Turkish education system
150 theses under this subject heading
Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin Türkiye ile karşılaştırılması
Eğitim sistemini geliştirmeye yönelik yapılacak herhangi bir düzenlemede ilk akla gelen, eğitim sisteminin vazgeçilmez ve en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve atanması ile hizmet içi eğitimi geliştirme gibi düzenlemelerdir. Bu araştırma, Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına öğretmen adayı seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemlerinin incelenmesi ve sonuçta da Türkiye'ye yönelik öneriler geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı eğitim araştırması olan bu betimsel çalışmada, Japonya ve Finlandiya'nın eğitimde yakaladıkları büyük başarı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden olmaları ve bu başarının asıl sebebinin öğretmenler olarak gösterilmesi dikkate alınmış, bu ülkelerin araştırma için iyi bir örneklem olacakları düşünülmüştür. Çalışma kapsamında seçilen ülkelerin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen bu iki ülkenin eğitim sistemleri ayrı ayrı betimlenmiş, sonrasında bu ülkelerde ve Türkiye'de öğretmenlerin hizmet öncesi süreçte nasıl yetiştirildiği, mesleğe nasıl seçilip atandıkları, hizmet içi eğitim süreçleri ve meslek dahilinde sahip oldukları hak ve sorumluluklar benzer başlıklar altında paralel olarak incelenerek üç ülkedeki öğretmen yetiştirme, seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemi karşılaştırılmış ve tespit edilen benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir. Çalışma sonunda Japonya ve Finlandiya'daki öğretmen yetiştirme sistemine öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçilmediği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapıldığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya çok önem verilerek Türkiye'den farklı olarak atama sürecinde yerel uygulamalara da gidildiği ve atama koşullarının daha fazla nitelik gerektirdiği saptanmış, hizmet içi eğitimin daha çok özendirildiği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda daha önde oldukları belirlenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında Türkiye'de değişmesi önerilen hususlar ele alınmış ve daha sonraları bu konu üzerine yapılacak çalışmalar için öneriler geliştirilmiştir.
Üniversitelerde akademik ve idari personel arasındaki statü kaynaklı çatışmanın incelenmesine yönelik bir araştırma
Ülkemizde son yıllarda artan üniversite sayısına bağlı olarak akademik ve idari personel sayısında artış yaşanmaktadır. Çeşitli kültür ve çevrelerde yetişmiş insanların bir araya gelmesi doğal olarak farklılığı da beraberinde getirmiştir. Bu farklı görüşler, tutumlar, kültürler ve kişilikler personel ilişkilerinde çeşitli sorunlar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada bu sorunlar ele alınmış çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın literatür kısmı iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde; Türkiye'de eğitim sisteminin yapısı, yaygın ve örgün eğitimin tanımları, üniversite kavramı, tanımı, tarihçesi gibi konular ele alınmıştır. Bu bağlamda Türk eğitim sistemi içerisindeki yükseköğrenimin Türkiye'deki ve Dünya'daki durumu ilgili kaynaklar taranarak incelenmiştir. İkinci bölümde; örgütsel çatışma, örgütsel çatışmanın kaynakları, çatışma süreci, türleri, çatışma yönetiminde başvurulan stratejiler gibi konular ele alınarak çatışma kavramının performansa olan etkileri irdelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi'nde 1980 yılından önce kurulan Atatürk, Fırat, İnönü üniversitelerinde ve yine aynı bölgede 2005 yılından sonra kurulan üniversitelerinde uygulanmıştır. Uygulamanın amacı; ana kütlede yer alan üniversitelerde farklı statüde (akademik ve idari) çalışanlar arasındaki iş ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların performanslarına etkilerini incelemektir.Bulgular ışığında, akademik ve idari kadro faktörünün çatışmayı algılamada anlamlı bir farklılık gösterdiği, personel arasındaki statü farklılığının çatışmaya neden olduğu, yaşanan çatışmaların performansı olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Ruhsal liderliğe ilişkin kuramsal bir inceleme
Teknolojik imkanların ve bilimsel gelişmelerin hayatımızı her yönden kuşattığı ve hemen her boyutuyla yaşantımızı kaçınılmaz biçimde etkilediği, çoğu durumda `sürekli değişmemizi' zorunlu kılan gelişmelerin ortaya çıktığı bir çağda, toplumsal yapılar, örgütler ve elbette liderlik anlayışı da metamorfoz geçirmelidir. Günümüzde, insanların sahip olduğu maddi olanakların genişliğine ve ulaşılmak istenen bilgiye `birkaç tıkla' ulaşılabilmesine rağmen, elde edilenin `anlamının', örgütlerin ve genel anlamda hayatın `anlamının ve amacının' sorgulandığı bir gerçektir. Bugün, örgütlerin özü ve ruhu insanlar olduğundan, değişen paradigmalara uyum sağlayacak ve onların manevi ihtiyaçlarını da dikkate alacak liderlik yaklaşımlarını öngörmektedir. Maddi gereksinimlerin ve kazanımların ötesinde, izleyenlerin ve liderin ruhsal gereksinimlerine odaklanan ve ruhsallığı evrensel ve birleştirici bir unsur olarak değerlendiren ruhsal liderlik, bu liderlik yaklaşımlarından biridir.Bu araştırmanın amacı ruhsal liderliği her yönüyle incelemek ve alanyazındaki mevcut birikimi bilimsel analiz ve sentez yoluyla ortaya koyabilmektir. Bu amaçla, yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve ruhsal liderliğe ilişkin veriler araştırma alt problemlerine yanıt sunacak biçimde çözümlenmiştir. Ruhsal liderliğe ilişkin var olan durum olduğu gibi ortaya konulduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda, ruhsal liderliğin dinsel ve laik / seküler olmak üzere iki farklı açıdan ele alındığı görülmüştür. Dinsel açıdan konuyu işleyen kaynaklarda `kuram' kelimesi geçmemekte, ancak laik yönetim anlayışının hakim olduğu örgütler açısından ruhsallık ve ruhsal liderlik konusunu değerlendiren kaynaklarda `ruhsal liderlik kuramı' ifadesi yer almaktadır. Her iki yaklaşım değerlendirildiğinde, liderlik tanımlarının farklılık göstermesine rağmen, lider özelliklerinin pek çok ortak noktası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Ruhsal boşluk, psikolojik sorunlar, izolasyon, bunalım, yalnızlık, anlamsızlık, belirsizlik, ben-merkezcilik gibi sorunlara çözüm olacak biçimde ruha ve ruhsallığa odaklanan ruhsal liderlik ve özellikle ruhsallık, eğitim örgütleri için de öğrenci başarısı, öğretmen ve yöneticilerin iş doyumu, öğrenmenin ve öğretim etkinliklerinin `anlamlandırılması' boyutlarında uygulanabilir ve `fayda getirici' bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.Araştırma bulgularına dayalı olarak, ülkemiz açısından yeni bir kavram olan ruhsal liderliğe ait temel kaynakların Türkçeye kazandırılması, ruhsal liderlikle ilgili mevcut ölçme araçlarının Türk eğitim sistemine ve Tük kültürüne uyarlamasının yapılması, yeni ölçme aracı geliştirme çalışmalarının yapılması ve ruhsal liderliğin diğer örgütsel etmenlerle ilişkisini ortaya koyacak araştırmaların yapılması önerilebilir.
Türk modernleşme tarihi çerçevesinde Demokrat Parti dönemi (1950-1960) eğitim politikalarının ideolojik içeriği üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, Osmanlı-Türk modernleşmesinin ana etkeni olan eğitim politikaları, dönemin şartlarına bağlı kalarak büyük bir dönüşüm, gelişim Batılılaşmayla beraber sosyolojik ve ideolojik fraksiyonlara bölünmesi neticesinde, neden olduğu siyasal ve toplumsal değişimleri incelemek üzere hazırlanmıştır. Eğitim politikaları, son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla birlikte büyük oranda bir Batılılaşmaya doğru evrilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, içerisinde bulunduğu siyasi yalnızlıktan kurtulmak için Batı ile yakınlaşması nedeniyle demokratikleşme zorunluluğu, eğitim başta olmak üzere birçok noktada kendini hissettirmiştir. Milli, çağdaş ve seküler bir yönetim benimsetilme amacıyla tek parti iktidarının egemen olduğu 1923-1950 yılları, birçok olumlu-olumsuz zıt tezleri beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet dönemi Milli eğitim ideolojisi, büyük oranda bir okuma-yazma seferberliği ve dogmatik fikirlerden arınmaya sebebiyet verdiği için devrim niteliğinde uygulamalarının da olmasıyla, sosyolojik ve ideolojik etkenleri tüm toplumu olumlu ve olumsuz anlamda etkilediği gözlemlenmiştir. Dönemin toplumsal ve siyasal anlamda köklü değişime hazır olmaması nedeniyle de demokrasi dışı, tamamıyla bir üst zümrenin cılız bir halk söylemi üzerinden politika geliştirdiği ortaya konulmuştur. Özellikle bu dönemde; demokratik söylemler ışığında, despotik uygulamaların da yürütüldüğüne dair tezler kuvvet kazanmıştır. Türk siyasal hayatında demokrasinin pratiğe geçişi, tek parti (CHP) içerisindeki ekonomik bölünmeyle ortaya çıkan Demokrat Parti (DP) aracılığıyla olmuştur. Türk modernleşme tarihi çerçevesinde DP, halka mal edilen eğitim olgusunu kullanarak, liberal muhafazakâr nesil yetiştirme eğiliminde politikalar uygulanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) halka benimsetmeye çalıştığı seküler ve çağdaş eğitim modeli, Demokrat Parti (DP) döneminde bir zümrenin etkisinde, çoğunlukla da halkın ve çeşitli aktörlerin istekleri doğrultusunda şekillenmiştir. DP'nin bu noktada iradeli bir politika geliştirememesi nedeniyle, demokratik bir yönetim olduğuna dair tezlerin yanında kukla bir yönetim olduğu da ortaya atılmıştır. Bu hareketler doğrultusunda eğitim faktörü, mevcut ve gelecek nesiller üzerinden sürekli bir değişiklik ve konum elde etme yarışına maruz kalmıştır. Cumhuriyet döneminde benimsetilmeye çalışılan seküler eğitim modeli, Demokrat Parti (DP) iktidarıyla dinsel, küresel ve sömürgeci aktörlerin yönlendirmeleriyle birden çok ideolojik formasyona bölünmüştür. Türkiye Cumhuriyeti'nde sağ-sol ikileminin neden olduğu muhafazakâr ve seküler söylemler, her hükümet değişikliği ile birlikte eğitimde de ideolojik bir çıkar alanına dönüşmektedir. Bu noktadan kaynaklanan olumsuz gelişmeler; Türk eğitim yapısında köklü bir reform, sistematik bir işleyiş ve çok yönlü bir kalkınmayı engellemektedir.
4+4+4 eğitim sistemi uygulamasının ilkokul matematik öğretim-öğrenim süreci üzerindeki etkileri
Dünyada ekonomik alanda, teknolojik yapıda, sosyal alanda ve kültürel yaşamda her geçen gün ortaya çıkan yeni gelişmeler ülkeler arasındaki sınırları kaldırmakta, kültürler ve toplumlar arasında çok hızlı ve yoğun bir etkileşim süreci yaşanmaktadır. Nitekim bu hızlı gelişim ve değişimin karşısında toplumların ve kurumların durağan kalmasını beklemek çok zordur. Bu etkileşimler ve süregelen gelişmeler ülkemizde birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da yenilikleri ve gelişmeleri beraberinde getirmiştir. 2012-2013 eğitim- öğretim yılında 4+4+4 eğitim sistemi olarak adlandırılan 12 yıllık kesintisiz kademeli yeni bir eğitim sistemi uygulanmaya başlamıştır. Bu eğitim sistemi ile zorunlu eğitim süresi 8 yıldan 12 yıla çıkmış, ilkokul 5 yıldan 4 yıla inmiş ve yeni eğitim sisteminde müfredat değişikliklerine de gidilerek öğrencilerin bilgi ve becerileri doğrultusunda öğretim ve öğrenim süreci oluşturulmaya çalışılmış ve sonuçta Türk eğitim sisteminde yeni bir dönem başlamıştır. Araştırmada yeni sistemin bugünün Türkiye şartlarına uyumunu, matematik eğitimi, başarısı üzerine etkisi ve yapılan anket çalışması ile de Marmara Bölgesi'ndeki çoğunlukla Bursa'daki sınıf öğretmenlerinin sistemle ilgili bilgi düzeyleri ve kabulleniş oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. İstatistik yöntemler kullanılarak sistemin başarısında hangi faktörlerin etkili olduğu analiz edilmiş ve en etkili faktörler sırasıyla; müfredatın uyumu, matematik öğretim kalitesi, fiziki koşulların uyumu, paydaşların bilgilendirilmesi olarak elde edilmiştir. Anketlerinin analiz sonuçları ile birlikte öğretmen olan araştırmacının gözlemleri ve katılımcılara sorulan açık uçlu soruda belirtilen öğretmen görüşleri birlikte değerlendirilerek çıkan bulgular yorumlanmış ve bunun uzantısı olarak yaşanan uyum sürecine ilişkin öneriler geliştirilmiştir. Günümüz bilgi toplumunda eğitim sisteminde katı programlardan esnek programlara, öğretmenin program başlatma ve yönetmesinden, öğrencinin başlatmasına ve gurup planlamasına, bağımlı içerikten bağımsız içeriğe geçiş sağlanmalı ve eğitim yöntemlerine bireysellik ön plana çıkmalı, bireyin kendi yetenek ve potansiyelini keşfetmesini ve ilgi duyduğu alanlara yönelmesini sağlayan esnek programlar geliştirilmeli, gurup ve bireysel çalışmalarla geleceğin kalıcı olmayan organizasyonlarına hazırlamalıdır. Sonuç olarak; üçüncü dünya ülkelerinde uygulanan sekiz yıllık kesintisiz eğitim yerine, öğrencileri kabiliyetleri istikametinde belli bir hedefe yönlendirecek olan yeni, kesintili sistem bu bağlamda ileriye doğru bir ümit ışığı olarak değerlendirilmiştir, bu sistem ile fırsat eşitliği sağlanmış, yaş ve fiziksel uyumsuzluk sorunu ortadan kalkmış, mesleki eğitime erken yönlendirmenin önemi anlaşılmıştır. Bunların yanında, sistemin eksikliklerinin okul öncesi eğitime yönelik olduğu, sınıf öğretmenlerinin norm fazlası durumuna düşmesi durumu, erken yaşta başlanan ilkokulda matematik öğretiminde öğrenme zorluklarının yaşandığı ve fiziksel şartların sisteme hazır olmadığı sonuçlarına da varılmıştır. Anahtar kelimeler: 4+4+4 Eğitim sistemi, ilkokul matematik eğitimi, Türk eğitim sistemi
Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme durumuna ilişkin beklenti ve gözlem düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini yönetici ve öğretmen görüşleri aracılığı ile incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 412 öğretmen ve yönetici oluşturmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı "Eğitim Sistemlerinin Amaçlarının Gerçekleşme Düzeyi Ölçeği" adıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek kişisel bilgiler, eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik gözlem görüşleri ve eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesi ile ilgili beklenti görüşleri olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerinin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Index yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin genel olarak eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin gözlem görüş düzeyleri; ideolojik boyutta en yüksek düzeyde(x̄ =4,69, Ss=1,64), siyasi boyutta (x̄ =4,48, Ss=1,66) ve ekonomik boyutta en düşük düzeyde (x̄=3,99, Ss=1,74) belirlenmiştir. Ayrıca görüşlerine başvurulan aynı grubun genel anlamda eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeylerine yönelik beklenti görüşleri; ekonomik boyutta en yüksek düzeyde (x̄ =6,33, Ss=1,29), siyasi boyutta (x̄ =6,22, Ss=1,36) ve ideolojik boyutta en düşük düzeyde (x̄ =6,18, Ss=1,38) ölçülmüştür. Kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin görüşlerinin analiz sonuçlarına göre; "Siyasal Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ (Gözlem İndeksi) = 4,49, Bİ (Beklenti İndeksi) =6,22 ve GGİ (Gerçek Gözlem İndeksi) =%50; "İdeolojik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,72, Bİ=6,18 ve GGİ=%54 ve "Ekonomik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,00 Bİ=6,32 ve GGİ=%44 şeklinde hesaplanmıştır. Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik görüşlerinegöre erkek katılımcılar eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini kadın katılımcılardan daha yüksek bir düzeyde algılamaktadır. Aynı amaçlar eğitim düzeyi değişkeniyle ele alındığında gruplar arasında herhangi bir istatistik fark görülememiştir. Görev bazında bakıldığında ise, okul müdürleri öğretmenlere göre eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesine ilişkin daha yüksek düzeyde gözlemlere sahiptir. Araştırmaya katılanların branşları ile eğitim sistemleri amaçlarına yönelik gözlem görüşleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, bütün anlamlı ilişkilerde sınıf öğretmenlerinin, diğer branş öğretmenlerinden daha yüksek ortalama değere sahip olduğu görülmektedir. Kıdem düzeyi değişkenine yönelik bulgulara göre, anlamlı ilişki çerçevesinde elde edilen ortalamalar incelendiğinde, 6 – 10 yıl arası kıdeme sahip katılımcılar eğitim sistemleri amaçlarının en yüksek düzeyde gerçekleştiği görüşüne sahiptir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin Türk eğitim sistemine ilişkin görüşleri: Güncel sorunlar ve önerilen çözümler (Mardin ili örneği)
Sosyal bilimlerin tecrübelerinden birey kendisini ve toplum yapısını kavrayan, birlikte yaşayabilen ve sağlıklı kişilerin yetişmesi açısından yeni nesillere aktarılması gerekir. Bu çalışma; sosyal bilgiler öğretmenlerinin gözünden sosyal bilgiler eğitimine ilişkin mevcut sorunlar irdelenerek çözüm yolları sunulması amaçlanmıştır. Türk Eğitim Sistemi'nin sosyal bilgiler dersiyle ilgili sorunların değerlendirilmesi ve çözüm üretilebilmesi açısından sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüşleri ve çözüm önerileri mevcut sorunlara ışık tutması araştırmanın yapılış gerekçesidir. Araştırmada şimdi veya gelecekteki problemleri ortaya koymak hedeflendiğinden nitel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu Mardin ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında görev alan ulaşılabilme durumuna göre seçilen 50 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından söylem çözümlemesi ve içerik çözümlemesi teknikleri kullanılmıştır. Söylem çözümlemesiyle görüşlerin derinlemesine incelenerek bazı durumlarda eleştirel bakış açısı kullanılmış olunup, içerik çözümlemesindeyse araştırmadaki genel eğilimler ve görüşler betimsel olarak ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, okulun, öğrencinin hazır bulunuşluğunu, motisavyonunu etkilediği, öğrencinin genetik/mental durumu, velinin öğrenciyi nasıl yönlendirdiği, çocuğun içinde bulunduğu maddi koşulların eğitimiyle doğru orantılı olduğu, öğrencinin yetiştiği çevrenin başarısında etkili olduğu görülmektedir. Öğrencinin yardımcı kaynaklara ulaşabilmesi başarıyı etkileyen diğer bir unsurdur. Öğretmenlerin çoğu ders kitaplarının kaliteli basılmadığını belirtmişlerdir. Veli tutumunun, sosyo-ekonomik koşulların önemli olduğu, ebeveynlerde eğitim farkındalığı oluşturulması gerektiği, velilerin okulla işbirliği yapması ve aile ziyaretlerinin artırılması sonucuna varılmıştır. Ders esnasında öğretmenler; akıllı tahtayı, soru cevap yöntemini ve sunuş yolunu sıklıkla kullanmaktadırlar. Okulların müfredatla uyumlu, fiziki açıdan desteklenmesi gerektiği ayrıca okullara bütçe ayrılmalıdır. Eğitim sistemi tasarlanırken tüm mesleklerle görüşülüp ihtiyaca uygun bir şekilde düzenleme yapılmalıdır. Eğitim sisteminin tüm kademeleri; öğretmenlerin görüşleri geri dönütleri doğrultusunda düzenletilmelidir.
Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonu: Hoşgör Mahallesi örneği
Bu araştırmada, Suriye'de yaşanan savaş dolayısıyla Türkiye'ye gelen Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonu incelenmiştir. Bu kapsamda katılımcıların görüşleri alınmıştır. Suriyeli öğrencilerin derslerine giren öğretmenlerin yaşamış oldukları sorunların derinlemesine çözümlemesini yapmak için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler nitel çalışmalarda genel olarak tercih edilen içerik analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Bu araştırmanın evrenini 2022/2023 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde, Şahinbey ilçesinde, Hoşgör Mahallesi'nde eğitim gören 8. sınıftaki bütün Suriyeli ortaokul öğrenciler ve bu öğrencilerin derslerine giren öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinin, Şahinbey ilçesinin Hoşgör Mahallesi'nde bulunan Şehit Mehmet Nuri Akdemir Ortaokulunda eğitim görmekte olan 8.sınıf öğrencisi 50 Suriyeli öğrenci ile bu öğrencilerin dersine giren 10 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplamasında yarı yapılandırılmış görüşme ve anket çalışması kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Suriyeli öğrenciler sosyal uyum, Türkçeyi öğrenmede yetersizlik, aidiyetsizlik, dışlanma, ötekileştirme gibi sorunların muhatabıdırlar. Suriyeli öğrencilerin dersine giren öğretmenler ise sığınmacı çocuklara eğitim vermekte kendini yetersiz hissetmekte, dil sorunundan dolayı velilerle etkili iletişim kuramamakta ve sınıfların kalabalık olması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıkları ortaya koyulmuştur. Bu sorunlara yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, Sosyal Uyum, Türk Eğitim Sistemi, Entegrasyon, Suriyeli Öğrenciler.
Almanya ve Türkiye'de okul öncesi eğitim sisteminin karşılaştırılması
Okul öncesi eğitim, çocukların gelişiminde kritik bir rol oynayan önemli bir aşamadır. Araştırmalar sonucunda okul öncesi eğitimin, çocukların gelecekteki akademik başarıları ve sosyal becerilerini etkilediğini göstermektedir. Bu araştırmada; Alman ve Türk okul öncesi eğitim sisteminin yapı, amaç, benimsenen yaklaşım, bütçe, personel, okullaşma oranı ve akademik başarıya katkısı bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu karşılaştırmalı eğitim çalışmasında, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma, okul öncesi eğitimdeki amaçlar bakımından Türkiye'de anadilde konuşmaya vurgu yapılırken, Almanya'da ise ekip çalışması ve yaratıcı ifade becerilerine vurgu yapıldığını göstermiştir. Yapısal olarak Türk ve Alman eğitim sistemleri devlet ve kurum özerkliği ve merkezi kontrol açısından farklılıklar göstermektedir. Benimsenen yaklaşımlar bakımından iki ülke arasında Almanya'da Waldorf yaklaşımının benimsenmesi ve Türkiye'de MEB tarafından hazırlanan farklı yaklaşımların bir kombinasyonu olan eğitim yaklaşımının uygulanması açısından farklar bulunmuştur. Araştırma; okullaşma oranında, okul öncesi eğitimdeki personel sayısında ve eğitime ayrılan bütçe miktarında Türkiye'nin Almanya'nın gerisinde olduğunu göstermiştir. Araştırma; eğitime ayrılan bütçenin öğretmen sayısını, eğitimin kalitesini ve başarısını etkilediğini göstermiştir. Araştırma; okul öncesi eğitime devam eden Alman ve Türk öğrencilerin akademik başarılarında fark olduğunu göstermiştir. Daha uzun okul öncesi eğitime katılma sürelerine sahip olan Almanya'da öğrencilerin sonraki eğitim kademelerinde matematik ve fen başarıları daha yüksektir. Türkiye'nin okul öncesi okullaşma oranında geçmişe göre artış göstermesine rağmen, PISA ve TIMMS değerlendirmelerinde halen OECD ortalamalarının altında kaldığı görülmüştür. Araştırmada, bu genel sonuçlar doğrultusunda Türkiye'de okul öncesi eğitime yönelik çeşitli iyileştirmeler önerilmiştir. Araştırmanın konu alanındaki çalışmalara ve uygulamalara ışık tutması umulmaktadır.
Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkileri
Bu araştırmada yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'deki eğitime etkisi konusunda Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapan idareci ve öğretmenlerin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmış olup araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır, araştırmanın verileri, betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Literatür incelendiğinde çalışmaların ilk ve ortaokul seviyesinde olduğu ve çalışmaların çoğunun yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye'de eğitime uyum konusunda yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri üzerine olduğu görülmüştür. Lise seviyesinde yabancı uyruklu öğrencilerin en çok eğitim gördüğü meslek liseleri ile ilgili ve Türkiye'deki eğitime etkisi ile ilgili bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu kapsamda çalışma grubu olarak 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı il merkezindeki meslek liselerinde görev yapmakta olan 3 idareci, 6 kültür ve 6 meslek ders öğretmeni belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin ve yöneticilerin yabancı uyruklu öğrencilerin lise seviyesinde genellikle meslek liselerinde eğitim görmelerine ilişkin olarak; dil yetersizliği nedeniyle uygulama derslerinin çok olması, üniversite eğitiminden çok meslek edinme hedefleri olması, sınıf geçmenin daha kolay olduğunun düşünülmesi, yerleştirmede karar verenler tarafından meslek liselerine yönlendirilmeleri tespit edilmiştir. Okullarda eğitime kabul edilmeden önce Türkçe eğitiminden geçirilerek başarılı olanların örgün eğitime dahil edilmesinin hem yabancı uyruklu öğrenciler hem de Türk öğrenciler için önemli olduğu, yabancı uyruklu öğrencilerin üniversiteye yerleştirme sürecinde tanınan hakların pozitif ayrımcılık olarak görüldüğü ve öğrenci ve öğretmenlere kapsayıcı eğitim verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Türk eğitim sisteminde Amerikan etkisi (1945-1960)
Osmanlı-Türk modernleşmesi yalnızca son üç yüzyılı kapsayan ve süreklilik gösteren büyük bir süreci ifade etmekle kalmaz aynı zamanda siyasal, ekonomik ve sosyal olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne doğru evrilen bir dönüşümü de içinde barındırır. 18. yüzyılla birlikte eğitim alanında başlayan yenilikler farklı hız ve yoğunluklarla cumhuriyet dönemine kadar ulaşmış, imparatorluğun sonu ve Türk Devrimi ile birlikte batı tipi eğitim kurumları yaygınlaşmıştır. Batılılaşma (Westernization) hareketlerinin görüldüğü bütün toplumlar gibi Türk toplumu da batı tekniğinin alınmasında yabancı uzmanlardan faydalanmıştır. Avrupa merkezli eğitim anlayışının hâkim olduğu Atatürk döneminde hemen hemen her ülkeden ihtiyaç duyulan eğitim alanları için uzmanlar getirilmişken, sonuçları itibariyle yalnızca siyasi sınırlarda değişiklik yapmayan İkinci Dünya Savaşı, her alanda olduğu gibi eğitim alanındaki gelişmelerin de ABD merkezli olmasına yol açmıştır. 1950'de 27 yıllık CHP iktidarını demokratik yoldan devirerek iktidara gelen DP, ekonomik ve siyasi olarak yakınlaştığı ABD ile eğitim alanında da önemli ilişkiler kurmuştur. Yapılan ikili anlaşmalar yoluyla resmi kanaldan, vakıf yardımları ile gayri resmi yollardan kurulan ve bol miktarda maddi yardım içeren yeni model eğitim anlayışı ABD'den çağırılan kırkı aşkın uzmanın yurt genelinde yaptığı çalışmalarla birleşmiş ve Amerikan nüfuzu eğitim alanında da kendisini göstermiştir. Sonuçta kurtarıcı gözüyle bakılan ABD modelinin, sürekli gelişmekte olan Türkiye'nin değişen eğitim ihtiyaçlarını çözmek bir yana bunları çoğu zaman daha da karmaşık bir hale getirdiği söylenebilir.
28 Şubat sürecinin Türk eğitim sistemine etkileri ve iktidar-muhalefet partilerinin tutumu
Bu çalışmada, Türk siyasal hayatı ve Türk eğitim sisteminde büyük bir dönüm noktası olan, tarihe ?28 Şubat Süreci? olarak geçen bir dönemin, Türk eğitim sistemine etkisi ile bu süreçte iktidar ve muhalefetin partiler üzerinden tutumları ele alınmıştır.28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan;?Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Millî Eğitim Bakanlığı'na devri sağlanmalıdır.?Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması sağlanmalıdır,?8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalıdır,?Temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kur'an kurslarının Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.?Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılâplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır,gibi kararlar Türk eğitim sisteminin seyrini önemli bir şekilde etkilemiş ve bu bir kesim tarafından eğitimde reform, bir diğer kesim tarafından darbe süreci olarak adlandırılmıştır.Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim ve meslek liselerinin, özellikle İmam Hatip'lerin orta kısımlarının kapatılması kararları büyük tartışmalar yaratmış, bu süreçte Necmettin Erbakan başbakanlığındaki Refah-Yol hükümeti dağılmış ve daha sonra gelen hükümetler bu kararları uygulamak durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla, Milli Eğitim sistemi bu kararlara göre şekillenmiş ve kararların uygulanabilmesi için çeşitli projeler hayata geçirilmiştir.
Türk eğitim sisteminin sorunlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk eğitim sisteminin sorunlarını incelemektir. Araştırma, nitel betimsel bir araştırmadır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim öğretim yılı yaz döneminde Gaziantep Üniversitesi Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi tezsiz yüksek lisans programında öğrenim gören öğretmen, okul müdürü, müdür yardımcısı, maarif müfettişi ve şube müdürleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Tematik Sorunlar Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre Türk eğitim sisteminin öğretmen, öğrenci, yönetici, veli, fiziksel altyapı, finansman ve eğitim programı sorunları ortaya konmuştur. Buna göre Türk eğitim sisteminde nitelikli öğretmen yetiştirilemediği, öğretmenlerin mesleki gelişimini sürdüremediği, atama sorunlarının olduğu ve maddi sıkıntılar yaşadığı, okullardaki çalışma koşullarının elverişsiz olduğu; öğrencilerin yoğun şekilde sınav stresi yaşadığı, okullarda disiplin sorunlarının görüldüğü, ailelerin sosyoekonomik düzeyinin düşük olduğu; yönetici atama ve yetiştirme sorunlarının yaşandığı, yöneticilerin yönetim becerisinin yetersiz olduğu; okul-veli iletişiminde sorunlar yaşandığı ve velilerin sorumsuz olduğu; okul binalarının fiziki mekân ve unsurlarının öğrenci gelişim seviyesine uygun olmadığı, binaların mimari yapısının elverişsiz olduğu; eğitime ayrılan bütçenin yetersiz olduğu; eğitim programlarının bölgesel farklılıklar dikkate alınarak hazırlanmadığı ve programlarda içerik sorunlarının görüldüğü sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle Türk eğitim sisteminin sorunlarına yönelik tespitler doğrultusunda, tüm eğitim paydaşlarının görüşleri alınarak kalıcı ve etkili reformlar yapılması gerektiği söylenebilir.
Neoliberal eğitim politikaları bağlamında orta sınıfın okul tercihlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk eğitim sistemindeki neoliberal politikalar bağlamında orta sınıf ailelerin ve çocuklarının okul tercihlerini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Araştırma nitel betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 22 veli (13 devlet - 9 özel okul) ile orta sınıfa mensup, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilindeki devlete ait fen liselerini tercih edecek düzeyde TEOG sınavı puanına sahip 30 öğrenci (16 devlet okulu - 14 özel okul) oluşturmaktadır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, velilerin ve öğrencilerin okul tercihlerinin akademik, fiziki, ekonomik, çevresel, kişisel, sosyal ve kültürel, dini, siyasi ve politik faktörlerden etkilendiği görülmüştür. Araştırmada, velilerin okullardan akademik, sosyal ve kişilik gelişimi ile ilgili beklentilerinin olduğu; öğrencilerin ise akademik ve sosyal yönlerden beklentilerinin olduğu saptanmıştır. Çalışmada, devlet okulu velilerinin ve öğrencilerinin okulları akademik ve sosyal açıdan yeterli bulmadığı; özel okul velilerinin ve öğrencilerinin ise okulları sosyal açıdan yeterli bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tanzimat'tan cumhuriyet'e eğitimde millileşmeye yönelik politika ve uygulamaların incelenmesi (1839-1938)
Bu araştırmanın amacı, "Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar eğitimde millileşme adına yapılmış resmi düzenleme ve politikaların incelenmesi" dir. Nitel araştırma modeli kullanılarak yapılan bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi ile literatürde konuya yönelik var olan dokümanların analizi yapılmış, tarihi ve resmi metinler incelenmiştir. İncelemeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında eğitimde millileşme adına büyük yeniliklerin yapıldığına ulaşılmıştır. Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalan ve her anlamda bozulmuş eğitim sistemini kurtarmak için milli bir eğitim anlayışına ulaşmak hedeflenmiştir. Bu bağlamda bir dizi resmi düzenlemeler yapılmıştır. Araştırmada bu resmi düzenlemeler ve politikalar incelenmiş ve sonuçları araştırmanın sonuç bölümünde verilmiştir.
Almanya Baden-Wüttemberg Eyaleti ilkokul eğitim programı ile Türkiye ilkokul eğitim programlarının karşılaştırmalı eğitim analizi
Bu araştırmada Almanya Baden-Württemberg eyaleti ilkokul eğitim programı ile Türkiye ilkokul eğitim programının benzerlik ve farklılıkların neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Almanya Baden-Württemberg eyaleti eğitim sistemi ve Türk eğitim sistemi hakkında bilgiler verilmiş, sonra programların felsefi bakış açıları incelenmiş daha sonra da çalışmanın temelini oluşturan Almanya Baden-Württemberg ilkokul programı ile Türkiye ilkokul programı karşılaştırılmıştır. Eğitim programlarının amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme ögeleri karşılaştırılmış, bulgulara göre yorumlar yapılmış daha sonra da sonuçlar çıkartılarak öneriler getirilmiştir. İncelemeyi gerçekleştirmek için nitel araştırma prosedürleri takip edilmiş, nitel araştırma modeline dayalı doküman analizi tekniği uygulanmıştır. Veriler bu tekniğe uygun olarak toplanmıştır. Araştırmada ilkokul programları önce betimsel analize, sonra araştırmanın amaçları bölümünde belirtilen sorulara cevap bulmak amacıyla içerik analizine tâbi tutulmuştur. Çalışma bulgularına göre her iki eğitim programı da yapılandırmacı yaklaşıma göre düzenlenmiştir. Baden-Württemberg eyaleti eğitim programında tüm sınıflarda aynı dersler yer almakta ve sınıflara göre farklılık göstermemektedir. Türkiye ilkokul programında ise dersler sınıflar düzeyinde farklılık göstermektedir. Baden-Württemberg ilkokul programında yer alan öğretim programları sayısına göre Türkiye ilkokul programındaki öğretim programlarının sayısı fazladır. Görsel Sanatlar ve Müzik ile ilgili bilgi, beceri ve değerler Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programı İnsan, Doğa ve Kültür öğretim programı içerisinde yer almaktadır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programı ile Türkiye ilkokul programı ruhsal, ahlaki, sosyal ve kültürel gelişimi sağlamaya yönelik genel amaçlara yer vermiştir. Türkiye ilkokul programının Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen genel amaçlarının Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programından farklı olarak milli ve kültürel özellikler, Atatürk İlke ve İnkılapları, meslekler ve duygusal bağları güçlendirmeye yönelik olduğu görülmüştür. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında bilim, sanat ve doğa ilgili, edebiyat, dinler, tarihsellik, matematik, yabancı dil becerileri, bilgisayar ve internet, doğa ve yaşam, inanç ve değerler, cinsiyet, çevre, dünya ve insan özellikleri genel amaçlar yer almıştır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programın yer alan lehçeler, sınıf dışı matematik etkinlikleri, matematiksel modelleme, sunum, sanat, sanat araçları ve tasarımı, sahne sanatları yabancı dil etkinlik ve stratejilerinin tüm öğretim programlarında ele alınması, tekstil, giyim, ahşap kullanımı ve tasarımı, araç bakım ve tamiri, okul, kültürü, kültür ve zanaat etkinlikleri, yabancı kültürlere önem, dünya ve tarih, öğrenme ve öğretme de çevrenin etkin kullanımı, geri dönüşümü değerlendirme, farklı kültürler, bireysel farklılıklar, dil ve edebiyat, yüzme, bisiklet kullanımı ve trafik içerikleri Türkiye ilkokul programına göre farklılıklar göstermektedir. Türkiye ilkokul programında okuma biçimleri, deste ve kesirler, çevre ve alan, olasılık, madde ve cisim, Mustafa Kemal Atatürk, aile, iletişim, ışık ve kaynakları, coğrafi özellikler, insan yapısı, halk dansları, hoşgörü, dini ifadeler, temizlik, dürüstlük, sure ve anlamları içerikleri yer almıştır. Öğretme-öğrenme sürecinde Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında çevresel faktörler, sınıf değişimleri, okul, şehir, kilise, kütüphane ziyaretleri, sahne sanatları, kendi kitabını oluşturma, yazar ve imza günlerine katılma, sanat ve medya, diğer okullarla iş birliği, sanat ve müzik, mimari, gizem, edebiyat, halk pazarlarında matematik kullanımı, sergiler, en az bir proje sunumu, mezhepsel iş birliği, okul dışı öğrenme ve öğretme süreçleri kullanılmıştır. Türkiye ilkokul programında dinleme, reklam ve şikâyet, karşılaştırmalı, sorgulayıcı yazma, haritalaştırma, sembol kullanma, kavram, iletişim, hesap makineleri, öğretmen ve aile işbirliği öğretme-öğrenme süreçleri kullanılmıştır. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul Almanca öğretim programı ile Türkiye ilkokul Türkçe öğretim programlarında test çeşitleri, gözlem formları, öğrenci ürün dosyası, performans görevi ölçme yöntemleri benzerdir. Baden-Württemberg eyaleti ilkokul programında hikâye yazma, dikte çalışmaları, sözlü hitabet, yüzme ve bisiklet kullanma becerisini değerlendirme formları ölçme ve değerlendirme ölçütleri olarak kullanılmıştır. Türkiye ilkokul programında görüşmeler, öz değerlendirme formları ve akran değerlendirme, dereceli puanlama anahtarı, kontrol listeleri, kavram haritaları, yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç, görüşme, gösteri, tablo yapma, öğrenci ürün dosyası, dereceleme tipi gözlem formları, kontrol listeleri, görselliği öne çıkaran eşleştirme tipi ölçekler, öz ve akran değerlendirme formları, grup değerlendirme formları, yapılandırılmış oyun formları, , kısa cevaplı sorular, görüşmeler, doğru yanlış ve eşleştirmeli sorular ölçme ve değerlendirme ölçütleri olarak kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim felsefesi, eğitim sistemi, karşılaştırmalı eğitim, İlkokul programı, öğretim programı, amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreci, değerlendirme.
