Representation

195 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği

Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Belediye meclisiBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+6
Semra Cinni
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilimsel modellemenin aspektleri: İdealizasyon, soyutlama ve temsil üzerine felsefi bir analiz

Modelleme günümüzde bilim felsefesinin önemli meselelerinden biri olsa da, konuya ilişkin ilgi ancak 1960'ların sonlarına doğru zirveye ulaşmıştır. O zamana kadar pek çok bilim felsefecisi, daha ziyade bilimsel teorilerin yapısıyla ilgilenmektedir. Özellikle Viyana Çevresi pozitivistleri ve onların sadık takipçileri entelektüel enerjilerini fazlasıyla bilim teorilerin aksiyomatik bir şekilde yeniden inşasına harcamışlardır. Teorilere yönelik alınan bu olumlu tavır modelleri kaçınılmaz olarak bilim felsefesinin bir yan konusu haline getirmiştir. Öyle görünüyor ki, bu türden teori-merkezli tutum, bilimi karakterize etmek için artık geçerli bir yaklaşım değil. Mantıksal pozitivizmin baskın statüsü uzunca süredir eleştirilmektedir ve neredeyse bütün çağdaş bilim felsefecileri, modern bilim pratiğinin modellemeye dayandığı görüşüne katılmaktadırlar. Modellerin çeşitli türleri olmasına rağmen, matematiksel olanlar diğerlerinin arasında öne çıkmaktadır. Bu araştırmayı farklı aspektlere yönlendiren sebep matematiksel modellerin bilimdeki yaygınlığıdır. Bu tez, matematiksel bir modelin, daha spesifik söylemek gerekirse buzul çağlarının Milankovitch Modelinin, inşa ve uygulama süreçlerine ve ayrıca ilgilendiği fenomenleri açıklamadaki ve öndeyide bulunmadaki başarısına odaklanmaktadır. Bu vaka çalışması aynı zamanda matematiksel bir modelin bilimsel bir bulmacanın çözümünde nasıl çalıştığını da göstermektedir. Vaka çalışmasının amacının, yalnızca matematiksel bir modelin hedeflediği fenomeni nasıl başarılı bir şekilde açıklayıp öndeyide bulunduğunu göstermek olmadığını vurgulamak bu noktada önemli sayılabilir. Bununla beraber, bu tezde, Milankovitch'in modeline dayanarak, ortaya konulacak herhangi bir bilimsel temsil görüşünün idealizasyonu ve soyutlamayı hesaba katması gerektiğini savunuyorum. Ayrıca de-idealizasyonun, eğer mümkün ise, epistemik olarak verimli bir strateji olduğunu düşünmek için nedenler sunmaktayım. Bu nedenler ise idealizasyon ve soyutlama arasında yaptığım ayrımın temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, idealizasyon ve soyutlamanın tersine çevrilme süreçlerinin bir stratejiyi diğerinden ayırt etmek için yeterli nedenler temin edeceğini savunmaktayım.

Bilim felsefesiBilimsel modellerSoyutlama+2
Mustafa Efe Ateş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketleri duygu sosyolojisiyle yeniden düşünmek: Temsil açmazında yas ve melankolinin siyasal imkanları

Toplumsal hareketler analizlerine duyguları da dahil eden bu tez, literatürde duyguların dışarıda bırakılışını sorunsallaştırmaktadır. Burada toplumsal hareketler sosyolojisinin, bireysel anlatıları, duyguları daha çok odağına alması gerektiği iddia edilmektedir. Diğer yandan duyguların da sosyolojik olarak soruşturulabileceği en uygun alanlardan birinin toplumsal hareketler olduğu tartışılmaktadır. Mevcut toplumsal hareketler literatüründeki görme biçimlerinin görünmez kıldığı alanlara temsil ve duygular ekseninde bakmaya çalışılmıştır. Temsil, temsil düzeneği, temsil edilemezlik kavramları ile toplumsal hareketlerin eylem repertuvarı, protestocuların kaynak ve motivasyonları arasında belirli hatlar kurulmuştur. Farklı disiplinler içinden duygu üzerine yapılmış kuramsal ve pratik çalışmalar taranarak, etik ve pratik bir duygu kuramının imkânları aranmıştır. Tüm bu kuramsal tartışmaları arkasına alarak, Türkiye'den bazı toplumsal hareket örneklerini duygu ve temsil eksenli analiz etmeye çalışan bu tez, daha geniş kapsamlı olarak duygusal bir şiddet tertibatı olan Zorla Kaybetmeler'e ve ardından ortaya çıkan Cumartesi Anneleri hareketinin duygu dolaşımına odaklanıyor.

Cumartesi AnneleriDuyguDuygu sosyalizasyonu+2
Anıl Derkuş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk sinemasında baba temsili

Bu araştırmada, erkekliğin önemli bir dönüm noktası ve erkeklik performanslarının tamamlandığının bir kanıtı olarak varsayılan babalık kurumunun Türk sinemasındaki temsil şifreleri çözümlenmiştir. Türk sinemasında babalığı yeniden üreten temel unsurların neler olduğu noktasından hareketle, örneklem içerisine dahil edilen filmlerde babalığın temsil ediliş biçimlerinin nasıl gerçekleştiği, babalığa dair temsil kodlarının nasıl işlerlik gösterdiğinin araştırılması bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Ayrıca, Türk toplumunun kültürel yapısındaki baba figürü ile Türk sinemasında babalığa dair sunulan temsiller arasında nasıl bir ilişkinin var olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışmada, Delphi Tekniği kullanılarak geliştirilmiş olan veri toplama aracındaki parametrelerin her birinin örneklem içerisine dahil edilen filmlere yöneltilmiştir. Elde edilen veriler NVİVO 11 Plus nitel araştırma programı yardımı ile kodlar, kategoriler ve temalar halinde düzenlenerek bulgulanmış ve yorumlanmıştır. Söz konusu bulguların Türk sinemasında babalığın temsil ediliş biçimleri konusunda literatüre katkı getirmesi beklenmektedir. Ayrıca sinemadaki temsillerin çözümlenmesinde yeni bir yöntem önermesi açısından faydalı olacağı umulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Türk Sineması, Babalık, Temsil, Delphi Tekniği, Sinemada Nitel Çözümleme.

BabalıkCinsel kimlikDelphi tekniği+3
Özlem Özgür
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisi arasındaki ilişki ve güvenceleri

Bu çalışmada, uluslararası alanda uzun yıllardır varlığını sürdüren, Türk İş Hukuku mevzuatında ise dönem dönem farklı isimlerde ve değişikliklerle yer alan iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisinin önemi ve sahip olması gereken hak, yetki ve yükümlülükleri incelenmekte; Türk İş Hukukundaki düzenlemeler uyarınca çalışan temsilcisinin yerini alan işyeri sendika temsilcisinin durumuna yer verilmekte ve çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin güvenceleri açıklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında öncelikle uluslararası belgelerde ve seçilen üç ülkenin mevzuatında çalışan temsilcisi üzerinde durulmuştur. Belgelerde yer alan çalışan temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği özelinde görev yapmasından çok genel yapısının, hak ve yükümlülüklerinin ve güvencelerinin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Daha sonra, Türk İş Hukuku Mevzuatında iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin nitelikleri, göreve gelmeleri, hak ve yetkileri ile işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi olarak görev yapması üzerinde durulmuştur. Son olarak, iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisinin mevzuat ışığında yararlandığı güvencelere ve bu konuda mevzuattaki sorunlara değinilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk İş Hukukunda iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilciliği ile ilgili olarak önemli değişiklikler yapılması gerektiği sonucuna varılmış, özellikle işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile eşdeğer tutulamayacağının ve iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisine özel ve etkili bir güvence sağlanması gerekliliğinin önemle altı çizilmiştir. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı ve güvenliği, çalışan temsilcisi, iş güvencesi, işyeri sendika temsilcisi, güvence, işçi temsilcisi.

Güvence hizmetleriSendikacılıkSendikalar+6
Cansu Şengül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların siyasete katılımı ve temsili: Sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye'de geçmişten günümüze kadınların siyasete katılımlarının yeterli olmadığı genel kabul gören bir görüştür. Türk siyasetinde kadınların siyasette yeterince aktif olamaması, bazı hakların pratiğe dönüşebilmesi için hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığını göstermektedir. Kadınların katılımının gerçekleşebilmesi için toplumun kendine özgü zaman ve zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu açıktır. Hukuki düzenlemeler katılım hakları için bir önkoşul olmakla birlikte, asıl önemli olan hakların somut ve kitlesel olarak kullanılabilmesidir. Türkiye'deki kadınlar siyasal haklarına kavuştuktan sonra gerek ataerkil sistemin etkisi gerekse hakların yasal olarak düzenlenmiş olmasının rahatlığı ile uzun bir süre eşit siyasal katılım oranına ulaşmak için bir çaba göstermemişlerdir. Dünyanın pek çok ülkesindeki kadınlara göre hukuki olarak siyasi haklarını daha önce elde eden Türk kadınının, aradan geçen zamana rağmen, günümüzde parlamentodaki temsilinin yüzde 20'lere ulaşamamış olması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Türkiye'de kadınlar, 1930'larda siyasal haklara kavuşmuş ve ilk kez 1935 seçimleri ile TBMM'ye girmişlerdir. Bu tarihten sonra parlamentodaki kadın vekil oranı sürekli azalmış; ancak 2000'li yıllardan sonra 1935'teki yüzde 4,5'lik kadın temsilci oranı yakalanabilmiştir. Bu çalışmanın temel iddiası, Türkiye'de kadınların siyasi katılımlarındaki yetersizliğin hukuki düzenlemelerden ziyade, topluma hakim olan siyasal kültür ile sosyal ve kültürel kodlarla ilgili olduğudur. Bu amaçla, kadınların katılım ve temsilleri somut verilerle açıklanarak, bu durumun sebeplerini irdelenecektir. Çalışmanın kapsamı, Cumhuriyet sonrası dönemi içermektedir. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi kullanılmış; konu ile ilgili literatürün ve belgelerin içerik analizleri yapılmıştır. Aradan geçen seksen beş yılda parlamentodaki kadın temsilci oranının azami yüzde 17'lere ulaşabilmesi; ataerkil toplum yapısı, eğitimsizlik, kadınların ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, çevre baskısı, siyasi partilerin ve medyanın olumsuz tutumu, yasal cinsiyet kotasının olmayışı, kadın temsilcilerin sembolik kalması ve kadın konusuna duyarsız olmaları siyasette kadın katılımındaki yetersizliğin en temel sebepleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tez sayılan problemlere çözüm önerileri sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: Siyaset, Siyasal Katılım, Kadınların Katılımı, Kadınların Temsili, Toplumsal Cinsiyet

Kadın politikacılarKadınlarKatılım+4
Hatice Altınova Hancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Vekalet teorisi bağlamındaki kayırmacılığın vekalet maliyetleri ile ilişkisi

Sanayi devrimi ve sonrasında yaşanan gelişmelere koşut olarak firmaların sahiplik ve yönetimi arasındaki ayrım belirgin duruma gelirken, yetki devri uygulamaları yaygınlaşarak, firma sahipleri yönetim hakkını vekalet ilişkisi kurdukları yöneticilere devretmişlerdir. Ancak vekalet ilişkisi içinde olan taraflar arasında, farklı amaç ve çıkarların söz konusu olması, çeşitli vekalet sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu noktada, firma sahipliği ve yönetiminin birbirinden ayrılması ile oluşan vekalet sorunlarının çözümü için, yönetici ve firma sahiplerinin çıkarlarını ortak bir paydada birleştirmek amacıyla gerçekleştirilen tüm faaliyetler ve harcamalar vekalet maliyetlerinin oluşmasına yol açmıştır. Söz konusu sorunların giderilmesi için firma sahibi veya yöneticiler kayırmacı uygulamalara yönelebilmektedirler. Taraflar arasında bilgi asimetrisini azaltarak "güven duygusu"nun doğmasında önemli işlevler üstlenerek fırsatçılık korkularının yok olmasına neden olan kayırmacı uygulamalar, çıkarların uzlaştırılması yoluyla vekalet maliyetlerinde önemli azalışlar meydana gelmesinde önemli bir etken olabilir. Bu bağlamda temel kavramlar başlığını taşıyan çalışmanın ilk bölümünde; vekalet teorisi ve kayırmacılık olgusu açıklanmıştır. İkinci bölümde ise; bu iki kavram arasındaki ilişkiler ortaya konularak, söz konusu ilişkilerin vekalet maliyetlerine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son kısmında da; Antalya'da Beldibi, Belek ve Kadriye'de faaliyet gösteren kırk yedi beş yıldızlı konaklama işletmesinde çalışmakta olan yüz iki üst ve orta düzey yönetici ile gerçekleştirilen anketten elde edilen veriler SPSS 17 paket programı çerçevesinde analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Vekalet Teorisi, Vekalet Maliyetleri, Kayırmacılık

Beş yıldızlı otellerKayırmaKonaklama işletmeleri+4
Bilge Timuçin Ekinci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi romanlarında elit ve entelektüel temsili

Modern kültürel arayış, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki ve bilimsel alanda yeni bir bilinçli yapılanmaya işaret eder. Bu bilinçli inşa süreci toplumsal tabakalaşma sisteminde yeni sınıfların, farklı zümrelerin, modern düşünce öncülerinin, evrensel kültür adamlarının ortaya çıkmasını zorunlu kılar. Modernleşmeyle birlikte Batı'nın toplumsal gerçekliklerine tekabül eden bazı kavramların Türk yazınında ne tür bir gerçekliğe işaret ettiği tartışılır bir konudur. Bu argümanın kapsamını oluşturan kavramlardan ikisi 'elit' ve 'entelektüel'dir. Çalışma, 'elit' ve 'entelektüel' kavramlarının Tanzimat Dönemi romanlarında ne şekilde temsil edildiğini çözümlemeyi amaçlar. Son dönem Osmanlı'nın modernleşme çabaları, Tanzimat reformları, Batılılaşma ve yenileşme girişimleri bu dönemin ve konunun seçilmesinde etkili olmuştur. Böylece konu bağlamında çizilen çerçevede ilk olarak elit ve entelektüel kavramlarının tanımı ve tarihsel gelişim-dönüşüm evreleri verilmiştir. Tarihsel süreçte bu kavramların zihinsel olarak ortaya çıkış koşulları, farklı toplumlarda ve kamusal alanlarda anlamlandırılma biçimleri, literatüre dâhil edilmeleri, bireysel tanımlamalara, teorik olarak hangi sınıflandırmalara ve kuramlara tabii tutulduğu bir bütünlük içerisinde sunulmuştur. Tanzimat döneminin zihinsel, ekonomik, sosyal, hukuki, siyasal yapılanmasını anlamak roman karakterlerini çözümlemek adına önem arz eder. Bu nedenle ikinci aşamada elit ve entelektüel kavramlarının Osmanlı-Türk modernleşmesinde nasıl bir portre çizdiği açıklanmıştır. Kavramların tarihsel süreç içerisinde işaret ettikleri sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik ve zihinsel pratikler 'zamanlarına ait insanlar' söylemini anlamlı kılar. Tanzimat dönemi yazarları yeni bir tür olan romanla bu anlamlandırılan pratiklerin ilk temsillerini yaratmışlardır. Romanlardaki karakterler dönemin gelişmeleri çerçevesinde bilgi, uzmanlık, özgürlük, kültür üreticisi-aktarıcısı, sürgün, yabancılaşma gibi özelliklerle entelektüel temsillerini; zenginlik, prestij, statü, ahlak gibi toplumsal kaynaklar ile karizma, motivasyon, enerji, zaman gibi bireysel kaynakların harmanlanmasıyla da elit temsil biçimlerini yansıtmada ayna görevi görür. Böylece araştırmaya konu edilen elit ve entelektüel temsili Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey'le Rakım Efendi, Namık Kemal'in İntibah, Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası, Samipaşazade Sezai'nin Següzeşt, Hüseyin Rahmi'nin Şıpsevdi, Fatma Aliye Hanım'ın Muhadarat, Mizancı Murat'ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? adlı romanlarındaki karakterlerden hareketle içerik ve söylem analizi yöntemiyle saptanmaya çalışılmıştır. Romanların çözümlenmesiyle yapılan tespitler sonucu elit ve entelektüel temsilleri sınıflandırılmıştır. Entelektüel temsilleri: Amatör entelektüeller, kültürel sembollerin kullanıcıları, aktarıcıları, üreticileri olarak tekrarlayıcı ve yaratıcı entelektüeller, 'insan özgürlüğünü ve bilgisini artırma' amacı taşıyan entelektüeller, sürgün entelektüeller. Elit temsilleri ise: Servet sahibi alafranga elitler, ekonomik ve kültürel sermaye sahibi elitler, "üst ahlaksızlık" söylemi çerçevesine elit temsili olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Bunun yanı sıra elit dolaşımı teorisi de romanların çözümlenmesiyle Fazıla'dan Peyman'a, Peyman'dan Fazıla'ya elit dolaşımı ve ekonomik elitlerin dönüşümü olarak incelenmiştir.

Edebiyat sosyolojisiEntelektüelSeçkinler+4
Sevgi Çamur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) eğitim sistemi, eğitim yapıları ve askeri rüşdiyeler

XVII. yüzyılla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitimde başlayan modernleşme hareketi, II. Abdülhamid Dönemi'nde de sürmüş, mali sıkıntılara rağmen, siyasi erk tarafından eğitim devletin üstlenmek zorunda olduğu bir kamu hizmeti olarak algılanmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde, Osmanlı eğitim sisteminin sağlam bir zemine oturtulması 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin tüm maddeleri ile hayata geçirilmesi sağlanmış, dolayısıyla da alt yapının kurulması ile eğitimin yaygınlaştırılması ve devletin eğitim sistemi üzerindeki denetimi kısmen de olsa sağlanmıştır.Eğitimin işlevsel bir araç olduğunu anlayan II. Abdülhamid, eğitim kavramını iktidarını tekrar üretecek ve sağlam bir zemine oturtacak bir kurum olarak görmüştür. Bu nedenle de eğitim, resmi ideolojinin aktarımında sıklıkla başvurulan araçlardan biri haline getirilmiştir.II. Abdülhamid'in tahta çıkışında Osmanlı İmparatorluğu'nda, 4 yüksekokul, 4 darülmuallimin, 253 rüşdiye, 18.490 sıbyan mektebi ve 1 özel okul bulunmaktaydı. II. Abdülhamid Dönemi'nin sonlarına doğru ülkedeki okul sayısı; 619 rüşdiye, 109 idadi, 32 darülmuallimin, 5000 civarında ibtidai mektebine ulaşmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde diğer eğitim kurumları gibi askeri rüşdiyelere de önem verilmiş, İstanbul'dan Manastır ve Suriye'ye kadar uzanan bir coğrafyada, toplam yirmi sekiz adet askeri rüşdiye eğitim sistemi içerisine dahil edilmiştir. Bu okullarda dönemi için çağdaş ve modern sayılabilecek eğitim sistemi ve eğitim materyalleri uygulanmıştır. Ancak iddialı bir eğitimde modernleşme hamlesine imza atan Abdülhamid'in, idadi mimarisinin aksine bir askeri rüşdiye mimarisi tipolojisini, XIX. yüzyıl okul mimarisi repertuarında içerisinde kurgulayamadığı, eğitim tarihçemizde askeri rüşdiyelerin mimarileri ile değil de uyguladıkları eğitim modelleri ile varlık gösterdikleri burada gözden kaçırılmamalıdır.

Abdülhamid IIEğitim tarihiMeşruiyet+4
Esma Parmaksız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

The representation of women in contemporaryiraqi painting

This thesis aims to explore the nuanced portrayal of women within the realm of contemporary Iraqi painting, which bears the indelible imprints of Western artistic influences. Focusing on the creations of eminent Iraqi artists, including Jawad Salim, Muayad Muhsin, Mahmoud Fahmi Abboud, Mahood Ahmed, and Afifa Laibi the study employs a methodology encompassing visual, iconographic, and semiotic analyses. Through the examination of academic literature, exhibition catalogues, digital platforms, and artists' social media accounts, the investigation unravels the intricate interplay between style, form, and content in the depiction of women. These artists traverse a diverse socio-cultural terrain, reflecting the broader shifts in gender roles and societal values. Rooted in qualitative research, this exploration serves as a conduit bridging traditional art historical methods with contemporary digital platforms, thereby weaving an insightful narrative that sheds light on the dynamic representation of women in modern Iraqi painting. In its depictions of women, modern Iraqi art resonates with both the historical and cultural heritage of Iraq and the influences drawn from the Western artistic canon, often synthesizing these diverse strands. The artworks reveal a delicate intermingling of artistic evolution and cultural identity, with a focus on women's autonomy being conveyed in both explicit and implicit ways. Occasionally, the exploration of the portrayal of women also delves into the nuanced realm of their erotic dimensions. Through the juxtaposition of Western inspirations within indigenous contexts, this inquiry aspires to offer not only a deeper comprehension of Iraqi art but also a broader perspective that can potentially reframe the global discourse surrounding art, gender, and culture

IraqWomenModern painting+5
Mohammed Basım Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlarda nesneleşen hayvan imgesinin sanatsal temsili

Bu çalışmada geçmiş dönemlerden günümüze kadar nesneleştirilen hayvan imgesinin görsel sanatlara yansıması araştırılmıştır. İlk olarak nesne, nesneleştirme, imge kavramları üzerinde durulmuş ardından, hayvan imgesi kavramına genel bir giriş yapılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde mağara duvarlarındaki hayvan figürleri ile başlayan tarihsel süreci, mitoloji ve medeniyetler döneminde hayvan imgesinin kullanım amaçları, hayvan imgesine yüklenen ve değişkenlik gösteren çeşitli anlamlar örnekler eşliğinde açıklanmıştır. Filozof ve düşünürlerin ortaya attıkları farklı savlar neticesinde şekillendiği görülen Modernizm öncesi ve Modernizm dönemi bazı sanatçıların çalışmaları üzerinden nesneleştirilen hayvan imgesinin tarihsel süreçte anlamsal serüveni anlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 1960'lardan günümüze kadar gelen süreçte nesneleştirilen hayvan imgesini farklı bağlamlarda ele alan sanatçılar ve çalışmaları incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünü araştırmacının konuya ilişkin çalışmaları oluşturmuştur.

Görsel sanatlarHayvanlarNesne+3
Eyüp Günaydın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Temel ibadetlerde niyâbet meselesi

Bu çalışmada "temel ibadetlerde niyabet" konusu incelenmiş ve niyâbetle ilgili zikredilen rivayetlerin fukahâ tarafından nasıl değerlendirildikleri ve mezheplerin konuya yaklaşımları tetkik edilmiştir. Niyâbetin hangi ibadetlerde, hangi şartlarda mümkün olduğu da konumuzun kapsamı içerisindedir. Araştırmamızda konu edindiğimiz niyabet meselesi asli kaynaklarda sarih ya da işaret yoluyla değinilmiş bir konudur. Gerek Peygamber Efendimizin hayatını, gerek sahabe hayatını, gerekse de tabiûn uygulamalarını konu edinen eserleri incelediğimizde niyabet konusuyla ilgili rivay etlere rastlamaktayız. Buna göre asr-ı saadette ibadetlerde niyâbet konusuyla alakalı yaşanan gelişmeler mercek altına alınmıştır. Ağırlık noktası ise dört mezhebe göre müçtehitlerin konuyla ilgili görüş ve değerlendirmeleri ile mezheplerce kabul gören görüşün ne yönde olduğudur. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde ibadetin mahiyeti ve çeşitleri hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde niyâbetin mahiyeti ve kısımları ele alınmış, üçüncü bölümde ise ibadetlerde niyâbet konusuna değinilmiştir. Dördüncü bölümde de niyabetle ilgili olması hasebiyle ıskat ve devir konusu ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise temel ibadetlerde niyabet ile ilgili müçtehit âlimlerin görüşleri değerlendirilerek, hâsıl olan kanaat ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Niyâbet, vekâlet, ibâdet, ıskât, devir.

Kur'an-ı KerimMezheplerTemel dinî bilgiler+3
Ahmet Az
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatlık sözleşmesinin sona ermesi halinde vekalet ücreti

Avukat yargının işlevselliği adına önemli bir görev üstlenerek savunma fonksiyonunu yerine getirir. Bu fonksiyonu yerine getirirken bir kamu hizmeti üstlenmiş olur ve yaptığı hizmet karşılığında ücret alır. Ayrıca iş sahibine karşı çeşitli yükümlülükler altına girer. Karşılıklı edimler içeren bu ilişkiyi kapsayan sözleşmeler avukatlık sözleşmeleridir. Avukatlık sözleşmesinde avukatın en önemli edimi hukuki yardımda bulunmak iken iş sahibinin en önemli edimi de ücrettir. Avukat sözleşme sonucu iki tür ücrete hak kazanmaktadır; akdi vekalet ücreti ve yasal vekalet ücreti. Bu çalışmada avukatlık sözleşmesini sona erdiren haller ve bu haller bakımından vekalet ücretinin durumu incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Avukat, avukatlık sözleşmesi, avukatlık ücreti, avukatlık sözleşmesinin sona ermesi.

AvukatlarAvukatlıkSözleşmeler+3
İlknur Deniz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin kesirlerde temsiller arası dönüşüm yapabilme yeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin kesirlerde temsiller arası dönüşüm yapabilme yeterlik düzeyleri araştırılmıştır. Temsil türü olarak "Gerçek yaşam", "Görsel/Sayı Doğrusu", "Görsel/Model", "Sembolik", "Dilbilimsel" ve "Manipülatif" temsiller kullanılmıştır. Analiz sonucunda beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin girdi temsil türü görsel/model ve gerçek yaşam olan sorularda diğer temsil türlerine oranla daha yüksek performanslar elde ettiği; girdi temsili dilbilimsel olan sorularda ise çok düşük performanslar elde ettiği görülmüştür. Yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin ise girdi temsil türü manipülatif ve sembolik olan sorularda daha yüksek performanslar elde ettiği görülürken, yine girdi temsil türü dilbilimsel olan sorularda zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Girdi ve çıktı temsil türü açısından incelendiğinde, beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerin en çok dilbilimsel temsilden manipülatif temsile dönüşüm yapmada; yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin ise dilbilimselden gerçek yaşam temsile dönüşüm yapmada zorlandıkları belirlenmiştir. Öte yandan, sınıf düzeyi arttıkça girdi temsil türü görsel/sayı doğrusu, sembolik, dilbilimsel ve manipülatif olan sorularda öğrencilerin performanslarında bir artış olduğu görülmüştür. Bu temsil türlerinin diğer temsillere oranla daha soyut ve karmaşık bir yapıya sahip olması daha alt sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin daha düşük performanslar sergilemesinin bir nedeni olabilir. Sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin hem bilişsel olarak ilerlemesi hem de bu temsil türlerine yönelik öğretim sürecinde deneyim kazanması daha yüksek performanslar elde etmesine zemin hazırlamış olabilir. Öğretim sürecinde kesirlerin farklı temsil türleri ile çeşitlendirilerek sunulması öğrencilerin bilişsel gelişimlerini destekleyebilir.

DönüşümGösterimKesirler+1
Bilge Baran
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Acenta temsilcilerinin çalışma sürecinde yaşadıkları sorunlar ve sosyal yaşama yansımaları: Kuşadası örneği

Bu araştırmanın amacı, seyahat acentası temsilcilerinin çalışma sorunlarını saptamak ve bu sorunların temsilcilerin sosyal yaşamlarına yansımalarını incelemektir. Literatürde temsilcilerin çalışmalarını inceleyen yeterli sayıda araştırma olmadığı görülmektedir. Mevcut araştırmalar, daha çok profesyonel turist rehberlerinin çalışmalarına odaklanmakta ve temsilcilerin çalışmaları göz ardı edilmektedir. Bu bağlamda, araştırma keşifsel bir nitelik taşımaktadır. Araştırma kapsamında, toplamda iç ve dış turizm pazarlarında çalışan 24 seyahat acentası temsilcisiyle yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri, araştırma sahasında alınan kısa notlar ile desteklenmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, iç turizm pazarında çalışan temsilcilerin aldıkları eğitim ve staj sebebiyle işi tercih ettikleri, dış turizm pazarında çalışanların ise daha çok yabancı dil avantajından dolayı işi seçtikleri tespit edilmiştir. Temsilcilerin sahip olması gereken nitelikler kapsamında, iyi insan ilişkileri ve yabancı dil bilgisi ön plana çıkmaktadır. Temsilcilerin çalışma sürecinde oteller, havalimanı transferleri ve günübirlik turlar olmak üzere üç farklı alanda hizmet sağladıkları bulgulanmıştır. Temsilcilerin çalışmalarının, hizmet sağladıkları pazarın niteliğine göre farklılaştığı görülmüştür. Örneğin iç turizm pazarında çalışan temsilcilerin, turistlerle etkileşim kurabilmek için dış turizm pazarında çalışanlara kıyasla daha fazla çaba göstermektedir. Temsilcilerin çalışma paydaşları (iş arkadaşları, otel çalışanları, operasyon çalışanları ve turistler) ile ilişkilerini nasıl yönettiği de bu araştırma kapsamında ele alınmıştır. Temsilcilerin çalışma sürecinde karşılaştıkları sorunlar, hizmet sağladıkları üç alan (otel-havalimanı transferleri ve günübirlik turlar) üzerinden incelenmiştir. Böylece, temsilcilerin çalışmakta oldukları seyahat acentası, çalışma sürecinde sorumlu oldukları oteller ve çalışma paydaşlarından kaynaklı yaşadıkları sorunlar ve bu sorunların temsilcilerin sosyal yaşamlarına yansımaları detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Örneğin Post-Fordist dönemdeki esnek üretim biçiminin bir sonucu olan esnek çalışma saatleri, temsilcilerin sosyal yaşamlarını olanaksız hale getirmekte ve tüm hayatlarını işe bağımlı kılmaktadır. Temsilcilerin COVID-19 salgını sürecinde yaşadığı çalışma sorunları da bu araştırma kapsamında incelenmiştir. Araştırma sonuçları, temsilcilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini açıkça göstermiştir. Araştırma, seyahat acentası yöneticilerine ve gelecek araştırmalara getirilen önerilerle son bulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Seyahat Acentası Temsilcileri, Çalışma, Sosyal Yaşam

Aydın-KuşadasıSeyahat acenteleriSeyahat işletmeleri+4
Berkant Kıykaç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet haberlerinde sakatlık temsili

Bu tez çalışmasının konusunu geçtiğimiz on yıllık zaman sürecinde internet haberciliğinde sakatlık temsilinin ne yönde değiştiğinin, geleneksel medya olarak da adlandırılan ana akım medya ile eleştirel medyanın haber dilinin karşılaştırılmasıyla incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında belirlenen örneklemlere göre toplanan haber metinleri Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çözümlenen haber metinleri ile medyada oluşturulan sakatlık temsillerinin hangi hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden ürettiği ve meşrulaştırdığı, sakatlığa sosyal ve hak odaklı bakış çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda geçen yıllar içerisinde ana akım medyanın haber dilinde kimi düzelme çabaları olduğu söylenebilse de genel olarak incelenen haberlerde sağlamcı yaklaşımların sergilendiği, sakatlığın kimi zaman merhamet, acıma ve çeşitli olumsuzluklarla anıldığı kimi zaman ise sakat bireylerin başarılarının abartılarak kahramanlaştırıldıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra incelenen sakatlık temalı haberlerin büyük çoğunluğunda ise sakat bireylere ve sakat hareketi yerine güçlülerin diline yer verilerek görünürlük sağlanmadığı da ortaya çıkmaktadır. Ana akım medya bu noktada hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden üreterek dolaşıma sokmaktadır. Eleştirel medya ise kimi noktalarda mesleki pratikler nedeniyle ana akımla benzerlikler taşısa da genel olarak sakatlığı konu edinen haberlerin dilinin hak odaklı olduğu ve ana akımın hâkim söylemine karşıtlıklar gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra eleştirel medyada sakat bireyler hakları olan aktif özneler olarak yansıtılırken, haberlerde anlatılan sorunlar toplumsallaştırılmakta ve erişilebilirlik, kapsayıcılık ve hak temelli söylemler için de öneriler getirilmektedir. Anahtar kelimeler: Medya, internet haberleri, sakatlık/engellilik, temsil, söylem

EngellilikHabercilikHaberler+4
Hasan Ozan Atikaslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlilerinin 'ideal aile hekimi olma' ile ilgili bilişsel temsillerinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Aile hekimliği, kendine özgü eğitim içeriği, araştırması, kanıt temeli ve klinik uygulaması olan akademik ve bilimsel bir disiplin ve birinci basamak yönelimli klinik bir uzmanlıktır. Bilişsel temsil, bireyin bir olayı, durumu, nesneyi veya kişiyi zihninde ne şekilde anlamlandırdığını ifade eder. Bu çalışmada, uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlilerinin, ideal ve ideal olmayan aile hekimi özelliklerine yönelik bilişsel temsillerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, 22 Şubat 2019- 31 Temmuz 2019 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlileri ile yapılmıştır. Katılımcılara repertuar ağ tekniğine uygun olarak yapılandırılmış anket formu ve sosyodemografik bilgiler anketi tarafımızca uygulanmıştır. Toplanan veriler bilgisayara girilerek uygun istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan, 28'i kadın (% 70), 12'si (% 30) erkek olan, 40 aile hekimliği asistanının yaş ortalaması 28,03±2,56 yıldır. Aile hekimliği asistanlarının tıp fakültesinden mezuniyet yılları 2008 ve 2018 yılları arasında değişmektedir. Katılımcıların aile hekimliği asistanlığında ortalama çalışma süreleri 16,75±11,54 aydı. Aile hekimliği asistanlık sürelerine bakıldığında; 21 kişi (% 52,5) 1 yıllık, 9 kişi (% 22,5) 2 yıllık, 10 kişi (% 25) 3 yıllık asistandı. Katılımcıların 35'i (% 87,5) mesleklerini kendi istekleri ile seçtiklerini belirttiler. Katılımcıların 24'ü (% 60) "Tekrar aynı mesleği seçer miydiniz?" sorusuna "evet" cevabını verdiler. Çalışmamız sonucunda aile hekimliği asistanlarının meslekle ilişkili öz değerlerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur (d = 0,88). Güncel ben elementi özellikle "Aile hekimliği dışında branşların gözünden bir aile hekimi olarak ben" elementi ile yakın konumlandırılmıştır (d = 0,18). "Nasıl bir aile hekimi olmak istiyorum" elementi "Tanıdığım iyi bir aile hekimi" (d = 0,25) ve "Bana göre ideal bir aile hekimi" (d = 0,06) elementlerine açık bir şekilde yakın konumlandırılmıştır. Öz kimlik grafiğinde; normatif ben elementi ikircikli alanda, "Tanıdığım kötü bir aile hekimi" elementi çatışma alanında, diğer elementler ise kabul alanında konumlanmıştır. Katılımcıların güncel ben elementi repertuar ağında yer alan kişisel yapılar açısından bütün özellikler ile olumsuz yönde ilişkilendirilmiştir. Aile hekimliği asistanları kendilerini özellikle "bakım sağlayan" (r = -0,50), "karar veren" (r = -0,49), "yöneten" (r = -0,46) kişisel yapıları açısından yetersiz olarak görmüşlerdir. Aile hekimliği asistanları "Aile hekimliği dışında branşların gözünden bir aile hekimi olarak ben" elementini de repertuar ağı formunda yer alan özellikler ile güçlü bir şekilde olumsuz ilişkilendirmişlerdir. Temel bileşenler analizi grafiğinde ise aile hekimliği asistanlarının, ideal aile hekimine ve olmak istedikleri aile hekimine ilişkin başvurdukları kişisel yapıların karar veren, duygusal dengeli, bakım sağlayan, yöneten ve toplum lideri olduğu görülmektedir. "Şimdi olsaydı tekrar aynı mesleği seçer miydiniz?" sorusuna "Evet" cevabını verenlerle "Hayır" cevabını verenler karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. İki grubun da benlik saygısı orta düzeyde olup; "Hayır" (d = 0,83) diyenlerin benlik saygısı "Evet" (d = 0,90) diyenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Her iki grubun güncel ben elementi tüm kişisel yapılarla olumsuz ilişkilendirilmiştir. Kendilerini hasta gözünden ve diğer aile hekimleri gözünden olumlu, aile hekimliği dışındaki branşların gözünden ise olumsuz algılamışlardır. "Hayır" cevabını verenlerin de "Evet" cevabını verenlerin de bilişsel basitliği mevcut olup tek boyutlu algıları olduğu tespit edilmiştir. Repertuar ağ formunda yer alan sıfatların % 96'sı "Evet" diyenlerin, % 94'ü "Hayır" diyenlerin aklındaki aile hekimini açıklamaktadır. Sonuç: Aile hekimliği asistanlarının, tanımlanmış olan yeterliklerle donanmış olarak uzman olmaları gerekmektedir. Uzmanlık eğitim programı, hekimin uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra çalışacağı alanla ilgili olarak hekimlik bilgi ve becerilerini artıracak, tutum ve davranışlarını geliştirecek şekilde planlanmalıdır. Uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği asistanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olması için ortaya çıkarılan kişisel yapılar ve bilişsel temsiller dikkate alınarak uzmanlık eğitim müfredatı oluşturulması, asistanların birinci basamaktaki görevlerini ideal şekilde yerine getirmelerine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Aile Hekimliği, Asistan, Bilişsel Temsil, İdeal Aile Hekimi, Uzmanlık Eğitimi

Aile hekimliğiAraştırma görevlileriDoktorlar+3
Gözde Öğrü
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk televizyon dizilerinde dezavantajlı grupların temsili: Otizm ve Mucize Doktor örneği

Engellilik, hayat boyu devam eden ve sosyal desteğe ihtiyaç duyulan bir durum olmasına rağmen toplumda bilinmezlik ve toplumsal dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadır. Medyanın bu koşulları düzeltmek için büyük bir desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır. Televizyon, günlük hayatımızda önemli bir rol oynamakta ve toplumun farklı kesimlerine ulaşma potansiyeli yüksektir. Ancak, bazı durumlarda dezavantajlı grupların doğru ve adil bir şekilde temsil edilmediği ve yanlış stereotiplerle sunulduğu görülmektedir. Bu bağlamda, engelli bireylerin doğru temsili için gerçekçilik, empati ve toplumsal farkındalık gereklidir. Televizyon dizileri, engelli bireylerin günlük yaşamlarını, deneyimlerini ve duygusal yolculuklarını doğru bir şekilde aktarmalıdır. Engellilik, sadece bir kusur veya engel olarak değil, engelli bireylerin hayatlarına etki eden bir faktör olarak ele alınmalıdır. Engelli bireylerin çeşitliliği ve farklı deneyimleri unutulmamalı, farklı engel türlerine sahip bireylerin hikayelerine de yer verilmelidir. Böylece, izleyicilere engelli bireylerin yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar, başarılar ve günlük mücadeleler hakkında daha gerçekçi bir perspektif sunulabilir. Aynı zamanda, engelli bireylerin hayatlarında yer alan evrensel temalar vurgulanmalı ve kendi hikayelerini anlatabilmeleri için olanaklar sağlanmalıdır. Engelli bireylerin doğru temsili, toplumda engellilikle ilgili yanlış inançların, önyargıların ve ayrımcılığın azaltılmasına katkı sağlayabilir. Televizyon dizileri, geniş bir izleyici kitlesine ulaşma gücüne sahip olduğundan, bu platformlar üzerinden engelli bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık yaratmak için büyük bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı, medyanın dezavantajlı grupların temsili ve toplumla ilişkisindeki önemine odaklanarak, engelli bireylerin doğru ve adil bir şekilde temsil edilmesini incelemektir. Bu çalışmanın sonucunda, medyanın dezavantajlı grupları doğru bir şekilde temsil etmesinin ve toplumla ilişkisindeki öneminin altını çizerek, daha kapsayıcı ve anlayışlı bir yaklaşımın teşvik edilmesini sağlamaktır. Engelli bireylerin yaşamlarındaki gerçek deneyimleri ve potansiyelleri vurgulamak, toplumdaki olumsuz engellilik algılarını azaltmaya ve farkındalığı artırmaya yardımcı olabilir.

EngellilikTemsil
Emel Turgut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin internet bağımlılığı olan ergen çocuklarına ve ebeveyn olarak kendilerine yönelik bilişsel temsillerinin incelenmesi

Bu araştırma ile annelerin internet bağımlılığı olan ergen çocuklarına ve bir ebeveyn olarak kendilerine ilişkin kullandıkları kişisel yapılar incelenmiştir. Bu çalışma, çoklu nicel vaka çalışması olarak tasarlanmıştır. Çalışmada internet bağımlılığı olan öğrencilerin öncelikli olarak tespit edilmesi için geniş bir örneklem grubuna Young İnternet Bağımlılığı Kısa Form Ölçeği (YİBT-KF) uygulanmıştır. Bu doğrultuda Adana ilinin Yüreğir ilçesindeki sekiz okulda öğrenim gören yaşları 14 ila 18 arası toplam 444 değişen (312'si kadın, 132'si erkek) öğrenciye YİBKF uygulanmıştır. İkinci basamakta bu ölçekten görece yüksek puan alan 8 öğrenci belirlenmiş ve bu öğrencilerin anneleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylelikle çalışma için veriler toplanarak analize hazır hale getirilmiştir. Bu görüşmeler yarı yapılandırılmış bir görüşme olan repertuar ağı tekniği ile yapılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi İdiogrid 2.4 programı ile yapılmıştır. Annelerin kendilerine ve bağımlılık gösteren çocuklarına kurgularını ortaya çıkartmak için analizler yürütülmüştür. Buna göre elde edilen ilk bulgu bu annelerin bir anne olarak kendilerinden memnun oldukları yönündeydi. Bu anneler kendilerini "iyi örnek anne" ve "ideal anne" imgelerine oldukça yakın konumlandırmışlardır. Buna karşın ergen çocukları ile ilgili bilişsel temsilleri daha negatif olarak gözlenmiştir. Anneler çocuklarını görece olumsuz olarak kurgulamaktadır. Annelerin neredeyse tamamı çocuklarını "ideal çocuk" ve "çevremde takdir ettiğim bir çocuk" orta düzeyde uzak konumlandırmıştır. Elde edilmiş olan bu bulgular annelerin kendilerini bu rolde olumlu, bağımlılık gösteren çocuklarını ise ağırlıklı olarak olumsuz gördüklerini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, repertuar ağı tekniği, ideal anne, bilişsel temsil, ergen.

Ana-babaBağımlılıkErgenler+6
Salih Benek
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sendikaların örgütlenme ve temsil sorunları

ÖZET Sendikacılık, temel yapısal değişim faktörleri olan toplumsal, ekonomik yapılar ve üretim tekniklerindeki değişimlerle daima etkileşim içindedir. Özellikle son yıllarda yaşanan bu değişimler sendikaların örgütlenme gücünü ve üyelerini temsil etmedeki yeterliliklerini zorlamış, 19.yüzyılın geleneksel sendika görüntüsünü yok ederek sendikal harekete yeni boyutlar getirmiştir. Küreselleşme olarak adlandırılan bu değişim süreci dünyada ve Türkiye'de istihdamın yapısı ve kullanımı üzerinde gözlemlenebilir değişimler meydana getirmiştir. Yeni teknolojilerin devreye girmesiyle işgücü talebinin biçimi değişmiş, niteliksiz işgücünün yerini, bilgi düzeyi yüksek, eğitilmiş işgücü almıştır. İstihdamın yapısındaki bu değişim çalışma biçim ve koşullarının değişmesiyle daha da artmıştır. Endüstride istihdam azalırken, daha çok nitelikli işgücü gibi sendikaya çok az ilgi duyanların yer aldığı hizmet sektöründeki istihdam artışı ve ortaya çıkan yeni çalışma türleri (esnek zamanlı, kısmi zamanlı çalışma gibi), sendikalar için geçmişte olduğundan daha etkili bir örgütlenme sorununu ortaya çıkarmıştır. Bu yapısal değişiklikler, sendikaların varolan üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirme güçlerini de zayıflatmıştır. Özelleştirme ve alt işveren uygulamaları da, sendikaların Örgütlenme alanlarım daraltmaktadır. Devlet, işveren rolünden giderek uzaklaşmakta, bu durum kamu kesiminde büyüyen ve gelişen sendikacılığı bir varolma savaşıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Diğer taraftan sendikaların, hem işyeri koşullan hem de çalışanların niteliklerinin değişmesi sonucu ücret ve çalışma koşullarının esnekleştirilmesi gibi yeni toplu pazarlık konulan ile karşı karşıya kalması, özel kesimdeki işçi-işveren uzlaşmazlıklarım da arttırmaktadır. Yaşanan tüm bu değişimler, Türkiye'deki sendikal yapılarda köklü bir değişiklik yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Eski sendikal yapılanmalar günümüz sendikalarının örgütlenme ve temsil sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kalmaktadır. Sendikaların birer sivil toplum örgütü olarak üzerlerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri ancak bu değişimle mümkün olabilir. Ill

SendikacılıkSendikalarSendikalaşma+2
Mehtap Aracı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

An inquiry on the representation of Oriental women in Tariq Ali's Islam Quintet

This study aims to scrutinize the representation of ?Oriental? women in Tariq Ali?s Islam Quintet, which were published in the period of 1992-2010. Shaped by an ?anti-Orientalist? perspective to release the so-called Orient from the Orientalist perceptions, the Islam Quintet is questioned in its uniformity in relation to its approach to the native women. Within the analysis of the stereotypical ?Oriental? woman, the female characters in five volumes and their position vis-à-vis their local culture are examined in order to unfold the latent Orientalist discourse in Ali's narrative. By such intention, this thesis also explores the parallels between the Orientalist depiction of the women and the imperial discourse of a ?gendered? Orient. Accordingly, the notions of femininity, patriarchy, and the ?Oriental? social norms are discussed in relation to the Orientalist and anti-Orientalist frameworks that are applied in the Quintet.Keywords: Orientalism, Tariq Ali, Representation, Women, Stereotype, Culture

Ali, TariqWomenCulture+2
Sündüz Onart
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çok partili yaşamdan günümüze kadar Türkiye'de genel seçimlerde uygulanan seçim sistemlerinin demokrasi bağlamında incelenmesi

Seçimler demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasilerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi, ancak halkın siyasal tercihlerini parlamentoya yansıtan ve düzenli aralıklarla yapılan seçimler vasıtasıyla mümkündür. Yapılan seçimler, adil ve özgür bir ortamda; serbestlik, eşitlik, genellik, bireysellik, gizlilik gibi temel ilkelerin sağlanmasıyla demokratik bir nitelik kazanmış olur. Halkın iradesinin yönetime ne şekilde yansıyacağı, seçimlerde kullanılan seçim sistemleri aracılığıyla belirlenir. Ülkelerin seçimler sırasında tercih ettiği seçim sistemi o ülkenin demokrasi çıtasında ne seviyede bulunduğu yönünde bir değerlendirme yapılmasını da sağlamaktadır. Ülkemizde hem temsilde adaleti hem de siyasal istikrarı gerçekleştirebilmek için çok partili yaşamdan günümüze kadar birçok seçim sistemi denenmiştir. 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye'de yapılan seçimlerdeki çoğunlukçu demokrasi anlayışı seçmenlerin, oy kullanmadaki tercihlerinin belli bir partiye kanalize etmek zorunda bırakması nedeniyle tartışılmıştır. 1960 sonrasında nispî temsil sistemine geçilmesi ile her ne kadar çoğulcu demokrasi anlayışına geçişi sağlayıp temsilde adaleti sağlamaya yönelik bir adım atılsa da yönetimde istikrarsızlığa neden olabileceğinden eleştirilere maruz kalmıştır. Bu çalışmamızda öncelikli olarak demokrasi ve seçim gibi kavramsal tanımlara değinilmiş ve sonrasında ülkemizde çok partili yaşamdan bu güne dek uygulanan seçim sistemlerinin seçim sonuçlarına yansımalarına bakılarak siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin demokrasi bağlamında değerlendirmesi yapılmıştır. Ancak uygulanan seçim sistemlerinde Anayasamızın 67. maddesinde bu iki ilkeyi bağdaştıracak şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılırken genel olarak bu ilkelerden birine ağırlık verilip diğerinin zayıf bırakıldığı da görülmüştür. Sonuç olarak ülkenin her kesiminin iradesinin meclise yansıdığı, siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin bağdaştığı bir seçim sistemine gerek duyulduğu görülmüş ve demokrasi üzerine temellendirilerek değerlendirmeler yapılmıştır.

DemokrasiGenel seçimlerSeçim sistemleri+4
Önder Ulutaş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim temsili olarak derslerin video kayıtlarına ilişkin matematik öğretmen adaylarının görüşleri

Öğretmen eğitiminde çeşitli öğretim temsillerinin son yıllarda artan bir eğilimle kullanılmaya devam edildiği görülmektedir. Bu çalışmada, matematik öğretmen adaylarına öğretim temsillerinden biri olan derslerin video kayıtları izletilmiştir. Daha sonra bu video kayıtların içeriğiyle ilgili ve öğretim temsili olarak öğretmen eğitiminde kullanımına ilişkin görüşleri incelenmiştir. Bu çalışmada nitel yöntemler esas alınmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında Ankara il merkezinde bulunan bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan 6 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Üç farklı ülkede kayıt yapılan matematik ders videoları öğretmen adaylarına izletilmiştir. Veriler, görüşme ve yazılı dokümanlar aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın veri analizinde gömülü (grounded) teoride kullanılan teknikler olan; açık kodlama, eksensel kodlama ve seçici kodlama gibi nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, öğretim temsili olarak videonun hangi amaçlarla kullanılabileceğini ve etkilerini ortaya çıkarmıştır. Matematik öğretmen adaylarına, öğretim yöntem ve tekniklerini göstermek ve tecrübe edinmek için bir fırsat sunduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu videoların, gerçek sınıf ortamına ait görsellik sunduğu ve teorik bilgilerle pratik yapma arasında köprü kurmak için yardımcı olabileceği tespit edilmiştir. Katılımcıların öğretmen merkezli ders tasarımları yapabildikleri, bunun yanında öğrenci merkezli öğretimi düşünerek onlarla empati kurabildikleri görülmüştür. Bunun yanında katılımcılar, ders video kayıtlarının öğretmen eğitiminde kullanılmasının birçok açıdan faydalı olacağını belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının görüşleri ışığında, araştırma boyunca elde etmiş oldukları bu deneyimleri meslek yaşantılarında kullanmak istedikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretim temsili, derslerin video kayıtları, matematik öğretmen adayı, öğretmen eğitimi.

Aday öğretmenlerEğitim yöntemleriMatematik öğretimi+6
Mehmet Nuri Ergan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Medenî usûl hukuku bağlamında vesayet yolu ile temsil ve sonuçları

Vesayet, velayet altında bulunmayan küçükler ile koruma altına alınması gereken erginlerin menfaatlerinin korunması amacıyla oluşturulan bir hukukî kurumdur. Türk Hukukunda, vesayet altında bulunan kimseler vasi adı verilen gerçek kişiler tarafından temsil edilmektedir. Vesayet altına alma kararı ile birlikte bu kimselerin medenî hakları kullanma ehliyeti sınırlandırılmaktadır. Bu nedenle, vesayet altına alınan küçük veya kısıtlı, kendi başına hukuki işlemlerde bulunamaz. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen özel hâllerde, birtakım hukuki işlemlerde bulunma ve haklarını bizzat kullanma serbestisi vardır. Bu tezde, ehliyeti sınırlandırılmış kişilerin medenî yargılama hukukunda davacı veya davalı olarak davanın takibine ilişkin bütün işlemleri bizzat veya yasal temsilcisi aracılığıyla yapabildiği durumların yasal düzenlemeler, uygulamadaki mevcut durum ve doktrindeki çeşitli görüşler doğrultusunda aktarılması amaçlanmıştır.

Medeni usul hukukuTemsilTürk Medeni Kanunu+1
Gülnihal Zeynep Şahin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects