Mevzuat

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yaş sebze ve meyve sektörü mevzuatının dağıtım kanalları açısından incelenmesi (1953-2013); 5957 sayılı Kanundan beklentiletiler

azarlama, ürünlerin üreticilerden nihai tüketiciye doğru akışını sağlayan eylemler bütünüdür. Diğer bir deyişle Pazarlama, kişilerin veya örgütlerin amaçlarına uygun şekilde değişimi sağlamak üzere; ihtiyaçları tatmin eden mal ve hizmetlerin üretilmesi, fiyatlandırılması, satış çabası, dağıtımı ve tutundurulması sürecidir. Pazarlama dağıtım kanalları vasıtası ile yapılır. Pazarlamada dağıtım kanalları, bir mal veya hizmetin üreticisinden tüketiciye ulaşana kadar izlediği süreçtir. Diğer bir tanımla, değişim değeri olan ürünleri üretildiği yerden, tüketildiği yere kadar ulaştıran, bunun için çalışan, birbiriyle ilişki halinde olan kişi, kurum, kuruluşların oluşturduğu sistemdir. Bu çalışmamızda sebze ve meyve ticaretinde dağıtım kanalları incelenmeye çalışılacaktır. Ulusal ve uluslararası ekonomide önemli bir yere sahip bulunan meyve ve sebze yetiştiriciliği, tarımsal kalkınmamıza büyük katkıda bulunan bir faaliyet alanı olma özelliğini göstermektedir. Gerçekten meyve ve sebze üretimi bugün toplam tarımsal üretimin yaklaşık %8?ini, tüm tarımsal ihracatın % 33?ünü oluşturmaktadır. Türkiye ekolojik yapısı açısından çok çeşitli meyve ve sebze üretimine elverişlidir. Tropik ürünler hariç, tüm yaş sebze ve meyve çeşitleri ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Yaş sebze ve meyvenin yurtiçi dağıtım sistemi ve dağıtım kanalları yasalarla belirlenmiş ve yaş sebze ve meyvenin bu yasal düzenlemeler çerçevesinde üreticiden tüketiciye ulaşması amaçlanmış, dahası bu dağıtım kanallarının dışına çıkılması da yasaklanmıştır. Bu düzenlemelere uymayanlara ciddi yaptırımlar uygulanması hükme bağlanmıştır. Bu çalışmamızın konusu, gerek ekonomimiz, gerek ihracatımız, gerek sanayimiz gerek yaşamımız için vazgeçilmez unsurlardan olan yaş sebze ve meyvenin dağıtım kanallarının, bu kanalların yaşadığı hukuki aşamalarının incelenmesi ve mevcut durumun analiz edilmesidir. Çalışmamızda son elli yıl içinde uygulamaya konulan 1960tarihli ve 80 sayılı Kanun, 1995 tarihli ve 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2010 tarihli ve 5957 sayılı Kanun ele alınarak incelenmeye, aralarındaki ilişkiler irdelenmeye, getirdikleri düzenlemelerin içerikleri analiz edilerek kümülatif bir değerlendirmeye tabi tutulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, ürün, üretici, üretici, tüketici, kurum, kuruluş, örgüt, mal, hizmet, fiyat, dağıtım, meyve, sebze, tarımsal üretim, tarımsal kalkınma, 80 sayılı Kanun, 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 5957 sayılı Kanun

Dağıtım kanallarıHukuki işlemlerKanunlar+5
Hüseyin Kır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticaret ve hukuksal altyapısı

İnsanlığın gördüğü en hızlı değişim süreçlerinden birisinin tam ortasındayız. Daha birkaç yıl öncesine kadar bilgi teknolojilerinden haberdar olmayan insanlar bugün sınırsız bilginin kullanıcıları haline geldiler. Bu gün teknolojinin ulaştığı seviye, bireylerin ve devletlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi faaliyetlerini dijital bir ortamda yapmalarına imkan sağladı. Bu durum piyasaların küreselleşmesine, tek bir Pazar haline gelmesine yol açtı. Artık içinde yaşadığımız ekonomi, bilgi ekonomisi ve haberleşmedir. Toplum alanında, ekonomide ve diğer tüm alanlarda ortaya çıkan çok boyutlu ve dinamik gelişmelere özellikle bilişim teknolojisindeki gelişmelerin eklenmesi ile ticaret de değişikliğe uğrayarak geleneksel usulleri aşıp teknolojik ortamda gerçekleştirilebilecek bir niteliğe kavuşmuştur. Günümüzde taraflar fiziki bir bağlantı ya da değişime girmeksizin elektronik ortamda karşılıklı olarak alışverişte bulunmaları ve daha bunun gibi sayısız işlem ve faaliyetleri gerçekleştirmeleri, bilinen terimiyle e-ticaret yapmaları mümkün oldu. Hiç şüphesiz sanal ortamda yapılan bu faaliyetler karşılanması gerekli yeni ihtiyaçları ve cevap bekleyen sayısız sorulan da beraberinde getirdi. Bugün tüm elektronik ticaret ve ilgili faaliyetlerini sağlıklı ve güvenli bir sisteme kavuşturacak olan yegane formül etkin ve güvenilir bir yasal çerçevenin oluşturulmasıdır. İnternete ilişkin düzenlemelerin önündeki en büyük problem, internetin özgür ortamı ile hukukun niteliği gereği düzenleyici ve kısıtlayıcı olan karakterleri arasındaki çatışmanın uzlaştırılabilmesidir. Bu problemi devletlerin iç hukuk hükümleri ile çözmek imkansızdır. Buradaki yegane çözüm tüm dünyayı kapsayan bir düzenlemeye, işbirliğine gidilmesidir. Ülkemizde internet ve hukuk konusunda ne mevzuatın, ne doktrinin ne de yargı uygulamalarının yeterli olduğu söylenemez. Dünyadaki internet kullanım oranına göre çok düşük kullanıcıya sahip olan ülkemizde internet hukuku da henüz emeklemeye başlayan bir çocuk gibidir.

Elektronik ticaretHukuka uygunlukHukuki yapı+3
Osman Ertürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kas iskelet sistemi sonucu oluşan maluliyet durumunun "Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association) yaralanma kılavuzu" ile ülkemizde yürürlükte olan "çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği" cetveli ile olgular üzerinden karşılaştırılması ve öneriler

Giriş ve Amaç: Maluliyet kelimesinin sözlükteki karşılığı "sakatlık" olarak belirtilmiş olup herhangi bir kısıtlama veya bir şekilde bir insan için normal sayılan ölçüler dâhilinde bir faaliyet gerçekleştirme yeteneğinin eksilmesi ya da tamamen yitirilmesi durumudur. Bu çalışmada; 31.12.2020 tarihinden önce kas iskelet sistemi yaralanması nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş rastgele seçilen 200 olguya ait yaralanma ve sekellerinin uluslararası alanda kabul görmüş Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzuna göre yeniden değerlendirilerek muayene ve oransal standardın sağlanmasına ışık tutmak ve uluslararası nitelikte ihtiyaç duyulan yeni düzenlemelere önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 31.12.2020 tarihinden önce kas iskelet sistemi yaralanması olan adli makamların istemiyle maluliyet raporu düzenlenmiş rastgele seçilen 200 olguya ait cinsiyet, olay tarihindeki yaş, olay türü, olay tarihi ile değerlendirme arasında geçen süre, başvuru merkezi, yaralanma türü, yaranın anatomik lokalizasyonu, operasyon öyküsü, sinir yaralanması eşlik edip etmediği, yaralanma ve sekellerinin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveline göre oransal karşılıkları, oran tespitinde takdir kullanılıp kullanılmadığı retrospektif olarak tarandı ve değerlendirildi. Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu 5. Baskı kullanılarak yeniden oransal hesaplamalar yapıldı. Veriler SPSS programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirilen 200 olgunun %70.5'inin erkek, %29.5'inin kadın olduğu, en yüksek başvuru nedenini %96.5 ile trafik kazalarının oluşturduğu, en yüksek yaralanma oranının %49.5 ile izole alt ekstremite yaralanmalarına ait olduğu, maluliyet oranı hesaplanan olguların %66'sına takdir uygulandığı belirlendi. "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveli ile AMA kılavuzuna göre elde edilen fonksiyon kayıp oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi. Sonuç: Elde edilen bulgular ışığında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" cetveli, birçok ülkede kullanımda olan uluslararası nitelikteki AMA kılavuzuna göre eksiklikler barındırmaktadır. Ülkemiz için kişinin mesleğine ve yaşına göre maluliyet oranının tayin edilebileceği, ancak bunu yaparken sorgulamaya ve takdir kullanımına mahal vermeyen, trafik kazaları, iş kazaları, meslek hastalıkları, terör, vazife ve harp mallüllüğü gibi durumlarda tek başına kullanılabilecek, objektif ve güncel normlara uygun bir kılavuz oluşturmanın en doğru yaklaşım olacağı kanaatindeyiz.

Kas-iskelet sistemiKazalarMaluliyet değerlendirmesi+3
Halid Eröz
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim mekanizmalarının kentsel dönüşüm algısı ve uygulamaları üzerindeki etkisi: İngiltere, Almanya ve Türkiye örnekleri

Tür kiye'de "kentsel dönüşüm" uygulamaları, "çoğunlukla Avrupa uygulamalarından ithal edilmiş model ve araçların kullanıldığı, parçacıl ve anlık çözümler üreten bir müdahale biçimi" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu tür parçacıl ve tek boyutlu müdahalelerin, uzun vadede kent mekanında, sosyo-ekonomik ve doğal yapıda olumsuz değişimlere neden olması olasıdır. Bu noktada ülkenin hukuki altyapısının, sosyo-kültürel ve ekonomik koşullarının, yönetim mekanizmalarının ve doğal değerlerinin göz önünde bulundurulduğu, özgün bir "dönüşüm" yaklaşımının oluşturulması şarttır. Böy le bir yaklaşımın geliştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan literatür çalışmalarına, "yönetim mekanizmalarının kentsel dönüşüm algısı ve uygulamaları üzerindeki etkisi"nin çözümlenmesi yönünde bir katkı sunmak doğrultusunda; iki ayrı Avrupa ülkesinde (İngiltere ve Almanya) sürdürülmekte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının birbirleri ve Türkiye'deki kentsel dönüşüm uygulamaları ile aralarındaki farklılıkların, yönetim mekanizmaları, mevzuatları ve kurumsal araçları ekseninde incelendiği bu çalışma kapsamında; her üç ülkenin de devlet yapısı, yönetim gelenekleri en üst düzey olan "merkezi yönetim" birimlerinden, en alt düzey olan "yerel yönetim" birimlerine kadar incelenmiş, bu birimler arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Ele alınan bu üç ülkeden birer dönüşüm projesi; dönüşüm sürecine dahil olan aktörler, bu aktörlerin kullandıkları araçlar (kurumsal araçlar) ve aktörler arasındaki yetki dağılımı kapsamında değerlendirilmiştir. İng iltere ve Almanya'da uygulanmakta olan dönüşüm projelerinde benimsenen yaklaşımların, söz konusu ülkelerin devlet yapılanmaları, mevzuatları ve yönetim mekanizmaları ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Türkiye başlığı altında incelenmiş olan dönüşüm projesindeki yaklaşımların ve projede görev alan aktörler arasındaki ilişkilerin ise; ülkenin yönetim mekanizmalarının işleyişinden oldukça kopuk, devletin ve planlama politikalarının temel ilkelerine aykırı bir yapıda sürdürüldüğü görülmüştür. A nahtar Kelimeler: Kentsel dönüşüm, yönetim mekanizması, mevzuat, kurumsal araç, proje aktörleri.

Mevzuat
İlkin Güneş Eraslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

1 Haziran 2005 tarihinden sonra mevzuatımızda yapılan düzenlemelerin olay yeri inceleme çalışmalarına getirdiği değişiklikler

Adli bilimlere göre mükemmel suç yoktur. Her suç olayının arkasında, soruşturmacıları maddi gerçeğe ulaştırabilecek birtakım izler ve deliller kalabilmektedir. Suç soruşturmalarının vazgeçilmez bir hükmü olan delilden sanığa gidilerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olgusunun temelini, adli olayın delillerinin saptanması oluşturmaktadır.Suç soruşturmaları yapılırken, kolluk kuvvetlerini maddi gerçeğe ulaştırabilecek en önemli materyaller, olay yeri inceleme çalışmaları esnasında elde edilen maddi delillerdir. Suç mahallinde elde edilen delillerin meşruluk kazanabilmesi için hukuka uygun olması ve yürürlükteki mevzuat içerisinde elde edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde, 1 Haziran 2005 tarihine kadar, olay yeri inceleme çalışmaları, bağlantılı olarak biyolojik incelemeler ve fiziki kimliğin tespiti çalışmalarının konumu ile ilgili olarak, kolluğu genel anlamda sınırlayıcı düzenlemeler bulunmamaktaydı. Kolluk kuvvetleri olay yeri inceleme çalışmalarını doğrudan başlatıp yürütebilmekteydiler. Elde edilen biyolojik delillerin incelenmesi hususunda, kendi inisiyatifleri çerçevesinde hareket edebilmekteydiler. Fiziki kimliğin tespiti ile ilgili olarak, şüphelilerin parmak izleri, Polis Vazife Salahiyet Kanunu çerçevesinde, alınabilmekteydi. Mevzuatımızda, Avrupa Birliğine uyum süreci içerisinde, yukarıda bahsedilen konuları da kapsayan kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu ve beraberindeki yönetmelikler ile genel olarak olay yeri inceleme faaliyetleri, hukukumuzda yerini almıştır. Yapılan kanuni düzenlemelerle, kolluğun adli yetkileri devam etmesine rağmen, artık bu yetkilerini kullanabilmesi için adli mercilerden izin alınması gerekmektedir.Suç soruşturmalarının ilk en önemli evresi olan olay yeri inceleme çalışmalarının, mevzuat içerisinde düzenlenmesi, özellikle kişi hak ve özgürlükleri açısından önemlidir. Fakat yapılan bu düzenlemeler, adalet anlayışı içerisinde, maddi gerçeğe ulaşmak için yapılan adli çalışmaları aksatmamalıdır.Anahtar kelimeler: olay yeri inceleme, soruşturma, maddi delil, mevzuat

Adli tıpDelilMevzuat+3
Ümit Fatih Kaygısız
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş sağlığı güvenliği mevzuatları çerçevesinde Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinin (OSGB) karşlaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını yapmak üzere yetkilendirilmiş birimlerdir. Bu çalışmanın amacı OSGB'lerde görevli personelin yasal düzenlemelerden ve çalışma ortamındaki uygulamalardan kaynaklanan sorunları ve bu sorunların çözüm önerileri incelemektir. Çalışmada OSGB kurulabilmesi için gerekli fiziki şartlar ve yasal dayanak, kurulumu için başvuru işlemlerinde izlenecek prosedürler, birimin yetkilendirilme süreci, çalışma usul ve esasları, bu birimlerden hizmet alımı ve bu birimler için ihtar ve uyarılar gibi konular ile ilgili bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar, Ankara, Bilecik, Eskişehir, Gaziantep ve Mersin illerinde hizmet veren OSGB'lerde farklı uzmanlık alanlarında çalışan bireylere OSGB uygulamalarından kaynaklanan sorunlar ve bu sorunların çözüm önerileri ile ilgili anket çalışması yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve Güvenliği, Ortak Sağılık ve Güvenlik Birimleri (OSGB), 6331 sayılı kanun

Kanunlar 6331 sayılıMevzuatOrganize endüstri bölgesi+4
Duran Gül
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

TS ISO 45001 ISG yönetim sisteminin güncel mevzuat ile karşılaştırmalı değerlendirilmesi

İş kazaları ve mesleki hastalıklar sebebiyle yaşanan olumsuz durumlar işletmeler ve ülke ekonomileri açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği kapsamında çalışanlar için çalışma şartlarını düzenlemektedir. Yani iş sağlığı ve güvenliği, çalışanların iş kazası sonucunda yaralanma ve hastalıklarını inceleyen ve bunları önlemek için gerekli strateji ve düzenlemeleri hayata geçiren bir alanıdır. Bu araştırma ile iş sağlığı ve güvenliği standardı olan TS ISO 450001'in firmalar, iş güvenliği uzmanları, iş hekimleri ve işverenler tarafından anlaşılması, getirdiği yenilikler, farklılıklar ve yeni tanımlamalar hakkında bilgilerin ortaya konması amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel bir araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Bu yöntem ile literatürde konu ile ilgili önceden yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada; iş sağlığı ve güvenliği kavramı ve gelişimi, amaçları, önemi gibi temel kavramlara yer verilirken diğer yandan iş sağlığı ve güvenliğindeki sistem anlayışı, ihtiyaç duyulan gereksinimler, OHSAS-TS 18001 standardı ile arasındaki farklar ve TS ISO 45001 standardının ana ilkeleri ve esasları, mevzuat ile uyumu gibi konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: iş sağlığı ve güvenliği, TS ISO 45001, yönetim sistemleri, mevzuat

ISOMevzuatYönetim sistemleri+2
Emine Merve Topuz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu denetçiliği kurumunun transfer süreci ve işlevselliğinin analizi

Bu çalışmada, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra küresel bağlamda yaygınlaşan Ombudsman kurumunun Türkiye'de oluşturulması çerçevesinde yasal mevzuatın ve kurumsal transfer sürecinin, Kurumun işlevselliğini ne yönde etkilediği araştırılmıştır. Çalışma, Türkiye'de 2012 yılında 6328 sayılı Kanun'la ulusal düzeyde oluşturulmuş olan Kamu Denetçiliği Kurumu ile sınırlıdır. Çalışma sürecinde nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup, verilerin elde edilmesinde doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Politika transferi kuramı zemininde gerçekleştirilen Kamu Denetçiliği politika transfer sürecinin analizinde, Politika Transfer Analizi Soruları Üzerinden Analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Kurumun işlevselliğine yönelik analizlerde, uluslararası ombudsman standartlarını belirleyen ilkeler ve politika transferi kuramının ortaya koyduğu varsayımlar doğrultusunda geliştirilen göstergeler ölçeğinde ulaşılan bulgular değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumunun transfer süreci ve işlevselliği, politika transferi literatürünün ortaya koyduğu varsayımları tam olarak karşılamamaktadır; Kurum, uluslararası standartlara uygun bağımsızlık ve tarafsızlık göstergelerini bütünüyle karşılamamaktadır; Kurumun işlevsellik düzeyi, uluslararası standartların altındadır; Türkiye'de işlevsellik düzeyi yüksek bir Kamu Denetçiliği mekanizmasından bahsetmek mümkün değildir, şeklinde ifade edilen çalışmanın önermeleri doğrulanmıştır.

Kamu Denetçiliği KurumuMevzuatOmbudsman+2
Şadiye Sucu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki baskı gruplarının vergi mevzuatı oluşumuna etkileri

Temsili demokrasinin getirdiği katılım sorunlarının aşılmasında faaliyet gösteren baskı grupları, halk katmanlarının gruplar aracılığıyla yönetime katkıda bulunmasını sağlarlar. Çünkü; tek başına birey, kendi potansiyeli olmasına rağmen, teşkilatlı ve organize bir grup haline gelmedikçe, etkili bir güç olma ihtimali fazla değildir. Baskı grupları, dahil olduğu amaç çerçevesinde, temsil ettiği topluluklara aktivite kazandırır ve siyasal sisteme yönelik talepte bulunmalarını sağlar. Baskı grupları, dünyadaki her ülkede ve toplumun her kesiminde yıllardan beri var olmuşlardır. Her ülkenin siyasi ve sosyal yapısına göre farklılık göstermelerine rağmen baskı gruplarının var olmalarının ortak amacı ekonomik çıkarlara sahip olma isteğidir. Ekonomik çıkarlara sahip olmak amacıyla siyasal partilerle etkileşime girerler ve onları etkileri altına alabilmek için bir takım baskı metotları uygularlar. Baskı grupları; siyasal partileri etkileyebildiği gibi, aynı zamanda siyasal partilerden de etkilenebilirler. Çalışmamızın amacı, baskı gruplarını ayrıntılı bir şekilde incelemek ve baskı gruplarının vergi kanunlarının çıkarılması aşamasına nasıl etki ettiğini göstermektir. İki ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde; baskı gruplarının tanımı yapılmış, diğer gruplarla karşılaştırılmış, sınıflandırılması, uyguladıkları baskı metotları ve siyaset ilişkisine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; baskı gruplarının kamu ekonomisi ile ilişkileri ve baskı gruplarının, Türkiye'de vergi mevzuatı oluşumuna örnekleri incelenmiştir.

Baskı gruplarıEkonomik etkiMevzuat+2
Nilay Akbulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çek Hukukundaki mevzuat hareketlerinin karşılıksız çek keşidesine karşı caydırıcılığı etkisi

?Çek hukukundaki mevzuat hareketlerinin karşılıksız çek keşidesine karşı caydırıcılığı etkisi? konulu tez çalışmamızın ilk bölümünde karşılıksız çek kavramını tanımlayarak, karşılıksız çeki günümüzdeki hukuki dayanağı olan Türk Ticaret Kanunu ve 5941 sayılı Çek Kanunu açısından niteliği, unsurları ve hukuki sonuçları açısından ele alacağız.Ardından tarihten günümüze gelen kanunlar açısından karşılıksız çek kavramının yerini inceleyerek en son yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunumuzdaki önemli değişiklikleri belirleyeceğiz. Son olarak başlıca mevzuat değişikliklerinin karşılıksız çek keşidesi eğilimine etkisini istatistiksel açıdan inceleyerek , mevzuat değişikliklerinin, karşılıksız çek keşide etmek suçuna caydırıcılığının etkilerini analiz edeceğiz.

CaydırıcılıkKarşılıksız çekKeşide+3
İpek Salarvan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep il merkezindeki ekmek ve pide fırınlarının sağlığa uygunluk durumları ve etkileyen etkenler

mm

Besin hazırlama ve dağıtmaEkmekFırıncılık+3
Meltem Akın
Gaziantep University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet sitelerinin değerlemesinde TMS 38: Maddi olmayan duran varlıklar standardı ve Türk vergi mevzuatı hükümlerinin karşılaştırılması

İnternetin ticaret amaçlı kullanılmaya başlanmasıyla birlikte internet günümüz işletmeleri için rekabet üstünlüğü sağlayan önemli bir araç konumuna gelmiştir. Tüketici kitlesinin interneti ürün hakkında araştırma ve/veya alışveriş yapmak için yoğun bir şekilde kullanıyor olması firmaların internet sitelerini, firmanın müşteriye bakan en önemli yüzlerinden birisine çevirmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu?nda sermaye şirketlerinin internet sitesi oluşturmaları yasal bir zorunluluk olarak tanımlanmıştır. Bu durum, işletmelerde internet sitesi maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinin önemini artırmaktadır.Türkiye Muhasebe Standartları açısından bir internet sitesinin kuruluş ve geliştirilmesi maliyetleri incelendiğinde, internet sitesi maliyetlerinin bir kısmının aktifleştirileceği, bir kısmının da gider olarak kaydedileceği görülmektedir. Öte yandan Türk Vergi Mevzuatı incelendiğinde ise, daha faklı hükümlerle karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada işletmelerin internet sitesi oluşturma maliyetlerinin Türkiye Muhasebe Standartları ve Türk Vergi Mevzuatına göre değerlenmesi konusu ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda Türkiye Muhasebe Standartları ve Türk Vergi Mevzuatının internet sitelerinin değerlemesi konusunda genel olarak uyumlu olduğu; bunun yanında, bazı uyumsuzlukların da bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet Sitesi, E-Ticaret, Türkiye Muhasebe Standartları, Türk Vergi Mevzuatı, Maddi Olmayan Duran Varlıklar

DeğerlemeDuran varlıklarElektronik ticaret+7
Serkan Yücel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu personelinin maruz kaldığı psikolojik tacizin önlenmesine yönelik mevzuat analizi

Özünde psikolojik taciz kötü, insanların mutsuz olmasına yol açan bir olgudur. Çalışma ilişkilerini zayıflatarak çalışma barışını bozar. Bireyler üzerinde duygusal, fiziksel, psikolojik ve mesleki birçok rahatsızlığa, stres ve hastalıklara, Aileler üzerinde çatışma ve ayrılık durumlarına; Kuruluşlar üzerinde anlaşmazlıklara ve moral düşüklüklerine; gereksiz maliyet ve israfa neden olur. Toplum huzuru olumsuz etkiler. Psikolojik taciz tüm çalışanların maruz kalabildiği bir olgudur. Psikolojik tacizle özel veya kamu her işyerinde karşılaşılabilir. Bu çalışmanın konusu, kamu sektöründe psikolojik tacizin oluşturduğu olumsuz etkilerin nasıl önlenebileceğidir. Çalışmanın amacı, mevzuatın ve uygulanmasının incelenmesi yoluyla kamuda psikolojik taciz sorununa çözümü üzerine öneriler geliştirmektir. Çalışmanın birinci bölümünde psikolojik tacizin kavramsal çerçevesine değinilmiş; İkinci bölümde, psikolojik taciz ile ilişkilendirilebilir Türk Mevzuatı incelenmiş; Üçüncü bölümde, psikolojik tacizle mücadelede mevcut model ile, diğer ülkelerdeki psikolojik tacizle mücadele mevzuatı değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuç ve değerlendirme kısmında, psikolojik tacizin etkin şekilde önlenmesi için çözüm önerileri geliştirilmiştir.

Kamu personeliMevzuatMobbing
Muhammed Tolga Gedikkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinin stratejik planlarının mevzuata uygunluğunu belirlemeye yönelik bir araştırma

Stratejik planlama, kamu kaynaklarının etkin, ekonomik, verimli olarak kullanılması ve kamu yönetiminde şeffaflığın sağlanması amacıyla uygulanmaktadır. Türk kamu idareleri için yasal zorunluluk olan stratejik planlama uygulamasının başarılı olmasında stratejik planların mevzuatta belirlenen usul ve esaslara uygun olarak hazırlanmasının önemi büyüktür. Bu çalışmada büyükşehir belediyelerinin stratejik planlarının mevzuata uygunluk yönünden analizi yapılmıştır. Araştırmacı tarafından stratejik planların bölümlerinin mevzuata uygunluğunun tespiti için kontrol listeleri hazırlanmış ve belediyelerin stratejik planlarında yer alan bilgiler bu bağlamda içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonucunda stratejik planlarda mevzuata uygun olarak bulunması gereken bilgilerin planlardaki varlık düzeyi ve kalitesine ilişkin bulgular tespit edilerek değerlendirilmiştir. Analiz edilen stratejik planlara ilişkin Türkiye Cumhuriyeti Sayıştay Başkanlığınca yayınlanan performans denetim raporlarında yer alan bulgular da incelenmiştir. Böylece performans denetim raporu bulguları ile bu çalışma kapsamında elde edilen bulgular birleştirilerek sağlıklı değerlendirmeler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriMevzuat+1
Birol Demir
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Afet yönetimi: Cumhuriyet dönemi afet yönetimi mevzuatı ve uygulaması

Günümüzde afetler doğal veya insan kaynaklı meydana gelişine bakılmaksızın insanları ve canlıları artan oranda risk altında bırakmaktadır. Zararları açısından ise şehirleşmenin beraberinde getirdiği nüfus artışıyla çok büyük felaketlere yol açmaktadır.Doğal afetlerin zararlarının azaltılması maksadıyla, afet öncesi risk yönetimi ve afet sonrası kriz yönetimini içeren afet yönetiminin en iyi şekilde yönetilme gereksinimini ortaya çıkarmaktadır.Gelişen Teknolojiye ve şehirleşmeye bağlı olarak artan ve değişiklik gösteren afetlere paralel olarak afet yönetim sistemide her geçen gün olumlu şekilde gelişmektedir.Doğal afetlerin toplum üzerindeki kalıcı zararları Türk afet yönetim sisteminde yapılan hukuki düzenlemelerle uygulamaya dönüştürülerek azaltılmaya çalışılmaktadır.Bu çalışmada Türkiye'nin deprem geçmişi çıkarılmış ve bunlara yönelik alınan tedbirleri incelemiştir. Özellikle 1999 Marmara Depremi'ni konu edilmiş olan bu araştırmada depremlere yönelik mevzuat yığınını gözler önüne sermiş ve 1999 sonrası yapılan Afet Yönetimi uygulaması incelemiştir.Genel anlamda doğal afetler hakkında bilgiler sunulan bu çalışma, afet yönetimi-kriz yönetimi ve bunların Türkiye özelinde 1999 sonrası nasıl ele alındığını açıklamıştır. Bu süreçte çıkarılan hukuki düzenlemeler ile örgütlenme düzeyinde neler yapıldığı konu edinilmiştir.Anahtar Kelimeler1.Afet2.Afet yönetimi3.Afet yönetim sistemi,4.Türk afet yönetim sistemi.

Afet yönetimiAfetlerCumhuriyet Dönemi+2
Efkan Güler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Eşyanın gümrük kıymeti uygulaması ve transfer fiyatlandırması karşısındaki durumunun değerlendirilmesi

Transfer fiyatlandırması süreci, gerek mali idare gerekse gümrük idaresinin etki ve kontrolü altındaki işlemlerde, mükellefler açısından bir vergi planlama aracı olarak kullanılmak istenmiş, aynı zamanda da maliye ve gümrük idareleri arasında, ithalat işlemlerinde vergi matrahını oluşturan eşyanın gümrük kıymet bedelinin tespit edilmesine yönelik görüş aykırılıklarının doğmasına neden olmuştur.Nitekim, temel amacı uluslararası ticarete konu ithal eşyasının gümrük kıymetinin objektif kriterler çerçevesinde doğru bir biçimde ortaya konması olan maliye ve gümrük idaresi açısından, ithal eşyasının kıymet bedelinin olduğundan düşük ya da yüksek bir bedel ile belirlenmesi konusundaki görüş aykırılıklarının temel nedenini, ithal eşyasına ait bedelin gümrük ve kurumlar vergileri üzerinde yaratacağı pozitif ve negatif etkiler oluşturmaktadır. Nitekim, bir tarafta yüksek kıymet beyanını ve buna bağlı olarak daha fazla gümrük vb. vergi gelirlerini hedefleyen gümrük idaresi, diğer tarafta ise gümrük kıymetinin yüksek belirlenmesinin, işletmenin stok maliyetlerini arttırması sonucu kurumlar vergisi matrahında aşınmayı sebep olduğu savı ile hareket eden mali idarenin konu ile ilgili işlemleri kendi yetki alanları içerisinde birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirmeleri, iki ayrı amacın uyumlaştırılmasını ve mükelleflerin söz konusu idarelerin konu ile ilgili bireysel tasarrufları arasında kalmasına ve ciddi sorunların doğmasına neden olmuştur.Buraya kadar anlatılanlar ışığında, bu çalışmada eşyanın gümrük kıymeti ekseninde transfer fiyatlandırması ilke ve uygulamalarının gümrük ve mali mevzuat açısından değerlendirilmesi yapılmış, bu bilgiler ışığında idareler arasında var olan ve yukarıda bahsedilen nedenler ile oluşan, kıymet belirlemesine yönelik bakış açısı ve uygulama farklılıklarının giderilmesi ile ilgili çözüm önerileri geliştirilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Transfer fiyatlandırması2. Gümrük Kıymeti3. Emsal Bedel Prensibi4. İthalat5. Eşya

Avrupa BirliğiEşyalarFinans+6
Utku Karabağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Dolaylı vergiler yönünden AB mevzuatına uyumun sağlanmasının Türk vergilendirme politikası üzerine etkileri

Bu çalışmada Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde yaptığı hazırlıkların vergi uyumlaştırması yönü ele alınmıştır.Küreselleşen dünyada Avrupa Birliği ile birlikte yoluna devam etmek isteyen Türkiye'nin toplam 35 başlıktan oluşan tam üyelik müzakereleri tamamlama yükümlülüğü bulunmaktadır.35 Fasıl arasında 16. Fasıl olan Vergilendirme başlığı çalışmaları daha çok dolaylı vergiler sınıfında olan Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi alanında yoğunlaşmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızın kapsamı KDV ve ÖTV esas alınarak sınırlandırılmıştır.Avrupa Birliği tarafından hedeflenen ve kuruluşunun temel dayanağı olan ?Ortak Pazar?ın oluşturulması, ancak malların, sermayenin, işgücünün serbest dolaşımı ile sağlanabileceğinden, bu dolaşımın önünde bulunan engellerin mümkün olduğu ölçüde kaldırılması, Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşma ile hukuki bir temele dayanmaktadır.Bu temelden hareketle, söz konusu serbestliğin sağlanmasında ülkeler arasındaki farklı vergi sistemlerinin birbirine uygun hale getirilmesi gerektiği savunulmuştur.Avrupa Birliğine tam üye olmaya aday olan ülkemizin de vergi politikasını buna uygun bir şekilde oluşturması gerekmektedir.Ancak, vergi uyumlaştırması önemli maliyetleri de bünyesinde barındırır. Öncelikle ulus devletlerin vergi uyumlaştırmasını kabul etmeleri vergi politikasını kullanma yeteneği o ölçüde azaltır.Diğer taraftan, Türk Dolaylı Vergiler Mevzuatının, Avrupa Topluluğunun KDV'ye ilişkin hukuki düzenlemelerine ve uygulamalarına tamamen uyumlaştırılması beklenemez.Çünkü ülkelerin hukuki, ekonomik, kültürel, sosyal yapıları birbirinden farklılık gösterir ve ülkelerin mevzuatları hazırlanırken ve geliştirilirken bu farklılıklar dikkate alınmalıdır.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerKatma değer vergisi+6
Yeliz Kort
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

UMS 2 Stoklar Standardı uygulama örnekleri ve Türk vergi mevzuatı karşısındaki durumu

Küreselleşen dünyada ticaret uluslar arası boyut kazanmıştır bu da muhasebede tüm dünyada ortak bir dil kullanmayı zorunlu hale getirmiştir ki bu ortak dil uluslararası finansal raporlama ve muhasebe standartlarıyla oluşmuştur. Uluslar arası muhasebe standartlarıyla muhasebeye dünya çapında ortak bir dil getirilmiş ve finansal tablo kullanıcılarının daha fazla ve doğru bilgiye ulaşmaları sağlanmıştır.Bu çalışmanın birinci bölümünde stoklar standardına açıklama getirilmiş ve uygulama örnekleri verilmiştir. İkinci bölümde stoklar ve değerleme işlemlerinin Vergi Usul Kanunu açısından değerlendirilmesi ve UMS 2 Stoklar Standardı ile Vergi Usul Kanunu arasındaki farklılık ve benzerliklere değinilmiştir. Üçüncü bölümde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu açısından stok değerleme işlemleri ve dördüncü bölümde Sermaye Piyasası Kurulu açısından mali raporlama ve stok değerleme konusu açıklanmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile işletmelere, TMSK' nin yayımlaşmış olduğu standartlara bire bir uyumun hükmedildiği ve bu sayede işletmelerin mali rapor hazırlamada muhasebe standartlarına bir adım daha yakınlaştırıldıkları söylenebilir.Sermaye Piyasası Kurulunun yayımlamış olduğu XI seri nolu 1 ve 29 sıra nolu tebliğlerde TMSK' nin yayımladığı muhasebe standartlarına uyum sağlama amacında bulunulduğu açıkça görülmektedir.Vergi Usul Kanunu incelendiğinde TMSK' nin yayımladığı standartlar ile her hangi bir uyum içerisinde olmadığı görülmektedir. Bu da finansal rapor düzenleyicilerini zor durumda bırakıp vergi kanunu ve standarda uyum ihtiyacı gereği artı bir emek harcanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu'nda da Türk Ticaret Kanununda olduğu gibi kısa zaman içerisinde önemli değişikliklerin yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Muhasebe bir bilgi sistemi olduğuna göre muhasebe ve finansal raporlama standartları ile daha doğru ve ayrıntılı bilgi üretildiği için işletmelerin muhasebe standartlarına uygun muhasebeleştirme yapmaları ve finansal tablolarını standartlara göre hazırlamaları teşvik edilmeli bunun için yapılması gereken çalışmalara hız verilmelidir.Anahtar Sözcükler1.Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları,2.UMS/TMS,3.Stoklar.

MevzuatStandartlarStok+7
Şeyda Kılınç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim kurullarındaki kadın üye kota uygulamasının uluslararası düzeydeki nedenleri

Bu tezde ülkelerin kurumsal yönetim mevzuatlarında yönetim kurullarında kadın üyeliği için uygulanan kotaları ve uygulamada olmayan ama tartışma halinde bulunulan kota tavsiyelerine etken olan sebepler açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışma ekonomik, kültürel ve hukuk sistemleri değişkenlerinin doğrudan etkisine odaklanmaktadır. Tezde, uygulanan kotalara ve kota tavsiyelerine farklı açılardan odaklanan 4 ayrı model test edilmiştir. Bu modellerle ilgili analizler dünya bankası verilerinden ve Hofstede'nin kültür boyutu skorlarından elde edilen veri seti kullanılmıştır. 47 ülkenin kurumsal yönetim mevzuatlarındaki kota uygulamaları ve uygulamak için konuşulan kota tavsiyesi üzerinden veri seti oluşturulmuştur. Analiz için hazırlanan modellerde ekonomik göstergeler, hukuk sistemleri ve kültür boyutlarının yönetim kurullarında uygulanan kotalar üzerinde etkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Analiz bulguları, ekonomik göstergelerin cinsiyet kotası üzerindeki etkisine çeşitli boyutlarda destek sağlamaktadır. Hukuk sistemlerinin yönetim kurulları için uygulanan kotalar üzerinde herhangi bir etkisine rastlanmamaktadır. Öte yandan kültür boyutlarının ise cinsiyet kotaları üzerinde beklenen etkiyi sağladığı görülmektedir. Yapılan lojistik regresyon analizi bulguları kota ve kota tavsiyeleri üzerinde, ekonomik ve kültürel değişkenlerin etkilerine kanıt sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim Mevzuatı, Yönetim Kurulları, Cinsiyet Kotası

Cinsiyet tercihiKadın yöneticilerKadınlar+5
Kübra Cigerci
Karadeniz Technical University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar ve hukuki çözüm yolları

Gümrük hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, gümrük idareleri ile yükümlüleri ya da yükümlülerin temsilcileri arasında yaşanan ve gümrük mevzuatı hükümlerinin ihlal edilmesi suretiyle oluşan uyuşmazlık türüdür. Gümrük hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarının çözümlenebilmesi için uyuşmazlığı oluşturan konuların belirlenmesi ve incelenmesi gereklidir. Uyuşmazlığa ilişkin konuları, yükümlünün veya temsilcisinin mevzuat kapsamında gerçekleştirdiği ihlaller oluşturmaktadır. Uyuşmazlıkların çözümlenmesi de yine aynı mevzuat dahilinde idari ve yargı yolu olmak üzere tüm hukuki yolların incelenmesiyle gerçekleştirilmelidir. Çalışmanın birinci bölümünde Gümrük Mevzuatı kapsamında tanımlar, gümrük işlemlerinin yürütülmesi konusunda yetkili olan ve temsilcilerle ilgili bilgiler verilmiş, eşyanın menşei ve gümrük kıymeti konuları incelenmiştir. İkinci bölümde, gümrük işlemlerinin başlamasını sağlayan beyan usulleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, gümrük vergilerinin tahsil edilmesini sağlayan tarh, tebliğ, tahakkuk ve teminat konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise gümrük vergisinin sona ereceği haller açıklanmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde, gümrük işlemlerinin hangi usullere göre uygulanacağını düzenleyen gümrük rejimleri değerlendirilmiştir. Altıncı bölümde ise gümrük mevzuatına aykırılık hallerinde uygulanan cezalar açıklanmıştır. Son olarak çalışmanın yedinci bölümünde gümrük mevzuatı ve diğer kanunlar kapsamında karşılaşılan gümrük uyuşmazlıklarının itiraz ve yargı yolu olmak üzere hukuki çözüm yolları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada genel olarak gümrük hukuku ile ilgili uyuşmazlıkların hangi konularla ilgili olduğu belirtilerek açıklanmaya çalışılmış, söz konusu uyuşmazlıkların hukuki çözüm yolları, yüksek mahkeme kararları dahilinde tüm yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır.

Dış ticaret mevzuatıGümrük KanunuGümrük vergisi+6
Alper Yeşilova
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Migration as a security issue: A research from the perspective of the International Migration Law and Turkish Legislation on Migration

It has been no doubt that the main event of the 21st century is the increasing human movements. According to 2015 United Nations data, the number of international migrants reached up to 244 million and the number of refugees reached up to 63.5 million. Within this context, International Migration Law is important as it is the infrastructure of the municipal migration legislation of States. It is necessary to see the International Migration Law as a whole due to the fact that it is a combination of Treaties, Conventions, Declarations or other instruments of soft law. In the 21st century, the terms 'international migration' and 'security' is associated. When migration stems from the lack of security in a State, it can also pose other security problems for the receiving countries. Security problems have contributed the development of International migration law, as well. Our country is both sending and receiving, and also transit country as it is located on the migration routes. According to United Nations High Commiserate for Refugees, Turkey has hosted the most refugees in the world in recent years. The municipal legislation on migration of Turkey, as a country which is affected by the migration that much and a country which will be affected in the future because of its location, should be examined thoroughly. This paper supply some main documents on International migration Law and Turkish legislation on migration to provide a general overview, search into the development of migration law internationally and municipally in Turkey, and presents the migration-security nexus focusing largely on migration.

MigrationsSecuritySafety measures+5
Tunahan Akdaş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel etki değerlendirme (ÇED) kavramının Türkiye'deki gelişim sürecinin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci, çevre sorunlarını tespit etme ve sorunların çözümünde en önemli ve önleyici yaklaşımlardan biridir. Mevzuat gereği çevre sorunlarına neden olabilecek tüm faaliyetler için kurum, kuruluş, işletmeler Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu hazırlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülükle amaç çevre sorunlarını ortadan kaldırmak ya da en aza indirgemektir. Yapılan bu çalışmada 1993-2020 yılları arasında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) yönetmelikleri ve bu yönetmeliklerde yapılan revizyonlar incelenmiştir. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin daha etkin ve hızlı ilerlemesi için önerilerde bulunulmuştur. 1993'ten günümüze olan sayısal veriler ışığında değerlendirmeler yapılmış ve sürecin daha iyiye gitmesi için analizler yapılmıştır. Yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle beraber Avrupa Birliği (AB) standartlarına uyum olup olmadığı da irdelenmiştir. ÇED sürecinin daha iyi işlemesi için sorunların önceden tespit edilip, giderilmesi gerekir. Böylece zaman-maliyet açısından avantaj sağlanmış olur. Ülkemizin ÇED süreci ile ilgili temel hedefi, ülke ihtiyaçlarının gerçekçi bir şekilde karşılamak olmalıdır. Ülkemizde prosedür kısmında herhangi bir sıkıntı yaşanmazken, uygulama aşamalarında sıkıntıların çok olması dikkat çekmektedir. Bunlara ek olarak, olaylara bütüncül bakılarak sorunları tamamen ortadan kaldırmak amaçlanmalıdır.

Mevzuat
Ensar Ömer Çetin
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerde bölünme yöntemleri ve vergisel boyutu

Ekonomik ve ticari hayatta şirketler, çeşitli ihtiyaç ve zorunluluklar sebebiyle yeniden yapılandırma yoluna gitmektedirler. Şirketlerin birleşme, tür değiştirme gibi yeniden yapılandırma yollarından biri de bölünmedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de uygulanan şirket bölünme yöntemleri ve bunların vergisel boyutunun Türk Ticaret Kanunu (TTK), Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ve diğer vergi kanunları açısından incelenmesidir. Çalışma kapsamında, bölünme konusu ve yöntemleri detaylı olarak açıklanmış, şirket bölünmelerinde karşılaşılan sorunlar analiz edilerek, bölünme sonrasında ortaya çıkan yükümlülükler değerlendirilmiştir. Tez çalışması girişin ardından dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bölünme kavramı ile ilgili genel açıklamalar, ikinci bölümde Türk Ticaret Kanununa göre şirket bölünmeleri ve yöntemleri, üçüncü bölümde de şirketlerde bölünme işlemlerinin vergisel boyutu, KVK ve diğer vergi kanunları açısından değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, metodoloji ve bölünme işlemi ile ilgili örnek uygulama yapılarak konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Son bölümde bulgulara yer verilmiştir. Çalışmamızın sonucuna göre, şirket bölünme uygulamalarında bir takım sorunların bulunduğu, en başta TTK ile KVK'nın bölünme konusunda aynı temel düzenlemeleri içermediği görülmüştür. Bu nedenle, her iki Kanun hükümlerinin birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, sermaye şirketlerinde bölünme işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu ve vergi mevzuatı açısından incelenmesi ile sınırlıdır.

BölünmeMevzuatTürk Ticaret Kanunu+5
Adem Çağatay Yaşar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ihale mevzuatının finansal kaynakların etkin kullanımına etkileri

Bu çalışmada, kamu harcamaları için elde edilen finansal kaynakların, etkin ve verimli kullanılmasında Kamu İhale Mevzuatının eksik yönleri ve hatalı uygulamaları içerik analizi ve doküman taraması yapılarak incelenmiştir. Bunun için öncelikle 2010-2014 yılları arasındaki kesinleşmiş bütçe raporlarından, Türkiye Cumhuriyeti Genel Yönetim Kapsamındaki idarelerin elde ettikleri finansal kaynaklar tespit edilmiş, daha sonra aynı döneme ilişkin Kamu Alımları İzleme Raporları taranarak Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ihale tutarları tespit edilmiştir. Finansal kaynakların kullanımındaki esasları içeren Kamu İhale Kanununun eksik yönleri ve hatalı uygulamalarını tespit edebilmek için ise; 2010-2014 yılları arasında gerçekleştirilen ihalelerden, iptal edilenler ayrıntılı olarak taranmıştır. Ayrıca Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz ve şikayet başvuruları ile Kamu İhale Kurul Kararları taranarak, idarelerin genellikle yaptığı eksik ve yanlış uygulamalar ile bunların finansal boyutu tespit edilmiştir. Buna göre; ülkemiz finansal kaynaklarının kullanılmasında en büyük söz sahibi olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun, eksik hükümler ve hatalı uygulamalar sebebiyle finansal kayıplara yol açtığı, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasına yönelik olarak değiştirilmesi ve ilave edilmesi gereken kanun maddeleri ve uygulamaların bulunduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Finansal Kaynaklar, Kamu İhale Mevzuatı, Kaynakların Etkin Kullanımı, Kamu Harcamaları

EtkinlikFinansal kaynaklarKamu harcamaları+6
Uğur Gürsu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects