Turkish public literature
300 theses under this subject heading
Talip Apaydın'ın romanlarında halk bilimi unsurları
16. yy'da başlayan yerlileşme hareketiyle halk duyuşu yazılı edebiyatımızda yer almaya başlamıştır. Sonrasında Tanzimat ve Milli Edebiyat dönemleriyle halk kültürünün etkisi iyice hissedilmiştir. 1950 sonrası halk ve köylü kavramlarına odaklanılarak, köyün sorunları ve yoksulluğuna değinildiği köy romanları niteliğinde eserler kaleme alınmıştır. Çağdaş romancılığımızda Talip Apaydın, köy enstitülü bir yazar olarak köy romanı türünde, halk bilimi açısından zengin eserler vermiştir. Çalışmada, Talip Apaydın'ın halk bilimi unsurlarından ne oranda ve nasıl yararlandığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yazarın Define, Emmioğlu, Ferhat İle Şirin, Kente İndi İdris, Köylüler, Ortakçılar, Sarı Traktör, Toz Duman İçinde, Tütün Yorgunu, Vatan Dediler, Yoz Davar, Yarbükü adlı romanları değerlendirilerek yazarın romancılığı ve halk bilimi arasında ilişki kurulmuştur. Çalışma dört ana bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde yazarın hayatı, eserleri, edebi kişiliği aktarılmıştır. Ayrıca halk biliminin tanımı ve tarihi ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, efsane, masal, halk hikâyesi, kıssa – meddah hikâyesi, ninni, fıkra, türkü, cenkname, ağıt ve halk şairliği konu edinilmiştir. Çalışmanın en hacimli bölümü olan üçüncü bölümde eşyalar, inanışlar, sosyal normlar, geçiş dönemiyle ilgili gelenek ve görenekler, formel sayılar, kalıp sözler, dil ve anlatım, halk defineciliği, halk hekimliği, halk takvimi, halk matematiği, halk meteorolojisi, halk kozmogonisi, halk botaniği, halk zoolojisi, halk mimarisi, halk ekonomisi, halk mutfağı, halk eğlenceleri, halk taşıtları, sosyal dayanışma ve yardımlaşma kurumları, meslek ve zanaatlar ve son olarak hediyeleşme, misafirlik, saygı yer almıştır. Dördüncü bölümde ise eser özetleri ve tablolalara yer verilmiştir. İnceleme ve değerlendirmeler sonucunda romanlarında halk bilimi unsurlarına yoğun olarak yer verdiği tespit edilen yazarın, halk kültürüne yer verdiği derecede romancılığının zenginlik kazandığı görülmüştür. Halk bilimi unsurları, eserlerin okuyucu tarafından daha iyi anlaşılması, esere gerçeklik kazandırmak ve okuyucuyu esere çekmek işlevlerini sağlamıştır. Yazar, eğitimci yönüne bağlı olarak zaman zaman halk inançları özelinde geleneksel unsurlara eleştirel bir açıdan yaklaşmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen veriler bütüncül bir bakış açısı kazanmak adına tablolaştırılmış, sayısal değerlerle ifade edilmiştir.
Tarihî ve sosyokültürel bağlamda Türkiye sahası tarihî türküleri
Türküler, insanların sosyal hayatından ve geçmişlerinde yaşadıkları olaylardan izler taşır. Tarihî türküler, yazılı kaynaklara yansımayan ya da az yansıyan olayların ezgiyle birlikte dizelere dökülmüş halidir. Tarihî türküler, Türk halkının geçmişini gelecek kuşaklara aktaran sözlü tarih kaynaklarıdır. Türkiye Sahası Tarihî Türküleri, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan olayları anlatan, yüzyıllar öncesinde vücut bulmuş halk ürünleridir. Tez çalışmasında, kaynağını Türkiye sahasından alan ya da bu bölgede söylenmiş olan tarihî türkü metinleri analiz edilmiştir. Halkbilimsel açıdan çeşitli kuramlardan yararlanılarak yapılan bu analiz, metinlerin tarihsel ve sosyokültürel arka planı da dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Yıllar içinde yapılan derlemelerde tespit edilerek yazıya geçirilen türkü metinleri, ağıtların türküleşmesiyle oluşan metinler, cönklerde "türkî" olarak yer bulmuş manzum halk ürünleri, bahsi geçen analizin temel malzemesini oluşturmaktadır. Mevcut örnekleri yaklaşık altı yüz yıl öncesine dayanan, tarihî olayları konu alan tarihî türkü metinleri Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'da fetihler gerçekleştirdiği zamanlardan günümüze uzanmaktadır. Çalışmada yer alan türkü metinleri XVI. yüzyıl ile Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılıyla sınırlandırılarak analiz edilmiştir. Metinler, büyük ölçüde anonim türkülerden oluşmaktadır. Çalışmada öncelikle türkü ve tarihî türkü tanımlarına yer verilmiştir. Ardından, türkü metinlerinin yapısal, ezgisel, tematik ve işlevsel analizleri yapılmıştır. Son olarak, incelenen türkülerin tarihsel ve kültürel arka planına yer verilmiştir. Türkiye ve çevresinde yaşanan, ulusal ya da bölgesel ölçekli olaylar ile adı unutulmayan kahramanların türkülere yansıması tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarihî türküler, millî kimlik oluşumu ve bireyin topraklarına aidiyeti konusunda önemli bir yere sahiptir. Buna rağmen akademik açıdan sınırlı sayıda çalışmanın yapıldığı tespit edilmiştir. Görülen bu eksiklik, kültürümüz ve tarihimiz açısından önemi büyük olan tarihî türkülerin çalışılmasının ana nedendir. Tez çalışmasının, Türk kültürü, Türk tarihi, Türk müziği alanlarıyla birlikte, Türkoloji araştırmalarına katkısı olması temenni edilmektedir.
20. yy. Doğu Anadolu taşlamalarında mizahın protesto işlevi
Türk halk edebiyatı içerisinde yer alan âşık edebiyatı toplum hayatının aynası niteliğinde eserlerden oluşmaktadır. Âşıklar yaşadıkları her dönemde çağın tanığı ve toplumun aynası görevi görmüşlerdir. İçinde yaşadıkları topluma karşı kendilerini sorumlu tutan âşıklar yazdıkları şiirlerde toplumu ilgilendiren hemen her konuda söz söyleyerek farklı işlevler üstlenmiş ve bu işlevleri yerine getirmişlerdir. Âşık edebiyatı ürünleri incelendiğinde; toplumun düşünce yapısı, manevî değerleri, duygu dünyası, yaratıldıkları dönemin şartları anlaşılabilmektedir. Âşık edebiyatı nazım türlerinden biri olan taşlamalar; bireyin, toplumun, kurumların aksayan yönlerini eleştirmek için yazılan şiirlerdir. Âşıklar taşlamalarını farklı üsluplarla yazmışlardır. Bu üsluplardan biri de mizahî üsluptur. Taşlamalarda kullanılan mizah, protesto edilen bozukluğu/eksikliği gülünç göstermeyi amaçlamaktadır. 20.yy Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevi adlı çalışmanın amacı mizahın eğlenme ve eğlendirme dışında işlevlerinin de varlığını ve bu işlevlerden biri olan protesto işlevinin taşlamalarda kullanımını incelemektir. Âşıklar, farklı dönem ve yörelerde yazdıkları taşlamalarında mizah yardımıyla bireyler, siyasî, sosyal, dinî ve ekonomik konular, doğa olaylarıyla hayvanlar, felek, sevgili, ölüm gibi konular başta olmak üzere birçok olay, kişi, durum ve kurumu eleştirmişlerdir. 20. yy ise Türkiye için toplumsal ve siyasî birçok değişikliğin yaşandığı bir dönem olması nedeniyle dönemin âşık edebiyatı ürünlerine farklı biçimlerde kaynaklık etmiştir. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü Temel Kavramlar başlığı altında mizah, hiciv, protesto, Âşık edebiyatı, taşlama kavramlarının açıklamasına ayrılmıştır. İkinci bölümde -edebiyat oluşturulduğu toplumdan ayrı düşünülemez düşüncesiyle- 20. yüzyıl Türkiye'sine Genel Bir Bakış başlığı altında 20. yüzyılda dünyada ve Türkiye'de meydana gelen gelişmeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde Mizah ve Hiciv İlişkisine yer verilmiş, alt başlık olarak Türk Halk edebiyatında mizah ve hiciv ilişkisi yazılı ve sözlü halk edebiyatı türleri çerçevesinde incelenmiştir. Dördüncü bölümde Protesto İşlevi ana başlığı altında işlevsel kuram ve folklorun protesto işlevi, âşıkların protesto işlevi, mizahın protesto işlevi incelenmiştir. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde Örnek Metinler Çerçevesinde 20. Yy. Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevinin Analizi yapılmıştır. Her metin, alındığı kaynak kitaplardaki yazım ve noktalama işaretlerine sadık kalınarak teze alınmış ve metinden sonra metin analizine yer verilmiştir. Metinlerde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi'ne has kelimeler tezin son kısmında Sözlük başlığı altında şiirlere ait numaralar ile gösterilmiş ve kelimelerin anlamları Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğü'nden ve Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 'ten bulunarak yazılmıştır. Çalışmada 20. yy'da Doğu Anadolu'da yaşamış âşıkların şiirleri taranmış, İşlevsel Halkbilimi Kuramı çerçevesinde örneklem yöntemi kullanılarak bu yüzyılda Doğu Anadolu âşıkları tarafından en çok işlenen konular başlıklar altında toplanmıştır. İncelenen örnekler sonucunda mizahın gülmeceden çok ironi ve yergi anlamında kullanıldığı, mizahın, âşığın ve taşlamanın işlevlerinin örtüştüğü belirlenmiştir. Taşlamalarda, mizahın aynı zamanda protesto edilen kişi/kurum/olay/durum hakkında halkı uyarma ve bilgilendirme işlevlerinde kullanıldığı da görülmüştür. Anahtar Sözcükler Mizah, 20.yy, Doğu Anadolu, Taşlama, Protesto, İşlev, Âşık Edebiyatı.
Şathiyenin uyumsuzluk kuramı bağlamında değerlendirilmesi
Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı, halkın inanış, ibadet ve bu bağlamdaki dünya görüşü çevresinde şekillenmiş bir edebiyat şubesidir. Bu alanda yazılan eserler okuyucusuna Tanrı sevgisini, peygamberi rehber edinmeyi, ahiret inancını, ibadet etmenin feyzlerini, yaratılışın mükemmeliyetini, hakikate ulaşmanın yollarını, erdemi öğütler. Türklerin İslamiyet'i kabul etmesiyle ilk eserlerini veren bu edebiyat sahasında, temel düşüncenin okuyucuya kolayca ulaşması için sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanılır. Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı sahasındaki eserler temel aldığı konulara çoğunlukla ciddi ve ağırbaşlı bir üslupla yaklaşır. Şathiye nazım türü ise mukaddes kabul edilen konulara mizahî yaklaşımıyla bilinir. Çalışmamızda Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı nazım türlerinden şathiye nazım türü konu edinilmiştir. Mizah, bilim insanlarınca tarih boyunca gizemli ve ilgi çekici bulunmuş bir alandır. Bir durum, olay, söz ya da davranış karşısında verilen düşündürücü, güldürücü tepkidir. Mizahın fizyolojik belirtisi olan gülmenin nasıl oluştuğu, hangi durumların gülmeye engel olduğu gibi sorular mizah kuramlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Mizah kuramlarından uyumsuzluk, 'Şathiyenin Uyumsuzluk Kuramı Bağlamında Değerlendirilmesi' başlıklı çalışmamızın temel yaklaşımını teşkil etmektedir. Çalışmamızda Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı nazım türlerinden şathiyenin taşıdığı mizahî unsurlar, uyumsuzluk kuramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmamız Tasavvufî Türk Halk Edebiyatının temel konularından olan şathiyeye modern bir yaklaşım yeni bir bakış açısı geliştirmek amacındadır. Bu minvalde, çalışmada farklı dönem ve coğrafyalarda yaşamış şairlerin en bilinen ve en güçlü mizah unsurları taşıyan şathiyeleri örneklem metodu ile bir araya getirilmiştir. Şathiyenin, mizah kuramlarından uyumsuzluk bağlamında değerlendirilerek türün bu açıdan analiz edilebilirliği saptanmıştır.
Türk halk edebiyatının dili ve poetikası
Aristo'dan bu yana çok hızlı bir seyir izleyen poetika kavramı, zamanla dünya çapında önemli bir disiplin halini almıştır. Günümüzde daha çok şiir incelenmesiyle özdeşleşen, onun biçimini, içeriğini, üslubunu ve estetiğini kapsayarak bir örneğe bağlı kalmaksızın ortaya koyan poetika; edebiyatın varoluşuyla ortaya çıkan, gelişen ve zamanla değişik manalar kazanan bir bilimdir. Dil, sadece söylemek istediklerimizi aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz konusunda bize bilgi verir. Folklorun işlevlerinden birisi de, bireylerin toplumda kabul edilmiş kültürel değerlere uyumunu sağlamasıdır. Folklor ve dili yüzyıllarca toplumun haberciliğini üstlenmiş, ezgiyle desteklenmiş şekil ve tür özellikleriyle günümüze taşınmıştır. Folklor, yalnızca bir kişinin ya da yazarın değil, bir milletin ortak dehasının ve yaratımının mahsulüdür. Türk Edebiyatının kadim örneklerinden Dede Korkut Kitabı ile Köroğlu gibi destanlar, türküler, ninniler, masallar, bilmeceler sözlü edebiyat geçmişleri boyunca yaşayan toplumu yansıtarak yazıya geçirildikleri için, toplumsal hayatların dönemsel özelliklerini net ve açık şekilde gözler önüne sermektedirler. Çalışmamızda Türk Halk Edebiyatının poetik unsurları, adı geçen iki destandan örneklerle kendisine yer bulmuştur.
Yunus Emre hakkında yazılmış kitaplarla ilgili açıklamalı bibliyografya denemesi (1928 - 2016)
"Yunus Emre Hakkında Yazılmış Kitaplarla İlgili Açıklamalı Bibliyografya Denemesi" başlıklı bu çalışmada Yunus Emre hakkında 1928 yılından günümüze kadar yazılan Türkçe kitap çalışmalarını inceledik. Kütüphanelerden elde edilen kaynaklar ve satın alınarak edinilen kitaplardan faydalanılarak çalışmamız gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız 3 bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında bibliyografya ve eser hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm "Yunus Emre'nin Yaşadığı Devir ve Hayatı'' , İkinci bölüm "Yunus Emre'nin Edebi Kişiliği'' ve Üçüncü bölüm "Bibliyografya'' dır. Eser Sonuç kısmıyla son bulmuştur. Tezimiz Yunus Emre ile ilgili akademik araştırma yapmak isteyen araştırmacılar için bir başvuru eseri olma amacı taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yunus Emre, Bibliyografya, 13. Yüzyıl, Açıklamalı Bibliyografya
Hamzavi'nin Hamzanamesi (26. cilt) giriş-inceleme-metin-sözlük
Konusu tarih olmamakla beraber tarihi eserlerden faydalanan ve tarihe ışık tutan Hamzanâme'nin, bilhassa halk edebiyatı ürünlerimizin içinde önemli bir yeri vardır. Bu ürünlerin başında, ilkçağın en uzak dönemlerinden günümüze kadar gelip varlığını koruyan destanlarımız yer almaktadır. Destanlar tarihi aydınlatır, fikir ve sanat hayatına kaynak olurlar. Bu bakımdan destanlar milletlerin efsanevi tarihi sayılırlar. Türklere dair çeşitli bilgileri ihtiva eden Türk destanları da "İslâmiyet'ten Önceki Destanlar" ve "İslâmiyet'ten Sonraki Destanlar" olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hazret-i Hamza'nın hayatı etrafında teşekkül ettirilen, onun maceralarını ve din uğruna yaptığı savaşları konu edinen hikâyelerden oluşan Hamzanâmelerin de İslâmiyet'ten sonraki destanlarımız, halk hikâyelerimiz arasında yer aldığı bilinmektedir. Eserin biçim özellikleri, yazılış amacı ile eserdeki motifler ve kahramanların özellikleri irdelendiğinde, Hamzanâmelerin destandan menkıbeye geçiş dönemi ürünleri olduğu fikri ağırlık kazanmaktadır. Bu güne kadar yapılan araştırmalar sonucunda farklı kütüphanelerde olmak üzere çok sayıda Hamzanâme nüshasına ulaşılmıştır. Yüzün üzerinde Hamzanâme cildi bulunmasına rağmen, hakkında yapılan çalışmaların sayısının azlığı dikkat çekici bir durumdadır. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ile 72 ciltlik Hamzanâme külliyatının bir cildi daha araştırmacıların dikkatine sunulmuş olmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız; Eski Anadolu Türkçesinin kapsamlı ve önemli eserlerinden biri olan, fakat bu özelliğine rağmen araştırıcıların dikkatini çekip rağbet görmemiş bulunan Hamzanâme'nin bir cildini daha günümüz Türkçesine kazandırmak ve zengin söz varlığını gözler önüne sermektir. Bu çalışma giriş, inceleme ve iki bölümden meydana gelmektedir. Girişte Hazret-i Hamza, Hamzavî ve Hamzanâme hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İnceleme kısmında Hazret-i Hamzanın Hayatı, Hamzavî'nin hayatı ve eserleri hakkında geniş bilgi verilmiştir. Ayrıca tezimizin konusu olan 26. cildin olaylarının özeti yapılmıştır. Bunun yanında eserin biçim incelemesi yapılarak her sayfada kaç satır bulunduğu tespit edilmiştir. Daha sonra Hamzanâme'nin 26. cildinde geçen kelimeler kökenleri bakımından sınıflandırılıp bir grafik çıkarılmıştır. Birinci bölümde eski harfli metin, dönemin yani Eski Anadolu Türkçesinin dil hususiyetlerine uyularak transkripsiyonlu şekilde yeni harflere aktarılmıştır. Harekesiz bir metin olmasına rağmen eserin yazıldığı ve ait olduğu dönem göz önünde tutularak metnin okunması esnasında Eski Anadolu Türkçesinin dil hususiyetleri hakim kılınmıştır. Eserimiz halk diliyle yazılmış ve standart bir imla hususiyeti taşımadığı için metni oluşturan kelimelerin imlaları kimi zaman aynı sayfa kimi zaman da değişik sayfalarda farklı olarak yazılmıştır. Böyle durumlarda Arapça, Farsça kelimeler doğru şekilleri ile metnimizde yer aldı. Türkçe kelimeler ise orijinal metinde geçtiği şekliyle çeviri metnimizde gösterildi. İkinci bölümde söz varlığı bakımından oldukça zengin ve hacimli bir metin olan Hamzanâme'nin, kelime kadrosunu bütünüyle yansıtan bir sözlük hazırlanmıştır. Sözlükte madde başı yapılan kelimelerin metindeki anlamları verilmiş ve geçtikleri sayfa ve satırlar tek tek gösterilmiştir. Devamında ise Sonuç, Kaynaklar ve Hamzanâme'nin 26. cildinin yazma nüshası yer almaktadır. Anahtar Kelimeler : Hz. Hamza, Hamzanâme, destan, halk hikâyeleri
Hamzavî'nin Hamza-nâmesi (32.cilt) inceleme-metin-sözlük
Hamzanȃmelerin yazılı bir metin haline gelmesinden daha önce , sözlü bir anlatımla Türk kültüründe itibar gördüğünü söylemek mümkündür.İslami halk hikayelerinin Türk halk edebiyatındaki ilk örneğiolan Hamzanȃme'ye karşı olan bu sevgi ve itibarın temelinde İslȃm dinine karşı beslenilen sevgi ve saygının payı inkar edilemez.Bunun yanında hikayelerde bulunan yiğitlik ve cihad anlayışı ile savaş anlatımları, Hz.Hamza'nın adaletli , dürüst ve cesur kimliği Türk halkının onun şahsında kendinden çok şey bularak kısa sürede benimsenmesine, halk arasında Hamzanȃmelerin yaygınlaşmasına vesile olmuştur. Gerçekleştirdiğimiz bu çalışmayla Hamzanȃme'nin 72 cildinden bir tanesini daha günümüz Türkçesine kazandırmış bulunuyoruz.Üzerinde çalıştığımız nüsha, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi, Nadir Eserler Kütüphanesi Nd.249' da kayıtlı,nesih yazı ile harekesiz şekilde yazılmıştır. Anahtar kelimeler: Hamzanȃme, halk hikayesi, Türk halk edebiyatı
Karagöz metinlerinin halk bilimsel açıdan değerlendirilmesi
Karagöz, toplumsal yaşamın birçok yönünü, çeşitli karakterlerle, birçok halk bilimi unsuruyla perdeye yansıtmaktadır. Metinlerden hareketle yaptığımız çalışmada, halk bilimine dair pek çok unsur, toplumsal yaşamın geçiş dönemleri, temizlik, giyim-kuşam ve süslenme şekilleri, sosyal normlar ve inanışlar, halk hekimliği, halk takvimi, ölçü birimleri, eğlence hayatı, yeme-içme alışkanlıkları, özel günler-merasimler, barınma ve ekonomik hayat, adlandırma, iletişim ve ulaşım, Halk Edebiyatı ürünleri ortaya konmaktadır. İncelenen metinler ile birlikte Karagöz metinlerinde halk kültürünün perdeye nasıl yansıdığı, bilhassa Osmanlı'nın çok uluslu toplum yapısının halk bilimi nazarında ne şekilde devam ettirildiği elde edilen ürünlerle aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: halk edebiyatı, halk bilimi, geleneksel Türk tiyatrosu, gölge oyunu, karagöz, hacivat
Hamzanâme (18.cilt) inceleme-metin-sözlük
Hamzaname, 14. yüzyılda şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınmış, Anadolu'da ortaya çıkan klasik Türk nesrinin ilk ve meşhur örneklerindendir. Söz ve gramer açısından oldukça başarılı bir metin olan Hamzaname'nin tespit edilmiş yetmiş iki cildi vardır. Bu çalışmada, daha önce bu kapsam ve muhtevada incelenmemiş Hamzaname'nin onsekizinci cildi ele alınmıştır. Öncelikle metnin özeti sunulmuş, devamında metnin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Daha sonra metnin tümünü kapsayan bir sözlük ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Hamzavî, Hamzanâme, Eski Anadolu Türkçesi, 14. Yüzyıl
Hamzaname 46.cilt
Türk halk edebiyatındaki İslami halk hikayesinin ilk örneği olan ve ana kahramanı Hz. Hamza'nın cesur, heybetli, dürüst, adaletli kimliği şahsında Türk halkının kendi ruhunu bulduğu 72 Ciltlik Hamza-nȃme külliyatının 46. Cildini; kurgusu, üslubu, söz varlığı bakımından ele alarak bu heyecan ve merak dolu zenginliği günümüz Türkçesine kazandırıyoruz.
Battalnâme Destanı ile Battal Gazî filmlerinin tip ve motif ekseninde karşılaştırılması
Destanlar milletlerin tarihlerini, milli değerlerini, sosyal ve kültürel hayatlarını yansıtan edebi eserlerdir. Halk muhayyilesinde derin izler bırakmış olan savaşları, göçleri ve doğal afetleri konu edinen destanlar Türk kültüründe oldukça önemli bir yere sahiptir. Türklerin Müslüman olmasından sonra edebiyatımızda dini destanlar teşekkül etmiştir. İslâmiyet'ten sonra oluşan destanlardaki konulardan birisi Anadolu'nun İslâmlaşması ve Türkleşmesidir. Çalışmamızda bu konular doğrultusunda anlatılan destanlardan biri olan ve Battal Gazî'nin gazâvatlarını anlatan Battal Gazî Destanı değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Battal Gazî Destanı, Menakıb-ı Gazavât-ı Seyyid Battal Gazî, Hikâyet-i Seyyit Battal Gazî, Seyyit Battal Gazî Menkıbeleri, Kitab-ı Battal Gazî gibi isimlerle de anılır. Seyyit Battal Gazî VIII. yüzyılda Emevilerin Bizans'a karşı açmış oldukları savaşta kahramanlıklarıyla ün kazanmış olan Arap kumandanıdır. Bazı rivayetlerde Battal Gazî'nin Anadolu sahasında Malatya civarında yaşadığı dile getirilmektedir. Anadolu sahasında yaşadığı bilinen Seyyit Battal Gazî'nin lakabı bütün kaynaklarda yiğit, cesaretli, pek büyük anlamlarına gelen Battal olarak geçmektedir. Çalışmada, Battal Gazî'nin mücadelelerini konu edinen Battal Gazî Destanı ve bu destandan yola çıkarak senaryolaştırılmış olan ve başrollerini Cüneyt Arkın'ın oynadığı 1970'li yıllarda çevrilmiş olan Battal Gazî filmleri tip ve motif ekseninde karşılaştırılacaktır. Bu filmler, Türk sinemasında Yeşilçam dönemi olarak adlandırılan döneme ait filmlerdir. Çalışmada öncelikle Battal Gazî Destanı tip ve motif ekseninde değerlendirilmiş sonrasında ise bahsedilen filmler yine tip ve motif ekseninde değerlendirilmiştir. Bu iki değerlendirmenin sonuçları ise çalışmanın asıl çıktısını oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Seyyit Battal Gazî, Battal Gazî Destanı, Tip, Motif, Destan
Van-Gevaş yöresi anlatı geleneği(Hikâye-masal)
Geleneksel sözlü kültür ürünleri, toplumun yaşayan kültürel belleğinin önemli bir unsurudur. Bu sözlü kültür ürünleri belli bir gelenek içerisinde oluşur ve yayılır. "Anlatı geleneği" diye adlandırılabilecek bu ürünlerin yaşatılması anlatımına ve aktarımına bağlıdır. Halkın kültürel birikiminin birer yansıması olan halk anlatılarının derlenip incelenmesi, toplumun da incelenmesidir. Çünkü bu ürünlerin her biri aynı bölgesel şartlarda gelişen ortak bir hafızayı temsil etmektedir. Sözlü kültür ürünlerinin aktarımı anlatıcı, dinleyici ve anlatım ortamının karşılıklı etkileşim ve iletişimi çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu etkileşim içerisinde bölgesel ve sosyal şartlar da barınmaktadır. Dolayısıyla sözlü kültür ürünlerinin incelenmesi çok yönlü bir bakış açısı gerektirmektedir. Bu da Performans Teori'nin ortaya çıkmasıyla gerçekleşmiştir. Halk bilimi araştırmalarında Performans Teori'nin kullanımıyla birlikte halk anlatıları, sadece bir "metin" olmaktan çıkıp "sosyal bir olay" şeklinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Böylece bugüne kadar sürekli ihmal edilen sosyal çevre ve şartlar da önemsenmeye başlanmıştır. Bu çalışmada Performans Teori kullanılarak derlenen halk anlatıları; canlı, yaşayan bir unsur olarak ele alınıp anlatıcı, dinleyici ve anlatım ortamı bağlamında incelenmeye çalışılacaktır. Elde edilen sonuçlar dâhilinde Gevaş'ın anlatı geleneğinin nasıl şekillendiği ve aktarıldığı sorunsalı incelenecektir.
Van-Erciş geçiş dönemleri ve geçiş dönemleri bağlamında kadın
Bu çalışma Erciş'i kapsayan bir çalışmadır. Çalışmada Erciş'in geçiş dönemleri etrafında şekillenen inanış ve ritüeller "gelenek" kavramı etrafında ele alınmış ve elde edilen verilerde kadın olgusuna değinilmiştir. Çalışma giriş ile birlikte iki bölümden oluşmakta ve ikinci bölüm ise altı döneme ayrılarak sunulmuştur. Bu geçiş dönemleri "doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm" başlıkları altında incelenmiştir. Çalışmanın sonuna çalışmada yararlanılan yazılı kaynaklar, bilgilerinden yararlanılan sözlü kaynak kişiler, alan araştırması sırasında kullanılan soru listesi ve fotoğraflar eklenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konu, amaç ve yöntemi ile ilgili bilgi ve temel verilere değinilmiş; çalışmanın dayandığı temel kavramlar ele alınmış ve çalışma alanının tarih, coğrafya ve demografik özellikleri ile ilgili sınırlı bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü, alan araştırmasına dayanan ve geçiş dönemleri olarak kabul edilen inanış, ritüellerin açıklanması oluşturmaktadır. Alan araştırması ile elde edilen veriler kadın olgusu ışığında değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde Erciş'te geçiş dönemleri etrafında şekillenen inanış, ritüel ve bunların toplamı olan geleneklerin halen korunurluluğunu sürdürdüğü görülmektedir.
Sosyal hayduttan mafyaya kahramanın dönüşümü: Yavuz Turgul'un Eşkıya filmi
Eşkıya, taşra toplumunun bir kesiminin çeşitli nedenlerle sempati duyarak kahramanlaştırdığı, geriye kalan kesim ve yöneticilerin ise zorbalar olarak nitelendirdiği kişilerdi. Bu çalışmanın amacı, Sözlü kültür içindeki anlatı gruplarından olan ve uzun bir süre yaşam alanı bulmuş ancak günümüzde yok olmuş kırsal bir olgu olan Eşkıyalığı; kavramsal, tarihsel ve kültürel bağlamda irdelemek, değişen toplumsal yapı ile birlikte biten bu olgunun sonrasında, dolaylı olarak onun yerini alan ve kentsel bir olgu olan mafya arasındaki ilişkiyi Yavuz Turgul'un Eşkıya (1996) filmi özelinde ele almaktır. Çalışmada, eşkıya ve mafya olguları arasındaki geçişkenlikte, iki olgunun ortaya çıkış ve yayılma nedenlerinin benzerlikleri ve farkları ortaya konulmuştur. Bir kahraman modeli olarak eşkıya, Hobsbawm'ın "sosyal eşkıya" kavramı bağlamında ele alınmıştır. Yavuz Turgul'un Eşkıya filminin, ana kahramanı Eşkıya'nın (Baran) kahramanlık serüveni, Joseph Campbell'ın "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" eserindeki, Yola Çıkış, Erginlenme ve Dönüş evreleri çerçevesinde incelenirken, filmdeki diğer kahramanların, zamanın, mekânın ve toplumsal değişimlerin de etkisiyle, eşkıyanın şehirde uğradığı dönüşümler analiz edilmiştir.
Ahmet Yesevî hakkında yazılmış romanlardaki halkbilimi unsurları
Asırlar öncesinde yaşamış bazı şahsiyetler vardır ki aradan yüzyıllar geçse de bu şahsiyetler ilim, irfan ve düşünce dünyamıza yön verirler. Bu şahsiyetlerden biri de şüphesiz Ahmet Yesevî'dir. Onun İslâmiyet'e ve insanlığa olan hizmeti Orta Asya'dan Anadolu'ya oradan Balkanlar'a kadar tüm sınırları aşarak günümüze kadar ulaşmıştır. Türkistan'ın Çimkent yakınlarındaki Sayram kasabasında dünyaya gelen Ahmet Yesevî, Pîr-i Türkistân, Sultânü'l-Evliyâ ve Hâce-i Türkistân gibi lakaplarla anılır. Hoca Ahmet Yesevî ve onun temsil ettiği Yesevîlik kültürü, Buhara, Bursa ve Bosna çizgisi dâhilinde Anadolu ve Balkanlarda çok sayıda muhatabına ulaşmıştır. Yesevîlik, tasavvufî bir öğreti olarak çok sayıda insana ulaşmış ve ulaştığı coğrafyaların kültürel şekillenmesine katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Anadolu sahasında Ahmet Yesevî'nin konu edildiği romanlarda halkbilimi unsurlarının nasıl ele alındığı analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, romanların içerisinde daha çok Ahmet Yesevî'yle ilgili menkıbelerin yoğun olarak kurgulandığı tespit edilmiştir. Onun hikmetlerinin romanlara nasıl yansıdığı da çalışmada ayrıca incelenmiştir. Bu çalışmada Türk romanında Ahmet Yesevî ve Yesevîlik kültürünün yansımaları üzerinde durulacaktır.
Uygur halk destanlarının tipolojisi
Uygur halk edebiyatında önemli bir yer tutan ve onların milli hafızalarını oluşturan destanlar, Uygur Türklerinin son birkaç yüz yıllık siyasal ve toplumsal tarihine tutulmuş bir ayna gibidir. Destanlar, ait oldukları toplumun sosyal, kültürel, dini ve siyasi unsurlarını barındırmaları bakımından da ayrıca değer taşır. Destanda yer alan tipler de bu unsurları yansıtması bakımından önemlidir. Çünkü tipler toplumdan bağımsız olarak düşünülemez. Tespit edilen tiplerde Uygurların tiplere nasıl bir anlam yüklediklerini, hangi konuma yerleştirdiklerini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu amaçla destanlardaki tipleri belirlemek için de tipoloji yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma, giriş dâhil dört bölümden ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Uygurların destancılık geleneği, tip ve tipoloji kavramları, epizot şemaları hakkında bilgi verilip çalışmamızın epizot şeması gösterilmiştir. Tezin amacı, kapsamı ve yöntemi de bu bölümde yer almıştır. Birinci bölümde, Uygur halk destanlarının epizotlarına göre özetlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, Uygur halk destanlarında tespit edilen tipler on iki başlık altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Uygur halk destanlarının epizot ve motif yapısı oluşturulup tespit edilen tiplerin özellikleri verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmamızın genel bir değerlendirilmesi verilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda tipler, eski Türk kültürü özelliklerini yansıtmakla beraber İslamiyet'in etkisi altında yeni özellikler de kazanmıştır. Bu tipler daha realistik özellikler göstermektedirler. Bu tez çalışması kaynakça ile sona ermektedir.
Uşak'tan derlenen masallar üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Uşak Merkez ve merkeze bağlı köylerde saha çalışması yapılarak sözlü kültürde varlığını sürdüren masalların derlenmesi, sonraki kuşaklara aktarılması ve Uşak'ta yaşayan masal anlatma geleneğinin tespiti amaçlanmıştır. Tarih boyunca Roma İmparatorluğu, Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Bergama Krallığı, Selçuklular, Germiyanoğulları ve Osmanlıların hâkimiyeti altında yaşayan Uşak, çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olmuş bir coğrafyada kurulmuştur. Köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Uşak derin bir sözlü kültüre sahiptir. Ancak yazılı kaynakların taranması neticesinde Uşak iline ait masallar üzerine derleme ve bilimsel inceleme yapılmadığı görülmüştür. Çalışmamıza esas olmak üzere yazılı kaynaklar taranmış, derleme yapılan saha incelenmiş ve çok sayıda kaynak kişiyle yüz yüze görüşülerek derleme yapılmak suretiyle veriler toplanmıştır. Birçok kez sahaya gidilerek görüşme metoduyla derlemeler yapılmış, derlemeler yapılırken en çok ses kayıt cihazı kullanılmış, bazı kaynak kişilerin fotoğrafları çekilerek bunlar arşivlenmiştir. İncelenen masallar, masal anlatıcılarının yöreye has ağız özelliklerine riayet edilerek yazıya aktarılmıştır. Yöreye ait sözcüklerin anlamları sözlük kısmında aktarılmıştır. Sonuç olarak Uşak'tan derlenen 166 masal metni Stith Thompson'un Motif Index of Folk- Literature adlı dünya motif kataloğuna göre incelenmiştir. Uşak'tan derlenen masallar incelendiğinde bazı masalların Türkiye'nin başka yörelerinde anlatılan masallarla benzeştiği, hatta birbirinin varyantı olan masalların söz konusu olduğu görülür. İyi ile kötünün mücadelesinden iyinin galip çıkması ve ahlâki temler içermesi dolayısıyla eğitimsel işlev taşıyan masalların anlatıcılarının ise genel olarak kadınlar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamız kapsamında incelediğimiz masalların motif bakımından zengin olduğu ancak usta anlatıcıların daha çok kullandığı formel ifadelerin git gide zayıfladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: folklor, halk edebiyatı, masal, Uşak masalları.
Kemal Sunal filmlerinde folklor ve mizah
Halk biliminin çağdaş uygulamaları günümüze gelene değin oluşturmuş olduğu metin merkezli bakış açısını yavaş yavaş geride bırakarak geleneğe ait değerlerin, farklı icra ortamlarında ne şekilde yer edindiği bilgisini ele almaya başlamıştır. Canlı bir organizma gibi sürekli bir gelişim, değişim ve dönüşümün içinde varlığını koruyabilen geleneksel kültürel ürünler, teknolojik yapının, yaşam standartlarının, ekonomik faaliyetlerin şekillendirdiği dengelere kolaylıkla uyum sağlamakta ve bu şekilde varlık sahasını koruyabilmektedir. Günümüzde pek çok yeni icra ortamı içerisinde geleneksel kültürel kodların izlerini bulabilmek mümkündür. Geçiş dönemleri uygulamalarından halk inanışlarına, törenlerden geleneksel halk bilgisine kadar pek çok kültür ürünü yeni icra boyutlarına katılabilmektedir. Sözgelişi teknolojik gelişme ile tanıştığımız bilgisayar ve internet ortamlarında dahi sözü edilen kültürel kodların yeni bir yaşam sahası olarak kendine yer bulduğu görülmektedir. Sinema da geleneksel kültürel ögelerin işlendiği, bu ögelerin yeni bir temsil sahası olarak düşünülebilecek bir alandır. 19. yüzyılda keşfedilmesinden dolayı nispeten daha yeni bir ortam olan sinema, kültürel kimliğe ait detayların da işlendiği bir mecra haline gelmektedir. Türk sineması, özellikle 60'lardaki ulusal sinema tartışmaları ve hemen akabindeki Yeşilçam kuşağının halkçı-toplumcu bakışıyla birlikte milli bir sinemanın oluşturulması gayesi ile kültürel değerlere eğilmiş, bu doğrultuda konu, mekân veya karakter seçiminde gelenekseli yansıtma özelliği göz önünde bulundurulmuştur. Bu çalışmada genelde Türk sinemasının, özelde ise Türk güldürü sinemasının en önemli ismi olarak sayılabilecek Kemal Sunal filmlerindeki sözü edilen halk bilimsel ögelerin tespit, tahlil ve yorumu ayrıca, Kemal Sunal'ın mizahi söyleminin gülme ve mizah bakışlarına göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kemal Sunal, Folklor, Gülme, Mizah, Gelenek.
Tunceli'den derlenen masallar (Metin-inceleme)
Derleme ve inceleme olmak üzere iki aşamada ele alınan bu çalışmanın amacı; Tunceli ili masal anlatma geleneğini tespit etmek, bu geleneğin günümüzdeki durumunu belirlemek ve yörede yüzyıllardır anlatılan sözlü masalları derleyip yeni nesillere aktarmaktır. Zengin bir folklora sahip olan Tunceli yöresinin sözlü anlatmaları ile ilgili yapılan çalışmalar, sınırlı sayıda ve dar bir çerçevede yapılmıştır. Tunceli ilinin halk anlatıları ve icra ortamlarının tespitine yönelik akademik çalışmaların eksikliği tespit edildikten sonra belirlenen bu çalışmada, folklor ürünlerinin derlenmesi ve incelenmesinde başvurulan "Alan (Saha) Araştırması Yöntemi" ile masal metinleri derlenmiştir. Derlenen masal metinleri, Stith Thompson'un "Motif Index of Folk-Literature" isimli kataloğuna göre incelendikten sonra formel yapıları belirlenmiş ve toplumsal işlevleri aktarılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde uzun bir olay örgüsüne sahip olan yöre masallarının motif yönünden zengin olduğu tespit edilmiştir. Derlenen masallarda "Motif Index of Folk-Literature" de yer alan bütün başlıklara göre motif örneği olduğu görülmüş ayrıca Motif Index'te olmayan motifler belirlenmiştir. Tespit edilen bu motifler, Tunceli masallarının özgün yapısını gün ışığına çıkarmaktadır. Formel yapısı bakımından da oldukça zengin olan yöre masalların çeşitli toplumsal işlevleri olduğu ve icra ortamında dinleyiciye çeşitli değerler kazandırdığı görülmektedir. Günümüzde Tunceli'de masal anlatma geleneği hala canlı bir şekilde devam etmektedir. Belli bir yaşın üzerinde olan kaynak şahıslar, daha önce dinledikleri masalları hatırlamakta ve usta bir şekilde icra etmektedir. Ancak kitle iletişim araçlarının her eve ulaşması, şehir ve kırsal kesim arasındaki farkın ortadan kalkması, dışarıya göçün olması ayrıca masal anlatıcılarının hayatını kaybetmeye başlaması bu geleneği olumsuz etkilemektedir. Tunceli il merkezi ve ilçelerinde yürütülen bu çalışmada yapılan görüşmeler neticesinde 122 adet masal kayıt altına alınmıştır. Masal anlatma geleneğinin güçlü olduğu fakat çeşitli gelişmeler neticesinde zayıflamaya başladığı yörede ulaşılan bu sonuç umut vericidir. Yapılacak yeni derleme çalışmaları ile yörenin sözlü anlatı kültürünün yok olmaktan kurtulması ve yaşatılması nihai hedef olmalıdır. Anahtar kelimeler: Tunceli, masal, folklor, derleme
Uşak'taki geleneksel meslekler üzerine halk bilimsel bir inceleme
Geleneksel meslekler, eski dönemlerden beri varlığını koruyan, bireysel yaratıcılığın ön planda olduğu, kendi içinde belirli ritüellerin ve geleneklerin bulunduğu, aktarımı genellikle usta-çırak ilişkisiyle sağlanan, ve toplum tarafından kabul görmüş olan meslekler olarak tanımlanabilir. Bu meslekler, toplumların kültürel kimliğinin canlılığını sürdürebilmesi açısından önemli öğelerden birisidir. "Uşak'taki Geleneksel Meslekler Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme" adlı çalışmada Uşak ilinde yapılmakta olan geleneksel meslekler tespit edilmiştir. Geleneğin ustalarıyla yapılan görüşmeler neticesinde bu mesleklerin sürdürülebilmesi için yapılması gereken hususlar üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın tanımı, amacı ve öneminden bahsedilmiş, kapsam ve sınırlılıklar belirlenmiş ve çalışmanın yapılacağı Uşak ili hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışmamızı oluştururken başvurduğumuz akademik kaynakların kısa tanıtımı yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde araştırmamız sırasında kullanacağımız yöntem ve gereçlerden söz edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise gelenek ve küreselleşmeden söz edilirken ulaşılan geleneksel meslekler hakkında bilgilere yer verilmiştir. Çalışmamız geleneksel unsurların saklanarak değil yaşatılarak korunması gerektiği ilkesine bağlı kalınarak oluşturulmuştur.
Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Afyonkarahisar'ın Sultandağı ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar; bayramlar, tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk hekimliği, halk baytarlığı, halk mutfağı, çocuk oyunları ve anonim halk edebiyatı ürünleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde araştırma sahası olan Sultandağı ilçesinin tarihî ve coğrafî özellikleri, nüfusu, ekonomik ve sosyokültürel yapısı hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler bulunmaktadır. Bu bölüm aynı zamanda çalışma hakkında genel bilgileri de içermektedir. Çalışmanın diğer tüm bölümlerinde elde edilen verilere, araştırma sahasına gidilerek kültürü bizatihi oluşturan ve mümkün olduğunca yaşatmaya devam eden sözlü kaynaklardan faydalanılarak ulaşılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hayatın geçiş dönemleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Bu bağlamda, Sultandağı ilçesinin doğum, sünnet, askerlik, evlenme ve ölüm âdetleri ve inanmaları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Sultandağı ilçesinden anonim halk edebiyatı ürünleri derlenip incelenmiştir. Bu bölümde Sultandağı yöresinden derlenen mâni, ninni, türkü, ağıt, masal, efsane, bilmece ürünlerine yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Sultandağı ilçesindeki bayram, tören ve kutlamalara yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde halk hekimliği, halk baytarlığı ve halk giyim kuşamı hakkında bilgiler bulunmaktadır. Çalışmanın altıncı bölümünde yöredeki halk inanışları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın yedinci bölümünde Sultandağı mutfak kültürü ile ilgili olarak yemek çeşitleri, tatlılar, kışa hazırlık için yapılan yiyecek ve içecek çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın sekizinci yani son bölümünde ise yöreden derlenen çocuk oyunları bulunmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda Sultandağı halk kültürünün, Orta Asya'nın ve Anadolu'nun inanç ve kültür dairelerinden etkilendiği ve kendi içinde bu izleri taşıdığı tespit edilmiştir.
Kazak dinî destanları üzerine inceleme
Destanlar, toplumun yaşam tarzını içinde barındıran kültürün en önemli taşıyıcılarından biridir. Destanlar milletlerin ideal millet yaratma anlayışının bir ürünü olması yanında dinî algılama biçimlerini de yansıtan edebî metinlerdir. Dinî destanlar, İslamiyet'in yayılma sürecinde halka İslam dinini benimsetme, anlatma ve yayma amacıyla yazılan ve bu amacı gerçekleştirmek için yaratılan ideal kahraman tipini gazi tipine dönüştüren dinî-ahlaki sosyal normların nesillere aktarıldığı, halka gaza ruhunu aşılayan metinlerdir. Türk Dünyası geniş bir coğrafi alanı kapsasa da bu mekân içinde yaşayan Türk toplulukları gerçek manada aynı duyguyu, yaşam tarzını, bakış açısını benzer edebî metinleri üreten aynı kültür kodlarını kullanan birlikteliğin adıdır. Anadolu sahasında Battalnâme, Cenknâme gibi türlerle isimlendirilen halk hikayeleri Kazak folklorunda dinî destan olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmayla Kazak dinî destan anlatıcılarına verilen isimler, akınların repertuvarları, ait oldukları destan mektepleri, anlatma teknikleri, epizot ve motif yapıları, anlatılardaki tipler hakkında bilgiler verilmiş, Kazak sahası Battalnâme ve Cenknâmeleri Anadolu sahası ürünleriyle kıyaslanmış ayrıca Türk destancılık geleneği içinde Kazak dinî destan çalışmalarının yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Babalar Sözi (Atalar Sözü) kitap serisinin 12. cildinde yer alan "Zarkum" 16. cildinde yer alan "Kıssa Seyitbattal" ve 10. cildinde yer alan "Muhammed Hanefi Hazreti Ali Oğlunun Tabut Padişahı ile Savaşı" adlı dinî destanlar Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır.
Türk masallarında imtihan motifi -Az Gittik Uz Gittik ve Zaman Zaman İçinde-
Tarihin çok eski çağlarından bu yana sözlü gelenek içerisinde gelişip zenginleşerek günümüze ulaşan masallar, hem milli hem de evrensel ögeler taşıyan önemli anlatılardır. Masallar ortaya çıktığı toplumdan izler taşımış, bunu sonraki nesillere ve diğer toplumlara aktarmada başarılı olmuştur. Türk masallarında yer alan imtihan motiflerinin tespit edildiği bu çalışma, bu alanda yapılan diğer çalışmalar gibi Türk halk kültürü araştırmalarına hizmet edecek bir çalışma olacaktır. "Türk Masallarında İmtihan Motifi-Az Gittik Uz Gittik ve Zaman Zaman İçinde-" adlı çalışma özet, önsöz, giriş, sonuç ve kaynakça haricinde üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın "Masal Kavramı" adlı birinci bölümünde; masal nedir, masalların kaynakları, masalların tasnifi, masallar üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın "Motif Kavramı" adlı ikinci bölümünde ise motif terimi ile ilgili bilgiler, motif üzerine yapılan çalışmalar verildikten sonra imtihan motifi tanımı yapılmış ve ardından Stith Thompson'un belirlediği"Motif Indeks Of Folk Literature" adlı eserinde yer verdiği imtihan motifi ana başlıkları sıralanmıştır. Üçüncü bölümde ise incelediğimiz "Az Gittik Uz Gittik" ve "Zaman Zaman İçinde" kitaplarındaki toplam yetmiş masalın adları numaralandırılarak verilmiştir. Ardından Stith Thompson'un belirlediği "Motif Indeks Of Folk Literature" adlı eserinde yer verdiği imtihan motifi ana ve alt başlıklar halinde sıralanmıştır. Sonrasında incelenen masallarda tespit edilen imtihan motifleri Stith Thompson'un belirlediği sıralama ile verilmiştir. Tespit edilen her imtihan motifiyle ilgili kısa bir açıklama yapılmıştır. Tespit edilen motiflerin diğer anlatı türlerinde görülen örnekleri de verilmeye çalışılmıştır. "Sonuç" adını taşıyan bölümde, inceleme bütünüyle ele alınmış, inceleme hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. "Kaynaklar" bölümünde, incelemeye konu olan yazılı kaynaklar alfabetik sıra ile verilmiştir. Anahtar kelimeler: Masal, imtihan, motif