Health sector

258 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

İşyerinde şiddetin iş performansı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi: Tekirdağ ili sağlık sektöründe uygulama

Diyalog, anlaşmazlık ve tartışma, işyeri iletişiminin en önemli unsurları arasındadır. İşyerinde iletişimin başarı elde etmede, verimlilik sağlamada ve iyi iş ilişkileri sürdürmede çok önemli olduğu açıktır. Müşteri odaklı hizmet anlayışın yerleşmesi ve artan rekabet koşulları, günümüz iş yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu durum işyerindeki iletişimi daha da önemli kılmaktadır çünkü bu çerçevede iletişimde yaşanan sorunlar hizmete taraf olanlar arasında ciddi çatışmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının işyerinde yaşadığı şiddet olaylarının yaşam kalitesi ve iş performansı üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Ayrıca işyeri şiddetinin, iş performansı üzerine etkisinde, yaşam kalitesinin aracılık rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizlerde, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılmıştır. Bugüne dek yapılan araştırmalar, yaşam kalitesini genel olarak fiziksel sağlık boyutuyla değerlendirmiştir. Ancak, yaşanılan işyeri şiddeti, ağırlıklı olarak psikolojik etkilere neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşam kalitesini psikolojik sağlık açısından değerlendirmek, daha gerçekçi araştırma sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Çalışanların psikolojik sağlığını içeren yaşam kalitesi boyutunu, iş performansını ve işyeri şiddetini bir arada değerlendiren, literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle bu araştırma, öncü bir rol oynamaktadır. Kamu sağlık sektöründe 682 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma sonucunda; iş yerinde yaşanılan şiddet algısı arttıkça, çalışanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Çalışanların yaşam kalitesindeki artış, iş performansına olumlu yansımakta; iş yeri şiddeti algısındaki artış ise, yaşam kalitesinde ve iş performansında düşüşe neden olmaktadır. Araştırma sonuçları yaşam kalitesinin, iş yerinde şiddetin, iş performansı üzerindeki etkisinde, tam aracı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İşyeri şiddeti, Yaşam kalitesi, İş performansı, Sağlık Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli

PerformansSağlık kuruluşlarıSağlık personeli+7
Yasemin Çabuk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği

Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları

COVID 19HastanelerMobbing+6
Abdulla Zeynallı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin uzun dönemli borçluluk ve likidite dinamikleri ile banka kredileri kullanım düzeylerinin karşılaştırılması

İşletmelerin borçluluk düzeyleri kısa vadeli borç ödeme güçleri anlamında likiditelerini etkilemektedir. Mevcut likidite düzeyi ise işletmelerin gelecekteki borçlanma imkânlarının önemli belirleyicilerindendir. Bu çalışma, Türkiye'de sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin uzun dönemde sahip oldukları borçluluk ve kısa vadeli finansman eğilimleri ile borçlarını ödemekte veya çevirmekte kullandıkları likidite dinamikleri arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Genel olarak işletmelerin likidite seviyeleri sadece yakın gelecekte kullanabilecekleri borçlanma tercihinde etkili olmaktadır. Bu çalışma ise uzun dönemde sağlık sektörü özelinde geçmişte kullanılan hem kısa hem de uzun vadeli birikimli borç seviyelerinin de işletmelerin likidite düzeyi üzerinde oldukça etkili olduklarını ortaya çıkartmaktadır. Çalışmada kullanılan üçer yıllık ortalamalar halinde ele alınan sektör verileri analizi sonrasında; uzun dönemde kısa vadeli banka kredilerinin kısa vadeli yabancı kaynaklara oranı ve banka kredilerinin yabancı kaynaklara oranının sağlık sektörü işletmelerinin likidite veya asit-test oranları üzerinde istatistiksel olarak önemli derecede etkili oldukları ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın bulgularının ve sonuçlarının sağlık sektörü işletmelerinin finansal yönetimlerinde borçlanma ve kısa vadeli likidite yönetimi konularında karar alıcılara yardımcı olması beklenmektedir.

Banka kredileriBorçlulukKrediler+4
Çetin Gir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe iletişim. Hastaların sağlık kurumu tercihini etkileyen faktörler. Tekirdağ Süleymanpaşa örneği

İletişim, kişiler arasındaki duyguların, düşüncelerin, bilgi birikimlerinin karşılıklı olarak birbirlerine aktarılması sürecidir. İnsanoğlu ilk var olduğu günden itibaren iletişime ihtiyaç duymuştur. Her sektörde iletişime ihtiyaç vardır ve sağlık sektörü de iletişimi aktif olarak kullanmak zorundadır. Sağlık hizmeti denildiğinde hastalığın teşhis ve tedavi edilmesi, rehabilitasyonun yapılması ve hastalıklara karşı önlem oluşturarak toplumun ve bireylerin sağlık düzeylerinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibi faaliyetleri kapsayan bir bütündür ve bu bütünün oluşumunun her aşamasında iletişime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma da iletişimin tarihten günümüze gelişimi, sağlık sektöründeki yeri, önemi, gelişimi, hangi ihtiyaçları karşıladığı, iletişimin sağlık sektöründeki gelişmeler etkisi ve hastaların sağlık kurumu tercihinde etki eden faktörlerin neler olduğu incelenmiştir.

Hasta memnuniyetiHastanelerKitle iletişimi+6
Göknur Aybaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetiminin sağlık çalışanlarının hakları üzerine bir inceleme

Bu çalışmada "Toplam Kalite Yönetiminin Sağlık Çalışanları Hakları Üzerine Etkileri" incelenmiştir. Bu araştırmanın evrenini Tekirdağ İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı olan bir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ve Devlet Hastanesinde çalışan yaklaşık 1000 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Örneklem ise evrende yer alan kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 197 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Toplam Kalite Yönetiminin Sağlık Sektöründe uygulanması ile daha kaliteli, daha güvenilir, hataya yer vermeyen hizmet anlayışı ile hasta ve sağlık çalışan hakları açısından olumlu gelişmeler yaşanacağına inanılarak bu çalışma hazırlanmış ve elde edilen veriler ışığında analiz yapılmıştır. Çalışmada Toplam Kalite Yönetimine ilişkin ifadelere verilen cevaplar ile çalışanların demografik özellikleri arasında ve Çalışan Haklarına ilişkin verilen cevaplar ile çalışanların demografik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için ki-kare analizi yapılmıştır. Demografik özellikleri cinsiyet, yaş, kurumda çalışma yılı, eğitim düzeyi, görevi ve meslekteki yılı açısından ayrı ayrı değerlendirilmiş ve sonuçlar kısmında belirtilmiştir. Sağlık çalışanlarının memnuniyet ve hakları ile ilgili katılımcılara yöneltilen sorulara verilen cevapların, çalışanların demografik özelliklerine göre bazı alanlarda farklılık gösterdiği, Beyaz Kod ve Kurum İçi İletişim ile ilgili çalışmaların memnuniyet yarattığı ancak Toplam Kalite Yönetiminin bu alandaki çalışmalarının yeterli görülmediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çalışan Hakları, Toplam Kalite Yöntemi, Sağlık Sektörü, Anket

Kalite yönetimiSağlık personeliSağlık sektörü+4
Dilay Kılınç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe kişisel markalaşma: Tercih edilen doktorun markalaşmasının hastane tercihine etkisi

İlk insanın oluşumundan günümüze kadar geçen süre içerisinde sağlık ve marka kavramları, birbirleriyle fazla ilişkili olmasa da kendi içlerinde oldukça büyük öneme sahip ve etkinliğini kaybetmeyen kavramlar halini almıştır. Bununla birlikte son yüzyıl içerisinde teknolojinin gelişmesi, devletlerin sosyal devlet çerçevesinde sağlık harcamalarını arttırmaları, sağlık eğitimine verilen önemin fark edilmesi ve bunu geliştiren uygulamaların hayata konması, reklamcılık, marka ve kişisel markalaşma faaliyetlerinin artışıyla birlikte hastane sahipleri ve doktorların bu faaliyetleri kullanarak daha optimal tüketicilere yönelmesi sağlıkta kişisel markalaşma kavramını ortaya çıkarmıştır. Ülkemizde 2003 tarihinde hayata geçirilen "Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)" çerçevesinde özel hastanelerin sayılarında yaşanan artış, ayrıca kamu hastanelerinde kalite gelişimi için yapılan çalışmalar, markalaşma ve kişisel markalama kavramlarıyla kombine edildiği zaman 13 yıl içerisinde önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Buna rağmen ülkemizde nüfus artış hızına paralel doktor sayısında yeteri kadar artış sağlanamamıştır. Hastalıklarda yaşanan artış, kamu hastanelerinde oluşan kalabalık neticesinde vatandaşların daha hızlı ve efektif hizmet alma istekleri, doktorların son dönemde gerek televizyonlardan gerekse internet yoluyla mesleki deneyimlerini göstermeleri, ülkemiz doktorlarının teknolojik gelişmeleri daha hızlı takip etmeleri ve neticesinde başarılı işlemler uygulamaları ile alanlarında dünyaca ünlü olmaları sebebiyle sağlıkta kişisel markalaşma kavramı önemini her geçen gün artırmakta ve yapılan yeni çalışmalarda bu kavramın ışığında ilerlemektedir.

Doktor tercihiDoktorlarHastaneler+6
Mehmet Ayaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The analysis and modelling of accounts receivable management: An application from the health care industry

Over the history it was clearly observed how healthcare industry plays an important role not only in the physical and mental state of society but in economic sphere as well. Unlike most other businesses taxation and privileges applied in healthcare industry differ depending on their political, social and economic influences. If we look at the budget of one country we will be able to observe how big proportion of the budget funds fall under healthcare industry sector, and it includes both healthcare implementing (clinics, hospitals, test centres, etc.) and development services (institutions, scientific projects, etc.) If we look at the definitions the term receivables stand for the due funds that should be received by one side for the services and/or products provided to the other side. In accounting it is included in balance sheet and consider all debts owed to the company (contractor company, services and/or products providing side). For company's managerial level employees, receivables are one of the most important dues of their job and it is reasonably considered as the power that makes company keep going. Despite the size of the company all the company owners/managers observe receivables as their top priority. In this thesis paper the importance of receivables management for a unit of healthcare industry would be shown, by presenting some samples on private clinic located in Baku, Azerbaijan. The experience of accounting team will help to understand the true meaning of receivables, what they depend on, what they control and influence, how it should be managed and how company should react on the changes within the company and the country in order to keep the receivables flow in proper condition. Below we will firstly observe the main aspect of proper receivables management procedure and see them on the examples shown on private clinic model. Besides that, the purpose of this thesis is to show algorithm of steps that should be taken in possible situations that can be met in some healthcare industry unit.

Receivable managementAzerbaijan-BakuBalance sheet management+5
Arzu Tahırlı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe üst yönetimin mobbing algısı üzerine nitel bir araştırma

Mobbing ; işyerinde psikolojik taciz , yıldırma , zorbalık veya işyerinde duygusal taciz olarak çeşitli kavramların ifade ettiği ; bir çalışanın ya da bir araya gelmiş birkaç kişinin hedef seçtikleri başka bir çalışana görevinin yapamaz hale getirerek işten kaçırtmak amacıyla uygulanan ve süreklilik arz eden etik dışı davranışlardır. Bu davranışların en fazla zarar verdiği kişi şüphesiz hedeftir. Hedefle birlikte , örgütün ekonomik ve sosyolojik gelişimine ve çalışanın sosyal çevresine yadsınamaz derecede olumsuz etkileri olduğu yapılan araştırmalarca da anlaşılmaktadır (Davenport,2014:115,132 ve Leymann,1996:173-174). Bugün bu sorunun iş hayatında çok sık rastlanan bir durum haline geldiği ve günümüz şartları düşünüldüğünde etik dışı bir olgunun 21.y.y. 'da iş hayatını olumsuz etkilemesinin kabul edilemez olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda mücadele etmek aslında bu olgunun ortaya çıkmasına imkan sağlayan etkenlerin kontrol altında tutulması yani olgunun önlenmesi konusunda çalışmalar yapmaktır. Dolayısıyla kamu veya özel kuruluşların insan kaynakları politikaları bu konuyu gözeterek düzenlenmeli ve örgüt kültürleri bu ilkeyi kapsar doğrultuda oluşturulmalıdır. Bu çalışmada mobbing olgusunun tanımı, süreç içersinde nasıl geliştiği , nedenleri ve sonuçları araştırılmış , mobbing olgusunu oluşturan hususlar açıklanmıştır. Avrupa ve Amerika kıtası ile birlikte Türkiye'deki durumu ele alınmış ve birkaç örnek olay derlenerek durumun önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Sağlık kuruluşlarının yapısal durumu ile çalışanların sorunlarına değinilmiş ve bu sorunların mobbing olgusuna nasıl yol açabileceklerine değinilmiştir. Son olarak derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak sağlık kuruluşlarında yöneticilik görevini üstlenen kişilerle , kendilerinin mobbing olgusunu nasıl algıladığı , konuyla ilgili bilgilerinin ne düzeyde olduğu ve hangi çalışmalar yapıldığı noktasında görüşmeler yapılmıştır. Araştırmayla ilgili bulgular ve sonuçlar açıklanmıştır. Bu doğrultuda amacımız mobbing olgusu konusunda farkındalık yaratmak ve görüşmeler ışığında var olan eksiklik ve yanlışlıklarımızın neler olduğunu görerek bu noktalara açıklık getirmektir. Anahtar Kelimeler : Mobbing, İşyerinde Psikolojik Taciz, Yıldırma, İşyerinde Zorbalık, İşyerinde Manevi Taciz, Sağlık Kuruluşlarında Mobbing

MobbingSağlık kuruluşlarıSağlık sektörü+3
Burcu Sönmeztekin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Modern sağlık sektörünün eleştirel bir değerlendirmesi: İslam politik ekonomisi yaklaşımı

Bu çalışmanın amacı modern dönemde ulus devletinin bir biyopolitika aracı olan ve metalaşarak kapitalist sistem içinde bir sektör olarak var olan sağlık kavramının İslam Politik Ekonomisi açısından eleştirel bir analizini yapmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için modern sağlık sektörünü analiz ederken Michel Foucault'nun biyopolitika ve Karl Polanyi'nin metalaşma kavramlarından faydalanarak çağdaş sağlık sektörünün görünümünü ortaya koymaya çalışacağız. Sonrasında İslam Politik Ekonomisi teorik çerçevesi kullanılarak modern sağlık sektörünün ontolojik düzeyde eleştirel bir değerlendirmesini yapılacak ve İslam ekonomisi bağlamında sağlık kavramının nasıl olması gerektiği ortaya konulacaktır. Toplumda yaşanan dönüşümler sonucunda 18. yüzyıla kadar doğrudan sağlık ile ilgilenen tıp alanı, 19. yüzyıla gelindiğinde biyoiktidar tarafından ortaya atılan normal durum ve anormal olanın tedavisi ile ilgilenmeye başlamıştır. Zamanla tıp alanıyla ilgili olmayan yaşlılık, doğum, menopoz, depresyon ve hiperaktivite gibi birçok durumun tıbbi birer sorun olarak gösterilerek tedavi edilmeye mahkûm bırakılmasıyla tıbbileştirme ortaya çıkmış ve bu sayede tıp alanının iktidarı toplumun birçok alanına yayılmıştır. Gündelik yaşamın bile tıbbileştirilmesi ve tıbbın toplumda bir otorite konumuna gelmesi sonucunda sağlık, biyoiktidar için toplumu kontrol etme kurumlarından biri haline dönüşerek üretken bireyler üretme noktasında bir araç haline gelirken; kapitalizm için ise kapitalist piyasa anlayışı bağlamında başta ilaç üreticileri olmak üzere birçok sektör için kâr elde etmek amacıyla kullanılan bir meta haline gelmiştir. Görüldüğü üzere biyoiktidarın toplum üzerinde hakimiyet kurmayı amaçladığı bu süreç toplumda kapitalist piyasa anlayışının da genişlemesine yol açmıştır. Konuya modern öncesi dönemdeki Müslüman alimler açısından bakıldığında sağlıksız olma durumu kötü bir şey olarak değerlendirilmekten ziyade bu durum günahlara kefaret olması açısından bir imtihan olarak kabul edilmiştir. İslam Politik Ekonomisi'ne göre İslam için esas olan şey insan teklerinin temel amacının her durumda Allah'a kulluk etmeyi ön planda tutmasıdır. Bu yüzden sağlık, modern öncesi dönemde kâr elde etmeyi amaçlayan bir sektör anlayışıyla var olmamış ve sadece insanların Allah'a karşı daha iyi bir kul olma amacını gerçekleştirme noktasında tevekkül anlayışına dayalı bir araç olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada vurgulamak istediğimiz nokta Müslüman bireylerin sağlıklı olmaktan kastının genel kabul gören tanımlardan farklı olması gerekliliğidir. Yukarıda anlatılanların ışığında bu çalışmanın diğer çalışmalardan farkı, bir sektörü ortaya çıkan sağlık kavramının kapitalist piyasa sistemi için bir meta olarak, biyoiktidar için ise bir biyopolitika aracı olarak kullanılmasına dair İPE teorik çerçevesi kapsamında ontolojik bir eleştiri getirmesi ve içinde yaşadığımız modern dünyanın doğurduğu dönüşümler bağlamında normatif bir teklifte bulunmasıdır.

BiyopolitikaKapitalist devletKapitalizm+5
Ayşenur Topal
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Motivasyonun hastane çalışanlarına etkileri üzerine bir araştırma

Günümüzde sağlık sektörü ile ilgili gelişmeler ivme kazanmış, piyasa açısından hem özel hem de kamu sektörü üyük gelişmeler göstermiştir. Kurumunu benimseyen,insanın önemini bilen ve yapmış olduğu işin hem toplum hemde insane sağlığına etkilerine bilen, işine dört elle sarılan, motive olmuş personelin kuruma katkısı tüm yöneticiler tarafından azımsanamayacak şekilde önemlidir.Kaotik bir örgür yapısına sahip sağlık kurumları çeşitli özelliklere ve deneyimlere sahip profesyonllerden oluşması sebebiyle, çalışanlara etki eden fatörelerde çeşitlilik ve farklılık meydana getirmektedir.Yapmış olduğumuz bu araştırma ile hastanelerde çalışmakta olan sağlık çalışanlarının motivasyonuna etki eden faktörlerin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm çalışmanın amacını anlatılmış olduğu giriş bölümüdür. İkinci bölüm; motivasyonun tanımı ve önemi ile etkileyen faktörler, diğer kavramlar, ölçüm yöntemleri ile ,kuram ve teoriler ve çalışan motivasyonunu etkileyen faktörler gibi tanımlamalardan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde daha çok ; hastane tanımı ve sağlık profesyonellerinde motivasyonun önemi konuları yer almıştır. Dördüncü bölümde ise uygulama kısmına yer verilmiştir. Araştırmada özel bir sağlık kurumunda çalışan personele anket çalışması düzenlenmiştir. 100 çalışana anket yapılmıştır. Tüm Yanıtlar SPSS 23.0 (Statistical Package For Social Science) programına girilerek istatiksel veriler elde edilmiştir. Çalışanların demografik özellikleriyle ilgili veriler; sayı ve yüzdelik olarak hesaplanmıştır.Verilerin analizinde FrekansTesti ,T Testi ve Anova Testi analizi istatistiksel kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmelere beşinci bölüm olan sonuç bölümünde de görüldüğü üzere hastane çalışanların motivasyonlarına medeni durumun , görev tanımlamasının , eğitim seviyesinin ve maaş durumunun etki ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Motivasyon,Motivasyon Teorileri, Saglık,Hastane,Sağlık Çalışanı

HastanelerMotivasyonSağlık personeli+2
Nurten Molla
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe hizmet kalitesi: Van ilinde faaliyet gösteren hastaneler üzerine bir uygulama

Gelişen yaşam koşullarıyla birlikte yeniden şekil kazanan insanların beklentileri, kalite düzeyinin de yükseltilmesini de zorunlu hale getirmektedir. Bu zorunluluklar göz önüne alındığında sağlık sektöründe de kalite beklentilerinin arttığı önemli bir hizmet sektörü olarak görülmektedir. Ülkemizde özellikle hastane seçimi söz konusu ise, genellikle kariyer yapmış hastanelerin ilk planda düşünüldüğü bilinmektedir. Bu da hastanelere olan ilginin kaynağı kaliteli hizmet vermeleri mi yoksa sağlık kalitesinin vatandaşların beklenti ve algılarıyla ilgili bir konu mu? O halde sağlıkta kaliteyi yakalayabilmek, hangi hastane olursa olsun sağlık hizmeti alma ihtiyacı olan tüketicinin beklentilerini en yüksek düzeyde karşılamakla mümkün olabilecektir. Kamu ve Özel hastanelerin bu anlamda kalitesi konusu, yeni kurulan hastanelerle birlikte yeni açılan bölümler açısından daha da önemli hale gelmektedir. Bunun en önemli sebebi, hizmet almayı ve hizmetin sonucunda kaliteli bir yasam düzeyine ulaşmayı bekleyen tüketici sayısının çokluğudur. O halde amaç çok sayıda sağlık sektöründe hizmet veren kurumlardan ziyade, beklentileri karşılama derecesi yüksek olan kurumun varlığıdır. Bu çalışma Kamu ve Özel hastanelerin karşılaştırmalı kaliteleri ölçülmeyle beraber, hastanelerden hizmet alan kişilerin beklentilerini, hangi beklentilerin ön plana çıktığını ve bu beklentilerin ne ölçüde karşılandığını araştırmaktadır. Böylelikle sağlık hizmetleri açısından yüksek bir kalite düzeyine ulaşmaları noktasında birtakım çözüm önerileri geliştirilebilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, sağlık sektöründe hizmet kalitesini incelemektir. Bu amaç ile Van ilinde faaliyet gösteren ikisi kamu ve biri de özel olmak üzere üç hastane üzerinde toplam 600 anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda özellikle özel hastaneden kalite ve memnuniyetin kamu hastanelerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

HastanelerHizmet kalitesiSağlık sektörü+1
Süleyman Azad Tunçer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ekonomisi açısından sağlık sektöründe kamu özel sektör ortaklıklarına bakış: Uşak ili araştırması

Kamusal nitelikli mal ve hizmetler, özelliğine bağlı olarak, kamu ekonomisi ve/veya özel sektör tarafından topluma sunulmaktadır. Özel sektör, kamusal nitelikli mal ve hizmetlerin üretilip topluma sunulmasında tek başına tedarikçi olarak görev alırken, bazı mal ve hizmetlerin topluma sunumunda ise kamu ekonomisi birimleri ile işbirliği içinde görev alabilmektedir. Kamusal nitelikli hizmetlerin, kamu ve özel sektör işbirliği biçiminde, sunumu konusunda standart uygulama örnekleri geliştirilememiş olduğu görülmektedir. Kamu yararı, kamu hizmeti ve kamu hizmetinin hangi yöntemlerle, özel sektörle işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiği gibi konuların net bir şekilde anayasal ve yasal olarak belirlenmemiş olması bu sonucun doğmasında etkili olmaktadır. Kamu özel sektör işbirliğinin sağlanması ile ilgili olarak; proje seçiminden, uygulamasından ve verilen garantilerden kaynaklanan sorunların varlığı gibi çeşitli hukuki, iktisadi ve idari sebeplerle Türkiye'de de kamu özel sektör işbirliği istikrarlı bir şekilde kurulamamıştır. Zamanla kamu hizmetlerinin nitelik ve nicelik olarak artması kamu finansman gereksinimini artırmış ve mevcut kaynakların etkin kullanımının sağlanamaması nedeniyle kamusal nitelikli mal ve hizmetlerin sunumunda alternatif modellerin geliştirilerek uygulanmasının zorunluluğu artmıştır. Bu gerekliliğe bağlı olarak toplumun refah düzeyinin yükseltilmesi ve mevcut kaynakların etkin biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla Türkiye'de kamu özel sektör ortaklık modellerinin geliştirilip uygulanması tercih edilmiştir. Bu çerçevede, 2000'li yıllardan günümüze, ulaştırma ve sağlık sektörü başta olmak üzere değişik kamu özel sektör işbirliği modelleri geliştirilerek uygulanmaya başlanmıştır. Çalışmada, kamu özel sektör işbirliği modellerinin çalışma esasları ortaya koyularak, sağlık sektörü özelinde kamu özel sektörü işbirliğinin toplum tarafından nasıl algılandığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, kamusal mal ve hizmetlerin özellikleri ile üretim ve sunumuna ilişkin açıklamalar yapılarak, kamu özel sektör işbirliğinin sağlanabileceği alanlar ve modeller ülke örneklerinden hareketle ortaya koyulmuştur. Akabinde ise sağlık sektörü özelinde kullanılan kamu özel sektör işbirliğine toplumun bakışı Uşak İli örneği üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Kamu özel sektör ortaklıklarına ilişkin algının belirlenmesinde anket yönteminden faydalanılmıştır. Sağlık çalışanlarına ve sağlık hizmetlerinden yararlananlara uygulanan anketlerden elde edilen sonuçlar SPSS 18 programında analiz edilerek değerlendirilmiştir.

Kamu ekonomisiKamu hizmetleriKamu maliyesi+4
Göksel Karaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişim yorgunluğu ile algılanan örgüt kültürü, tükenmişlik, işten ayrılma niyeti ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Sağlık sektöründe bir uygulama

Bu çalışma değişim yorgunluğu ile algılanan örgüt kültürü, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkileri incelemeyi, değişim yorgunluğunun tükenmişlik, işten ayrılma niyeti ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini tespit etmeyi, değişim yorgunluğu ile örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide tükenmişliğin aracı etkisinin olup olmadığını belirlemeyi ve son olarak örgüt kültürünün değişim yorgunluğu, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda Erzincan'da faaliyette bulunan bir üniversite hastanesinde çalışan toplam 403 hemşireden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Söz konusu veriler bir anket formu aracılığıyla hemşirelerle yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda hemşirelerin çalıştıkları birim ile değişim yorgunlukları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu ortaya koyulmuştur. Bununla beraber değişim yorgunluğunun artmasıyla hemşirelerin tükenmişlik ve işten ayrılma niyetlerinin arttığı, örgütsel bağlılık düzeylerinin ise azaldığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin artmasıyla örgütsel bağlılıklarının azaldığı, işten ayrılma niyetlerinin ise artış gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca değişim yorgunluğu ile örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide tükenmişliğin kısmi aracı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak hemşirelerin algıladıkları örgüt kültürü türlerinin değişim yorgunluğu, tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti değişkenlerini önemli ölçüde etkilediği saptanmıştır.

DeğişimDeğişim yorgunluğuSağlık sektörü+6
Seval Selvi Sarıgül
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz ünitesinde maliyet analizi: Bir kamu hastanesinde vaka çalışması

ÖZET HEMODİYALİZ ÜNİTESİNDE MALİYET ANALİZİ: BİR KAMU HASTANESİNDE VAKA ÇALIŞMASI Amaç: İnsanların hayatlarını devam ettirebilmesi için birçok mal ve hizmete gereksinimleri vardır. Bu gereksinimlerin başında sağlık hizmetleri önemli yer tutar. Sağlık hizmetlerinin maliyetlerinin ölçülebilmesi, sunulan hizmetlerin maliyetlerinin değerlendirilmesi, maliyetlerin analizinin yapılabilmesi için maliyet muhasebesi sistemine ihtiyaç vardır. Yürütülen vaka çalışması sonucunda elde edilen bulgular sayesinde ilgili kamu kuruluşunda sunulan hemodiyaliz hizmetinin birim maliyetinin tespit edilmesi, bu doğrultuda kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması amacıyla maliyet kontrolüne yönelik öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada kamu sağlık kurumunun 2023 yılına ait muhasebe verilerinden faydalanılmış olup giderlerin dağıtımında basit (doğrudan) dağıtım yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak doküman analizi yöntemi kullanılmış ve kamu sağlık kurumunun 2023 yılına ait hemodiyaliz hizmet maliyetini oluşturan muhasebe verileri ilgili dokümanlardan temin edilmiştir. Bulgular: Ordu'da bulunan bir kamu hastanesinin hemodiyaliz ünitesinde yapılan araştırmada hemodiyaliz ünitesinin toplam gideri 19.483.815,8 TL'dir. Hastanenin araştırma yapılan yıla ait toplam gideri 764.132.730,86 TL'dir. Diyaliz ünitesi hastanenin toplam giderin %2.54'lük kısmını oluşturmaktadır. Sonuçlar: Birinci ve ikinci gider dağıtımı sonunda hemodiyaliz ünitesinde biriken toplam gider toplam seans sayısına bölünerek hemodiyaliz ünitesinin birim seans ücreti 1.859,14272 TL olarak hesaplanmıştır. 2023 yılı sağlık uygulama tebliği hemodiyaliz geri ödeme fiyatı 1.195 TL olup hastanenin hemodiyaliz maliyetinin sağlık uygulama tebliği fiyatına göre %55,5 fazla olduğu belirlenmiştir. Maliyet kontrolü doğrultusunda hastane tarafından hemodiyaliz hizmet sunumunda yüksek pay teşkil eden gider kalemleri olan memur ücret ve giderleri ile ilk madde ve malzeme giderleri üzerine odaklanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Maliyet analizi, hemodiyaliz, kronik böbrek yetmezliği, sağlık sektörü

Böbrek yetmezliği-kronikHemodiyalizMaliyet analizi+1
Özhan Tunga Pamuk
Ordu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalın yönetim anlayışının, işletmelerin hizmet kalitesi ve hizmeti alan taraflara etkileri: Sağlık sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın amacı; yalın yönetim anlayışının, işletmelerin hizmet kalitesine ve hizmeti alan taraflara etkilerinin analiz edilmesidir. Yalın yönetim, süreçleri iyileştiren veya maliyetleri düşüren bir araçlar ve teknikler takımı olarak tanımlanmaktadır. Sıfır hata veya sıfır israfın hedeflendiği yönetim şekli, yalın yönetimin en önemli amaçlarından birisidir. Yalın yönetim uygulamaları sağlık hizmetleri açısından bireylerin eşit düzeyde, güvenli, uygun yollardan ve hızlı bir şekilde hizmet alabilmelerini amaçlamaktadır. İşletmelerin, işleyen sistemlerde meydana gelen sorunların ve hataların en kısa zamanda çözmesi ve israftan kaçınması için önlemler almayı da amaçlamaktadır. Sözü edilen amaçları benimsemiş olan sağlık kurumları, yalın yönetim uygulamalarından yararlanarak her kademede bu teknikleri uygulamaları ile misyonlarını gerçekleştirmektedirler. Sağlık kuruluşlarının; yaşam kalitesinin artırılmasında, sağlıklı yaşam ve hastalık halinde sağlık hizmeti sunumu, insan yaşamında özel bir öneme sahiptir. Diğer taraftan, sağlık hizmetlerinin kalitesi, hastalığı kısa sürede teşhis ve erken tedavi; ülkelerin sosyo-ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin de bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan, sağlık kurumlarının verdikleri hizmetlerin kalitesinin ölçülebilmesi, bu süreçlerin bütünsel bir yaklaşımla ele alınmasını gerektirmektedir.

Hizmet kalitesiKaliteSağlık hizmetleri+5
Ömer Faruk Şarkbay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal itibar ve hizmet kalitesinin işletme performansına etkileri: Sağlık işletmelerinde bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı, sağlık sektörü içinde kurumsal itibar ve hizmet kalitesinin işletme performansı üzerindeki etkilerini ortaya koymak için model geliştirmek ve bu modeli test etmektir. Bu amaçla, kurumsal itibarın alt değişkenleri olan farkındalık ve tanınma, yönetim-liderlik, güvenilirlik; hizmet kalitesinin alt değişkenleri olan empati, sağlıklı yiyecekler, fiziksel özellikler, güven, güvence ve işletme performansının alt değişkenleri olan, rekabet, finansal performans, hizmet kalitesi, esneklik, kaynak kullanımı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında araştırma verilerinin elde edilmesinde; demografik özelliklerle ilgili sorular, "Kurumsal İtibar Ölçeği, Hizmet Kalitesi Ölçeği ve İşletme Performansı Ölçeği" olmak üzere üç ölçekten yararlanılmıştır. Ankete katılan bireylerin verdiği cevaplardan oluşan veriler SPSS istatistik analiz programı ile analiz edilmiştir. Bu doğrultuda, demografik özelliklere ait dağılımlar belirlenmiş, ölçeklerin güvenilirlik düzeyleri belirlenerek; faktör, anova, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Anket çalışması, İstanbul'da faaliyet gösteren özel hastanelerin çalışanlarına uygulanmış olup, bu kapsamda 400 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, sosyal sorumluluğun, sağlıklı yiyeceklerin ve hizmet güvencesinin; rekabet faaliyetleri üzerinde pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurumun fiziksel özelliklerinin ve hizmet güvencesinin; finansal performans üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık, kuruma yönelik olumsuz algıların, müşteri memnuniyetinin ve sosyal sorumluluğun; hizmet kalitesi üzerinde negatif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Hizmet kalitesiKurumsal itibarKurumsal yönetim+6
Turgay Karalinç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık sektöründe kadın hekimlerin karşılaştığı cinsiyet ayrımcılığı ve cam tavan sendromu

Kadınların iş yaşamında yöneticilik pozisyonlarında yer almaya başladığı görülmektedir. Ancak iş dünyasında yer alan kadın sayısının hızla artmasına karşın, üst seviyede yer alan yönetici ve liderlerin arasında kadınları oranı oldukça azdır. Konu ile alakalı yapılan araştırmalar, kadın cinsiyetine sahip yönecitilerin pozisyonuna ulaşırken "Cam Tavan" olarak adlandırılan görülmeyen ve engellerin ve handikaplarla dolu olduğu görülmektedir. Cam tavan, kadın cinsiyetine sahip olanlar ile üst yönetim pozisyonunda yer alan ve onların başarı ve yeteneklerine bakılmaksızın kariyerlerinde yükselmelerine olanak tanımayan zorlukları ifade etmektedir. Bu çalışma, kadın yöneticilerde kariyer engelleri ve cam tavan sendromuna yönelik olarak hazırlanmıştır. Kadınların üst düzey yönetici pozisyonuna gelmelerindeki engeller üzerine görüş ve önerilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilecek bu çalışmaya göre; elde edilen bulgular kişilerin yöneticilere yönelik tutumları ile cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, eğitim düzeyi arasındaki ilişki değerlendirilecektir.

AyrımcılıkCam tavan sendromuCinsel ayrımcılık+4
Esin Kadık Akdaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel sinizmin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracılık rolü: Sağlık sektöründe bir araştırma

Araştırma; örgütsel sinizm, örgütsel özdeşleşme ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkileri incelemek ve örgütsel sinizmin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel özdeşleşmenin aracılık rolü olup olmadığını saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Covid-19 pandemisi koşullarında gerçekleştirilmiş olduğundan veriler Muğla ilinde bulunan sağlık kurumları ve hastanelerde görev yapan 356 sağlık çalışanının katılımı ile online bir anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizleri SPSS 26 programında yapılmıştır. Farklılık analizlerinde iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında T testi, ikiden fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ANOVA veya Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon testleri ile değerlendirilmiştir. Değişkenler arasındaki aracılık rollerine ilişkin analizler ise IBM SPSS Process Macro 4.1 uygulamasında yapılmıştır. Araştırma sonucunda örgütsel sinizmin bilişsel, duyuşsal, davranışsal boyutları ve işten ayrılma niyeti arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örgütsel özdeşleşme ile örgütsel sinizmin bilişsel, duyuşsal, davranışsal sinizm boyutları ile işten ayrılma niyeti arasında ise negatif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte örgütsel sinizmin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal sinizm boyutlarının işten ayrılma niyeti ile aralarındaki ilişkide örgütsel özdeşleşmenin aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide örgütsel özdeşleşmenin aracılık etkisi incelendiğinde ise elde edilen bulgular örgütsel sinizm ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide örgütsel özdeşleşmenin aracılık etkisinin olduğunu göstermektedir.

Sağlık sektörüÖrgütsel sinizmÖrgütsel özdeşleşme+1
Deniz Arıkök
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kuruluşunda çalışanların yaşam boyu öğrenme eğilimi ve değişime direnç düzeyleri: Bir özel hastane uygulaması

Bu araştırmanın amacı, çalışanların yaşam boyu gelişim eğilimlerini ve değişime uyum sağlama becerilerini değerlendirerek, sağlık kuruluşlarının başarılı bir şekilde değişime ve yeniliğe uyum sağlamalarına yardımcı olacak bilgiler sağlamaktır. Sağlık kuruluşları çalışanlarının yaşam boyu gelişim eğilimileri ile değişime direnç düzeylerinin belirelenmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenerek birbirleri üzerindeki etkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma gurubu, İstanbul Avrupa yakasında bulunan bir özel hastanenin farklı departmanlarındaki 244 sağlık çalışanının gönüllü katılımıyla oluşturulmuştur. Bu çalışmada, sağlık sektörü çalışanlarının yaşam boyu gelişim eğilimileri ve değişime direnç̧ düzeyleri, farklı analiz teknikleri ile ölçülmüştür. Ölçümler esnasında demografik veriler göz önünde bulundurulmuştur. Demografik veriler analiz sonuçlarının şekillenmesinde etkili olmuştur. Bunun sonucunda, iki ölçeğin verileri arasındaki ilişki, korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 28.0 istatistik programından faydalanılarak analiz edilmiş ve literatüre katılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık kurumlarında çalışanların yaşam boyu gelişim düzeyleri ile değişime direnç düzeyleri arasında negatif bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur. Sağlık çalışanları özelinde yaşam boyu gelişim eğilimi arttıkça değişime direnç düzeyinin azaldığı veya değişime direnç düzeyi arttıkça yaşam boyu gelişim eğiliminin azaldığı belirlenmiştir. Bunun sonucu olarak H1(sağlık sektörü çalışanlarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile değişime direnç düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki vardır) kabul görmüştür. Aynı zamanda tüm demografik verilerin (Yaş, Cinsiyet, Meslek, Eğitim Düzeyi, Sektör Deneyim Süresi, Hane Halkı Geliri) ölçek ve ölçek alt boyutlarının üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşam Boyu Gelişim, Değişim, Değişime Direnç, Dijital Dönüşüm, Eğitim, Yetişkin Eğitimi

Değişime dirençSayısal dönüşümSağlık kuruluşları+7
Mustafa Ali Şirin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların liderlik tipi algılamalarının bireysel inovasyonun sağlanmasındaki etkisi: Sağlık sektöründe bir uygulama

Günümüzün iş dünyası bilginin hâkim olduğu ve aynı zamanda değişimin hızlı yayıldığı bilinen bir gerçekliktir. Yaşanmakta olan köklü değişim ve dönüşüme çözüm olarak liderlik çıkmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmaların, pozitif psikoloji etkisiyle zengin bir içerik kazanarak duygusal, etik, davranışsal, mistik, ruhsal gibi değer odaklı yeni liderlik stilleri üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Son yıllarda, liderlik tarzının çalışanların bireysel yenilikçilik üzerindeki etkisi araştırmacılar tarafından giderek daha fazla ilgi görmektedir. Liderlerin davranışları, tutumları ve yaklaşımları çalışanların yenilikçilik potansiyelini etkileyebilir. Bu bağlamda dokuz liderlik stilinin bireysel yenilikçilik üzerindeki etkinin belirlenmesi amacıyla yapılan bu çalışma İstanbul ili sağlık sektörü çalışanları ve öğrencilerinden 403 kişiyle anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizi ile dokuz liderlik stili ile bireysel yenilikçilik arasında r=0,468 kuvvetinde ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki vardır. Dokuz liderlik stili ile bireysel yenilikçilik alt faktörü "değişime direnç" arasında r=0,345 kuvvetinde, "fikir liderliği" arasında r=0,347 kuvvetinde, "deneyime açıklık" arasında r=0,273 kuvvetinde ve "risk alma" arasında r=0,272 kuvvetinde p<0,05 anlamlılık düzeyinde pozitif yönlü zayıf düzeyde ilişkiler saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi ile dokuz liderlik stilinin bireysel yenilikçilik üzerinde (β=0,296 ; p<0,05) etkisi saptanmıştır. Dokuz liderlik stilinin bireysel yenilikçilik alt faktörü "değişime direnç" üzerinde (β=0,367 ; p<0,05), "fikir liderliği" üzerinde (β=0,305 ; p<0,05), "deneyime açıklık" üzerinde (β=0,240 ; p<0,05) ve"risk alma" üzerinde (β=0,270 ; p<0,05) etkisi saptanmıştır. Yapılan fark testleri (t testi, Anova) sonucu elde edilen bulgular ise katılımcı sağlık çalışanı ve öğrencilerinin medeni durumları ile bireysel yenilikçilik algıları arasında p<0,05 anlamlılık düzeyinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca katılımcı sağlık çalışanı ve öğrencilerinin dokuz liderlik stili ile cinsiyet, medeni durum, statü, aylık gelir, eğitim ve kurumda çalışma süreleri arasında p<0,05 anlamlılık düzeyinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır.

Bireysel yenilikçilikLiderlikSağlık sektörü+2
Leyla Fidancan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında hizmet hatası telafi stratejilerinin müşteri memnuniyeti ve yeniden satın alma niyeti üzerine etkisi

Sağlık hizmetlerinin kendine has özelliklerinden dolayı hizmet sunum sürecinde hizmet hatalarının oluşması kaçınılmaz olmaktadır. Hizmet hataları, sağlık kurumlarından hizmet alan müşterilerin memnuniyetsizliğine ve şikâyette bulunmalarına yol açmakta, sonrasında da kurumdan tekrar hizmet alma konusundaki davranışsal niyetlerini etkilemektedir. Bu noktada hizmet telafisi, karşılaşılan hizmet hatalarının yarattığı memnuniyetsizliği gidermede ve yeniden hizmet almanın devamlılığı için önemli bir stratejik yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti sağlamak için şikâyetlere yönelik kurumsal bir cevap olarak hizmet telafi stratejileri uygulanmaktadır. Bu stratejiler; Davidow (2000) tarafından dakiklik, kolaylaştırma, nezaket, özür, düzeltme, güvenilirlik olarak altı boyutta değerlendirilmektedir. Buradan hareketle, altı boyuttan oluşan hizmet telafi stratejilerinin uygulanmasının sağlık kurumlarında şikâyette bulunan müşterilerin memnuniyeti ve telafi sonrası davranışları üzerindeki etkisini belirlemek bu çalışmanın temel amacı olmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, İzmir ili sınırları içerisinde özel bir sağlık kuruluşundaki 244 şikâyetçi katılımcıya, Davidow (2000) tarafından geliştirilen altı hizmet telafi boyutuna yönelik on sekiz madde, memnuniyet ve yeniden satın alma niyetine yönelik altı madde içeren anket yüz yüze uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli ile analiz edilerek araştırma hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları ile hizmet telafi stratejilerinden güvenilirlik, nezaket ve düzeltme/onarım boyutlarının, hizmet telafisi sonrası memnuniyet ve yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Özür boyutunun da telafi sonrası memnuniyete etkisinin anlamlı olduğu, yeniden satın alma niyeti ile anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ispatlanmıştır. Dakiklik ve kolaylaştırma boyutlarının ise hem telafi sonrası memnuniyeti hem de yeniden satın alma niyetini etkilemediği görülmüştür. Ayrıca telafi stratejileriyle sağlanan memnuniyetin, yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak sağlık kurumlarının farklı kombinasyonlarla hizmet telafilerini bir arada sunmasının, müşteri memnuniyetini ve yeniden satın alma niyetini olumlu etkilemede daha etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Hizmet Hatası, Telafi Stratejileri, Memnuniyet, Yeniden Satın Alma

Hasta memnuniyetiHizmet hatasıHizmet telafisi+7
Buse Mete
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Değer bazlı ödeme yönteminin Türkiye sağlık sisteminde uygulanabilirliği üzerine nitel bir araştırma

Sağlık sistemlerinde, uygun şekilde tasarlanmış olan ödeme yöntemleri, hastaların sağlık durumunu ve genel olarak sağlık hizmetlerini iyileştirme potansiyeline sahiptir. Bu sebeple dünya çapında hâlâ doğru ödeme mekanizmasının belirlenmesi tartışılmaktadır. Üretkenliği, ekonomik verimliliği ve bakım kalitesini iyileştirmeyi hedefleyen, hasta merkezli olan geri ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir. Değer bazlı ödeme reformları sağlık hizmeti harcamalarını azaltmak, yüksek kaliteli bakımı teşvik etmek ve sağlık hizmetlerinin niceliğinden ziyade kalitesine göre ödeme yapılmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Çalışmanın amacı, bu yöntem hakkında katılımcıların görüşleri alınarak; değerin ne ifade ettiğini, hangi parametrelerle ölçülebileceğini, geri ödemede kullanılırken artılarının ve eksilerinin neler olabileceğini ve Türkiye sağlık sisteminin bu geri ödeme yöntemine uygun olup olmadığını belirlemektir. Çalışmada nitel çalışma yöntemlerinden gömülü teori yaklaşımı ve delphi tekniği kullanılmıştır. Tezin amacı doğrultusunda sağlık sistemi paydaşları arasında yer alan 28 katılımcı amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiştir. Delphi çalışmasında ise konuyla ilgili olan 10 katılımcı seçilmiştir. Verilerin analizi Maxquda 2020 programı aracılığı ile yapılmıştır. Çalışmada önerilen değer bazlı ödeme yöntemini kimlerin destekleyip kimlerin karşı çıkacağı, ne gibi faydalar getireceği, nasıl uygulanabileceği ve modelde hangi parametrelerin olması gerektiği belirlenmiştir. Nitel analiz sonucu elde edilen değer parametreleri delphi çalışması ile katılımcılar tarafından önem derecelerine göre puanlandırılmıştır. Çalışma 2. turda fikir birliği sağlanarak tamamlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, değerin sağlıkta karşılığı "kaliteli bir hizmet" olarak tanımlanmıştır. Katılımcılar birtakım yetersizlikler olsa da değer bazlı geri ödeme yöntemine geçilmesi gerektiğini düşünmektedir. Türkiye sağlık sistemi bu değişime en fazla bilgi sistemi ve altyapı olarak hazır bulunmuştur. Çalışmada değerin hesaplanmasında kullanılabilecek 15 parametre belirlenmiştir. Geçişe direnç göstereceklere ve karşı çıkacağı düşünülen yenilik istemeyen gruplara karşı önlemler alınması önerilmektedir. Sağlık verilerinde şeffaflık ön planda olmalı ve toplumun sağlık okuryazarlığına katkıda bulunacak adımlar atılmalıdır. Sonuç olarak, Türkiye'nin değer bazlı ödeme yönteminde gerekli revizyonların yapılmasıyla başarılı olabileceği düşünülmektedir.

Değer bazlı geri ödemeDeğer bazlı ödemeGeri ödeme+5
Merve Karaer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The impacts of perceived Information and Communication Technology (ICT) demands and resources on burnout and intention to quit: A sample from health sector in Kosova

Information and Communication Technologies (ICT) offer not only demands but also some resources for employees in the workplace. The main purpose of this study was to explore the effects of perceived Information and Communication Technologies (ICT) demands and resources on health professional's Burnout and Intention to quit in Kosova. For that purpose a total of 311 Healthcare employees participated to the research by filling out questionnaire. The correlation and hierarchical regression analyses were used for testing the hypotheses and answering the research question. The results have shown that ICT demands have an impact on Burnout, in particular poor communication appear to have the biggest impact of Burnout subfactors like exhaustion, cynicism and inefficacy and ultimately on Intention to quit. Workload has been found the second most impactful sub-factor of the ICT demands on exhaustion and inefficacy as Burnout subfactors. On the other hand, the results showed that ICT resources, in a form of personal assistance and resources and updates, have on Burnout, in particular on the cynicism and efficacy. Furthermore, ICT personal assistance had also significant impact on the reduction on the Intention to quit. Finally, when all the variables (ICT demands & resources and Burnout) are considered, in addition to the poor communication that contribute to the Intention to quit, the exhaustion and cynicism as Burnout sub-factors influence Intention to quit among healthcare workers in Kosova. These findings are discussed using the literature while at the same time the Kosovo cultural context was considered.

Information and communication technologiesKosovoHealth personnel+3
Mımoza Pıra
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu politikalarında dijital dürtme: Uygulama örnekleri

Teknoloji çağında insanlara ulaşmada, insan davranışlarına yön vermede, onları kendileri ve toplum için daha faydalı karar ve tercihlere yönlendirmede dijital dürtme anlayışı giderek önem kazanmaktadır. Dijital dürtme; davranışsal iktisattan elde edilen içgörülerden faydalanarak dijital ortamdaki unsurlar yardımıyla kullanıcı davranışını arzu edilen hedefe doğru yönlendirerek birey ve toplum refahını artırmayı hedefleyen bir yöntemdir. Günümüzde gündelik hayatta; alışveriş, sağlık hizmetleri, yemek seçimleri ve seyahat planları gibi pek çok karar çevrimiçi olarak alınmaktadır. Bu nedenle; politika yapıcılar, iletişimciler, tasarımcılar için bireylerin davranışları hakkında bilgi edinmelerinin yolu dijital ortamlarda verilen kararların analizinden geçmektedir. Bireylerin sınırlı rasyonalitesi ile pek çok faktörün etkisinde karar vermesi, onları rasyonel kararlardan uzaklaştırabilmektedir. Özellikle dijital ortamda bireyler eksik kararlar vermeye eğilimlidir. İnternette mevcut olan çok miktarda bilgi nedeniyle, bireyler çoğu zaman optimal bir seçeneğe ulaşmak için ilgili tüm detayları işlemekte başarısız olmaktalar. Bunun yerine, genellikle ekranlar üzerinde aceleci ve otomatik bir şekilde karar almaktadırlar. Kamu otoritelerinin bireylerin çevrim içi karar alma ortamlarını birer seçim mimarı olarak şekillendirmesi olarak ifade edilebilecek dijital dürtme ile bireyler hem bireyin hem de toplumun refahını artıracak şekilde rasyonel karara yönlendirilebilmektedir. Aynı zamanda dijital ortamlar, dürtme için çeşitli avantajlar sunmakta; sürecin daha kolay, daha hızlı ve daha ucuza işlemesini sağlamaktadır. Bu tespitten yola çıkarak ilgili tez çalışmasının amacı; Türkçe alan yazında henüz yeterli sayıda çalışma bulunmayan dijital dürtme kavramını, dünyadan örneklerle irdelemektir. Anahtar kelimeler: Kamu politikaları, Dürtme, Dijital dürtme

Dijital dürtmeDürtmeElektronik ticaret+4
Wahıdullah Mubashır
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects