Vocational attitude
126 theses under this subject heading
Aidiyet duygusu açısından konut mekan ve donatı tercihlerinde mesleğe bağlı değişkenler
İnsanın kimliğini dilediği gibi yansıtabildiği, gerek tek başına gerek aile ve arkadaşlarıyla dilediğince vakit geçirebildiği, anılar biriktirdiğin en mahrem, en özel mekan konuttur. İnsan hayatında bu denli önemli bir mekan olan evin kullanıcı ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşamın vazgeçilmez şartıdır. İçinde geçirilen zamanla birlikte insan evi ile duygusal bir bağ kurarak mekansal aidiyet duygusu geliştirir. Bu çalışmada öncelikle mekansal aidiyet duygusu yaratmada rolü olan konut memnuniyeti, konut kalitesi, kendileme kavramları üzerinde durulacak daha sonra mekansal aidiyet duygusu incelenecektir. Tezin alan çalışması kısmında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışmakta olan akademik personele kendi konut mekanlarında, yaşam alanlarında yapmış oldukları mekan ve donatı tercihleriyle ilgili sorular bululan anket çalışması uygulanarak bu tercihlerde meslek gruplarına bağlı değişkenlikler olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmanın, meslek ve alınan eğitimin donatı tercihleri üzerinde etkili olup olmadığı, meslek gruplarının arasında ki tercih farklılıkları ve özellikle tasarım eğitimi almış kullanıcıların tercihleriyle diğer meslek grupları arasında belirgin bir fark olup olmadığını anlamak konusunda önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir.
İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Tuzla örneği
Bu çalışmanın amacı, İstanbul Tuzla ilçesinde görev yapan ilkokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Bunun için öğretmenlerin, örgütsel adalet algısının ve mesleki motivasyon düzeylerinin; cinsiyet, yaş, branş, medeni durum, çocuk durumu, çocuk sayısı, mesleki hizmet süresi, bulunduğu okuldaki hizmet süresi, sendika üyeliği, eğitim durumu, en son mezun olunan okul değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2013-2014 öğretim yılında İstanbul ili, Tuzla ilçesi MEB' e bağlı 22 tane resmi ilkokulda görev yapan 678 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi belirlenirken Tuzla ilçesindeki okulların bulunduğu bölgeler, 4 farklı sosyo-ekonomik düzeyde değerlendirilmiş, dolayısıyla örneklem seçimi için 4 adet tabaka oluşturulmuştur. Daha sonra örneklem sayısı/evren formülünden üretilen oranla tabakaların evren üzerindeki ağırlığı hesaplanarak her tabakadan alınacak örneklem miktarı belirlenerek toplam 330 anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Adalet Ölçeği ve Öğretmen Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. veriler, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği (ÖAÖ)" ile Polat (2010) tarafından yüksek lisans çalışması için uyarlanan "Öğretmen Motivasyon Ölçeği (ÖMÖ)" ile toplanmıştır. Analiz için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), non-parametrik Kruskal Wallis-H testi ve bağımsız grup t testi uygulanmıştır. Analiz neticesinde örgütsel adalet ve motivasyon ölçeklerinin alt boyutlarında herhangi bir farklılaşma bulunamazken; sadece etkileşimsel adaletin cinsiyet değişkenine göre erkekler lehine anlamlı bir farklılaşma tespit edilmiştir. Pearson Korelasyon Analizi sonucunda öğretmenlerin örgütsel adalet algısı ve mesleki motivasyon düzeyi ilişkisi için tüm değişkenler arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=,00; p < ,01). Anahtar Sözcükler: Örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, etkileşimsel adalet, motivasyon.
Şırnak ilinde çalışan sağlık profesyonellerine yönelik şiddetin, mesleki profesyonel tutumlarına ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada Şırnak İlinde çalışan sağlık profesyonellerinin şiddete maruz kalma sıklıklarının, tükenmişlik düzeyinin belirlenmesi; şiddetle mesleki profesyonel tutumları ve tükenmişlik ilişkisinin değerlendirilmesi ile bunları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Şırnak Devlet Hastanesi (400), İdil Devlet Hastanesi (130), Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi'nde (400) çalışan 930 sağlık profesyoneli, örneklemini ise olasılıksız örneklem yöntemlerinden olan gelişigüzel örneklem yöntemi ile seçilen 310 sağlık profesyoneli oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Sosyo-Demografik ve Araştırma ile İlgili Sorular Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ)" ve "Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri (MPTE)" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 29,71±4,9, aylık fazla mesai çalışma saati ortalaması 64,56±3,58 olarak bulunmuştur. 161'i (%51,9) çalıştığı kurumda şiddete uğramış, 143'ü (%73,3) sözel şiddete maruz kalmıştır. Şiddete maruz kalanların 138'i (%44,5) beklemeye tahammülsüzlük nedeniyle şiddete maruz kalmış, şikâyette bulunanlardan 102'sinin (%32,9) şikâyeti sonucunda hiçbir şey yapılmamış, 54'ünün (%61,4) şikâyeti sonucunda hiçbir ceza verilmemiş ve şiddet uygulayan serbest bırakılmıştır. 135'inin (%72,2) şiddet sonrası çalışma isteği azalmış, şiddete maruz kalanların 160'ı (%83,3) şiddete maruz kaldıktan sonra yöneticilerden destek görmemiştir. Yaş ile MTÖ alt boyutları arasında negatif, MPTE toplam puan ortalaması ile pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada katılımcıların MPTE toplam puan ortalaması ile MTÖ duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık alt boyutu puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki görülmüştür. MTÖ alt boyutlarının farklı değişkenlerde anlamlı farklılık gösterdiği bulunmakla birlikte duygusal tükenme ve duyarsızlaşmanın şiddet sonrası istifa etmeyi ve mesleki bırakmayı düşünenlerde anlamlı olarak yüksek çıktığı, kişisel başarısızlık alt boyutunun şiddet ile ilgili sorulardan etkilenmediği görülmüştür. MPTE'nin farklı değişkenlerde anlamlı farklılık gösterdiği bulunmakla birlikte şiddet nedeni ile mesleği bırakmayı düşünmeyenlerde anlamlı olarak yüksek çıktığı bulunmuştur. Sonuç: Şiddetin ve etkilerinin tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşmayı daha fazla etkilediği görülmüştür. Mesleki profesyonelliğin ise şiddetten etkilenmediği tespit edilmiştir. Katılımcıların MPTE toplam puanları arttıkça daha az duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık yaşadığı görülmüştür. Çalışmamızda sağlıkta şiddetin artmasını önlemek için sağlıkta şiddete karşı uygulanan cezaların artırılması, sağlıkta şiddete ilişkin tek ve kapsamlı bir düzenleme bulunmaması ve yasa maddelerinin çok dağınık ve çeşitli kanunlar arasına serpiştirilmiş olması sebebi ile tek bir kanun içinde yer verilerek yasa uygulayıcılarının farkındalıklarının arttırılmasının sağlanması, sağlık profesyonellerine şiddet uygulan kişilere caydırıcı cezaların verilmesi, medyanın sağlık camiasına bakış açısının değişmesi için gerekli çalışmaların yapılması ve bununla ilgili düzenli eğitimlerin verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, şiddet, meslekte profesyonel tutum, tükenmişlik
Hemşirelik öğrencilerinin özsaygı düzeyleri ve hemşirelik mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin özsaygı düzeyleri ve hemşirelik mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla, tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlandı. Bu çalışma, Haliç Üniversitesi hemşirelik öğrencileri ile gerçekleşti. Çalışmanın evrenini 390 hemşirelik öğrencisi oluştururken örneklemini ise evreni bilinen örneklem yöntemi ile hesaplanan 194 hemşirelik öğrencisinin oluşturması planlanmış olup 202 öğrencinin katılımı ile veri toplama süreci tamamlanmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Coopersmith Özsaygı Envanteri, Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Packagefor Social Sciences) 27.0 programı kullanılarak analiz edildi. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemi kullanılmıştır. Üç veya daha fazla grup için anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Normal dağılıma sahip olmayan iki nicel değişkenin ilişkilerinin incelenmesinde "Spearman" korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalamasının 20,79±1,72 (yıl) ve %65,3'ünün (n=132) 20-22 yaş aralığında, %76,7'sinin (n=155) kadın, %29,7'sinin (n=60) 1. sınıfta, %34,2'sinin (n=69) ailesinin demokratik – sorun çözücü bir tutumu olduğu ve %65,3'ünün (n=132) düz lise–anadolu lisesi mezunu olduğu belirlenmiştir. Coopersmith Özsaygı Envanteri ile Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği puanları arasında pozitif yönde anlamlı sonuç elde edilmiştir (r=0,231; p<0,001). HMYTÖ – Toplam arttıkça, genel özsaygı, sosyal özsaygı, ev-aile özsaygı ve CÖE – Toplam puanları artmıştır. Bu çalışmanın sonuçları, hemşirelik öğrencilerinin özsaygılarının profesyonelleşme ve sosyalleşme süreçlerinden büyük ölçüde etkilendiğini ortaya koymuştur. Öğrencilerin akademik kurumların ve akademik personelin denetiminde geçirdikleri sürenin uzunluğu nedeniyle bu konuya daha fazla dikkat edilmelidir. Müfredat geliştirme sırasında hemşirelik öğrencileri arasında daha yüksek düzeyde Özsaygının gelişimini kolaylaştıracak faktörlerin dikkate alınması gerekmektedir. Özsaygı kavramı farklı kültürel etkilerden ve bağlamlardan etkilenmektedir. Diğer üniversitelerde de benzer çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin matematik öğretmenliğini tercih etme isteği nedenleri
Bu çalışmanın amacı üniversite sınavına hazırlanan ve matematik öğretmenliği bölümünü seçmeyi düşünen öğrencilerin seçimlerinde etkilendiği faktörleri belirlemektir. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşme tekniğine uygun olarak düzenlenmiştir. Bu görüşmeler çerçevesinde uygun bir ortamda öğrencilerin konuyla ilgili algıları ve dikkat çekmek istedikleri durumlar tartışma konusudur. Bu araştırma 2018-2019 Eğitim - Öğretim yılında Van ilinin İpekyolu ilçesindeki özel bir eğitim kursunda matematik düzeyinde sınava hazırlanan 20 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar yaş, cinsiyet, sosyoekonomik, kültürel, çevresel, bilimsel, medyatik, web tabanlı vs. özellikleri dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Katılımcıların her birine araştırma hakkında önceden bilgilendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bu meslek tercihi ile ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda öğrencilerin kararlarında etkili olan faktörlerden bazıları şunlardır: • Ailesinde ve yakın çevresinde bu mesleği seçenler • Ailesinin eğitim düzeyi • Eğitime katkıda bulunabileceğini düşünmesi • Sosyal yönünün güçlü olması • Öğretmenine olan sevgisi • Kutsal bir meslek olduğu düşüncesi • Kişinin web tabanlı incelemelerde bu mesleğe olan ilgisi • İş garantisi
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik motivasyon düzeylerinin incelenmesi
Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Motivasyon Düzeylerinin İncelenmesi Bu araştırma sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik motivasyon düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada daha önceden Acat ve Yenilmez (2004) tarafından eğitim fakültesi öğrencilerine yönelik hazırlanıp uygulanmış olan 5'li likert türü ölçek kullanılmıştır. 23 sorudan oluşan bu ölçek 2016-2017 akademik yılında Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümü 1., 2., 3., ve 4. sınıfta okuyan 202 öğretmen adayına uygulanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik motivasyon düzeyine ilişkin görüşleri belirlenerek bu görüşlerin cinsiyet, okumakta olduğu sınıf, sosyal bilgiler programına isteyerek mi geldiği, mezun olduğu lise, yetişme yeri, anne ve baba mesleği, anne ve babanın öğrenim durumu ve ailenin aylık geliri gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sosyal bilgiler öğretmen adaylarının maksimum 115 olabileceği motivasyon düzeyi 84 iken, genel motivasyon ortalaması ise 5 üzerinden 3,6 ile ortalamanın üzerindedir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre katılımcıların sorulara verdikleri yanıt ortalaması "katılıyorum" aralığındadır. Araştırmada motivasyon sorunlarına ilişkin olarak ortaya çıkan sonuç ise öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine ilişkin olarak motivasyon sorununu kısmen yaşamaktadırlar. Bu sorun 2,6 ortalama ile çok yüksek düzeyde değildir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre kadın öğretmen adaylarının motivasyon düzeyi, erkek öğretmenlere göre daha yüksek iken sosyal bilgiler öğretmenliği programına isteyerek gelenlerin motivasyon düzeyi isteyerek gelmeyenlere göre daha yüksektir. Yine araştırma sonuçlarına bakıldığında öğretmen adaylarının okuduğu sınıf değişkenine göre 1. sınıftan 4. sınıfa göre motivasyon düzeyinde artış görülmektedir. Bunun dışında değişkenler arasında genel olarak anlamlı bir farklılık olmasa da öğretmen adaylarının sorulara verdiği yanıtlarda aile sosyo-ekonomik düzeyi değişkeninde iki maddede, yerleşim yeri değişkeninde bir maddede ve anne öğrenim durumu değişkeninde iki maddede anlamlı farklılıklar görülmüştür. Bunların dışında değişkenler arasında herhangi bir anlamlı farklılık görülmemiştir.
Öğretmenlerin bakım düzeylerinin tutumlarına, iyi oluş hallerine ve tükenmişliklerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen bakımı, öğretmen tutumu, iyi oluş ve tükenmişlik düzeyleri arasında bir model geliştirmektir. Araştırmada öğretmen bakımının öğretmenlerin psikolojik ve mesleki çıktılarındaki rolü çok değişkenli bir model üzerinden incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu İstanbul ilinde görev yapan 498 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, demografik bilgi formu, öğretmen bakım ölçeği, öğretmen tutum ölçeği, öğretmen iyi oluş hali ölçeği ve tükenmişlik envanteri–eğitici formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde öncelikle betimleyici istatistikler ve Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliğini test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizleri (DFA) gerçekleştirilmiştir. Ölçüm modelinin test edilmesinin ardından çoklu normallik varsayımı kontrol edilmiş; varsayımın sağlanamaması nedeniyle model analizinde DWLS (Diagonally Weighted Least Squares) kestirim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modelinin testinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) uygulanmıştır. Modelin uyum değerleri değerlendirilmiş, path diyagramı oluşturulmuş ve modelin doğrudan ve dolaylı etkileri analiz edilmiştir. Parametre kestirimlerine ek olarak modele ilişkin diğer kontrol analizleri de yapılmıştır. Tüm analizler Jamovi programı aracılığıyla yürütülmüştür. Bulgulara göre, tükenmişlik iyi oluşu negatif yüksek düzeyde yordamaktadır. Öğretmen bakımı; öğretmen tutumunu pozitif orta düzeyde, iyi oluşu pozitif düşük düzeyde ve tükenmişliği negatif yüksek düzeyde yordamaktadır. Öğretmen bakımı, dolaylı olarak yalnızca tükenmişlik aracılığıyla öğretmen tutumunu yordamaktadır. Araştırma sonuçları ilgili literatüre göre tartışılmış ve geleceğe yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerin mesleğe bakış açıları ve beklentileri
Günümüzde insanlar gelir düzeyinde artış, ekonomiklik, sosyalleşme, farklı kültürleri deneyimleme, yenilik arayışı gibi nedenlerle dışarıda yemek yemektedir. Bununla birlikte özellikle insanların eğitim ve kültür düzeyindeki artış da dışarıda yemek yeme davranışını ve tercihlerini etkilemektedir. Dolayısıyla insanlar dışarıda yemek yerken sadece lezzetli bir yemeği değil, dünya mutfaklarından örnekleri, farklı sunumları, farklı mutfak teknikleriyle hazırlanan yemekleri de arar hale gelmiştir. Bu durum hem Türkiye'de hem de dünyada gastronomi kavramının ön plana çıkmasına neden olmuştur. İlk kez 1800'lü yılların başında ifade edilen gastronomi kavramı ile ilgili ilerleyen yıllarda dünya genelinde çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da gastronomi kavramının Türkiye'de özellikle son 20 yıldır bilindiği ve bu süre zarfında popüler hale geldiği görülmektedir. İnsanların fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde bir anlam ifade etmeye başlayan gastronomi, ticari bir alan olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Dolayısıyla dışarıda yemek yeme ve iyi yemek yeme anlayışındaki bu değişim mesleğin aşçılık mesleğinin önüne geçerek yemek yapma ve sunmanın bir sanat haline dönüşmesine neden olmuştur. Bu durum ise insanların yemek yeme davranışıyla ilgili farklı ihtiyaçlarını karşılayacak kalifiye çalışanlara ve profesyonellere ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. İhtiyaç duyulan kalifiye mutfak profesyonellerini yetiştirmek amacıyla lisans düzeyinde eğitim kurumlarının açılmaya başlanmasıyla birlikte yetkin mutfak elemanları yetiştirilmeye başlanmıştır. Dünya'da verilen gastronomi öğreniminin yanı sıra Türkiye'de gastronomi alanıyla ilgili lisans düzeyinde 2010 yılında sadece bir üniversitede verilmeye başlayan gastronomi eğitimi 2022 yılında neredeyse tüm vakıf ve devlet üniversitelerinde verilen lisans düzeyinde bir öğrenim alanı haline gelmiştir. Bu durum Türkiye'de gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerin mesleğe bakış açıları ile ilgili merak uyandırmıştır. Ayrıca Türkiye'de var alan gastronomi bölümlerinin tamamında kontenjanların dolu olduğu, diğer bir ifadeyle Türkiye'deki gastronomi alanıyla ilgili bölümlerinin çok tercih edilen bölümler olduğu görülmektedir. Bu durum ise gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerinin mesleki beklentileri konusunda merak uyandırmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerin gastronomi mesleğine bakış açılarını ve meslekle ilgili beklentilerini ortaya koymaktır. Çalışmada evrenini Türkiye'de gastronomi öğrenimi gören öğrenciler oluşturmaktır. Ancak bu öğrencilerin tamamına ulaşmak mümkün olmadığından çalışmada örneklem belirleme yoluna gidilmiş ve çalışma kapsamına alınan öğrenciler kolayda örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Çalışma kapsamına 393 kişi alınmıştır. Çalışma kapsamında verilerin toplanması amacıyla anket tekniği kullanılmıştır. Anket formunun hazırlanmasında daha önceden yapılmış olan çalışmalardan yararlanılmıştır. Anket 30 Ocak 2021- 13 Nisan 2022 tarihleri arasında online anket olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 ve AMOS (Analysis of Moment Structures) 23.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında Gastronomi öğrencilerinin mesleğe bakış açıları ve beklentileri ölçeklerinin güvenilirliğini test etmek amacıyla güvenilirlik analizi, yapı geçerliliğini test etmek için Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Amos programı kullanılarak yapı geçerliliği test etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Verilerin normal dağılımı test edildikten sonra normal dağılıma sahip verilerde, iki bağımsız grubu karşılaştırmak için bağımsız t testi, ikiden fazla bağımsız grubu karşılaştırmak için ise tek yönlü varyans analizi uygulanmış ve fark bulunduğu durumda farkın hangi iki gruptan kaynaklandığını bulmak için Bonferroni kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi test etmek için Pearson korelasyon uygulanmıştır. Oluşturulan model doğrultusunda çoklu doğrusal regresyon uygulanmıştır. Çalışma sonucunda gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerin sırasıyla gastronomi mesleğini eşsiz, zor ancak iyi çalışma koşulları olan bir meslek olarak gördüğü, meslekten beklentilerinin ise mesleki olarak tatmin olma ve kariyer yapabilme ile ücret ve sosyal koşullardan tatmin olabilme olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç ise farklı demografik özelliklere sahip olan öğrencilerin mesleğe bakış açılarında meslekten beklentilerinin farklı olduğudur. Son olarak öğrencilerin mesleğe bakış açıları ve beklentileri arasındaki ilişki incelenmiş ve öğrencilerin mesleğe bakış açıları ile meslekten bekledikleri arasındaki ilişki açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise analiz sonuçlarından hareketle gastronomi alanında öğrenim gören öğrencilerin mesleğe bakış açıları ve beklentileriyle ilgili mevcut durum tartışılmış ve hem sektöre hem de öğrencilere beklentilerini karşılayabilmeleri amacıyla çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Çocuk refahı alanında çalışan meslek elemanlarının psikolojik dayanıklılıkları ve baş etme tarzları
Bu çalışma çocuk refahı alanında çalışan meslek elemanlarının psikolojik dayanıklılıklarını ve baş etme tarzlarını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma genel tarama modelinde tasarlanmış betimleyici bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Ankara Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü ve ilgili müdürlüğe bağlı kuruluşlardaki 108 meslek elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Görüşme Formu, Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF) ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ve konuyla ilgili yapılan araştırmalar ışığında tartışılarak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan meslek elemanlarının %67,6'sının kadın olduğu, %74,1'inin lisans mezunu olduğu, yarısının genç yetişkinlik döneminde olduğu, %38'inin sosyal hizmet uzmanı olduğu, mesleki deneyim ve çocuk refahı alanındaki deneyim süreleri bakımından yarısının 1-5 yıl arasında deneyime sahip oldukları bulunmuştur. Katılımcıların tamamına yakınının hizmet içi eğitime gereksinim duyduğu, eğitim alanların sayısının ise az olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Meslek elemanlarının psikolojik dayanıklılıklarının orta düzeyde olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. PDÖ'den alınan toplam puan ile meslek elemanlarının sosyo-demografik ve mesleki özellikleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (p>0,05). Meslek elemanlarının BÇSÖ-KF'ye göre güçlüklerle baş etmede en çok kullandıkları yöntemlerin problem odaklı ve duygu odaklı baş etme yöntemi olduğu bulunmuştur. Meslek elemanlarının sosyo-demografik özellikleri ve mesleki özelliklerine ilişkin değişkenler, BÇSÖ-KF'de en fazla kullanılan yedi alt boyut ile birlikte incelenmiştir. Yaş değişkeni ile DSDK ve DOK alt boyutlarında, cinsiyet değişkeni ile DOK alt boyutunda, mesleki hizmet süresi ile ASDK, PL, DOK, DSDK alt boyutlarında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). Son olarak ise BÇSÖ-KF ve PDÖ toplam puanı arasındaki ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmadan çıkan genel sonucuna göre; meslek elemanlarının eğitim ve bireysel baş etme yöntemleri ile psikolojik dayanıklılıklarını korumaya çalıştığı görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın inşa edilmesini sağlayacak kurumsal yöntemlerin ise oldukça az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmaya katılan meslek elemanlarının psikolojik dayanıklılık düzeyinde duygu odaklı baş etme yönteminin daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler Baş etme, çocuk refahı, çocuk refahı çalışanları, mesleki güçlük, psikolojik dayanıklılık rulacaktır.
Hekimlerin kişilik özellikleri bağlamında klinik rehberlere yönelik tutumları ve kullanım engelleri
Bu araştırmanın amacı hekimlerin kişilik özellikleri, klinik rehberlere yönelik tutumları, rehber kullanım engelleri bağlamında rehber kullanım sıklıklarını etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Veri toplama aracı olarak Beş Faktör Kişilik Ölçeği ile literatür taraması sonrasında hazırlanan klinik rehberlere yönelik tutum ve rehber kullanım engel ifadelerini içeren anket kullanılmıştır. Bir kamu hastanesinde görev yapan 245 hekimden veriler elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS (23) ve AMOS (24) istatistik programları kullanılarak yapılmıştır. Analizlerde Açıklayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Kruskal Wallis H Analizi, Mann Whitney U Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi ve Yapısal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz bulgularında; hekimlerin kişilik özellikleri ile rehberlere yönelik tutum, rehber kullanım engelleri ve rehber kullanımı arasında anlamlı ilişkiler olduğu; kişilik özellikleri, rehberlere yönelik tutum ve rehber kullanım engellerinin rehber kullanımın belirleyicileri olduğu; hekimlerin kişilik özellikleri ile rehber kullanımı arasındaki ilişkide rehberlere yönelik tutumun aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir. Tüm bulgular ışığında hekimlerin kişilik özelliklerinin rehberlere yönelik tutum, rehber kullanım engelleri ve rehber kullanımı üzerinde etkili olduğunu söylemek mümkündür. Rehber kullanımını artırmak için hekimlere rehberler hakkında eğitimler verilmesinin, farkındalıklarının artırılmasının, gerekli organizasyonel düzenlemelerin yapılmasının faydalı olabileceği değerlendirilmiştir.
Öğretmenlerin dijital hikâye anlatımı üzerinden mesleki kendini anlayışları ve öğretmen adaylarınca alımlanması
Bu çalışmada, öğretmen ve öğretmen adaylarının mesleki kendini anlama süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle 28 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ile mesleki yaşantılarına ilişkin dijital hikâye anlatımı atölyeleri yürütülmüştür. Sonrasında bu atölyelerde anlatılan dijital hikâyelerin (DH) öğretmen adayları tarafından nasıl alımlandığı incelenmiştir. Alımlama sürecine, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde öğrenim gören 15 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmada etnografik araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri, ses kayıtları, DH'ler ve gözlem notları yoluyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, öğretmenlerin mesleki kendini anlama süreçlerinde daha çok mesleki yaşamda karşılaştıkları sorunların rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Özellikle öğretmenlerden teknik her işin yapılması istenerek teknik eleman gibi çalışmaları, dersin bölünerek başka işlerin yapılmasının istenmesi, beklentinin yüksek olması ve öğretim programının yetersiz olması sorunları karşısında öğretmenlerin çabalayan, araştıran, kendini geliştiren öz-imaja sahip oldukları; öz-saygılarına ilişkin yılma-bıkkınlık yaşadıkları; iş-motivasyonu konusunda işlerinden soğudukları; görev algılarını sorguladıkları ve gelecek bakış açılarına ilişkin ise branş değişikliği isteme, idareci olarak devam etme durumlarının olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmen adayları ise DH'lerin mesleki yaşantıda karşılaşabilecekleri sorunlara nasıl çözüm yolu bulabilecekleri konusunda yol gösterici olduğunu ve gerçek yaşamdaki sınıf yönetimi konusunda haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Bu noktada DH'lerle öğretmen eğitiminde kuram ve uygulama arasında bağ kurulabildiği söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerinin incelenmesi (İzmir İli örneği)
Amaç: Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modellerini belirlemek ve farklı değişkenler açısından incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İzmir'de görev yapan 98'i (%54.7) erkek, 81'i (%45.3) kadın öğretmenden oluşan 179 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Mesleğe Yönelik Davranış ve Yaşantı Modelleri Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler güvenilirlik analizi, tanımlayıcı analiz, bağımsız örneklem t testi, ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan beden eğitimi öğretmenlerin 91'i (%50.8) Tip "G" (Güzel Sağlık), 33'ü (%18.4) Tip S (Sakınmacı Davranış), 45'i (%25.1) Tip A (Aşırı Bağlılık) ve 10'u (%5.6) Tip B (Burnout-Tükenmişlik) davranış ve yaşantı modelindedir. Sonuç: Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleğe yönelik davranış ve yaşantı modelleri cinsiyete, medeni duruma, çocuk sayısına, çalıştığı kurum türüne, spor okulu görevine, yaşa ve mesleki deneyime göre farklılık göstermektedir.
Temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ve mesleki tutumları (Rize ili örneği)
Bu araştırmada; temel eğitimde görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına, medeni durumlarına ve görev yaptıkları okulun bulunduğu yere bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının istatistiksel olarak mesleki tutumlarından kestirilip kestirilemeyeceği regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan 138 okulöncesi öğretmeni ve 323 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 461 öğretmenin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tepe (2011) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz-yeterlik İnançları Ölçeği" ve Çetin (2006) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının iletişim becerileri ve planlama alt boyutlarında cinsiyetlerine bağlı olarak; öğrenme-öğretme süreci, aile katılımı ve planlama alt boyutlarında ise branş değişkenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançlarının kıdem, görev yaptıkları okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, branş değişkenine bağlı olarak sevgi ve değer alt boyutlarında; cinsiyet değişkenine bağlı olarak ise bütün alt boyutlarda (sevgi, değer ve uyum) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının kıdem, okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının, istatistiksel olarak, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarından kestirilebildiği görülmüştür. Bir başka ifadeyle, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Öz-Yeterlik İnancı, Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum
Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyine göre farklı illerde görev yapan fizyoterapistlerin mesleki tutum, mesleki memnuniyet ve iş doyumlarının incelenmesi
Amaç: Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyine göre farklı illerde görev yapan fizyoterapistlerin mesleki tutumlarını, mesleki memnuniyetlerini ve iş doyumlarını incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Denizli ve Muş illerinde görev yapan, en az bir yıllık çalışma deneyimine sahip olan gönüllü fizyoterapistler dahil edildi. Katılımcılara araştırmacılar tarafından hazırlanan 20 soruluk anketin yanı sıra Fizyoterapistlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği, Minnesota İş Tatmini Ölçeği, İş Doyumu Ölçeği, Mesleki Memnuniyet Skalası uygulandı. Bulgular: Çalışmaya Denizli ilinden 102 (yaş ortalaması 28,36 ± 5,07 yıl), Muş ilinden 53 (yaş ortalaması 29,47 ± 4,65 yıl) fizyoterapist katıldı. Denizli'deki fizyoterapistlerin %63,7'si, Muş'taki fizyoterapistlerin %51'i mesleklerinden memnun olduklarını ifade etti. Denizli'deki fizyoterapistlerin ortalama mesleki memnuniyet düzeyi, Muş'taki fizyoterapistlerden anlamlı derecede yüksekti (p=0,027). İş doyumu açısından her iki grup da yüksek seviyelerde iş doyumuna sahip olup, fiziksel koşullar ve kontrol otonomi alanlarında Denizli'deki fizyoterapistlerin iş doyumu daha yüksekti (p<0,005). Fizyoterapistlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği'nin tüm alt boyutlarında ve toplam puanı açısından Denizli'deki fizyoterapistlerin ortalama puanları, Muş'taki fizyoterapistlerden anlamlı derecede yüksekti (p≤0,005). Ayrıca, mesleki tutum, mesleki memnuniyet ve iş doyumu arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu saptandı (p≤0,005). Çalışma ortamı ve temposu, maaş memnuniyeti ve mesleki gelişim fırsatları açısından da gruplar arasında belirgin farklılıklar gözlemlendi (p≤0,005). Sonuç: Çalıştığı ilin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin, fizyoterapistlerin mesleki tutum, iş doyumu ve memnuniyeti üzerinde etkileri olabileceği saptandı. Denizli'deki fizyoterapistler, daha yoğun bir çalışma temposu, daha fazla mesleki gelişim fırsatı, daha yüksek iş doyumu ve mesleki memnuniyete sahipken; Muş'ta görev yapan fizyoterapistlerin gelir düzeyleri daha yüksekti. Bununla birlikte maaş memnuniyeti bakımından her iki grubun da düşük seviyede memnuniyet bildirmesi, maaşın tek başına iş tatminini sağlamada yeterli bir faktör olmadığını göstermektedir. Fizyoterapistlerin mesleki memnuniyetini artırmak, iş doyumlarını sağlamak ve olumlu mesleki tutum geliştirmelerini desteklemek için bölgesel farklılıkların göz önünde bulundurulduğu, kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.
Zihin engelliler iş okullarındaki öğretmenlerin mesleğe hazırlık etkinlikleri ve öğrencilerin mesleki yeterliklerine ilişkin görüşleri
Bu araştırma ile zihin engellilere yönelik iş okulları atölyelerinde görevli eğitici personelin, mesleğe hazırlık becerilerine yönelik etkinliklerine yer verme durumlarının ve atölye öğretmenlerinin, son sınıf öğrencilerinin mesleğe hazırlık becerilerindeki yeterlik düzeyleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Marmara Bölgesi'ndeki beş iş okulunun atölyelerinde görevli 15'i atölye öğretmeni olmak üzere 25 eğitici personel ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Eğitici personelin %51,14'ü zihin engelli öğrencilerin öğretim programlarında mesleğe hazırlık becerilerine yönelik etkinliklere sık sık; %40,57'si bazen yer vermekte; %8,29'u ise hiç yer vermemektedir. Mesleğe hazırlık becerilerinde atölye öğretmenlerinin %37,7'si öğrencileri yeterli; %42,17'si kısmen yeterli ve %20,13'ü ise yetersiz olarak görmektedir.
İlköğretim ve ortaöğretim örgütlerinde uygulanan beden eğitimi derslerinde karşılaşılan istenmeyen öğrenci davranışları ve bu davranışlarla başa çıkmada benimsenen yaklaşımlar: Afyonkarahisar ili örneği
Bu arastırmanın amacı ilkögretim ve ortaögretim örgütlerinde uygulanan beden egitimi derslerinde karsılasılan istenmeyen ögrenci davranısları ve bu davranıslarla basa çıkmada benimsenen yaklasımları beden egitimi ögretmenlerinin görüsleri açısından belirlemek ve bu görüslerin cinsiyet, mesleki kıdem ve görev yapılan ögretim basamagı degiskenleri açısından farklılıklar gösterip göstermedigini saptamaktır. Bu amaçla gelistirilen veri toplama aracı 2006 yılı mayıs ayı içerisinde Afyonkarahisar ili ve ilçelerindeki ilk ve ortaögretim örgütlerinde görev yapan 129 beden egitimi ögretmenine uygulanmıstır. Nitel ve nicel arastırma yöntemiyle elde edilen verilerin incelenmesi sonucunda, beden egitimi ögretmenlerinin sınıf yönetimi sürecinde karsılastıkları istenmeyen ögrenci davranısları ile alanyazında belirtilen davranıslar benzerlik göstermektedir. Beden egitimi derslerinde alanyazından farklı olarak ?Derste cinsiyet ayrımı yapma? davranısı oldukça sık görülmektedir. Beden egitimi ögretmenlerinin karsılastıkları sınıfiçi istenmeyen ögrenci davranısları ögretmenlerin cinsiyetlerine göre farklılık göstermemekle birlikte, beden egitimi ögretmenlerinin mesleki kıdemleri arttıkça, ögrencilerden derse hazırlıklı gelmelerine yönelik beklentileri artmakta ve ayrıca ilkögretim örgütlerinden görülen istenmeyen davranıslar ögrencilerin birbirleri ile olan iliskilerinden ortaya çıkarken, ortaögretim örgütlerindeki ögrenciler okul ve sınıf kurallarına iliskin istenmeyen davranıslar sergiledigi görülmüstür. ilk ve ortaögretim örgütlerinde görev yapan beden egitimi ögretmenleri istenmeyen ögrenci davranıslarının ortaya çıkma nedenlerini genelde aileye ve sınıfa dayandırmakla birlikte kendilerinden kaynaklanan nedenlerin olmadıgı görüsündedirler. Beden egitimi derslerinde karsılasılan istenmeyen davranıslara karsı beden egitimi ögretmenlerinin her zaman benimsedikleri yaklasımların iyilestirici ve önleyici yaklasımlar oldugu gözlenmistir. Bu yaklasımların kullanılması modern egitim anlayısı açısından olumlu bir sonuç oldugu söylenebilir.
Öğretmen adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile öz-yeterlik inançları ve öğretmenliğe ilişkin tutumları arasındaki ilişki
Bu çalışmada, öğretmen adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile öz-yeterlik inançları ve öğretmenliğe ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda araştırma sorularına yanıt aramak amacıyla ilişkisel tarama modelinde bir çalışma desenlenmiştir. Araştırmada, tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve çalışma 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde Türkiye'deki eğitim fakültelerinin son sınıfında öğrenim görmekte olan 2081 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Çalışmada verilerin analizinde çoklu doğrusal regresyon analizi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi ve bağımsız gruplar için t-testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, cinsiyet, algılanan öğretmen kimliği düzeyi, algılanan akademik başarı ve öğrenim görülen programdan memnuniyet düzeyleri değişkenlerinin küçük etkiye sahip olmakla birlikte öğretmen adaylarının olası benlikleri için önemli değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın sonuçları, beklenen olası öğretmen benlikleri ile öz-yeterlik inançları ve mesleğe yönelik tutumları arasında pozitif bir ilişki olduğunu, korkulan olası öğretmen benlikleri ile öz-yeterlik inançları ve mesleğe yönelik tutumları arasında ise negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre, öz-yeterlik inançları ve mesleğe yönelik tutum beklenen olası öğretmen benliklerinin önemli yordayıcıları iken korkulan olası öğretmen benliklerini yordayan tek değişkenin öz-yeterlik inancı olduğu bulunmuştur. Anahtar sözcükler: öğretmen adaylarının olası benlikleri, öğretmen öz-yeterlik inancı, öğretmenliğe ilişkin tutum, öğretmen eğitimi.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleğe yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğretmen adayları ile Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon Eğitimi alan öğretmen adaylarından oluşan toplamda 407 kişi katılmıştır. Katılımcılara 4 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, 23 sorudan oluşan Mesleğe Yönelik Sevgi ve Mesleğe Yönelik Kaygı alt boyutlarını içeren "Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmış ve bu test sonucunda değişkenlerin normal dağılım göstermedikleri görülmüştür. Bu nedenle araştırmada ikili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve çoklu grup karşılaştırmaları için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre Mesleğe Yönelik Kaygı boyutunda öğretmenlik bölümü öğrencilerinin, formasyon eğitimi alan öğrencilerine göre daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir.
Antrenörlerin öz yeterlilik ve antrenörlüğe yönelik tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Orta Karadeniz örneği)
Bu çalışmanın amacı, Orta Karadeniz bölgesinde yer alan 5 ilde (Çorum, Samsun, Amasya, Ordu, Tokat) 2020/2021 sezonu için vizeli ve lisanslı farklı branşlardaki antrenörlere; antrenörlerin öz yeterlilikleri ile antrenörlerin tutum düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamızda ölçme aracı olarak (Koçak,2020).tarafından geliştirileren Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği ile (Koçak, 2020) tarafından geliştirilen Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılımdan gelip gelmediğine kolmogorov-smirnov testi ile bakılmıştır. Veriler parametrik şartları sağladığı durumda, bağımsız iki grup için independent samples T -Testi, ikiden fazla grup için F testi (ANOVA) ile analiz edilmiş olup, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalar için ANOVA kullanılırken, hangi grubun diğerlerinden farklı olduğunu belirlemek için homojenlik varsayımının sağlayanlarda scheffe, homojenlik varsayımını sağlamayanlarda tamhane's T 2 testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve kuvvetinin belirlenmesinde pearson korelasyon analizi kullanılarak, yanılma düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilirse, iki gruplu karşılaştırmalar için Mann-Whitney U, çoklu grup karşılaştırması için kruskal Wallis testleri uygulanarak. Değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için Spearman sıra sayılar korelasyon katsayısından faydalanılmış olup; Antrenörlük Öz yeterlilik toplam ve tüm alt ölçek puanları ile Antrenörlere yönelik tutum ölçekleri toplam ve tüm alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak çalışmamıza katılan antrenörler genel olarak yarısının 8 yıla kadar tecrübeye sahip oldukları görülmektedir.Antrenörlerin büyük bir oranı kamu sektöründe çalışan antrenörler olduğu, milli takım düzeyinde antrenörlük yapanların sayısının az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmamda iller arasında AÖY ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir yeterlilik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..Antrenörlerin antrenörlük kademeleri arttıkça buna bağlı olarak performans yeterliliklerinde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 5. ve 4. kademe antrenörler diğer alt kademedeki antrenörlere göre daha çok performans yeterliliklerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinde mesleki tutum, iş doyumu ve mesleki tükenmişlik ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tutum, iş doyumu ve mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu doğrultuda araştırma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri anket yöntemi ile toplanmış olup 522 beden eğitimi ve spor öğretmenine ulaşılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde parametrik olmayan analizlerden Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tutum ile iş doyumu arasında pozitif yönlü; her iki değişkenin mesleki tükenmişlik ile arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki tutumları olumlu düzeyde arttıkça iş doyumu düzeyleri de artmaktadır. Öte yandan öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeyleri arttıkça olumlu mesleki tutum ve iş doyumu düzeyleri de azalmaktadır. Ayrıca mesleki tutum ve iş doyumu düzeylerinde, refah durumu iyi olanların refah durumu orta olanlardan; mobbinge uğramayanların mobbinge uğrayanlardan; mesleğinde başarılı hissedenlerin başarılı hissetmeyenlerden; öğretmenlik yaptığı yerleşim biriminden memnun olanların memnun olmayanlardan; emekli olana kadar öğretmenlik yapma düşüncesi olanların bu yönde düşüncesi olmayanlardan; bir şans daha verilse tekrar öğretmen olmayı isteyenlerin bunu istemeyenlerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki tükenmişlik düzeyinde ise mobbinge uğrayanların mobbinge uğramayanlardan; mesleğinde başarılı hissetmeyenlerin başarılı hissedenlerden, öğretmenlik yaptığı yerleşim biriminden memnun olmayanların memnun olanlardan; emekli olana kadar öğretmenlik yapma düşüncesi olmayanların bu yönde düşüncesi olanlardan; bir şans daha verilse tekrar öğretmen olmayı istemeyenlerin bunu isteyenlerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sosyal medya kullanımı ile mesleki tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Sosyal Medya Kullanımı İle Mesleki Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Ege Bölgesinden iki devlet üniversitesindeki Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve motivasyonlarının neler olduğu, sosyal medya kullanma motivasyonları ve alışkanlıkları ile sosyo-demografik değişkenler ve mesleki tutumları arasındaki ilişkiler tespit edilmek istenmiştir. Çalışma evrenini, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmuştur. Ege bölgesinde yer alan bu iki devlet üniversitesindeki Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde öğenim gören öğrenciler araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma ile ilgili veriler, Bedir (2013), Ök (2013) ve Üstüner'in (2006) çalışmalarından gerekli izinler alındıktan sonra geliştirilen anket formu ile elde edilmiştir. Veriler, likert tipi ölçekli anketle toplanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programına aktarılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda sosyal ağların kullanım amacı ve öğretmenlik mesleği tutumları, öğretmen adaylarının yaş, cinsiyet, öğrenim gördüğü sınıf, internet ve sosyal ağları kullanma süresi, sosyal medya platformlarına göre farklılıkları anova ve t testi yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Sosyal Bilgiler Öğretmen adaylarının sosyal medya kullanımı ile mesleği tutumları arasında ilişki bulunduğu ve her iki anketin alt boyutlarından bir kısmının cinsiyet, sınıf ve sosyal ağları kullanma sıklığı gibi değişkenlere bağlı olarak farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda, sosyal medya kullanımı süresine göre Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının mesleki tutumları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde okuyan öğrencilerin öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının incelenmesi (Kocaeli örneği)
Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum, öğretmenlik mesleğinin başarısı açısından anahtar kavramlardan biridir. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumların mesleki başarılar ile ilişkili olduğu, mesleği iyileştirmek amacı ile öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesinin önemi vurgulanmaktadır. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumların belirlenmesi öğretmen yetiştirme programlarının değerlendirilmesi düzenlenmesi açısından da önem taşımaktadır. Farklı fakülte mezunu öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve programların değerlendirilmesinde yararlı olabilecektir. Bu doğrultuda, bu çalışmanın amacı Eğitim Fakültesi'nde ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler ışığında araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda evren içinden seçkisiz (random) örnekleme yöntemi ile seçilen Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 164 ve Fen Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 100 öğrenci örneklem grubu oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve Üstüner (2006) tarafından hazırlanan 34 soruluk Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15 analiz programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutumlara sahip olduğu görülmüştür. Değişkenlere göre yapılan analizlerde Eğitim Fakültesi öğrencilerinin Fen Edebiyat Fakültesi öğrencilerine göre daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğu görülmektedir. Öğrencilerin okudukları bölümü tercih sıralarının istatistiki farklılığa neden olduğu, okudukları bölüme ilk sıralarda yer veren öğrencilerin daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca araştırma bulguları öğrencilerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinin de öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını etkilediği, mesleği sevdiği için seçen öğrencilerin daha yüksek tutum puanlarına sahip olduğunu göstermektedir. Analiz bulguları ışında cinsiyet, sınıf seviyesi anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre öğrencilerin öğretmenlik mesleğine tutumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir.
Emin Erkul'un mesleki ve siyasi biyografisi
Operatör Emin Bey 1881 yılında günümüz Yunanistan sınırları içinde olan Serfiçe Sancağı'nın Grebene ilçesinde doğmuştur. İlk ve orta öğrenimi tamamladıktan sonra Tıp Fakültesinin Askeri bölümüne gitmiştir. Tıbbiyenin son sınıfındayken Erzurum'daki ailesinin yanına giden Emin Bey, babası Yahya Efendi'nin arkadaşı olan, Erzurum Askeri Hastanesi Başhekimi Binbaşı İbrahim Bey'in teşvikiyle, askeri hastanede küçük çaplı cerrahi operasyonlar yapmaya başlamıştır. 26 Ağustos 1905'te Tıp ve Cerrahi Bilimleri doktoru olarak mezun olmuştur. 6 Aralık 1905'te yardımcı tabip unvanı ile yüzbaşı rütbesi verilmiş ve Gülhane Askeri Hastanesi cerrahi servisinde asistan olarak görevlendirilmiştir. 28 Temmuz 1906'da operatörlük sertifikasını alan Emin Bey, 12 Kasım 1909'da Gülhane Askeri Hastanesi Operatörlüğüne atanmıştır. 1909 yılında Budapeşte Uluslararası Tıp Kongresi'ne gönderilmiştir. 13 Eylül 1910'da okul masraflarını ödeyerek askerlikten istifa etmiştir. Daha sonra Afyonkarahisar ve Konya'da Osmanlı Devleti'nin ilk özel hastanelerini açmıştır. Emin Bey 8 Ekim 1913'te Bursa İl Sağlık Müdürlüğü 'ne getirilmiştir. 30 Mart 1917'de ise Gureba Hastanesi Başhekimliği ve Cerrahi Şefliği görevlerine getirilmiştir. Emin Bey, altı ay Bursa Belediye başkanlığına vekalet etmiş ve Hilal-i Ahmer Bursa Şubesi Başkanlığını görevini yürütmüştür. Bursa'da görev yaptığı dönemde, 10 Ağustos 1915 ve 13 Ekim 1918 tarihlerinde Donanma Madalyası, 22 Kasım 1919'da Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Bursa Milletvekili olarak hizmetlerine devam etmiştir. Emin Bey, milletvekilliği süresince Anayasa, Bayındırlık ve Sağlık komisyonlarında görev almıştır. Milletvekilliği süresince 147 konuşma yapmış ve 13 soru önergesi vermiştir. TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık görevinin verilmesi hakkındaki, 20 Temmuz 1922 tarihli kanun teklifi Emin Bey ve Dr. Refik Bey tarafından verilmiştir. Emin Bey, Milli Mücadele döneminde cephe gerisinde operatörlük vazifesini yürütmüş ve kritik ameliyatlar gerçekleştirmiştir. 11 Ağustos 1923 tarihine kadar Bursa milletvekili olan Emin Bey, İkinci Meclis için yapılan seçimlerde, milletvekili seçilebilecek oyu alamamıştır. Emin Bey 5 Haziran 1924 yılında İstanbul'a Şehremini olarak atanmıştır. Emin Bey'in Şehreminliği döneminde, belediye zabıta teşkilatı kurulmuş, mezbaha ve soğuk hava depoları hizmete açılmıştır. Emin Bey, İstanbul'u ekonomik anlamda güçlendirmek için İtalyan Aero Espresso Havayolları şirketi ile anlaşarak, İstanbul- Rodos arasında deniz uçağı seferleri yapılmasını sağlamıştır. İstanbul'da turizm sektörünün gelişmesi amacıyla Türk Seyyahın Cemiyeti ile ortak çalışmalar yapmış ve rehber tercüman yetiştirme yetkisini kuruma vermiştir. Emin Bey 18 Ocak 1926 tarihinde sıhhi sebeplerden dolayı görevinden istifa etmiştir. İstifasından sonra, 3 Mart 1932 tarihine kadar mesleği ile ilgilenmiştir. 1 Ocak 1934 tarihinde Osmanlı Bankası yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir. 2 Mayıs 1939'da ABD Askeri Cerrahlar Derneği'nin fahri üyeliğine seçilmiştir. Emin Bey, Milli Mücadele döneminde, o dönem bulunamayan kendi imal ettiği sterilizasyonu (otoklav) Washington'da toplanan Uluslararası Askeri Cerrahlık ve Eczacılık Kongresi günlerinde sergilemiştir. Daha sonra bu otoklavı Washington Askeri Tıp Müzesi'ne bağışlamıştır. Emin Bey 7 Şubat 1947 tarihinde 131 numaralı Bursa Belediye Meclisi'nin aldığı karar ile Bursa Fahri Hemşehriliği ile taltif edilmiştir. Emin Bey evli ve iki çocuk babasıydı. Kendi buluşu olan bir alet ve özel yöntemi ile sünnet işlemi hakkında bir broşürü ve tıp yaşamı ile alakalı anılarını yayınlamıştır. Emin bey Fransızca, İngilizce, Rumca ve Almanca biliyordu. Emin Bey, 3 Haziran 1964'te İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Emin Bey'in cenazesi 5 Haziran Cuma günü Kadıköy Osmanağa Camii'nden kaldırılarak, Merdivenköy Kabristanı'nda bulunan aile mezarlığına defnedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Operatör Emin Bey, Şehremini, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM).
İlköğretim okulu öğretmenlerinin yetkinlik duyguları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutmları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Yetkinlik, ?bireyin belli bir performansı göstermek için gerekli etkinliği organize edip, başarılı olarak yapma kapasitesine duyduğu inanç? olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, öğretmenlerin yetkinlik duyguları ile mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişki incelenerek bu ilişkinin diğer değişkenlerinde etkisiyle değerlendirmesi yapılmıştır.Öğretmenlerin yetkinlik duyguları ile mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişki; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, kıdem, bulunduğu son okulda geçirdiği süre gibi faktörler de hesaba katılarak incelenmiştir. Araştırma grubu 152 kadın( % 52,1) ve 140 erkek (% 47,9) olmak üzere toplam 292 öğretmenden oluşmaktadır.Çalışma, İstanbul ili Avrupa yakasında belirli ilçeler ile (Beşiktaş, Kağıthane, Sarıyer, Şişli) sınırlıdır. Araştırmada yetkinlik beklenti düzeylerini belirlemek amacıyla, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve daha önce uygulanmış Tschannen-Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilmiş, Baloğlu ve Karadağ (2008) tarafından Türk diline uyarlanmış öğretmen yetkinlik ölçeği ile Üstüner (2006) tarafından geliştirilen mesleğe yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır.Elde edilen bulgular öğretmenlerin yetkinlik duyguları ile mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin %16 olduğunu ve bu ilişkinin son derece anlamlı olduğunu göstermiştir. Sonuçlara göre, öğretmenlerin yetkinlik duyguları ile mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişki düşük çıkmıştır. Öğretmenlerin yetkinlik duygularına cinsiyet ve eğitim durumu doğrudan bir etkiye sahip değilken; yaşın, medeni durumun, kıdemin, bulunduğu son okulda geçirdiği sürenin doğrudan etkisi bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlar diğer araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve son bölümde bu tezden sonra yapılacak tezler için öneriler sunulmuştur.