Russia

538 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Rusya Federasyonu'nun güvenlik anlayışının Neorealist Perspektiften analizi

Bu tezin yazılmasının nedeni, Rusya Federasyonu'nun 2000'li yıllardan itibaren uygulamaya koyduğu saldırgan dış politikasını, devleti temel aktör olarak gören ve uluslararası sistemin yapısını dikkate alan neorealist teori bağlamında incelemektir. Bu çerçevede, Sovyet sonrası dönemde ülke içinde gerçekleşen ideolojik tartışmalara yer verilirken, o zamandan günümüze Rus dış politikasının yol haritaları olan askeri, dış politika ve milli güvenlik belgeleri de sunulmuştur. Ayrıca Rusya Federasyonu'nun agresifleşen dış politikası, Putin döneminde gerçekleşen üç vaka örneğiyle değerlendirilmiştir. Özetle bu tezde, 2000'li yıllar Rus dış politikasının, hayatta kalmak için güç maksimizasyonunu amaçlayan ofansif realizm çerçevesinde kurgulandığı ve uygulandığı savunulmaktadır. Böylece, dış politikanın giderek küreselleştiğinin iddia edildiği bir dönemde, realist uluslararası ilişkiler teorisinin geçerliliğini hala koruduğu gösterilmektedir.

GüvenlikGüvenlik ilkeleriGüvenlik politikaları+6
Ali Necefoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak güç çerçevesinde Rusya Federasyonu dış politika konseptleri ve pratikleri

Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği geçmişi ile birlikte değerlendirildiğinde Rusya Federasyonu küresel siyasette önemli bir yere sahiptir. Bu devlet belirli aralıklar ile Dış Politika Konsept metinleri yayınlayarak dış politikasının ana hatlarını çizmektedir. Bu çalışma, Rusya Federasyonu'nun yumuşak güç ile kamu diplomasisi bağlamında kavramsal metinleri ve pratikteki davranışlarının nasıl geliştiğini açıklamaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle güç, yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları hakkında bir araştırma sunulacaktır. Daha sonra 1993, 2000, 2008, 2013 ve 2016 tarihli Rusya Federasyonu Dış Politika Konseptleri yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları öncülüğünde ele alınacaktır. Sonraki bölüm ise Rusya Federasyonu'ndaki yumuşak güç kavramı ve yumuşak güç faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu veriler ışığında ele alınan konuda Rusya Federasyonu'nun günümüze gelinen süreçte yumuşak güç ve kamu diplomasisine verdiği önemin arttığı gözlemlenmekte ancak bu kavramların algılanış biçimi farklılık içermektedir.

Kamu diplomasisiRusyaUluslararası ilişkiler+2
Uğur Tatlı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kritik dönemeçleri

Bu tezin amacı, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kurumsallaşmaları sürecinde karşılaştıkları meydan okumalar ile birlikte gelen kritik dönemeçleri ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin yapısal değişimlerinde etkili olan faktörlere odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin tarihine değinilmiş, ardından bu servislerin geçtikleri kritik dönemeçler ve bu kritik dönemeçlere neden olan etkenler ele alınmıştır. Kritik dönemeçlerin kurumsal yapılar üzerindeki etkileri incelendikten sonra, kritik dönemeçler sonrası kurumların yapısal durumları incelenmiştir. Son olarak, günümüzdeki kurumsal yapılar mercek altına alınmış ve son durumları irdelenmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Birincil kaynak olarakCIA ve eski istihbarat çalışanlarının belgeleri kullanılmıştır. Gelişmelerin kronolojik bir sıraya sahip olmasının sağladığı kolaylıkla kırılma noktalarının arasındaki neden- sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Kurumların tarihlerine belirtilen kaynaklar vasıtasıyla yaklaşıldığında, istihbarat kurumlarının, ulusal güvenliği sağlama açısından tehdit önceliklerine, uluslararası sisteme ve teknolojiye duyarlı olarak yapısal değişimler yaşadıkları görülmektedir. Bununla birlikte, kurumların yapısal değişimleri ve icra tarzlarında devlet adamlarının yaklaşımlarının etkili olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Kritik Dönemeçler, İstihbarat Teşkilatları, Soğuk Savaş, Terörizm

Amerika Birleşik DevletleriCIAKGB+4
Cem Tuna Aksu
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neoklasik realizm ve neo-revizyonist dış politika: Rusya'nın Gürcistan ve Ukrayna müdahaleleri

Rusya Federasyonu'nun 2000'li yılların sonlarından itibaren izlemeye başladığı aktif dış politika gözlerin tekrar Moskova'ya çevrilmesine yol açmıştır. Gorbaçov ve Yeltsin döneminde takip edilen statükocu dış politika Putin döneminin ilk yıllarında devam etse de dönüşüme uğrayarak neo-revizyonist bir hal almıştır. Çalışma, Rusya'nın izlediği dış politikayı revizyonizm ve reformizmden ayrı tutarak bunun nedenlerini açıklamaktadır. Rusya'nın neo-revizyonist dış politikası neoklasik realizm üzerinden incelenmektedir. Neo-revizyonizmin yükselmesiyle gerçekleşen dış politika dönüşümü iki hipotez ile açıklanmıştır. Çalışmanın hipotezleri devletlerin dış politika davranışlarını uluslararası sistemdeki konumlarına göre belirlediklerini savunurken uluslararası stratejik ortamın belirsiz doğasının dış politika yapım sürecinde stratejik kültür ve tehdit algısı gibi ara faktörlerin rol oynamasını daha muhtemel bir hale getireceğini savunmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi yöntemini kullanan çalışma hipotezlerini 2008 yılındaki Rusya-Gürcistan Savaşı, 2014 yılında Ukrayna toprağı Kırım'a yapılan askeri müdahale ve Donbas bölgesine yapılan sınırlı müdahale ile test etmiştir.

GürcistanNeo-klasik realistNeo-revizyonizm+6
Taha Kalaycı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji güvenliğinde Rusya ile işbirliği: Akkuyu nükleer santrali

Bu çalışmanın amacı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Anlaşması'nın neden Rusya ile yapıldığı araştırma sorusundan yola çıkarak, Türkiye'nin nükleer güç santrali kurma girişimlerine dair geçmiş süreç ve mevcut anlaşmanın içerim şartlarına göre Rusya ile nükleer enerjide işbirliğini belirleyen ana politika motivasyonunu açıklamaktır. Çalışmanın sonucunda işbirliğini belirleyen iki ana neden tespit edilmiştir. Bu nedenlerden birincisi "yap-sahip ol-işlet" modelinin kullanılmasıyla Türkiye'nin ekonomik sorumluluk almamış olması ve bu modeli sadece Rusya'nın tercih etmesi, ikincisi ise devletlerarası anlaşma yaparak her iki ülkenin de kendisini garanti altına almasıdır. Akkuyu NGS'nin enerji arz çeşitliliğini sağlaması ve elektrik birim maliyetinin kömür ve doğal gazdan daha düşük olması, santralin önemli faydaları arasındadır. Diğer yandan santralin tamamıyla Rusya kontrolünde olması alternatif enerji kaynağının uzun vadede güvenilirliği hakkında endişeler yaratmaktadır. Bu sonuçlar karşılıklı bağımlılık çerçevesinde değerlendirildiğinde Akkuyu NGS'nin enerji arz çeşitliliğini artırdığı ancak Rusya'ya olan asimetrik bağımlılığı artırdığı için enerji arz güvenliğini sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Akkuyu Nükleer Güç SantraliEkonomik iş birliğiElektrik santralleri+7
Ayşenur Bağlı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Rusya arasında doğal gaz temelli karşılıklı bağımlılık ilişkisi: Sıkı bağlardan çözülmeye

Bu tez, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)/Avrupa Birliği (AB) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)/Rusya Federasyonu (RF) arasında doğal gaz temelli kurulan karşılıklı bağımlılık ilişkisine, karmaşık karşılıklı bağımlılık teorisi aracılığıyla odaklanmaktadır. Tezin iki temel argümanı vardır. İlk olarak, Avrupa'da Soğuk Savaş'a ve aralarındaki ideolojik rekabete rağmen, AET ülkeleri ile SSCB arasında karmaşık karşılıklı bağımlılık oluşmuş ve bunda da doğal gaz ticareti kayda değer rol oynamıştır. AET'nin güvenilir bir enerji kaynağı ihtiyacı ve güvenilir bir tedarikçi arayışı ile SSCB'nin Avrupa ile ekonomik ilişkiler kurma ihtiyacının örtüşmesiyle, Soğuk Savaş'ın sonu ve AET'nin AB'ne dönüşümü gibi yapısal değişikliklere rağmen karmaşık karşılıklı bağımlılık ilişkisi 2000'li yılların başına kadar sürmüştür. İkincisi, bu karmaşık karşılıklı bağımlılık, 2000 yılından sonra beş temel gelişme nedeniyle tarafların çabalarına rağmen tedricen çözülmüş ve nihayetinde RF'nin Ukrayna'yı işgaliyle 24 Şubat 2022 tarihinde kopmuştur. Bu gelişmeler şunlardır: (1) AB'nin doğal gaz ticaretinde serbest piyasa koşullarına ve rekabete dayalı sisteme geçmesi, (2) RF'nin Avrupa girişimi olan Enerji Şartı Antlaşması'nı taraf olmaması, (3) AB'nin doğal gaz alanında ortak pazar veya ortak dış politika stratejisi geliştirememesi, (4) Eski Doğu Bloğu ülkeleri merkezli krizlerin AB-RF doğal gaz ticaretini olumsuz etkilemesi ve (5) Kuzey Amerika menşeili LNG'nin küresel doğal gaz ticaretindeki rolünün artması ve Avrupa'daki doğal gaz alım ve satım sözleşme yapılarını değiştirmesi. Bu tez özellikle, doğal gaz bağlamında aralarında asimetrik bir karşılıklı bağımlılık bulunan iki taraf arasında, bu bağımlılığı oluşturan koşulların nasıl tesis edildiğini ve her iki taraftaki devlet dışı aktörler ile etkileşim kanallarının bu süreçte nasıl rol oynadıklarını, iki ana zaman diliminde incelemeyi ve iki taraf arasındaki karmaşık karşılıklı bağımlılığın geçirdiği değişimi gerekçeleriyle irdelemeyi hedeflemektedir.

Avrupa BirliğiDoğal gazDoğal gaz piyasası+6
Hüseyin Caner Can
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'da bir Osmanlı Rum âlimi: Evgenios Voulgaris ve Ortodoks kilisesinde aydınlanma

Evgenios Voulgaris, Venedik, Osmanlı İmparatorluğu, Alman şehir devletleri ve Rusya topraklarında yaşamını sürdürdü. 18. yüzyılın önemli Rum âlimlerinden biri olan Voulgaris, çeşitli fikri geleneklerden etkilenerek kendi düşüncelerini geliştirdi. Aydınlanma düşüncesini eğitim kurumları ve eserleri aracılığıyla Rumlar arasında yaydı. Rum âlimlerinin Aydınlanma düşüncesi kapsamındaki tartışmalarına öncülük eden Voulgaris, Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa ve Rusya'daki faaliyetleri ile bu bölgeler arasındaki etkileşimin bir parçası haline geldi. Voulgaris'in çeşitli kültürlerin, fikir dünyalarının ve siyasi sınırların ötesine geçerek ilmi faaliyetlerini yürütmesi, 18. yüzyıldaki bağlantılı alanların varlığını göstermektedir. Bu tez, Voulgaris üzerinden, Aydınlanma âlimlerinin basmakalıp anlatısının ötesine geçmeyi amaçlamakla birlikte, Rumların etkileşimin aktörleri olarak Rus ve Osmanlı topraklarında nasıl bir etki bıraktıklarını tartışmaktadır.

AydınlanmaBilim insanıKiliseler+7
Eda Genç Atalay
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası dönemde Rusya'nın Doğu Avrupa'daki askeri aktivizminin ABD'nin tehdit algısına etkisi: Tehdit dengesi teorisinin test edilmesi

Bu çalışma 1990 sonrası dönemde Rusya'nın Doğu Avrupa'daki askeri aktivizminin ABD'nin tehdit algılamasını nasıl etkilediğini tehdit dengesi teorisini test ederek incelemektedir. Araştırma sorusu Rusya tarafından Kırım'ın 2014'te ilhak edilmesinin ABD'nin tehdit algısını nasıl etkilediği ile Rusya'nın Ukrayna'yı 2022'deki işgalinin ABD'nin tehdit algısını nasıl etkilemekte olduğu şeklinde iki alt araştırma sorusuna ayrılmıştır. Birinci bölümde realist paradigmanın 2022 yılında Ukrayna'nın işgaliyle tekrardan hakim konumuna kavuştuğu savunulmuştur. İkinci bölümde klasik uluslararası ilişkiler teorilerinin bu askeri aktivizmi açıklamadaki yetersizlikleri belirtilmiştir. Üçüncü bölümde bu eksiklikleri gideren tehdit dengesi teorisi açıklanmıştır. Toplam güç ve saldırgan güçteki temel eğilimler indeks ve veri tabanları aracılığıyla ölçülmüştür. Coğrafi yakınlık ve saldırgan niyet değişkenleri de nitel veri kaynakları aracılığıyla incelenmiştir. Dördüncü bölümde 2008-2014 arası dönemde Rusya'nın toplam ve saldırgan gücünde artış gözlemlenmiştir. 2015-2022 arasında toplam güçte düşüş gözlemlenirken saldırgan gücünde artış gözlemlenmemektedir. Algılanan saldırgan niyette ise birkaç gelişme dolayısıyla her iki dönemde de artış gözlemlenmiştir. Coğrafi yakınlık sabit olarak alınmıştır. Tehdit seviyesi artışlarının akabindeki dengeleme davranışları üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, algılanan tehdit seviyesindeki değişikliklerin ABD'nin Rusya dış politikasını nasıl yürüttüğü konusunda merkezi bir rol oynadığı argümanını desteklemektedir.

Amerika Birleşik DevletleriDoğu AvrupaRusya+3
Göktuğ İstemikaan Turgay
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union's energy security policy: Transition from Russian natural gas to the United States LNG

The European Union (EU) is dependent on Russian natural gas due to its high demand. The dynamics of energy relations between the EU and Russia have changed after the 2022 Russia-Ukraine War. In the context of energy supply security policies, the EU aims to reduce its dependence on Russian natural gas and diversify energy suppliers. During this period, there has been an increased demand for Liquefied Natural Gas (LNG) from the United States(US) as an alternative energy source. This thesis argues whether or not US LNG can be a long-term energy alternative over Russian natural gas for the EU. It examines the political, economic, and technical rationales of US LNG and Russian pipeline natural gas with the context of EU energy supply security through comparative analysis. The findings highlight that the technical infrastructure requirements, the installation process, and the high financial investment required to utilize US LNG lead to challenges for sustainable energy imports. Furthermore, it is predicted that increased demand for US LNG may create a new area of energy dependency for the EU. Therefore, completely abandoning Russian natural gas does not offer a long-term solution. Instead, this thesis advocates balancing the EU's natural gas energy demand between Russia and the US. Keywords: European Union Energy Security, Natural Gas, Russian Pipeline Natural Gas, US Liquefied Natural Gas

United States of AmericaEuropean UnionNatural gas+3
Zehra Uğurlu Oflazca
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Myth or truth? An analyses over North Korean nuclear deterrence capability and the real policy of the USA about Northeast Asia

The fear of nuclear North Korea has been a serious problem for the world since 2006 when they exploded their nuclear weapon. Although North Korea always considers their nuclear weapon is for protection of their home-land, USA and its allies in the Far-East Asia thinks the other way. Only China seems to be close to North Korea. China and Russia have always been close allies for North Korea and USA has fought to de-nuclearize North Korea given that North Korea has the capability to strike against USA and her allies by using nuclear weapons and ballistic missiles. Given that USA has deployed THAAD system in Japan and South Korea against North Korean nuclear thread, South Korea and Japan enjoys the US military protection. The probability of a nuclear war has been a perennial fear among the states. After the nuclear bombings of Nagasaki and Hiroshima at the end of WW2, states have started to act more meticulous about nuclear arming and development of nuclear power. Among the states, North Korea has been seen as an enemy nuclear state by USA and its allies given that North Korea has the ability to start an unwanted nuclear war. But there will be severe consequences if a nuclear war breaks out. Therefore, not a single state in the world would want to be the cause of a nuclear destruction.

United States of AmericaSouth KoreaJapan+7
Kemal Murat Yetkin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji kaynakları açısından Hazar Bölgesi'nin önemi

Günümüzde enerji yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan en önemli kaynaklardan biridir. Enerji insan hayatında önemli olduğu kadar devletleri idare edilebilmesi, ekonomilerin sürdürülebilmesi gibi hayati konularda da en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya'nın enerjideki tekel konumu ve AB'nin bu bağımlılığa karşı çözüm arayışları, Hazar Bölgesi'nin bu arayışta ne kadar önemli rol oynadığı, Rusya için Hazar Bölgesi'nin ne gibi önem taşıdığı; Türkiye, AB ve Hazar Bölgesi ülkelerinin Rusya'nın baskılarından kurtulabilmek için ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştıkları projeleri ve bunlara karşı Rusya'nın hamleleri bu tezin içeriğinde yer alan konular arasındadır. Hazar Bölgesi bir Ortadoğu potansiyeli taşımamakla birlikte, AB'nin Rusya'ya olan bağımlılığının bir nebze azaltılabilmesi için önemli bir yeri vardır. Bu noktada AB ve Türkiye arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin ne şekilde kullanacağı da önemlidir. Önümüzdeki yıllarda bu konu üzerinde araştırma yapmak isteyenlere kaynak olması umulmaktadır. Tez, bugüne kadar kaleme alınan kitap, makale, tez ve uluslararası kuruluşların yayımlamış oldukları raporlar ve veriler ışığında hazırlanarak okurlara sunulmuştur.

EnerjiEnerji kaynaklarıHazarlar+1
Atakan Acar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik kayma kavramı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Arktik bölge politikaları

Bu çalışmada son yıllara kadar uluslararası ilişkiler gündeminde marjinal konumda olan Arktik bölgesinin değişen jeopolitik konumu jeopolitik kayma çerçevesinde ele alındıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun bölgeye yönelik politikaları incelenmiştir. Jeopolitik kayma; coğrafi bölgelerin jeopolitik ve jeostratejik değişimler sonucunda uluslararası politikadaki konumunun değişmesi olarak edilmektedir. Arktik bölgesi; yer altı maden kaynakları, balıkçılık ve dünyada keşfedilmemiş hidrokarbon kaynakları bakımından oldukça zengindir. Arktik bölgesi küresel ısınmadan en fazla etkilenen bölgelerden biridir. Arktik bölgesindeki buzulların erimesi ile birlikte var olduğu tahmin edilen yüksek miktarlardaki hidrokarbon kaynaklara ulaşımın kolaylaşması, geleneksel deniz rotalarına kıyasla zaman ve ekonomik maliyet yönünden daha cazip yeni ulaşım yollarının ortaya çıkması gibi faktörler nedeniyle bölgenin yakın gelecekte jeopolitik önemi artacaktır. Arktik bölgesinin yaşadığı bu jeopolitik kayma sürecinde bölge içi ve dışından birçok uluslararası aktör bölgeye yönelik politikaları güncellemektedir. Çalışma, giriş bölümüyle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde teorik çerçeveyi, ikinci bölümde Arktik bölgesinin tarihi, coğrafi sınırları ve aktörlerini, üçüncü bölümde ise ABD ve Rusya'nın bölge politikaları incelenmiştir. Sonuç bölümünde de elde edilen veriler neticesinde genel değerlendirmeler yapılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriArktik OkyanusuEnerji+3
Harun Karagöl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın güvenlik algısı ve Suriye krizi sonrası Doğu Akdeniz stratejileri

Geçmişte ve günümüzde güvenlik kavramı her ülke ve devlet için gerek içte gerekse de dış politika da en önemli konuların başında gelmiştir. Güvenlik, sadece askeri güvenlik olarak değil, siyasi, kültürel, ekonomik ve benzeri pek çok boyutu bulunan bir kavram olarak günümüzde ön plana çıkmaktadır. Bu doğrultuda Rusya Federasyonu da gerek geçmiş gerekse de günümüz ve gelecek öngörülerinde güvenlik ve güvenlik stratejilerine oldukça önem vermiştir. Rusya Federasyonu'nun güvenlik algısı kuruluş döneminden günümüze değin çeşitli evreler geçirmiştir. Moskova Knezliği döneminden itibaren Rusya'nın kurulmuş olduğu coğrafya ve tarihi süreç ulusal ve uluslararası güvenlik stratejilerinin oluşmasında ve oluşturulmasında ve bugünkü hale gelmesinde etkili olmuştur. Özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra yükselen Sovyetler Birliği ile güvenlik kavramının çehresi daha da derinleşmiş ve genişlemiştir. Rusya Federasyonu ile de güvenlik kavramı, özellikle Arap Baharı adı ile başlayan sürecin, Rusya'nın bölgedeki en önemli müttefiki Suriye'de krize dönüşmesi ve hem bölgesel hem de Doğu Akdeniz'deki stratejilerini tehlikeye atması ile boyut değiştirmiştir. Rusya, Sovyetler sonrası Orta Doğu ile ilişkilerinin geliştirmek adına adımlar atmış ve bu süreç Arap Baharı ile önemli bir darbe almıştır. Bölgeye yönelik başta Amerika olmak üzere NATO ve diğer batılı güçlerin ilgi ve etkilileri özellikle Doğu Akdeniz stratejileri ve Akdeniz'i de özellikle son dönemlerde keşfedilen enerji kaynakları ile daha artmıştır. Rusya, bölgedeki en önemli ortağı Suriye ile Akdeniz'deki Tartus Limanını ve bölgedeki etkisini kaybetmek istememiş ve Rusya'nın, Suriye'ye yönelik askeri, ekonomik ve uluslararası arenadaki destekleri artarak devam etmiştir. Bu çalışmada Moskova Knezliği Döneminden başlayarak Rusya Federasyonu Dönemine kadar olan ve devamındaki ulusal ve uluslararası güvenlik algıları hakkında bilgi verilecektir. Aynı zamanda Rusya Suriye ilişkilerinin arka planı ve Suriye krizi ve sonrasındaki ilişkiler ve başta Amerika olmak üzere diğer batılı güçler ve örgütler ile olan ilişkileri ve Rusya'nın, kriz ve sonrasındaki Doğu Akdeniz stratejileri incelenecektir.

Doğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesiGüvenlik+5
Cihan Kazancıoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın Asya Pasifik politikası

Tarihsel perspektifte Rusya'nın kimlik ve varlığını "Devlet" olarak tanımlanması III. İvan'ın 1492 yılı Rus birliğini sağlamasına dayanmaktadır. Rus Devletlerince bahsi geçen tarihten günümüze kadar kesintisiz olarak doğrudan ve dolaylı yollarla Asya-Pasifik ülkelerine askeri, ekonomik ve siyasi politikalar geliştirilmiştir. Bu çalışma sürecinde; öncelikle Asya-Pasifik bölgesinin sınırları belirlenip, Rus dış politikasına yaklaşımda hangi doktrinin (neorealizm) kaynak alındığı izah edilmiş ve Rus dış politikasının temel akımları özetlenmiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) 'nin 1991'de çöküşüyle Rusya Federasyonu nezdinde meydana gelen ekonomi-güvenlik politika değişiklikleri irdelenmiş, Rus dış politikasında doktrin değişiklikleri detaylandırılmış ve nihayetinde 1991'den günümüze Rusya'nın Asya-Pasifik dış politikasının durumu aktarılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise Rus dış politikasının yakın geçmişten günümüze Asya-Pasifik Bölgesine yaklaşımı ve bu yaklaşımda kullandığı temel doktrinler ile araçlar ve başarı/başarısızlık durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Asya Pasifik bölgesiRusya
Adem Akturan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arşiv belgeleri ışığında Osmanlı-Kuzey Kafkas hâkimleri arasındaki ilişkiler (İmam Mansur ve Şeyh Şâmil dönemleri)

Çalışmamızın gayesi Osmanlı Devleti'nin Kafkas hâkimleri ile olan ilişkilerini Şeyh Şâmil ve İmam Mansur örnekleri ile arşiv belgeleri ışığında analiz etmektir. Araştırmamızın içeriğini oluşturan diplomatik ilişkileri analiz ederken dönemin şartları dikkate alınarak değerlendirilecektir. Osmanlı Devleti'nin İmam Mansur dönemindeki diplomatik yazışmaları dikkate alındığında Şeyh Şâmil döneminden daha fazla bir iletişim sağlandığı aşikârdır. Zira İmam Mansur'un ortaya çıkışıyla dahi ziyadesiyle ilgilenilmiş, kim olduğuna dair teferruatlı bilgiler elde etmek için sıkı bir istihbarat ağı kurulmuştur. Şeyh Şâmil döneminde gerekli yardımların yetersiz kalışı ve diplomatik yazışmaların yoğun seyretmemesinde Osmanlı Devleti içerisinde meydana gelen bazı olaylar başlıca sebeplerdendir. Öte yandan Rusya başta olmak üzere Avrupalı Devletlerin yine Osmanlı Devleti aleyhine planlar kurması da bunda en büyük etkendir. Elimizdeki arşiv belgeleri neticesinde İmam Mansur dönemindeki diplomatik ilişkilerin, Şeyh Şâmil dönemine kıyasla daha fazla yoğunluk gösterdiği kanaatine vardık.

GazavatnameKafkasyaKuzey Kafkasya+4
Elif Yıldız Yüce
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çin'in yükselişinin Rusya'nın Orta Asya politikaları üzerindeki etkisi: Kazakistan örneği

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan'dan oluşan Orta Asya devletleri jeopolitik konumları ve sahip olduklarını zengin enerji kaynaklarıyla küresel güçlerin dikkatini çekmiştir. Rusya, tarihsel bağları kültürel bağları, güvenlik endişeleri gibi sebeplerle Orta Asya coğrafyasında nüfuzunu sürdürmeye çalışmaktadır. Çin'in ise yükselen ekonomisi ve artan enerji ihtiyacı yüzünden bölgeye olan ilgisi artmıştır. Bir Kuşak Bir Yol projesiyle Çin Orta Asya bölgesine enerji ve altyapı alanında yatırımlar yapmıştır. Orta Asya ve özellikle Kazakistan projenin kara bölümü için oldukça önemlidir. Bu gelişmeler doğrultusunda Rusya ve Çin arasında hem iş birliği hem de rekabet yaşanmaktadır. Bu tezde Çin'in yükselişinin, Rusya'nın Orta Asya politikalarını nasıl şekillendirdiği Kazakistan örneği üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır.

KazakistanOrta AsyaOrta Asya politikası+2
Zülal Çınar Tanrıverdi
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Contemporary interventions and regionalism: The cases of Ukraine and Venezuela

The international domain is characterized by diverse interventionist policies, wherein conflicts that escalate beyond the control of a nation often attract external intervention from neighbouring states, regional powers, or the broader international community. Such interventions, sanctioned under Chapter VII of the United Nations (UN) Charter by the Security Council, can range from military actions to non-forceful measures. However, interventions frequently occur both with and without formal authorization, driven by the foreign policy priorities of the intervening actors and the perceived urgency of the conflict. In the contemporary global environment, major powers increasingly leverage their regional influence either to mediate regional disputes or justify intervention in the internal affairs and external engagements of specific states. The 21st century has witnessed a pronounced trend among great powers to shape their foreign policy strategies around their regionalist roles. This thesis seeks to scrutinize the interventionist behaviours of regional great powers, focusing on the recent cases of Ukraine and Venezuela. It aims to dissect the dynamics of regionalism as it pertains to interventionism, providing a comparative analysis of US interventionism and regionalism in Venezuela, and Russian interventionism and regionalism in Ukraine. By examining these contemporary cases, it endeavours to elucidate the interplay between regionalism and interventionism, highlighting both similarities and differences in the approaches and impacts of these regional superpowers.

United States of AmericaRegionalismIntervention+4
Özlem Bengisu Deniz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of Russian foreign policy during Yeltsin's era from a neo-classical realist perspective

Relations between Russia and United States of America (USA) changed in the post-Cold War period because Russian foreign policy came to an impasse by colliding interests with the USA and the economic, political and social situation of Russia at the time. After almost half a century of balance of power and bipolarism, a pro-western approach was adopted by Russia. Such a radical change raised new questions and realist theory explanations like human nature or the international system were not adequate in explaining the changing Russian policies towards the US. The subjects that will be taken as cases in this thesis are NATO enlargement, to which Russia has always been inflexible apart from a few times which were mandated by economic and political situation; nuclear security and disarmament problems which were important to Russia in terms of security and balance of power with both USA and former Soviet republics. The Russian approach to these cases will be studied in relation to NATO policies. This thesis argues that there are various factors affecting the foreign policy and focuses on the analysis of these reasons from a theoretical point of view of neo-classical realism. It takes into account not only one variable, which is the international structure, but leader images, strategic culture, state-society relations, domestic institutions.

LeadersLeadershipNeo-classical realist+7
Duygu Hekimgil Işkın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırım Savaşı'nın kökenleri (1848-1853)

Bu çalışma, 1848 yılında başlayan isyanlarla Britanya, Fransa ve Rusya arasındaki 1815 yılında geliştirilen koalisyonun (Viyana Sistemi) çözülmesini ve gelişen olaylarla Osmanlı Devleti'ne karşı Rusya'nın başlattığı Kırım Savaşı'nın kökenlerini ele almaktadır. Birinci bölümde, 1815'de gelişen Viyana Sistemi'nin neden çalışamaz hale geldiği ve bunun sonucunda Rusya ve Britanya'nın rekabetinin tetiklendiği değerlendirilmektedir. İkinci bölümde ise bunun sonucu olarak 1848'de Avrupa'da başlayan isyanlardan ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu'na etkilerinden bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde İngiltere, Fransa, Rusya ve Osmanlı devletlerinin siyasi çekişmeler ve Kutsal Yerler Meselesi konusundaki anlaşmazlıklar ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde ise Karadağ sorunu ve Prens Menşikov'un misyonu ile savaşın nihai sebepleri ortaya konmaya çalışılmaktadır.

AvrupaKutsal yerlerKırım Savaşı+6
Kamil Erdem Güler
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of uncertainty in energy prices on the economy of the Caspian Sea countries: Evidences from Russia, Kazakhstan and Azerbaijan

By taking into account the role of crude oil in the world economy, the prices of petrol become one of the main indicators of the economic growth. In addition, the uncertainty in the price of crude oil has various effects in both oil exporting and importing countries. However, oil-producing countries are more vulnerable to the volatility in crude oil prices. Countries in the Caspian Sea region, including Russia, Kazakhstan and Azerbaijan depend heavily on oil export revenues, therefore, the uncertainty in oil prices influences macroeconomic variables in these nations. This thesis empirically examined the effects of uncertainty in crude oil prices on the gross domestic product in the selected countries using some macroeconomic variables such as exchange rates, interest rates, inflation rates and oil prices (Brent). Autoregressive Distributed Lag model was used to assess the long run and short run relationship between the volatility in oil prices and the gross domestic product (GDP). The result of the thesis indicates that the gross domestic product (GDP) responds to the uncertainty in oil prices for both short and long run, although at varying degrees. Based on the results of the estimation, the uncertainty in oil prices has negative impact on the gross domestic product for all three countries in both the long term and the short term. Meanwhile, our findings indicate that the effect of oil price uncertainty on the gross domestic product (GDP) in the short-run is greater than in the long-run. The results of this thesis have significant implications for policymakers.

ARDLAzerbaijanUncertainty+7
Elshan Abdullayev
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Identity in Russian foreign policy towards Ukraine

This thesis analyzes the identity transformations that Russia has been going through in the post-Cold War period in connection with internal, external, and historical factors, and the role these transformations played in the changes in this country's foreign policy towards Ukraine. This thesis argues that the changing Russian policies towards Ukraine in the periods after Ukraine's Orange Revolution and the "Euromaidan" events in this country emerged as a reflection of the interconnected identity transformations of these two countries. In this direction, this thesis explains different foreign policy preferences that emerged with identity transformations and changes in perceptions by social constructivism. Ukraine has historically been an important place for Russia with the Russian perception of the shared strong historical, cultural, religious, and ethnic ties of the two states. Particularly after the Soviet disintegration, Ukraine, like Russia, entered into the period of its own national identity transformations and strove to create and consolidate a common Ukrainian identity. As this thesis aims to put forward, the extent of the influence of transformations of Russian national identity on the Ukrainian national identity, which has still been in the process of creation and consolidation, is crucial to perceive the interconnective nature of identity transformations in the two states with mutual influences of these on their foreign policy choices. This study focuses on the Russian perspective and reactions in the 2004 and 2014 revolution processes in this country in order to show the changing policies of Russia towards this country, within the framework of identity, national self, and perceptions that are still in transformation in two countries.

EuromaidanIdentityIdentity change+4
Tunahan Koç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriye ve Filistin'de Rus mevcudiyeti ve Osmanlı Siyaseti (1847-1914)

Bu tezde I. Dünya Savaşı öncesi Rusya İmparatorluğu'nun Suriye ve Filistin'deki dinî, siyasȋ, toplumsal ve kültürel mevcudiyeti ve faaliyetleri ve bunun karşısında Osmanlı Devleti'nin izlediği siyaset ele alındı. Birinci bölümde Rusların Hristiyanlığı kabulünden sonra Suriye ve Filistin ile ilişkilerinin karakteristiği, 18. yüzyıl Osmanlı-Rus diplomatik metinlerinde Suriye ve Filistin'in yeri, bölgedeki ilk Rus Konsoloslukları ve 1847'de Kudüs Rus Ruhanî Misyonu'nun kurulması meseleleri incelendi. Rus Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Filistin Komitesi'nin faaliyetleri sonucu Kudüs'te Rus hacılar için arazi satın alınarak kilise ve misafihaneler inşa edilmesi, Kudüs Rus Ruhanî Misyonu idaresinde Filistin genelinde arazi alımları, Rus kurumları arası rekabeti ve Kudüs Patrikliği yönetici Rum ruhbanlarına karşı patriklik cemaati olan Ortodoks Arapların desteklenmesi konuları ise ikinci bölümü oluşturdu. Tezin üçüncü bölümünde Suriye ve Filistin'e yönelik Rus siyasetinin yeniden yapılandırılmasının bir sonucu olarak 1882'de kurulan İmparatorluk Ortodoks Filistin Cemiyeti'nin kuruluş evresi ve idarî yapısı, Suriye ve Filistin'e yönelik Rus Şarkiyatçılığının himâyesi ve Rus hac seyahatlerinin yönetimi, sosyal ve ekonomik yapısı değerlendirildi. Dördüncü bölümde Antakya Patrikliği seçimlerinde Rusya'nın Rum ruhbanlara karşı Ortodoks Arapları desteklemesi neticesinde 1899'da Antakya Patriklik makamıına ilk Arap Patriğin seçilmesi, Suriye ve Filistin'de Rus eğitim faaliyetlerinin başlaması, gelişimi, bu faaliyetlerin ideolojik yapısı incelendi. Buna bağlı olarak, 1895'te Antakya Patriklik okullarının Filistin Cemiyeti'ne devredilmesi, Osmanlı Devleti'nin Rus okullarına karşı tutumu, 1902 ve 1905'te Rus okulları dȃhil bütün Rus mevcudiyeti'nin Osmanlı Devleti tarafından tasdik edilmesi süreci analiz edildi. Rusya açısından hem iç tebaaya yönelik hem de dış siyaset ve ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak 1905 sonrası Rus faaliyetlerinin yapısı ve Rusya'nın I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin düşman cephesinde savaşa girişiyle beraber 1914'te Rus mevcudiyeti'nin sona ermesi değerlendirilerek Filistin Cemiyeti'nin okullarından mezunların "Ortodoks Arap Rönesansı"na etkisi üzerinde duruldu.

19. yüzyılAraplarFilistin+6
Melikşah Arslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Historical background and the present state of the Russian-Syrian relations

This thesis touches upon the Russian-Syrian relations, which have historical roots, cooperation traditions and further development prospects. The history of relations between peoples of Russia and Syria should be considered in terms of centuries, not years. In this thesis, we dealt with the relationship between Russia and Syria before and after the Soviet Union was formed, as well as since 1991 when Russia became a federal state. Relations between Russia and Syria have developed harmoniously from the first years of establishment of the USSR. In many respects, similar views and positions of Syria and the Soviet Union were determined by the existing situation in the Middle East. Therefore, resolving the conflict in that region was perhaps one of the most important areas of foreign policy of the two countries. Syria and the USSR in a coherent fashion advocated radical improvements in the international environment. Syria consistently supported a number of initiatives taken by the Soviet Union, which were focused both on removing the nuclear threat and cessation of the arms race, and on enduring solution to regional conflicts by political means. Meanwhile, the Soviet Union has always been one of the most important strategic partners for Syria, and even a primary military partner permanently supporting Syria in the Middle East. Collapse of the Soviet Union and establishing the new Russia raised a number of urgent questions of the role of the Russian Federation within the system of international relations, understanding of national domestic and foreign political interests and searching for the best ways to ensure those interests. Over the recent years, Russia has paid considerable attention to the relationship with the Syrian Arab Republic. Taking into account the major trends in the development of the political situation in and around the Middle East, Russia and Syria remain strategic partners and continue supporting each other in the international arena.

Middle EastRussiaSoviet Union+2
Elvin Aghayev
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası Karadeniz'de ABD-Rusya rekabeti: Çevrelemenin yeniden yaratılması

Soğuk Savaş'ın bitimiyle birlikte ikiye bölünmüş olan dünya yeni bir sürece girmiştir. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı dağılmış ABD tek başına süper güç olarak kalmıştır. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ve ABD arasındaki mücadele ve ABD'nin sürekli çevreleme politikaları Soğuk Savaş sonrasında belirli bir dönüşüme uğramıştır. Bir yandan işbirliğini öngören ABD bir yandan da Sovyetlerin halefi olarak kurulan Rusya'ya yönelik "çevreleme politikası" gütmüştür. Rusya ise 1990'ların başlarında toparlanma sürecinde ABD ile işbirliğine sıcak bakmış ancak 1990'ların ortalarına doğru ABD'nin çevreleme politikasına karşılık "yakın çevre" politikasını oluşturmuş ve eski Sovyet coğrafyasını kendi çıkar alanı olarak belirlemiştir. Soğuk Savaş sonrası ABD ile Rusya arasındaki ilişkide işbirliği ve mücadele bir arada bulunmaktadır. Bu karmaşık ilişki ağı siyaset, güvenlik, ekonomi gibi alanlara yansımıştır. İki ülke terörizm, insan hakları, demokrasi, kitle imha silahlarının sınırlandırılması gibi konularda işbirliğine açıkken, enerji ve enerji güzergahlarının kontrolü konularında rekabet içerisinde olmuştur. Bu rekabetin en görünür olduğu bölgelerden biri Karadeniz'dir. ABD, NATO aracılığıyla eski Sovyet coğrafyasına yayılmaya çalıştıkça, Rusya daha sert politikalar izlemiş hatta Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde olduğu gibi askeri seçeneği bile kullanmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriKaradenizRekabet+6
Ferit Çakıcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects