Standartlar
Bu konu başlığı altında 264 tez
Anne - bebek dostu hastane standartları bağlamında (SKS- versiyon 6) hasta memnuniyetinin belirlenmesi: Çorlu Devlet Hastanesi örneği
Sağlık canlılar için vazgeçilmez bir unsur olmuş ve insanlık bu bağlamda sürekli olarak kendini geliştirmiştir. Ülkemizde de sağlık alanında çeşitli çalışmalar yapılmış ve 1980'li yıllardan itibaren sağlık sistemindeki aksaklıklar sebebiyle sağlık reformlarına ihtiyaç duyulmuştur. 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlanmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı, 'Herkese sağlık' ilkesini benimsemiştir. Her bireye eşit sağlık ulaştırmayı hedefleyen yaptırımlar Sağlıkta Kalite Sistemleri (SKS) ile devam etmiştir. Periyodik olarak versiyonları yayınlanan SKS, en son SKS Versiyon 6 ile güncellenmiştir. Böylelikle, Türkiye hem sağlık üreten hem de denetleyen bir ülke haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm ile başlayan ve Sağlıkta Kalite Sistemleri ile geliştirilen projeleri sağlıkta hizmet veren kurumlar ve sağlık hizmeti alan bireyler açısından incelemektir. Bu amaç özelinde bu çalışmada Anne Bebek Dostu Hastane projeleri dikkate alınmış ve kurumların Anne Bebek Dostu Hastane unvanı almaları için gerekli koşullar değerlendirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sağlığın temel kavramları, sağlık hizmetleri ve sınıflandırılması, sağlık hizmetlerinin özellikleri ele alınmış olup açıklamalarıyla verilmiştir. İkinci bölümde, sağlık Reformu ile başlayan, planlamalar ve Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) ve versiyonları ile devam eden programlar, bunun yanı sıra Anne Bebek dostu hastane standartları çalışmaları, özellikleri ve sınıflandırmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Normal ve Sezeryan Doğum Anne Memnuniyet Ölçeğine bağlı kalarak Anne-Bebek Dostu Hastane unvanına sahip olan Çorlu Devlet Hastanesinde 250 adet yeni doğum yapmış anne ile anket çalışmasından elde edilen veriler analiz edilmiş ve sonuçlar demografik, betimleyici ve memnuniyet düzeylerine göre alt boyutlarıyla ile birlikte değerlendirilerek yorumlamalar yapılmıştır. Sonuç olarak, farklı demografik özelliklere sahip normal ve sezeryan doğum yapan annelerin genel memnuniyet oranları yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Kalite, Hizmet, Sağlıkta Dönüşüm, Sağlıkta Kalite, Anne Memnuniyeti
Ankara'daki özel hastanelerin dijital hastane EMRAM standartlarına uygunluğunun incelenmesi
Dünya'daki teknolojik gelişmeler hızlı bir şekilde ilerlemekte ve her geçen gün insanlığın hayatını, işini ve günlük yaşantısını kolaylaştıran yeni teknolojiler ortaya çıkmaktadır. Bu hızlı gelişmelerden sağlık sistemleri de elbette payını almaktadır. Sağlık hizmetlerinde kaynakların kıtlığı, sağlık hizmeti sunumunda karşılaşılan problemler, verimlilik, etkililik gibi kavramlar sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesinin en büyük sebepleri arasında yer almaktadır. Bu dijitalleşmenin en önemli örneklerinden biri dijital hastanelerdir. Bu kapsamda bu çalışma ile Ankara'daki özel hastanelerin dijital hastane ölçütlerine uygunluk düzeyleri ve seviye 7 için hastanelerin eksikliklerinin belirlenmesi ve hastanelerin statülerine (eğitim ve araştırma hastanesi, genel hastane) göre dijital hastane standartları açısından farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi, HIMSS tarafından yayınlanan ve 2018 yılında güncellenen EMRAM kriterlerine dayanmaktadır. Veriler hastanelerin ilgili birimlerinden sorumlu olan kişilerden (bilgi işlem yöneticileri, idari ve mali işler koordinatörleri, yönetim kurulu üyeleri ve insan kaynakları birim yöneticileri) yüz yüze elde edilmiştir. Araştırma evrenini Ankara'da faaliyet gösteren özel hastaneler oluşturmaktadır. Çalışma örneklem seçilmeden tüm hastanelere ulaşılması hedeflenmiştir. Ancak 17 özel hastane çalışmaya katılmayı kabul etmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde Microsoft Excel 2016 Office programından yararlanılmıştır. Çalışmaya katılım gösteren 17 özel hastaneden 6 hastanenin seviye 0, 1 hastanenin seviye 1, 3 hastanenin seviye 2, 7 hastanenin ise seviye 3 derecelendirmesinde kaldığı görülmektedir. HIMSS tarafından sertifikalandırılmanın sağlandığı ve dijital hastane olarak kabul görülen seviye 6 ve seviye 7 derecelendirmesine hiçbir hastanenin ulaşamadığı bulunmuştur. Çalışma sonucunda özel hastanelerin bilgi sistemlerinin dijitalleşme süreci için birçok eksikliklerinin olduğu görülmektedir. Bu eksikliklerin nedenleri arasında yatırım eksikliği, sağlık kuruluşlarının veri koruma endişeleri, kullanılan bilgi teknolojilerinin kullanıcı dostu olmaması ve hükümet politikaları gibi nedenlerin yattığı düşünülmektedir. Sonuç olarak, özel hastanelerin dijital hastane seviyelerini yükseltmek için hangi alanlarda gelişme göstermesi gerektiğine ve hükümet tarafından uygulanabilecek politikalara yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Savunma sanayii geliştirme projelerinin çevikleştirilmesi için PMI (Project Management Institute) standartlarıyla uyumlu proje yönetim süreç önerisi
Proje yönetiminde tüm dünyada kabul gören PMI standartlarının yayınlanan son baskısında (2021) proje yönetiminin süreç ve grup temeline dayalı yapısı tüm projeler için uygulanabilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla genişletilerek daha kapsamlı ilkelere dayalı bir bakış açısına dönüştürülmüştür Türkiye'de son yıllarda savunma sanayinde milli ürün geliştirme projelerine önem verilmiştir. Bu çalışma ile proje sürelerinin uzunluğu, paydaş sayısının fazla olması nedeniyle yönetilmesi zor olan savunma sanayi proje sürecinin PMI standartları ile karşılaştırması yapılmıştır. Karşılaştırma ile savunma sanayi proje yönetim paydaşlarının PMI standartlarında belirtilen proje yönetim ilkelerine uyabilme kabiliyeti ve proje yönetim performans etki alanları çıktılarının savunma sanayi proje yönetim sürecinde karşılığı olup olmadığı araştırılmıştır. Savunma sanayi geliştirme projeleri için bir proje yönetim süreç önerisi geliştirilmiştir. Bu öneride savunma sanayi proje yönetim metodunu çevikleştirmek amacıyla alt süreçler tanımlanarak PMI standartlarında belirtilen proje yönetim ilkeleri ve performans etki alanları ile ilişkilendirilmiştir. Yürütülen iki örnek proje ile önerilen süreç karşılaştırılarak sürecin projeler üzerinde yaratabileceği etkiler değerlendirilmiştir.
TMS19 çalışanlara sağlanan faydalar standardının yasal mevzuat açısından incelenmesi ve bir uygulama örneği
Maliyet muhasebesinin önemli bir kalemini oluşturan personel maliyetlerinin, muhasebeleştirilmesi, tam ve gerçeğe uygun bir şekilde mali tablolara yansıtılması işletme yönetimi ve mali tablolar üzerinde yatırım kararı verecek olanlar için son derece önemlidir. Ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesi, sermayenin küreselleşmesi tam, gerçeğe uygun ve şeffaf mali tablolara olan ihtiyacı daha çok artırmıştır. Ancak, ülkelerin çalışanlarla ilgili mevzuatları ile muhasebe sistemlerinin farklı olması, bu ihtiyacı daha çok önemli kılmış ve ortak standartlar konusu gündeme gelmiştir. Uluslar arası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları bu ihtiyaç üzerine oluşturulan standartlardır. Bu çerçevede çalışanlara sağlanan faydaların muhasebeleştirme ilkelerini UMS 19 ortaya koymuştur. Bu çalışmanın konusunu oluşturan TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı ise UMS 19? un birebir çevirisi niteliğindedir. Ülkemiz muhasebe sistemini uluslar arası muhasebe ve finansal raporlama sistemine uyumlaştırmak amacıyla Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, şimdiki adıyla, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Uluslar arası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarının birebir çevirisini yaparak uyumlaştırmada önemli bir adım atarak Türkiye Muhasebe Standartlar ile Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını yayınlamıştır. Bu standartların her biri değişik tarihlerde İMKB?de işlem gören şirketlerde uygulanmaya başlanmıştır. TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı ise 2006 tarihinden beri yürürlüktedir.Bu çalışmanın konusu olan ?TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı? işletmeler için çok önemli bir maliyet kalemi olan çalışan maliyetlerinin muhasebeleştirme esaslarını ortaya koymaktadır. TMS 19, çalışanlara sağlanan faydaları; kısa vadeli faydalar, işten ayrılma sonrası sağlanan faydalar, diğer uzun vadeli faydalar ve işten çıkarma tazminatları olarak dört gruba ayırmıştır.Bu çalışmada TMS 19 Çalışanlara Sağlanın Faydalar Standardının ülkemiz mevzuatı çerçevesinde uygulanabilirliği saptanmaya çalışılmıştır. Öncellikle, Ülkemiz mevzuatı ile TMS 19 literatür araştırmasıyla ortaya konulmuş, karşılaştırmalar yapılmış son olarak örnek uygulamayla benzer ve çelişen yönler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, TMS 19, çalışan haklarını, geleneksel muhasebe yöntemden farklı olarak daha geniş bir çerçevede kavramsallaştırmıştır. Ayrıca, TMS 19, çalışanlara sağlanan kısa vadeli faydalar açısından ülkemizdeki mevzuatla uyumlu olmakla birlikte, uzun vadeli faydalar bakımından, kimi farklılıklar göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çalışanlara Sağlanan Faydalar, Türkiye MuhasebeStandartları, TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı.
Vergi Usul Kanunu ile Türkiye muhasebe standartları açısından değerleme esaslarının karşılaştırılması ve uygulama örneği
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64 ve 88'inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken Türkiye Muhasebe Standartlarına Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına ve kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar. Bu kapsamda her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle mal varlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve Türk Ticaret Kanununun 88'inci madde hükümlerine göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişimi defterlerden izlenebilmelidir. Bu çalışmada Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Vergi Usul Kanunu değerleme yaklaşımı ile ele alınmıştır. VUK değerleme hükümleri bilanço kalemlerinin bütününü aktif ve pasifiyle değerlemeye tabi tutan ve sistematiğe dayanan bir yaklaşımdır. Bu çerçevede VUK ve TMS değerleme genel esasları ve değerleme ölçüleri ele alınmış ve açıklanmıştır. Çalışmanın izleyen bölümlerinde Maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, stoklar, menkul kıymetler, iştirakler, alacaklar ve borçlar, kasa ve finansal kiralamaların değerlemesi ve muhasebe işlemleri örnek uygulamalar ve muhasebe kayıtları ile anlatılmıştır.
Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu hesap planı önerisi
Bir işletmenin mali nitelikteki işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kayıt altına alan, özetleyen ve raporlayan muhasebe sistemi, bu işlevlerini yerine getirirken belli bir düzen ve sistematik halinde çalışmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği, hem işletme içi hem de işletme dışı bilgi kullanıcıları için karar vermede kullanımı açısından oldukça önemlidir. Muhasebe bilgi sistemi içerisinde üretilen bilginin özellikle kayıt fonksiyonunu yerine getirirken izlenen sistematik, hesap çerçevesi ve hesap planı ile düzenlenmektedir. Bazı özellikli sektörler hariç, diğer tüm işletmeler için oluşturulmuş hesap planı hem standardın sağlanması hem de karşılaştırılma yapılabilmesi açısından kullanılmaktadır. Ticaretin ve işletme faaliyetlerinin çeşitlenmesi zaman zaman kullanılan hesap planında bazı eklemeler yapılması sonucunu yaratsa da son yıllarda Türkiye'de muhasebe standartlarının kullanılmasının zorunluluğu, hesap planını oldukça yetersiz bırakmıştır. Bu nedenle hazırlanan bu çalışmada, Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları kapsamında kullanılan hesaplarında dahil olduğu bir hesap planı aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hesap planı, TFRS, TMS.
Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamında bölümlere göre raporlama
Bir işletmenin mali nitelikteki işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kayıt altına alan, özetleyen ve raporlayan muhasebe sistemi, bu işlevlerini yerine getirirken belli bir düzen ve sistematik halinde çalışmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği, hem işletme içi hem de işletme dışı bilgi kullanıcıları için karar vermede kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ticaretin koşullarının değişmesi, sermaye piyasalarının serbestleşmesi ve işletme ölçeklerinin büyümesi, muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin raporlanma biçimi üzerinde de değişikliklere neden olmuştur. İşletmelerin finansal bilgilerinin, faaliyette bulunulan coğrafi bölge, ürün grubu ya da müşteri grubu temelli mali bilgiler olarak sınıflandırılarak raporlanması bilgi kullanıcıları açısından da önem taşımaktadır. "TFRS Kapsamında Bölümlere Göre Raporlama" adlı bu çalışmanın birinci bölümünde, muhasebe standartlarının dünyada ve Türkiye'deki oluşum süreci ve bölümsel raporlamanın temelleri aktarılmıştır. İkinci bölümde, TFRS 8 kapsamında bölümlere göre raporlama standardı tüm yönleri ile ele alınmış olup, son bölümde standarda ilişkin örnek uygulamalar yer almaktadır.
The efficiency analysis of accounting transparency and realisation on ias 1 presentation of financial statements within transnational management
Accounting standards are counted to be the force that guarantees the proper compliance of a company to the accounting principles. Each standard has a specific role in the accounting processes, however each company has its own attitude to all of them. This attitude depends on number of factors, such as the scale of company, region of activities, its own principles and etc. At the time when a world is living through globalisation and integration, international companies are ruling companies in the world as they cover big territories and involve many people. In order to be able to properly manage such companies the management has an obligation to create certain standards inside the companies that would fit its entities all around the world. These standards are playing the role of a unique and universal "language" within certain sphere of activities. Respectively, the company has to deal with its accounting issues as well and determine its own standards within the company which at the same time have to fit the international accounting standards as well. While each company has to follow these standards in full power, in reality it rarely happens and most of the time companies live through number of gaps. The compliance of standards is the liability of the company management and it directly affects both image and prosperity of the company. Below we will observe all the issues that a company faces while trying to comply one of the most important accounting standards, IAS 1 and what happens when a standard is mistreated. As a result of gaps in standard compliance we will see the effect of management mistakes on the company image and performance. Besides that, we will overview the experience that was gained in an international construction company regarding standard compliance and elimination of transparency and disclosure failure, its consequences which will show what actions should be taken in order to keep the image and performance of a company on top.
BDS 701 ile bağımsız denetim raporundaki değişikliklerin bağımsız denetçiler üzerindeki etkisi: Türkiye uygulamasında potansiyel etkisi üzerine kalitatif çalışma
Denetçi raporu denetim sürecinin sonuçlarının direkt sunulduğu en bağımsız mecradır. Tarafsız, şeffaf ve güvenilir bilgiye olan ihtiyacın giderek artması, denetim standartlarının gerek denetçinin sorumlulukları gerekse görüş oluşturulması yönünde yenilenmesini gerektirmiştir. Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu (IAASB)'nun 2006 yılında ajandasına alarak başlattığı çalışmalar sonuçlanmış ve 15.12.2016 itibariyle yeni ve gözden geçirilmiş raporlama standartlarının yürürlüğe konulması yönünde karar alınmıştır. IAASB'nin bu süreçte yaptığı araştırmalar kullanıcıların denetçi raporunun sadece finansal tabloların ilgili standartlara olan uyum derecesini ifade eden görüş paragrafını okuduklarını ortaya koymuştur. Paydaşlar, IAASB'nin denetçi raporunun yeniden ele alınması kapsamındaki çalışmalarında, kendileri için daha kullanılabilir bilgi içeren ve daha bilgilendirici denetçi raporlarına olan ihtiyacını özellikle dile getirmiştir. Yeni raporlama standartları denetçi raporunda yer verilen kilit denetim konuları bölümü ile denetçi raporunun okuyucularına işletme hakkında detaylı bilgiler vermekten ziyade gerçekleştirilen denetim süreci hakkında detaylı bilgi sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmamızın amacı, BDS 701 çerçevesinde, yeni ve gözden geçirilmiş raporlama standartlarında yer alan kilit denetim konularının belirlenmesinden ve bu kapsamda açıklanacak uygun bilgilerin raporlanmasına kadar ki mesleki yargı sürecinin ortaya konulmasıdır. Bu standart şeffaflığı artırarak finansal tablo okuyucusunun finansal tabloları daha iyi anlamasına neden olacak olup, yatırımcıların yapacakları yatırımlar konusunda bir yol gösterici mahiyette olacağı düşünülmektedir. Uluslararası mecralarda yarışabilmek için bu standardın önemi büyüktür.
Uzun vadeli yabancı kaynaklardan doğan kur farklarının bilançoya yansıması
Gelişen teknoloji ve küreselleşme ile birlikte toplumların birbiriyle etkileşimi artmış, ortak değerler bulma çabası yoğunlaşmıştır. Bu süreçte ülkelerin ekonomileri de birbirinden etkilenir hale gelmiştir. Uluslararası ticari ilişkilerin yaygınlaşması ile beraber kısa ve uzun vadeli kaynakların kullanımı da gündeme gelmiştir. İleri bir tarihte ödenmek üzere alımı yapılan bir kaynağın değerlemesinde bazı sorunlar yaşanabilmektedir. Yönetim politikaları, ekonomik krizler, devalüasyon gibi nedenlerden dolayı yerel para biriminin yabancı para birimleri karşısındaki değeri etkilenmektedir. Bu bağlamda döviz üzerinden yapılan anlaşmalarda bazen tarafların sorumlulukları artabilmekte, döviz kurundaki değişime göre vergi tutarları da değişebilmektedir. Bu çalışmada literatür bilgileri eşliğinde uzun vadeli yabancı kaynaklardan dolayı kur farkının işletmelerin bilançolarına olan etkisinin derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada kur farkı kavramından ve döviz kuru riski kavramından bahsedilmiştir. ayrıca Vergi Usul Kanun'una göre kur farkı ve değerleme kavramından bahsedilmiştir. Uzun vadeli yabancı kaynaklar ve değerlemesinden bahsedilerek, uygulama bölümünde uzun vadeli yabancı kaynaklardan doğan kur farklarının nasıl muhasebeleştirileceğine dair bir monografi çalışması yapılmıştır. Yapılan monografi çalışmasında ilk olarak bir havayolu firmasının gelecek yıllara ve aylara ait olan uçak sigorta bedelinin kayıtlarını ne şekilde yapacağı örneklendirilmiştir. İkinci olarak havayolu firmasının yabancı para birimi cinsinden banka kredisi ile satın aldığı uçağın hem VUK'a hem de Türkiye Muhasebe Standartlarına göre ne şekilde muhasebeleştirileceği, söz konusu işlemden doğan kur farklarının yıllar bazında gelir/gider olarak nasıl gösterileceği anlatılmıştır.
UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesi ve bir uygulama
Muhasebe uygulamalarına yön veren kurallar bütünü olarak adlandırılan standartların temeli muhasebe ilkelerine, muhasebe ilkelerinin temeli ise muhasebenin temel kavramlarına dayanmaktadır. Muhasebe uygulamalarına yön veren bu standartlar ise aynı şekilde muhasebe politikalarını belirlemektedir. Tüm dünya ülkelerinin düzenlemeleri arasında bir standart olması amacıyla oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları kurulu, çıkarılan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları yayınlamaktadır. Türkiye Muhasebe Standartları bu standartların Türkçeye çevirisidir. Bu çalışmanın amacı riskten korunma muhasebesinde farklı dönemlerde rapor altına alınan kazanç ve kayıpları tutarsızlıkları yok ederek daha açık bir muhasebe kaydı oluşturmaktır. UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesini ve işletmelerdeki kayıt tutarsızlığını gidermek amacıyla geliştirilmiş UFRS 9 Finansal Araçlar Standartları gereğince getirilen yeniliklerin ne olduğunu ve IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme standardından farklılığını ortaya koymaktır.
Muhasebe standartlarına göre stokların ve satışların bağımsız denetimi
Türkiye' de bağımsız denetime tabi olan firmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Ülkemizde bağımsız denetime tabi olan tüm şirketlerin finansal tablolarının raporlanmasında Türkiye Muhasebe Standartları/ Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)' nı dikkate almaları gereklidir. İşletmenin varlıklarında önemli bir yere sahip olan Stok ve işletmelerin karıyla doğrudan ilişkili olan Satış hesapları işletme dışındaki bilgi kullanıcıları ve işletme yönetimi açısından da önemli bir yere sahiptir. Globalleşen dünyamızda uluslar arası firmaların bilgi kullanıcılarının ulaşmak istedikleri bilgilere kolay ulaşması ve anlaşılabilir olması için Uluslar arası Finansal Raporlama standartları(UFRS) ile tek düzelik sağlanmaya çalışılmıştır. Böylelikle firmaların uluslar arası alanda rekabet edebilmesi kolaylaşmıştır. İşletmelerin bilgi kullanıcılarına doğru bilgi verebilmesi için, işletme yönetimin finansal tablolarda stokları TMS 2 stoklar açısından uygulamada ne gibi etkileri olduğunu kapsamlı şekilde inceleyerek ve denetiminin yapılırken finansal tablolarda nelere dikkat edileceğini açıkça ele alınmıştır. Bu çalışmada, stokların yanı sıra satış hesaplarının TFRS 15 müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardında düzenlenen hususlar doğrultusunda finansal tablolara nasıl raporlanacağını ayrıca finansal tabloların denetiminde nelere dikkat edilmesi gerektiği incelenmiştir.
Stoklar ve hasılatın, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBi FRS) ve Türk Vergi Mevzuatına göre karşılaştırılması
Bu çalışmada işletmeler için büyük önem taşıyan iki unsurun; hasılat ve stokların ülkemizde muhasebe uygulamalarına yön veren Türk Vergi Mevzuatı ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı / Türkiye Muhasebe Standartları (TFRS / TMS) açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Bu amaçla hasılat ve stoklar, Standartlar ve Türk vergi mevzuatı açısından ele alarak karşılaştırmaları yapılmıştır. Bu çalışmadan anlaşılıyor ki uluslararası ilkelere uyumlu bir muhasebe sisteminin oluşması için ülkemizde uygulanan vergi kanunlarının, muhasebeye bakış açısını değiştirmek ve uluslararası standartların tüm alanda uygulanabilir hale getirilmesini sağlamak büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, TMS 2, BOBİ FRS, Türk Vergi Mevzuatı, Muhasebe, Hasılat, Stoklar
TMS 11 inşaat sözleşmeleri ve TMS 18 hasılat standartlarının, TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi
Finansal tablolar incelenirken üzerinde durulan en önemli kalemlerden birisi net dönem karıdır. Net dönem karı bir sonuç hesabıdır ve en önemli bileşeni de hiç şüphesiz ki hasılattır. Dolayısıyla, hasılata ilişkin muhasebe politikaları şirketin performansının sunumu ve değerlendirilmesi anlamında önem taşımaktadır. Hasılat, farklı standartlara göre farklı şekillerde hesaplanmıştır. TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerine ilişkin gelir ve maliyetlerle ilgili muhasebe uygulamasının açıklanması ile ilgilidir. TMS 18 Hasılat; Mal satışları, hizmet sunumları ve işletme varlıklarının başkaları tarafından kullanılmasından sağlanan faiz, isim hakkı ve temettüler ile ilgili işlem ve olaylardan kaynaklanan hasılatın muhasebeleştirilmesinde uygulanmaktadır. 28 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan "TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat Standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı bir bakış açısı getirmektedir. Hasılatın kazanılmasını edim yükümlülüğünün gerçekleştirilmesine bağlayan standart, bu koşulun zamanın belirli bir noktasında veya zaman süresince olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilebileceğini belirtmektedir. Ayrıca standart, hasılatın ne zaman ve ne tutarda muhasebeleştirileceğini belirlemek için, müşteriyle yapılan sözleşmeye dayalı ve kontrolün transferine odaklanan beş aşamalı bir model içermektedir. Standardın bir diğer önemli noktası ise hasılat kayıtlarında gerçeğe uygun değer kavramı yerine "işlem fiyatını" dikkate almasıdır. Bu çalışmanın amacı; TMS 11 ve TMS 18 Hasılat standartlarının ilgili örneklerle açıklanarak, yeni hasılat standardı TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardının örneklerle açıklanarak aradaki temel benzerlik ve farkların açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmanın hazırlanmasında literatür taraması yapılmış, TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı muhasebeleştirme ilkeleri getirmiş olduğu ilgili örneklerle açıklanmıştır. TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı uygulayacak işletmelerin bu konuda bilgi sahibi olmaları, standardın uygulanması açısından faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Hasılat, TMS 11, TMS 18, TFRS 15
ISO 31000: 2018 risk yönetimi standardı ve örnek üretim işletmesi üzerinde uygulaması
Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile birlikte işletmelerin iş yapma biçim ve yöntemleri son derece değişiklik göstermiş ve karmaşık hale gelmiştir. İşletmeler faaliyetlerini yürütürken çok sayıda belirsizliğe ve riske maruz kalmaktadır. Özellikle günümüzde iş yapma biçimleri ile beraber risklerin çeşitliliği de artmış bulunmaktadır. Bu durumun doğal bir neticesi olarak iş yapma süreçlerinin mümkün olduğunca sekteye uğramaması ve daha iyiye evrilebilmesi için risk yönetimi mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Risk, bu süreçte arızi bir unsur olmaktan ziyade, işletmelerin her zaman maruz kalabilme ihtimali olduğu ve yönetmeye hazır oldukları bir unsur olarak görülmelidir. Bilimsel temeller üzerine inşa edilmiş ve uluslararası mecrada kabul görmüş risk yönetim standartlarının uygulanması işletmeler için son derece elzemdir. Bu amaçla ISO 31000 risk yönetim standardı, işletmelerin risk yönetimi sistem ve süreçlerini inşa etmeleri ve risk yönetim evrelerini yürütmeleri açısından başat bir aktör konumundadır. İşletmelerin zamanın gereklerine ayak uydurabilmesi, değişime adapte olabilmesi ve stratejik amaçlarını gerçekleştirebilmesi gibi durumlar sağlıklı bir risk yönetim süreciyle mümkündür. Ancak bu şekilde işletmeler daha uzun ömürlü olabilir ve büyüme hedeflerini gerçekleştirebilirler. Çalışmamızda risk kavramı, riskin türleri, risk yönetimi süreçleri detaylıca irdelenmiş ISO 31000 risk yönetim standardı tafsilatıyla açıklanmış ve örnek bir üretim işletmesi üzerinde uygulaması gösterilmiştir.
U.S. GAAP & UFRS sistemlerinin karşılaştırılması, bir uygulama örneği
Bu araştırma, U.S. GAAP ve UFRS sistemlerinin geçmişe ilişkin gelişim süreci konusunda bilgi, ilgili kural ve standartların varlıklar, kaynaklar, gelir, gider, değerleme, genel özellikli işlemler, raporlama ve sunum temelinde belirgin benzerliklerine ve ayrımlarına ilişkin açıklamaları ve üretim işletmesine ilişkin muhasebe işlemlerini ve raporlamaları içeren bir uygulama örneği aracılığı ile, ilgili benzerlik ve farklılıkların gösterimini içermektedir. Yapılan değerlendirme sonucunda U.S. GAAP düzenlemelerinin kural temelli ve işletme odaklı olan daha ayrıntılı bir içerik sağladığı ve buna bağlı olarak uygulamada genel olarak daha çok ayrıntı içerdiği, UFRS düzenlemelerinin ise daha çok yatırımcı odaklı olarak ve bütüncül yaklaşımlı standartlar bazında oluşturulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: U.S. GAAP, UFRS, Varlıklar, Yükümlülükler, Gelirler, Giderler, Genel Özellikli İşlemler, Sunum, Uygulama Örneği
Terminology standards as a tool in the translation process of a technical text
Any translator who is involved in a translation project of a technical text may face terminological difficulties and need to act as a terminologist during the process. Translators who assume the role of a terminologist should have knowledge about terminology studies and terms to deal with these challenges. In this case, the most reliable resources for translators to acquire the necessary information are terminology standards. Standards help translators to work more efficiently and professionally. The objective of this study is to examine terms and term formation in detail according to terminology standards, and to seek solutions for the problems faced in the process of technical translations. Keywords: translator, technical text, term, terminology standards.
Şirketler topluluğunda konsolidasyon: Muhasebe ve finansal raporlama standartları açısından değerlendirilmesi
Çalışmamızın amacı; finansal tablo konsolidasyon standartlarının çerçevesinin çizilmesi, Türkiye'de şirketler topluluğunda konsolidasyonun gerekliliğine ve önemine değinilerek, Kamu Yararını İlgilendiren (KAYİK) kuruluşlar dışında yer alan kuruluşların da finansal tablolarını konsolide etmelerinin zorunluluğu ile ilgili gerekçelerin paylaşılması ve Türkiye'de şirketler uygulamasında konsolidasyonun yerini ortaya çıkarmaktır. Konumuz üç bölüm olarak incelenmiştir. İlk bölümde konsolidasyon ile ilgili kullanılan kavramların anlamları, konsolidasyonun türleri, yöntemleri, konsolide mali tablolar ile ilgili açıklamalar yer almaktadır. İkinci bölümümüzde, Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle getirilen şirketler topluluğu kavramının kapsamı, şirketler topluluğunda ilgili muhasebe ilkeleri ve standartları, finansal raporlamalar incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de şirketler topluluğunda uluslararası standartlara uygun konsolidasyonun yapılma zorunluluğu, önemi ve gerekliliğinin yanı sıra mali tablolarında konsolidasyon yapmayan ve yapan şirketler arasındaki farklar ve konsolidasyon standartlarında son yıllarda yapılan değişikliklerin etki ve sonuçları işlenmiş ve Sermaye Piyasası mevzuatına uygun konsolidasyon yapan bir şirketler topluluğunun konsolide raporlaması örnek olarak ele alınmıştır.
Türkiye finansal raporlama standartlarına göre hazırlanmış nakit akış tablosu ve analizi
"Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına Göre Hazırlanmış Nakit Akış Tablosu ve Analizi" başlıklı bu tezin amacı; ülkemizde Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablolarının özelliklerini ve diğer nakit akış tabloları ile aralarındaki farkları vurgulayarak farklı analiz teknikleri kullanılması suretiyle nakit akış tablolarının finansal tablo okuyucularına daha faydalı hale getirilebileceğini ortaya koymaktır. Çalışmada, nakit akış tablosu ile ilgili muhasebe standardı, nakit akış tablosunun Türkiye ve Dünya'daki tarihsel gelişimi, nakit akış tablosu ile ilgili kavramlar, Türkiye Muhasebe Standartlarından "TMS 7 Nakit Akış Tablosu" standardının hazırlanma esasları incelenmiş, yapılan analiz çalışmaları ile işletme hakkında daha ayrıntılı ve isabetli analiz sonuçlarının alınabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ampirik boyutta ise Borsa İstanbul (BIST) 'da faaliyet gösteren halka açık bir işletmenin "TMS 7 – Nakit Akış Tablosu" standardına göre hazırlanmış 2014-2015 yıllarına ait nakit akış tabloları; karşılaştırmalı tablolar analizi (yatay analiz), dikey yüzde analizi, nakit akış rasyoları, serbest nakit akışı incelenerek analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablosunun, işletmelerin planlama ve karar verme süreçlerinde diğer mali tablolarla birlikte kullanılmasının önemi ve vazgeçilmez olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: TMS 7 Nakit Akış Tablosu Standardı, Nakit Akış Tablosu, MSUGT' ye Göre Nakit Akış Tablosu, Finansal Analiz Teknikleri, Nakit Akış Analizi
Faizsiz finansal muhasebe standartlarının Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına uyumu ve farkları
Faizsiz finansal bankacılık, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya üzerinde gittikçe yayılan ve piyasa üzerindeki etkisini arttıran bir oluşumdur. Özellikle Arap dünyasındaki petrol rezervlerinin bulunması ve buralardaki maddi gelirlerin artması, faizsiz bankacılığın bulunmasında önemli rol oynamıştır. Temel prensip olarak İslami hukuka ve geleneklere uygun bir model olan faizsiz bankacılık son yıllarda Türkiye'de de kendisine yer bulmaya başlamıştır. Mevcut piyasa üzerinde oldukça etkili bir paya sahip olan faizsiz bankacılık ve muhasebe standartlarının, önümüzdeki yıllarda gittikçe artan değerler arasında yer alacağı hakim öngörüler arasındadır. Konu ile ilgili yapılacak sonraki araştırmalara ve çalışmalara ışık tutması bakımından bu kavramların karşılaştırmaları konumuzda derinlemesine incelenecektir.
(ISA 560) raporlama döneminden (Bilanço tarihinden) sonraki olaylar
Bilanço, belli bir tarihte işletmenin sahip olduğu varlıkların neler olduğu ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını gösteren temel mali tablolardan biridir. Finansal bilgi kullanıcıları, ihtiyaç duydukları veri ve bilgilere finansal tablolar aracılığıyla sahip olurlar. Finansal bilgi kullanıcıları karar alırken finansal tablolardaki bilgileri kullanırlar. Bilanço tarihinden sonraki olayların tespiti ve bunlarla ilgili olarak gerekli düzeltme ve açıklamaların yapılması, bilgi kullanıcılarına doğru ve zamanında bilgi sunma açısından son derece önemlidir. Bilanço tarihinden sonraki olaylar, bilanço tarihi ve finansal tabloların yayınlanması için onay verilen tarih arasında ortaya çıkan olayları kapsamaktadır. Onaylanma tarihine kadar kesinleşmiş olan düzeltme gerektiren işlemler bilançoya yansıtılır. Düzeltme gerektirmeyen işlemler ile ilgili açıklamalar bilanço dipnotlarında gösterilir. Bu çalışmada; 'Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar' kavramı hakkında bilgi verilmiştir. Örneklerle ve uygulamalarla açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Bilanço, Finansal Tablolar, Denetim, Muhasebe Standardı.
UFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardının getirdiği değişikliklerin değerlendirilmesi
Firmaların yapmış oldukları finansal gayretler verilen kâr ya da zarar tabloları içinde açık biçimde verilmektedir. Söz konusu tablonun en önemli unsurlarından birisi hasılatın sunulduğu kısımdır. Hasılat; firmaların yaptığı faaliyetlerinden dolayı meydana gelen gelirlerini ifade etme Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (UFRS) açısından hasılatın ölçümü ve raporlanması üzerinde titizlikle durulan konular arasındadır. Hasılatın ölçümü ve raporlanması konusunda birçok standart yayınlanmış, zamanla söz konusu standartlar yürürlükten kaldırılmış, yerine yenileri yayınlanmış veya güncellenmiştir. UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı yayınlanmıştır. UFRS 15 Standardı ile birlikte, eski düzenlemelerden farklı olarak "Edim Yükümlülüğü" kavramı ile işin safhaları ayrılması, ileride gerçekleşmesi muhtemel risklerle ilgili karşılıkların ayrılması yöntemindeki değişiklik gibi yenilik ve değişiklikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; İnşaat sektörü özelinde UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı çerçevesinde ortaya çıkan yeni kavramları tartışarak, sözleşme varlığı ve yükümlülüğünün raporlanmasının nasıl yapılacağını açıklarken önceki standartla karşılaştırmak suretiyle işletmelerin finansal raporlamasına ve finansal tablo kullanıcılarına sağladığı yararları değerlendirmektir. İnşaat firmalarına yönelik yapılan uygulamalar ile gerek Gelir Vergisi Kanunu, gerek TMS 11 (İnşaat Sözleşmeleri Standardı) ve gerekse de bu standardın yerini alan UFRS 15 uygulamaları ile konu hakkındaki farklılık ve deşiklikler vurgulanmaya çalışılmıştır.
İlköğretim okullarının fiziki yeterlilik standartlarına (TSE 9518) göre 2000 yılından sonra yapılan okulların yeterlilik düzeyleri: Uşak ili örneği
Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığına ait ilköğretim okullarının TSE 9518'de belirtilen standartlara uygunluk düzeyleri incelenmiştir. Bu amaçla evren olarak Uşak il genelindeki okullar seçilmiştir. TSE 9518, 2000 yılında yayınlanmış olduğu için bu tarihten sonra yapılmış okullar incelenmiştir. 5 ana kural ve 72 kuraldan oluşan standartları kapsayan bir gözlem formu geliştirilmiş ve form uzman görüşü alınarak kullanılmıştır. Gözlem sonucu elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılımı olarak incelenmiştir. İncelemeye konu okulların bu kuralları karşılama düzeyleri, varlık ve yoklukları tespit edilmiştir.Bu yapıya uyan 17 resmi ilköğretim okulu incelendiğinde okul yapılarının planlanmasında bu standartlardan bazılarının hiç dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Bazı kuralların ise planlarda yetersiz düzeyde olduğu görülmüştür. Fiziki yapılar olarak okulların TSE 9518'de belirtilen standartları tam olarak taşımaları durumunda eğitimde önemli bir altyapı sorununun ortadan kalkacağı ve sosyal yaşam alanları olarak okulların daha güzel ortamlar olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Okul, Okul Yapıları, Okul Standartları.
Klinik becerilerin değerlendirilmesinde standart belirleme yöntemlerinin karşılaştırılması
Özcan, G., Klinik Becerilerin Değerlendirilmesinde Standart Belirleme Yöntemlerinin Karşılaştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıp Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2022. Bu araştırma ile öğrenci merkezli standart belirleme yöntemlerinden Sınır Grup ve Karşıt Gruplardan elde edilen kesme puanları ile test merkezli standart belirleme yöntemlerinden olan Angoff (madde düzeyinde-MD) ve Angoff (beceri düzeyinde-BD) yöntemleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca, bu dört yöntemle belirlenen geçme puanları ve bu puanlar neticesinde başarılı kabul edilen öğrenci sayılarının ve yüzdelerinin nasıl değiştiği incelenmiştir. Bunun yanında Angoff (MD), Angoff (BD), sınır grup ve karşıt gruplar yöntemleriyle elde edilen geçme puanlarına göre başarılı öğrencilerin yüzdeleri arasında anlamlı fark olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca, farklı branşlardan çalışmaya katılan uzmanların standart belirleme yöntemleri ile belirlediği geçme puanları arasındaki uyum araştırılmıştır. Araştırma, standart belirleme yöntemlerinin Yapılandırılmış Objektif Klinik Sınav (YOKS) için kullanılması özelinde durum saptamaya yönelik olduğundan betimsel bir nitelik taşımaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında HÜTF Dönem 3'e devam eden öğrencilerden iletişim, solunum sistemi fizik muayene, spekulum ile kadın genital muayene ve dikiş atma becerilerinden oluşan YOKS'a giren 531 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ayrıca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan beş tıp eğitimi uzmanı ve beş uzman hekim olmak üzere toplam on uzmandan Angoff (MD) ve Angoff (BD) yöntemleri için görüş alınarak veri toplanmıştır. Sınır grup ve karşıt gruplar yöntemleri için veri kaynağı olarak; Tıp Eğitimi ve Bilişimi Anabilim Dalı arşivlerinden alınan 30 uzmanın YOKS esnasında yaptıkları genel değerlendirme sonuçları kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre Angoff (MD), Angoff (BD), sınır grup ve karşıt gruplar yöntemlerine göre farklı geçme puanları elde edilmiştir. Dört yöntem karşılaştırıldığında en yüksek kesme puanı; kadın genital sistem muayenesi için karşıt gruplar yöntemiyle (79); iletişim becerileri için Angoff (BD) yöntemiyle (69,6); solunum sistemi muayenesi için Angoff (MD) yöntemiyle (68,3); dikiş atma becerisi için karşıt gruplar yönteminde (65) bulunmuştur. Öğrenci merkezli yöntemler kendi içinde değerlendirildiğinde geçme puanlarının birbirlerine yakın, test merkezlilerin ise birbirine uzak olduğu görülmüştür. Öğrenci merkezli yöntemlerde başarılı kabul edilen öğrenci yüzdeleri test merkezli yöntemlere göre daha yüksek çıkmıştır. Dört beceri, dört ayrı yönteme göre kesme puanı belirlendikten sona belirlenen kesme puanıyla başarılı kabul edilen öğrenci yüzdeleri arasındaki manidar fark olup olmadığı incelenmiştir. Angoff (MD)- Angoff (BD) arasında 1 beceri için, Angoff (MD)- Sınır grup arasında 3 beceri için, Angoff (MD)- Karşıt gruplar arasında 1 beceri için anlamlı fark bulunmuştur. Angoff (BD)- Sınır grup arasında 3 beceri için, Angoff (BD)-Karşıt gruplar arasında 1 beceri için ve Sınır grup- Karşıt gruplar arasında 3 beceri için anlamlı fark çıkmıştır. Uzmanlara ait Angoff (MD) ve Angoff (BD) yöntemlerine ilişkin geçme puanları arasındaki korelasyon için Spearman sıra farkları korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Tıp eğitimcisi ve uzman hekimler bir arada değerlendirildiğinde kadın genital sistem muayenesi becerisi için 0,05 düzeyinde; iletişim becerileri, solunum sistemi muayenesi, dikiş atma becerisi için 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görülmektedir. Solunum sistem muayenesi için korelasyon çok kuvvetli çıkarken; iletişim, solunum sistemi muayenesi ve dikiş atma becerisi için kuvvetli ilişki olduğu saptanmıştır.