Yüksek LisansAçık Erişim

Berâhime'nin nübüvvetin imkânına yönelik eleştirileri ve Bâkıllânî'nin cevapları

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Kelâm literatüründe nübüvvetin imkânına yönelik eleştirilerin daimî öznesi Berâhime olmuştur. Berâhime'nin söz konusu eleştirilerini detaylıca ele alan kelâmcılardan biri Bâkıllânî'dir. Bu çalışma Bâkıllânî'deki hâliyle Berâhime'nin peygamberliğin imkânı konusundaki itirazlarını ve bunlara verilen cevapları inceleyecektir. İslâm dünyasında II/VII. yüzyıldan itibaren Berâhime'nin kimliğine ilişkin farklı tasavvurlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca nübüvvetin imkânına yönelik kendilerine atfedilen eleştiriler de farklılık arz etmektedir. Tezin ilk bölümünde Bâkıllânî'deki Berâhime imajı tespit edilecektir. Bu bağlamda hikmet sahibi bir yaratıcıya, aklî teklife, hüsün-kubhun zâtî olduğuna inanmakla birlikte nübüvveti inkâr eden Berâhime resminin Bâkıllânî öncesi kaynaklarının kronolojik olarak izi sürülmektedir. Öte yandan söz konusu resmin tamamlayıcı bir unsuru olması ve Bâkıllânî'nin alımlamasındaki farklılığın ortaya konulması amacıyla Eş'arî kelâmcının Berâhime'ye izâfe ettiği itirazların tarihsel kimliği ele alınmaktadır. Bu arka plana dayanan ikinci bölüm ise ifade edilen itirazları belirli bir kurgu içinde analitik olarak incelemektedir. Buna göre kadîm ile hâdis arasındaki ontolojik farklılık ve nebînin kendi nübüvvetini bilmesinin olanaksızlığı Tanrı'nın insanlığa elçi göndermesinin mümkün olmadığını gösterir. Ayrıca elçinin gönderildiği muhataplarla aynı cinsten olmasının ortaya çıkardığı adaletsizlik ile ezelde kâfir olacağı bilinen kimselere peygamber gönderilmesi hikmet sahibi yaratıcı tasavvuruyla çelişir. Öte yandan onlara göre nebînin muhataplarına nübüvvetini ispatlaması da imkânsızdır. Nitekim mûcize aklen mümkün değildir, mûcizenin peygamberlik iddiasının doğruluğuna delâletinde ciddi sorunlar mevcuttur, mûcizeyi diğer olağanüstü hâdiselerden ayırmanın yolu da yoktur. Bu itirazlar göz ardı edilse akıl, bile peygamberin getirdiği habere ihtiyaç duymaz. Söz konusu haberin ihtiva ettiği ibadetler de hakîm bir Tanrı'nın emirleri olamaz. Bu eleştirilere karşı Bâkıllânî, iletişimde tarafların arasındaki ontolojik farklılığın elçiliğe engel olmadığını savunur. Ayrıca çeşitli yollarla nebî kendi nübüvvetine dair zarurî idrake sahip olabilir. Her şeyin mâliki olan Allah için zulmün mümkün olmaması ve peygamberliğin bir hak değil tefaddul oluşu, resul ile muhataplarının hemcins oluşunun adaletsizlik şeklinde yorumlanamayacağını gösterir. Bununla birlikte ezelde küfrü bilinen kimselere resul gönderilmesi hikmetle çelişiyor ise aklî teklifi reddedeceği malum olanların da yaratılmaması gerekir. Öte yandan nübüvvet iddiasının doğruluğuna delâlet eden hârikulâde bir olayın yaratılması aklen mümkündür ve mûcizenin şartları kendisini diğer olağanüstü hâdiselerden ayırır. Hüsün-kubhun zâtî oluşunun reddedilmesi durumunda, insan yaşamının merkezinde bulunan ahlakın ve hukukun temelindeki iyi ve kötünün ancak nübüvvetle bilinebileceği ortaya çıkar. İnsanoğlunun tabiat içinde hayatını idâme ettirmesi için gerekli bilgilerin ancak peygamber tarafından getirilebileceği hakikati, nübüvvetin önemli delillerinden biridir.

Yazar

Furkan Demir

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Furkan Demir (Yüksek Lisans Tezi). Berâhime'nin nübüvvetin imkânına yönelik eleştirileri ve Bâkıllânî'nin cevapları, 2024, İstanbul 29 MayIs University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul 29 MayIs University tezlerinden daha fazlası