Dış Türkler

90 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği

İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.

BulgaristanBulgaristan TürkleriBütünleşme+5
Duygu Duman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan üçüncü nesil Türk kökenli bireylerde kimlik algısı

Bir aidiyet sorunu olan kimlik, içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel ilişkilerin ve ayrıca geçmişten günümüze ortaya çıkan tarihsel durum ve süreçlerin tamamından etkilenerek kendini inşa eder. Bu bağlamda önemli kültürel ve toplumsal sonuçları olan göç süreçlerinin kimliğin inşasında oynadığı büyük rol, yadsınamaz bir gerçektir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselişe geçen uluslararası göç de hem göç alan hem de veren ülkeler için kayda değer toplumsal ve kültürel sonuçlar doğurmuş; bunun yanı sıra kimlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı; 1961 yılından itibaren Almanya'ya yönelik Türk işçi göçü hareketinin öngörülmeyen bir sonucu olarak bugün Almanya'da yaşayan, eğitim gören ve bu toplumun bir parçası olan Türk kökenli üçüncü nesil bireylerin sahip olduğu kimlik algısını araştırmaktır. Kimlik inşasında ön koşul, her zaman bir "öteki"ne duyulan ihtiyaçtır. Hiçbir kimlik aidiyeti, kendisinden farklılıklarının bulunduğu ve aynı zamanda asgari düzeyde benzerliklerde buluştuğu bir Öteki olmadan var olamaz. Dolayısıyla, Almanya'da yaşayan Türk kökenli bireylerin kendi kimliklerini inşa etmesinde de Öteki önemli bir yer taşımıştır. Ancak günümüzde üçüncü neslin, kendileri için Öteki olan Alman kimliğini, bu ülkeye ilk göçü gerçekleştiren akrabalarının aksine, kendilerinden tamamen farklı bir noktada konumlandırmadığı; kimliklerini inşa sürecinde Alman kimliğine de yer verdikleri gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk işçi göçü, uluslararası göç, ulusötecilik, transnasyonalizm, kimlik.

AlmanyaDış TürklerKimlik+7
Aslıhan Yurdakul
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diasporaların anavatan ziyaretleri: Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi 2013 üzerine bir alan araştırması

İnsanoğlu var olduğundan beri çeşitli nedenlerle hareket halinde olmuş, münferit olarak ya da topluca bir yerden bir yere geçici veya sürekli olmak üzere göç etmiştir. Türklerin son 50 yıllık süreçteki göçlerine genel olarak bakıldığında ise en yoğun Türk göçünün olduğu kıta olan Avrupa'da günümüzde yaşayan yaklaşık beş milyonluk bir Türk Diasporası ortaya çıkmaktadır. Avrupa'da bulunan Türk varlığının çok büyük bir çoğunluğunu, yaklaşık üç milyonluk bir kitle ile Almanya barındırmaktadır. Yaşanan bu göçler sonucunda oluşan diaspora toplumlarının anavatanlarına gerçekleştirdikleri ziyaretler ise diaspora turizmi konusu kapsamında incelenmektedir. Bu araştırmayla, anavatanından göç ederek yaşadıkları yerlerde diaspora toplumu haline gelen insanların anavatanlarına yapmış oldukları kültürel turlardan beklentileri ve bu gezilerin onlar üzerinde bıraktığı sosyo-kültürel etkiler saptanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, Almanya Türk Federasyon'un düzenlediği "Türkiye Kültür Gezisi 2013" üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı dokuz gün süren geziye bizzat katılarak gözlemde bulunmuş, amaçlı örneklemin maksimum çeşitlilik tekniği ile belirlenen 28 kişiye birer veri toplama günlüğü dağıtmış ve her gün için ne hissettiklerini yazmalarını istemiş, ardından ise geziden sonra Almanya'ya giderek, dokuz şehirdeki toplam 28 katılımcı ile görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme esnasında söylenenler, söylendiği haliyle ve diyalog sırası değiştirilmeden yazıya dökülmüştür. Elde edilen veriler anlamlı bölümlere ayırmak için ilk önce kodlanmıştır. Bunun için bir kod cetveli oluşturulmuştur. Kendi içinde anlamlı bir bütün oluşturan kısımlar araştırmacı tarafından isimlendirilmiştir. Farklı bölümlerde yer alan ve anlam bakımından ilişkili olan veriler, bir araya getirilip ilişkilendirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler incelenip yapılan kodlama ve ardından kategorilere ayırma işlemi sonucunda ortaya dokuz ana tema ve bu ana temalar altında 22 alt tema ortaya çıkmıştır. Bu tür kültürel gezilerin, Türk Diasporası mensuplarının Türk kültürüne ve Türkiye'ye olan bağlarının güçlenmesine katkı sağladığı, Türklük aidiyetlerinin ve milliyetçilik duygularının artmasına etki ettiği, atalarına hayranlık oluşturduğu, Türk tarihine ve kültürüne merak uyandırdığı, bu çalışmada ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Diaspora turizmi, turizm sosyolojisi, Almanya Türkleri, göçler, Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi.

AlmanyaDiasporaDış Türkler+7
Emrullah Tören
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Immigrant entrepreneurship challenges and opportunities: Case study of Turkish immigrant entrepreneurs in Canada

Previous studies have explained that immigrants have made significant contributions to the economic and social change in Canada. Although waves of Turkish migration to Canada have started since the 1950s, very few studies exist about them, and there is inadequate knowledge about their business activities. The purpose of this case study was to investigate the challenges that encountered Turkish immigrants in Canada and to identify their opportunities within entrepreneurship. Also, it attempts to determine their business characteristics. A quantitative approach based on a questionnaire survey was employed and then analyzed by applying a descriptive statistical analysis. The findings indicate that, first, Turkish entrepreneur under the Business Program category have faced quite similar challenges with those who migrated by other categories. High operational costs considered as the main challenge, while discrimination was the least ranked. Second, Turkish entrepreneurs do not very much depend on their co-ethnic resources. It seems like they are more individualistic, and they find numerous opportunities within the other communities. Third, Turkish entrepreneurs are optimistic about their future of doing business in Canada. In addition, Turkish entrepreneurship in Canada can be considered as micro-business with less than 4 employees per business. A higher percentage of their businesses were in food and beverage industry and located in Toronto.

Turkish diasporaEntrepreneursEntrepreneurship+5
Abdulrahman Saif Mohammed Saleh
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya'da meskûn Üsküp muhacirleri ( Sözlü tarih çalışması )

Kütahya'da meskûn Üsküp muhacirleri adlı bu çalışmada Türkiye'de son zamanlarda gelişmeye başlayan sözlü tarih yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın esası mülâkat tekniğine dayanmakla birlikte arşiv belgeleri ve yazılı eserler de kullanılmıştır. Torbeşler olarak nitelendirilen Üsküp muhacirlerinin göç etmeden önceki yaşamları, içinde bulundukları siyasal, sosyal ve kültürel problemler incelenmiş ve böylece göçün sebepleri ortaya konulmuştur. Akabinde göç süreci incelenmiş, neden ve nasıl Kütahya'ya iskân olundukları araştırılmıştır. Nihayet son bölümde Kütahya'da meskûn Torbeşlerin ilk yerleşimlerinden günümüze kadar yaşadıkları sosyal, kültürel ve ekonomik hayatları araştırılmıştır. Anahtar Kelimler: Sözlü Tarih, Göç, Göçmen, Üsküp, Türkiye, Torbeş, Serbest Göçmen, Kütahya, Örf-âdet

Dış TürklerGeleneklerGöçmenler+3
Müyesser Özkul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın din ve eğitim sorunları

Tez çalışmasında, Yunanistan'da yaşayan Müslüman Türk Azınlığının din eğitimi faaliyetlerini yürüten örgün ve yaygın eğitim kurumlarının durumu ve sorunları konu edinilmiştir. Çalışmada, azınlığın örgün eğitim tarihi ve güncel durumu, yaygın din eğitiminde Kur'an kursu programları, amaç ve hedefleri hakkında bilgilere yer verilmiş ve azınlık eğitim sorunlarının tespiti gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Batı Trakya'da anaokul sorunu, azınlık ilkokullarının kapatılması, orta ve lise öğretim kurumlarının yetersizliği sebebiyle eğitim konusunda birtakım problemler vardır. Azınlık toplumunun Müftülük sorunu, din eğitimi imkânlarının örgün eğitimdeki eksikliği ve yaygın eğitim destekli ilerleyişi, devlet tarafından atamaları kabul etmeyen azınlığın desteklediği seçilmiş müftülük kurumlarının yapısı ve toplumun tamamına hitap eden din eğitimi faaliyetlerine yer verilmiştir. Devletin azınlığa ait atlaşmalardan doğan özerk eğitim hakkının iadesi, azınlığın kendi okullarını kurarak, yönetim ve denetiminin azınlığa bırakılması, güncel eğitim sorunlarının Batı Trakya'nın etnografyasına uygun bir metotla çözülmesi adına talep ve istekleri ele alınmıştır. Sorunların çözümü konusunda eğitim politikasının temelinde yer alan milli kimlik inkârı, ekonomik darboğazlık, vakıf sorunu, dini özgürlükler konusundaki kısıtlamalar irdelenmiştir. Azınlık toplumunun bilinçlenmesi, sorunlar konusunda farkındalık yaratma ve eğitim desteği sunan sivil toplum örgütlerinin durumu kapsamında, azınlığın en temel sorunlarından hareketle atılan adımların eğitim yapısının şekillenmesi ve tanınması açısından üstünde durulmuş ve eğitim sorunlarının ortaya konulması bakımından önem arz eden bir çalışma olduğu ifade edilebilir.

Azınlık haklarıAzınlıklarBatı Trakya+7
Mouchammet Ntoukıantzı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Göç deneyimleri ve kesişimsellik: Bursa'da yaşayan 1989 Bulgaristan göçmenleri üzerine nitel bir araştırma

Göç olgusu yüzyıllardır olduğu gibi geçtiğimiz yüzyılda da önemli bir yere sahiptir. Göç gibi tarihin şekillenmesinde önemli etkilere sahip olan olayların aktarımında belgeler, anlaşmalar gibi yazılı kaynaklar kadar anlatılar da önemli bir yer tutar. Olaylara dair anlatılar ilk olarak aile belleği şeklinde kuşaklararası aktarım ile gerçekleşir. Söz konusu aile belleklerinin oluşumunda toplumsal cinsiyet önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada da 20. yüzyılın önemli göç olaylarından biri olan 1989 Bulgaristan Göçü'ne dair aile belleklerine sahip olan bireylerin deneyimleri yaş ve toplumsal cinsiyet kesişimleri dikkate alınarak anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışmada temel nitel araştırma deseni ve yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, 1989 göçü ile Bursa iline göçmüş aile üyeleri seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi göçü yaşamamış ya da göç sürecini hatırlamayacak kadar küçük yaşta olan bireylerden oluşmuştur. Sorular, nitel araştırma deneyimine sahip öğretim üyeleri ile yapılan uzman panelinde hazırlanmıştır. Toplanan bu veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Analiz sonucunda aile içinde doğrudan bir aktarımdan ziyade dolaylı yollardan aktarımın yapıldığı görülmektedir. Ayrıca göç kararının alınması ve göç anlatılarının aktarılmasında etkili olan kişinin ailedeki kadınlar olması, göçün feminizasyonu anlamında 1989 Göçü'nün önemini göstermektedir.

Bulgaristan TürkleriDış TürklerGöçler+4
Merve Apaydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği

Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

BulgaristanDin sosyolojisiDini davranışlar+6
İclal Algül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1960'tan günümüze Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatı ve Türk göçmen yazarlar (Roman)

1961 yılından itibaren Almanya'ya yapılan Türk işçi göçleri; edebiyat, sosyoloji gibi alanların ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada, Almanya'ya yapılan işçi göçleri sonucunda Almanya'da ortaya çıkan Türk göçmen edebiyatı, göçmen yazarların roman türünde verdikleri eserler üzerinden incelenmiştir. Bu çalışma; 1960'lı yıllardan itibaren, Almanya'ya göç eden işçilerin sorunlarından bahseden ve bu işçilerin hayatları etrafında şekillenen romanlar üzerine giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşan bir çalışmadır. Çalışmanın birinci bölümünde; göç kavramı, iç göçler ve dış göçler, Dünya ve Türk edebiyatında göç, Almanya'ya göçün nedenleri, Türkiye'nin ve Almanya'nın göç olgusuna yaklaşımı, Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatı konularında bilgiler verilmiştir. Ayrıca bu bölümde; birinci, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen edebiyatı roman yazarları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; birinci, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen edebiyatı romanı hakkında bilgi verildikten sonra incelenecek olan romanların konusu ve romanların yazarları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ardından 24 roman tema ve konu olarak, romanlarda göçe etki eden unsurlar belirlenmiş ve romanlardaki kahramanların bakış açılarına yer verilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada, Almanya merkezli Türk göçmen edebiyatında adı geçen tüm kuşaklar tarafından romanlarda işlenmiş ortak temalar arasında karşımıza kültürel değişimler, özlem/gurbet, kimlik arayışı, Türkiye-Almanya karşılaştırması, yalnızlık, yozlaşma, çalışma koşulları, ayrımcılık/ırkçılık, eğitim, mal-mülk edinebilme, geriye dönüş gibi temalar ve konular çıkmıştır. Ayrıca bu çalışmada, romanlara yansıyan göç unsurları da belirlenmiştir. Romanlarda göçe etki eden unsurların başında ekonomik ve siyasi nedenlerin geldiği görülmüştür.

AlmanyaDış TürklerEdebi eserler+5
Gamze Ceylan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Almancanın yabancı dil olarak öğretilmesinde çocuk ve gençlik yazınının yeri ve öneminin okuma dersleri bağlamında irdelenmesi

Bu çalışmada Almancanın yabancı dil olarak öğretilmesinde ÇGY'nin Alman dili eğitimindeki yeri ve öneminin okuma dersindeki kullanımı sınanıp belirlenecektir. Çünkü ÇGY derslerde ve müfredatta çok sıkça ele alınmayan bir yazın türüdür ve öğrencilerin gerek dilsel, gerek anlamsal bağlamda güncel yaşantılarına yakın olan bu alanın özellikle yabancı dil eğitiminde ihmal edildiği savunulmaktadır.Çalışmamız ÇGY'nin yanı sıra Kanon yazınının da okuma ve yazma yöntemleri bağlamında değişik bakış açıları ile konulaştırılıp aktarıldığı yedi bölümlük bir çalışmadan ibarettir.Çalışmanın amacı, ÇGY'nin dil derslerinde yalın dil kullanımı sayesinde yabancı dilde okumayı sevdirme de önemli olduğunu göstermektir. ÇGY'de ele aldığımız metin aynı zamanda Almanya'da yaşayan Türkleri de konu edindiğinden kültürlerarasılığı ve onu belirleyen ön yargı, stereotip, arkadaşlık gibi kavramları da yansıtmaktadır.ÇGY'nin gerek kolay okunduğu, gerekse okuru okumaya motive ettiği ve yabancı dil edinimini hızlandırdığı hakkındaki savımızı desteklemek amacıyla bu türün karşısına dili ağır ve metin bağlamı karmaşık olan Kanon yazınından sekiz ayrı metin benzer yöntem ve uygulamalarla okuma dersinde irdelenmiştir. Bu çalışmada, özellikle eğitim kurumlarında fazla ele alınmayan okuma günlüklerinin uygulanması gerek ÇGY metninde, gerekse Kanon yazını metinlerinde gerçekleştirilmiştir. Okuma günlüklerinin metni okuma-anlama ve yazmadaki olumlu katkısı gözler önüne serilmiştir. Nitel çalışmada öğrencilerin uygulamaları Türk diline çevrilmiş ve anlamsal eşdeğerlilik sağlanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın sonunda ise ölçme değerlendirme yöntemi çerçevesinde ÇGY' nin yabancı dil edinimine katkısında doğru kaynak olduğu Kanon yazını çalışmaları ile de karşılaştırılarak, eldeki veriler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Uygulanan anketlerle nicel sonuçlar elde edilmiştir.

AlmancaDış TürklerGençlik edebiyatı+7
İlker Çöltü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Satire in den Werken von Şinasi Dikmen und Osman Engin

Bu çalışmada Almanya'da yaşayan Türk asıllı yazarlardan olan Şinasi Dikmen ve Osman Enginin eserlerinde görülen hiciv sanatı konu edilmiştir. Her iki yazarda Almanya'da yaşamakta ve eserlerini Alman dilinde yazmaktalar. Hiciv gibi çok önemli ve zor sayılabilecek bir sanatı, kendilerine yabancı olan bir dilde nasıl uyguladıkları ön planda tutulmakla birlikte, ele aldıkları konular üzerine bir çalışma yapılmıştır. Genel hatlarıyla Almanların hangi koşullardan ötürü yabancı işçi alımını başlattıklarını ve Türklerin Almanya'ya neden sebep göç ettikleri hususunda bilgilendirmeler yapılmıştır. Ayrıca bu göç sürecinin ortaya çıkardığı sosyo - kültürel manzarada, bu çalışmanın içerisinde konu edilmiştir. Göçmenlerin içinde bulundukları bu yeni yaşam alanı, yaşadıkları sorunların ve de yeni yaşam koşulları irdelenmiş ve bu oluşumun edebiyata nasıl yansıdığından bahsedilmiştir. Yazarların çeşitli alanlarda ortaya koydukları eserlerde nelerden esinlendikleri ve bu konuları eserlerine nasıl yansıttıkları da irdelenmiştir. Öncellikli olarak Şinasi Dikmen ve Osman Engin'inin eserlerinde özellikle hiciv sanatını dikkate alarak inceleme yapılmıştır. Bu önemli yazın türünü farklı bir toplumun üyeleri haline gelmiş yabancı uyruklu insanların, kendilerine yabancı bir dilde ne denli ustaca yansıttıkları gözler önüne serilmiştir. Yazarların belli başlı eserleri tek tek incelenerek, konu edilen temalar irdelenmiştir ve yapılan alıntılarla desteklenerek çalışmaya yansıtılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hiciv, Şinasi DİKMEN, Osman ENGİN, Göçmen edebiyatı,İşçi göçü

AlmancaDikmen, ŞinasiDış Türkler+6
Hava Hale İnce
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

"Dergi" dergisine göre Sovyet hakimiyetindeki Türkler (1955-1972)

Çarlık hakimiyeti altında olan Türkistan, İdil-Ural ve Kafkasya'da 1917 Ekim ihtilali ile birlikte yönetim el değiştirmiş ve Sovyetler Birliği bu coğrafyalarda yönetim hakkı kazanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmi olarak 30 Aralık 1922'de kuruldu. Sovyet yöneticileri öncelikle, bu topraklarda siyasi ve idari yapılanmayı yeniden düzenledi. Din ve kültür alanında da yeni düzenlemeler yaptı. Din alanında Allahsızlık propagandası yapıldı ve dini kurumlar kapatıldı. Edebiyat ve sanat çalışmaları, Sovyet yönetimi kontrolü altında yapıldı. Basın-yayın özgürlüğünün olmaması sebebiyle, muhalifler basın-yayın faaliyetleri yapamadığı için, ülke dışına çıkmak zorunda kaldılar. Sovyet yöneticileri bir sosyalist gibi değil adeta bir Rus ırkçısı gibi davranıyordu, eğitimde Rusça zorunlu hale getirilmiş Türklerin yaşadığı bölgelerde yönetici kadrolarına Slavlar getirilmiş ve belirli mazeretlerle bölge halkları sürgün edilerek yerlerine Slavlar yerleştirilmiştir. Türk ve Ukraynalı aydınların özellikle Türkiye ve Avrupa'ya yerleşip burada yayın faaliyetlerine yeniden başlaması Sovyet topraklarında yaşayan kendi halklarıyla ilgili haberlerin dünyaya yayılmasını sağladı. İşte bu yayınlardan biride Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsünün çıkardığı Dergi Dergisidir. Yayın hayatına 1955'te başlayan dergide Sovyet hakimiyeti altında yaşayan halkların eğitim, ekonomi, nüfus, ulaşım, sanat, kültür, edebiyat, din, siyaset alanındaki gelişmeler ve Sovyet yönetiminin uyguladığı politikalar hakkında makaleler yazınlanmıştır. Bunun dışında dergide yeni çıkan eserler tanıtılmış, Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsü'nün yaptığı ilmi konferanslarla ilgili bilgiler verilmiştir. Son sayısı 1972 yılında yayınlanan Derginin 66. Sayısıyla yayın hayatına son verilmiştir. Çalışmamızda derginin 66 sayı incelenmiş, Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsü ve Dergi ile ilgili bilgiler verilip, yazarlarının hayatı ve çalışmaları ele alınmıştır. İkinci bölümde Dergi'nin Sovyet yönetimine bakış açısı irdelenmiştir, üçüncü bölümde ise dergideki makaleler kronolojik sıra ve yazar adına göre listelenmiştir.

Dergi dergisiDergilerDış Türkler+3
Berker Gönülalan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Almanya'daki oy vermeyen Türk seçmen pazarının bölümlendirilmesi üzerine bir araştırma

Almanya'da yaşayan seçmen vasfına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçimlerde oy vermeme davranışlarının politik pazarlama açısından incelemeyi amaçlayan bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Almanya'daki 13 seçim bölgesinden kotalara göre örnekleme metoduyla belirlenen 1004 seçmen oluşturmaktadır. Araştırma amacı doğrultusunda hem nitel hem de nicel verilerden faydalanılmıştır. Araştırmada nitel yöntemlerden elde edilen veriler aracılığıyla evrene genellenebilir düzeyde bir ölçek geliştirmek hedeflenmiştir. Bu kapsamdaki veriler yüz yüze görüşmeler aracılığıyla elde edilirken homojen özellikler gösteren seçmenleri kümelendirmek ve sonrasında seçmen kümelerini birbirinden ayıran özellikleri ortaya koymak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekten istifade edilmiştir. Nitel araştırma sürecinde veriler yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler üç grup sorudan oluşan bir anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın nitel araştırma yaklaşımı kısmında "betimsel analiz" yapılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ise yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, uyum geçerliği için boyutlar arası korelasyon analizi, kapsam geçerliliği için uzman görüşleri ve güvenirlik çalışması için bir iç tutarlılık hesaplama yaklaşımı olan Cronbach Alpha katsayısı kullanılmıştır. Oy vermeyen seçmenler olarak katılımcılar arasında bölümlendirme yapmak üzere kümeleme analizi yöntemine başvurulmuştur. Kümeleme analizi ile belirlenen seçmen kümelerini birbirinden en iyi ayıran değişkenlerin hangileri olduğunu belirlemek ve seçmenlerin doğru kümelere atanma olasılıklarını ortaya koymak için diskriminant analizi uygulanmıştır. Bu kapsamda yapılan analizler sonucunda oluşturulan kümelerin Almanya'da yaşayan seçmen vasfına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçimlere katılımının artırılması için kullanılabilecek bir stratejik siyaset pazarlaması tekniği sunduğu ifade edilebilir.

AlmanyaBölümlere ayırma sistemleriDış Türkler+7
Burhan Akyılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türklerinin soğuk savaş dönemi sonrası vatandaşlık hakları sorunu

Bu çalışmada, Bulgaristan Türklerinin Soğuk Savaş dönemi sonrası Türkiye, Bulgaristan ve AB üzerinden vatandaşlık hakları sorununun ne durumda olduğu araştırılmıştır. Nitel boyutun çalışma grubu 25 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada Nitel araştırma yöntemlerinden yorumlama bilimi (hermeneutics) deseni kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmaya katılanların vatandaşlık hakları sorunlarının incelenebilmesi için, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Mülakatlar, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmiş her bir katılımcıya 10 soru hazırlanarak, yüz yüze, süre kısıtlaması olmadan önceden izin alınarak, mülakat sırasında sesleri kaydedilerek yapılmıştır. Nitel bulgulardan elde edilen sonuca göre araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun, bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, vatandaşlık hakları göz önünde bulundurulduğunda, sorunlarının çözüldüğü tespit edilmiştir.

BulgaristanBulgaristan TürkleriDış Türkler+4
Deniz Ak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk soylu yabancıların çalışma hakkı ve çalışma özgürlüğü

Bu çalışma, son dönemlerde Türk hukuku bakımından önem arz etmeye başlayan Türk soylu yabancıların çalışma hakkına ilişkin düzenlemeleri ele almak, Türk soylu yabancıların çalışma hakkı bakımından kendilerine tanınan farklı statüden ne şekilde yararlanabileceklerini incelemek, Türk soylu yabancıların çalışma özgürlüğünün hangi meslekler bakımından söz konusu olduğunun ve bu özgürlüğün sınırlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel olarak yabancı kavramından, yabancı türlerinden, yabancıların çalışma hakkından, yabancıların çalışma hakkından yararlanabilmesi için hangi şartları taşımaları gerektiğinden, yabancıların çalışma hakkına getirilen sınırlandırmalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak Türk soylu yabancı kavramı incelenmiş daha sonra Türk soylu yabancılara çalışma hakkı bakımından hangi mesleklerde özgürlükler sağlandığı, bu çalışma özgürlüğüne hangi meslekler bakımından sınırlandırma getirildiği, Türk soylu yabancıların çalışma iznine ilişkin usul ve esaslar incelenmiş, son olarak da Türk soylu yabancıların sosyal güvenlik hakları, siyasi hakları ve mesleki kuruluşlara üye olabilmek haklarına bu bölümde yer verilmiştir. Türk soylu yabancıların çalışma hakkına ilişkin kabul edilen 2527 sayılı Kanun ve bu Kanununun Uygulanması Hakkındaki Yönetmelik ile Türk soylu yabancılar, çalışma hakkı bakımından yasal olarak diğer yabancılardan farklı hak ve özgürlüklere sahip olmuş olsalar da uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızda uygulamada ortaya çıkan bu sorunlara da yer verilmiştir.

Dış TürklerYabancılarÇalışma+4
İrade Abdullayeva
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yurt dışında yaşayan Türk kadınlarının giyinme kültürü açısından karşılaştıkları uyum problemleri

Her toplumun kendi değer yargılarının, inançlarının, tutumlarının, gelenek ve göreneklerinin bir araya gelerek oluşturduğu kendine has bir kültürü vardır. Bu kültür hazinesinin önemli parçalarından biri giysi ve aksesuarlarını içinde barındıran giyinme biçimlerinin oluşturduğu giyinme kültürüdür. Giyinme kültürü her ne kadar en küçük topluluklara göre farklılık gösterse de toplumların kültürel değerleri doğrultusunda şekillenmektedir. Bu nedenle, Türk kültüründe yetişen kişilerin başka bir kültürel yapıya sahip ülkede yaşamaya başladıktan sonra karşılaştıkları kültürel sorunların arasında önemli yeri olduğu düşünülen, giyinme kültürü açısından karşılaşılan problemler araştırmaya değer bir konudur.Yurt dışında yaşayan Türk kadınlarının giyinme kültürü açısından karşılaştıkları uyum problemlerini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışma, tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Birçok kültüre ev sahipliği etmenin yanı sıra kendine has köklü bir kültüre sahip olan İngiltere'nin Londra Şehrinde yaşayan 20 yaş ve üzerindeki 394 Türk kadını araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket uygulamasından elde edilen verilerin analizi sonucunda; Türkiye'de büyük şehirlerde yaşayan kişiler Londra'da yaşamaya başladıktan sonra giyinme kültürü konusunda daha az sorun yaşarken, kasaba veya köylerde yaşayan kişilerin ve gelir düzeyi aylık 1000£ dan az olan kişilerin daha çok sorun yaşadığı saptanmıştır. Ayrıca 50 yaş ve üstündeki örneklem grubunun giyinme kültürü konusunda daha çok uyum sorunu yaşadığı ve bu sorunların genellikle giysilerin boyu ve açıklığı konusunda görüldüğü belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Giyinme kültürü, giyim, uyum problemi, yurt dışında yaşayan Türkler

Dış TürklerGiyimGiysi tercihi+4
İnci Seda Kıvılcımlar
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon sürecinde medyanın paralel toplum üzerindeki rolü (Almanya özelinde bir araştırma)

Bulundukları ülkede yarım asrı çoktan deviren Almanya'daki Türkler artık Almanya'da dördüncü nesle erişmektedir ve kalıcı oldukları anlaşılan Türkler dört nesil sonra "misafir işçi"likten "göçmen" statüsüne yükselmiş, göçmenlikten de "Avrupalı Türk" statüsüne terfi etmiştir. Ancak bu terfi, onları hala, Almanya'da yabancı (Ausländer),Türkiye'de Al(a)mancı olarak adlandırılmalarından kurtaramamıştır. Yeni kuşaklar geldikçe evlatlarının kendi kültürünü ve kimliğini kaybetmesinden endişe eden Almanyalı Türkler kimliklerini ve kültürlerini koruma çabası içerisine girmekte ancak bu noktada da Almanya'ya hala uyum sağlayamadıkları girdabına takılmaktadır. Tarafların uyumdan ne anladıkları ise hala tartışma konusudur. Almanyalı Türkleri uyum konusunda olumlu ya da olumsuz, bilinçli ya da bilinçsiz yönlendiren pek çok araç bulunmaktadır. Bu araçlardan biri de Almanya'daki Türkler tarafından ilgi ile takip edilen medya organlarıdır. İnsanlar üzerinde etkileri olduğu bilinen ve yönlendirme, eğitme, eğlendirme, bilgilendirme gibi pek çok işlevi yerine getiren kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ise merak konusudur. Ele alınan çalışmada, Almanya'da yaşayan Türk toplumunun kimlik ve aidiyet duygusu desteklenen bir anket çalışmasıyla birlikte belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Avrupalı Türklerin kitle iletişim araçlarını takip etme sıklığı ölçülmüş ve kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ele alınmıştır. Araştırmada Avrupalı Türklerin kimliklerini korudukları tespit edilmiş ve kitle iletişim araçlarının katılımcılar tarafından ilgi ile takip edildiği saptanmıştır. Ayrıca kitle iletişim araçlarının, Türkleri uyum konusunda yönlendirme işlevini yetersiz yaptığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Paralel Toplum, Getto, Entegrasyon, Etnik Medya, Avrupalı Türkler.

AlmanyaBütünleşmeDış Türkler+7
Emine Sırmalı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Karakoçan ilçesinden (Elazığ) Belçika'ya göçler

İnsanların ve toplumların yaşamlarında önemli değişikliklere neden olan göçler toplumsal açıdan basit bir olay olarak görülmemelidir. Gönüllü veya zoraki göç olayının içinde yer alan insanların amacı daha iyi yaşam olanaklarına kavuşmaktır. Bireylerin ve toplumların sosyal, siyasal, hukuksal, yönetimsel, kültürel ve ekonomik yapısında önemli değişikliklere neden olan göç coğrafya biliminin vazgeçilmez inceleme alanlarından birisidir. Bu bağlamda 1961'de başlayan Karakoçan İlçesinden yurt dışına meydana gelen göçün hala devam etmesinin nedenleri ve sonuçları yanında insanlar ve toplum üzerisindeki etkisi araştırıldı. Özellikle son dönemlerde Belçika'ya yönelen bu göç hareketinin temelinde ekonomik sebeplerin yattığı saptandı. Başlangıçta iş kuracak kadar parayı biriktirip dönmeyi düşünerek yola çıkan işçilerimizin, geri dönmedikleri gibi yaşadıkları Belçika Devletine zor da olsa uyum sağlayarak Belçika yurttaşı oldukları görüldü. Ekonomik olarak Karakoçan İlçesine faydalı olan göç hareketinin, toplumsal açıdan kültürel değişim gibi olumsuz etkilerinin de olduğu tespit edildi.

BelçikaDış TürklerEkonomik etki+7
İbrahim Güneş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Göç, kimlik, aidiyet: Kültürlerarası iletişim açısından İsveçli Türkler

Avrupa ülkelerinin II. Dünya Savaşı?ndan sonra başlattığı işgücü göçü alımına, göç veren ülke statüsünde katılan Türkiye?nin birçok bölgesinden göçmen işçi, çok sayıda Avrupa ülkesine 1960?lı yılların hemen başından itibaren gitmeye başlamıştır. Başlangıçta çoğu Avrupa ülkesinde misafir işçi statüsünde bulunan Türk göçmenler, 1970?li yıllardan itibaren, özellikle aile birleşimleri neticesinde Avrupa?da kalıcı yerleşimci statüsüne geçmeye başlamışlardır. Türk göçmenlerin Avrupa ülkelerinde yerleşimci olmasıyla birlikte göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunların niteliği değişiklik göstermeye başlamıştır. Bu sorunların başında kültürel içerikli sorunlar gelmektedir. Göçmenlerin yerleşimci olmaları, entegrasyon konusunu ve bu konunun biçim ve içeriğini gündeme getirmektedir. Bu konuda göçmenlerin olduğu kadar ev sahibi toplumun ve devletin geliştirdiği stratejiler de entegrasyonun biçim, içerik ve boyutlarını etkilemektedir. Göçmenlerin göç tecrübesi ve sonrasında yaşadıkları kültürleşme süreçleri birçok sosyo-kültürel değişimi de beraberinde getirmektedir. Bu değişimler içerisinde, ev sahibi toplumla geliştirilen etkileşim süreçlerine bağlı olarak şekillenen kimlik ve aidiyet algıları günümüzde giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada; göçmenlerin entegrasyonu, kimlik ve aidiyet algıları ile kültürlerarası iletişim durumları, İsveçli Türkler örneğinde incelenmektedir. 1960?lı yıllardan itibaren başlayan, 1970?li yıllarda hız kazanan ve günümüzde de hâlâ devam eden göç akışı sonrasında İsveç?e yerleşen Türk göçmenlerin entegrasyon durumları, kimlik ve aidiyet algıları, kültürlerarası iletişim pratikleri, karşı karşıya kaldıkları temel toplumsal problemler çalışmanın temel konusunu teşkil etmektedir. Çalışmada ayrıca bir Avrupa ülkesi olarak İsveç?in uyguladığı göçmen politikaları ve göçmenlerin sosyal konumları da incelenmektedir.Çalışmada alan araştırması yöntemine bağlı kalınarak, anket ve mülakat tekniğine dayalı veri toplama araçları kullanılmıştır. Alan araştırması, 1 Temmuz ? 20 Eylül 2011 tarihleri arasında İsveç?in başkenti Stcokholm?de gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasında 612 kişilik bir örneklem grubuna ulaşılmıştır. Derinlemesine mülakatlar ise 30 kişilik bir örneklem grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre İsveçli Türklerin kimlik ve aidiyet algılarının kuşaklar arasında farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Birinci ve ikinci kuşak göçmenlerin büyük bir çoğunluğunun kimlik ve aidiyet algıları Türkiye ekseninde şekillenirken, üçüncü ve dördüncü kuşak göçmenlerde çoğul kimlikler ve çifte aidiyet bağlarının oluştuğu görülmüştür. Bunun yanında, İsveçli Türklerin bütünleşme konusunda da birbirinden farklı eğilimler taşıdığı görülmüştür. Bu eğilimler ile kimlik tanımlamaları arasında yakın bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İsveçli Türkler?in büyük bir çoğunluğu kültürel, dini ve milli değerlerini muhafaza ederek İsveç toplumuyla uyum içerisinde yaşama eğilimi içerisindedir. Bununla birlikte uyum konusunda denge eğilimi gösteren kişilerin varlığı da dikkate değerdir. Marjinalleşme ve asimilasyon eğilimleri ise oldukça azdır. Araştırma sonuçlarına göre İsveçli Türkler ile İsveçliler arasında kültürlerarası iletişimin sınırlı düzeyde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Kimlik, Aidiyet, Kültürlerarası İletişim, İsveç, İsveçli Türkler.

Ait oluş sorunuBütünleşmeDış Türkler+6
Göksel Göker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Afrika'daki Türk diasporasının Türk ulusal çıkarına etkisinin Türkiye-Afrika ilişkileri kapsamında değerlendirilmesi

Diaspora ,son dönemde her alanda tanınırlığı artan bir kavram olmuştur. Avrupa ülkeleri ile gelişmiş ülkelerde geçmişi eskiye dayanan bir terim olan diaspora, Türkiye'de 2000'lerin sonundan itibaren ele alınmaya başlanmıştır. Diaspora gücünün farkına çok geç varan Türkiye için Afrika'da da durum böyledir. Afrika'da eski ve yeni sömürgeci güçler, diasporalarını milli çıkarları doğrultusunda uzun yıllardır yönlendirmektedirler. Türkiye ise bir çok avantajına rağmen Afrika'da istenilen etkiyi sağlayamamıştır. Bu noktada Türkiye'nin diaspora politikalarında bazı eksiklikler mevcuttur. Bu eksiklikler son yıllarda yapılan başarılı diplomasi faaliyetleriyle giderilmeye çalışılmıştır. Ve bu faaliyetlerle Afrika ,artık Türk dış politikasının ayrılmaz bir parçası olmuştur.Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı, Afrika'daki Türk diasporasının Türk ulusal çıkarına olan etkisini , klasik realizmin ulusal çıkar argümanına göre Türkiye-Afrika ilişkileri çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda Türkiye-Afrika ilişkilerine kıta da yaşayan Türk diasporasının nasıl bir etkide bulunduğunu irdelemektir. Ayrıca bu çalışmada Türkiye'nin Afrika'daki diaspora politikalarının, Türk ulusal çıkarına uygun olup olmadığı incelenmektedir. Ayrıca Türkiye'nin, Afrika'da uyguladığı diaspora politikalarının revize edilmesi ve geliştirilmesi yönünde önerilerde bulunulmaktadır. Konu hakkında uzman kişilerle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Sorun, Türk dış politikası açısından da anlaşılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda bu çalışma; bugün diasporaların ,devletlerin çıkarlarını korumaları için kullandıkları gücü meşrulaştırmanın bir aracı olduklarını ileri sürmüştür. Anahtar kelimeler: Afrika, Türk Dış Politikası, Ulusal Çıkar, Afrika Yüzyılı, Diaspora Politikası, Türk Diasporası

AfrikaAfrika ülkeleriDiaspora+5
Buğra Anıl Evgin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türklerinin Seyhan'a göçü (1950-1951)

Balkanlar, Osmanlı Devleti hâkimiyeti altında Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir coğrafyadır. Ancak Osmanlı'nın zayıflamaya başlamasıyla birlikte bölge, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı'nın hâkimiyetinden çıkmaya, bölgedeki Türkler de Anadolu'ya göç etmeye başlamıştır. Bu göç, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'yla birlikte adeta kitlesel bir hâl almıştır. Hatta başlayan göç dalgası uzun yıllar boyunca da devam etmiştir. Bunun sonucunda bölgedeki Türk varlığı hızla azalmıştır. Balkanlardan Anadolu'ya göçün yoğun olarak gerçekleştiği ülkelerden birisi de Bulgaristan'dır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile başlayıp 1990'lı yıllara kadar devam eden göç sürecinde yüzbinlerce Türk Anadolu'ya gelirken bir o kadarı da hayatını kaybetmiştir. Hatta bu göçler, iki ülke arasındaki ilişkiye bağlı olarak zaman zaman kitlesel bir hâl alarak insanlık dramı şeklinde cereyan etmiştir. Göçün kitlesel olarak yaşandığı dönemlerden birisi de İkinci Dünya Savaşı sonrasına tesadüf eden 1950-1951 yılları olmuştur. Bu esnada gelen göçmenlerin yerleştirildiği yerlerden birisi de Seyhan vilayetidir. Adana merkezli Seyhan vilayeti, önemli bir tarım, ticaret ve sanayi merkezi olmasından dolayı Osmanlı'nın son döneminden itibaren göçmenlerin iskân sürecinde daima tercih edilen bir yer olmuştur. Bu çalışmanın ortaya çıkış noktası da 1950-1951 yılında vilayete iskân edilen Bulgaristan Türklerinin iskân süreçleri olmuş ve bu süreç ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Adana-SeyhanBulgaristan TürkleriDış Türkler+4
Hatice Bozkurt Çanak
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim ve din hizmetleri bağlamında Almanya Diyanet İşleri Türk İslam Birliği

Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler çok eskilere dayanmaktadır. Tarih boyunca her iki ülke politik, ekonomik, kültürel ve eğitim sahalarında iş birliği içerisinde olmuşlardır.Almanya'ya çalışma amacıyla giden ilk Türkler çok zor şartlar altında çalışmak ve yaşamak zorunda kalmış olmalarına rağmen kendi kültür ve değerlerini muhafaza etmek ve başka kültürel değerleri de tanımak amacıyla zamanla bir araya gelme ihtiyacı hissetmişlerdir. Almanya'daki ilk Türk işçiler, bu ülkede yetişen çocuklarına dini, örfi, geleneksel, göreneksel ve kültürel değerleri öğretmek amacındaydılar. Bu bağlamda bir birinden farklı teşkilatlar ve dernekler kurarak bir takım etkinliklerle Türk-İslam örf ve adetlerini, geleneklerini ve yaşama tarzını Almanya'da yetişen yeni nesillere öğretmek ve yaşatmak istiyorlardı. Ayrıca bir araya gelerek Türkiye'ye ait manevi kimliklerini daha güçlü bir şekilde muhafaza düşüncesindeydiler. Zamanla Almanya'da kalıcı hizmetlerin verilmesi için daha organizeli ve teşkilatlanmış derneklere ihtiyaç duyulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının desteği ile Almanya`nın Köln şehrinde dini, sosyal ve kültürel faaliyetleri desteklemek amacıyla Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) kurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Din, Dil, Eğitim, Entegrasyon, Diyalog.

AlmanyaBütünleşmeDin eğitimi+6
Hasan Yerkazan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası Türk dış politikası'nda dış Türkler faktörü

Soğuk Savas'ın sona ermesiyle birlikte uluslararası iliskilerde stratejikbir konuma gelen Orta Asya ve Kafkasya'nın, kültürel ve jeopolitik olarakTürk Dıs Politikası açısından ayrı bir önemi vardır. Türkiye, yeni bağımsızolan Türk Cumhuriyetleri ile tarihsel, kültürel, etnik ve dilsel bağlara sahiptir.Ayrıca Orta Asya ve Kafkasya, bulundukları jeopolitik konum itibariyleTürkiye'ye enerji, güvenlik ve uluslararası politika alanında fırsatlarsunmaktadır. Diğer yandan Türk Cumhuriyetleri açısından da Türkiye büyükönem arz etmektedir. Zira Türkiye, siyasi ve ekonomik alanda bu ülkelerekıyasla çok daha deneyimli bir pozisyondadır. Laik ve demokratik yapısı daonlara örnek teskil edecek konuma sahiptir. Bu nedenle Türkiye ve TürkCumhuriyetleri'nin birbirlerine çesitli konularda ihtiyaç duyması söz konusuolmustur.Bu çalısmanın amacı, Türkiye'nin Dıs Türkler ile iliskileri ve onlarayönelik politikasını tarihten günümüze ayrıntılı olarak inceleyerek, genel birdeğerlendirme ısığında gelecekte izlemesi gereken politikalara yönelik bazıyaklasımlar ortaya koyabilmektir. Çalısmanın kapsamını Türkiye'nin SSCBsonrası yeni bağımsız olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistanve Türkmenistan ile kültürel, siyasi ve ekonomik iliskileri; Orta Asya veKafkasya'nın Türkiye açısından önemi ve büyük güçlerin bölge politikalarıolusturmaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin yakın tarihinde TürkCumhuriyetleri ile iliskileri, olumlu ve olumsuz politikaları incelenmistir. Buincelemede, 1990'ların basında Türkiye'nin Dıs Türkler politikasındaduygusal ve hayalperest davranmaktan kaynaklanan basarısız girisimleriolduğu; ancak zamanla bu politikasını daha gerçekçi temellere dayandırdığıve bölgesel politikalardaki basarısını arttırdığı sonucuna varılmıstır.

1990 sonrasıDış TürklerKafkas Cumhuriyetleri+7
Yeşim Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkistan milli mücadelesi ve sonrasında Afganistan Türkleri

ÖZET Özellikle batı literatüründe "Orta Asya" ismi ile karşımıza çıkan Türkistan coğrafyası, sahip olduğu jeopolitik konumu nedeni ile tarihin çeşitli dönemlerinde, küresel güçlerin mücâdele alanına dönüşmüştür. Bu kapsamda, 19 ve 20. yüzyıllarda Britanya ve Rusya imparatorlukları arasında cereyan eden mücadeleler, Türkistan'ın siyasi dengelerini altüst etmiştir. "Büyük Oyun" diye adlandırılan bu mücadelelerden, Türkistan'ın doğal bir parçası olan bugünkü Afganistan da nasibini almıştır. 19. yüzyılda Büyük Türkistan coğrafyasının batı bölgeleri Ruslar tarafından işgal edilmiş ve güney bölgelerine ise Britanya İmparatorluğu hakimiyet kurmuştur. Afganistan adı ile bilinen ülkenin bugünkü siyasi sınırları da bu güç dengeleri çerçevesinde şekillenmiştir. 19. yüzyılda Çarlık Ruslarına karşı başlatılan ulusal kurtuluş mücadeleleri, 1917'deki Bolşevik ihtilalinden sonra, daha da şiddetlenerek devam etmiştir. Şubat 1918'de, Fergane bölgesinde başlayan ayaklanma, ulusal bir isyana dönüşerek tüm Türkistan coğrafyasını sarmıştır. Bunun üzerine, ayaklanmayı kanla bastırmak isteyen Ruslar büyük bir direnişle karşılaşmışlardır. 1920'de Buhara Hanlığı, Bolşevikler tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra, silahlı mücadelelerin tüm Türkistan coğrafyasına yayıldığı görülmüştür. Eylül 1921 'de Buhara'ya gelen Enver Paşa, 8 Kasım 1921 'de Ruslara karşı ulusal kurtuluş mücadelesi veren gençlerin liderliğini üstlenmiştir. Enver Paşa 4 Ağustos 1922'de savaş alanında öldürülmesine kadar, Türkistan Milli Mücadelesinin liderliğini yürütmüştür. Enver Paşa'nın ölümünden sonra, Kasım 1922 - Haziran 1923 tarihleri arasında, kısa bir süreliğine milli mücadelenin liderliğini yürüten Selim Sami yaşanan iç kargaşalar nedeni ile Haziran 1923'te Türkistan'ı terk etmiştir. Bundan sonraki dönemlerde ibrahim Bek Lakay liderliği ile yürütülen 184milli mücadele, bu dönemlerde Sovyetler tarafından kısmen bastırılmıştır. Ancak, Afganistan Türkleri tarafından da yoğun olarak desteklenen milli mücadeleciler, ani baskınlarla Sovyetleri yıpratmaya çalışmışlardır, ibrahim Bek, son günlerinde bugünkü Afganistan topraklarına geçerek mücadeleyi buralardan sürdürmüş ve gerilla taktiği ile Sovyetleri yıpratmaya başlamıştır. 1929'dan sonra, İbrahim Bek ve arkadaşları, Afganistan Devleti ile Sovyetler Birliği arasında sıkışmıştır. 22 Haziran 1931 'de Sovyetlere karşı son bir hamle yapmak isteyen ibrahim Bek, Ruslar tarafından yakalanarak idam edilmiştir. Böylece Türkistan'da Milli Mücadelenin silahlı kanadı tamamen sona ermiştir. Türkistan coğrafyasının doğal bir parçası olan bugünkü Afganistan, tarihin çeşitli dönemlerinde olduğu gibi, Türkistan Milli Mücadelesi yıllarında da büyük bir rol oynamıştır. Bu çalışma, Afganistan Türklerinin, Türkistan Milli Mücadelesinde oynamış oldukları rolün anlaşılması açısından büyük bir önem taşımaktadır. 185

AfganistanDış TürklerMilli Mücadele+2
Fazıl Ahmed Burget
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects