Vaccines
149 theses under this subject heading
Sağlık algısı ve COVİD-19 aşısına yönelik tutumlarının incelenmesi: Sağlık çalışanları örneği
Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının sağlık algısı ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlarını belirlemek, sağlık algısı ile aşı tutumunun ilişkisini incelemektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan çalışma Ocak- Haziran 2022 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 323 sağlık çalışanı oluşturmuş, veriler, sosyodemografik veri formu, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlar Ölçeği (ATÖ-COVID-19) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, normal dağılıma uygunluk testleri, Pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkelerde t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskall Wallis H testi ve düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının %35.3'ünün erkek, %61.9'unun evli, %53.9'unun çocuklarının olduğu, sağlık çalışanlarının %86.1'inin sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, %19.5'inin kronik hastalığının olduğu, %74'ünün orta düzeyde sosyo ekonomik durumunun olduğu, %61.9'unun mesleğini isteyerek seçtiği, %36.5'inin 16 yıl ve üstü çalıştığı, %61'inin hemşire olduğu ve %31.0'inin cerrahi kliniklerde çalıştığı belirlenmiştir. Mesleği hekim olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, mesleği hemşire ve ebe olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu, çalıştığı birim dahili klinikler olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, çalıştığı bölüm acil, ameliyathane ve yoğun bakım olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<.05). Mesleği ebe olan sağlık çalışanlarının ATÖ-COVID-19 olumsuz tutum, ATÖ-COVID-19 olumlu tutum boyutları ve ATÖ-COVID-19 puan ortalamalarının, mesleği hemşire olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<.05). SAÖ kontrol merkezi ile ATÖ-COVID-19 arasında pozitif, SAÖ Öz-farkındalık boyutu ile ATÖ-COVID-19 arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<.05). Sağlık çalışanlarının sağlık algılarının yüksek olduğunu ve COVID-19 aşısına yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın aşı uygulamaları konusunda oluşturulacak müdahale çalışmaları için rehber niteliğinde olduğu düşünülmektedir.
ESOGÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran 18-65 yaş arası hastalarda COVID-19 hastalığı hakkındaki bilgi düzeyinin COVID-19 aşı tercihine ve aşılanma durumuna etkisinin değerlendirilmesi
Koronavirüs hastalığı 2019 yılının aralık ayından beri hayatımıza giren ve pandemiye dönüşen, yaşantımızı birçok yönüyle etkileyen başta solunum yollarımız olmak üzere vücudumuzdaki birçok organ ve sistemlere zarar verebilen viral kaynaklı bir hastalıktır. Covid-19 pandemisi süreci içerisinde daha net verilerin elde edilmesi ile ve hastalık hakkında bilgi düzeyimizin daha da artması ile başta aşılar olmak üzere toplumsal korunma önlemleri açısından birçok başarılı çalışma yapılmıştır. Çalışmamızdaki amacımız 18-65 yaş arası hastalarda Covid-19 hastalığı hakkındaki bilgi düzeyinin ve sosyodemografik özelliklerin Covid-19 aşı tercihine ve aşılanma durumuna etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın anket formu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniklerine 01.06.2022-30.09.2022 tarihleri arasında başvuran 18-65 yaş arası 207 hastaya yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Çalışmamızda, yaşı farklı olanlar arasında COVID-19 Bilgi Skoru bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Yaşı 31-40 olanlarda COVID-19 Bilgi Skoru en yüksek (26,35), 41 ve üstü olanlarda en düşük saptanmıştır (24,24). Katılımcıların COVID-19 enfeksiyonu geçirme durumu, 1.2. ve 3.doz aşı olma durumu farklı olanlar arasında, COVID-19 Bilgi Skoru bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır. Katılımcıların 3 Doz COVID-19 aşısı olma durumu ile çalışma durumu arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmıştır. Çalışmamız, COVID-19 salgınını gelecek perspektifinde düşündüğümüzde, hastalık hakkında bilgilendirmenin ve aşılamanın hangi stratejiler kullanılarak toplumda yaygınlaştırılması gerektiği hakkında fikir vermektedir.
Aşı adayı yerel BVD virus suşlarında inaktivasyon kinetiğinin belirlenmesi ve deney hayvanlarında immunizasyon çalışmaları
Bovine viral diarrhea virus (BVDV) ülkemizde ve dünyada yaygın olarak görülmekle birlikte hastalığa karşı koruma ve kontrol stratejileri geliştirilmektedir. Koruma kontrol programlarında ön plana çıkan önlemlerden biri de aşılama olarak görülmektedir. Tez çalışmasında aşı adayı yerel BVDV suşlarının çoğalma karakterizasyonlarının, inaktivasyon kinetiğinin ve farklı adjuvantlarla hazırlanan inaktif BVDV aşı formülasyonlarının deney hayvanlarındaki serolojik yanıtlarının belirlenmesi amaçlandı. BVDV TR-21, TR-26 ve TR-15 suşlarının optimum MOI değerleri sırasıyla 1, 0,1 ve 0,1 MOI olarak tespit edildi. Ayrıca TR-21, TR-26 ve TR-15 suşlarının çoğalma eğrileri oluşturularak virus ekimini takiben en yüksek titrelere sırasıyla 48., 12., ve 36. saatlerde ulaştığı saptandı. Kimyasal olarak BEI maddesi kullanılarak yapılan inaktivasyon kinetiği çalışmasında TR-21, TR-26 ve TR-15 suşları sırasıyla 16., 10., ve 10. saatte tamamen inaktive olduğu tespit edilmiştir. Yağ bazlı, AlOH3 bazlı ve saponin adjuvantları kullanılarak oluşturulan formülasyonlarla kobay ve farelere immunizasyon işlemi gerçekleştirildi. Aşı sonrası gelişen humoral immun yanıtı belirlemek için in-house ELISA ve nötralizasyon testi uygulanarak verilerin birbirini teyit ettiği gösterildi. AlOH3 bazlı adjuvant gruplarına nazaran yağ bazlı adjuvant gruplarının aşıda etkili şekilde çalıştığı belirlendi. Yağ bazlı adjuvant gruplarında F-3 formülasyonunun 21. ve 51. günlerdeki antikor titreleri yüksek olsa da 81. ve 111. günlerde F-4 grubunun aşağısında kaldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda F-4 grubunda kullanılan adjuvantın yapısı gereği (w/o/w) aşı formülasyonu aşamasında kullanımının daha rahat olması açısından kolaylık sağlayacağı düşünülmektedir. Aşılarda bulunan yerel suşların önemiyle beraber homolog ve heterolog suşlara karşı etkinlikleri ortaya koyulmuştur. İleriki süreçlerde inaktif yerel aşı üretimi için uygulanabilir güncel veriler elde edilmiştir.
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 6.sınıf öğrencilerinin erişkin bağışıklama hakkındaki farkındalıkları ve bilgi düzeyleri ile genel yaklaşımları
Erişkin bağışıklama oranları, erişkinlere aşılamanın önerilmeye başlandığı ilk zamanlardan beri, takibi zorunlu olan çocukluk çağı aşılama oranlarına göre hep düşük kalmıştır. Covid-19 pandemisi riskli erişkin grupları aşılamanın bulaşı ve mortaliteyi etkili bir şekilde düşürdüğünü, bizlere uygulamalı olarak tekrar göstermiştir. Hastaları aşılamaya iknada ve hastalara aşılamayı hatırlatmada hekim faktörünün en etkili faktör olduğu düşünüldüğünde, ileride pek çok bölümde çalışacak olan intörn hekimlerin, erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi düzeyleri, farkındalık ve tutumlarının büyük önem taşıdığı açıktır. Bizim çalışmamız da bu önemin farkında olarak Bursa Uludağ Üniversitesi intörn hekimlerinin erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi, tutum ve farkındalıklarına ışık tutmayı amaçlamıştır. 372 kişilik 6.sınıf tıp öğrencilerinin hepsine ulaşabilmek hedeflenerek online anket oluşturulmuş ve anket mail ya da sosyal medya yoluyla taraflarına ulaştırılmıştır. Anketimizde 4 bölüm bulunmaktadır. İlk bölüm sosyodemografik özellikler, ikinci ve üçüncü bölüm bilgi düzeyi, dördüncü bölüm ise farkındalık ve tutumu sorgulayacak şekilde yapılandırılmıştır. Çalışmamızda online ankete toplamda 206 öğrenci (evrenin %55'i) geri dönüş sağladı ve hepsi çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul ederek anketi tamamladı. Erişkin bağışıklama hakkında bilgi edinmek amacıyla en sık başvurulan kaynak %84'lük (n=173) oranla öğretim üyeleri ders sunuları oldu ve ana bilimsel kaynak ya da kılavuzlara başvuran öğrenci oranı sırasıyla %24,8 (n=51) ve %38,3 (n=79) düzeylerinde kaldı. Öğrencilerin %86,9'u (n=179) yaşlılarda zona aşının rutinde önerilen bir aşı olduğunu bilmiyordu. Sağlık çalışanlarına önerilmesine rağmen öğrencilerin 17 yaşından sonra sadece %56'sı (n=112) tetanoz aşısını ve %18,5'i (n=37) de grip aşısını yaptırmıştı. Neticede intörn hekimler zona aşılamasından çok düşük oranlarda haberdardı. Öğrenciler sağlık çalışanları olarak tetanoz ve grip aşılamasında yeterli aşılanma oranlarına sahip değillerdi. İntörn hekimlerin bilgi edinmek amacıyla en sık başvurdukları kaynak güncellikten uzak olabilecek bir kaynaktı ve güncel kaynakların kullanım oranı düşük kalmıştı. Öncelikle eğitimler ile temel bilgilerdeki eksiklik giderilmeli, bu eğitimlerde güncel kaynak kullanımı vurgulanmalıdır. Hastanede sağlık çalışanlarına önerilen aşılamalara dikkat çeken politikalar benimsenmelidir. İntörn hekimlerin, bilgi ve tutum yetersizlikleri düzeltilirse hem hasta hem de sağlık çalışanlarının erişkin aşılanma oranlarında büyük oranda artış sağlanacağı açıktır.
Çocukluk çağı aşılarına ilişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması
Aşı tereddütü, aşılamanın güvenliliği, etkinliği ve gerekliliği hakkındaki şüpheleri ifade eden ve araştırılması gereken karmaşık bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma ile aşı konusunda tereddüt eden ebeveynleri belirlemek için 2011 yılında Opel ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve literatürde en çok kullanılan ölçüm araçlarından biri olan Çocukluk Çağı Aşılarına İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği'nin Türk toplumuna uyarlanması amaçlanmıştır. Metadolojik tipteki bu araştırmanın örneklemini 0-13 yaş arası en az bir çocuğa sahip olan 397 ebeveyn oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Aşılarına İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği ve Aşıyla İlgili Toplum Tutumu-Sağlık İnanç Modeli Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS ve AMOS istatistik programları ile analiz edilmiştir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinde doğrulayıcı faktör analizi, pearson momentler çarpımı korelasyonu, cronbach alfa kat sayısı, madde toplam puan korelasyonu yöntemleri kullanılmıştır. Ebeveynlerin %72.8'i kadın ve yaş ortalaması 36.05±5.8 dir. Ebeveynlerin %55.9'unun gelirinin gidere eşit olduğu, %40.3'nün tek çocuğa sahip olduğu, %2.3' ünün aşı karşıtlığını desteklediği ve %36.8'inin aşı yaptırma kararının anne babaya bırakılması gerektiği ifadesine katıldığı belirlenmiştir. Ölçeğin cronbach alfa değeri 0.847 olarak bulunmuştur. Madde-toplam puan korelasyon katsayılarının 0.248 ile 0.775 arasında ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise CMIN/DF 2.218; RMSEA 0.055; CFI 0.941; GFI 0.939 ve AGFI 0.916 olarak bulunmuştur. Ölçüt bağımlı geçerlilik için yapılan korelasyon analizi sonucu korelasyon katsayıları 0.603 ile 0.695 arasında ve anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak; Türkçeye uyarlanan Çocukluk Çağı Aşılarına İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu saptanmıştır. Ölçeğin Türkiye'de aşı konusunda tereddüt eden ebeveynlerin belirlenmesinde ve aşı tereddütünü azaltabilmek amacıyla yapılan girişimlerin değerlendirilmesinde kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aşı, Aşı Tereddütü, Geçerlilik, Güvenilirlik, Ölçek
Aile değerlerinin aşı kabul ve reddine etkisi
Dünyada 20 yıl önce ortaya atılan aşı kararsızlığı-aşı reddi kavramları giderek artan aşılamada düşüşlere neden olmuştur. Türkiye'de aşılama 2016'da %98 2017'de %96'ya gerilemiştir. Çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen ailelerin sayısı; 2011'de 183, 2013'te 980, 2015'te 5 bin 400, 2016'da 12 bin düzeyine yükselmiş, 2018'de 23 bin düzeyine ulaşmıştır. Çalışma; ebeveynleri aşı kararsızlığına-aşı reddine götüren nedenlerin tespiti, aile değerlerinin aşı karşıtlığına etkisini saptamak için yapılmıştır. 2020 yılı Ocak-Şubat ayları arasında Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 8433 kişiden çalışmayı kabul eden, 0-24 ay arası çocuğu olan, Türkçe bilen 930 ebeveynle yüz yüze görüşme ile anket uygulanmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aile Değerleri Ölçeği ile toplanmış, Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında x² testi kullanılmıştır. Katılımcıların %78'inin memleketi Gaziantep, %68'inin geliri gidere denktir. Katılan annelerin %74,7'si ev hanımıdır. Katılımcılardan %87,4'ü aşı kartına sahip, aşı kartı olmayan %12,6'dır. Katılımcıların %90,1'i aşıyı gerekli derken, %61,8'i aşıların mikroplara karşı direnç kazandırdığını söylemiş, %9,9'u aşı gereksiz demiştir. Katılımcıların %89,9'u çocuklarına aşı yaptırdığını, %10,1'i yaptırmadığını belirtmiştir. Katılımcıların %91,9'u aşıların yan etkisi olduğunu %8,1'i olmadığını söylemiştir. Aşı yaptırmayanların nedenlerine; %5,7'si aşısı yapılan hastalıklar artık görünmüyor, %5,2'si sağlık kurumları evime uzak, %4,4'ü doğal bağışıklığa inanıyorum, %4,1'i bebekler aşılama için küçük, %4,1'i aşıya götürecek zamanım yok. %3,2'si aşılar güvenli değil, %2,6'sı dini inançlar, %1,7'si aşılar otizme yol açıyor, %1'i Aşılar aşı firmalarını zengin etmek için yapılıyor demiştir. Katılımcıların %0,5'i çocuğumun kısır olmasından korkuyorum demiştir. Ebeveynler; aşılar, aşılanmazsa riskler, zararlar konusunda aydınlatılmalı; aşı reddi konusunda derinlemesine araştırmalar yapılmalıdır. Anahtar kelimeler: Aşı, Aşı Reddi, Aile, Aile Değerleri, Ebeveyn
Kadın doğum polikliniğine başvuran kadınların HPV ve HPV aşısına yönelik sağlık inançları
Bu araştırma kadınların Human Papilloma Virüs (HPV) ve HPV aşısına yönelik sağlık inançlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bu kesitsel araştırma Eylül-Aralık 2019 tarihleri arasında, İstanbul Avrupa Yakasında Özel bir Üniversite Hastanesinin kadın doğum polikliniğinde 300 kadın ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında; sosyodemografik özellikler bilgi formu, HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası, Human Papilloma Virüs Enfeksiyonu ve Aşılamasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (ortalama, standart sapma, frekans), Student-t testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 35,16 ± 9,526 olarak bulundu. Kadınların %34,3'ünün 31-40 yaş aralığında, %46'sının lisans mezunu olduğu, %29'unun evli olmadığı ve %31,7'sinin partnerinin/eşinin lisans mezunu olduğu, %69,3'ünün aktif olarak çalıştığı, %50,3'ünün de ekonomik durumunu iyi olarak tanımladığı belirlendi. Çalışmaya dahil edilen kadınların %88,3'ünün daha önce pap-smear testini duyduğu, %75,3'ünün daha önce pap-smear testi yaptırdığı, %33,7'sinin her yıl pap-smear testi yaptırdığı, %72,3'ünün daha önce HPV enfeksiyonunu duyduğu, %69,7'sinin daha önce HPV testi yaptırmadığı, %62'sinin HPV aşısını duyduğu ancak %90,3'ünün HPV aşısı yaptırmadığı belirlendi. Kadınların HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası puan ortalaması 3,73 ± 2,45 olarak bulundu. Eğitim durumu lisans düzeyinde olan, eş eğitim durumu lisansüstü olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, daha önce kendisinde HPV tespit edilen, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran, yaptırdığı sitolojik testlerde anormal sonuç alan, partner sayısı birden fazla olan ve alkol kullanan kadınların HPV enfeksiyonu bilgi skalası puan ortalaması yüksek bulundu (p<0,001). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği yarar algısı puan ortalaması eğitim düzeyi lisans olan, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran, cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek saptandı (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği duyarlılık algısı puan ortalaması eğitim düzeyi lisans olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, HPV aşısını duyan, HPV aşısını yaptıran ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek bulundu (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli ölçeği ciddiyet algısı puan ortalaması, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, HPV testini duyan, HPV testini yaptıran, HPV aşısını duyan ve alkol kullanan kadınlarda daha yüksek saptandı (p<0,05). Kadınların HPV ve HPV aşısına ilişkin sağlık inanç modeli öleceği engel algısı puan ortalaması, eğitim düzeyi lisans olan, eş eğitim düzeyi lisansüstü olan, ekonomik durumu iyi olan, pap-smear testini duyan, pap-smear testini yaptıran, HPV aşısını yaptıran ve alkol kullanan kadınlarda daha düşük saptandı (p<0,05). Araştırmada HPV enfeksiyonu bilgi skalası ile HPV ve HPV aşısına ilişkin yarar algısı, duyarlılık algısı ve ciddiyet algısı arasında pozitif anlamlı ilişki bulunurken, engel algısı arasında anlamlı ilişki bulunmadı.
Development of whole blood stage vaccine for malaria treatment via CRISPR-gene editing technology
Malaria remains a major global health problem among mainly in pregnant women and children, which resulted in death of hundreds of thousands of humans. One of the greatest challenges for malaria treatment is drug resistance against antimalarial drugs. Therefore, eradication of malaria can only be achieved with the application of very potent and safe vaccines. However, there is no malaria vaccine currently available, and the most advanced subunit vaccine candidate has recently reported efficacy between 0-30% against clinical malaria cases. On the other hand, live attenuated whole parasites used in experimental vaccination trails induced complete sterile protection. However, the inefficiency of gene editing technologies has limited their use in generating live attenuated vaccines. Four members (NT1, NT2, NT3, and NT4) of the nucleoside transporter gene family play an important role in the purine transfer from the host to human malaria parasites. In this thesis, we developed nucleoside transporter 1 deficient Plasmodium yoelii and Plasmodium berghei via CRISPR-Cas9 gene editing methods. The CRISPR/Cas9 system is an emerging genome-editing technology that is used to edit the gene for various living organisms. CRISPR/Cas9 system sheds light on Plasmodium (P. yoelii, P. falciparum, etc.) to modify the targeted genes based on homologous recombination. We also generated a mixed live attenuated blood-stage malaria vaccine model using that NT1 deficient plasmodium strains. Equally mixed Pbnt1(-) and Pynt1(-) parasites in single subcutaneous fresh or frozen doses were injected in a group of mice and conferred sterile protection against intravenous infectious blood-stage challenge with wild-type parasites of P. berghei ANKA and P. yoelii 17X-NL strains. This data may indicate that a single subcutaneous sub-patent dose of two species of genetically-growth-attenuated parasites, can protect humans against two Plasmodium spp. infections. NT1 knockout parasites could be developed in cultures provided with supra-physiological concentrations of purine and shipped to endemic areas in frozen-stock doses stored in liquid nitrogen. In this thesis, we also evaluated the role of the nucleoside transporter 4 gene (NT4) in the Plasmodium life cycle as a potential malaria vaccine target. Herein, NT4 deficient P. berghei parasites were generated, and in the erythrocytic stage, significant differences have not been observed. However, oocyst egress and sporozoite invasion of salivary glands are restricted in the mosquito stage. Moreover, the Pbnt4(-) salivary glands and hemolymph sporozoites did not develop infectivity. As a result of these results, the NT4 gene could be a promising target for the next malaria transmission-blocking studies.
İnsan solunum sinsityal virüsünün protein dizisi çeşitliliği dinamiklerinin incelenmesi
İnsan solunum sinsityal virüsü (hRSV), dünya çapında en bulaşıcı virüslerden biridir ve bronşiolit ve pnömoni gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. Lisanslı profilaktik hRSV aşısı bulunmamaktadır. hRSV'nin büyük ölçekli proteom çapında dizi çeşitliliği analizinde kullanılacak ve epitop bazlı hRSV aşı tasarımı için potansiyel aşı hedeflerinin tanımlanmasına yol açacak çok sayıda hRSV dizisi halka açık veri tabanlarında mevcuttur. Bu çalışma, virüsün mevcut tüm protein dizilerine odaklanmıştır. Dizi verileri, halka açık NCBI Virüs ve Virüs Patojen Veritabanı ve Analiz Kaynağı (VIPR) veritabanlarından toplanmıştır. Protein dizisi verileri havuz oluşturularak birleştirilmiş ve benzer diziler CD-HIT kullanılarak çıkarılmıştır. Bireysel protein veri kümeleri oluşturmak için 11 hRSV proteininin UniProt referans kayıtları kullanılarak toplanan diziler üzerinde BLASTp analizi yapılmıştır. Her protein veri seti, MUSCLE programı kullanılarak hizalanmıştır. Dizi çeşitliliği, proteinin uzunluğu boyunca örtüşen her 9-mer (nonamer) (1-9, 2-10, vb.) pozisyonu için Shannon entropisi kullanılarak ölçülmuştür. Bundan sonra, T-hücre epitopları, IEDB veritabanı kullanılarak deneysel olarak ispatlanan epitoplar ile eşleştirilmiş ve IEDB'nin önerdiği yardımcı araçlar kullanılarak epitop tahmini yapılmıştır. Tahmin sonuçlarımızı desteklemek için, seçilen epitopların MHC I ve II'ye karşı moleküler docking analizleri ve moleküler dinamik simülasyonları yapılmıştır. VIPR ve NCBI Virus veritabanlarından toplanan toplam dizi sayısı 93.382'dir. Benzer dizilerin çıkartılmasından sonra, sayı 12.413'e düşmüştür (~%87'lik bir azalma). hRSV için gözlemlenen maksimum entropi değeri, M2-2 proteininde 43'üncü nonamer pozisyonunda ~4.2 olarak bulunmuştur. Bununla birlikte, proteom çapında ortalama entropi genel olarak düşüktür (~0.8) ve bu nedenle yüksek korunmuşluk göstermektedir ve bu değerler ~0.5 ( protein N) ile ~2.3 (protein M2-2) arasındadır. Varyantların çoğu (~%55) 0 ile 1 entropi aralığı arasındadır. Nonamer pozisyonlarının yaklaşık yarısı (~%51) yüksek oranda korunmuş olarak sınıflandırılmıştır (indeks insidansı ≥ %90). Epitop tahmini için 2269 yüksek oranda korunmuş nonamer dizisi seçilmiştir. 2269 nonamer dizisinden, sırasıyla MHC Sınıf I ve II için 997 ve 235 epitop tahmin edilmiştir. Bu çalışma, hRSV proteomundaki dizi çeşitliliği ve bunların potansiyel aşı hedefleri hakkında bilgi sağlamaktadır. Proteomun ve tahmin edilen epitoplarının yüksek düzeyde korunması, profilaktik hRSV aşı tasarımı için daha fazla araştırmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Viral dizi analizi, immünoinformatik, aşı hedef keşfi
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran hastaların ebeveynlerinin COVİD-19 aşıları hakkında düşünceleri
Giriş: 2019'un Aralık ayında Çin'de başlayan ve küresel bir sorun haline gelen Covid-19 pandemisi, dünyanın neredeyse tüm ülkelerini ve insanları etkileyen bir süreç başlatmıştır. Tüketim alışkanlıklarından tercihlere değin birçok değişikliğe neden olan Covid-19 pandemisinin ilk başlarda sadece temizlik, mesafe ve maske ile "önlenebileceği" düşüncesi, pandeminin hızla ve etkili bir şekilde yayılım göstermesi ile birlikte dördüncü bir aktöre de ihtiyaç duyulması gerçeğine evrilmiştir. Çok kısa sürede, antikor artışını destekleyen normal aşılar ve mRNA aşıları, bu süreçte başat ülkeler tarafından piyasaya sürülmüş ve etkinliğine paralel olarak dünya genelinde kullanımları teşvik edilmiştir. Onlarca farklı ülkede farklı kampanya ve teşvik süreçleri hayata geçirilse de, aşı karşıtlığı, maalesef toplu çözüm mekanizmaların sekteye uğramasına neden olmuştur. Elbette aşı karşıtlığının birçok nedeni, faktörü ve parametresi vardır. Ancak bu çalışmada, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerinin çocuklara Covid-19 aşısı uygulanması konusundaki düşünceleri üzerinden bir okuma gerçekleştirerek, aşı karşıtlığının temel dinamiklerini demografik özellikler bağlamında ele almayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerinin düşünceleri üzerinden değerlendirme yapmak üzere, Kılınçarslan vd., (2020) tarafından Türkçeye çevrilen Aşı Karşıtlığı Ölçeği-AKÖ formu, uzun ve kısa form olarak örneklem gruba uygulanmıştır. AKÖ, 1 ila 5 puan arasında ölçeklendirilerek (puanlandırılarak) katılımcılara yöneltilen soruların cevapları baz alınarak değerlendirmeye alınmıştır. ''Ebeveynlerinin Çocuklara Covid-19 Aşısı Uygulanması Konusundaki Düşünceleri'' ölçeği araştırmanın verileri için kullanılmıştır. Bu ölçekte puanlandırma arttıkça aşı karşıtlığı/tereddüdü artıyor olarak değerlendirilmektedir. Demografik özellikler baz alınarak ve toplam 47 soru üzerinden değerlendirme yapılmak üzere 18-75 yaş arasındaki 397 ebeveyn ile yüzyüze anket şeklinde bir çalışma yürütülmüştür. Verilerin ilk değerlendirme sürecinde Shaprio wilk testi incelenmiştir. 2 bağımsız gruba ayrılan ebeveynler Student T testi ile normal dağılıma sahip şekilde ele alınırken, normal dağılmayan özelliklerin 2 bağımsız grupta karşılaştırılmasında Mann Whiney u testi kullanılmıştır. Bununla birlikte Tek yönlü Varyan Analizi (ANOVA) ve LSD Çoklu Karşılaştırma Testlerine en olarak Kruskal Wallis testi ve Dunn Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Nitel değişkenler Ki kare testi ile değerlendirmeye alınmıştır. Bu bağlamda SPSS Windows Version 24.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada 18-75 yaş arasında 397 ebeveyn örneklem grup olarak seçilmiştir. Örneklem grubun 112'sini (%28,2) anneler oluştururken, 285'ini (%71,8) anneler oluşturmuştur. Ebeveynlerin yaş ortalaması 36,64±5,75 çocukların yaşları ortalaması 7,69±3,99 'dir. Çocukların %53,7 si kız, %46,3'ü erkektir. Ailelerin ekonomik düzeyleri incelendiğinde; 35 (%8,8) iyi, 320 (%80,6) orta ve 42 (%10,6) kötü gelire sahiptir. Diğer özellikler tabloda belirtildiği gibidir. Çalışmaya katılan bireylerden 219'u (%55,2) Covid-19 geçirmiş, 96'ünün (%24,2) çocuğu Covid-19 geçirmiş, 24'ünün (%6) çocuğu vefat etmiştir. 66'sının (%16,6) ailesinde Covid-19 nedeniyle yatış olurken, 27'sının (%6,8) ailesinde Covid-19 nedeniyle ailesinde ölüm görülmüştür. Katılımcılardan 275'i (%69,3) çocuğunu düzenli olarak çocuk doktoruna götürürken, 386'sının (%97,2) çocuğuna Sağlık Bakanlığı aşılarını yaptırdığı ve 169'unun (%42,6) çocuğuna özel aşılar yaptırdığı gözlenmiştir. Aşı Karşıtlığı Ölçeği puan değerlendirmesinde örneklem grubun cinsiyetleri ile AKÖ puanları arasında anlamlı düzeyde farklar gözlenmiştir. Erkeklerin AKÖ puanlarında anlamlı düzeyde daha düşük değerler gözlemlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların AKÖ puanlarının anne eğitim düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.016). Dunn testi kullanılarak gerçekleştirilen post hoc değerlendirmeler sonucunda, eğitim seviyesi yükseldikçe aşı karşıtı puanlarında anlamlı düzeyde düşüşler gözlenmiştir (p<0,05). Benzer ilişki baba eğitim düzeyi ile AKÖ puanları arasında da gözlenmiştir. Çalışan annelerin, Akraba evliliği olmayan ailelerin AKÖ puanlarının anlamlı düzeyde daha düşük değerler aldığı gözlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların "Aşı ile Covid-19'un kontrol altına alınabileceği" önermesine verdikleri yanıtlar, AKÖ puanları ile anlamlı düzeyde farklılıklar göstermiştir (p<0). Bunda özellikle aşının yan etkisi, doz ve gerekli olup olmadığına (aşı vurmanın) yönelik soru işaretleri etkili olmuştur. Covid-19 aşısı yaptırmayı düşünenlerin daha yüksek sıklıkla, ailesinde Covid-19 nedeniyle yatış olanlar olduğu gözlenmiştir (p=0,019). Sonuç: Çalışmamızda, özel olarak Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerin gözünden, çocuklarına Covid-19 aşısı uygulanması konusundaki düşünceleri temel parametreler olarak ön plana çıksa da, genel olarak amacımız, ebeveynlerin, çocuklarına, demografik özellikleri baz alınarak aşı tereddüdünün arka planında yatan esas nedenlerin AKÖ üzerinden değerlendirmesini yapmak ve bu bağlamda bir sonuç ortaya çıkarmaktı. Sonuç olarak, farklı demografik özelliklerin, ebeveynlerin, çocukları için en azından önümüzdeki kısa süre içerisinde, aşı yaptırmaları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bunda çoğunlukla aşının türü, dozu, etkinliğine yönelik tereddütler ve sonrası süreçler etkili olmuştur. Sonuç olarak ebeveynler, en azından ülkemizde halen büyük oranda aşı tereddüdü ve Covid-19 özelinde bir bilgi eksikliği yaşamaktadır. Bu bağlamda, hem ebeveyn ve çocuklarına yönelik teşvik ve kampanyalar hem de bilgilendirici ve etkili eğitimler eşliğinde uygulamalar, aşı tereddüdünü önlemede yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Aşı, Ebeveyn, AKÖ, Değerlendirme
Aktif tedavi alan kanser hastalarında COVİD-19 görülme sıklığı ve mortaliteye etkisi
Giriş ve Amaç: Şiddetli Akut Solunum Sendromu Koronavirüsü-2'nin sebep olduğu koronavirüs hastalığı 2019 (Covid-19) tüm dünyayı etkileyerek kısa sürede pandemi olarak ilan edildi. Covid-19 asemptomatik hastalıktan, ciddi pnömoni hatta ölüme kadar ilerleyebilen farklı klinik tablolara neden olmaktadır. Hastalığın prognozunu etkileyen faktörler; ileri yaş, aşı durumu, komorbid hastalıklar ve immunsupresif tedaviler ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Bu komorbiditeler arasında kanser ve onkolojik tedaviler de yer almaktadır. Özellikle pandeminin başlarında kanser hastalığı ve aktif onkolojik tedaviler, Covid-19 prevalansı ve mortalitesi açısından yüksek riskli olarak kabul edildi. Ancak yapılan çalışmalarda net fikir birliği sağlanamamıştır. Çalışmamızdaki amaç aktif tedavi alan kanser hastalarında Covid-19 sıklığını, mortaliteye etkisini ve mortalite üzerinde etkisi olabilecek yaş, cinsiyet, metastaz durumu, Covid-19 aşı durumu ve tedavi çeşitlerini tespit etmektir. Materyal ve Metot: Retrospektif olarak yapılan çalışmamıza, pandemi döneminde (01 Nisan 2020- 31 Ekim 2021) Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji bölümü kemoterapi ünitesine tedavi almak üzere başvuran 1369 kanser hastası dahil edildi. 1369 hastalanın yaş, cinsiyet, kanser türü, kanser evre (metastatik, metastatik olmayan) bilgilerine ulaşıldı. Covid-19 dışı sebepler ile ex olan hastaların verilerine ulaşılaması nedeni ile 924 hastada; Covid-19 aşı bilgileri, Covid-19 öyküsü olup olmaması, öyküsü var ise semptom durumu ( asemptomatik, semptomatik, yoğun bakım yatışı, ex), Covid-19 tanısına en yakın olan onkolojik tedavi alma tarihi ve hangi tedavi protokolünü aldığı verileri kaydedildi. Covid-19 sıklığı ve mortalitesi üzerinde etkisi olabilecek bu faktörler karşılaştırıldı. Bulgular: 1369 hastanın yaş ortalamasının 59,6 ve %50,7'sini kadınların oluşturduğu görülmüştür. En sık görülen 3 kanser türü sırası ile meme, akciğer ve kolorektal kanserdir. Hastaların %65,1'inde uzak metastaz mevcuttur ve %95'i kemoterapi tedavisi alırken %5'i immunoterapi tedavisi almaktaydı. Covid-19 verileri elde edilen 924 hastadan 317'sinde (%34,2) Covid-19 öyküsü vardı. Covid-19 pozitif hastaların %80'i yoğun bakım ihtiyacı olmadan semptomatik olarak geçirmişlerdi. 317 hastadan 33'ü (%10,4) ise Covid-19'a bağlı ex olmuştur. İleri yaş, cinsiyet, kanser türü, kanser evresi ve onkolojik tedavi çeşitleri ile Covid-19 sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Covid-19'a bağlı ex olan hastaların asemptomatik, semptomatik ve yoğun bakımı yatışı olan hastalara kıyasla yaşları daha yüksek bulunmuştur (p=0.031). Metastazı olan hastaların mortalitesinin ile metastazı olmayan hastalara göre anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0.001). Akciğer kanseri olan hastaların mortalite oranı diğer kanser türlerine göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.001). Covid-19 pozitif hastalar, Covid-19 tanılarına en yakın onkolojik tedavi sürelerine göre kıyaslandıklarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Covid-19 aşı durumları incelendiğinde 1.doz aşılanma oranı %80, 2.doz aşılanma oranı %78 bulunmuştur. Covid durumu asemptomatik olan hastaların aşı ortalaması diğer gruplara kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Ex olan hastaların olduğu aşı dozu ile asemptomatik (p<0.001), semptomatik (p<0.001) ve yoğun bakım yatışı olan hastalar (p<0.001) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sonuç: Kanser hastalarında yapılan bu çalışma, aktif onkolojik tedavinin Covid-19 mortalitesi ile ilişkili olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte ileri yaş, uzak metastaz, akciğer kanseri Covid-19 enfeksiyonunda kötü prognoz ile ilişkili saptanmıştır. Ex olan hastaların olduğu aşı dozunun diğer Covid-19 pozitif hastalara göre anlamlı şekilde düşük olması aşının hastalığın ciddi seyrini önlemedeki etkinliğini göstermektedir. Elde edilen bu sonuçların, onkolojik tedavi gerektiren kanser hastalarının yönetimine yardımcı olabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Sözcükler: Kanser, Covid-19, kemoterapi, immunoterapi, aşı, mortalite
Evaluation of adults' attitudes, behaviors and beliefs toward COVID-19 vaccine
Aim: To evaluate the attitudes, behaviors, and beliefs of adults toward the Covid 19 vaccine. Method: The research is a cross-sectional study done in hospitals in the Al-Hboubi District and Al-Rifai General Hospital in Dhi Qar governorate, Iraq. Results: The mean age of the participants was 33.24±10.83, 52.6% were male and 58.5% were married. 59.2% of the research group had Covid, 87.9% had first-degree relatives with a previous covid-19 pregnancy and 33.1% had a family or relatives of death from covid-19. 66.5% of the participants were vaccinated against Covid 19. In the research group, 42.6% stated that they saw regulation against Covid 19 vaccines, 54.4% of their relatives did not approve the emergence of the covid 19 vaccine, 21.7% did not support the vaccines, and 29% stated the provisions of natural immunity. The proportion of those who received the vaccines among those with a previous history of Covid 19 disease was further investigated (p≤0.05). In addition, it is aimed that the rate of covid 19 vaccination is higher among those who have had the flu vaccine and other vaccines and those who have stated that the vaccines have been treated (p≤0.05). Conclusion: Although more than half of the research group had been vaccinated against Covid 19, 42.6% had a history of vaccinations. It has been tried to show a more positive attitude towards the covid 19 vaccine, which includes those who have the flu and other vaccines. This study suggests that the units, the importance of general inclusive donation, and the disclosure of information on vaccines and emphasizing the safety of vaccines will have a broadly positive impact on attitudes and broadly towards the covid 19 vaccine.
Orak hücre anemililerde H. İnfluenzae tip B ve S. Pneumoniae kapsül polisakkarit antijenlerine karşı aşı ile uyarılan immün cevabın araştırılması
ÖZET Orak hücre anemili hastalarla sağlıklı fonksiyonel dalağa sahip kişilerdeki S. pneumoniae ve Hib kapsül polisakkaritlerine karşı gelişen doğal immün cevap ile bu bakterilerin kapsül polisakkaritlerinden hazırlanmış aşılarla yapılan immünizasyon sonucu ortaya çıkan ve ELISA metodu ile ölçülen spesifik antikor cevabının kinetiğini tesbit etmek amacı ile planlanan çalışmaya 67'si hasta (1.5-24 yaş arası, ort. 11.38 yaş) 18'i kontrol (1.5-29 yaş arası ort. 12.8 yaş) toplam 85 kişi dahil edildi. Hasta grubunda yer alan kişilerin 14'üne Hib-protein konjugat aşı (Act-Hib), 27'sine pnomokok polisakkarit aşısı (Pneumo-23) ve 26'sına da farklı zamanlarda her iki aşı uygulandı. Kontrol grubundaki 9 kişiye Hib-protein konjuge aşı, 9 kişiye de pnomokok polisakkarit aşısı yapıldı. H. influenzae tip b protein konjugat aşısı (Act-Hib) ile aşılanan hastaların 8/40'ı (%20) aşılama öncesi 0.15 //g/ml.nin altında, 17/40 (%42.50)'ı da splenektomize hastalar için koruyucu olduğu düşünülen 0.5 //g/ml.nin altında serum spesifik antikor düzeyine sahipken, bu hastalar aşılamadan 1-2 ve 6 ay sonraki serum örneklerinin tümünde koruyucu olarak kabul edilen düzeyin (1 //g/ml.) çok üzerinde antikor cevabına sahipti. Kontrollerden hiçbirisi aşılama öncesi 0.15 //g/ml.nin altında antikor düzeyine sahip değildi ve tamamı aşılama sonrası 1-2. ve 6. aylarda 1 //g/ml. üzerinde antikor cevabı gösterdi. S. pneumoniae kapsül polisakkarit aşısı (Pneumo-23) ile aşılanan 53 orak hücre anemili hastanın kontrol grubuna oranla önemli miktarda düşük olan aşılama öncesi serum anti-pnömokokal kapsül polisakkarit (anti-PCP) antikorları, aşılama sonrası 1,2 ve 6. aylarda alınan serum örneklerinde 2.15-4.37 kat artış göstererek sağlıklı kontrollerle karşılaştırılabilen düzeylere ulaştı. S. pneumoniae kapsül polisakkarit aşısının hasta ve kontrol gruplarındaki aşılanan kişilerde lgG2 sentezini benzer oranlarda aktive ettiği gösterildi. Biz hem Act-Hib, hem de Pneumo-23 aşılarının sağlıklı kontrollerde olduğu gibi orak hücre anemili hastalarda da immünojenik olduğunu tespit ettik. İnvaziv Hib hastalığı ve sistemik S. pneumoniae enfeksiyonlarına karşı da koruyucu olabileceği sonucuna vardık.
Çankırı ilinde aile sağlığı merkezine başvuran 18 yaş ve üzeri bireylerde COVID-19 aşı okuryazarlığının değerlendirmesi
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde Çin'in Wuhan kentinden tüm dünyaya yayılan yeni bir çeşit Koronavirüs (Covid-19) salgını pandemi olarak ilan edilmiştir. Salgınla mücadelede en önemli koruyucu faktörlerin başında Covid-19 aşıları gelmekte, ancak aşıya karşı farklı tutumlarda görülmektedir. Aşı okuryazarlığı, kişilerin aşılar hakkındaki doğru kararları vermek için temel sağlık bilgileri ve hizmetlerini elde etme, işleme ve anlama kapasitesini göstermektedir. Bu araştırma, Çankırı ilinde yaşayanların Covid-19 aşı okuryazarlık düzeyinin değerlendirilmesi ve aşı okuryazarlığına etki eden faktörlerin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırmanın evreni Çankırı ili ve tüm ilçelerde yer alan Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) kayıtlı 18 yaş ve üzeri bireylerden oluşmaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerde sayı, yüzdelik dilim, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Çalışmada Çankırı ili Covid-19 aşı okuryazarlık düzeyi 2,80±0,53 ile orta düzeyde olduğu görülmüştür. En yüksek Covid-19 aşı okuryazarlık Çankırı Merkez ilçede görülmüştür. 60 yaş ve üstü bireylerde Covid-19 aşı okuryazarlık düzeyi anlamlı olarak diğer gruplara göre daha düşük bulunmuştur. Yaşlı nüfusun fazla bulunduğu ilçelerde Covid-19 aşı okuryazarlık düzeyleri daha düşük olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görünmemiştir ve literatür ile uyumlu olarak ileri yaş grubunda, diğer gruplara göre daha düşük saptanmıştır. Çalışmada, Covid-19 aşısı olma durumu ile Covid-19 aşı okuryazarlığı düzeyleri incelendiğinde aşı olan bireylerde okuryazarlık düzeyi daha yüksek olarak saptanmıştır ve diğer çalışmalar ile benzer sonuçlar göstermektedir. Sonuç olarak ülkemizi ve tüm dünyayı ciddi şekilde etkileyen Koronavirüs hastalığı ile mücadele kapsamında özellikle 65 yaş ve üzeri yaşlı bireylerde aşı okuryazarlık düzeyi artırılmalı ve aşılama oranlarını yükseltilerek ölümleri daha azaltılacağı değerlendirilmektedir.
Ebeveynlerin çocukluk çağı aşılarına yönelik tutumları ile sağlık kontrol odağı arasındaki ilişki
Aşılama hizmetleri küresel düzeyde önemli başarılar sağlanan bir halk sağlığı hizmetidir. Ancak, başarılı girişimlere rağmen bireyler bir dizi faktörden etkilenerek aşı tereddüdü yaşamaktadır. Aşı tereddüdü yaşanmasında önemli faktörlerden biri bireysel özelliklerdir. Sağlık kontrol odağı (SKO) bu özelliklerden biridir. Ebeveynlerin çocuklarına aşı yaptırmada hangi faktörlerin etkili olduğunu belirlemek önemlidir. Bu tez çalışmasının amacı ebeveynlerin çocukluk çağı aşılarına yönelik tutumları ile sağlık kontrol odağı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Kırıkkale İli Yahşihan ilçesinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde 0-6 yaş arası çocuklarının aşı takibini yaptıran ebeveynler oluşturmuştur. Veri; Sosyo-demografik Özellikler Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Aşıları Hakkında Ebeveyn Tutumları (PACV) Ölçeği ve Çok Boyutlu Sağlık Kontrol Odağı Ölçeği (ÇBSKOÖ) aralığıyla toplanmıştır. Araştırmaya 220 gönüllü ebeveyn katılmıştır. Veri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, medyan, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Kolmogrov-Simirnov testine göre normal dağılım göstermeyen verinin değerlendirilmesinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki fark için Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H testi, fark yaratan grubu bulmak için düzeltilmiş Bonferroni, bağımlı değişkenler arasındaki ilişki için Spearman's korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların %1.8'i çocuğunun aşılarını tam olarak yaptırmamış ebeveynlerin %11'4'ü aşı tereddüdü yaşamaktadır. Ebeveynlerin PACV ölçeği ortalaması 18,15±21,93'tür. ÇBSKOÖ alt boyutları için puan ortamaları; İç SKO 21,46±4,18, Şans SKO 13,84±7,01, Güçlü Diğer Kişiler SKO 23,37±6,34'tür. Şans SKO ile PACV Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir Sağlık yönelimi Şans SKO ve Güçlü Diğer Kişiler SKO yüksek olan ebeveynlere eğitim ile destekleme çalışması yapılarak sağlık yönelimlerini İç SKO olarak olumlu bir yönelime yaklaştırılabilir.
Al-Diwaniyah şehrindeki gebelerin tetanoz aşısına yönelik bilgilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, Irak'ın Al-Diwaniyah şehrindeki gebelerin tetanoz aşısına yönelik bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma Irak'ın Al-Diwaniyah Valiliği'ne bağlı toplam 20 birinci basamak sağlık merkezlerine 3 Nisan 2022 – 3 Ekim 2022 tarihleri arasında başvuran 169 gebe ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Tetanoz Aşısına Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüş Belirleme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi,tanımlayıcı istatistiklerle (sayı, yüzde dağılımları) değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan gebelerin % 39,1'inin 30-36 yaş aralığında, % 25,4'ünün eğitim durumunun ilkokul olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gebelerin % 58,6'sının gebeliğinde tetanoz aşısı yaptırdıkları, %41,4'ünün gebelik sırasında sadece 1 kez aşı yaptırdıkları, % 58,0'ının tetanoz hastalığını daha önce duyduğu, %59,2'sinin tetanozun toprakta yaşayan bakteriler, hayvan tükürüğü ve tozdan kaynaklandığını bilmediği, % 59,8'inin tetanoz aşısı hakkında bilgisinin olmadığı, % 59,8'inin tetanozdan korunmak için aşı olması gerektiğini bilmediği ve % 59,2'sinin doğum sonrası göbek kordonu kesilirken yapılan sağlıksız uygulamaların tetanoza neden olabileceğini bilmediği belirlenmiştir.
Ebeveynlerin human papilloma virüs (HPV) aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, 10-18 yaş arası kız çocuğuna sahip ebeveynlerin HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarını değerlendirmektir. Yöntem: Kasım 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel tipteki çalışmanın evrenini, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Cumhuriyet ve Aksu Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran, 10-18 yaş arasında kız çocuğuna sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek veri toplama tarihlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden 150 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini, aşılama tutumlarını ve HPV aşılama davranışları hakkındaki bilgi ve uygulamalarını belirlemeye yönelik hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği' (KHATİÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %74'ü kadın, %26'sı erkek olup yaş ortalaması 38.27±8.26'dır. Ebeveynlerin, %62'sinin bir, %29.3'ünün iki ve %8.7'sinin üç ve üzeri kız çocuğuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %73.3'ünün HPV aşısı hakkındaki bilgileri yeterli değildir. Araştırma grubunun %60.7'si HPV ve HPV aşısı hakkında eğitim almak istemektedir. Ebeveynlerin kız çocuklarına HPV aşısı yaptırma oranı %9.3'tür. KHATİÖ "zararlar, engeller, etkiler ve belirsizlik" alt boyut puan ortalamaları sırasıyla "14.20±3.46, 8.36±2.41, 4.76±1.56, 4.75±1.17"dir. Aşıyla ilişkili potansiyel zararlar algısını gösteren "Zararlar" alt boyut puanının; ilköğretim mezunu olan, HPV aşısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten, kendisine HPV aşısı yaptırmayan ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünmeyen ebeveynlerde, HPV aşısının genital siğillere ve serviks kanserine karşı korumasındaki etkinliğine yönelik algılarını gösteren "Etkiler" alt boyut puanının; lisansüstü eğitime sahip, yaşamını en uzun süre ilde geçiren ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünen ebeveynlerde ve HPV aşısı ve toplum aşılama normlarına yönelik algıyı ölçmeyi hedefleyen "Belirsizlik" alt boyut puanında HPV ve aşısı hakkında eğitim alma isteği olan ebeveynlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p≤0.05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan ebeveynlerin, önemli bir kısmının HPV aşısı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kız çocuklarına HPV aşısı yaptırmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin, HPV aşısına yönelik zarar, engel ve belirsizlik algılarının yüksek olduğu, HPV aşısının etkinliğine yönelik algılarının ise orta düzeyde olduğu saptamıştır. Ebeveynlerin yarısından fazlasının konuya yönelik eğitim alma isteği vardır. Bu nedenle, konuya yönelik bilgilendirme ve eğitimlerin yapılması önemlidir. Bu doğrultuda, HPV aşısının toplumda yaygınlaştırılması için öncelikle önemli bilgi kaynağı olan hemşire ve ebelerin bu konuda bilgilendirilmelerinin sağlanması önem arz etmektedir. Ebeveynlerin HPV aşısına yönelik zarar, engel, belirsizlik ve aşının etkinliğine yönelik algılarının olumlu yönde değişmesi için sağlık profesyonelleri tarafından verilecek eğitimlerde HPV aşısına yönelik doğru bilgilendirmelerin yapılması ve HPV aşısının güvenlik profilinin vurgulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Ebeveyn, HPV, HPV aşısı, İnanç, Tutum
Assessment of mothers' knowledge, attitudes, and practices regarding the national immunization programme in Al-Diwaniyah city in Iraq
Background: Vaccination is a cost-effective public health strategy that reduces morbidity, death, and disability in children. However, many children do not receive the required immunizations. Understanding, the attitudes, and actions of mothers are crucial to vaccinating infants by their first birthday. Accordingly, successful immunization depends on parents' knowledge and attitude. Objective: To assess the knowledge, attitudes, and practices of mothers in Al-Diwaniyah city about child immunization, and the link between these factors and the demographic characteristics of the mother. Methods: The study was conducted on 390 mothers using the G.Power program. It took from 15 to 20 minutes to fill out the questionnaire, From reluctant mothers to health care centers in the Iraqi city of Diwaniyah during the period 2021-2022. Results: The results showed that mothers with higher educational levels had better knowledge, attitudes, and practices towards vaccination. 58.7 of the mothers had poor knowledge and the majority had good attitudes and bad practices toward vaccination. Conclusion: Study results show that mothers who, hesitate to go to primary health care centers have poor knowledge, positive attitudes, and rather poor practices. The most important proposal was to create an educational program taking into account the educational level of the mothers. 2022, 135 pages Key Words: Assessment, Mothers, Knowledge, Attitudes, Practices, Immunization Programme.
Nurses opinion toward coronavirus vaccine at kirkuk city
Arka plan: İnsanlar ne kadar durdurmaya çalışırsa çalışsın, aşılar virüsün yayılmasını durdurmanın tek yoludur. Öte yandan bazı insanlar aşılanmaya çok karşıdır. Aşı olmaktan korkanlar COVID-19 aşısını erteleyebilir veya yaptırmayabilir. Amaç: Bu çalışma Kerkük şehrinde hemşirelerin coronavirüs aşısına yönelik görüşlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Kerkük kentindeki koronavirüs aşılarına ilişkin hemşire görüşleri ile demografik özellikleri arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışılıyor. Yöntemler: Tanımlayıcı kesitsel araştırma deseni, Kasım 2021 ile Nisan 2022 tarihleri arasında Irak'ın Kerkük kentinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma Kerkük Genel Hastanesi'nde çalışan 850 hemşireden 200'ü olasılık dışı (amaçlı) örneklem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 22 numaralı ankette yer alan maddeler. Veri toplama süresi ortalama 20 dakikadır. Çalışmada verilerin analizi SPSS versiyon 22 ile tamamlanmıştır. Bulgular: Tüm çalışma örneğinin sosyo-demografik özellikleri gösterilmektedir. Sonuç, hemşirelik personelinin koronavirüs aşısı hakkındaki görüşünü ve yüksek önem ve orta derecede anlamlı olduğunu göstermektedir. Hemşirelik personelinin koronavirüs aşısı hakkındaki görüşleri arasında önemli farklılıklar vardı. Sonuç: Sadece birkaç hemşirenin koronavirüs aşısı hakkında kötü bir tutumu var. Hemşirelerin çoğunluğunun aşı konusunda iyi bir tutumu vardır. Anahtar Kelimeler: Hemşire görüşü, Corona virüs, Aşı, Kerkük şehri.
Halkın COVİD-19 aşısına yönelik bilgi, tutum ve uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırma Irak halkının Covid-19 aşısı ile ilgili bilgi, tutum ve uygulamalarını yönelik değerlendirmelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bunun yanında, katılımcıların aşı olup olmama durumlarının demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek de amaçlanmıştır. Kesitsel tanımlayıcı tipte yürütülen çalışmada kişilerin sosyodemografik özellikleri tanımlanmış ve halkın Covid-19 aşısı ile ilgili değerlendirmeleri "Covid-19Aşısı İle İlgili Bilgi, Tutum ve Uygulama Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma Nasiriye şehrinde 18 yaş ve üzeri araştırmaya katılmayı kabul eden 864 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 25.0 (SPSS Inc, Chicago, IL, USA) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ile Covid-19 aşısına yönelik bilgi, tutum ve uygulama seviyelerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel analiz kullanılmıştır. Değişkenlerin karşılaştırılmasında ise iki kategorili değişkenlerde t-testi, üç ve üzeri kategorili değişkenlerde ise ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların çoğunun Covid-19 aşısı hakkında yeterli bilgisi, aşıya yönelik pozitif tutumu ve aşı uygulamasına yönelik pozitif düşünceleri olduğu görülmüştür. Bunun yanında Covid-19 aşısına yönelik bilgi, tutum ve uygulama seviyelerinin, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, ekonomik durum, ana bilgi kaynağı ve aşı olma durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Aşı, Bilgi, Tutum,Uygulama, Irak.
Nasiriyah şehrindeki al-hussain eğitim hastanesinde hemşirelerin covıd-19 enfeksiyonunu önlemeye yönelik bilgilerinin değerlendirilmesi
Purpose of study: 1. To Identify the demographics charcterestics of Nurses. 2. To assess the nurses' knowledge toward prevent ınfection with the COVID-19. Method: Descriptive cross-sectional analysis was used to assess and evaluate the approach with questionnaire items, for the period of "2nd January 2022 to 1st July 2022". The study was conducted at Al-Hussein Teaching Hospital, Nasiriyah City/ Iraq. A convenient non-probability sample of 200 nurses is selected from various areas within a hospital. The questionnaire has been used as a method for collecting data and used a self-administrated approach for knowledge. Data were analyzed through using the program of the SPSS, Version 20. Result: The socio-demographic characteristics of the present study have shown that the age of the study sample is about 75% between 20 - 29 years old. A high percentage of the study sample has a nursing diploma 56%. Half of the nurses 51.5 % have 1-5 years of experience in nursing work. Half of the nurses 51 % were untrained about COVID-19. The majority of nurses who have participated in the present study are female that consisting 63%. About 57 % of nurses have confirmed infection with the COVID-19 virus. 58 % of them have the available vaccines to prevent infection with COVID-19. 46.07 % of them have a piece of good information about infection prevention. 38.85 % of them have moderate information about infection prevention. 11.10 % of them have bad information about infection prevention towards COVID-19. Conclusion: We found that the nurses working at Al-Hussein Teaching Hospital and participating in our study had good knowledge about the prevention of COVID-19, and this is only in terms of their work and preserving their lives and the lives of their patients. 2022, 79 pages Keywords: nurses, knowledge, covid-19, preventation , vaccination.
Assessment the knowledge of educated and uneducated people toward coronavirus vaccine in babylon governorate
A descriptive study was carried out from 8 March to 10 August 2022 to determine the level of knowledge among the educated and uneducated people about coronavirus vaccine. Anon-probability ( purposive ) samples were gathered of 150 participants who were educated and uneducated from the following hospitals and health care centers at the Governorate of Babylon : Almusayab General Hospital, Almusayab Health Care Center and Alomarat Health Care Center. The result of our study indicated that the knowledge levels towards general information about the disease among the educated were high and the mean of general information about the disease shows (2.66). The majority level of knowledge among educated people about the Coronavirus Vaccine was high. Overall assessment level related to knowledge about the coronavirus among educated people was high. In the present study, the majority of knowledge levels among uneducated people towards general information about the Coronavirus and its vaccine was moderate. Concerning educational level, in this study the result of the comparison of mean scores knowledge towards the Coronavirus domains between educated and uneducated people reveals statistically significant differences between educated and uneducated people. Our study showed that there is no relationship between overall knowledge related to coronavirus among educated people and socio-demographic characteristics( Age, level of education). Also, our study showed no relationship between overall knowledge related to coronavirus among uneducated people and socio-demographic characteristics (Residency, Gender, Age, Marital status). However, there was a relationship between overall knowledge related to coronavirus among educated people and monthly income. At p-value 0.05. regarding gender, the study showed a significant association between gender, and knowledge level toward COVID-19. Our study showed a relationship between overall knowledge related coronavirus among uneducated people and monthly income. At a p-value 0.05, concerning the relationship between knowledge related to coronavirus among uneducated people and socio-demographic characteristics. Our study showed there is no relationship between overall knowledge related to coronavirus among uneducated people and socio-demographic characteristics ( Age, level of education). According finding conclude that associations were found between overall knowledge related coronavirus among uneducated people and gender at p-value 0.05. More ever based on the findings the study recommended preparing health education programs among the population to promote knowledge concerning coronavirus and its vaccine added to encouraging people to get vaccinated to reduce the epidemic, good and healthy nutrition that supports the immune system like beef, zinc, fruits rich in vitamin C, as well as exercising to keep people away from the epidemic, the necessity of maintaining respiratory hygiene (for example, should cover your nose and mouth with tissue or with your bent elbow when sneezing or coughing, then Throw away used tissues right away), avoid closed and poorly ventilated places unless necessary, and quarantine is necessary during contact with an infected person to reduce the spread of infection.
Assessment of primary care providers' knowledge about tetanus vacci̇ne in diwaniyah governorate, İrak
Background: Tetanus is an extremely dangerous infection that is brought on by the Clostridium tetani bacterium. The spores of the bacteria that cause tetanus are dispersed throughout the environment. The bacteria cause the muscles to tighten more than normal, which results in spasms, stiffness, and an arching of the spine. In the end, it becomes more difficult to breathe, and spasms occur with an increased frequency. Objective: To Assess of primary care providers' knowledge about tetanus vaccine and Determining the relationship between demographic characteristics of primary care providers and their knowledge about tetanus vaccine in Diwaniyah Governorate, Iraq. Methods: The study was conducted on 200 primary care providers using the G.Power program. It took 15 to 25 minutes to fill out the questionnaire from primary care providers in the Iraqi Diwaniyah governorate during the period from December 27th 2021- February 26th 2022. Results: The results showed a statistically significant relationship between nurses' knowledge of tetanus vaccine, their age and education level, as it was found that education, years of practice and continuing education are closely related to the levels of experience of healthcare professionals. Conclusion: The results show that there is a statistically significant relationship between the nurses' knowledge about the tetanus vaccine and their age and education level. The study recommended that it is important to initiate training session to improve nurses knowledge about communicable diseases, especially tetanus. Key Words: Assessment, primary care providers, knowledge, tetanus vaccine.
Ebeveynlerin çocukluk dönemi aşılarıyla ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk dönemi aşılarıyla ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Kesitsel tipte tanımlayıcı araştırmanın evrenini Kasım 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Çatalzeytin ve İhsangazi Aile Sağlığı Merkezlerine herhangi bir sebeple başvuran 0-6 yaş çocuğu bulunan 110 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırma verileri, ebeveynlerin sosyo demografik özelliklerini, aşılar ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını belirleyen anket formu ve "Aşıya ilişkin Tutumlar Ölçeği" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler, SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası karşılaştırmada t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin %85.5'inin aşıların gerekli olduğunu düşündüğü, % 90.9'unun çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırdığı ve %29.1'inin en az bir özel aşı yaptırdığı belirlenmiştir. Rutin aşı takviminde yer alan herhangi bir aşı hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynlerin oranı %10.9'dur. Ebeveynlerin %74.5'i aşıların yan etkisi olduğunu ve %8.5'i otizmi, %6.1'i de kısırlığı aşı yan etkisi olarak düşünmektedir. Ebeveynlerin, Aşıya İlişkin Tutumlar Ölçeği puan ortalamaları 50.43±9.00 olup aşılara ilişkin tutumları orta düzeydedir. İl merkezinde yaşayan, gelirinin giderinden fazla olduğunu ifade eden, aşıların gerekli olduğunu düşünen ve aşılar hakkındaki bilgiyi sağlık profesyonelinden alan ebeveylerin Aşıya İlişkin Tutumlar Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p≤0.05). Sonuç: Çalışmada ebeveynlerin önemli bir bölümünün çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırdığı belirlenmekle birlikte aşının gerekli olmadığını düşünen, aşıların yan etkileri konusunda yanlış bilgiye sahip olan ve rutin uygulanan aşılar hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynlerin de olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin aşılara yönelik tutumlarının olumlu yönde değişmesi için aşılar hakkındaki bilgi gereksinimlerinin belirlenmesi, aşılar ve aşılama programları hakkında doğru ve güvenilir bilgilerin sağlanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Aşı, Aşılama, Aşıya İlşkin Tutum, Ebeveyn.