Turkish Code of Obligations

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bireysel iş hukukunda genel işlem koşulları ve denetimi

Sanayi Devrimi ile kullanımı yaygınlaşan genel işlem koşullarını içeren sözleşmeler, çalışma hayatını kolaylaştırdığı gibi sözleşme tarafları arasında var olan güç dengesizlikleri sebebiyle, sözleşmenin karşı tarafının korunması ihtiyacını da ortaya çıkarmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 20-25. maddesinde tanzim edilen genel işlem koşullarına yönelik hükümlerin tüm sözleşmelere uygulanacağı kabul edilmiştir. Genel işlem koşullarının, İş Hukuku'nun akdi kaynakları olan toplu iş sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, tip iş akitleri, iç yönetmelikler ve işyeri uygulamalarındaki görünüşünü, genel iş koşulları oluşturmaktadır. İşçi-işveren ilişkilerinde yaygın şekilde kullanılan genel iş koşullarının denetimi ile bu koşullara yönelik işçinin korunması önem arz eder. Bu çalışmada, genel işlem koşullarının genel bir kanunda düzenlenmesi sebebiyle hükümlerinin İş Hukuku'nun amacına ve ruhuna uygunluğu, kullanımı ve denetlenmesi hususları ele alınmıştır.

DenetimGenel işlem şartlarıTürk Borçlar Kanunu+3
İlknur Karakaş Sayan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adam çalıştıranın sorumluluğu

Adam çalıştıranın sorumluluğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda "özen sorumluluğu" başlığı altında düzenlenen ve kusursuz sorumluluğun en sık karşılaşılan türlerinden birisidir. Bu sorumlulukta gerek adam çalıştıranın gerekse çalışanın sorumluluğun doğması bakımından kusurunun olması aranmamaktadır. Sorumluluğun doğması ile birlikte adam çalıştıran hiçbir kusuru olmasa dahi zararın tamamından sorumlu tutulmaktadır. Ancak adam çalıştıranın sorumluluğu kurtuluş kanıtı ile yumuşatılmış bir sorumluluktur. Adam çalıştıran kendisinden beklenen objektif özen yükümlülüğüne uygun hareket etmek suretiyle sorumluluktan kurtulabilmektedir. Adam çalıştıranın özen yükümlülüğü her iş ve işletme bakımından ayrı değerlendirilmelidir. Adam çalıştıran görülen iş veya faaliyete göre çalışanın seçiminde, emir ve talimat vermede ve gözetim ile denetimde özen yükümlülüğüne uygun hareket etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde çalıştıran zarar gören üçüncü kişinin uğramış olduğu zararları kusuru bulunmasa da tazmin etmek zorunda kalmaktadır. Bu çalışma ile adam çalıştıranın sorumluluğunun niteliği, hangi durumlarda sorumluluğunun söz konusu olacağı, özen yükümlülüğünün içeriği ve sorumluluğun sonuçları yargı kararları dikkate alınarak incelenmeye çalışılmıştır.

BağımlılıkKusursuz sorumlulukObjektif özen+5
Mert İnce
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müteselsil kefalet (TBK md 586)

Müteselsil kefalet sözleşmesi, diğer kefalet sözleşmelerinden farklı olarak asıl borçluya icra takibi yapmaya gerek olmadan müteselsil kefile başvurabilme imkânı sağlamaktadır. Örneğin adi kefalette ise kefil, alacaklıya karşı ilk olarak kefile başvurma veya rehnin paraya çevrilmesi şartlarını öne sürerek; bu durumu def'i olarak ileri sürebilmektedir. Dolayısıyla müteselsil kefalette borçlunun borcunu yerine getirmemesi veya ifa etmemesi halinde alacaklı, TBK m. 586 hükmü gereği doğrudan müteselsil kefilin sorumluluğuna gidebilecektir. Diğer taraftan müteselsil kefaleti, müteselsil borçluluktan da ayırmak gerekmektedir. Müteselsil borçluluk asli borç özelliği taşımasına rağmen müteselsil kefalet ise tam tersi olarak ferilik ve talilik unsurlarını taşımakla birlikte asıl borca dayalı teminat niteliğinde bir borçtur. Bu bakımdan müteselsil kefalet ile müteselsil borçluluk arasındaki tek benzerlik alacaklının borçlulardan istediğine başvurabilmesidir. Bu çalışmada da müteselsil kefaletin hukuki niteliği, unsurları ve hükümleri ele alınacak, Yargıtay uygulamasına da yer verilmek suretiyle benzer müesseseler ile ortak ve farklı yönleri incelenecektir.

Kefalet sözleşmesiMüteselsil kefaletTürk Borçlar Kanunu+1
Süleyman Teke
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle sona ermesi

Barınma ve işyeri ihtiyacı insanlığın en temel ihtiyaçlarındandır. Bazıları bir gayrimenkulü edinerek bu ihtiyacını karşılarken, bazıları ise bir başka kişinin taşınmazını belirli bir ücret karşılığında kullanarak karşılamaktadır. Barınma ve işyeri ihtiyacını karşılarken gayrimenkul sahibi ile bu gayrimenkulü hem kullanma hem de yararlanma karşılığında ücret veren kişinin arasındaki ilişkiye kira ilişkisi denmektedir. Kira konusu insanlık tarihi boyunca gündemi sürekli meşgul eden bir konu olmuştur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kira ilişkisinin tarafları olan kiraya veren ve kiracı arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesi konusu ciddi problemler doğurmaktadır. Kiraya veren ve kiracı tarafın kanundan ve sözleşmeden doğan haklarını yeterince bilmediği hallerde hukuk dışı yöntemlere başvurulabilmekte ve bu durum da genel kamu düzenini bozmaktadır. Biz de bu çalışmamızda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlemeleri bulunan Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları başlığı altında konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiraya veren tarafından sona erdirilmesi sebeplerini inceleyeceğiz.

KiraKira sözleşmesiTürk Borçlar Kanunu
Ömer Başbuğ
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından taksitle satış sözleşmesinde cayma hakkı

Taksitle satış sözleşmeleri sahip olduğu özellikler nedeniyle tüketimi teşvik etmekte ve buna bağlı olarak günümüzde oldukça yaygın şekilde kullanılmaktadır. Tüketiciler taksitle satış sözleşmelerinin sağladığı ödeme kolaylığı nedeniyle aceleyle karar vererek ekonomik güçlerinin çok üstünde bir borcun altına girebilmektedir. Bunun neticesinde tüketiciler, sözleşme ilişkisini sonlandırmak isteyebilmektedir. Bu noktada kanun koyucu, tüketicilere sözleşmeyi sonlandırabilme hakkı tanımak amacıyla cayma hakkı kurumunu düzenlemiştir.

Cayma hakkıKanunlar 6098 sayılıKanunlar 6502 sayılı+5
Dilan Aydın Kiremitci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alacaklının temerrüdü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 106 ila 110'da (OR Art. 91-95) düzenlenen alacaklının temerrüdü, ifası hâlâ mümkün, sözleşme ve yasal düzenlemelere uygun olarak sunulan edimin alacaklı tarafından haklı bir neden olmaksızın kabul edilmemesi veya edimin ifası bakımından gerekli olan diğer katılım fiillerinin alacaklı tarafından yerine getirilmemesi halinde ortaya çıkan hukuki kurumdur. Dolayısıyla alacaklının temerrüdü, ancak alacaklının katılımının zorunlu olduğu edimler bakımından söz konusudur. Eş anlamlı olmak üzere "kabul temerrüdü" kavramı da kullanılan alacaklının temerrüdü kurumunun şartları ile bazı sonuçlarına TBK'daki düzenlemeden ulaşılmakla birlikte, kurumun TBK'da ayrıntılı olarak düzenlenmediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu sebeple, alacaklının temerrüdüne ilişkin açık olmayan ve tartışmalı hususlar söz konusudur. Buna karşın Alman hukukunda ise kurum yasal düzenlemelerde oldukça ayrıntılı olarak ele alınmış ve büyük ölçüde bu tartışmaların önüne geçilmiştir. Çalışmamızın amacı, alacaklının temerrüdü kurumunun her açıdan ayrıntılı şekilde ortaya koyulmasıdır. Bu çerçevede, konuya ilişkin açık ve ayrıntılı yasal düzenlemeleri içermesi ve böylece Türk hukuku bakımından yol gösterici olacağı düşüncesiyle Alman hukukundaki düzenlemeler de yeri geldikçe göz önünde bulundurulmuştur. Bu şekilde, Türk-İsviçre hukuku bakımından alacaklının temerrüdü kurumunun bir bütün olarak ve özellikle önemli noktalarda Alman hukuku ile karşılaştırmalı şekilde ele alınmasına gayret gösterilmiştir.

Alacaklı temerrüdüKanunlar 6098 sayılıTemerrüt+3
İmge Hazal Yılmaz Tekin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş hukukunda ibra sözleşmesi

İbra sözleşmesi, taraflar arasındaki bir borç ilişkisinin alacaklı tarafından borçlu lehine sona erdirilmesidir. İbra sözleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde kanuni olarak düzenlenmemiş, uygulanması öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. 818 sayılı Kanun döneminde ibra sözleşmesinin tabi olacağı kurallar temelde 1911 tarihli İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki ibraya ilişkin hükümlerden yararlanılarak belirlenmiştir. İbra sözleşmesi ilk kez, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile hüküm altına alınmış ve kanuni olarak düzenlenmiştir. İş hukuku açısından ibra sözleşmesi, "ibraname" olarak anılmaktadır. İş ilişkilerinde ibraname, genel olarak işçinin işverenden olan alacaklarına yönelik işvereni borçtan kurtarması olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmamızda, ibranamenin 818 sayılı Kanun ve 6098 sayılı Kanun dönemindeki uygulama biçimleri öğreti ve yargı kararları ile ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Türk Borçlar KanunuTürk iş hukukuİbra sözleşmesi+1
Gülendam Öncü
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Franchise sözleşmelerinin İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

Franchise sözleşmeleri, bir firma tarafından kontrol edilen bir marka, ürün veya hizmetin başka bir kişi ya da kuruluş tarafından kullanılmasını sağlamak için yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler, franchise veren firma tarafından sağlanan mali destek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile franchise alan tarafının kendi işletmesini kurmasını ve yürütmesini sağlar. Bu çalışma, franchise sözleşmelerinin Türk Borçlar Hukuku ve İslam Borçlar Hukuku açısından incelenmesini amaçlamaktadır. İlk bölümde, franchise sözleşmelerinin genel tanımı, tarihçesi, uygulama şekli ve taraflar açısından amaçları, avantajları ve dezavantajları ele alınmaktadır. İkinci bölümde, Türk Borçlar Hukuku açısından franchise sözleşmelerin hukuki niteliği, karakteristik özellikleri, benzer sözleşmelerle karşılaştırılması, unsurları, tarafların hakları ve borçları, sözleşmenin sona ermesi gibi konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise konu İslam Borçlar Hukuku açısından incelenmektedir. Tez sonunda, franchise sözleşmelerinin Türk Borçlar Hukuku ve İslam Borçlar Hukuku açısından değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan sonuçlar sunulmaktadır. Araştırma, franchise sözleşmelerinin modern bir sözleşme türü olarak temel İslami kriterleri ihlal etmemesi şartıyla İslam hukukuna uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır. Genel olarak franchise sözleşmelerinin hak ve menfaatlerin satımı, örf ve maslahat ilkeleri üzerine kurulu olduğunu anlaşılmıştır. Ayrıca, franchise sözleşmelerinin tekelciliğe sebep olabilecek bazı sorunlu yönleri olduğu, ancak bu konuların sözleşmeyi düzenleyen taraflar tarafından ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.

FranchisingFranchising sözleşmesiSözleşmeler+4
Elife Hümeyra Vural
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birlikte kefalet

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından şahsi olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme türüdür. Çalışma konumuz olan birlikte kefalet ise kefalet sözleşmesinin türlerinden biri olup birden fazla kefilin, aynı borca karşı, her birinin kendi payı için adi kefil gibi, diğer kefillerin payı için ise kefile kefil gibi sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme türüdür. Bu tanımlardan yola çıkarak çalışmamızda öncelikle; Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'na kıyasla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun getirdiği yenilik ve değişikliklere değinilerek ilk bölümde birlikte kefalet kavramı, türleri ve sorumluluklarının kapsamı incelenmiş, ikinci bölümde ise birlikte kefilin alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkisi detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

Birlikte kefaletKefaletKefalet sözleşmesi+2
Aybüke Ölmez
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yardımcı kişi eylemlerine yönelik yapılan sorumsuzluk anlaşmaları

Çalışmamız, bireysel olarak hayatımızın birçok alanında veya ticari faaliyet alanlarında belki farkında olarak belki farkında olmadan kullandığımız yardımcı kişi eylemlerinden kaynaklı oluşan zararlar karşısında borçlunun sorumluluğunu düzenleyen TBK m.116 hükmünü esas almaktadır. İlk bölümde yardımcı kişi kavramı, türleri ve yardımcı kişinin benzer kavramlardan farkı ele alınacaktır. İkinci bölümde ise yardımcı kişi eylemlerinden doğan borçlu sorumluluğunun hukuki dayanağına ilişkin öğretide yer alan çeşitli görüşlere yer verilecek olup borçlunun, yardımcı kişi eylemlerinden sorumlu olması için gerekli olan şartlar öğreti ve Yargıtay kararları ışığında detaylı bir şekilde incelenecek, sorumluluk şartlarından biri olan yardımcı kişinin kusurlu olması ve özel bir kusur türü olan farazi kusur kavramından söz edilecektir. Ayrıca yardımcı kişi eylemlerinden doğan sorumluluğun sonuçları yine bu başlık altında anlatılacaktır. Üçüncü ve son bölümde, yardımcı kişi eylemlerinden doğan borçlu sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran anlaşmaların tanımı yapılarak genel özellikleri, hukuki niteliği ve benzer kuramlardan farkı ortaya konulacaktır. Bölümün devamında, sorumsuzluk anlaşmalarının sınırları tespit edilerek bu anlaşmaların üçüncü kişilere etkisi ve sınırlara uymamanın sonuçları yine Yargıtay kararları ve öğretideki görüşlere de yer vererek ele alınacaktır.

SorumsuzlukSorumsuzluk anlaşmalarıTürk Borçlar Kanunu+2
Hakan Korkmaz
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağlantılı sözleşmeler

Bu çalışmada, doktora tez konusu kapsamında "Bağlantılı Sözleşmeler" dört bölümde incelenmiştir. Ekonomi, teknoloji ve bilgi alanında yaşanan gelişmeler neticesinde sözleşme tarafları arasında çeşitli iş birlikleri ortaya çıkmıştır. Bu iş birlikleri sözleşme özgürlüğü zemininde kendine has özellikler taşıyan birçok yeni sözleşme türünü sözleşmeler hukukuna kazandırmıştır. Sözleşme türlerinden en önemlilerinden biri olan bağlantılı sözleşmelerin anlaşılabilmesi için bağlantı kavramı, bağlantı türleri, bağlantılı sözleşmelerin ortaya çıkışı ve hukuki niteliği bu çalışmada ortaya konmuştur. Yapılan bu inceleme, ağırlıklı olarak Alman olmak üzere İsviçre, Avrupa Birliği (AB) ve Anglo-Sakson Hukuku düzenlemeleri ve kaynakları ışığında gerçekleşmiştir. Bağlantılı sözleşmeler, konu itibariyle çok genişleyebilen bir özelliğe sahip olduğundan çalışmanın verimliliği açısından Borçlar ve Tüketici Hukuku açısından sınırlandırılarak çekirdek niteliğindeki sözleşme örnekleri üzerinden ele alınmıştır. Bilhassa Türk Hukuku' nda bağlantılı sözleşmelere ilişkin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 30' daki bağlı krediler ile Türk Borçlar Kanunu m. 340' taki kira sözleşmesiyle bağlantılı sözleşme yapma yasağı unsurları ve sonuçlarıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca bağlantılı sözleşmelerin uygulanma alanını genişletebilen çeşitli sözleşme örneklerinden bahsedilmiştir. Son olarak bağlantılı sözleşmelerin sona erme halleri ve sona erme halleri neticesinde ortaya çıkan sorunlar, ödünç alanın sahip olduğu savunma mekanizmaları olan def' iler ayrıntılarıyla ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlantılı Sözleşmeler, sözleşmeler hukuku, sözleşmelerde karşılılık ilkesi (synallagma), sözleşmesel ağlar, sözleşmenin nispiliği ilkesinin istisnaları

Bağlantılı sözleşmeKira sözleşmesiSözleşmeler+2
Sinan Olcay
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçimlik dava

Seçimlik dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda açıkça düzenlenen dava çeşitlerinden bir tanesidir. Bu dava, HMK'nun 112. maddesinde üç fıkra halinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de hareketle seçimlik dava, seçimlik borç ilişkisinde, seçim hakkı sahibi borçlu veya üçüncü kişinin seçim hakkını kullanmaktan kaçınması durumunda, alacaklının açabileceği dava şeklinde tanımlanabilir. Seçimlik dava, kaynağını, belli şartları taşıyan seçimlik borç ilişkisinden almaktadır. Seçimlik borç ise, Türk Borçlar Kanunu'nun 87. maddesinde yer almaktadır. O halde, seçimlik davanın usul hukuku ile maddi hukuk arasındaki bağlantının en somut örneklerinden bir tanesine karşılık geldiği açıktır. Bu nedenle, çalışmamızın birinci bölümünde, seçimlik borç ve buna bağlı olarak seçim hakkı kavramları ile bu kavramlarla benzerlik taşıyan diğer kavramlar incelenecektir. Birinci bölümün bu hususlara ayrılmış olması, adi borç ilişkileri bakımından kolaylıkla uygulanabilecek belli düzenlemelerin, seçimlik borçta ne şekilde ele alınacağını tayin etmek ve seçimlik davanın daha iyi anlaşılabilmesine adeta bir ön hazırlık yapmaktır. Esasında çalışmamızın temel amacı, seçimlik davayı, davanın açılmasından itibaren dava sonucunda verilecek hükmün kesinleşmesini de içerecek şekilde incelemek ve bu kapsamda söz konusu olabilecek maddi ve usul hukuku sorunlarını tespit ederek bunları mümkün olabildiğince açıklığa kavuşturmaktır. Dolayısıyla çalışmamızın ikinci bölümünde, seçimlik davanın kuramsal çerçevesi ortaya konulacak ve nihayet seçimlik dava tanımlanarak davanın şartları ve bu şartlara aykırılığın sonuçlarına yer verilecektir. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümünde ise, seçimlik davada yargılama usulü ve sonuçları ele alınıp incelenecektir.

Borç ilişkileriBorçlarDavalar+3
Aybüke Basım
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıplı ifadan sorumluluğu

Eser sözleşmesi, iş görme sözleşmelerinin bir türünü oluşturmaktadır. Günlük ve ticari hayatta sıklıkla karşılaştığımız bir sözleşme türü olması nedeniyle eser sözleşmesi ayrı bir öneme sahiptir. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ile 478'inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde ayıptan doğan sorumluluk halinde işsahibinin sahip olduğu seçimlik haklar, mezkur kanunun 475. maddesinde ele alınmıştır. Çalışmamızda eser sözleşmesi, ayıplı ifa durumunda yüklenicinin sorumluluğu bakımından ele alınacaktır. Yüklenicinin eser sözleşmesinde asli borcu, eseri ayıpsız bir şekilde işsahibine teslim etmektir. Eser sözleşmesinde, hem ortaya çıkan ayıbın türü hem de yüklenici tarafından yapılan ifanın mahiyeti uygulamada sıklıkla karıştırılmaktadır. Hem ayıbın türleri hem de edimin ifasının türü bakımından ortaya çıkan hukuki sonuçlar farklılık arz ettiğinden, çalışmamızda bu hususlara açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Edimin ifasının ayıplı olması durumunda, yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin olarak yapılan düzenlemeler çalışmamızda ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda, eser sözleşmesindeki ayıp kavramı, ayıbın çeşitleri, ifanın ayıplı olup olmaması hususu, ifanın ayıplı olması halinde yüklenicinin sorumluluğu, işsahibinin ayıplı ifadan doğan hakları ve bu hakları kullanabilmesinin şartları ve uygulanacak zamanaşımı süresi tez kapsamında irdelenecektir. Tezin amacı eser sözleşmesinin ayıba karşı tekeffül hükümlerine ilişkin olarak uygulamadaki sorunlara karşı hukuki çözümleri ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Eser, Eser Sözleşmesi, Ayıp, Ayıplı İfadan Sorumluluk, İşsahibinin Seçimlik Hakları

Ayıplı ifaHukuki sorumlulukSeçimlik hak+4
Bengisu Kaçar
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Borçlar Kanunu ile karşılaştırmalı olarak CISG m. 79 kapsamında sorumluluktan kurtulma

Öngörülemez, kaçınılamaz ve borçlunun hakimiyeti dışında gerçekleşen bir engel sebebiyle borcun ifa edilemediği durumlarda borçlunun sorumluluktan kurtulmasını düzeneleyen CISG m. 79 hükmü Konvansiyon'un en tartışmalı düzenlemelerinden biridir. Sorumluluktan kurtulmaya ilişkin sorunlar yerel hukuk kurallarında imkansızlık, mücbir sebep, frustration, impracticability ve aşırı ifa güçlüğü gibi çeşitli teorilere konu olmuştur. CISG m. 79 hükmü, bu teorilerden bağımsız olarak, sorumluluktan kurtulma konusunda otonom bir çözüm ortaya koymayı amaçlamaktadır. Uluslararası mal satım sözleşmeleri bakımından CISG m. 79 hükmünün ortaya koymaya çalıştığı çözüm oldukça önemlidir ve bu sebeple de incelenmeye değerdir. Uluslararası mal satım hukukunda sözleşmesel sorumluluk ve sorumluluktan kurtulmayla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar oldukça ilgi çekici konulardır. Sorumluluk ve sorumluluktan kurtulma kavramları birbirlerine sıkı şekilde bağlıdır. Bu sebeple, tezin ilk bölümünde, CISG'nin şekillenme aşamasında önemli etkileri olan münferit hukuk düzenlerinin sözleşmesel sorumluluk konusunda benimsemiş oldukları sistem değerlendirilmiştir. Bu hukuk düzenlerindeki sorumluluktan kurtulma mekanizmalarının neler olduğu ve nasıl işledikleri de özetle ortaya konmaya çalışılmıştır. Böylece CISG m. 79 ile münferit yerel hukuk kurallarının sorumluluktan kurtulma konusundaki yaklaşımlarını karşılatırma imkanımız olmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, sorumluluktan kurtulmanın şartları ayrıntılı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu sayede CISG m. 79 hükmünün uygulama alanı ortaya konmuştur. Borçlunun sorumluluktan kurtulabilmesi için, temelde, borçlunun bir engel sebebiyle herhangi bir borcunu ifa edememiş olması gerekir. Dolayısıyla borçlunun sorumluluktan kurtulabilmesi için aranan şartlar, ilk olarak, bir engelin varlığı ve engel ile borcun ifa edilmemesi arasındaki nedensellik bağıdır. Bunun yanında, engelin taşıması gereken bazı zorunlu unsurlar da bulunmaktadır. Engelin borçlunun hakimiyeti dışında ortaya çıkmış olması, öngörülmez ve karşı konulamaz nitekte olması gerekmektedir. CISG m. 79'da yer alan şartlar gerçekleştiğinde borçlu sorumluluktan kurtulur. Ancak sorumluluktan kurtulmanın kapsamı önem taşır. Bu önemi ortaya koyabilmek adına çalışmamızın üçüncü bölümünde CISG m. 79 hükmünün hüküm ve sonuçları ele alınmıştır. CISG m. 79 uyarınca sorumluluktan kurtulan borçlu yalnızca alacaklının ifa etmeme dolayısıyla uğradığı zararları tazmin etme yükümlülüğünden kurtulur. Alacaklının tazminat talep etme hakkı dışındaki diğer seçimlik hakları varlığını korur. Tazminat talep etme hakkını kaybeden alacaklının diğer haklarını kullanmasının sözleşme üzerindeki etkileri ve bu durumun ortaya çıkardığı sonuçlar aktarılmaya çalışılmıştır.

Alacak hakkıHukuki sorumlulukMilletlerarası Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması+6
Can Boyacı
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üçüncü kişinin fiilini üstlenmede üstlenenin hukuki konumu

Üçüncü kişinin fiilini üstlenme (TBK m. 128) yapısını konu edinen tezimiz temelde, üstlenenin borçları ve ödeme talebi karşısındaki savunmalarını konu edinmektedir. Öncelikle, kurumun, genel yapısı tanıtılarak, tarihsel gelişimine ilişkin açıklamalar getirilmektedir. Akabinde ise üçüncü kişinin fiilini üstlenmenin hukuki niteliği öğreti ve yargı kararlarında yer alan tartışmalar dikkate alınarak ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu noktada, özellikle, garanti sözleşmeleri ile olan ilişkisi üzerinde de özel olarak durulmaktadır. Genel yapısı ve hukuki niteliği ortaya konulduktan sonra üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinin özellikleri ve geçerlilik şartları detaylı olarak izah edilecektir. Burada ise kurumun, TBK m. 603 ile olan ilişkisi de ayrıca açıklanmaya muhtaçtır. TBK m. 603 yapının şekil ve geçerlilik şartları noktasında büyük önem arz etmektedir. Genel kabul ise TBK m. 603 düzenlemesinin yollamasıyla TBK m. 583 ve 584'te yer alan kefaletin şekline ve ehliyete ilişkin düzenlemelerin, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi bakımından da uygulanması yönündedir. İlgili düzenleme iki kurumu birbirine yaklaştırdığı için her iki kurumun ayrımının tespit edilmesi de uygulama bakımından oldukça önemlidir. Bu noktada ise kefaletin feri, üstlenme sözleşmesinin ise bağımsızlık özelliği bize yardımcı olacak olup; iki kurumun ayrımı bakımından teminatın işbu özelliğinin tespit edilmesi gerekecektir. Bunun yanı sıra, üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile benzerlik arz eden diğer yapılar ile olan ilişkisi de incelenerek farklı yönleri ortaya konulacaktır. Böylece, düzenlemenin uygulama alanı ve kendisine özgü, diğer kurumlardan ayrılan yönleri de daha rahat tespit edilebilecektir. Yine, garanti sözleşmesi ile birlikte üçüncü kişinin fiilini üstlenmesi sözleşmesi ile adı sıklıkla anılan banka teminat mektupları ile olan ilişkisi de değerlendirmeye alınacaktır. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme yapısını ete kemiğe büründürdükten sonra ise üstlenenin borcu üzerinde durulacaktır. Özellikle, üstlenenin borcunun doğumunun ve muaccel hale geldiği anın tespiti ile üstlenenin borcunun kapsamı belirlenmelidir. Üstlenen, üçüncü kişiye ait bir riski üzerine almaktadır. Diğer bir ifade ile risk neticesinde ortaya çıkacak olan zarar miktarından sorumlu olmaktadır. Bu bakımdan, risk, meydana geldiği takdirde üstlenenin, alacaklının hangi zararlarından, ne oranda sorumlu olacağının tespit edilmesi gerekecektir. Üstlenen, kendisinden talepte bulunulduğu takdirde, kayıtsız şartsız bir ödeme borcu altına girmemektedir. O da her borçlu gibi gerek genel hükümler çerçevesinde sözleşmenin geçersizliğine, gerek üstlenme sözleşmesi kapsamında sahip olduğu defi ve itirazları gerekse de risk meydana gelmediği takdirde riskin meydana gelmediğini öne sürerek ödemeden kaçınabilecektir. Bunun sonucu olarak, alacaklı tarafından ödeme talebinde bulunulduğu takdirde üstlenenin, ödemeden kaçınabileceği haller de arz edilecektir. Üstlenenin, ödemeden kaçınmasını gerektiren bir halin var olmaması halinde ödeme yapması gerekecektir. Bu noktada, üstlenenin, lehine teminat sağladığı (riskini üzerine aldığı) kişiye hangi hal ve şartlarda başvurabileceğine de tezin son bölümünde değinilmiştir. Son olarak ifade edilecektir ki, Avrupa Sözleşmeler hukukunun (Principles of European Contract Law) yeknesaklaşması konusunda ortaya konulan teminat hukuku özelindeki prensipler de ilgili yerlerde dipnot olarak çalışmamıza eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Üçüncü kişinin fiilini üstlenme; üçüncü kişinin fiilini taahhüt; garanti sözleşmesi; banka teminat mektupları; kefalet sözleşmesi; kişisel teminat; karşı teminat (kontrgaranti).

Hukuki işlemlerHukuki sorumlulukKefalet+7
Ömer Cemre Koç
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yargıtay kararları ışığında estetik operasyonlar ve hekimin hukuki sorumluluğu

"Türk Hukuku'nda Estetik Operasyonlar Bağlamında Hekimin Hukuki Sorumluluğu" adlı tezimiz temelde estetik operasyonun hukukumuzdaki nitelendirilmesini ve hekimin bu kapsamda meydana gelebilecek hukuki sorumlulukların kurgularının incelenmesini hedef tutmaktadır. Öncelikle, hekim ve hasta tanımları verilerek estetik operasyona ilişkin kavramlar açıklanacaktır. Akabinde ise estetik operasyonun öğretide hangi hallerde hukuka uygun olarak değerlendirildiği izah edilecektir. Estetik operasyonun hukuka uygunluğu tartışması değerlendirildikten sonra; hekim (estetik cerrah) ve hasta arasında estetik operasyon amacıyla kurulmuş olan sözleşmenin öğretide farklı görüşlere konu olmuş hukuki niteliği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Hekim ve hasta arasındaki estetik operasyonu amaçlayan sözleşmenin öğretide vekâlet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, sui generis sözleşme ve eser sözleşmesi bağlamında yapılan tartışmaların üzerinde durulup estetik operasyonu amaçlayan sözleşmenin genel yapısı ve hukuki değerlendirilmesi yapıldıktan sonra ise özel hastane bünyesinde çalışan hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesi yapılacaktır. Bunun yanı sıra hekimin, estetik operasyon bağlamındaki sözleşmesel sorumluluğu irdelenecektir. Özellikle, sözleşmesel sorumluluğun gündeme geldiği haller olan hastanın muayenesinin yapılması ve hastalığın teşhisine ilişkin soruların sorularak hikayesinin alınması (anamnez) yükümlülüğü, hastalığın teşhisini koyma ve en uygun tedaviyi seçme borcu, işe zamanında başlama ve yürütme yükümlülüğü, aydınlatma yükümlülüğü, özen yükümlülüğü, sadakat ve sır saklama borcu, şahsen ifa borcu; araç, gereç ve malzeme sağlama yükümlülüğü, ayıba karşı tefekkül borcu ile hastaya ait dokümanları kayda geçirme borcu ayrıntılarıyla ele alınacaktır. Devamında, hekimin sözleşmesel sorumluluğunun sınırlanması ile taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği durumlar incelenecektir. Akabinde ise hekimin sözleşme dışı sorumluluk hallerinden olan vekâletsiz işgörme ve haksız fiil kavramları değerlendirmeye alınarak estetik operasyonlar bağlamında incelenecektir. Çalışmamızda son olarak manevi tazminata ilişkin açıklamalara yer verilecektir.

Borçlar hukukuEser sözleşmesiHukuki sorumluluk+2
Alin Doğa Uzunoğulları
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk borçlar hukuku kapsamında sürekli iş göremezlik zararı ve tazmini

Sürekli iş göremezlik zararı şahsa ilişkin malvarlığı zararı olarak maddi zararlar kapsamında değerlendirilmektedir. Türk Borçlar Kanunu m. 54 hükmünde Bedensel Zararlar kenar başlığı altında Çalışma Gücünün Sürekli Olarak Azalmasından Kayıplar olarak yasal düzenleme altına alınan işgücü kaybı zararının kapsam ve niteliğinin tespiti öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır. Zarar gören ile zarar veren arasında adil bir dengenin sağlanması için zarara ilişkin tazminatın kapsamının net bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Zarar görenin gelir durumunun, zarar verici olay tarihi itibariyle bakiye çalışma ve hayat süresinin ve meydana gelen işgücü kaybı oranının güncel mevzuat ve yargı kararları doğrultusunda belirlenmesi önem arz etmektedir. Zarara ilişkin unsurların belirlenmesinin ardından yargı kararları ile belirlenen hesap yöntemleri uygulanacak ve somut olay bağlamında var olan indirim sebepleri ve denkleştirilecek yararlar tespit edilerek sonuç tazminat belirlenecektir.

Borçlar hukukuMaddi zararSüreklilik+6
Serbay Akın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bina ve yapı maliki sorumluluğu

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 69.madde, kusursuz sorumluluk çeşitlerinden biri olan, bina ve yapı eseri sahiplerinin sorumluluğunu içermektedir. Bu düzenlemeyle bina ve yapı eseri sahibi ile intifa ve oturma hakkı sahiplerine kusursuz sorumluluk yüklenmektedir. Malik yapılıştaki bozukluktan tek başına sorumlu iken, intifa ve oturma hakkı sahipleri bakım eksikliğinde malik ile birlikte müteselsilen sorumludurlar. Bu kişiler kurtuluş kanıtından yararlanamazlar. Bu sebeple söz konusu sorumluluk çeşidi, ağırlaştırılmış olağan sebep sorumluluğudur. Bu kişilerin zarar neticesindeki sorumluluktan kurtulabilmeleri ancak sebep ile sonuç arasındaki illiyet bağının kesilmiş olması şartıdır. Ayrıca, bina veya yapı eserinden kaynaklı bir zarar tehlikesinin önlenebilmesi için; malik, intifa ve oturma hakkı sahibi ile menfaati bulunan üçüncü kişiler de gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilirler.

BinalarKanunlar 6098 sayılıKusursuz sorumluluk+3
Derya Kılıçarslan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve 6098 sayılı Türk borçlar kanunu kapsamında taksitle satış sözleşmesi

Bu çalışmamızın amacı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, taksitle satış sözleşmelerinin incelenmesini oluşturmaktadır. Bu kapsamda, anılan Kanunlara göre, tüketici ve gerçek kişi veya tüzel kişi tüketiciler değerlendirilmiştir. Ayrıca iki Kanun arasındaki farklılıklar ortaya konulmuş, yeri geldikçe 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki düzenlemeler de irdelenmiştir. Bu çalışmamızın öğretiye katkıda bulunması amaçlanmaktadır.

Borçlar KanunuCayma hakkıKanunlar 6098 sayılı+5
Bahar Deniz Dinar
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin alacak hakkının devri

Bu çalışmada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşme nedeniyle yükleniciden bağımsız bölüm veya arsa payı satın alan üçüncü kişilerin hukuki durumu; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanımı, hukuki niteliği, unsurları, türleri ve sona ermesi hakkında genel bilgiler verilerek, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan alacağın devri hükümleri kapsamında, öğreti ve Yargıtay uygulamaları dikkate alınmak suretiyle incelenmiştir. Daha sonra her iki konu ile ilişkili olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında üçüncü kişilerin talep hakları açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca taşınmaz satışında, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı ve Yargıtay'ın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle yüklenicinin edindiği hakkın, alacağın devri hükümlerine tabi olduğu yönündeki istikrarlı kararlarına esas hukuki görüşü, öğretideki ağırlıklı görüş ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışma ile Yargıtay'ın tahvil yoluna başvurarak alacağın devrine ilişkin öğretideki ağırlıklı görüş ile çelişen uygulamaları irdelenerek, ortaya çıkan farklı hukuki sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Arsa Payı Karşılığı, Alacağın Devri, Üçüncü Kişi, Yüklenici

Alacak hakkıAlacakların devriArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi+5
Zekiye Gizem Durmuşoğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari vekil

Bu çalışma, ticari vekille ilgili doktrinde ve uygulamalarda tartışılan konuları inceleyip ticari vekiller hakkında genel bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmamızın kapsamı, Türk Borçlar Kanunu madde 551 ve devamı hükümlerinin değerlendirilmesidir. Doktrinde yapılan tartışmalar ile yüksek mahkeme içtihatları araştırılarak ticari vekile verilen yetkinin kapsamı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, ticari vekilin kavramsal açıklaması ve yetkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ticari vekilin hak ve yükümlülükleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm ise ticari vekillik kurumunun sona erme hükümlerinin incelenmesini içermektedir.

Borçlar KanunuTicari vekillikTürk Borçlar Kanunu
İbrahim Uraz Tan
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından sona erdirilmesi

Gündelik hayatta sürekli olarak karşılaştığımız hukuki işlemlerin başında kira sözleşmeleri gelmektedir. Bu durum kira sözleşmesine ilişkin hukuki düzenlemeleri kişiler açısından önemli hale getirmektedir. Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren yaşam koşullarında meydana gelen değişimlere ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ülke nüfusları, şehir merkezlerinde yoğunlaşmıştır. Söz konusu yoğun nüfusa bağlı olarak özellikle barınma ihtiyacı ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi bağlamında konut ve işyerlerine talep artmıştır. Bu duruma bağlı olarak kişiler arasında kira hukukuna ilişkin birçok hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmesi ve kira sözleşmesinin bir türü olan konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 339. ve 356. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, kira sözleşmesinin zayıf konumunda olan kiracıyı koruyan birçok düzenleme yer almaktadır. Kiracı tarafı koruyan kanuni düzenlemeler daha çok kira sözleşmesinin sona ermesi durumlarında kendisini göstermektedir. Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmelerini sona erdiren genel sebepler dışında ayrıca konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesini sona erdiren sebepler kabul edilmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, kiraya veren tarafından sözleşmeyi sona erdiren nedenler sözleşmenin bildirim ve dava yoluyla sona erdirilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Türk Borçlar Kanununda yer alan kanuni düzenlemeler genel olarak değerlendirildiğinde kiraya veren tarafından konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi son derece zor koşullara bağlanmıştır. Çalışmada öncelikle kira sözleşmesi ve konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri genel olarak ele alınmış, daha sonra konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiraya verence sona erdirme sebepleri incelenmiş ve son olarak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeniyle ortaya çıkan sonuçları ele alınmıştır.

Kira sözleşmesiKiraya verenKonut+4
Mustafa Umut Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiraya verenin borçları ve borca aykırılığın sonuçları

Kira sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Kira sözleşmesinde kiraya verenin asli borcu, kiralananı kullanıma uygun bir şekilde kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu şekilde bulundurmaktadır. Fakat, kiralananın kullanımı esnasında ortaya çıkan bazı eksiklik ve aksaklıklar, kiracının kullanımına engel teşkil edebilmekte ve bu durum kiracı ile kiraya veren arasındaki edimler dengesini kiracı aleyhine bozabilmektedir. Kira sözleşmesi ilişkisi içindeki zayıf konumda bulunan kiracıyı korumayı amaçlayan kanun koyucu, kiraya verenin borçlarını ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Bu doğrultuda kira sözleşmesi açısından kiraya verenin borçları önem arz etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda kiraya verenin borçları, kiralananın teslim borcu, vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu, yan giderlere katlanma borcu, kiralananın ayıplarından sorumluluğu, üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle sorumluluğu başlıkları altında düzenlenmiştir.

Ayıplı malBorçlarBorçlar Kanunu+6
Güleser Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kefilin sorumluluğunun kapsam ve şartları

Tezin amacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve bu sorumluluğa başvurulabilmesinin şartlarının belirlenmesidir. Tez, giriş ve üç ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Girişte, kefilin sorumluluğunun, gerek 818 sayılı Eski Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerekse de 6098 sayılı kanunda hangi kapsam ve şartlar ile düzenlendiği konusunda genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda kefalet sözleşmesinin tanımı üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda ise ana tez konusunun daha iyi değerlendirilebilmesi için kefalet sözleşmesinin hukuki niteliği ve özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, kefilin kanundan doğan sorumluluğu üzerinde durulmuş ve uygulamada ortaya çıkan bazı özel durumlar hakkında doktrindeki görüşlere yer verilerek, konuya ilişkin kişisel önerilerde bulunulmuştur. İkinci kısımda ise, 6098 sayılı Borçlar kanunun cevaz verdiği ölçüde kefilin sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğuna değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, tanımı yapılarak özellikleri hakkında bilgi verilen kefalet sözleşmesinde, sorumluluğunun kapsamı belirlenen kefilin, hangi şartlar dâhilinde bu sorumluluğuna gidilebileceği üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm, 3 ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, esas kefalet türü olan adi kefalet sözleşmesi, ikinci kısımda uygulamada en sık karşılaşılan müteselsil kefalet sözleşmesi ve üçüncü kısımda ise diğer kefalet sözleşmesi türleri yönünden kefile başvuru şartları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimler; Kefalet, Sorumluluk, Sözleşme, Kefil

Borçlar KanunuKanunlar 6098 sayılıKefil+3
Şükrü Ekren
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects