Dış Türkler

Bu konu başlığı altında 107 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

İsviçre'de faaliyette bulunan Türk sivil toplum kuruluşlarının kamu diplomasisi faaliyetleri yürütüp yürütmediğine dair bir inceleme

Bu çalışmada Türkiye'nin İsviçre'deki kamu diplomasisi faaliyetleri araştırılmaktadır. Yapılan bu araştırmada araç olarak İsviçre'de yaşayan Türkler'in kurdukları sivil toplum kuruluşları seçilmiş ve bu kurumların uygulamaları incelenmiştir. Bu bağlamda İsviçre'de kurulmuş olan, Avrupa merkezli kurulan ve İsviçre'de de faaliyet gösteren ve Türkiye'de kurulmuş ancak İsviçre'de de şubesi bulunan kurumlar araştırılmıştır. Bu kurumların faaliyetleri, faaliyetlerinin nitelikleri ve üye profili gibi unsurlar incelenmiş, bu kurumların İsviçre toplumu ile ne kadar etkileşim içerisinde olduğu analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sırasında zaman zaman İsviçre toplumunun Türkler ve Türkiye hakkındaki düşüncelerine ışık tutulmuş, Türk toplumunun İsviçreliler tarafından ne derece tanındığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan bu araştırma ile İsviçre'deki Türk sivil toplum kuruluşlarının İsviçre toplumunun düşüncelerinin şekillenmesinde ne derece etkili olduğu kamu diplomasisi perspektifinden incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda kamu diplomasisi uygulamaları konusundaki eksiklikler ve Türk kurumlarının potansiyeli ortaya konmaya çalışılmıştır.

Dış TürklerKamu diplomasisiSivil toplum örgütleri+5
Gülsiye Akın
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşçi döviz gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki

Giderek artan işçi döviz gelirleri son yıllarda hem hükümetlerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için işçi döviz gelirleri önemli bir finansal kaynak durumundadır. İşçi döviz gelirlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyümeyi ne yönde etkilediği konusunda literatürde bir fikir birliğine rastlanmamıştır. Bu çalışmada işçi dövizlerinin 34 tane gelişmekte olan ülkede 2002 ile 2014 yılları arasında ekonomik büyüme üzerinde oluşturduğu olası etkinin yönü panel veri analizi ile literatüre katkıda bulunma amacı ile saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre işçi dövizlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır. Bundan başka, dışa açıklık, beşeri sermaye, yatırımlar büyüme oranlarını olumlu etkilerken; enflasyon ve GSYH ekonomik büyüme oranlarını negatif yönde etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, İşçi Döviz Gelirleri, Panel Veri Analizi

DövizDış TürklerEkonomik büyüme+4
Mehmet Erman Cander
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Dynamics of highly skilled emigration from Turkey after year 2000

Migration has been one of the important features of human communities in every period of history. Migration has been one of the important features of human communities in every period of history. Turkey has similarly had its share of historical changes. The industrial revolution and the increasingly important technology-oriented changes have caused migration dynamics to vary. The political, economic, demographic and social structure of Turkey after year 2000 offers a unique example from this perspective. It is observed that a culture of migration has emerged, nourished by historical changes in Turkey and global events, as well as individual and family decisions focused on economy, lifestyles, and opportunities. In this context, the influence of networks formed during and after migration is increasing day by day, surpassing and alleviating the negative effects of migration. In this study, Turkey's highly skilled human emigration will be examined from the perspective of anthropology and the change in migration dynamics and culture will be studied. First of all, existing migration theories in the literature and other potentially related theories will be examined in terms of highly skilled emigration. It will be determined to what extent wide spectrum of data obtained from open sources through digital ethnography supports these theories. In ethnographic interviews, individuals associated with the technology sector migrated to North America and Europe after year 2000 will be focused and examined. The reason for choosing this group is the assumption that migration dynamics of this group are also changing rapidly due to technological developments. As a result of the study, it is aimed to create a framework for understanding the change in migration dynamics of highly skilled Turkish emigrants.

Brain migrationTurkish diasporaDigital ethnography+3
Evrim Anıl Evirgen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya'daki Türk çocuklarına Türkçe öğretiminde motivasyon kaynaklarının öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, ana dili Türkçe olan Türk çocuklarının Almanya'daki Türkçe öğretimine yönelik tutumlarının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ''Almanya'da yaşayan Türk öğrencilerin Türkçe öğretimine yönelik tutumları nasıldır?'' sorusuna cevap aramıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Köln şehrindeki 11- 18 yaş grubunda ve 5.- 12. sınıflar arasındaki 147 öğrenci oluşturmaktadır. Ayrıca 9 Türkçe öğretmeni ile çalışılmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılacağı araştırmada kullanılan veriler, öğrencilere uygulanan Türkçenin öğrenimi ve öğretimiyle ilgili düşünceler anketi ve sonrasında öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Anketler SPSS istatistik programında işlenmiş ve ağırlıklı unsurların saptanması için açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerle yüz yüze yapılan görüşmeler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablolar hâlinde sunulmuş ve sonuç bölümünde, çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçe öğrenimi ve öğretimine yönelik öğrenci tutumlarını ortaya koyması, ayrıca öğretim sürecinde öğrencileri etkileyen motivasyon kaynaklarını sorgulaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Zira motivasyonun tutum üzerinde etkisi olduğundan dolayı yurt dışındaki Türk çocuklarını Türkçe öğrenmeye motive eden kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların güçlendirilmesi çalışmaları ana dili öğretimine dair tutumu olumlu etkileyecektir. Anahtar sözcükler: Almanya'da Türkçe öğretimi, tutum, Türkçe öğretimine dair tutum, motivasyon.

AlmanyaDış TürklerMotivasyon+5
Özgül Özbek
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avusturya'daki Türkçe ana dili dersine yönelik veli görüşleri: Viyana örneği

Bu araştırmanın amacı Avusturya'da yaşayan iki dilli Türk çocuklarının ebeveynlerinin "Türkçe Ana Dili" dersine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel bir çalışma olan araştırmada görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Avusturya'nın Viyana şehrinde 2022-2023 eğitim-öğretim yılında "Türkçe Ana Dili" dersine katılan Almanca-Türkçe iki dilli 20 öğrencinin velisi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda derinlemesine bilgi elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve bu formdaki sorular velilere yöneltilmiştir. Velilerin izniyle görüşmeler ses kayıt cihazıyla kayıt altına alınmıştır. Daha sonra ses kayıtları yazıya geçirilmiştir. Araştırmada nitel verilerin analiz yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizinde verilerin kodlanması, kategorilerin bulunması, alt kategorilerin bulunması ve daha sonra bulguların yorumlanması sıralaması izlenmiştir. Araştırmanın bulgularından hareketle şu sonuçlara ulaşılmıştır: Velilere göre çocuklarının Avusturya'da Türkçe ile ilgili en sık karşılaştığı sorunlar standart Türkçe ile konuşmama, cümledeki kelimeleri yarı Türkçe yarı Almanca kullanma, Türkçe kelime hazinesi eksikliği ve Türkçeyi yanlış kullanmadır. Araştırmaya katılan velilerin dörtte üçü Avusturya'da okullarda verilen Türkçe Ana Dili dersini gerekli ve önemli bulmakta ve çocuklarının bu dersi almasını desteklemektedir. Velilerin çocuklarına bu dersi aldırmak isteme sebepleri çocuklarının Türkçelerini geliştirmesi, daha iyi Türkçe konuşması ve Türk kültürünü öğrenmesidir. Veliler, çocukları Türkçe Ana Dili dersini aldıktan sonra çocuklarında en çok kendini daha iyi ifade etme, aile bireyleri ve akrabalarla daha iyi iletişim kurma, daha kolay Almanca öğrenme, özgüven kazanma gibi gelişimler gözlemiştir. Veliler Türkçe Ana Dili dersi alan çocuklarının Almancalarını geliştirdiğini savunmaktadır. Türkçe Ana Dili dersinin ders saati ise araştırmaya katılan velilerin neredeyse tamamı tarafından az bulunmuştur. Veliler Türkçe Ana Dili dersini veren öğretmenlerden en çok kendileri ile okul yönetimi arasında köprü kurmasını, dersi çocuklara sevdirmesini ve güzel Türkçe konuşmasını beklemektedir. Veliler çocuklarının Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmesi için en çok çocuklarına Türkçe dersi aldırdıklarından, çocuklarını tatillerde Türkiye'ye götürdüklerinden ve Türkiye'de farklı illeri gezdirdiklerinden, çocuklarına Türkçe kitaplar okuttuklarından, çocuklarıyla Türkçe konuştuklarından bahsetmişlerdir. Araştırmanın bulgularından hareketle birtakım önerilerde bulunulmuştur.

AvusturyaDış TürklerTürk çocukları+5
Derya Acar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimi: Yesevi Türkçe öğretim seti örneği

Türk Soylulara Türkiye Türkçesi Öğretimi: Yesevi Türkçe Öğretim Seti Örneği başlıklı bu tez çalışmasında Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimine yönelik hazırlanan Yesevi Türkçe Öğretim Seti, Türkiye Türkleri ile Türk soylular arasında dil ve kültür alanında bulunan benzer ve ortak ögelerden ne ölçüde yararlanıldığı açısından incelenmiştir. Türk Cumhuriyetlerinde Türkçeye olan ilgi günden güne artmaktadır. Türkiye'nin uluslararası alanda yükselen değerinin, ekonomi alanındaki gelişmelerin de bunda payı büyüktür. 1993 yılından itibaren Büyük Öğrenci Projesi kapsamında Türk Cumhuriyetlerinden birçok öğrencinin Türkiye'ye gelmesi sağlanmıştır. Son yıllarda YTB burslusu olarak ya da kendi imkânları ile Türk soylu öğrenciler, eğitim için Türkiye'ye gelmeye devam etmekte ve birçoğu, bölümlerinde okumaya başlamadan önce TÖMER'lerde eğitim görmektedirler. Bu bağlamda "Türkiye Türklerinin ve Türk soylu/dilli topluluklarının dil ve kültür alanında ortak ögelere sahip olması, Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimini hızlandırarak sürecin daha verimli ilerlemesi için bir avantaja dönüştürülebilir mi?" sorusu, üzerinde tartışılması gereken bir konudur. Bu doğrultuda çalışmada Türk dilleri arasında yapısal düzeydeki ve söz varlığındaki benzerliklere, Türk dilli/soylu topluluklar arasındaki kültürel ortaklıklara Yesevi Türkçe Öğretim Seti'nde ne ölçüde yer verildiği ve bu ortaklıkların Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretim süreçlerini olumlu yönde etkileyecek biçimde kullanılıp kullanılmadığı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye Türkçesi ile Türk lehçeleri arasında bulunan tipolojik ve Türkiye Türkleri ile Türk soylular arasında bulunan kültürel ortaklıklarla ilgili ölçütler belirlenmiştir. Söz konusu ölçütler çerçevesinde incelenen Yesevi Türkçe Öğretim Seti'nden doküman analizi yöntemi ile elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları; incelenen öğretim setinde tipolojik ortaklıklara yönelik ögelerin öğretmen kılavuz kitaplarında, öneri ve uyarı bölümlerinde, öğreticinin lehçe bilgisine sahip olduğu varsayılarak öğreticiyi yönlendirecek nitelikte kullanıldığını, ders ve çalışma kitaplarında ise dil bilgisi konu anlatımlarında, metinlerde ve etkinliklerde hedef kitleye sezdirilecek düzeyde kullanılmadığını göstermiştir. Kültürel ortaklıklara ilişkin ögelere ise ders ve çalışma kitaplarında, kısmen öğretmen kılavuz kitaplarında yer verildiğini ve bu ögelerin hedef kitlede Türk dünyasının kültürel ortaklıkları konusunda farkındalık oluşturmak ve Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretiminin verimliliğini artırmak amacıyla kullanıldığını göstermiştir.

Ders kitaplarıDış TürklerKültürel ögeler+7
Yasmin Terzioğlu
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'da yaşayan muhafazakâr Türklerde değer algısı: Almanya örneği

Bu çalışma 60'lı yıllardan sonra Avrupa'ya başlayan işçi göçü hareketiyle Almanya'ya giden ve birkaç kuşaktır orada yaşayan Türklerin değerler dünyasındaki değişim ve dönüşümü incelmeyi hedeflemekte ve böylece göçün göçmen bireyler ve aileler üzerinde oluşturduğu sonuçları irdelemektedir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi Almanya'da yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı kuşaklardan, farklı yaşlarda 668 Türk göçmenden oluşmaktadır. Katılımcılar gönüllülük ilkesine göre rastgele seçilmiştir. Araştırma verileri online anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın genel çerçevesinin çizildiği giriş metni, araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları, konuyla ilgili çalışmaları, araştırma soru ve hipotezlerini ve son olarak araştırmanın yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesini, Üçüncü bölümü, Almanya'ya göç süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir. Bu çerçevede Almanya'ya göç süreci, sebepleri, Türk göçmenlerin yaşadığı uyum sorunlarını çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu sorunlar dil, din, değerler, eğitim, kimlik, barınma ve işsizlik sorunları olarak alt başlıklarda incelendi. Dördüncü bölümde saha araştırmasından toplanan verilerin istatistiksel analizi ve sonuçları rapor edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Farklı kuşaklardan katılımcıların değer algısında bazı değişim ve dönüşümler tespit edilmiştir. Özellikle kızların flört etmesine bakış açılarında dikkat çekici bir farklılık görülmektedir. Son nesil, flört ilişkilerinde kendilerinden önceki nesillerden farklı düşündüğünü ifade etmiştir. Her ne kadar bazı hususlarda üçüncü neslin düşüncelerinde farklılıklar belirse de Almanya'daki Türkler 'de geleneksel ve dini değerlere bağlılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Değer algısı, Göç, Göçmen, Nesiller, Türk göçmenler.

AlmanyaBütünleşmeDeğer algısı+7
Gülşah Güneş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulgar idaresinde Türkler 1909-1989

Bulgarlar, yüzyıllarca Osmanlı Devleti'nin bünyesi altında kendilerini "Rum" olarak tanımlamışlardır. Ancak Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımına Bulgarlar da kayıtsız kalmamış; kendi devletlerini kurmak için harekete geçmişlerdir. Bunun ilk adımı, bağlı oldukları Fener Rum Kilisesi'nden ayrı bir dini otorite kurma girişimi olmuştur. Bu doğrultuda 19. yüzyılın başlarında rahip Paissiy ile 'Yeniden Doğuş' olarak adlandırılan millî uyanış hareketi başlamış; bir dizi ekonomik iyileşme ve kültürel gelişme ile Bulgar ihtilalcileri yetiştirilmiştir. Başta Çarlık Rusya'sı olmak üzere uluslararası destek alan Bulgarlar, Fener Rum Kilisesi'nden ayrılarak kendi kiliselerini kurduktan sonra millî devletlerini kurma safhasına geçmişlerdir. Osmanlı Devleti'ne karşı girişilen askeri harekât ve isyanlarla Bulgaristan, 1908 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Bulgaristan topraklarında büyük bir nüfusu teşkil eden ve hakları anlaşmalarla güvence altına alınan Türkler, bundan sonra göç ve ölümle sayıları azaltılarak önce azınlık haline getirilmiş; daha sonra da kalanları asimile etme politikaları başlatılmıştır. Kuruluşundan 1989 yılına kadar Bulgaristan, muhalif kişi ve grupları düşman olarak görmüştür. Bu durum, ülkede çok sayıda toplama kampının açılmasına neden olmuştur. Bunların içinde Bulgaristan'daki Türkler için, tarihi 1949 yılına dayanan Belene Toplama Kampı ayrı önem taşımaktadır. Bu çalışma Bulgar millî uyanışı ile Bulgaristan'da Türklere uygulanan politikaları, hükümetler esas alarak ele almıştır. Ayrıca çalışmada, Bulgaristan'da bulunan toplama kampları detaylı incelenmiş; Belene Toplama Kampı'nın tarihsel süreci aktarılmıştır.

AzınlıklarBulgaristanBulgaristan Türkleri+5
Rengin Yavuz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avustralya/Viktorya'da yaşayan Türklerin VCE LOTE Türkçe dersi ve sınavı deneyimleri

Bu araştırmanın amacı Melbourne Avustralya'da lise eğitiminden sonra Victorian Certificate of Education (Viktorya Eğitim Sertifikası) VCE Languages other than English (İngilizce Dışındaki Diller) LOTE Türkçe sınavına giren Türklerin sınav deneyimlerinin incelenmesidir. Bu çalışma aynı zamanda, Türklerin lisede aldıkları VCE LOTE Türkçe eğitiminin VCE LOTE Türkçe sınavına yönelik deneyimlerini öğretim sürecinin öncesinden sonrasına kadar ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca, daha önce VCE LOTE Türkçe sınavını ele alan özel bir araştırma yapılmamıştır; bu nedenle araştırma VCE LOTE Türkçe sınavı ile ilgili ilk çalışmalardan olması sebebiyle önemlidir. Nitel bir çalışma olan bu araştırma iç içe geçmiş tek durum desenine göre yürütülmüştür. Bu araştırmanın verileri, alan uzmanlarından görüş alınarak geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Avustralya'nın Melbourne şehrinde yaşayan VCE LOTE Türkçe derslerini almış ve VCE LOTE Türkçe sınavına girmiş gönüllü 55 Türk'ten oluşturmaktır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Ortaya çıkan bulgular ifade edilme sıklıklarına göre farklı kategorilere ayrılarak değerlendirilmiş ve ilgili başlıklar altında sunulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, Türklerin Türkçe öğrenme nedenleri arasında dil becerilerini geliştirmek ve VCE sınavından yüksek ortalama almak gibi motive edici sebeplerinin olduğu görülmüştür. Katılımcılar, Türkçe dersini ve sınav deneyimlerini çoğunlukla olumlu olarak belirtmişler ve Türkçe derslerinde ve sınavında kendilerini başarılı hissettikleri beceri ve alanları sıralamışlardır. Ayrıca, derslerin ve sınavın iyi olduğu yönlerinin yanı sıra geliştirilmesi gereken yönlerinin de olduğunu belirtmişlerdir. Bu nedenle, VCE LOTE Türkçe dersi ve sınavı katılımcı deneyimlerinin tespit edilerek olası eksikliklere yönelik nitelendirmelerinin yapılması, VCE LOTE Türkçe öğretiminin değerlendirilmesi ve planlanması açısından önemli katkı sağlayacaktır.

AvustralyaDil eğitimiDış Türkler+7
Şeyma Ekinci Olgun
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alman çocuk koruma sisteminde Türkiyeli ailelerin kültür ve göç bağlamında koruyucu aile olma deneyimi

Bu araştırmada, 1960'lı yıllarda iş gücü kapsamında Almanya'ya göç eden işçilerden koruyucu aile olan Türkiyeli ailelerin deneyimleri ele alınmaktadır. Çalışmada elde edilen veriler üç başlık altında toplanmıştır. Koruyucu aile, Kurum, Koruma altına alınan çocuk ve çocuğun biyolojik ailesi. Çalışma, Alman çocuk koruma sisteminin ve koruyucu aile olgusunun tarihçesini ve yasal dayanaklarını Türkçe literatüre kazandırmayı hedeflemektedir. Berlin ve Kuzey Renvestfalya eyaletlerinde 16 koruyucu aile ve koruyucu aile alanında hizmet veren iki sivil yüklenici araştırma kapsamına alınmış olup derinlemesine görüşme yöntemi ile nitel veriler elde edilmiştir. Araştırma verileri, koruyucu ailelerin göçmen olarak yaşadıkları bir ülkede, meşakkatli bir deneyim olan koruyucu aile olmayı tercih etmelerinde en büyük etkenin insanlara yardımcı olma isteği olduğunu ortaya koymaktadır. Dini ve milli kimliğe sahip çıkma arzusu, ailelerin bu sisteme dahil olmalarında ikinci temel motivasyon olmuştur. Araştırma, çok kültürlü uygulamaların bu modeldeki önemini ortaya çıkarmıştır. Göç, kültür, kimlik, aidiyet gibi sosyal hizmetin daha çok makro yönüne vurgu yapan önemli unsurların dikkate alınmasının güvenli bağlanma, sağlıklı kişilik gelişimi, aidiyet duygusunun oluşumu gibi mezzo ve mikro düzeyde olumlu değişimler yarattığını göstermiştir. Araştırmanın önemi göçmen kökenli ailelerin Gençlik Daireleri ile ilgili "korku ve güvensizlik" algılarının temel nedenini ortaya çıkarmaya dayanmaktadır. Ailelerin deneyimlerine göre Türkiyeli ailelerin Gençlik Daireleri ile ilgili olumsuz ön yargıları bu kurum hakkındaki duyumlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca Türkiyeli koruyucu ailelerin çoğunun Gençlik Daireleri ile ilgili görüşlerinin daha çok olumlu olduğu gözlemlenmiştir. Görüşmecilerden elde edilen veriler, Gençlik Dairelerinin göçmen kökenli çocukları koruma altına alırken genellikle çocuğun yüksek yararını baz aldığını ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber kurumlarda çalışan bazı görevlilerin münferit tavırlarının kurumun tamamına atfedilemeyeceği de katılımcılarca dile getirilmiştir. Türkiyeli göçmenler arasında koruyucu aileler genel olarak olumlu tepki ile karşılaşsa da koruyucu aile olmayan çoğu Türkiyeli ailenin bu zorlu durumu göze alamadığı müşahede edilmiştir. Almanya'da yaşayan Türkiyelilerin farklılıkları da göz önünde bulundurulduğunda dini unsurların, koruyucu aile olmayı tercih etmemede önemli olduğu gözlemlenmiştir.

AlmanyaDış TürklerKoruyucu aile+7
Beyhan Doğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The union formation and dissolution among Turkish immigrants and their descendants in Germany

This thesis aims to find the extent to which first-generation Turkish immigrants and their descendants converge to or diverge from the partnership practices that are commonly accepted among natives in Germany. The Second Demographic Transition (SDT) guides the analysis to compare Turkish immigrants and natives, while immigrants' position will be evaluated by giving reference to integration hypotheses. This study uses the Panel Analysis of Intimate Relationships and Family Dynamics (pairfam) survey with a reference period of 2008-2018. It employs event-history models (the Cox proportional hazard model and Kaplan-Meier survival estimates) to analyze transitions from (1) celibacy to the first partnership, (2) celibacy to the first marriage, (3) celibacy to first cohabitation, (4) cohabitation to marriage, and (5) marriage to divorce. The results show that partnership practices linked to the SDT are not prevalent among Turkish immigrants. First and second-generation tends to marry directly and divorce less than their native counterparts. While consensual unions stay uncommon, cohabitation outcomes show that preferences regarding this partnership are not the same for descendants and their parents. While the latter keep cohabitation as short as possible and proceed to marriage, second-generation extend the duration and alternatively separate from the cohabiting partner. Unlike the first generation, second-generation significantly postpone the timing of their first marriage. Therefore, strong socialization to norms and values transformed by parents and weak adaptation to the native pattern for secondgeneration Turkish immigrants are found in the analysis of all four transitions except transition to first union formation.

GermanyCohabitationTurkish diaspora+7
Müşerref Erdoğan
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek dilli ve iki dilli olan Türk çocuklarının çalışma belleği performanslarının karşılaştırılması

Çalışma belleği, bilginin kısa bir süreliğine depolandığı, kodlandığı ve işlendiği bir bellek sistemidir. Çalışma belleği; fonolojik döngü, görsel-mekânsal kayıt defteri ve merkezî yönetici olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır. Yurt dışı alanyazınında iki dillilerin çalışma belleğine yönelik farklı çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalardan farklı sonuçlar elde edilmiştir. Yapılan çalışmalarda iki dilliliğin farklı türlerine ve çalışma belleğinin farklı alt bileşenlerine yönelik bulgular mevcuttur. Çalışmaların büyük bir kısmında iki dillilerin çalışma belleği performansının tek dillilerden daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Ancak ülkemiz alanyazınında çalışma belleği ile ilgili çalışmalar çok sınırlıdır ve iki dillilerin çalışma belleğine yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı dil üzerinde etkisinin büyük olduğu kabul edilen çalışma belleğinin tüm alanlarına yönelik yapılacak değerlendirme sonucunda iki dilli çocuklar ile tek dilli çocukların çalışma belleği performansları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu çalışmaya 1. sınıf öğrencilerinden seçilen Türkçe tek dilli (n=20) ve Türkçe-Rusça iki dilli (n=20) olmak üzere toplam 40 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Uygulanan Çalışma Belleği Ölçeği verilerine göre Rusça-Türkçe iki dilli çocuklar, sözel kısa süreli bellek, sözel çalışma belleği, görsel kısa süreli bellek, sözel bellek, görsel bellek ve çalışma belleği alanlarında Türkçe tek dilli çocuklardan daha iyi performans göstermişlerdir. Rusça-Türkçe iki dilli çocuklar Türkçe tek dilli çocuklardan görsel çalışma belleği alanında daha iyi performans göstermelerine rağmen bu alanın verileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır.

Dış TürklerRusçaTek dilli+5
Ummuhanı Özdemir
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TTK ders kitaplarındaki kalıp sözler: Kalıp sözlerin kullanımında İsviçre örneği

Geçmişi eskiye dayanan Türkçenin öğretimi günümüzde önemini daha da arttırmakta gerek yabancılara Türkçe öğretimi olarak gerekse yurt dışındaki Türk çocuklarına Türkçe öğretimi olarak ön plana çıkmaktadır. Yurt dışında yaşayan Türk çocuklarına yönelik olarak yapılan Türkçe öğretiminde, Türkçe materyallere ulaşım sınırlı olduğundan temel kaynak ve materyal olan ders kitapları daha önemli ve belirleyici hâle gelmektedir. Dil öğretiminde kalıp sözler, her dilde olduğu gibi Türkçe ve Türk Kültüründe de önemli bir yere sahiptir ve günlük hayatta sıkça kullanılmaktadır. Bu durum kalıp sözlerin Türkçe öğretimindeki önemini arttırmaktadır. Bu bağlamda 2019 yılından itibaren kullanılmaya başlanan TTK kitaplarının içeriğindeki kalıp sözler betimlenecek ve İsviçre'deki Türk çocuklarının bu kalıp sözleri kullanabilme düzeyleri tespit edilmeye çalışılacaktır. Dilde iletişim rahatlığı sağlayan kalıp sözler hem sözlü ve yazılı iletişimde anlatım olanakları sağlamakta hem de toplumun kültürüne ışık tutmaktadır. Bu nedenle, çocukların kalıp söz kullanım düzeylerinin tespit edilerek olası eksikliklere yönelik betimlemelerin yapılması, Türkçe öğretiminin planlanması açısından önemli katkı sağlayacaktır.

AnadilDers kitaplarıDış Türkler+7
Kübra Kaya Terme
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi'ne olan etkileri

1Bu çalışmada 1963-2018 yılları arası Türkiye'ye gelen işçi dövizlerinin Türkiye ekonomisine olan katkıları araştırılmaktadır. İlk iki bölümde, göç nedenlerinden bahsedilmiş, göçmen işçilerin Dünya üzerindeki dağılımına ve işçi gelirlerini belirleyen mikro ve makro etkilere değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki işçi gelirleri tarihsel perspektifte incelenmiş, işçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Son bölümde de yapısal kırılmalı eşbütünleşme yöntemi ile yapısal kırılmaları dikkate alan Gregory-Hansen eşbütünleşme yöntemleri ve Toda Yamamoto Nedensellik Analizi kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışma bu yönden analiz yapılan ilk çalışma olma özelliğine sahiptir. Yapılan eşbütünleşme testi sonucunda %10 anlamlılık düzeyinde eşbütünleşik ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik testinde işçi dövizleri ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü ancak negatif bir ilişki, yatırımlar ile ekonomik büyüme arasında ise tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur.

DövizDöviz gelirleriDış Türkler+5
Müge Boz Gözünke
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1989 Bulgaristan göçü: Bornova örneğinde sözlü tarih çalışması

Bulgaristan Türkleri, Balkan coğrafyasında var olan toplumlar içerisinde Türk ve İslam kültürünün devamlılığını sağlayan asli unsurların başında gelir. Tarihsel süreç içerisinde yaşanan savaşlar, Türklerin Balkanlar'daki gerileyişi ile Bulgaristan Türkleri, bir zamanlar Türklüğün ve İslamiyet'in yayılması amacıyla yerleştikleri topraklarını terk etmek durumunda kalmışlardı. Bulgaristan Türklerinin 93 Harbi ile başlayan Anadolu'ya yönelik göçleri Büyük Göç olarak da tanımladığımız 1989 Göçü ile çok sayıda Türk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne zorunlu olarak göç ettirilmesi ile büyük oranda azalmıştır. Osmanlı'nın Balkan topraklarının yitirmesinin ardından kurulan Bulgaristan Devleti farklı dönemlerde ve yönetimlerde azınlıklara yönelik göç ettirme politikasını sürdürmüşlerdir. 1989 Göçü de Komünist rejimin başarısız asimilasyon uygulamalarının neticesi olarak tarihte yerini almıştır. Yakın tarihimizde gerçekleşen bu trajedik olay, asimilasyona ve zorunlu göçe tabi tutulan birçok Bulgaristan Türkü'nün hafızasında tazeliğini korumaktadır. Demir perdenin ardında yaşanan olaylar, dönemin baskı rejimi sebebiyle Türkiye ve dünya kamuoyunda çok sınırlı bir şekilde yer alabilmiştir. Sınırların açılması sonucu yaşanan Büyük Göç olayı ile Türkiye'ye göç eden birçok Bulgaristan Türkü uygulanan asimilasyonun ve zorunlu göçün tanıklarıdır. Bu çalışmada, İzmir'in Bornova kentine göç eden 1989 Bulgaristan göçmenleri ile yapılan görüşmeler ile Bulgaristan'da karşı karşıya kaldıkları asimilasyon ve baskılar neticesinde Türkiye'ye gerçekleştirdikleri göç ve yaşadıkları iskân ve uyum sorunlarına dair konular kendilerinin anlatımları ile çalışmada yer almıştır. Zorunlu göçe tabi tutulan kişilerin hatıralarından yola çıkarak derlenen görüşmeler, yakın geçmişimizde yaşanan asimilasyon ve ardından gerçekleşen büyük göç olayında yaşanan hadiselerin bilinmesinde önemli rol oynamaktadır.

BulgaristanBulgaristan TürkleriCumhuriyet tarihi+7
Gülbahar Kurtuluş
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasının dini kimlik inşası

Kimlik konusu modern ulus devletler için önemini korumaya devam etmektedir. İletişim, haberleşme ve ulaşım ağlarının artması ve göçlerin görünür olması, ulus devletlerin sınır ötesindeki topluluklarına yönelik de kimlik politikaları geliştirmesine neden olmuştur. Buna paralel olarak göçü alan toplumlar da kendi ulus devlet modelleri bağlamında göçmen ve diasporik gruplara yönelik kimlik politikaları geliştirmiştir. Bu anlamda Almanya'daki Türk diasporası hem Türkiye'nin hem de Almanya'nın geliştirdiği çeşitli politikalardan etkilenmektedir. Bu etkilenmenin özellikle dini kimlik bağlamında nasıl gerçekleştiği bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasında dini kimlik inşasını ele alan bu çalışma nitel yönteme başvurarak Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşayan 18-22 yaş arasındaki 23 katılımcıdan elde edilen niteliksel verilere dayanmaktadır. Araştırma Almanya'daki genç kuşakların dini kimlik inşasında belirleyici olan unsurları ortaya çıkarmayı ve genç kuşakların dini kimlik inşasını anlamaya çalışmaktadır. Saha çalışması sonucunda kendini dini kimlik çerçevesinde tanımlayan genç kuşak katılımcıların dini kimlik inşasında aile, sivil toplum kuruluşları, dil ve Almanya'nın politikaları olmak üzere dört farklı unsurdan etkilendikleri görülmüştür.

AlmanyaDiasporaDini kimlik+7
Muhammet Mustafa İyi
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya türk toplumunun din algısı: Diyanet İşleri Türk İslam Birliği ve islam toplumu millî görüş üyeleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu tezde Federal Almanya Cumhuriyeti'nde bulunan iki büyük Müslüman derneğinin üyeleri üzerinde nasıl bir din algısı inşa ettikleri karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır. Araştırmamıza konu olan iki dernekten birisi Diyanet İşleri Türk İslam Birliği, diğeri ise İslam Toplumu Millî Görüş'tür. Araştırmanın temel kavramı olan "din"in katılımcılar için ne anlama geldiği, varlık sebebi, hayatlarındaki konumu ve dinlerinin en beğendikleri yönü karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Katılımcıların Müslüman bir bireyin nasıl olması gerektiği yönündeki fikirleri, Kur'an ve Sünneti nasıl tarif edip anladıkları ve hayatlarına geçirdikleri, dini konularda hangi hocaları ve eserleri takip ettikleri, din ve siyaset ilişkisini nasıl değerlendirdikleri, dinde kadın erkek ilişkisi konusunda ne düşündükleri, din genelinde kader konusunu nasıl anladıkları, geçmiş fetvalarla ilgili düşünceleri ve farklı bir dine mensup olan bireylerle dostluk kurmak ve evlenmek konusundaki düşünceleri ele alınmıştır. Bu çalışma temel olarak dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmacı giriş bölümünde araştırmanın problemini, amacını, önemini ve araştırma ile ilgili araştırmaları, kapsamını ve sınırlılıklarını tanımlamıştır. Araştırmacı bu bölümde çalışmasındaki konumunu da açıklamıştır. Yine bu çalışmanın yöntemi, deseni ve verirleri toplamadaki araçları giriş bölümünde detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Çalışmanın birinci bölümü kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Bu bölüm altında araştırmacı göç ve göçün sebeplerini, din ve dindarlığı, dinin ilişki içinde bulunduğu siyaset, mezhep, kültür, zihniyet ve kimlik konularını ele almıştır. Kavramsal çerçeve çizilirken çalışmaya konu olan iki dernekte her boyutuyla aktarılmıştır. Araştırmacı çalışmanın ikinci bölümünde bulgularını analiz ederek okuyucularına sunmuştur. Katılımcıların araştırma sorularına verdikleri cevaplar derneklere göre ayrı ayrı belirtilerek her başlığın altında bir karşılaştırma yapılmıştır. Sonuç kısmındaysa araştırmacı bulgularını toplamış genel bir analiz yaparak çalışmasını tamamlamıştır.

AlmanyaDin algısıDiyanet İşeri Türk İslam Birliği+7
Yonca Necan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Negotiating community engagements and alliances: Queer people of color and Turkish migrants in Berlin

This thesis focuses on the relationship between queer people of color communities and new wave Turkish LGBTQ migrants in Berlin to understand how the perception of race/ethnicity plays a role in forming political alliances. In doing so, the thesis is centered on three main questions: "How do QPoC politics and place-making practices in-fluence new wave Turkish LGBTQ migrants' mobility in Berlin?", "What are the impacts of QPoC on new wave Turkish LGBTQ migrants' understanding of race and ethnicity?", and finally "What are the impacts of QPoC communities on new wave Turkish LGBTQ migrants' understanding of solidarity and transnational alliance?". Qualitative research of this thesis involves in-depth interviews with twelve participants between 24 and 33 years old, qualitative content analysis, and participant observation. The findings of this thesis argue that the experience of the participants as a group of racially ambiguous new migrants in Berlin complicates the binary distinction between "white" and "person of color" both in participants spatial interactions with QPoC safe space strategies and in their racial/ethnic self-identification. Moreover, this thesis shows that the study of critical ethnicity and identity have to take into consideration the racial dynamics of migrants' "homeland". Overall, the ambivalent relationship between the participants and the QPoC challenges to the classic representation of Turkish migrants as being stuck "between-two-worlds" and discusses that the participants have expanded to multiple trans-local activities interconnected with other urban minority groups under QPoC in Berlin.

Sexual and gender minoritiesTurkish diasporaEmigrants+7
Mehmet Tunay Altay
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Autobiographical memories of first- and second-generation Balkan immigrants and place attachment to the homeland

In the last century, thousands of Turkish and Albanian people immigrated to Turkey from Balkans due to the political and religious oppression. In this study, we investigated the memories of first-generation immigrants who were born in Balkans and immigrated to Turkey and the second-generation immigrants who were born and raised in Turkey. Paired groups of parents (first generation) and their children (second generation) recollected two self-defining memories about their immigrant identity and completed self/identity measures of homeland attachment, homeland identity and immigrant identity. The second generation additionally reported two vicarious memories from their parents' lives. The narrative coding revealed prominent themes in memories such as assimilation in Balkans, adaptation to and alienation in Turkey, and embracing national/immigrant identity. Furthermore, the second generation reported more generic and integrative memories compared to the first generation and the two groups narrated memories of similar events, yet with relatively diverse themes. Further comparison between the two generations revealed no differences in terms of self/identity measures and memory phenomenology ratings except that the second generation rated their memories higher in positivity and sensory detail compared to the first generation. Moreover, the associations between self/identity measures and memory phenomenology ratings in the second generation implied stronger interrelations between self and memory. Lastly, second generation immigrants reported vicarious memories with either comparable or stronger phenomenology compared to the personal memories.

BalkansCommitmentTurkish diaspora+6
Saliha Erman
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ulusötesi alanda Diyanet: 1980'lerde Almanya'da DİTİB

This thesis argues that the Turkish Islamic Synthesis (TIS) was re-produced in Germany by means of DİTİB, which was established by the Presidency for Religious Affairs (Diyanet) of the Republic of Turkey. The TIS, which was indoctrinated by the Intellectuals' Heart in the 1970s and acted as a glue for the Turkish right-wing politics, was obtained by the military junta and became one of the most important ideological tools for the regime. This research considers the 1980 coup d'état as a breaking point and examines the impact of Turkish-Islamic organizations on the Turkish society in Germany before the establishment of DİTİB. Besides that, this thesis also concerns the Turkish Republic's activities in Germany by empowering Diyanet to conduct a comprehensive policy towards Turkish society. As an alternative to the recent debates on the DİTİB, brought about by the current political conjuncture, this thesis research claims that DİTİB is not merely "Long arms of Turkish State" but an outcome of "historical debates on the religion and society in Turkey".

12 September 1980 PeriodGermanyReligious-society relations+3
Batıkan Bulut
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği

İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.

BulgaristanBulgaristan TürkleriBütünleşme+5
Duygu Duman
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Almanya'da yaşayan üçüncü nesil Türk kökenli bireylerde kimlik algısı

Bir aidiyet sorunu olan kimlik, içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel ilişkilerin ve ayrıca geçmişten günümüze ortaya çıkan tarihsel durum ve süreçlerin tamamından etkilenerek kendini inşa eder. Bu bağlamda önemli kültürel ve toplumsal sonuçları olan göç süreçlerinin kimliğin inşasında oynadığı büyük rol, yadsınamaz bir gerçektir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselişe geçen uluslararası göç de hem göç alan hem de veren ülkeler için kayda değer toplumsal ve kültürel sonuçlar doğurmuş; bunun yanı sıra kimlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı; 1961 yılından itibaren Almanya'ya yönelik Türk işçi göçü hareketinin öngörülmeyen bir sonucu olarak bugün Almanya'da yaşayan, eğitim gören ve bu toplumun bir parçası olan Türk kökenli üçüncü nesil bireylerin sahip olduğu kimlik algısını araştırmaktır. Kimlik inşasında ön koşul, her zaman bir "öteki"ne duyulan ihtiyaçtır. Hiçbir kimlik aidiyeti, kendisinden farklılıklarının bulunduğu ve aynı zamanda asgari düzeyde benzerliklerde buluştuğu bir Öteki olmadan var olamaz. Dolayısıyla, Almanya'da yaşayan Türk kökenli bireylerin kendi kimliklerini inşa etmesinde de Öteki önemli bir yer taşımıştır. Ancak günümüzde üçüncü neslin, kendileri için Öteki olan Alman kimliğini, bu ülkeye ilk göçü gerçekleştiren akrabalarının aksine, kendilerinden tamamen farklı bir noktada konumlandırmadığı; kimliklerini inşa sürecinde Alman kimliğine de yer verdikleri gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk işçi göçü, uluslararası göç, ulusötecilik, transnasyonalizm, kimlik.

AlmanyaDış TürklerKimlik+7
Aslıhan Yurdakul
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa Uludağ Üniversitesinde eğitim gören Ahıskalı Türk öğrencilerin Türkiye Türkçesi konuşma kaygısı üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Ahıskalı Türk öğrencilerin Türkiye Türkçesi konuşma kaygıları yaşayıp yaşamadıklarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Konuşma kaygısı taşıyan ve taşımayan öğrencileri belirleyip "Konuşma Kaygısı Ölçeği" ile verileri toplamak ve bunlara istinaden kaygı giderici önerileri ortaya koymak, Ahıskalı Türklerin Türkçe öğretimine katkı sağlaması bakımından önem taşımaktadır. Bu araştırmada, Bursa Uludağ Üniversitesinde eğitim gören Ahıskalı Türk öğrencilerin konuşma esnasında yaşadıkları endişe, korku, telaş üzerine çalışılmıştır. Kişisel form ve Konuşma Kaygısı Ölçeği (KKÖ) kullanılarak öğrencilerin eğitim görmekte oldukları bölüm ve fakülteler tespit edilmiş, KKÖ'ne verilen yanıtlar öğrencilerin kaygı düzeylerini ölçme doğrultusunda kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler Bursa Uludağ Üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mimarlık Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve İşletme Fakültesinde öğrenim gören 99 öğrenciyle anket uygulaması neticesinde elde edilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlar doğrultusunda verilerin incelenmesi SPSS'in 21.0 programı ile yapılmıştır. Kişisel bilgilerde yüzde ve frekans, likert tipi maddelerde ise aritmetik ortalama ve standart sapma teknikleri kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, Konuşma, Konuşma kaygısı, Ahıskalı Türkler.

Ahıska TürkleriDil öğrenimiDış Türkler+7
Sevinç Kara
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış Türkler

Bu çalışmanın ortaya konuluş amacı dünya üzerindeki Türk devletlerinin, diğer ülkelerde azınlık konumunda yaşayan Türk nüfusun ve ülkemiz sınırları dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'nin gizil gücü olduğu ve bu gücün etkin şekilde kullanılmasının uluslararası alanda Türkiye'nin konumunu güçlendireceğinin vurgulanmasıdır. Araştırmanın hedefi Türkiye'nin sahip olduğu gizil gücün farkına varılmasını sağlamaktır.Bu doğrultuda hazırlanan bu çalışma dört kesimden oluşmaktadır. Birinci kesim, araştırma hakkındadır. İkinci kesim Dış Türkler hakkında genel bilgiler üzerinedir ve ?Dış Türkler? hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü kesim ?Türkiye'nin Gizil Gücü: Dış Türkler?dir. Bu kesimde ikinci kesimde verilen bilgiler ışığında ?Dış Türkler? olgusunun Türkiye için gizil bir güç unsuru olduğu konusu işlenerek bu gücün kullanımı değerlendirilmiş ve ilgili yöntemler hakkında bilgi verilmiştir. Üç bölümden oluşan bu kesimde üçüncü bölüm, ?Türklük Unsuru ve Türk Devletleriyle İlişkilerin Geliştirilmesi?dir. Bu bölümde uluslararası ilişkilerde güç unsurları konusu işlenerek bağımsız Türk devletleriyle Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesinin Türkiye açısından önemi belirtilmiş ve bu konuda Türklük unsurunun önemi vurgulanmıştır. Dördüncü bölüm, ?Azınlık Konumundaki Türklerin Gücünden Faydalanma Aracı Olarak Sivil Toplum Örgütleri?dir. Bu bölümde azınlık kavramı ve sivil toplum örgütleri bağdaştırılarak Türkiye açısından uluslararası arenadaki önemi vurgulanmış ve sivil toplum kuruluşları hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölüm, ?Diaspora Türkleri ve Lobicilik?tir. Dördüncü kesim genel değerlendirmedir. Bu çalışma Türkiye'nin sahip olduğu gizil gücün farkına varılması açısından önem taşımaktadır.

Dış TürklerLobicilikSivil toplum örgütleri+3
Murat Türkmen
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
20

İlgili konular