
90
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Algılanan hizmet kalitesinde e-lojistik uygulamalarının rolü: Lojistik işletmeleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, küreselleşmenin en büyük aktörü olan uluslararası ticaretin çevrimiçi platformlarda hem B2B (İşletmeden İşletmeye) hem de B2C (İşletmeden Müşteriye) gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Ticari faaliyetlerdeki bu köklü değişim, iç piyasada zayıf müşteri potansiyeline sahip ya da dış pazarlara açılmanın getirdiği avantajlarından faydalanmak isteyen perakendecilerin, ticari faaliyetlerde etkin rol oynamasına katkı sağlamıştır. Hammaddenin kaynağından nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm süreci takip edilebilmesini sağlayan yazılım, donanım, veri tabanları ve iletişim faktörleri, lojistik hizmetlerinin e-ticaret faaliyetleriyle entegre bir hizmet anlayışını oluşturmasına katkı sağlamıştır. Dolayısıyla tüm bu gelişmelerin doğrultusunda araştırmanın amacı, fiziki malları çevrimiçi satış işlemlerini gerçekleştiren perakendecilerin lojistik hizmet sonrası algıladıkları kalite ve memnuniyet düzeyinde, e- lojistik uygulamalarının etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda "Algılanan Lojistik Hizmet Kalitesi", "ELojistik Uygulamaları" ve "Müşteri Memnuniyeti" olmak üzere 3 farklı ölçekten yararlanılmıştır. 388 kişiden oluşan araştırmanın örneklem grubu, e-ticaret siteleri aracılığıyla satışlarını gerçekleştiren çevrimiçi perakendeciler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda geliştirilen hipotezlerin test edilmesi, "Aracı Değişken ile Regresyon Analizi", "Bağımsız Örneklem T Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi" aracılığıyla gerçekleştirilmiştir
Gümrük Tasfiye İşlemlerindeki Sorunların Tespiti ve Çözüm Önerileri
Bu çalışmanın amacı; Ticaret Bakanlığınca yürütülen tasfiye işlemleri ve tasfiye işlemlerine yönelik yapılabilecek reform önerilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmamız Giriş hariç üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde eşya ve araçların tasfiyelik hale gelme nedenleri, tasfiyelik araç/eşyaların tasfiye idaresi denetimindeki ambarlarına alınması, ambarlardan çıkarılması, denetimi ve gözetimi tasfiye edilinceye kadar geçen sürelerde yapılacak işlemler açıklanmıştır. İkinci bölümde, eşyanın piyasaya arz edilmesine ya da imha edilmesine yönelik tasfiye yöntemlerinden bahsedilmiş olup, mevzuata yönelik uygulamalar üzende durulmuştur. Üçüncü bölümde, tasfiye işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik geçmişten günümüze gelişen bilgi teknolojileri ile bu gelişmeler sonucunda gümrük işlemlerine yönelik mevzuatların da güncellenmesinin zaruri haline gelmesinden dolayı tasfiye işlemlerinin yürütülmesi konusunda yapılmış reformlar ve yapılabileceği düşünülen teknolojik ve kanuni reform önerilerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm ise; tasfiye süreçleri ve yapılacak reformların verimlilik oranını ölçmeye yönelik araştırma bölümüdür. Bu bölümde tasfiye iş ve işlemlerine yönelik yapılabileceği düşünülen reformların hayata geçirilmesi ile sonuçlarının tespit edilebilmesine yönelik anket çalışması yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir Anahtar Sözcükler: Tasfiye, Tasfiye Süreci, Tasfiyelik Eşya, Reform Önerileri.
Genç tüketicilerin sosyal mühendislik ile siber güvenlik farkındalıklarının online alışveriş niyetleri üzerindeki etkisinin ölçülmesi
İnternet ve bilişim suçları; işlenmesi kolay, saldırı maliyeti çok düşük, toplumsal ve ticari maliyeti çok yüksek suçlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dijital dönüşümün getirdiği yeniliklerle birlikte ülke ekonomilerinin geleceği olan online ticaret üzerinde özenle durulması gereken bir noktaya ulaşmıştır. Bu çalışmanın amacı; online ortamlarda alışveriş yapan genç tüketicilerin, sosyal mühendislik ile siber güvenlik farkındalıklarını ölçmektir. Çalışma online alışverişlerde güvenli internet kullanım farkındalığının sağlanması ile güvenli toplumların ve güvenli online ticari hayatın oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bu amaçla yapılan çalışmada online tüketicilere ve online ticari faaliyetlerde bulunan işletmelere, sosyal mühendislik ile siber güvenlik risklerini doğru yönetebilmeleri için gerekli taktikler ve tedbir amaçlı bilgiler aktarılmıştır. Ayrıca Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Merkez Kampüsünde 693 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen bir anket çalışması yapılmış verilerin analizinde SPSS Versiyon 24 ve Amos 22 paket programları kullanılarak Yapısal Eşitlik Modellemesinden (YEM) faydalanılmıştır. Bu araştırma ile "Online Alışveriş Güvenlik Modeliˮ (OAGM) oluşturularak alanında özgün bir çalışma tamamlanmıştır. Bu model dışında tüketicilerin online alışveriş niyetleri ile sosyal mühendislik ve siber güvenlik farkındalıklarını bir arada inceleyen ve aralarındaki ilişkisel bağları tespit ederek ortaya çıkaran herhangi bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle ortaya konulan model orijinal olma niteliği taşımaktadır. Anket çalışmasının ikinci bölümünde ise konuya ilişkin genel değerlendirme anketi uygulanmış tanımlayıcı istatistikler aracılığıyla yapılan analizler sonucunda değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırmada genç tüketicilerin sosyal mühendislik farkındalıklarında meydana gelen değişimde, çok güçlü bir oran olan %65 lik bir kısmının genç tüketicilerin siber güvenlik farkındalıklarında meydana gelen değişim tarafından açıklandığı tespit edilmiştir. Aktarılan tüm bilgilerle birlikte yükseköğretim öğrencilerinin bilgi güvenliği ve güvenli internet kullanımı konularında eğitimlere ihtiyaç duydukları belirlenmiştir.
Bütüncül kanal müşterilerinin satın alma niyetini etkileyen faktörlerin UTAUT2 modeli ile incelenmesi
Tüketici beklentisi, artan rekabetle birlikte perakendecilerin bir an olsun gözünü ayırmaması gereken bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Perakendecilerin tüketici beklentilerini karşılayabilmelerindeki hem en büyük zorluk hem de en önemli aracın teknoloji olduğu düşünülmektedir. Teknoloji, tüketicilerin işlerini kolaylaştırırken perakendeci tarafında büyük bir zorluk yaratmaktadır. Bu zorluğu avantaja dönüştürmek ise perakendecinin yaratıcılığına kalmıştır. Bütüncül kanal stratejisi, bu zorluğu avantaja dönüştüren perakendecilerin kullandığı teknoloji tabanlı bir stratejidir. Bütüncül kanal, tüketicilerin tek bir alışveriş sırasında farklı kanalları sınırsız ve eş zamanlı kullanma ihtiyacına yöneliktir. Perakendeciler tüketicilere bütüncül kanal hizmeti sunabilmek için satış, ödeme, teslimat gibi farklı alanlara yönelik çeşitli uygulamalar geliştirmektedirler. Bu çalışmanın amacı, bütüncül kanal müşterilerinin satın alma niyetine etki eden faktörlerin UTAUT2 teknoloji kabul modeli değişkenleri ile belirlenmesidir. Bu amaçla, İstanbul ilinde ikamet eden bütüncül kanal uygulamalarını kullanan tüketicilerle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; fiyat değeri, hedonik motivasyon, çaba beklentisi ve alışkanlık faktörlerinin bireyin bütüncül kanal kullanarak yaptığı satın almalarda etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Performans beklentisi ve sosyal etki faktörlerinin ise anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Bütüncül Kanal, Omni Kanal, Tüketici Davranış, Teknolojik Gelişmeler, Perakendecilik Sektörü,
Uluslararası e-ticaret sitelerinden satın alma eğilimlerinin tüketicilerin riskten kaçınma düzeylerine göre belirlenmesi
21.yüzyıla damgasını vuran internet erişimi, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeleri de tetiklemiş ve bu tetikleme bilgi toplumu haline gelebilmenin en etkin aracı konumunu almıştır. Dünya üzerinde internet kullanıcılarının sayısı artmış ve elektronik ticaret internet çağının en önemli özelliklerinden biri haline gelmiştir. Elektronik ortamda gerçekleşen alışveriş, geleneksel market alışverişine göre, satıcı ve alıcı arasında birebir etkileşim olmaması ve müşterilerin satıcının davranışını gözlemleyememesi bakımından birçok farklılık içermektedir. Bu alışveriş türü büyük çapta kabul görmüş olsa da birçok tüketici, hala sanal marketlerden alışveriş yapmayı riskli görmekte ve bu kanaldan alışveriş yapmayı riskli bulmaktadır. Algılanan bu riskler, internet alışverişi ile ilgili, tüketicinin karar vermesinde kritik bir etkiye sahiptir. Özellikle yurt dışı e-ticaret sitelerinden yapılacak alışverişlerde artan risk algısı sebebiyle tüketicinin alışverişten kaçınma eğilimleri de artmaktadır. Riskten kaçınma (risk averseness), riskten uzak durma eğilimi olarak tanımlanmakta ve kişilik özelliği olarak kabul edilmektedir. Kişilik özelliği olarak deneyimlerle veya diğer sosyo-psikolojik faktörlerle şekillenen riskten kaçınma, tüketicilerin karar için başvuracakları en önemli içsel bilgi kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle tüketicilerin riskten kaçınma düzeyleri, e-ticaret siteleri üzerinden yapacakları alışverişler üzerinde doğrudan etki yaratacaktır. Bu tezde öncelikle, Türk tüketicilerinin riskten kaçınma düzeylerine göre gruplandırılması ve tüketicilerin uluslararası ticarette önemli bir yer tutan e-ticaret sitelerinden satın alma eğilimlerinde, riskten kaçınma düzeylerine göre bir farklılığın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amaçlanmaktadır.
Kamu ve özel banka müşterilerinin hizmet kalitesi algılarının karşılaştırılması: Bandırma örneği
Günümüzde hizmet sektörünün her alanında gelişme göstermesi, işletmeler arasındaki rekabeti arttırmıştır. Hizmetlerin mallar gibi somut olmaması ve standardizasyonunun zor olması gibi nedenlerle bu ürünlerde müşteri beklentileri ile algılarının tespit edilmesi de, mallara nazaran daha zahmetli olması sonucunu doğurmuştur. Bu çalışmada, ülkemizdeki hizmet sektörleri içinde en yoğun rekabetin yaşandığı sektörlerden biri olan bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların sunmuş oldukları hizmetlerin, tüketiciler nezdinde nasıl algılandıkları ve tüketicilerin bankacılık hizmetlerine ilişkin tatmin düzeyleri ile tekrar satın alma niyetlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada ayrıca tüketicilerin hizmet kalite algıları, tatmin düzeyleri ve tekrar satın alma niyetlerinin bankalarının sahiplik türlerine göre farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Çalışmada ihtiyaç duyulan veriler anket formu kullanılarak Bandırma ilçesinde yaşayan 452 kişiden kolayda örnekleme ile toplanmıştır. Veri analizlerinde tanımlayıcı istatistikler, normallik testleri ile bağımsız iki örneklem t testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, kamu ve özel sermayeli banka müşterilerinin algılanan hizmet kalitesi, tatmin düzeyi ve tekrar satın alma niyetlerinin istatistiki olarak farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kamu sermayeli banka müşterilerinin, özel sermayeli banka müşterilerine nazaran daha yüksek düzeyde bir hizmet kalite algısı, tatmin ve tekrar satın alma niyetine sahip olduğu görülmüştür
Gelişmekte olan ülkelerin lojistik sektörünün küresel rekabet gücü açısından karşılaştırılması
Ülkeler ihtiyaç duyduğu bütün ürünlerin ve hizmetlerin üretimini kendi imkanlarıyla sağlayamamaktadır. Ülkelerin ihtiyaçlarını karşılama isteği farklı üretim noktalarına ulaşmalarına sebep olmaktadır. Öte yandan, üretimi gerçekleştirebilen ülkelerin ise diğer pazarlara ürünlerini ve hizmetlerini ulaştırma isteği doğmaktadır. Ülkeler arası sınırların kalkmasına yol açan bu durum, ticareti küreselleştirmektedir. Bu kapsamda ülkelerin farklı sektörler üzerinden kıyasıya yarıştığı rekabetçi ortam oluşmaktadır. Bu ortamda ürünlerin en hızlı ve en düşük maliyetle ulaştırılmasını sağlayan ülke, rekabet üstünlüğü elde edebilmektedir. Bu sebeple lojistik sektörü, ülkelerin en önemli küresel rekabet gücü elde etme aracı olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda ülkelerin rekabetçi ortamda lojistik sektörü üzerinden elde ettikleri küresel rekabet güçlerini kıyaslama konusu gündeme gelmektedir. Bu doğrultuda yapılan çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerin lojistik sektörleri üzerinden sergiledikleri küresel rekabet güçlerini belirlemektir. Morgan Stanley Capital International verilerine göre Türkiye'nin de içinde yer aldığı 24 gelişmekte olan ülke araştırma kapsamına alınmıştır. 2009-2018 dönemi kapsamında ilgili ülkelerin lojistik ve seyahat sektör grupları ile alt hizmet alanları incelenmiştir. Uluslararası Ticaret Merkezi'ne ait Trademap veri tabanından ülkelere ait ihracat ve ithalat verileri elde edilmiştir. Veriler yedi dış ticaret endeksi ile ölçümlenmiştir. Ölçümler sonucu ulaşılan bulgular gelişmekte olan ülkeler arasında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Mısır küresel rekabet gücü en yüksek ülke, Türkiye küresel rekabet gücü en yüksek ikinci ülke, Filipinler ise en düşük küresel rekabet gücü elde eden ülke olarak bulgulanmıştır. Araştırmanın bulguları teorik ve uygulama açısından tartışılmıştır.
Limancılıkta endüstri 4.0'a uyum ve istihdam
Limancılık sektörü deniz taşımacılığının gelişmesi ile müthiş bir atılım göstermiştir. Başlarda yük indirme/bindirme ile başlayan bu süreç, depolama, iç dolum, iç boşaltma gibi çeşitli operasyonlarda ekleyerek ithalat/ihracat işlemlerinde önemli bir alan haline gelmiştir. Böylece sektördeki rekabet gücünü elde tutabilmek ve gemi operasyonlarını hızlandırmak için teknolojik gelişmelere ihtiyaç duymuştur. Bu teknolojik gelişmeler hem yeni makineler hem de yazılım olarak karşımıza çıkmaktadır. Endüstri 4.0 ise, gelişen teknolojinin bugün bizler için son noktası denilebilmektedir. Minimum maliyet ile maksimum üretim/hizmet sağlayan bu teknoloji geniş kapsama sahip olduğundan dolayı bu devrim her sektöre entegre edilebilmektedir. Entegre sayesinde birçok iş akışı rahatlayarak verimlilik artırılabilmektedir. Ancak bu noktada verilen hizmet süreçlerinden insan faktörünün çıkarılması istihdamı nasıl etkiler sorusu ortaya çıkmaktadır. Endüstri 4.0 ın istihdama etkisi var mı,bu etki yeni bir krize neden olur mu?gibi sorular meydana gelmektedir. Üretimin artıp maliyetlerin düştüğü bir ortamda istihdam faktörünün nasıl etkileneceği merak konusudur. İstihdam ile ilgili birçok farklı görüş ortaya atılmış ve çeşitli örnekler ile netleştirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sektörün teknolojiye ihtiyaç duyması ve gelişimini devam ettirdiği bir dönemde bizler için yeni bir kavram olan Endüstri 4.0 ın da limancılık sektöründe istihdama etkisi olup olmadığı ve çalışanların Endüstri 4.0‟a bakış açılarının ne olduğu konularında bulgular elde edip, tespitinin yapılmasını amaçlamıştır. Bu çalışma sonucunda limancılık sektörünün Endüstri 4.0‟a uyum sağlayabileceği, limanların bu uyum süreci içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında Limancılık ve Endüstri 4.0‟ın istihdama etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca limancılıkta Endüstri 4.0 yatırımlarına olumlu bakanlar, istihdam ile ilgili de olumlu bakış açısına sahip oldukları, limancılıkta Endüstri 4.0 yatırımlarına olumsuz bakanların da istihdam ile ilgili olumsuz bakış açısına sahip oldukları tespit edilmiştir.
Endüstri 4.0 sürecinde lojistikte dijital dönüşüm: TRANS. EU TMS 4.0 Dijital Platformun incelenmesi
İlk kez 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda ortaya atılan ve tüm üretim süreçlerini tekrar baştan dönüştürmesi muhtemel olan Dördüncü Endüstriyel Devrim yani diğer bir adıyla Endüstri 4.0, tüm üretim süreçleri ile doğrudan ilişkili olan lojistik sektöründe de değişim, gelişim ve dönüşümünü kaçınılmaz kılmıştır. Bu dönüşüm lojistik şirketleri ve paydaşları içinde dikkate değer bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle, lojistik sektöründe yeni bilişim teknolojileri kullanımının hayati önemi ve gerekliliği, Endüstri 4.0 süreci içinde lojistiğin olmazsa olmazlarından olmuştur. Nitekim, bu çalışmanın amacı, teknoloji temelli Endüstri 4.0 devriminin lojistik süreçlerde kullanılacak yeni teknolojilerin etkisini ve dönüşümünü incelemektir. Çalışmanın ilk bölümünde, endüstriyel devrimlerin ortaya çıkış sebepleri, sonuçları ve etki ettiği alanlar incelenmiştir. İkinci bölümde ise, geçmişten günümüze kronolojik olarak Endüstriyel Devrimlerin lojistik sektörüne nasıl etki ettiği, lojistik teknolojik süreçlerinde neleri değiştirdiği ve lojistik bilişim teknolojilerinin Endüstri 4.0 sürecinde yeni lojistik teknolojileri ile dönüşümü incelenmiştir. Uygulama kısmında ise, TRANS.EU teknoloji şirketinin TMS 4.0 (Taşımacılık Yönetim Sistemi 4.0) Dijital Platformu incelenmiş, elde edilen bulgular kısmında açıklanmıştır. Bulgular neticesinde, TRANS.EU TMS 4.0 Dijital Platformunu kullanan şirketlere lojistik iş süreçlerinde birçok fayda sağlamaktadır. Sistem içerisindeki şirketlerin bilgi ve belgeleri bulut sistemi içerisindeki güvenli bir şekilde saklanabilmekte ve karşılıklı güven esasına uygun yük ve araç yönetimleri gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, dijital platformun istihdam üzerinde etkisi ve yeşil lojistik üzerinde birçok olumlu etkisi bulunmaktadır.
Örgüt performansında lojistik bilişim sistemlerinin müşteri hizmet algısına olan etkisi ve Ege bölgesinde ihracat yapan firmalar üzerine bir çalışma
Küreselleşme ile piyasadaki ürün ve hizmetler, birbirine benzer standartta, çok sayıda ve kolay ulaşılabilir hale gelmiştir. Bu nedenle işletmelerin sunduğu hizmet kalitesi, müşteri tatmini ve sadakatini kazanmak için önemli bir rekabet aracıdır. Pazar sınırları olmayan tüketiciye ulaşabilmek için lojistik hizmet sağlayan firmanın verdiği hizmet işletmelere rekabet avantajı sağlayan bir unsurdur. Günümüzde işletmelerin hayatta kalabilmesi için, güncel gelişmelere ve teknolojilere uyum sağlamaları gerekmektedir. İşletmeler sınırsız ürün ve hizmet sunan rakipleri arasında fark yaratabilmek için bilişim teknolojilerinden yardım almaktadır. Lojistik hizmet sağlayıcısının verdiği bilgi teknolojileri uygulamaları hizmeti, işletme açısından müşteri memnuniyeti ve sağladığı işlem kolaylıkları ile örgüt performansına destek sağlamaktadır. Bu çalışmada, lojistik bilgi sistemleri uygulamalarının, hizmet algısı ve örgüt performansı üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde lojistik kavramı ve lojistik yönetimi incelenmiştir. İkinci bölümde lojistik bilişim sistemleri ve uygulamalarının incelenmesi, üçüncü bölümde performans ve örgütsel performans kavramlarının incelenmesi, dördüncü bölümde ise algılanan hizmet kalitesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde Ege Bölgesinde ihracat yapan 252 işletme temsilcisinin katılımıyla anket çalışması yapılmış ve toplanan veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Çalışma için geliştirilen hipotezlerin test edilmesi, 'Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)', 'Korelasyon Analizi' ve 'Regresyon Analizi' testleri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuç kısmında, analizler doğrultusunda müşterilerin lojistik hizmet sağlayıcısından temel beklentisi düşük maliyet ve yüksek hizmet kalitesi olduğu görülmüştür. Lojistik bilişim sistemlerinin, algılanan hizmet kalitesini ve örgütsel performansı pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Uluslararası ticaret yapan şirketlerin döviz kuru riski yönetimi: Mobilya sektörü üzerine bir uygulama
Küreselleşme, hayatın her alanında olduğu gibi ticaret alanında da birçok değişime ve gelişime neden olmuştur. Ticaretin ulusal boyuttan uluslararası boyuta taşınması, dünyanın tek pazar haline gelmesi birçok riski beraberinde getirmiştir. Firmaların farklı para birimi kullanan ülkeler ile ticaret yapması döviz kurunun önemini firmalar açısından daha da arttırmıştır. Ticaretin uluslararası boyuta taşınması, farklı ülkelerle ticaret yapan firmaları, döviz kurunda meydana gelen dalgalanmaların neden olduğu kur riski problemi ile karşı karşıya bırakmıştır. Bunun sonucunda, kur riskinin neden olduğu risklerin artması ve firmalara verdiği zarar nedeniyle kur riski yönetimine olan ihtiyaç da artmıştır. Firmaların kur riski yönetim sürecini etkili ve doğru yönetememeleri firmanın zarar etmesine hatta yok olmasına neden olabilmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda; çalışmanın birinci bölümünde döviz kurunda meydana gelen dalgalanmaların neden olduğu döviz kuru riski ve çeşitleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, döviz kuru riskinden korunmak için kullanılan yöntemler (hedging) hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; son zamanlarda hızla gelişen bir sektör olan mobilya sektörüne dair bilgiler verilerek mobilya sektöründe uluslararası faaliyette bulunan firmalara anket uygulanmıştır. Uygulanan bu anket ile mobilya sektöründe uluslararası faaliyette bulunan firmaların döviz kuru riskinden korunmak için kullanılan yöntemlerden haberdar olup olmamaları, döviz kurunda meydana gelen dalgalanmalardan korunmak için ayrı bir departmanın varlığı, döviz kuru dalgalanmalarından korunmak için izledikleri bir politikanın olup olmaması ve döviz kuru riskinden korunmak için işletme içi stratejilerin hangilerinin kullandıkları araştırılmıştır.
Yeşil lojistik uygulamalarının algılanan hizmet değerine etkisinin Gloval Ölçeği ile belirlenmesi: Kargo şirketi müşterileri üzerine bir araştırma
Tüketicilerin bilinçsiz tüketimiyle birlikte doğal çevre zarar görmekte ve doğal kaynaklar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çevre üzerinde bireylerin olumsuz izler bırakması kadar şirket faaliyetlerinin de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Günümüzde, sürdürülebilirlik konusunda tüm dünya üzerinde geliştirilmiş sistemlerin varlığı söz konusu olduğu gibi tüketicilerin tutum ve davranışları da çevreci bir kimliğe bürünmüştür. Lojistik sektörünün çevreye etkisi de göz ardı edilemez. Çevre üzerindeki etki derecesi düşünüldüğünden çok daha yüksektir. Lojistik sektörünün doğal çevreye verebileceği zararlar düşünüldüğünde, her sektörde olduğu gibi lojistiğin sürdürülebilirlikle entegre olması zorunludur. Yeşil lojistik uygulamalarında başarıyı yakalayabilen firmaların tüketicilerde yaratacağı olumlu algılar da kaçınılmazdır. Bu algılardan biri de "değer" boyutunda yaşanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı yeşil lojistik uygulamalarının algılanan hizmet değerine etkisini belirlemektir. Bu amaçla; İzmir ilinde ikamet eden, kargo hizmeti almış tüketiciler ile yüz yüze anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; algılanan değer üzerinde en etkili uygulamanın yeşil taşıma ve etkisi tespit edilemeyen uygulamanın ise yeşil depolama olduğu görülmüştür. Ayrıca yeşil uygulamalardan en çok etkilenen değer türünün fonksiyonel (fiyat ve kalite) değer ve en az etkilenenin ise yerleşim ve sosyal değer olduğu tespit edilmiştir.
Tedarik zinciri entegrasyonunun tedarik zinciri performansı üzerindeki etkisi
Sürdürülebilir rekabetin önem kazandığı günümüzde tedarik zincirinin doğru bir şekilde entegre edilmesi bu zincirin performansını olumlu olarak etkilemektedir. Dolayısıyla işletmeler diğer işletmelere göre bu süreçte rekabetçi bir pozisyona geçmektedir. Bu çalışmanın amacı ise tedarik zinciri entegrasyonun tedarik zinciri performansı üzerindeki etkisini saptamaktır. Bu kapsamda çevrimiçi olarak uygulanan anket çalışmasında Ankara, İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Gaziantep Organize Sanayi Bölgelerine kayıtlı küçük, orta ve büyük ölçekli üretim/imalat işletme yöneticilerinden 183 yöneticiye ulaşılmıştır. Yapılan analiz sonucunda iç entegrasyonun müşteri hizmet performansını arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca dış entegrasyonun tüm alt boyutlarının esneklik performansını pozitif olarak etkilediği tespit edilmiştir. Bunun yanında, entegrasyon ve maliyet performanslarını sadece tedarikçi entegrasyonunun pozitif olarak etkilediği bulgulanmıştır. Araştırma sonuçlarının kuramsal uygulamaları ve pratiğe yönelik uygulamaları tartışılmıştır.
İş yerinde yalnızlık, yaşam doyumu ve iş performansı arasındaki ilişki
Modern dünyanın en büyük sorunlarından biri olarak ele alınan yalnızlık olgusu, sadece gündelik yaşamla sınırlı kalmayarak iş yerinde de kendini gösterebilmektedir. Bu durum da iş yerindeki yalnızlık yaşam doyumu ve iş performansını olumsuz etkileyebilmektedir. Araştırmanın amacı, iş yerinde yalnızlık ile iş performansı arasındaki ilişkinin incelenerek iş yerinde yalnızlığın iş performansına etkisinde yaşam doyumunun aracılık rolünün ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda Kasım-Aralık 2020 tarihleri arasında Bursa ilinin Gemlik ilçesinde lojistik sektöründe faaliyet gösteren firma çalışanlarından toplanmış olan veriler hipotezler için destek sağlamıştır. Analiz sonuçlarına bakıldığında iş yerindeki yalnızlık ile yaşam doyumu ve iş performansı arasında negatif yönde bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Bununla birlikte araştırmanın temel sorunsalı olan iş yerinde yalnızlığın iş performansı ile ilişkisinde yaşam doyumunun aracılık rolü kısmi olarak desteklenmiştir. Araştırmanın teorik ve uygulamaya dönük önerileri tartışılmıştır.
Küresel iklim değişikliği ile mücadelede finans sektörünün rolü ve yeşil tahviller
Çalışmanın amacı, doğaya saygılı yeşil projelerin finanse edilmesinde kullanılan yeşil tahvillerin başlangıcından günümüze kadar olan süreçte nasıl şekillendiğini ortaya koymak ve yeşil tahvillerin iklim değişikliği ile mücadeledeki etkisini sunmaktır. Günümüzde sermaye piyasalarının gelişmesi sonucu kapitalizm, sonu gelmeyen bir üretim artışına bağımlı hale gelmiştir. Bu durum toplumsal ve çevresel koşulların göz önüne alınmadığı bir üretim anlayışının oluşmasını beraberinde getirmiştir. Nitekim başta çevre olmak üzere dünya kaynakları, beşeri faaliyetlerin bir sonucu olarak tükenme sınırına gitgide yaklaşmaktadır. Bu nedenle üretimin öncelikli ana kaynağı olan çevreye ve beraberindeki ekolojik sistemlerin tüm süreçlerine gereken önemin verilmesi dünya genelinde yaygın olarak kabul edilen bir görüş haline gelmiştir. Bireylerin, işletmelerin ve devletlerin kayıtsız kalamayacağı bir boyuta ulaşan ve daha da kötüye giden küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele edebilmek adına gerekli birtakım önlemlerin alınması ve alınan önlemlerin de etkinliğinin arttırılması kaçınılmazdır. Bu bağlamda konu hakkında gerekli literatür taraması yapıldıktan sonra çalışmanın birinci bölümünde canlı yaşamını tehdit eden başlıca çevresel sorunlar ile bunların etkileri ele alınmış, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi dramatik çevre sorunlarının çözümüne yönelik gerek dünyada gerek Türkiye'de uygulanan sürdürülebilir yaklaşımlar incelenmiştir. Bu bölümde çevre üzerinde yıkıcı etkisi olan mevcut ekonomik faaliyetler yerine ekolojik sistemle uyumlu ekonomik araçların geliştirilmesi düşüncesini yansıtmak üzere oluşturulan yeşil ekonomi modelinin, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması adına bir yol haritası oluşturduğu da vurgulanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirlik yaklaşımıyla gerçekleştirilebilmesi amacıyla geliştirilmiş olan belli başlı finansal ürünlerden bahsedildikten sonra sürdürülebilirliğe kaynak sağlanmasında önemli bir araç olan ve hem dünyada hem de Türkiye'de kullanımı giderek artan yeşil tahviller ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Son bölüme gelindiğinde, yeşil finans ve yeşil finansal enstrümanların küresel hacimlerine ilişkin bilgiler sunulduktan sonra Türkiye'nin yeşil finansman adına atmış olduğu adımlar üzerinde durularak dünya genelinde yaygın hale gelen yeşil finansmanın Türkiye'de uygulanabilirliği incelenmiş ve Türkiye'nin bu konudaki potansiyeli ortaya konulmuştur.
Online alışverişte kafa karışıklığı sonuçlarının değerlendirilmesi
İşletmeler her geçen gün daha fazla ürün ve marka üreterek pazarda büyük bir bolluğa neden olmaktadır. Her ne kadar ürün veya marka çeşitliliğinin fazla olması tüketiciler için birer seçenek olsa da, bazen de bireyler bu bolluk karşısında zorlanmakta ve satın alma karar süreçleri etkilenmektedir. Bu doğrultuda karşımıza tüketici kafa karışıklığı kavramı çıkmaktadır. Tüketici kafa karışıklığı bireylerin satın alma süreçlerinde benzer, belirsiz ve aşırı bilgi, ürün ve marka yüküne maruz kalması ile ortaya çıkan bilişsel, duygusal ve davranışsal zorlanma durumunu ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı, online alışverişte tüketici kafa karışıklığı sonuçlarını incelemektir. Tüketici kafa karışıklığı sonuçlarını anlamak ve belirlemek özellikle işletmeler için önemlidir. Bu çalışmada online alışveriş yapan tüketicilere online anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre; benzerliğe dayalı kafa karışıklığının, karar erteleme ve algılanan risk üzerinde pozitif, güven ve memnuniyet üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Belirsizliğe dayalı kafa karışıklığının, karar erteleme ve algılanan risk üzerinde pozitif etkisi bulunurken, güven ve memnuniyet üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Aşırı yüklemeye dayalı kafa karışıklığının, karar erteleme üzerinde pozitif bir etkisi bulunurken güven, memnuniyet ve algılanan risk üzerinde bir etkisi bulunmadığı tespit edilmiştir. Karar ertelemenin negatif ağızdan ağıza iletişim üzerinde pozitif, yeniden satın alma niyeti üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Güvenin negatif ağızdan ağıza iletişimde bir etkisi bulunmazken yeniden satın alma niyeti üzerinde pozitif etkisi bulunmaktadır. Memnuniyetin negatif ağızdan ağıza iletişim üzerinde negatif, yeniden satın alma niyeti üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Son olarak algılanan riskin negatif ağızdan ağıza iletişim üzerinde pozitif bir etkisi bulunurken, yeniden satın alma niyeti üzerinde bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir.
Lojistik hizmet kalitesinin marka değeri üzerine etkisi
Günümüzde müşteriler, talep ettikleri ürün ve hizmetlerde maksimum kaliteyi arzulamaktadırlar. Üreticilerin de beklenen kaliteyi müşterilerine sunması rekabette üstünlük sağlamaktadır. Hizmet kalitesinin dünya ekonomisinde meydana getirdiği gelişmelerin farkında olan işletmeler; sundukları ürün ve hizmetlerde kaliteyi arttırmak, müşteri taleplerini en iyi şekilde karşılamak ve faaliyette bulundukları alanlarda uzmanlaşmak istemektedirler. Kalitede uzmanlaşan işletmelerin marka değeri yaratabileceği bilinen bir gerçektir. Lojistik sektöründeki işletmelerin de müşterilerine kaliteli bir lojistik hizmet sunmadan, yalnızca üretim veya pazarlama faaliyetleriyle başarılı olmaları oldukça zordur. İşletmeler, müşterilerin talep ettikleri mal veya hizmetleri müşterilerin istedikleri zamanda teslim edemediği takdirde öncesinde yapılan tüm faaliyletler, süreçler ve başarılar değerini yitirecektir. Özellikle son yıllarda marka değeri konusunun önem kazandığı lojistik sektöründe, hizmet kalitesinin boyutları ve müşteride yarattığı marka değeri algısının incelenmesi gerekmektedir. Öneminden dolayı bu çalışmanın amacı, lojistik hizmet kalitesinin marka değerine etkisini belirlemektir. Bu amaçla; lojistik hizmetleri kullanan bireysel ve kurumsal 324 tüketici ile online anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kalite algısı boyutlarından teknik hizmet ve operasyonel hizmet kalitesinin marka değeri üzerinde, tüketici temelli marka değeri boyutlarının tamamının marka değeri üzerinde anlamlı etkisi bulunmaktadır. Ayrıca bireysel ve kurumsal tüketicilerin kalite algıları ortalamalar açısından farklılık göstermektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda literatüre ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Kalite, Değer, Lojistik Hizmet Kalitesi, Marka Değeri
Türkiye'deki bireysel kripto para yatırımcılarının kripto paralara yaklaşımları
Son dönemlerde hızla gelişen blockchain teknolojisinin bir ürünü olarak bilinen kripto paralar, resmi bir şekilde bir varlık veya değişim aracı olarak merkez bankaları gibi merkezi otoriteler tarafından kabul edilmiş olmamasına rağmen yatırımcılar tarafından yoğun talep görmektedir. Kripto para ekonomisi her geçen gün hızla büyümektedir. Herhangi bir fiziksel karşılığı olmayan, tamamen sanal ortamda kullanılan, aracılara ihtiyaç duymadan kişiler arası işlemlere imkan veren ve şifreli bir sisteme sahip olan kripto paraların bir değişim veya yatırım aracı olduğuna dair farklı görüşler bulunmaktadır. Ama son dönemlerde popülaritesinin giderek artmasıyla tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yatırımcıların yöneldiği araçlardan biri haline gelmiş bulunmaktadır. Bu sebeple bu araştırmada, Türkiye'deki bireysel kripto para yatırımcılarının kripto paralara yaklaşımları açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, yatırım ve yatırımcı kavramları ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, kripto paralarla ilgili bilgilere yer verilmiş olup, üçüncü bölümü ise, uygulama ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Çalışmaya esas oluşturacak veriler sosyal medya platformları (Facebook, Twitter, Telegram, WhatsApp v.b) üzerinden Türkiye'deki 440 bireysel kripto para yatırımcılarına anket uygulanarak toplanmıştır. Uygun görülen 396 anket paket program yardımıyla yorumlanmıştır. Uygulanan çoklu regresyon analizi sonucunda ekonomiyle ilgili riskten korunma faktörüyle birlikte fayda faktörünün yatırımcıların kripto paralara yatırım yapma eğilimini önemli düzeyde etkilediği, kripto para kuruluşlarına güven faktörüyle birlikte ekonomi ve kripto paralarla ilgili endişe faktörünün kripto paralara yatırım yapma eğilimini önemli düzeyde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Para, Yatırım, Bireysel Yatırımcı, Kripto Para, Blockchain
Denizcilik işletmelerinde hizmet kalitesinin ölçümü: Hopa Limanı'nda bir uygulama
Günümüzde karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu ve boru hattı, taşımacılık sistemi içerisinde kullanılmaktadır. Bu taşımacılık türleri arasında en fazla ticari paya, denizyolu taşımacılığının sahip olduğu bilinmektedir. Denizyolu taşımacılığı; deniz araçları ile ulusal ve uluslararası sularda ziyaret ettikleri limanlar, aynı zamanda taşıma unsurlarının fabrikalardan terminallere oradan da dağıtım noktaları ve mevcut pazarlara ulaştırılma altyapısını oluşturan ağı ifade eden bir taşımacılık türüdür. Günümüzde dünya ticareti yaklaşık olarak % 90 oranında denizyolu ile gerçekleşmektedir. Denizcilik işletmelerinin ülke ekonomilerindeki yeri, artan rekabet ortamında işletmeleri avantajlı duruma getirmektedir. İşletmelerin gün geçtikçe artan rekabet ortamında hizmet kalitesine son derece önem vermeleri gerekmektedir. Kalite algısı yüksek olan denizcilik işletmelerinde hizmet kullanıcılarının memnuniyetinin artacağı ve memnuniyetin sadakate dönüşeceği düşünülmektedir. Öneminden ve bu düşünceden yola çıkılarak bu çalışmanın amacı, denizcilik işletmelerinde sunulan hizmetlerin kalitesinin, bu hizmetten yaralanan kullanıcıların memnuniyetlerini ve memnuniyetin sadakate olan etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Hopa Limanı'ndan hizmet alan kullanıcılardan verilerin toplanabilmesi için yüz yüze anket tekniği tercih edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, memnuniyet üzerinde en etkili hizmet kalitesi değişkeninin süreç boyutu olduğu ve daha sonra sırasıyla sosyal sorumluluk, çıktı ve imaj boyutlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Memnuniyet değişkeninin sadakat üzerindeki etkisinin de anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Tehlikeli madde lojistiğinde risk faktörlerinin değerlendirilmesi: Sıkıştırılmış Doğalgaz (CNG) örneği
Dünya çapında ekonomide meydana gelen gelişmeler, küreselleşme ve nüfusun çoğalması ile tehlikeli madde kullanımına olan talep artmaktadır. Bu maddelerden biri sıkıştırılmış doğalgazdır. Sıkıştırılmış doğalgaz; insan hayatı, çevre ve mülk için potansiyel tehlikeler barındırması sebebiyle tüm dünyaca tanınan dokuz tehlikeli madde sınıfı içinde yer almaktadır. Hem önemli bir enerji kaynağı hem de tehlikeli bir madde olan doğalgazın üretimi, saklanması ve taşınması esnasında risklerin azaltılması oldukça önemli bir mesele haline gelmektedir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, sıkıştırılmış doğalgaz lojistiğinde etkin bir lojistik risk değerlendirmesi yapılabilmesi için risk faktörlerinin ve bu faktörlerin önem derecelerinin belirlenmesidir. Bu amaçla araştırmanın birinci aşamasında, mülakat soru formu hazırlanmış, ardından sıkıştırılmış doğalgaz lojistiğinde görev alan 12 kişilik bir uzman grubu ile görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde MAXQDA 2020 paket programından yararlanılmıştır. Pilot çalışma olarak gerçekleşen bu süreç sonunda sıkıştırılmış doğalgaz lojistiğinde risk değerlendirmesi yapılırken dikkate alınması gereken kriterler belirlenmiş ve hiyerarşik bir yapıya kavuşturulmuştur. Buna göre ana kriterler: İnsan, firma, malzeme ve dolum, araçların durumu, çevre ve trafik olmak üzere 5 ana başlık altında belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, belirlenen kriterlerin göreli önem derecelerini tespit etmek amacıyla yine aynı uzman grubunun görüşleri alınmış ve analiz sürecinde Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, sıkıştırılmış doğalgaz lojistiğinde etkin bir risk değerlendirmesinin yapılmasında en önemli görülen risk faktörünün insan faktörü olduğu belirlenmiş ardından sırasıyla; firma ve araçların durumu faktörlerinin önemli olduğu tespit edilmiştir.
Lojistik bilgi sistemlerinin ERP çerçevesinde incelenmesi: Mikro yazılım örneği
Gelişen ve her geçen gün değişen teknoloji işletmelerin rekabet ortamında varlığını sürdürebilmelerini zorlaştırmaktadır. Müşteri talep ve ihtiyaçlarına yönelik tepki sürelerinin kısaltılması işletmelerin en önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. Müşterilerin talep ve ihtiyaçlarına en hızlı sürede yanıt vermek isteyen işletmeler için lojistik sektörü önemli rekabet unsuru haline gelmiştir. Gelişen teknoloji ve sektörde rakiplerin artması ile birlikte işletmelerin hareketli ve karmaşık lojistik faaliyetleri süreçlerini yönetmek ve sorunların çözümlenmesinde bilgiye ve teknolojiye daha çok gereksinim duyulmaya başlanmıştır. İşletmeler, lojistik sürecin başarılı bir şekilde yönetilmesi ve sürdürülmesi sırasında işletmeler lojistik bilgi sistemlerinden yararlanırlar. Bilgi sistemleri işletmenin planlama ve operasyonel süreçlerinin bütünleşmiş şekilde çalışmasını sağlayarak işletme içi bilgi ve veri akışının sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında yerel bir firmanın kurumsal kaynak planlama öncesi dönemine ait ve kurumsal kaynak planlamasına geçiş ile entegre yazılım sistemi olan Mikro Yazılım'ın kullanılmaya başladığı döneme ait anonim veriler incelenmiştir. Kurumsal kaynak planlaması öncesi ve sonrası dönemde stok takibi başarı durumu, müşteri memnuniyeti durumu, işletme personel değişimi durumu, müşteri değişimi durumu ve depolama faaliyetleri değişim durumları bulguları açıklanmıştır.
Yeni İpek Yolu Projesi ve lojistik sektörünün Türkiye üzerinde etkisi
Yeni İpek Yolu Projesi, Dünya'nın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin'in Asya-Avrupa koridorunda yarattığı hareketlilikten güzergâh üzerindeki ülkeler yararlanmak istemiş ve kendi politikaları doğrultusunda fırsatlar aramaya başlamıştır. Ülkelerin transit yük koridorunda kendileri için fırsat arayışına girmesi, aynı bölgedeki komşuları arasından tercih edilme amacı taşımakta ve bir anlamda komşuları için ekonomik tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye transit yük koridorlarını kendi üzerine çekmek için belirli standartta ulaşım altyapısına sahip olmak zorundadır. Yeni İpek Yolu bu amaçlarla şekillenmiş olup genel anlamda 3 kısımda incelenebilir. Bunlar Kuzey, Orta ve Güney İpek Yolu Koridorlarıdır. Üç koridor da bazı kısımlarda aynı ülkeler üzerinden geçmekteyken, coğrafi konum olarak farklı ülkelerden de geçmektedir. Bu çalışmada Yeni ipek yolu projesinin lojistik sektörü üzerindeki etkisi açıklanmış olup, lojistik sektörünün yeni ipek yolu projesi ile nasıl etkilendiği açıklanmıştır. Proje, 60 ülkeyi, dünyanın bilinen enerji rezervlerinin %75'ini, dünya nüfusunun %70'ini etkileyecek ve dünya GSYH'sinin %55'ini oluşturacaktır. Çin başkanı Xi Jinping'in 2016 Ocak ayında Mısır, İran ve Suudi Arabistan üzerinden yaptığı tur, Çin'in sadece bu alanda tükettiği ham petrolün yarısından fazlasını tedarik etmesi nedeniyle değil, aynı zamanda zorunlu bir adım olması nedeniyle Levant'a atfettiği muazzam önemi ortaya koymaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri veri toplama tekniklerinden biri olan mülakat tekniği kullanılmıştır. Araştırmada toplam 23 kişi ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler Maxqda2022 programı aracığıyla analiz edilmiştir. Program ile birlikte Türkiye'nin lojistik üs olma analizindeki Zayıf ve üstün yönlerine değinilirken, yeni İpek yolu projesinin siyasi ve ekonomik etkileri elde edilmiştir.
Türk demir çelik sektörü ihracat performansının rekabet stratejileri üzerine etkisi
Dünya pazarının küreselleşmesi ile birlikte rekabetçilik şirketler için her geçen gün biraz daha güçleşmiştir. Yalnız rekabet üstünlüğü sağlayan firmalar, rakiplerine kıyasla avantajlı pozisyonda konumlanmıştır. Rekabet stratejilerini açıklamada önemli bir referans kaynağı olan Michael E. Porter'a göre küresel iktisatta daimi rekabet avantajı elde edebilmek, bilgi birikimi, ikili ilişkiler, güdüleme ve benzeri lokal öğelere dayanmaktadır. Ulusal büyüme ve kalkınma, ilgili bölgelerdeki sanayi ve işkollarının gelişimiyle doğru orantılıdır. Bilhassa bugünlerde işkolu bazında rekabet gün geçtikçe daha önemli bir hale gelmiştir. Ulusal ve uluslararası yarış (rekabet) gücünü elinde bulundurmak amacıyla milletlerin rekabet üstünlüğü sağlayabileceği işkollarına yönelim göstermesi önem arz etmektedir. Sektörel açıdan yapılan rekabet analizi bahse konu işkolunu, o milletin kendine has niteliklerini de göz önünde bulundurarak dâhili(iç) ve harici(dış) öğeler perspektiflerden incelenmeyi gerekli kılmaktadır. Bu araştırmada, Türkiye için lokomotif bir işkolu olan demir-çelik işkolunun rekabet stratejileri, Porter'ın Elmas Modeli baz alınarak değerlendirilmiştir. Bahse konu değerlendirme için sektöre uygun, en doğru stratejiyi belirleyebilmek amacıyla hiyerarşik yapı oluşturulmuş ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılarak sektör değerlendirilmiştir. Porter'ın Elmas Modeli temel alınıp, güncel konular göz önünde tutularak oluşturulan AHP hiyerarşisi, anket formuna dönüştürülmüştür. Bu doğrultuda, Türk demir-çelik firmalarında görev yapan 20 uzman ile tek tek görüşülmüş ve anket formları uzmanlara ulaştırılmıştır. Anket formlarında yer alan 6 ana kriter, 23 alt kriter ve 3 alternatif/strateji göreli önem derecelerini ortaya koymak amacıyla uzman kişilerden derecelendirmeleri talep edilmiştir. Uzman görüşlerinden elde edilen veriler analize tabii tutulmuştur. Yapılan analiz ve araştırmalar sonunda "Ar-Ge ve Yenilikçiliğe Odaklanma" Türk demir-çelik sektörü için en önemli alternatif/strateji olarak tespit edilmiştir.
Lojistik işletmelerin dijital pazarlamaya katılımı: Freight forwarder işletmeler üzerinde bir araştırma
Günümüzün en önemli gelişmelerinden birisi olan dijitalleşme konusu lojistik sektörü için de ayrıca önemlidir. Hızla gelişen dijitalleşme ile oluşan yeni alışkanlıklara cevap verebilme yeteneği kazanmak, müşteri istek ve ihtiyaçlarına yetişebilmek, rekabette üstünlük sağlayabilmek ve gelişmeleri kaçırmamak için işletmeler bu değişime uyum sağlamaktadır. Freight forwarder işletmeler için de müşterilere en iyi hizmeti verme noktasında dijital pazarlama önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın temel amacı dijitalleşmenin freight forwarder firmalar üzerinde etkilerinin araştırılmasıdır. İşletmelerin geleneksel pazarlamadan dijital pazarlamaya geçişte dijital pazarlama yönetimi, hedeflenen projeler ve yatırımlar, kullandıkları dijital pazarlama araçları, olumlu olumsuz yönleri ve gelecek beklentileri gibi birçok konu araştırılmıştır. Araştırmada nitel analiz yönteminden faydalanılmış, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Dijital pazarlama ile ilgili uygulamaları ve stratejileri tespit etmeyi amaçlayan mülakat soruları 14 katılımcıya yöneltilmiş olup verilen cevaplar yazıya dökülmüş, Maxqda yazılım sistemine aktarılarak kodlama yapılmıştır. Çalışma sonucunda; freight forwarder işletmelerin dijital pazarlamaya konusundaki bakış açısı, uygulamaları ve gelecek hedeflerine ilişkin kodlara ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre dijital pazarlama kullanımı, müşteri ile iletişim kolaylığı sağlamakta, pazar payını genişletme fırsatı sağlamakta, zamandan ve maliyetlerden tasarruf sağlamaktadır.
Bütüncül kanal lojistikte müşteri deneyiminin marka bağlılığına etkisi
Son yıllarda gelişen teknolojik yenilikler ve müşteri alışveriş davranışlarındaki değişiklikler ile birlikte hızla büyüyen rekabet ortamına uyum sağlamaya çalışan ve başarı elde etmek isteyen perakendeciler, yeni nesil pazarlama stratejilerinden biri olan bütüncül kanal pazarlama yöntemini benimsemektedir. Bu pazarlama yöntemi sayesinde müşterilere birçok kanal üzerinden tutarlı, kesintisiz ve bütünleşik alışveriş deneyimi sunulmaktadır. Birden çok kanala sahip perakendecilikte artan müşteri beklentileri, dağıtım şekillerini genişletmektedir. Doğru şekilde uygulanan bütüncül kanal lojistik stratejisi, hızlı teslimatın sağlanabileceği, doğru ürün teslimatının gerçekleşebileceği, siparişin kolay takip edilebileceği, istenilen yer ve zamanda teslim alınabileceği veya iade edilebileceği gibi müşteriye sağlayacağı avantajlar neticesinde müşterilerin satın alma davranışını etkileyebileceği ve daha iyi deneyim sağlanabileceği düşünülmektedir. Öneminden ve bu düşünceden yola çıkılarak bu çalışmanın amacı, bütüncül kanal lojistik hizmetlerinde müşteri deneyiminin marka bağlılığına etkisini tespit etmeye çalışmak ve aynı zamanda bu bağlılığın tekrar satın alma veya tavsiye etme aşamasında kalıp kalmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda üç farklı perakende sektöründe öncül olarak bütüncül kanal lojistik faaliyeti yürüten Teknosa, DeFacto ve Domino's mağazalarının Bandırmada yaşayan 18 yaş ve üzeri 417 kullanıcısı ile online anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, marka bağlılığı üzerinde etkili olan deneyim boyutları; düşünsel, davranışsal, ilişkisel ve eğlence deneyimleri iken etkili olmayan deneyim boyutları ise duyusal ve duygusal boyutlardır. Bağlılık değişkeninin de tekrar satın alma ve tavsiye etme boyutu üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tercih edilen üç markaya yönelik deneyimsel pazarlama boyutlarında anlamlı bir farklılık olmadığı gözlemlenmiştir.
Sosyal medya bağımlılığının ve gelişmeleri kaçırma korkusunun tüketim davranışlarına etkisi üzerine bir araştırma
Günümüzün en çok kullanılan iletişim aracı olan sosyal medya, zamanla sosyal hayatımız ile bütünleşmekte ve hatta tüketim davranışlarımızı da etkileyebilmektedir. Tüketicilerin sosyal medyaya bağımlı olması, zamanla sosyal medya korkularına dönüşebilmektedir. Bu korkulardan birinin de gelişmeleri kaçırma korkusu olduğu düşünülmektedir. Tüketicilerin başkalarının yaptıklarını yapma ve tükettiklerini tüketme olarak ifade edilen gelişmeleri kaçırma korkusu ya da FoMO da zamanla tüketicilerin tüketim davranışlarını etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, sosyal medya bağımlılığının ve sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusunun gösterişçi ve içgüdüsel tüketime etkisi değerlendirilmektedir. Ayrıca sosyal medya bağımlılığının gelişmeleri kaçırma korkusuna doğrudan etkisini de değerlendirmek amaçlanmaktadır. Çalışmada, kolayda örneklem türü ile 393 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada demografik ve tanımlayıcı analizler ile açıklayıcı faktör ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre sosyal medya bağımlılığının gelişmeleri kaçırma korkusu üzerinde ve gelişmeleri kaçırma korkusunun da tüketim davranışı üzerinde anlamlı etkisi bulunmaktadır. Ancak sosyal medya bağımlılığının sanal tolerans boyutunun gelişmeleri kaçırma korkusunun endişe boyutu üzerinde ve gösterişçi tüketim üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Elde edilen sonuçların literatüre ve pazarlama uzmanlarına katkı sunması beklenmektedir.
Dijital çağda chatbot (sohbet robotu) müşteri deneyim ve algılarının Y ve Z kuşağı perspektifinde incelenmesi
Teknoloji çağının sonucu olan dijitalleşen dünyada hızla değişen tüketici davranışları, şirket ve markaların inovatif kararlar almasını gerektirmektedir. Bu dijital dönüşüm ''müşteri deneyimi'' kavramının önemini ortaya çıkarmıştır. Müşteri ile karşılıklı etkileşimin ve gerçek zamanlı pazarlamanın öneminin arttığı günümüzde, yapay zeka destekli dijital akıllı sistemlerin benimsenmesi markalar için stratejik bir öneme sahiptir. Bu akıllı sistemlerin başında ise chatbotlar gelmektedir. Chatbotlar; yapay zekâ teknolojileri ile geliştirilen, sesli veya yazılı mesajlaşma arayüzlerinin kullanıldığı diyalog tabanlı bir bilgisayar programı olarak ifade edilmektedir. Bu tez, temel olarak chatbotların önemine vurgu yapmaktadır. Tezin amacı, Y ve Z kuşaklarına ait müşterilerin chatbot deneyimleri ve bunun sonucunda algılarının ne yönde olduğunu belirlemektir. Teknolojiye duyulan ihtiyaç ile bu iki ayrı kuşağın deneyimsel farklılıkları, markaların chatbot stratejilerini ne yönde belirlemesi gerektiğine dair ışık tutacaktır. İki ayrı kuşağa ait toplamda 14 kişi ile görüşmeler yapılarak yarı yapılandırılmış sorulara cevap aranmıştır. Araştırmanın sonunda betimsel analiz yönteminden yararlanılarak kategoriler halinde irdelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Y kuşağı, kullanıcı verilerinin chatbotlar tarafından depolanmasını gizlilik konusunda tehdit olarak algılamaktayken, Z kuşağının chatbotlara karşı herhangi bir gizlilik tehdidi algılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Z kuşağı, chatbotların verdiği cevapları tamin edici bulmaktayken Y kuşağının çoğunluğu, chatbotların verdiği yanıtları tatmin edici bulmadığı tespit edilmiştir. İki kuşakta göze çarpan en büyük ayrım, Z kuşağının Y kuşağına göre Türkiye'deki chatbotların nitelikleri konusunda farkındalığa sahip olması ve chatbotlara güven duymasıdır.
Lojistikte araç takip sistemi (GPS) kullanımının teknoloji kabul modeli ile incelenmesi: Mobil uygulamalar üzerinde bir araştırma
Teknolojinin hızla gelişimi, beraberinde birçok yeniliği ortaya çıkarmış ve lojistik sektöründeki işletmelerin de teknolojik yeniliklere ayak uydurarak faaliyetlerine şekil verdiği görülmektedir. İşletmeler, dağıtım kanalındaki araçlarının konumu ve durumları hakkında istenilen bilgilere araç takip sistemleri sayesinde ulaşabilme imkânı sağlarken paketleme, depolama ve gümrükleme gibi birçok farklı alanda da bu sistemleri kullanarak çok daha hızlı, güvenli ve kaliteli faaliyetler gerçekleştirmektedir. İşletmeler haricinde kullanıcı olan insanlar, cep telefonu veya diğer elektronik cihazlar üzerinden araç takip sistemlerini kullanarak fayda elde etmektedir. Özellikle son yıllarda araç takip sistemleri, mobil uygulamalar üzerinden kullanım göstermekte ve birçok farklı markanın faaliyetlerinde yer almaktadır. Bu tez, temel olarak araç takip sistemi bulunan mobil uygulamaların kullanım farklılıklarına ve etkilerine önem vermektedir. Tezin amacı, araç takip sistemi (GPS) bulunan mobil uygulamaları ele alarak kullanıcıların, teknolojik yenilik olan araç takip sistemlerini kabul görme ve algılama farklılıklarına bakarak faaliyetlerine olan etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla, araç takip sistemi (GPS) bulunan mobil uygulama kullanıcısı olan çalışanlar ve müşteriler üzerinden 395 kişi ile online anket çalışması yapılmıştır. Araştırma verilerinin sonuçlarına göre; kullanıcıların araç takip sistemi bulunan mobil uygulamaları kabul görme durumlarında algılanan kullanım kolaylığının algılanan faydayı, algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydanın tutumu, algılanan fayda ve tutumun niyeti, niyetin ise davranışı anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, araç takip sistemi bulunan mobil uygulama kullanıcılarının algılama ve kabul görme durumları çalışanlar ve müşteriler açısından anlamlı bir farklılık göstermektedir.
COVID-19 pandemi döneminde e-müşteri algılarının ürün kategorilerine göre karşılaştırılması
Covid-19 salgınının pandemik bir kriz yarattığı ve etkilerinin tüm dünyada sosyal, psikolojik ve ekonomik alanlarda değişimlere neden olduğu bilinmektedir. Pandemi döneminin fiziki kısıtlamaları, bireylerin alışveriş yöntemlerini etkilemekte ve küresel e-ticaret gelişimini desteklemektedir. E-ticaret, işletmeler için gün geçtikçe daha da tercih edilen bir pazar haline gelmekteyken, tüketiciler için de sunduğu avantajlar sayesinde daha kolay bir alışveriş yöntemi olarak görülmektedir. Pandemi döneminde birçok sektör ve ürün grubu pazarlama yöntemlerini geliştirmiş ve faaliyetlerine sanal platformlarda devam etmişlerdir. Tüketiciler tarafından sıklıkla tercih edilmiş ve büyük bir dijital dönüşüm yaşadığı görülmüş üç ürün kategorisi; gıda, tekstil ve teknoloji ürün kategorileri olarak çalışma kapsamında incelenmiştir. Belirlenen ürün kategorileri üzerinden e-ticaretten alışveriş yapan müşteriler çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. İnternetten satın alma faaliyeti gerçekleştiren müşterilerin alışverişlerine karşı geliştirdiği algılarını belirleyebilmek, sunulan ve temin edilen hizmet kalitesini ölçümlemek adına önem arz etmektedir. Bu nedenle ortaya çıkarılmış e-müşteri algıları; fayda, güvenlik, kişiselleştirme, müşteri ilişkileri, kontrol ve risk algıları çalışmanın ölçeğini oluşturmaktadır. Bu çalışma, e-müşteri algılarında pandemik bir dönemde ürün kategorileri (gıda, tekstil, teknoloji) arasında farklılık olup olmadığını araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla; e-ticaretten alışveriş yapan 447 tüketici ile online anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; fayda, güvenlik, kişiselleştirme, müşteri ilişkileri ve kontrol algılarının, gıda, tekstil ve teknoloji ürün kategorileri arasında farklılaştığı; fakat risk algısının farklılaşmadığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda literatüre ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Toksik liderlik algısının sosyal sanal kaytarma üzerindeki etkisi: Lojistik sektörü üzerine bir araştırma
Teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya kullanımının her geçen gün arttığı görülmektedir. Bu artış insanların yalnızca sosyal hayatlarını etkilemekle kalmamış, işletmeleri de etkilemeye başlamıştır. Dolayısıyla literatürde ilgili konuda yapılan çalışmalar hız kazanmış ve mesai saatleri içerisinde sosyal medya kullanımını tanımlayabilmek adına sosyal sanal kaytarma kavramı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada işyerindeki toksik liderlik algısının sosyal sanal kaytarma davranışları üzerindeki etkisinin sosyal bilişsel teori bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Marmara Bölgesi'nde bulunan lojistik işletmeleri çalışanlarından veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda toksik liderliğin bencillik alt boyutunun sosyal sanal kaytarma davranışlarını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Toksik liderliğin diğer alt boyutları olan değer bilmezlik, otoriter liderlik, çıkarcılık ve olumsuz ruhsal durumun sosyal sanal kaytarma davranışları üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Cinsiyet ve medeni durum değişkenleri üzerinde yapılan t testi sonucuna göre kadın ve bekâr çalışanların daha fazla sosyal sanal kaytarma davranışında bulunduğu gözlenmektedir. Yaş, eğitim düzeyi ve çalışma süresi değişkenleri üzerinde yapılan tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) sonuçlarına göre ise 18-31 yaş aralığındaki çalışanlar, lisans eğitim düzeyine sahip çalışanlar ve 1-10 yıl aralığında çalışma süresine sahip olan çalışanların diğerlerine oranla daha fazla sosyal sanal kaytarma davranışında bulunduğu belirlenmiştir. Çıkan sonuçlar ilgili araştırmada detaylı bir şekilde incelenmiş ve çeşitli çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Gümrük müşavirlerinin dijital gümrük hizmet algılarına yönelik bir uygulama
Günümüzde dijitalleşme hem kamu sektöründe hem de özel sektörde etkinliğini sürdürmektedir. Özellikle uluslararası ticaret işlemlerinde bilişim teknolojilerinden faydalanmak rekabet üstünlüğü sağlanabilmesi açısından kaçınılmaz hale gelmiştir. Uluslararası ticarette sınırlayıcı prosedürler ülkeler arasında ticaretin kolaylaştırılmasında engel teşkil etmektedir. Mevcut prosedürler nedeniyle yüksek maliyetli ve zaman kaybına sebep olan işlemlerin dijitalleşmeden faydalanılarak daha kolay gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Dijitalleşen gümrük uygulamaları sayesinde hizmetlerin daha hızlı, daha düşük maliyetli, daha güvenilir ve daha kaliteli olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın amacı ülkemizde dijital gümrük uygulamalarına yönelik hizmet kalitesinin gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları tarafından nasıl algılandığının ölçülmesidir. Dolayısıyla çalışmanın evrenini aktif faaliyet gösteren gümrük müşavirleri ile gümrük müşavir yardımcıları oluşturmaktadır. Yapılan alan yazın çalışmasında konu ile ilgili fazla çalışmaya rastlanamadığından çalışmanın özgün nitelikte alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada öncelikle hizmet ve hizmet kalitesi kavramları incelenecek, gümrük kavramı ile belirlenen dijital hizmet uygulamalarına yönelik araştırma yapılacak, gümrük müşavirliği mesleğine değinilecek ve gümrük müşavirleri/gümrük müşavir yardımcılarına uygulanacak anket ile hizmet kalitesine yönelik algıları ölçülecektir. Çalışmada yer alan araştırma soruları anket yöntemi ile toplanılan verilerin nicel analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmesi ile test edilecektir. Elde edilen bulgular konu ile ilgili çalışma yapacak araştırmacılar, elektronik gümrük hizmetlerinin tarafı olan paydaşlar ve ilgili gümrük idarelerinin yararına olacak şekilde düzenlenecektir.
E-ticaretin uluslararası ticarete etkisi: Euro bölgesine yönelik araştırma
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda teknolojinin hızla gelişimi ve küreselleşmenin artması ile ticari faaliyetlerde bu gelişmelerin etkisi görülmeye başlamıştır. Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle internet kullanımı artmıştır. İnternetin gelişimine bağlı olarak ticarette dijitalleşmenin etkisi görülmeye başlamış ve e-ticaret gelişmiştir. E-ticaret ile şirketler dünyanın herhangi bir yerindeki müşterilere internet aracılığıyla ulaşıp ticari faaliyetlerini gerçekleşmeye başlamışlardır. Zamandan ve mekandan bağımsız olarak gerçekleştirilen e-ticaret uluslararası ticaretin gelişimine de katkı sağlamaktadır. Bu çalışma e-ticaretin uluslararası ticarete etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla ve internetin de uluslararası ticarete etkisi araştırılmıştır. Panel ARDL modelinin kullanıldığı çalışmada, Euro bölgesi ülkelerinin 2010-2021 yıllarına ait verileri analiz edilmiştir. Analizden elde edilen sonuçlar, ihracat ile e-ticaret arasında uzun dönemde negatif ve anlamlı bir ilişki olduğunu, ihracat ile kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla ve internet arasında uzun dönemde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: E-ticaret, uluslararası ticaret, ihracat, internet, panel ARDL modeli
AB ülkeleri ve Türkiye'nin taşıma modları açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye ve seçilmiş AB ülkeleri olan Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda İrlanda, İspanya'nın taşımacılık modları kullanımlarını 1990-2021 yılları itibariyle değerlendirmektir. Çalışmada ikincil veriler kullanılarak karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde uluslararası ticaret kavramı ve uluslararası ticaret teorileri, taşıyıcının türüne göre ve taşımanın türüne göre taşımacılık türleri, Lojistik Performans Endeksi açıklanmıştır ve ilgili alan taraması yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türkiye, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İrlanda ve İspanya'nın genel ekonomik görünümü anlatılmıştır ve bu ülkelerin 1990-2021 yılları arasındaki karayolu, havayolu ve demiryolu taşımacılık performansları grafik yardımıyla incelenmiştir.
Konteyner limanlarında yeşil pazarlama uygulamaları: Güney Marmara örneği
Günümüzdeki en önemli konulardan biri sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik, her sektörde olduğu gibi denizcilik sektöründe de çok önemli bir konuma yerleşmiştir. Özellikle son 20 yılda küreselleşmenin etkisi ile birlikte limanların kullanımının artması ve beraberinde artan çevresel kirlilikler liman operasyonlarında sürdürülebilir uygulamaların önemini arttırmıştır. Limanlarda sürdürülebilir uygulamaların önemi arttıkça, yeşil pazarlama stratejileri, liman operatörleri tarafından daha çok önemsenmeye ve tercih edilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda yeşil pazarlama araçları konteyner limanlarında sürdürülebilirlik ilkesinin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın temel amacı denizcilik sektörünün merkezi konumunda olan limanların pazarlama faaliyetlerini çevreye duyarlı olarak gerçekleştirip gerçekleştirmediğini araştırmaktır. Yapılan bu çalışmada konteyner limanlarında yeşil ürün, yeşil fiyat, yeşil dağıtım ve yeşil tutundurma faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Konteyner limanlarında yeşil pazarlamaya geçişte ne gibi dönüşümler oldu, çevresel etkiler nasıl minimum düzeye indirgenmeye çalışıldı, sosyal, ekonomik ve ekolojik açıdan ne gibi avantajlar sağlandı, limanlarda yeşil fiyat, yeşil tutundurma ve dağıtım ekseninde gerçekleştirilen faaliyetler neler ve gelecekte bununla ilgili ne gibi öngörüler var, araştırılıp analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Güney Marmara'daki konteyner limanlarının sürdürülebilir misyon ve vizyon stratejilere odaklandığı, devlet düzenlemeleri ve kanun destekleri ile yeşil limancılığın desteklendiği, genel olarak otomasyon sistemleri üzerinden dijitalleşmeye gidildiği, liman operasyonlarında biodizel enerji tüketen ekipmanlara yatırım yapılarak çevre üzerindeki olumsuz etkinin minimum düzeye indirgenmeye çalışıldığı, limanlarda çevresel farkındalığa yönelik herhangi bir fiyat belirleme stratejisinin bulunmadığı ve limanların yeşil tutundurma sayesinde müşteri sadakatinin arttırarak şirket olarak markalaşmaya katkı sağlandığı tespit edilmiştir. Genel olarak Güney Marmara'daki konteyner limanlarının yeşil pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirme konusunda çevreye duyarlı oldukları sonucuna varılmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile liman yöneticileriyle gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler yapılmış ve Güney Marmara Bölgesi konteyner limanları üzerinde yeşil pazarlama uygulamaları araştırılıp değerlendirilmesi sunulmuştur. Ayrıca Maxqda yazılım sistemi kullanılarak kodlama yapılmıştır.
Uluslararası deniz yolu taşımacılığı yapan işletmelerin dijital dönüşümlerinin bilgi teknolojileri verimliliğine etkisi
Deniz yolu taşımacılığı, çeşitli paydaşlar ve karmaşık iş süreçleri ile karakterize edilen, küresel ticaretin merkezinde yer alan bir sektördür. Sektördeki işletmeler, piyasa koşullarının tahmin edilemezliği, hizmet kullanıcılarının artan talepleri, düzenleyici çerçevedeki karmaşık değişiklikler ve hızla gelişen teknolojiler gibi faktörler nedeniyle belirsiz ve dinamik bir ortamda faaliyet göstermektedir. Bu zorlu koşullar altında, işletmelerin rekabetçi bir pazar konumu elde etmek ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyet göstermek için iş geliştirme stratejilerini sürekli olarak güncellemesi gerekmektedir. Ancak, geleneksel yöntemler değişen ihtiyaçları karşılamakta genellikle yetersiz kalmaktadır. Son yıllarda dijital teknolojilerin ortaya çıkışı, denizcilik operasyonlarının yürütülme şeklinde önemli bir paradigma değişimine yol açmış ve bu durum, sektördeki zorluklara stratejik bir yanıt sağlamak amacıyla gelişmiş bilgi teknolojileri çözümlerinin entegrasyonunu teşvik etmiştir. Dijital çözümlerin denizcilik iş operasyonlarının çeşitli yönlerine dahil edilmesi, operasyonel süreçlerin verimli bir şekilde yönetilmesini ve çalışanların iş verimliliğinin artırılmasını mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda, Marmara Bölgesi'nde faaliyet gösteren denizcilik işletmelerinde dijital dönüşüm ile bilgi teknolojileri verimliliği arasındaki ilişki dinamik yetenekler teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma bulguları, dijital dönüşüm ile bilgi teknolojileri verimliliği arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca bulgular, sektörde dijital dönüşüm stratejilerinin etkili bir şekilde uygulanmasının bilgi teknolojileri verimliliğini artırabileceğine işaret etmektedir ve denizcilik işletmeleri için stratejik yönelimler belirlemede önemli bir temel sunmaktadır.
Dijitalleşmenin uluslararası ticaret ve lojistik performansa etkisi: AB, APEC ve MERCOSUR ülkelerinin karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmada dijitalleşmenin ülkelerin uluslararası ticaret ve lojistik performansları üzerindeki etkisinin belirlenerek AB, APEC ve MERCOSUR olmak üzere üç farklı ekonomik topluluk açısından bu etkinin karşılaştırılması ve dijitalleşme faaliyetlerine yönelik ilgili ülkelere politika önerilerinde bulunulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, ithalat, ihracat ve lojistik performans endeksi bağımlı değişkenler olarak kullanılmıştır. Dijitalleşmenin uluslararası ticaret ve lojistik performans üzerindeki etkisini belirlemek için ise dijitalleşme göstergesi olarak toplam 16 bağımsız değişkene yer verilmiştir. Dijitalleşmenin uluslararası ticaret üzerindeki etkisini belirlemek için 2007-2022 yılları arasındaki veriler kullanılarak panel veri analizi; lojistik performans üzerindeki etkisini belirlemek için ise 2007-2018 yılları arasındaki veriler kullanılarak Tobit analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlere göre; küresel inovasyon endeksi, APEC'in ithalat ve lojistik performansı ile MERCOSUR'un ihracat ve ithalatını pozitif yönde etkilerken AB'nin lojistik performansını negatif yönde etkilemektedir. Ağa hazırlık endeksi, AB'nin ihracatı, ithalatı ve lojistik performansı ile APEC ve MERCOSUR'un lojistik performanslarını pozitif yönde etkilemektedir. Öncü teknoloji hazırlık endeksi, APEC'in lojistik performansını pozitif yönde etkilerken MERCOSUR'un lojistik performansını negatif yönde etkilemektedir. Yükseköğretime kayıt oranı APEC'in ihracatı ve lojistik performansı ile MERCOSUR'un ihracat ve ithalatını negatif yönde etkilerken MERCOSUR'un lojistik performansı üzerinde pozitif yönde etkilemektedir. Yüksek teknolojili ürün ihracatı AB ve APEC'in ithalat ve ihracatı ile MERCOSUR'un ithalatında pozitif yönlü etkiye sahiptir. Yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam ihracata oranı AB'nin ve APEC'in ihracat ve ithalatı ile MERCOSUR'un ithalatını negatif yönde etkilemektedir. BİT hizmet ihracatı AB'nin ihracat, ithalat ve lojistik performansı ile APEC'in ihracatını pozitif yönde etkilerken APEC'in lojistik performansını negatif yönde etkilemektedir. BİT hizmet ihracatının toplam hizmet ihracatına oranı AB'nin lojistik performansı ve APEC'in ihracatında negatif yönde etkiye sahiptir. BİT mal ihracatının toplam mal ihracatına oranı MERCOSUR'un lojistik performansını pozitif etkilemekte iken MERCOSUR'un ihracatı ile ithalatını negatif yönde etkilemektedir. BİT mal ithalatının toplam mal ithalatına oranı AB'nin ihracatı ve ithalatı ile MERCOSUR'un lojistik performansını negatif yönde etkilemekte iken APEC'in lojistik performansı ile MERCOSUR'un ihracat ve ithalatını pozitif yönde etkilemektedir. Ar-Ge harcamalarının GSYİH'ye oranı AB'nin ihracat ve ithalatını negatif yönde etkilerken APEC'in ithalatını ve MERCOSUR'un lojistik performansını pozitif yönde etkilemektedir. 100 kişi başına sabit geniş bant aboneliği AB'nin ihracat ve ithalatını negatif yönde etkilerken APEC'in ihracatını pozitif yönde etkilemektedir. İnternet kullanan kişi sayısının toplam nüfusa oranı AB'nin ihracat ve lojistik performansını pozitif yönde etkilemekte iken APEC'in lojistik performansını negatif yönde etkilemektedir. 100 kişi başına mobil hat aboneliği değişkeni ise AB'nin ihracat, ithalat ve lojistik performansı ile MERCOSUR'un ithalatını olumlu yönde etkilemekte iken APEC'in ithalatını negatif yönde etkilemektedir. Elde edilen bu sonuçlara göre, çalışma sonunda politika yapıcılara ve gelecek çalışmalara önerilerde bulunulmaktadır.
Endüstri 4.0'ın ekonomik kompleksite ve dış ticaret performansına etkileri: G20 ve OECD'den seçilmiş ülkeler
Endüstri devrimleri bir öncekinin daha gelişmiş versiyonu olarak gelişim göstermiştir. Buhar ve su gücünden elektriğin sanayide kullanılmaya başlanmasına geçiş, buradan da yarı iletkenler, kişisel bilgisayarlar, ana bilgisayarlar ve dijital dönüşüme geçiş ve son devrim Endüstri 4.0'da ise yapay zeka, IoT(Internet of the Things), bulut bilişim ve siber güvenlik gibi kavramlarla iç içe olma sürecidir. Ülkeler endüstri 4.0 üretim modeliyle birlikte üretim ve ticarette dönüşümler yaşamaya ve ekonomik yapılarında daha kompleks/karmaşık bir yapıya doğru evirilmeye başlamıştır. Bu çalışmada G20 ve OECD'den seçilmiş ülkeler bağlamında Endüstri 4.0'ın ülkelerin uluslararası ticaret performanslarına ve ekonomik kompleksite/karmaşıklık düzeylerine etkisinin olup olmadığı 2003-2019 yılları arasındaki veriler kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca kompleks ağ analizi yardımıyla düşük kompleksite/karmaşık yapıda bir ürün olan nadir elementler ve yüksek kompleksite/karmaşık yapıda bir ürün olan endüstriyel robotlar belirlenen ülkeler bağlamında 1986, 1995, 2000, 2010, 2013, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları için ağ haritaları çıkartılıp ağların yapılarında meydana gelen değişimler ve ego ağ, hub ve otorite, öz vektör merkeziliği, çekirdek ve çevre ülkeler gibi istatistiki çıktıların belirlenmiş araştırma soruları çerçevesinde açıklanması amaçlanmıştır. Ayrıca her iki ürün açısından da öne çıkan ülkelerin benzeşip benzeşmediğini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda Endüstri 4.0 göstergesi olarak 5 bağımsız değişkene yer verilmiştir. Bağımlı değişkenler olarak Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklığın üç farklı indeksi (Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Ticaret İndeksi, Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Teknoloji İndeksi ve Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Araştırma İndeksi) ve dış ticaret performansı için (İhracattaki büyüme(yüzde), İthalattaki büyüme(yüzde), İhracatın GSMH oranı ve İthalatın GSMH oranı) seçilmiştir. Böylece Endüstri 4.0, Ekonomik kompleksite/karmaşıklık ve dış ticaret performanslarına yönelik politik yapıcılara önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Buna göre BİT ihracatı, ihracattaki yüzde büyümeyi, ithalattaki yüzde büyümeyi pozitif yönde, Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Ticaret Endeksini ve Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Teknoloji Endeksini negatif yönde etkilediği görülmüştür. BİT ithalatı ihracatın GSMH içindeki payını negatif yönlü, Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Ticaret Endeksini ve Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Teknoloji Endeksini pozitif yönlü etkilediği görülmüştür. İnternet kullanımı ihracattaki büyümeyi, Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Ticaret Endeksini ve Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Teknoloji Endeksini pozitif yönlü etkilediği görülmüştür. Cep telefonu kullanımı ihracatın GSMH içindeki payını negatif yönde etkilediği görülmüştür. Karbondiyoksit salınımı ihracatın GSMH içindeki payını negatif yönlü, Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Ticaret Endeksini pozitif ve Ekonomik Kompleksite/Karmaşıklık Teknoloji endeksini pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Kompleks ağ analizine göre nadir elementler ticaret ağı kompleks yapıya doğru evrildiği, bağlantı kuramayan ülke sayılarının giderek azaldığı görülmüştür. Endüstriyel robotlar ticaret ağı çok kompleks yapısını tüm dönemlerde korumuş ve bağlantı kuramayan ülke sayısının giderek azaldığı görülmüştür. Her iki ağ içinde olumsuz ve olumlu dönemlerde ego ağ, hub ve otorite, öz vektör merkeziliği ve çekirdek ve çevre ülkeler gibi istatistiki değerlerde artış ve azalışlar tespit edilmiştir. Ayrıca her iki ürün için öne çıkan ülkelerin benzeştikleri ve bu ülkelerin büyük çoğunluğunun G20 ve OECD ülkelerinden oluştuğu görülmüştür.
Tedarik zinciri stratejisi ile lojistik performans ilişkisinde tedarik zinciri entegrasyonunun aracılık rolü
İşletmeler ulusal ve uluslararası pazarda rakipleriyle rekabet ederken tedarik zinciri yönetimini anahtar olarak kullanmaya başlamışlardır. Fakat tedarik zincirleri gelişip, faaliyetler dağınık hale geldikçe tedarik zincirinin de karmaşıklığı arttığı için, tedarik zinciri faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde ve yönetilmesinde işletmeler farklı zorluklarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu zorluklarla başa çıkıp, tedarik zinciri yönetiminde başarılı olabilmek için de işletmelerin ürün yapılarına ve amaçlarına uygun tedarik zinciri stratejilerine ve tedarik zinciri üyeleri arasında işbirliğine dayalı stratejik işbirliklerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca gerçekleştirilen faaliyetlerin ve stratejilerin sonuçlarını kontrol edip geliştirmek için de, işletmelerin ekonomik anlamda kalkınmasında büyük paya sahip olan lojistik faaliyetlerin performansının doğru ölçülmesi ve yönetilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla işletmelerin rekabetinin yaşandığı ve karmaşıklığın her geçen gün daha da arttığı tedarik zinciri yönetiminde tedarik zinciri stratejileri, tedarik zinciri entegrasyonu ve lojistik performans ölçümü kritik bir öneme sahiptir. Bu çerçevede çalışmanın amacı tedarik zinciri stratejileri ile işletmenin lojistik performansı arasındaki ilişkiyi ve tedarik zinciri entegrasyonunun bu ilişkide aracı bir rolü olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin belirlemiş olduğu 2021 yılı ilk 1000 ihracatçı işletmeden anket yöntemiyle 417 adet veri toplanarak analiz edilmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, işletmelerin belirlemiş oldukları tedarik zinciri stratejileri ile lojistik performansları ve tedarik zinciri entegrasyonları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Tedarik zinciri entegrasyonu ile lojistik performans arasında da anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca tedarik zinciri stratejileri ile lojistik performans arasındaki ilişkide tedarik zinciri entegrasyonunun kısmi aracı rolü üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Lojistik performansın dış ticarete etkisi: Yükselen piyasalara yönelik ekonometrik bir analiz
Küreselleşmenin artması ve teknolojinin gelişmesiyle ülkeler arasındaki sınırlar kalkmış, ülkeler arasındaki iletişimde artış görülmüştür. Ülkelerin birbirlerine daha da yakın hale gelmesi üretim ve tüketim bandındaki erişim kapısını aralayarak küresel ticaret hacminin artmasına neden olmuştur. Küreselleşme etkisini uluslararası rekabet ortamında da göstermiş, sistemdeki aktörleri (ülkeler, uluslararası firmalar, uluslararası örgütler vb.) uluslararası rekabet gücünü artırmaya yöneltmiştir. Lojistik, mal ve hizmetlerin menşe yerinden tüketim alanına akışının verimliliğini planlayan, uygulayan ve kontrol eden tedarik zincirinin bir parçası olarak nakliye maliyetlerini düşürme ve ticareti kolaylaştırma da önemli bir role sahiptir. Küresel ölçekte yaşanan liberalleşme ile lojistik kalitesindeki artışın ticaret hacmini arttırması beklenmektedir. Ulaştırma ve lojistik sektörünün etkinliği uluslararası ticareti kolaylaştırmakla birlikte, ticaret yapan tarafların mal ve hizmetlerin ihracat ve ithalat işlerini verimli şekilde yürütülmesine de katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede lojistik, uluslararası ticarette rekabet gücü için önemli unsurları oluşturan zaman, kalite, miktar ve maliyetle ilgili gereksinimleri karşılayan, bütünleşmiş bilgi; paketleme; depolama ve taşıma sistemidir. Genel davranışın daha az maliyet ve yüksek kazanç üzerine kurulu olduğu bu düzende, ticaretteki rekabet ortamından sıyrılmanın rekabet avantajı kaynağı ve ticaret kolaylaştırıcısı olarak görülen 'lojistik' ile mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda lojistik performansındaki verimlilik ve etkenlik ülkelerin ticaret hacimlerini belirleyecek önemli bir unsurdur. Bu çalışmada, yükselen piyasa ekonomileri olarak değerlendirilen yirmi bir ülkenin dış ticaret hacmi ile lojistik performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada panel veri analizi yöntemi kullanılarak, 2010, 2014, 2018 ve 2022 yıllarına ait reel efektif döviz kuru, yerel gayri safi yurtiçi hasıla (gsyih), dünya gsyih, ticaret hacmi (milyon dolar), mal ihracatı (milyon dolar), mal ithalatı (milyon dolar), lojistik performans endeksi ve alt bileşenlerine ait veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, lojistik performans endeksi ve alt bileşenlerinin ülkelerin dış ticaret, ihracat ve ithalat hacimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kitle kaynak lojistiğinde işletmelerin istekliliklerini etkileyen faktörler: Türkiye'de faaliyet gösteren işletmeler üzerinde bir araştırma
2000'li yıllardan itibaren yaygın kullanıma yerleşen paylaşım ekonomisi kavramı kendisini birçok alan ve sektörde yerelleşerek göstermiştir. Bu kavramın lojistik sektörüne yansıması olan kitle kaynak lojistiği, lojistik hizmetlerin bir dijital platform aracılığıyla aktör bir kitleye yüklenerek aktarılmasıdır. Bu aktarım bireyler arasında (gezginler, nakliyeciler, yetkili sürücüler, boş depolama alanlarının sahipleri, vb) olabileceği gibi işletmeler ve bireyler arasında da gerçekleşebilen, sürdürülebilir lojistiğe katkıda bulunabileceği düşünülen esnek bir iş modelidir. Yapılan araştırma sürecinde kitle kaynak lojistiğinin nispeten yeni bir kavram olması sebebiyle dünya yazınındaki çalışmaların ancak 2010 yılından sonra artış göstermeye başladığı, ulusal yazında ise yazın örneklerinin oldukça sayılı olduğu görülmüştür. Sektör uygulamaları düzeyinde ise dünyada örneklerine kıyasla ulusal örneklerin nispeten daha az ve genellikle dünya uygulamalarının Türkçe 'ye çevrilmiş ya da benzer versiyonlarının kullanıldığı fark edilmiştir. Çalışmalarda yeni bir uygulama olmasından dolayı gri noktalar bulunmasına rağmen ağırlıklı olarak faydalarının tespit edilmesi, teknolojinin gelişmesiyle dijitalleşen dünyada kitle kaynak lojistiğinin öneminin daha da artacağı vurgulanmıştır. Yine çalışmaların ağırlıklı olarak kitle üzerine olduğu, gelişmiş batı ekonomilerinde yoğunlaştığı, işletmelerin bakış açısından ele alınan çalışmaların nispeten azınlıkta olduğu keşfedilmiştir. Bin ve diğerleri (2020) tarafından gerçekleştirilen "Kitle Kaynak Lojistiği Uygulama İstekliliğinde İşletmeleri Etkileyen Faktörler" isimli ölçekte işletmelerin istekliliğini etkileyen faktörler teknoloji-organizasyon-çevre (TOÇ) teorisi üzerinden araştırılarak Çin'de belirli bir bölgede faaliyet gösteren işletmelerin bir portresi çıkarılmıştır. Bu çalışmada ise Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin istekliliklerini etkileyen faktörler keşfedilmeye çalışılarak fotoğrafı çekilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren lojistik işletmelerde görev yapan alt, orta ve üst düzey yöneticiler üzerinde yapılan anket sonuçları ile işletmelerin hangi noktalara dikkat etmesi gerektiğinin tespiti bu çalışmanın bir diğer hedefidir. Elde edilen sonuçlara göre işletmelerin dışsal motivasyon, göreceli avantajlar, kaynaklar, özümseme kapasitesinin kitle kaynak lojistiği edinimi üzerinde pozitif yönde etki ettiği tespit edilirken, karmaşıklık ve pazar ortamının etkide bulunmadığı görülmüştür. Bu çalışmada bu yeni kavramın ulusal yazındaki eksikliğini gidermek, bilinirliğini arttırmak, gelecek çalışmalar için bir altyapı ve fikir oluşturulması amaçlanmıştır.
Blok zincir teknolojisinin dış ticaret operasyonlarında kullanımı: CargoX örneği
Bu çalışma, blok zincir teknolojisinin dış ticaret operasyonlarındaki kullanımını, özellikle CargoX platformu üzerinden nitel bir araştırma yöntemiyle incelemektedir. Çalışmada, blok zincir teknolojisinin dış ticaret süreçlerine entegrasyonunun nasıl gerçekleştiği, sunduğu avantajlar ve karşılaşılan zorluklar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırma, farklı sektörlerden Mısır'a ihracat yapan 11 şirketin dış ticaret temsilcileri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler temelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, CargoX platformunun Mısır gümrük sistemine zorunlu entegrasyonu sürecinde yaşadıkları deneyimleri, maliyet etkilerini, veri güvenliği konusundaki değerlendirmelerini ve platformun iş süreçlerine olan etkilerini paylaşmışlardır. Çalışma, katılımcıların görüşleri doğrultusunda platformun, dijitalleşme sürecinde firmalara sağladığı faydalar kadar, süreçlerin dijital ve fiziksel belgelerle paralel yürütülmesi nedeniyle ortaya çıkan zorlukları ve ek maliyetleri de gözler önüne sermiştir. Ayrıca, blok zincir tabanlı sistemlerin güvenilirlik ve şeffaflık açısından sunduğu potansiyel değerlendirilmiş, ancak dijital platformların genel kabulü ve kullanıcıların sisteme olan güvenlerinin artırılması için daha fazla bilgilendirme ve eğitim sürecinin gerekli olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, blok zincir teknolojisinin uluslararası ticaret süreçlerindeki önemini ortaya koyarken, bu teknolojinin daha geniş kapsamlı entegrasyonu ve etkinliğinin artırılması için öneriler sunulmuştur.
Osmanlı ordusunun lojistik yapısının harekât başarısına etkisi: Girit ve II. Viyana Kuşatmalarında lojistik faaliyetlerin incelenmesi
Bu tez çalışması, Osmanlı Ordusunun lojistik sistemini ve askerî harekât başarısına etkisini, 17. yüzyıldaki iki büyük kuşatma örneği olan Girit Kuşatması (1645–1669) ve II. Viyana Kuşatması (1683) lojistik faaliyetleri üzerinden incelemektedir. Araştırma, tarihsel olayların betimleyici anlatımının ötesine geçerek, modern lojistik biliminin kavramları çerçevesinde bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; belge çözümleme tekniği aracılığıyla Osmanlı Devlet Arşivleri, Venedik Devlet Arşivleri (Archivio di Stato di Venezia) ve sınırlı ölçüde Avusturya Arşivleri kullanılmıştır. Arşiv belgeleri; dönemsel hükümler, menzil teşkilatına dair kayıtlar, mühimme defterleri ve diplomatik yazışmaları içermekte, bu belgeler modern lojistik kavramlarla (tedarik zinciri, menzil ağı, dağıtım sürekliliği, tersine lojistik vb.) ilişkilendirilerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, Osmanlı lojistik sisteminin çok düğümlü menzil ağı yapısına dayandığını; Girit Kuşatması'nda uzun süreli kuşatma operasyonlarına karşı esnek ve sürdürülebilir çözümler üretilebildiğini, ancak II. Viyana Kuşatması'nda hızlı ve doğrusal harekât ihtiyaçlarına uyum sağlamakta zorlandığını ortaya koymaktadır. Girit örneğinde kara-deniz lojistik entegrasyonu ve ikmal sürekliliği sağlanmışken, Viyana Seferi'nde ulaştırma sürecinde yaşanan kesintiler, rasyon dağıtımındaki gecikmeler ve menzil yapısının sabitliği harekât başarısını doğrudan olumsuz etkilemiştir. Sonuç olarak bu tez, Osmanlı askerî lojistik sisteminin tarihsel bağlamda yapısal güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymakta; lojistik planlamanın stratejik başarı üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamaktadır. Ayrıca çalışmada, lojistik performans göstergeleri ve arşiv belgelerine dayalı değerlendirmeler aracılığıyla Osmanlı lojistik geleneğinde kurumsal öğrenme süreçleri de tartışılmıştır.
Uluslararası lojistik kapsamında TR61 Bölgesi'nin kuşak-yol üzerinden orta koridora entegrasyonu
Uluslararası ticarette, lojistik hizmetlerin kesintisiz sunulabilmesi için alternatif taşıma modlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu modlar arasında bulunan demir yolu taşımacılığı, intermodal taşımacılık ağlarının maliyet ve süre açısından verimliliğini artırmaktadır. Demir yolu taşımacılığına ilginin arttığı son dönemde, Çin tarafından başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), demir yolu taşıma rotalarına bakış açısını değiştirmiştir. Mevcut demir yolu koridorlarının kapasitelerini artırmakla kalmamış, yeni demir yolu koridorlarının hayata geçmesini sağlamıştır. Bu koridorlardan biri ise Türkiye'nin de üzerinde bulunduğu Orta Koridor olarak ifade edilen ve Çin'den Avrupa'ya kadar uzanan demir yolu taşımacılığı rotasıdır. Bu çalışma, Türkiye'nin ticari alt bölgelerinden olan TR61 Bölgesi'nin, Orta Koridor demir yolu hattına bağlantısını ele almaktadır. Literatür açısından yeni bir alternatif olan bu güzergâhın, alternatif taşıma rotalarına etkisi incelenmektedir. Bu noktada literatüre katkı sağlanarak, uluslararası lojistikte ihtiyaç duyulan alternatif rotaların verimliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın genel çerçevesini uluslararası lojistik faaliyetler, taşıma sistemleri ve BRI'nın ulaştırma koridorları oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Orta Koridor ülkelerinin ticari ilişkileri ve TR61 Bölgesi'nin dış ticaret aktivitesi araştırılmıştır. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) tarafından hazırlanan ticari istatistikler analiz edilerek, bölgenin, Orta Koridor ülkeleri ile ticari faaliyetlerinde kullandığı mevcut rotalar ve önerilen rotadaki taşıma maliyetleri, oluşturulan doğrusal programlama modeli ile optimize edilmiştir. Model çözümü Excel Solver kullanılarak sağlanmıştır. Buna göre, elde edilen sonuçlar ile mevcut taşıma maliyetleri arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Aynı zamanda, bölge dış ticareti açısından sektör temsilcilerinin aşina olmadığı taşıma çözümleri de ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda elde edilen sonuçlar, bulgular ve sonuç bölümünde yer almaktadır
Covid-19 pandemi krizinin uluslararası deniz yolu konteyner taşımacılığı üzerine etkilerinin kompleks ağ analizi ile incelenmesi
COVID-19 pandemisi, küresel ticaret ve lojistik sistemlerinde derin aksamalara yol açmış, deniz yolu konteyner taşımacılığında ise özellikle "boş konteyner krizi" ciddi sorunlara neden olmuştur. Boş konteynerlerin dengesiz dağılımı, liman kapanmaları ve navlun fiyatlarındaki hızlı artış, sektörü eşi görülmemiş zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır. Pandeminin etkisi, deniz yolu konteyner taşımacılığının küresel tedarik zincirlerindeki hayati rolünü yeniden değerlendirme gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, pandeminin 2020-2021 yılları arasındaki uluslararası deniz yolu konteyner taşımacılığı üzerindeki etkilerini ve bu kapsamda ağdaki yapısal değişimleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı tarafından yayımlanan ve 2006-2021 yıllarını kapsayan Lineer Karşılıklı Denizcilik Bağlantı İndeksi verileri kullanılmıştır. Ağ dinamiklerinin anlaşılmasında yoğunluk, derece merkeziliği, özvektör merkeziliği, arasındalık merkeziliği metrikleri ve modülerite analizi kullanılmış; kırılganlık analizleri ile ağın merkezi düğümlerinin kritik işlevleri ortaya konmuştur. Ayrıca ARIMA yöntemiyle ağdaki bağlantıların geçmiş eğilimleri incelenmiş ve gelecekteki olası durumları tahmin edilmiştir. Bulgular, pandeminin küresel konteyner taşımacılığı ağında derin yapısal değişimlere neden olduğunu göstermektedir. Yapılan analizlerde Çin, Güney Kore, Singapur, Malezya, Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya, ABD, Hong Kong ve İtalya, ağın merkezi düğümleri olarak öne çıkmıştır. Bu ülkelerdeki bozulmaların, ağın genel işleyişini ciddi şekilde zayıflattığı tespit edilmiştir. Modülerite analizi ise pandeminin ağın grup yapılarında yeniden şekillenmelere neden olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte farklı sebeplerle ortaya çıkan krizlerin küresel ticaret üzerinde derin etkiler bıraktığı ve benzer krizlerin gelecekte tekrar yaşanabileceği göz önünde bulundurulduğunda, pandemi gibi durumların etkilerini azaltmak için liman kapasitelerinin artırılması, esnek operasyonel planların uygulanması ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca, ağ merkezileşmesinin azaltılması ve alternatif denizcilik rotalarının geliştirilmesi, lojistik ağların dayanıklılığını artırmak için önerilen stratejiler arasında yer almaktadır.
Sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları ve ev dışında teslimatın e-memnuniyet, e-sadakat ve ödeme isteği üzerine etkisi: Tüketicilere yönelik karma yöntem uygulaması
Dijitalleşmenin hız kazandığı ve tüketici davranışlarının dönüşüme uğradığı günümüz e-ticaret ortamında, özellikle Covid-19 pandemisi sonrası çevrimiçi alışverişin yaygınlaşması sürdürülebilir lojistik uygulamalarının önemini artırmıştır. Artan sipariş hacmi, çevresel etkiler, karbon salımı ve teslimat sürelerine ilişkin beklentiler; daha verimli, esnek ve çevre dostu teslimat çözümlerine olan ihtiyacı gündeme getirmiştir. Bu bağlamda ev dışında teslimat gibi alternatif lojistik hizmetler ile sosyal, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik yaklaşımları, tüketici davranışlarını etkileme potansiyeli taşıyan önemli değişkenler olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda tezin amacı, sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları ile ev dışında teslimat modellerinin, e-memnuniyet, e-sadakat ve ödeme isteği üzerindeki etkilerini tüketiciler üzerinden incelemektir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntem stratejisi ile yürütülmüştür. İlk aşamada 300'ü aşkın tüketiciden anket yoluyla nicel veriler toplanmış, ardından ikinci aşamada 27 katılımcı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla nitel veriler elde edilmiştir. Nicel veriler yapısal eşitlik modellemesiyle, nitel veriler ise tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, özellikle sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik boyutlarının e-memnuniyet üzerinde ve ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik boyutlarının ise e-sadakat üzerinde anlamlı etkiler yarattığı yönündedir. Sürdürülebilirliğin üç boyutu da ödeme istekliliği üzerinde anlamlı ve pozitif bir etki yaratmamıştır. Ekonomik sürdürülebilirlik boyutu ise tüketiciler tarafından doğrudan algılanamadığı için memnuniyet üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir. Ev dışında teslimat uygulamalarının esneklik, zaman tasarrufu ve erişilebilirlik gibi avantajlar sunarak e-memnuniyeti ve ödeme isteğini artırdığını göstermektedir. Son olarak e-memnuniyetin, e-sadakati ve e-sadakatin, ödeme isteğini pozitif yönde anlamlı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tez, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, ev dışında teslimat ve e-ticarette tüketici memnuniyeti, tüketici sadakati ve ödeme isteğini bütüncül biçimde ele alan özgün bir model sunmaktadır. Sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları ve ev dışında teslimat hizmetlerinin tüketici davranışları üzerindeki etkilerini açıklamak amacıyla Sosyal Kimlik Teorisi (SIT), Yeşil Tüketici Davranışı Yaklaşımı ve destekleyici olarak Yeniliğin Yayılımı Teorisi (YYT) çerçevesinde şekillenen kuramsal yapı, sürdürülebilir uygulamaların tüketicilerdeki karşılığını açıklamaya yardımcı olmuştur. Ayrıca bu çalışma, Türkiye örneğinde sürdürülebilir teslimat hizmetlerine yönelik farkındalık düzeyini ve bu hizmetlerin e-memnuniyet, e-sadakat ve ödeme davranışları üzerindeki etkilerini analiz ederek hem akademik literatüre hem de pratik lojistik ve pazarlama stratejilerine katkı sunması beklenmektedir.
Lojistik performans ve çevre kirliliği arasındaki ilişkide yeşil inovasyonun rolü: OECD ülkeleri örneği
İnsan yaşamını yakından etkileyen çevre kirliliğinin önemi giderek artmaktadır. Çevre kirliliğini etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörlerden birisi de lojistik sektörüdür. Çevre kirliliğinin tüm alt türleri lojistik operasyonlarının sonuçlarından etkilenmektedir. Lojistik operasyonların etkinliğini, etkililiğini ve verimliliğini ölçen lojistik performansın çevre kirliliğine olan etkisinin literatürde karmaşık bir sonuca sahip olduğu görülmüştür. Bu durum lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisinin doğrusal olmayan ve diğer faktörlerden etkilendiğini gösterir. Dolayısıyla bu ilişkinin incelenmesi önem arz etmektedir. Çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılan yenilikler yeşil inovasyon olarak değerlendirilmektedir. Yeşil inovasyonunun lojistik performans ile karşılıklı teşvik edici bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu durum yeşil inovasyonun lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisini etkileyebileceğini göstermektedir. Lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisinde yeşil inovasyonun rolünü inceleyen çalışmalar kısıtlıdır. Bu kapsamda çalışmanın amacı lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisinde yeşil inovasyonun rolünü tespit etmektir. Çalışmada öncelikle konuya ilişkin literatür taraması gerçekleştirilmiş ve bibliyometrik analiz ile yayınlarla ilgili sayısal analizler gerçekleştirilmiştir. Sonrasında STIRPAT modeli kapsamında model oluşturulmuş ve GYGPR yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. OECD ülkeleri üzerine yapılan incelemede 2007-2018 dönemi verileri kullanılmıştır. Çalışmada lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisinin doğrusal olup olmadığı, lojistik performans ve yeşil inovasyona dair eşiğin varlığı ve varsa ilişkinin bu eşik seviyelerinin altında ve üstünde nasıl gerçekleştiğini tespit etmek için iki model kurulmuştur. Elde edilen bulgular lojistik performansın çevre kirliliği ile ilişkisinin doğrusal olmadığını kanıtlar niteliktedir. Bu ilişkide lojistik performansa dair bir eşik değerinin varlığı tespit edilmiş ve her iki rejimde de lojistik performans artışının çevre kirliliğini azalttığı görülmüştür. Yeşil inovasyonunun ise bu ilişkide lojistik performansı destekleyerek çevre kirliliğinin azaltılmasında olumlu bir rol oynadığı tespit edilmiştir. İkinci olarak lojistik performans ve çevre kirliliği ilişkisinde yeşil inovasyona dair bir eşik değerinin varlığı tespit edilmiştir. Lojistik performans artışının, yeşil inovasyon bu eşik değerinin hem altında hem de üstündeyken çevre kirliliğini azalttığı tespit edilmiştir. Yeşil inovasyonun bu ilişkide yine lojistik performansı desteklediği görülmüştür. Ayrıca modele STIRPAT modeli kapsamında dahil edilen kontrol değişkenlerinden GSHY, ticari açıklık, enerji arzı ve kentleşmenin çevre kirliliğini artırdığı, sanayileşmenin ise azalttığı görülmüştür. Tüm sonuçlar literatürdeki ilgili çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Sonuçta benzer bulgular elde eden çalışmalar olduğu tespit edilmiştir. Son olarak politika yapıcılara çevre kirliliğinin azaltılmasında fayda sağlayabilecek öneriler sunulmuştur.
Tedarik zinciri yeteneklerinin tedarik zinciri performansına etkisinde kurumsal güçlerin düzenleyici rolü: Havacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışma, kurumsal havacılık alanında ticari faaliyet gösteren tedarik zinciri üyelerinin tedarik zinciri yeteneklerinin tedarik zinciri performansı üzerindeki etkisini, kurumsal güçlerin düzenleyici rolü çerçevesinde açıklamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, tedarik zinciri yetenekleri (çeviklik, uyarlanabilirlik, uyum) ile kurumsal güçlerin (hukuk/yasal sistem ve devlet desteği) havacılık tedarik zinciri performansına etkisi analiz edilmiştir. Ayrıca sistem yaklaşımıyla geliştirilen performans boyutları (verimlilik, güvenilirlik, esneklik) kullanılarak zincirin bütünsel işleyişi değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından ruhsatlandırılan ve 2024 yılı itibarıyla operasyonel durumda olan ticari havacılık işletmeleri oluşturmaktadır. Zaman ve maliyet kısıtları nedeniyle kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve 203 katılımcının değerlendirmeleri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Veriler, nicel araştırma tasarımına uygun olarak anket yöntemiyle toplanmış; anketin ilk bölümünde tedarik zinciri yetenekleri, kurumsal güçler ve tedarik zinciri performansı ölçekleri, ikinci bölümünde ise katılımcıların ve işletmelerin demografik bilgileri yer almıştır. Ölçekte 5'li Likert tipi ölçek kullanılmış, veriler %95 güven düzeyinde analiz edilmiş ve ölçeklerin güvenilirliği Cronbach's Alpha katsayısı ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları, havacılık tedarik zincirinde temel araştırma modeli bağlamında ele alınan tedarik zinciri yeteneklerinin performans üzerindeki etkisinde kurumsal güçlerin düzenleyici rolünün istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Böylece sektör paydaşlarının kurumsal havacılık alanında tedarik zinciri boyunca yüksek performans elde edebilmesi için çeviklik, uyarlanabilirlik ve uyum yeteneklerini geliştirmesinin kritik önemde olduğu ortaya konmuştur.
Uzay lojistiği ve taşımacılık: Türkiye'de küp uydu fırlatma sürecinde dış kaynak kullanımı üzerine bir analiz
Uzaya erişim (Yörünge taşımacılığı); maliyetli, operasyonel olarak karmaşık ve yüksek riskli bir lojistik faaliyettir. Uzay teknolojisi üreten fakat fırlatma altyapısına sahip olmayan şirketler, dış kaynak kullanarak, yörünge taşımacılığı operasyonlarında hizmet almaktadır. Bu bağlamda hizmet sağlayıcılarının (3 PL) sahip oldukları uzay aracı filoları, taşıma maliyetleri ve yörünge taşımacılığındaki performansları kritik rol oynamaktadır. Yörünge taşımacılığında ABD merkezli SpaceX şirketinin geliştirdiği Falcon 9; fırlatma sıklığı, operasyonel başarı oranı ve maliyet etkinliği sayesinde ön plana çıkmış ve Türkiye dahil birçok ülkede uzay teknolojisi üreten şirketler tarafından tercih edilmektedir. Bu tercihin ardındaki nedenlerin incelenmesi ve anlaşılması tezin ana motivasyonunu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda tezin amacı, hizmet sağlayıcısı seçiminde önemli bir unsur olan taşıma araçlarının, kullanımını etkileyen faktörleri ve faktörler arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Dış kaynak kullanım kararlarının kurumsal düzeyde alınması nedeniyle bağımlı değişken olarak "yörünge taşımacılığında uzay aracının kullanılma niyeti" ele alınmıştır. Yörünge taşımacılığı süreci özel bir uzmanlık gerektirdiği için havacılık ve uzay mühendislerini ve uzay faaliyetleri yürüten şirketlerde çalışan kişilerin katılımıyla veriler toplanarak analizler gerçekleştirilmiştir. Yörünge taşımacılığında kullanılan uzay aracı (roket) teknolojisinin incelenmesi nedeniyle, yeni teknolojilerin incelenmesinde sıklıkla tercih edilen Teknoloji Kabul Modeli (TKM), Planlı Davranış Teorisi (PDT), Yeniliklerin Yayılması Teorisi (YYT), bağımsız değişkenler ve yörünge taşımacılığı özelinde karşılaşılabilecek riskler ile araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma modelin analizinde ise birden fazla ilişkinin aynı anda incelenmesine olanak sağlayan Kısmi Kareler YöntemiYapısal Eşitlik Modellemesi (EKK-YEM) kullanılmıştır. Tezin araştırma konusunun keşfedici bir yapıda olması, Türkiye'de uzay alanında çok uzmanının olmaması ve elde edilen verilerin sınırlı olması nedeniyle küçük örneklemlerde güvenilir sonuçların elde edilebildiği Smart PLS4 paket programıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Test edilen 16 hipotezden 4'ü reddedilmiştir. Bulgular, reddedilen hipotezlerde Göreceli Avantaj ile Niyet arasındaki ilişkiye Tutum ve Güven ile Niyet arasındaki ilişkiye Kalite değişkenin tam aracılık yaptığı tespit edilmiştir. İlgili hipotezlerin reddedilmesine rağmen Göreceli Avantaj ve Güven dolaylı olarak Niyeti etkilediği tespit edilmiştir. Diğer reddedilen hipotezlerde Maliyet ve Süreç Riski değişkenlerinin Niyet ile negatif ilişkisine rağmen anlamlı bir sonuç elde edilememesi, yörünge taşımacılığında maliyet ve risklere rağmen hizmet sağlayıcılarının tercih edilebileceğini göstermektedir. Bu durum maliyetlerin önemli bir faktör olmasına rağmen yörünge taşımacılığında alternatiflerin kısıtlı olması nedeniyle hizmet sağlayıcı seçiminde maliyet göz ardı edilebilmektedir. Genel ix itibariyle 3 PL hizmet sağlayıcısı olarak ön plana çıkan SpaceX ve Falcon 9'un yörünge taşımacılığındaki kullanımına yönelik tutumun ve niyetin pozitif olduğu tespit edilmiştir. Bazı tereddütler olmakla birlikte Türkiye'deki uzmanlar arasında yörünge taşımacılığındaki bu teknolojinin kullanılabilirliği konusunda genel bir mutabakata varıldığı söylenebilir. Elde edilen bulguların, Türkiye'nin müstakil olarak uzaya erişim alt yapısının geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir.
Sea Toll Programının performansını etkileyen kritik faktörlerin belirlenmesi: DEMATEL yöntemi ile bir analiz
Sea Toll Programı, Endonezya hükümetinin adalar arası bağlantıyı geliştirmeyi ve uzak bölgelerde ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlayan stratejik bir girişimidir. Bu çalışma, programın performansını önemli ölçüde etkileyen faktörleri belirlemek ve analiz etmek için sistemik bir yaklaşım benimsemektedir. Decision Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) yöntemini kullanan bu araştırma, Sea Toll Programının karmaşık sisteminde birbiriyle ilişkili çeşitli faktörler arasındaki nedensel ilişkileri başarılı bir şekilde haritalandırmaktadır. Bu araştırmanın sonuçlarının Endonezya'da deniz politikasının geliştirilmesine önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir. Sea Toll Programının performansını etkileyen kritik faktörlerin derinlemesine anlaşılması, politika yapıcıların daha etkili ve hedefe yönelik stratejiler formüle etmelerini sağlayacaktır. Ayrıca bu araştırma, denizcilik altyapısının geliştirilmesi ve lojistik ile ilgili gelecekteki çalışmalar için de bir referans teşkil edebilir.
Tedarik zinciri yönetiminde yapay zeka tabanlı talep tahmini: Bir tekstil firmasında uygulama
İşletmeler, günümüz küreselleşen dünyada artan maliyetler ve dijitalleşme sonucu değişen rekabet koşullarına karşı ayakta kalabilmek için karşılaştıkları çeşitli sorunlara etkin çözümler üretip karar vermek zorundadırlar. Bu bağlamda Tedarik Zincirini doğru yönetmek çok önemlidir. Sürprizlerle karşılaşmamak, maliyetleri önceden belirleyip öngörmek ve bu öngörüleri tutarlı kılmak tahmin ile mümkün olur. Talep tahminlerinin yüksek doğrulukla elde edilmesi, tüm tedarik zinciri yönetimi süreçlerinin başarısı için kilit bir faktördür. Yaşanan küresel pandemi sebebiyle ülkeler arası seyahat ve ticari faaliyetlere getirilen kısıtlamalar en büyük değişikliklerin tedarik zincirinde yaşanmasını sağlamıştır ve tedarik zinciri yönetimini olumsuz etkilemiştir. Bu etkiler otomotiv yedek parça sektöründen gıda sektörüne, tekstilden turizme kadar birçok sektörü uzun süre etkilemeye devam etmiştir. Bu yüzden en çok etkilenen sektörlerden biri olan tekstil sektöründe değişen talebin doğru ve hızlı bir şekilde tahmini işgücü ve kaynak planlamalarının etkin bir şekilde yapılması açısından önem arz etmektedir. Tahminin amacı işletmelerin gelecekte karşılaşabilecekleri durumları önceden öngörmek, çeşitli veri ve teknikleri kullanarak önceden önlemler alınmasını sağlamaktır. Bu sebeple yapılan çalışmada, istatistiksel talep tahmin yöntemlerinden yapay sinir ağları kullanılarak işletmeye bir tahmin modeli önerilmiştir. Çalışmada, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir işletme ele alınmıştır. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmanın 2018-2021 yılları arasındaki satış verileri alınarak araştırmaya dahil edilmiştir. MATLAB programı ile satış verileri kullanılarak tahmin modeli oluşturulmuştur. Eğitim verileri ile çıktı verileri karşılaştırılmıştır. Uygulama sonrası yapılan hata testi sonuçları, modelin yaptığı tahminlerin güvenilir ve tutarlı olduğunu göstermiştir.