Health education

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Zor hasta kavramı ve sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin zor hasta algısı: Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu örneği

Bu çalışma fizyoterapi, hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, yaşlı bakımı öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü 2, 3, 4. Sınıf öğrencileri toplam 347 kişi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Yaşlı bakımı bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü 2. Sınıf öğrencileri olmak üzere NKÜ SHMYO öğrencileri toplam 116 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına toplam 493 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada örneklem seçilmemiş, NKÜ Sağlık Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerinin %80'ine ulaşılması hedeflenmiş, 347 öğrenciye ulaşılmıştır. Evreni oluşturan 493 öğrencinin %70'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, "Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Form" ve "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" olmak üzere iki form aracılığı ile elde edilmiştir. Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Formda, birinci bölümde, "Zor hasta" algısı ile ilgili sorular, zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, zor hasta algısına bağlı olarak öğrencilerin verdiği hasta demografik bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri yer almaktadır. "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" formunda 34 ifade dört boyut altında sınıflandırılmıştır. Her bir ifade 5'li Likert ölçeği ile ölçülmüştür. Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi 4 boyuttan oluşmaktadır. Bunları hastanın zorluğu, personelin duyduğu rahatsızlık, uyum ve iletişim problemi ve sedaktif davranış boyutları oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 21.0 bilgisayar programında; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, T testi, Oneway Anova testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Fizyoretapi bölümü öğrencilerinin yaş ortalaması 20,04, hemşirelik bölümü öğrencilerinin 21,54, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencilerinin 20,41, yaşlı bakımı öğrencilerinin 20,05'tir. Fizyoterapi, hemşirelik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları zor hastaların mesleğe bakışlarını etkilemediği belirlenmiştir. Fizyoterapi bölümü öğrencileri zor hastayı "Tedaviyi reddeden-işbirliği yapamayan hasta", hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencileri ise "İletişim kuramayan hasta" olarak tanımlamıştır. Fizyoterapi ve hemşirelik bölümü öğrencileri zor hastaların özelliklerini "İletişime kapalı hasta" ve "İşbirliği kuramayan hasta" olarak nitelendirmiştir. Yaşlı bakımı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencileri zor hastayı "İletişime kapalı hasta" olarak nitelendirmiştir. Araştırmaya katılan öğrenciler zor hasta ile yüksek yüzdelerde karşılaştıkları belirlenmiştir. Zor hasta ile karşılaşılan klinikler genellikle; Fizik tedavi ve rehabilitasyon, iç hastalıkları polikliniği, kardiyoloji polikliniği, ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği ve nöroloji poliklinikleridir. Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde kısmen güçlük yaşadıkları ve kendilerinin orta düzeyde başarılı hissettikleri saptanmıştır. Zor hasta davranışı ile baş etme yöntemlerinden en çok sakince iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişimle ilgili uygulamalı derslerin de olması gerektiği belirlenmiştir. Zor hastaların genellikle kadın, evli, yetişkin (40-65 yaş) grubunda, ilköğretim mezunu, işçi, ev hanımı ve emekli oldukları tespit edilmiştir.

Hasta bakımıHastalarHemşirelik eğitimi+7
Ayça Doğru Tunca
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık meslek grupları eğitiminde mesleklerarası eğitim ve işbirliğine yönelik paydaş görüşleri

Bu çalışmanın amacı sağlık alanı eğitiminin bileşenleri olan öğretim üyeleri ve öğrencilerin mesleklerarası işbirliği (MAİ) ve mesleklerarası eğitim (MAE) hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmada bireylerin öznel algılarının gerçekçi ve bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konmasına olanak sunan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Ankara ilinde sağlık bilimleri alanında mezun veren üniversitelerden 47 öğretim üyesi ile derinlemesine; 35 son sınıf öğrencisiyle odak grup görüşmelerinden elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Bulgular, katılımcıların ses kayıt deşifrelerinden yapılan içerik analizi sonucu çıkan temalar sınıflandırılarak oluşturulmuştur ve MAİ ve MAE'ye yönelik görüşler olarak iki ayrı bölüm olarak sunulmuştur. Katılımcılar sağlık meslek grupları arasında işbirlikli yaklaşımların ve ekip yaklaşımının hasta odaklı, nitelikli ve güvenli sağlık hizmeti sağlayacağını savunmaktadır. Sağlık alanı öğrencilerinin iş birliğine yönelik bilgi, beceri ve tutum kazanması; bu kazanımları uygulanarak iş birliğini geliştirmeleri, ayrıca farklı meslek grupları arasındaki iletişimsizlik ve önyargının üstesinden gelmek için de mesleklerarası eğitimin önemli bir yol olduğu görüşü hakimdir. MAE uygulamalarına yönelik yönetsel destek ve uygun fiziksel koşulların sağlanması, öğretim üyelerinin değişime öncülük etmesi, ortak amaç ve hedeflerin farklı bölümlerle birlikte belirlenmesi, erken dönemden itibaren başlanması, öğrencilerin aktif oldukları birbirleriyle etkileşimlerine fırsat sunan öğretim yöntem ve teknikleri kullanılması, ortak yeterlikler ve ulusal hastalık yükü bileşenleri üzerinden içeriklerin belirlenmesi önerilmiştir. Sonuç olarak, MAE programlarına yönelik deneyimler zayıf olsa da öğrenciler ve öğretim üyeleri MAE programları hakkında oldukça isteklidir. Etkin ve sürdürülebilir MAE programları için öğrenciler ve öğretim üyeleri gibi sürecin paydaşlarının deneyim ve görüşlerinden yararlanılması, sağlık otoritelerinin, akreditasyon kuruluşlarının, sağlık alanı eğitimi ve meslek derneklerinin MAE programlarının yaygınlaşmasında itici güç olması önemlidir. Ayrıca MAE'nin fakülte programlarına dahil edilmesi, kabul edilebilir ve sürdürülebilir olması için, gerekçeler, gerekli kaynaklar, motivasyonlar ve zorluklar dikkate alınarak sağlık profesyonellerinin eğitim gereksinimleri bağlamında ortak akıl yürütülmelidir.

Meslekler arası eğitimMeslekler arası iş birliğiSağlık eğitimi+2
Sevim Bürge Çiftçi Atılgan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ile yeme tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinde beslenme alışkanlıklarının incelenmesi ve yeme tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışma yaşları 18-22 arası değişen %5,3'ü erkek ve %94,7'si kadın toplam 188 gönüllü öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak; demografik özellikleri ile antropometrik ölçüm bilgilerinin yer aldığı form, beslenme alışkanlıklarının sorgulandığı anket ve geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı kullanılmıştır. Katılımcıların beslenme tutumlarını incelemek adına Yeme Tutum Testi kısa formu (YTT-26), REZZY (SCOFF) Yeme Bozuklukları Ölçeği ve Duygusal İştah Anketi (DİA) kullanılmıştır. Katılımcıların BKİ gruplarına göre %68,1'i normal kilodadır. Katılımcıların %98'i besin seçiminde lezzetli olmasına dikkat etmektedir. Katılımcıların %46,8'inin üç öğünden az öğün tükettiği, %58'inin bazen öğün atladığı, en sık atlanan öğünün %51,5 ile öğle öğünü olduğu, %50,9'unun canı istemediği için öğün atladığı ve %59,1'inin ikindi ara öğünü yaptığı belirlenmiştir. Katılımcıların %54,3'ünün şişmanlama endişesi olduğu, %2,65'inin zayıflamak için laksatif kullandığı, %44,7'sinin bazen besinlerin kalorisine dikkat ettiği saptanmıştır. Katılımcıların %25'inin düzenli aktivite yaptığı, %23,9'unun sigara içtiği, %26,6'sının alkol kullandığı belirlenmiştir. Katılımcıların %18,6'sının YTT-26 ölçeğinden 20 ve üzeri puan alarak yeme bozukluğu riski olduğu, %35,1'inin REZZY (SCOFF) ölçeğinden 2 ve üzeri puan alarak yeme bozukluğu riskine sahip olduğu saptanmıştır. YTT-26 ölçeğinin "Sosyal Baskı" alt boyutunda kadınların puanlarının erkeklerden yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,01). REZZY ölçeğinde BKİ gruplarına göre şişman olan öğrencilerin puanının zayıf olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Öğrencilerin enerji ve besin ögesi alımları incelendiğinde TÜBER önerilerine göre erkeklerin enerji gereksinimini %77,1 kadınların %102,6 karşıladığı, protein karşılamalarının erkeklerde %132,6 kadınlarda %152,8 olduğu belirlenmiştir. C vitamini karşılama yüzdelerinin erkeklerde %75,4 kadınlarda %122,9 olduğu, Magnezyum karşılama yüzdelerinin erkeklerde %69,7 kadınlarda 93,3 olduğu saptanmıştır.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme bozukluklarıDuygusal yeme+5
Deniz Akmanoğlu
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlık okur-yazarlığı müdahale çalışması: Eczacılık ve eğitim fakültesi örneği

Amaç: Sağlık eğitiminin, eczacılık ve okul öncesi öğretmenliği (OÖÖ) bölümleri arasındaki SOY düzeylerine olan etkilerinin tespit edilmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Sağlık eğitimi sonrası sağlık okuryazarlığı (SOY) düzeylerindeki değişimi belirlemek üzere yapılmış bir müdahale çalışmasıdır. Evreni oluşturan toplam 256 öğrenciden 197'sı önce tabakalı örnekleme yöntemi ile bölümlerine göre belirlendi, daha sonra uygun sayıda öğrenci sistematik örnekleme yöntemi ile seçildi. Araştırmada literatür doğrultusunda hazırlanan 30 soruluk anket formu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), Sağlık Okuryazarlığı Senaryo Ölçeği (SOY-SEN), Sağlık Algısı Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya %57,9 (n:114)'u kız, %42,1 (n:83)'i erkek olmak üzere toplam 197 öğrenci katıldı. Araştırma grubuna uygulanan TSOY-32 ölçeği toplam puanı 86,11±19,57'dir. Bölüm puanları incelendiğinde eczacılık fakültesi ortalaması 91,50±16,47, OÖÖ bölümü ortalaması 82,79±20,62 olarak bulundu. Araştırma grubunun SOY-SEN ölçeği toplam puanı ortalaması 46,64±25,23'tür. Bölümlere göre SOY-SEN toplam puanları incelendiğinde, eczacılık bölümü öğrencilerinin SOY-SEN toplam puan ortalaması 55,16±25,21 iken, OÖÖ bölümü öğrencilerinin toplam puan ortalaması 41,41±23,88 olarak bulundu. Bölümlerin TSOY-32 alt sınıfları ölçeğinin ve SOY-SEN ölçeğinin eğitim sonrası puanları, eğitim öncesi ölçek puanlarına göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). Sonuç: Sağlık eğitimi sonrası Eczacılık bölümü ve OÖÖ bölümü öğrencilerinin yetersiz ve sorunlu-sınırlı SOY düzeyleri azalırken, yeterli ve mükemmel SOY düzeyleri artış gösterdi. Bununla beraber çalışmada sağlık algısı düzeyleri ile SOY düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki saptandı.

AlgıEczacılıkEğitim fakülteleri+5
Selin Tunalı Çokluk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastalarında erişkin aşılamada tutum ve davranışlar üzerine etki eden faktörlerin belirlenmesi ve eczacı tarafından verilen aşı eğitiminin etkisinin incelenmesi

Kanser hastalarında pnömokok aşısı ile hedeflenen aşılanma oranlarına dünya genelinde henüz ulaşılamamıştır. Bu çalışmada, kanser hastalarına klinik eczacı tarafından verilen pnömoni ve pnömokok aşısı eğitiminin hastaların aşı tutumu, bilgisi ve aşı olma oranlarına etkisinin ve kanser hastaları ile çalışan hekim ve hemşirelerin aşı tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Haziran 2019-Şubat 2021 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinin medikal onkoloji polikliniklerinde randomize kontrollü olarak yürütülmüş prospektif bir çalışmadır. Hastalar, klinik eczacı tarafından sözel ve yazılı eğitim verilen müdahale grubu ve standart bakım alan kontrol grubunda yer almıştır. Müdahale grubundaki hastalar pnömokok aşısı yaptırmak üzere hekime yönlendirilmiş ve üç ay sonra tüm hastaların aşılanma durumları, aşı bilgisi ve tutumları sorgulanmıştır. Kontrol ve müdahale grubunda 114'er hasta olmak üzere, 228 hasta değerlendirilmiştir. Eczacı tarafından verilen eğitim öncesinde gruplar arasında Aşı Tutum Ölçeği (ATÖ) puanları ve Aşı Bilgisi Değerlendirme Anketi'ne verilen doğru yanıt sayısı açısından fark bulunmazken (p>0,05), eğitim sonrasında müdahale grubunun ATÖ puanları daha düşük (p=0,007) ve doğru yanıt sayısı daha yüksek (p<0,001) bulunmuştur. Üç ay sonraki görüşmede müdahale grubundaki hastaların %20,2'si (n=23) ve kontrol grubundaki hastaların %6,1'i (n=7) pnömokok aşısı ile aşılandığını belirtmiştir (p=0,003). Bir önceki influenza sezonunda influenza aşısı yaptırmamak (odds oranı: 2,846, %95 güven aralığı, 1,102-7,352, p=0,031) ve yüksek ATÖ puanına sahip olmak (odss oranı:1,176 %95 güven aralığı, 1,095-1,263, p<0,001) aşı yaptırmama davranışı ile ilişkili bulunmuştur. Hekim ve hemşirelerin influenza (%94,28 ve %81,25) ve pnömokok aşısını (%88,57 ve %47,92) daha çok önerdiği saptanmıştır. Klinik eczacının bağışıklama aktivitelerinde aktif rol alması ile erişkinlerin aşılama oranları ve aşı bilgi düzeyleri artmış, aşılara yönelik negatif tutumları ise azalmıştır.

AşılamaAşılarDavranış+7
Nesligül Özdemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenimahalle Çarşı Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı erişkin yaş grubu kadınlarda sağlık okuryazarlığı düzeyinin saptanması

Dünyada ve Türkiye'de düşük sağlık okuryazarlığı önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kadın sağlığını geliştirmede ve kadınların temel sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesinde sağlık okuryazarlığı düzeyi ve buna ilişkin faktörler önem taşımaktadır. Bu nedenle, Yenimahalle Çarşı Aile Sağlığı Merkezi'ne (ASM) kayıtlı erişkin yaş grubu (18-60 yaş) kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyini ve buna ilişkin faktörleri saptamak amacıyla tanımlayıcı tipte olan bu araştırma planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Yenimahalle Çarşı ASM'ye kayıtlı okuryazar erişkin yaş (18-60) kadınlar oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi ile örneğe çıkan 418 kadına, COVID-19 pandemisi koşulları dikkate alınarak 20 soruluk bir anket ve daha önce Hacettepe Üniversitesi tarafından geliştirilmiş, geçerli ve güvenilir olan Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, gözlem altında katılımcıların kendileri tarafından doldurulmuştur. Araştırmanın bulguları "Shapiro-Wilk, Kolmogorov-Smirnov, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis, Sperman-Brown, Dunn Çoklu Karşılaştırma testi" ve çeşitli programlar kullanılarak hesaplanmıştır. Bu çalışmada sosyodemografik ve kişisel özelliklerin sağlık okuryazarlığı ve öz yeterlilik düzeyini etkilediği saptanmıştır. "Sağlığı Koruma-Sağlığı Geliştirme" ve "Tedavi-Sağlık Hizmetlerine Ulaşma" alt boyutlarında iç tutarlılık 0,858 ve iki yarı güvenirlilik 0,793 çıkarak yeterli düzeyde bulunmuştur. HÜ-SOY Ölçeğinin ve Öz yeterlilik formunun DFA ile yapı geçerliliği doğrulanmıştır. Sağlık çalışanı olan grup lehine anlamlı fark bulunmuş ve böylece ölçeğin ölçüt geçerliliği doğrulanmıştır. HÜ-SOY toplam puan ortalamalarının en yüksek 30'un altındaki yaş grubunda olduğu en düşük ise 40-49 yaş grubunda olduğu görülmüştür. Lise mezunu olan bireyler ile yüksekokul/üniversite mezunu olan bireyler arasında (p<0,001), çalışan ve çalışmayan katılımcılar arasında (p=0,008), sağlık güvencesi olma ve olmama durumu arasında (p<0,001) istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Sosyoekonomik şartların iyileştirilmesi, kadınların eğitilmesi, eşitsizliklerin giderilmesi ile kadınların sağlık okuryazarlık seviyesinin yükseltilebileceği ve kadın sağlığının geliştirilebileceği önerilmiştir. Anahtar kelimeler: sağlık okuryazarlığı, sağlığın geliştirilmesi, kadın sağlığı

Kadın sağlığıSağlık eğitimiSağlık okuryazarlığı+1
Gözde Alpyıldız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretimde sağlık konusunun program, öğretmen ve öğrenci açısından incelenmesi

Gençlerin sağlık eğitimi aracılığıyla davranışlarına yansıyan değişiklikler, genç yaşlarda edinilen hastalıkları azaltmanın yanı sıra sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunlarının aşılmasına da katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı ortaöğretimde sağlık konusunun program, öğrenci ve öğretmenler açısından incelenmesidir. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan ''Sağlıkla İlgili Görüşler Anketi''dir, nitel veri toplama aracı ise "Sağlık Kavramına İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu''dur. Nicel veri örneklemini Ankara ilinden seçilen Anadolu Liseleri'nin 9, 10, 11 ve 12. sınıflarına devam eden 623 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel veri örneklemi ise ortaöğretim kurumlarında görev yapan 28 öğretmen ve 26 öğrencidir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, korelasyon ve içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmada doküman analizi ve öğretmen görüşlerinden elde edilen sonuçlara göre; sağlık bilgisi ve biyoloji öğretim programları, süre ve sağlığı sürdürme teması açısından geliştirilmelidir. Ayrıca programların güncelleştirilmeleri ve daha fazla bağlam temelli olarak işlenmeleri gerekmektedir. Öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışlarına ilişkin görüşleri genel olarak orta düzeyde dağılmaktadır. Adölesan Yaşam Stili Profili Ölçeği ve alt boyutlarına ait puanları da orta düzeydedir. Öğrencilere ait değişkenler, sağlığa ilişkin görüşler ve yaşam stili profilleri ile zayıf veya orta, anlamlı ilişkiler içerisindedir. Nicel ve nitel analizler birlikte değerlendirildiğinde; öğrencilerin başlangıçtaki sağlıklı davranışlarda bulunma niyetlerinin, sonuçtaki niyetten yüksek olduğu görülmektedir. Nitel sonuçlara göre; öğrencilerin, sağlığın sosyal yanını yeterince vurgulamadıkları ve çevresel kaynaklardan daha çok destek bekledikleri görülmektedir. Öğretmenlerin de sosyal destek olma rolünü benimsedikleri ve sağlıkla ilgili hizmet içi eğitim almaya istekli oldukları görülmüştür.

Eğitim programlarıOrtaöğretimOrtaöğretim kurumları+5
Evrim Sütçü
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi Eğitim fakültesi'nde okuyan öğrencilerin yeni koronavirüs hastalığı (COVİD-19) mücadelesinde bireysel kapasitelerinin, sağlık ile ilgili sorumluluk algılarının geliştirilmesine yönelik niteliksel ve niceliksel bir araştırma

Bu araştırmada, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde 2021-2022 güz döneminde okuyan öğrencilerin Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) ile ilgili mevcut durumlarının, temel bilgilerinin, korunma yaklaşımlarına uyumlarının, sağlık ile ilgili sorumluluk algılarının saptanması ve öğrencilere yönelik olarak yapılan eğitim aracılığıyla öğrencilerin hastalıkla mücadele kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırmada niteliksel ve niceliksel araştırma yöntemleri ardışık olarak kullanılmıştır. Kasım-Aralık 2021 döneminde yapılan niteliksel araştırma bileşeni kapsamında, 20 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve öğrencilerin araştırma konusu hakkında görüş ve algıları daha detaylı anlaşılmış, niceliksel araştırmanın temel bir aracı olan eğitim ihtiyaçları tespit edilmiştir. Araştırmanın, Şubat-Mart 2022 döneminde yapılan niceliksel araştırma bileşenine 245 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere haftada iki gün, günde iki ders saat olmak üzere toplam sekiz saat eğitim verilmiştir. Eğitim öncesi ve sonrasında öğrencilere ön test ve son test uygulanmış, amaçlar doğrultusunda hedeflenen değişimler tespit edilmiştir. Araştırmacılar tarafından oluşturulan veri toplama formunda ''COVID-19 Korkusu Ölçeği'' ve ''COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlar Ölçeği''nden faydalanılmıştır. Araştırmanın niceliksel verilerinin analizinde SPSS 23.0 ve niteliksel verilerinin analizinde MAXQDA v2022 programı kullanılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul ve ilgili tüm kurullardan yazılı izin alınmıştır. Niteliksel araştırma bileşeninde yapılan analizler sonucunda dört ana tema belirlenmiştir. Bu temalar ''COVID-19 pandemisi psikososyal etkileri'', ''COVID-19 pandemisi ile mücadele yöntemleri'', ''COVID-19 pandemisinde bilgi arama davranışı'', ''COVID-19 pandemisinde öğretmenlerin rolü'' şeklindedir. Niceliksel araştıma bileşenine katılan 245 öğrencinin %73,1'i kadındır ve yaş ortalaması 21,76±2,76'dır. Katılımcıların %64,5'i yurtta kalmaktadır. COVID-19 ile ilgili özellikler incelendiğinde katılımcıların %79,2'si daha önce hiç hastalık geçirmemiş, %98,8'i en az bir doz COVID-19 aşısı olmuş, %51,4'ü ise aşı olmadan önce aşı kararsızlığı yaşamıştır. %73,1'i hastalık hakkında bilgi almak için T.C. Sağlık Bakanlığı ve diğer ulusal resmi siteleri kullanmaktadır. Katılımcıların ön test ve son test sonrası bazı kapasiteleri karşılaştırıldığında; korku ölçeği puanları (p<0,001), bilgi puanları (p<0,001), infodemi önerme puanları (p<0,001), internetten yüksek ve düşük kalitedeki sağlık kaynaklarını ayırt edebilme yetisi (p<0,001) ve COVID-19 aşısına yönelik tutumları (p<0,001) açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak, öğretmen adaylarının COVID-19 ile mücadele kapasitesini arttırabilmek ve kendi sağlıklarını koruyabilmek dönem şartlarının meslekleri açısından gerektirebileceği sorumluluklar açısından önem kazanmaktadır. Kendilerinden beklenen bu davranışları yapabilmeleri için mezuniyet öncesi yetkinliklerinin sağlık eğitimi gibi sağlığı geliştirme çalışmaları aracılığıyla geliştirilmesi kritik öneme sahiptir. Bu araştırmada bu tür müdahale çalışmaların faydalı olabileceği kanıtlanmıştır. Toplum sağlığını ilgilendiren konularda sağlık hizmeti vericiler dışında diğer meslekler ile sektörler arası iş birliği ve ortak çalışmalar önemlidir.

COVID 19Halk sağlığıKorona virüs enfeksiyonları+4
Ali Can Korkmaz
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Paramedik programı öğrencilerinin triyaj yönetiminde görsel olarak geliştirilmiş zihinsel simülasyonun etkililiği

Paramediklerin görevleri arasında çok sayıda yaralının olduğu olaylarda triyaj yapmak bulunmaktadır. Paramedikler mezuniyet öncesi eğitimlerinde triyaj eğitimi almaktadırlar. Bu çalışmanın amacı senaryo temelli Görsel Olarak Geliştirilmiş Zihinsel Simülasyon (Visually Enhanced Mental Simulation-VEMS) yönteminin paramedik (ilk ve acil yardım) programı öğrencilerinin triyaj yönetimine etkisini belirlemektir. Araştırma tek gruplu öntest-sontest olarak yarı deneysel desende yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hatay Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım programı 2. sınıf Acil Uygulamalar dersine devam zorunluluğu olan 88 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kriterlerine uyan ve gönüllü olan 20 öğrenci ile araştırma yapılmıştır. VEMS etkinliliğini değerlendirmek için ön değerlendirme oturumu, simülasyon oturumu ve son değerlendirme oturumları 06 Ekim-17 Ekim 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ön değerlendirme ile son değerlendirme oturumları karşılaştırıldığında öğrencilerin sarı, siyah ve kırmızı triyaj kodu verme basamaklarında istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu görülmektedir (p<0,05). Araştırmanın bulguları sonucunda paramedik programı öğrencilerinde VEMS yönteminin triyaj yönetiminde etkili olduğu görülmektedir. Görsel Olarak Geliştirilmiş Zihinsel Simülasyon yönteminin ucuz olması, daha az personel gerektirmesi, daha az donanım gerektirmesi, yüz yüze ve çevrimiçi uygulanabilmesi nedenleriyle paramedik öğrencilerinin eğitimlerinde kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Görsel Olarak Geliştirilmiş Zihinsel Simülasyon, triyaj yönetimi, simülasyon, paramedik, hastane öncesi acil bakım

Acil tedaviAcil tıpBenzetim+3
Songül Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi ve ilköğretim programları içerisindeki sağlık eğitimi konularının değerlendirilmesi

Okullarda sağlık eğitimi programı, çocukların ve gençlerin yetişkinliğe geldiklerinde sağlıklı ve başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları bilgi ve becerileri sağlayan okul öncesinden 12. Sınıfa kadar devam edecek eğitimin önemli bir parçasıdır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın amacı, Türkiye'de mevcut okul öncesi ve ilköğretim programlarında sağlık eğitimi konularını incelemektir. Bunun için T.C. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın en son yayınladığı 2017 ilköğretim müfredatındaki sağlık eğitimi konuları; programın öğeleri olan hedef ve içerik bileşenlerinde var olan durumu incelenmiştir. Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC)'nin tasarladığı Sağlık Eğitimi Müfredat Analiz Aracı (HECAT) ile karşılaştırılmıştır. Türkiye'de örgün eğitimde ilköğretim düzeyinde halen ayrı bir sağlık eğitimi müfredatı mevcut değildir. MEB programları içerisindeki derslerde yer alan sağlık eğitimi konuları HECAT kriterlerine göre incelendiğinde; "sağlıklı beslenme" konusu okul öncesi-5. sınıfların ders kazanımlarında (hedefler), bilişsel düzeyde yer almaktadır (Bilgi beklenti yüzdesi sırasıyla %78 ve %81). "Ruhsal ve duygusal sağlık" ile "kişisel sağlık ve iyilik hali" konularındaki MEB beceri kazanımları ise "çoğunlukla yüksek düzeyde" bulunmaktadır. İlköğretim 3-5. sınıfların ders kazanımlarında "güvenlik" konusu "yüksek düzeyde" bulunmuş (Bilgi beklenti yüzdesi=%71), "cinsel sağlık", "fiziksel aktivite" ve "tütün" konularında ise MEB kazanımlarının yok denecek kadar "az düzeyde" yer aldığı belirlenmiştir. MEB programları bilişsel düzeydeki bazı konular açısından var olan kapsamı önemli olsa da davranış geliştirmede etkili değildir ve sağlık eğitimi ile ilgili kavramlar üzerinde de yeterli değildir. MEB programlarındaki sağlık eğitimi konularının yeterli olmadığı ve mevcut konuların ise sürekli ve kapsamlı bir şekilde ele alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak sağlık eğitimi ile ilgili geleceğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Okul öncesi eğitimOkullar-halk sağlığıProgram değerlendirme+4
Esra Savaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Halk sağlığı alanında infografik kullanımı üzerine bir eğitim müdahalesi çalışması

Bu araştırmada sağlık eğitiminde kullanılan görsel araçlar ve bu araçlar arasında yer alan infografiklerin halk sağlığı alanında kullanımı konusunda tıpta halk sağlığı uzmanlık öğrencilerinin bilgilerinin saptanması, eğitim müdahalesi ile infografik kullanım yetkinliklerinin gelişip gelişmediğinin değerlendirilmesinin yanı sıra bir sağlık kurumuna başvuran kişiler arasında infografiklerin metin temelli eğitim içeriğine göre hatırlamaya etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Birinci araştırma, Türkiye'de tıpta halk sağlığı alanında uzmanlık öğrencisi olarak görev yapmakta olan 192 kişi arasında sürdürülmüştür. İnfografik hazırlama konusunda yetkinliği artırmak adına yürütülen eğitim müdahalesine gönüllüler arasından belirlenen 27 kişi katılmıştır. Kendisini infografikler konusunda yetkin veya çok yetkin olarak tanımlayanların düzeyi %11,1'den, %77,7'e yükselmiş (p<0,001) ve hazırlanan infografiklerin %92,5'i kabul edilebilir seviyenin üzerinde puan aldığı görülmüştür. İkinci araştırma Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran 40-69 yaş arası 160 kadın arasında yürütülmüştür. Katılımcılardan 79 kişiye bilgi puanlarını artırmak amacıyla infografik, 81 kişiye de metin ile müdahale edilmiştir. Yapılan müdahale sonunda, iki grupta da bilgi puanı artmıştır (p<0,001). Bilgi puan artışı katılımcıların, infografik ile müdahale edilen grupta daha fazla olmuştur (p<0,001). Öğrenim durumunun bilgi puan artışına etkisine bakıldığında infografik grubunda değişikliğe sebep olmazken (p=0,212), metin grubunda lise mezunlarında, ilkokul mezunlarına göre daha yüksek artış saptanmıştır. Sonuç olarak, hazırlanan infografiğin bilginin hatırlanabilirliği üzerine etkisi ve metin temelli bilgi kaynağına göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Halk sağlığı uzmanları eğitim alarak doğru kullanımı öğrendiklerinde infografikleri toplum eğitimleri için kullanabilirler. Bununla beraber infografiklerin algılama, davranış değişikliği üzerine etkilerini araştıran çalışmalar yapılmalıdır.

Grafik eğitimiHalk sağlığıSağlık eğitimi+2
Selim Güler
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 yaş istismar ve ihmalin tanılanmasında ebelere verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, ebelerin 0-6 yaş çocuk istismarını ve ihmalini tanılamaları ve gereken önlemleri alabilmeleri için verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, 15 Ocak 2019-22 Şubat 2019 tarihleri arasında, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Bornova ilçesinde Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan ebelerle yapılan eğitsel müdahale tipinde bir araştırmadır. Araştırmada örneklem seçimi yapılmamış, tüm evrene ulaşmak planlanmış, 73 ebe araştırmaya katılmayı kabul etmiştir. Ebelere tanımlayıcı ve sosyo-demografik bilgileri içeren bir anket formu (Ek 2) ile Ön Test- Son Test (Ek 3) uygulanmış ve "0-6 Yaş İstismar Ve İhmali" Eğitim Sunumu (Ek 4) yapılmıştır. Veriler SPSS 16.0 programında kodlanarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, ortanca, standart sapma, minimum ve maksimum değerler), çapraz tablo, ki kare testi, Kolmogorov-Smirnov testi, Wilcoxon testi Mann-Whitney testi Kruskal-Wallis testi ve Sperman korelasyon analizleri yapılmıştır. Güven aralığı %95 (p=0.05) olarak belirlenmiştir. Bulgular: İzmir Bornova'da T.C.Sağlık Bakanlığına bağlı ASM ve TSM'lerde ortalama 9.14±7.869 yıldır (min=1-max=38) görev yapan, yaş ortalaması 39.78±8.162 (min=20-max=57) olan ve ortalama 225.11±107.651 (min=81-max=653) çocuğa hizmet vermiş olan ebelerin katıldığı çalışmada, ebelerin istismar veya ihmalle karşılaşma durumları %19.2 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ebelerin; 20 fiziksel, 13 duygusal, 1 cinsel istismar, 5 de ihmal şüphesi olmak üzere toplam 39 vakadan şüphelendikleri fakat çalışmanın yapıldığı zamana kadar sadece 3 bildirimin yapılmış olduğu saptanmıştır. Ebelerin %56.2'si konuya ait yeterli kanıt olmaması gerekçesi ile bildirim yapmadığını, %89.0'u bir ebenin çocuk istismar ve ihmalini tanılayabileceğini, %91.89'u kanunlara göre ebelerin çocuk istismar ve ihmalini bildirmek zorunda olduklarını ve %43.8'i eksik bilgilerini tamamlamak amacıyla S.B.'nın bu konuda standart eğitimler planlaması gerektiğini belirtmiştir. Ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verilen eğitimden önce uygulanan ön testten 65.92±8.33 puan (min:48-max:88), son testten 77.92±9.82 puan (min:52-max:92) aldıkları ve istatistiksel olarak yapılan Wilcoxon analizinde öntest ile sontest arasındaki puan farkının anlamlı olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Sonuç: Ebelerin hizmet verdikleri önemli bir popülasyonu oluşturan çocuklar, gelişimsel dönem özellikleri nedeniyle istismar ve ihmale oldukça açıktırlar. Sağlık profesyonelleri de dahil olmak üzere, istismar ve ihmalin tanılanması, şüphelenilmesi ve bildiriminin yapılmasını etkileyen başta bilgi düzeyi (nasıl, nereye vb bildirim) olmak üzere çok çeşitli faktörler bulunmaktadır. Çalışmamızda ebelerin 0-6 yaş istismar ve ihmali tanılama ve bildirme ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek için verdiğimiz eğitimden önce ve sonra ebelerin aldıkları puan farkının anlamlı olması (p<0.05) verilen eğitimin etkinliğini ortaya koymaktadır. Ebeler istismar ve ihmal vakalarını tanılayabilir, kurumlar arası işbirlikleri ile düzenlenecek eğitim programları sayesinde eksik bilgilerini en aza indirilebilirler. Böylece gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çocuk istismarı ve ihmali konusunda ortak bir değerlendirme ve müdahale ağı kurulmasında öncü rol oynayabilirler. Anahtar Kelimeler; çocuk; istismarı ve ihmali; çocuğa kötü muamele; ebelik

EbelerEbelikKötü muamele+5
Sezin Keziban Gürsu
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlıklı olmayı desteklemeye yönelik eğitim programının yaşlıların yaşam kalitesi, bütünlük duygusu ve psikolojik sağlamlıkları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, sağlıklı olmayı desteklemeye yönelik salotajenik modele dayalı eğitim programının yaşlıların yaşam kalitesi, bütünlük duygusu ve psikolojik sağlamlıkları üzerine etkisini belirlemektir. Bu çalışma, randomize kontrollü ön test-son test düzeninde deneysel tasarımda yapılmıştır. Araştırma, Şubat-Haziran 2018 tarihleri arasında Bornova bölgesinde bulunan Çamdibi 20 Nolu Aile Sağlığı Merkezi'nde yürütülmüştür. Çalışma evrenini, uygulama süreci ve kurum çalışanları ile işbirliği sağlanması durumu göz önüne alınarak Çamdibi 20 No'lu ASM'de yer alan bir aile sağlığı birimine kayıtlı bulunan 65 yaş ve üstü yaşlı bireyler oluşturmuştur (N= 400). Araştırmanın örneklem büyüklüğünün hesaplanmasında güç analizi yönteminden yararlanılmıştır. Etki büyüklüğü, orta etki büyüklüğü alınarak (d=0.50), %80 güç ve %95 güven düzeyinde en az örnek büyüklüğü kontrol grubu için 40 kişi, girişim grubu için 40 kişi olmak üzere, toplam 80 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırma süreci içerisinde örneklem kayıpları yaşanabileceği için hesaplanan kişi sayısının %10 fazlasının uygun olacağı düşünülmüştür Sonuç olarak her bir grup için 45 kişinin alınmasına karar verilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında, Sosyo-demografik Özellikler Veri Formu, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Yaşlılar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği Türkçe Kısa Sürümü, Bütünlük Duygusu Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Eğitim programı, girişim grubuna haftada bir kez 60 dakikalık beş oturum şeklinde uygulanmıştır. Eğitim programında anlatım, deneyimleri paylaşma, göster-yaptır, role play, video izlemi gibi yöntemler kullanılmıştır. Eğitim planı Salutojenik Model temel kavramları doğrultusunda araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Araştırmanın yapılabilmesi için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu onayı ve İzmir İl Sağlığı Müdürlüğü'nden yazılı izinalınmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 (Stastical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Girişim grubunu oluşturan yaşlıların yaş ortalaması 71.76±6.43 olup, % 62.2'si erkektir. Yaşlıların, % 75.6'sı ilkokul mezunu, %80.0'ı evli ve % 77.8'i emeklidir. Kontrol grubu yaşlıların, yaş ortalaması 69.00±5.64 olup, % 57.8'i erkektir. Yaşlıların % 68. 9'u ilkokul mezunu, % 86.7'si evli, % 51.1'i emeklidir. Girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin alt boyutlarına bakıldığında, girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası "Fiziksel Alan", "Psikolojik Alan" ve "Çevre Alanı" alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu belirlenmiştir (p<0,05). Girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası Yaşlılar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Yaşlılar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin alt boyutlarına bakıldığında, girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası "Duyusal İşlevler", "Özerklik", "Geçmiş, Bugün ve Gelecek Aktiviteler", "Ölüm ve Ölmek", "Yakınlık" alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası Bütünlük Duygusu Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmış; ancak Kısa Psikolojik Sağlamlık puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Bunun yanısıra, girişim ve kontrol grubu yaşlıların eğitim sonrası Bütünlük Duygusu Ölçeği'nin "Anlamlılık ve Yönetilebilirlik Alt Boyutları" puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Eğitim programının etki düzeyinin Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin "Fiziksel Alan (d=0.67), "Psikolojik Alan" (d=0.55) ve "Sosyal İlişkiler Alanı" alt boyutunda (d=0.62) orta düzeyde ve "Çevresel Alan" alt boyutunda (d=0.96) yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitesi Ölçeği'nin tüm alt boyutlarında çalışma gücü yüksek düzeyde bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçlar ve bulgular doğrultusunda, salutojenik modele dayalı eğitimin yaşlı bireylerin yaşam kalitesi ve bütünlük duygusu üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Yaşam Kalitesi; Salutojenik Model; Bütünlük Duygusu; Hemşirelik.

BütünlükEğitim programlarıGeriatri+5
Deniz Eren
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Temel yaşam desteği eğitiminde simülasyon ve klasik eğitim yöntemlerinin karşılaştırılması

Amaç: Araştırmanın amacı, temel yaşam desteği eğitiminde simülasyon ve klasik eğitim yöntemlerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, randomize kontrollü deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2017-2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 2. sınıfta öğrenim gören 302 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Evrenden örnekleme kaç kişinin alınacağı power (güç) analizi ile belirlendi. Araştırmanın örneklemini, randomizasyon yöntemi ile seçilen simülasyon grubunda 50 öğrenci ve klasik eğitim grubunda 50 öğrenci olmak üzere toplam 100 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Veriler, her iki grupta eğitimden önce ve sonra veri toplama araçları ile toplandı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 25.0 versiyon paket programı ve güç analizi için G-Power yazılımı kullanılarak yapıldı. Araştırma kapsamında oluşturulan formların geçerlilik analizlerinde kapsam geçerliliğini değerlendirmek üzere uzman görüşü alındı ve pilot uygulama yapıldı. Uzman görüşleri için "Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) ve Kendall's W testi kullanıldı. Formların güvenirlik analizinde ise, Kuder Richardson 20 katsayısı kullanıldı.Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı bulgular; yüzde, ortalama, standart sapma ve ortanca olarak ifade edildi. Ön test ve son testte simülasyon ve klasik eğitim gruplarının temel yaşam desteği toplam puan ortalamalarının normal dağılıma uygunluğı Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Test sonucuna göre ön testte simülasyon ve klasik eğitim gruplarının temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi toplam puan ortalamalarının normal dağılıma uygun olduğu belirlendi (p>.05).Simüle ve klasik eğitim grupları arasında nominal değişkenlerde dağılımların benzerliği testi için demografik değişkenler ve diğer niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-kare testi, numerik verilerin gruplararası karşılaştırılmalarında bağımsız gruplarda t testi (Independent Samples Test) kullanıldı. Eğitim öncesi ve sonrası grup içinde alınan puanların karşılaştırılmasında McNemar testi, temel yaşam desteği bilgi ve becerisi ile ilgili doğru yanıtlama ve beceri yeterliliği puanlarınınkarşılaştırılmasında Pearson Ki-kare testi kullanılmıştır. Eğitim öncesi ve sonrası temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi puanlarının karşılaştırılmasında ve eğitimin etkinliğinin belirlenmesinde tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ANOVA (Repeated Measures ANOVA) yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan tüm öğrencilerin yaş ortalaması 21.06±1.20'dır. Simülasyon grubunun % 20.0'ı erkek, % 80.0'ı kız; klasik eğitim grubunun ise, % 22.0'ı erkek, % 78.0'ı kızdır. Öğrencilerin mezun oldukları liseler değerlendirildiğinde; simülasyon grubundaki öğrencilerin % 2.0'ı sağlık meslek lisesi, % 98.0'ı diğer liseden; klasik eğitim grubundaki öğrencilerin ise, % 4.0'ı sağlık meslek lisesi, % 96.0'ı diğer liseden mezundur. Öğrencilerin çalışma durumu değerlendirildiğinde; simülasyon grubundaki öğrencilerin % 2.0'ının çalıştığı, % 98.0'ının çalışmadığı; klasik eğitim grubundaki öğrencilerin ise, % 4.0'ının çalıştığı, % 98.0'ının çalışmadığı belirlendi. Ön testte simülasyon ve klasik eğitim grubu temel yaşam desteği bilgi düzeyi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=.474). Son testte ise, simülasyon ve klasik eğitim grubu temel yaşam desteği bilgi düzeyi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=.018). Ön testte temel yaşam desteği uygulama becerisi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=.142). Son testte ise, temel yaşam desteği uygulama becerisi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<.001). Simülasyon yöntemi ile verilen eğitimin temel yaşam desteği bilgi düzeyi üzerine orta düzeyde (Etki büyüklüğü: 0.058, p<.016), temel yaşam desteği uygulama becerisi üzerine ise yüksek düzeyde (Etki büyüklüğü: 0.315, p<.001) etkisinin olduğu saptanmıştır. Sonuç: Simulasyon grubundaki öğrencilerin temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi klasik eğitim grubuna göre daha yüksektir. Simülasyon yöntemi ile verilen eğitimin temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi üzerine etkisinin klasik eğitim yöntemi ile verilen eğitimden daha etkin olduğu saptanmıştır. Öğrenci hemşirelerin temel yaşam desteği konusunda gereksinimlerinin belirlenmesi, eğitimlerin güncellenmesi, eğitim sonrası öğrencilerinin memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi, simulasyon eğitiminin kalıcılığınını değerlendirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: Temel yaşam desteği; simülasyon eğitimi; klasik eğitim; hemşirelik.

Acil hemşirelikBenzetim tekniğiBenzetim yöntemi+7
Tuğba Gültekin
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kardiyopulmoner resüsitasyon eğitiminde anlatım yöntemi ile mobil öğrenme yöntemi etkinliğinin karşılaştırılması

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinde mobil öğrenmenin kardiyopulmoner resüsitasyon bilgi gelişimine etkisi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Çalışmanın alt amaçları ise, mobil öğrenme ve anlatım yolu ile öğrenme grupları arasında fark olup olmadığını değerlendirmek ve elde edilen sonuçların eğitim müfredatına rehber olmasını sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3.sınıfta öğrenim gören 60 kişi dâhil edildi. Veri toplama formu olarak; sosyodemografik bilgilerin sorgulandığı veri formu ve 40 sorudan oluşan, KPR ile ilgili genel bilgilerin, temel yaşam desteği ve ileri kardiyak yaşam desteği ile ilgili bilgilerin sorgulandığı, KPR'ye yönelik bilgi düzeyini saptama formu kullanıldı. BULGULAR: Bu araştırmaya Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3. Sınıfta öğrenim gören 60 kişi katılmıştır. Öğrencilerin %85'ini kadın, %15'ini erkekler oluşturmuştur. Çalışmamızda katılımcıların yaş ortalaması 21,8 ±0,9 (min:20-maks:24) yıldır. Anlatım yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; anlatımdan önce yapılan ön test, anlatımdan hemen sonra yapılan test, bir hafta sonra yapılan son test ve bir ay sonra yapılan tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Mobil öğrenme yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; ön test, son test ve tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). İki grubun puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise gruplar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlenmiştir. SONUÇ VE ÖNERİLER: Belirli aralıklarla güncellenen bilgilerle, teorik ve pratik eğitimlerin verilmesiyle öğrencilerin özgüvenlerinin artması, daha etkili kardiyopulmoner resüsitasyon yapılması ve bunun sonucu olarak da daha az nörolojik hasar ile birlikte daha fazla sağ kalım sağlanabilir. ANAHTAR KELİMELER: kardiyopulmoner resüsitasyon, hemşire, öğrenci

Anlatım yöntemiEğitim yöntemleriHemşireler+7
Nedime Hazal Erikli
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık alanında öğrenim gören öğrencilerde yaşlılara yönelik olumlu tutum geliştirme müdahalelerinin etkisi: Meta analiz çalışması

Dünyada yaşlı nüfusun artışı yaşlı bireylerin sağlık bakım gereksinimlerinin artışını da beraberinde getirmektedir. Sağlık hizmeti sağlayıcılarıyla karşılaşma olasılıkları yüksek olan bu popülasyonun kaliteli sağlık hizmeti alması, sağlık profesyonellerinin yaşlılara karşı olumlu tutumlara sahip olmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin eğitim sürecinde yaşlılara karşı olumlu tutumları geliştirmelerini sağlayan programlara ihtiyaçları vardır. Bu çalışma, sağlık alanında öğrenim gören öğrencilerde yaşlılara yönelik olumlu tutum geliştirme müdahalelerinin etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Meta analiz yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırma için taranan çalışmaların dahil etme kriterleri; sağlık alanında lisans veya ön lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerle yapılan, yaşlılara karşı olumlu tutumları geliştirmeyi amaçlayan, yaşlılara karşı tutumları geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarıyla ölçen, randomize kontrollü ve düşük düzeyde yanlılık içeren non-randomize kontrollü çalışmalar, Türkçe ve İngilizce dilinde Ocak 2002 - Temmuz 2022 yılları arasında yayınlanan makaleler, araştırma raporları ve tezlerdir. 15 Haziran 2022-31 Temmuz 2022 tarihleri arasında 8 veri tabanında (APA PsycInfo, CINAHL Complete, "Cochrane Central Register of Controlled Trials" (CENTRAL), Medline Complete, ProQuest Dissertations ve Theses Global, Scopus, TR Dizin, WOS Core Collection ve Ulusal Tez Merkezi) tarama yapılmıştır. Tarama ile elde edilen çalışmaların başlık ve özetlerinin konu ile uygunluk açısından değerlendirilmesi, dahil etme-dışlama kriterlerine göre tam metin incelemesi ve yanlılık açısından değerlendirilmesi iki bağımsız değerlendirici tarafından üç aşamada tamamlanmıştır. Çalışmaların yanlılık değerlendirmesi Cochrane yanlılık değerlendirme araçları ile yapılmıştır. Yapılan tarama sonucunda 14101 çalışmaya ulaşılmıştır. Tarama işleminden sonra duplikasyon nedeniyle 3882 çalışma çıkarılmıştır. 10219 çalışma başlık ve özete göre değerlendirilmiş ve 125 çalışma tam metin değerlendirmesine alınmıştır. Veri tabanı taramasından sonra referans taraması yapılmış ve bulunan 3 çalışma da yanlılık değerlendirmesi yapılmak üzere alınmıştır. Sonuç olarak 26 makale yanlılık değerlendirmesine dahil edilmiş ve 13 çalışma meta analize dahil edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Comprehensive Meta Analysis (CMA) paket programı kullanılmıştır. Etki büyüklüğü için Hedges g, heterojenlik testi için Q istatistiği ve I2 değerleri incelenmiştir. Yayın yanlılığı için Orwin's fail-safe N değeri, Kendall's tau ve Egger's regresyon analizi ile yöntemleri kullanılmıştır. Yayın yanlılığı önem düzeyi p<0,05 alınmıştır. Yayın yanlılığı huni grafiği ile etki büyüklüğü orman grafiği ile sunulmuştur. Yapılan meta analiz sonucunda yaşlılara yönelik olumlu tutum geliştirme müdahalelerinin etki büyüklüğü 0.422 (%95 GA: 0.013: 0.830) istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.043). Yaşlılara yönelik olumlu tutum geliştirme müdahalelerinin etkisinin incelendiği 13 çalışmada etkinin orta düzeyde deney grubundan yana olduğu görülmektedir. Literatürde yaşlılara yönelik olumlu tutum geliştirmeyi amaçlayan fazla sayıda çalışma bulunmakla birlikte yüksek düzeyde kanıt elde etmek için iyi tasarlanmış, metodolojik kalitesi yüksek çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.

Halk sağlığı hemşireliğiMeta analiziSağlık eğitimi+4
Gülfidan Başer
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1-3 yaş arası çocuğu olan annelerin tuvalet eğitimi konusundaki bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler

Tuvalet eğitiminin başlayacağı dönem çocuğun kendini fark ettiği 1-3 yaş aralığına denk gelmektedir. 0-6 yaş grubu çocukların izlem ve bakımından sorumlu hemşireler, çocukların yaş dönemlerine göre gelişimsel özelliklerinin ve ailelerin eğitim gereksinimlerinin farkında olmalıdırlar. Araştırma; 1-3 yaş arası çocuğu olan annelerin tuvalet eğitimi konusundaki bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yapıldı. Araştırmanın evrenini İstanbul il sınırları içinde bir vakıf üniversite hastanesinin çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine 1 Aralık 2015–31 Mart 2016 tarihleri arasında başvuran anneler, örneklemi ise 1-3 yaş arası çocuğu olan gönüllü katılan 79 anne oluşturdu. Araştırma verileri ise araştırıcı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda geliştirilen ve 49 sorudan oluşan anket formu ile toplandı. Verilerin çözümlenmesinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistiklerden faydalanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Tek Örneklem Kolmogorov Smirnov testi ile test edildi ve ileri düzey çözümlemelerde parametrik olmayan Mann-Whitney, Kruskal-Wallis testi, ilişki analizleri için ise Spearman's korelasyon katsayıları kullanıldı. Annelerin ''Tuvalet Eğitimi Bilgi Formu'' anketine verdikleri yanıtların toplam bilgi puanları 10 ile 23 arasında değişmekte olup ortalama puan 25 üzerinden 16,52 ± 2,55 olarak bulundu. Eğitim düzeyi yükseköğrenim ve üzeri olan annelerin Tuvalet Eğitimi Bilgi Puan Ortalamaları (17,00 ± 2,63) anlamlı derecede yüksek ve çalışan annelerin puan ortalamaları (17,06 ± 2,61), çalışmayan annelerin puan ortalamalarına (15,68 ± 2,25) göre anlamlı olduğu görüldü. Anahtar Sözcükler: 1-3 yaş, tuvalet eğitimi, hemşirelik, sağlık eğitimi

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerBebekler+4
Çiğdem Deniz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyonlu bireylere pender'in sağlığı geliştirme modeline dayalı verilen eğitimin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi

Bu tez çalışması hipertansiyon hastalarına Pender'in Sağlığı Geliştirme Modeli'ne dayalı verilen eğitimin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iyileştirilmesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, randomize kontrollü girişimsel (yarı deneysel) bir çalışmadır. Balıkesir ili Edremit ilçesinde bulunan Devlet Hastanesi'nde 15 Ekim 2021- 15 Nisan 2022 tarihleri arasında 114 hipertansiyon hastası ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" ile yüzyüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ön test uygulaması sonrası, eğitim grubu hastaları ile birebir görüşülerek eğitim sunulmuştur. Eğitim sonunda hazırlanan eğitim kitapçığı hastaya verilmiş, iletişim bilgileri kaydedilmiştir. Eğitim grubu hastalarına sekiz haftalık bir izlem süreci uygulanmıştır. Bu zaman diliminde hastalara haftada iki- üç kez kısa mesaj gönderimi yapılarak eğitimin etkin kalması hedeflenmiştir. Son test uygulaması için kontrol ve eğitim grubu hastaları randevu verilerek yeniden hastaneye davet edilmişlerdir. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama ± standart sapma, ortanca (minimum- maksimum), Kolmogorov-Smirnov testi, bağımsız iki örnek t testi, Mann Whitney U testi, Pearson's ki-kare ve Yates düzeltmeli ki-kare testi, Wilcoxon testi, Robust iki yönlü varyans analizi, Bonferroni testi kullanılmıştır. Tüm istatistikler, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın ön test uygulamasında grupların homojen olduğu saptanmıştır. Ancak son test uygulamasında elde edilen SYBDÖ II ölçek toplam puanlarında, yapılan eğitim sonrası eğitim grubunun ölçek puanı istatistiksel olarak daha yüksek çıkmıştır. Bu durum, hipertansiyon hastalarına uygulanan eğitim girişimlerinin hipertansiyon yönetiminde etkili olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Hasta eğitimi, hipertansiyon, pender, sağlığı geliştirme modeli, sağlıklı yaşam biçimi davranışları.

Hasta eğitimiHipertansiyonPender+4
İlknur Günay
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Reprodüktif dönemdeki kadınların serviks kanseri taramasına yönelik sağlık inanışları ve etkileyen faktörler

Bu çalışma Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran reprodüktif dönemindeki kadınların serviks kanseri taramasına yönelik sağlık inanışları ve bunları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Hedeflenen örnek hacmini hesaplamak için Basit Rastgele Örnekleme Formülü kullanılmıştır. Örneklem, madde bazında %95 güvenle en az 267 hesaplanmış ve 300 denekle çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın sonuçları, bireysel tanılama formu, serviks kanseri ve Pap smear testi sağlık inanç modeli ölçeği (SİMÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Normallik testi sonunda, gruplar arasında farklılık incelenirken ikili gruplarda normal dağılmayan değişkenlerde Mann Whitney U testi, ikiden fazla gruplarda ise normal dağılmayan değişkenlerde Bonferroni düzeltmeli Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilirken ise Ki-kare analizi kullanılmıştır. Gruplar arası farklılık incelenirken p≤0.05 alınmıştır. Araştırma sonunda kadınların %75.0'inin Pap smear testini duyduğu, %48.7'sinin daha önce Pap smear testi yaptırdığı bulunmuştur. Pap smear yaptıran kadınların %51.4'ünün testi düzensiz aralıklarla yaptırdıkları bulunmuştur. Kadınların Pap smear testini büyük oranla (%51.7) sağlık personelinden duydukları belirlenmiştir. Kadınların Pap smear yaptırmama nedenleri arasında, herhangi bir şikayetinin olmaması (%28.3) ve testle ilgili yeterli bilgiye sahip olmama (%21.0) yer almıştır. Çalışmamızda kadınların serviks kanseri ve Pap smear testi SİMÖ alt boyutlarından aldıkları ölçek alt boyut puan ortalamalarının 7.7 ± 2.3 ile 33.5 ± 9.3 arasında değiştiği bulunmuştur. Kadınların SİMÖ alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde yarar ve engel algılarının yüksek, duyarlılık ve sağlık motivasyonu algılarının düşük olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, kadınların özellikle üreme sağlığı/cinsel sağlık ile ilgili tarama testlerini yaptırmama nedenleri ve sağlık inançlarının değerlendirildiği araştırmalara ağırlık verilmesi, sağlık kurumlarında kadınları erken tanıya yönlendirecek ortamların oluşturulması, beklenen koruyucu sağlık davranışlarını gerçekleştirmeyi engelleyen algıların belirlenerek azaltılması yönünde girişimlerin yapılması önerilmiştir. Anahtar sözcükler; Bilgi düzeyi, reprodüktif dönem, risk faktörleri, serviks kanseri, sağlık inanışları, sağlık inanç modeli.

BilgiNeoplazmlarRisk faktörleri+3
Gökçe Banu Acar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Adolesanlara verilen planlı eğitimin menstruasyon ve genital hijyen davranışına etkisinin belirlenmesi

Araştırma, adolesan kızların menstruasyon ve perine hijyeni hakkında bilgi eksikliklerini tespit ederek, konu hakkında doğru bilgi öğrenmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini çalışmanın yapıldığı tarihlerde okulda bulunan toplam 355 kız öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak veri toplama formu ve eğitim öncesi/sonrası bilgilerini değerlendirmek için soru formu kullanılmıştır. Araştırma verileri toplandıktan bir gün sonra öğrencilere menstruasyon fizyolojisi ve hijyenine ilişkin hazırlanan eğitim ve broşür verilmiştir. Eğitimin alışkanlığa dönüşmesi süresi tespit edilmiş ve belirlenen 12 hafta sonrasında eğitimin etkililiğini öğrenmek için son test uygulanmıştır. Verilerin analizi için sayısal değişkenlerde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum), kategorik değişkenlerde frekans dağılımları verilmiştir. İki bağımlı kategorik değişken arasında ilişki olup olmadığına McNemar testi ile bakılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Çalışmamızda öğrencilerin yaş ortalaması 12.05±0.87 (dağılım aralığı ise 11-15 yaş) bulunmuştur. Öğrencilerin anne baba eğitim düzeyleri, meslekleri, gelir düzeyleri her iki okulda da benzer bulunmuştur. Çalışmamızda öğrencilerin çoğunluğunun menstruasyon hakkında bilgi aldığı, alınan bilginin kaynağı olarak çoğunlukla annelerini söyledikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunun menstruasyon dönemine geçtiği bulunmuştur. Çalışmamızda eğitim sonrasında öğrencilerin çoğunun pamuklu iç çamaşırı kullanmaya başladığı (p<0.001), iç çamaşırı değiştirme sıklığının eğitim öncesine göre arttığı bulunmuştur (p<0.001). Öğrencilerin genital bölge temizliğinde sabun kullanma durumlarına bakıldığında eğitim öncesine göre eğitim sonrasında azalma olduğu bulunmuştur (p<0.001). Araştırmamıza katılan öğrencilerin tuvaletten sonra kirli bölgenin temizliğini yapma şekilleri incelendiğinde eğitim sonrasında önden arkaya doğru temizlik yapanların oranının arttığı (p<0.001), öğrenciler eğitim öncesi menstruasyon döneminde peçete, temiz bez gibi ürünler kullanırken eğitim sonrasında hijyenik ped kullanmaya başladıkları belirlenmiştir (p<0.001). Öğrenciler menstruasyon döneminde eğitim öncesi pedlerini 8-12 saat aralıklarla değiştirirken, eğitim sonrasında 4-5 saatte bir değiştirdikleri bulunmuştur (p<0.001). Çalışmamız verileri ışığında, hemşirelerin hem ergenlik dönemindeki kızlara hem de annelere menstruasyon konusunda eğitim vererek bu konudaki eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunması, uygulama üzerinde sadece bilgi değil, gelenekler ve göreneklerden kaynaklanan tutumların da etkili olduğu düşünülerek, sağlık eğitiminde rol alacak hemşirenin bu konuları göz önünde bulundurması önerilebilir.

Cinsel eğitimErgenlerGenital hastalıklar+7
Ayşe Sinop Gedik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Paramediklerin (Ambulans ve acil bakım teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu anket çalışması acil sağlık hizmetlerinde çalışan Paramediklerin (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi. Amaç: Bu anket çalışması acil sağlık hizmetlerinde çalışan Paramediklerin (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Anket sonuçları mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerin gözden geçirilmesi ve yeniden yapılandırılmasının gerekliliği açısından önem arz etmektedir. Materyal Metot: Çalışmaya 2016-2017 tarihleri arasında, Ankara ili ve ilçelerinde 112 ambulansları ve acil servislerinde çalışan 324 paramedik (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) katılmıştır. Anket formu oluşturulurken ilk bölümde demografik veriler, ikinci bölümde ise acil servislerde ve ambulanslarda sıklıkla kullanılan intravenöz ilaçların endikasyonları, kontrendikasyonları, yan etkileri, uygulama dozları, dikkat edilmesi gereken özel durumlar ve girişimsel işlemlerle ilgili hazırlanan ifadelere yer verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların çoğunluğu 18-26 yaş grubunda, önlisans mezunu, 2- 6 yıllık meslek deneyimine sahip paramediklerden oluşmaktadır. Katılanların çoğunluğu ilaç ve ilaç uygulamaları konusunda bilgi düzeyinin yetersiz (%48,7) olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların çoğu mezuniyet sonrası girişimsel uygulamalar ile ilgili hizmet içi eğitim almıştır (%81,3). Katılımcıların sorulan sorulara verdikleri cevaplara göre aldıkları puan en yüksek 91,53; en düşük 32,2'tür. Katılımcıların puan ortalaması 70,57'dir. Kurumlarında girişimsel işlemler, ilaç ve viii ilaç uygulamaları ile alakalı hizmet içi eğitim alanların daha başarılı olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç: Acil sağlık hizmetlerinde çalışan paramediklerin kardiyak ilaçlar, laringeal maske havayolu ve intraosseöz başta olmak üzere bazı konularda bilgilerinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Bu konular başta olmak üzere hizmet içi eğitimlerin artırılmasının gerekli olacağını düşünmekteyiz.

Acil servis-hastaneAcil tıp servisleriAmbulanslar+4
Erdem Haytaç
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimlerinde eğitimlerini sürdüren öğrencilerde sağlık davranışı ve etkileyen faktörler

Amaç: Demiroğlu Bilim Üniversitesi Sağlık Bilimlerinde eğitimi sürdüren öğrencilerde sağlık davranışları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini 2019- 2020 eğitim-öğretim yılı'nda Demiroğlu Bilim Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 356 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma; Ebelik, Hemşirelik, Beslenme ve Diyetetik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümlerinde okuyan birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak katılımlarıyla sağlanmıştır. Araştırmada veriler "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği" ve "Sosyo-Demografik Form" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamaları 21.60±2.97 olup %46.1'i hemşirelik, %11.2'si ebelik, %22.2'si beslenme ve diyetetik, %20.5'i ise fizyoterapi ve rehabilitasyon programında okumaktadır. Öğrencilerin %60.7'si birinci sınıf, %39.3'ü dördüncü sınıf öğrencisidir. Son 6 ay sağlık değerlendirme skorları 1 ile 10 arasında değişmekte olup ortalama 6.40±2.06'dır. Öğrencilerin %34.6'sı sigara kullanmakta iken, %72.8'inin yakın çevresinde sigara kullanan birisi bulunmaktadır. SYBD II Ölçeğinin alt gruplarının değerlendirilmesinde sağlık geliştirilmesinde katkıda bulunulan davranışların içinde en yüksek puan ortalamasının manevi gelişim (26.41±4.37), en düşük puan ortalamasının da fiziksel aktivite (19.06±5.14) olduğu görülebilmektedir. Sonra sırasıyla, kişiler arası ilişkiler (26.17±4.52), sağlık sorumluluğu (22.67±4.88), beslenme (21.40±4.63), stres yönetimi (19.93±4.04) gelmektedir. 2 Sonuç: Öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları orta düzeyde bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını daha iyi bir seviyeye getirebilmeleri için eğitim ve danışmanlık programları düzenlenmesi önerilebilir. Anahtar sözcükler: öğrenci, eğitim, üniversite öğrencisi, sağlığı geliştirme, sağlıklı yaşam biçimi davranışları

Sağlık bilimleriSağlık eğitimiSağlıklı yaşam+3
Ali İmran Günmüz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesindeki öğrencilerin ortorektik davranışlarının ve obezite önyargılarının incelenmesi

Kısıtlayıcı bir beslenmenin sonucunda ortaya çıkan sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya nevroza) ile aşırı beslenme sonucu oluşan obeziteye karşı önyargılar birer halk sağlığı sorunlarıdır. Bu araştırma Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi birinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinde ortorektik davranışların ve obezite önyargısını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmada 640 öğrencinin 556'sına ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak kişisel bilgi formu, ORTO-15 ölçeği, GAMS-27 obezite önyargı ölçeği kullanılmıştır. Veriler istatistik paket programına işlenerek, istatistiksel analizde Kolmogrov Smirnov, ortalama, standart sapma, Ki-kare, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Spearman korelasyon testleri yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %84.2'si kadın olup Beden Kitle İndeksi (BKI) ortalamaları 21.78±3.23 kg/m²'dir. Öğrencilerin %11.3'ünün ortorektik eğilimlerinin olduğu bulunmuştur. Erkeklerde ve beslenme ve diyetetik öğrencilerinde daha fazla ortorektik eğilimler saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin %16.7'si obez bireylere karşı önyargısız, %61.0'ı önyargıya eğilimli ve %22.3'ü önyargılı bulunmuştur. Hemşirelik bölümü öğrencilerinde, fiziksel görünümünü kendi beyanlarına göre obez olarak belirtenlerde ve BKI sınıflandırmasına göre obezlerde diğer gruplara göre GAMS-27 obezite önyargı ölçeği puanları daha yüksek olup obez bireylere karşı daha fazla önyargıya eğilimli oldukları bulunmuştur (p<0.05). ORTO-15 toplam puanıyla ile her üç alt boyutta da anlamlı bir şekilde pozitif korelasyon bulunurken, GAMS-27 obezite önyargı ölçeğiyle anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Sonuç olarak erkekler kadınlara göre daha fazla ortorektik eğilim göstermektedir. Öğrencilerde obeziteye karşı önyargı ve önyargıya eğilimli olma oranı yüksektir. Bu sonuçlar doğrultusunda geleceğin sağlık çalışanları adayları olan öğrencilerde ortorektik tutumlarının ve obezite önyargılarının azaltılmasına yönelik farkındalık ve bilinç düzeyini artıracak multidisipliner çalışmalar yürütülmelidir. Anahtar Kelimeler: Obezite Önyargısı, Ortorektik Davranışlar, Öğrenci

ObeziteOrtoreksiya nervozaSağlık eğitimi+2
Edanur Balalan
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerine verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin inanca ve sosyal mesafeye etkisi

Çalışma ergenlere verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin, ergenlerin ruhsal hastalıklara yönelik inancına ve sosyal mesafelerine etkisini araştırmak amacı ile yarı deneysel ön test-son test kontrol gruplu desen etkisinde planlanmıştır. Araştırma Afyon Dazkırı İlçe Merkezi'nde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı dört lisede yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2014-2015 öğretim yılında bahar yarıyılında bu liselerde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışmaya alınacak öğrencileri belirlemek amacıyla; Dazkırı ilçesinde öğrenim gören 727 lise öğrencisine Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç ölçeği ve Sosyal Mesafe ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden yüksek puan alan 154 öğrenci ile çalışmaya devam edilmiştir. Bu öğrencilerin belirlenmesinde ruhsal hastalıklara yönelik inanç ölçeği puanının yüksekliğine dikkat edilmiştir. Bu öğrenciler basit rastgele tesadüfi örneklem yöntemine göre 78 girişim ve 76 kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Girişim grubuna ruhsal hastalıklara yönelik verilen eğitime olumlu katkı sağladığı bilinen "Akıl Oyunları" ve "Biz, siz, onlar" filmleri seyrettirilerek ve haftada iki toplamda on saatten oluşan ders anlatımlı ve tartışmalı olarak planlanan ruhsal hastalıklara yönelik bir damgalama eğitimi verilmiştir. Eğitim sonrası girişim ve kontrol grubu karşılaştırılarak eğitimin etkinliği değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Etik olarak girişim ve kontrol grubuna eğitimin bitiminden bir ay sonra anketler tekrar uygulanmış ve ardından girişim grubuna verilen eğitimin aynısı kontrol grubuna ve eğitime katılmak isteyen öğrencilere de bir oturum şeklinde verilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, damgalama eğitiminin öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algılarını olumlu yönde değiştirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Damgalama eğitimi verilen öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algıları damgalama eğitimi verilmeyen öğrencilere göre daha olumlu yönde değişmiştir. Ergenlere verilen eğitimler ruhsal hastalığa karşı olan tutumda pozitif yönde etkili olmuştur(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Eğitim, Ergen, İnanç, Ruhsal Hastalık, Sosyal Mesafe

ErgenlerLise öğrencileriPsiko-eğitim programı+3
Hatice Çalık Koyak
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Related subjects