Yemen
62 theses under this subject heading
Osmanlı son döneminde Yemen isyanlarının türkü metinleri üzerine etkileri
Bu çalışma, Yemen İsyanlarının Türk toplumu üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Osmanlı Devleti, özellikle Batı dünyasında 'Hasta Adam' olarak adlandırılıp, toprakları pay edilirken kutsal yerleri koruma görevinden de geri kalmamıştır. İngilizlerin Arap milliyetçiliğini kullanan menfi politikaları nedeniyle İttihat-ı İslam (İslam Birliği) düşüncesi geçerliliğini yitirmeye başlamış, Arapların Osmanlı Devleti'ne karşı isyan girişimleri yoğunluk kazanmıştır. Osmanlı Devleti ise kutsal topraklardaki bu isyanları bastırmak için çeşitli politikalar uygulamış, bu kapsamda bölgeye Anadolu'dan çok sayıda asker ve silah sevketmiştir. I. Dünya Savaşı'nda İttifak Bloğunda yer alan Osmanlı Devleti birden fazla cephede aynı anda mücadele sürdürmek zorunda kalmıştır. Bu cephelerden biri de, İslam dinine göre kutsal kabul edilen ve Arap Yarımadası olarak bilinen bölgede yer alan toprakları, dini mekân ve sembolleri korumak için savaştığı Yemen-Hicaz cephesidir. Bu araştırmada, Anadolu coğrafyasından Yemen'e giden Osmanlı Türk askerlerine (dönülemeyen yolda) yakılan türküler, Anadolu halkının kaygı ve acılarına bize daha yakından tanıklık etmeyi amaçlamıştır.
Kredi kararlarında kredi müşterisinin finansal bilgilerinin rölü ve önemi: Yemen bankalarında bir uygulama
Kredi analizi, kredi müşterisinin kredibilitesinin değerlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın önemi modern çağın en temel iktisadi endüstrilerinden biri olan bankacılık sektörünün öneminden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın başlıca amacı Yemen'de faaliyet gösteren bankalarda kredi kararını rasyonalize etmede müşterinin finansal bilgisinin rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Yemen'inin Sana'a ilinde faaliyet gösteren 13 bankanın kredi departmanlarında çalışan 105 katılımcıya anket dağıtılmıştır. Betimsel analiz için Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SSPS-19) kullanılmış ve araştırmanın hipotezlerinin kabul veya reddinin test edilmesi için çıkarımsal istatistik metotları benimsenmiştir. Çalışmadan, kredi kararı sürecinde kredi yetkililerinin çoğu zaman, müşteri tarafından temin edilen finansal bilgilere güvenmedikleri, çeşitli bilgi kaynaklarını kullanma eğiliminde oldukları sonucu çıkmıştır. Bununla birlikte, Yemen'de faaliyet gösteren bankalar, finansal bilgi kullanımında çok sayıda tekniğin arasından, müşterinin performansını öngörmek için finansal oranları en yaygın araç olarak kullanmaktadırlar. Ayrıca kredi kararlarında kredi yetkilileri müşterinin gelir kapasitesi bilgisini geniş ölçüde kullanmaktadırlar. Diğer yandan müşterinin nakit akışı faaliyetleri bilgisi, bankalarda diğer unsurlara nazaran daha az dikkate alınmaktadır. Ek olarak, bulgularımıza göre katılımcılar, finansal bilginin analizi ve anlaşılması konusunda önemli derecede zorluk çektiklerini düşünmektedirler bu yüzden sürekli eğitim ve rehabilitasyonla beceri ve yetenekleri arttırılmalıdır. Çalışmanın bulgularında, genel olarak müşterinin finansal bilgileri ve bankaların kredi kararını rasyonalize etme arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmektedir. Son olarak, katılımcıların şu anki görevi değişkeni ve müşterinin nakit akışına ilişkin bilginin kullanımı bölümü haricinde diğer demografik faktörler ve kredi kararında müşterinin finansal bilgilerinin kullanımı bazında katılımcıların görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Oranları, Müşterinin Gelir Kapasitesi, Nakit Akışları,Kredi Taleplerinin Analizi, Yemen Bankacılık Sektörü.
Ortaya çıkışları, inançları ve Yemen siyasetine etkileri açısından Hûsîler
Bu tez çalışmasında 2014 yılında Yemen'de darbe yaparak yönetimi ele geçiren Hûsî hareketinin ortaya çıkışı, inançları ve Yemen siyasetine etkileri ele alınmıştır. Tezin amacı, Hûsî örneğinden yola çıkarak mezhepsel farklılıkların bir ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatına etkilerini ortaya koymaktır. Özelde Yemen, genelde ise Ortadoğu'nun diğer ülkelerinde yönetimden çarşı-pazara varıncaya dek, toplumu en çok etkileyen faktörlerden birisi de dini/mezhepsel farklılıklardır. Ortadoğu'nun siyaset ve toplum yapılanmalarında bariz bir şekilde belirleyici olan mezhep-iktidar ilişkilerine en güzel örneklerden birisi de Hûsî hareketidir. Ortaya çıktığı ilk dönemlerden beri bazı medya ve akademi çevrelerince Şiî-Sünnî mücadelesi olarak tanımlanan Yemen savaşını ve bu savaşın en önemli aktörlerinden birisi olan Hûsîleri anlamak, mezhepsel farklılıkların Ortadoğu coğrafyasında etkilerinin hangi boyutlarda olduğunu anlamak açısından önemlidir. Ayrıca tezimizde küresel ve bölgesel güçlerin, Ortadoğu'da mezhep kartını kullanmak suretiyle, nasıl bir vekâlet savaşı yürüttükleri de Hûsî örneği üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır.
Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin transkripsiyon ve değerlendirmesi (II. defter, sayfa: 1-235, 08.09.1331-01.01.1332)
I. Dünya Savaşı'na katılan devletler arasında yer alan Osmanlı Devleti, bu savaşta pekçok cephede savaşmak zorunda kalmıştır. Bu cephelerden birisi de Yemen Cephesidir. Yemen, Mısır'ın Osmanlı Devleti hâkimiyeti altına girmesinin akebinde Osmanlı Devleti sınırlarına dâhil olmuştur. Tarihi süreç içerisinde zaman zaman Osmanlı Devleti hâkimiyetinden çıkıp tekrar Osmanlı Devleti sınırlarına dâhil olduğu görülmektedir. Osmanlı Devleti bu topraklarda tutunabilmek ve kalıcılığını sağlamak noktasında ciddi çabalar göstermiştir. Nihayetinde diğer birçok cephede olduğu gibi bu cepheden de çekilmek zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti, Yemen'de hem İmam Yahyâ hem de Seyyid İdrîsî ile mücadele etmiştir. İmam Yahyâ 1911 Antlaşmasıyla Cihan Harbi'nin sonuna kadar Osmanlı'ya sâdık kalırken ve destekçi olurken, Seyyid İdrîsî, İtalyanların ve İngilizlerin desteğini de alarak Osmanlı Devletine olan isyanlarını devâm ettirmiştir. Nitekim çalışmamızı teşkil eden harp ceridesi, Tehâme Harekât Bölge Komutanlığı'nın Yemen'in kuzey tarafında yer alan Asîr bölgesinde Seyyid İdrîsî'ye karşı yapmış olduğu mücadelenin bir kısmını oluşturmaktadır. Savaş tarihinin önemli kaynaklarından birisi de harp cerîdeleridir. Harp cerîdeleri, savaşların psiko-sosyal, ekonomik, siyâsi vb. birçok yönden perde arkasına işâret etmesi bakımından önemlidir. İncelediğimiz 2. Defter Harp Cerîdesi, 08. 09. 1331 (21 Kasım 1915) tarihi itibariyle tutulmaya başlanmış ve 01. 01. 1332 (14 Mart 1916) tarihinde nihayet bulmuştur. Bu cerîde bilhassa Vazat-Luhye Mıntıka Komutanı Galib Bey'in ( 1881 – 1953 ) VII. Kolordu Komutanlığı, Tehâme Harekât Bölge Komutanlığı, mıntıka birlikleri, bölgedeki kabile reisleri ile yapmış olduğu yazışmaları içermektedir. Dolayısıyla çalıştığımız cerîde söz konusu dönemde bölgedeki askerî ve siyâsî gelişmeler hakkında önemli bilgiler vermekte bazı bilinmeyen konulara açıklık getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Harp Cerîdesi, Yemen Cephesi, Galib Deniz, Tehame, Seyyid İdrîsî
Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesine göre I. Dünya Savaşı ve Yemen Cephesi: I. Defter, s. 181, 28 Nisan 1331 - 8 Eylül 1331
Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanı olan ve savaşın sonlarına doğru da Yemen'deki 40. Tümen Komutanlığı'na getirilen M. Galib Deniz tarafından I. Dünya Savaşı'nın henüz ilk yıllarına rastlayan 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutturulan elimizdeki ceridelerden hareketle Yemen Cephesi'ndeki savaşın genel seyri, kıtalarımızın konuşlanışı, iaşe durumu, subay ve askerlerimizin durumu, harekât planımız, yerel halkın askerimize bakışı, komutan ve askerlerimizin bu savaşla ilgili düşünceleri ve planları gibi savaşın farklı yönlerine dikkat çekmeyi amaçladık. Bu çalışmada kaynak olarak kullanılan harp cerideleri askeri birlikler tarafından tutulan günlüklerdir. Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutulan Yemen Cephesi Harp Cerideleri ile sınırlandırdığımız ve transkripsiyonu yaptığımız bu çalışmada aynı zamanda I. Dünya Savaşı'na ve Yemen Cephesi'ne ait kaynaklarla ilgili literatür taraması yapılarak da konu hakkında bilgiler ortaya konulmuştur. Transkiripsiyonunu yaptığımız 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasındaki Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından tutulan ceridelerden ve literatür taraması yaparak incelediğimiz kaynaklardan hareketle Yemen Cephesi'nde savaşın taraflarınn bir meydan savaşına girmediği anlaşılmıştır. İtilaf devletleri safında yer alan İtalyanların ve özellikle İngilizlerin Yemen'deki aşiret reislerini türlü vaatlerle, hediyelerle kandırarak burada dâimâ bir kaos ortamı yaratmak, aşiretlere sağladığı silah ve cephane yardımı ile de vur-kaç taktiği izleyerek buradaki Osmanlı Kuvvetlerine zarar verme gayreti içerisinde olduklarını gördük. Osmanlı Devleti'nin ise ekonomi, cephane, erzak, iaşe ve personel sayısı, haberleşme araç ve gereçleri gibi her açıdan sıkıntıda olmasına rağmen Yemen Cephesi'nde bir yenilgiye uğramadığı aksine yıllardır bir üssü olan Aden'i savaş boyunca kuşatma altında tutarak İngiliz ilerleyişine meydan vermediği; Kuzeyde ise İngilizlerin desteği ile güneye inmeyi amaçlayan İdrisi'nin bütün çabasını boşa çıkardığı anlaşılmıştır.
Yemen Vazat - Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin transkripsiyon ve değerlendirmesi: II. Defter, sayfa: 237 - 523, Rumi: 01. 01. 1332 - 30. 09. 1332, Miladi: 14 Mart 1916 - 13 Aralık 1916
Harp cerideleri Osmanlı Devleti'nde düzenli olarak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'ndan itibaren tutulmaya başlanmış tarihe tanıklık eden önemli kaynaklardan birisidir. Harp cerideleri yalnızca karargâhlar arasındaki yazışmaları içermez, aynı zamanda bulunduğu tarihsel dönemin siyasi, ekonomik, edebi, sosyal vb. pek çok alanlarında kendinden sonraki yıllara ışık tutar. Ceridelerin tarafsız bir gözle yazılması zorunludur. Çünkü her ceride kendinden sonra nöbeti devralacak komutan için önemli bir stratejik kaynak özelliğini taşır. Çalışmamızın asıl konusun teşkil eden Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesi, 1. Dünya Savaşı'nda Yemen Cephesi'nde neler yaşandığı ile ilgili bilgileri ilk elden bizlere ulaştırır. Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesi toplamda 6 defter olup bizim çevirisini yaptığımız ceride 2. defterin, 237-523 sayfalarını kapsamaktadır. Bu sayfalar 01.01.1332 ile 30.09.1332 tarih dilimi oluşturmaktadır. 2. defteri kapsayan harp cerîdesinin 1. kısmı, 08. 09. 1331 tarihinden (21 Kasım 1915' ten) 01.01.1332 tarihi arasıdır. Ceridenin birinci kısmı başka bir tez çalışmasının konusu olmuştur. Bizim çalışmamız ise 01. 01. 1332 (14 Mart 1916) tarihinden başlayıp dokuz aylık bir süreci kapsamakta ve 30.09.1332 tarihinde son bulmaktadır. Üzerinde çalıştığımız harp ceridesi Va'zat-Luhye Mıntıka Komutanı Galib Bey'in ( 1881 – 1953 ) Komutanlığı sırasında tutulan harp cerideleridir. Bu ceridelerin günümüze ulaşıp Yemen Cephesi hakkında bizlere malumat vermesini, bu bölgede Va'zat-Luhye Mıntıka Komutanı olarak görev yapan Galip Bey'e borçluyuz. Galip Bey'in kardeşinin torunu Sayın Mehmet Kuntman aracılığı ile bu belgeler üzerinde çalışmalar yapılabilmiştir. Yemen Va'zat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Cerideleri genel olarak kabile reisleri arasındaki görüşmeleri, kumandanlıklar arasındaki askeri yazışmaları, kumandanların yerel halk unsurlarından olan şeyhlerle ve toplum önderleriyle yaptıkları yazışmaları konu edinmektedir
Yemen Va'zat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin transkripsiyon ve değerlendirmesi (III. Defter, Sayfa: 1-102, R. 01.08.1331-03.09.1331 / M. 14 Ekim 1915 - 16 Kasım 1915)
Yansıttığı zaman aralığının siyasal, ekonomik ve sosyal durumu hakkında tarihe tanıklık eden Harp Cerideleri bizler için birinci elden kaynak durumundadır. Çalışmamızın ana kaynağını teşkil eden Yemen Va'zat-Luhye Carp Ceridesi, 3. defterinin 3. Kısmıdır. 01.08.1331 (14 Ekim 1915) tarihinden 03.09.1331 (16 Kasım 1915) tarihine kadar bir aylık bir dönemi kapsamaktadır. Üzerinde çalıştığımız Harp Ceridesi Va'zat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı'nın ve bölgedeki diğer kumandanlıkların kendi aralarında yapılan yazışmaları içermektedir. Bu yazışmalarda bahsi geçen konular başta bölgede Osmanlı'nın nüfuzuna dair olan meselelerdir. Osmanlı Devleti'ni temsil eden kumandanlıkların bölgedeki yerli kabilelerle ve yerli kabilelerin kendi aralarındaki ilişkiler, İngilizlerle işbirliği içinde olup, Arap kabilelerini de gerek tehtit ve korkutma, gerekse çeşitli hediyelerle yanına çekmeye çalışan kabile reisi İdris'in faaliyetleri ve Osmanlı ordusunun, İdris'e karşı güttüğü politika kumandanlıklar arasındaki yazışmaların temelini oluşturur. Bunların haricinde harp kaçağı olan Osmanlı askerlerine verilecek ceza, kumandanlıklara iaşe ve mühimmat desteği, kumandanlıkların idâresine ilişkin sorunlar, ordu kumandanları hakkında bilgiler, savaşın genel gidişâtı, Osmanlı ordusunun hâkimiyetini tanımayarak çeşitli suç ve faaliyetlere karışan kabilelerin köylerinin yakılarak gözdağı verilmesi, Osmanlı ordusunun yanında olan kabilelere sağlanan mühimmat gibi konular da çalışmanın içeriğini oluşturan diğer meselelerdir.
Yemen bölgesiyle ilişkili Kur'ân kıssalarının tarihsel ve kültürel açıdan tahlili
Bu araştırma Yemen bölgesiyle ilgili Kur'ân kıssalarının tarihî ve kültürel tahlilini içermektedir. Araştırmanın amacı, söz konusu Kur'ân kıssalarının tarihî ve kültürel gerçekliğini ortaya koymaktır. Hedefi ise ilgili kıssalardaki müphemlikleri vuzuha kavuşturmaktır. İlgili kıssalar tarih-vâkıa uyumu yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, önemi, metodu ve kaynakları hakkında bilgiler sunulmuştur. Araştırmaya dair literatür değerlendirmesine de yer verilmiştir. Birinci bölümde Kur'ân'da kıssa kavramı ve Kur'ân kıssalarına dair tartışmalı meseleler ele alınmıştır. İkinci bölümde İslâm öncesi dönemde Yemen tanıtılmış, Yemen kökenli Âd kavmi, Sebe' Melikesi ve Sebe' halkı kıssaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde Yemen'le irtibatlı Lokman, Semûd kavmi, Medyen/Eyke halkı, Ashâbü'l-Uhdûd ve Ashâbü'l-Fil kıssası ele alınmıştır. Araştırmamız neticesinde oryantalistlerin Kur'ân kıssalarının kaynağı meselesine ilmî değil ideolojik yaklaştıkları tespit edilmiştir. Nüzûl dönemi Araplarının araştırmamıza konu olan kıssaları sözlü kültür, ticaret ve göçler vesilesiyle bildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Tarihte ikinci bir Âd kavmi olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Sebe' Melikesi'nin varlığına dair deliller ağır basmaktadır. Ancak kimliği tespit edilememiştir. Lokman'ın Yemenli Lokman b. Âd olduğu kanaatine varılmıştır. Medyenlilerin ve Eykelilerin aynı kavim oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ashâbü'l-Uhdûd, kâfirlerdir. Söz konusu çukurlar Zûnüvâs ve maiyetindekiler tarafından Necran'da kazdırılmıştır. Ashâbü'l-Uhdûd ve Ashâbü'l-Fil kıssasının teşekkülünde politik ve ekonomik kaygıların ön planda olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, araştırmamıza konu olan kıssaların tarihî ve kültürel gerçekliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.
Yemen üzerinde bölgesel rekabet
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nden ayrılıp bağımsızlığını ilan eden Yemen, 1962-1968 yılları arasında bir iç savaşa sahne olur, benzer bir şekilde 2011'den günümüze kadar devam eden yeni bir iç savaşı yaşanır. Geçmişte halkının refah ve huzur içinde yaşadığı, mutlu Arap (Arabia Felix) gibi anlamlara gelen isimlerle anılan Yemen, günümüzde bu sıfatlardan çok uzak, kaos ve kargaşa içinde varlığını sürdürür. Aden Körfezi-Bab'ül Mendeb Boğazı, Kızıldeniz, Süveyş Kanalı suyolunun güneyini kontrol eden stratejik bir coğrafyada bulunan Yemen'e farklı devletlerin kendi çıkarları için yapmış oldukları müdahaleler, ülkenin kırılgan bir yapıya sahip olmasına ve devlet yönetiminin zayıf kalmasına sebep olur. Her ne kadar ülkenin kuzey ve güney bölgeleri birleşmiş olsa da hükümet zayıflığı ile gelen iç çatışmalar Husiler'in Sana'yı ele geçirmesine yol açar. Yemen'de kendi içinde farklı gündemler takip eden gerek siyasi gerekse toplumsal rol oynayan iç dinamikler, bu savaşlarda hedef ve çıkar ortaklığına dayalı dış aktörlerin desteğini alırlar. Güney ve Kuzey Yemen'in birleşmesi ile oluşan Yemen Cumhuriyeti'nin beş ana aktörü vardır. Bunlar Husiler, El-Kaide, Islah Partisi, Ali Abdullah Salih ve Yemen Sosyalist Partisi'dir. Arap Baharı'ndan olumsuz etkilenen Yemen'de bahsettiğimiz söz konusu beş ana unsur bütün bu yaşananlarda etkili olmuştur. İran bu mücadeleler sırasında görünürde yumuşak güç unsurlarına başvurur. Sert güce başvurması ise perde arkasından Husiler aracılığı ile gerçekleşir. Suudi Arabistan ise bu güç mücadelesinde geleneksel dış politika anlayışında görülmemiş bir hamle yaparak 2015 yılında düzenlenen "Kararlılık Fırtınası" ile doğrudan sert güç unsurlarını kullanarak sahnede yerini alır. Bu çalışmada, Yemen'deki iç çatışmalara müdahil olan dış aktörlerin, (BAE, Suudi Arabistan ve İran) çatışmaların seyrini nasıl değiştirdiği ve iç aktörler üzerinde nasıl bir tesire sebep olduğu ele alınmıştır.
Suudi Arabistan ve İran güç mücadelesinde Yemen faktörü
Arabistan Yarımadası'nın stratejik noktalarının birinde yer alan ve kırılgan bir yapıya sahip Yemen halen Suudi Arabistan ve İran arasındaki güç mücadelesine sahne olmaktadır. Yemen topraklarında devam eden jeopolitik ve ideolojik mücadele 2011 yıllında Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde başlayan halk hareketleriyle birlikte derinleşmiştir. Statükocu bir dış politika izleyen Riyad'ın aksine dış politikada revizyonist bir politika izleyen Tahran, Arap Baharı'ndan sonra Riyad'la arasındaki bu güç mücadelesini hat safhaya taşımıştır. Riyad ve Tahran arasındaki rekabet ve karşılıklı düşmanlık Yemen'in iç savaşa sürüklenmesine yol açmıştır. İki bölgesel gücün müdahalesi nedeniyle BM ve diğer küresel güçlerin tüm diyalog girişimlerine ve barış görüşmelerine rağmen siyasi açmaz sürmeye devam etmiştir. Elbette Riyad ve Tahran'ın güç mücadelesine ek olarak Yemen'deki iç dinamikler de çatışmanın fay hatlarını derinleştirmiştir. Hatta iç dinamikler bölgesel güçlerin müdahalesine davetiye çıkarmıştır. Bu minvalde İran yumuşak güç unsurlarını kullanarak Şiilerin ağabeyi rolüyle Husiler aracılığıyla müdahalede bulunurken, Suudi Arabistan ise sert güç unsurları çerçevesinde müdahaleci bir politika izleyerek meşru hükümet aracılığıyla çatışmaya müdahil olmuştur. Böylece Riyad ve Tahran vekil gruplar aracılığıyla birbirini dengelemeye çalışmıştır. Kriz basit bir iktidar kavgası ve iç savaştan evrilerek vekâlet savaşına dönüşmüştür. Bazen de Riyad ve Tahran menfaatleri uğruna mezhepçi politikalar izleyerek Şii-Sünni arasındaki gerilimin de tırmandırmasına neden olmuştur. Son olarak İran ve Suudi Arabistan arasındaki güç mücadelesinin ne kadar süreceğini ve ne tür kazanımlar elde edeceği, Yemen'in geleceğinin ne yöne evriliceğine dair net bir tablodan bahsetmek doğru olmaz. Anahtar Kelimeler: Güç Mücadelesi, İran, Suudi Arabistan, Yemen
The impact of Yemen's civil war on food security from 2015 to 2024
This thesis examines the impact of Yemen's civil war, which lasted from 2015 to the present day, on the country's food security. Yemen, which already has substantial difficulties concerning food security as a result of its dry environment and restricted cultivable land, has seen those challenges worsened by prolonged conflict. The civil war has caused significant disruptions to economic activity, agricultural production, and the overall accessibility to food, resulting in severe humanitarian crises. The study utilizes a qualitative approach and relies on primary and secondary data from various sources such as academic literature, international organization reports, government publications, news reports, NGOs, and UN assessments. The research uses thematic analysis to identify significant themes and patterns, demonstrating the complex correlation between conflict and food insecurity in Yemen. Findings indicate that the civil conflict has resulted in significant disruptions to food production and supply lines, resulting in increased levels of food insecurity. The prevailing economic instability in Yemen is characterized by widespread inflation and the devaluation of the Yemeni Rial, resulting in the unaffordability of essential food supplies for numerous households. The war economy, marked by the dominance and exploitation of resources by different factions, has worsened the situation even more. The humanitarian response faced numerous challenges, such as restricted access, political interference, and limited funds. Notwithstanding these challenges, humanitarian assistance has delivered vital, though temporary, relief. The study highlights the necessity for permanent solutions that target the underlying causes of food insecurity and advocates for increased international assistance to alleviate the ongoing crisis. Ultimately, the thesis contributes to the understanding of the complex link between conflict and food security, offering significant perspectives for politicians and humanitarian organizations dedicated to mitigating hunger and promoting stability in Yemen. Overall, it will contribute to illustrating the implications of the war on food security, including disruptions in the economy and agriculture, displacement of individuals, and increased vulnerability. This will enable policymakers and humanitarian players to forecast the condition of a population during or prior to a war.
Yemek ve servis kalitesi ile restoran imajının marka sadakati üzerindeki etkisi: Hamsi restoran örneği
Bu araştırma, yiyecek içecek işletmelerinde müşteri memnuniyetini ve marka sadakatini etkileyen faktörleri incelemek için yapılmıştır. Hamsi restoran müşterileri üzerinde gerçekleştirilen bir anket aracılığıyla toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, algılanan yemek kalitesi, servis kalitesi, restoran imajı, algılanan fiyat ve müşteri tatmininin marka sadakatini etkileyip etkilemediği test edilmiştir. Sonuçlar, bu değişkenlerin marka sadakatini etkilediğini göstermiştir. İkinci aşamada ise müşteri tatmini değişkeni modele dahil edilerek yol katsayılarının anlamlılığı test edilmiştir. Bulgular, algılanan yemek kalitesi, servis kalitesi ve restoran imajının müşteri tatminini etkilediğini ve müşteri tatmininin de müşteri sadakatini etkilediğini göstermiştir. Bu bulgular, işletmelerin müşteri tatmini odaklı stratejiler geliştirmelerinin ve yemek kalitesi, servis kalitesi ve restoran imajını iyileştirmelerinin marka sadakatini artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Marka Sadakati, Servis Kalitesi, Restoran İmajı, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati
Yemen tarihi hakkında yazılmış Türkçe eserler
Yemen uzun yıllar boyunca Osmanlı Devleti'nin mücadele sahasına dönüşmüş bir bölgedir. Osmanlı Devleti, Yemen'deki hâkimiyetinin başlangıcından bitişine kadar buradaki sorunlarla uğraşmıştır. İç ve dış kaynaklı sebeplerden dolayı buraya hâkim olmak isteyen Osmanlılar, bu uğurda büyük kayıplar yaşamışlardır. Başka meselelerle uğraştıkları dönemlerde bile burayı göz ardı etmemişlerdir. Bu nedenle Yemen, merkezden uzak bir vilayet olmasına rağmen, Anadolu'daki vilayetlerden ayrı tutulmamıştır. Öyle ki Osmanlı Devleti'nin Yemen'de uğradığı kayıpların acısı bugün bile hissedilmektedir. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen unutulmayan bu coğrafyanın tarihi, bizler için önem arz etmektedir. Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılda başlayan Yemen hâkimiyeti, kesintilerle 20. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür. Bu dönemi aydınlatmak için şüphesiz arşiv belgeleri büyük önem taşımaktadır. Fakat bu belgelerin de yetersiz kaldığı durumlar olabilmektedir. Ortaya çıkan bu açığı kapatmak için yardımcı kaynaklar öneme sahiptirler. Yardımcı kaynaklar, olayları daha iyi kavramamızı sağlarlar. Bu yardımcı kaynaklar, Osmanlı Devleti'nin Yemen'i idaresinde tuttuğu günlere dair eserlerdir. Bu eserler, sayıca az olmakla beraber Osmanlı hâkimiyetinin ilk döneminden başlamaktadır ve 20. yüzyıla kadar sürmektedir. 19. ve 20. yüzyıla gelindiğinde eserlerin sayısının arttığını görüyoruz. Bunlar Osmanlı Devleti görevlilerinin kaleme aldığı el yazması veya matbu eserlerdir. Bu görevlilerden bazıları da eserlerini Cumhuriyet döneminde yayınlamışlardır. Çalışmada gerek el yazması ve matbu eserler; gerekse güncel çalışmalar incelenerek Yemen tarihi hakkında toplu literatür incelemesi amaçlanmıştır.
Absence of peace and stability between domestic conflicts and foreign interferences in Yemen
Yemen is one of the countries that has suffered a lot of wars and conflicts throughout history, ancient and modern. The current war that is taking place these days since its outbreak in 2014 is evidence. Therefore, this thesis aims to shed light on the dilemma of the continuity and prolongation of wars. The study dealt with the 1962 and 2014 wars literature to identify the causes and motives that contributed to the perpetuation of conflicts, based on the perspective of conflict resolution theory, using the qualitative approach, and benefiting from history through the historical method. Data was collected from secondary sources that addressed the two wars. They were analyzed and interpreted to deduct the joint manifestations between them. The data analysis demonstrated that the overlapped and contradictory political relations, economic interests, and expansionist ambitions of the external actors involved in the military intervention directly (Saudi, UAE, and Iran) and indirectly (US, Britain...) that have seriously contributed to the wars' prolongation and hampered peace efforts. And the transformation of the Yemeni civil wars from internal conflict to regional and international combat. In addition, the direct military interventions in the two wars led to the perpetuation of warfare. Further, findings show that many peace settlements and agreements have not contributed to conflict resolution but exacerbated the wars. It is noteworthy that if all forms of foreign military intervention ceased, it probably takes part in conflict resolution and end the war.
The impact of Saudization policies during COVID-19 on the remittances of yeminis residing in Saudi Arabia
The ongoing war in Yemen, lasting eight years, between the universally recognized legitimate government supported by the Saudi-led military coalition and the Houthi rebel movement backed by Iran has resulted in a significant increase in the number of impoverished and vulnerable individuals, pushing millions to the brink of poverty. Throughout this period, migrants and their remittances have played a crucial role in alleviating the suffering of thousands of families and easing their financial burdens. However, over the past two years, these remittances have steadily declined, exacerbating the hardships faced by Yemenis, escalating the poverty rate, and intensifying the need for financial support among families in the country. This study aims to examine the multifaceted factors that have contributed to this transformative situation. Specifically, it seeks to analyze the impact of the "Saudization" laws, which prioritize the employment of Saudi nationals, on Yemeni workers in Saudi Arabia during the COVID-19 pandemic caused by the SARS-CoV-2 virus. The study will investigate how these laws have affected the flow of financial transfers sent to families in Yemen and explore their broader implications for the Yemeni economy, as well as the political and humanitarian landscape within the country. By employing a comprehensive research methodology, including data analysis, interviews, and literature review, this study will provide valuable insights into the intricate dynamics that have shaped the current financial landscape for Yemeni migrants and their families. The findings will shed light on the consequences of the "Saudization" laws in the context of the COVID-19 pandemic, offering a nuanced understanding of their ramifications on remittance flows and their subsequent effects on the Yemeni economy, political stability, and humanitarian conditions. Ultimately, the study aims to contribute to the formulation of targeted policies and interventions that can address the pressing challenges faced by Yemeni migrants and their families, fostering sustainable solutions to mitigate poverty and enhance socio-economic resilience in Yemen.
A study of the prospects for achieving peace in Yemen
The protracted conflict in Yemen has resulted in a dire humanitarian crisis and extensive devastation, necessitating significant attention and strategic analysis from researchers and decision-makers invested in the Yemeni issue. This thesis aims to examine the possibilities of attaining a comprehensive and lasting peace in Yemen by exploring the key factors and dynamics that contribute to the conflict. The study also sheds light on the roles played by local, regional, and international actors involved in the Yemeni conflict. Employing a descriptive and analytical approach, the research utilizes data analysis and logical interpretation to identify the primary drivers of the conflict. Additionally, the historical method is employed to gain insights into past events and their implications for the present and future. The study draws upon a diverse range of secondary sources, including scholarly studies, theses, articles, books, reports, and international treaties, sourced from reputable libraries and online platforms. By investigating possible paths to peace in Yemen, this research aims to provide important insights through the researcher's findings and recommendations, which it is hoped will have a valuable contribution to laying the foundations for building peace in Yemen, with the ultimate goal of establishing stability and security for the Yemeni people and the region in general. Keywords: Yemen, Conflict, Peace, National Government, Huthis Group, external interventions
Yemen hukuk sisteminde yap işlet devret sözleşmeleri ve uygulamaları
Çalışmamızda Yemen Hukuk Sisteminde Yap İşlet Devret (YİD) sözleşmeleri ve uygulamaları incelenmiştir. YİD sözleşmesi, devlet altyapı projelerinin finansmanında kamu ve özel sektör arasındaki ortaklık biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Devletin bütçesini mali yüklerle aşırı yormadan vatandaşların kamu hizmetleri açısından temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olur. YİD sözleşmelerinde proje şirketi, projeyi inşa eder ve belirli bir süre boyunca yönetir. Bu süre zarfında harcamalarını geri alır, kar elde eder ve ardından projenin mülkiyeti devlete iade edilir. Çalışmamız, YİD sözleşmesi kavramını doktrin ve alanında uzman uluslararası kuruluşlar nezdinde ele almış; bu sözleşmenin hukuki niteliğinin tanımlanması ve analizi konusundaki farklı içtihadi görüşlere açıklık getirmiştir. Çalışmamız, YİD sözleşmeleri ile ilgili yasal metinleri inceleyerek Yemen mevzuatına odaklanmış; böylece sözleşmenin taraflarını ve her birinin hak ve yükümlülüklerini ortaya koymuştur. Ayrıca YİD sözleşmesinin nasıl sona erdiği ve uyuşmazlıkların adli olan ve olmayan çözüm yolları da anlatılmıştır. Çalışmamızın ulaştığı neticelerden en önemlisi; özellikle bütçeleri büyük projeler ve devasa kamu hizmetleri oluşturmaya yetmeyen gelişmekte olan ülkelerde; bu sözleşmelerin, ekonomik kalkınma sürecinde oynadıkları rol açısından büyük önem taşımasıdır. Araştırmamızda ekonomik kalkınmadaki büyük önemleri nedeniyle bu sözleşmeleri düzenleyen yasaların çıkarılmasının hızlandırılması, bu sözleşmelerin takibi ve her aşamada uygulanmasının denetlenmesi görevini üstlenecek bir organ bulunması ihtiyacı, Yemen'de bir idari yargı kurulmasının ve bu sözleşmelerden doğan anlaşmazlıkları inceleme yetkisinin verilmesinin önemi gibi mevzularda birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yap-İşlet-Devret, İdari sözleşme, İmtiyaz, Kamu Özel İşbirliği, Kamu Hizmeti.
Yemen'de yargının bağımsızlığı ilkesi
Hukuk devletlerinde yargının diğer erklerden bağımsız ve tarafsız olmasının gerekliliği hemen hemen tüm dünyada kabul görmüş bir düşüncedir. Özellikle çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez olarak kabul edilen en önemli ilkelerden biri olan yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekliliği aynı zamanda devletlerin siyasi, sosyo-kültürel ve ekonomik konulardaki gelişme seviyelerini de belirlemede bir ölçüt olarak kullanılabilmektedir. Türkiye ve Yemen'de yargının bağımsızlığı anayasal düzeyde bir ilke olarak kabul edilirken, uygulamada yargının bağımsız olduğunu söylemek zor görünmektedir. Buna göre bu çalışmada öncelikle yargı bağımsızlığının tanımı yapılacak, ardından Yemen yargı hiyerarşisi ele alınacak ve sonuç bölümünde gerekli önerilerde bulunulacaktır. Hukuksal düzlemde son derece önemli olan yargı bağımsızlığının Yemen'deki izdüşümü ele alınacak olan bu çalışmada, ilk olarak yargı bağımsızlığı, yargı bağımsızlığının içeriği ve korunması konuları incelenmiş, ikinci bölümde ise Yemen devletinin yapısı, Yemen'de Hukuk Devleti ve Kuvvetler ayrılığı ilkeleri çok boyutlu olarak ele alınarak bir sonuca varılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı öncesi Yemen (1908-1914)
Bu çalışma, Yemen'in Birinci Dünya Savaşı öncesinde idarî, askerî, siyasî, ekonomik ve kültürel sürecini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda idarî yapıda yaşanan gelişmeler ve idarî görevliler açıklanmıştır. Ayrıca idarî taksimattaki değişikliklerle birlikte mimarî, ulaşım ve haberleşme alanlarında yaşanan gelişmeler ortaya konulmuştur. Yemen'de askeri ve siyasî gelişmeler bu dönemde çok yoğun yaşanmıştır. Bu dönemde Şii mezhebinin bir kolu olan Zeydîliğin lideri İmam Yahya ve Asîr'de bir tarikat lideri olan Seyyid İdrisi isyanları ile mücadele edilmiştir. Bu nedenle Yemen'e yoğun olarak askeri kuvvet sevkiyatı yaşanmıştır. 1911 yılında Zeydî lider İmam Yahya ve Osmanlı Devleti adına Kuva-yı Umumiye Komutanı Ahmet İzzet Paşa arasında yapılan Dean Antlaşması ile Yemen'de sükûnet sağlanabilmiştir. Bu antlaşmadan sonra Yemen'de Seyyid İdrisi ve İngilizlerin varlığı siyasî bir sorun olarak devam etmiştir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı'nda Yemen, bir cephe olarak İngilizlere karşı açılmıştır. Yemen'de ekonomik yapı tarımcılık ve hayvancılığa dayalı olmasının yanı sıra bölgeye özgü ürünler ihracatta ön plana çıkmıştır. Yemen'deki eğitim kurumları Osmanlı Devleti'nin idaresi altında kurulmuş ve devam ettirilmiştir. Anadolu'da gerçekleştirilen eğitim yenilikleri bu bölgede de tesis edilmiştir. Yemen'de sağlık hizmetlerinin askerî düzeyde önem taşıdığı görülmektedir. Ayrıca salgın hastalıklar sık sık yaşanmış ve çeşitli önlemler alınmıştır. Bu çalışmada uzun süre Osmanlı Devleti'nin bir vilayeti olan Yemen'in idarî, siyasî, askerî, ekonomik ve sosyal yapısıyla nasıl yönetildiği üzerinde durulmuştur.
Dış göçün yemen milliyetçiliği üzerine etkisi: Türkiye'deki Yemenliler örneği
Milliyetçilik, son iki yüzyılda tüm siyasi ideolojilerin en güçlülerinden biri olduğunu kanıtladı ve bu yüzyılda önemli bir güç olmaya devam edecek gibi görünüyor. Genellikle antik, hatta ilkel bir siyasi ideoloji olarak sunulan milliyetçilik, kelimenin modern anlamıyla, tartışmasız bir şekilde 19. yüzyılın bir eseridir. Sözcüğün kendisinin de belirttiği gibi, insanların bir "ulusun" üyesi olması ve onunla derin duygusal bağlar kurması "doğal" olarak görülür. Aslında, milliyetçilik çok daha karmaşıktır. Bu tez kapsamında araştırmacı, göçün ve başka bir ülkeye taşınmanın milliyetçilik düzeydeki etkisini araştırmıştır. Yemen'deki siyasi değişimler ve savaşın koşulları sonucunda birçok öğrenci üniversite eğitimini tamamlamak için Yemen'in dışına, özellikle Türkiye'ye gitmek zorunda kalmıştır. Araştırmacı, tezde bir alan araştırması yapmış ve nicel araştırma yöntemini kullanmıştır. Anketler Google Formlar aracılığıyla dağıtılmış ve hedef örneklemden yanıt verenlerin sayısı 356 olmuştur. Anket SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye'deki Yemenli öğrencilerin milliyetçilik düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Milliyetçilik düzeyi; ulusal kimlik ve gelenek ile kişisel kültürel yönelim olmak üzere iki boyutuyla ölçülmüştür.
Yemen'in Osmanlı'dan ayrılışı (Kopuşu)
Tezimiz "Yemen'in Osmanlı Devleti'nden Çıkışı" konusunu ele almıştır. Tezimizin giriş kısmında Yemen'in kısaca coğrafi durumu üzerinde durulmuş, İslâmiyet'ten önce ve İslâmiyet'ten sonra Yemen tarihi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin Yemen'e hakimiyeti üzerinde durulmuş ve bu hakimiyetin sebep ve sonuçları açıklanmıştır. 20. yy'a kadar Osmanlı Devleti ile Yemen arasındaki ilişkiler kronolojik olarak verilmiş ve bu dönemde geçen tarihi olaylar açıklanmıştır. Yemen ile Osmanlı Devleti'nin ilişkisi incelenirken bu ilişkide önemli bir yere sahip olan Zeydîlik mezhebi hakkında da bilgi verilmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan, Yemen'in Osmanlı Devleti'nden çıkışının temelindeki sebepler üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Bu bağlamda Avrupa devletlerinin misyonerlerlik faaliyetleri (özellikle İngiltere), Osmanlı Devleti'nin ihmali ve Yemen'deki mezhep anlayışı üzerinde durulmuştur. Bunun yanısıra Osmanlı Devleti'nin Yemen'i elde tutmak için aldığı askeri, idari ve hukuki tedbirler açıklanmıştır. Yemen'in Osmanlı Devleti'nden ayrılışının temelini oluşturan 20. yy. başındaki 1905 ve 1910 isyan hareketleri ve sonrası gelişmeler ayrıntılı olarak verilmiştir. Yemen'in kısmi özerklik kazandığı 1911 yılındaki Daan Antlaşması öncesi ve sonrası gelişmeleri ile bu dönem Osmanlı yönetiminde hakim güç olan İttihat ve Terakki Partisi'nin Yemen politikası açıklanmıştır. Fiili ayrılışın yaşandığı Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası izah edilmiştir. Son bölümde ise Yemen'in TBMM Hükümeti ile olan ilişkileri üzerinde durulmuş ve resmi kopuşun aşamaları bu bölümde verilmiştir.
Abdurrahim el-Bura'î ve Nebevî Methiyeleri
el-Bura'î, XIV. yüzyılda Yemen'de yaşamış tasavvufi yönü ağırlıklı bir şairdir. Şairin, üzerinde çalışma yapılmamış hacimli bir Dîvân'ı vardır. Dîvân'ı 77 şiir ve yaklaşık 3.500 beyitten oluşmaktadır. 211 sayfadan oluşan bu Dîvân'da ilk şiirlerinin 12 tanesi Rabbevî (Allah'ı övme), 40 tanesi Nebevî (Hz. Peygamber'i övme), 20 tanesi Sufiye (şeyhleri ve tarikat ileri gelenleri övme), 4 tanesi de vaazlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, Abdurrahîm el-Bura'î'nin Dîvân'ında geçen Rabbeviyy, Nebeviyy ve Sufiye şiir türlerinden biri olan Nebeviyy methiyeler incelenmiştir. Bu methiyelerin tespiti ve tedvini yapılmıştır. Çalışmamızda beyitler içerik ve konularına göre sıralanmış, Arap dilindeki konumları incelenip söyleniş sebepleri, söyleniş yerleri ve amaçları kısaca açıklanmıştır. Arap edebiyatında önemli bir yere sahip olan el-Bura'î'nin hayatı ve ilmi kişiliği hakkında bilgi vermek, Dîvân'ındaki diğer methiyeleri incelemek, kapalı olan edebi yönlerini açığa çıkarmak ve onun Dîvân'ının edebiyat dünyasına yaptığı katkıya değinerek çalışmamızın diğer içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: el-Bura'î, Dîvân, Nebevî, Methiye
Suudi Arabistan'ın Yemen müdahalesi ve Avrupa Birliği'nin müdahaleye bakışı
Bu tez çalışmasında, Arap Baharı ile başlayan süreç ile birlikte Yemen'de yaşanan ülke içerisindeki kaos ortamının sonucu olarak ortaya çıkan Suudi Arabistan'ın Yemen müdahalesinin bölgesel gelişmeler açısından incelenmesi planlanmakta ve Avrupa Birliği'nin müdahaleye karşı gösterdiği reflekslerin Yemen'e yansımasının ele alınması hedeflenmektedir. AB'nin Arap Baharı ile birlikte iktidarı kaybeden tek adam rejimlerinin akabinde bölge ülkelerinde gerçekleşen iç karışıklıklara karşı etkisiz bir politika izlediği ve yalnızca demokrasi, insan hakları gibi AB düşüncesinin temellerini oluşturan kavramların önemini vurgulayarak politika üretmeye çalıştığı, Yemen'de de aynı politikayı izlemeye devam ettiği görülmektedir. Yemen'e müdahale ile birlikte AB'nin politikaları, bundan sonraki süreçte müdahaleye ilişkin AB önerileri ve oluşabilecek sonuçlar arasındaki ilintilerin açıklanmasına çalışılacaktır.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Yemen'de Zeydi İmam Yahya'nın isyanı (1904-1914)
İmam Yahya h. 1286 yılında Yemen'in San'a şehrinde dünyaya gelmiştir. İlk eğitimini babası İmam Mansur'un yanında aldıktan sonra Yemen'in farklı bölgelerinde dönemin hatırı sayılır isimlerinden dersler almaya devam etmiştir. Meşhur âlimlerin gözetiminde eğitimini tamamlayan Yahya babasının vefatının ardından 1904 senesinde resmen Yemen'in yeni Zeydi imamı olmuştur. İmam unvanını alarak dinî ve siyasî bir hüviyet kazanan Yahya, bu tarihten itibaren siyaset sahnesinde oldukça etken bir rol oynamaya başlamıştır. İmamete geçmesinin ardından ilk iş olarak, hasım ilan ettiği Osmanlılara karşı direniş başlatmıştır. 1904-1905 senesindeki bu ilk girişimin ardından 1910 senesi sonlarında ikinci kez Osmanlı Hükümeti'ne karşı isyan teşebbüsünde bulunacaktır. Osmanlılara karşı gerçekleştirilen bu isyanı nedeniyle Osmanlı kuvvetleri ve İmam Yahya taraftarları arasında geçen uzun müsademelerin ardından Osmanlı İmparatorluğu ile İmam Yahya anlaşma masasına oturmuşlar ve 1911 senesi Ekim ayı itibariyle De'ân Anlaşması imzalanmıştır. İmzalanan bu anlaşma ile kısa vadede İmam Yahya'nın Osmanlı idaresi ile olan meselesi sonuca bağlanmakla birlikte Yemen'deki karışık durum mevcudiyetini bir müddet daha sürdürmeye devam etmiştir. De'ân barışının ardından yaşanan süreçte, İmam Yahya Birinci Cihan Savaşı esnasında Yemen'deki Osmanlı muhalifi yapılanmalara dahil olmamış ve Osmanlı hükümdarına olan bağlılığını muhafaza etmiştir. Mondros Mütârekesi'nin neticesinde ise İmam Yahya kesin olarak Yemen'in kuzey bölgelerinin idaresini ele geçirmiştir Anahtar Kelimeler: Arabistan Yarımadası, Arap Milliyetçiliği, Kızıldeniz, Yemen, Mezhep,Şia, Zeydi, Zeydiyye Mezhebi, İmam, İmamet, Şâki-i Mahûd, İmam Yahya, De'ân İtilafnamesi.