Personel
132 theses under this subject heading
Türkiye ve Çin'deki işletmelerin satiş ve pazarlama personelinde aradıkları özellikleri̇n iş ilanları üzerinden karşılaştırmalı anali̇zi̇
Günümüz iş dünyasında sadece müşteri pazarında değil, işgücü pazarında da yoğun rekabet yaşanmaktadır. İşletmelerin yetenekli çalışanları kendilerine çekmek için kullandıkları önemli araçlardan biri iş ilanlarıdır. İş ilanlarının amacı ise işletmelerin ih-tiyaç duyduğu niteliklere sahip çalışanlara iş ile ilgili bilgi vermek ve onların işletmeye başvuru yapmalarını sağlamaktır. Bununla birlikte, bu yoğun rekabet zamanında satış ve pazarlama işletmecilik için çok önemli bir faaliyet alanı haline gelmiştir. İşletmelerde satış ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesinde nitelikli pazarlama meslek elemanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Küreselleşme dünyada satış ve pazarlamanın evrensel kuralları geçerli olmaya başladığı için işletmelerin niteliklere sahip satış ve pazarlama personeline sahip olmayı isteyecekleri varsayılabilir. Bu araştırmanın amacı, iki farklı kültüre sahip olan ülkelerin gazetelerinde yer alan iş ilanlarını içerik yönünden karşılaştırarak ben-zerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu araştırmada, Türkiye'de Hürriyet Gazetesi haftalık İK ekinden ve Çin'de Urumçi Gece 招聘gazetesindeki satış ve pazarlama alanında yayımlanan iş ilanlarının içerikleri analiz edilmiştir. İş ilanı içinde işletmelerin adaylara sunduğu olanaklarla ilgili bilgi verip vermemenin ve bu bilgiyi tüm bir ifadeyle veya ayrıntılı bir şekilde vermenin, adayların iş ilanına yönelik tutumlarında ve ilanda belirtilen pozisyona başvuru yapma niyetinde nasıl etkileri olduğu irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş İlanları, Satış, Pazarlama, Satış ve Pazarlama Alanındaki İşlet-meleri, İçerik Analizi.
Kamu personelinin serbest zaman etkinliklerine katılımına engel teşkil eden faktörler ile serbest zaman etkinliklerine katılımı kolaylaştıran faktörlerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kamu personelinin serbest zaman etkinliklerine katılımına engel teşkil eden faktörler ile serbest zaman etkinliklerine katılımı kolaylaştıran faktörlerin incelenmesidir. Araştırma 2017 yılında Kütahya ilinde çalışan kamu personeli baz alınmış ve 457 kamu personeli katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Alexandris ve Carroll (1997) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması ise Gürbüz ve Karaküçük (2007) tarafından yapılan ve daha sonra Gürbüz ve diğerleri (2012) tarafından revize edilen "Serbest Zaman Engelleri Ölçeği" kullanılmıştır. Bir diğer ölçek ise Kim ve ark. (2011) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Kolaylaştırıcıları Ölçeği (SZKÖ) kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenirliliği,(2015) Gürbüz ve diğerleri tarafından yapılmış ve düzenlenmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerden elde edilen veriler bilgisayar ortamına kodlanıp SPSS 22.0 paket programından yararlanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların demografik bilgilerinin dağılımları (f) ve yüzdeleri (%) tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığının belirlenmesi için ise Kolmogorov Smirnov normallik testi uygulanmış ve bunun neticesinde verilerin parametrik test koşullarına uygun olduğunun anlaşılmasından sonra anlamlı farklılıkların belirlenmesi için ANOVA ve T-Testi uygulanmıştır ayrıca boş zaman engelleri ile serbest zaman kolaylaştırıcıları arasındaki ilişkiye bakmak için de korelasyon analizi yapılmıştır (α= 0.05).Analiz sonuçlarına göre cinsiyet değişkenine göre serbest zaman engelleri ölçeğinin "Zaman" alt boyutunda, serbest zaman kolaylaştırıcılar ölçeğinde ise "İçsel Kolaylaştırıcılar" ve Yapısal Kolaylaştırıcılar" arasında, Eğitim düzeyine göre; serbest zaman engelleri ölçeğinin "Birey Psikolojisi" ve "Arkadaş Eksikliği" alt boyutlarında serbest zaman engelleri ölçeğinin ise "İçsel Kolaylaştırıcılar" alt boyutunda, Yaş değişkenine göre serbest zaman engelleri ölçeğinin "Bilgi Eksikliği", Tesisler-Hizmetler", "Arkadaş Eksikliği", "Zaman" ve İlgi Eksikliği" alt boyutlarında serbest zaman kolaylaştırıcıları ölçeğinde ise "Yapısal Kolaylaştırıcılar" alt boyutunda, Refah düzeyine göre serbest zaman engelleri ölçeğinde "Birey Psikolojisi", Bilgi Eksikliği" ve "Zaman" alt boyutları ile serbest zaman kolaylaştırıcıları ölçeğinde "İçsel Kolaylaştırıcılar" ile "Yapısal Kolaylaştırıcılar" alt boyutlarında, Medeni durum değişkenine göre "Arkadaş Eksikliği" alt boyutu ile serbest zaman kolaylaştırıcıları ölçeğinde "İçsel ve Dışsal Kolaylaştırıcılar" alt boyutlarında anlamlı farklılık çıkarken Serbest Zaman Engelleri ile Kolaylaştırıcıları ölçekleri arasında pozitif yönde fakat zayıf bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisi (Akdeniz Bölgesi örneği)
Bu çalışma Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Akdeniz bölgesinde yer alan 8 ilden (Osmaniye, Adana, Kahramanmaraş, Hatay, Antalya, Isparta, Burdur, Mersin) toplam 450 kişi katılmıştır. Araştırmada veriler Maslach tükenmişlik ölçeği, Minnesota iş doyum ölçeği ve duygusal bağlılık ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için sayı (n) ve yüzde (%), verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Willk testi ve hipotezleri test etmek için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testi, Anova testi uygulanmıştır. Katılımcıların ölçeklere verdiği yanıtların birbiriyle ilişkisini değerlendirmek amacıyla Pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların cinsiyet ve görev ünvanlarına göre duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarı, iş doyumu, duygusal bağlılık puanları arasında arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, eğitim düzeyine göre sadece maslach toplam tükenmişlik puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Katılımcıların duygusal tükenmişlik puanları ile duyarsızlaşma ve kişisel başarı arasında olumlu bir ilişki bulunurken, duygusal tükenmişlik ve iş doyumu arasında ters yönlü bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, Duygusal Bağlılık, Tükenmişlik, İş Doyum
