Sinir blokajı

91 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyat olan hastalarda postoperatif analjezi için ultrason eşliğinde yapılan erektör spina plan bloğu ile yara yerine uygulanan lokal infiltrasyon analjezi yöntemlerinin etkinliklerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada; lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan hastalarda preemptif olarak uygulayacağımız LİA ya da ESP blok yöntemlerinin; hastalarımızın intraoperatif remifentanil tüketimine etkisini gözlemlemek ve postoperatif sayısal değerlendirme skalası (NRS), morfin talep ve tüketimleri ile ağrı derecelerini karşılaştırmaktır. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan ASA I-III, 18-75 yaş arası 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışma prospektif, randomize kontrollü, çift kör olarak yürütüldü. Standart anestezi indüksiyonundan sonra preemptif olarak; 30 hastaya LİA, 30 hastaya ise ESP blok uygulandı. İntraoperatif dönemde tüketilen remifentanil dozu ile hemodinamik parametreler her 5 dakikada ölçüldü. Postoperatif HKA ile morfin bolus tedavisi ve parasetamol ile kurtarma analjezisi planlandı. Postoperatif morfin ve ek analjezi tüketimi, NRS skorları, hemodinamik parametreler ve komplikasyonlar 48 saat süreyle kaydedildi. Bulgular: Demografik ve hemodinamik veriler bakımından gruplar arasında fark yoktu. İntraoperatif ESPB grubu remifentanil tüketimi ortalaması 455±165,23 mcg, LİA grubu ise 296,67±110,59 mcg olarak ölçülerek istatistiksel fark gözlendi (p=0,001). Postoperatif takiplerde ise ESPB grubu ilaç tüketimi ve NRS skor ortalamalarıda tüm zamanlarda anlamlı olarak düşük çıktı (p=0,01) (PCA-morfin 41,93±14,47 mg karşılık 57,23±15,5 mg, Ek analjezik-parasetamol 2,1±1,06 gr karşılık 4,27±1,14 gr). Grupların ilk kurtarma ek analjezik alım zamanları ortalamaları LİA grubunda 10,6±8,1 ESPB grubunda 19,33±8,87 olarak anlamlı çıktı. Hasta memnuniyet anketide ESPB lehine anlamlıydı (p=0,05). Sonuç: Flank insizyon ile gerçekleştirilen operasyonlarda oluşan ağrının kontrolünde intraoperatif LİA yönteminin remifentanil tüketimi açısından daha etkin olduğu ancak postoperatif takiplerde ESPB yönteminin daha uzun ve etkin ağrı kontolü sağladığı gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Flank (lumbotomi) insizyon, erektör spina plan blok, lokal infiltrasyon analjezisi,

AnaljeziAğrıAğrı ölçümü+6
Taner Özdemir
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Supraklaviküler brakiyal pleksus bloğu uygulanan hastalarda intravenöz deksmedetomidin ve perinöral deksametazonun blok süresine etkisi

Amaç: Bu çalışmada supraklaviküler blok yapılan hastalarda intravenöz deksmedetomidin ile perinöral deksametazonun kombine kullanımının blok süresine, blok başlangıcına, hasta memnuniyetine, postoperatif bulantı-kusmaya ve opioid tüketimine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Etik kurul onayından sonra, supraklaviküler blok planlanan ASA I-III, 18-75 yaş arası 120 hasta çalışmaya alındı. Çalışma prospektif, randomize, çift kör olarak gerçekleştirildi. Grup 1'e, iv deksmedetomidin infüzyonu, Grup 2'ye iv deksmedetomidin + perinöral deksametazon, Grup 3'e perinöral deksametazon verildi. Dördüncü grup kontrol grubuydu. Postoperatif 48 saat boyunca vital bulgular, komplikasyonlar, morfin tüketimi, hasta memnuniyeti, motor ve sensoriyel blok süreleri kaydedildi. Postoperatif analjezi HKA morfinle sağlandı. Bulgular: Sensoriyel blok süreleri Grup 1 (726,83 ± 50,93 dk), Grup 2 (1126,33 ± 127,32 dk) , Grup 3 (1104,83 ± 120,71 dk), Kontrol (368,67 ± 41,73 dk) gruplarında değerlendirildi. Motor blok süreleri Grup 1 (726,83 ± 50,93 dk), Grup 2 (1126,33 ± 127,32 dk), Grup 3 (1104,83 ± 120,71 dk), Kontrol (368,67 ± 41,73 dk) gruplarında değerlendirildi. Hem motor hem de sensoriyel blok süreleri açısından Grup 2 ve Grup 3 benzer bulundu (p>0,05). Grup 2 ve Grup 3, Grup 1 ve Kontrol gruplarından daha uzun blok sürelerine sahipti (p<0,05). Grup 1 ise Kontrol grubundan daha uzun blok sürelerine sahipti (p<0,05). Sonuç: Hem perinöral deksametazon hem de intravenöz deksmedetomidin tek başlarına kullanıldıklarında blok süresini uzatır. Perinöral deksametazon, iv deksmedetomidinden daha etkin olup, bu iki ajanın kombine kullanımı ile perinöral deksametazonun tek başına kullanımı arasında fark bulunmamıştır. Deksmedetomidin rejyonel anestezide etkin bir sedatif olsa da hipotansiyon ve bradikardiye neden olabileceği unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: supraklaviküler blok, iv deksmedetomidin, perinöral deksametazon

AnesteziBrakiyal pleksusBulantı+5
Eren Polat
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabetik ayak operasyonlarında tek enjeksiyon ve devamlı infüzyon popliteal sinir bloğunun ağrı ve hemodinami üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Diyabetik ayak nedeniyle cerrahi girişim planlanan hastalarda kontrolsüz diyabetten dolayı, nöroaksiyal veya genel anesteziye bağlı komplikasyonlar görülebilir. Bunları engelleyebilmek için rejyonel anestezi yöntemleri tercih edilebilir. Bu çalışmada, diyabetik ayak nedeniyle cerrahi girişim planlanan hastalarda, sürekli infüzyon ve tek enjeksiyon yöntemi ile popliteal sinir bloğu uygulamasının hemodinamik etkiler ve ağrı açısından sonuçları karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Etik kurul onamını takiben, diyabetik ayak cerrahisi için anestezi yöntemi olarak popliteal sinir bloğu yapılacak ASA II-IV risk grubunda 63 olgu, iki gruba randomize edildi. Grup 1 (n:32) hastalara popliteal sinir etrafına ultrasonografi ve sinir stimülatörü eşliğinde 30 mL lokal anestezik verildi. Grup 2'de (n:31) yer alan hastalara ise ek olarak kateter iğne ucunun 4-5 cm ötesinde olacak şekilde yerleştirildi. 2 mL/sa hızla %0,25 bupivakain infüzyonu için elastomerik pompa hazırlandı. Blok öncesi ve sonrası hemodinamik parametreler kaydedildi. Blok başlangıç ve sonlanım zamanları kaydedildi. Postoperatif ağrı skorları, hemodinamik parametreler, analjezik ihtiyacı zamanı, hasta memnuniyeti ve taburculuk süresi takip edildi. Bulgular: Grup 1'de postoperatif 12. saatten sonra, Grup 2'de 60. saatten sonra ağrı skorları yüksek seyretmiştir (sırasıyla P=0,006, P < 0,01). Grup 2'de postoperatif 60. saate kadar Grup 1'e göre daha düşük, sonrasında anlamlı olarak daha yüksek seyretmiştir. Blok süresi Grup 1'de ortalama 631,56 ± 218,72 dakika, Grup 2'de ortalama 733,26 ± 435,83 dakika idi. İlk analjezik ihtiyacına kadar geçen süre Grup 1'de ortalama 804,64 ± 1020,8 dakika, Grup 2'de ortalama 2012,78 ± 1424 dakika idi ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (P=0,072). Blok işleminden önce ve başarılı blokaj sonrasında ölçülen sistolik, diyastolik, ortalama arteryal kan basıncı ve kalp hızı gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı (P > 0,5). Sonuçlar: Sürekli infüzyon yöntemi ile popliteal sinir bloğunun daha uzun ağrısız dönem sağladığı ortaya çıkmıştır. Her iki yöntemde de benzer hemodinamik veriler ve düşük ağrı skorları olduğu görülmüştür. Sürekli infüzyon yönteminin daha iyi analjezi sağladığı görülse de, işlem maliyeti, teknik zorluklar ve hasta konforuna olumsuz etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Popliteal Sinir Bloğu, Diyabetik Ayak, Ağrı, Tek Enjeksiyon, Sürekli.İnfüzyon

AğrıAğrı yönetimiDiabetes mellitus+4
Sibel Önen Özdemir
Hitit University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Laparoskopik üst üriner sistem cerrahilerinde transversus abdominis plane blok uygulanan ve uygulanmayan hastalarda postoperatif ağrı ve komplikasyonların değerlendirilmesi

Amaç: Minimal invaziv cerrahilerde postoperatif ağrı yönetiminde uygulanan multimodal yaklaşımda rejyonal yöntemlerin önemli bir yeri vardır. Bu yöntemlerden olan transversus abdominis plane (TAP) blok son yıllarda oldukça popüler olmuştur. Laparoskopik üst üsriner sistem cerrahisi planlanan hastalarda ultrason (USG) eşliğinde preoperatif TAP blok yapılan grup ile TAP blok yapılmayan kontrol grubunu postoperatif ağrı durumu, ilaç kullanımı ve yan etkilerini, postoperatif hasta konforunu prospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Üroloji kliniğimizde 2022 Kasım - 2023 Haziran tarihleri arası böbrek, üreter tümörü veya taşı, böbrek kisti, böbrek atrofisi, üreteropelvik darlık sebepleriyle laparoskopik üst üriner sistem cerrahisi yapılması planlanan 18-85 yaş arası oryante ve koopere olan, çalışmaya katılmayı kabul eden, aktif enfeksiyonu olmayan, kanama diyatezi normal olan hastalar, gebe olmayan, ağır komorbid hastalıkları, obezitesi ve geçirilmiş batın cerrahileri olmayan hastalar çalışmaya dâhil edildi. Hastalar randomize kontrollü olarak sırayla ilk 21 kişi kontrol grubu, ikinci 21 kişi çalışma grubu olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna TAP blok yerine postoperatif ağrı durumuna göre intravenöz analjezik ilaç uygulandı. Çalışma grubuna genel anestezi indüksiyonu sonrası anestezi uzmanı tarafından USG eşliğinde unilateral TAP blok uygulandı. Postoperatif ağrı değerlendirmesi için Vizüel Analog Skala (VAS) skorları (1. 2. 6. 12. ve 24. Saat) kullanıldı. VAS skoru 4 ve üstü olan hastalara intravenöz olarak sırayla önce tramadol, sonra parasetamol uygulandı. Kullanılan analjezik miktarları ve türleri, gelişen yan etkiler, ateş, atelektazi, postoperatif mobilite, gaz çıkışı, dren, taburculuk, hemogram, glomerüler filtrasyon hızı (GFR) takibi ve olası komplikasyonlar prospektif olarak araştırıldı. v Bulgular: Çalışmaya toplam 42 olgu dâhil edildi. Bu hastaların 16'sı kadın, 26'sı erkekti. Gruplar karşılaştırıldığında yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (BMİ), sigara kullanım oranı, komorbid hastalık, tanı ve tedavi türü, taraf dağılımı, operasyon süresi anlamlı (p>0,05) farklılık göstermemiştir. TAP blok yapılan grupta 1.saat, 2.saat, 6.saat, 12.saat VAS skorunu TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşük bulduk, 24.saat VAS skorunda anlamlı (p>0,05) farklılık saptanmadı. TAP blok yapılan grupta postoperatif ilk 24 saatte Tramadol ve Parasetamol kullanım oranını TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşük tespit ettik. TAP blok yapılan grupta hipotansiyon oranı ve gaz çıkarma günü (bağırsak aktivasyonu) TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşüktü. Sonuç: Laparoskopik üst üriner sistem cerrahisi geçirecek olgularda preoperatif dönemde genel anesteziye ilave USG-TAP bloğun uygulanması, postoperatif ağrıyı, analjezik tüketimini azaltarak ve olası yan etkileri engelleyerek daha iyi hasta konforu sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Minimal İnvaziv Cerrahi, Laparoskopik Ürolojik Cerrahi, TAP Blok

AğrıAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+7
Bilal Çelikörs
Hitit University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spinal anestezi altında total diz artroplastisi yapılan hastalara USG eşliğinde yapılan adduktor kanal bloğu, IPACK blok ve geniküler sinir bloğunun postoperatif analjezik etkinliklerinin karşılaştırılması

Amaç: Total diz artroplastisi (TDA) sonrası hastalarda şiddetli postoperatif ağrı olmaktadır. Bu durum hasta memnuniyetini azaltmakta, mobiliteyi geciktirmekte ve hastanede kalış süresini uzatmaktadır. Günümüzde postoperatif ağrı yönetiminde multimodal analjezinin bir parçası olan periferik sinir blokları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada adduktor kanal bloğu (AKB), popliteal arter ve diz kapsülü arası infiltrasyon bloğu (IPACK) ve geniküler sinir bloğunun (GSB); postoperatif VAS skoru, opioid tüketimi ve mobilite üzerine etkileri araştırıldı. Gereç ve yöntem: Bu çalışma prospektif, randomize, çift kör olarak planlandı. Spinal anestezi altında primer TDA planan 90 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar üç gruba (n=30) ayrıldı. Hastalara AKB (grup A), IPACK blok (grup I) ve GSB (grup G) uygulandı. Periferik sinir blokları 15 mL %0,375 bupivakain ile spinal anestezi uygulamasından önce gerçekleştirildi. Hastaların postoperatif dönemde VAS skoru, opioid tüketim miktarı ve mobilizasyon testleri karşılaştırıldı. Bulgular: Gruplar ASA skorları ve demografik özellikler açısından benzerdi. VAS skorları 4., 6. ve 12. saatte grup G'de diğer iki gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü (sırasıyla; P=0,006, P=0,040, P=0,041). Postoperatif ilk 12 saatte VAS skorları grup G'de grup A ve grup I'ya göre daha düşük bulundu. Ameliyat sonrası ilk 24 saatte tüketilen toplam opioid miktarı grup G'de diğer iki gruba göre istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşüktü (P=0,014). Hastaların üç metre yürüme testini tamamlama süresi GSB uygulanan grupta AKB ve IPACK blok uygulanan gruplara göre daha kısaydı ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuçlar: Geniküler sinir bloğu TDA'da postoperatif VAS skorlarında belirgin düşme sağladığı ve opiod tüketimini azalttığı için postoperatif analjezide AKB ve IPACK blok yerine tercih edilebilir. Anahtar Kelimeler: Total diz artroplastisi, adduktor kanal bloğu, IPACK blok, geniküler sinir bloğu

AnaljeziklerAnesteziAnestezi-spinal+5
Gökçe Çiçek Dal
Hitit University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rektus kılıf bloğu ile transversus abdominis düzlem bloğu'nun intraoperatif ve postoperatif etkinliklerinin prospektif karşılaştırılması

Çalışmamızda göbek altı median (GAM) ve göbek üstü median (GÜM) kesi uygulanacak genel cerrahi hastalarında, transversus abdominis düzlem bloğu (TADB) ve rektus kılıf bloğu (RKB)'nun intraoperatif ve postoperatif analjezik etkinliklerini prospektif ve randomize kontrollü olarak karşılaştırmayı amaçladık. Çalışma, etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamı sonrası, GAM-GÜM kesi uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması 1-3 olan, 18-75 yaş aralığında 80 hastada gerçekleştirildi. Hastalar demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve genel anestezi indüksiyonu sonrası, grup TADB ve grup RKB olarak ikiye ayrıldı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası 1. dakika ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarda kaydedildi. Bütün hastalara morfin ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların intraoperatif hemodinamik verileri ve uygulanan opioid miktarları, postoperatif istirahat ve öksürmekle görsel analog skalaları, ilk HKA dozuna gereksinim zamanı, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjezik gereksinimi, ilk mobilizasyona kadar geçen süreleri, opioid yan etkileri, hasta ve cerrah memnuniyeti değerlendirildi. İntraoperatif hemodinamik veriler, uygulanan opioid miktarı ve postoperatif ağrı skorları iki grupta benzer bulundu. TADB grubunda postoperatif morfin tüketimi 2. Saatte anlamlı düzeyde yüksek (p=0,041) bulundu. Takiplerinde gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. İstirahat ve öksürmekle postoperatif ağrı skorları ve ilk HKA dozuna gereksinim zamanı diğer çalışmalar göz önüne alındığında düşük ancak iki grup arasında benzer iii olarak bulundu. Ek analjezik ihtiyacı iki grupta benzerdi (p=0,633). İlk mobilizasyona kadar geçen süre TADB ve RKB grupları arasında benzer olduğu (p=0,798) ve opioide bağlı yan etkilerin de benzer olduğu (p=0,239) bulundu. Hasta memnuniyeti iki grupta benzerdi (p=0,415). Cerrah memnuniyeti iki grupta benzerdi (p=1,0). Sonuç olarak GAM-GÜM kesi uygulanan hastalarda TADB'nin ve RKB'nin etklinliğinin benzer olduğu kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Transversus abdominis düzlem bloğu, rektus kılıf bloğu, ağrı yönetimi, median laparotomi.

AnesteziAğrıAğrı yönetimi+4
Ozan Ülker
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı anestezi yöntemlerinin alt çenede pulpal anestezi etkinliğinin değerlendirilmesi

Kök kanal tedavisinin amacı, kök kanal sisteminin yeterli bir seviyede preperasyonu ve dezenfeksiyonu sonucunda sızdırmaz bir şekilde doldurulmasıdır. Bu tedavi sürecinde yeterli bir anestezi derinliği kritik önem arz etmektedir. Mandibular posterior dişlerde kanal tedavisi gerektiği zaman rutin olarak İASB kullanılmaktadır. İrreversible pulpitisli mandibular molar dişlerde, İASB ile her zaman yeterli anestezi derinliği sağlanamamaktadır, bu tür vakalarda intraosseöz, bukkal infiltrasyon anestezisi gibi destek anestezi yöntemleri kullanımı gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı farklı anestezi yöntemlerinin alt çenede pulpal anestezi etkinliğinin retrospektif olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamıza mandibular molar dişlerini irreversible pulpitis teşhisi konmuş 40 hasta dahil edilmiştir. Tüm hastalara 2% lidokain 1:100,000 ile İASB yapıldı. Tedavi sırasında hala ağrı hisseden hastalar yapılacak destek anestezi açısından; 2. doz İASB, artikain ile bukkal infiltrasyon, mylohyoid anestezi ve intraosseöz anestezi olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Uygulanan destek anesteziden sonra kanal giriş kavitesi açıldıktan sonra hastalara anlık ağrı düzeyini HP-VAS kullanarak bildirmesi istenmiştir. Tedavi sonrasında ise hastaların postoperatif ağrıları 6. saat, 12. saat, 24. saat, 48. saat ve 7. günde VAS kullanılarak ölçülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda irreversible pulpitisli mandibular molar dişlerde destek anestezi yöntemleri arasında anlamlı bir fark bulunamamış olup sırasıyla %60, %60, %70, %80 başarı oranı yakalanmıştır. Postoperatif ağrı konusunda grupların arasında anlamlı bir bulunamamıştır. Tüm gruplarda 24. Saatten sonra ağrı düzeylerinde anlamlı bir düşüş olmuştur. Postoperatif ağrının anestezi yönteminden ziyade tedavi sonrası geçen süreyle alakalı olduğu bulunmuştur.

