Turkish society

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Jinekolojik muayene ve türk toplumu

Jinekolojik muayene toplumumuzda hala utanılacak sıkılacak bir durum olarak algılanmaktadır. Bu durum bazı zamanlarda muayene olması gereken kadının muayene olmak istememesine kadar gidebilir. Bu çalışma Jinekolojik muayenenin toplumumuzda tabu olmaktan çıkması için gerekli önerilerde bulunulması ve kadınların jinekolojik muayeneyle ilgili psikolojisini etkileyen faktörleri tespit etmenin yanı sıra bu kadınların jinekolojik muayeneden ve sağlık personelinden beklentilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul Büyükçekmece Hekimbaşı Mustafa Behçet Aile Sağlığı Merkezi'ne müracaat eden 300 kadın oluşturmuştur. İstatistiksel analizler için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 (Kaysville, Utah, USA) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Ortalama, Standart Sapma, Medyan, Frekans, Oran, Minimum, Maksimum) yanı sıra verilerin dağılımı Shapiro-Wilk Testi ile değerlendirildi. Niceliksel verilerin normal dağılım göstermeyen iki grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi kullanıldı. Niceliksel verilerin ilişkisini göstermek için Spearman's korelasyon kullanıldı. Kadınların yarısına yakın kısmı doktor ihtiyaç görürse smear testi yaptırdığını söylemiştir. Kadınların hemen hemen yarısı jinekolojik muayene eden hekimin kadın olmasını tercih ettiği gözlenmiştir. Muayene esnasında yanında kimseyi istemeyen büyük çoğunluktadır.

Fizik muayeneGenital hastalıklar-kadınGenitalia-dişi+4
Tuğba Çinar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Tahir'in öykülerinde mizah

Daha çok romancılığıyla bilinen Kemal Tahir (1910-1973), pek çok edebi türde eser vermiş ve bu anlamda cumhuriyet devri Türk edebiyatında çok değerli bir isimdir. Kemal Tahir'in üretkenliği hemen her alanda olduğu gibi öykü türünde de geçerlidir. Yazmış olduğu öyküler, roman türüne bir basmak olarak kaleme alınmış; ancak içerdiği konular ve değindiği eleştiriler ile kıymetli metinler olmuştur. Kemal Tahir'in öyküleri, tarihsel, siyasal, sosyolojik tespitleri ile tartışma konusu olmuştur. Öykülerinde genellikle gündelik hayatta hâkim olan unsurlar üzerine bir mizah anlayışı görülmektedir. Dolayısıyla Kemal Tahir'in öykülerinde gerçekçi bir bakış açısıyla verdiği mizah unsurları, yerli ve milli hayatın birer tezahürleridir. Toplumsal ve siyasal eleştirilerin bolca yer aldığı öykülerde mizah, Kemal Tahir'in mizacından da kaynaklanmaktadır. Mizah anlayışı, ciddi meselelerin yumuşatılarak gözler önüne serilmesini ve böylece toplumun kanayan yaralarını topluma ve toplum yöneticilerine göstermek amacını taşır. Kemal Tahir'in edebiyatımızın kendi gerçeklerimizden yola çıkılarak oluşturulmasını öyküler üzerinden önerdiği anlaşılmaktadır. Öykülerinde egemen yapılara muhalefet etmiş, iktidara karşı gelmiş, halkı sömüren işadamlarını odak noktası yapmıştır. Türkiye'de yaşayan her unsuru öykülerinde işlemiştir. Bunları Anadolu ağzıyla eserlerinde dile getirmiştir. Bu topluluklarla ilgili halk ağzında dolaşan yargıları sakınmadan kullanmıştır. Kemal Tahir'in gündeme getirdiği sorunlar hâlâ güncelliğini korumaktadır. Kemal Tahir'in öykü kitaplarında mizahi unsurları inceleyen bu çalışmada, Göl İnsanları (1955, 1969, 2006), Dutlar Yetişmedi (2006), Zehra'nın Defteri (2005) ve Üstadın Ölümü (2006) adlı öykü kitaplarında geçen; din, siyaset, kadın-erkek ilişkileri ve etnik köken gibi başlıklar altında tasnif edilen mizahi muhteva incelenmiştir.

HikayeKemal TahirMizah+6
İbrahim Veli Sözer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında hayat ve iktisat

İnsan tutum ve davranışlarının temel güdüleyicisi olarak ekonominin, yaygın düşüncenin aksine, insanların büyük çoğunluğunun, inanç ve düşüncelerinin de ana yönlendiricisi, kişilik ve kimliğinin niteliğinin de belirleyicisi olduğu öne sürülebilir. İnsanı her yönüyle inceleyen romanda bu ilişki biçimi sürekli detaylandırılmasına karşın edebi çalışmalarda göz ardı edilen bir konudur. Farklı disiplinlerin gözlüğünden bakıldığında, sınırsız anlatma olanaklarına sahip roman türünün insanı ele alma perspektifindeki rakipsizlik daha fazla görünürlük kazanır. Türk romanının tek Nobel ödülü yazarı Orhan Pamuk, (1952-) İstanbul orijinli zengin bir ailenin çocuğu olarak, eserlerine bu kentin farklı kesimlerinden olan insanları farklı sorunsallar odağında ele aldığı romanlarında, kurgu sorunları üzerinde de ciddi şekilde düşünen, bu yönüyle dünya romanıyla yakın bağlantılar içine girebilen bir yazardır. Bu çalışma, çoklu bakış açılarına zengin nesnel karşılıklar verebilen yetkinlikteki Orhan Pamuk'un romanlarında, Türk toplumunun, Osmanlı devletinin son dönemlerinden başlayıp günümüze kadar geçirdiği süreçleri ekonomik arka plan üzerinden bir izsürme çabasıdır. Bu tezde insanların sahip olduğu ekonomik statünün; duygu ve düşünce dünyası gibi, gündelik yaşam pratiklerinin de belirleyicisi olduğu öne sürülmekte, yaşamı yönlendiren gerilimlerin de gerisindeki temel güdünün bu olduğu varsayılmaktadır. Bunun geleneksel üretimin egemen olduğu geleneksel toplumdan, tüketim toplumunun var olma gerekçesine dönüştüğü modern topluma kadar sürdüğü, günümüzde ise çılgınlık düzeyine eriştiği gözlemi Pamuk'un romanları üzerinden gözlenmeye çalışılmaktadır. Türk toplumunun farklı mekânlarla sembolize edilen ekonomik ve bununla doğrudan ilişkili ideolojik kamplaşmalarının gerisindeki temel itkinin, ekonomiye sahip olma düzeyiyle yakından ilişkili olduğu öne sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Edebiyat ve ekonomi, roman ve ekonomi, Orhan Pamuk, Gündelik yaşam sosyolojisi, tüketim kültürü, sınıfsal farklılık, Türk toplumu

EkonomiGünlük yaşamPamuk, Orhan+5
Zöhre Ekinci
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gruplar arası tehdit ve empatinin Suriyeli göçmenlere yönelik açık ve örtük tutumlar üzerindeki etkisi

Türkiye'de artan mülteci sayısı Türk toplumu ile mültecilerin sürekli bir etkileşim içinde olmalarını gerektirmiş, böylece Türkiye'de Suriyeli mültecilere yönelik tutumların çalışılması daha kritik bir konu haline gelmiştir. Bireyin dış grubun varlığını kendisine veya iç grubuna yönelik bir tehdit olarak nitelendirmesi gruplar arası tehdit algısına yol açmaktadır. Dış gruba yönelik tutumlar üzerinde rol oynayan bir başka kavram olan empati ise en genel hatlarıyla bir kişinin kendisini karşıdaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini anlayıp, hissetmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, gruplar arası tehdit algısı ve empati değişkenlerinin Türkiye'de mültecilere yönelik hem açık hem de örtük tutumlar üzerinde etkili olacağı düşünülmüştür. Araştırmada yürütülen birinci deneyde, gruplar arası tehdit algısı ve empatinin Suriyeli mültecilere yönelik açık tutumlar üzerindeki etkisini; ikinci deneyde ise aynı değişkenlerin Suriyeli mültecilere yönelik örtük tutumlar üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Her iki deneyde de empati düzeyini değişimlemek amacıyla perspektif alma yöntemi temel alınmıştır. Bu kapsamda, gruplar arası tehdit algısı düzeyine bağlı olarak iki gruba ayrılan (yüksek tehdit/düşük tehdit) katılımcılardan yüksek empati koşulundaki katılımcılara Suriyeli mülteciler ile yapılan röportajı içeren bir video izletilmiş, kontrol grubundaki katılımcılar ise uzayda zaman kavramı ile ilgili bir video izlemişlerdir. Her iki deneyde de elde edilen bulgular tutarlı olarak gruplar arası tehdit algısı yüksek olduğunda açık ve örtük tutumların daha olumsuz olduğunu göstermiştir. Ayrıca, gruplar arası tehdit algısının her iki düzeyinde de mülteciler ile empati kuran kişilerin mültecilere yönelik daha olumlu tutumlara sahip oldukları görülmüştür.

Algılanan tehditEmpatiGöçmenler+4
Heyyem Hürriyetoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastalarda insüline başlama tutumları ölçeğinin türk toplumu için geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Araştırma Tip 2 diyabetli hastalarda "İnsüline Başlama Tutumları Ölçeği Geçerlilik Ve Güvenirlik Çalışması"nı yapmak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Metodolojik olarak planlanan çalışma örnekleme alınma kriterlerine uygun 128 Tip 2 Diyabet hastası bireyin katılımı ile gerçekleştirildi. Veri toplamada bireyleri tanımlayacak "Birey Tanılama Formu" ve diyabete ilişkin tutumlarını değerlendiren "CH-ASIQ" ve paralel form olarak "İnsülin Tedavisi Tutum Ölçeği (ITAS)" kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi kapsamında yapı geçerliliği için Açımlayıcı Faktör Analizi ve Kaiser Meyer Olkin testi, Doğrulayıcı Faktör Analizi için, Pearson, Korelasyon katsayısı hesaplama, Gutmann, Split Half, Spearman, Cronbach Alfa katsayısı hesaplama yöntemleri kullanıldı. Bulgular: Çalışmadaki katılımcıların yaş aralığı %14,1'i 41-50 yaş, %37,5'i 51-60 yaş ve %48,4'ü 61 yaş ve üzeri olduğu görülmektedir. Çalışmada Keiser-Meyer-Olkin testi sonucu 0,626 bulunmuştur. Faktör analizinde varyansın %69,48'ini açıklayan 4 faktör ortaya çıkmıştır. Doğrulayıcı Faktör analizinde (Structural Equation Modeling Results) p=0,000 bulunmuştur. Cronbach Alfa değeri ölçek toplamı için 0.756 bulunmuştur. Madde toplam korelasyon değerleri 0.253- 0.891 arasında değişmektedir. Sonuç: Ölçeğin Türk popülasyonu için geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Güvenilirlik ve geçerlilik+3
İlayda Oylum Güleryüz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Türk toplumunda AZF mikrodelesyonu saptanan olgularda genotip-fenotip ilişkisinin araştırılması

Amaç: İnfertilite, herhangi bir korunma yöntemi kullanılmadan 1 yıl içinde gebe kalınamaması durumu olarak tanımlanmaktadır. Popülasyonun yaklaşık %10-15'ini etkilemekle birlikte %35-50'si, kısmen veya tamamen erkek faktöründen kaynaklanmaktadır. Ejakülatta spermin hiç bulunmaması durumu olan azospermi, erkek infertilite vakalarının %10-20'sini oluşturur ve genel erkek popülasyonun %2'sini etkilemektedir. Genetik nedenli azospermi öncelikle kromozomal anomaliler, monogenik bozukluklar, multifaktöriyel hastalıklar ve epigenetik faktörler gibi bir dizi genetik bozukluktan kaynaklanabilir. Çalışmamızda, Türk toplumunda AZF mikrodelesyonu saptanan olguların delesyon tipi ile klinik bilgileri arasındaki ilişkinin aydınlatılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Azospermi tanısı ile Ocak 2009 ve Mart 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD. ve Ege Üniversitesi Aile Planlaması ve Kısırlık (İnfertilite) Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne başvuran olgularda karyotip analizi normal ve AZF mikrodelesyonu saptanan olguların, hormon profili, demografik özellikleri ve TESE sonuçlarını içeren dosyaları incelenerek retrospektif olarak veriler toplanarak analiz edilmiştir. Bulgular: 46,XY karyotipine sahip 42 olgunun yapılan AZF mikrodelesyon testleri sonucunda 3 olguda AZFa, 2 olguda AZFb, 31 olguda AZFc, 4 olguda AZFb+AZFc ve 2 olguda AZFa+AZFb+AZFc mikrodelesyonu saptanmıştır. Uygulanan mikro-TESE sonucunda AZFc mikrodelesyonuna sahip 16 olguda sperm elde edilmiştir. Sperm elde edilen 2 olguda gebelik sağlanmıştır. Delesyon tipi ile yaş, boy, kilo, vücut kitle indeksi, hormon profili ve testis hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda, AZF mikrodelesyonu bulunan toplam 42 olguda mikro-TESE sonuçlarını, hormonal ve demografik verilerini bütünüyle değerlendirmiş olan Türk toplumundaki en fazla olgu sayısına ulaşılmıştır. Aynı zamanda, genotip-fenotip korelasyonu literatür ile uyumlu bulunmuş olup; özellikle AZFc delesyonu saptanan olguların gebelik elde etme şanslarının bulunduğu gösterilmiştir.

