Master'sOpen Access

Fikri haklar ile Haksız Rekabet Hukuku arasında kümülatif koruma

2022
1 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Fülürya Yusufoğlu Bilgin

Abstract (TR)

Çalışmamızda dar anlamda fikri haklar ile haksız rekabet hukuku arasında kümülatif koruma imkanı ele alınmaktadır. Fikri haklar denildiğinde geniş anlamda sınai haklar ve telif hakları birlikte anlaşılır. Sınai hakların konusunu marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adları oluşturur. İşte Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) da bunlara ilişkin hakların korunması amacına hizmet etmek için düzenlenmiştir. Telif haklarının konusu ise ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri olarak kategorize edilen fikir ve sanat eserleridir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) söz konusu eserleri oluşturan eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarını belirleyip koruma altına almak amacıyla oluşturulmuştur. İşte dar anlamda fikri haklar denildiğinde yalnızca telif hakları anlaşılıyor olup çalışmamızın konusunu da dar anlamda fikri haklar yani telif hakları oluşturmaktadır. Prof. Dr. Ernst Hirsch'in hazırladığı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 5 Aralık 1951 tarihinde kabul edilmiş olup 13 Aralık 1951 tarihi itibariyle Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Her ne kadar Kanun 1983, 1995, 2001 ve 2004 tarihlerinde çeşitli değişiklikleri uğramışsa da hala varlığını devam ettirmektedir. Kanunun kabul edilmesiyle birlikte fikir ve sanat eserlerini oluşturan eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin hakları güvence altına alınmıştır. Böylece eser sahiplerinin eserden doğan haklarının ihlal edilmesi halinde sadece fikri haklar korumasının mı yoksa fikri haklar korumasına ek olarak haksız rekabet korumasının da mı gündeme geleceği sorusu oluşmuştur. Bu sorunun temeli olarak da fikri hakları düzenleyen FSEK'in Türk Ticaret Kanunu'ndaki (TTK) haksız rekabet hükümlerine göre özel nitelikte olup olmadığı irdelenmiştir. İşte çalışma konumuzu da FSEK'in TTK'da düzenleme altına alınan haksız rekabet hükümlerine göre özel nitelikte olup olmadığı ve eser sahibinin eserden doğan haklarının ihlal edilmesi halinde fikri haklar koruması ile haksız rekabet korumasının kümülatif olarak uygulama bulup bulamayacağı oluşturmaktadır. Çalışma konumuz kapsamında fikir ve sanat eserlerinden ne anlaşılması gerektiği ve fikir ve sanat eserleriyle ilgili temel ilkeler ele alınmıştır. Bu saptamalar yapıldıktan sonra eser sahibinin eserinden doğan haklarının ihlal edilmesi halinde fikri haklar koruması ile haksız rekabet korumasının kümülatif olarak uygulama bulup bulamayacağına ilişkin öğretideki farklı görüşlere yer verilmiştir. Devamında bu farklı görüşler de dikkate alınarak haksız rekabet koruması ile fikri haklar korumasının kesişim alanları belirlenmiştir. Bu kesişim alanları bakımından iki farklı koruma yolunun kümülatif olarak uygulama bulup bulamayacağı sorusuna ayrı ayrı cevap aranmıştır. Son olarak da kümülatif uygulamanın kabul edilmesi halinde oluşacak usuli sorunlar saptanarak bu sorunlara getirilen çözüm önerilerine yer verilmiştir. Çalışma konusu olarak fikri haklar ile haksız rekabet hukuku arasında kümülatif korumanın seçilmesindeki amaç öğretide bu konuda var olan farklı görüşlerin yansıtılarak bir sonuca varılmak istenmesidir. Zira fikri haklar koruması ile haksız rekabet koruması belirli konularda farklılıklar içeriyor olup hangi koruma yolunun tercih edileceği gerek zamanaşımı gerek koruma süresi gerekse de tazminatın hesaplanma şekli bakımından farklı sonuçlara yol açmaktadır. Yine hangi koruma yolunun uygulama bulacağı sorusu davaya bakmakla görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından da elzemdir. Ayrıca kanun koyucunun öngördüğü karineler ispata ilişkin önem arz ediyor olup koruma yolunun hangisi olduğu ispat bakımından da önem teşkil etmektedir. Hal böyleyken eser sahibinin eserinden doğan haklarının ihlal edilmesi halinde yalnızca fikri haklar korumasının mı uygulama bulacağı yoksa fikri haklar korumasının yanı sıra haksız rekabet korumasına da başvurma imkanı olup olmadığı sorusunun cevabı önem kazanmaktadır. İşte bu çalışma ile öğretideki görüşler dikkate alınarak bu sorulara naçizane cevap bulmak amaçlanmıştır. Tez çalışmamızda yöntem olarak kaynak taraması yöntemi tercih edilmiştir. Zira seçilen tez konusu bakımından öğretide çok sayıda farklı görüş bulunmakta olup çalışma konusunun en iyi şekilde açıklanabilmesi ve sonuca varılabilmesi bakımından en uygun yöntem öğretideki tüm görüşlere yer vermektir. Böylece okuyucu konuyla ilgili ileri sürülen tüm görüşlere hakim olabilecek ve varılan sonuca giden yolu daha iyi analiz edebilecektir. Bu kapsamda tez çalışmasında yer verilen konuyla ilgili öğretinin görüşlerinin açıklanabilmesi bakımından yazılmış kitaplar, makaleler, tezler ve süreli yayınlar incelenmiştir. Öğretideki görüşlerin yanı sıra yargı mercilerinin konuya bakışının anlaşılabilmesi bakımından yargı kararlarına yer verilmiştir. Özellikle haksız rekabet ile telif hakkının kesişiminin daha net anlaşılabilmesi bakımından uluslararası kaynaklara ve uluslararası yargı kararlarına yer verilmesi gereği doğmuştur. Tez çalışmamızın nihayetinde fikri hakları düzenleyen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndaki hükümler ile Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabete ilişkin hükümler arasında özel hüküm-genel hüküm ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Hal böyleyken eser sahibinin eserinden doğan haklarının ihlal edilmesi halinde fikri haklar korumasının yanı sıra şartlarının var olması halinde haksız rekabet korumasının da gündeme geleceği sonucuna varılmıştır. Böylece iki koruma yolu arasında kümülatif korumanın mümkün olduğu kabul edilmiştir.

Author

Dr. Şeyma Işık Yaşlı

How to Cite

Şeyma Işık Yaşlı (Yüksek Lisans Tezi). Fikri haklar ile Haksız Rekabet Hukuku arasında kümülatif koruma, 2022, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University