Merkezi spor yönetiminde çalışanların kişilik özellikleri ile iş değerlerinin örgüte bağlılık düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Merkezi spor yönetimi'nde (Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Spor Genel Müdürlüğü) çalışanların kişilik özellikleri ile iş değerlerini ortaya koyarak merkezi spor yönetimi'nde çalışanlar arasında örgüte bağlılık düzeylerine göre incelenmesidir. Çalışmaya spor genel müdürlüğü çalışanlarından 282 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından katılımcıların kişisel bilgilerine ulaşabilmek için hazırlanmış olan ''Kişisel Bilgi Formu'', John, Donahue ve Kentle tarafından 1991 yılında geliştirilen ve Alkan tarafından 2007 yılında dilimize uyarlanmış "Beş Faktör Kişilik Ölçeği'', Kaya tarafından 2010 yılında hazırlanmış "İş Değerleri Ölçeği" ve Allen ve Meyer tarafından 1990 yılında geliştirilen Türkçe uyarlamasını Yıldırım tarafından yapıldığı "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek Yönlü (One Way) Anova Testi kullanılmıştır. Anova Testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Hiyerarşik regresyon analizi ile bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerine etkilerinde determinasyon katsayısındaki (R2) değişim ile neden- sonuç ilişkisinin gücü ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Kişilik özelliklerine algılanan iş değerleri alt boyutları eklenerek çıkan sonuçlar doğrultusunda dışadönüklük, sorumluluk, geçimlilik, gelişime açıklık, duygusal dengesizlik, işin anlamlılığı ve yararlılığı, insani ilişkiler, iş ortamı, özerklik ile örgüte bağlılık alt boyutlarının genel sonuçları arasında neden-sonuç ilişkisini belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (f=14,730; p=0,000<0.05). Diğer bir ifade ile çalışanların kişilik özellikleri ve iş değerlerinin örgüte bağlılıkta önemli bir faktör olduğu saptanmıştır.
Merkezi spor yönetiminde örgüt kültürünün ve çalışanların kişilik özelliklerinin karar verme stillerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Merkezi spor yönetimi olan Spor Genel Müdürlüğü (SGM) örgüt kültürünün ve çalışanların kişilik özelliklerinin karar verme stillerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Spor Genel Müdürlüğü çalışanlarından 282 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından katılımcıların kişisel bilgilerine ulaşabilmek için hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu.Öcal ve Ağca tarafından geliştirilen "Örgüt Kültürü Ölçeği". Türkçe uyarlamasını Karancı ve arkadaşları (2007)'nın yaptığı "Eysencik Kişilik Ölçeği" ve Türkçe uyarlamasını Deniz (2004)'ün yaptığı "Melbourne Karar Verme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki karşılaştırmalar için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki karşılaştırmalar içinse Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek için tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak karar vermede özsaygı alt boyutunda anlamlı derecede, 16 yıldan fazla çalışma süresi olanların en yüksek düzeyi tarifledikleri tespit edilmiştir (p<0.05). Karar verme stillerinin pozisyona göre ortalamaları incelendiğinde; sadece erteleyici karar verme boyutunda şefin en düşük, diğer personellerin en yüksek olmak üzere anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Karar verme stillerinin öğrenim durumuna göre ortalamaları incelendiğinde; karar vermede özsaygı boyutunda üniversite mezunu olanların lehine anlamlı düzeyde farklılaşma tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca ölçekler arası ilişkiyi tespit etmek için yapılan korelasyon analizi sonucunda kimi alt boyutlarda pozitif kimi alt boyutlarda ise negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünde çalışan personelin duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyon seviyeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET KOÇOĞLU, İ. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde Çalışan Personelin Duygusal Bağlılıkları ve İçsel Motivasyon Seviyeleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, bir kamu hizmet kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışanların duygusal bağlılıklarıyla içsel motivasyonları aralarındaki ilişkiyi incelemek ve her iki değişkenin kurum çalışanlarının demografik özelliklerine bağlı olarak değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Örgütsel bağlılık bireylerin görev aldıkları organizasyonlara karşı kendilerini sorumlu ve ait hissetmeleri, çalıştıkları örgütlerin çıkarları doğrultusunda ve ortak amaç istikametinde tüm gayretlerini ortaya çıkaracak çalışmaları olarak tanımlanabilir. Motivasyon kavramı ise bireylerin herhangi bir dış etki olmaksızın, istek ve arzuları ile çaba sarf ederek bir şeyler yapmak istemeleridir. İçsel motivasyon ise, bireyin kendi becerilerini gösterme çabası olarak tanımlanabilir. Araştırmanın evrenini Gençli Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çalışmada 2016 yılı içerisinde Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan personel değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada örneklem alma yöntemine gidilmeyerek Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren toplam 526 çalışanın tamamına ulaşılmak hedeflenmiştir. Ancak araştırmaya katılmayı kabul etmeyen ve çeşitli sebeplerle kendilerine ulaşılamayan kurum çalışanları araştırma çemberinin dışında kalmıştır. Dolayısıyla araştırmaya katılmayı kabul eden 358 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu çalışma tanımlayıcı araştırma metodu ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Ağca ve Ertan (2008) tarafından geliştirilen "duygusal bağlılık" ve "içsel motivasyon" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearsonkorelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, bir kamu kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinin Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il müdürlüklerinde gerçekleştirilen bu araştırma ile örgütsel bağlılık ve içsel motivasyon arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu ortaya konulmuştur. Araştırma grubunun duygusal bağlılık ile içsel motivasyon kavramları arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Araştırma grubunun, içsel motivasyon düzeyi duygusal bağlılık düzeyini arttırmaktadır. Cinsiyet ve medeni durumun çalışanların duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyonları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğunu belirlemek ile birlikte çalışanların duygusal bağlılık ve içsel motivasyonlarının yaşlarına, eğitim düzeylerine, şehirlerine, bölümlerine, unvanlarına, kıdemlerine ve iş deneyimlerine bağlı olarak değişmediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Motivasyon, İçsel Motivasyon.
Personel performans değerlendirme probleminin çözümünde analitik hiyerarşi süreci ve bir uygulaması
Değişen ve gelişen dünya koşullarında ve rekabet ortamında yöneticiler için, personellerinin işletmelerini ileri taşımaları ve değişime en hızlı şekilde adapte olmaları önemli bir konudur. Çünkü doğru ve amaca uygun personel seçiminin, hem işletmenin gelişiminde hem de personel motivasyonunda etkisi büyüktür. Bu nedenle işletmelerin sıkça karşı karşıya kaldığı personel seçimi ve değerlendirilmesi problemi kritik bir problemdir. Söz konusu problemde yöneticinin belirlediği kriterler göz önüne alınarak personellerin performansları karşılaştırılır ve değerlendirilir. Dolayısıyla bu problem çok kriterli bir karar verme problemdir. Bu çalışmada günümüz yöneticilerinin sıkça karşılaştığı söz konusu problem Lanse Ayakkabı ve Yan San. Tic. A.Ş. için bir çok kriterli karar verme yöntemi olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanılarak çözülmüştür. Personel seçiminde etkili olan kriterler literatür taraması ve firma sahibi ile görüşme neticesinde belirlenmiştir. Bu kriterler göz önüne alınarak Lanse A.Ş. yöneticilerinin karşılaştığı personel seçim problemine ilişkin hiyerarşik model kurulmuş ve yöneticinin yargılarını elde etmek için ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan ikili karşılaştırmalar sonucunda Lanse A.Ş. de aktif olarak görev yapan altı personel arasından mağaza müdürü olmak için en uygun personel belirlenmiş ve sonuçlar karar vericiye bir rapor şeklinde sunulmuştur. Sonuçların geçerliliği ve uygulanabilirliği karar verici tarafından onaylanmıştır. Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Süreci(AHS), Personel Seçimi ve Performans Değerlendirme Problemi, Çok Kriterli Karar Verme
Kariyer yönetiminin örgütsel bağlılığa etkisi: Otomotiv sektöründe bir uygulama
Son yıllarda teknolojik gelişmeler dünyada son derece büyük bir hıza sahip olsalar da, örgütlerdeki insan kaynaklarıyla ikame edilebilmeleri asla mümkün olamamaktadır. Örgütlerde, insan kaynakları dışındaki bütün kaynaklar satın alınabilmekte, ikame edilebilmekte ve farklı yollara ve yöntemlere başvurularak elde edilebilmektedir. Buna karşılık örgütlerde en zor ve en pahalı elde edilebilen tek kaynak günümüzde insan kaynağı olmaktadır. Örgütlerin değişen dünyaya ayak uydurabilmesi için iş görenlerle olan mevcut ilişkilerini iş görenleri örgütte tutacak şekilde yeniden yapılandırması gerekmektedir. Örgüt-iş gören ilişkisi sonucunda oluşan örgütsel bağlılık, iş görenin çalıştığı örgüte karşı hissettiği bağın gücünü ifade etmektedir. Bu nedenle iş görenlerin yaptıkları işten ve çalıştıkları örgütten memnun olmalarını sağlamak, artık örgütler tarafından mal ve/veya hizmet üretmek kadar önemli görülmektedir. Çünkü örgütsel bağlılık duygusunun örgütsel performansı pozitif yönde etkilediğine inanılmaktadır.Bu çalışmamızda kariyer yönetim uygulamalarının örgütsel bağlılık ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde kariyer yönetimi ve kariyer planlaması kavramları; ikinci bölümde örgütsel bağlılık kavramı açıklanarak kariyer yönetimi ve örgütsel bağlılık ilişkisi incelenmiş ve bu alanlarda yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; literatür taraması sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda Sakarya ve Kocaeli merkezinde bulunan özel sektörde faaliyet gösteren otomotiv firmalarında anket tekniği kullanılarak uygulama yapılmıştır. Söz konusu anket formlarından elde edilen veriler bilgisayar aracılığıyla ?SPSS for Windows 16.0? programına kaydedilmiş olup istatistiksel analizler sonucu elde edilen verilerle kariyer yönetim uygulamaları- örgütsel bağlılık arasındaki ilişki incelenmiştir.
Personel güçlendirmenin inovasyon üzerindeki etkisi ve Elektromed örneği
Sürekli değişimin yaşandığı ve yeniliklerin ortaya çıktığı rekabet çağında, örgütlerin önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmeleri ve istenilen başarılar elde edebilmelerinin temel koşulu, çalışanlarını eğiterek, katılımlarını sağlayarak ve sorumluluk almalarını teşvik ederek `insan' faktörünü ön plana çıkarmaya çalışmaktır. Bu noktada güçlendirme kavramı ortaya çıkmaktadır.İşletmelerin yenilik yönetimine eğilimli ya da yönelimli bir örgüt kültürü inşa edebilmeleri için inovasyon kültürünü tüm çalışanlarına benimsetmeleri ve personel güçlendirme duyarlılığını geliştirerek sorumluluk paylaşımı ve takım çalışması süreçlerini pekiştirmeleri kaçınılmazdır. Ağ yapılarının egemen olduğu günümüzün iş yaşamında `hiyerarşik kültür' değil `güçlendirme kültürü' işlevsellik kazanmış ve yenilik yönetimini hızlandırmıştır.Bu çalışma da; personel güçlendirme çabalarının işletmelerde yaratıcı düşünceyi harekete geçirip geçirmediğine ve dolayısıyla inovasyonu tetikleyip tetiklemediğine ilişkin yazında yer alan genel eğilimleri araştırmaların sonuçlarına dayanarak sınamayı ve sorgulamayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Yenilik, Yenilikçilik, İnovasyon
Aile işletmelerinde yönetsel liderliğin işgörenlerin motivasyonu üzerine etkileri: Bir uygulama
Aile işletmeleri ülke ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Ülkelerin ekonomik hayatında yer alan şirketlerin büyük oranda aile işletmeleri olduğu görülmektedir. Gayri safi milli hasılanın önemli bir kısmı aile işletmeleri tarafından üretilmektedir. Günümüzde işletmelerin başarılarını önemli ölçüde etkileyen iki faktör ön plana çıkmaktadır: Liderlik ve motivasyon. Liderler, çalışanların motivasyonlarını pozitif yönde etkileyecek unsurları belirleyip bunların sürekliliğini temin ederek işletmenin hedefleri doğrultusunda ilerlemesini ve başarıya ulaşmasını sağlamaktadır.Tezde liderlik ile ilgili tanımlar, liderlik fonksiyonları, lider ve yönetici arasındaki farklar, klasik ve modern liderlik kuramları ele alınırken; motivasyonun tanımı ve önemi, motivasyon araçları, teorileri ve işyerinde motivasyonu etkileyen unsurlar, Liderliğin Motivasyon Üzerine Etkileri, Aile İşletmelerinde Liderliğin Motive Edici Uygulamaları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Son olarak; konu ile ilgili durum tespiti yapmaya yönelik tanımlayıcı bir araştırmaya yer verilmiştir.Bu araştırmada, aile işletmelerinde yönetsel liderliği davranışlarının işgörenlerin motivasyonu üzerindeki etkisini belirleme amaçlanmıştır Araştırmanın teorik bölümü konuyla ilgili elde edilen kaynaklardan faydalanarak hazırlanmıştır. Uygulanana anket formu, lider ve çalışanlara yönelik olarak iki farklı şekilde hazırlanmıştır. Anket uygulaması, Kütahya ilinde faaliyet gösteren Işılda Süt Sanayi çalışanları ile yapılmıştır. Araştırma amacına dayalı olarak anket yolu ile uygulama yapılan işletmede elde edilen veriler analiz edilip yorumlanmıştır.
Takım çalışması ve personel güçlendirme arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir uygulama
Uluslararası rekabet, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve müşteri beklentilerindeki değişim gibi birçok gelişmenin doğal bir sonucu olarak endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçilmesi ile birlikte; örgütler için insan faktörünün önemi de gittikçe artmıştır.Günümüz örgütlerinin amacı, etkinlik ve verimliliği artırmak, müşteri memnuniyetini maksimum seviyeye çıkarmak ve personelin sorunlarının gidermek ve iş tatminini sağlamaktır.Çağımızın değişen gereksinimlerine karşı hızlı cevap verebilmek ve uyum sağlamak için örgütler yönetim tekniklerinde değişikliklere gitmişlerdir. Bu değişikliklerin sayısı oldukça çok olmasına rağmen takım çalışması ve personel güçlendirme diğerlerine göre daha önemli ve gözardı edilemez niteliktedir.Bu doğrultuda hazırlanan çalışmanın birinci bölümde takım çalışması ikinci bölümde personel güçlendirme ve takım çalışması ile ilişkisi, üçüncü bölümde ise bir bankanın belli bölgesinde çalışan personeli ile yapılan uygulama yer almaktadır.Hizmet faktörünün en önemli sektörlerinden biri olan bankacılıkta personel güçlendirmenin takım çalışması aracılığı ile müşteri memnuniyeti, personel kalitesi ve örgüt verimliliği üzerine etkileri incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Takım Çalışması, Personel Güçlendirme
Personelin çatışma yönetimi algıları ve iş doyumu düzeylerinin incelenmesi: Mersin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü örneği
İş gören toplumunu yönetenler, iş görenler arasında çıkabilecek çatışmaları iyi yönetmek ve iş doyumu beklentilerini karşılamak zorundadırlar. Yönetilemeyen çatışma ve karşılanamayan beklentiler iş göreni, işvereni, iş ortamını ve üretim düzeyini olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle, çatışma iyi yönetilmeli ve beklentiler karşılanmalıdır.Bu araştırma da; Mersin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan iş görenlerin Çatışma Yönetimi Algıları ile İş Doyumu Düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır.Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde Çatışma Yönetimi ikinci bölümünde İş Doyumu ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış ve literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur.Daha sonra, katılımcılara önceden hazırlanmış ve çatışma yönetimi algılarını ölçmek için Ural (1997) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış, 25 sorudan oluşan Çatışma Yönetimi Ölçeği (ÇYÖ), iş doyumu düzeylerini ölçmek için ise Çetinkanat (1995) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış 32 sorudan oluşan İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) uygulanmıştır. İstatistik yöntem olarak öncelikle verilerin değerlendirilmesi için frekans ve yüzde dağılımları yapılmıştır. Gruplar arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için 0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (OneWay ANOVA) ve T-Test uygulanmıştır. Ardından analizlerden elde edilen sonuçlar üçüncü bölümde yorumlanmıştır. Son bölümde sonuç ve değerlendirmesine yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, İş Doyumu, İş Gören, Spor.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin iletişim becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
İnsanların sağlıklı bir iletişim kurabilmesinde iletişim becerilerinin rolü oldukça fazladır. İletişim insanların yaşamında vazgeçilmez ve kaçınılmaz bir unsurdur. İnsanın sosyal bir varlık olması sebebiyle ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla sürekli iletişim halindedir. Dolayısıyla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin, insanlar ile tam anlamıyla ilgilenebilmesi, onları yönlendirme ve etkilemesi için etkili iletişim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu araştırma, "Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan personellerin farklı değişkenler açısından iletişim becerilerinin incelenmesi" amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2019-2020 yılında Gaziantep gençlik ve spor il müdürlüğü bünyesinde görev yapmakta olan personeller, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 323 (79 Kadın, 244 Erkek) birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Korkut Owen ve Bugay (2014) tarafından geliştirilen "İletişim Becerileri Envanteri (İBE)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. İstatistiksel yöntem olarak t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla normallik testleri uygulanmış ve normal dağılım göstermeyen veri setleri için Kurtosis-Skewness değerlerine bakılmış ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Nonparametrik testlerden bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde Man Whıtney U ve Kruslkal Wallis analizlerinden yararlanılarak, sayısal veriler tablolar halinde yorumlanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda gençlik ve spor il müdürlüğü personellerin iletişim becerileri ölçeği alt boyutlarında ortalamanın üstünde puan elde ettikleri görülmüştür, dolayısıyla olumlu iletişim becerilerine sahip oldukları söylenebilir. Cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve gelir düzeyleri açısından gruplar arasında bir farklılık görülmezken, yaş değişkeni açısından, küçük yaş gruplarının (20-30) daha olumlu iletişim becerilerine sahip oldukları, eğitim durumu açısından lise, lisans ve lisansüstü öğrenime sahip olanların ortaokul olanlardan daha yüksek puan elde ettikleri tespit edilmiştir.
Gençlik ve Spor İl müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Son yıllarda spor alanında başarı sağlamış olan ülkelerin sistemine baktığımızda spor tesisi ve alan bakımından gerek nicelik açısından gerekse de nitelik açısından yeterli oldukları görülmektedir. Dolayısı ile spor tesislerinin yeterli olması ülkelerin gelişmişliğini göstermekle birlikte sportif anlamda da başarıyı arttırmaktadır. Bu araştırma, Gençlik ve spor il müdürlüğünde görev yapan personelin spor tesislerinin yeterliliğine ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı birimlerde görev yapmakta olan personeller, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 238 (54 Kadın, 184 Erkek) personel oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Nacar (2011) tarafından geliştirilen "Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak, Independent Sample t testi, OneWay Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, şube müdürlerinin tesislerin yeterli olduğunu düşündükleri, diğer personelin aynı düşüncede olmadıkları söylenebilir.
Elektronik işe alım ve seçimin insan kaynakları yönetimi açısından yeri ve önemi ve bir uygulama
Internet kavramının ortaya çıkması ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeler İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamalarında birtakım değişimlere yol açmıştır. Bu değişim sonucu ortaya çıkan ve elektronik ortamın uygulamada en çok kullanıldığı seçme ve işe alma süreci de bir dönüşüm geçirmiş ve yerini e-seçme ve işe alma uygulamalarına bırakmıştır. Bu çalışmada elektronikleşmenin insan kaynakları yönetimini nasıl etkilediği ve son yıllarda kullanımı hızla artan e-seçme ve işe alma süreci incelenmiştir. Buna göre ilk bölümde genel İnsan Kaynakları Yönetimi fonksiyonları ele alınmış ve tüm İK süreçlerinde elektronik uygulamalara geçişe değinilmiştir. İkinci bölümde elektronik işe alım ve seçim süreci açıklanmıştır. Günümüzdeki uygulamalarına yönelik olarak anlatılan e-seçme ve işe alma sürecinin sağladığı avantajlar ve İnsan Kaynakları Yönetimi açısından yarattığı katma değer, uygulama kısmında İnsan Kaynakları çalışanlarına uygulanan anket ile analiz edilmiştir. Çalışmaya elektronik işe alımı kullanan 36 şirketin İnsan Kaynakları çalışanları katılmıştır. Çalışanlara anket yöntemi uygulanmış ve istatistiksel değerlendirmeleri yapılmıştır.Teorideki yorumlara ve anketin sonuçlarına bakıldığında, elektronik seçme ve işe alma uygulamalarının İK çalışanları tarafından benimsemiş olduğu ve işe alım sürecinin vazgeçilmez bir aracı olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır. İnsan Kaynakları çalışanlarının elektronik işe alım kullanımı ile ilgili sorulara verdikleri yanıtlar demografik verilere göre farklılık göstermemiştir. Bu da yaşa, cinsiyete, ünvana, şirket büyüklüğüne bakılmaksızın tüm katılımcıların ortak görüşte birleştiğini göstermektedir. Elektronik uygulamalar İKY açısından en kritik süreç olan seçme ve işe alma sürecinde hız, maliyet, aranan nitelikteki adaya kolay ulaşım gibi avantajlar sağlamaktadır. Dolayısıyla rekabet ortamında üstünlük sağlamak isteyen firmaların, insan kaynağını seçme süreçlerinde teknolojik gelişmelerden yaralanmaları kaçınılmazdır sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Internet, Elektronik İşe Alım ve Seçim (E-İşe Alım).
Çocuk kütüphanelerinde mekânın hizmet yeterliliklerine uygunluğunun personel bakış açısıyla analizi: Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesi örneği
Bilgi merkezleri içerisinde, mevcut ve potansiyel kullanıcıları ve bu kullanıcıların kütüphane ile olan etkileşim süreçleri dikkate alındığında, üzerinde önemle durulması gereken kurumlardan biri de çocuk kütüphaneleridir. Çocuk kütüphaneleri çocukların ikinci yuvaları ve eğitim hayatlarına başlamadan önce uğradıkları ilk duraklarıdır. Bilgiye ulaşmadaki her türlü engelin aşılmasının amaçlandığı, hizmetlerin ücretsiz ve eşit koşullarda sunulduğu, tüm misyonu ve vizyonu çocuklar üzerine olan, okuma kültürünün ilk yaşlarda kazanılmasının amaçlandığı kurumlardır. Çalışma, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi bünyesinde hizmet veren NHÇK özelinde, çocuk kütüphanelerinin mekân tasarımlarının ve çocuklara sundukları yaratıcı bilgi hizmetlerinin incelenmesi sonucunda tüm çocuk kütüphanelerinin mekân tasarımlarına ve hizmetlerine önerilerde bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu bağlamda, kurum personeli ile yapılan görüşmelere verilen yanıtlar, yerinde incelemeler ve çocuk kütüphaneleri için hazırlanan fiziksel kontrol listesi üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada literatür taraması ile elde dilen bilgilerin düzenlenmesi ve çalışmanın amacı doğrultusunda kurgulanmasında betimleme yönteminden yararlanılmıştır Literatür taraması ile ilgili çalışmalarda ortaya konan ortak saptamalardan yola çıkılarak oluşturulan ölçütlere ilişkin değerlendirmeler yapılırken gözlem tekniği kullanılmıştır. Sonrasında yapılandırılmış görüşme tekniği konu hakkında daha özellikli bilgiler derlenmiş ve elde edilen veriler çalışmanın amaçları doğrultusunda ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Elde edilen tüm verilerin anlamlı ilişkilendirme ve bütünleştirilmesinin ardından, fiziksel kontrol listesi üzerinden örneğin yetenek ve yeterliliği serimlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda, NHÇK özelinde çocuk kütüphanelerinde konfor ve estetik unsurların son dönemde çok daha fazla ön planda olduğu, geçmişle kıyaslandığında görece gelişme kaydedildiği ve kurumsal olarak teknolojinin gereklerine ayak uydurulmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Çocuk kütüphanelerinin kullanımının artırılması ve hizmetin daha geniş kitlelere hitap edebilmesi için mekân unsurunun ve bu mekânlarda sunulan yaratıcı etkinliklerin önemine vurgu yapılmış ve bu konuda öneriler geliştirilmiştir.
Turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üretim personelinin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerine bir araştırma
Dünya turizm pazarı, her geçen yıl daha fazla büyümekte ve bu büyüme ile birlikte turistlerin de kültürel değerler bakımından zengin bölgeleri daha yüksek düzeyde tercih etme eğiliminde oldukları görülmektedir. Nitekim son yıllarda turizm sektöründe ortaya çıkan değişim ve gelişmeler sonucunda, farklı kültürleri tanıma ve öğrenme merakıyla gerçekleşen turistik seyahatlerin sayısında önemli bir artış tespit edilmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı turistlerin beslenme ihtiyaçlarında, daha az işlenmiş ve daha düşük oranda katkı maddesine sahip, kalorisi düşük ve yöreye özgü tatlar içeren yiyecek ürünleri talep ettikleri durumu göz önüne alındığında, ülkemizde kültür turizminin kaynakları kapsamında geleneksel yiyecekler arasında yer alan Maraş dondurmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Maraş dondurması, üretim ve depolama sürecinde zararlı bakterilerin bulaşmasına fazlasıyla elverişlidir. Hijyen ve gıda güvenliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan personelin dondurma üretim sürecine dâhil edilmesi, hem yerel halkın hem de turistlerin sağlığı açısından başta gıda zehirlenmesi olmak üzere birçok sağlık riskini beraberinde getirmektedir. Bu araştırmanın amacını, Kahramanmaraş ilinde, turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üreten personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin ortaya konulması oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan anket formu, kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Kahramanmaraş ilinde 7 farklı pastane işletmesinde görev alan 213 dondurma üretim personeliyle yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda yapılan frekans analizi ile aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte, personelin bazı demografik özelliklerinin, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla verilerin normal dağılım göstermediği durumu göz önüne alınarak veriler üzerinde "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis H Testi" uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin "yüksek" seviyede olduğu tespit edilmiştir. Personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi düzeyi üzerinde, personelin yaşının, eğitim düzeyinin, iş tecrübesinin ve hijyen ve gıda güvenliği üzerine eğitim alma durumunun önemli bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde, personelin cinsiyetinin önemli bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan bu araştırmada, dondurma üretim faaliyetinde bulunan pastane işletmeleri ile bu alandaki araştırmacılara, elde edilen bulgular ışığında çeşitli öneriler sunulmuştur.
Bankalarda personel devri: Gaziantep'te bir alan çalışması
Bu çalışmanın amacı Gaziantep ilinde kurulu bulunan bankalardaki çalışanların personel devrini etkileyebilecek faktörleri ortaya çıkartmak ve bu faktörlerin yaşa, cinsiyete, medeni duruma, posizyona ve kıdeme göre değişip değişmediğini, değişiyorsa bunun anlamlı bir değişim olup olmadığını test etmektir. Çalışmada personel devri kavramsal bir açıdan ele alınmış, personel devrini etkileyen faktörleri (Çalışanların kişisel özellikleri, örgütsel bağlılık, iş tatmini, ücret, terfi ve mobbing) ve personel devrinin sonuçları bireysel ve örgütsel olmak üzere iki açıdan ele alınmış ve bu sonuçlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Gaziantep'te halihazırda faaliyette bulunan özel bankalara personel devrini etkileyen bu faktörleri içeren bir anket uygulanmıştır. Bu anket neticesinde mevcut varsaydığımız hipotezlerimiz personel devrinin ve alt boyutlarının medeni durum, cinsiyet, yaş, kıdem yılı ve pozisyona göre değişeceği test edilecektir. Araştırmamızın sonucunda personel devrini etkileyen faktörlerden ücretin yaş gruplarına göre anlamlı olarak değiştiği dolayısıyla ücretin personel devrini etkilediği görülmüştür. Diğer taraftan yaş, cinsiyet, medeni durum kıdem gibi demografik ve sosyo ekonomik faktörlerin personel devrini etkileyen faktörlerden kişisel özellikler, örgütsel bağlılık, iş tatmini, terfi ve mobbing üzerinde anlamlı olarak etki etmediği tespit edilmiştir.
Hava ulaşımında çalışanlarda uzun süre ayakta kalmanın ayak morfolojisine etkisi
Bu çalışmada; ayakta uzun süre çalışanlarda ofis ortamında oturarak çalışanlara göre vücut ağırlığının ayağın kubbemsi yapısı ve şeklini bozacağı hipotezine dayanarak, ayakta uzun süre kalmanın ayak morfolojisine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda havayollarında çalışan ve çalışma saatlerinin büyük bir bölümünü ayakta geçiren 21-43 yaş arası 42 kişilik (17 erkek, 25 kadın) kabin memuru populasyonunda ve kontrol grubu olarak da 20-55 yaş arası 35 kişilik (17 erkek, 18 kadın) Adana Havalimanı'ndaki ofis çalışanı populasyonunda ayak ölçümleri yapılmıştır. Demografik özellikler ile ilgili bilgi alınıp, ayakta deformasyon olup olmadığına bakılmıştır. Kilo, boy ve alt ekstremite uzunluğu ile ilgili ölçümler yapıldıktan sonra mezura ve antropometrik set kullanılarak ayak ile ilgili ölçümlere geçilmiştir. Bu ölçümler; ayak ve segmentlerinin uzunluk, genişlik, yükseklik ve çevresi ile ilgili ölçümlerdir. İstatistiksel analizler için SPSS 17.0 programı kullanılmıştır. Tüm bireyler birlikte ele alındığında; cinsiyete göre bacak uzunluğu, sağ ayaktaki tüm arkuslar ve Feiss çizgisi-navicula arası mesafe dışında tüm parametrelerde erkekler lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001-0,003). Ayakta uzun süre çalışanlarda, ofis çalışanlarına göre navikular yükseklik, tarsal yükseklik, ayak genişliği, ayak bileği çevresi, bimalleoler çevre ve Feiss çizgisi-navicula uzaklığında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Bu bulgulara dayanarak; ayakta uzun süre çalışmanın ayağın yapısında değişiklik oluşturabileceği ve bunun statik kasılmadan kaynaklandığı söylenebilir. Sonuç olarak, hava ulaşımı çalışanlarında ayağın morfolojik analizi konusunda ilk kez yapılan bu çalışma bulgularının; ayakta uzun süreli durmanın ayak yapısı ve şekline etkilerinin anlaşılmasına ve uzun saatler boyunca ayakta kalan çalışanların ayak ölçülerinin belirlenmesine katkıda bulunulduğu düşünülmektedir.
Çağdaş liderlik yaklaşımları ve çalışan motivasyonu ilişkisi: Bir ilaç firması örneği
Günümüzde işletmelerin başarılarını önemli ölçüde etkileyen faktörlerden ikisi liderlik ve motivasyon konularıdır. Yöneticilerin sergiledikleri liderlik yaklaşımları, çalışanların motivasyonlarını etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, liderlik ile ilgili tanımlar ve liderlik yaklaşımları ele alınırken; motivasyonun tanımı ve önemi, motivasyon araçları, yaklaşımları ve işyerinde motivasyonu etkileyen unsurlar da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Konu ile ilgili durumu belirlemeye yönelik tanımlayıcı bir araştırmaya yer verilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın amacı; bir ilaç firmasında algılanan yönetici liderlik yaklaşımları ile çalışanların motivasyonu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu ilaç firmasında çalışan 600 birey örneklem grubunu oluşturmuştur. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapmaları gibi tanımsal istatistikler yapılmış olup; verilerin dağılışının normal olup olup olmadığını test etmek amacıyla Kolmogorov-Smirnov dağılış testi yapılmıştır. Veriler normal dağılış göstermediğinden parametrik olmayan(non-parametrik) istatistik testler olarak; ikili karşılaştırmalardan Mann-Whitney U testi, ikiden fazla karşılaştırmalarda Kruskall Wallis testi uygulanmıştır. Algılanan liderlik yaklaşımları ve çalışan motivasyonu arasındaki ilişki basit doğrusal regresyon analizi test ile edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; çalışanların yöneticilerinde algıladıkları liderlik yaklaşımının cinsiyet göre farklılık göstermediği, yaşa göre ise farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Algılanan yönetici liderlik yaklaşımı ile çalışan motivasyonu arasında güçlü bir ilişki olduğu, dönüşümcü ve sürdürümcü liderlik yaklaşımının serbestlik tanıyan liderlik yaklaşımına göre daha fazla algılandığı, dönüşümcü liderlik yaklaşımının içsel ve dışsal motivasyon üzerinde daha fazla etkisi olduğu bulgulanmıştır.
Süpermarket çalışanlarında bel, boyun ağrısı ve psikolojik durum değerlendirilmesi
Bu araştırma süpermarket çalışanlarında bel/boyun ağrısı ve psikolojik durumu sorgulamak, katılımcıların markette çalışma süreleri ve çalıştıkları birim arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. 50 süpermarket çalışanı homojen olarak gruplandırılarak çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların değerlendirilmesinde, Demografik Bilgiler Anketi, Oswestry Bel Ağrısı Anketi, Boyun Ağrı Değerlendirme Anketi, Beck Depresyon Ölçeği ve katılımcıların ağrı şiddetini değerlendirmek için de Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanılmıştır. Katılımcıların %22'sinde bel ağrısı, %16'sında ise bel ve bacak ağrısının birlikte bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %42'si farklı niteliklerde boyun ağrısı tariflemiştir. Boyun ağrı anketi puanı ortalamaları: 9,04 (min:0,max:58) dür. Katılımcıların Beck Depresyon Ölçeği skor ortalamaları normal psikolojik durum aralığındaydı. Çalışanların bel ağrısı VAS ortalamaları: 2,3 (min:0, max:10) iken, Oswestry Bel Ağrı Anketi ortalamaları, hafif fonksiyonel yetersizlik olarak nitelendirilen aralıktaydı (ort. 4,56). Katılımcıların ortalama yaş değerlerinin 29,5 olup genç aralığında, ortalama olarak hafif fonksiyonel yetersizlik sonucunun çıkması iş yüküne bağlı olabilmektedir. Bu durumda ağrının mekanik yük/travmaya maruz kalmakla ilişkilendirildiği birçok literatür bilgisiyle uyumludur. Uygun olmayan pozisyon ve postürlerde yük taşımaya bağlı patolojileri önlemek amacıyla çalışanlar bu konuda uyarılmış ve uygun egzersizler hakkında koruyucu ve tedavi edici amaçlı bilgilendirilerek, güçlü boyun, sırt, bel ve abdominal kaslarının omurgayı korumadaki önemi vurgulanmıştır. Bireylerin markette çalışma yılları ile Vücut Kütle İndeksi (VKİ) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Ki-kare testine göre bel ağrısı lokalizasyonu ile metabolik rahatsızlık, ağrının iş performansını etkileme durumu ve ilaç kullanımı arasında anlamlı sonuç gözlenmiştir. Araştırmamızın ergonomi ve fizyoterapi alanında yapılabilecek çalışmalara ışık tutacağı öngörülmektedir.
Adana'da bazı işletmelerde iç ortam hava kalitesi ve çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi
Sağlıklı çevre açısından dış ortam hava kalitesinin sağlığa etkileri yanında, iç ortam havasının etkileri de önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), pek çok risk faktörünün küresel hastalık yüküne olan etkilerini incelemiş ve iç ortam kirliliğinin, küresel hastalık yükünün %2,7'sinden sorumlu olan hastalık sıralamasında sekizinci neden olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle İç Ortam Hava Kalitesi-İOHK, daha ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve sağlık etkileri araştırılmalıdır. İç ortam havasındaki kirleticileri ve sağlık etkileri, konutlar dışında insanların yaşamlarının uzunca süresini geçirdikleri işyerlerindeki etkilenmeleri açısından da çok önemlidir. Çalışmamızda, Adana'da üç farklı iş kolunda, İOHK ölçümlerinin ve bu işyerlerindeki İOHK'nin çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. AOSB'deki üç ayrı işletme üretim ve idari bölümlerindeki iç ortam hava kalitesi ölçümleri yapılmış ve bu bölümlerde çalışanların sağlık durumlarını belirlemek için15.10.2014-15.07.2015 tarihleri arasında anket uygulanmıştır. İç ortam kalitesini etkileyen en önemli gazlardan karbon monoksit, kükürt dioksit, hidrojen sülfür, PID ve oksijen ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma, Adana organize sanayi bölgesinde %85,9'u erkek toplam 198 çalışanla yapılmıştır. Araştırma grubundaki çalışanların en küçüğü 20, en büyüğü 63 yaşında olup yaş ortalaması 31,17 ± 6,92'dir. Çalışanların %33,8'i lise mezunudur ve %60,6'sı evlidir. Çalışmaya katılanların %29,8'i 0-12 aydır veya 4-6 yıldır aynı işyerinde bulunmaktadır ve %88,4'ü üretim sahasında çalışmaktadır. Araştırılan işyerlerindeki işçiler, günde en az sekiz saat kapalı ortamda çalışmaktadır. Bu işçilerden %88,4'ü, kişisel koruyucu donanım kullanmaktadır. Çalışanların %9,1'i iş kazası geçirdiğini bildirmiştir. Bu kazaların %58,8'inin kesici aletle yaralanma olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda yapılan ölçümlerde, O2gazı yoğunluğunun, EPA'da belirtilen sınır değerleri aşmadığı görülmüştür. İşletmelerin imalathane bölümlerindeki CO gazı değerleri, EPA ve DSÖ tarafından belirlenen sekiz saatlik maruz kalma miktarı olan 9 ppm'lik sınır değerinin altında (0-9ppm) ölçülmüştür. Araştırmamızdaki her üç işletmede, iç ortam hava kalitesi için değerlendirilen H2S, SO2 ve PID ölçümlerinin, EPA sınır değerlerini aşmadığı saptanmıştır. İç ortam hava kirliliğinin engellenmesinde en önemli konu, toplumsal bilincin arttırılmasıdır. Bina yapımında uluslararası standartlara uyum, iç ortam hava kirliliğinin önlenmesinde önemli basamaklardan birisidir. Havalandırma sistemi ve çalışma koşulları yeterli olmayan işletmeler başta olmak üzere tüm işletmelerde sürekli ve düzenli ölçümlerin planlandığı epidemiyolojik çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personelin spor yapma alışkanlıklarının incelenmesi
Bu araştırmada Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünde görev yapan personelin spor yapma alışkanlıklarının belirlenmesi ve incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018 yılında Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personele yönelik olup, araştırmanın evrenini, GSB bağlı Merkez ve Taşra Teşkilatında çalışan bütün personel oluştururken Bakanlığın hizmet birimlerinden SHGM görev yapan, 199 kadın ve 134 erkek olmak üzere toplam 333 personel ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ankara Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığınca hazırlanan, Ankara Üniversitesi akademik ve idari personeli ile öğrencilerinin spora katılım durumlarının belirlenmesini amaçlayan dört bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistiksel teknikler cinsiyete göre farklılığına ait ilişkisiz örneklemler için T-testi, yaş, eğitim durumları vb. gruplarına göre farklılığını belirlemek için Kruskall Wallis H-testi analizi, yaş gruplarına, eğitim durumlarına ait farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak amacıyla Bonferronni testi kullanılmıştır. Hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucuna göre; katılımcıların en fazla ilgi duydukları ve katılımda bulunduğu sporlar ağırlık çalışması (vücut geliştirme vb.), zindelik aktiviteler (aerobik, yoga, pilates vb.), takım sporları (basketbol, futbol, voleybol vb.) oldukları saptanmıştır. Bunun sonucunda katılımcıların sağlıklı yaşam ve mutlu olmak, zayıflamak, eğlenmek, zihinsel ve kişisel gelişimlerine olan katkılarıyla spora yöneldikleri ve bunun yanında takım sporları aracılığı ile sosyalleşmesine, iletişim kurmasına, birbirlerine saygı, sevgi, hoşgörü, yaklaşmasına olumlu katkılar sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor yapma alışkanlığı
Çukurova Üniversitesi mediko-sosyal merkezinde sunulan sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezinde sunulan sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi amacıylahizmet alanların ve verenlerinmemnuniyet düzeyleri araştırıldı. Yöntem: Kesitsel tipteki çalışmanın evrenini 01-30 Nisan 2018 tarihleri arasında merkezden hizmet alanlar (n=1399) ve merkezde hizmet verenler (n=25) oluşturdu. Hesaplanan örneklem büyüklüğüne (n=302) ulaşmak için basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanıldı.Çalışanların ikisi çalışmaya katılmadı. Hizmet alanlara EUROPEP Ölçeği, hizmet verenlere T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Personeli Memnuniyet Araştırmasıçalışmasında kullanılan anketin "iş doyumu, motivasyon ve bağlılık" başlıklı bölümleriuygulandı. Bulgular: Yaş ortalaması 25,5±10 olan 306 katılımcının % 83,6'sı öğrenci, % 71,2'si kadındı. Katılımcıların % 70,3'ü son bir yılda merkeze ikiden fazla başvuru yapmıştı. Hasta memnuniyet düzeyi ulaşılabilirlik boyutu (3,89) hariç tüm boyutlarda (Doktor-Hasta İlişkisi, Sağlık Hizmeti Sunumu, Enformasyon ve Destek, Sağlık Hizmetlerinin Organizasyonu, Genel Değerlendirme, EUROPEP Ortalaması) 5 üzerinden 4'ten yüksek bulundu. Kurumda sunulan sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi açısından önerilersorusunaverilen cevaplardadiş hekimliği başta olmak üzere bazı dallarda poliklinik açılması, kampüs içerisinde eczane açılması, laboratuvar imkânlarının geliştirilmesi, bekleme sürelerinin azaltılması, hizmetlerin tanıtımının yapılması, hastaların daha iyi yönlendirilmesi, fiziksel şartların iyileştirilmesi yönünde beklentiler ön plana çıktı. Katılımcıların % 38,5'i kayıtlı oldukları aile hekimlerini tanımadıklarını, % 52,5'i üniversite kampüsü içinde aile hekimliği birimi açılması durumunda bu birimi tercih edeceklerini bildirdi. Yaş ortalaması 48±6,5 olan hizmet verenlerin % 48'inin meslekte çalışma süresi 26 yıl ve üzeri idi. "Çeşitli sosyal faaliyetler için iş dışında da sık sık bir araya geliyoruz" ifadesi hariç tüm iş doyumu ifadelerinin; "Maaşım beklentilerime uygundur", "Ücretim diğer sektörlerle karşılaştırıldığında uygundur", "Binanın yapısı ve donanımı yapılan işin gereklerine uygundur" ifadeleri hariç tüm motivasyon ifadelerinin; "Tüm kamu sektörleri içinde sağlık sektörü, özlük hakları açısından en iyisidir" ifadesi hariç tüm bağlılık ifadelerinin puanları olumluydu. Sonuç: Hizmet alanlar veverenlerin memnuniyet düzeyleri yüksek bulunmakla beraber bu çalışmada saptanan memnuniyetsizlik durumlarına yönelik girişimlerin yapılmasının sağlık hizmetinin kalitesini arttırması beklenir. Araştırmanın düzenli olarak tekrarlanarak süreç takibinin yapılması, girişimlerin etkisini ölçmek ve geçmiş verileri karşılaştırmalı olarak inceleyebilmek açısından önemlidir. Anahtar kelimeler: Aile hekimliği, mediko-sosyal merkezi, hasta memnuniyeti, çalışan memnuniyeti