Seyyahlar
54 theses under this subject heading
XVIII. ve XIX. yüzyıllarda İngiliz ve Fransız seyahatnamelerinde Osmanlı toplumu
Sınırlarını XVIII. ve XIX. yüzyıllar olarak belirlediğimiz bu çalışma; söz konusu iki yüzyıllık dönemde dini, siyasi, gezi ve askeri amaçlarla Osmanlı Devleti topraklarına gelen İngiliz ve Fransız seyyahların Osmanlı toplumu hakkındaki izlenimlerini irdelemektedir. Çalışmanın temel amacı Osmanlı sosyal tarihi için önemli kaynaklar arasında yer alan bu seyahatnamelerin aktarmış olduğu bilgiler değerlendirilerek Osmanlı toplumunu ve toplumun sosyal ve kültürel yaşantısını incelemek üzerinedir. Çalışmanın kapsamının belirlenmesinde İngiliz ve Fransız seyyahlarının Osmanlı toplumu hakkında verdikleri bilgiler esas alınmış ve bu hususlar üzerinde durulmuştur. Hem İngiliz hem de Fransız seyahatnamelerini bir arada incelememizin odak noktası ise farklı kültür ve siyasi tabanda olan iki toplum ve seyahatname temsilcilerinin, aynı dönemde farklı perspektiflerle bakmasının temel sebeplerinin neler olduğunun ayrımıdır. Bu temsilcilerin ait oldukları toplumların inançları, bakış açılarındaki farklılıklarındaki abartı, gerçek dışı tasvir, anlatım ve yorumlara sebep olabilmektedir. Çalışmada seyahatnamelerin yanında konu ile ilgili araştırma eserlerden de faydalanılmış ve konu bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seyahatnamelerin tanımı ve özellikleri, seyyahlar, seyahatnamelerin Osmanlı sosyal tarihi için kaynak değeri ve seyahatnamelerde yer alan resim ve gravürlerin önemi incelenmiştir. İkinci bölümde Osmanlı toplumunun iki ana unsuru olan Müslüman ve Gayrimüslim halkın sosyal yaşamı alt başlıklar altında incelenmiştir. Osmanlı toplumunun aile hayatı, kadınları ve çocukları, evde yaşamı, gelenek görenekleri ile dini inançları araştırılmıştır.
Seyahatnamelere göre Ortaçağ'da Batı Anadolu
Batı Anadolu, Antik Çağ'dan bu yana kültürel olarak oldukça zengin bir bölge olmuştur. Daha sonraları Bizans İmparatorluğu adıyla anılacak olan Doğu Roma İmparatorluğu da Batı Roma'dan ayrıldıktan sonra, kültürel temellerini burada bulmuş ve zaman içinde daha doğulu bir görünüm kazanmıştır. Bu bölge Ortaçağ'da büyük değişikliklere uğradıktan sonra, en nihayet asli şeklini verecek olan Müslüman Türkler tarafından yurt haline getirilmiştir. Malazgirt Zaferi'nden sonra, Batı Anadolu'nun etnik yapısı da değişmiş, Rumlar yerlerini Türklere bırakırken, bölgenin dini yapısı da paganistik inanç sisteminden önce Hıristiyanlığa, sonra da Selçuklularla beraber Müslümanlığa geçmiştir. Bu süreç boyunca buradaki topluluklar, her üç inanç sisteminin ve kültürel yapısının izlerini burada bırakmışlardır. Tüm tarih boyunca önemli bir yer olan Anadolu Yarımadası birçok seyyahın da uğrak yeri olmuştur. Bu seyyahların kimisi, bu araştırmanın dönemi da olan Ortaçağ'da yaşamış ve uğradıkları Batı Anadolu hakkında bilgi vermiş, kimileri de daha sonraki dönemlerde buraya gelmiş ve bölgeyi anlatırken Batı Anadolu'nun geçmişini anlatmışlardır. Bu çalışmada, eserlerinde Batı Anadolu'nun Ortaçağ dönemini yazan seyyahların seyahatnameleri incelenmiş, doğulu ve batılı seyyahların bu bölge hakkında kaydettikleri bilgiler güncel bilgilerle karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Batı Anadolu, Ortaçağ, Gezgin, Seyahatname, Seyyah
İbn Battûta Devri Horasan ve Türkistan şehirleri
XIV. yüzyılın en önemli seyyahı olan İbn Battûta eski dünya diye tabir edilen bölgelerin tamamını gezmiştir. İbn Battûta devrine Türk-Moğol devri demek yanlış olmayacaktır. Nitekim seyyahın gezmiş olduğu yerlerin hemen hemen çoğu ya Türk ya da Moğol hakimiyeti altında bulunmaktadır. Türk tarihi ve Türk dili bakımından da önemli bir yere sahip olan seyahatname, Türklerin XIV. yüzyıldaki sosyal, siyasi, iktisadi ve dini hayatlarına dair önemli bilgiler içermektedir. Seyahatname ayrıca antropoloji ve coğrafya bilimlerine katkıları bakımından önem arz etmektedir. İbn Battûta'nın Horasan ve Türkistan gezileri neticesinde uğramış olduğu şehirlerin Moğol istilası öncesi durumlarına baktığımız zaman bu bahsi geçen şehirlerin bilim ve kültür merkezleri olduğu ve mimari açıdan o dönemin muazzam yapıları ile karşımıza çıktığı görülmektedir. Bu şehirleri gezen seyyah, dönemin kültür ve ilim başkentlerinin Moğol istilası sonrası vahim durumlarını detaylı bir şekilde aktarmıştır. Ayrıca bu şehirlerin sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik faaliyetlerine de değinen İbn Battûta bu bölgenin hükümdarları Ebû Said Bahadır Han, Aleaddin Tarmaşirin Han ve Özbek Han ile de yüz yüze görüşme imkânı elde ederek onlar hakkında önemli bilgiler aktarmıştır.
14. yüzyıldan Cumhuriyet Dönemine kadar yabancı seyyahların gözünden Bursa ilindeki mimari eserler
Bu tezde 14. yüzyıldan 1923 yılına kadar günümüz Bursa ili sınırları dâhilinde seyahatler yaparak burada karşılarına çıkan mimari eserlere yer veren seyyahların tanımlamaları değerlendirilmiştir. Yapılan tanımlamaların güvenilir olup olmadıklarının tespit edilmesi için ilk olarak seyahatnamelerin yapısal incelemesi yapılmış ve mevcut problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında Bursa ili ve ilçelerindeki Osmanlı Dönemi öncesi ve Osmanlı Dönemi eserleriyle ilgili seyahatnamelerde yer verilen bilgilerin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Yapılarla ilgili karanlıkta kalan bazı hususlar da yine bu kaynaklar aracılığıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca özellikle Bursa ili merkezi örneğinde deprem, yangın, savaş gibi bazı afetlerin yapılar üzerinde meydana getirdiği tahribatlara seyyahların aktarımları paralelinde yer verilmeye gayret edilmiştir. Seyahatnamelerde Osmanlı yönetimi ve halkının eski eserlere yönelik tutumlarıyla ilgili seyyahların görüşlerinin önemli yer ettiği görülmüş ve bu aktarımlara ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Bu yöndeki tanımlamalar bazı durumlarda seyyahların önyargılarının şekillendirdiği düşünceler olabilmekle birlikte özellikle 19. yüzyılda yaşanan ihmalkârlıkları ve bozulmaları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Ele aldığımız seyahatnamelerde karşımıza çıkan gravür, çizim gibi görsellerin de yine ayrı bir bölümde değerlendirilmesine çalışılmıştır.
Seyyahların gözüyle Kars gravürleri
Bu çalışma; dini, tarihi ve coğrafi özellikleri nedeniyle ilk çağlardan itibaren farklı kültürlere ev sahipliği yapmış olan Kars'ın Batılı seyyahların seyahatnamelerinde bulunan gravürlerinin incelenmesini ele almaktadır. Konu kapsamında XVIII. ve XIX. yüzyılda Kars'a gelen seyyahların gravürlerinde betimledikleri yerlerin tespit edilmesi, incelenmesi günümüzdeki durumlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamada kültürel açıdan zengin bir mimari dokuya sahip olan kentin incelemesi ve sanatçı gözüyle nasıl betimlendiklerinin analiz edilmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda seyyahların yapmış oldukları seyahatlerle ilgili yazmış oldukları kitaplarda bulunan gravürler, nitel tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Bu tarama sonunda çok sayıda seyyahın Kars'a geldiği bunlardan sadece dört tanesinin farklı mekânların tasvirinden oluşan 67 gravürü tespit edilmiştir. Bu gravürlerin bugünkü durumları yapılan saha çalışması ile tekrar fotoğraflanmış ve karşılaştırma yöntemi ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda gravür tekniği ile betimlenen yerlerin genellikle sivil ve dini yapılardan, kent görünümleri ve manzaralardan seçildiği görülmüştür. Gravürlere konu olan yerlerin bugünkü durumundan hem teknik hem estetik hem de yapısal açıdan çok büyük farklılıklar gösterdiği görülmektedir.
Bazı Çin seyahatnameleri üzerine bir değerlendirme (M.Ö 139-M.S. 984)
Geçmişten günümüze insanoğlu çeşitli amillerin etkisiyle bulunduğu coğrafyayı terk ederek, kendisi için yeni ve keşfedilmemiş olan bölgelere seyahat halinde olmuştur. Bu seyahat hali günümüze gelinceye değin artarak devam etmiştir. Seyahat edenlerin gezdiği ve gördüğü yerleri, yaşadıklarını kaleme alması ise seyahatnamelerin oluşmasını sağlamıştır. Seyahatnameler zamanla tarihi açıdan kıymetli birer hazineye dönüşmüştür. Özellikle milletlerin tarihinin yazılması hususunda birinci el kaynak hükmünde olan bu eserlerden Çinli seyyahların yazdıkları hem bölge hem de Türk tarihi için yüksek önemi haizdir. Türk tarihi için Çin kaynaklarının önemine binaen bu kaynakların içinde bulunan seyahatnameler Türk içtimaî, siyasal, iktisadî, kültürel ve dinî yaşamına dair önemli bilgileri içermektedir. Bu nedenle M.Ö. 139 yılından M.S. 984 yılına kadarki süreç içerisinde Chang Chien, Fa Hsien, Sung Yün, Wu Gong, Hsüan Tsang ve Wang Yen-te isimli seyyahların yazdıkları Türk Tarihi açısından önemli sırları deşifre etmektedir. Bu seyahatnamelerin tahlil ve tetkiki neticesinde mühim tarihi verilere ulaşmak tabiidir.
Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da gayrimüslimler
Batılı seyyahların en çok görmek ve ziyaret etmek istedikleri şehir İstanbul'dur. Bu şehir, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki önemli deniz yollarını ve karayollarını birleştiren bir merkez konumundadır. Ayrıca gayrimüslimler için tarihsel bir öneme sahiptir ve tarih boyunca pek çok Batılı seyyah İstanbul'u ziyaret etmiştir. Bu seyyahlar mektup, hatırat ve günlüklerde İstanbul'a olan hayranlıklarını kaydetmişlerdir. Bu araştırma Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleri hakkında birçok bilgi içermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm 19. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayrimüslimlerin genel durumu hakkında bilgileri kapsamaktadır. İkinci bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin iktisadi durumuna değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Gayrimüslimler, Batılı Seyyahlar, Sosyal ve Kültürel Hayat, İktisadi Durum.
Abdürreşid İbrahim'e göre Japonya'da modernizm ve İslam
Bu tez çalışmasında Abdürreşid İbrahim'in Japonya'ya yaptığı seyahat ile bu seyahati boyunca kurduğu ilişkileri ve yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Abdürreşid İbrahim'in Japonya kurduğu ilişkilerin ve yapmış olduğu faaliyetlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasının İslam'ın Japonya'daki tarihine katkı sağlayacağı düşünülerek ve bu çalışma yapılmıştır. Rusya Türklerinden Abdürreşid İbrahim (1857-1944); aydın, fikir adamı, seyyah ve siyasi bir entelektüel figür olarak, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın ilk yarısında Türk ve İslam dünyasında söz sahibi olmuş bir kişiliktir. Oldukça zor şartlar altında çocukluğunu geçirmiş olan Abdürreşid İbrahim, bütün zorluklara göğüs gererek eğitimine devam etmiş ve Mekke ve Medine'de tahsilini tamamladıktan sonra ömrünün büyük bir çoğunluğunu Müslümanların problemlerine çözüm aramakla geçirmiştir. Bu arayış kendisini 20. yüzyılın başlarında Japonya getirmiştir. Abdürreşid İbrahim, Türkistan'dan yola çıkmış olduğu 3 yıllık seyahatinin yaklaşık 7 ayını Japonya'da geçirmiştir. Japonya'da kaldığı süre zarfı içersinde Japon basını ile yakın temaslar kurmuş ve basın yolu ile kendisini Japon toplumuna tanıtmaya ve kabul ettirmeye çalışmıştır. Abdürreşid İbrahim, Japonya'da birçok üst düzey devlet adamı, subay, profesörlerle görüşmeler yapmış, onları Müslümanlarla işbirliği yapmaya teşvik etmiştir. Diğer taraftan ise Japonya'nın hızlı bir modernleşme geçirmesi ve kendisini dünyaya kabul ettirmesindeki teknik başarıyı ve bunu yaparken de muhafazakâr kimliğini koruyabilmesini yakından incelemiştir. Japonya'da Kokuryukai ya da daha yaygın ismi ile bilenen Kara Ejderler gibi bazı gizli yapılanmalarla yakın ilişkiler kurmuş, bu ilişkiler sayesinde Japonya'da bir cami inşası projesine dâhil olmuş ve İslam'ı Japonya'da tanıtmaya çalışmıştır. Ayrıca Japonya'da bulunan Hristiyan misyonerlerin İslam aleyhinde yürütmüş oldukları faaliyetleri Japonya'da edindiği Müslüman dostları ile engellemeye çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdürreşid İbrahim, İslam, Japonya, Modernizm
Hollywood sinemasında kültürel temsil ve oryantalizm
Bu çalışmada, 17. ve 19. yüzyıllar arasında Doğu hakkında yazan seyyahların gezi metinleri içinde ürettikleri Doğu imgeleriyle, ?gezgin? temasını işleyen Hollywood filmlerindeki Doğu/Doğulu imajları arasındaki etkileşimin ve Oryantalist gelenek içinde yaratılan söylemin filmlerdeki Doğu temsilleri üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada ?gezgin? temasını işleyen ve Mısır'ı konu edinen Indiana Jones Raiders of the Lost Ark (1981), Mummy (1999) ve Mummy Returns (2001) gibi Hollywood filmlerinin Doğu'yu ve Doğuluları kültürel olarak konumlandırırken kullandıkları söylemsel pratiklerin incelenmesi ve seyyahların Doğu'yu betimlemek için ürettikleri imge, imaj ya da klişelerin film metinleri içindeki Doğu/Doğulu temsillerine nasıl etki ettiğinin ortaya çıkarılması için söylem analizi yönteminden yararlanılmıştır. Diyalog, görüntü ve eylem gibi üç temel öge dikkate alınarak incelenen filmlerde Doğu ve Doğuluların, seyyahların gezi metinlerinde oluşturdukları imaj, imge ve klişelerin kullanımıyla temsil edildiği belirlenmiş ve Doğu'nun, film ve gezi metinlerinde ortak özellikler yüklenerek temsil edilmesinde, Oryantalist söylem içinde yaratılan sabitleşmiş Doğu kurgusunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Oryantalizm2.Hollywood Sineması3.Kültürel Temsil4.Söylem5.Seyyah
İngiliz seyyahlarına göre II. Mahmud döneminde Anadolu'nun sosyal, kültürel ve iktisadî durumu
Bu tezde Batılı seyyahların gözlemlerine göre Anadolu'daki sosyal, kültürel ve iktisadî yapının incelenmesi ve Osmanlı toplum yapısının anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda Anadolu'da yaşayan insanlar; şehirli, köylü ve konargöçerler olarak sınıflandırılmıştır. Seyyahların verdikleri detaylı gözlemlerde; Anadolu insanının batıl inançları ve fiziksel yapılarından, vakitlerini geçirdikleri kahvehane gibi mekânlara, günlük alışkanlıklarına ve ticarî faaliyetlerine kadar geniş bir yelpaze tasvir edilmektedir. Bunun yanında, Osmanlı modernleşmesinin örnekleri ve seyyahların Osmanlı medeniyetine bakış açıları tespit edilmektedir. Tezin kapsamı, günümüz Anadolu sınırları çerçevesinde kısıtlı tutulmaktadır. Zaman aralığı ise II. Mahmud dönemini kapsamaktadır. İncelenen seyyahların çoğu İngilizler olmak üzere İskoç ve İrlandalılardan oluşmaktadır. Coğrafî ve kültürel açıdan, seyyahların ülkeyi ziyaret etme amaçlarının başında gelen İstanbul, kendi başına bir tez çalışması olması sebebiyle konu dışında tutulmaktadır. Bu doğrultuda, doğru değerlendirmelere ulaşmak için seyyahların Anadolu ile ilgili gözlemleri karşılaştırılmıştır. Tezde elde edilen bulgulara göre, XIX. yüzyılın ilk yarısında yenileşme faaliyetlerinin sonucu olarak Osmanlı Devleti'nin sosyal ve kültürel yapısı özellikle toplumun üst tabakalarında değişmeye başlamıştır. Geleneksel olarak yeni bir yaşam tarzına direnen alt tabakadaki insanlar bu yenilikleri benimsememiştir. Avrupalı tüccarların ticari faaliyetleri ve Avrupa yapımı ürünlerin pazarlardaki paylarını artırmalarından dolayı ekonomik anlamda devlet zayıflamaya başlamıştır. Müslüman ve gayrimüslimler esas olarak birbirlerinden farklı olan özellikleri yanında benzer özellikleri de paylaşmış ve din bu insanların hayatında belirleyici rol oynamıştır. Nüfus oranında değişimler meydana gelmiş ve şehir, köy ve yaylalardaki insanlar farklı yaşam koşullarında hayatlarını sürdürmüşlerdir. Tezde; Türkler hakkındaki önyargılar ile gözlemlerini kıyaslayan seyyahların, yaptıkları bazı tahliller ortaya konulmaktadır.
Geç Ortaçağ seyyah ve coğrafyacılarının gözüyle Endülüs
İslam tarihi boyunca önemli bir evreyi kapsayan Endülüs İslam Tarihi ve Endülüs'ün değerli toprakları bu çalışmayı yapmak için yol gösterici oldu. Bu çalışmada Endülüs toprakları hakkında verilen bilgiler, güvenilir kaynaklardan faydalanarak verilmeye çalışıldı. Bu tez çalışmasında, Geç Orta Çağ'da Seyyah ve Coğrafyacılarının Gözüyle Endülüs incelenmiştir. Endülüs 711 yılında Müslümanların fethettiği bir yerdir. 1492 yılında ise son toprak parçası olan Gırnata'yı kaybedince İber yarımadasındaki İslam hâkimiyeti son bulmuştur. İslam hâkimiyetinde bulunduğu sürece Müslümanlar ve bölgede yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlar birlikte güzel bir medeniyet kurmuşlardır. Müslümanlar sekiz asır boyunca Endülüs'ün eğitimi, ziraatı, ticareti ve üretimine katkıları çok miktardadır. Geç Orta Çağ seyyah ve coğrafyacılarının eserlerine göre yapılan bu eserde ulaşılamayan kaynaklardan faydalanılamadı. Ulaşılan kaynaklarda, güvenilir ve doğru bilgiler kullanıldı. Endülüs hakkında genel bilgiler verildi. Coğrafyası, ekonomisi, dini ve şehirleriyle ilgili bilgiler aktarıldı. Bilgilerin doğruluğunu arttırmak için güncel yazılan eserlerden de faydalanıldı.
Avrupalı seyyahların gözünden Anadolu'da Türk halk kültürü
Halk kültürü araştırmaları bünyesinde yapılan çalışmalarda, seyahatname türü temel kaynaklar arasında yer almaktadır. Seyahat ettikleri yerleri coğrafi, ekonomik, kültürel, siyasi, sosyal açılardan gözlemleyen seyyahların tespitlerinden hareketle milletlerin yaşam biçimleri, alışkanlıkları, ritüelleri, anlayışları üzerine incelemeler yapılabilmektedir. Bu çalışmada, 17. 18. ve 19. yüzyıllarda Anadolu'ya yapılan seyahatlerin neticesinde üretilmiş seyahatnameler incelenmiştir. 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkarak 19. yüzyılda sistematikleşen oryantalist düşünce, seyahatlerin ivme kazanmasında ve amaçlarına göre çeşitlenmesinde etkin bir rol oynamıştır. Anadolu'daki yaşantının Avrupalı seyyahların gözünden ele alındığı bu çalışmada, oryantalizmin seyahat metinlerine etkilerini ve metinler aracılığıyla adeta yeniden üretilen Anadolu algısını analiz etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öncelikli kaynaklar olarak seyyahların Türkçeye çevrilmiş seyahatnamelerine başvurulmuştur. Seyahat metinlerinin Türk halk kültürü açısından analizi yapılmış, seyyahların gözlemleri farklı başlıklar altında tasnif edilmiştir.
17.yüzyılın sonu, 18. yüzyılın ortası ve 19. yüzyılın başında yabancı seyyahların gözünden Batı Anadolu antik kentleri
17.Yüzyılın Sonu, 18. Yüzyılın Ortası ve 19. Yüzyılın Başında Yabancı Seyyahların Gözünden Batı Anadolu Antik Kentleri? başlığı altındaki çalışmanın temelini seyyahların, ?Asia Minor? (Küçük Asya) adını verdikleri coğrafyadaki seyahatleri sonucunda yazdıkları seyahatnameler oluşturmaktadır. Seyyahlar, Rönesans'ın getirdiği fikir akımlarından etkilenmelerinin sonucunda Antik çağa ait sanat eserlerini aramaya başlamışlardır. Bunun sonucunda pek çok seyyah Anadolu'yu ve Batı Anadolu'da bulunan Assos (Behramkale), Troia (İlium, Willusa), Pergamon (Bergama), Ephesos (Efes), Tralleis (Tralles, Üçgözler), Smyrna(İzmir), Hierapolis (Pamukkale), Sardes Sart,Sardeis),Priene(Güllübahçe),Miletos(Miletus,Mile), Alexandria Troas (Eski İstanbulluk ,Dalyan Köyü), Ksanthos(Eşençay,Arnna) antik kentlerine gelmiştir.Batı Anadolu bölgesi dünya tarihinde çok önemli antik kentleri içine almaktadır. Bunun yanı sıra kentler Yunan - Roma eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bir başka önemli faktörde Osmanlı Devleti'nin gerileme döneminde Batı Anadolu bölgesindeki kazıları yabancı kazı ekipleri gerçekleştirmiştir. Kazılarda çıkan eserlerin büyük bir kısmı yurtdışındaki müzelere taşınmıştır ve halen bu müzelerde sergilenmektedirler. Konun seçilme nedeni dönemin seyyahlarının anlatımıyla Batı Anadolu Bölgesinin antik kentlerinin sahip olduğu kültürel mirası tanımak ve eserlerin yurtdışına götürülme öyküleri, nedenlerini ve bunun nasıl gerçekleştiğini aydınlatmak istenmesidir. Bunun için seyahatnameler çalışmamızın temelini oluşturmaktadır. Seyahatnamelerde farklı bir bakış açısıyla ele alınan ve antik kentlerin bir değerlendirilmesi niteliği taşıyan 20 seyahatnameyi kaynak olarak belirledikAraştırmamızın birinci bölümü Batı Anadolu başlığını taşımaktadır. Bu bölüm kendi içerisinde 8 ayrı alt başlıktan oluşmaktadır. Batı Anadolu'nun tarihi coğrafyası hakkında bilgi verilmektedir. Troas, Lidya, Aeolis, İonia, Likya, Mysia ve Karia bölgelerinin coğrafi özellikleri, antik kentleri, uygarlıkları detaylı bir biçimde incelenmiştir. İkinci bölüm Batı'nın Doğu'ya bakışı adını taşımaktadır. Bu bölümde, seyyahları etkileyen ve antik eserleri bulma çabasına iten Oryantalizm akımının doğuşu ve özellikleri hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölüm Osmanlı Ülkesinde Seyahat başlığını taşımaktadır. Üçüncü bölümün iki alt başlığı bulunmaktadır. Birinci alt başlıkta yabancı seyyahlara verilen Mürur Tezkiresi'nin özelliklerinden bahsedilirken, ikinci alt başlıkta Geçmişin Gözleri adını verdiğimiz, Batı Anadolu'ya gelen seyyahlar ve seyahatnameleri hakkında bilgi verilmektedir. 17.Yüzyıldan 19.Yüzyılın ilk yarısına kadar olan dönemde yazılan seyahatnamelerin kronolojik sıralaması göz önünde tutulmuştur. Yararlanılan seyahatnamelerin araştırmamız açısından tarihi kalıntılara ve eserlere ev sahipliği yapan antik kentlere değinenler önceliklidir. Dördüncü bölüm Batı Anadolu Antik Kentleri başlığını taşımaktadır. Bu bölüm on iki alt başlıktan oluşmaktadır. Seçmiş olduğumuz kentler, coğrafi ve tarihi özelliklerinin yanında antik eserleri bakımında da seyahatnameler ışığında analiz edilmişlerdir. Seyyahların gerçekleri yansıtmadaki tutumları, görüşleri de göz önüne alınmıştır. Çalışmamızın beşinci bölümü, Gezgin Batılı Antikacıların Son Dönemi, Osmanlı Arkeolojisinin Kurulması başlığını taşımaktadır. Batı dünyasında antikacılığın son dönemine ait bilgiler verilmektedir. Alt başlığında, Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey'in hayatına ve Osmanlı Devleti'nin eski eserlere bakış açısına, yabancıların yaptığı arkeolojik kazılara, çıkarılan eserleri korumak amacıyla çıkarılan Asar-ı Attika Nizamnamesi'nin özelliklerine değinilmiştir. Tüm bu değerlendirilmeler yapılırken, dönemin siyasi ve diplomatik durumu göz önüne alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Seyyah, Seyahatname, Antik Kentler.
Türk kadın gezginlerin seyahat kısıtlayıcıları üzerine bir araştırma
Bireyler yeni kültürleri tanımak, kendilerini geliştirmek gibi farklı amaçlarla seyahat etmektedirler. Turizm faaliyetlerinde kadınlar erkeklere göre dezavantajlı konumda yer almaktadırlar. Kadınlar toplumda erkeklerin etkisi altında kalmış ve sosyal yaşama girmeleri zaman almıştır. Gerek ekonomik gerekse toplumsal açıdan sosyal yaşama girmeye başlayan kadınlar seyahat faaliyetlerine de katılım göstermeye başlamışlardır. Kadınlar farklı amaçlarla seyahatlere katılım göstermektedirler. Bununla birlikte kadınlar seyahatleri boyunca çeşitli sebeplerle kısıtlayıcılarla karşılaşmaktadırlar. Bu sebeple araştırmanın temel amacını Türk kadın gezginlerin seyahatlerini engelleyen kısıtlayıcıların incelenmesi oluşturmaktadır. Bu temel amaç doğrultusunda literatürdeki çalışmalar incelenerek araştırma soruları oluşturulmuştur. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada 36 katılımcı bulunmaktadır. Araştırma sorularına cevap bulabilmek adına tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında Türk kadın gezginlerin bazı seyahat kısıtlayıcılarının olduğu tespit edilmiştir. Bu kısıtlayıcılar, kişisel kısıtlayıcılar, toplumsal kısıtlayıcılar ve yapısal kısıtlayıcılar olarak ortaya çıkmaktadır. Kadınların bu kısıtlayıcılarla karşılaşmalarına rağmen seyahatlerine devam ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların karşılaştıkları engelleri aşarak kendilerini geliştirdikleri ve seyahatlerin kendilerine özgüven kattığı görülmüştür.
Batılı seyyahlara göre XIX. yüzyılın ilk yarısında Afganistan şehirleri
Afganistan, konumu itibarıyla Orta Asya, Hindistan ve Orta Doğu arasında jeopolitik öneme sahiptir. Bu sebeple bölge tarih boyunca siyasi, sosyo-kültürel, dinî ve ekonomik açıdan önem arz etmektedir. Coğrafi şartların elverişli olduğu arazilere kurulan şehirler, ülkenin güç merkezi olarak devletlerin kaderlerini belirlemiştir. Ayrıca şehirlerin kozmopolit yapısı, renkli bir şehir kültürünün oluşmasını sağlamıştır. Afganistan şehirleri, XIX. yüzyılın ilk yarısında sosyo-kültürel hayatın ve ticaretin merkezi olarak ön plana çıkmıştır. Sömürge devletleri de şehirlere ve ticaret güzergâhlarına önem vermişlerdir. Seyahatnameler, Afganistan'a dair bilgi veren en önemli kaynaklardandır. Bu çalışmada, XIX. yüzyılın ilk yarısında batılı seyyahların Afganistan şehirleri ve şehir unsurları hakkındaki izlenimleri karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha önce yapılan Afganistan çalışmalarında öncelikle siyasi tarih göz önünde bulundurulmuştur. Biz bu çalışmamızda seyahatnamelerden çıkan bilgilerin ışığında bütün tarihî bilgileri aktarmaya çalıştık. XIX. yüzyılın ilk yarısında Afganistan, iç çekişmeler sebebiyle istikrarsız bir hale gelmiştir. Bu durumdan faydalanmak isteyen batılı devletler ise Afganistan'ı daha iyi tahlil etmek ve istihbarat sağlamak için memurlar göndermiştir. Bu memurlar çoğu zaman kendi ilgi alanlarını ön plana çıkaracak şekilde Afganistan'a dair bilgileri ortaya koymaya çalışmışlardır. Yöntem olarak Afganistan'ı gezen seyyahların verdikleri bilgiler, şehirler ve seyahat güzergâhlarında bulunan kırsal yerleşim yerleri temel alınarak tasnif edilmiştir. Kullanılan seyahatnamelerde Afganistan'daki idari teşkilat, şehirleşme, yerleşim ve nüfus yapısı, sosyo-kültürel hayat, iktisadi yapı ve mali sisteme dair geniş bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın giriş kısmında araştırma konusunun takdim ve yöntemi, Afganistan'ın coğrafi yapısına ve tarihine dair bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde seyahatnamelerin tarihteki yeri ve önemi, kullanılan seyyah ve seyahatnameler geniş bir çerçevede tenkit edilerek kaynaklar tanıtılmıştır. Sonraki iki bölümde, Afganistan şehirlerinin ve kırsal yerleşim alanlarının idari teşkilatı, askerî düzeni, şehirleşme, yerleşim ve nüfus yapısı, sosyo-kültürel hayatı, iktisadi yapısı ve mali sistemi hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde kısmen daha az nüfuslu, Afganistan coğrafyasının elverişli bölgelerinde kurulmuş eski tarihlerde büyük ve önemli olan şehirler ve kasabalara dair bilgiler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde şehirler arası güzergâhlarda ya da kırsal alanlarda bulunan önemli yerleşim yerleri ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise tasnif edilen tüm bilgilerin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
Avrupalı seyyahların gözünden 19. yüzyılın ilk yarısında Yakutlar ve Tunguzlar üzerine bir inceleme
Türkiye Cumhuriyeti'nde Yakutlar ve Tunguzlar üzerine yapılan tarihsel çalışmalar azdır. Yakutlar ve Tunguzların yazma geleneklerinin olmaması, coğrafi olarak Sibirya'nın ücra köşelerinde yaşamaları nedeni gibi durumlar bu toplum üzerine çalışmaları zorlaştırmıştır. Yapılan araştırmaların çoğu dil ve etnogenez üzerine yapılan çalışmalardır. Yakutlar ve Tunguzların tarihi ve sosyo-kültürel yapılanmalarına dair yeni bilgilere ulaşmak isteği bizi Doğu Sibirya bölgesini ziyaret eden ve yerleşik nüfus hakkında detaylı bilgi veren Avrupalı seyyahların notlarına yönlendirmiştir. Kaynak araştırmaları sonucu 19. yy.ın ilk yarısında Sibirya'nın kuzeydoğusuna giden beş Avrupalı gezginin seyahatnameleri belirlenmiştir. Seyyahların özgeçmişi hakkında araştırmalar yapılmıştır. Yakutlar ve Tunguzlar üzerine yapılan Türkçe ve İngilizce tetkik eserler incelenmiştir. Seyahatnameler, Tunguzlar ve Yakutların kökeni, coğrafyası, dilleri, sosyal ve kültürel yapıları ile ilgili önemli bilgiler vermektedir. Yapılan bu araştırmalar ile Yakutlar ve Tunguzların kimlikleri, tarihi serüvenleri, yaşadıkları coğrafya ve sosyo-kültürel dokuları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti'nde Yakutlar ve Tunguzlar üzerine tarihsel anlamda araştırmaların artmasına dikkat çekmeyi, gelecek tarihçilerin Sibirya'daki Türk tarihi ve kültürünü araştırmaya teşvik etmeyi, seyahatnamelerin Türk tarihi açısından önemini vurgulamayı, Yakutlar ve Tunguzların 19.yy. ilk yarısındaki sosyal hayatlarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Yakutlar, Tunguzlar, Seyahatname, Doğu Sibirya, 19. yüzyıl.
XIX. yüzyıl batı seyahatnamelerinde Van Sancağı
Van şehri, Osmanlı İmparatorluğu'nun taşradaki önemli merkezlerinden biriydi. XIX. yüzyılda Van şehrini birçok Batılı seyyah ziyaret etmiştir. Bu çalışma Van'ın şehir tarihine katkı sağlamak amacıyla XIX. yüzyıl Batı seyahatnamelerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Çalışmada seyahatnamelerin yanı sıra XIX. yüzyıl Van tarihi üzerine yapılmış araştırmalardan istifade edilmiştir. Bu çalışma beş bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Van'ın coğrafi yapısı anlatılmaktadır. İkinci bölümde Van'ın idari yapısı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Van'da sosyal ve kültürel yaşam anlatılmaktadır. Dördüncü bölümde Van'ın ekonomik yapısı yer almaktadır. Beşinci bölümde ise Van'ın tarihi yapılarından bahsedilmektedir. Neticede seyahatnamelerde yer alan bilgiler diğer araştırmalarla karşılaştırılarak çoğunlukla tutarlı sonuçlar elde edilmiştir.
Osmanlı topraklarında bir kadın seyyah: Leydi Hester Stanhope ve Osmanlı dünyası hakkındaki gözlemleri
Avrupalılar tarafından gizemli ve merak uyandıran bir yer olarak tanımlanan Doğu, tarihin çeşitli dönemlerinde, farklı amaçlarla gelen batılı seyyahlar tarafından ziyaret edilmiştir. Seyahatleri neticesinde müşahede ettikleri yerleri kaleme alan seyyahlar, bulundukları dönemin resmi kaynaklarında geçmeyen sosyal, siyasi, içtimai ve askeri yaşama da ışık tutmuşlardır. 19.yy.'da Osmanlı topraklarına gelen ve burada yaklaşık otuz yıl boyunca ikamet eden Leydi Hester Stanhope de Doğu'yu ziyaret eden seyyahlardan biridir. Seyyahın kendi hayatına ve Osmanlı'daki gözlemlerine dair kaleme aldığı bir eser olmasa da yolculukları boyunca kendisine eşlik eden ve vefatına kadar birlikte olduğu şahsi doktoru Charles Meryon, leydi hakkında yazmış olduğu eserle bu boşluğu doldurmuştur. Çalışmamız, Leydi Hester hakkında yer alan altı ciltten müteşekkil eseri temel alarak üç başlık altında ele almaktadır. İlk bölümde seyyahın ailesi, karakteri, dini ve düşünce dünyası ve vefatı ele alınırken; ikinci bölümde Osmanlı'da seyahat ettiği güzergâh kronolojik sıra gözetilerek incelenmektedir. Son bölümde ise Osmanlı halkının sosyal, kültürel, siyasi, dini yaşamına dair değerlendirmeler Lady Hester Stanhope'nin ve Doktoru Charles Meryon'un gözlemlerine dayandırılarak verilmektedir.
19. yüzyıl Avrupalı kadın seyyahların gözünden Osmanlı kadını
19. yüzyılda Doğuya dair yazılan Avrupa notları önceki yüzyıllardan ziyade farklı amaçlara da hizmet etmektedir. Merak uyandıran Osmanlı Devleti'ne ulaşmak için hem sömürge ve keşif niyetiyle hem de oryantalizmin teşvikiyle Osmanlı Devleti'ne dair geniş bir gözlem sahası oluşmuştur. Bu saha içerisinde önceki yüzyıllarda Avrupalı seyyahlarca kaleme alınan gözlemlerle karşılaştırıldığında 19. yüzyıldaki seyahat yazımları, Osmanlı'nın mahrem'ine yani haremine ışık tutulduğunu göstermektedir. Osmanlı kadınının özeline dair üstü kapalı veya kulaktan dolma harem hikayelerini aktaran Avrupalı erkek seyyahların yerine Avrupalı kadın seyyahların yazdıkları, hemcinsleri Osmanlı kadınının yaşantısına şahitlik ederek bilgi aktarımına fırsat tanır. Oryantalizmden ve kendi kültüründen farklı şekillerde etkilenmiş ve temelini oturtmuş Julia Pardoe, Lady Hornby ve Lucy M.J. Garnett gibi kadın seyyahların kalemleri de bu doğrultuda okura önemli içerik sunmaktadır. Osmanlı kadınının mahremini anlatmak ve onu anlamak açısından yine bir kadının penceresinden bakmak seyahatname alanında zengin ve özgün bir perspektif kazandırmaktadır.
Henry James'in kurmaca metinlerinde yersiz yurtsuzlaşan kadın gezginler
There have been plenty of studies that have analyzed the way Henry James addressed the issue of cultural conflict in his fiction, in which he mirrored the experiences of the late nineteenth and early twentieth century Anglo Saxons. His works have also been analyzed much in respect of women's studies. As for this study, it claims and aims to bring these scopes together in literary analysis at the doctoral level. In our time while studies on travel and movement, and research on travel narratives are favorite topics and on the increase, this study handles the theme of cultural conflict in the context of travel to examine the view on women on the move as reflected in literature in the specified centuries and societies. It is an academic study which views the female traveler in James' fiction. The dissertation investigates how the concepts of womanhood and travel go together in two literary texts by Henry James, namely, Daisy Miller (1879) and The Wings of the Dove (1902). It highlights the image of American women visiting Europe in the specified period, and detects how change of location results in displacement. The present study claims that although the female protagonists in Daisy Miller and The Wings of the Dove, who represent the American female travelers visiting Europe in the late nineteenth and early twentieth century, are twice otherized and displaced through their culture and gender by the prevailing patriarchal norms of their host countries, they are strong enough to resist these norms. It uses Feminist, Marxist, Sociological, Psychoanalytic, and Existentialist methods of literary analysis to deal with the contribution of the culture gap and gender inequality to displacement and bring a different perspective to the way James interpreted autonomy, power, and free will for women.
Neden Kıbrıs?: Sır Samuel Whıte Baker, Sır Henry Rıder Haggard veWıllıam Hurrell Mallock'un seyahatnamelerinde Kıbrıs adası
Çağlar boyu pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de stratejik bir nokta olarak İngilizler için önem teşkil etmiştir. XIX. yüzyılın erken dönemlerinde ada henüz Osmanlı idaresindeyken 1878 yılında yapılan Kıbrıs Konvensiyonu ile adanın idaresi fiilen İngilizlere geçmiştir. Bu yüzyılda, Yakın ve Uzak Doğu'daki sömürgelerinin güvenliğini sağlamak ve onlara giden yolları kontrolleri altında tutmak isteyen İngilizler nezdinde Kıbrıs hem askeri bir üs (Fr. place d'armes) hem de bir kömür ikmal deposu olarak değerli kılınmıştır. Bunun yanında bu tez çalışmasında ortaya konulduğu üzere İngilizler, Kıbrıs'a dair ticari, arkeolojik, toplumsal ve siyasi beklentiler de beslemiştir. Bu tez çalışması kapsamında Kıbrıs'a seyahat eden İngiliz seyyahların seyahatnameleri üzerinden Kıbrıs adasındaki İngiliz yönetiminin erken dönemleri incelenmiştir. Çalışmada, beşerî tarihin önemli kaynaklarından olan seyahatnameler aracılığıyla Kıbrıs'ın coğrafi, tarihi, beşerî ve kültürel özellikleri incelenmiştir. İncelenen seyahatnamelere tutulan mercek yardımıyla İngilizlerin Kıbrıs'a yönelik besledikleri gayeleri ve "Neden Kıbrıs?" sorusunun cevabının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yapılan seyahatname incelemelerinde Edward W. Said'in Oryantalizm çerçevesindeki görüşleri temel alınmış ve incelenen seyahatnamelerin içeriklerinde Kıbrıs'a ve Kıbrıslılara yönelik tutumların ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında çoklu ve karşılaştırmalı okuma tekniklerinin beraberinde belge analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak Sir S. W. Baker'ın Cyprus as I Saw It in 1879 (1879), W. H. Mallock'un In an Enchanted Island (1892) ve Sir H. R. Haggard'ın A Winter Pilgrimage (1908) seyahatnamelerindeki asıl amaçlarının adadaki İngiliz hakimiyetini meşrulaştırmak olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Seyahatname, Oryantalizm, İngiliz seyyahlar
XVIII. Yüzyıl İngiliz seyahatnamelerine göre Osmanlı ve İngiliz toplumları ve şehirleri üzerine karşılaştırmalı bir değerlendirme
Bu tezde XVIII. yüzyılda Osmanlı topraklarına gelen İngiliz seyyahların şehir ve toplumla alâkalı gözlemleri incelenmektedir. Anlatımlarının daha isabetli anlaşılıp değerlendirilebilmesi için Osmanlı İmparatorluğu'nda gördükleri sorunların ya da benzerlerinin kendi ülkelerinde de bulunup bulunmadığını anlamak maksadıyla XVIII. asır İngilteresi de mercek altına alınmıştır. Bu usûl seyyahların anlatımlarının daha isabetli şekilde anlaşılması ve izahı için çok önemli görülmektedir. Mukayeseli bir çalışma olan bu araştırmada seyyahların yanı sıra 18. yüzyıla ait birçok yayın, Old Bailey mahkemesi arşivi, neşredilmiş arşiv vesikaları ve ikinci el kaynaklar kullanılmış, Osmanlı ve İngiliz memleketlerinin özellik ve vaziyetleri ile o günkü dünyaya dair kısmî bir tablo ortaya konularak muhtelif değerlendirme ve düşüncelerin gözden geçirilmesi gerekliliği tespit edilmiştir.
16-19. yüzyıllar arasında Türkistan'a gelen yabancı seyyahlar
Avrupa kıtasının 16.yüzyılda başlayan keşifleri ile beraber uzun yıllardır hakkında rivayetlerden başka bir şey bilmedikleri Türkistan'ı tanıma faaliyetleri de hız kazandı. Tezimizin konu aldığı bu faaliyetler, olabildiğince, bizzat seyyahların aldığı notlara ve onların notlarının tafsilatlı incelemelerin e dayandırılmaya çalışılmıştır. Seyyahların notlarını daha iyi anlamak için her yüzyılda Türkistan'ın tarihi aşamaları özetlenmeye çalışılmıştır. Seyyahların notları yer yer açıklanmış, yerel olarak bahsedilen hastalık, yemek ve bunun gibi unsurların isimleri, anlamları açıklanmaya gayret gösterilmiştir.
Yoldaki kadınlar: Gezi anlatılarında toplumsal cinsiyet ve sınırları aşmak
Bu tez çalışması seyahat etmeninin hem bireysel hem toplumsal anlamını kadınları özne olarak öne çıkararak irdelemiştir. Tarihsel süreç içerisinde tahmin ettiğimizden ve bildiğimizden daha fazla sayıda gezgin kadın vardır. Hem onların varlıklarını ortaya koymak ve görünür kılmak hem de seyahat etmenin, gezgin bir kadın olmanın onlarda nasıl bir anlam taşıdığına, seyahatlerinden neler beklediklerine, yolda hayatı nasıl anlamlandırdıklarına ve yolculuklarında aradıklarını bulup bulmadıklarını araştırmak amacıyla bu tez çalışması ortaya çıkmıştır.