Milli eğitimde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin 2023 Eğitim Vizyon Belgesi konusundaki görüş ve düşünceleri (Kırşehir örneği)
İnsanlık tarihiyle yaşıt olan eğitim-öğretim, insanlık hangi aşamalardan geçmişse ona paralel olarak sürekli bir ilerleme çizgisinde varlığını ve önemini devam ettirmiştir. Devlet ve toplumların geleceği, planlayıp uyguladığı eğitim programları ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Bir toplumun esas zenginliği, beşeri sermayesi olan iyi eğitilmiş bireylere sahip olmasıdır. Eğitim örgütleri sosyal yapılardır. Eğitimle ilgili her değişiklik bütün toplumu etkilediği için herkesi ilgilendirmektedir. Toplumlar, değişiklikleri ve düzenlemeleri ya benimser ya da ayak sürerek direnç gösterirler. Dünyadaki bütün devletler şartların ve ihtiyaçların zorlamasıyla eğitim sistemlerinde bazen kısmi, bazen de köklü değişiklikler yapmak mecburiyetinde kalmışlardır. Eğitim sistemlerinin hem yerel/milli bir yönü hem de evrensel/cihanşümul bir yönü bulunmaktadır. Eğitim sisteminde özellikle son otuz yıldır yeni arayışlar gündeme gelmektedir. Sistemde yapısal değişmelere yol açabilecek nitelikte olan bu arayışların hepsini, etkili bir şekilde yönetilmesi gereken değişim girişimleri olarak görmek gerekir. Süregelen değişim ve girişimler bağlamında 2023 Vizyon belgesi eğitime ilişkin köklü değişimleri içeren bir girişim olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, 2023 Eğitim Vizyon Belgesine ilişkin yeterli sayıda araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu kapsamda yapılacak bir bilimsel araştırma ile eğitimin temel paydaşları arasında yer alan yönetici ve öğretmenlerin Eğitim Vizyon Belgesi konusundaki görüş ve düşüncelerinin tespit edilerek elde edilen verilerin Vizyon Belgesinin hayata geçirilmesi sürecinde yetkililere dönüt sağlaması amaçlanmaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik (olgubilim) yaklaşımla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Kırşehir ili merkez ilçesindeki okullarda görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda katılımcılara yöneltilen soruların hazırlanması aşamasında uzman görüşüne başvurulmuştur. Veriler içerik analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların çoğunun Vizyon Belgesini haber kaynaklarından öğrendikleri ortaya çıkmıştır. Bazı eğitimciler çift kanat metaforunun anlamını hakkında doğru bilgiye sahip değildir. Ölçme değerlendirme alanındaki değişiklikler, özel yetenekli öğrencilere yönelik değişiklikler müspet bir uygulama olarak görülmektedir. Tasarım beceri atölyesi kurulması, mesleki eğitime yönelik amaçlar olumlu ve gerçekleştirilebilir amaçlar olarak kabul edilmektedir. Katılımcıların çoğunluğu Türk eğitim sisteminde değişiklik yapılmasını zorunlu görmektedir ancak eğitim alanında yapılan değişimlerin başarılı olması için uzun süreli planlama yapılması ve değişiklik üzerinde ısrar edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Eğitim Vizyonu Belgesinin uygulanması sırasında Covid-19 Pandemi Sürecinin olumsuz etkisi olduğu görüşü ön plana çıkmaktadır.
Yükseköğretimde üst düzey yeterlik tanımlama sorunsalı ve yeni bir yeterlik modeli geliştirilmesi
Bu çalışma, eğitim programları ve öğretim (EPÖ) alanı doktora programlarına yönelik üniversiteler tarafından tanımlanan yeterlikleri, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) ile belirlenmiş düzeyler ve alanlar bağlamında incelemeyi, bu programların hangi yeterlikleri kazandırmaya odaklandıklarını tespit etmeyi ve uzman görüşleri doğrultusunda yeni bir yeterlik modeli ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma, iki aşamalı nitel bir araştırma şeklinde tasarlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında temel nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. EPÖ alanında doktora programı bulunan ve öğrenci alımına devam eden 35 üniversiteye ait Bologna sayfalarındaki yeterlikler araştırmacı tarafından geliştirilen doküman inceleme formu ile incelenerek araştırmanın ilk aşamasına ait veriler toplanmıştır. Elde edilen bu veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz süreci TYYÇ'de daha önceden tanımlanmış yeterlik düzeyleri ve alanları ile karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, Delphi tekniği kullanılmıştır. Bu aşamadaki veriler EPÖ alanı doktora düzeyinde öğrenci alımına devam eden üniversitelerde çalışan ve EPÖ alanı doktora mezuniyetine sahip 29 uzmandan üç tur süren Delphi anketleri ile toplanmıştır. İlk Delphi turunda açık uçlu sorular ile uzmanlardan EPÖ alanına yönelik yeterlikleri tanımlamaları istenmiştir. Bu turdan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniklerine başvurulmuştur. İçerik analizi sürecinde uzmanlar tarafından kelime, kelime grubu ya da cümle şeklinde ifade edilen görüşler anlamı yansıtan alt kodlara (görüşler) ayrılmıştır. Bu alt kodlar, anlamsal benzerlikleri dikkate alınarak bir araya getirilmiş ve kodlara (yeterlikler) dönüştürülmüş, daha sonra bu kodların (yeterlikler) sınıflandırılması ile alt temalar (alt yeterlik alanları) belirlenmiştir. Betimsel analiz sürecinde ise, yeterlik ifadeleri bilgi, beceri, yetkinlik, tutum ve değerler yeterlik alanları (temalar) altında toplanmıştır. Delphi 2. ve 3. tur anketleri, Delphi 1. tur anketindeki soruların analizi doğrultusunda elde edilen yeterliklerden oluşmaktadır. 7'li Likert şeklinde hazırlanan bu anketler ile uzmanlara yeterliklere ilişkin katılma düzeyleri sorulmuştur. Delphi 2. ve 3. tur anketinden elde edilen verilerin analizinde merkezi eğilim ve dağılım hesaplamaları yapılmıştır. Araştırma sonucunda, EPÖ alanına yönelik; 5'i bilgi, 10'u beceri ve 7'si tutum ve değerler olmak üzere toplam 22 yeterlik ifadesinin yer aldığı bir model önerilmiştir. Modele ait bilgi yeterlik alanını; bilgiye sahip olma ve bilgiyi derinleştirme şeklinde iki alt yeterlik alanı oluşturmaktadır. Beceri yeterlik alanını; ekip çalışması ve liderlik, bilgiyi paylaşma ve yaygınlaştırma, bağımsız çalışabilme ve özerklik, problem çözme ve eleştirel düşünme ve yenilikçi ve analitik düşünme alt yeterlik alanları oluşturmaktadır. Tutum ve değerler yeterlik alanını ise; mesleki duyarlılık ve profesyonellik, hayat boyu öğrenme, etik ilkelere ve değerlere bağlılık alt yeterlik alanları oluşturmaktadır.
Okul yönetici ve öğretmen görüşlerine göre Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu'nu Destekleme Projesi
Türkiye, Arap Baharı isimli hareketin etkisi ile yoğun bir Suriyeli göçüne maruz kalmıştır. Bu göç sosyal ve kültürel alanda olduğu gibi eğitim alanında birtakım ihtiyaçları doğurmuştur. Eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için ilk olarak kamp içi nüfusa yönelik eğitim hizmetlerini içeren çalışmalar yapılmıştır. Kamp içi nüfusa yönelik çalışmaların ardından kamp içinde ve dışında yaşayan çocuklar arasında oluşan iki farklı eğitim sisteminin oluşturduğu problemlerin çözülmesi için üç farklı genelge yayımlanmıştır. Bu çalışmaların devamı olarak Avrupa Birliği ile yapılan görüşmeler doğrultusunda PIKTES projesi geliştirilmiştir. Araştırmanın amacı Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesinin öğretmen ve yöneticilerin görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Nitel bir araştırmadır. Çalışma grubu 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında Kayseri ilinde, okul bünyesinde 10 ve üzeri Suriyeli öğrencisi olan ya da PIKTES projesinin yürütüldüğü okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerden oluşmuştur. Veri toplama aracı, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırma verileri bizzat araştırmacı tarafından ses kaydı alınarak görüşme yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Verilerin sınıflama işlemi yapıldıktan sonra kodlama işlemine geçilmiştir. Dikkatli bir şekilde birkaç defa kontrol edilen veriler ışığında kodlar oluşturulmuştur. Kodlama işleminin ardından, kodlar birleştirilerek temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın analizinde betimsel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcıların biri hariç PIKTES projesi kapsamında eğitim ve seminer almışlardır. Katılımcıların büyük çoğunluğu PIKTES projesini olumlu bulmuşlar, bazıları eksik, bir kısmı da olumsuz bulmuşlardır. Katılımcıların bir kısmı yeterli görürken, büyük çoğunluğu PIKTES projesini kısmen yeterli görmüş, yarıya yakını yetersiz görmüşlerdir. Katılımcılar PIKTES projesinde karşılaştıkları olumsuz durumları çatışmalar, gruplaşmalar, Türkçe öğretimindeki yetersizlik, kalabalık mevcut, fazladan iş yükü olarak belirtirken, olumlu durumları; okulların desteklenmesi, maddi destekler, öğretmen ve yönetici eğitimleri olarak belirtmişlerdir. Katılımcılar önceki dönemle kıyaslandığında projenin olumsuz etkisini, çatışmalar olarak belirtirken, olumlu kazanımları öğretmen ve yönetici eğitimi, maddi destekler olarak ifade etmişlerdir. Katılımcılar Türkçe eğitimi, sosyal, kültürel etkinlikler ve okul öncesi eğitimi PİKTES projesi olarak geliştirmek istediklerini belirtmişlerdir.
Yönetici, öğretmen ve velilerin 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi (İstanbul / Bağcılar örneği)
Bu tez çalışmasında, yönetici, öğretmen ve velilerin yeni eğitim sistemi hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada, "Yönetici, öğretmen ve velilerin 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili görüşleri nelerdir?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu doğrultuda onların fikirlerini ortaya koyacak anket sorularına yer verilmiş olup sonuçları incelenmiştir. Betimsel bir durum saptaması niteliğindeki bu araştırma, İstanbul ili Bağcılar ilçesinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında 54 okulda gerçekleştirilmiş olup bu okullar ilkokul, ortaokul, imam hatip okulları ve özel okullardan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yönetici, öğretmen ve veli anketleri kullanılmıştır. Araştırma verileri, yönetici, öğretmen ve velilerin anketlere verdiği yanıtlar doğrultusunda oluşturulmuştur. Araştırmada 'Kişisel Bilgiler' kısmı ve 4+4+4 eğitim sistemi değişikliklerinin bazı boyutlarını içeren 6 anket ölçeği yer almaktadır. Kullanılan anketler 6 kısımdan oluşmaktadır. Bunlar şöyledir: 1. sınıf öğretmen anketi, 1. sınıf veli anketi, 5. sınıf öğretmen anketi, 5. sınıf veli anketi, ilkokul yönetici anketi, ortaokul yönetici anketi. Anket dönütleri olarak 225 kişi 1. sınıf öğretmenleri, 798 kişi 1. sınıf velileri, 317 kişi 5. sınıf öğretmenleri, 711 kişi 5. sınıf velileri, 66 kişi ilkokul yöneticileri ve 62 kişi ortaokul yöneticileri sonuçları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi ankete katılan kişilerin verdiği yanıtlar doğrultusunda hesaplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan istatistiksel analizlerden yararlanılmıştır. Ölçeklerin geçerliliği doğrulayıcı faktör analizi ile güvenirliği Cronbach alfa ile hesaplanmıştır.
Öğretmen algılarına göre değişim yorgunluğunun çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Akçakoca örneği)
Değişmeyen tek gerçeğin değişim olduğu bu çağda, eğitimde değişimin öncülüğü öğretmenlere düşmektedir. Bunu da gerçekleştirebilmek için öğretmenlerin değişim zorunluluğu karşısında yorgunluk hissetmeyip zihinsel anlamda hazır olmaları gerekmektedir. Eğitim çalışmalarında önemli bir konu olan değişim, yeni bir kavram olan değişim yorgunluğunu beraberinde getirmiştir. Nicel yaklaşımla çalışılan bu araştırmada Türk Eğitim Sisteminde sürekli yaşanan değişim kararları ve bunların uygulamaları karşısında öğretmenlerin algıladıkları değişim yorgunluğunun çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmen algılarının cinsiyet, görev yapılan okul seviyesi, kıdem, görev yeri, öğrenim düzeyi, medeni hal ve mezun olunan fakülte gibi demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu hedef doğrultusunda ilişkisel tarama yönteminden yararlanılıp betimsel istatistikler boyutunda aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Veri dağılımında parametrik ve non–parametrik testlerden uygun olanları kullanılıp veri toplamak amacıyla araştırma kapsamında tek boyutlu ve 16 maddelik "Değişim Yorgunluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan araştırma 2020-2021 eğitim yılında Düzce ili Akçakoca ilçesi genelinde çalışılmıştır. Araştırma Covid-19 Pandemi şartları ve kuralları gereği çevrim içi olarak ilçe genelinde resmi okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, özel eğitim ilkokulu, özel eğitim ortaokulu, halk eğitimi merkezi, mesleki eğitim merkezi eğitim kurumlarına gönderilen link aracılığıyla 510 öğretmen araştırmaya katılmıştır. Bu araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin Türk Eğitim Sisteminde gerçekleştirilen değişim kararlarının sonuçlarının yeterince değerlendirilmeden yeniden değişim kararları,alınması sonucunda kendilerini genel olarak yorgun hissettikleri ve bu sık değişim kararlarından olumsuz etkilendikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin algıladıkları sürekli bir değişim girişimi, mesleki açıdan motivasyonlarını olumsuz etkilediği gibi bununla beraber eğitim sistemimizde yapılan değişikliklerin bir amacı olduğunun kararsızlığını yaşadıkları görülmektedir. Ancak öğretmenlerin bunca değişikliğe rağmen mesleki motivasyonlarını ve öğretim hedeflerini kaybetmedikleri ortaya çıkmıştır. Bu da öğretmenlerin uygulanan sistem değişikliğinden dolayı değişim yorgunluğu hissettikleri, mutsuz oldukları halde buna rağmen yapılan sistem değişikliklerine uyum sağlamaya çalışıp mesleki açıdan yapılan değişiklikleri hayatlarına uyarlamaya çalıştıkları ifade edilebilir. Ortaya konan sonuçlardan yola çıkarak eğitim yöneticilerine ve Türk eğitim politikalarına yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Eğitim Sistemi, Değişim, Değişim Yorgunluğu
Türk milli eğitim sisteminin temel sorunları üzerine öğretmen görüşleri
Bu çalışmada Türk milli eğitim sisteminin temel sorunları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında görüşme yapılacak çalışma grubu amaçlı, ölçüt örnekleme yöntemlerinden kartopu veya zincir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir Araştırmanın çalışma grubu olarak deneyimli ve tecrübeli olduğuna inanılan ve okul müdürleri tarafından örnek olarak gösterilen öğretmenler tercih edilmiştir. Bu nitelikleri taşıyan 20 öğretmenle görüşme yapılmış ve yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin mesleki gelişim sürecinde, yetiştirilmesinde ve özlük haklarında sorunların yaşandığı, yönetici yetiştirme sisteminin kurulamadığı ve yöneticilerin liyakate göre atanamadığı, eğitim öğretim sürecinin ezberci ve öğretmen merkezli bir anlayışla yürütüldüğü, merkezi sınavların eğitim öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilediği, eğitim sistemi ve eğitim politikalarında yaşanan sık değişimlerin güven ve istikrar problemi oluşturduğu, öğretim müfredatları ve materyallerinin öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermediği, 4+4+4 eğitim sistemi ve 12 yıllık kesintisiz eğitimin bir takım sorunlara yol açtığı, okulların fiziksel alt yapı ve donanım eksiklerinin devam ettiği, meslek liselerinin işlevini tam alarak yerine getiremediği, sınıf mevcutlarında yoğunluğun devam ettiği, eğitimde fırsat ve imkan eşitliğinin istenilen düzeyde olmadığı, ebeveynlerin çocukları ile iletişiminin sorunlu olduğu, öğrencilerde teknoloji bağımlılığının önlenemediği ve rehberlik ve yönlendirme sisteminin yeteri kadar işlevsel olmadığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda Türk eğitim sisteminin tespit edilen sorunlarına yönelik tüm eğitim paydaşlarının görüşlerinin dikkate alınarak etkili ve süreklilik arz eden reformların yapılmasına gerek duyulmaktadır.
Türkiye ve Singapur 5. sınıf matematik ders kitaplarının karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma, Türkiye (Ortaokul Matematik 5. Sınıf Ders Kitabı) ve Singapur (My Pals are Here) 5. sınıf matematik ders kitaplarının yatay ve dikey analizini yapmayı amaçlamıştır. Bunun için, alan yazına dayalı karma bir analiz çerçevesi kullanılarak doküman analizi yapılmıştır. Yatay analizde, her iki ülkenin ders kitapları konulara ayrılan ortalama sayfa sayısı, konuların yapısal düzeni, başlıklar ve sıralanışı gibi yapısal özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Dikey analizde kitaplar, yüzdeler, üçgenler ve dörtgenler konusunda kazanımlarla uyum, konuların öğrencilere sunumu (matematiksel içerik, çözümlü örnekler), öğrenciden beklenenler (potansiyel bilişsel istem, cevap türü, muhakeme ve ispat) ile hatalar ve muğlaklıklar açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın yatay analiz bulguları, Türkiye kitabında konu başına düşen ortalama sayfa sayısının daha fazla olduğunu, konuların içerik düzeninde daha fazla sayıda yapı (hazır mıyız?, hatırlayalım!, birlikte yapalım! gibi) kullanıldığını, konuların organizasyon şemasının daha karmaşık olduğunu ve her iki kitabın kullandığı konu başlıklarının ve bunların sıralanışının farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmanın dikey analiz bulguları, her iki kitabın da öğretim programı kazanımlarına sadık kaldığını, Singapur kitabında sadece bir soruda kelime tekrarına dayalı hata bulunduğunu, Türkiye kitabında bazı hatalar ve muğlaklıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Çözümlü örnekler açısından Singapur kitabının daha fazla görsel temsil içerdiği, modellemeye daha sık başvurduğu, farklı çözüm yollarına daha fazla yer verdiği, Türkiye kitabının ise günlük hayatla ilişkili çözümlü örneklere daha fazla yer verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Potansiyel bilişsel istem bakımından Singapur kitabındaki soruların göreceli olarak daha yüksek seviyede bilişsel istem gerektirdiği fakat her iki ülke kitabında da soruların çoğunun hatırlama düzeyinde olduğu bulunmuştur. Ayrıca, Singapur ders kitabında daha fazla muhakeme ve ispat gerektiren soru olduğu, her iki ülke kitabında da gerekçeleri değerlendirmeye, kapsamlı örneğe ve denemeye dayalı argümana teşvik eden sorulara rastlanmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada ders kitapları arasındaki içeriksel ve yapısal farklılıkların ülkelere ait geleneksel felsefi ve öğretimsel yaklaşımlardan kaynaklanabildiği de tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Matematik ders kitabı karşılaştırması, çözümlü örnekler, bilişsel istem, muhakeme ve ispat
Gaziantep'teki Suriyeli sığınmacıların Türk eğitim sistemine entegrasyonunda yaşanan sorunlara ilişkin STK'ların görüşleri ve çözüm önerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, savaş nedeniyle Türkiye'ye gelmek zorunda kalan ve Gaziantep'e yerleşen Suriyeli sığınmacıların Türk eğitim sistemine entegrasyonunda yaşanan sorunlara ilişkin sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin görüşlerini ve çözüm önerilerini incelenmek amaçlanmıştır. Araştırma modeli durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma evrenini, Gaziantep ilindeki sivil toplum kuruluşu yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Gaziantep ilindeki 12 sivil toplum kuruluşu yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplamasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin kullanılmasına karar verildikten sonra araştırmacı tarafından bir "Yönetici Görüşme Formu" geliştirilmiştir ve katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecinde yoğun olarak en çok dil problemi yaşadıkları ortaya çıkmaktadır. Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı problemlere ilişkin çözüm önerisi olarak en çok da dil eğitimine yönelik belirtilmiştir. Suriyeli Sığınmacıların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunda sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin büyük çoğunluğu Suriyeli öğrenciler için Türkçe dil eğitiminin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Suriyeli öğrencilerin dilsel entegrasyonu konusunda yapılan çalışmalar değerlendirmesinde sivil toplum örgütlerinin yarısına yakınının dil eğitimi çalışmalarının olduğunu ifade etmişlerdir. Türk öğrencilerin Suriyeli öğrencilere yönelik çoğunlukla ayrımcılık tutumunda oldukları tespit edilmiştir. Türk öğrenciler ile Suriyeli öğrencilerin kaynaşması için sosyal, kültürel, sportif etkinlikler ve eğitimler düzenlenmesi, ırkçı söylemlerden uzak durulması gerektiği önerilmiştir. Uyum aktörlerinin (kamu kurumları, politika yapıcılar, STK'lar) Suriyeli öğrencilerin uyumuna yönelik yaptığı faaliyetlerin olumlu olduğu ifade edilmiştir. Yapılan faaliyetlerin en çok uyum çalışmaları, sonra da dil eğitimi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Entegrasyon, Suriyeli sığınmacılar, Sivil toplum kuruluşu yöneticisi