AnesteziAnestezi ve analjeziAnestezi-lokal+3
İlyas Karben
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Torakotomi yapılan hastalarda ultrasonografi eşliğinde uygulanan tek taraflı erektör spina plan bloğu ile torasik paravertebral bloğun postoperatif klinik etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Torakotomi yapılan hastalarda ultrasonografi eşliğinde uygulanan tek taraflı erektör spina plan bloğu (ESPB) ile torasik paravertebral bloğunun (TPVB) postoperatif klinik etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya torakotomi cerrahisi geçirmiş, 18-75 yaş arası, ESPB (Grup E) uygulanmış 65 hasta ve TPVB (Grup T) uygulanmış 65 hasta olmak üzere toplam 130 hasta dahil edildi. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, boy, kilo, vücut kitle indeksi, ASA skoru, ek hastalıkları ve sigara durumları) kaydedildi. Ultrasonografi eşliğinde 20 ml % 0,5'lik bupivakain ile Grup E'de bulunan hastalara ESPB, Grup T'de bulunan hastalara ise TPVB uygulandı. Postoperatif ilk 24 saatlik VAS ve NRS skorları, vital bulguları, ortalama opioid tüketimleri, ortalama analjezi talep zamanları, omuz ağrısı (var-yok) ile yan etkiler (bulantı-kusma, kaşıntı) kaydedildi. Bulgular: Postoperatif 0, 3, 6, 12 ve 24. saatlerde değerlendirilen VAS (p=0,624) ve NRS (p=0,40) skorları açısından her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi; ancak Grup E ve Grup T'nin 3. saat VAS ve NRS değerleri 0. saate göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardı (p=0,001). Grup E ve Grup T'nin 6. saat VAS ve NRS değerleri 0, 3, 12 ve 24. saatlere göre daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardı (p=0,001). Grup E ve Grup T'nin 24. saat VAS ve NRS değerleri 0, 3, 6 ve 12. saatlere göre daha düşük olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardı (p=0,001). Gruplar arasında hastaların yaş (p=0,411), boy (p=0,636), kilo (p=0,194) ve vücut kitle indeksi (p=0,104) değerleri istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermedi; ancak cinsiyete göre dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardı (p=0,039). Buna göre TPVB (E:58, K:7) grubunda erkek hasta sayısı daha yüksek iken; ESPB (E:49, K:16) grubunda ise kadın hasta sayısı daha yüksekti. Sonuç: Torakotomi sonrası postoperatif analjezik amaçlı ESPB ile TPVB uygulanan hastaların VAS ve NRS skorları, ortalama opioid tüketimleri, ortalama analjezi talep zamanları, vital bulguları, omuz ağrısı ve bulantı-kusma durumları açısından benzer olduklarını, TPVB ile ESPB yöntemlerinin birbirlerine üstün olmadıklarını; ancak torasik cerrahide postoperatif multimodal analjezinin bir parçası olarak birbirlerine iyi bir alternatif olduklarını göstermektedir. Anahtar kelimeler: VAS ve NRS skorları.

Anestezi ve analjeziNöromusküler blok ajanlarıNöromusküler blokaj+4
Faik Çelik
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pediatrik suprakondiler fraktürlerinin kapalı redüksiyon ve internal fiksasyonunda ultrason rehberliğinde uygulanan infraklavikular bloğun etkinlik ve güvenliği

Periferik sinir blokları erişkinlerde sıklıkla kullanılan anestezi yöntemidir. İnfraklavikular blok subklaviyan arterin klavikula altından vizüalize edilerek genelde ultrasonografi eşliğinde uygulanan bir periferik sinir bloğudur. Pediatrik vakalarda periferik sinir blokları ile ilgili yeterli veri yoktur. Bu çalışmamızda suprakondiler fraktürlerde kapalı redüksiyon internal fiksasyon cerrahisi uygulanan çocuklarda infraklavikular blok ile anestezinin yeterli olduğu, postoperatif bulantı kusma ve ek opioid ihtiyacının azaldığını, güvenli ve konforlu bir cerrahi sağladığını raporlamayı amaçladık. Bu çalışmamız için suprakondiler fraktürü olup kapalı redüksiyon internal fiksasyon cerrahisi yapılan 3-16 yaş arası 70 hastanın kayıtları retrospektif olarak değerlendirildi. Grup İ deki hastalara ASA sedasyon/analjezi skalasına göre orta düzey sedasyon/analjezi uygulandı. Demografik veriler her iki grupta da benzerdi. İnfraklavikular blokla opere olan hastalarda %80 başarı sağlanmıştır. Kalan %20 hastaya 0.05 mcg/kg/dk remifentanil infüzyonu başlandığında ise total başarı %94,3'e ulaşmıştır. Postoperatif ek opioid ihtiyacı infraklavikular blok uygulanan hastalarda genel anestezi grubundakilere göre anlamlı derecede azdı (Grup G de %25.71 Grup İ de % 5.7)(P=0,028). Bulantı kusma da infraklavikular blokla opere olan hastalarda belirgin olarak azdı (Grup G de %25.71 Grup İ de %8.6 (P=0.072). Bu sonuçlar çocuklarda da üst ekstremite cerrahisinde infraklavikular bloğun tek kullanılabileceği,etkin bir anestezi ve güvenilir bir postoperatif analjezi sağlayabileceğini göstermiştir.

AnesteziAnestezi ve analjeziKlavikula+5
Mehmet Kazoğlu
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erektör spina düzlem bloğu ile rektus kılıf bloğunun intraoperatif ve postoperatif etkinliklerinin karşılaştırılması

Çalışmamızda göbek altı median (GAM) ve göbek üstü median (GÜM) kesi uygulanacak genel cerrahi hastalarında, erektör spina düzlem bloğu (ESDB) ve rektus kılıf bloğu (RKB)'nun intraoperatif ve postoperatif analjezik etkinliklerini prospektif ve randomize kontrollü olarak karşılaştırmayı amaçladık. Çalışma, etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamı sonrası, GAM-GÜM kesi uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-III olan, 18-75 yaş aralığında 60 hastada gerçekleştirildi. Hastalar demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve genel anestezi indüksiyonu sonrası, grup ESDB ve grup RKB olarak ikiye ayrıldı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası 1. dakika ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarda kaydedildi. Bütün hastalara morfin ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların intraoperatif hemodinamik verileri ve uygulanan opioid miktarları, postoperatif istirahat ve öksürmekle görsel analog skalaları, ilk HKA dozuna gereksinim zamanı, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjezik gereksinimi, ilk mobilizasyona kadar geçen süreleri, opioid yan etkileri, hasta ve cerrah memnuniyeti değerlendirildi. İntraoperatif hemodinamik veriler ve uygulanan opioid miktarları iki grupta benzer bulundu. ESDB grubunda postoperatif ağrı skorlarının istirahatte (60. dakika, 2., 4. saat) ve öksürmekle (60. dakika, 2., 4., 8. saat) daha düşük (p<0,05) ve ilk HKA dozuna gereksinim zamanının daha uzun olduğu saptandı (p=0,001). Postoperatif HKA ile toplam morfin tüketimi ESDB grubunda düşük bulundu (p=0,028). Ek analjezik ihtiyacı iki grupta benzerdi (p=0,085). İlk mobilizasyona kadar geçen sürenin ESDB grubunda daha kısa olduğu (p<0,001), opioide bağlı yan etkilerin benzer olduğu (p=0,129) bulundu. Hasta memnuniyeti iki grupta benzerdi (p=0,356). Cerrah memnuniyeti ESDB grubunda yüksekti (p=0,010). Sonuç olarak GAM-GÜM kesi uygulanan hastalarda ESDB'nun RKB'na göre daha etkin postoperatif analjezi sağladığı kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Erektör spina düzlem bloğu, rektus kılıf bloğu, ağrı yönetimi, median laparotomi.

AnaljeziAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+3
Emre Salman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Video yardımlı torakoskopik cerrahi hastalarında postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plane blok ile erektör spina plane blok etkinliklerinin karşılaştırılması

Prospektif ve randomize planlanan çalışmamızda, video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) uygulanacak hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plan bloğu (SAPB) ve erektör spina plan bloğunun (ESPB) etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Etik kurul onayı ve hastalardan alınan yazılı onam sonrası, elektif VATS uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-II olan, 18-80 yaş 70 hasta çalışmaya alındı. Hastaların demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve standart anestezi indüksiyonu sonrası SAPB (n=35) ve ESPB (n=35) uygulanan gruplar olarak ikiye ayrıldı. Hastalara morfin içerikli hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi/sonrası ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarla kaydedildi. İntraoperatif opioid tüketimleri, ayılmada kalış süreleri, istirahat ve öksürmekle Vizüel Analog Skala (VAS) skorları, ilk HKA gereksinim zamanları, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjeziklerin ilk gereksinim zamanları ve miktarları, mobilizasyon zamanları, opioid yan etkileri, hastanede yatış süreleri, hasta ve cerrah memnuniyetleri değerlendirildi. ESPB grubunda istirahatte (0. dk, 60. dk ve 2. sa) ve öksürmekle (0. dk) VAS skorları daha düşük (her değişken için p<0,05) ve ilk HKA gereksinim zamanı daha uzun bulundu (p=0,001). Postoperatif HKA ile morfin tüketimi ESPB grubunda (2., 4., 8. ve 12. sa) daha düşük gözlendi (her değişken için p<0,005). Diğer izlem parametreleri ve opioide bağlı yan etkiler benzer bulundu. Sonuç olarak VATS girişimlerinde ESPB uygulanan grupta erken dönem postoperastif VAS skorlarının daha düşük, opioid tüketiminin daha az ve ilk analjezik gereksinim zamanının daha uzun olması nedeniyle, ESPB'nin SAPB'a göre daha etkin ve uzun süreli analjezi sağladığı kanısına varıldı.

AnaljeziAğrıAğrı yönetimi+5
Osman Sıla Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Proksimal femur ve kalça cerrahilerinde l4 seviyesinde USG rehberliğinde yapılan ESP bloğu ile spinal anestezinin etkinlik ve güvenliğinin karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Birçok komorbiditesi olan yaşlı hasta popülasyonunda karşılaşılan kalça kırıklarında ılımlı sedasyon altında tek başına Lomber Erektör Spina Plan bloğunu etkin ve güvenli cerrahi anestezi ve postoperatif analjezi açısından spinal anestezi ile karşılaştırmayı amaçladık. Materyal Metot: Çalışmamız için proksimal femur ve kalça cerrahisi için opere olacak 68 ASA I-III aralığında olan hasta dahil edildi. Hastalar iki eşit gruba ayrıldı. Bir gruba L4 düzeyinden USG rehberliğinde 30 mL lokal anestezik ile Erektör Spina Plan Bloğu; diğer gruba ise L4-L5 aralığından spinal anestezi uygulandı. Erektör Spina Plan bloğu yapılan iki hasta yetersiz blok nedeniyle çalışmanın sonraki hesaplamalarından çıkarıldı. Hastalar perioperatif olarak cerrahi anestezi yeterliliği, vital bulgular ve postoperatif olarak da yan etki ve analjezi ihtiyacı açısından takip edildi. Bulgular: Her iki grupta demografik veriler arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Anestezi başarı skoru değerlendirilmesinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erektör Spina Plan Bloğu yapılan hastalarda hipotansiyon insidansı anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Postoperatif ilk analjezik ilacın uygulanma zamanları spinal anestezi yapılan grupta 2,24±0,94 ve Erektör Spina Plan bloğu yapılan grupta 11,17±1,40 olarak bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,001). Sonuç: Kalça operasyonlarında ılımlı sedasyon altında Lomber Erektör Spina Plan bloğunun spinal anesteziye alternatif olabilecek yeterli anestezi oluşturduğu, ve düşük hipotansiyon insidansı ve uzun post operatif analjezi süresi üstünlük göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kalça kırığı, Erektör Spina Plan Bloğu, Spinal Anestezi, Postoperatif Analjezi, Hipotansiyon

AnaljeziAnesteziAnestezi-spinal+6
Muhammed Gökhan Abay
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Parsiyel kalça protezi operasyonlarında PENG (Pericapsular nerve group) blok uygulanan ve uygulanmayan hastaların postoperatif tramadol tüketimi, klinik etki ve yan etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Parsiyel kalça protezi operasyonlarında PENG (pericapsular nerve group) blok uygulanan ve uygulanmayan hastaların postoperatif tramadol tüketimi, klinik etki ve yan etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Hastanemiz etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamları alındıktan sonra parsiyel kalça protezi (PKP) cerrahisi planlanan, 18-75 yaş arası, genel anestezi (GA) sonrası PENG blok uygulanmış (Grup P) 24 hasta ve PENG blok uygulanmamış (Grup K) 24 hasta olmak üzere toplam 48 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, ASA skoru) kaydedildi. Ultrasonografi eşliğinde 20 ml % 0,5'lik bupivakain ile Grup P'de bulunan hastalara GA sonrası PENG blok yapılmış, Grup K'da bulunan hastalara ise sadece GA uygulandı. Postoperatif BIS skoru, ilk 24 saatlik VAS ve NRS skorları, vital bulguları, kullanılan tramadol ve remifentanil miktarları, ek analjezi ihtiyacı, mini mental test skoru, Riker ajitasyon ve sedasyon skoru, hasta konfor skoru, modifiye aldrete derlenme skorlaması ile intraoperatif ve postoperatif komplikasyonlar (taşikardi, bradikardi, hipertansiyon, hipotansiyon, kaşıntı, bulantı-kusma, aritmi) kaydedildi. Bulgular: Parsiyel kalça protezi (PKP) cerrahisi uygulanan Grup P ve Grup K'nın intraoperatif ve postoperatif komplikasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı; ancak Grup K'da remifentanil iv infüzyonu ortalama 0,13 mcg/kg/dk'dan giderken Grup P'de ise 0,05 mcg/kg/dk'dan uygulanmış olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p<0,01). Grup P, BİS skoru değerleri preoperatif ölçümü ile intraoperatif çıkış (uyanma sonrası) ölçüm değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık VI göstermektedir (p=0,01). Grup K, BİS skoru değerleri preoperatif ölçümü ile intraoperatif çıkış (uyanma sonrası) ölçüm değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir (p=0,01). Grup P ve Grup K arasında BIS skoru değerleri karşılaştırıldığında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (p=0,14). Postoperatif OAB ve nabız değerleri Grup P'de grup K'ya göre daha düşük olup OAB (p<0,01) ve nabız (p<0,01) değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Postoperatif 0. dk, 10. dk, 30. dk, 60. dk, 2. saat, 4. saat, 6. saat, 12. saat ve 24. saatlerde değerlendirilen VAS (p<0,01) ve NRS (p<0,01) skorları her iki grupta da Grup P'de daha düşük olup istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Grup P ve Grup K arasında postoperatif tramadol kullanımı karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p=0,04). Modifiye aldrete derlenme skorlamasında Grup P ve Grup K arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,01). Grup P ve Grup K arasında hasta konfor skorunun karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p=0,04). Sonuç: PKP cerrahisi uygulanan hastalarda intraoperatif ve postoperatif analjezik amaçlı PENG blok uygulanan hastaların VAS ve NRS skorları, kullanılan tramadol ve remifentanil miktarları, hasta konfor skoru, postoperatif OAB ve nabız değerleri PENG blok uygulanmayan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Bu durum PKP planlanan hastalarda PENG blok uygulamasının intraoperatif ve postoperatif multimodal analjezinin bir parçası olarak iyi bir seçenek olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: VAS ve NRS skorları, BİS skoru.

AnesteziAğrıAğrı+5
Ersal Bozgeyik
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fasya iliaka kompartman bloğu için en uygun lokal anestezik volümü: Üç farklı volümün karşılaştırılması

AMAÇ: Fasya iliaka kompartman bloğu (FİKB) alt ekstremite cerrahilerinde postoperetif ağrıyı azaltmak için son dönemde sıkça tercih edilen bir analjezi yöntemidir. Çalışmamız da total kalça artroplastisi planlanan hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan FİKB' de volümün etkisini araştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya etik kurulu onayı alındıktan sonra, total kalça artroplastisi planlanan ASA I-II-III 18-85 yaş arası 45 hasta dahil edildi. Bütün hastalara genel anestezi uygulandı ve inhalasyon anestezisi ile idame sağlandı. Hastalar kapalı zarf çekme yöntemi ile üç gruba ayrıldı. Grup 1' e 30 ml, grup 2' ye 40 ml ve grup 3' e 50 ml volüm içinde LA solusyonu hazırlandı. Operasyon bitiminde supin pozisyonda USG eşliğinde suprainguinal yaklaşımla FİKB uygulandı. Derlenme odasında hastalara tramadollü iv-HKA cihazı bağlandı. Derlenme odasında VAS≤5 oluncaya kadar hastalar takip edildi gereken hastalara ek analjezik yapıldı. Hastaların derlenme odası giriş, 1., 6., 12., 18., 24. saat VAS, tramadol tüketimi ve memnuniyet anket değerleri kayıt altına alındı. BULGULAR: Çalışmamız yaşları 18 ile 85 arasında değişen, 10' u (%22,2) erkek ve 35' i (%77,8) kadın olmak üzere toplam 45 olgu üzerinde yapılmıştır. Olguların yaş ortalaması 60.7±11.30 yıldır. Olgular 15'er kişilik üç grup altında incelenmiştir. Gruplara göre olguların yaş, kilo, boy, VKİ ve cinsiyet dağılımları ile anestezi süresi ve cerrahi süre ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Grup 2 deki olguların 1. saat, 6. Saat, 12. saat, 18. saat ve 24. saatlerdeki VAS değerleri, total tramadol tüketim miktarları, verilen bolus sayıları, istedikleri bolus sayıları grup 3' den istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Her üç grupta da komplikasyona rastlanmamıştır. SONUÇ: FİKB total kalça artroplastisisinde postoperatif analjezi sağlayan etkin bir kompartman bloğudur. Bu çalışmada en düşük ağrı skorları ve analjezik gereksinimi 2mg/kg bupivakain içeren 40 ml LA kullanılan grupta elde edilmiştir.

Alt ekstremiteAnestetikler-lokalAnestezi+6
Hazan Dağlı Aslan
Bezmialem Vakıf University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Genel anestezi altında omuz artroskopisi yapılan ve interskalen brakial pleksus bloğu ile omuz artroskopisi yapılan hastaların hemodinamik parametrelerinin ve nöroendokrin yanıtlarının karşılaştırılması

Giriş: Cerrahi uygulanacak hastalarda oluşan stres yanıt, organizma için bir takım hemodinamik ve nöroendokrin değişikliklere neden olur. Hastaların perioperatif iyilik halinin sağlanması için oluşacak olan stres yanıtın baskılanması gerekmektedir. Yaptığımız bu çalışmada genel anestezi altında omuz artroskopisi yapılan ve interskalen brakiyal pleksus bloğu ile omuz artroskopisi yapılan hastaların hemodinamik parametrelerini ve nöroendokrin yanıtlarını karşılaştırdık. Materyal ve Metod: Çalışmanın etik kurul onayı ve hastalardan bilgilendirilmiş onam alındı. Çalışma için rotator cuff onarımı yapılması planlanan ASA I-II 18 yaş üstü 50 hasta seçildi. Hastaların randomizasyonu kapalı zarf yöntemiyle yapıldı. Hastalar, birinci grup interskalen brakiyal pleksus bloğu yapılanlar (Grup-1), ikinci grup genel anestezi uygulananlar (Grup-2) olarak iki gruba ayrıldı. 18 yaş altı, çalışmayı kabul etmeyen, aktivitesini sınırlayan hastalığı olan, ASA III ve üstü olan, rotator manşet yırtığı 5cm ve üzeri olan ve başarısız blok uygulanan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Hastalar preoperatif derlenme ünitesine alındıktan sonra başlangıç kalp atım hızları, ortalama arteryel basınçları ve oksijen saturasyonları kaydedildi . Hastaların 2 mg midazolam ile sedasyonları sağlandıktan sonra planlama dahilindeki başlangıç kan numunesi alındı. Grup-1 (n=25) hastalarda lokal anestezi amacıyla 20 ml % 0.5 bupivacain (100 mg), 10 ml aritmal (200 mg) ve 10 ml serum fizyolojik kullanıldı. Hastaların duyu ve motor blok seviyeleri Pin-Prick testi ve Modifiye Bromage skalası ile değerlendirildi. Tam motor blok oluştuktan sonra cerrahiye izin verildi. Grup-2 hastalara (n=25) genel anestezi amacıyla 2-3 mg/kg propofol, 0.6 mg/kg rocuronyum bromür ve 1 mcg/kg fentanyl uygulandı. İdame anestezide 2 lt/dk taze gaz akımı içerisinde oksijen/azot karışımı ve %2 (1MAC) sevofluran kullanıldı. Postoperatif analjezi amacıyla cerrahi bitmeden 30 dakika öncesinde, intravenöz 100 mg tramadolol hidroklorür uygulandı. Tüm hastalardan başlangıç, cerrahi başlangıçtan 30 dakika sonra ve postoperatif 0. dakikada kan numuneleri alındı. Glukoz, insülin, prolaktin ve kortizol değerleri çalışıldı. Hastaların intra-operatif ortalama arteryel basınçları, kalp atım hızları ve oksijen saturasyonları kaydedildi. Bulgular: İki grup arasında yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Ortalama arter basınçları ve kalp atım hızları arasında preoperatif ölçülen değerlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu ancak intraoperatif kıyaslamada Grup-1'deki hastaların değerleri Grup-2'deki hastaların değerlerinden yüksekti. Grup-2'deki hastaların intraoperatif oksijen saturasyonları daha yüksek olarak ölçüldü. Hastaların başlangıç kan numunelerindeki sonuçlara göre glukoz değişimi istatistiksel olarak anlamlı değildi ancak Grup-2 de Grup-1'den daha yüksek olarak bulundu (P:0.676). Kortizol ve prolaktin değerleri de Grup-2'de daha yüksek bulundu. Grup-2'de insülin değeri istatistiksel değerlendirmede anlamlı olarak daha düşüktü (P:0.001). Sonuç: İnterskalen brakiyal pleksus bloğu uygulaması, genel anestezi uygulamasına benzer şekilde hemodinamik parametreleri fizyolojik sınırlarda tutmaktadır. Ayrıca cerrahi stresi azaltarak organizmaya zararlı olabilecek nöroendokrin yanıtları da baskılamaktadır. Bu bilgiler ışığında cerrahi stresi azaltmak ve hemodinamiyi daha iyi korumak amacıyla interskalen brakiyal pleksus bloğunun güvenilir bir şekilde uygulanabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: omuz artroskopisi, İBPB, genel anestezi, cerrahi stres, hemodinami

AnesteziAnestezi-genelArtroskopi+6
İbrahim Adalı
Yozgat Bozok University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total diz protezinde postoperatif hasta kontrollü analjezide levobupivakain levobupivakain-morfin ile femoral sinir bloğu

Total Diz Protezinde Postoperatif Hasta Kontrollüanaljezide Femoral Sinir Kateterinden Levobupivakain ve Levobupivakain-Morfinin Karşılaştırılması Amaç: Total diz protezinde ultrasaund eşliğinde femoral sinir bloğu ile birlikte postoperatif hasta kontrollü analjezide femoral sinir kateteri yoluyla levobupivakain (% 0.5) ve levobupivakain (% 0.5) + morfin (1 mg) uygulamasının operasyon sonrası ağrı kontrolü, analjezik tüketimi ve ek ilaç gereksinimi üzerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurul onayı ve gönüllülerin yazılı ve sözlü onayları alınarak, ortopedi ve travmatoloji bölümü tarafından diz protezi cerrahisi yapılacak yaşları 18-75 arasında değişen toplam 40 hasta çalışmaya alındı. Hastalar rastgele iki gruba ayrıldı. Tüm hastalarda anestezi indüksiyonu sodyum tiopental (3-5 mg/kg) ile gerçekleştirildi ve nöromuskuler blokaj için vekuronyum (0,1 mg/kg) kullanıldı. Anestezi idamesi oksijen + azot protoksit + sevofluran ile sağlandı. Operasyon sonrası ultrason eşliğinde öncesinde I. gruba (n=20) 20ml % 0,5 levobupivakain ile blok sonrasında femoral sinir kateterinden 6ml/st gidecek şekilde % 0,5 levobupivakain, II. gruba (n=20) 20 ml % 0,5 levobupivakain + 1 mg morfin ile femoral sinir bloğu sonrasında femoral sinir kateterinden 6 ml/st % 0,5 levobupivakain + 0,05 ml/kg morfin hasta kontrollü analjezi ile uygulandı. Hastaların intraoperatif sevofluran tüketimi, hemodinamik parametreleri ve postoperatif dönemde 1.,15.,30.,60.dakika, 2., 4., 6., 12.,18. saatlerde hemodinamik parametreleri , ağrı düzeyleri (VAS), ek analjezi ihtiyaçları, sedasyon düzeyleri ve bacaktaki motor hareketleri ve yan etkiler kaydedildi. Postoperatif takipleri 2. saatten sonra Ortopedi ve Travmatoloji servisinde alındı. 18. saatte kateter çıkarılarak 24. saate kadar takiplerine devam edildi. Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametreleri, sedasyon düzeyler ve yan etkileri benzerdi. Postoperatif Vizüel Analog Skala değerleri, levobupivakain + morfin kullandığımız grupta sadece levobupivakain kullandığımız gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Ayrıca bu hasta grubunda diğerine göre daha fazla motor blok oluştuğu, ancak bunun postoperatif mobiliteyi etkilemediği gözlendi. Kullanılan total lokal anestezik miktarı benzer olmasına rağmen morfin eklenen gruptaki hastalarda analjezik talebinin diğer grubuna göre daha az olduğu belirlendi. Sonuç: Diz protezi yapılan hastalarda postoperatif analjezide femoral sinir bloğu ve sonrasında kateter yoluyla uygulanan HKA etkili bir yöntemdir. Lokal anesteziğe eklenen morfin ile daha etkin analjezi sağlandığı, ek analjezik gereksiniminin azaldığı ve hastaların mobilizasyonunu etkilemeyecek düzeyde motor blok süresini uzadığı kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Femoral sinir bloğu, levobupivakain, morfin, Vizüel Analog Skala

AnaljeziklerDizDiz eklemi+6
Naciye Seriner
Çukurova University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Preoperatif oral gabapentinin ultrasonografi eşliğinde yapılan infraklaviküler brakial pleksus bloğu üzerine etkisi

ÖZET Preoperatif Oral Gabapentinin USG Eşliğinde Yapılan İnfraklaviküler Brakial Pleksus Bloğu Üzerine Etkisi Amaç: Cerrahi girişim sırasında hasta konforu ve güvenliği anestezist açısından oldukça önemlidir. Preoperatif oral gabapentin uygulamasının analjezik etkinliği artırdığı ve analjezik tüketimi azalttığı bilinmektedir. Bu çalışmada üst ekstremite cerrahisinde preoperatif iki farklı dozda uygulanan oral gabapentinin postoperatif analjezik etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Üniversite Etik Kurul Onayı ve olguların yazılı onayı alındıktan sonra, arteriovenöz fistül açılacak üroloji ve kalp damar cerrahisi hastaları, debritman veya flep uygulanacak Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak toplam 60 hastaya infraklaviküler brakial pleksus bloğu uygulandı. Grup 1'de (n=20) 30-45 dakika önce oral plasebo tablet verildikten sonra 40 ml %0.5 bupivakain ve 0.5 ug / kg fentanil ile, Grup 2'de (n=20) 30-45 dakika önce oral 600 mgr gabapentin sonrasında, 40 ml %0.5 bupivakain ve 0.5 ug / kg fentanil ile, Grup 3'de (n=20) 30-45 dakika önce oral 1200 mgr gabapentin verilmesini takiben 40 ml %0.5 bupivakain ve 0.5 ug / kg fentanil ile ultrasonografi eşliğinde infraklaviküler brakiyal pleksusu bloğu uygulandı. Hastaların intraoperatif hemodinamik parametreleri ve yan etkiler kaydedildi. Postoperatif dönemde analjezi, hasta kontrollü analjezi ile tramadol kullanılarak sağlandı. Olguların postoperatif 1.,15.,30.,60.dakika, 2., 4., 6., 12.,18. saatlerde hemodinamik parametreleri, ağrı düzeyleri (VAS), tramadol tüketimi, Ramsey sedasyon düzeyleri ve oluşabilecek yan etkiler kaydedildi. Postoperatif takipleri 2. saatten sonra Ortopedi ve Travmatoloji servisinde alındı ve 24. saate kadar takiplerine devam edildi. Bulgular: Grupların demografik verileri birbirine benzerdi. İlk 30 dakika ile 4-24. saatler arasındaki ağrı skorları açısından gruplar arasında bir fark saptanmadı. Diğer zamanlarda VAS değeri plasebo grubunda daha düşüktü. Postoperatif tramadol tüketimi ve sedasyon skorları açısından da gruplar arasında fark yoktu. Sonuç: Üst ekstremite cerrahisinde uygulanan infraklaviküler brakial pleksus bloğunda preoperatif oral yoldan uygulanan 600 mg ve 1200 mg gabapentinin hemodinamik degişikliklere yol açmadığı, sedasyon düzeyi, postoperatif ağrı skorları ve tramadol tüketimi üzerine bir etkisinin olmadığı kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: infraklavikuler brakiyal sinir bloğu, bupivakain, gabapentin, fentanil, tramadol, Vizüel Analog Skala

AnaljeziAnaljeziklerAnaljezikler+6
Esen Poyraz
Çukurova University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda perkütan nefrolitotomi ameliyatlarında ultrason eşliğinde yapılan torakal paravertebral bloğun hemodinami ve postoperatif ağrı üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi ameliyatı planlanan pediatrik hastalarda bupivakain ile ultrason eşliğinde yapılan torakal paravertebral bloğun peroperatif anestezik ajan tüketimi ve postoperatif analjezi üzerine etkinliğinin araştırılması planlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Etik Kurul onayı ile hastalardan bilgilendirilmiş onam formu alınarak yapıldı. 1-5yaşarası, böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi yapılması planlanan 40 hasta çalışmaya dahil edildi ve hastalar rastgele iki gruba ayrıldı. Tüm hastalara genel anestezi uygulandı ve entübe edildi. Grup I hastalara pron pozisyon verildikten sonra ultrason eşliğinde 0.5ml/kg bupivacain %0.5 ile torakal paravertebral blok (T10-T11, T11-T12, T12-L1); Grup II hastalara ise postoperatif analjezik olarak 15 mg/kg parasetamol yapılması planlandı. Postoperatif dönemde eğer FLACC > 4 ise 1 mg/kg tramadol yapılması planlandı. Olguların intraoperatif sevofluran konsantrasyonları ile intraoperatif ve postoperatif sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp atım hızı, oksijen saturasyonu kaydedildi. Postoperatif dönemde ağrı skoru (FLACC), ebeveyn memnuniyet derecesi, ek analjezik ihtiyacı olan olgu sayısı ve yan etkiler (bulantı, kusma, hipotansiyon, bradikardi, solunum sıkıntısı vb.) kaydedildi. Bulgular: Demografik özellikler, operasyon süreleri, hemodinamik parametreler gruplar arasında benzerdi. İntraoperatif sevofluran konsantrasyonu istatistikse lolarak GrupI'de GrupII'den daha düşük saptandı (p=0,000). Postoperatif GrupI'de analjezik gereksinimi olan olgu yokken, GrupII'de 18 (%90) olgu belirlendi. GrupI'de ebeveyn memnuniyeti açısından mükemmel ve iyi şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı, GrupII'de ise iyi ve kötü şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı yüksek bulundu. Postoperatif FLACC değerleri GrupI'de GrupII'den istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük saptandı (p=0,000). Olguların hiç birinde hipotansiyon, bradikardi ve solunum depresyonu gözlenmedi. Sonuç: Pediatrik olgularda ultrason eşliğinde torakal paravertebral blok uygulamasının, sistemik analjezi uygulanımına göre perioperatif anestezik gereksinimi ve ek analjezik gereksinimi daha çok azalttığı ve ebeveyn memnuniyetini arttırdığı kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Ultrason eşliğinde torakal paravertebral blok, perkütan nefrolitotomi, çocuk.

AnesteziAğrı-postoperatifCerrahi-ürolojik+5
Fatma Gülşah Akıncı
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üst ekstremite önkol ve el cerrahisinde geleneksel üst kol Bier bloğu ile önkol Bier bloğunda lokal anestezik tüketiminin ve etkilerinin karşılaştırılması

Giriş: Rejyonal anestezi yöntemlerinden biri olan 'Rejyonal İntravenöz Anestezi' (RİVA), dolaşımı turnike ile engellenen ekstremitede bir ven içine lokal anestezik solüsyonun enjeksiyonu ile oluşturulan rejyonal blok tipidir. Başta üst ekstremite olmak üzere ekstremite cerrahisinde gerek güvenilirliği, gerekse tekniğin kolaylığı nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; geleneksel üst kol Bier B lok tekniği ile dirsek ekleminin distaline yerleştirilen tek turnike ile uygulanan ön kol rejyonal intravenöz anestezi tekniğinin, anestezi başlangıcı, anestezi ve analjezi süreleri ve lokal anestezik tüketimi üzerine et kilerinin karşılaştırılması amaçlandı. Materyal - metod: Çalışmamıza rejyonal intravenöz anestezi altında el bileği ve el cerrahisi uygulanacak, 18 - 65 yaş arası, ASA I - III grubu 60 erişkin hasta dahil edildi. 2015 Nisan - Ekim arasında çalışmaya uygun olan hastalar basit randomizasyon yöntemi ile rastgele 2 gruba ayrıldı. Grup 1'de (n: 30) üst kolda Bier B lok (çift turnike ile) 3 mg/kg % 0.5 prilokain (maksimum doz: 300 mg) ile, Grup 2 ' de: (n: 30) ön kolda RİVA (tek turnike ile) 2 mg/kg % 0.5 prilokain (maksimum doz: 200 mg) ile uygulandı. Her iki grupta da ilaç, 60 - 90 saniyede gidecek şekilde intravenöz olarak uygulandı. Cerrahi başlama ve sonlanma süreleri, turnike zamanları, perioperatif analjezi başlama zamanları kaydedildi. İntraoperatif 5., 10., 20., 40., 60., 90.dakikalarda ve postoperatif 5., 15., 30.,60. ve 120. dakikalarda kan basınçları, kalp hızları, periferik oksijen saturasyonları, görsel ağrı skalası (VAS) ve yan etkiler (bulantı - kusma, kaşıntı, hipotansiyon, bradikardi, allerjik reaksi yon, kulak çınlaması, ağızda metalik tat vs.) kaydedildi. Bulgular: İ k i grup arasında c errahi başlama ile sonlanma süreleri, turnike zamanları, ve perioperatif analjezi başlama zamanları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunamadı (p > 0,05) , kan basınçları (p > 0,05 ), kalp hızları (p > 0,05 ), periferik oksijen saturasyonları (p > 0,05 ), arasında da istatistiksel olarak önemli bir fark saptanmadı. Her iki grupta eşdeğer intraoperatif analjezi gözlendi (p > 0,05). Sonuç: Ön kolda tek turnike ile uygulanan rejyonal intravenöz anestezinin, ön kol cerrahisinde etkili ve güvenli bir yöntem olduğu ve daha düşük dozda lokal anestezik gereksinimi nedeniyle klasik Bier Blok'a tercih edilebileceği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler : Rejyonel anestezi, lokal anestezik, prilokain

AnestetiklerAnestetikler-lokalAnestezi+5
Adem Çiftci
Çukurova University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriyatrik parsiyel kalça protezi ameliyatlarında kombine spinal epidural anestezi ile psoas kompartman + siyatik sinir blokajının etkilerinin karşılaştırılması

Amaç:Parsiyel kalça protezi ameliyatlarında rejyonel teknikler giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. En yaygın ve etkin rejyonel yöntem santral nöroaksiyel yöntemlerdir. Santral bloklar etkin olsalar da kendine ait spesifik yan etkileri ve kontrendikasyonları vardır. Bu yüzden alternatif rejyonel anestezi yöntemleri arayışı sürmektedir. Biz çalışmamızda periferik sinir bloklarından psoas kompartman bloğu ile siyatik sinir bloğunu kombine ederek (PCSNB) daha geleneksel bir yöntem olan kombine spinal epidural anestezi (CSE) ile intraoperatif etkinlik ve hemodinamik satbilite, postoperatif ağrı ve yan etkiler açısındankarşılaştırmayı amaçladık. Yöntem:Elektif olarak parsiyel kalça protezi yapılan 60-99 yaş arası ASA III ve altı olan PCSNB ve CSE uygulanan 50 hasta çalışmaya alındı. 25 hastaya 1mL plain bupivakain ile CSE anestezi uygulanırken 25 hastaya da PCSNB ve ilyak krest bloğu uygulandı. Grupların perioperatif olarak anestezi etkinliği, kan basıncı nabız, satürasyon değerleri, postoperatif analjezi gereksinimi ve yan etkiler açısından takip edildi. Bulgular:Demografik veriler her iki grupta benzerdi. Operasyon çıkışında ortalama arter basıncı her iki grupta da giriş değerlerine göre düşük kaydedildi;CSE grubunda PCSNB grubuna göre bu düşüş istatistiksel olarak anlamlıydı. CSEgrubunda 11 (%44), PCSNB grubunda 2(%8) hastada hipotansiyon görülmüştür. Nabız ve satürasyon değerleri açısından grup içi ve gruplar arası bir fark gözlenmedi. CSE grubunda hastaların hepsinde etkin analjezi sağlandı, 5(%20) hastada operasyonun ilerleyen dakikalarında ağrı olması üzerine epidural kateterden ek ilaç gerekti. PCSNB grubunda 15(%60) hasta operasyonu ağrısız tamamlarken 3(%12) hastaya 1 µg/kg fentanil ile yeterli anestezi elde edildi.7(%28) hastaya ise propofol infüzyonu ile sedasyongerekti. Postoperatif ilk analjezik saati PCSNB grubunda daha uzundu (1.64 ± 0.9 saat'e karşılık 4.84 ± 2.54 saat). Sonuç:Psoas kompartman, parasakral siyatik ve ilyak krest bloklarının kombinasyonu, zaman zaman bir sedasyon gerektirse bile, yaşlı hastalardaki kalça protezi operasyonlarında hemodinamik stabiliteyi koruyan, analjezisi postoperatif dönemde de süren etkin ve güvenli bir alternatiftir.

AnaljeziAnestezi-epiduralAnestezi-spinal+7
Mehmet Mustafa Özden
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ortopedik alt ekstremite cerrahisinde spinal anestezi ile kombine femoral ve siyatik bloğun; Hemodinamik etkiler ve anestezik-analjezik etkinliğinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada spinal anestezi ile kombine femorel siyatik blok ile alt ekstermite cerrahisi geçirecek hastalarda motor ve duyu blok başlama süreleri, peropratif ve postoperatif hemodinamik parametleri, motor blok ortadan kalkma süreleri ve analjezik etkinliklerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Yöntem: Etik kurul ve hasta onayı sonrası ortopedik alt ekstremite cerrahisi planlanan ASA I- III, 18-65 yaş aralığında, 40 hasta, prospektif ,randomize, kontrollü olarak çalışmaya alınması planlanmıştır. Hastalar, rastgele iki gruba ayrıldı. Grup 1 (n=20) spinal anestezi grubu, Grup 2 (n=20) kombine femoral siyatik blok olarak planlandı. Birinci gruba, spinal anestezi 15 mg Heavy Bupivakain, İkinci gruba, kombine femoral siyatik blok için, %5 bupivakain + % 2 lidokain +serum fizyolojik (30,15,15 ml) solüsyonu hazırlandı. Siyatik sinir bloğu için 40 ml solüsyon, femoral sinir bloğu için 20 ml uygulandı. İşlem öncesinde rutin olarak her hastaya 0,03 mg/kg midazolam uygulandı. İşlem öncesinde, işlem boyunca ve operasyon boyunca 5 dk'lik aralıklarla KTA, SKB, DKB, OAB ve SpO2 monitörize edilip takip altına alındı. Preoperatif, 5.dk, 15.dk ve 1. saat değerleri ile postoperatif 1, 3, 6 ve 12.saatlerdeki değerler kaydedildi. Hastaların motor ve duyusal blok seviyeleri modifiye edilmiş Bromage skalası ve pin-prick testi ile değerlendirildi, VAS (0-10 cm ) ağrı değerleri ve ilk analjezik yapılma saatleri kaydedildi. Bulgular: Hastaların demografik verileri gruplar arası benzer bulundu (p=>0.05) motor blok başlama zamanı kombine femoral siyatik blokta anlamlı yüksek bulundu (p=<0.05). Sistolik arter kan basıncı, diyastolik arter basıncı, ortalama arter basıncı ve nabız değerlerinde spinal anestezi grubunda anlamlı düşme gözlemlendi (p=<0.05). Postopratif kombine femoral siyatik blok grubunda ilk analjezik süreleri daha uzun, VAS ağrı değerleri daha düşük bulundu (p=<0.05). Sonuç: Femoral –Siyatik Bloklar, spinal anestezi ve diğer santral bloklara göre; hemodinamiyi daha az etkilemesi, kardiyak hastalarda daha güvenli olması, daha uzun süreli postoperatif analjezi sağlaması, katater koyulabilme ve aralıklı ilaç uygulanabilme imkanı sağlaması nedeniyle, lokal anesteziye bağlı yan etki olasılığının daha düşük olması nedeniyle, deneyimli anestezistler tarafından yapıldığı takdirde ortopedik alt ekstremite cerrahilerinde kombine femoral siyatik blok spinal anestezi' ye göre daha uygun bir yaklaşım olduğu görüşündeyiz

AnesteziAnestezi-spinalBacak+5
Akif Demirel
Yozgat Bozok University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spinal anestezi altında sezaryen uygulanan olgularda üç farklı dozdaki norepinefrinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada spinal anestezi altında sezaryen uygulanan olgularda üç farklı dozdaki norepinefrin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaya 18-40 yaş arası, ASA I-II grubunda, 37-42 haftalık gebelik nedeniyle elektif şartlarda sezaryen yapılacak 100 adet gönüllü hasta dahil edildi. Hastalar dört gruba ayrıldı. Grup I'e spinal anestezi yapıldıktan sonra baseline'ı korumak amacıyla 0,05mcg/kg bolus norepinefrin intravenöz (iv) yolla toplam volum 2 ml olacak şekilde; grup II'ye spinal anestezi yapıldıktan sonra baseline'ı korumak amacıyla 0,075mcg/kg bolus norepinefrin iv yolla toplam volüm 2 ml olacak şekilde; grup III'e spinal anestezi yapıldıktan sonra baseline'ı korumak amacıyla 0,1mcg/kg bolus norepinefrin iv yolla toplam volüm 2 ml olacak şekilde; kontrol grubu olan grup IV'e ise spinal anestezi yapıldıktan sonra aynı volümde (2 ml) serum fizyolojik (%0,9'luk NaCl) iv uygulandı. Sistolik kan basıncı değeri <100 mmHg veya baseline(bazal) sistolik kan basıncı değerinde %20 den daha fazla tekrarlayan bir azalma durumunda 5 mg efedrin iv bolus ile müdahele edildi. Kalp atım hızının 60'ın altına düşmesi ise bradikardi olarak kabul edilerek 0,5 mg iv atropin ile tedavi edildi. Dört hasta grubunun maternal kan basınçları, kalp atım hızları, efedrin ve atropin tüketimleri, umbilikal kordon kan gazı değerleri, bulantı/kusma sıklıkları ve Apgar skorları karşılaştırıldı. Sonuç olarak elektif sezaryen doğumlarda spinal anesteziye bağlı hipotansiyonu önlemek için profilaktik tek doz bolus norepinefrinin etkili olduğunu, 0,1mcg/kg norepinefrin dozunun ise daha başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Norepinefrin, spinal anestezi, maternal hipotansiyon, efedrin

AnesteziAnestezi-spinalDoz-cevap ilişkisi-ilaç+5
Yusuf Emeli
Çukurova University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alt ekstremite cerrahisi geçiren hastalarda uygulanan femoral ve siyatik blok başarısının perfüzyon indeksi ölçümü ile değerlendirilmesi

Amaç: Periferik sinir bloğu yöntemleri, günümüzde özellikle ekstremite cerrahisinde giderek artan bir sıklıkta kullanılmaktadır. Ancak bir bloğun başarısını ve yeterliliğini değerlendirmek için kullanılan geleneksel yöntemler zaman alıcı, subjektif ve hasta işbirliğine bağlıdır. Bu nedenle blok başarısının ve yeterliliğinin değerlendirilmesinde kullanılacak objektif bir yöntem arayışı sürmektedir. Bu doğrultuda biz çalışmamızda nabız oksimetre teknolojisi ile ölçülen Perfüzyon İndeksi (Pİ)'nin kombine femoral siyatik blok başarısının değerlendirilmesinde erken ve kantitatif bir belirteç olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Yöntem: Elektif alt ekstremite cerrahisi nedeniyle kombine femoral siyatik blok uygulanacak, 18-65 yaş arası, ASA I- III olan 80 hasta dahil edildi. Tüm hastalara; ultrasonografi ve sinir stimülatörü eşliğinde siyatik blok için 30 ml % 0,25 bupivakain + % 1 lidokain solüsyonu, femoral blok için 20 ml % 0,25 bupivakain + % 1 lidokain solüsyonu uygulandı. Hastaların 0, 5, 10, 20, 30. dk'larda kalp atım hızı, ortalama arteryal basıncı, periferik oksijen saturasyonları, perfüzyon indeksi, kapiller dolum zamanı, distal cilt sıcaklığı ölçümleri yapılarak kaydedildi. Yine aynı zaman dilimlerinde ısı duyusu bloğu testi, motor kuvvet bloğu ve pin prick testi değerlendirilerek kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda blok yapılan alt ekstremite ile kontralateral alt ekstremite arasındaki Pİ ortalamalarına bakıldığında; 5, 10, 20 ve 30. dk'da blok yapılan tarafta Pİ ortalamaları anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05). ısı duyusu bloğu zamanı; 16,58 ± 7,94 dk , motor blok başlangıç zamanı; 12,60 ± 5,65 dk, Pin-prick testi pozitif olma zamanı; 15,34 ± 6,19 dk olarak bulundu. Sonuç: Kombine femoral siyatik blok sonrasında duyusal ve motor bloktan önce gelişen sempatik bloğun neden olduğu perfüzyondaki artışın nabız oksimetre teknolojisiyle ölçülen Pİ'yi duyu ve motor bloktan daha önce arttırdığı ve Pİ'nin kombine femoral siyatik blok başarısını değerlendirmede kullanabilecek objektif, hızlı, pratik ve girişimsel olmayan bir yöntem olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Periferik sinir bloğu, Kombine femoral siyatik blok, Perfüzyon indeksi, Perfüzyon artışı.

Alt ekstremiteAnesteziCerrahi+3
Sevinç Gölbaşı
Gaziantep University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisi sürecinde anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin rejyonal anestezi uygulamalarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu anket çalışmamızın amacı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzman ve asistan hekimlerinin pandemi sürecindeki rejyonal anestezi tercihleri ve klinik uygulamalarının değerlendirilmesidir. Bu çalışma ile elde edilen bilimsel verilerin ışığında; anesteziyoloji ve reanimasyon kliniklerindeki hekimlerin rejyonal anestezi uygulamalarının değerlendirilmesiyle asistan ve uzman hekimlerin farkındalığının artması, asistanlık süreci ve devamında uzman hekimlik sürecinde rejyonal anestezi eğitimine ayrılan sürenin artırılmasını ve klinik pratikte daha fazla yer edinmesini sağlayabileceğine inanmaktayız. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, hastanemiz yerel etik kurulundan onay alındıktan sonra anketimize katılan sağlık çalışanlarına çalışmanın amacı anlatıldı. Araştırmamıza katılım tamamen gönüllülük esasına dayanmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırmanın örneklemini, Covid-19 pandemisi sürecinde ameliyathane ve yoğun bakımda aktif olarak çalışan 25-72 yaş arası Türkiye'nin çeşitli illerinde görev yapan 205 anesteziyoloji ve reanimasyon hekimi oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan internet tabanlı anket formu aracılığıyla kişilerin e-posta adreslerine gönderilen linkler ile toplandı. Anketimizin ilk bölümü olan 1.soru ile 6.soru arası birinci bölüm; demografik veriler olan, yaş, cinsiyet, çalıştığınız kurum, görev/unvan vb. gibi özellikleri içerecek şekilde çoktan seçmeli sorulardan hazırlanmıştır. 7.soru ile 27.soru arası ikinci bölümde; Covid-19 pandemisi sürecinde anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin rejyonal anestezi uygulamalarının, asistan ve uzman hekimlerin pandemi sürecinde rejyonal anestezi uygulamaları hakkındaki farkındalığının, asistan ve uzman hekimlerin rejyonal anestezi eğitimine ayrılan sürenin ve çalıştığı kurumda pandemi döneminde kurs veya eğitim düzenlenip düzenlenmediğine yönelik kurumlardaki olanakların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Veriler SPSS istatistik paket programında tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde dağılımı, ortalama, standart sapma), bağımsız gruplarda t testi, ANOVA testi (normal dağılım sağlanmadığında nonparametrik mann whitney U ve Kruskal Wallis test), pearson korelasyon testi ve ki kare testi kullanılarak değerlendirildi. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alındı. Bulgular: "COVID-19 Pandemisi Sürecinde Anesteziyoloji ve Reanimasyon Hekimlerinin Rejyonal Anestezi Uygulamalarının Değerlendirilmesi" başlıklı çalışmamızda dijital ortamdan anket yöntemiyle elde ettiğimiz bulgularda, katılımcıların %41,5 ini kadınlar, %58,5 ini erkekler oluşturdu. Katılımcılar 24- 72 yaş arasında olmak üzere, üniversite hastanesi, eğitim-araştırma hastanesi, devlet hastanesi, şehir hastanesi, özel hastane ve muayenehanede çalışan hekimlerden oluştu (n=205). Anketimize katılan hekimlerin %30,2 sini uzmanlık öğrencisi doktorlar oluşturmaktaydı. Katılımcıların %46,8 si üniversite hastanesi, %6,3 ü şehir hastanesi, %17,6 sı eğitim ve araştırma hastanesi, %8,3 ü özel hastane ve muayenehane, %21 ini devlet hastanesinde çalışanlar oluşturmaktadır. Katılımcıların %35,2 si 0-5 yıl, %19,9 u 6-10 yıl, %15,8 i 11-15 yıl, %13,8 i 16-20 yıl, %15,3 ü 20 yıldan fazla süredir sağlık sektöründe çalışmaktaydı. Çalışmamız ile elde ettiğimiz istatistiksel anlamlı sonuçlar; 1. KKE olarak en yüksek oranda N95-FFP3 maske kullanımının tercih edildiği, 2. Pandemi sonrası anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin rejyonal anestezi tercihleri her grup kendi içinde karşılaştırıldığında; rejyonal anestezinin doçent doktorlar tarafından daha yüksek oranda tercih edildiği, en az oranda da profesör doktorlar tarafından tercih edildiği görülmüş olup rejyonal anestezi tercihlerinin mesleki unvan ile ilişkisinin istatiksel olarak anlamlı olduğu, 3. Hem uzmanlık eğitimi aldığı kurumda hem dernekler tarafından 66 düzenlenen kurslarda eğitim görenlerin pandemi sonrası süreçte rejyonal anesteziyi tercih oranlarının daha fazla olduğu görülmüştür. 4. Yeni rejyonal anestezi ve periferik sinir bloğu yöntemleri öğrenimleri incelendiğinde en yüksek oran asistan hekimlerde olup, mesleki unvana göre karşılaştırma yapıldığında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. 5. Pandemi sonrasında anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin günlük uygulamalarında rejyonal anesteziye yönelimlerinin ve pratik uygulamalarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun dışında ülkemizde pandemi döneminde asistan ve uzman hekimlerin rejyonal anestezi eğitimine ayrılan süre ve çalıştıkları kurumda kurs veya eğitim düzenlenip düzenlenmediği değerlendirildiğinde; hekimlerin çalıştıkları kurumlarda rejyonal anestezi eğitimlerine ayrılan süre ve koşullara yönelik geliştirmelere ihtiyaç olduğunu öngörmekteyiz. Sonuç: Çalışmamızda pandemi döneminde ülkemizde rejyonal anestezi uygulamalarına dair kurs veya eğitimlerin yetersiz olduğunu gördük. Pandemi nedeniyle yoğun bakımlarda yatan hastaların yoğunluğu nedeniyle hastanelerdeki yoğun bakım yatak sayısının artırılması ve yeni yoğun bakım ünitelerinin açılmasıyla birlikte anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin çoğunluğunun yoğun bakımlarda görevlendirilmesi ve aynı dönemde elektif ameliyatların durdurulması kliniklerdeki günlük rejyonal anestezi uygulamalarının sayısını oldukça azaltmıştır. Bu durum aynı şekilde uygulamaya dayalı bir sanat olan anesteziyoloji ve reanimasyon hekimliğini icra eden uzman doktorların ve asistan hekimlerin rejyonal anestezi eğitimlerine de yansımıştır. Eğitim sürecinde rejyonal anestezinin günlük pratikte daha çok tercih edilmesi, kliniklerdeki uygulamalar ile teorik eğitimlerin sıklığının ve rejyonal anestezi eğitimine ayrılan sürenin artırılması büyük bir önem taşımaktadır. Anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin rejyonal anestezi farkındalığının ve rejyonal anestezi eğitimine ayrılan sürenin artması tüm dünyada pandemi sürecinde ameliyathane ve yoğun bakımda büyük sorumluluklar yüklenen ve tecrübe kazanan anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin gelecekte yaşanabilecek salgın ve pandemilerde daha etkin rol oynamasını sağlayabilecektir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, rejyonal anestezi, sinir bloğu, ultrason, rejyonel

Anestezi-kondüksiyonAnesteziyolojiAnketler+7
Caner Gökdemir
Manisa Celal Bayar University
2023
00

Related subjects