Trafik kazaları
Bu konu başlığı altında 85 tez
Aydın ilinde meydana gelen tarım römorku ve su tankeri kazalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada tarım arabaları ve tarım tankeri bağlı traktörlerin aydın ilinde geçirdikleri kazaların değerlendirmesi yapılmıştır. Yaşanan kazalarda römorkların ikaz etiketlerinin yetersizliği ve karayolları kanunları içerisinde römork ikaz etiklerinin yeterliliği araştırılmıştır. Araştırmada 3 farklı römorkun sırayla sürücüler üzerindeki etkileri ve koşullar ortalamalar alınarak kıyaslanmıştır. Römork farkındalık deneyi sonuçları ile yaşanan kazalar arasında karşılaştırma yapılmıştır. Deney römorklarında ikaz ve aydınlatmaların arttırması sürücülerin daha uzak ve alaca karanlık anlarında daha görünür hale getirdiği saptanmıştır. Aydın ilinde yaşanan kazalarında ikaz etiketlerinin yetersiz olan römorkların aşırı yüklenmesi sonucu ortaya çıktığı tespit edilmiştir. 2019-2021 yılları arasında polis sorumluluk bölgesinde yaşanan römork takılı traktör kazalarında ortalama 62 kişi yaralanmış. Buna karşın kaza ortalaması yıllık 40 adettir. 2019-2022 yıllarında jandarma sorumluluk bölgesinde yaşanan kazalarda ise ortalama 56 kişi yaralanmış, ortalama 4kişi öldü ve ortalama 35,5 kaza yaşanmıştır. Her sene yaşanan kazalarda ağır yaralanmalar ve telafi olmayan sakatlıklar yaşanmasının önüne geçmek için gerekli tedbirler başında eğitim ve denetimin sıkılaştırılması gelmektedir
Impact of traffic incident duration and road characteristics on traffic flow performance
Non-recurrent events that occur in any part of the highway such as accident, vehicle breakdown, fire, scattering of substances like load, fuel oil etc. on the road which disrupt the traffic flow are defined as traffic incidents. Traffic Incident Management is the planned and coordinated utilization of all human and institutional resources in order to reduce the negative effects of these incidents and to ensure the safety of the drivers, pedestrians, all other victims and response teams. Incidents generally causes congestion and yields in increased travel time which imposes costs to road users, either economic loss or reduced quality of life and mobility. This thesis presents the recent literature review on the traffic incident management theory and practice along with the traffic incident simulation models. The thesis study is comprised of two parts; a data collection and analysis and a simulation experiment phase. Firstly, Traffic incident data from Istanbul Metropolitan Area is collected and analyzed. Secondly, a microscopic traffic simulation model was developed to simulate different types of incidents and traffic demand and also various geometric characteristics of highway. The analyses are performed taking total travel time, queue length and the speed as performance measures. Lastly, to evaluate and compare the performance of the cases, statistical tests are applied. The results show that there is a linear relationship between the incident duration and the average flow speed. The increase in incident duration causes the decrease in average speed up to 11.8% for overall traffic flow and up to 29.6% for the traffic flow of the post-incident process. The longest average queue length is observed in incidents in the middle lane. The shortest average queue length is observed in incidents in the right lane. In incidents in the middle lane, queue length increases up to 34.6% compared to the incidents in the right lane for overall traffic flow. In cases where the number of vehicles per lane is the same, the increase in the number of lanes causes a decrease in average speed up to 6.4% for the traffic flow of the post-incident process. According to the results of the applied statistical tests, when overall simulation periods are analyzed, statistically different results are seen only in incident duration, vehicle input, and lane width changes. When post-incident processes are analyzed, statistically different results are seen only in incident duration and lane width changes. The results of this thesis could be used by the traffic control authorities to reduce incident duration, congestion, secondary incidents, and the associated human and economic losses.
Sürücü kursları eğitimi ile trafik kazaları arasındaki ilişki: İstanbul örneği
Trafik kazalarının nedenleri arasında yer alan insan unsurunu doğrudan ilgilendiren, yasal anlamda sürücü belgesinin alım süreci ve sürücü eğitiminde yetkili olan, buna bağlı olarak görev ve sorumlulukları bulunan kurumların güvenilirlik ve yeterlilik düzeylerini incelemek, verilen eğitimin olumlu ve olumsuz etkilerini somut verilere dayalı olarak ele alıp analiz etmek gerekir. Bu çalışmada; trafik eğitimi nedir, ülkemizde verilen trafik eğitimlerinin yeterliliği nedir, sürücü eğitmenlerinin trafik eğitimdeki rolü nedir?, sürücü eğitmenlerinin çalışma koşullarının verdikleri eğitime yansımaları nelerdir, trafik kazalarında sürücülerin rolü nedir? gibi sorulara yanıt aranmış, trafik eğitimi ile trafik kazaları arasındaki nedensellik ilişkisi tespit edilmeye çalışılmıştır.
COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası dönemde motosiklet kazası nedeniyle acil servise başvuran hastaların demografik ve klinik özelliklerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı COVİD-19 pandemisi öncesi ve sonrasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi acil servisine motosiklet kazası nedeniyle başvuran hastaların demografik ve klinik özelliklerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif bir kohort çalışmadır. Türkiye'de ilk COVİD-19 vakası Sağlık Bakanlığı tarafından 11 Mart 2020 tarihinde bildirilmiştir. Acil Servise pandemi öncesi 2 yıllık dönemde ve pandemi sonrası 2 yıllık dönemde motosiklet kazası nedeniyle başvuran hastalar incelendi. Çalışmamızda, 18 yaşından küçük hastalar veya veri eksikliği nedeniyle ana sonuç değişkeni olan Injury Severity Score (ISS) hesaplanamadığı hastalar dışlandı. Hastaların yaşı, cinsiyeti, başvuru dönemi, başvuru saati, kurye olarak çalışma durumu, ISS değerleri ve yaralanma tipleri incelendi. Çalışmamızda birincil sonlanım noktası olarak majör travma varlığı (ISS >15) kabul edildi. Gruplar arası karşılaştırmalarda kategorik değişkenler için Ki-kare veya Fisher'in kesinlik testi kullanıldı. Normal dağılan sürekli değişkenler için bağımsız grup sayısı iki olduğunda Student't testi, normal dağılmayanlar için Mann Whitney U testi kullanıldı. İstatistiksel olarak anlamlılık için p <0,05 kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza motosiklet kazası nedeniyle acil servise başvuran pandemi öncesi dönemdeki 112 hasta ve pandemi sonrası dönemdeki 354 hasta dâhil edildi. Çalışmamıza dâhil edilen hastaların 425'inin (%91,2) erkek ve 41'inin (%8,8) kadın olduğu saptandı. Hastaların yaş ortalaması 28,98±9,75 yıl idi. Hastaların başvuru saatleri incelendiğinde en sık başvurunun 16.00-23.59 arasında olduğu (n=264 ve %56,7) saptandı. Hastaların %21,2'sinin (n=99) kurye olduğu saptandı. Pandemi öncesi ve sonrası dönemler karşılaştırıldığında pandemi sonrası dönemde başvuran motosiklet kazalarında erkek oranının anlamlı derecede yüksek olduğunu saptadık (%84,8 ve %93,2 p=0,006). Pandemi sonrası dönemde başvuran hastaların yaş ortancasının daha düşük olduğunu saptadık (28 ve 25 yıl p=0,005). Pandemi öncesi dönemde başvuran hastaların %9,8'inin (n=11) ve pandemi sonrası dönemde başvuran hastaların %24,9'unun (n=88) kurye olduğu saptandı (p=0,001). Pandemi öncesi ve sonrası başvuran hastaların ISS değerleri arasında fark saptamadık (ortanca: 1; IQR=4 ve 1; IQR=5) (p=0,461). Çalışmamızda ana sonlanım noktası ISS>15 olmasıydı. Pandemi öncesi dönemde başvuran hastaların %4,5'inde (n=5) ISS >15 olduğu, pandemi sonrası dönemde başvuran hastaların %4,8'inde (n=17) ISS >15 olduğu ve iki dönem arasında fark olmadığı saptandı (p=0,883). Çalışmamızda en sık yaralanma tiplerinin alt ekstremite kırıkları (%13,4) ve üst ekstremite kırıkları (%8) olduğunu ve pandemi öncesi ve sonrası dönemde yaralanma tipleri açısından fark olmadığını saptadık. Sonuç: Motosiklet kazalarında ISS puanları ve majör travma oranlarının pandemi öncesi dönem ve pandemi sonrası dönem arasında anlamlı farklı olmadığını saptadık. Pandemi sonrası dönemde pandemi öncesi döneme oranla motosiklet kazalarında anlamlı derecede artış olduğunu görüldü. Motosiklet kazalarında kurye olanların oranının pandemi sonrası dönemde pandemi öncesi döneme göre daha yüksek olduğunu saptadık. Pandemi dönemi sonrasında artan eve servis ve kargo hizmetlerinin motosikletli kurye sayısında ve motosiklet kazalarında artışa yol açmış olabilir. Anahtar Kelimeler: COVİD-19, Injury Severity Score, Kurye, Motosiklet kazası, Pandemi.
Elektrikli bisiklet ve motorsiklet kazalarında erişkin tipi dikkat eksikliği ve hiperaktivite/dürtüsellik bozukluğu (DEHB) ilişkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, toplumumuzda elektrikli bisiklet ve motosiklet kazaları geçiren bireylerde DEHB rolünün olup olmadığı bilinmemektedir. Çalışmamızda DEHB'nin elektrikli bisiklet ve motosiklet kazaları üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçladık. Bu çalışmada Haziran 2023 – Ocak 2024 tarihleri arasında Elektrikli bisiklet veya motosiklet kazası nedeniyle Pamukkale Üniversitesi acil servise başvuran 18 yaş üstü tüm hastalar çalışmaya alınmıştır. Karşılaştırma amacıyla sağlıklı 250 bireyde kontrol grubuna dahil edilmiştir. Tüm hastalara TURGAY DSM-IV YDB/TDÖ formu uygulandı. Ayrıca yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, alkol ve sigara kullanımı, çalışma durumu, ehliyet durumu, kullanılan motor hacmi ve motor kullanım sıklığı ve kısaltılmış yaralanma derecelerine [Abreviated Injury Scale (AIS)] ve yaralanma şiddeti skoruna [Injury Severity Score (lSS)] skorları kaydedilmiştir. Araştırmada yer alan hasta ve kontrol grubu 41 (%16,4) kadın ve 209 (%83,6) erkekten oluşmaktadır. Hasta grubu yaş ortalaması 28,28 ve kontrol grubu yaş ortalaması 29,89 olarak bulunmuştur (p>0,050). 18-22 yaş arası yığılım bulunurken 35 yaş üstünde hasta grubu %20,8 ile en düşük dağılıma sahipti ve kategorik olarak anlamlı fark vardı (p=0,024). Hasta grubunun %52'si lise, %25,2'si üniversite; kontrol grubunun ise %34,8'i lise, %49,6'sı üniversite mezunuydu ve anlamlı fark vardı (p=0,000). Hasta grubunun %54'ü, kontrol grubunun %71,2'si alkol kullanmıyordu ve hasta grubunun %2,8'i, kontrol grubunun %2'si her gün alkol kullanıyordu (p=0,001). Dikkat eksikliğinin hasta grubundaki katılımcılarda (4,06±4,43), hasta grubuna (3,47±3,90) oranla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görüldü (p=0,024). Aşırı hareket, dürtüsellik, DEHB ilişkili özellikleri ve DEHB toplam skorunda gruplar arasında istatistiksel düzeyde anlamlı fark yoktu (p>0,05). DEHB dereceleri ile cinsiyet, alkol ve sigara kullanımı, AIS ve ISS skorları arasında anlamlı fark yoktu (p>0,050). Sonuç olarak elektrikli bisiklet ve motosiklet kazalarına karışan bireylerde dikkat eksikliğinin bu tür kazalarla yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Dikkat eksikliği dikkate alındığında hasta grubunda DEHB alt boyutunda hiperaktivite anlamlı olarak daha yüksekti. Anahtar Kelimeler: Elektrikli Bisiklet ve Motosiklet Kazaları, DEHB, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite
Evaluation of the environmental effects of connected autonomous vehicles in traffic incident scenarios on uninterrupted facilities
Traffic incidents can occur due to both human errors and the inadequacy of road networks. These incidents can cause not only material damage but also loss of life. In case of an incident, it causes the vehicles in the traffic network to stay on the road longer and consume more fuel. The increase in fuel consumption increases the emission of CO2 (Carbon Dioxide), which is an effect of climate change. To reduce the negative effects of incidents on the environment, incident detection, and real-time traffic management methods are important. In this thesis, an uninterrupted road network was created utilizing SUMO traffic simulation to evaluate the environmental effects of incidents. This road network was evaluated over different scenarios with the integration of incident detection algorithms which are California and Standard Normal Deviation and real-time traffic management algorithms which are VSL and LCS. Environmental results were obtained by analyzing these different scenarios. Two types of vehicles were used: human-driven and connected autonomous vehicles. 11 different percentages of autonomous vehicles in increments of 10 from 0 to 100 were based on the research. It was seen that the increase in the use of connected autonomous vehicles in countries such as Turkey, which provide their electricity needs from nonrenewable energy sources, harms the environment. In the countries that provide their energy sources mostly from non-renewable sources, the scenario with the least CO2 emissions in the CAL-LCS and CAL-VSL scenarios was achieved in conditions with 40% connected autonomous vehicle traffic. Finally, a relationship of up to 80% was found between CO2 and speeds two by using KNN and Decision Tree Regressor models.
Trafik kazası nedeniyle acil servise başvuran 65 yaş ve üzeri hastaların klinik özellikleri ve maliyetlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Yaşlı nüfusu dünya genelinde artmaktadır. Trafik kazaları yaşlılarda önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Artan yaşla nüfusa bağlı olarak 65 yaş ve üzeri hastaların acil servise başvurusu ve tedavisi için gereken maliyet de artış göstermektedir. Çalışmamızın amacı; trafik kazası nedeniyle başvuran 65 yaş ve üzeri hastaların klinik değerlendirmesini ve maliyet analizini yapmaktır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya acil servise trafik kazası nedeniyle başvuran 65 yaş ve üzeri 110 hasta dahil edildi. Hastaların klinik değerlendirmeleri retrospektif olarak dosyaları taranarak yapıldı. Uygun istatistiksel metodlar kullanılarak bulgular analiz edildi. Bulgular: Hastaların %70(n=77)'i erkek, %30(n=33)'u kadındı. En çok vaka kasım (% 16,4)(n=18) ayında ve yaz (%31,8)(n=35) mevsiminde görüldü. Vakaların % 24,5'inde çoklu travma mevcuttu. Yaralanma en sık (% 42,7) torakal bölgede görüldü. Acilde ölüm % 6,4, yoğun bakıma yatış oranı % 19,1, hastane servisine yatış oranı % 30,9'du. Toplam ölüm oranı % 12,7'ydi. Baş-boyun, toraks, batın ve ekstremite yaralanması ile vakaların (eksitus, taburculuk, hastaneye yatış) klinik sonlanımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (sırasıyla p=0.022, p=0.003, p=0.011, p=0.013). Toraks, batın yaralanması ve çoklu travması olanlarda mortalitenin arttığı belirlendi (sırasıyla p=0.02, p=0.001, p=0.001). Hastanede ortalama yatış süresi (9,8±9,68) gün, ortalama maliyet tutarı (3555±5663) Türk Lirası olarak saptandı. Ekstremite yaralanması, çoklu travması ve ölüm ile sonuçlanmış vakalarda tedavi maliyetinin arttığı saptandı (sırasıyla; p=0.006, p=0.012, p=0.004). Hastanede kalış süresi arttıkça tedavi maliyetinin arttığı görüldü (r=0.602; p=0.001). Sonuç: Yaşlı hasta grubundaki trafik kazası hastalarında acil servisteki ilk yaklaşım çoğu zaman hayat kurtarıcıdır. Yaşlılarda trafik kazalarının önlenmesi, yeterli ve zamanında müdahale hastanedeki tedavi maliyetleri, morbidite ve mortalitenin azaltılması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Trafik kazası, acil servis, yaşlı, maliyet
Travmatik beyin hasarı olan olguların maluliyet oran hesaplarında karşılaşılan sorunlar: Farklı cetvellerin karşılaştırması
Amaç: Adli tıbbın önemli uygulama alanlarından birisi de travmatik yaralanmalardan sonra kişilerde kalan sekeller nedeniyle işgöremezlik/maluliyet oran hesabı hakkında rapor düzenlemektir. Bu konuda ülkemizde kullanımda olan birden fazla Yönetmelik bulunmaktadır. Bu raporlar genel olarak Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Raporları ve Engelli Sağlık Kurulu raporları olarak iki başlık altında incelenebilir. Bu iki Yönetmelik arasında ciddi farklılıklar vardır ve bu nedenle aynı sekele sahip kişiler farklı Yönetmelik hesapları ile farklı oranlar alabilmektedir. Bu çalışmada trafik kazaları sonrası yaralanmalardan dolayı gelişen sekeller nedeniyle işgöremezlik/maluliyet oranları hesaplamalarında kullanılan yönetmeliklerdeki farklılıkları ve eksiklikleri ortaya koyabilmek için sadece kafa travması geçiren olgular ele alınmıştır. Olguların iki cetvele göre aldıkları oranların karşılaştırması yapılarak, farklılıkları, eksiklikleri ortaya koymak ve trafik kazalarına özel ortak kullanılabilecek bir cetvel düzenlenmesi gereğine vurgu yapmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında 01.01.2017-31.12.2019 yılları arasında maluliyet raporu düzenlenen olgular arasında kafa travması nedenli maluliyet raporu düzenlenen olguların raporları geriye dönük olarak yeniden incelenmiştir. Cinsiyet, yaş, kaza türü, yaralanma tipi, muayene bulguları, kalan sekel gibi veriler raporlarda kayıtlı bulgulardan elde edilmiştir. Raporlarda mevcut son muayene bulgularına göre her bir olgunun; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında Çalışma Gücü kayıp oranı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında tüm vücut engellilik oranı yeniden hesaplanmıştır. Her iki cetvelde kafa travmaları bölümünde yer alan sekellerdeki farklılıklar tartışılmış ve aynı sekel için elde edilen oranlardaki farklılıklar açısından karşılaştırmalı istatistiksel analiz yapılmış, anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: 253 kafa travmalı olgunun 251'i (%99,2) trafik kazası, 2'si (%0,79) iş kazası nedeniyle yaralanmıştır. Olgularımızın çoğunluğunu 20-39 yaş arası genç erişkinler oluşturmaktadır (n=126, %49,8), %70'i erkek (n=177), %30'u kadındır (n=76). Her iki cetvele göre hesaplanan oranlarda önemli farklılıklar olduğu, her sekelin cetvellerde yer almadığı görülmüştür. Uygulamada hakkaniyet ve farklı cetvellerdeki aynı sekel için oranlar arası bir uyum yakalayabilmek adına takdiren oranda azaltma uygulandığı görülmüştür. Düzenlenen raporlarda meslekte kazanma gücü kayıp oranı hesaplamalarında daha fazla takdiren indirim uygulandığı görülmüştür (%83,4). Sonuç: Yönetmeliklerde ciddi farklılıklar olması, aynı olguda bile farklı oranların çıkması mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu nedenle kişiler hangi cetvelden daha yüksek oran alabilirse o cetvele göre rapor düzenlenmesini talep edebilmektedir, bu da uygulamada birden fazla yerde ve birden fazla rapor düzenlenmesi ile sonuçlanmaktadır. Bu tarz talepler adli tıbbi pratikte de güvenilirlik kaybına yol açmakta ve hekimler için de yıpratıcı olmaktadır. Güncel, travmatik yaralanma modellerine uygun, trafik kazalarına özel ortak bir cetvel geliştirilmesi hukuksal açıdan çok yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Adli tıp; Çalışma Gücü Kaybı; Engellilik; Maluliyet; Kafa Travmaları
Trafik suçlarının suç kuramlarındaki yeri ve sosyolojik analizi
Bu çalışmanın amacı trafik suçlarının suç kuramları içindeki yerini tartışmak ve temelinde yatan sosyolojik nedenleri incelemektir. Çalışma 2013-2014 yılları arasında Eskişehir'de yürütülen bir alan araştırmasının verilerine dayanmaktadır. Nicel yöntemi izleyen araştırmanın verileri 300 anketle toplanmış, SPSS yardımıyla çözümlenmiş ve 12 yarı yapılandırılmış görüşme ile desteklenmiştir. Araştırmada cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ve gelir gibi değişkenlerin yanı sıra trafikte sürücü veya yaya olmanın trafik kazalarına ve trafik suçlarına yönelik düşünce ve davranışlar üzerindeki etkisini ortaya koymaya yönelik sorular sorulmuştur. Çalışmada ayrıca ölümlü veya yaralanmalı trafik kazası geçirmiş olma deneyiminin trafik suçlarına yönelik bakış açısı üzerindeki etkisi de araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırmada özellikle kendileri veya yakınları ölümlü veya yaranmalı trafik kazası geçirmiş olan katılımcılarla geçirmemiş olan katılımcıların trafik kazaları ile trafik suçlarının nedenlerine ve çözüm önerilerine yönelik görüşleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada trafik suçlarının sosyolojik nedenleri dört ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; modern dünyanın maddi unsurlarıyla maddi olmayan unsurlarının eş zamanlı gelişmemesinin küresel ve ülke bazında yol açtığı sonuçlar, toplumda trafik kazalarına ilişkin kültürel bir hafızanın gelişmemiş olması, trafik suçlarının toplumda etnik, sınıfsal ve sosyal tüm kesimler ve gruplar tarafından işlenebilen bir suç olması ve son olarak trafik suçlarının kapitalist bir ekonomide satılabilir riskler olmamasıdır. Bulgular cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ve gelir düzeyi gibi değişkenlerin trafik suçlarına yönelik düşünce ve davranışları etkilediğini ortaya koymaktadır. Öte taraftan bulgular, katılımcıların ölümlü ya da yaralanmalı trafik kazası geçirmiş olmalarının trafik kazaları ve trafik suçlarının nedenlerine ve çözüm önerilerine yönelik görüşleri üzerinde önemli bir etki yaratmadığını da ortaya koymaktadır. Trafik suçlarının ışık ihlalinden taksirle ölüme sebebiyet vermeye kadar uzanan farklı suç türlerini içinde barındırması birçok suç kuramının kavramsal bütünleşmesiyle açıklamayı gerektirmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada trafik suçları caydırıcılık teorisi, rutin aktiviteler teorisi ile nötrleştirme teknikleri gibi bazı sosyal öğrenme ve süreç teorilerinin belirli kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, suç sosyolojisi, suç kuramları, trafik kazaları, trafik suçları
Kafatası ve omurga sütununun yaralanması sonucu meydana gelen travmalarda bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniği ile hasarlı yapıların morfolojik açıdan incelenmesi
Kafatası ve omurga travmaları, ülkemiz de dahil olmak üzere dünya genelinde can ve mal kaybı ile bunların yanı sıra ekonomik açıdan da kayıplara sebebiyet veren ciddi problemlerdir. Çoğunlukla motorlu taşıt kazaları kaynaklı olmak üzere; bu durumu düşme, darp, ateşli silah yaralanmaları, kesici ve delici alet yaralanmaları, iş kazaları gibi nedenler izlemektedir. Çalışmamızda; kafatası ve omurga travmasına bağlı yaralanma ve ölümler incelendi. Travmaya bağlı meydana gelen kırıkların çeşitli derecelerde sekele sebebiyet verme durumu ve ölümle ilişkisi belirlenerek, adli tıp polikliniğinde kayıtlı hastaların raporlarındaki travma nedenleri, travma bölgesi, kırık tipi ve eşlik eden patolojiler tanımlanarak, bunların birbirleriyle olan ilişkisini analiz etmeyi amaçladık. 01.01.2017 – 31.12.2020 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği veri tabanında kayıtlı kafatası ve omurga travmasına maruz kalmış 18 – 75 yaş arasındaki 24 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplamda 105 hastanın dosyasını ve BT raporlarını incelemek amacı ile 384 numaralı etik kurul izni ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü' nden hasta bilgilerine erişim izni alındı. Olgularda; cinsiyet, travmanın meydana geliş mekanizması, yaralanma bölgesi, çoklu bölge yaralanmalarının varlığı ve birbirleri ile ilişkisi, travmaya eşlik eden patolojilerin varlığı değerlendirildi. Excel'de hazırlanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Chi Square (ki kare) ve Fisher Exact testleri ile kategoriler arası analiz gerçekleştirildi. Pearson korelasyon testi ile veriler arası analiz gerçekleştirildi, istatistiksel olarak p<0.05' i sağlayan değerler anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda, en sık travma 51-60 yaş aralığında ve erkek bireylerde hesaplandı. En sık travma nedeni %48,6 (51 olgu) oranla trafik kazalarıydı. Kafatasında en çok lineer kırık tespit edildi. En fazla os frontale'de kırık gözlemlendi. Komplikasyon olarak en sık pnömosefali saptandı. Omurga bölgesinde en çok korpus bölgesinde kompresyon tipi kırık meydana geldi. En fazla lumbal vertebralarda kırık gözlemlendi. En çok eşlik eden komplikasyon medulla spinalis hasarı ve paraplejiydi. Tromboemboli ile C1, C4, C5 omurları arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde, istatistiksel açıdan anlamlı (r=1,000; p<0,001) ilişki tespit edildi. Çalışmamızın hastanelerin Adli Tıp ve Acil Tıp birimlerine başvuran hastaların gözlem, tanı, tedavilerinde hekimlere yol göstermesi açısından fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.
Türkiye'de 2020 öncesi trafik kazalarının değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Trafik kazaları her yıl 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetmesine ve 20-50 milyon kişinin yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olmaktadır. Trafik kazası yaralanmaları küresel olarak önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada meydana gelen trafik kazalarının sayısal analizi kullanılarak trafik kazasına karışan kişi ve araç sayıları ile hangi bölgelerimizde ve hangi zaman aralığında yoğunluk yaşandığının tespit edilmesi ve trafik kazalarının nedenlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: TÜİK web sitesinin trafik kazası ve araç istatistiki verileri kullanılmıştır. TÜİK veri tabanından, 2016-2020 yılları arasındaki trafik kazaları analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Veriler temel istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada 2016-2020 yılları arası baz alınarak değerlendirildiğinde, ölümlü ve yaralanmalı kaza sayılarında 2019 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı, motosiklet ile kazaya karışan sürücülerin büyük bir kısmının kaza sonrasında yaşamını kaybettiği, traktör kazalarında yüksek oranla kaza yerinde ölüm oluştuğu, ölümlü kazalarda erkeklerin %55,91' inin sürücü olarak, kadınların %65,08' inin yolcu olarak hayatını kaybettiği, trafik kazası neticesinde Türkiye'nin doğu bölümünde batı illerine göre daha düşük yaralanma ve ölüm oranının yaşandığı, ölüm oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri, yaralanma oranının en yüksek olduğu yaş grubunun ise 15 – 24 yaş grubu olduğu, ölüm ve yaralanma oranlarının yaz aylarında ve hafta sonlarında pik yaptığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Trafik tedbirlerinin hafta sonu ve yaz aylarında arttırılması, kara yollarının iyileştirilmesi ile veriler dâhilinde daha etkili tedbirler alınması sonucunda trafik kazalarının azalacağı kanaatindeyiz.
2018-2021 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen maluliyet raporlarının retrospektif olarak incelenmesi ve güncel yönetmelik/cetvellere göre yeniden değerlendirilmesi
Maluliyet raporlarının düzenlenmesi Adli Tıp pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır. Trafik kazası, iş kazası gibi travmatik olaylara bağlı maluliyet hesabında olayın meydana geldiği tarihe göre farklı yönetmelikler kullanılmaktadır. Bu sebepten dolayı, aynı olay ve aynı yaralanmalara sahip kişiler arasında olay tarihi farklı olduğu için farklı maluliyet oranları hesaplanmaktadır. Bu çalışmada maluliyet hesabında kullanılan bu yönetmelikler incelenerek aralarındaki farkların saptanması ve bu farkların nasıl giderileceği hususunda çözüm önerileri sunulması amaçlandı. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından 2018-2021 yılları arasında düzenlenmiş 359 olguya ait maluliyet raporları incelendi. Raporlarda yer alan tıbbi veriler ve hastane bilgi yönetim sisteminde yer alan tıbbi kayıtlar incelenerek her olgu için yaş, olay türü, ameliyat sayısı, hastane yatışı sayısı gibi olaya ait tıbbi özgeçmişi ve hangi arızalardan oran verilebileceğine ait veriler elde edildi. Her olgu için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (ÇGMK cetveli) ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (Engelli cetveli) hükümleri dikkate alınarak maluliyet oranları hesaplandı. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile analiz edildi. ÇGMK yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının 16,9±24,7, Engelli yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının ise 13,1±20,4 olduğu saptandı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. ÇGMK cetvelinden alınan maluliyet oranları ile Engelli cetvelinden alınan maluliyet oranları arasında pozitif yönde güçlü düzeyde korelasyon (rho=0,808) olduğu saptandı. Oran verilerin arızaların dağılımına bakıldığında eklem hareket kısıtlılığı başta olmak üzere en sık lokomotor sistem arızalarından oran verildiği görüldü. Olgular onarlı yaş gruplarına ayrılarak incelenmesinde her iki cetvelde de yaş grupları arasında maluliyet oranı açısından anlamlı fark olmadığı saptandı.
Kas iskelet sistemi sonucu oluşan maluliyet durumunun "Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association) yaralanma kılavuzu" ile ülkemizde yürürlükte olan "çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği" cetveli ile olgular üzerinden karşılaştırılması ve öneriler
Giriş ve Amaç: Maluliyet kelimesinin sözlükteki karşılığı "sakatlık" olarak belirtilmiş olup herhangi bir kısıtlama veya bir şekilde bir insan için normal sayılan ölçüler dâhilinde bir faaliyet gerçekleştirme yeteneğinin eksilmesi ya da tamamen yitirilmesi durumudur. Bu çalışmada; 31.12.2020 tarihinden önce kas iskelet sistemi yaralanması nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş rastgele seçilen 200 olguya ait yaralanma ve sekellerinin uluslararası alanda kabul görmüş Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzuna göre yeniden değerlendirilerek muayene ve oransal standardın sağlanmasına ışık tutmak ve uluslararası nitelikte ihtiyaç duyulan yeni düzenlemelere önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 31.12.2020 tarihinden önce kas iskelet sistemi yaralanması olan adli makamların istemiyle maluliyet raporu düzenlenmiş rastgele seçilen 200 olguya ait cinsiyet, olay tarihindeki yaş, olay türü, olay tarihi ile değerlendirme arasında geçen süre, başvuru merkezi, yaralanma türü, yaranın anatomik lokalizasyonu, operasyon öyküsü, sinir yaralanması eşlik edip etmediği, yaralanma ve sekellerinin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveline göre oransal karşılıkları, oran tespitinde takdir kullanılıp kullanılmadığı retrospektif olarak tarandı ve değerlendirildi. Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu 5. Baskı kullanılarak yeniden oransal hesaplamalar yapıldı. Veriler SPSS programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirilen 200 olgunun %70.5'inin erkek, %29.5'inin kadın olduğu, en yüksek başvuru nedenini %96.5 ile trafik kazalarının oluşturduğu, en yüksek yaralanma oranının %49.5 ile izole alt ekstremite yaralanmalarına ait olduğu, maluliyet oranı hesaplanan olguların %66'sına takdir uygulandığı belirlendi. "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveli ile AMA kılavuzuna göre elde edilen fonksiyon kayıp oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi. Sonuç: Elde edilen bulgular ışığında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" cetveli, birçok ülkede kullanımda olan uluslararası nitelikteki AMA kılavuzuna göre eksiklikler barındırmaktadır. Ülkemiz için kişinin mesleğine ve yaşına göre maluliyet oranının tayin edilebileceği, ancak bunu yaparken sorgulamaya ve takdir kullanımına mahal vermeyen, trafik kazaları, iş kazaları, meslek hastalıkları, terör, vazife ve harp mallüllüğü gibi durumlarda tek başına kullanılabilecek, objektif ve güncel normlara uygun bir kılavuz oluşturmanın en doğru yaklaşım olacağı kanaatindeyiz.
Ülkemizde günışığı yararlanma zamanına geçilen ve geçilmeyen dönemlerdeki trafik kazası başvuru sayısının ve yaralanma ciddiyetinin geriye dönük taranması
GİRİŞ: Travmalar özellikle trafik kazaları gelişmiş ülkelerde genç toplulukta (1-44 yaş) ölüm nedenleri içinde ilk sırada yer almaktadır. Kaza, Dünya Sağlık Örgüt (DSÖ)'ünün tanımına göre önceden planlanmamış ve beklenmeyen, ancak yaralanma ile sonuçlanabilecek olaydır. Gün ışığı yararlanma zamanındaki(GYZ) değişim sirkadiyen ritim bozulmalarına ve buna bağlı olarak sağlık üzerinde zararlı etkilere neden olabilir. Uyku gecikmesinin neden olduğu sirkadiyen ritim bozulmaları uyku kalitesini ve miktarını bozar ve yorgunluk, baş ağrısı, dikkat ve uykusuzluk gibi çeşitli semptomlara yol açabilir. Acil serviste travmalı hastaların yönetiminde, travma ciddiyetini belirlemek ve ölüm oranını tahmin etmek için birçok skorlama sistemi kullanılmaktadır. Bu skorlama sistemlerinin bazıları fizyolojik parametrelere göre bazıları anatomik bölgelere göre bazıları da her ikisinin birleşimi şeklinde oluşturulmuştur. YCS(Yaralanma Ciddiyet Skoru) bu skorlamalar içinde en kullanışlı olanlarından biridir. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma retrospektif bir çalışma olup Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servise 2014 ve 2015 yıllları kış / 2015 ve 2016 yılları yaz saati uygulaması ile 2016 ve 2017 yılları kış / 2017 ve 2018 yılları yaz saati uygulamalarında günışığı yararlanma zamanına geçiş tarihlerinden önceki ve sonraki 2 haftalık süreçte araç içi trafik kazası nedeniyle başvuran hastalar değerlendirilmeye alınmıştır. Değerlendirme hastane bilgi sistemi ve dosya tarama yöntemi yardımı ile YCS skoru hesaplanarak yapılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya alınan 710 hastanın 201 (28,3%)'i kadın, 509 (71,7%)'u erkek idi. 710 hastanın 414 (58,3%)'ü kış saatine geçiş dönemlerinde(güz döneminde), 296 (41,7%)'sı yaz saatine geçiş dönemlerinde (bahar döneminde) başvurdu. Güz döneminde başvuran toplamda 414 hastanın 221(53,30%)'i kış saati uygulamasının uygulanmadığı dönemde, 193(46,70%)'ü ise kış saati uygulamasının uygulandığı dönemde başvurmuştur. Kış saati uygulamasının uygulanmadığı dönemde başvuran 221 hastanın 186(84,10%)'sı taburcu edilirken 35(15,90%) hastaya yatış yapılmıştır. Kış saati uygulamasının yapıldığı dönemde ise ; 193 hastanın 159(82,39%)'u taburcu edilirken,31(16,06%)'ine yatış verilmiş 3(1,55%) hasta ise ex olmuştur. Bahar döneminde başvuran toplamda 296 hastanın 177(59,79%)'si yaz saati uygulamasının uygulanmadığı dönemde, 119(40,21%)'u ise yaz saati uygulamasının uygulandığı dönemde başvurmuştur. Yaz saati uygulamasının uygulanmadığı dönemde başvuran 177 hastanın 159(89,83%)'u taburcu edilirken 17(9,60%) hastaya yatış yapılmış 1(0,56%) hasta ise ex olmuştur. Yaz saati uygulamasının yapıldığı dönemde ise ; 119 hastanın 101(84,87%)'i taburcu edilirken,17(14,28%)'sine yatış verilmiş 1(0.84%) hasta ise ex olmuştur. SONUÇ: Çalışmamızda GYZ' nin cinsiyet, yaş, YCS skoru, maliyet analizi, taburculuk ve yatış durumlarına etkisi incelendi. Çalışmaya genel olarak bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Bu durum çalışmanın kısa sürelive tek merkezli olmasına bağlanabilir. Daha önceden yapılmış olan bazı çalışmalarda anlamlı farklar saptanmış olup ilerleyen yıllarda ülke çapında daha kapsamlı ve daha uzun süreli çalışmalar yapılabilir. Bu sayede GYZ' nin uzun dönem etkileri de incelenmiş olacaktır. ANAHTAR KELİMELER: trafik kazası, günışığı yararlanma zamanı, yaralanma ciddiyet skoru
2018-2021 tarihleri arasında "sinir sistemi" yaralanması nedeniyle "çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliği cetveli"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş olguların Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association) yaralanma kılavuzuna göre değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Adli Tıbba göre özürlülük; vücutta meydana gelen ya da getirilen yaralanmaların veya kişilerin çalıştıkları meslek ile ilgili fiziksel ve kimyasal etkenlere bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıkların iyileşme döneminden sonra, olaya bağlı sekel halindeki arızaların, kişinin mesleği ve yaşı göz önüne alınarak değerlendirilmesidir. Bu çalışmada; 2018-2021 tarihleri arasında sinir sistemi yaralanması nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş 219 olguya ait yaralanma ve sekellerinin uluslararası alanda kabul görmüş Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzuna göre yeniden değerlendirilerek muayene ve oransal standardın sağlanmasına ışık tutmak ve uluslararası nitelikte ihtiyaç duyulan yeni düzenlemelere önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 2018-2021 tarihleri arasında sinir sistemi yaralanması olan adli makamların istemiyle maluliyet raporu düzenlenmiş 219 olguya ait cinsiyet, olay tarihindeki yaş, olay türü, olay tarihi ile değerlendirme arasında geçen süre, başvuru merkezi, yaralanma türü, operasyon öyküsü, epileptik nöbet geçirme öyküsü, trepenasyon operasyonu eşlik edip etmediği, yaralanma ve sekellerinin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveline göre oransal karşılıkları, oran tespitinde takdir kullanılıp kullanılmadığı retrospektif olarak tarandı ve değerlendirildi. Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu 5. Baskı kullanılarak yeniden oransal hesaplamala yapıldı. Veriler SPSS programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirilen 219 olgunun %69.4'ünün erkek, %30.6'sının kadın olduğu, en yüksek başvuru nedenini %95.89 ile trafik kazalarının oluşturduğu, en yüksek yaralanma oranının %44.75 ile izole kafatası yaralanmalarına ait olduğu, maluliyet oranı hesaplanan olguların %17.35'inin olaydan sonra en az 1 kez epileptik nöbet geçirdiği belirlendi. "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveli ile AMA kılavuzuna göre elde edilen fonksiyon kayıp oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi. Sonuç: Elde edilen bulgular ışığında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" cetveli, birçok ülkede kullanımda olan uluslararası nitelikteki AMA kılavuzuna göre eksiklikler barındırmaktadır. Ülkemiz için kişinin mesleğine ve yaşına göre maluliyet oranının tayin edilebileceği, ancak bunu yaparken sorgulamaya ve takdir kullanımına mahal vermeyen, trafik kazaları, iş kazaları, meslek hastalıkları, terör, vazife ve harp mallüllüğü gibi durumlarda tek başına kullanılabilecek, objektif ve güncel normlara uygun bir kılavuz oluşturmanın en doğru yaklaşım olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Adli Tıp, maluliyet, yönetmelikler, AMA kılavuzu, trafik kazası
Trafik kural ihlallerinde sürücü kusurlarının İslam Ceza Hukuku açısından değerlendirilmesi
Günümüz hukukunda ele alınan trafik kanunları kendine mahsus yönetmelikle yürütülmekte ve kural ihlalleri de bu kapsamda cezalandırılmaktadır. Bazı durumlarda özellikle yönetmeliği aşan hallerde, kişilerin ve toplum menfaatlerinin devreye girdiği durumlarda, cari hukuk sisteminin genel ve özel hükümlerinin icra alanı bulduğu muhakkaktır. Trafik kural ihlalleri sebebiyle maddi zararlarda maddi tazmin yoluna gidilebilirken cana ve beden bütünlüğüne zarar verilmesi hallerinde kişiler hem maddi cezaya hem de özgürlükten mahrum edilmek için hapis cezasına çarptırılabilmektedir. Son zamanlarda yapılan ceza artırımları sürücülerin kurallara daha titiz uymaları noktasında fayda sağlamaktaysa da denetimlerin eksik olduğu ya da denetimin yapılamadığı durumlarda vicdan, ahlak ve din olgularının zayıflığı gibi sair saikler sebebiyle sürücüler tarafından kural ihlalleri gerçekleştirilebilmektedir. İslam ceza hukuku bu noktada hem dini hem de şer'i olarak ortaya koymuş olduğu kurallar bütününe uyulması şartıyla kişileri her iki cihanda da selamete ulaştırmayı temin eder. Bu tezimizde trafikte sürücüler tarafından yapılan trafik ihlallerinin günümüz hukukundaki cezalarını ve İslam ceza hukukundaki karşılıklarını ele almaya gayret ettik. Bunu yaparken kazalarda ve ihlallerde en büyük etken olan irade faktörünü şematik hale getirerek meydana gelebilecek ihlal neticelerinin sebeplerini ortaya koymaya çabaladık. İhlalleri tek tek olmasa da trafik kural ihlallerinde meydana gelebilecek ihtimallere değinmek suretiyle kişilerin mesuliyetlerini İslam Ceza Hukuku açısından izah etmeye çalıştık. Oluşturulan şemalar kapsamında ihtiyaç halinde konulacak kuralların ve bu kuralların ihlalleri neticesinde ortaya çıkabilecek neticelerin İslam Ceza Hukuku'ndaki yerinin tespitini kolaylaştıracağı kanaatindeyiz. Netice olarak trafik kurallarının ve ihlalleri neticesinde ortaya çıkan durumların günümüz cari hukuk sistemiyle alakalı olduğu kadar İslam Ceza Hukuku'yla da yakından alakalı olduğunu ve hatta daha derin bir ilişkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Motorlu kara taşıtlarında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazalarının ülke ekonomisine etkisi
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde araç sayısı 22 milyonu aşmış durumdadır. Araç sayısının fazlalığı ulaşımda birçok problemi beraberinde getirmektedir. Bunlardan en önemlisi kara yolları üzerinde hareket halinde bulunan araçların karıştığı ölüm, yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan olaylardır. TÜİK verilerine göre 2018 yılında toplam 1 230 000 yakın kaza meydana gelmiştir. Trafik kazaları ölüm ve yaralanmaların dışında büyük miktarlarda ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Trafik kazaları hakkında tutulan veriler ve hesaplanan istatistikler, trafik kazaları hakkında genel bilgiler vermektedir. Oysa trafik kazalarının vermiş oldukları zararlar dolayısıyla ayrı ayrı değerlendirilmesi, trafik kazalarının sonuçlarının vermiş oldukları zararların büyüklüğü dolayısıyla daha fazla önem göstermektedir. Türkiye'de oluşan trafik kazalarının maddi bilançosunun yaklaşık 39 milyar lira tutarı geçmektedir. Bu rakamın Türkiye'nin ithalata bağlı cari açığındaki etkisi çok büyüktür. Bugüne kadar Trafik kazalarından sonra değişmesi gereken ithal parçaların cari açığa etkisi ile alakalı bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda tüm bu eksiklikler ve olumsuzluklar dikkate alınarak, maliyet eksenli ileride yapılacak kaza analizlerinin doğruluğu, tutarlılığı ve bilimselliği açısından ortaya yeni veriler sunmaktadır.
Video görüntülerinden trafik kazası riskini gerçek zamanlı belirleyen bir sistem tasarımı
Trafikteki can ve mal güvenliğini tehlikeye atan davranışların gözlemlenmesi, nedenlerinin anlaşılması ve bununla ilgili gerekli önlemlerin alınması günümüzde önemli araştırma konularından biridir. Trafik akışının düzenli bir şekilde sağlanması, sürücü davranışlarının caydırıcı önlemler geliştirilerek kontrol altına alınması ile mümkündür. Trafik düzeninin sağlanması trafiği oluşturan tüm unsurlar için psikolojik, zamansal ve maddi kazancı beraberinde getirir. Ancak bu durumun belki de en büyük getirisi hiç kuşkusuz insan hayatının korunması ile ilgilidir. Bu çalışmanın ana amaçlarından biri araç davranışlarının analizinde bir otomasyon sağlayarak trafik akışının ve düzeninin kontrol altına alınmasını kolaylaştırmaktır.Bu çalışmada trafik görüntülerini kullanarak takip edilen araçların hareket yörüngelerini inceleyen, bu yörüngelerden trafik kamerasının görüntü alanındaki yol modellerini öğrenebilen, öğrenilen bu yol modelleri yardımıyla araçların olağandışı davranışlarını tespit eden ve birbirleri ile ilişkilerine göre de kaza olasılıklarını tahmin eden bir sistem tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla öncelikle, trafik kamerasının görüş açısındaki yolda hareket eden araçların davranışlarının öğrenilmesi sağlanmıştır. Video görüntüleri çeşitli ön işlemlerden geçirildikten sonra, Adaptif Gauss Karışım Modeli yöntemi ile ön plan, arka plandan ayrıştırılır. Sonrasında tüm araçların merkez noktası tespit edilir ve Lucas-Kanade Optik Akış yöntemi kullanılarak takip edilir. Araçların takibi sonucu üretilen hareket yörüngeleri kullanılarak kamera açısı dahilindeki yolun, araçların hareketlerine göre modellenmesi sağlanır. Bu amaçla üretilen tüm hareket yörüngeleri kümelendikten sonra her kümeyi temsil eden ve Gauss Karışımı destekli Saklı Markov Modeli olarak ifade edilen genel yol modelleri bulunur. Sistemin uygulama aşamasında ise takip edilen araçların üretilen genel yol modellerine göre davranışları incelenir ve bu incelemelerin sonuçlarına göre anomali trafik durumları kolaylıkla tespit edilir. Bu işlemlerin ardından uygulama sürecinde takip edilen araç için üretilen kısmi yörüngelerin genel yol modelleri ile yaptığı açı ve uzaklık bilgileri kullanılarak sınıflandırma işlemi yapılır. Araçların sınıflandırıldığı yol modelindeki durumuna ve diğer araçlarla olan ilişkilerine göre anlık hız, konum, ve hareket doğrultusu parametrelerinin değerlendirilmesi sonucunda bir kaza risk faktörü değeri elde edilir. Kaza risk faktörü düşük, orta ve yüksek risk olmak üzere 3 kategoride değerlendirilir. Kaza risk faktörünün zamana göre değişimine göre de kaza riskini belirten bir alarm üretilir. Genel yol modelinin öğrenilmesi sonucu kaza risk faktörü sadece kaza yapma olasılığı bulunan yol modellerinde hareket eden araçlar arasında incelenerek sistemin çalışma performansı artırılır.Çalışma kapsamında elde edilen deneysel sonuçlara göre sistemin %80 doğruluk ve %68 hassasiyet oranı ile kaza riskini belirlediği sonucuna ulaşılmıştır. Testlerde kazaların 2.9 ile 1 saniye öncesinden tahmin edilebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Sistemin başarımının kamera görüş açısı, trafik yoğunluğu, hareket eden araçların doğru tespit ve takip edilmesi gibi parametrelere göre değişebildiği gözlemlenmiştir.Araç trafiğini oluşturan unsurların otomatik olarak incelenmesi ve kaza risk faktörlerinin üretilmesi ile trafik koordinasyon merkezlerinde operatör bağımlı yapıdan daha esnek ve geliştirilebilir bir yapıya geçilebilecektir. Sistemin en önemli özelliklerinden biri yol modelinin otomatik olarak öğretilebilir olmasıdır. Bu sayede mevcut trafik kameraları kullanılarak anomali durumlarının ve kaza riskinin oluştuğu anlarda ilgili noktalara odaklanma sağlanabilecektir. Bu da kamera ağının insan kaynağına minimum ölçüde bağımlı hale gelmesini sağlayacak ve genişletilmesine yardımcı olacaktır. Ayrıca anomali yaratan durumların belirlenmesi ve kazaların tahmini sonrasında ihtiyaca göre polis ekiplerinin veya sağlık ekiplerinin bölgeye sevkedilmesi süreci hızlandırılabilecektir. Hali hazırda birçok büyük şehirde trafik kameralarının kurulu olması da bu sistemin uygulanabilirliği açısından büyük bir avantaj oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Trafik kazası risk analizi, anomali tespiti, hareket yörüngesi kümeleme ve sınıflandırma, trafik görüntülerinde araç tespiti ve takib
01.01.2009-31.12.2012 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine başvuran trafik kazalarında alkol oranı
Bu çalışmada 01.01.2009–31.12.2012 tarihleri arasında acil servise başvuru yapan 393769 kişi içerisinden, trafik kazası sebebiyle gelen 2290 olgunun dosyası incelenmiş ve bu kazalarda alkolün rolü araştırılmıştır. Olguların en fazla haziran ve ağustos aylarında acil servise başvurdukları görülmüştür. Bunların 595 kadarında alkol araştırması yapılıp, bunlardan da 66 kadarında yasal sınırın üzerinde alkol tespit edilmiştir. Trafik kazası sebebiyle gelen olguların ortalama yaşı 30,99±16,8 'dir. Kazazedeler çoğunlukla 15-25 yaş aralığında olup, tüm kazazedelerin % 87,2 sini 50 yaş ve altındakiler oluşturmaktadır. Kazazedelerin %71,5'i erkek, %28,5'i kadındır. Olay esnasında kazazedelerde en çok baş-boyun (%22,2) ve ekstremite (%13) yaralanmaları meydana gelmiştir. Vakaların büyük çoğunluğunun (%46,6) yaralanma bölgesi ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Acil Servisteki müdahaleden sonra olgular en çok ortopedi servisine gönderilmektedir. Vakaların %18,7' sinde kemik kırığı saptanmamış olup, kemik kırığı saptananlarda ise en çok (%10,9) alt ekstremite kemiklerinde kırık saptanmış, vakaların %50,8' inde kemik kırığı olup olmadığıyla ilgili veri bulunamamıştır. Dosyası incelenen 2290 hastadan 16 tanesi (%0,7) vefat etmiştir. Bu olguların %65,7 si kazalardan sağ kurtulmuş olup, %33,6 sının vefat edip etmediği bilgisine ise ulaşılamamıştır.
Trafikte olay yönetimi ve süreç tahmini: İstanbul TEM otoyolu örneği
Karayolları üzerinde meydana gelen trafik kazası, araç arızaları, tekerlek patlaması, yük dökülmesi, yakıt bitmesi gibi olaylardan dolayı öngörülemeyen trafik tıkanıklıkları ortaya çıkmakta veya mevcut olan tıkanıklığın düzeyini artırmaktadır. Bu sorunun çözümü veya etkisinin azaltılması planlı, sistematik ve iyi koordine olmuş insan, kurum ve teknik kaynakların verimli kullanılmasını sağlayan bir olay yönetimi ile mümkün olabilecektir. Trafikte olay yönetimi, uygulanacak olan stratejinin belirlenmesi açısından olay sürecinin başlangıçtan son aşamasına kadar önceden tahmin edilmesini gerektirmektedir. Buna uygun olarak da, olayın meydana geldiği andan trafiğin normal haline dönünceye kadar geçecek süreç verimli bir şekilde yönetilerek olayın olumsuz etkileri en az seviyeye indirilebilmektedir. Bu amaca yönelik olarak tez çalışması kapsamında, İstanbul TEM Otoyolu üzerinde meydana gelen trafik kazası verileri elde edilmiştir. Bu kaza verileri, K-ortalama kümeleme yardımıyla olay sürelerine göre kısa, orta ve uzun olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Kaza verileri ve grup özelliklerinden faydalanarak, CHAID ve C&RT Karar Ağacı metodları ile olay süresi tahmin modelleri oluşturulmuş ve test edilmiştir. Test sonuçlarında, her iki model için tahmin doğruluğu %76'nın üzerinde bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, oluşturulan her iki modelin kullanılabilir oldukları görülmüştür.
Analysis of fatal and injury crashes by geographical information systems: Acase study of Gazi̇antep
According to General Police Department's 2013 statistics, Gaziantep ranks 10 in fatal and injury accident rankings in Turkey. The traffic accidents have became an important issue for Gaziantep as a result of the economical improvement of the city which has led to increased amounts of vehicles and immigrants. However; there is no causal relation or a model study to explain the relativity between the reasons and geographical locations of the accidents. Lack of such a study makes it harder to bring basic factors which affects fatal and injury accidents to a solution in real terms. In this study, it was aimed to identify accident hot spots according to geographical coordinates. For this purpose, information about the accidents which occur in 2013, provided by regional police department and a database created for analyze. With support of Geographical Information System (GIS), Kernel Density Estimation method used for create a model for find the parameters which is effective on accident occurrence. In order to do this, accidents were viewed on a map with locations using Geographical Information System (GIS) and were analyzed according to accident coordinates, time of accident, weather condition, type of road coat, type of road, proximity of accident areas to intersections, driver information, driver's use of alcohol, number and types of cars involved in the accident, driver, passenger, pedestrian distribution and reason of accident occurrence. As a result of the analyses conducted, it is concluded that hot spots are generally on junctures and possible solutions are offered for high risk areas.
İstanbul Kadıköy C bölgesinde meydana gelen trafik kazalarının coğrafi bilgi sisteminde incelenmesi
Toplumsal hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak karsımıza çıkan seyahat etme ihtiyacı, ulastırma sistemleri olgusunu da beraberinde getirmektedir. Sosyal, ekonomik ve teknolojik alanlardaki gelismelere paralel olarak, insanların daha rahat ve daha konforlu yasama ve zamanı ekonomik kullanma istekleri, yeni ulasım alternatiflerinin kesfedilerek kullanılmasına neden olmaktadır. Ulasım sektörü, günümüzde insanlarımıza oldukça fazla alternatif sundugu halde; toplu tasıma özelligi tasıyan ve daha güvenli olan demiryolu, deniz ve havayolu yerine ülkemizde yogunlukla karayolu tercih edilmektedir. Su an için ülkemizde yolcu tasımacılıgının % 95 i, yük tasımacılıgının ise % 90 ı karayolu ile gerçeklestirilmektedir. Ülkemizde yük ve yolcu tasımacılıgının büyük bir bölümünün karayoluyla gerçeklestirilmesi gerek sürücü gerekse yol kapasitelerinin yetersizligi gibi nedenlerde eklenince, trafik kazaları dünya ortalamasını çok üzerinde olmaktadır. Bu çalısmada, ülkemiz nüfusunun %15'nin, araç sayısının ise yaklasık %23.8'nin bulundugu stanbul ili sınırları içerisinde meydana gelen trafik kazalarının genel degerlendirilmesi yapılmıs olup ve stanbul Anadolu yakasında (stanbul C Bölgesi) meydana gelen trafik kazaları CBS (Cografi Bilgi Sistemi) ortamında detaylı olarak degerlendirilmistir. Bu kapsamda, stanbul genelinde meydana gelen trafik kazaları genel olarak degerlendirilmesinin ardından stanbul Anadolu yakasında (C Bölgesinde) meydana gelen trafik kazaları kazanın meydana geldigi yer, hava durumu, kazaya karısan araç sayıları gibi veriler farklı yıllar için grafik olarak irdelenmistir. Ayrıca C bölgesi Kadıköy ilçesi sınırları içerisinde yer alan D-100 karayolu, Sahil Yolu, Bagdat Caddesi, Minibüs Yolu ve bazı ana arterler üzerinde meydana gelen kazalar CBS' ye aktarılarak incelenmistir. Yapılan bu incelemede her bir kesim üzerinde meydana gelen trafik kazaları bilgileri girilmis (kaza sayısı, ölü sayısı, yaralı sayısı gibi) trafik kaza bilgileri hesaplanarak CBS de sorgulaması yapılmıstır. Sonuç olarak, çalısma kapsamında stanbul C Bölgesinde 2003 yılında meydana gelen 25.098 adet kaza ve kazaya karısan 51.343 adet araç için, 2004 yılında meydana gelen 52.576 adet kaza, ve kazaya karısan 103,213 adet araç için ve 2005 yılında ilk 8 ayda meydana gelen 37.383 adet kaza ve kazaya karısan 73.383 adet araç için degerlendirme yapılmıstır. CBS`de yapılan degerlendirmelerden trafik kazalarının C bölgesi Caddelerine göre dagılımı ortaya konulmus, trafik kazası açısından riski yüksek olan bölgeler tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler: Cografi Bilgi Sistemi, Trafik Kazaları, stanbul, Kadıköy C Bölgesi, Veritabanı.
Kerkük il merkezinde bulunan çevre yolu güvenliği ve geometrik standartlarının incelenmesi
Karayolları ülkemizde en popüler ulaşım şeklidir. Karayolu tercihinin yüksek olması araç sayısının artmasına ve dolayısıyla trafik yoğunluğunda artışa neden olmaktadır. Trafik yoğunluğundaki artış trafik kazalarının yaşanmasına neden olmaktadır. Yol güvenliğinde iyileştirilme, trafik kazalarını ve kazalardan kaynaklanan kayıpları azaltacaktır. Irak İstatistik Bürosu'na göre trafik kazalarına yol açan faktörler arasında yol faktörü neredeyse yok denebilecek kadar düşüktür. Fakat gelişmiş ülkelere baktığımızda yol faktörlerine bağlı kaza oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Meydana gelen kazalarda yol kaynaklı kusurların tespiti, istatistiklere yansıyan diğer faktörleri de azaltacaktır. Bu çalışma, Kerkük'ün merkezindeki yol geometri standartlarını ve yol güvenliğini araştırarak, incelenen ve ters yatay kavislere sahip olan yollarda en düşük geometrik standartlara sahip iki bölümü tanımlamaktadır. Materyaller yol kesiminin ilgili kurumlarından temin edilmiştir. Proje tarafından belirlenmiş yol kesit verileri (mühendislik hızı, yatay kurp yarıçapı, geçiş eğrisi, yatay kurp uzunluğu, çıkma, eğim, düşey kurp uzunluğu elde edilir. Projedeki değerlerin uygulamadaki değerlerden farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için saha çalışmaları da yapılmıştır. Saha gezisi sırasında belirlenen bölümlerde güncel bir yol haritası temin edilmiştir. Elimizde bulunan bu harita ile projede yer alan değerler karşılaştırılmıştır. Veriler farklı ise, mevcut değer kabul edilmiştir. Ulaşılan değerler geometrik standart tablo ile karşılaştırılmıştır. Geometrik standart tabloda düz kesitler dikkate alınmıştır. Yol bölümlerinin belirlenmesi için geometrik kriterler tespit edildikten sonra, ilgili kurumlardan bu yol bölümlerine ilişkin dört yıllık trafik kazası verileri elde edilmiştir. Trafik kazası oluşum kalıpları ile geometrik kriterler arasındaki ilişki incelenmiş ve sonuçlar ortaya konmuştur.
Uygulamada taksirle yaralama ve öldürme suçları: Trafik kazaları
5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu "Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar" başlığı altında ulusal ve uluslararası temel haklardan biri olan taksirle yaralama suçunu düzenleyerek, kişilerin vücut dokunulmazlığını yasal olarak korunma altına almıştır. TCK'nın 22. maddesi taksirin tanımı ve devam eden fıkralarında basit ve bilinçli taksir ayrıca, TCK 21/2'de olası kast kavramları düzenlenmiştir. Trafik kazalarının sebebi olan eylemlerin taksirin bir şekli olan bilinçli taksirle mi yoksa kastın bir şekli olan olası kastla mı işlendiği konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Mülga 765 sayılı TCK'da trafik kazaları genel olarak kusur oranıyla açıklanmışken günümüz yargı kararlarında artık bu eylemlerin bazılarının taksirden daha ağır istisnai bir sorumluluk olan olası kast alanına sokulmaya başlanılmıştır. Bunun sebebi hiç şüphesiz sürücülerden kaynaklı ihmaller zincirinin fazlalığı sonucunda meydana gelen trafik kazalarının artması ve bunun sonucunda ölüm sayılarındaki artış yaşanması caydırıcılık için daha ağır yeni bir derece oluşturulmasına neden olmuştur. Bu nedenle kanun koyucu ceza artırımı ve trafik kazalarını taksirden kastın bir derecesi olan olası kasta dahil etmek yoluyla caydırıcılığı sağlamakla birlikte ayrıca kazaların azaltılması bakımından sürücüler için de tehdit algısı oluşturmaya çalışmıştır. Trafik kazalarından kaynaklı ölüm ve yaralama suçunda hukuka uygun bir cezaya hükmedilmesi için her iki kavramın net bir ayrımının yapılması önem arz etmektedir. Resmi istatistiklere göre trafik kazalarının yüksek oranı ve sonuçları karşısında hem devlet hem de toplum açısından tehlikeliliğini devam ettirmektedir. Tezin amacı, bu suçta caydırıcılığın yanında taksirli suç ile olası kast konusundaki kafa karışıklığını azaltmak, kanun maddesinin daha basit ve anlaşılabilir bir şekilde ifade edilmesini sağlamak için öğreti ve uygulamada eksik olarak ifade edilen hususları incelemek, tartışmak ve çözüm önerileri sunmaktır.