Sosyoekonomi
87 theses under this subject heading
Kapitalizm, Kayseri ekonomisi ve işadamları
KAPİTALİZM, KAYSERİ EKONOMİSİ VE İŞADAMLARIİnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim DalıDoktora Tezi: Mayıs-2012Danışman: Prof. Dr. Beylü DİKEÇLİGİLÖZET VE ANAHTAR KELİMELERAraştırmanın konusu kapitalist ekonomik sistem içerisinde, Kayseri ekonomisinin temel aktörleri olan işadamlarının ürettiği ve kentin ekonomik yapısına da karakterini veren sosyoekonomik süreçlerdir. Sosyoekonomik süreçlerle de, iş adamlarının maddi koşulları, zihniyet dünyaları ve davranışları ile bunlar arasındaki bağlantılar sonucunda ortaya çıkan etkileşim örüntüleri kastedilmektedir.Çalışmanın nihai hedefi ise kapitalist süreç ile bağlantılı olarak Anadolu'nun ekonomik gelişmesinde öncü bir rol üstlenen Kayseri ekonomisinin ve Kayserili sanayicilerin başarılarında/başarısızlıklarında sosyokültürel özelliklerin oynadığı rolü, mevcut kuramsal açıklamaların dışında kendi bağlamında açıklayabilme potansiyeline sahip bir kuramsal çerçeve oluşturmaktır.Araştırmanın metodolojik yaklaşımı bütüncül sosyolojik yaklaşımdır. Yöntem olarak sosyal hayatı kendi akışı içinde, derinlemesine anlamaya ve açıklamaya yönelik olan nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma tekniği olarak ise, alandan elde edilen verilere dayalı olarak bir kuram oluşturma amacı taşıyan temellendirilmiş kuram kullanılmıştır. Alandan elde edilen veriler Nvivo programında analiz edilmiş, analizlerin sonucunda ortaya çıkan kavramsal çerçevelerin modelleri oluşturulmuştur.Kayserili işadamlarının ve Kayseri ekonomisinin kapitalizme uyum süreci iş adamlarının arayışları ile gerçekleşmiştir. Bu arayışa yön veren ve onu biçimlendiren yapısal ve nedensel koşullar ise Kayserili işadamlarının kapitalizmin temel niteliklerine ilişkin algılarıdır. Bu nitelikler; sermaye algısı, pazar arayışı, uluslar arası rekabet, ülkeler hiyerarşisi, kapitalist ekonomik sistemde devletin rolü ile kaygan ve belirsiz ekonomik zemindir. Arayışın içinde gerçekleştiği Kayseri'ye özgü sosyoekonomik süreçler ile bu süreçler çerçevesinde oluşan uyum mekanizmaları paradigma modelinin bağlam ve eylem/etkileşim stratejileri unsurunu oluşturmaktadır. Bunlar; ticari birikim, devlet yatırımları, üretim mekânları, küreselleşme algısı ve oturmalardır. Nedensel yapısal koşullar ile bağlam ve eylem stratejileri neticesinde ortaya çıkan sonuçlar ise şu şekilde sıralanabilir: Temkinli girişimci, sektörel akışkanlık ve sektörel sıçrama, hâkim firmaların sunduğu imkânlar ve yol açtıkları sınırlamalar, ülkeler arasında eşitlenme eğilimi ve kurumsallaşma çabası.ANAHTAR KELİMELER: Kapitalizm, Girişimci, Kayseri Ekonomisi, Temellendirilmiş Kuram
Osmanlı yönetiminde Kıbrıs'ta üç köyün (Alayköy [Yerolakko], Türkeli [Ayvasıl] ve Kırklar [Timbu]) sosyo-ekonomik değişim ve dönüşüm tarihi (1570-1878).
Doğu Akdeniz'de jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip olan Kıbrıs Adası, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının kesiştiği su yolları üzerinde olması bakımından, coğrafi açıdan çok önemli bir noktadır. Ada, yerleşime açıldığı Neolitik dönemden beri birçok devletin uğrak yeri olmuş ve siyasi çekişmelerin odak noktası olma özelliğini daima korumuştur. Özellikle bakır madeni ile meşhur olan ada, ilk çağlardan itibaren civar memleketlerle ticari ve kültürel ilişkiler içerisinde olmuştur. Mısır, Anadolu ve Ortado-ğu'da hakimiyet süren çeşitli uygarlıkların ticari, siyasi ve psikolojik üstünlük sağlaya-bilmeleri açısından kilit bir konumdadır. Coğrafi konumunun yanı sıra önemli yeraltı zenginlikleri ile doğal tabiatı gereği, çevresindeki devletlerin iştahını daima kabartmıştır. Tüm bu sebeplerden dolayı ada, Osmanlı Devleti'nin fetih siyaseti içerisinde önemli bir yer tutmuştur. Osmanlı Devleti fetihten hemen sonra 1572 yılında Kıbrıs'ta bir tahrir işlemi yapmıştır. Yapılan tahririn amacı, vergi ve insan kaynağının belirlenmesi, bölge-deki reayanın sahip olduğu emlak ve arazi kaynaklarının devletçe tespit edilmesidir. Bu çalışmada, H. 980 (1572) tarihli Kıbrıs tahrir defteri ile H. 1248 (1833) tarihli Lefkoşa Temettüat, 1643 Cizye Muhasebe, 1831 Kıbrıs Nüfus ile 1852-1853 Cizye Muhasebe defterinde kayıtlı, Yerolakko, Ayvasıl ve Timbu köylerinin 1570 ile 1878 yılları arasın-daki sosyo-ekonomik açıdan gelişim süreçleri ele alınmıştır. Anahtar Kavramlar: Kıbrıs Adası, Yerolakko, Ayvasıl, Timbu, Tahrir, Sosyo-Ekonomik.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.
Türkiye'de genç işsizliğinin sosyo-ekonomik belirleyicileri üzerine bir analiz
İşsizlik, dünya genelinde birçok ülkede toplumun sosyo-ekonomik düzeyini yansıtan önemli göstergelerden biridir. Genç nüfusun iş bulamama durumunu ifade eden genç işsizlik, Türkiye gibi gelişmekte olan ve yüksek genç nüfus potansiyeline sahip ülkelerde sosyo-ekonomik boyutta birçok soruna yol açmaktadır. Bu tezin temel motivasyonu, Türkiye'de genç işsizliği sorununun çözülebilmesi için genç işsizliğin sosyo-ekonomik profilinin ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Türkiye'de 15-29 yaş aralığındaki gençlerin işsiz kalmalarını etkileyen sosyo-ekonomik belirleyicilerin neler olduğu ve bu faktörlerin gençlerin işsiz kalma olasılığını hangi yönde ve ne kadar etkilediğinin belirlenmesi bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2013 ve 2017 yıllarına ait mikro-kesit verileri kullanılarak, genç bireylerin işsizliği üzerinde belirleyici olan faktörler logit model ile analiz edilmiştir. Elde edilen analiz bulgularına göre, genç bireylerin eğitim düzeyleri yükseldikçe işsiz olma olasılıklarının arttığı, yaş gruplarına göre gençlerin yaşları arttıkça işsiz olma olasılıklarının azaldığı, sağlık durumları kötüleştikçe ve hanenin geçinebilme durumu zorlaştıkça genç bireylerin işsiz olma olasılıklarının arttığı, genç bireylerin sosyalleşmeleri ve kültürel faaliyetlere katılmalarının işsiz olma olasılıklarını azalttığı, yaşanılan çevrede suç, şiddet ve çevresel sorunların olmasının ve gencin yaşadığı hanenin kalabalık olmasının gencin işsiz olma olasılığını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Osmanlı Cebel-i Lübnan salnamelerine göre yörenin idari, sosyal ve ekonomik yapısı (1887-1892)
Cebel-i Lübnan fiziki coğrafyası itibariyle heterodoks mezhep grupları için sığınılacak korunaklı bir bölge olmuştur. Bu mezhep grupları içerisinde Hıristiyan Marûnîler ve Müslüman tebaa içerisinde zikredilen Dürzîler bölgede söz sahibi olmuşlardır. Yukarıda bahsi geçen iki etnik grup arasında 1840-1860 yılları arasında çatışmalar gerçekleşmiştir. Bu çatışmalarından dolayı Osmanlılar, yöresel dokuyu zedelemeden yerel şartlara uygun bir yönetim kurmaya özen göstermiştir. Bu bağlamda yörede güneyde Dürzi, kuzeyde Marûnî kaymakam olmak üzere Çifte Kaymakamlık uygulamasına geçilmiş, fakat burada istenilen sonuca ulaşılamadığı gibi mezhep çatışmaları da devam etmiştir. Artan çatışmalar sebebiyle toplanan uluslararası komisyon tarafından 1861 yılında Cebel-i Lübnan Nizamnamesi yayınlanmış ve Cebel-i Lübnan'da Mutasarrıflık idaresi kurulmuştur. Böylelikle toplumdaki farklı kesimlerin söz sahibi olmalarıyla bölgede çatışmalar son bulmuştur. Bu çalışmada öncelikle Cebel-i Lübnan ve bölgesinin mutasarrıflık düzenine kadar olan tarihsel süreç içerisindeki değişim ve gelişimi incelenmiştir. Sonrasında ise mutasarrıflık düzenin kuruluşundan yirmi altı yıl sonra yayımlanan Cebel-i Lübnan Salnamelerine bakılarak mutasarrıflığın idari yapısı, demografik ve sosyal yapısı, ekonomik ve kurumsal yapısının analizi yapılmıştır. Bu sayede H.1304/M.1887 - H.1309/M.1892 yılları arası Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığının detaylı bir tasviri sunul-maya çalışılmıştır.
Temettüat kayıtlarına göre 19. yüzyıl ortalarında Kiraz/Kilas kazasının sosyo-ekonomik durumu (1844-1845)
Osmanlı Devleti'nden günümüze kadar gelen zengin arşiv belgeleri içinde Temettüat Defterlerinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Temettüat defterleri 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal hayatı açık bir şekilde bizlere göstermektedir. Temettüat Defterleri genel itibari ile bir bölgenin demografik, etnik yapısına, fert düzeyinde menkul ve gayr-ı menkul kaynaklarına, vergi mükellefi olan kişilerin yıllık kazancına, işletmelerin büyüklüğüne, toplam miktardaki vergi yüküne, işgücüne ve kişilerin mesleği, yetiştirilen tarım ürünlerine ve beslenen hayvanlara, ticari ve sınai müesseselerine ışık tutmaktadır. Bu defterler 19. yüzyıl ortalarındaki Osmanlı sosyal ve ekonomik durumunu açıklayacak içerik ve zenginliğe sahiptir. Kişilerin sahip olduğu tüm mal varlıklarını kayıt altına alan Temettüat defterleri, Osmanlı taşrasında yaşayan topluluklara ait ayrıntılı bilgiler vermektedir. Temettüat defterleri toplam toprak miktarı, toplam ekili ve nadas arazileri miktarı, üretime için ayrılan topraklar, ürün çeşidine göre ayrılan toprak miktarı ve bu ürünlerden sağlanan hasılalar, hayvan sayıları ve gelirleri, çeşitli sınai, ticari ve hizmet iş kolları hususlarında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Bu çalışmada, Kiraz nahiyesine ait Temettüat defterleri incelenmiştir. Birinci bölümde, nüfus ve sosyal yapı özellikleri, ikinci bölümde tarım ve üretilen ürünler, üçüncü bölümde hayvancılık, dördüncü bölümde vergiler, temettüat defterlerindeki vergi mükelleflerinin sektörel dağılımı ve vergi mükelleflerinin sosyal statüleri ele alınmıştır. Beşinci bölümde gelirler, konusuna değinilmiştir. Çalışma bir sonuç, kaynakça ve ek tablolar bölümü ile son bulmaktadır.
Gaziantep ili'nin sosyo-ekonomik yapısının analizi
Sosyo-ekonomik yapı, toplumu oluşturan bireylerin istenen kaynaklara erişiminin bir ölçüsüdür. Sosyo-ekonominin herkes tarafından kabul edilen belirgin bir tanımı bulunmamaktadır. Sosyo-ekonomi demokratik ve katılımcı karar verme süreçleri temelinde çalışan, piyasa ve piyasa dışı mal ve hizmetleri üreten resmi olarak teşkilatlanmış özel işletmeler ve ağları kapsayan bir yapı olarak tanımlanabilir. Sosyo-ekonomik yapı; ekonomi, sağlık, eğitim, demografi ve sosyal statü gibi birçok alanı ilgilendiren öğeleri içermektedir. Bir bölgenin sosyo-ekonomik yapısı analiz edilirken; sağlık hizmetleri, para, mal, güç, güvenlik gereksinimleri, istihdam şartları, eğitim fırsatları gibi faktörler kısmen veya bütün olarak dikkate alınmaktadır. Araştırmanın merkezi durumundaki Gaziantep, bulunduğu bölgenin gerek nüfus, istihdam, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım, gerekse de diğer çeşitli sosyal göstergeler bakımından her ne kadar ülkenin diğer metropollerinden geri olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi için önemli bir sosyo-ekonomik merkez olma niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de önemli bir yere sahip olan Gaziantep'in sosyo-ekonomik yapısının ve statüsünün analizinin yapılması, bölge ve ülke için öneminin araştırılmasıdır.
Tereke kayıtlarına göre Yunt Dağı nahiyesi köylerinin sosyal ve ekonomik durumu (1850-1900)
Bu çalışmada 1850-1900 yılları arasında Manisa Şer'iyye Sicilleri içerisinde yer alan Yunt Dağı nahiyesi köylerine ait tereke kayıtları incelenerek nahiye köylerinin sosyal ve ekonomik durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada Manisa Yazma Eser Kütüphanesi'nde bulunan 293, 295, 296, 299, 302, 303, 308, 310, 311, 315, 316, 318, 320, 324, 325, 328, 331, 332, 338, 346, 347, 349, 352, 354, 357, 359, 361, 364 numaralı defterlerden alınan 626 tereke kaydı kaynak olarak kullanılmıştır. Çalışmada, nahiyeye tabi köy ve aşiretlere ait terekelerden elde edilen bilgiler üç bölüm halinde incelenmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, incelediğimiz dönemde Manisa'nın idari taksimatı, şer'iyye sicilleri ve tereke kayıtları hakkında genel bilgiler verilmiş olup ardından kaynak olarak kullanılan Manisa tereke kayıtları hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci kısmında ise tereke kayıtlarının sosyal ve ekonomik açıdan analizi yapılmıştır. Bu bağlamda tereke sahiplerinin aile yapısı, taşıdıkları lakap ve unvanlar, meslekleri, vefat yerleri ve nedenleri ve terekelerden yapılan kesintiler hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise tereke sahiplerinin mal varlıkları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bölümde ise tereke sahiplerinin gayrimenkulleri, menkulleri, nahiyede servetin oluşumu ve servet dağılımı hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışma sonuç, kaynakça ve ek bölümleri ile neticelendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yunt Dağı, tereke, Manisa, kassam, sosyal ve ekonomik yapı
Soykırım sonrası Ruanda'nın sosyoekonomik gelişimi
Ruanda, 2000 yılında, kalkınmacı devletlerden Asya Kaplanları ülkesi olan Singapur'u örnek alarak yayınladığı Vizyon 2020 adındaki kalkınma planı çerçevesinde bir kalkınma sürecine girmiştir. Çalışmamızda, Vizyon 2020 kalkınma planını odağımıza alarak Ruanda'nın kalkınma sürecini değerlendirmek adına "Ruanda'nın kendi belirlediği hedefleri çerçevesinde, sosyoekonomik kalkınma ne oranda başarılmıştır?" ve "Ruanda'nın kendisine örnek aldığı Singapur'un sosyoekonomik kalkınma sürecini ne derece takip edebilmiştir?" sorularına yanıt aranmıştır. Tezin amacı, 2020 yılına kadar Ruanda'nın sosyoekonomik gelişim sürecini değerlendirmektir. Tümevarım ve karşılaştırma yöntemi kullanarak yazılan tez üç bölüme ayrılmaktadır. Birinci bölümde; Vizyon 2020 göstergeleri ve karıştırılması muhtemel ekonomik kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde; kalkınmacı devlet kavramı ve Asya kaplanlarından Singapur'un kalkınma tecrübesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Vizyon 2020 Gösterge ve Hedefleri sonuçları değerlendirilmiştir. Sonrasında, literatürdeki araştırmacıların çalışmaları değerlendirilmiş, Ruanda'nın kalkınma sürecini tanımlayan bir kavram olarak "Sosyal Kalkınmacı Devlet" önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vizyon 2020, Kalkınmacı Devletler, Sosyoekonomik Kalkınma
Birinci Dünya Savaşı öncesi Yemen (1908-1914)
Bu çalışma, Yemen'in Birinci Dünya Savaşı öncesinde idarî, askerî, siyasî, ekonomik ve kültürel sürecini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda idarî yapıda yaşanan gelişmeler ve idarî görevliler açıklanmıştır. Ayrıca idarî taksimattaki değişikliklerle birlikte mimarî, ulaşım ve haberleşme alanlarında yaşanan gelişmeler ortaya konulmuştur. Yemen'de askeri ve siyasî gelişmeler bu dönemde çok yoğun yaşanmıştır. Bu dönemde Şii mezhebinin bir kolu olan Zeydîliğin lideri İmam Yahya ve Asîr'de bir tarikat lideri olan Seyyid İdrisi isyanları ile mücadele edilmiştir. Bu nedenle Yemen'e yoğun olarak askeri kuvvet sevkiyatı yaşanmıştır. 1911 yılında Zeydî lider İmam Yahya ve Osmanlı Devleti adına Kuva-yı Umumiye Komutanı Ahmet İzzet Paşa arasında yapılan Dean Antlaşması ile Yemen'de sükûnet sağlanabilmiştir. Bu antlaşmadan sonra Yemen'de Seyyid İdrisi ve İngilizlerin varlığı siyasî bir sorun olarak devam etmiştir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı'nda Yemen, bir cephe olarak İngilizlere karşı açılmıştır. Yemen'de ekonomik yapı tarımcılık ve hayvancılığa dayalı olmasının yanı sıra bölgeye özgü ürünler ihracatta ön plana çıkmıştır. Yemen'deki eğitim kurumları Osmanlı Devleti'nin idaresi altında kurulmuş ve devam ettirilmiştir. Anadolu'da gerçekleştirilen eğitim yenilikleri bu bölgede de tesis edilmiştir. Yemen'de sağlık hizmetlerinin askerî düzeyde önem taşıdığı görülmektedir. Ayrıca salgın hastalıklar sık sık yaşanmış ve çeşitli önlemler alınmıştır. Bu çalışmada uzun süre Osmanlı Devleti'nin bir vilayeti olan Yemen'in idarî, siyasî, askerî, ekonomik ve sosyal yapısıyla nasıl yönetildiği üzerinde durulmuştur.
Azerbaycan Cumhuriyeti Ordubad İpek Koza Fabrikası'nın tarihi ve ülke ekonomisine katkıları (1934-1996)
Küreselleşen dünyada ülkelerin milli sermayeyi artırma projelerinin ilk temel prensibi, aylık, yıllık gelirlerden ziyade sürdürülebilir, daimi bir politika izleyebilmesidir. Günümüzde ülkeler tarafından milli ekonomilerini ayakta tutacak yöntemler aranması hususunda dünya liderleri tarafından farklı metotlar denenmektedir. Bunun için devletler, tarihî geleneği sürdürme çabası içerisine girmiş, kendi gelirini sağlayamayan sektörlerin gelişimi maksadıyla sosyo-ekonomik tarih incelemelerine başvurmuşlardır. Azerbaycan Cumhuriyeti Ordubad şehrindeki ipekçilik sektörünün gelişimi ile ilgili tez çalışmamızında bu bağlamdaki örneklerden birini teşkil edeceği umudunu taşımaktayız. Ordubad şehri uzun bir süre zarfında tarihî ipek yolunun önemli parçası rolünü üstlenmesine rağmen ipek üretimi bugün faaliyetini durdurmuştur. Azerbaycan Devlet İpekçilik Programı, ülkede ipekçilik sektörünün gelişimini hedeflemektedir. Bu nedenle tez çalışmamızda 1934 ilâ 1996 yılları arasında faaliyetlerini sürdürmüş olan Azerbaycan Cumhuriyeti Ordubad İpek Koza Fabrikası'nın yeniden kurulması tartışmalarına bilimsel dayanak halinde doküman incelemesi yapılmıştır. Dahası, tarihî kaynaklara binaen fabrikanın kuruluşu, şehrin sosyo-ekonomik hayatında oynadığı rol, dünya ipekçiliği içindeki konumu hakkında bilgilerede yer verilmiştir. Bu çalışmada doküman incelemesi ile kronolojik olarak fabrikanın milli ekonomiye sağladığı katkılar da tartışılmıştır. Ordubad Şehri Devlet Arşivi dokümanlarında fabrikanın kapanma sebepleri bulunmuş, yeniden açılması durumunda ortaya çıkacak engellerin neler olduğu ve nasıl çözülmesi gerektiğine dair önerilere yer verilmiştir. El yazması eserlere istinaden şehrin iş kaynağı ve ekonomik kalkınmasında öncülük göstermiş olan, fabrikanın sosyo-ekonomik tarihi üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Dokümanlarda çürüme durumunun meydana gelmesi ve fabrika tarihiyle ilgili şimdiye kadar böyle bir çalışmanın olmaması, zaruri kılan hususlar arasında yer almıştır. Bir fabrika örnekleminin ekonomik kalkınmada pilot olabileceği noktasında da bu çalışmamızın yararlı bulunacağı kanaatindeyiz. Azerbaycan milli ekonomisi tarihine ipekçilik sektörü üzerine yapılan bir inceleme olarak da bu çalışmamız katkı sağlayalabilir. Devletleri birbirine bağlayan tarihî İpek Yolu Projesi'nin bir devamı olan bu fabrika, ürettiği kozası, tohumu ve ham ipek teliyle tarih boyunca dünya piyasasını olumlu şekilde etkilemiştir. Bu nedenle çalışmamızda Türkiye ve Azerbaycan'da yürütülmüş araştırmaların yanı sıra Rusça ve İngilizce kaynaklara da yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, Ordubad, İpek Koza Fabrikası, Tarih, Ekonomi
Osmanlı Devleti'nde kadının sosyo-ekonomik konumu (1789-1850)
Toplumsal cinsiyet rollerinin kökeni insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, kadınlar toplumsal hayatın içerisinde doğrudan ya da dolaylı bir şekilde rol almıştır. Medeniyetlerin ve dinlerin ortaya çıkması ile birlikte kontrol altında tutulmaya başlanan kadınların erkek egemenliği altındaki ikincil rolü, binlerce yıllık bir tarihsel sürece dayanmaktadır. Tüm dünyada kadınların toplumsal statüsünü ve varlığını sorgulamaya başlaması 18. yüzyıla rastlamaktadır. 1789 yılında ortaya çıkan Fransız Devrimi, kadın hakları mücadelesinde, önemli bir eşik olmuştur. Nitekim devrimin tüm vatandaşlara vadettiği eşitlik, hak ve özgürlük gibi kavramlar kadınların hak mücadeleleri için bir kıvılcım olmuştur. Bu nedenle Fransız Devrimi, kadın haklarının miladı olarak görülmektedir. Ancak kadınların bu mücadeleleri bütün toplumlarda aynı zamanda ortaya çıkmamıştır. Fransa menşeili olan kadın hakları mücadelesi, zamanla diğer Avrupa ülkelerine sıçramıştır. Osmanlı toplumunda kadınların birtakım girişimlerde bulunması ve hak arayışı mücadelesinde bulunması ise Tanzimat Dönemi'ne rastlamaktadır. Tanzimat Fermanı'nın Fransız Devrimi'nde olduğu gibi, toplumun her kesimine eşitlik getirme vaadi, Osmanlı kadınlarının arasında bu haklardan yararlanma fikrinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tanzimat Dönemi ile birlikte miras, hukuk, evlilik, boşanma, eğitim gibi kadına dair hemen her konu gündeme gelerek kadın hakları tartışılmaya başlanmıştır. Avrupa ve Osmanlı'da kadınların birey olma mücadelesinde iki mihenk taşı olan Fransız Devrimi'nden Tanzimat Dönemi'ne kadar geçen yaklaşık 60 senelik dönem çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Çalışmamızda, Avrupa'da ve Osmanlı Devleti'nde kadın haklarının gelişimi, bu süreçte yaşanan gelişmeler, devrimin ve fermanın sonuçları, kadınlara getirileri, Osmanlı kadınının gündelik yaşantısı ve sosyo-ekonomik konumunun incelenmesi amaçlanmıştır.
Atik Şikayet Defterlerine göre savaş yıllarında Osmanlı Devleti'nin sosyo-ekonomik durumu (1788-1810)
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nde 18. yüzyılın sonlarına doğru sosyal, siyasi, ekonomik, askeri ve adli yapıda meydana gelen bozulmalar ve yaşanan savaşlar sonucu devletin içinde bulunduğu kaotik durumun toplumsal hayata yansımalarının Atik Şikâyet Defterleri'ne dayanarak incelenmesi amaçlanmaktadır. Atik Şikâyet Defterleri, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan hemen bütün sancak, kaza, nahiye ve köylerden gelen her türlü şikâyet ve istekleri barındırmaktadır. Bu defter serisi içerisinde devletin bütün bölgelerinden gelen sosyal, siyasi, askeri ve adli bozulmaları hakkındaki Şikâyetler dönemin sosyo-ekonomik durumu, ortaya çıkan sorunların yoğunlaştığı bölgeler, askeri yapıdaki bozulmalar ve halka yansıması, eşkıyalık faaliyetleri, ayanlık, voyvodalık, derebeylik veya şehir kethüdalığı iddiasıyla ortaya çıkan kişilerin yanlarına topladıkları mütegallibeler ile halka yaptıkları zulümler, görevini suiistimal eden devlet memurları, eşkıyalık faaliyetlerinin artmasına yardım eden devlet görevlilerinin halk üzerindeki baskıları, ekonominin temelinde yer alan vergilerin toplanması hususunda meydana gelen usulsüzlükler, Tekalif-i Şakka adı verilen kanun dışı alınan vergilerin artması ve zorla tahsili, kadınlara yapılan zulüm, eziyet ve tecavüz olayları, evli kadınların kaçırılarak zorla başkasına nikah ettirilmeleri, toplum içerinde bazı muafiyet sahibi olan Şeyh, Seyyit, İmam, Hatip vs. kişilere zulüm ve zorla onlardan vergi tahsil etme, toprağın has, zeamet ve tımar olarak işletilmesi usulünde meydana gelen bozulmalar, kişilerin birbirlerinin topraklarını gasp etmesi, yaşanan sorunlar neticesinde adli yapıya başvurulması ile adaletin sağlanamaması, haklının ezilmesi, zulüm eden kişilerin rahat gezmesi, bazı köy ve kazaların coğrafik ve fiziki yapıları sebebiyle eşkıya ve hırsız takımının odak noktasında olması, savaş durumunda sefere giden kişilerin evleri bazı zorbalar tarafından basılarak yağmalanması, kişilerin zulüm ve zorbalık sebebiyle vatanlarını terk ederek başka yere göç etmeleri sebebiyle meydana gelen karışıklıklar, Arnavut eşkıyasının artan faaliyetleri, miras sorunları, anne ve babasını kaybeden küçük çocuklara atanan vasilerin, bu çocukların mal varlıklarını zapt ederek zulüm etmeleri gibi sorunlar tespit edilerek bu sorunların toplumsal düzen, ekonomik yapı ve adalete olan etkilerini ve yansımalarını ortaya çıkararak Osmanlı'nın Sosyal-Ekonomik ve Adli tarihine önemli bir katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Çalışmamız 1788-1808 yıllarını yani III. Selim dönemini kapsamakta olup 18. Yüzyılın sonu 19. Yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumu, yaşanan ekonomik krizleri, savaşların sebepleri, sosyal düzenin içinde bulunduğu karmaşayı ve bu durumun merkezde ve taşrada meydana getirdiği serzenişleri ortaya çıkarmak hususunda önemli bir yere sahiptir. Çalışmamızda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Devlet Arşivinde 1789-1808 yıllarını içeren Atik Şikâyet Defterler tespit edilmiş ve ilgili defterlerin büyük bir çoğunluğunun transkripti ve değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışma, arşiv kaynakları ve gerekli tetkik eserler ile desteklenerek, Osmanlı Devleti'nde sözü edilen dönemde ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve adli yapıda meydana gelen boşlukları, o dönemde yaşayan bireylerin karşılaştıkları sorunları ortaya koymuştur.
El-Makrîzî'nin İğâsetü'l-Ümme bi-Keşfi'l-Ğumme eserinin, muhtevası ve tahilili
Orta çağ dönemi, İslam tarihi gelişimi bakımından hareketli ve hızlı bir dönemdir. Sosyal, politik ve kültürel alanlarda hızlı bir gelişim süreci yaşayan ortadoğu ve kuzey afrika bölgesi, bu hareketliliği ilk başlarda Abbâsi hilafetinin merkezi olan Bağdat'ta görsek te hemen akabinde o dönemde, gözler tarih ve bilim ekollerinin merkezi olan Kahire'nin üzerine çevrilmiştir. Kahire'de o dönem yıldızı parlayan ve eserleri günümüze kadar gelen tarih ekolleri arasında da el-Makrîzî'nin adı bulunmaktadır. Muhakkak ki el-Makrîzî tarihin ve hayatın çeşitli yönlerini anlatan eserler bırakmıştır fakat bu eserler arasında öyle bir eser var ki, el-Makrîzî Mısır'ın islamiyet öncesinden, yaşadığı döneme (H. 808) kadar olan tarihin sosyo-ekonomik yönlerini bir eserde anlatmıştır, bu eser ise üzerinde çalıştığımız ''İğâsetü'l-Ümme bi-Keşfi'l-Ğumme'' adlı eserdir. Bu eser nakli bir tarihi eserden fazla, eleştirel yapıcı bir eserdir, nitekim el-Makrîzî açlık ve ekonomik krizleri mantıksal çıkarımlara dayandırıp ele almıştır, yeri geldiğinde ciddi bir şekilde izlenen politikaları eleştirmiş ve daha önceki yaşantılar üzerinden örnekler verip, krize bir tenbih bir de çözüm yolu göstermiştir. Mısır tarihinin sosyo-ekonomik yönünü ve açlık tarihini inceleyen veya bu alanda çalışan her araştırmacının başvurması gereken bu eserin, günümüze kadar sağlam bir şekilde elimize ulaşması büyük bir şans olup aynı zamanda üzerimize düşen bir sorumluluktur.
Seçilmiş yerel yöneticilerin (muhtarların) bakış açısıyla Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin kente sosyo-ekonomik etkileri: Elazığ örneği
Araştırmada göç olgusu ve göçün nedenleri uluslararası göç kuramları üzerinden ele alınmıştır. Uluslararası göçte, toplumsal uyumun sağlanması için iki ana göç politikası olarak asimilasyon ve çokkültürlülük yaklaşımları ele alınmıştır. Ayrıca araştırmada, göçmenlerin uyumu sorunsalı çokkültürlülük yaklaşımı üzerinden çözümlenmiştir. Araştırmada Çokkültürlülüğü hazırlayan süreç ve kavramsal tanımı yapılmış olup, dünyada çokkültürlülük politikasını uygulayan bazı devletlerin uygulamaları incelenmiştir. Daha sonra Türkiye'nin uluslararası göç politikası çokkültürlülük yaklaşımı çerçevesinde özellikle Suriyeliler özelinde ele alınmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi kullanılmış bir saha araştırmasıdır. Elazığ kentinde yaşayan Suriyelilerin kente sosyo-ekonomik etkilerini ortaya koymak için Suriyelilerin yoğunluklu olarak yaşadığı mahalle muhtarlarıyla yüz yüze görüşme yapılmıştır. Elde edilen bilgilerle Suriyelilerin Elazığ kentindeki yerel halkla sosyal uyumu, Suriyelilerin ya da yerel halkın bu göçten nasıl etkilendikleri, Suriyelilerin mahallede karşılaştıkları/başlıca sorunlar, Suriyelilerin mahalleye ya da kente yansımaları gibi birçok farklı veri sınıflandırılarak analiz edilmiştir.
İsmet İnönü döneminde uygulanan iç politikanın iktisadi, sosyo-kültürel etkileri(1938-1950)
İsmet İnönü Döneminde Uygulanan İç Politika'nın İktisadi, Sosyo-Kültürel Etkileri (1938-1950) isimli çalışmada, dönemin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı incelenmiştir.Birinci bölümde İnönü'nün başbakanlığı yıllarında Atatürk'le aralarının açılmasına neden olan fikir ayrılıkları, başbakanlıktan ayrılışı, Atatürk'ün vefatı ile Cumhurbaşkanı seçilmesi, Milli Şef olması, dönemin hükümetleri, çok partili hayata geçiş ve muhalif partiler incelenmiştir.İkinci bölümde ise; dönemin iktisadi gelişmeleri ve toplum üzerindeki etkileri incelenmiştir. II. Dünya Savaşına girmediğimiz halde ekonomik olarak nasıl etkilendiğimiz, Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri Vergisi, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ve uygulamaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise; dönemin eğitim politikaları, köy enstitüsü ve halkevlerinin kuruluşu, amaçları, çalışmaları ve toplum üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda bu dönemdeki sanat, Dil ve Tarih çalışmaları da incelenmiştir. Yine bu dönemde basının durumu ve yasaklar, Türkçülük-Turancılık ve Komünizm davaları da incelenerek çalışma tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Milli Şef, Çok Partili Hayat, Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri Vergisi, Köy Enstitüsü, Halkevleri.
Bağımsızlık sürecinden sonra Tacikistan'da sosyo-ekonomik gelişmeler
Tacikistan Cumhuriyeti'nin sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada, ülkenin mevcut sosyo-ekonomik yapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ülkenin gelişmesini engelleyen sorunlar üzerinde durulmuş ve gelişmeye hız verecek öneriler belirtilmiştir. Bunlara ilaveten yeri geldiğinde Tacikistan ekonomisi ile bazı Asya ve Orta Asya ülkeleri karşılaştırılmıştır. Gerçekçi sonuçlara varabilmek için ülkenin sosyo-ekonomik yapısının nitel yönden tarihsel olarak analizi yapılmıştır. Tacikistan Cumhuriyeti'nde sosyo-ekonomik alanlarda reformlar, genişlemeler, yenilenmeler iç savaş sonrasında başlamıştır. 2000 yılına geldiğimizde Tacikistan yeni demokratik hükümetin kuruluşu itibariyle sosyo-ekonomik alanlarda ve ülkenin göstergelerinde gelişmeler ortaya çıkmıştır. Tezin içinde esas olarak ülkenin gelişme ve yenilenme sürecinde sosyo-ekonomik yapımın gösterdiği gelişim ve özelikler incelenmiştir. Hâlihazır duruma baktığımızda Tacikistan Cumhuriyeti hem mutlak hem de görecelik açısından zayıf ve kırılgan bir sosyo-ekonomik yapıya sahiptir. Anahtar Kelimeler: Tacikistan, Geçiş ekonomileri, Orta Asya ekonomileri, SSCB ve Sonrası, ekonomik ve sosyal dönüşüm
Bizberyan ve Koyunluca -GAP bölgesinde karşılaştırmalı bir köy incelemesi-
ÖZET Bu araştırmada Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Atatürk Barajı Suları altında kalacak olan bir Samsat köyü ile sulamaya açılacak olan bir Harran köyünün sosyo-ekonomik yapısı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmada görüşme ve sistematik gözlem tekniği kullanılmış; aktör yönelimli bir yaklaşımdan yararlanılmakla birlikte, toplulukların yöresel ve bölgesel sosyo-ekonomik yapı içindeki yerleri de gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma daha çok betimsel nitelikte olmakla birlikte, köylülerin geçimlik tarımcılığa (kapalı ev ekonomisine) dayalı geleneksel yapıdan kapitalist ilişkilerin egemenliği altındaki pazarlar ve daha geniş toplumla bütünleşme yönünden dönüşüm geçirdikleri bir varsayım olarak kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, toplulukların toplumsal yapılarını belirleyici olarak öncelikle doğal çevre ve tekno-ekonomik dizge üzerinde durulmuş; bu öğelerin aile; tabakalaşma, dış toplumla ilişkiler, kitle iletişim araçlarına açıklık, eğitim düzeyleri vbg. topluluğun toplumsal örgütlenişi, kurum ve değerleriyle olan ilişkileri araştırılmış; köyler arasındaki yapısal benzerlik ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda köylerde tekno-ekonomik gelişmelere bağlı olarak pazara yönelik üretimin, dış toplum ile kitle iletişim araçlarına açıklık düzeyinin 137138 artmasına karşılık, yarı-feodal nitelikteki büyük toprak sahibi -ortakçı isletmelerin büyük bir dönüşüme uğramaksızın yerlerini korudukları ve geleneksel değerlerin köydeki iç hiyerarşik yapılanma ile köylülerin tutum ve davranışlarında hala önemli rol oynadıkları anlaşılmıştır. iki köy arasındaki -farklılıkların ise farklı mülkiyet dağılımlarına sahip olmalarına, farklı düzeyde pazara yönelik üretimde bulunmalarına, dış toplum ve kitle iletişim araçlarına açıklık düzeylerinin farklı olmasına ve aşiret organizasyonun bulunup bulunmamasına bağlı olarak değişiklik gösterdiği tesbit edilmiştir.
Bir mekânın sosyo-ekonomik coğrafi görünümünün belirlenmesi: Bilecik şehri örneği
Çalışmanın konusunu Bilecik şehrinde sosyo-ekonomik gelişmişlik ve coğrafi görünüm ilişkisi oluşturmaktadır. Araştırma iki bölüm şeklinde tasarlanmış olup birinci bölüm ontolojik olarak, araştırma konusunu oluşturan sosyo-ekonomik gelişmişliğin nesnel bir gerçeklik olduğunu varsayar; epistemolojik olarak pozitivizmin nesnelci varsayımı nedeniyle sosyo-ekonomik gelişmişliğin ne olduğu ve onu etkileyen unsurlar ile araştırma alanında mekansal olarak nasıl farklılaştığı; metodolojik anlamda ise pozitivizmin deneysel metodolojisi kapsamında nicel araştırma tekniklerini kullanarak, sosyo-ekonomik gelişmişliğin ölçülmesine odaklanır. İkinci bölüm ise ontolojik olarak, coğrafi görünümün nesnel bir gerçeklik olmadığı, araştırmacı veya gözlemci tarafından gerçekliğin yaratıldığı ve anlamlandırıldığını varsayar. Bilgiyi nesnel değil öznel olarak kabul eder. Bu bağlamda epistemolojik olarak anlamacı epistemolojinin değer-bağımlı sayıltısı doğrultusunda kentsel coğrafi görünümün sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları bağlamında nasıl yaratıldığını; metodolojik anlamda ise anlamacı yaklaşımın diyalektik metodolojisi doğrultusunda nitel araştırma teknikleri kullanılarak, coğrafi görünüm ve sosyo-ekonomik gelişmişlik ilişkisinin anlaşılmasına odaklanır. Çalışma, karma araştırma deseni kullanılarak tasarlanmıştır. Sosyoekonomik gelişmişliğin ölçümüne yönelik ekonomik, sosyal ve öznel boyuttan oluşan bir sosyo-ekonomik gelişmişlik kavramsallaştırılması yapılmış ve bu doğrultuda yeni bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Coğrafi görünümün analizine yönelik veri toplama aracı olarak gözlemde faydalanılmış elde edilen veriler gömülü teori kullanılarak analiz edilmiştir. Şehirde sosyo-ekonomik gelişmişliğin bölgelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. En gelişmiş bölgeler şehrin kuzeyinde yoğunlaşırken güneyde yer alan bölgelerin gelişmişlik seviyelerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarının coğrafi görünüm üzerinde yarattığı değişiklikler ortaya konularak bu ilişkiyi konu alan yeni bir kuram geliştirilmiştir. Buna göre sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıkları, coğrafi görünüm üzerinde yedi farklı karakteristik özellik yaratmaktadır. Bunlar şu şekildedir: mekan ve gündelik hayat cinsiyetleşmektedir. Gelişmiş bölgelerde erkekler çok daha görünürken az gelişmiş bölgelerde kadınlar daha görünür durumdadır. Azgelişmiş alanlarda sosyal ağlar daha güçlü iken gelişmiş bölgelerde daha zayıftır. Azgelişmiş bölgelerde kent içi tarım faaliyetleri devam etmekte olup bu tür faaliyetlere gelişmiş bölgelerde daha az rastlanmaktadır. Gelişmiş bölgelerde altyapı yetersizliği dikkat çekici bir sorun değilken az gelişmiş bölgelerde belirgin bir altyapı yetersizliği bulunmaktadır. Gelişmişlik seviyesinin düşük olduğu bölgelerde konutlar çok eski ve köhne iken gelişmiş bölgelerde konutlar daha niteliklidir. Gelişmiş bölgeler insanlarda olumsuz duygu durumlar yaratırken azgelişmiş bölgeler insanlarda olumlu duygu durumlar yaratmaktadır. Son olarak azgelişmiş alanlarda eğim gelişmiş alanlara göre daha yüksektir.
Türkiye'deki uluslararası koruma ve geçici koruma başvuru sahibi sığınmacıların Türkiye'nin sosyo ekonomik yapısına etkisi: Bir saha araştırması
20. yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşı başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası çatışmaların ve krizlerin etkisiyle yaşanan şiddet, zulüm ve insan hakları ihlalleri, milyonlarca insanın evlerini ve ülkelerini terk etmesine neden olmuştur. Birleşmiş Milletlerin (BM) yürüttüğü çalışmalar sonucunda mülteci hukukunun temel belgeleri olarak kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme (MHSİS) ve 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol (MHSİP) yürürlüğe girmiştir. Türkiye bulunduğu bölge itibariyle mülteci ve sığınmacılar açısından geçiş ülkesi olması yanında son yıllarda hedef ülke konumuna gelmiş önemli bir coğrafi özelliği olan ülkedir. Bu durum Türkiye'nin mülteci politikalarını da yakından etkilemiştir. Türkiye'nin komşu ve yakın coğrafyasındaki Suriye, Irak ve Afganistan gibi ülkelerde savaş ve iç karışıklıkların devam etmesi, Türkiye'ye gelen mülteci ve sığınmacıların sayısının giderek artmasına neden olmuştur. Türkiye, son yıllarda artan göç akını dolayısıyla uyum politikaları geliştirmeye ve göçe dair hukuki yapısını, merhamet temelinde insancıl bir bakış, hukuki etkenler ve Avrupa Birliği uyum süreci etrafında oluşturmaya çalışarak göç yönetimini şekillendirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin, coğrafi açıdan komşusu olduğu bölge ve ülkelerde meydana gelen çatışmalardan olumsuz etkilenen ve yaşadıkları topraklardan ayrılmak durumunda kalan bölge halkına yönelik yürüttüğü barışçıl ve insancıl politikaları doğrultusunda kabul ettiği dört milyona yakın sığınmacının Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısına yönelik etkileşimini ortaya koymaya çalışmaktır. Ayrıca çalışma ortaya koyduğu sonuçlar açısından Türkiye'nin göçe dair uyum politikalarının üretilmesine katkıda bulunmayı ve sığınmacıların da Türkiye den beklentilerine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışmada, 26 il genelinde ve 2637 sığınmacı (mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma, geçici koruma) üzerinde gerçekleştirilen, saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Saha çalışmasında elde edilen veriler, yapılandırılmış görüşme tekniği ile ve altı grupta hazırlanan anket soruları ile toplanmıştır. Anket verilerinin analizi sonrası ulaşılan sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, 2016 yılından bu yana en fazla göç alan ülke konumunda bulunan Türkiye'nin göç yönetiminde toplumsal uyum konusunda yeni açılımlar gerçekleştirmesi gerektiği, mülteci ve sığınmacıların geleneksel göçmen sorunlarını Türkiye'de deyaşamakta oldukları ve Türkiye'nin göç edenlerle yerleşikler arasında çıkabilecek toplumsal ve ekonomik uyumsuzlukların giderilmesinde daha etkin ve son derece dikkatli davranması gerektiği anlaşılmaktadır.
İngiliz seyyahlarına göre II. Mahmud döneminde Anadolu'nun sosyal, kültürel ve iktisadî durumu
Bu tezde Batılı seyyahların gözlemlerine göre Anadolu'daki sosyal, kültürel ve iktisadî yapının incelenmesi ve Osmanlı toplum yapısının anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda Anadolu'da yaşayan insanlar; şehirli, köylü ve konargöçerler olarak sınıflandırılmıştır. Seyyahların verdikleri detaylı gözlemlerde; Anadolu insanının batıl inançları ve fiziksel yapılarından, vakitlerini geçirdikleri kahvehane gibi mekânlara, günlük alışkanlıklarına ve ticarî faaliyetlerine kadar geniş bir yelpaze tasvir edilmektedir. Bunun yanında, Osmanlı modernleşmesinin örnekleri ve seyyahların Osmanlı medeniyetine bakış açıları tespit edilmektedir. Tezin kapsamı, günümüz Anadolu sınırları çerçevesinde kısıtlı tutulmaktadır. Zaman aralığı ise II. Mahmud dönemini kapsamaktadır. İncelenen seyyahların çoğu İngilizler olmak üzere İskoç ve İrlandalılardan oluşmaktadır. Coğrafî ve kültürel açıdan, seyyahların ülkeyi ziyaret etme amaçlarının başında gelen İstanbul, kendi başına bir tez çalışması olması sebebiyle konu dışında tutulmaktadır. Bu doğrultuda, doğru değerlendirmelere ulaşmak için seyyahların Anadolu ile ilgili gözlemleri karşılaştırılmıştır. Tezde elde edilen bulgulara göre, XIX. yüzyılın ilk yarısında yenileşme faaliyetlerinin sonucu olarak Osmanlı Devleti'nin sosyal ve kültürel yapısı özellikle toplumun üst tabakalarında değişmeye başlamıştır. Geleneksel olarak yeni bir yaşam tarzına direnen alt tabakadaki insanlar bu yenilikleri benimsememiştir. Avrupalı tüccarların ticari faaliyetleri ve Avrupa yapımı ürünlerin pazarlardaki paylarını artırmalarından dolayı ekonomik anlamda devlet zayıflamaya başlamıştır. Müslüman ve gayrimüslimler esas olarak birbirlerinden farklı olan özellikleri yanında benzer özellikleri de paylaşmış ve din bu insanların hayatında belirleyici rol oynamıştır. Nüfus oranında değişimler meydana gelmiş ve şehir, köy ve yaylalardaki insanlar farklı yaşam koşullarında hayatlarını sürdürmüşlerdir. Tezde; Türkler hakkındaki önyargılar ile gözlemlerini kıyaslayan seyyahların, yaptıkları bazı tahliller ortaya konulmaktadır.
Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerin yoksullaşmaya etkisi (1994-2002)
122 ÖZET insanlık tarihinin en önemli ve süregelen problemlerinden biridir yoksulluk. Tarih boyunca varolan tüm toplumlar ve devletler şiddeti ve yoğunluğu farklı olmakla birlikte yoksullukla yüz yüze kalmıştır. En ilkel avcı toplayıcı toplumlardan günümüz toplum yapılarına kadar yoksulluğu yaratan ve yoksulluğa sebep olan unsurlar toplumlar ve toplumların gelişmişlik düzeyleri ile ilişki olarak farklılık göstermiştir. Bu tarihsel gerçeklik, yoksulluğun insanlık tarihi kadar eski olduğunu ve zenginlikle birlikte gelecekte de var olacağını göstermektedir. özellikle son yılda yaşanan gelişmeler Dünya'da olduğu kadar Türkiye'de de yoksulluk sorununu ön plana çıkarmıştır. Yoksulluk diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik büyüme ve kalkınmanın önünde var olan en önemli engeldir ve bu engel Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerin ve doğal afetlerin yarattığı olumsuz etkiyle birlikte daha da derinleşmiştir. Ekonomik krizler, hem yoksulları hem de yoksul olmayanları etkiler ancak orantılı olarak etkilenseler bile, yoksulluk içinde veya yoksulluğa yakın bir düzeyde yasanlarda bu etki daha fazla tahripkardır. Toplumun geri kalanına kıyasla, yoksul hane halklarında veya yoksulluk sınırında yaşayan hane halklarında refah kayıpları daha fazladır. Yoksul halkın kötü zamanlarda kendisini güvence altına almaya yetecek kadar tasarrufu ya da kendini sigortalayacak olanağı yoktur ve ister sosyal ister piyasa temelli olsun, sosyal güvenlik programlarından ya çok az istifade ederler ya da bu programlardan hiç yararlanmazlar. Bu çalışma, öncelikle 1994 ve 2001 yıllarında Türkiye'de yoksulluğun boyutu, derinliği ve şiddeti ile göreli yoksulluk profilinde yaşanan değişimler üzerinde duracak ardından 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizlerin, yoksulluk üzerinde yarattığı etkiler araştırılacaktır.
Ailenin sosyoekonomik düzeyinin çocuğun akademik başarısı ve uzaktan eğitime etkisi: Diyarbakır Çınar örneği
Bu tez çalışmasında ailenin sosyoekonomik düzeyinin çocuğun akademik başarısı ve uzaktan eğitime etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Öncelikli olarak tarihsel süreç içerisinde eğitim kavramı ele alınarak kavramla ilgili bileşenlere yer verilmiş olup eğitim uygulamalarının Türkiye'deki yansımaları incelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmı Diyarbakır İli Çınar ilçesinde yürütülmüş olup nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Çınar ilçesinde, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yıl sonunda yapılan Liseye Geçiş Sistemi sınavına giren öğrencilerin velileri belirlemiştir. Örneklemi ise çalışmanın esas amacına uygun olarak LGS sınav puan sıralamasında ilk 25 ve son 25'te yer alan öğrencilerin velileri oluşturmuştur. Veri toplama kısmında ailenin sosyoekonomik düzeyini ve öğrencinin uzaktan eğitime katılımını ölçen sorulardan oluşan anket tekniği kullanılmıştır. Genel anlamda tez, ailenin sosyoekonomik düzeyinin çocuğun akademik başarısı ve uzaktan eğitime katılımını etkilediği düşüncesi odak alınarak oluşturulmuştur. Bu çerçevede akademik başarıyı etkileyen etmenler incelenmiş olup bu etmenler ile ailenin sosyoekonomik düzeyi arasındaki ilişki yapılan çalışmalarla desteklenerek ortaya konmaya çalışılmıştır. Pandemi nedeniyle zaruri hale gelen uzaktan eğitime katılımda etkisinin belirgin olarak hissedildiği sosyoekonomik şartların, öğrencilerin eğitim hayatlarının temel belirleyicisi olan sınavlardaki başarısına ne derece tezahür ettiği belirlenmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de illerin sosyo - ekonomik değişkenler itibariyle sınıflandırmada diskiriminant analizi
Sosyo-Ekonomik değişken tesbiti veya bunlara ilişkin sınıflandırma yapılacak çalışmalarda, bilimsel yöntem ve metotların önemi yatsınamaz.. Bu tür çalışmaları en uygun bilimsel yöntem ve metotlarla tesbit etmek, çalışmanın önemi ve güvenirliğini artıracağı tartışma götürmez. İşte bu gerçekten hareketle Türkeye 'de sosyo-ekonomik değişkenler itibariyle, iller bazında yapılacak sınıflandırma tesbitinde bilimsel yöntemlerden DİSKRIMINANT ANALİZİN önemi vurgulanırken, illerin birden fazla özelliklerine ilişkin değerleri, aynı anda ve bir arada, analiz sonuçlarını görmek mümkün olduğuna işaret edilmiştir. Söz konusu bu çalışmada daha önce üç sınıfta toplanan illerin, analiz sonrasında bu sınıflamaya ne kadar uyduğu, olası değerleri ile görmek mümkün olmuştur. Türetilen değişkenlerle de sınıflandırmaya esas teşkil eden kriterleri belirlemekte ayrı bir kazanç sayılmalıdır.