Dikkat
Bu konu başlığı altında 140 tez
Genç erkek basketbolcularda dikkat konsantrasyon ve denge ile şut performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırma, genç erkek basketbolcuların dikkat, konsantrasyon ve statik denge değişkenlerinin şut performansına etkisini incelemektedir. Çalışma grubunu, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) yerel liglerinde mücadele eden, en az yedi yıllık aktif spor geçmişine sahip ve haftada en az üç gün düzenli antrenman yapan sporcular oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan n=41 erkek sporcuların yaş ortalamaları 16.12 ±0.84 yıl, Boy ortalamaları 186.98 ±8.32cm, vücut ağırlıkları 78.17 ±12.28 kg olarak bulunuşmuş ve gönüllü katılım sağlanmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, seçici dikkat düzeyi için Burdon Attention Task, konsantrasyon düzeyi için Letter Cancellation Task, statik dengenin ölçümü için Flamingo Balance Test (FBT) ve şut performansı için ise AAHPERD Shooting Test kullanılmıştır. Ayrıca, sporcuların boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri de alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmış, istatistiksel aykırı değerler Z-skoru yöntemi ile kontrol edilmiş ve tüm gözlemlerin makul sınırlar içinde olduğu belirlenmiştir (|z|≤3). Bu nedenle, herhangi bir veri çıkarılmadan analiz gerçekleştirilmiştir. Verilerin normallik dağılımı Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiş, değişkenler arası ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışma bulguları, statik denge ile şut performansı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir (r=-0.46, p<0.001). Bu sonuç, daha iyi dengeye sahip sporcuların daha yüksek şut performansı sergilediğini ortaya koymaktadır. Konsantrasyon düzeyi ile şut performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuş (r=0.39, p=0.001) ve konsantrasyon arttıkça şut performansının da yükseldiği gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, dikkat ile şut performansı arasında pozitif yönde ancak zayıf bir ilişki bulunmuş (r=0.12, p=0.312) ve bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Diğer taraftan, boy uzunluğu ile şut performansı arasında negatif ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir ilişki saptanmıştır (r=-0.22, p=0.071). Sonuç olarak, bu çalışma, basketbolcularda statik dengenin ve konsantrasyonun şut performansı üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Buna karşın, dikkat düzeyi ve boy uzunluğunun şut performansı üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.
Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda dinleme eforu ve işitsel dikkatin değerlendirilmesi
Özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) tanısı alan çocuklarda dikkat eksiklikleri, konuşmayı işlemleme güçlükleri ve işitsel işlemleme bozukluklarının sıklıkla birlikte gözlendiği belirtilmektedir. Bu çalışmada, ÖÖG tanısı alan çocukların gürültüde konuşmayı anlama becerisi, işitsel dikkat ve bilişsel beceriler ile dikkati bölme yeteneğini yansıttığı varsayılan dinleme eforu değerlendirilerek normal çocuklar ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte gürültüde konuşmayı anlama becerisi, işitsel dikkat ve dinleme eforu testinden elde edilen sonuçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma grubuna 7-12 yaş arasında ÖÖG tanısı almış 23 çocuk, kontrol grubuna ise 7-12 yaş arasında 23 normal çocuk dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm çocuklara gürültüde konuşmayı anlama becerisini değerlendirmek üzere Türkçe Kolaylaştırılmış Matrix Testi (TURSIMAT), dinleme eforunu değerlendirmek için İkili Görev Paradigması ile Dinleme Eforu Testi ve işitsel dikkati değerlendirmek için Dinlemede Dikkat Testi (DDT) uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. TURSIMAT, DDT, İkili Görev Paradigması ile Dinleme Eforu Testi ve yaş arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Çalışma sonucunda iki grup arasında TURSIMAT testinde anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), DDT ve Dinleme Eforu testlerinde anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,05). TURSIMAT testi ile DDT ve Dinleme Eforu Testi arasında bilateral koşulda anlamlı bir ilişki bulunamazken, tek taraflı koşullarda kısmen anlamlı ilişki elde edilmiştir (p<0,05). DDT ve Dinleme Eforu testi arasında sadece orta koşulda anlamlı ilişki elde edilmiştir (p<0,05). Ayrıca yaş ile TURSIMAT'ın tüm koşulları ve Dinleme Eforu Testi'ndeki zor ve orta koşul arasında anlamlı bir ilişki elde edilirken (p<0,05), yaş ile DDT testi arasında anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Elde edilen bulgular ÖÖG tanılı çocukların normal çocuklara kıyasla daha fazla dinleme eforuna ve daha zayıf işitsel dikkat becerisine sahip olduğunu göstermektedir.
Kombine egzersiz eğitiminin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda motor yeterlik, fiziksel uygunluk ve ilişkili bilişsel beceriler üzerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu araştırma Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda kombine egzersiz eğitiminin motor yeterlik, fiziksel uygunluk ve ilişkili bilişsel beceriler üzerine etkisini inceleme amacıyla yapıldı. Çocuklar kapalı zarf yöntemi ile randomize olarak fizyoterapist gözetimindeki egzersiz grubu (n=10), ebeveyn gözetimindeki egzersiz grubu (n=10) ve kontrol grubu (n=10) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Katılımcıların davranışları Yenilenmiş Conners Anababa Derecelendirme Ölçeği Kısa Formu ve Güçler ve Güçlükler Anketi, yürüme hızları on metre yürüme testi, yürüme enduransları iki dakika yürüme testi, motor yeterlikleri Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi – 2, kas kuvvetleri dinamometre, fiziksel uygunlukları Münih Fiziksel Uygunluk Testi, bilişsel durumları Dinamik İş-Meşguliyet Terapisi Bilişsel Değerlendirmesi, akademik başarı ile sosyal ilişkileri açık uçlu sorularla değerlendirildi. Egzersiz eğitimi sonrası normal hızda yapılan 10 metre yürüme testi dışında kalan sonuç ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde iyileşme olduğu bulundu (p<0,05). Araştırma sonucunda kombine egzersiz programının motor yeterlik, fiziksel uygunluk ve ilişkili bilişsel beceriler üzerinde hem fizyoterapist hem de ebeveyn gözetiminde yapıldığında olumlu etkilerinin olduğu gösterildi.
Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi
Dikkat ve konsantrasyon becerileri bireyin hayatında kullanacağı önemli beceriler arasındadır. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi dönem oldukça önemlidir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreninin İstanbul İlinde görev yapan okulöncesi öğretmenler oluştururken, örneklemini İstanbul İli Bahçelievler ilçesinde çalışan şans örnekleme metoduna göre seçilen 200 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde alınmıştır. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi formu, Dikkat ve Konsantrasyon Becerilerini Geliştirme Öz Yeterlilik Ölçeği (DKBGÖ) kullanılmıştır. DKBGÖ, 24 maddeden ve 7 boyuttan oluşan 5'li likert tipte bir ölçektir. DKBGÖ'nün Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı 0,95 bulunmuştur. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri (X ̅= 4.00) ortalamanın üzerinde olduğu bulunmuştur. Alt problemler için yapılan analizler için yaş, kıdem, görev yapılan okul türü ve eğitim düzeyine göre öğretmenlerin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0,05). Ölçeğin diğer alt boyutlarının da sadece dikkat ile ilgili bilimsel bilgileri takip edebilme alt boyutunda yaşa göre anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (F(7,192))=1,069; p<0,05). Program geliştirmeci ve uygulayıcılara okulöncesi dönemde dikkat ve konsantrasyon becerilerini geliştirmeye yönelik okulöncesi öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Dikkat, Konsantrasyon,Öz Yeterlilik
İnternet bağımlılığı ile dikkat süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada internet kullanan kişilerin, kullanım sürelerinin ve bağımlılık düzeylerinin dikkat süreçleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmaya İstanbul'da çeşitli üniversitelerde öğrenim gören 59'u kadın, 47'si erkek olmak üzere toplam 106 öğrenci katılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların internet kullanım tutumlarını ve internet bağımlılık düzeylerini belirlemek amacıyla İnternet Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Dikkat süreçleri, Stroop Testi ve Sayı Menzili Testi ile değerlendirilmiştir. Veriler IBM SPSS Statistics 21 paket programında analiz edilmiş ve bağımsız örneklem t-testi ve Pearson korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından sonuçlarda, erkek katılımcıların kadın katılımcılara oranla sosyal izolasyon düzeylerinin daha yüksek olduğu; erkek katılımcılarda sosyal izolasyon düzeyi yükseldikçe sürdürülen dikkat becerisinde düşüş olduğu gözlenmiştir. Eğitim değişkenine göre çıkan sonuçlarda, ortaöğretim (0-12yıl) mezunlarında işlevsellikte bozulma düzeyi yükseldikçe, stroop testinde daha fazla hata yaptıkları ve sürdürülen dikkat beceresinde düşüş yaşadıkları görülmüştür. Tüm katılımcılar ele alınarak sonuçlara bakıldığında ise katılımcılardan işlevsellikte bozulma düzeyi yüksek olanların, ileri sayı menzili testinde yaptıkları hataların arttığı görülmüştür ve işitsel dikkat, konsantrasyon ve kısa süreli bellek becerilerinde düşüş yaşadıkları gözlenmiştir. Bununla birlikte internet bağımlılığı düzeyi yüksek olan katılımcıların dikkatlerini sürdürebilme becerilerinde ve dikkat süreçlerinde bozulma yaşadıkları tespit edilmiştir. Bir diğer önemli sonuç ise, katılımcıların internet kullanım süreleri arttıkça internet bağımlılık oranlarının da artış gösterdiğidir. Anahtar Kelimeler: İnternet, İnternet Kullanımı, İnternet Bağımlılığı, Dikkat, Dikkat Süreçleri.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerde görülen internet bağımlılığının benlik saygısı ile ilişkisi
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocuk ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir. DEHB olan bireyler yaşadıkları klinik sorunlar sebebiyle düşük benlik saygısına sahip olabilmektedir. Ayrıca bu bireylerde DEHB' ye sıklıkla internet bağımlılığı eşlik edebilmektedir. Bu çalışma ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı ergenlerde görülen internet bağımlılığının bu gençlerdeki benlik saygısı ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın araştırma grubunu DEHB tanılı 12-18 yaş arasında olan 32 ergen ve kontrol grubunu ise daha önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu dahil herhangi bir psikiyatrik tanı almamış 22 gönüllü ergen oluşturmuştur. Araştırmada veriler Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T) , İnternet Bağımlılık Ölçeği (BAPİNT), Conners Ana Baba Dereceleme Ölçeği-Yenilenmiş Uzun Formu ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ergenlerde, kontrol grubuna kıyasla daha düşük benlik saygısı olduğu görülmüştür. İnternet bağımlılığı göz önünde bulundurularak araştırma grubu, bağımlı olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayrılmış ve benlik saygısı yönünden aralarında fark olup olmadığına bakılmıştır. DEHB grubunda internet bağımlılığı tanısı almış ergenler, aynı gruptaki internet bağımlılığı tanısı almayan ergenler ile karşılaştırıldığında, benlik saygısı açısından aralarındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Araştırma grubu, kontrol grubu ile internet bağımlılığı şiddeti açısından kıyaslandığında da aralarında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Fakat araştırma grubu içerisinde internet bağımlılığı tanısı alan grup ile kontrol grubu bağımlılık şiddeti açısından kıyaslandığında aralarında anlamlı bir farka ulaşılamamıştır. Bunun kontrol grubunda da internet kullanım miktarının beklenenin üzerinde bulunmuş olmasından kaynaklandığı düşünülmüştür. Ayrıca internet bağımlılığı tanısı alan grup içinde bir analiz yapıldığında internet bağımlılığı ve benlik saygısı arasında bir korelasyona ulaşılamamıştır. Buna karşın, internet bağımlılığı tanısı almayan DEHB grubu ve kontrol grubunun analizinde, her iki grupta da internet kullanım şiddeti arttıkça benlik saygısının düştüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, benlik saygısı, internet bağımlılığı
Ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun açıklayıcı fenomenolojik analiz ile incelenmesi
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gelişimsel olarak uygunsuz bir biçimde bozucu dikkatsizlik, motor hiperaktivite ve dürtüsellik ile ayırt edilen, çocuklukta başlayan ve genellikle yetişkinliğe kadar devam eden heterojen ve çok faktörlü nörogelişimsel bir bozukluktur. Son yıllarda yapılan çalışmalar incelendiğinde DEHB ile ilgili yürütülen araştırmaların genellikle nicel metodolojiyle kurgulanmış, kişilerin belirli bir olgudan nasıl etkilendiğiyle ilgilenen ve derleme araştırmalar olduğu görülmektedir. Bu durum DEHB tanılı bireylerin ilgili fenomeni nasıl açıkladıklarına ve neler deneyimlediklerine, bu yaşantıları nasıl tarif ettiklerine yönelik bilgi eksikliğine işaret etmektedir. Uluslararası literatürde benzer sayılabilecek nitelikte bir çalışma olsa da ülkemizde böyle bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmanın amacı ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun nasıl deneyimlendiğini, ergenlerin bu fenomenle ilgili yaşantılarının neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Araştırmaya 11-18 yaşlarında eş bir tanısı olmayan, DEHB tanısı almış 10 ergen katılmıştır. Katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakat formu aracılığıyla görüşülmüştür. Mülakatlar, görüşmelerin yürütüldüğü online platform üzerinden kayıt altına alınmış ve her bir katılımcıya ait ses kaydının yazı dökümü oluşturulmuştur. Yazı dökümlerinden elde edilen metinler Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda akademik zorluk, tanıyı normalleştirme ve olumlama, arzu edilmeyen duygular ve davranışlarla yaşama ve olumsuz sosyal yaşantılar temaları bulgulanmıştır. Bulgular DEHB tanılı ergenlerin DEHB ile ilişkili deneyimlerinin ve DEHB tanısına yönelik açıklamalarının sadece bir nitelikte olmayıp karmaşıklaştığını hem olumlu hem olumsuz nitelikte olduğunu göstermektedir. Sonuçlar DEHB tanılı ergenlerle teması olan meslek profesyonellerinin ve ailelerin farkındalıklarının artırılması gerektiğini, tedavi sürecinde ergenlerin DEHB ile ilişkili olumsuz yaşantılarına yönelik müdahale programlarının oluşturulabileceğini ayrıca bu müdahale programlarına ek olarak deneyimlenen duruma özgü, bireylerin ihtiyaçlarına uygun biçimde güdüleyici müdahaleler düzenlenebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Ergen, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz
Erişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu şiddetinin bağlanma stili, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisinin incelenmesi
Yapılan çalışmada 18-45 yaş arası erişkin bireylerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu şiddetinin bağlanma stili, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Hedef doğrultusunda dışlama ve dahil edilme kriterleri belirlenmiş ve semptomları manipüle edebilecek etkenlerin dışarıda bırakılması için katılımcıların nörolojik rahatsızlıktan bağımsız olabilmesi için maksimum 45 yaşında, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almamış, bu tanıya istinaden ilaç kullanmayan, herhangi bir psikiyatrik ilaç kullanmayan bireylerden oluşması sağlanmıştır. Veriler online olarak toplanmış, toplamda 343 katılımcının katıldığı araştırmada dışlama kriterleri doğrultusunda çalışmadan çıkarılan 139 katılımcı sonrasında 204 katılımcının verileri ile çalışma sürdürülmüştür. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS), Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği (EBBÖ), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form (DDGÖ-16) ve Olumlu Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (O-DDGÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS-25 programı kullanılmış, DEHB şiddeti, bağlanma stili, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü demografik bilgilere göre incelenirken bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Analizlerde ortaya çıkan anlamlı farklar içinse post-hoc testlerinden biri olan Tukey testi kullanılmıştır. Ek olarak DEHB şiddeti, bağlanma stili, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla pearson korelayson analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu şiddetinin, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma, belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü ile arasında pozitif; güvenli bağlanma stili ile negatif yönlü anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur (p<.05). Kaygılı ve kaçıngan bağlanan katılımcıların DEHB şiddeti güvenli bağlananlara göre daha yüksek olduğu, katılımcıların belirsizliğe tahammülsüzlük ve duygu düzenleme güçlüğü düzeyi arttıkça da DEHB şiddetinin arttığı bulunmuştur.
Görsel algıya ilişkin bir korteks modeli
Görsel algı, beyinde incelenen en etraflıca çalışılmış ve ulaşılabilir algısal konulardan biridir. Görsel içerik oldukça kolay manipüle edilebildiğinden, yanlış algılaması ilüzyon adı altında kültürel içerik bile olabilmiştir. Son zamanlarda görsel sanal gerçeklik insanı tamamen sarabilmeye başladığından, görsel algının diğer bilişsel konular ile ilintisini araştırabilmek için farklı imkanlar doğmaktadır. Beyinin içindeki görsel devre, kısa dönem belleği, dikkat, alt katman görsel işleme gibi vasıflar arasında, obje farkındalığı gibi yüksek katman fonksiyonları oluşturacak şekilde bir köprü vasfı görür. Beyindeki belli yerlerin gerek deney ile gerek bir hastalık ile fiziksel olarak zarar görmesinin sonucunda elde edilen bilgiler ışığında fizyoloji, hangi bölgelerin ve sinir demetlerinin hangi işleve katkıda bulunduğu hakkında açıklamalara sahiptir. Bu bağlantıların görsel algının ve dikkatin temel yapı taşlarını sergileyebileceğinin alçak katmandaki açıklaması halen bir araştırma konusudur. İhtiyacımız olan, süregelen etkinlik, çeldirici uyartılara bağışıklık gibi temel özelliklerin sağlanabilmesi için biyolojik akla yatkınlığa sahip bir modelle oluşturulmuş bir benzetim kullanılabilir. Doğrusal olmayan topla ve ateşle nöron modelleri ile bu fenomenlerin bir çoğu basite indirgenmiş halleri ile yakalanabilmektedir. Aynı nöron modellerinin görsel algı ve dikkat için de açıklayıcı güce sahip olma ihtimali bulunmaktadır. Bu çalışmada, bu ihtimal üzerinde durulacak ve uygunluğu teste tabii tutulacaktır.
Bilişsel becerilerin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisi
Travmatik yaşam olaylarına maruz kalan kişiler, ortaya çıkan olumsuz psikolojik sonuçlarla başa çıkabilmek için savunma mekanizmaları geliştirirler. Ancak farklı türlerde ortaya çıkan bu savunma mekanizmalarının türünde hangi süreçlerin etkili olduğu net olarak bilinememektedir. Bu çalışmada, travma sonrası gelişen savunma mekanizmalarının türünün belirlenmesinde bilişsel becerilerin rolü, işlevi ve etkililiği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini basit rastgele seçkisiz örneklem yöntemi ile yaşam boyu en az bir travmatik yaşam olayına maruz kalmış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü ile yaşamboyu hiç travmatik yaşam olayına maruz kalmamış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü oluşturmuştur. İlk aşamada, çalışmaya gönüllü olarak dahil olmak isteyen her bir katılımcıya sosyodemografik veri formu ile beraber travma değerlendirme formu verilmiştir. İkinci aşamada zeka, dikkat ve bellek gibi bilişsel becerileri ölçmek amacıyla Cattell Zeka Testi (3A Formu), d2 Dikkat Testi ve Benton Görsel Bellek Testi uygulanmıştır. Yaşanan travmanın şiddeti, sahip olunan travma sayısı, ego tarafından geliştirilen matür, immatür ve nevrotik savunma mekanizmaları ve dikkat dağınıklığı, psikomotor performans, sürdürülebilir dikkat problemi, dikkat salınımı, görsel bellek, soyut düşünme becerisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Veri analizi için SPSS for Windows 22,0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda bilişsel becerilerinin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisine yönelik anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Bilişsel Beceriler, Savunma Mekanizmaları
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış çocukların ebeveynlerinin dikkat ve kaygı düzeyleri ile bilişsel esnekliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı bulunan çocukların ebeveynleri ile herhangi bir psikiyatrik tanı almamış çocukların ebeveynlerinin kaygı, dikkat ve bilişsel esneklik düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Çalışma, İstanbul ilinde ikamet eden ve 5-18 yaş aralığında çocuğu bulunan toplam 213 ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Kaygı düzeylerinin ölçümünde Durumluluk ve Sürekli Kaygı Envanteri, dikkat düzeylerinin değerlendirilmesinde Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği ve bilişsel esneklik düzeylerinin saptanmasında ise Bilişsel Esneklik Ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, ebeveynlerin sürekli kaygı puanları ile dikkat eksikliği bozukluğu puanları arasında güçlü, pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan, bilişsel esneklik puanları ile kaygı düzeyleri arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, bilişsel esneklik puanları ile dikkat eksikliği bozukluğu puanları arasında yüksek düzeyde, negatif ve anlamlı bir korelasyon olduğu da belirlenmiştir.
2011 yılı Van depremlerini yaşayan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dikkat dağınıklığı durumlarının ve kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 2011 Van Depremlerini yaşayan 2011-2012 ile 2014-2015 eğitim öğretim döneminde Van şehir merkezinde çalışmakta olan Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin kaygı düzeylerinin ve dikkat dağınıklığı durumlarının 2012 ve 2015 yılları yapılan uygulamalara göre incelemektir. Araştırma için 92 öğretmene uygulanan anket değerlendirmeye alınmıştır. Gerekli veriler için Sürekli Kaygı Envanteri, Yetişkinler İçin Dikkat Dağınıklılığı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, katılımcıların; haftalık ders yükü durumu (dördüncü kategoride), deprem sırasında bulunulan yer durumu (1. kategoride), deprem sırasında binada çökme durumu (ikinci kategoride), depremde can kaybı durumu, SK düzeyi (1. kategoride) DD düzeyi (1.ve 2. kategoride) evin hasar durumu (4.kategori) ve şu an kaldığı yer değişkenleri arasında yıllar arası fark anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir Bununla beraber cinsiyet, yaş, medeni durum ve çocuk durumu deprem sırasında bulunulan yer durumu (2.,3.,4.,5. kategorilerde), deprem sırasında binada çökme durumu (1. kategoride), depremde can kaybı durumu SK düzeyi (2.kategoride), evin hasar durumu (1.,2.,3 .kategori) değişkenleriyle önemli bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların Sürekli Kaygı Düzeyleriyle Dikkat Dağınıklığı durumları arasında doğru orantı söz konusudur. Yani katılımcıların SK düzeyi arttıkça DD düzeyi de artmaktadır. Katılımcıların SK puanları her değişkende ve her iki yılda da normal SK popülasyonunun (36-41) üzerinde gözlenmiştir. Bu sonuçla 2011 Van Depremini yaşayan depremzedelerin Sürekli Kaygı düzeyi belirtilerinin ve kısmen de olsa Dikkat Dağınıklığı durumu belirtilerinin yıllarca devam edebileceği söylenebilir. Ayrıca bu çalışmadaki katılımcıların düzenli spor yapıp yapmadıklarına dair bir veri bulunmamakla birlikte katılımcıların Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni olduğundan sporla iç içe oldukları söylenebilir, bu bağlamda kısmen de olsa spor yaptıkları düşünüldüğünde sporun; bireylerde zamanla psikolojik olarak tanımlanan birçok rahatsızlıkla başa çıkmada önemli bir rol oynadığını düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: sürekli kaygı envanteri (ske) , dikkat dağınıklığı (dd), beden eğitimi ve spor, deprem
Fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, 14 haftalık fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 7-14 yaş arası (12 kız-10 erkek) toplam 22 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan bireyler deney (5 kız, 6 erkek) ve kontrol gruplarına (7 kız, 4 erkek) ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan bireylere 40 dk. dikkat eğitimi ve 60 dk. fiziksel etkinlik uygulaması yaptırılmıştır (100 dk./2 gün/ 14 hafta). Veri toplama araçları olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT-2) alt testleri (ince motor beceri hassaslığı (İMBH), ince motor beceri bütünleşmesi (İMBB), el hüneri (EH) ve el-kol koordinasyonu (EKK), Benton Görsel Bellek (F formu) ve d2 dikkat testleri kullanılmıştır. Ölçümler çalışmanın başında, uygulamaların 7. haftasında ve çalışmanın sonunda olmak üzere üç kez yapılmıştır. Grup ve ölçüm (2x3) değerlendirmelerinde Repeated Measures Anova Testi kullanılmıştır. Küresellik varsayımının sağlanmadığı durumlarda (p<0.05) ve epsilon değerinin ε > .75 büyük olması durumunda Huynh-Feldt düzeltmesi, ε < .75 küçük olması durumunda ise Greenhouse-Geisser düzeltmesine bakılarak sonuçlar yorumlanmıştır. İkinci seviye testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. İMBH (p < .001), İMBB (p < .001) , EH (p < .001), EKK (p < .001), TN (p< .05), E2 (p< .05), E (p< .001), TN-E (p< .001), CP (p< .001) ve BGBA (p< .001) parametrelerinde grup ve zaman etkileşimi incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, FR ve E1 parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmanın sonucunda, 14 haftalık fiziksel etkinlik uygulamaları ile dikkat becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik programının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin kaba ve ince motor becerileri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeyleri üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algı, Dikkat, Görsel Bellek, Motor Beceri, Zihinsel Engelli
Life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini hafif düzey zihin yetersizliği bulunan 10-14 yaş arası toplam 18 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 hafta (40 dk./3 gün/10 hafta), Lutz (2014)'un life kinetik egzersizleri uygulanırken, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yaptırılmamıştır. Ölçme araçları olarak, d2 dikkat testi, Benton görsel bellek testi, Frostig görsel algı testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi-İkinci Versiyonu (BOT-2) kullanılmıştır. Gruplar arası normal dağılan verilerin karşılaştırılması Independent Samples T-test ile, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılması Mann-Whitney U testiyle değerlendirildi. Gruplar içi ön ve son teste göre normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Paired Samples T-testi ve normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanıldı. Gruplara göre Benton Görsel Bellek ve Algı, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu ve Denge son test değerleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0.05), İşlenen Toplam Madde Sayısı (TN), Atlanan Doğru Harf Sayısı (E1), Yanlış İşaretlenen Harf Sayısı (E2), Ham Hata Puanı (E), İşlenen Toplam Madde Sayısı-Ham Hata Puanı (TN-E), Dalgalanma Oranı (FR), Konsantrasyon Performansı (CP), Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Şekil Sabitliğinin Algılaması, Mekanda Konumun, Mekan İlişkilerinin Algılaması ve Frostig Görsel Algı Toplam değerleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney grubu ön ve son teste göre Benton Görsel Bellek, TN, E, TN-E, CP, Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Frostig Görsel Algı Toplam, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu, Denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilirken (p<0.05), diğer parametrelerde fark gözlenmemiştir (p>0.05). Kontrol grubu ön ve son teste göre tüm parametrelerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Hafif düzey zihin yetersizliği bulunan bireylere düzenli olarak yaptırılan life kinetik egzersizlerinin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge gelişimlerine pozitif yönde katkı sağladığı söylenebilir.
Dinleme eforu değerlendirilmesinde kullanılan objektif yöntemlerin nöral kaynaklar açısından değerlendirilmesi
Dinleme eforu değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerin ne tür nöral kaynaklara daha hassas olduğu ve bu ölçüm sonuçlarının birbiriyle ilişkisinin nasıl olduğu hala tam olarak açıklanamamıştır. Dinleme eforu değerlendirme yöntemlerinin eş zamanlı yapılması, katılımcının aynı motivasyon ve nöral kaynak seviyesinde olmasını sağlamak açısından çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, dinleme eforu ölçümünde kullanılan objektif yöntemlerin farklı şekilde bozulmuş konuşma uyaranları kullanarak, dinleme eforu için gerekli hangi nöral kaynaklara daha hassas olduğunun bireysel bilişsel ve işitsel işlemleme becerileri kontrolünde belirlenmesidir. Çalışmaya normal işitmeye sahip 19-34 yaş arası 49 birey katılmıştır. Çalışma iki aşamada yapılmıştır. İlk aşamada katılımcılara, bozulmuş konuşma uyaranı ile (noise vocoded speech) zorlu dinleme ve tekrar etme görevi sırasında eşzamanlı pupillometri, EEG ve reaksiyon zamanı ölçümleri yapılmıştır. İkinci aşamada ise ilk aşama ile günün aynı saatinde ve aynı yorgunluk seviyesinde olmak kaydıyla; İşitsel Sözel Öğrenme Testi (İSÖT), Türkçe Matris Testi (TM) ve Dinlemede Dikkat Testi (DDT) uygulanmıştır. İSÖT sonuçları EEG alfa bandı genliği değişimi ile ilişkili iken DDT sonuçları pupillometri sonuçları ile daha ilişkilidir. Uyaran zorluğu arttıkça pupil dilatasyonu da artmış iken, EEG sonuçları ile uyumlu değildir. Eş zamanlı dinleme eforu değerlendirilmesi yapılan bu çalışma işitsel dikkat ve belleğin eforla ilişkisini de değerlendiren ilk çalışma olmuştur. Anahtar Kelimeler: Dinleme Eforu, Elektroensefalografi, Pupillometri, İşitsel Dikkat, Sözel Çalışma Belleği
İşitsel beyinsapı implantı ve koklear implant kullanan çocuklarda dikkat, bellek ve dil becerilerinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı; işitsel beyinsapı implantlı ve koklear implantlı çocuklarda dikkat, bellek ve dil becerilerinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla, 6 ile 9 yaşları arasında 20 işitsel beyinsapı implantlı, 20 koklear implantlı çocuk ve aileleri çalışmaya katılmıştır. Çalışmada dil becerilerini değerlendirmek için "Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi", dikkat ve bellek becerilerini değerlendirmek için STROOP Testi Temel Bilimler Araştırma Grubu Formu, Görsel İşitsel Sayı Dizileri Testi B Formu, İşaretleme Testi kullanılmıştır. İşitme becerilerinin günlük yaşamdaki fonksiyonel çıktılarını değerlendirmek için "Günlük Yaşam İşitsel Davranış Ölçeği" ve "Çocuklarda İşitsel Performans Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular SPSS v.25 yazılımı kullanılarak yapılmış olup, istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak saptanmıştır. Buna göre dil testi tüm alt skorlarında ve dinleme, organize etme, konuşma, dil bilgisi, anlam bilgisi, sözlü dil becerilerinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). STROOP testi 1, 2 ve 5. Bölüm tamamlama süreleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). Sayı dizisi testinde ise işitsel sözel, görsel sözel, işitsel yazılı, sözel tepki, duyular arası kaynaşım ve genel skorda iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). İşaretleme testi tüm alt bölümlerinde testi tamamlama süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p < 0,05). Dil, dikkat, bellek skorları ile işitsel performans ölçekleri skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Literatürde yer alan işitsel beyinsapı implantlı ve koklear implantlı çocuklarda müdahale ve takip sürecinde karşılaşılan farklılıklar ve gelişimsel sonuçlar, çalışma bulguları ile uyumludur. Bu çocuklarda takip ve müdahale yaklaşımlarında dikkat ve bellek becerilerinin de gelişiminin göz ardı edilmemesinin önemini ortaya koymuştur.
Çocuklarda dikkat düzeyi ile okuma hızı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, çocuklarda dikkat ile okuma hızı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma betimsel bir çalışma olup, araştırmada genel tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2020–2021 öğretim yılında İstanbul İli Bakırköy ilçesine bağlı 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 9-12 yaş arası 350 öğrenci oluşturmaktadır. Bu amaçla, İstanbul ilinde Bakırköy ilçesindeki okullar örneklem seçimi çalışmasına dâhil edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Okuma Hızının Ölçümü ve D2 Dikkat Testi Ölçeği kullanılarak veri elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler daha önce SPSS 25.00 programına kontrollü bir şekilde kaydedilmiştir. Daha sonra kayıp veriler incelenecektir. Kullanılan analiz türleri araştırma problemlerine göre belirlenecek ve değişkenler arasındaki ilişkilerin varlığı için Pearson korelasyon analizi kullanılacaktır. Araştırmadaki değişkenlerin düzeyi betimsel istatistikler ile ortaya konacak olup ele alınan bağımsız değişkenlere göre farklılaşma durumlarını incelemek amacıyla karşılaştırma (t-testi ve ANOVA) testlerinden yararlanmıştır. Araştırmaya katılan çocuklarda dikkat ölçeği ile okuma hızı puanları arasında doğru yönlü bir incelenmesi neticesinde elde edilen sonuçlara göre dakikada Okuma Hızı ile d2 dikkat testinin toplam sayı puanı arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü ilişki ve dakikada okuma hızı puanları katılımcıların sosyodemografik özellikler arasında anlamlı fark bulunmuştur.
Özgül dil bozukluğu olan çocuklarda sözel çalışma belleği, dil ve dikkat becerilerinin incelenmesi
Bu çalışma, özgül dil bozukluğuna sahip çocukların sözel çalışma belleği performansları, dil ve dikkat becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara'da özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan 60-93 ay arasında 45 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların dil becerileri Türkçe Erken Dil Gelişimi Testiyle (TEDİL), sözel çalışma belleği performansları Çalışma Belleği Ölçeğiyle (ÇBÖ) ve dikkat becerileri Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği (CADÖ-Y/U) "Bilişsel Problemler-Dikkatsizlik" alt ölçeği ve DSM-5 Dikkatsizlik indeksiyle değerlendirilmiştir. Veriler üzerinde betimsel istatistikler uygulanmıştır. Özgül dil bozukluğuna sahip çocukların dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizleri yapılmıştır. Çocukların özel eğitimden yararlanma süreleriyle dil ile dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performanslarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Sonuçlara göre çocukların özel eğitimden yararlanma sürelerinin dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Sözel çalışma belleği performansında çocuklar en fazla ilk sözcüğü hatırlama, en az anlamsız sözcük hatırlama görevinde güçlük yaşamışlardır. Çocukların sözlü dil becerileriyle sözel çalışma belleği performansları ve dikkat becerileriyle de sözel çalışma belleği performansları arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dikkat becerileriyle sözlü dil performansları arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel dil bozuklukları, dil gelişimi, çalışma belleği, dikkat becerileri
Unipolar ve bipolar depresyon hastalarında elektrokonvulsif tedavinin bilişsel yan etkilerinin incelenmesi
Hızlı ve etkili bir tedavi yöntemi olduğu bilinen elektrokonvulsif tedavi (EKT) sırasında görülen bilişsel yan etkiler bu tedaviye karşı isteksizliğin nedenlerinden biridir. Bu çalışmanın amacı EKT'nin kısa ve uzun dönemde bilişsel yan etkilerinin tespit edilmesi, bu yan etkilerin tedaviden sonra ne kadar devam ettiğinin, kalıcı olup olmadığının incelenmesi ve bilişsel yan etkileri kestirmeye yardım eden etmenlerin araştırılmasıdır. Bu çalışma Ocak 2017- Kasım 2018 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde EKT ile tedavi edilen unipolar veya bipolar depresyon tanısı konulmuş hastaların dahil edildiği doğal izleme çalışmasıdır. Çalışmaya alınan hastalara çalışma hakkında bilgi verilmiş, çalışmaya gönüllü katıldıklarına dair onam formu imzalatılmış ve SCID-I (Structured Clinical Interview for DSM-IV Axis I Disorders- Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme Formu- DSM-IV) ile tanı doğrulanmıştır. Genel bilişsel değerlendirme için hastalara Standardize Mini Mental Test (SMMT) verilmiştir. Montgomery-Asberg Depresyon Ölçeği (MADDÖ) ve Klinik Global İzlenim ölçeği ile depresyonun şiddeti, Modifiye Antidepresan Tedavi Hikayesi Formu (Antidepresan Treatment History Form -ATHF) ile tedaviye direnç derecesi ölçülmüş; tedavinin bilişsel yan etkileri Benton Görsel Bellek Testi (Benton Visual Retention Test-BVRT), Stroop testi, Wechsler Yetişkinler için Zekâ Ölçeğinin (Wechsler Adult Intelligence Scale-WAIS) yargılama, benzerlik, sayı dizisi ve şifre alt ölçeği ve sözel akıcılık testleri ile incelenmiştir. Hastalar EKT'den önceki 3 gün (Vilk), EKT'den sonraki 3-7 gün içinde (Vson), 3 ay (V3) ve 6 ay sonra (V6) dört kez değerlendirilmiştir. Çalışmaya 24'ü unipolar, 14'ü bipolar depresyon olmak üzere toplam 38 hasta dahil edilmiştir. Hastaların tedavisi en az 3, en fazla 6 hafta devam etmiştir (5-13 seans). Unipolar ve bipolar depresyon tanısı olan hastalar arasında yaş ortalaması, cinsiyet dağılımı, toplam eğitim süresi, hastalık başlangıç yaşı, toplam depresyon dönemi sayısı, SMMT, ATHF, MADDÖ ve KGİ ölçeği puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. EKT değişkenleri bakımından da gruplar arasından herhangi bir anlamlı fark tespit edilmemiştir. İyileşen ve tedaviye yanıt veren hastalarda nöbet sonrası yönelimin tedaviye yanıt vermeyen hastalara göre daha kısa sürede düzeldiği görülmüştür. Her iki grupta MADDÖ-T ve KGİ-Ş puanlarında başlangıca göre anlamlı azalma görülmüştür. Bulgular EKT'nin görsel bellek, çalışma belleği ve dikkat üzerinde olumsuz etkisinin olmadığını göstermektedir. Yürütücü işlevleri değerlendiren sözel akıcılık testinde EKT'den hemen sonra istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir kötüleşme olmakla birlikte tedaviden sonraki 3. ve 6. aylarda test puanları başlangıç değerlerinin üzerine çıkmıştır. Yürütücü işlevleri değerlendiren diğer test olan Stroop puanlarında EKT'den hemen sonra başlangıca göre düzelme gözlenmiş, 6. ayda başlangıç ölçümlerine göre anlamlı iyileşme tespit edilmiştir. Görsel işlem hızı, kısa süreli görsel bellek ve dikkati değerlendirmek için bakılan WAIS-şifre alt ölçeğinde tüm grup değerlerinde başlangıca göre 6. ayda anlamlı düzelme tespit edilmiştir. Dil becerileri, soyutlama, toplumsal rol ve uygulamaların ne ölçüde anlaşıldığını değerlendiren WAIS-benzerlik ve yargılama alt ölçeği testinin EKT'den etkilenmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Elektrokonvulsif tedavi, depresyon, bilişsel yan etkiler, görsel bellek, çalışma belleği, dikkat, yürütücü işlevler
Obsesif kompulsif belirtisi gösteren grup ve kontrol grubunda duygu ve zaman aralığı değişimlemelerinin dikkat yanıp sönmesi üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın temel amacı; duygusal yüz ifadesi ve zaman aralığı değişimlemelerinin OKB belirtisi gösteren grup ile kontrol grubu dikkat yanıp sönmesi üzerindeki etkisini, hızlı dizisel görsel sunum paradigmasını kullanarak incelemektir. Çalışma 18-30 (X ̅=21.17; SS=3.64) yaşları arasında 82'si kadın ve 21'i erkek olmak üzere toplam 103 kişiyle tamamlanmıştır. Çalışmada obsesif kompulsif bozukluk (OKB) düzeyini belirlemek amacıyla Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu (PE-WEÜR) kullanılmıştır. PE-WEÜR toplam puanına göre 25 kişi OKB Belirtisi Gösteren grubu, 24 kişi Kontrol grubunu; PE-WEÜR Temizlik puanına göre 20 kişi OKB Belirtisi Gösteren grubu, 20 kişi Kontrol grubunu; ve PE-WEÜR Kontrol kompulsiyonları puanına göre 15 kişi OKB Belirtisi Gösteren grubu, 15 kişi ise Kontrol grubunu oluşturmaktadır. Uyarıcılar ve uyarıcı sunum süreleri yapılan pilot çalışmalarca belirlenmiştir. Çalışma temel olarak bilgisayar uygulaması ve bazı testlerin uygulandığı iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci hedef (H1) 1, 2, 3, 4, 5 rakamlarından birisiyken, ikinci hedef (H2) duygusal yüz veya nötr yüz ifadeleridir. Görevdeki çeldiricilerse H1 ve H2 arasında sunulan ters nötr yüz ifadeleridir. İki hedef arasındaki uyarıcı sayısı Gecikme 1, 2, 3, 4 ve 5 olarak değişimlenmiştir ve uyarıcılar 83.33 ms süreyle sunulmuştur. Katılımcılardan bağımsız değişken düzeylerinde ölçümlenen, hem H1 hem de H2'yi art arda doğru olarak tanımladıkları deneme sayısı puanları 2(Grup: OKB Belirtileri Gösteren ve Kontrol) x 7(Duygusal Yüz İfadesi: Öfke, Tiksinti, Korku, Mutluluk, Üzüntü, Şaşırma ve Nötr) x 5(Gecikme Zamanı: G1, G2, G3, G4 ve G5) tekrarlı ölçümlü karma ANOVA ile analiz edilmiştir. Sonuçlara göre, Mutluluk yüz ifadelerinde dikkat yanıp sönmesi azalırken; Korku yüz ifadelerinde dikkat yanıp sönmesi artmıştır. Tehdit içerikli yüz ifadelerine karşı dikkat yanlılığı gözlenmemiştir. OKB Belirtisi Gösteren katılımcılar, Kontrol grubundaki katılımcılara göre Gecikme1'de Tiksinti yüz ifadelerini daha az doğrulukla tanımış ve dikkat yanıp sönmesi meydana gelmiştir. Çoklu kanal hipotezi bağlamında rakamların özelliksel, yüz ifadelerinin yapısal kanalla işlenmesi nedeniyle dikkat yanıp sönmesinin gözlenmemesi tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Dikkat, dikkat yanlılığı, dikkat yanıp sönmesi, hızlı dizisel görsel sunum paradigması, duygu, duygusal yüz ifadeleri, obsesif kompulsif bozukluk.
Travmatik beyin hasarlı bireylerde seçici dikkat becerileri ile konuşmanın anlaşılması arasındaki ilişkinin incelenmesi
Travmatik beyin hasarından dolayı bireylerde ortaya çıkan bozukluklar, önemli bir sağlık sorunudur ve dil, konuşma ve bilişsel becerilerde ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Travmatik beyin hasarında yaygın olarak görülen bilişsel bozukluklardan biri dikkat bozukluğudur. Dikkat bozukluğu, bireyin dil ve konuşma becerilerini önemli derecede etkileyebilmektedir. Araştırmamızda travmatik beyin hasarlı bireylerde seçici dikkat becerileri ile konuşmanın anlaşılması arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya 18-60 yaş aralığında 30 şiddetli beyin hasarı tanılı ve 30 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların Afazi Dil Değerlendirme Testi ve Stroop Testi performansları karşılaştırılmış ve aralarındaki ilişkiye bakılmıştır. Ayrıca travmatik beyin hasarlı katılımcıların koma süreleri ile uygulanan iki test arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmamızın sonucunda seçtiğimiz örneklem doğrultusunda travmatik beyin hasarlı katılımcıların seçici dikkat becerilerinin sağlıklı katılımcılara göre daha düşük performansa sahip olduğu görülmüştür ve işitsel anlama becerileri açısından travmatik beyin hasarlı ve sağlıklı katılımcılar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Ayrıca seçici dikkat becerilerinin işitsel anlama becerisini etkilediği gözlenmiştir. Son olarak koma süreleri ile seçici dikkat ve işitsel anlama becerileri arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar doğrultusunda travmatik beyin hasarlı bireylerin terapi programlarına seçici dikkat becerilerinin de dahil edilmesi, bu bireylerdeki dil ve konuşma terapisi sürecini olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.
Yaşa bağlı dinleme dikkatinin incelenmesi
Sınırlı sayıda algısal kaynak mevcut olduğunda gürültülü ortamlarda dinlemenin sağlanabilmesi için işitsel dikkat gerekmektedir. İşitsel performans ve kognitif becerilerle ilişkisini araştıran birçok çalışma genel kognitif beceriler üzerine odaklanmıştır. Yaşlanmayla birlikte işitsel ve bilişsel süreçler etkilenmektedir. Bu çalışmada işitsel dikkat ve zorlu dinleme koşullarında yaşa bağlı değişimlerin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmaya toplam 91 birey katılmıştır. Normal işitmeye sahip 18-40 yaş arasındaki genç 34 birey çalışma grubu I olarak ve 40-60 yaş aralığındaki 36 birey çalışma grubu II olarak toplam 70 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara bireylerin bilişsel becerileri değerlendirmek için Raven Standart Progresif Matrisler Testi ve İşaretleme Testi testleri; gürültüde konuşmayı anlama testlerinden biri olan Türkçe Matris Testi ve işitsel dikkati değerlendirmek için geliştirilen Dinlemede Dikkat Testi uygulanmıştır. Testlerin sonuçları iki grup arasında karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda Dinlemede Dikkat Testi sonuçlarında genç bireyler ve orta yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<.05). Türkçe Matris Testi sonuçlarında genç bireyler ve yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Bilişsel testlerin tamamında, genc ve orta yaşlı bireyler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Bu çalışmada genç ve orta yaş grubunda bulunan bireyler karşılaştırıldığında, orta yaş grubun dinleme sırasındaki dikkat görevlerinde tepki sürelerinin uzadığı gözlenmiştir. Yaşla birlikte işitsel dikkat performansında ve bilişsel becerilerde düşme gözlenmiştir. Elde edilen bulgular işitsel dikkat performansının orta yaş döneminden itibaren düşmeye başladığını göstermektedir. Bu çalışma ile elde edilen bulgular sonucunda yaşla birlikte işitsel dikkat performansının kötüleştiği bulunmuştur. Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla işitsel dikkat performansı ve gürültüde konuşmayı anlama becerisini bir arada inceleyerek, 40 yaş ve üzeri orta yaş yetişkin grubunun işitsel dikkat performansını değerlendiren ilk çalışmadır.
Dikkat ağları modelinin rekabet kuramı, temsil düzeyi ve yaş değişkenleri açısından incelenmesi: fMRI destekli bir çalışma
Bu tez çalışmasının amacı, Dikkat Ağları Modeli'nin (DAM) hiyerarşik yapıdaki uyarılmışlık, yönelim, yönetici dikkat ağı bileşenlerinin ve dikkat bağlamında ele alınan zihinsel sayı temsillerinin işleyişini ve nöral temellerini incelemektir. Rekabet Kuramı çerçevesinde oluşturulan hipotezleri test etmek üzere üç farklı deney tasarlanmıştır. Deney 1'de, Bağımsız-Dikkat Ağları Testi (Bağımsız-DAT) görevleri ile Dikkatin Bekleme Süresi (DBS) paradigmasının birleştirilmesiyle oluşturulan uyarılmışlık, yönelim ve yönetici dikkat ağı görevleri (N = 45); Deney 2'de, DBS paradigmasına analojik ve rakamla sayı temsilinin dahil edilmesiyle tasarlanan görev (N = 15); Deney 3'te birinci aşamada, Bağımsız-DAT'ye analojik, rakam ve sözel temsillerin dahil edilmesiyle tasarlanan 3 görev (N = 20) sağlıklı yetişklere uygulanmıştır. İkinci aşamada, sadeleştirilen yönetici dikkat görevi sağlıklı 10 çocuk ve 10 yetişkine uygulanırken fMRI ölçümleri alınmıştır. Sonuç olarak, Rekabet Kuramı doğrultusunda tüm DAM bileşenleri için paralel bilgi işleme mekanizmasının geçerli olduğu (Deney 1); sayı değerinin aynı olması koşulunda temsillerin eş zamanlı ve paralel aktivasyonundan kaynaklı ikinci temsil/hedef üzerinde yukarıdan aşağı seçim yanlılığının oluşmadığı (Deney 2) görülmüştür. Deney 3'te büyüklük bilgisine erişimi temsil eden SNARC etkisi, yalnızca rakamla temsilde, çocuklarda ise çeldirici yokken tüm temsil düzeylerinde görülmüştür. Analojik temsilde sol ve sağ inferior parietal lob, sağ inferior frontal gyrus (Perisylvian areas) (Broca alanı), sol ve sağ precuneus; yetişkinde analojik temsilde sağ inferior frontal gyrus alanları aktiftir. Rakamla temsilde sol parahippocampal gyrus; çocuklarda rakamla temsilde sol superior temporal gyrus bölgesinde aktivasyon bulunmuştur. Sonuçta, zihinsel sayı işlemede paralel bilgi işlemenin etkili olduğu ve yönetici dikkatte sağ medial frontal gyrus, sol anterior cingulate, sol precuneus, sol putamen (basal ganglia) bölgelerindeki aktivasyonun literatürle uyumlu olduğu gözlenmiştir. Buna ek olarak, 10-12 yaş grubundaki çocuklarda yönetici dikkat ağı bileşeninin gelişimi sürmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda duyu profilleri ve fiziksel aktivite kapasitesinin katılım üzerine olan etkisinin incelenmesi
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkat, konsantrasyon, hareketlilik ve dürtü kontrolü alanlarındaki sorunlarla karakterize olan psikiyatrik bir bozukluktur. Çalışmamızın amacı 8-10 yaş arası, sağ eli dominant DEHB tanısı konmuş olan erkek çocuklarda ve tipik gelişim gösteren yaşıtlarında duyu profili ve fiziksel aktivite seviyelerinin toplumsal katılım üzerine olan etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Çalışma grubunu 35 tane DEHB tanısı konmuş çocuk oluşturmuştur. Kontrol grubuna ise 35 tane tipik gelişim gösteren yaşıtları çocuk dahil edilmiştir. Çocukların duyu profilleri Dunn Duyu Profili, fiziksel aktivite seviyeleri İlköğretim Öğrencileri İçin Fiziksel Aktivite Soru Formu (FAS), fonksiyonel kapasiteleri 2 Dakika Yürüme Testi (2DYT), motor becerileri Bruininsk Oseretsky Motor Yeterlilik Testi (BOT-2), el ve parmak kaslarının kuvveti Jamar el dinamometresi ve pinchmetre, toplumsal katılımları Çocuk ve Adölesanlar için Toplumsal Katılım Anketi ile değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenlerin analizinde Student-t Testi ve Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Katılımın bağımsız değişkenler ile olan ilişkisini incelemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda DEHB grubu ve kontrol grubu arasında duyu profili, fiziksel aktivite seviyesi, fonksiyonel kapasite, motor beceriler, kas kuvveti ve toplumsal katılım alanlarında anlamlı derecede fark bulunmuştur (p<0,05). DEHB tanısı konan çocuklar bütün değerlendirme alanlarında kontrol grubuna göre daha düşük skorlar elde etmiştir (p<0,05). Çalışmamız sonucunda fiziksel aktivite seviyesi, motor beceriler, kas kuvveti alanlarında daha zayıf olan ve duyu işlemleme becerisinde zorluk yaşayan çocukların toplumsal katılımın her alanında daha düşük skorlar elde ettiği görülmüştür. Bu çocuklarda yapılacak olan egzersiz programlarının bu sonuçlar göz önünde bulundurularak düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, katılım, duyu profili, fiziksel aktivite.