Sanal ortamlar
83 theses under this subject heading
Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi
Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.
Gençlerin Facebook kullanımları: Almanya ve Türkiye örneği
Çalışma Federal Almanya ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki 15-24 yaş arası bireylerin sosyal medya uygulamalarından Facebook kullanımlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda dünya genelindeki popüler sosyal paylaşım web sitelerinden olan Facebook üzerinden iki ülke arasındaki kullanım pratikleri yapılandırılmış çevrimiçi görüşme yöntemiyle değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular Alman ve Türk gençlerinin Facebook kullanımlarının büyük oranda benzer olduğunu ancak Türk gençlerin sosyal medya olgusuna Alman gençlere kıyasla daha dikkatli bir yaklaşım gösterdiğini ve belli başlı içerikleri paylaşma anlamında çeşitli korkulara ve endişelere sahip olduğunu göstermiştir. Bu anlamda Alman gençlerin Facebook'ta daha özgür bir tavır sergiledikleri, Türk gençlerinin ise çeşitli çekincelerle hareket ettiği gözlenmiştir.
Kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü: Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın konusu, kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü ve Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar'ın Facebook sayfalarını kendi kimliklerini oluşturma bağlamında nasıl kullandığıdır. Dolayısıyla bu kullanım pratiklerini ölçmek adına belirlenen örneklem ekseninde 100 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket sonucunda; Facebook'un kişilere hem bireysel anlamda hem de kültürel anlamda kimliklerini oluşturup ifade edebilecekleri bir mecra yarattığı ortaya çıkmıştır; ayrıca ankete katılanların çoğu, Facebook'ta üye oldukları gruplardaki kişilerle gerçek hayatta da yüz yüze iletişime geçerek sosyal paylaşım sitelerinin bir bakıma sosyalleşme yönünü de ortaya koymuşlardır. Bu sonuç, yeni iletişim teknolojilerinin kişinin bireyselleşme üzerindeki etkisi ve toplumsallaşma bağlamında nasıl bir etki oluşturduğu çalışmaları için bir öngörü niteliği taşıyacağı varsayılmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri bağlamında sosyal paylaşım sitelerinin giderek yaygınlaşması ve bu sitelerin kullanıcı sayılarının günden güne çoğalması, bu alanla ilgili çalışmaların da yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte bu çalışma, Eskişehir'deki Karaçaylarla ve önemli sosyal paylaşım sitelerinden biri olan Facebook ile sınırlıdır.
Gönüllülüğün değişen boyutu "Sanal Gönüllülük" ve üniversite gençliğinin sanal gönüllülük farkindalığı
Bu çalışma, gönüllülük faaliyetleri içerisindeki yeri günden güne genişlemekte olan sanal gönüllülüğün, gerek internet ve internet temelli uygulamaları kullanmadaki yoğunluk ve becerileri gerekse gönüllülük alanında varolmaları büyük önem taşıyan gençler tarafından nasıl algılandığını, gönüllülüğün değişen bu yeni boyutuna katılım düzeylerini ve katılım motivasyonlarını ortaya koymaya çalışmaktır. Yapılan bu araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2016-2017 öğretim yılı güz döneminde Anadolu Üniversitesi'nde öğretim gören üniversite öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırmada ihtiyaç duyulan verilerin toplanabilmesi maksadıyla "Üniversite Öğrencilerinin Sanal Gönüllülük Algıları ve Sanal Gönüllülük Faaliyetlerine Katılım Anketi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların; internetin gönüllülük faaliyetlerinin yapılış tarzını değiştirerek gönüllülere yeni fırsat alanları açtığı, sanal gönüllülüğün kişilerin ilgilendikleri alanda gönüllü olabilmesine olanak tanıdığı, gönüllülüğün belli bir zaman ve mekâna bağlı olma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı, koşulları gereği gönüllü olamayan kişilere gönüllü olma olanağı sağladığı ve gönüllülerin çalışma programlarını kendi koşullarına uyarlamalarına imkân verdiği düşüncelerine ciddi bir biçimde katıldıkları saptanmıştır. Yapılan sanal gönüllülük faaliyelerinde daha çok sosyal ağlar üzerinden gerçekleştirilebilen, kısa süreli gönüllülükler öne çıkmaktadır. Ayrıca gönüllülük ve sanal gönüllülük algılarına ilişkin ortalama puanlar; cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark gösterirken eğitim yılına göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Gönüllülük ve sanal gönüllülük algılarına ilişkin ortalama puanların ise gönüllü olma değişkenine göre anlamlı bir fark gösterdiği, bununla birlikte sanal gönüllülükte bulunma sıklığı ile sanal gönüllük algısı ortalama puanları arasında da anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gönüllülük, Sanal gönüllülük, İnternet, sosyal medya
Üniversite öğrencisi sosyal medya kullanıcılarının mahremiyet algısı
Mahremiyet kavramı, insanlığın topluluk hâlinde yaşamaya başladığı günden itibaren konuşulan ve tartışılan bir konudur. Tarihsel süreç boyunca kültüre ve zamana göre bağlamı değişen mahremiyet kavramı, günümüzde gerçek hayatın yanında sanal ortamlarda da önem taşımaktadır. 20. yüzyılın sonlarından itibaren kullanımı yaygınlaşan internet tabanlı iletişim teknolojileri, sanal ortamda yeni bir dünyanın inşasını beraberinde getirmiştir. Gerçek dünyanın kişi ve kurumları günümüzde sanal ortamda da temsil edilmektedir. Dolayısıyla gerçek dünyaya ait normların bir bölümü, sanal ortamdaki yaşantıyı da etkilemektedir. Mahremiyet ve kişisel verilerin güvenliği bu bağlamda tartışılan konulardır. Dünyanın geri kalanında olduğu gibi Türkiye'de de sosyal medya araçlarını yoğun olarak kullananlar genç bireylerdir. Peki, gençler mahremiyet kavramını nasıl anlamlandırmaktadır? Gençler sosyal medya araçlarını kullanırken mahremiyet konusunda bir kaygı duymakta mıdır ve bu konudaki genel eğilimi nasıl yorumlamaktadır? Bu ve benzeri sorulara cevap bulmak adına hazırlanan bu çalışmada 18 lisans ve yüksek lisans öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak görüşleri alınmış ve bu görüşler yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Mahremiyet, Kişisel veri, Sosyal medya, Yeni medya
Dijital uzamda yaşamak: Twitter'da gündelik hayat
Basit ama basit olduğu kadar da açıklanması güç olan gündelik hayat, makinaların ve elektriğin ortaya çıkışıyla birlikte modernizmle de bağlantılı olarak farklılaşmış, zaman ve uzam nitelikleri ve bölümlenmeleri değişikliğe uğramıştır. Yeni medya araçları ve bu araçların dolayımıyla içerisine girilen dijital ağlar gündelik hayatımızın merkezinde yer almaya başlamış, aynı zamanda dijital uzamda bir gündelik yaşam pratiği oluşmasına neden olmuştur. Kullanıcıların makineler aracılığıyla içerisine dahil olduğu bir ağ olan Twitter'da, orada gerçekleşen yaşam, zaman, uzam, ritim gibi kavramlar değişikliğe uğramıştır. Bu çalışma dijital uzamda gündelik hayatın nasıl kurulduğuna odaklanmaktadır. Twitter, kullanıcının gündelik yaşam pratiklerini ağın içerisinde gerçekleştirdiği ve makinalar aracılığıyla bu ağa dahil olduğu bir dijital uzamdır. Bu uzamın gündelik yaşam pratiklerini keşfetmek amacıyla öncelikle Twitter'da, sosyal ağ analizi metoduyla 10 kişilik bir örneklem belirlenmiş ve bu örneklemin ürettiği içerik dijital etnografi metoduyla katılımlı olarak gözlemlenerek gündelik hayat sosyolojisi bağlamında analiz edilmiştir. Kendine ait bir ritim oluşturduğu gözlemlenen Twitter'da bir nevi dijital mahalle ortamı oluşmaktadır. Twitter'daki gündelik hayatta da taktikler üretilerek stratejilerin alaşağı edilmeye çalışıldığı, üretim ve tüketim biçimleri olarak ritmik pratikler eylendiği gözlemlenmiştir. Birbirine benzeyen insanların birbirinin takipçisi olma eğiliminin görüldüğü Twitter'da hayali bir cemaate içerik üretildiği, bazı durumlarda reel zamana bağlı kalındığı, bazı durumlarda da zamanın dönüştürüldüğü görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Twitter, Gündelik Hayat, Dijital Uzam, Sosyal Ağlar, Dijital Etnografi
Yeşil paylaşım: Yeşil markalar sosyal medyayı nasıl kullanıyor?
Bu çalışmanın temel amacı Interbrand tarafından hazırlanan dünyanın en yeşil markaları listesinde yer alan markaların sürdürülebilirlik faaliyetleri hakkında kurumsal bir iletişim gerçekleştirmek için sosyal medya platformlarını nasıl kullandıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini Interbrand En İyi Küresel Yeşil Markalar listesinde yer alan 50 marka oluşturmaktadır. Çalışmanın analiz birimi, bu markalara ait Türkiye'deki resmi Facebook ve Twitter hesaplarındaki paylaşımlardır. Bu markalar, sosyal medya aracı olarak seçilen Türkiye resmi Facebook ve Twitter hesaplarındaki yeşil paylaşımları doğrultusunda incelenmiştir. Araştırma kapsamında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları markaların sosyal medyayı çoğunlukla çevre dostu ürün ve hizmetlerine yer vermek, yapılan çevre dostu, doğal yaşamı destekleyici etkinliklerini duyurmak, ilgili özel gün ve haftalara dair paylaşımlarda bulunmak ve müşterilerle etkileşim kurmak amacı ile kullandığını göstermektedir. Yeşil markaların Türkiye'deki resmi sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları yeşil paylaşımlara dayalı sıralama ile Interbrand En İyi Yeşil Marka listesindeki sıralamalar paralellik göstermemektedir. Markaların Twitter'da yaptığı paylaşımlar Facebook'tan daha fazladır. Genel olarak, yeşil mesaj verirken görsel kullanımı oldukça yaygındır. Markalar yeşil paylaşımlar yaparken kendi ürün ve hizmetlerini öne çıkarmaları yanında bunu kendilerini tanıtma ve reklam yapma fırsatı olarak görmektedirler. Sosyal medyadaki paylaşımların sektörlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yeşil Marka, Sürdürülebilirlik, Sosyal medya, Twitter, Facebook.
Sanal marka topluluklarının marka sadakati üzerine etkisi: Nikon marka topluluğu üyeleri üzerine bir araştırma
Günümüzde marka kavramı dar anlamından çok daha fazlasını ifade etmektedir. İşletmeler markalarına anlamlar yükleyerek marka imajını kuvvetlendirmek için çabalamaktadır. İşletmeler açısından en karlı müşteri grubunun sadık müşteriler olması marka sadakati konusunun önemini ortaya koymaktadır. Üretim teknolojilerinin gelişmesi, ürün alternatiflerinin çoğalması ile tüketiciyle duygusal bir bağ yaratarak marka sadakati oluşturabilmek için işletmeler farklı stratejiler denemektedir. Marka sadakati oluşturma stratejilerinden biri de marka topluluklarıdır. Ortak değerler ile bir markanın etrafında birleşen tüketici gruplarının oluşturduğu bu topluluklar tüketici ile marka arasında çoklu ilişkiler geliştirmektedir. Bu araştırmada sanal marka topluluklarının marka sadakati üzerindeki etkisi incelenmek istenmiştir. Bu amaçla araştırma modeli ve hipotezler geliştirilerek Nikon markasının sanal marka topluluğu üyeleri ile anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması online olarak gerçekleştirilmiş, veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sanal marka topluluklarındaki etkileşim karakteristiklerinin marka sadakatine ne derece etki ettiği konusu tartışılmış, işletmelerin marka sadakati geliştirme stratejilerine yönelik öneriler sunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Marka, Marka sadakati, Marka Toplulukları, Sanal Marka Toplulukları
Gelişen teknoloji ile birlikte değişen sanatçı-alıcı buluşması
Araştırmada her geçen gün gündelik hayatı ve toplum yaşamını değiştirerek yeni bir forma sokan teknolojinin sanat üzerindeki etkilerine kısaca değinilmiştir. Günümüz sanatının en son eğilimi olan, sanal galerilere ya da ?e-galeriler? diye adlandırılan, internet üzerinden sanat eserlerinin sergilenmesini sağlayan sanal galeriler ile geleneksel sanat galerileri arasındaki farklar tartışılmıştır. Ayrıca araştırmada sanat sunucusu, sanat alıcısı ve sanat galerisi sahipleri üzerinde yapılan anket ve sonuçlarına yer verilmiş olup, Türkiye'nin önde gelen bazı sanatçılarının bu konu hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.Araştırmada rasgele seçim modeli ile seçilmiş olan, Antalya, İstanbul, Denizli, Kütahya, Erzurum, Burdur illerinde 825 kişi üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Çalışmada seçilen sorular sadece konu üzerine odaklanma hedefi taşımakta olup, sosyal bilimlerde anket hazırlama teknikleri ve bilginin korunması prensipleri çerçevesinde anket hazırlanmıştır. görüşme içeriklerinin ve sorulan soruların amaç ve hedeflerine kısaca değinilen çalışmada, görüşme sonuçlarının da yorumlarına yer verilmiş, görüşme metinlerinin birer kopyası eklerde verilerek, ileriki çalışmalara kaynak olması hedeflenmiştir.Gerek çalışma sonuçları, gerekse günümüzde yaşanan gelişmeler, teknoloji devrinin sanatı da sanal bir devrime sokmakta olduğunu ve geleceğin sanat ortamları olarak sanal ortamların, bienallerin, trienallerin, sergi salonlarının yerlerini aldığı, sanatın kısmen ticarileşmeye başladığı, kısmen de özgürleştiği ve daha fazla sanat alıcısına ulaşabilme yeteneği kazandığı sonucu çıkarılmıştır.
360 derece panoramik sanal tur uygulaması: Dumlupınar Üniversitesi örneği
Gelişen teknolojiye paralel olarak ilerleme gösteren fotoğraf teknolojisi, dijital (sayısal) fotoğrafçılık ile sanal ortamda da kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda dijital (sayısal) fotoğrafçılığın ulaştığı son noktalardan birisi de fotoğrafta sanal gerçekliktir. Fotoğrafta sanal gerçeklik; konuyu sonsuz bir görüş açısıyla interaktif (etkileşimli) olarak potansiyel kullanıcıya sunulmasıdır.Sanal gerçeklik tekniği ile elde edilen sanal tur uygulamalarının, görsellik açısından en çok tercih edilen türü, 360 derece panoramik sanal turlardır. Bu sanal turlar; yatay ve düşey eksenin tamamında gezinme imkânı sağladığından, kullanıcıya uygulama içerisinde gezinirken gerçeklik hissiyatı yaratmaktadır. Aynı zamanda çeşitli hareketli görüntü ve nesneler ile birlikte sanal tur içerisinde kullanıcıya rehber olacak tipografi (yazı) ve medya uygulamalarının da içerisine dâhil edilmesi; hem görsel zenginliğini artıracak hem de gezinilen mekân hakkında; bilgi alma ve fikir yürütme konusunda yardımcı olacaktır. Bu gerekçeler ışığında bu araştırmada, 360 derece panoramik sanal tur uygulama örneği oluşturulmuştur.Bu araştırma, genel tarama modellerinden literatür incelemesi, nitel yöntemlerden gözlem ve 360 derece panoramik fotoğraf çekimlerinin sayısal ortamda işlem görmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda elde edilen veriler ile Dumlupınar Üniversitesi 360 derece panoramik sanal tur uygulaması oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sanal Tur, Panoramik Görüntü, Fotoğraf, Sanal Gerçeklik.
Sanal portfolyo uygulamalarının incelenmesi ve bir uygulama örneği: DPÜ GSF Online Portfolyo Sitesi
Bu araştırma, portfolyo sitelerindeki grafiksel yapıyı incelemek ve elde edilen bulgulara göre bir web sitesi yapabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında bir sanal portfolyo web sitesinin nasıl yapılacağı ve birden fazla kullanıcının eş zamanlı kullanımına olanak tanıyabilmesi için neler gerektiği gibi sorunlar çözülmeye çalışılmıştır. Portfolyo, tasarımcısıyla birlikte gelişen ve büyüyen, tasarımcısının zihnine açılan bir sergidir. Bu sergiyi teknolojiyle harmanlamak hem gelişimine katkı sağlayacak, hem de sergiye daha geniş kitlelerin her zaman kolaylıkla erişebilmesine imkân tanımış olacaktır. Yapılan araştırmalar ve elde edilen bilgiler yardımıyla, Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi için böyle bir hizmeti hayata geçirebilecek bir web sitesi uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Online, Sanal Portfolyo, Web Tasarım, Sosyal Portfolyo Ağı
Effects of social constructivist virtual learning environmenst on speaking skills from the perspective of university students
Speaking is among the most important skills aimed at in English as a foreign language classes, and yet it seems to be ignored since many students complain about failing to express themselves although they have some adequate knowledge in English to do this. Reasons vary; focus of lessons, lack of speaking evaluation, lack of time devoted to speaking can be counted among others. Moreover, traditional approaches that explain how students learn have had enormous influence on the way teachers handle their lessons for many years. As a result of this perspective, there are many teacher?centred classrooms today where teachers strive to transfer English-related knowledge and skills to minds of students with almost no interaction in the target language. The result, however, is not always favourable in terms of speaking skill.Social constructivist principles in foreign language teaching, on the other hand, may serve to constitute more convenient environments where students as well as the teacher can interact with each other in a real life-like and meaningful manner. Various studies show that virtual learning environments and such applications as web 2.0 tools facilitate the use of social constructivist principles (McLoughlin & Lee, 2007; Woo & Reeves, 2007). The use of technology, in turn, has significant effects on student motivation.In the light of these discussions, our aim in this study is to find out the effects of virtual learning environments, with an emphasis on social constructivism, on speaking skills of university level non-English major students. The participants of the study, 51 non-English major university students, who had three hours of compulsory English education per week, used a virtual learning environment named `Moodle? for 1 hour each week, spending the other 2 hours in classroom-based courses.In order to investigate the effects, the participants were administered a computer readiness scale at the beginning of the study. At the end, two questionnaires were distributed, and to support the data fifteen participants were interviewed. The results show that the social constructivist virtual learning environment has, in the participants? opinions, significant positive effects not only on speaking skills but also on various language skills and areas. In addition to these findings, the results also reveal the benefits of integrating virtual learning environments into classroom-based foreign language education.Keywords: Speaking skill, social constructivism, virtual learning environments, blended learning.
Üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmanın yordanması
Her geçen gün teknolojinin yaygınlaşmasına ve sanal ortamların kullanımının artmasına paralel olarak yeni bir ilişki biçimi olarak sanal bağlanmanın ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle genç yetişkinler kendini daha rahat ifade edebilme, yakın ilişkiler kurma adına sanal ortam üzerinden ilişkiler yaşamaya ve bu ilişkileri yaşamının merkezine almaya başlamıştır. Öyle ki bireyler sanal ortam üzerinden ilişki kurdukları kişi veya kişilerle iletişime geçmeyi sabırsızlıkla beklemektedir. Etkileşime geçmediklerinde ise huzursuzluk, kaygı, merak gibi duygular hissetmektedirler ve bu durum genç yetişkinlerin giderek günlük yaşamlarından uzaklaşıp sanal ortamda kurdukları etkileşimlere bağlı hale gelmelerine sebep olmaktadır. Sanal bağlanma ortaya koyduğu kişisel ve toplumsal sonuçlar açısından araştırılması ve anlaşılması önemli bir durumdur. Betimsel bir nitelik taşıyan bu araştırmada sanal bağlanmanın genç yetişkinlerde cinsiyet, bağlanma stilleri, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri açısından ne derece yordandığı sorusuna yanıt aranmıştır. Bu amaç doğrultusunda değişkenler arası ilişkileri belirlemek amacıyla regresyon analizi yapmak için 451 öğrenciden veriler toplanmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle etik kurul izni alınmış ve ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen öğrencilerden veriler Google Anketler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın temel amacı neticesinde elde edilen sonuçlara göre bağlanma stili, yalnızlık, utangaçlık, psikolojik doğum sırası ve ebeveyn ilişkileri üniversite öğrencilerinde sanal bağlanmayı anlamlı bir şekilde yordarken cinsiyetin modele anlamlı bir katkı sağlamadığı görülmüştür. Sanal bağlanma ile yalnızlık, utangaçlık, korkulu bağlanma, saplantılı bağlanma ve kayıtsız bağlanma arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki; sanal bağlanma ile ebeveyn ilişkileri ve güvenli bağlanma arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sanal Bağlanma Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Utangaçlık Ölçeği ve Ebeveyn İlişkileri hakkında yorum yapabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan likert tipli beş soruluk bir araç kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics v25.0 paket programı kullanılmış olup Adımsal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular alan yazın ışığında daha önce bu konu ile ilgili olarak yapılmış araştırmaların bulguları ile birlikte tartışılıp yorumlanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda geleceğe yönelik olarak sanal bağlanma kavramının anlaşılması ve tartışılması doğrultusunda psikolojik danışmanlara ve ruh sağlığı alanında çalışanlara öneriler sunulmuştur.
Sanal cemaatler ve postmodern kabilecilik: İmam hatipler kapatılsın Facebook grubu örneği
İlgili literatür incelendiğinde Sanal Cemaatler, gelişen iletişim teknolojilerinin de etkisiyle beraber boş zaman geçirme, eğlence, sohbet gibi aktivitelerin gerçekleştirildiği bir zemin olarak görülmektedir. Bu tanımlama "Ötekisiz Postmodern Cemaatler" olarak ifade edilmektedir. Bu anlamda sanal cemaatlerin, bir grubu belirli özelliklerinden dolayı ötekileştirmeye zemin hazırlayıp hazırlamayacağının anlaşılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaca uygun olarak ötekileştirmenin hangi şekillerde var olduğunu belirleyebilmek için kendilerini seküler insanların bir araya geldiği grup olarak tanımlayan İmam Hatipler Kapatılsın adlı sanal cemaat incelemeye konu olmuştur. Verilerin analizinde Nvivo 11 bilgisayar yazılımı kullanılmıştır. Grupta bulunan 49035 yorum ve gönderi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. İmam Hatipler Kapatılsın sanal cemaatinde üyelerin karşı grup olarak belirledikleri İmam Hatipler temsilinde muhafazakar insanları ötekileştirdikleri. Bu ötekileştirme tarzlarının yedi kategoride bir bütün oluşturdukları gözlemlenebilmiştir. Anahtar kelimeler: Sanal cemaatler, kabilecilik, ötekileştirme, postmodernizm.
İşletmelerin pazarlama iletişimi ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde sosyal medya kanalları kullanımlarının karşılaştırmaları
Sosyal medya her geçen gün pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler içinde önemli bir kanal haline gelmektedir. Bu çalışmada amaç, toplumu etkileyen internetin, sosyal medya kanalları aracılığıyla pazarlama iletişimi ve alt kalemi halkla ilişkilerin Türkiye'nin büyük hacimli firmalarında etkin, kurumsal kalite yönelimli kullanımında dünya standartlarına uymasıdır. Veriler, şirketlerin elektronik kanallardaki Twitter, Facebook, Youtube, Alexa Traffic, Google web sayfalarında çıkma oranı, Google haber sayısı operasyonları incelenerek elde edilmiş olup çeşitli değişkenler arasında da T-Testi istatistiksel yöntemi ve literatür çalışmalarından yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, sosyal medya pazarlama iletişimi teknolojinin gelişimiyle birlikte, kurum ve kuruluşlarında pazarlama iletişim biçimlerini etkisi altına almaktadır. Anahtar kelimeler: pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler, sosyal medya kanalları, twitter, facebook
Çevrimiçi öğrenme ortamlarında uyarlanmış sosyal etkileşim araçlarının öğrencilerin akademik başarılarına ve sosyal bulunuşluk algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, çevrimiçi öğrenme ortamlarında uyarlanmış sosyal etkileşim araçlarının öğrencilerin akademik başarıları ve sosyal bulunuşluk algılarına etkisini belirlemektir. Araştırmada 3X2 faktöriyel desen kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü 2010-2011 yılı Güz dönemi Proje Geliştirme ve Yönetimi I dersini seçen 87 kişi oluşturmaktadır. Öğrencilere 4 farklı çevrimiçi öğrenme ortamı sunulmuş, kendi tercihleri doğrultusunda 3 ortama atanmıştır. Ardından öğrenciler, araştırmanın deneysel sürecini, 13 hafta boyunca tercih etmiş oldukları çevrimiçi öğrenme ortamında öğretim elemanı eşliğinde ve grup arkadaşlarıyla çalışarak tamamlamışlardır.Araştırmanın bağımsız değişkeni olan çevrimiçi öğrenme ortamının üç boyutu vardır. Çevrimiçi öğrenme ortamlarının boyutları arasındaki farklılıklar öğrencilerin çalıştıkları sanal sınıf ortamındaki sosyal etkileşim araçlarının farklı birleşimleriyle oluşturulmuştur. Birinci deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamında (Ortam I) kullanılan sosyal etkileşim araçları; ?Görüntülü/Sesli Görüşme?, ?Metin Tabanlı Sohbet? ve ?Beyaz Tahta? iken, ikinci deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamındaki (Ortam III) sosyal etkileşim araçları ise; ?Görüntülü/Sesli Görüşme? ve ?Beyaz Tahta? araçlarından oluşmuştur. Son deney grubundaki öğrencilerin çalıştığı çevrimiçi öğrenme ortamında (Ortam IV) kullanılan sosyal etkileşim araçları ise ?Metin Tabanlı Sohbet? ve ?Beyaz Tahta? dır.Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin akademik başarıları ile sosyal bulunuşluk algılarıdır. Öğrencilerin akademik başarıları süreç ve sonuç olmak üzere iki şekilde değerlendirilmiştir. Öğrencilerin süreç değerlendirme sonucundaki akademik başarı puanlarında sadece iki farklı çevrimiçi öğrenme ortamına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu farklılık Ortam IV 'te çalışan ile Ortam I'de çalışan öğrenciler arasında, Ortam IV lehinedir. Öğrencilerin sonuç değerlendirmeye göre akademik başarı puanlarının çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına göre değişmediği ortaya çıkmıştır. Çalışma grubundaki tüm öğrencilerin akademik başarıları uygulama süreci sonunda anlamlı düzeylerde artmıştır. Bu nedenle, öğrencilere öğrenme sürecinin başlangıcında kullanmak istedikleri etkileşim araçlarını uyarlama fırsatının verilmesi tüm öğrencilerin öğrenmesi açısından faydalı olmuştur. Her 3 ortamdaki tüm öğrencilerin sosyal bulunuşluk algılarının yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin sosyal bulunuşluk algılarının çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına göre değişmediği sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin çalıştıkları çevrimiçi öğrenme ortamına ilişkin görüşleri sonucunda da memnuniyetlerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Sanat tarihi dersinde bir öğrenme modeli olarak sanal gerçeklik uygulamasının etkililiğinin değerlendirilmesi (Erciyes Üniversitesi mimarlık ve güzel sanatlar fakülteleri örneği uygulaması)
Bu araştırmanın amacı, Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakülteleri Sanat Tarihi derslerinde bir öğrenme modeli olarak sanal gerçeklik uygulamaları kullanımının, öğrenci erişi ve kalıcılık puanları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu genel amaca ulaşmak için araştırmada öntest, sontest, kalıcılık testi, denk olmayan kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuna uygulanan pilot sanal gerçeklik uygulaması, örnek olarak seçilen Süleymaniye Külliyesinin; fotoğrafları, üç boyutlu bilgisayar modeli, panoramik ve etkileşimli görüntü dosyaları ve bu uygulama için hazırlanan üç boyutlu oyun motorundan oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplarına uygulanan bilgi testinin yanısıra Mimarlık ve Güzel Sanatlar Fakültelerine ait deney grubu öğrencilerine tutum ölçeği uygulanmıştır.Elde edilen veriler, sanal gerçeklik yönteminin başarı puanları ve kalıcılık puanları yönünden, geleneksel yönteme karşı üstün olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar öntest ve sontest sınavlarından elde edilen erişi puanlarının ve kalıcılık puanlarının istatistiksel olarak karşılaştırılması ve deney grubuna uygulanan tutum ölçeğinin yorumlaması ile elde edilmiştir. Her iki fakülte deney grubu öğrencilerine uygulanan tutum ölçeği sonuçları, öğrencilerin büyük çoğunluğunun sanal gerçeklik uygulama ve teknolojilerinin gerek bir öğrenme modeli olarak gerekse sanat tarihi derslerinde tamamlayıcı bir öğe olarak kullanılmasına taraf olduğunu göstermektedir. Araştırma gelecekte sanal gerçeklik uygulama ve teknolojilerinin, Sanat Tarihi ders müfredatına entegrasyonu ile ilgili karşılaşılabilecek olası problemlerin çözümüne katkı sağlayabilir. Sanal gerçeklik ve benzeri bilişim teknolojileri ile eğitim materyali hazırlamak isteyecek araştırmacılara hazırlık süreci ile ilgili ipuçları verebilir.Anahtar Kelimeler: Sanal gerçeklik, öğrenme modeli, sanat tarihi eğitimi, bilgisayar destekli öğretim.
Sözlü kültür ortamı ürünlerinin sanal kültür ortamında yeniden yaratılmaları
Yeryüzündeki kültürler, önce sözlü kültürde var olmuşlardır. Teknolojik gelişmeler ışığında yeni kültür ortamları ortaya çıkmıştır. İkincil kültür ortamı olarak adlandırılan yeni ortamlar oluşurken sözlü kültürden faydalanmış ve onun geleneksel yapısını güncelleyerek kendi içinde kullanmış/korumuştur.Bu çalışmada sanal ortam veya genel ağ, yeni kültürel ürünlerin oluşturulduğu ve kimliklerin yaratıldığı, kültürel unsurların yeniden kurgulanarak yaratıldığı, tüketildiği ve bunların bir anda hızla yayıldığı teknolojik bir kültürel mekân olarak ele alınmıştır. Tezin amacı sözlü ürünlerin genel ağda nasıl kurgulandığı, hangi geleneksel unsurlarından faydalanıldığı, değişimin sanal ortamla ilişkisi tespit edilmiş ve atasözü, deyim, fıkra, mani, alkış ve kargış türlerinin sanal kültür ortamında icra, mekân, icracı, dinleyici, bağlam açısından yeniden kurgulanış biçimleri bütüncül bir yaklaşımla irdelenmiştir.Anahtar Sözcükler1.Sözlü Kültür Ortamı2.Yazılı Kültür Ortamı3.Elektronik Kültür Ortamı4.Sanal Kültür Ortamı5.Sözlü Ürünler ve Dönüşümü
Sanal ortamda mezar ziyaretleri
Geleneksel mezar ziyaretinin ve sanal ortamda mezar ziyaretinin kodları belirlenip, sanal ortamın, geleneksel mezar ziyareti modeline, aşamalarına ve pratiklerine etkisi incelenmiştir.Toplumun büyük bir kısmının geleneksel mezar ziyareti yaptığı, sanal ortamdaki mezar ziyaretlerinin de özellikle yurt dışındaki vatandaşlarca tercih edildiği ve ?sanal ortamda mezar ziyareti?nin yeni bir model olduğu, geleneksel mezar ziyaretinin aşama ve uygulamalarından faydalandığı ve onları değiştirmediği sadece farklı bir bağlamda, farklı araçlarla, geleneğin dönüşerek yaşatıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de siyasal parti liderlerinin "Twitter" kullanma biçimleri üzerine bir inceleme: AKP-CHP-MHP-HDP örnekleri
Bu çalışma Türkiye'de siyasal parti liderlerinin sosyal medya "twitter" kullanma biçimleri üzerine bir inceleme, AKP, CHP, MHP ve HDP örnekleri araştırması kapsamında kullanılan nicel incelemeler üzerine bir değerlendirme içermektedir. Çalışmada, sosyal medya ortamlarından Twitter da Türkiye'de siyasi parti liderlerinin 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Twitter kullanma biçimleri incelenmektedir. Bu amaçla Twitter da resmi hesaplar incelenmek üzere nicel içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın amacı, önemi, varsayımları, yöntemi, evreni, örneklemi incelenmiş, açıklanmaya çalışılmış, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimleri ele alınmış AKP, CHP, MHP ve HDP liderlerinin seçim süresinde Twitter paylaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, iletişim, siyasal iletişim, siyasi parti, genel seçim
Sanal ortamda Türk mizahı
Bu araştırma, günümüze kadar kitapların, dergilerin, elektronik iletişim araçlarının dünyasına sıkışıp kalan mizahın, hızla gelişen teknolojik değişimler payesinde farklı bir platforma, ?sanal ortam? a taşınmasını, kazandığı yeni açılımlarla uğradığı dönüşümü ve yeni mekânında nasıl ele alındığını incelemektedir. Çalışma kapsamında, mizahın sanal ortamda bir bakıma yeniden keşfedilişine tanık olunmakla birlikte, aynı zamanda yaşanan dönüşüm süreci, W.Ong'un ?İkinci Sözlü Kültür? olarak ifade ettiği elektronik dünyanın egemenliğindeki sözlü kültürün ikliminde ele alınmaktadır.Çalışma, gerek mizah içerikli gerekse diğer kültürel alanlardaki ürünlerin, sadece kendi bağlamlarında ele alınmasının günümüz koşullarında geçerliliğini yitirdiğini, yaşantımızın son on beş yılına hâkim olmuş İnternet ortamında oluşan, gelişen ve değerlendirilen kültürel ögelerin varlığına sırt çeviremeyeceğimizi; aksine bunun bir dönüşüm geçirme, bağlamını değiştirme olarak ele almamız gerektiğini savlamaktır.Başlı başına bir `kültürel vitrin' olan İnternet dünyasının hemen her konuya kapılarının açık olması, özellikle de sanal âlemde sözlü kültürün yazılı olarak ifade bulması, İnternete edebî, sanatsal ve politik bir mekân olarak bakmamıza olanak tanımaktadır. Dolaysıyla araştırmanın hedefinde, bu mekânlardan yansıyan verilerin işlenerek mizahla olan bağıntılarının kurulması ve çözümlemelerin yapılarak bir sonuç ortaya çıkarılması vardır.Anahtar Sözcükler:1.Mizah2.Türk mizahı3.Sanal ortam4.İnternet5.Dönüşüm
Olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama iletişimine etki eden faktörler: Z kuşağı tüketicilerinin görüşlerini belirlemeye yönelik bir araştırma
Teknolojik alandaki hızlı gelişmelere bağlı olarak tüketicilerin satın alma süreçlerinde etkilendikleri bilgi kaynakları da çeşitlenmiştir. Bu kaynaklar arasında yaygın olarak kullanılan ağızdan ağıza pazarlama yöntemi özellikle internetin hızlı bir şekilde yaygınlaşması sonucu yönünü elektronik ortamlara taşımıştır. Satın alma karar sürecinin her aşamasında tüketiciler, çevrelerindeki eş, dost, akraba, akran gibi birçok kişinin görüşlerine önem vermektedir. Özellikle içerik kuşağı olarak anılan Z kuşağı tüketicileri için elektronik ortamlar, diğer kuşaklara kıyasla daha fazla olumlu ve olumsuz paylaşım yapılan bir ortam olarak bilinmektedir. Yapılan olumlu ağızdan ağıza çalışmalarının yanı sıra olumsuz ağızdan ağıza pazarlamaya ilişkin ilgili literatür incelendiğinde sınırlı sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama niyetine etki eden faktörlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 318 Z kuşağı tüketicisi (1995 ve üstü doğumlular) ile yüz yüze anket formları doldurulmuş olup veriler SPSS 24 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiki analizler, geçerlilik ve güvenilirlik analizleri ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan faktör analizi sonucu olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama niyetine etki eden beş boyut ortaya çıkmış olup, bu boyutlar teknik beceri ve sosyal medya, aile ve akran etkisi, elektronik ağızdan ağıza pazarlama deneyimi ve elektronik posta iletişimi başlıklarıyla literatüre dayalı olarak adlandırılmıştır. Tüketicilerin, olumsuz elektronik ağızdan ağıza pazarlama yapma niyetlerine etki eden faktörler teknik beceri ve sosyal medya, elektronik ağızdan ağıza pazarlama deneyimi ile elektronik posta iletişimini tercih iken, aile ve akran etkisinin olumsuz elektronik ağıza ağıza pazarlamaya etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.
Instagram kullanan kadın girişimciler üzerine bir araştırma: Adana ilinde bir uygulama
Geleneksel toplum hayatından modern toplum hayatına geçilen son yirmi yıllık sürede kadınlarda iş hayatında kendilerine yer bulmaya başlamışlardır.Bununla beraber geleneksel toplumun kadınlara biçtiği rollerin dışına çıkmak isteyen ve kendi hayatını şekillendirmek için çaba gösteren girişimci kadınlar ,iş hayatında önemli bir yere sahip olmaya başlamışlardır.Kadınların kendilerine özgü yeni iş alanları geliştirmeleri ve bu alanlarda girişimsel faaliyetlerini yürütmeleri ,iş hayatına da önemli katkılar sağlamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, girişimciliğin hız kazandığı günümüz dünyasında kadın girişimcilerin gerçekleştirdikleri girişimcilik faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunları ayrıca ınstagram gibi popüler bir sosyal medya aracını ne derece ve nasıl kullandıklarını tespit etmektir. Araştırma kapsamında belirlenen girişimcilik ölçütlerine uyan 30 girişimci ile yüz yüze görüşme yöntemiyle veri toplanmıştır.Son olarak toplanan verilerle ilgili değerlendirmeler üzerinde durulmuştur.
The contributions of using key-pal as A communication tool for english as A foreign language secondary school students
This research was carried out in order to find out the contributions of key-pal in the process of learning English as a foreign language with 7th grade learners in a Turkish secondary school. The perspectives and reflections of ten secondary school students-participants about having a key-pal were also gathered in this study. Three types of instruments were used for data collection. First of all, after an initial social media interaction with their pals, the participants were interviewed via a semi-structured interview to collect the necessary data to answer the research questions. Thereafter, a further semi-structured interview was held with an English language teacher of the participants to gain a deeper understanding. Finally, notes of the researcher were used when necessary to supplement the findings. Due to the nature of the study, content analysis was used to describe the emerging themes. The classifications were shaped by the data shared by the participants, the English language teacher and the researcher. The content was then identified and the data from the various instruments was compared and cross-referenced. The findings were verified against the theory outlined in the literature review in order to identify the similarities and differences about the effects of using key-pal in the language learning process.