FenotipGenotipKısırlık+3
Elif Uzay
Ege University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türklerde töre: Ortaya çıkışı, yayılımı ve uygulamaları

Dünya üzerinde tarih boyunca yer teşkil etmiş tüm medeniyetlerde olduğu üzere, Eski Türklerde kendi hukuk kurallarını meydana getirmişlerdi. Hukuku oluşturan ve şekillendiren yegâne temel unsur, içinden çıktığı toplumun kültürel anlayışı ile şekillendirilen ve toplumsal sorunlarına çözüm sağlamaya yönelik oluşturulan düzenlemelerdir. Bu düzenlemelere Eski Türk toplumunda töre denilmektedir. Töre, Türk toplumunun kimliği ve kültürel algısı ile mayalanmış, Avrasya'nın zor coğrafyasında göçebe hayatı ile şekillenmiş bir sözlü hukuktur. Töre, Türk toplumunda meydana gelen anlaşmazlıkları çözüm getiren, suç teşkil eden eylemleri belirleyen ve bunlara gereken cezaları bildiren teamülleri de içinde barındırmaktaydı. Zina, hırsızlık, gasp, insan hayatına suikast etmek, iftira, vatana ihanet, çocuk istismarcılığı gibi suçlara karşı gereken cezaları içermesi yönüyle bir ceza hukuku özelliğini taşımaktadır. Toplumsal refahı sağlamak amacıyla yaptırımları katı ve ibretlik olduğundan, Türk toplumunda suç oranı çok düşüktü. Töre, sadece bir ceza kanunlarını değil, idarî konularda da hükümler içermekteydi. Hiyerarşik yapı, orun ve ülüş sisteminin belirlenmesi, kağanlık kurumu ve savaş hukuku gibi konularda etkindi. İdari konulardaki kanunları bir meclis olan kurultayda belirlenmekteydi ve ilgili maddelerin değiştirilmesi ancak kurultay kapsamında yapılmaktaydı. Töre, kağanların keyfi yönetimini de engellemekteydi. Aşırıya kaçan ve keyfi bir yönetim gerçekleştiren kağanlar, töreye uymadıkları gerekçesi ile tahttan indirilebilmekteydiler. Töre, toplumsal hayatı ilgilendiren konuları da kapsamaktaydı. Doğum törenleri, ad veya lakap alma, evlatlık edinme usulleri, evlilik törenleri, görgü kuralları, misafir konuk etme adabı, cenaze törenleri ve miras paylaşımı gibi konularda teamülleri ile bir aile hukuku idi.

Aile hukukuBozkır kültürüCeza+7
Hasan Göktürk Erdoğan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk popülasyonunda proksimal femurun yaş ve cinsiyete göre morfometrik analizi

Çalışmamızda, Türk popülasyonuna ait kadın ve erkek bireylerin, radyografi görüntüleri (RG) üzerinden ölçümler yaparak, proksimal femur morfometrik analizini yaş ve cinsiyete göre belirleyip ve literatürle karşılaştırmayı amaçladık. Ölçümlerimiz, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı'na başvuran 18-75 yaş aralığındaki bireylerin pelvik RG üzerinde gerçekleştirildi. Çalışmada, 134 erkek ve 136 kadın olmak üzere toplam 270 kişinin pelvik RG üzerinden ölçümler yapıldı. Bireyler, 18-25, 26-35, 36-45, 46-55, 56-65, 66-75 yaş aralıklarından oluşan altı guruba ayrıldı. Çalışmaya, kemik gelişimini etkileyen hastalığı bulunan, kalça ekleminde ve uyluk bölgesinde kırık, geçirilmiş cerrahi ve protezi olan olgular dahil edilmedi. PACS (Picture Archiving and Communication System) sistemi üzerinden proksimal femur'un uzunluk, genişlik, derinlik ve açılarına ait ölçümler yapıldı. Elde edilen verilerin istatiksel analizleri SPSS 21.0 programı ile analiz edildi. Analiz sonuçları ortalama, standart sapma, minimum (min) ve maksimum (max) olarak verildi. Erkeklerde yapılan ölçümlerde daha yüksek değerler ölçüldü (p<0,05). Tüm bireylerin sağ tarafında caput femoris çapı (CaFÇ), collum femoris genişliği (CoFG), baş boyun eksen uzunluğu (BBEU), femur inklinasyon açısı (FIA), gözyaşı damlası mesafesi (GD), linea intertrochanterica uzunluk ölçümleri (LiUüst, LiUorta ve LiUalt) istatiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Sol tarafta ise collum femoris uzunluğu (CoFU), horizontal ofset (HO), alsberg açısı (AA) istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edildi (p<0,05). Sağ ve sol taraftaki uzunluk ölçümleri arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon ilişkisi tespit edildi. Çalışmamızda proksimal femur ölçümlerinde ulaştığımız istatistiksel analizlerle; Türk popülasyonuna ait ortalama standart verilerin ortaya konulmasında önemli olduğunu düşündüğümüz verilere ulaştık. Çalışmamızda ölçtüğümüz parametrelerle cinsiyet tayini ve sağ-sol taraf ölçümlerinin karşılaştırılmasında kullanılabilecek veriler elde ettik. Bizim toplumumuzda ya da diğer toplumlarda yapılacak çalışmaların karşılaştırılmalı analizine, proksimal femur morfolojisinin ve bu bölgede karşılaşılabilecek klinik durumlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağı kanısındayız. Anahtar Sözcükler: Cinsiyet tahmini, morfometri, proksimal femur, radyografi.

CinsiyetFemurMorfometri+3
Sevim Akdoğan Özcan
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pieper-zulkowski basınç yarası bilgi testi'nin Türk toplumu için geçerlik ve güvenirliği

Bu araştırma metodolojik desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya başlamadan önce etik ve yasal izinler alınmıştır. Araştırmanın evrenini, Haziran 2022- Kasım 2022 tarihleri arasında Antalya ilinde bulunan bir devlet hastanesinde çalışan hemşireler; araştırmanın örneklemini N=306 hemşire oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, Hemşire Tanıtım Formu ve Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi-2021 versiyonu kullanılmıştır. Araştırma verileri, çevrimiçi platformda, bilgilendirilmiş onam formu onayı ile araştırmaya katılmayı kabul eden hemşirelerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS v26 yazılımı kullanılmıştır. Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi 2021 Versiyonu'nun dil geçerliliğinin gerçekleştirilmesinde ileri ve geri çeviri yöntemi kullanılmıştır. Kapsam geçerliği, uzman görüşleri ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirilmesi, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde, Kaiser-Meyer Olkin (KMO) ve Bartlett küresellik testi kullanılmıştır. Güvenirlik değerlendirmesinde, Cronbach Alfa katsayısı, Spearman-Brown Split-Half analizi, test-tekrar test ölçümü ve madde toplam puan kolerasyonları kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda kapsam geçerlik indeksi 0,960 olarak saptanmıştır. Yapı geçerliği değerlendirmesinde, açımlayıcı faktör analizleri Bartlett testi istatiksel olarak anlamlı (p<0.001) ve Kaiser-Meyer Olkin değeri 0.849 sonucuna ulaşılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçek maddelerinin faktör yükünün 0.297 ile 0.667 arasında değiştiği görülmüştür. İç tutarlılığının değerlendirilmesinde ölçeğin ilk yarısının Cronbach Alfa değeri 0.856, ikinci yarısının ise 0.904 olarak tespit edilmiştir. Ölçeğin iki yarısı arasında kolerasyon 0.775 ve Spearman- Brown kat sayısı 0.873 sonucuna ulaşılmıştır. Test-tekrar test ölçümünde, iki test arasında tüm alt boyutlar ve ölçek toplam puanı için istatiksel anlamlı ilişki (p<0.05) saptanmıştır. Bu araştırma sonucunda Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi 2021 versiyonunun, Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu saptanmıştır.

Basınç ülserleriGeçerlikGüvenilirlik+3
Mine Yeşil
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya türk toplumunun din algısı: Diyanet İşleri Türk İslam Birliği ve islam toplumu millî görüş üyeleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu tezde Federal Almanya Cumhuriyeti'nde bulunan iki büyük Müslüman derneğinin üyeleri üzerinde nasıl bir din algısı inşa ettikleri karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır. Araştırmamıza konu olan iki dernekten birisi Diyanet İşleri Türk İslam Birliği, diğeri ise İslam Toplumu Millî Görüş'tür. Araştırmanın temel kavramı olan "din"in katılımcılar için ne anlama geldiği, varlık sebebi, hayatlarındaki konumu ve dinlerinin en beğendikleri yönü karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Katılımcıların Müslüman bir bireyin nasıl olması gerektiği yönündeki fikirleri, Kur'an ve Sünneti nasıl tarif edip anladıkları ve hayatlarına geçirdikleri, dini konularda hangi hocaları ve eserleri takip ettikleri, din ve siyaset ilişkisini nasıl değerlendirdikleri, dinde kadın erkek ilişkisi konusunda ne düşündükleri, din genelinde kader konusunu nasıl anladıkları, geçmiş fetvalarla ilgili düşünceleri ve farklı bir dine mensup olan bireylerle dostluk kurmak ve evlenmek konusundaki düşünceleri ele alınmıştır. Bu çalışma temel olarak dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmacı giriş bölümünde araştırmanın problemini, amacını, önemini ve araştırma ile ilgili araştırmaları, kapsamını ve sınırlılıklarını tanımlamıştır. Araştırmacı bu bölümde çalışmasındaki konumunu da açıklamıştır. Yine bu çalışmanın yöntemi, deseni ve verirleri toplamadaki araçları giriş bölümünde detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Çalışmanın birinci bölümü kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Bu bölüm altında araştırmacı göç ve göçün sebeplerini, din ve dindarlığı, dinin ilişki içinde bulunduğu siyaset, mezhep, kültür, zihniyet ve kimlik konularını ele almıştır. Kavramsal çerçeve çizilirken çalışmaya konu olan iki dernekte her boyutuyla aktarılmıştır. Araştırmacı çalışmanın ikinci bölümünde bulgularını analiz ederek okuyucularına sunmuştur. Katılımcıların araştırma sorularına verdikleri cevaplar derneklere göre ayrı ayrı belirtilerek her başlığın altında bir karşılaştırma yapılmıştır. Sonuç kısmındaysa araştırmacı bulgularını toplamış genel bir analiz yaparak çalışmasını tamamlamıştır.

AlmanyaDin algısıDiyanet İşeri Türk İslam Birliği+7
Yonca Necan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erişkin türk toplumunda oksipital kemikte belirlediğimiz morfolojik noktaların bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinden yapılan ölçümlerinin cinsiyet ile korelasyonu

Amaç: Adli tıp uygulamalarında ilk aşama kimlik teşhisidir. Kimlik teşhisinin de en önemli aşaması ise cinsiyet tayinidir. Günümüzde DNA analizi kullanılarak %100 kesinlik ile cinsiyet tahmini yapılması mümkündür. Ancak DNA analiz yöntemlerinin kullanılamadığı veya ulaşılabilir olmadığı durumlarda adli antropolojik yöntemlerin kullanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; cinsiyet tayininde 18-65 yaş arası yetişkinlerin kranial BT kesitlerinin incelenerek oksipital kemiğe ait İOU, LOU, LİU, OKU, OKG, EOPD, AMU, FMU ve FMG ölçümlerinin kullanılabilirliğinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ocak 2010- Aralık 2022 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalına başvurarak kranial BT görüntülemesi yaptıran 18-65 yaş bireylerin görüntüleri 3B retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışma kriterlerimize uyan 384 bireyin 192' si erkek 192' si kadındır. İOU, LOU, LİU, OKU, OKG, EOPD, AMU, FMU ve FMG ölçümleri lojistik regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızın sonucuna göre; 9 farklı ölçüm yapılmış ve cinsiyet tayininde bu ölçümlerden 4' ünün en anlamlı sonuç verdiği saptanmıştır. 9 ölçüm bir arada değerlendirildiğinde kadın cinsiyetini saptamada %82.8, erkek cinsiyetini saptamada %80.1 oranında başarılı olduğu belirlendi. En anlamlı 4 ölçüm olan FMG, OKU, OKG, EOPD ölçümleri beraber değerlendirildiğinde erkek cinsiyetini saptamada %79.1, kadın cinsiyetini saptamada %83.3 oranında başarılı olduğu belirlendi. 9 ölçümde genel olarak %81.5 başarı oranına karşılık 4 ölçüm kullanılarak elde edilen %81.2 genel başarı oranı elde edilmiştir. Sonuç: Oksipital kemikteki FMG, OKU, OKG ve EOPD ölçümlerinin cinsiyet tayininde kullanılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Bu veriler ışığında bulduğumuz sonuçların Adli Tıp alanında yapılacak çalışmalara yardımcı olabileceğini düşünebiliriz. Sonuçlarımızın başarılı olduğu gözlenmesine rağmen cinsiyetler arası dimorfizmin coğrafi bölgelere göre farklılık göstermesi nedeniyle daha büyük popülasyonların dahil edildiği daha yüksek örneklem değerine sahip çalışmalarla ülkemiz için geniş bir veri tabanı oluşturulmasına ihtiyaç vardır.

Adli tıpCinsiyetCinsiyet tayini+4
Esra Arslan
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı son döneminde Yemen isyanlarının türkü metinleri üzerine etkileri

Bu çalışma, Yemen İsyanlarının Türk toplumu üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Osmanlı Devleti, özellikle Batı dünyasında 'Hasta Adam' olarak adlandırılıp, toprakları pay edilirken kutsal yerleri koruma görevinden de geri kalmamıştır. İngilizlerin Arap milliyetçiliğini kullanan menfi politikaları nedeniyle İttihat-ı İslam (İslam Birliği) düşüncesi geçerliliğini yitirmeye başlamış, Arapların Osmanlı Devleti'ne karşı isyan girişimleri yoğunluk kazanmıştır. Osmanlı Devleti ise kutsal topraklardaki bu isyanları bastırmak için çeşitli politikalar uygulamış, bu kapsamda bölgeye Anadolu'dan çok sayıda asker ve silah sevketmiştir. I. Dünya Savaşı'nda İttifak Bloğunda yer alan Osmanlı Devleti birden fazla cephede aynı anda mücadele sürdürmek zorunda kalmıştır. Bu cephelerden biri de, İslam dinine göre kutsal kabul edilen ve Arap Yarımadası olarak bilinen bölgede yer alan toprakları, dini mekân ve sembolleri korumak için savaştığı Yemen-Hicaz cephesidir. Bu araştırmada, Anadolu coğrafyasından Yemen'e giden Osmanlı Türk askerlerine (dönülemeyen yolda) yakılan türküler, Anadolu halkının kaygı ve acılarına bize daha yakından tanıklık etmeyi amaçlamıştır.

Osmanlı DevletiSosyal etkiTürk toplumu+4
Çiğdem Erdoğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Derviş Zaim filmlerinin geleneksel sanatlarla ilişkisi

Gelenek, toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi ve manevi her şeyi içine alan bir olgudur. İçinden çıktığı toplumun kültürel özelliklerini yansıtan sanat yapıtları; aynı zamanda bu kültürel yapının ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarılmasında da önemli bir rol üstlenmektedir. Bu anlamda geleneksel Türk sanatları; Türk toplumunun yaşayış biçimi, inanışları ve düşünsel yapıları hakkında bilgi verici ve aktarıcı bir özelliğe sahip olmaları sebebiyle günümüz için bir başvuru kaynağı konumundadır. Sanat yapıtının bir anlam yaratması veya sanatçının bir eser üretebilmesi için yalnızca ilgili sanat dalının bilinmesi ya da ona hâkim olunması, sanatçıyı sınırlandırabilmektedir. Bunun yanı sıra, içinde yaşadığı toplumun kültürünü ve geleneklerini de derinlemesine bilmesi; sanatçının, yaratım sürecinde bakış açısını zenginleştiren bir özellik olarak gösterilebilmektedir. Bu bağlamda Derviş Zaim'in, filmlerini oluştururken içinde yaşadığı toplumun geleneklerine dayanarak; özgün bir sinema dili yaratmayı amaçladığı söylenebilmektedir. Zaim, sinematografinin araçlarından ve imkanlarından yararlanmak suretiyle; geleneksel sanatların formları ile sinema arasında bir bağ kurmaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türk sinemasında özgün bir dil yaratma sürecinde geleneksel sanatlardan; minyatür, hat ve gölge oyununun felsefi ve biçimsel özelliklerini, Derviş Zaim'in Cenneti Beklerken (2006), Nokta (2008) ve Gölgeler ve Suretler (2010) filmlerinde nasıl ve ne şekilde kullanıldığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, minyatür, hat ve gölge oyunu konularında literatür taramasına başvurulmuş, sinemanın Türkiye'de gelişim sürecine değinilmiş, Türk sinemasındaki sinema hareketleri irdelenmiş ve sinemanın sanat olma sürecinde sinematografinin etkisi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda Cenneti Beklerken, Nokta ve Gölgeler ve Suretler olmak üzere örneklem olarak seçilen üç filmde; Derviş Zaim'in, sinematografinin araçlarından; kamera, kurgu, ışık ve rengi kullanarak, geleneksel sanatlar arasında kurduğu bağ, betimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir.

El sanatlarıGeleneksel Türk sanatıSinema+3
Emir Kubat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış Türkler

Bu çalışmanın ortaya konuluş amacı dünya üzerindeki Türk devletlerinin, diğer ülkelerde azınlık konumunda yaşayan Türk nüfusun ve ülkemiz sınırları dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'nin gizil gücü olduğu ve bu gücün etkin şekilde kullanılmasının uluslararası alanda Türkiye'nin konumunu güçlendireceğinin vurgulanmasıdır. Araştırmanın hedefi Türkiye'nin sahip olduğu gizil gücün farkına varılmasını sağlamaktır.Bu doğrultuda hazırlanan bu çalışma dört kesimden oluşmaktadır. Birinci kesim, araştırma hakkındadır. İkinci kesim Dış Türkler hakkında genel bilgiler üzerinedir ve ?Dış Türkler? hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü kesim ?Türkiye'nin Gizil Gücü: Dış Türkler?dir. Bu kesimde ikinci kesimde verilen bilgiler ışığında ?Dış Türkler? olgusunun Türkiye için gizil bir güç unsuru olduğu konusu işlenerek bu gücün kullanımı değerlendirilmiş ve ilgili yöntemler hakkında bilgi verilmiştir. Üç bölümden oluşan bu kesimde üçüncü bölüm, ?Türklük Unsuru ve Türk Devletleriyle İlişkilerin Geliştirilmesi?dir. Bu bölümde uluslararası ilişkilerde güç unsurları konusu işlenerek bağımsız Türk devletleriyle Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesinin Türkiye açısından önemi belirtilmiş ve bu konuda Türklük unsurunun önemi vurgulanmıştır. Dördüncü bölüm, ?Azınlık Konumundaki Türklerin Gücünden Faydalanma Aracı Olarak Sivil Toplum Örgütleri?dir. Bu bölümde azınlık kavramı ve sivil toplum örgütleri bağdaştırılarak Türkiye açısından uluslararası arenadaki önemi vurgulanmış ve sivil toplum kuruluşları hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölüm, ?Diaspora Türkleri ve Lobicilik?tir. Dördüncü kesim genel değerlendirmedir. Bu çalışma Türkiye'nin sahip olduğu gizil gücün farkına varılması açısından önem taşımaktadır.

Dış TürklerLobicilikSivil toplum örgütleri+3
Murat Türkmen
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
20
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Türk kadınlarında farklı iskelet bölgelerinde kemik mineral dansitometresi

Osteoporoz kemik yoğunluğunu azalması ve kemik yapısının bozulması ile karekterize ilerleyici metabolik kemik hastalığıdır.Çift enerji X-ışını absorpsiyometre (DXA) kemik mineral yoğunluğu ölçümünde yaygın kullanılan güvenilir ölçüm tekniğidir.Çalışmamızın amacı: (i) lumbal vertebra, proksimal femur ve önkol arasında istatistiksel anlamlı T skoru farkı varsa saptamak, (ii) yeni iskelet bölgelerinde KMY normal aralığını belirlemektir. Çalışma 25-69 yaşları arasındaki 55 kadında yapıldı. Lumbal vertebra, sağ proksimal femur, non-dominant önkol, sol proksimal humerus, sol proksimal tibia ve sol distal femurun DXA kullanılarak KMY ölçüldü.Bütün gruplarda proksimal femurun bütün alt-bölgelerin T skoru total lumbal vertebra (L1-L4) T skorundan anlamlı farklı bulundu (p<0.0001). Fakat femur alt-bölgelerin kemik mineral yoğunluğu değerleri ile total lumbal vertebra (LT) değeri arasında korelasyon vardı (r= 0.436- 0.591). Normal populasyonda total lumbal vertebra (L1-L4) ortalama KMY değerine götüren lineer regresyon formülüyle yaş ile uyumlu herbir bölgenin ortalama KMY değeri ve yeni simüle edilmiş T skoru hesaplandı. Daha sonra, bütün alt-bölgelerde KMY'nin yeni ortalama ve standart sapma değerleri ile uyumlu, sol proksimal humerus, proksimal tibia ve distal femurda herbir alt-bölgenin yeni simüle edilmiş T skoru hesaplandı. Proksimal tibia alt-bölgelerinin yeni simüle edilmiş T skorları ile total lumbal vertebra T skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Proksimal tibianın osteoporozda KMY ölçümü için ideal yeni bir değerlendirme alanı olduğunu düşünmekteyiz.Anahtar kelimeler: Kemik mineral yoğunluğu, Türk, kadın, T skoru, regresyon, korelasyon.

KadınlarKemik dansitesiTürk toplumu+1
Mustafa Arif Aluçlu
İnönü University
2012
20
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat

Alatlı, AlevAydınlanmaBatılılaşma+7
Çağrı Aslan
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
20
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye`de modernleşme açısından din-kültür-siyaset (1839-1960)

DinDin politikasıDin sosyolojisi+7
Nazmi Avcı
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk toplumunda cinsiyete dayalı işbölümünü etkileyen sosyolojik faktörler: Malatya uygulaması

AileCinsel kimlikCinsiyet rolleri+4
Huriye Tekin Önür
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Nurettin Topçu düşüncesinde Türk modernleşmesi

"Nurettin Topçu Düşüncesinde Türk Modernleşmesi'' isimli bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Tezin Giriş kısmı yapılan araştırmanın yöntemi, amacı ve önemini kapsamaktadır. Birinci bölümde modernleşmenin kavramsal ve olgusal çerçevesi açıklanmaya çalışılmıştır. Tarihsel gelişimi içerisinde modernleşmenin çeşitli boyutları ele alınmıştır. Türk modernleşmesinin tarihsel arka planı, temel tartışma biçimleri ve Türk modernleşmesinin öncüleri açıklanmıştır. İlk olarak batılılaşma çabası olarak başlayan daha sonra cumhuriyet döneminde modernleşme pratiklerine evrilen ve aydınlar tarafından farklı yollarla açıklanmaya çalışılan modernleşme, bu dönemler bağlamında çeşitli tartışma ve yorumlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümde ise, Topçu'nun düşünceleri ve modernleşme ekseninde oluşturulmuştur. Topçu'nun sosyal, siyasi, entelektüel hayatına kısaca yer verilmiştir. Batılılaşmaya bakış açısı, Türk sosyolojisindeki yeri, sosyal bilimlerde yöntemi ve kültür medeniyet ayrımı bu bölümü oluşturan başlıca konulardır. Topçu'nun modernleşme karşısındaki muhalif tutumu, düşünce pratiklerinde ve çözüm önerilerinde görülmektedir. Kendi tanımıyla sosyalizm anlayışında, siyasi ve iktisadi yönetim anlayışında, milliyetçilik anlayışında özgünlüğünü ortaya koymuş bir düşünürdür. Batı modernleşmesinin tam karşısında duran Topçu, aynı zamanda kapitalist dünya sistemini de çok sert dile eleştirmektedir. Batı merkezli modernleşmenin bir ürünü olan teknik anlayışı benimsemez, aksine bir kültür ve medeniyet ürünü olan tekniğin üreten topluma özgü olduğunu savunur ve başka toplumlara uyarlanamayacağını savunur. İkinci bölümde anlatıldığı gibi Topçu düşüncesinin merkezine dini argümanları ve kaynağı dini kurallar olan ahlaki kuralları koymaktadır. Sonuç kısmında ise, Topçu'nun tüm bu kavramsallaştırmaları, çözüm yolları ve tartışma biçimleri yorumlanmaya çalışılmıştır. Günümüzdeki modernleşme tartışmalarına karşı, bu çözüm yollarının ne kadarının hala güncel olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Yaşadığı dönemde fikirlerine değer verilmeyen Topçu'nun, felsefeci olmasının yanı sıra bir sosyolog gibi toplumun sorunlarına yönelmesi ve bu sorunlara karşı çözüm yolları üretmesi,onun Türk sosyolojisinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Nurettin Topçu, Anadolu Sosyalizmi, Milliyetçilik, Modernleşme

Düşünce yapısıMilliyetçilikModernleşme+3
Dilek Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of polypharmacy on plasma concentrations of therapeutic drug monitoring in patients with dependence and bipolar disease: A retrospective study for Turkish population

The aim of the study is to examine the prevalence of polypharmacy and its effects on the changes of therapeutic drug levels and also to examine patient and practice characteristics associated with polypharmacy. Data for all 12.734 registrations pertaining to 1.530 inpatients were from NP Hospitals. Aim of the study is to analyze the changes related to the number of drugs and to detect the risk of potentially serious therapeutic drug levels and biochemical parameters over time. As part of clinical routine; serum levels of antidepressants, antipsychotics, fasting blood sugar, AST, ALT, creatinine, urea were recorded from patients' charts of in-patient and evaluated retrospectively. The mean age for all patients was 35.23 ± 0.12 (Mean ± SEM) years. The average of total prescribed drugs for these hospitalized patients is 6.51 ± 0.26 (range, 1-23) drugs. For male, it is 6.69 ± 0.03 (range, 1-21) and for female it is 6.14 ± 0.04 (range, 1-23) drugs. Firstly, the probable effects of polypharmacy on diagnostic types, age and blood chemistry values were examined. Significant increases were observed about the number of drugs in patients with alcohol dependence (7.86±0.08), substance dependence (6.51±0.03); and also number of drugs were highest in their late years. Greater than 70 years old it was (9.3±0.15) and in 20-29 age group it was (5.97 ± 0.03). The number of drugs did not change the levels of fasting blood glucose. The levels of fasting blood glucose (FBG) were increased significantly in diagnosis of substance dependence groups compared to other diagnosis groups. The effects of number of drugs, age, diagnosis and gender on ALT levels were also analyzed but not observed significant effects on ALT. AST levels were not changed by the number of drugs and age, but the gender and diagnosis of the patients significantly changed AST levels. Creatinine levels were not changed by the number of drugs, but the gender, age and diagnosis changed the levels of creatinine. Pearson correlation coefficients between the number of drugs and creatinine levels were r =-0.27, r =-0.209 of male and female, respectively. The number of drugs, gender, age, and diagnosis indicated significant changes on the levels of urea. In male patients group and patients with bipolar disorder, the number of drugs increased the levels of urea. In female patients group, 13 and upper amount of drugs increased the levels of urea more than the other number of drug groups. Secondly, the effects of number of drug on plasma concentrations of drug were analyzed. The number of drug significantly; increased the plasma concentrations of Aripiprazole in 4-6 and 7-9 drug used groups; decreased the plasma concentrations of Bupropion in 7-9 and 13 and upper amount of drugs used groups; decreased the plasma concentrations of Clomipramine in 4-6, 7-9, 10-12 and 13 and upper amount of drug used groups; increased the plasma concentrations of pregabaline in 7-9, 10-12 and 13 and upper amount of drugs used groups; increased sulpiride plasma concentrations in all drug groups; decreased the plasma concentrations of valproic acid in 7-9 and 10-12 drugs group, except 13 and upper drugs group ; increased the plasma concentrations of Zuclopenthixol in 4-6, 7-9, 10-12 and 13 and upper amount of drugs groups. When examined the plasma concentrations of drug abuse, the number of drugs significantly; increased the plasma concentrations of benzodiazepine in 7-9, 10-12 and 13 and upper amount of drugs used groups; not changed the plasma concentrations of phencyclidine; increased plasma concentrations of ecstasy in all drug groups, except 1-3 drugs used group; not changed the plasma concentrations of opioids in all drug groups. As a conclusion, the study showed that there were significant correlations between the number of drugs and alcohol dependence, and also between the number of drugs and age. The number of drugs did not change FBG and ALT and AST levels, but increased creatinine levels in female patients, and urea levels in both male and females. The number of drugs significantly increased the plasma levels of aripiprazole, bupropion, pregabaline, sulpiride, zuclopenthixol, benzodiazepine, ecstasy and opiate but, decreased clomipramine, valproic acid.

Bipolar disorderDepressionClomipramine+7
Emine Yönel
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Perceiving the committee of union and progress: Two authors, two approaches

The continuity and discontinuity thesis has a major place in the reading of Turkish political history. Two prominent researchers, Ahmad and Zürcher have analyzed the modernization of Turkish society and institutions from two different perspectives. While Ahmad has advocated the discontinuity thesis, Zürcher has underscored continuity in this process. In this study, the changes, transformations and legacies to Turkish political, cultural and social life are examined chronologically on the basis of the continuity and discontinuity perceptions of these two authors. The enlightenment movements starting with the Reform era lighted the blue touch paper of social and political movements – the effects of which are still felt today – by importing many ideas from the West under the leadership of Turkish intellectuals. These groups including the New Ottomans and the Young Turks, leaded the ideology of the enlightenment and modernization movement, while they touched the lives of people in a way that has extended up to today. Along with the Constitutional Monarchy proclaimed in 1908, these streams of thought transformed into mass movements and recorded in our social history. The Committee of Union and Progress left its mark from the end of the 19th century to the early 20th century and is critical in understanding this period comprehensively as a determining factor shaping this study. Built on a great intellectual legacy, state tradition and political cadre, the Republic of Turkey continued its modernization by turning reform movements into state policies. The Republican cadres, most of whom had a Unionist background, radicalized revolutions and carried out several activities to serve for the integration of Turkish society's political, economic and social life with the West through great efforts. From the time when Mustafa Kemal rose in the stage of history to the early period of the Republic of Turkey, Mustafa Kemal's passionate and idealist attitude to build the Turkish state and Turkish society is also elaborated from the perspective of the continuity and discontinuity thesis.

Atatürk, Mustafa KemalChangeTransformation+6
Hüsnü Acer
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk çocuklarındaki temporomandibular rahatsızlıklık belirti ve bulgularının sıklığı ve dağılımı

Amaç: Bu araştırmada, Türk çocuklarındaki TMR bulgu ve belirtilerin dağılımı ve sıklığının amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: AAOP belirlediği kriterler doğrultusunda hazırlanan anket ve muayene formu ile araştırma yürütülmüştür. Araştırma 9-15 yaş aralığında rastgele seçilmiş çocuklar üzerinde yapılmıştır. Çalışmayı oluşturan bireyler karma ve daimi dentisyon olmak üzere 2 grup altında değerlendirildi.Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre TMR belirti arasında en sık karşılaşılan belirti başağrısı (%15) ve çiğneme esnasında ağrı (%9,2) olarak tespit edildi. Başağrısı insidansının cinsiyetler arası karşılaştırması sonucunda istatistiksel olarak fark tespit edildi (p<0.05).Sakız çiğneme, tırnak yeme ve diş sıkma/gıcırdatma en sık görülen parafonksiyonlar arasında yer almaktayken (%43.2, %23.8 and %15.2 sırasıyla) parmak emme (%2.6) en az rastlanan parafonksiyon olarak tespit edildi.Çiğneme kaslarındaki hassasiyet (%28.2) en sık karşılaşılan TMR bulgusu olarak tespit edildi. Çiğneme kaslarındaki hassasiyetin cinsiyet ve gruplar arasındaki değerlendirmesi sonucunda istatistiksel fark tespit edilmedi (p>0.05). TME'de tıklama bulgusu ise tüm çocukların %4,8'de görüldü.Kulak içi palpasyon sırasında tespit edilen disk kayması değerleri karma ve daimi dentisyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmektedir (p<0.05).Generalize Eklem Hipermobilitesi tanısı için brigthon teşhis kriterleri kullanıldı. Bunun sonucunda Subluksasyon ile GEH arasında istatistiksel olarak fark tespit edildi (p<0.05).Sonuç: Bu araştırma sonucunda, çocuklardaki TMR bulgu ve belirtilerinin yetişkinler kadar fazla olduğu ve önceden tespit edilmesiyle gerekliliği görüldü.Anahtar kelimeler: Temporomandibular Rahatsızlık, Çocuk, Bulgu ve Belirti

Temporomandibular eklem hastalıklarıTürk toplumuÇiğneme+1
Buğçe Ebeoğlu Algan
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk toplumunda derin örtülü kapanış (deep bite) ile temporomandibular rahatsızlıklar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Tınastepe N. Türk toplumunda derin örtülü kapanı? (deep bite) ile temporomandibular eklem rahatsızlıkları arasındaki ili?kinin ara?tırılması. Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protetik Di? Tedavisi Anabilim Dalı, Doktora Tezi, ?stanbul 2012.Temporomandibular eklem rahatsızlıkları (TMR), klinikte ba?lıca ağrı ve disfonksiyon olarak kendisini gösteren, çiğneme kasları ve temporomandibular eklem yapılarını ilgilendiren problemler bütünüdür. Etyolojisi multifaktoriyel olarak kabul edilmekte olup, okluzyonun etkisinin % 10-20 olduğu yapılan epidemiyolojik çalı?malarla gösterilmi?tir. Okluzal faktörlerden biri olan derin örtülü kapanı?'ın TMR ile pozitif ve negatif ili?kisi olduğunu gösteren çalı?malar olduğu gibi ters korelasyon bulunduğunu gösteren çalı?malarda mevcuttur. Bu çalı?manın amacı Türk toplumunda eri?kinlerde minimal overjet ile birlikte görülen derin örtülü kapanı?ın TMR ile ili?kisinin değerlendirilmesidir. Çalı?mada 30 ki?ilik derin örtülü kapanı?a sahip bireyin olu?turduğu grup ile 30 ki?ilik kontrol grubu Temporomandibular Rahatsızlıkları ?çin Ara?tırma Tanı Kriterleri (TMR /ATK) kullanılarak muayene edilmi? ve tanıları konularak kar?ıla?tırıldı. Gruplar arası psikolojik farklılıkların değerlendirilmesi de bu çalı?manın kapsamında yer aldı. Çalı?mada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için NCSS 2007&PASS 2008 Statistical Software (Utah, USA) programı kullanıldı. Çalı?ma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma, frekans) yanısıra niceliksel verilerin kar?ıla?tırılmasında normal dağılım gösteren parametrelerin iki grup arası kar?ıla?tırmalarında Student t test kullanıldı. Niteliksel verilerin kar?ıla?tırılmasında ise Ki-Kare testi ve Fisher's Exact Ki-Kare testi kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Çalı?ma sonucunda, derin örtülü kapanı?a sahip bireylerde, TMR, açma kapama sırasındaki eklem sesleri, lateral pterygoid kaslarında palpasyondaki hassasiyet, deviasyon-defleksiyon görülme oranları kontrol grubuna göre daha fazla bulundu. Sonuçta minimal overjetle birlikte görülen derin örtülü kapanı? TMR bulgularına neden olabilecek bir risk faktörü olarak değerlendirildi.

Dental oklüzyonTemporomandibular eklemTürk toplumu+2
Nesihan Tınastepe
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Köy enstitülerinde yetişen kadın öğretmenlerin Türk toplumuna etkileri

Türk toplumunda ailenin, aile içinde kadının yeri ve önemi büyüktür. Bu çalışma Türk eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olan köy enstitülerinde yetişen kadın öğretmenlerin topluma etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Tarama modeli ve tarihsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel desende tasarlanmış veri toplama tekniklerinden görüşme ve gözlem kullanılmıştır. Ayrıca Köy Enstitüleri hakkında kitaplar, tezler, periyodik yayınlar, bibliyografyalar, yasalar incelenmiştir. Köy Enstitüsünde yetişen kadın öğretmenlerle mülakat yapılmıştır. Bu çalışma sonunda kadın öğretmenler hakkında bilgiler ortaya konmuştur. Aynı zamanda Köy Enstitülerinde yetişmiş kadın öğretmenlerin köylere giderek toplumda aktif olduğu ve köy kadınlarını yetiştirmek üzere çalıştıkları tespit edilmiştir. Bu çalışma o dönemde kadın öğretmenlerin toplumdaki yerini göstermesi açısından önemlidir.

Cumhuriyet DönemiEğitim tarihiKadın öğretmenler+6
Melis Akay
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects