Risk algılaması

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Menşe ülke imajının müşteri risk algısı ve müşteri güveni üzerine etkisi: Azerbaycan'daki Türk markaları

Üreticiler veya hizmet sağlayan birimler, ürün ve hizmetlerini müşterilerin isteğine göre planlar ve hazırlarlar. Onlar için önemli olan ilk şey müşterinin isteği, memnuniyeti ve güvenidir. İthal markalar içerisinde Türk markaları Azerbaycan pazarında yüksek bir paya sahiptir. Fakat bir kısım müşteriler bu görüşü benimseyememiştir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada genel olarak menşei ülke imajının müşteri güveni ve risk algısına olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Azerbaycanlı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur.Araştırma modelinde iki araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki menşei ülke imajının müşteri risk algısı üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de menşei ülke imajının müşteri güveni üzerinde etkisi inde olup olmadığını araştırmaktır. Üçüncü araştırma hipotezi de müşteri güveni üzerinde müşteri risk algısının etkisinin olup olmadığını çözmektedir. Sonuç olarak modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: menşe ülke imajı, müşteri güveni, algılanan risk.

AzerbaycanGüvenMüşteri algısı+7
Gulshan Yagublu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algılarının çeşitli değişkenler açısından

Güncel çalışmalara göre, çocukların internete erişim oranları artma, internetle tanışma yaşları ise düşme eğilimindedir. Buna paralel olarak, çocuklar çevrimiçi risklerle daha çok karşı karşıya gelmektedir. Çocukların çevrimiçi fırsatlardan yararlanmalarını desteklemek ve bu ortamlara özgü risklerden etkilenmelerini önlemek önemli bir gündem maddesi halini almıştır. Bu çalışmaların en önemli paydaşlarından biri de öğretmenlerdir. Öğretmenler, çocukların çevrimiçi risklere karşı birincil başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. Bu durum öğretmenlerin çevrimiçi risklere yönelik algılarını önemli bir çalışma alanı haline getirmektedir. Çocukların internete erişim yaşlarının düşme eğiliminde olması ve Türkiye'deki anne babaların internet okuryazarlıklarının düşük olması nedeniyle bu çalışmada sınıf öğretmeni adaylarının çevrimiçi risklere yönelik algılarına odaklanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algılarının, cinsiyet, güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma, çevrimiçi risklerle karşılaşma, internet kullanma sıklığı ve internette kullanılan servis sayısı değişkenlerine göre incelenmesidir. Bu amaçla, araştırma kesitsel tarama deseninde kurgulanmıştır. Çalışmaya, öğretmen adayları için çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algı ölçeğinin geliştirilmesi ile başlanmıştır. Bu amaçla ilk olarak, alanyazındaki çevrimiçi risk çerçeveleri incelenmiş ve bir çerçeve temel alınmak üzere seçilmiştir. Bir sonraki aşamada bu çerçeve bir uzman paneliyle Türkiye bağlamında değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra kuramsal çerçevede yer alan boyutlar için göstergeler yazılarak madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan madde havuzu, ölçek geliştirme deneyimi olan uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen ikinci bir uzman panelinde değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin pilot formu oluşturularak dil ve yüz görünüş geçerlikleri için uzman görüşlerine tabi tutulmuştur. Uzman görüşlerinin alınmasının ardından, ölçek formu ile pilot uygulama gerçekleştirilerek öğretmen adayları tarafından anlaşılırlığı test edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğinin test edilmesi için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yöntemleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliğinin sınanması için iç tutartlık katsayısı ve test – tekrar test güvenirliği yöntemlerine başvurulmuştur. Bu testlerle birlikte "Çocuk ve Ergenlerin Karşılaştığı İnternet Risklerine Yönelik Algı Ölçeği"nin geliştirilmesi tamamlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2013 – 2014 öğretim yılında Türkiye'deki 19 devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinde okumakta olan 1890 sınıf öğretmeni adayıdır. Verilerin analizi için, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi, yinelenen ölçümler için varyans analizi ve parametrik olmayan bağıntı yöntemlerine başvurulmuştur. Araştırma bulgularına göre sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algıları yüksektir. Kadın sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları, erkek sınıf öğretmeni adaylarına göre yüksektir. Sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma ve çevrimiçi risklerle karşılaşma durumlarına göre değişim göstermemektedir. Bunun yanında, öğretmen adaylarının risk algıları ile internet kullanım sıklıkları ve internette kullandıkları servis sayıları arasında bir ilişki gözlenmemiştir. Risk algısı alanyazınına göre, yüksek risk algısı riskten kaçınma davranışının belirleyicileri arasındadır. Bunun bir sonucu olarak, öğretmen adayları çocuklara çevrimiçi teknolojiler konusunda olumsuz bildirimlerde bulunabilir. Ek olarak, öğretmen adayları çevrimiçi teknolojileri derslerine entegre etmeye direnç gösterebilirler. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının risk algılarının düşürülmesi için eğitim ve risk iletişimi çalışmalarının gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Sınıf öğretmenliği, bilişim teknolojileri öğretmenliği, psikolojik danışma ve rehberlik alanları öncelikli olmak üzere, öğretmen adayları için çocukların karşılaşabileceği çevrimiçi risklere yönelik farkındalık eğitimlerinin verilmesi önerilmektedir. Ek olarak görev yapmakta olan öğretmenler için bu çevrimiçi riskler konusunda meslekiçi eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bunun yanında, çevrimiçi riskler sorununun diğer paydaşları olan aileler, eğitim yöneticileri, yazılım geliştiriciler ve kanun koyuculara yönelik farkındalık çalışmalarının geliştirilmesi de önerilmektedir. Bununla birlikte, çevrimiçi riskler probleminin çözümününde en önemli adım çocukların sorunlar ve başa çıkma yöntemleri konusunda bilgilendirilmesidir. Bu bağlamda tüm ders içeriklerinde çocukların güvenli ve sorumlu internet kullanımının vurgulanması son derece önemlidir. Anahtar sözcükler: sınıf öğretmenliği, öğretmen adayı, çevrimiçi risk algısı

Aday öğretmenlerBilgi güvenliğiGüvenlik+6
Onur Dönmez
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık riskleri algısının gıda tüketimine yansımaları: Eskişehir örneği

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra sistematik bir şekilde hızla artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını rahat karşılamak amacıyla ortaya çıkan gıda endüstrisi, sağlıkla ilgili birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Gıdanın ve gıdanın üretildiği yerin hijyeni, gıdaya katılan katkı maddelerinin belirsizliği başta olmak üzere, gıdanın tüketiminde tüketiciye ne tür zararlarının olabileceği belirsiz kalarak sağlık korkularına neden olmuştur. Gıda güvenliği eksikliği, bireylerde kaygı ve korkulara neden olarak güven erozyonu yaratmış, tüketicilerde gıda tüketimi konusunda kaygı oluşmaya başlamıştır. Tüketicilerin gıda tüketimine yönelik korku, kaygı veya güvenlerinin, sosyo-ekonomik yapılarıyla nasıl ilişkilendirildiğinin ele alınacağı bu araştırmada, nitel ve nicel yöntem kullanılmıştır. Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde iki farklı sosyo-ekonomik yapıya sahip 4 mahallede seçilen 400 kişiye anket tekniği uygulanarak ve 12 kişi ile derinlemesine görüşme yapılarak; bireylerin sağlıkla ilgili risk tutumlarının gıda tüketimine nasıl yansıdığı araştırılmış ve analiz edilmiştir. Gıda tüketiminde gösterilen tutumun bireylerin sosyo-ekonomik yapılarıyla ne denli bağlantılı olduğu, bireylerin riskin farkında olduklarında tüketim faaliyetlerinin nasıl değiştiği, kaygı, korku ve risklerin tüketim davranışlarını ne derece etkilediği üzerinde durulmuştur. Araştırmanın bulgularında, sosyo-ekonomik farklılıkların sağlık riski algısında pek farklılık yaratmadığı, genel anlamda tamamına yakın kısmının sağlık riski korkusu içerisinde olduğu, tükettiklerinden şüphe ettiği, devlete, üreticiye ve aracılara güven duymadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Aylık hane geliri yükseldikçe organik ürün tüketimi artmaktadır. Bunun yanında genetiği değiştirilmiş ürünlerin hastalık yapıcı etkisinin varlığına inanç söz konusudur. Bu konuda yeterli önlem alınmadığı savunulmakta ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gıda güvencesi, sağlık, risk, korku, güven ve gıda tüketimi

EskişehirGıda tüketimiRisk+6
Betül Yurt
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan tüketici riski ile elektronik ağızdan ağıza iletişim arama motivasyonları ilişkisi: Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri üzerine bir uygulama

Tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen ekonomik, demografik, sosyokültürel ve psikolojik faktörlerle birlikte ağızdan ağıza iletişimin etkisi de her geçen gün artmaktadır. Ağızdan ağıza iletişim gelişen teknoloji ve iletişim ile internete taşınmıştır. Bu yeni durum ağızdan ağıza iletişimi elektronik ağızdan ağıza iletişim (eWOM) haline dönüştürmüştür. Bu dönüşüm tüketicileri algılanan risklerini düşürmek ve doğru satın alma kararı vermek için internet ortamında eWOM davranışına yöneltmiştir. İnternet ortamı ve sosyal medya platformları eWOM sağlayanları ve eWOM arayanları iç içe bulundurmaktadır. Tüketiciler eWOM arama davranışı ile ürün veya hizmet hakkında performans bilgisi, ürün kullanım bilgisi, ürünün kabul görmüşlüğü hakkında birçok veriye sosyal medya platformlarında ulaşabilmektedir. eWOM birçok tüketicinin karar aşamasında başvurduğu ve çok daha fazla yayılmaya başladığı iletişim türüdür. eWOM arayanlar da sağlayanlarda belirli motivasyonlar ile hareket etmektedir. eWOM arama motivasyonları tüketicilerin neden eWOM' a yöneldiğini açıklamaktadır. eWOM sağlama motivasyonları ise bilgi sağlayan tarafın motivasyonlarını açıklamaktadır. Tüketicinin algılanan riski ve eWOM arama davranışı arasındaki ilişki riskin düşürülmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada tüketicinin algılanan riski ile eWOM arama motivasyonları ilişkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketici, Algılanan risk, Sosyal Medya, WOM, eWOM, eWOM Arama Motivasyonları

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimRisk algılaması+5
Zeynep Bakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Belirsizlik ve risk algısının firma performansına etkisi

Günümüzde rekabet sadece firmalar arasında değil aynı zamanda firmaların tedarik ağ yapıları içinde de yaşanmaktadır. Ayrıca tüm bu rekabet koşulları giderek daha fazla belirsizleşen çevre koşulları altında gerçekleşmektedir. Teknolojinin hızla gelişimi, artan rekabet ortamı, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarının değişmesi, fiyat farklılıkları firmaların belirsiz ortamda karar almasına (vermesine) ve bunun neticesinde çeşitli riskler ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu noktada firmalar belirsizlik ve riskin yarattığı yıkıcı sonuçlar ile baş edebilmek ve bunların etkilerini azaltabilmek için çeşitli stratejileri (esneklik, tedarik zinciri görünürlüğü, tedarik zinciri risk uygulamaları) tedarik ağ yapıları ile birlikte geliştirmekte ve uygulamaktadır. Bu bağlamda çalışma; esneklik, çevresel belirsizlik ve tedarik zinciri görünürlüğü kavramları ile risk ve tedarik zinciri risk uygulamaları arasındaki ilişkiyi inceleyerek; bunların işletme performansı üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket uygulanmış (200 firma) ve araştırma hipotezleri "korelasyon" ve "regresyon" analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çevresel belirsizlik ile risk, tedarik zinciri görünürlüğü ile tedarik zinciri risk uygulamaları arasında anlamlı ilişkiler bulmanın yanı sıra, tedarik riski ile işletme performansı arasında negatif, tedarik zinciri risk uygulamaları ile işletme performansı arasında pozitif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir.

BelirsizlikBelirsizlik parametreleriFirma performansı+5
Semir Ölmez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geri dönüşümlü ürünlere yönelik risk algısının satın alma davranışına etkisi

Bu çalışmada geri dönüşümlü ürünlere yönelik risk algısının satın alma davranışına etkisi incelenmiştir. Bu çerçevede Gaziantep Üniversitesi'nde öğrenim gören farklı bölümlerdeki öğrencilerle yüz yüze ve online anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; risk algısı ile geri dönüşümlü ürünler arasında ilişki tespit edilmiştir. Bu bağlamda sosyal risk algısının geri dönüşümlü ürünleri satın alma üzerinde ters yönlü bir etkisinin olduğu görülmüştür. Fakat risk alt değişkenlerinden finansal, fiziksel, psikolojik ve fonksiyonel risk algısının ise bu araştırma kapsamında satın alma davranışına etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

GüvenilirlikRisk algılamasıSatın alma davranışı+3
Orhan Ekici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin cinselliğe karşı tutum ve risk algılarının belirlenmesi

Araştırma gebelerin cinselliğe karşı tutum ve risk algılarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı kesitsel nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Çankırı Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği'ne başvuran gebe kadınlar (n:255) oluşturmuştur. Araştırma verileri 13 Eylül 2021- 31 Ekim 2022 tarihleri arasında; Tanıtıcı Bilgi Formu, Gebelikte Cinselliğe Karşı Tutum Ölçeği (GCKTÖ) ve Gebelikte Risk Algısı Ölçeği (GRAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis H testi, Shapiro-Wilk ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin GCKTÖ toplam puan ortalamalarının (116,07±21,26) orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Gebelerin 18-22, 23-27 ve 28-32 yaş gruplarında ve gebelikte riskli bir durum olduğunu belirtenlerde gebelikte cinselliğe yönelik inançlar ve değerler düzeyinin, 1. trimester döneminde olan gebelerin gebelikte cinselliğe karşı toplam tutum düzeyinin ve ikinci gebeliği olan gebelerin gebelikte cinselliği onaylama düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). GRAÖ toplam puan ortalamalarının (34,02±22,05) orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Gebelikte riskli bir durumun olmadığını belirten gebelerin toplam risk algısı düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada gebelerin cinselliğe karşı tutum ve risk algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Sağlık profesyonellerinin gebelikte cinsellik açısından risk algısı ve tutumuna yönelik danışmanlık faaliyetleri yürütmeleri ve eğitim programları organize etmeleri önerilebilir.

CinsellikGebelikHemşirelik+1
Ayşegül Keskin Güler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi

Araştırmada 4-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların özdüzenleme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini çocuğu Karabük il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokullarına devam eden toplam 318 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği" ve "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-düzenleme Becerileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon katsayısı ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile annenin yaşı, anne-baba eğitim durumu, çocuk sayısı, annenin çalışma durumu, çocuğu ile oyun oynama sıklığı, çocukken riskli oyun oynama durumu, çocuğun doğum sırası, yaşı ve okul öncesi eğitim kurumuna devam etme süresi arasında, çocukların öz-düzenleme becerileri ile anne eğitim durumu, annenin çocuğu ile oyun oynama sıklığı ve çocuğun sıklıkla oyun oynadığı yer arasında anlamlı bir farklılık (p<.05) olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile baba yaşı, çocuğun cinsiyeti ve sıklıkla oyun oynadığı yer arasında, çocukların öz-düzenleme becerileri ile anne yaşı, baba yaşı, baba eğitim durumu, çocuk sayısı, annenin çalışma durumu, annenin çocukken riskli oyun oynaması, çocuğun cinsiyeti, doğum sırası, yaşı ve okul öncesi eğitim alma süresi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca annelerin riskli oyuna izin verme düzeyleri ile çocukların öz-düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, annelerinin riskli oyuna izin verme düzeylerinin çocukların öz-düzenleme becerilerini yordadığı belirlenmiştir.

AnnelerOyunlarRisk algılaması+4
Hatice Çevirme
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerde genetiği değiştirilmiş gıda ürünleriyle ilgili algılanan risk türlerinin kulaktan kulağa iletişim ve satın alma isteğiyle ilişkisi

Yaşam kalitesini arttırma isteği ve gıda sektöründe yaşanan olumsuzluklar, tüketicilerin gıda tüketimlerinde daha hassas davranmalarına neden olmuştur. Artan gıda hassasiyeti yanında, bilimsel kanıtların net biçimde ortaya konamaması, pazarda yeni ve karmaşık bir ürün olması, bilgi kaynakları arasında itilafın olması gibi sebepler, tüketicilerde GDO'lu gıdalarla ilgili algılanan risklerin doğmasına neden olabilmektedir. Gelecek çalışmalara ışık tutabilmek ve uygulamaya mevcut durumu yansıtabilmek üzere bu tez çalışmasında; nitel ve nicel verilerden yola çıkılarak tüketiciler tarafından, GDO'lu gıdalara yönelik algılanan risk türleri tespit edilmiş ve bu algılanan risk türlerinin, kulaktan kulağa iletişim ve GDO'lu gıda satın alma istekliliği ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçları; GDO'lu gıdalara yönelik olarak fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik riskin algılanıldığını göstermiştir. Bununla birlikte, kulaktan kulağa iletişim arttıkça fiziksel riskin, performans riskinin ve psikolojik riskin arttığı ve fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik risk arttıkça GDO'lu gıdaları satın alma istekliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarının tartışılıp yorumlanmasının ardından, uygulamacılara ve gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Genetiği değiştirilmiş organizmalarGıda ürünleriRisk+6
Ceyda Keleş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zincirinde risk kaynakları algıları, risk yönetim faaliyetleri ve performans ilişkisi: Mersin'de faaliyet gösteren perakende işletmeler üzerine bir araştırma

Tedarik zinciri yönetimi kavramı, lojistik faaliyetlerin zincirde yer alan her bir örgütün katılımıyla, toplam müşteri faydası yaratacak şekilde yönetilmesi anlamına gelmektedir. Söz konusu lojistik faaliyetler, ürüne ilişkin hammaddelerin tedariğini, nihai ürünün son müşteriye teslimini ve daha sonraki ürün geri dönüşlerini kapsamaktadır. Tedarik zinciri yönetimi, günümüz iş dünyasında işletmelerin müşterilerine, rakiplerine nazaran daha iyi ürün ve hizmetleri, daha düşük maliyetle ve daha hızlı biçimde sunmalarına yardımcı olarak rekabette öne geçmelerini sağlayacak önemli bir yönetim sürecidir. Tedarik zinciri yönetim sürecinde müşteriye ürünün ve ürüne bağlı ek hizmetlerin sunumunu zorlaştıran, bazı durumlarda ise olanaksız hale getiren pek çok risk faktörü bulunmaktadır. Tedarik zincirlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesi, ürün yaşam sürelerinin kısalması, siyasi istikrarsızlık gibi gelişmeler tedarik zinciri kaynaklı riskleri arttırmakta ve bu nedenle hem araştırmacıların hem de uygulayıcıların tedarik zinciri risk yönetimi konusuna olan ilgisini arttırmaktadır. Bu çalışmada tedarik zinciri risk kaynakları algıları, tedarik zinciri risk yönetim faaliyetleri ve tedarik zinciri performansı hususları ve bu hususlar arasındaki ilişkiler, Mersin'deki perakende işletmeler (n=429) üzerinde belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre işletmelerin tedarik zinciri risk kaynakları algılarının tedarik zinciri risk yönetim faaliyetlerini, tedarik zinciri risk yönetim faaliyetlerinin de tedarik zinciri performans düzeylerini anlamlı biçimde etkilediği, ayrıca işletme türleri arasında tedarik zinciri risk kaynakları algıları ve tedarik zinciri risk yönetim faaliyetleri açısından anlamlı farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır.

Perakende satış işletmeleriPerakendecilerPerformans+6
Erdem Akkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İnternetten alışverişte tüketiciler tarafından algılanan risk (türlerinin) etkileri ve cinsiyet farklılıkları açısından incelenmesi

Bu araştırmada iki ana amaç benimsenmiştir. Birincisi, internetten alışverişe yönelik a) algılanan risk ve türlerinin internetten alışveriş yapma eğilimi üzerinde etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. İkincisi, biyolojik cinsiyet grupları arasında, c) satın alma eğilimi ve d) internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri ve açısından farklılık olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu kapsamda, farklılıkların olduğu durumda, hangi cinsiyet grubunun daha yüksek düzeyde risk algıladığı ve satın alma eğilimi gösterdiği de ortaya konmuştur. Araştırmada, veriler, üniversite öğrencilerinden, kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak kendi başlarına doldurdukları anket formu vasıtası ile edinilmiştir. Verilerin analizinde; basit doğrusal regresyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi ve bağımsız gruplar t-testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel bulguları; internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) arttıkça, internetten alışveriş yapma eğiliminin azaldığını ve cinsiyet grupları arasında, internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) açısından fark olmadığını göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk türlerinin bazılarında görülmüş bazıların da ise görülmemiştir. Bu araştırmanın, özellikle, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri hakkındaki kısıtlı bilginin genişletilmesine katkısının olabileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda, araştırmanın bulguları hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: internetten alışveriş, algılanan risk, algılanan risk türleri, cinsiye

Cinsiyet farklarıElektronik ticaretRisk+5
Müzeyyen Burcu Cöddü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşil tersine lojistik ürünlere ilişkin kalite algısı ve risk algısı ile difüzyon arasındaki ilişki

Bu çalısmada genel olarak yesil tersine lojistik ürünlere iliskin kalite algısı ve risk algısı ile difüzyonu (yayılım) arasındaki iliĢkiler incelenmiĢtir. Bu kapsamda geliĢtirilen araĢtırma modeli; Gaziantep'te ikamet eden farklı meslek gruplarındaki tüketiciler üzerinde yüz yüze anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler Yapısal Esitlik Modeli (SEM) kurularak AMOS istatistik programı ile test edilmistir. Bu çalıĢmada elde edilen bulgulara göre kalite algısı ve risk algısı ile yeĢil tersine lojistik ürünlerin difüzyonu arasında iliĢkiler olduğu kanıtlanmıĢtır. ÇalıĢmada risk çeĢitlerinin (fonksiyonel, psikolojik, sosyolojik, finansal) kalite algısını negatif yönde etkilediği, fiziksel riskin kalite algısını etkilemediği görülmüstür. Kalite algısının ise yesil tersine lojistik ürünlerin difüzyonunu pozitif yönde; risk (psikolojik ve sosyal risk) algısının ise negatif yönde etkilediği tespit edilmiĢtir. Ayrıca tüketicilerin yeĢil tersine lojistik (YTL; Green Reverse Logistics: GRL) ürünlere iliĢkin risk algısı, kalite algısı ve difüzyonu değiĢkenlerinin demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmistir.

DifüzyonKaliteRisk+4
Gül Ekinci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin alışverişte self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkileri

Bu tez çalışmasında tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin tüketicilerin alışverişte self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin tüketicilerin self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkileri incelenirken, güdülenmiş tüketici yenilikçiliği sosyal, fonksiyonel, hedonik ve bilişsel yenilikçilik tamamlayıcı alt boyutları üzerinden ve algılanan risk ise performans/fiziksel, sosyal, zaman ve psikolojik risk alt boyutları üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada veriler, Diyarbakır ilindeki, Migros süpermarketlerde bulunan jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kullanan 468 tüketiciye kendi başlarına doldurdukları anket formu vasıtası ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; SPSS 24 istatistik paket programı ve LISREL 8.54 istatistiksel yazılım programından yararlanılmıştır. Yapısal eşitlik analizi kullanılarak incelenen araştırmanın temel bulgularına göre; tüketici yenilikçiliği ile algılanan risk arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Algılanan risk ile tüketicilerin jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kulanma niyetleri arasında negatif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Tüketici yenilikçiliği ile tüketicilerin jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kulanma niyetleri arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Tüketicilerin yenilikçi olmaları jet kasa (kasiyersiz kasaları) kulanım niyetini arttırırken, algılanan risk kullanım niyetine azaltıcı yönde etki etmektedir. (Anahtar Kelimeler: Tüketici yenilikçiliği, algılanan risk, self servis teknoloji)

Kendi kendine servisRisk algılamasıTeknoloji kullanımı+1
Derya Yaka
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tahvil piyasasında gösterge faizin ekonometrik bir analizi

Bir ekonomide piyasa faizinin oluşumuna etki eden nedenlerin bilinmesi ve analizi, o ekonomideki politika yapıcıların ve yatırımcıların doğru kararlar almasında yardımcı olacaktır. Türk tahvil piyasasında gösterge faiz niteliğinde olan iki yıllık devlet iç borçlanma senetlerinin fiyatı üzerinde etki eden etkenleri daha iyi anlayabilmek amacıyla, 2009:6 – 2015:3 dönemini kapsayan aylık verilerle ekonometrik bir model oluşturulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde faiz üzerine etki etmesi muhtemel olan piyasa değişkenleri tanıtılmış olup (Amerikan on yıllık tahvil faizi, CDS, enflasyon, T.C.M.B ortalama fonlama faizi), ikinci bölümde ise bu değişkenler kullanılarak, bağımlı değişken olan tahvil faizinin üzerinde olan etkilerini ölçmek amacıyla, bir model oluşturulmuştur. Modelin istatistiki değerlendirilmesi yapılıp, sayısal ve biçimsel sonuçlara dayanarak güven aralıkları tespit edilmiştir. Ayrıca istatistiksel güven testleri ve yöntemleri hakkında gerekli açıklamalar verilmiştir. Son bölümde ise, modelin verdiği sonuçlara göre bağımsız değişkenlerin faiz üzerindeki etkileri incelenmiş, Türk ekonomisinin mevcut durumu ve dinamikleri üzerinde kısaca durulmuştur. Bu bilgilere istinaden yatırımcı ve politika yapıcılara çeşitli öneriler sunulmuştur.

Ekonometrik analizEnflasyonFaiz+6
Selçuk Gökhan Gerlikhan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri risklerinin işletme performansına etkisi ve tedarikçi ilişkilerinin moderatör (Düzenleyici) rolü

Telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinde gerçekleşen hızlı değişim ile küresel dünyada işletmeler zorlu rekabet koşulları altında varolma mücadelesi vermektedir. Özellikle doğal felaketler, sosyo politik nedenler işletmelerin bu amaçlarını tehdit etmeye, işletmelerin performansları üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaya başlamıştır. Tedarik zinciri risklerinin işletme performansına olan olumsuz etkilerini en aza indirmek, işletmelerin açısından önemlidir ve tedarikçilerle ilişkilerin, oluşabilecek olumsuz etkilerin azaltılmasında önemli katkısı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma; tedarik zinciri risklerinin işletme performansı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmayı ve bu etkileşimde tedarikçi ilişkilerinin düzenleyici rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma TRC1 Bölgesi'nde bulunan OSB'lerdeki işletmeler üzerinde yapılmıştır. 302 orta ve üst düzey yöneticiden toplanan veriler SPSS ve AMOS paket programlarıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde; tedarik zinciri riskleri alt boyutları ile işletme performansı ve tedarikçi ilişkileri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiş, tedarik zinciri risklerinin işletme performansı üzerinde, tedarikçi ilişkilerinin tedarik zinciri riskleri üzerinde, ayrıca tedarikçi ilişkilerinin tedarik zinciri risklerinin işletme performansına etkisinde moderatör (düzenleyici) etkisinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.

AracılıkDüzenleyici kontrolFirma performansı+7
Mert Özgüner
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özelliklerinin risk algıları üzerindeki etkisinin tüketici davranışları açısından incelenmesi Şırnak il merkezide cep telefonu kullanıcıları üzerine bir araştırma

Tez çalışmasında kişilik özelliklerinin risk algılamaları üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar kısmında kişilik, beş faktör kişilik modeli, tüketici davranışları ve risk algıları ile ilgili başlık ve alt başlıklar, literatür araştırmaları sonucunda teorik olarak açıklanmıştır. Ana temaya bakıldığında tüketici, istek ve ihtiyaçlarını gerçekleştirirken eylemin kesinliği tahmin edemez ve muhtemel sorunlar ortaya çıkar, bu durumda risk algıları gerçekleşir. Araştırmada da tüketicilerin cep telefonu satın alma durumlarında, kişilik özelliklerinin hangi riskleri algıladığını tespit etmek amacıyla, Şırnak il merkezinde 357 kişi üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonucunda kişilik özelliklerinden duygusal dengesizlik kişilik özelliğinin, risk algılarından olan; performans riski, psikolojik risk, zaman riski, fiziksel risk, finansal risk ve sosyal risk gibi riskler üzerine anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Kişilik özelliklerinden olan uyumluluk kişilik özelliğinin de risk algılarından olan sosyal risk algısı üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Risk Algısı, Tüketici Davranışları, Beş Faktör Kişilik Modeli

Cep telefonuKişilik özellikleriRisk algılaması+3
Erdinç Tekin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal risk algısı ile finansal okuryazarlık düzeyi, demografik ve sosyo-ekonomik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Adana ilinde bir araştırma

Klasik finans teorisyenleri, bireylerin yatırım kararı alırken rasyonel davrandıklarını kabul ederler. Bu doğrultuda, klasik finans teorisyenleri yatırımcının insani özelliklerini göz ardı edip, en makul yatırım alternatifi tercih edeceğini ileri sürmektedir. Özellikle beklenen fayda kuramı temeline dayandırılan klasik finans teorisi, risk faktörünü her yatırımcının aynı düzeyde algılaması gerektiği üzerinde durarak beklenen faydanın maksimum yapılması gerektiğini vurgular. Davranışsal finansçılar ise klasik yaklaşımın aksine, yatırımcıların her zaman rasyonel karar vermediklerini, bununla birlikte yatırımdan beklenen getiri ve tolerans gösterilebilen risk düzeyinin de birbirinden çok farklı olduğunu savunarak, bireylerin yatırım kararı alma süreçlerinde, bilişsel ve psikolojik önyargıların etkisi altında irrasyonel eğilimler gösterdiğini vurgulamaktadırlar. Literatürdeki bu bilgiler doğrultusunda bu çalışmada yatırımcıların risk algılarının hangi demografik ve sosyo-ekonomik faktörler ile ilişkili olduğu ve ayrıca finansal okuryazarlığın risk algısı ile arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Adana ilinde ikamet eden farklı yaş ve meslek gruplarından toplam 209 birey katılım sağlamıştır. Çalışmanın yürütülmesinde genel tarama modeli kullanılmış ve bu yönüyle betimsel bir araştırma niteliği taşımaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda demografik ve sosyo-ekonomik bilgileri ile Gerek ve Kurt (2010, 2011) tarafından geliştirilen Finansal Okuryazarlık Ölçeği ve Grable ve Lytton (1999) tarafından geliştirilen Risk Toleransı Ölçeği, örneklem grubunu oluşturan katılımcılara Google Formlar üzerinden dijital ortamda uygulanmıştır. Toplanan verilerin araştırma amacı doğrultusunda sınanmaları için Frekans, Bağımsız T-Test, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon analizleri uygun istatistiksel programlar kullanılarak yapılmıştır. Bu araştırma ile Adana ilinde yaşayan bireylerin risk algısı ile finansal okuryazarlık düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma ilişkisinin olduğu, kadınların risk toleransının erkeklerden daha düşük olduğu ve aile birey sayısı ile risk algısı arasında anlamlı bir farklılaşma ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Demografik özelliklerFinansal okuryazarlıkFinansal risk+3
Dilara Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Davranışsal finans perspektifinde risk algısı kabul edilen göstergelerin İstanbul Borsası Ulusal 100 Endeksi üzerindeki etkisi

Yatırımcı duyarlılığı kapsamında değerlendirilen risk iştahı göstergeleri, ulusal ve uluslararası piyasalarda bireylerin yatırım tercihlerine yön vermektedir. Gelişmiş ülkelerin risk iştahı endeksleri, özellikle gelişmekte olan ülkelerin borsalarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu doğrultuda yabancı ve yerel risk göstergelerinin Borsa İstanbul 100 Endeksi (BIST100) ile ortalama ve oynaklık yayılım etkilerinin analizi ve uzun ve kısa dönem ilişkilerinin boyutunu incelemek amacıyla araştırmamız gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmakta olup, ilk iki bölümde literatürde yer alan teorik bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde kullanılan endeksler tanıtılmıştır. Son bölüm olan uygulama kısmında, analizler 2009-2018 dönemini kapsayacak şekilde iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, Volatilite Korku Endeksi'nin (VIX) ve Yatırımcı Risk İştahı Endeksi'nin (RISE), BIST00 Endeksi ile ortalama ve oynaklık yayılım etkisi incelenmiştir. İkinci aşamada, Uluslararası VIX Endeksi ve Ulusal RISE Endeksinin, BIST100 Endeksi ile eşbütünleşme ilişkisinin boyutu ve kısa ve uzun dönem ilişkilerinin varlığı tespit edilmiştir. Analizimiz, E-views 9 ekonometrik paket programıyla yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, VIX Endeksinde meydana gelen değişimlerin BIST100 Endeks getirisi üzerinde ortalama ve oynaklık yayılım etkilerinin var olduğu sonucuna varılmıştır. VIX Endeks değişimi ve BIST100 Endeks getirisi arasında eşbütünleşme ilişkisiyle birlikte, uzun dönem ilişkisinin ve kısa dönem ilişkisinin bulunduğu, ancak nedensellik ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, RISE Endeksi ve BIST100 Endeksinin birbirinden etkilendiği ve iki endeks arasında eşbütünleşme ilişkisiyle birlikte uzun ve kısa dönem ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile; özellikle bireysel ve kurumsal yatırımcıların risk iştahı düzeylerini gösteren bu endeksler dâhilinde bilgilendirilip, piyasaların ve borsaların gidişatı hakkında fikir sahibi olmaları amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında yatırımcıların, portföy şekillendirmesinde risk faktörlerini dikkate alarak; VIX Endeksinde ve RISE Endeksinde meydana gelen değişimleri göz önünde bulundurmalarının önemi arz edilmektedir.

Borsa İstanbulDavranışsal finansFinansal risk+6
Kübra Sağlam
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suç korkusu: Çukurova Üniversitesi öğrencilerinde suç korkusu

Suç korkusu, bireyin suç ve suçla ilişkili olabileceğini düşündüren sembollere yönelik hissettiği korku ve kaygı duygusudur. Birbiri ile ilişkili bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları olan karmaşık ve çok yönlü bir olgudur. Suç ile çok yakından ilişkili olmakla beraber suçtan farklı bir olgudur; suç korkusunun suç oranlarının artmasıyla artış gösterdiği halde, suç oranlarının düşmesi ile azalmadığı gözlenmiştir. Bu projenin amacı Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler ile yapılacak anket çalışması sonucunda, adli bilimler kapsamında önemi hızla artmakta olan ve her alanda kişiyi olumsuz etkileyen suç korkusunun risk faktörlerini belirlemek, ortaya koyduğu olumsuz sonuçları saptamak, mekan güvenliğinin önemini ortaya çıkarıp kentsel mekandaki suç korkusu izlerinin bireylerin suç korkusuna etkisini saptamak ve bu veriler ışığında daha güvenli bir kent ve dolayısıyla daha güvenli bir toplum için ilgili birimlere veri sağlamak ve çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma sonucunda "suç mağduriyet korkusu" ve "suç mağduriyet risk algısı" düzeyleri yüksek çıkmıştır. Kadınların "suç mağduriyet korkusu" ve "suç mağduriyet risk algısı" düzeyleri daha yüksektir. Suç guruplarında kadınlar "şahsa yönelik" suçlardan daha çok korkmaktadır, erkeklerde "şahsa ya da mal varlığına yönelik" suçlarda korku düzeyleri anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Kadınların en kortuğu suç türü "Tecavüze veya cinsel saldırıya uğramak" erkeklerin ise "silahlı saldırıya uğramak"tır. Yaş değişkeni "suç mağduriyet korkusu" ve "suç mağduriyet risk algısı"nı etkilemektedir. Eğitim değişkeni "suç korkusu" alt boyutlarını etkilememektedir. Direk mağduriyet deneyimi "güvensiz hissetme" alt boyutunu etkilemekte fakat "suç mağduriyet korkusu" ve "suç mağduriyet risk algısı"nı etkilememektedir.

Adli bilimlerGüvenlik topluluğuMağduriyet+2
Ergül Erdoğan
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının risk alma davranışını etkileyen faktörler

Sağlık sektörü hizmet alanı gereği birçok risk faktörünü içerir. Çalışanların riskle olan temaslarını arttıran bu durum nedeni ile iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sağlık sorununu oluşturmaktadır. Bu bağlamda sağlık sektörü çalışanlarının risk alma davranışını anlamak bu tür sorunların giderilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada amaç, sağlık sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörleri incelemektir. Çalışma kapsamında sağlık çalışanlarının risk alma davranışları, çalışanlara ait bireysel faktörler (riske yönelik tutum, bilişsel önyargı ve risk algısı), organizasyonel faktörler (güvenlik iklimi, iş stresi ve güvenlik eğitimi) ve işyeri faktörleri (çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı) başlıklarında ele alınan ölçek 379 çalışana uygulanmıştır. Çalışanlara ait bireysel, organizasyonel ve işyeri faktörleri ile risk alma davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek için 7 hipotez oluşturulmuştur. Oluşturulan bu 7 hipotezi tanımlayan bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, bilişsel önyargı ve Kişisel Koruyucu Ekipman Tetikleyicileri boyutunun risk alma davranışı üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı, diğer boyutların ise risk alma davranışını etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, sektör yöneticilerine ve karar vericilere işletmelerde iş güvenliği performanslarının iyileştirilmesi için ne tür bir yol izlenmesi gerektiği noktasında yardımcı olabilir.

RiskRisk algılamasıRisk alma davranışı+5
Kübra Öz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici ve öğretmen görüşlerine göre eğitimsel risk algısı

Risk her canlının hayata adım attığı andan bu hayatın sona erdiği sürece kadar, kesintisiz olarak karşılaştığı bir olgudur. Bazen boyutları büyür bazen ise gerçekten matematiksel olarak imkânsıza yakındır fakat daima vardır. Kökeni 1600'lere, tehdit ile eşit olarak anıldığı zamanlara dayansa da, risk sürekli olarak yeni manalar yüklenmiş, günümüzde ise bir ucu fırsat bir ucu zarara dayanabilecek bir kavram olarak kullanılmaya başlanmıştır. Her konuda olduğu gibi eğitimde de risk önemli bir konudur. Eğitim öğretim süreci, çok farklı boyutları içine alan kapsamlı ve detaylı bir süreçtir. Bu sürecin her boyutu elbette risk ve tehdit içerebilecek noktalara da sahiptir. Şunu da unutmamak gerekir ki kaplumbağa sadece risk alıp başını kabuğundan çıkardığı zaman ilerleyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, kamuya bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler tarafından okullarda algılanan risk ve tehditleri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, öncelikle nitel bir çalışma yapılmış, yönetici ve öğretmenlerden okullardaki riskler ve tehditlerle ilgili geri bildirim alınmıştır. Sonrasında ise okullardaki riskleri ölçebilecek bir ölçek geliştirilmiştir. Araştırma iki aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada, Kastamonu İli Merkez İlçe ve İlçelerinde görev yapan ve rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 164 yönetici ve öğretmene "Kişisel Bilgi Formu" ve "Okullarda Risk ve Tehdit Belirleme Anketi" uygulanmıştır. İkinci aşamada ise, Kastamonu İli Merkez İlçe ve İlçelerinde görev yapan ve rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 538 yönetici ve öğretmene "Kişisel Bilgi Formu" ve "Öğretmenlerin Eğitimsel Risk Algıları Anketi" uygulanmıştır. Veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. 8 faktör altında toplanan risk faktörlerinin çeşitli değişkenler açısından algılanma biçiminde farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma sonucunda, "Teknoloji ve Medya Faktörü", risk olarak algılanma açısından incelendiğinde cinsiyete göre farklılaşma olduğu bulunmuştur. Kadın öğretmen ve yöneticiler "Teknoloji ve Medya Faktörü"nü erkek öğretmen ve yöneticilere göre daha fazla riskli olarak algılamaktadır. "Sorumluluk Üstlenme Faktörü" risk algılama açısından incelendiğinde, okulun bulunduğu yer, okul türü ve branşa göre farklılaşmalar bulunmuştur. İl merkezinde görev yapan öğretmen ve yöneticiler "Sorumluluk Üstlenme Faktörü"nü ilçelerde görev yapanlara göre; Mesleki ve Teknik Ortaöğretimde görev yapanlar, İlköğretim ve Genel Orta Öğretimde görev yapanlara göre; Genel Ortaöğretimde görev yapanlar İlköğretimde görev yapanlara göre ve Sayısal Bilimlerde bir branşa sahip olanlar Sınıf Öğretmeni olanlara göre daha riskli olarak algılamaktadır."Öğrenci Yapısı Faktörü" risk algılama açısından incelendiğinde branşa göre farklılaşma bulunmuştur. Sayısal Bilimlerde bir branşa sahip öğretmen ve yöneticiler "Öğrenci Yapısı Faktörü"nü Müzik / Resim/ Beden Eğitimi branşına sahip olanlara göre daha fazla riskli olarak algılamaktadır. "Denetim Faktörü" risk algılama açısından incelendiğinde cinsiyete göre farklılaşma olduğu bulunmuştur. Erkek öğretmen ve yöneticiler, "Denetim" faktörünü kadın öğretmen ve yöneticilere göre daha fazla riskli olarak algılamaktadır. "İnisiyatif Kullanma Faktörü" risk algılama açısından incelendiğinde, okulun bulunduğu yer ve hizmet süresine göre farklılaşma olduğu bulunmuştur. İl merkezinde görev yapan öğretmen ve yöneticiler "İnisiyatif Kullanma Faktörü"nü ilçelerde görev yapanlara göre ve 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip öğretmen ve yöneticiler, 5 yıl ve altı hizmet süresine sahip öğretmen ve yöneticilere göre daha fazla riskli olarak algılamaktadır."Çatışma Faktörü" risk algılama açısından incelendiğinde cinsiyete göre farklılaşma olduğu bulunmuştur. Kadın öğretmen ve yöneticiler "Çatışma Faktörü"nü erkek öğretmen ve yöneticilere göre daha fazla riskli olarak algılamaktadır. Anahtar Kelimeler: Algı, Risk, Risk Algısı, Tehdit, Yönetici, Öğretmen

Lise öğretmenleriOkul yönetici algısıOkul yöneticileri+6
Kerem Tekşen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürünün eğitsel risk algısına etkisi (Kastamonu İli Örneği)

Bu araştırmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin örgüt kültürü algılarını belirlemek ve örgüt kültürünün eğitsel risk algıları ile ilişkisinin farklı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında Kastamonu ili ve tüm ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 4112 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde 386 kadın ve 306 erkek öğretmen bulunmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Örgüt Kültürü Ölçeği ve Öğretmenlerin Eğitimsel Risk Algıları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen araştırma verilerinin analizinde yüzde, aritmetik ortalama, frekans, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), LSD Testi, t-testi, Tamhane Testi, Tukey Testi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada anlamlılık düzeyi α=,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin branşları, kurumdaki hizmet yılları, okul türleri, okul düzeyleri, okulun bulunduğu yer ile Örgüt Kültürü Ölçeğinin alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin cinsiyetleri, yaşları, branşları, okul türleri, hizmet yılları, kurumdaki hizmet yılları, okulun bulunduğu yer ve okul düzeyleri ile Öğretmenlerin Eğitimsel Risk Algıları Ölçeği alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur.

Eğitsel değerlendirmeRiskRisk algılaması+3
Hülya Çınar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce kentinde risk algısının yer bağlılığı ile ilişkisi

Afet bölgelerinde yaşayan insanlar sosyal-fiziksel çevreleriyle ilişkili olarak zaman içinde yaşadıkları yere geliştirdikleri bağlılıkları nedeniyle sık sık can ve mal kaybına uğramalarına rağmen yaşam alanlarından uzaklaşmayı kolaylıkla kabul etmezler. Bu durum aynı zamanda risk algısını ve afet öncesi hazırlığı da şekillendirmektedir. Yer bağlılığı, bireylerin çevreleriyle kurdukları duygusal bağı, risk algısı ise herhangi bir riskle karşılaşma olasılığının ve sonuçlarının bireyler tarafından değerlendirilmesini ifade etmektedir. Bu çerçevede daha önce deprem, sel/taşkın, heyelan gibi afetler meydana gelen Düzce kent merkezinde yer bağlılığının risk algısı üzerindeki etkisi ve bu değişkenlerin sosyo-demografik yapı ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Ayrıca sosyo-demografik yapının afet yönetiminde rol alan aktörlere duyulan güven ve doğal risklerin Düzce kentini etkilemesinden duyulan endişe ile ilişkisi araştırılmıştır. Yöntem olarak içerik inceleme tekniklerinden ikincil veri analizi ve Düzce merkez mahallerinde yaşayan 290 birey ile kapalı ve açık uçlu sorular kullanılarak yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Yapılandırılmış görüşme sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 ve LISREL 8.80 programlarından faydalanılmıştır. Sosyo-demografik yapı ile ilgili analizler için bağımsız t testi, tek yönlü varyans ve basit korelasyon uygulanmıştır. Yer bağlılığının risk algısı üzerindeki etkisi ve bu amaca uygun olarak oluşturulan hipotez, yapısal eşitlik modeli (YEM) ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre yer bağlılığı arttıkça risk algısının arttığı ortaya konulmuştur. Afet hazırlığı ve riskle başa çıkmada önemli rol oynayan risk algısını artırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Afet yönetimiAfetlerRisk algılaması+1
İpek Güler
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Optimal auditing for tax evasion

In tax evasion literature, many studies take tax rate, penalty rate, and audit rate exogeneously. The main aim of this study is to endogenise the audit rate and differentiate utility function for taxpayers according to their risk parameters. Tax payers decide whether or not to evade depending on tax rate, penalty rate, and audit rate imposed by the government and their own risk behavior, from there the rate of evaders is found. And by using this rate, the audit rate that maximizes the tax revenue function is found. Our results show that, in some cases while the highest audit rate provides the maximum tax rate, in other cases lower audit rate maximizes the tax revenue depending on the level of tax rate and penalty rate.

ControlOptimal control theoryRisk Perception+3
Serap Sağır
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects