Water quality
104 theses under this subject heading
Dipsiz–Çine Çayı'nın makrozoobentik organizmalara göre ve fizikokimyasal yöntemlerle su kalitesi tayini
Bu çalışma 2015-2016 ve 2020 tarihleri arasında Dipsiz- Çine (Muğla-Aydın) Çayı su kalitesinin makrozoobentik organizmalara göre ve fiziko-kimyasal parametrelerle elde edilen analiz sonuçlarına göre belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Dipsiz- Çine Çayı üzerinde belirlenen 6 istasyondan su örnekleri ve makrozoobentik örnekleri alınmıştır. Suyun fiziko-kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla amonyum azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, orto-fosfat fosforu, toplam sertlik, sülfat sertliği, karbonat sertliği, kalsiyum iyonu ve magnezyum iyonu ölçülerek değerlendirilmiştir. Su sıcaklığı, elektriksel iletkenlik, pH, çözünmüş oksijen parametreleri arazi çalışmaları esnasında ölçülmüştür. Araştırma bölgesinden Mollusca, Annelida ve Arthropoda şubelerine ait örnekler toplanmıştır. Toplanan makrozoobentik örnekler cins veya tür seviyesinde teşhis edilmiştir. Gastropoda, Bivalvia, Oligochaeta, Hirudinea, Arachnida, Crustacea ve Insecta sınıflarına ait 88 takson belirlenmiştir. İstasyonlarda belirlenen makrozoobentik organizmaların sıklık, baskınlık, çeşitlilik değerleri ve bu canlılara göre istasyonların benzerlikleri saptanarak, su kalitesi sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Su kalitesinin belirlenmesinde ASPT, BMWP, Belçika Biyotik İndeksi, Saprobi İndeksi, Kirlilik Tolerans İndeksi ve Familya Biyotik İndekslerinde kullanılmıştır ve elde edilen sonuçlara göre su kalitesi belirlenmiştir. Fizikokimyasal veriler Klee (1991)'ye göre yorumlanarak, 1. ve 3. istasyonların I-II. kalite sınıfında, 2. , 5. ve 6. istasyonların II. kalite sınıfında, 4. istasyonun ise II-III. kalite sınıfında olduğu belirlenmiştir. Yerüstü su kalitesi mevzuatına (2012) göre istasyonların su kalite sınıfları, 1., 2. ve 3. istasyonların I. Sınıf (yüksek kaliteli) su kalite sınıfına dahil olduğu, 4., 5. ve 6. istasyonların ise II.Sınıf (az kirlenmiş) su kalite sınıfına dahil olduğu belirlenmiştir. Dipsiz Çine Çayı, FBI'ya göre kritik kirlenmiş su sınıfına, BBI'ya göre hafif kirli su sınıfına, SI'ya göre az kirlenmiş su sınıfına, ASPT'ye göre az kirlenmiş su sınıfına ve BMWP'ye göre orta derecede kirlenmiş su sınıfına dahil olduğu belirlenmiştir. ASPT, BMWP, Belçika Biyotik İndeksi, Saprobi İndeksi, Kirlilik Tolerans İndeksi ve Familya Biyotik İndekslerinden elde edilen değerler ortak bir tabloda irdelenmiş ve indeksler arasında su kalite sınıflarında farklılıklar olduğu görülmüştür.
Dipsiz–Çine Çayı'nın epilitik ve epifitik alg türlerine göre ve fizikokimyasal yöntemlerle su kalitesinin belirlenmesi
Bu çalışma 2015-2016 tarihleri arasında ve 2020 Eylül-Ekim aylarında Dipsiz- Çine (Muğla-Aydın) Çayı üzerinde Epilitik ve Epifitik alg türlerine ve fizikokimyasal parametrelerle elde edilen analiz sonuçlarına göre su kalitesinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Dipsiz- Çine Çayı üzerinde belirlenen istasyonlardan su örnekleri ve alg örnekleri alınmıştır. Su sıcaklığı, elektriksel iletkenlik, pH, çözünmüş oksijen parametreleri arazi çalışmaları sırasında ölçülmüştür.Suyun fiziko-kimyasal özelliklerinin tespiti için amonyum azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, orto-fosfat fosforu, toplam sertlik, sülfat sertliği, karbonat sertliği, kalsiyum iyonu ve magnezyum iyonu ölçülerek değerlendirilmiştir. Bacillariophyta, Chlorophyta, Dinophyta, Euglenophyta ve Cyanobacteria'ya ait toplam 71 takson teşhis edilmiştir. Bacillariophyta en baskın grubu temsil etmiştir. Bacillariophyta grubu içerisinde Pennales ordosuna ait taksonların, Centrales ordosuna ait taksonlara göre birey sayısı ve takson zenginliği bakımından baskın olduğu tespit edilmiştir. Diatoma vulgaris, Melosira varians, Amphora ovalis, Navicula gracilis, Cymbella helvetica, Diploneis ovalis ve Cyclotella meneghiniana en çok gözlenen türlerdir. Tüm istasyonlarda en baskın türün Melosira varians olduğu tespit edilmiştir. İstasyonlarda belirlenen epilitik alglerin sıklık, baskınlık, çeşitlilik değerleri ve istasyonların benzerlikleri saptanarak, su kalitesi sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Biyolojik yönden teşhis edilen örnekler Saprobi İndeksi ve Trofik Diyatome İndekslerinde kullanılmıştır ve elde edilen sonuçlara göre su kalitesi belirlenmiştir. Dipsiz Çine Çayı'nın su kalitesinin YSKY (2012)'ye göre; II. kalite (iyi), Klee (1991)'ye göre; II. kalite (vasat kirlenmiş) ve epilitik alglere göre belirlenen Saprobi indeks değerlerine göre; II. kalite (orta derecede kirlenmiş) su sınıflarına dahil olduğu belirlenmiştir. Trofik Diyatome indeksi sonuçlarına göre, 1. istasyonun Mezotrofik olduğu, 2. , 3. ve 5. İstasyonların Ötrofik olduğu, 4. ve 6. istasyonların ise Hipertrofik olduğu tespit edilmiştir.
Borabey göletinin termal katmanlaşma yapısının ve çözünmüş oksijen profilinin incelenmesi ve CE-QUAL-W2 ile modellenmesi
Termal katmanlaşma konusu su kütlelerinde önemli etkilerinden dolayı üzerinde bir çok araştırmanın yapıldığı konulardan biridir. Özellikle, sucul canlıların yaşam kaynağı olan çözünmüş oksijen başta olmak üzere, birçok su kalitesi parametresi termal katmanlaşma sonucunda olumsuz etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında 2013-2014 yılları boyunca Borabey göletinin termal katmanlaşma yapısı ve çözünmüş oksijen profilleri incelenmiş, RTRM indeksi kullanılarak termal katmanlaşma sonucu oluşan bölgelerin hacimleri belirlenmiş, bununla birlikte CE-QUAL-W2 modeli kullanılarak 2013-2014 yılları için sıcaklık ve çözünmüş oksijen modellemesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca oluşturulan çeşitli senaryolar sonucunda göletteki su miktarının 2020 yılına kadar nasıl değişim göstereceği araştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Borabey göletinde meydana gelen termal katmanlaşmanın Nisan ayının sonunda oluşmaya başladığı ve Ağustos ayının sonlarına kadar devam ettiği ve göletin monomiktik bir göl olduğu gözlemlenmiştir. Katmanlaşma sonucu oluşan bölgelerin ise, gölün toplam hacmine oranla, yaklaşık %20'lik bir kısmının hipolimniyon, %20'lik bir kısmının metalimniyon ve %60'lık kısmının ise epilimniyon bölgesi olarak nitelendirilebileceği gözlemlenmiştir. Ayrıca CE-QUAL-W2 modeli kullanılarak gerçekleştirilen modelleme çalışmasıyla hesaplanan sıcaklık ve çözünmüş oksijen verilerinin gözlem verileriyle karşılaştırılması sonucu 2013-2014 yılları için hesaplanan ortalama mutlak hata miktarları sırasıyla 0,77°C ve 1,09 mg O2/L olarak belirlenmiştir.
Eskişehir'deki sulama göletlerinin su kalite indekslerinin belirlenmesi ve ekolojik açıdan değerlendirilmesi
Su, canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Su kalitesi ise belirlenmiş kullanımlar ile ilgili su kütlesi veya su kaynağının durumunu göstermektedir. Su kalitesinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametrelerin birbirleri ile olan ilişkileri incelenirken parametrelerin farklı birimlerde olmasının bazı zorluklara neden olmasından yola çıkılarak su kalite indeksleri oluşturulmuştur. Su kalite indeksi (WQI) Horton tarafından 1965 yılında su kalite değişkenleri olan pH, koliform, iletkenlik, alkalinite, klorür, çözünmüş oksijen verileri kullanılarak geliştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında, Eskişehir İlinde bulunan altı göletten 2013-2014 tarihlerinde mevsimsel olarak alınan yüzeysel su örneklerinde sıcaklık (yüzey ve dip sıcaklık farkı), pH, bulanıklık, fekal koliform, çözünmüş oksijen, biyokimyasal oksijen ihtiyacı, toplam fosfat, toplam nitrat ve toplam katı madde analizleri yapılmış ve NSFWQI (Ulusal Sanitasyon Vakfı Su Kalitesi İndeksi) metodu ile su kalite indeksi hesaplanmış ve ekolojik açıdan değerlendirilmiştir.
Derinçay Deresi (Çorum) su kalitesi üzerine fitoplankton ve fitobentoz temelli araştırma
Bu çalışmada Derinçay Deresi (Çorum) fitoplankton ve epifitik diyatomelerinin belirlenmesi için Ağustos 2020 ile Temmuz 2021 tarihleri arasında dere üzerinde belirlenen 6 istasyondan periyodik olarak her ay örneklemeler yapılmış ve incelenmiştir. Örneklerin sayım ve teşhisleri yapılmış, alglerin mevsime bağlı değişimleri belirlenmiştir. Çalışmada fitoplankton florasında Bacillariophyta (46), Euglenozoa (17), Cyanobacteria (14), Chlorophyta (7) Charophyta (4), Miozoa (2) ve Cryptophyta (1) divizyolarına ait toplam 91 takson edilmiştir. Derinçay Deresi fitoplanktonunda en fazla organizma sayısına sahip alg grubu Bacillariophyta olup, bu divizyoyu Cyanobacteria ve Euglenozoa takip etmiştir. Epifitik diyatomelerde ise Bacillariophyta divizyosunun 12 ordosuna ait 42 takson tespit edilmiştir. Bacillariophyta divizyosu içerisinde ise dominant alg ordosu 12 takson içeren Naviculales takımı olmuştur. Ayrıca istasyonlardan alınan su örneklerinin fizikokimyasal analizleri yapılmış, elde edilen verilerle tespit edilen organizmalar arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Fitoplanktonun ve epifitik diyatomelerin çeşitlilik, düzenlilik, sıklık, benzerlik ve NMDS analizleri yapılmış, su kalite gösterge durumları tespit edilmiştir. Ayrıca fitoplanktondaki türlerin Fitoplankton Topluluğu İndeksi (Q(r) indeks), epifitik diyatomelerin Trofik Diyatome İndeksi (TDI) hesaplanmış, çalışma alanında tespit edilen türlerin indikatör özelliklerinden yararlanarak su kalitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Fitoplankton topluluğu indeks (Q(r) indeks) sonuçlarına göre Derinçay Deresi'nin ekolojik su kalitesi "kötü" sınıfına girdiği belirlenmiştir. Yine çalışma alanımızda sulardaki kirlenme derecesini belirlemek için indikatör olarak kullanılan Oscillatoria ve Euglena cinslerine ait türlere tüm istasyonlarda rastlanmış olması araştırma alanımızdaki akarsuyun kirlilik düzeyinin yüksek olduğunu desteklemiştir. Shannon çeşitlilik indeksi'ne göre de akarsuyun "Kötü" ekolojik kalite durumuna ve "Oksijensiz-Çok Kirlenmiş" kirlilik sınıfına girdiği görülmüştür. Ayrıca fitoplanktonda ve epifitik florada kirli sularda yaşayabilen toleranslı türlerin yaygın olduğu görülmüştür. Fitobentozdaki epifitik algler üzerinden hesaplanan Trofik Diyatome İndeks (TDI) sonuçlarına göre Derinçay Deresi "kötü" su kalite sınıfına karşılık gelen hipertrofik ekolojik statüye sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışma alanındaki veriler değerlendirildiğinde Derinçay Deresi'nin kirlenme tehditiyle karşı karşıya olduğu görülmüştür. Derinçay Deresi sucul ekosisteminin korunabilmesi için dere üzerindeki atıksu arıtma tesisinin modern ve biyolojik arıtma yapabilen bir tesise dönüştürülmesi ve dereyi kirleten faktörlerin kontrol altında tutulması gerekmektedir.
Doğancı baraj gölü (Bursa) fitoplanktonu ve trofik seviyesinin belirlenmesi
Bu çalışmada Doğancı Baraj Gölü'nden Ocak 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında alınan örneklerde bazı fiziko-kimyasal, ve ağır metal analizleri ile fitoplankton teşhis ve sayımları gerçekleştirilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nün trofik seviyesi belirlenmiştir. Doğancı Baraj Gölü su kalitesi ayrıca İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmelik kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Barajın su kalitesi 1.sınıf su kalitesinde çıkmıştır. Doğancı Baraj Gölü fitoplanktonunda Cyanobacteria'ya ait 14 takson (%17,72), Miozoa'ya ait 4 takson (%5,06), Ochrophyta'ya ait 1 takson (%1,27), Chlorophyta'ya ait 12 takson (%15,19), Charophyta'ya ait 4 takson (%5,06), Bacillariophyta'ya ait 44 takson (%55,70) olmak üzere toplam 79 takson tespit edilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nde tüm çalışma dönemi boyunca her mevsim yayılım gösteren türler Asterionella formosa, Stephanocyclus meneghinianus, Fragilaria crotonensis, Mougeotia sp., Nitzschia acicularis, Planktothrix rubescens, Ulnaria delicatissima ve Ulnaria danica'dır. Doğancı Baraj Gölü'nde en yüksek toplam organizma yoğunluğu 1 825 685 org/L ile Ekim ayında, en düşük toplam organizma yoğunluğu ise 54 org/L ile Ocak ayında görülmüştür. Yapılan siyanotoksin analizleri sonucunda baraj suyunda toksin tespit edilmemiştir. Ancak Dolichospermum planctonicum ve Planktothrix rubescens'in toksin üretme potansiyeli olması nedeniyle baraj gölünün sürekli takip edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Doğancı Baraj Gölü trofik seviyesi Carlson (1977)'un Trofik Seviye İndeksi (TSI) değerlerine göre hesaplanmıştır. TSI(CHL) değerlerine göre Doğancı Baraj Gölü'nün mezotrofik karakterde olduğu görülürken, TSI(TN) değerlerine göre oligotrofik karakterde olduğu tespit edilmiştir. Doğancı baraj gölü suyunda hangi çevresel değişkenlerin önemli olduğunu ortaya koymak için uygulanan açıklayıcı faktör analizi (AFA) sonuçlarına göre veri kümesinde toplam varyansın % 80,752'sini açıklayan üç faktör yükü belirlenmiştir. İlk faktör yükünün havzanın jeolojik yapısı ve iklimsel faktörler ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü faktör yüklerinde jeolojik yapının yanı sıra besin tuzu, askıda katı madde ve fitoplanktonun önemli olduğu görülmektedir. Türler ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için uygulanan redundancy analizi sonucuna göre hacim (p= 0,002; F= 5,77), pH (p= 0,002; F= 5,73), giren su (p= 0,002; F= 5,29), buharlaşma (p= 0,002; F= 2,65), su sıcaklığı (p= 0,004; F= 2,40), nitrat (p= 0,040; F= 1,58) ve magnezyum'un (p= 0,048; F= 1,65) anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Emet çayı su, sediment ve bazı balık türlerinde ağır metal birikimlerinin araştırılması
Emet Çayı Havzası, Türkiye'nin en önemli nehir sistemlerinden biridir ve Emet Çayı Uluabat Gölü'nü (Ramsar Alanı) besleyen en önemli iki akarsudan biridir. Havzanın jeolojik yapısına ek olarak, yürütülen madencilik faaliyetleri, tarımsal ve endüstriyel faaliyetler ve evsel atıklar sistem üzerinde yoğun bir kirlilik baskısı oluşturmaktadır. Bu çalışmada, biri Kınık Çayı üzerinde, biri Dursunbey Çayı üzerinde ve altısı Emet Çayı üzerinde olmak üzere Emet Çayı Havzası'nda belirlenen toplam sekiz istasyondan mevsimsel olarak su, sediment ve balık (Squalius cii, (Richardson, 1857), Capoeta tinca, (Heckel, 1843) ve Barbus oligolepis, Battalgil, 1941) örnekleri toplanmıştır. Bölgenin su kalitesinin belirlenmesi için bazı limnolojik parametreler (çözünmüş oksijen, % oksijen doygunluğu, sıcaklık, pH, tuzluluk, iletkenlik, nitrat, nitrit, amonyum, sülfat, fosfat, KOİ, BOİ, toplam klor ve CaCO3) ve sistemin inorganik yükünün belirlenmesi için abiyotik ve biyotik öğelerinde bazı element (Ca, K, Mg, Na, Ni, Zn, As, B, Cd, Cu, Mn, Pb, Ag, Cr ve Hg) akümülasyonları araştırılmıştır. Elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirilmiş ve çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından bildirilen limit değerler ile karşılaştırılmıştır. Havzanın önemli miktarda organik ve inorganik kirliliğe maruz kaldığı, bu kirliliğin sadece akuatik sistemi değil bölge halkı sağlığınıda tehdit ettiği tespit edilmiştir.
Porsuk Çayı su, sediment ve bazı balık türlerinde ağır metal miktarlarının araştırılması
Porsuk Çayı, Kütahya ve Eskişehir il sınırlarından geçerek Türkiye'nin önemli su potansiyellerinden bir olan Sakarya Nehri'ni besleyen ve her iki il içinde önemi tartışılmaz bir akarsudur. Özellikle, Eskişehir iline kadar olan kısmının içme ve kullanma suyu havzası olması nedeni ile su kalite çalışmaları ve alınacak tedbirler bölgede bulunan ekosistemlerin sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. Evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklarla yoğun bir şekilde kirletilen Porsuk Çayı'nın, kaynağından Sakarya Nehri'yle birleştiği yere kadar olan bölgenin araştırıldığı bu çalışmada, kirletici faktörler dikkate alınarak seçilen istasyonlardan mevsimsel olarak alınan su, sediment ve balık örneklerinde (kas, solungaç ve karaciğer) makro ve mikro element seviyeleri tespit edilmiştir. Ayrıca, Porsuk Çayı su kalitesinin değerlendirilmesi amacı ile fizikokimyasal parametreler de araştırılmıştır. Element analizleri (Pb, As, Hg, Al, Cu, Zn, Mn, Fe, Ni, Cr, Cd, B, Ca, Mg, K, Na, P) ICP-OES cihazı ile yapılmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Su, sediment ve balık örneklerinden elde edilen sonuçlar ulusal ve uluslararası mevzuatlarda yer alan limit değerlerle karşılaştırılmıştır. Porsuk Çayı'nın kaynağı ile karşılaştırıldığında, Kütahya ve Eskişehir illeri çıkışında yoğun organik ve inorganik kirlilikten dolayı su kalitesinin düştüğü, sediment ve balık dokularında kirlilik yükünün önemli derecede yükseldiği tespit edilmiştir.
Seyhan Nehri'nin kollarından birini oluşturan Sarıçam Deresinin fizikokimyasal ve bakteriyolojik özellikleri açısından araştırılması
ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ SEYHAN NEHRİNİN KOLLARINDAN BİRİNİ OLUŞTURAN SARIÇAM DERESİNİN FİZİKOKİMYASAL VE BAKTERİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN ARAŞTIRILMASI ARZU ÖZLÜER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yıl: 1998, Sayfa: 55 Jüri: Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd.Doç. Dr. M.Z. Lugal GÖKSU Yrd.Doç. Dr. Gülsen ALTUG Bu çalışmanın amacı, Sarıçam deresinin fizikokimyasal ve bakteriyolojik yönden kirliliğinin araştırılarak kirlilik parametrelerinin aylık değişimlerini incelemektir. Elde edilen sonuçlar çevre ve iklimsel etmenlere bağlı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Sarıçam deresinin evsel ve endüstriyel atıklarla kirletildiği, doğal su özelliğini tümüyle kaybettiği, özellikle yaz aylarında derenin ana kaynağını oluşturan su sızıntılarının büyük bir bölümünün kuruduğu ve dereye büyük ölçüde kanalizasyon karıştığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sarıçam deresi, su kalitesi, kirlilik
Akyatan lagününde tuzluluk ve bazı kirlilik düzeylerinin saptanarak coğrafi bilgi sistemi destekli dağılımlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'nin en büyük sulak alan sistemi Akyatan Lagününün Aralık 2007-Ağustos 2008 dönemleri arasında sıcaklık, çözünmüş oksijen (ÇO), pH, alkalinite, elektriksel iletkenlik (Eİ), tuzluluk, çözünmüş katı madde (ÇKM), klorür (Cl-), askıda katı madde (AKM), sülfat, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), toplam fosfor (TP), amonyum, nitrit, nitrat, toplam koliform (TC) ve fekal koliform (FC) gibi fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik parametrelerin değişimleri 15 farklı istasyonda aylık periyotlarda izlenmiştir. Bu parametrelerin lagün içerisinde alansal dağılımlarını gözlemlemek amacıyla, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak, alansal dağılım haritaları çıkartılmıştır. Sonuç olarak; Akyatan lagünü yüzey suyu pH değerlerinde nispeten küçük bir artış, ÇO değerinde ise fazla bir değişimin olmadığı gözlenmiştir. Lagünün batı bölgesinde Tuzluluk, Eİ, ÇKM ve Cl- değerlerinin, denizin 1,5-2 katı kadar yüksek değerlere ulaştığı görülmüştür. AKM değerinin yağış, rüzgar ve dalganın etkisiyle yükseldiği saptanmıştır. Sülfat değerinde çok yüksek sonuçlara rastlanmamış ancak, drenaj kanallarındaki sülfat sonuçlarının, lagüne göre daha düşük seviyelerde seyrettiği görülmüştür. Amonyumun drenaj kanallarında düşük, lagün suyunda ise kışın lagünün batı ve yazın da doğu bölgelerde yüksek değerlerde olduğu tespit edilmiştir. TP, nitrit, nitrat ve KOİ değerleri genelde lagünün batı ucunda ve drenaj kanallarının döküldüğü bölgelerde yüksek seviyelerde olduğu saptanmış ancak, yaza doğru lagün içinde bir düşüş görülmüştür. Su kalitesini gözlemek amacıyla bakılan bütün parametreler; iklimsel, hidrolojik, hidrodinamik olaylar ve insan faaliyetlerinin etkisi ile lagün içerisinde birbirinden farklı değişim göstermiş ve bu değişimler CBS kullanılarak net bir şekilde gözlemlenme imkanı bulmuştur.
Uluova'nın (Elazığ) hidrojeolojisinin coğrafi bilgi sistemleri ile incelenmesi
Elazığ ilinin halihazırda yıllık 24 milyon m3 içme suyu ve yaklaşık 5000 hektar tarım arazisinin sulama suyu ihtiyacı, Uluova'da açılan su sondaj kuyuları ile yeraltı sularından sağlanmaktadır. Bunun yanısıra Keban Baraj Göl'ü ile Hazar Gölü HES santrali tahliye ayağından alınan su karışımlarının, sulama kanallarına verilmesi ile de, Uluova'da yaklaşık 13,000 hektar tarım arazisi sulanmaktadır.Bu çalışmada ilk olarak 49 adet kuyu verisinden, 2004-2007 yılları arasında, altışar aylık 7 dönemde Uluova'nın yeraltı su seviyesindeki değişimler incelenmiştir. Haringet çayı, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü ve sondaj kuyularından alınan çeşitli su numuneleri üzerinde mevsimsel ve aylık olmak üzere fiziksel ve kimyasal analizler gerçekleştirilmiştir. Sular Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk diyagramları kullanılarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak Uluova'da yeraltı su seviyesi değişimlerinde sondaj kuyularının açıldığı tarihten günümüze kadar göreceli olarak bir azalma meydana geldiği belirlenmiştir. Hazar Gölü haricindeki yüzey ve yeraltısularının sulama suyu açısından uygun olduğu belirlenmiştir. Sodyum yüzdesinin yüksek olmasından dolayı Hazar Gölü tarımsal sulamaya uygun bulunmamıştır. TS 266 standartlarına göre, arsenik miktarı açısından Keban Baraj Gölü, Haringet Çayı ve bazı sondaj kuyuları içme suyu açısından uygun olmadığı belirlenmiştir.
Ormanların göletlerde su kalitelerine etkileri (Çankırı Eldivan örneği)
Ülkemizde yaklaşık 15 000 ha alan kaplayan çok sayıda gölet olmakla birlikte, göletlerin limnolojik durumuna ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır. Göletler de göller gibi, ötrofikasyon ve sığlaşma gibi bazı tehditler altındadır. Göletlerin sürdürülebilir kullanımı için atılacak ilk adım, sucul sistemin limnolojik özelliklerinin ortaya konmasıdır. Bunun yanında günümüzde artan nüfus, şehirleşme ve sanayi faaliyetlerinin artması ile suya olan talep günden güne artmaktadır. Ancak insan faaliyetleri ve iklim değişikliği gibi etkenler su kalitesini azaltmaktadır. Türkiye'de kullanılabilen yüzey sularının %50'si, içilebilir suların %80'i ormanlık alanlarında üretilmektedir. Bu nedenle önemli bir su üretim kaynağı olan ormanların ekolojik ve hidrolojik fonksiyonlarından azami derecede faydalanılması gerekmektedir. Özellikle su depolama amaçlı kurulmuş olan baraj ve göletlerde orman ekosisteminin korunması ve geliştirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılması açısından önemlidir. Bu tez çalışması ile su kalitesi üzerine olumlu etkisi olduğu bilinen ormanların, su kalitesi üzerine olan olumlu etkilerinin sayısal verilerle ortaya konması amaçlanmıştır. Çankırı ili Eldivan ilçesinde yer alan Karadere ve Seydi göletlerinin bazı limnolojik özelliklerini belirlemek ve orman varlığının su kalitesine etkisini belirlemek amacıyla 2018 yılının Şubat ve Ekim ayları arasında limnolojik örneklemeler gerçekleştirilmiştir. Her iki gölünde oligo-mesotrofik karakterde olduğu ancak orman varlığının etkisi ile Karadere göletinde su kalitesinin amonyum, toplam azot ve ışık geçirgenliği bakımından Seydi Gölet'ine göre daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu tez çalışması ile Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak göletlerin su toplama havzalarının temel karakteristikleri belirlenerek, gelecekte de benzer çalışmalarda kullanılabilecek bir veri alt yapısı hazırlanmıştır.
Akarsu ekosisteminde su kalitesi değerlendirilmesinde swat modeli uygulaması: Tatlıçay havzası örneği (Çankırı, Türkiye)
Su, çevre sağlığını etkileyen en önemli aktörlerden biridir. Bu nedenle suyun doğadaki davranışının tahmin edilmesi, izlenmesi ve su kirliliğinin oluşmadan önlenmesi, çevre sağlığı açısından oluşabilecek sorunların önüne geçmeyi kolaylaştırmaktadır. Suyun davranışını tahmin etmek için hidrolojik döngünün havza bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için, hidrolojik süreçlerin matematiksel temsilini yapmaya yarayan hidrolojik modellerden faydalanma potansiyeli yüksektir. Hidrolojik modeller, çevre sağlığı alanında sıklıkla karşılaşılan sorunlardan kötü su kalitesi, kirlilik, partikül ve sediman taşınımı, yağ ve petrol türevlerinin yayılması gibi problemlerin tahmini ve izlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Çankırı İli yerleşiminde çevre sağlığını iyileştirmeye yönelik çözümler önermek için 2 boyutlu bir yüzey suyu modeli olan SWAT kullanılarak, Tatlıçay akarsu ekosistemi ve mevcut su kalitesi simüle edilmiştir. Girilen verilerin doğruluğu ve modelin geçerliliği yapılan kalibrasyon ve validasyon çalışmalarıyla kontrol edilmiş, oluşabilecek olumsuz senaryolar karşısında hızlı, doğru ve etkili çözüm üretebilme imkanı sunulması amaçlanmıştır.
Aşağı Ceyhan Havzasında bazı farmasötik maddelerin bulunurluğu ve mevsimsel değişimi
Bu araştırmada, Aşağı Ceyhan Havzası'nda fizikokimyasal su kalitesi parametreleri ve ağrı kesiciler (analjezik, antienflamatuvar ve antipiretikler), antibiyotik ve antibakteriyeller, kalp ve damar ilaçları (β- blokerlar), hipolipidemikler, santral sinir sistemi ilaçları ve narkotik ilaçlar gibi birçok ilaç sınıfından 110 farmasötik madde, 9 istasyonda, Eylül 2013 - Ağustos 2014 arasında mevsimsel olarak çalışılmıştır. Trenholm ve arkadaşlarının (2006) metodu modifiye edilmiş ve farmasötik analizlerinde kullanılmıştır. Örneklere Oasis HLB kartuş (5cc, 600mg) kullanılarak katı faz ekstraksiyonu uygulanmış ve LC-MS/MS cihazı kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama ile elde edilen 33 maddenin miktarsal tayinleri yapılmıştır. Su kalitesi parametrelerinden nitrit, IV. sınıf su kalitesinde belirlenmiştir. En yüksek konsantrasyonda tespit edilen farmasötik, yüzey sularında atık suyun indikatörü olarak kullanılan kafeindir (4880,00 ng/L). Diğer farmasötik maddeler sırası ile diazepam (374.00 ng/L), gabapentin (355,00 ng/L), lidokain (48,70 ng/L), etodolak (47.35 ng/L), metoprolol (43.60 ng/L), karbamazepin (24.25 ng/L), diklofenak (17.60 ng/L), flukonazol (15,95 ng/L)'dür. Miktarsal olarak tespit edilen diğer 25 maddenin konsantrasyonları ise 15 ng/L'nin altındadır. Karbamazepin ve lidokain, su örneklerinde en sık rastlanan farmasötik maddelerdir.
Bazı su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve eğilim analizleri: Çatalan baraj gölü havzasında bir uygulama
Bu çalışmada bazı su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişimlerinin incelenmesi ve eğilim analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada, Adana ve Kayseri il sınırları içerisinde kalan, Seyhan Nehri'nin Çatalan Baraj Gölü Havzasında ve havzaya dökülen kollarında konumlanan 9 adet su kalitesi istasyonunda 8-27 yıl uzunluğunda değişim gösteren, 16 farklı su kalitesi parametresinin mevsimlik ve yıllık verileriyle çalışılmıştır. Gidişin varlığı ve başlangıç yılının belirlemesinde parametrik olmayan Mann-Kendall u(t) Testi kullanılmıştır. Mevsimsel farklılıkların saptanması amacıyla Kruskall-Wallis H Testi ve Mann-Whitney U Testleri uygulanmıştır. Genel anlamda 3 Nolu İstasyon dışında gidişler 2010 yılından sonra önem arz etmiştir. Mevsimlik ortalamalar esas alındığında, %5 önem düzeyinde en fazla farklılık görülen parametrenin sıcaklık olduğu belirlenmiştir. Özellikle gidiş tavrı gösteren su kalitesi parametrelerinin, en azından mevsimlik bazda gözlenmesi önerilmiştir.
Aşağı Seyhan Ovası'ndaki YD3 drenaj kanalının ve Akyatan lagününün su kalitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Akyatan Lagünü ile 3 nolu Yüreğir Drenajı (YD3 drenaj kanalı) su kaliteleri arasındaki etkileşimin belirlenmesi amacıyla 2018 yılı Haziran ayında, 2020 yılı Ocak ayında, 2021 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Ekim aylarında ve 2022 yılı Mayıs ve Ağustos ayları olmak üzere on iki dönem boyunca lagün ve kanal üzerinde kırk dört adet numune bölgesinde arazi çalışması gerçekleştirilmiştir. pH, elektriksel iletkenlik (Eİ), tuzluluk, toplam çözünmüş katı madde (TÇK), çözünmüş oksijen (ÇO), sıcaklık, askıda katı madde (AKM), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), alkalinite, klorür, fosfor, renk ve bulanıklık olmak üzere 13 adet su kalitesi parametresi izlenmiştir. Akyatan lagününde ilgili parametrelerin dağılımının izlenmesi amacıyla Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak bölgesel dağılımlar belirlenmiştir. Ayrıca Haziran 2018 döneminde lagünün derinleştirilmesi için bir inceleme yapılarak Mayıs 2022 ve Ağustos 2022 dönemlerinde lagün ve YD3 drenaj kanalının su kalitesi nütrient bazlı değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Akyatan lagününde pH, ÇO, sıcaklık, KOİ, alkalinite, klorür, fosfor, renk ve bulanıklık değerlerinin, YD3 drenaj kanalında ise bu çalışmada incelenen on üç adet parametrenin dönemsel olarak değiştiği tespit edilmiştir. Akyatan lagününde Eİ, tuzluluk, TÇK, KOİ ve klorür parametreleri bölgesel olarak değişirken YD3 kanalında ise pH ve fosfor değerlerinin bölgesel olarak değiştiği anlaşılmıştır. Yapılan değerlendirmede, Akyatan lagünü ve YD3 drenaj kanalının özellikle fosfor parametresinin yüksek olması sebebiyle orta kalite su sınıfına girdiği görülmüştür.
Gediz Nehri'nde deterjan kirliliğinin araştırılması
Bu çalısmada, Manisa il merkezinden geçen Gediz Nehri üzerinde ve özellikle desarj bölgelerinde belirlenen yedi istasyondan alınan su örneklerinde, anyonik deterjan ve fosfat konsantrasyonları belirlenmis, konsantrasyonların istasyonlara ve aylara göre değisimleri grafiklerle gösterilmistir. Ayrıca pH, sıcaklık, turbidite ve iletkenlik parametreleri ölçülmüstür. Arastırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, anyonik deterjan 0,084 ? 5,592 mg/L, fosfat konsantrasyonu 4,4 ? 248,1 ?g P/L arasında değisen değerlerde bulunmustur. Çalısmamızda bulduğumuz değerler diğer çalısma sonuçları ile karsılastırılmıstır. Anahtar sözcükler : Gediz Nehri, kirlilik, anyonik deterjan, fosfat, su kalitesi.
Yeraltı suyu ve kirlilik tehditleri; Adana ili örneği
Hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların çevre üzerindeki olumsuz etkileri, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir. Yanlış bir şekilde yönetilen hayvancılık atıkları, özellikle yer altı ve yüzey sularında ciddi bir kirlilik tehlikesi oluşturmaktadır. Hayvan gübresi, tarımda değerli bir besin kaynağı olarak kullanılmasına rağmen, aşırı ve düzensiz kullanımı su kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, yer altı suyu kalitesinin izlenmesi ve bu kaynakların korunmasının önemini artırmaktadır. Bu araştırma, Adana ilinde seçilen yer altı kuyusu sularını kalite parametreleri açısından değerlendirmeyi, büyükbaş hayvancılık işletmelerinin mevcut durumunu belirlemeyi ve olası kirlilik tehditlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, belirlenen hayvancılık işletmelerine anketler uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Ayrıca, ilde yayılı olarak bulunan ve su numunesi alınması konusunda izin alınan yer altı suyu kuyularından su numuneleri alınmış ve bu örnekler çeşitli kimyasal analizlerden geçirilerek su kalitesi değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde en yüksek ve en düşük konsantrasyonlar, sıra ile nitrat için 55.422 mg L-1 ve 0.697 mg L-1; nitrit için 0.036 mg L-1 ve 0.0001 mg L-1; fosfor için 0.030 mg L-1 ve 0.0003 mg L-1; EC için 1.02 mS cm-1 ve 0.33 mS cm-1; pH için ise 7.95 ve 7.20 olarak ölçülmüş olup, genel olarak ortalamalar standartlar ile uyumlu bulunmuştur. Bu doğrultuda yer altı suyu kirlilik tehditlerini değerlendirmek, hayvansal atıkların çevre kirliliği üzerindeki etkilerini araştırmak ve sürdürülebilir atık yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve doğal kaynakların korunmasına yönelik önerilerde bulunmak hedeflenmiştir.
Karadere Baraj Göleti (Taşköprü-Kastamonu) su kalitesinin ve canlılar üzerine etkisinin belirlenmesinde sediment ve sitotoksik analizin kullanımı
Her geçen gün kıymeti daha da artan tatlı su kaynaklarının kalitesinin belirlenmesi ve takibi için yapılan çalışmaların kullanılalabilir su kaynağına ulaşmak kadar önemli hale gelmiştir. Hazırlanan doktora çalışmasında, Kastamonu ili Taşköprü İlçesi Donalar Mevkii'nde bulunan Karadere Baraj Göleti'nin su kalitesi belirlenmesinde geleneksel yöntemlerin yanı sıra sediment analizi ve doğrudan canlılara olan etkisini tespit için sitotoksisite analizlerinin kullanılmasının etkinliğinin belirlenmesi amaçlandı. Yerüstü Su Kalitesi Kriterleri Yönetmeliği'nde belirtilen standartların hücre canlılığını nasıl etkilediğinin araştırılması öncelikli olarak hedeflendi. Bu kapsamda göletten aylık periyotlarla alınan su örneklerinin fiziko-kimyasal analizleri, sitotoksik analizleri ve Radon konsantrasyonu ölçümleri yapıldı. Kirliliğin en fazla tespit edildiği Haziran ayında alınan sediment örneği ise organik madde miktarı, ağır metal içeriği ve fizikokimyasal parametler açısından analizlendi. Fiziko-kimyasal analizlerle 28 parametrenin (Sıcaklık (OC), Çözünmüş Oksijen (mg/L), Tuzluluk (ppt), ph, Elektriksel İletkenlik (µs/Cm), Askıda Katı Madde (Mg/L), Kimyasal Oksijen İhtiyacı (mg/L), Biyolojik Oksijen İhtiyacı (mg/L), Klorür (mg/L), Fosfat (mg/L), Sülfat (mg/L), Sülfit (mg/L), Sodyum (mg/L), Potasyum (mg/L), Toplam Sertlik (mg/L), Toplam Alkalinite (mg/L), Magnezyum (mg/L), Kalsiyum (mg/L), Nitrit (mg/L), Nitrat (mg/L), Amonyum Tuzu (mg/L), Demir (mg/L), Kurşun (µg/L), Bakır (µg/L), Kadmiyum (µg/L), Civa (µg/L), Nikel (µg/L), Çinko (mg/L)) analizi sonucu Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliğine göletin su kalitesi sınıfı II olarak belirlendi. Sitotoksisite çalışmaları MTT, LDH, Live-Dead analizleri ile hücrelerin morfolojileri Hematoksilen-Eozin boyama ile incelendi. Gölet suyunun hücrelerde nekroza ve apoptoza sebep olmadığı, hücre canlılığını hücrelerde transformasyona sebep olmayacak düzeyde desteklediği görüldü. Sediment analizlerinin sonucu, dip temizliği yapılmadan doldurulan göletin sediment kalitesinin düşük olduğu belirlendi. Ayrıca gölet suyunun, kullanımını olumsuz etkileyecek ölçekte radyoaktivite göstermediği belirlendi. Elde edilen sonuçlar, sitotoksik analizler ve sediment analizlerinin göletin su kalitesi hakkında erken bir bilgi almak için kullanılabileceğini göstermektedir.
Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi kapsamında Türkiye'de entegre havza yönetimi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de suyun miktar ve kalitesinin her geçen gün azalması, bu alana yönelik ilgi düzeyini artırmakta ve konuyla ilgili daha fazla çabanın sarf edilmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda ülkemizdeki su yönetimi anlayışı, bir taraftan kullanılabilir su potansiyelinin arttırılması diğer taraftan nehir havzası bazında örgütlenme ve suyun kirliliğinin engellenmesi gibi iki ciddi uğraşı alanına sahiptir. İlk uğraşı alanı, Türkiye'nin uzun yıllardır benimsediği bir politikanın, ikincisi ise özellikle AB sürecinin etkisinin izlerini taşımaktadır. Çalışma,
Farklı arazi kullanım yoğunluğundaki iki havzanın su verimi ve kalitesinin araştırılması
İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan Büyük Melen Nehri, tarımsal faaliyetlerde kullanılan gübrelerden dolayı noktasal olmayan kaynak kirliliğinden etkilenmektedir. Tarımsal faaliyetler içerisinde de fındık yetiştiriciliği önde gelmektedir. Çalışmada alt havza bazında arazi kullanımının su verimi ve kalitesine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla arazi kullanım (tarım, orman) yoğunlukları farklı olan bitişik iki alt havzada iki yıl boyunca yağış, akım ve su kalitesi parametreleri ölçülmüştür. İki alt havzada su kalitesi ölçümleri yerleşim yerlerinden önce ve sonra olmak üzere iki ayrı noktada yapılarak yerleşim yerlerinin su kalitesine etkisi de araştırılmıştır. Su kalitesi bakımından havzalar ve ölçüm noktaları karşılaştırılmıştır. Ormanlık havza ve tarım havzasının iki yıllık toplam su verimi 867,5 mm ve 654,9 mm olarak bulunmuştur. Çalışma süresince yapılan ölçümlere göre, tarım yoğun havzanın ortalama elektriksel iletkenlik (Eİ), bulanıklık, toplam askıda katı madde (TAKM), toplam azot (TN), klor, nitrat, sülfat, magnezyum ve kalsiyum değerleri, ormanlık havzaya göre anlamlı olarak yüksek bulunurken ortalama çözünmüş oksijen (ÇO) değeri düşük bulunmuştur. Ortalama pH, toplam organik karbon (TOC), flor, brom, nitrit, fosfat, amonyum, sodyum ve potasyum değerleri bakımından havzalar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. İki havzanın da yerleşim yerlerinden sonra ölçülen ortalama Eİ, klor, fosfat, sodyum, potasyum, kalsiyum değerleri, yerleşim yerlerinden önceki değerlerden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ormanlık havzanın ortalama pH ve ÇO değerleri yerleşim yerlerinden önce, ortalama TAKM, sülfat ve magnezyum değerleri ise yerleşim yerlerinden sonra anlamlı olarak yüksek bulunmuş olup iki nokta arasında bulanıklık, TOC, TN, flor, nitrit, brom, nitrat ve amonyum bakımından anlamlı fark bulunamamıştır. Tarım havzasının ortalama ÇO ve TAKM değerleri yerleşim yerlerinden önce, TN, nitrit ve amonyum değerleri ise yerleşim yerlerinden sonra anlamlı olarak yüksek bulunmuş olup noktalar arasında pH, bulanıklık, TOC, flor, brom, nitrat, sülfat ve magnezyum bakımından anlamlı fark bulunamamıştır.
Karaçomak deresinin fiziko-kimyasal parametrelerinin mevsimsel olarak belirlenmesi
Birçok gelişmekte olan ülkelerde, kullanılabilir su kaynakları ve sağlık altyapısındaki iyileştirme nüfus artışı ve şehirleşme ile aynı paralelde ele alınmadığından akarsulardaki kirlilik hızlı büyüyen birçok ilde en önemli su kalite konusudur. Günümüzde akarsu su kalitesinin değerlendirilmesinde birçok farklı fiziksel ve kimyasal parametreler kullanılmaktadır. Bu tezin amacı Kastamonu ilinde yer alan Karaçomak deresinin fizikokimyasal özellikleri ve su kalite sınıflarının mevsimsel olarak belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak dere üzerinde beş farklı istasyon seçilmiştir. Ardından her bir istasyondan Ekim 2016-Temmuz 2017 tarihleri arasında mevsimsel olarak alınan su örneklerinde sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ), Biyolojik Oksijen İhtiyacı (BOİ) ve toplam su sertliği gibi su kalite parametreleri ölçülmüştür. Derenin su kalitesi ise Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'ne göre belirlenmiştir. Çalışma neticesine elde edilen sonuçlar bize bazı fiziksel ve kimyasal parametreler bakımından istasyonlar arasında çok az varyasyonların meydana geldiğini ve derenin yüksek kalitede (kirlenmemiş) suya sahip olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak şu an için derenin yoğun bir kirlilik tehdidi altında olmamasına rağmen derenin yer aldığı havza içerisindeki insan faaliyetlerinin su kalitesi üzerine olan etkilerini azaltmak için yakın bir şekilde gözlemlenmesi gerektiği tavsiye edilebilir.
Kastamonu yöresi ormancılık uygulamalarının su kalitesine etkisi
Bu çalışmada, Kastamonu yöresinde ormancılık uygulamaları kapsamında yapılan aralama kesimlerinin seçilen su kalitesi parametrelerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, amenajman planında belirlenen üretim miktarlarına göre yapılan farklı kesim oranlarının dere suyunun kalitesine etkisi belirlemek için yukarı aşağı metodu ile aralama kesimlerinden önce, aralama kesimi zamanı ve aralama kesimlerinden sonra, dere üzerinde belirlenen iki noktadan on beş günde bir olmak üzere ayda iki kere su örnekleri alınarak analizleri yapılmıştır. Çalışmada veri toplama süreci 2019 Ağustos ayından 2021 Mart ayının sonuna kadar devam etmiştir. Çalışma kapsamında dere suyunun kalitesinde meydana gelen değişikliklerin belirlenmesi amacı ile pH, elektrik iletkenlik (EC), toplam çözünmüş madde (TDS), bulanıklık, çözünmüş oksijen (DO), nitrit (NO2ˉ), nitrat (NO3ˉ), sodyum (Na+), magnezyum (Mg+2), kalsiyum (Ca+2), potasyum (K+) ve fosfor (P+) parametrelerinin analizleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, dere sularını Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliğine (YSKY) göre değerlendirdiğimizde pH, Ca, Mg, Na ve K parametreleri açısından I. Sınıf su kalitesi sınıfında, EC, TDS, DO, NO2ˉ, NO3ˉ ve P parametreleri açısından ise dere sularının bir kısmı I. Sınıf su kalitesi sınıfında bir kısmı ise II. Sınıf su kalitesi sınıfında yer almaktadır. Su kalitesi parametrelerinden pH, TDS, bulanıklık ve DO değerlerinde aralamadan önceki üç aylık dönem, aralama zamanı ve aralamadan sonraki üçer aylık dönemlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı, EC, NO2ˉ, NO3ˉ, Na+, Mg+2, Ca+2, K+ ve P+ değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Aralamalarda uygulanan kesim oranları dokuz grup olarak değerlendirildiğinde aralama oranları ile EC, TDS, DO, NO3ˉ ve K+ değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu, pH, bulanıklık, NO2ˉ, Mg+2, Ca+2, Na+ ve P+ değerleri arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Aralamalarda uygulanan kesim oranları üçlü grup olarak değerlendirildiğinde aralama oranları ile EC, TDS, DO, NO3ˉ, Mg+2, K+2, Na+ ve P+ değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu, pH, bulanıklık NO2ˉ ve Ca+2 değerleri arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Aralamada uygulanan kesim oranlarının EC, TDS, DO, NO2ˉ, NO3ˉ, Na+, Mg+2, Ca+2, K+ ve P+ değerleri üzerine etkileri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunduğu, pH ve bulanıklık değerleri üzerine etkileri bakımından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı belirlenmiştir.
Kösrelik göleti (Ankara)'nin bazı su kalitesi parametrelerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında; Ankara ili Keçiören ilçesinde yer alan Kösrelik Göleti'nde Mayıs 2020 - Nisan 2021 tarihleri arasında her ay numuneler alınarak su kalitesi yönünden bazı parametreler ölçülmüştür. Yapılan bu ölçümler, Göletin tamamını ifade eden üç farklı örnekleme istasyonunda yapılmıştır. Örnekleme istasyonları Kösrelik Göletin kuzey kısmı, göletin doğu kısmı ve göletin batı kısmı olarak belirlenmiştir. Araştırma süresi boyunca örnekleme istasyonlarından her ay bir su numunesi alınarak laboratuvarda analizleri yapılmıştır. Sahada yapılan ölçümlerle beraber yıllık ve mevsimlik değerleri tetkik edilmiştir. Göletin su kalite paramatrelerini belirlemek amacıyla çözünmüş oksijen, tuzluluk, pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik, askıda katı madde miktarı, klorür, sülfat, sodyum, potasyum, toplam alkanite, magnezyum, kalsiyum, nitrit, nitrat, kalsiyum+magnezyum, bikarbonat, bor, sodyum adsorbsiyon oranı (SAR) olarak 19 adet kalite göstergelerinin analizleri yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda yıllık değerler istasyonlar arasında ve mevsimsel olarak karşılaştırılmış olup istatistikleri çıkarılmıştır. İstatiksel verilerin incelenmesi sonucunda göletin II. sınıf su kalitesinde olduğu belirlenmiştir. II. sınıf su kalitesi özellikleri düşünüldüğünde kirlilik sorununa yol açacak bir durumun olmadığı görülmüştür. Göletin kalite göstergeleri açısından sucul canlıların yaşamlarına uygun bir ortam olabileceği tespit edilmiştir.