yüksek ve yeterli olması, daha önceki çalışmalarımızda yapılamayan detaylı analizlere de olanak sağlamıştır. Literatürde tamoksifen tedavi süresi 4-6 ay olarak önerilmekteydi ancak bu çalışma ile tedavi başlandıktan sonra optimal etkinin elde edilmesi için tedaviye 6 ay devam edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca, tamoksifen tedavisi için endikasyon kabul edilen disk çapı boyutunun 4 cm yerine, 3 cm olarak belirlenmesi önerilmektedir.

ErgenlerErgenlikJinekomasti+2
Elif Sümeyra Sabancı
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn reddi algısı yüksek olan ergenlerin şiddet eğilimine yönelmesinde bağlanma biçiminin etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almama durumunun ebeveyn reddi ve bağlanma stilleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Ebeveyn reddi ve bağlanmanın yanı sıra şiddet eğilimine yönelimle ilişkili koruyucu ve risk faktörlerinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şişli ve Kağıthane ilçelerinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında liselerde disiplin kurulundan şiddet gerekçeli ceza almış 43 öğrenci ve seçkisiz seçilen hiç ceza almamış 102 öğrenci olmak üzere toplam 145 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne-Baba formu) (EKRÖ/Anne-Baba), Şiddet Eğilimi Ölçeği (ŞEÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-1 (YİYE-I) oluşturmaktadır. Araştırmada; betimsel analizler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Spearman Korelasyon analizi, Shapiro-Wilk ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS for Windows 18.0" programında çözümlenmiş, manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiş ve bulgular araştırmanın amaçlarına uygun olarak tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin ebeveyn reddi ve bağlanma değişkenlerinin şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almamaları açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde şiddet duygusu ve başkalarına şiddet uygulama davranışı kız öğrencilere göre daha yüksek düzeydedir. Yakın ilişkide yaşantılar envanterine göre kız öğrencilerde kaçınma daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği anne formuna göre sıcaklık/şefkat ile kaygılı bağlanma arasında zayıf ve ters yönde ilişki varken, düşmanlık/saldırganlık ile kaygılı bağlanma arasında pozitif yönde ve doğrudan bir ilişki tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği baba formuna göre kayıtsızlık/ihmal ile kaygılı bağlanma arasında çok zayıf ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriEbeveyn kabul veya reddi+4
Fatih Karaboğa
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin ego kimlik statüleri ile ebeveyn otorite stilleri ve sosyal değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin kimlik statüleri ile ebeveyn otorite stilleri ve sosyal değerleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklemi yaş ortalamaları X ̅= 20.33 olan, yaşları 18-25 yaş aralığında değişen ileri ergenlikteki üniversite 1. ve 2. sınıflarda öğrenim gören 211 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi tabakalı amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilip, veri toplama araçlarını dolduracak bireyler random olarak seçilen üniversite öğrencilerine doldurulmuştur. Verilerin elde edilmesinde Ego Kimlik Süreci Ölçeği, Ebeveyn Otorite Ölçeği ve Sosyal Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi ile parametrik bir test olan tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlılık ilişkisi ile ilgili veriler ve ilişkinin yönünü belirlemek içinde Post Hoc testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ego kimlik oluşum süreçleri ile yetkeci ebeveyn otorite stili arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ego kimlik oluşum süreçleri ile sosyal değerler arasında düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ego kimlik oluşum süreçleri ile yaşa ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı bulunmuştur. Kimlik statülerinden başarılı kimlik ile yetkeci ebeveyn otorite stili arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kimlik statüleri ile sosyal değerler asında anlamlı ilişki bulunmuştur. Fakülte ve bölümler ile sosyal değerler arasında sadece aile değerleri için Özel Eğitim Bölümü ve Hukuk Fakültesi arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırma bulguları literatür taraması ve çalışma bulguları çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik dönemi, Ego kimliği, Ebeveyn otorite stilleri, Anne-baba tutumları, Sosyal değerler

Aile otorite stilleriBenlikErgenlik+3
Bayram Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğlimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre incelenmesi

Bireyin kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve psikolojik durumunu hissetme ve anlama becerisi olarak belirtilen empati yeteneği, sadece karşısındaki kişinin duygularını anlama yeteneği değil aynı zamanda bu duyguları ifade edebilme becerisi olduğu da söylenmektedir. Sosyal varlık olan insanın sağlıklı iletişim ve etkileşim kurması için gerekli olan empati becerisi son zamanlarda sık sık araştırılan ve tartışılan bir konu halindedir. Bu çalışmanın ana amacı da ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre karşılaştırılmasıdır. Empati duygusu, kişilerarası iletişim ve olumlu ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Birdenbire gelişemeyen empati duygusunun bu gelişim sürecinde aile, okul ve yakın çevrenin etkisi büyüktür. Bu çalışmada da öğrencilerin empati düzeyleri onların bazı demografik özellikleri ile de karşılaştırılmıştır. Araştırma Türkiye'nin İstanbul ilinde eğitim almakta olan 12-14 yaş aralığında öğrencilerle yapılmıştır. Bu araştırmada tarafımdan tertiplenen Demografik Soru Formu ve 2010 senesinde Kaya ve Siyez tarafından geliştirilmiş olan Ka-Si Ergenlerde Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim gösteren öğrencilere göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üstün Zekâlı Öğrenciler, Empati, Ergenlik.

EmpatiEmpatik eğilimErgenler+3
Saıda Huseynova
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etkisi

Benlik algısı; bireyin yalnızca kendisi hakkındaki algılarıdır. İnsanların "ben" ve "bana ait olan" olarak tanımladıkları bir kavramdır. Bireyin kendisine dair geliştirdiği benlik algısı olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilebilir. Kendisini değersiz gören, sevgiden yoksun olduğunu düşünen, kendini tanımayan, kendini ifade etmekte zorlanan ve özgüvenli olma davranışı geliştirememiş bireyler, olumsuz benlik algısı geliştirmiş olarak düşünülebilir. Olumsuz benlik algısı geliştirmiş bireylerde de bazı olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Araştırmanın amacı; geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etki edip etmediğini ortaya koymaktır. Araştırmada Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Sanal Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler üniversitelerin psikoloji bölümü birinci sınıflarında öğrenim gören 150 öğrenciye uygulanmış, 128'i değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucu Benlik Saygısı Ölçeği'nin D2 düzeyi ile Sanal Zorbalık değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.

Benlik algısıBenlik kavramıBenlik saygısı+6
Yonca Yaprak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sigara bağımlılığı ile ayrılma bireyleşme özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı sigara bağımlısı olan ergenlerin ayrılma bireyleşme düzeyleriyle psikolojik belirtilerin karşılaştırılarak incelenmesidir. Bu araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Avrupa yakasındaki Güngören ilçesindeki bir özel ortaöğretim kurumundaki öğrencileri kapsamaktadır. 125 kız öğrenci ve 105 erkek öğrenciden oluşmaktadır. Denekler sigara bağımlısı ergenler ve sigara bağımlısı olmayan ergenler olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. 84 sigara bağımlısı ve 146 sigara bağımlısı olmayan, iki gruptan oluşan toplam 230 katılımcı araştırmanın veri tabanını oluşturmuştur. Bireysel Bilgi Formu, Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testi, Adolesan Ayrılma Bireyleşme Testi ve SCL 90-R Psikolojik Belirti Tarama Testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Shapiro-Wilk testi ve Mann Whitney U Testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkek öğrencilerin kız öğrencilere oranla daha fazla sigara içtiği, 17 yaş grubundaki ergen bireylerin sigara içme oranı istatiksel olarak diğer gruplardan daha yüksek olduğu, anne babası boşanmış bireylerin sigara içme oranı istatiksel olarak yüksek olduğu, sınıf tekrarı yapan ergenlerin sigara içme oranı istatiksel olarak yüksek olduğu, sigara içen arkadaşa sahip olan ergenlerin diğer gruplara göre istatiksel olarak daha fazla sigara içtiği saptanmıştır. Sigara bağımlısı olan katılımcıların SCL-90R toplam ölçek puanı sigara bağımlısı olmayan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sigara bağımlısı olmayan katılımcıların yutulma anksiyetesi ile ihtiyacı inkâr etme alt ölçek skorları, sigara bağımlısı olan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonunda yer alan sonuç, tartışma ve öneriler kısmında bulgulara dayalı olarak araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik Dönemi, Ayrılma Bireyleşme Kuramı, Sigara Bağımlılığı

Ayrışma-bireyleşmeBağımlılıkErgenler+3
Hilal Ayşenur Uçar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin problemli mobil telefon kullanımının utangaçlık ve sosyal anksiyete ile ilişkisinin incelenmesi

Genel olarak gelişim kuramcıları çocukluk yıllarından sonra gelişimin en önemli olduğu dönemin ergenlik yılları olduğu üzerinde birleşmektedirler. Günümüz de bilgisayar teknolojisinden sonra gelen cep telefonu teknolojisi, iletişim teknolojileri içinde en fazla gelişme gösteren mobil iletişim biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ergenlerde sosyal kaygı, utangaçlık ve problemli mobil telefon kullanımı arasındaki ilişkinin incelemesidir. Bu çalışmaya, 2013-2014 öğretim yılında İstanbul Başakşehir Anadolu Lisesi, 10. Sınıf'ta öğrenim gören öğrencilerinin tümü dâhil edilmiş, içerme ölçütlerine uyan 512 öğrencilik gruba sosyodemografik form, Problemli Telefon Kullanımı Ölçeği, Utangaçlık Ölçeği ve Ergenlerde Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmıştır. 239'u erkek, 261' kız toplam 500 öğrencinin sonucu geçerli kabul edilmiştir. Yapılan çalışma da ergenlerin mobil telefonu kullanım önceliklerin de sosyal paylaşımın (facebook, twitter) ilk sırada, doğrudan arama yapma, SMS gibi iletişim yöntemlerinin ikinci plan da olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrenciler ikinci öncelik olarak oyunu tanımlamışlardır. Problemli Telefon Kullanımı Ölçeği sonuçları cinsiyetler arası, sınıf tekrarı olup olmaması, ebeveyn ile birlikte yaşama durumundan etkilenmediği ancak aile geliri düşük olanlarda ve sosyal paylaşımı daha fazla kullananlarda yüksek olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizlerinde her iki cinsiyette de utangaçlık skorları problemli telefon kullanımı ile ilişkili bulunurken, sosyal anksiyete ve yakın arkadaş sayısı ilişkili bulunmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğrenciler arasın da mobil telefon kullanımı oldukça yaygındır. Utangaçlık düzeyinin ve sosyal paylaşım sitelerini kullanımın utangaçlıkla ilişkili olduğu ancak doğrudan sosyal kaygının problemli telefon bağımlılığı ile ilişkili olmadığı saptanmıştır. Bu sonuçlardan ergenlerin mobil telefon kullanımı ile ilgili risk altında olduğu gözlemlenmiştir.

Cep telefonuErgenlerErgenlik+3
Sinem Deniz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığı yordayıcıları olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısı

Bu araştırmada ergenlerde internet bağımlılığı yordayıcıları olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısı incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada internet bağımlılığını yordayan değişkenler olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısının yanında bazı demografik özellikler ve internet kullanımına ilişkin veriler de seçilmiştir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelli bir yordama çalışması niteliğindedir. Araştırmaya 2013-2014 eğitim öğretim yılından İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan bir ortaöğretim kurumundaki 9. sınıfta öğrenim gören 62'si kız, 60' ı erkek 122 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada ergenlerde internet bağımlılığını değerlendirmek için "İnternet Kullanım Özellikleri "; ana baba tutumlarını ölçmek için "Ana Baba Tutumları Ölçeği", iletişim becerilerini ölçmek için "İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği", yalnızlık düzeylerini belirlemek için "UCLA Yalnızlık Ölçeği" kullanılmıştır. Ergenlerin demografik özelliklerine ve internet kullanımına ilişkin verilerin elde edilmesinde "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17.0 paket programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H-testi, Post-hoc analizi, Scheffe testi, Pearson korelasyon, Regresyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda günlük internet kullanım süresi, cinsiyet ve cep telefonunun olması, aylık gelir değişkenlerinin ergenlerde internet bağımlılığını yordadığı bulunmuştur. İnternet kullanım düzeyinin belirleyicisi olarak anne baba tutumları, iletişim becerisi, yalnızlık değişkenleri ile internet kullanım düzeyi ile ilişkisinin (açıklayıcılık gücünün) zayıf olduğu görülmüştür. Demokratik, koruyucu istekçi, otoriter anne baba tutumu ve yalnızlık ile internet bağımlılığı arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: İnternet bağımlılığı, ergenler, ana baba tutumları, iletişim becerisi, yalnızlık algısı

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenler+7
Nergiz Önay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan stres ve sosyal destek arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; ergenlerin algıladıkları stres ve sosyal destek düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf, okul türü, kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, anne ve babanın yaşama durumu, anne ve babanın birliktelik durumu, anne ve babayla çatışma durumu, bireyin arkadaşlarıyla duygularını paylaşma durumu, karşı cinsle rahatlıkla arkadaşlık kurup kurmama değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşma var mıdır? Sorusuna cevap aramaktır. Ayrıca, ergenlerin algıladıkları stres düzeyi ile sosyal destek arasında anlamlı düzeyde bir ilişki var mıdır? Sorularına yanıt aranmaktadır. Araştırma 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı İstanbul İli Avrupa yakası, Küçükçekmece ilçesindeki Zehra Mustafa Dalgıç Ticaret Meslek Lisesi, İsmet Birgül Lisesi ve Küçükçekmece Anadolu Lisesinde 9.10.11.ve 12. Sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrenciler arasından tesadüfi küme örneklemi yoluyla 262'si kız, 206'sı erkek toplam 468 ergen üzerinde seçilen öğrencilerden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğrencilerin kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu', algılanan stres düzeyini belirtmek amacıyla 'Algılanan Stres Ölçeği'(ASÖ) ve sosyal desteği ölçmek amacıyla 'sosyal destek ölçeği'(SDÖ) kullanılmıştır. Bu araştırmada verilerin analizi bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ortaya koyacak bir model içinde ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan anket ile toplanan verilere ilişkin frekans ve yüzdelik dağılımlar bulunmuş, elde edilen sonuçlar tablo şeklinde bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; sosyal destek ölçeği alt boyutlarından bilgisel maddi destek ile duygusal destek düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, bilgisel maddi destek ile beraberlik desteği düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, bilgisel maddi destek ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki, duygusal destek ile beraberlik desteği düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, duygusal destek ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki, beraberlik desteği ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.

ErgenlerErgenlikLise öğrencileri+2
Adil Uyan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Primer baş ağrılı ergenlerin algılanan stres ve sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın genel amacı, Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS)'nin "Baş Ağrısı Bozukluklarının Uluslar arası Sınıflandırması" (ICHD-IIR1) kriterlerine uygun olarak tanı konulan primer baş ağrılı ergenlerin stres ve sosyal destek düzeylerinin yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bahçelievler İlçesinde bir Anadolu Lisesi'nde, 10, 11, 12. sınıfta eğitimini sürdüren 442 öğrenci arasından seçilen 395 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, baş ağrılarının sınıflandırılmasında en son sınıflama sistemi olan, ICHD-II' tanı ölçütleri, Erci (2005) tarafından Türkçe'ye çevrilen Algılana Stres Ölçeği, Krepsi (1993) tarafından geliştirilen Ölçekten yararlanılarak Torun (1995) tarafından oluşturulmuş, Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmanın bağımsız değişkenleri ile ilgili bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Moment Korelasyon Analizi, ikili gruplarda Bağımsız Gruplar t Testi, ikiden fazla gruplarda Tek Yönlü Varyans Analizi, kategorik değişkenler için Ki-Kare testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ergende stres ile sosyal destek düzeyi arasında negatif yönde yüksek ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın alt amaçlarına yönelik analizlerin sonucunda ise stres bağımlı değişkeni ile nitel değişken olan baş ağrısı arasında anlamlı farklılaşma bulunmuştur. İki nitel değişken olan ergenlerde baş ağrısı ve aile bireylerinde baş ağrısı arasında yapılan istatistikte bir ilişki bulunmamıştır. Ancak sosyal destek bağımlı değişkeni ile baş ağrısı arasında anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Stres ile cinsiyet, gelir düzeyi, akademik başarı bağımsız değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma vardır ancak stres ile yaş değişkeni arasında farklılaşma yoktur. Sosyal destek bağımlı değişkeni ile gelir ve akademik başarı değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma vardır. Ancak sosyal destek ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında farklılaşmaya rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Stres, Sosyal Destek, Primer Baş Ağrısı, Ergenlik

Baş ağrısıErgenlerErgenlik+4
Mutlu İncesoy
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisi

Bu çalışma ile sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini farklı üniversitelerde okuyan 18-24 yaş arası 280 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyal medya kullanımlarına yönelik araştırmacı tarafından hazırlanmış olan anket, depresyon ve yalnızlık düzeylerini belirlemek için türkçeye uyarlaması Tegin (1980) tarafından yapılan Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve uyarlaması Demir (1989) tarafından yapılan Ucla Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medyayı yoğun kullanan öğrencilerin depresyon ve yalnızlık seviyelerinde anlamlı derecede farklılıklar bulunmuştur.

DepresyonErgenlerErgenlik+6
Gizem Yalçın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlik döneminde algılanan ebeveyn kabul reddi, duygu dışavurum ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya; İstanbul' un Silivri ilçesinde Toki Cumhuriyet Anadolu, Hasan Sabirye Gümüş Anadolu, Silivri Kız İmamhatip, Necip Sarıbekir Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi'nde eğitim gören, 14-17 yaş arasında 259 kız ve 129 erkek olmak üzere toplam 388 ergen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, Ebeveyn Kabul Red Çocuk/Ergen EKRÖ (kısa form) Ölçeği, Duygu Dışavurum Ölçeği, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne baba eğitim durumu, anne baba çalışma durumu, anne babanın birlikte/ ayrı olması, aylık gelir değişkenleri psikolojik sağlamlık, duygu dışavurum, algılanan anne baba kabul red düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Cinsiyet değişkeninin psikolojik sağlamlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmazken; babadan algılanan düşmanlık ve ayrışmamış red, duygu dışavurumunun alt boyutu olan duygusal destek yokluğu düzeylerinde istatiksel açıdan anlamlı fark yarattığı saptanmıştır. Psikolojik sağlamlık düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin baba formunun alt boyutları olan algılanan sıcaklık ile pozitif yönde orta düzeyde; babadan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık/ ihmal ve ayrışmamış red düzeyleri ile negatif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile ebeveyn kabul red ölçeğinin alt boyutu olan anneden algılanan sıcaklık düzeyleri ile arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ anne ölçeğinin alt boyutları olan algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında aynı yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ babadan algılanan sıcaklık arasında negatif yönde, güçlü ilişki bulunmuştur. Duygu dışavurum düzeyleri ile EKRÖ baba ölçeği alt boyutlarından algılanan düşmanlık, kayıtsızlık ve ayrışmamış red arasında pozitif yönde, orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Buna ek olarak, psikolojik sağlamlık düzeyleri ile duygu dışavurum düzeyleri arasında negatif yönde, orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Key Words: Hospital, Hospital Employee, Privacy, Consciousness of Privacy, Citizenship, Organization, Organizationel Citizenship Behavior

Duygu dışavurum tarzlarıEbeveyn kabul veya reddiErgenler+2
Reyhan Özer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

15-18 yaş ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi

Bu tez çalışmasında, 15-18 yaş aralığındaki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmasında nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 15-18 yaş aralığın da 175'i kız 205'i erkek olmak üzere toplam 380 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik veri formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu ve Anne Babaya Bağlanma Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, orta ergenlik dönemindeki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerinde etkisi ve duygu düzenlemenin bu etkide aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Belirlenen sonuçların cinsiyet, yaş, akademik başarı, aile ekonomik durumu, doğum sırası ve internet kullanım amacı gibi sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Literatür incelendiğinde ilgili değişkenlerle ve ergenlik döneminde yürütülmüş çalışma sayısının sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlığı üzerindeki etkisini ve bu etkide duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi noktasında önemli olacağı ve literatüre güncel bilgiler sunacağı düşünülmektedir.

Akıllı telefonlarAna-babaya bağlanmaBağımlılık+6
Bilal Kalender
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlk ve orta ergenlik dönemlerindeki bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkide algılanan aile bütünlük duygusunun aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, ilk ve orta ergenlik dönemlerindeki bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkide aile ortamında algıladıkları bütünlük duygusunun aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda bu üç değişkenin bireylerin demografik özelliklerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği de incelenecektir. Araştırmanın çalışma grubu 12-17 yaş aralığındaki 159 kız ve 164 erkek olmak üzere 323 bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla 'Demografik Bilgi Formu', 'Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği', 'Yaşam Doyumu Ölçeği' ve 'Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ve aile bütünlük duygusu toplam puanlarının ekonomik duruma bağlı olarak farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, her üç değişkenin toplam puanlarının yaş ve cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilere bakıldığında, araştırma değişkenlerinin tümü arasında pozitif ve anlamlı yönde ilişkiler olduğu saptanmıştır. Analizin son aşamasında ise, aile bütünlük duygusunun psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AileAile birliğiBütünlük duygusu+5
Ecem Üzülmez
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlik çağındaki bireylerin kaygı düzeylerine, çocukluk travmaları ve bağlanma stillerinin etkisi

Bu çalışmada, geç ergenlik çağındaki bireylerin kaygı düzeylerine, çocukluk travmaları ve bağlanma stillerinin etkisi incelenmiştir. Nicel verilerin karşılaştırılmasında Parametrik olmayan iki grup arasındaki farkın analizi için Mann Withney U testi kullanılmıştır. Parametrik olmayan ikiden fazla grup varlığında parametrelerin gruplar arası karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile test edilmiştir. Ölçeklerin birbirine etkisi çoklu doğrusal regresyon ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda; çocukluk çağı travmaları ölçeği toplam puanı ve fiziksel ihmal, duygusal ihmal, fiziksel istismar, duygusal istismar, aşırı koruma-kontrol alt boyutları ile bağlanma stilleri toplam puanı, kaygılı bağlanma alt boyutu ve kaçıngan bağlanma alt boyutu arasında pozitif yönde giden istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çocukluk travmaları alt boyutlarından olan cinsel istismar ile kaygılı bağlanma arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kaygı düzeyleri üzerinde çocukluk travmaları ve bağlanma stillerinin hem ayrı ayrı hem de birlikte etkileri incelendiğinde sürekli kaygı düzeyi üzerinde çocukluk travmaları alt boyutlarından duygusal ihmal, duygusal istismar ve aşırı koruma kontrolün anlamlı bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. İkinci olarak bağlanma stilleri alt boyutlarından kaygılı ve kaçıngan bağlanmanın sürekli kaygı düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi görülmüştür. Son olarak, çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri birlikte değerlendirildiğinde, sürekli kaygı düzeyi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip oldukları görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stillerinin kaygı düzeyleri üzerindeki etkilerini ayrı ayrı ve birlikte inceleyerek literatüre kazandırılmasıdır.

BağlanmaBağlanma stilleriDurumluk-Sürekli Kaygı Envanteri+7
Kemal Bekmezci
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığının, okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi

Bu araştırma ergenlerde internet bağımlılığının; okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ilk önce araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen; çocuğun kullandığı ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşı, interneti ilk kullandığı yaştaki interneti kullanım süresi, okulöncesi eğitim alma durumu, hafta içi ve hafta sonu günlerinde interneti kullanma süresi değişkenleri üzerinden bulguların farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Daha sonra, anne baba tutumları değişkeni ile internet bağımlılığı değişkeni arasındaki ilişkide kişilik değişkeninin aracılık rolünü belirlemek amacıyla bir model ortaya konmuş ve bu model Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiş ve test edilen model veri tarafından desteklenmiştir. Bu araştırmada; İstanbul'da lise düzeyinde eğitimlerine devam eden 14-18 yaş aralığındaki 333 genç ve ebeveynleri örneklemi oluşturmuşlardır. Bunun için ergenlere; "Öğrenci Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılık Ölçeği", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ)" ve "Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAABÖ) Ergen Sürümü", ebeveynlerine de, "Aile Bilgi Formu" ve "LAABÖ Anne Baba Sürümü" uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; çocuğun kullanabildiği ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşındaki interneti kullanma süresi ve okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre; anne babalık tutumları, kişilik özellikleri ve internet bağımlılığı puanları arasında, tüm gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşı değişkenine göre, LAABÖ ana baba sürümünde ve ergenler için baba sürümünde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı, ergenler için anne sürümünde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, interneti ilk 3-6 yaş aralığında kullananların ortalamaları, 11-14 yaş aralığında olanların ortalamalarına göre anlamlı derecede yüksek, 7-10 yaş aralığında olan çocukların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşına göre beş faktör kişilik ölçeği ve internet bağımlılığı ölçeğinde de gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çocuğun hafta içi ile hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresi değişkenine göre LAABÖ ergenler için anne sürümü, ergenler için baba sürümü ve anne baba sürümünde ve kişilik ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Hafta içi interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, 0-2 saat ve 2-4 saat kullananların ortalamaları, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, hiç kullanmayanların ve 4-6 saat kullananların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında da anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu ve farklılığın; hiç kullanmayanların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, 0-2 saat kullananların ortalamalarının, 4-6 saat ile 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre ve 2-4 saat kullananların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anne babalık tutumlarının, internet bağımlılığı üzerindeki etkisinin, kişilik özellikleri değişkeni tarafından sağlanıp sağlanmadığını ölçmek amacıyla kurulan modelde de kişilik özellikleri değişkeninin tam aracı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Bilgisayar Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Anne Baba Tutumları, Kişilik

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenlik+7
Özlem Özden Tunca
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of the effectiveness of the intervention program for prepared pre-adolescents where basi̇c symptoms of conduct disorder is observed

This study has been applied to determine the effectiveness of a comprehensive intervention program for pre-adolescents with conduct disorder (CD) symptoms. In the study, a quasi-experimental design with experimental and control groups, pre-test and post-test measurements was used to determine the effectiveness of the comprehensive intervention program. The intervention program prepared within the scope of the study is a comprehensive program based on the theoretical background of cognitive and positive psychology, designed in an experimental order, and containing separate applications for adolescents and parents. With this program, it is aimed to reduce the symptoms of conduct disorder, which have serious negative consequences for the child, family, school and society, and to develop more functional behaviors in adolescents. The group of this study consists of pre-adolescents between the ages of 12 and 14 who study at a secondary school in Kadıköy district of Istanbul. In the study, a total of 66 people were included in three experimental groups, 33 of which were pre-adolescents and one of their parents. In order to measure the change in conduct disorder symptoms, Children Aggression Scale Parents Form, Buss and Perry Aggression Scale (BPAS), Irregular Behavior Scale, Vanderbilt Attention Deficit and Hyperactivity Disorder Family Assessment Scale (VADHD- FAS) was used. According to the results of the research, a significant decrease in the symptoms of CD was found in the experiment 1 and experiment 2 groups. In addition, intervention to adolescents and their parents to reduce symptoms of CD was found to be more effective than intervening only in adolescents, while excluding parents and applying program only with children did not yield significant results. Considering that the number of studies on the treatment of conduct disorders in our country is low, the findings obtained at the end of the study will be a guide for new studies. Key Words: Conduct disorder, cognitive psychology, positive psychology.

Behavioral disordersAdolescentsPuberty+2
Yunus Yücel
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlikte anne baba algısının ergenin ontolojik iyi oluşuyla ilişkisinin boylamsal olarak incelenmesi

Bu araştırmada ergenlik döneminde ergen tarafından algılanan anne baba tutumlarının (anne baba katılımı, anne baba yakınlığı ve anne baba özerklik desteği) ergenin ontolojik iyi oluşuyla ilişkisi boylamsal olarak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 15-17 yaş arası 116'sı kadın 102'si erkek olmak üzere 218 ergen oluşturmaktadır. Araştırma verileri birer yıl arayla üç yıllık bir zaman diliminde toplanmıştır. Araştırma verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Anne Baba Algısı Ölçeği' ve 'Ontolojik İyi Oluş Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde çalışmanın amacına uygun olarak, ergenlik döneminde bireylerden üç farklı zamanda alınan ölçümlerin ölçme değişmezliği analizi ve bu ölçümlerin zaman içindeki değişimini incelmek için de örtük büyüme analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, üç farklı zamanda ölçüm yapılan tüm değişkenlerin ölçme eşdeğerliği sağlanmıştır. Örtük büyüme analizlerinin sonuçlarına göre, anne yakınlığı her iki cinsiyet için de ergenlerin ontolojik iyi oluş düzeylerindeki değişimi yordamaktayken, anne katılımı ve anne özerklik desteği değişimi yordamamaktadır. Baba katılımı her iki cinsiyet için de değişimi yordamaktadır. Ayrıca algılanan baba yakınlığı ve baba özerklik desteği kadın ergenlerin ontolojik iyi oluş düzeylerini başlangıçta yordarken, yıllar içinde ortaya çıkan içindeki değişimi yordamamaktadır. Erkek ergenler içinse algılanan baba yakınlığı ve baba özerklik desteği hem başlangıçta hem de yıllar içindeki değişimi yordamaktadır. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlıkları dikkate alınarak araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilere sunulmuştur.

Ana-baba algısıErgenlerErgenlik+1
Yaşar Kuzucu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk ve ergenler için psikolojik sağlamlık programı'nın baba kaybı yaşamış çocukların psikolojik sağlamlık düzeyine etkisi

Ebeveyn kaybı bir çocuğun hayat boyu deneyimleyebileceği en zorlu yaşam olaylarından biridir. Bu bağlamda baba kaybı yaşayan çocukların hayatına olumlu çıktılar üreterek devam etmesine yardımcı olacak psikolojik sağlamlık programlarının geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin test edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu araştırma, Psikolojik Sağlamlık Programı'nın baba kaybı yaşamış 12-14 yaş aralığındaki çocuklar üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma 16 müdahale, 16 kontrol grubu olmak üzere toplamda 32 kişiyle yürütülmüştür. Psikolojik Sağlamlık Programı psikolojik sağlamlıkla ilişkilendirilen belirli koruyucu faktörleri desteklemek üzere geliştirilmiş bir programdır. Bu program 5 hafta boyunca, haftada 1 gün olmak üzere müdahale grubuna uygulanmıştır. Her oturum yaklaşık olarak 120-150 dakika sürmüştür. Psikolojik Sağlamlık Tutum ve Beceri Ölçeği (PSTBÖ), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) ve Çocuklarda Umut Ölçeği (ÇUÖ) katılımcıların psikolojik sağlamlık, güçler-güçlükler ve umut düzeyini ölçmek üzere kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Psikolojik Sağlamlık Programı'nın baba kaybı yaşamış ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyini arttırmada etkili bir müdahale yöntemi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak, program sonunda müdahale grubunun Toplam Güçlük Puanı'nda anlamlı bir düşüş tespit edilmiştir. Son olarak, müdahale grubunun Çocuklarda Umut Ölçeği (ÇUÖ) sontest puanlarının kontrol grubunun sontest puanlarından anlamlı bir şekilde yüksek olduğu, Toplam Güçlük Puanı sontest puanlarının ise kontrol grubunun sontest puanlarından anlamlı bir şekilde daha düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık Programı, psikolojik sağlamlık, ergenlik, baba kaybı

Baba-çocuk etkileşimiEbeveyn kaybıErgenler+4
Zeynep Tatarer
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik dönemi dini obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Din eğitimi alan öğrenciler üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Obsesyonlar bireylerin günlük yaşayışlarını etkileyen bastırılamayan, tekrarlayıcı düşünceler, dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu düşüncelere bağlı olarak kaçınmayla ortaya çıkan, yineleyici eylemlerden oluşan ruhsal problemlerdir. OKB'nin bir türü olan dini OKB ise bu bozukluğun dini içerikli unsurlar içerdiği halidir. Bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediği gibi dini yaşantısını da sekteye uğratabilmektedir. İstanbul'da Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve Hafızlık eğitimi veren kurumlarda dini eğitim alan 13-15 yaş arası ilk ergenlik dönemindeki gençlerde dini OKB eğilimi ve din eğitimi açısından karşılaştırılması araştırmanın temel konusudur. OKB ve dini OKB hakkında bilgi vermek, ergenlik dönemi gelişim evrelerini incelemek, Türkiye'de dini OKB konusunu ele alan ampirik çalışmaları tespit etmek, OKB ve dini OKB düzeyi açısından Erken ergenlik döneminde din eğitimi alan öğrencilerin aldıkları dini eğitime, hafızlık yapma durumuna, bazı demografik değişkenlere, anne-baba yetiştirme tarzına ve din eğitimi/ hafızlık eğitimi alınan din eğitimcisinin eğitim tarzına göre karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Dini OKB temelinde literatürdeki çalışmaların yetersiz olması, hafızlık öğrencileri üzerinde dini OKB ekseninde müstakil bir çalışmanın bulunmaması, erken ergenlik döneminde ortaya çıkma eğiliminde olan OKB'nin bu dönemdeki katılımcıların örneklem olarak seçilmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi anketi, OK Ölçeği, Penn Dinsel Obsesyonlar Ölçeği, Dini Kompulsiyonlar Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve hafızlık eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören 13-15 yaş arasındaki ergenlerin rastgele seçilmesi ile elden toplanmıştır. Dini eğitim alınan kuruma göre OKB ve dini OKB düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir. Hafızlık yapma durumuna göre hafızlık yapanlarda OKB ve dini OKB düzeyi diğerlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Demografik değişkenler, anne-baba yetiştirme tarzı, din eğitimcisinin yetiştirme tarzı açısından OKB ve dini OKB düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.

Din eğitimiDin psikolojisiDini takıntı+7
Burcu Gül Gürbüz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Related subjects