
1.201
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Siirt ili merkez ilçesi Doluharman köyü doğal merasının farklı yükseltilerine göre verim ve botanik kompozisyonunun değişimi
Bu çalışmada, yarı-kurak iklim koşullarındaki bir merada yükselti farkının bitki örtüsü kompozisyonu ve verimliliği üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma; Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Siirt ili Merkez ilçesine bağlı Doluharman köyü doğal merasının 3 farklı yükselti (620, 770 ve 920 m)'ye sahip mera kesiminde, 2021 yılında yürütülmüştür. Vejetasyon etütleri Mayıs ayında yapılmış olup, ölçümlerde Modifiye Edilmiş Tekerlekli Lup (Halka) yöntemi kullanılmıştır. İncelenen mera kesimlerinde yeşil ve kuru ot verimleri, ağırlığa göre botanik kompozisyonda buğdaygil, baklagil ve diğer familya bitkilerinin oranları ile bitki örtüsünün toprağı kaplama oranı belirlenerek farklı yükseltilere sahip meraların sağlık sınıflaması yapılmış; vejetasyon etüdünde rastlanılan bitki türlerinin, familyaları, ömür uzunlukları ve etki dereceleri (azalıcı, çoğalıcı ve istilacı türler) saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yükseltiye bağlı olarak incelenen tüm parametrelerin anlamlı şekilde değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre, yükseltinin artışına paralel olarak mera alanından elde edilen yeşil ve kuru ot verimleri artmış; ortalama verimler sırasıyla, 404.92 ve 141.97 kg/da olarak saptanmıştır. Tüm yükselti kademelerinde, ağırlığa göre botanik kompozisyonda buğdaygil bitkilerinin oranının yüksek olduğu; mera geneli itibariyle ağırlığa göre botanik kompozisyonda ortalama buğdaygil oranının % 73.63, baklagil oranının % 11.90 ve diğer familya bitkilerinin oranının % 14.47 olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, yükselti derecesinin artışına bağlı olarak bitkiler tarafından toprağı kaplama oranı artmıştır. Mera alanının ortalama toprağı kaplama oranı % 71.50 olarak saptanmıştır. Bu duruma göre, incelenen meranın, mera sağlığı sınıfı "sağlıklı" olarak değerlendirilmiştir. Yapılan vejetasyon etütlerinde meranın tüm yükselti kesimlerinde istilacı türlerin çoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre, her ne kadar toprağı kaplama oranı yüksek olsa da, botanik kompozisyonda baklagil familyasına ait türlerin oranının az oluşu ve merada baskın olan türlerin, besleme değeri düşük istilacı türlerden oluştuğu dikkate alındığında, Doluharman köyü merasının yükselti ve diğer topoğrafik yapıya bağlı olarak mera amenajman ilkeleri doğrultusunda otlatılmasının yerinde olacağı ve söz konusu mera alanında ıslah çalışmasına ihtiyaç duyulduğu kanaatine varılmıştır.
Bazı tahılların farklı oranlarda yem bezelyesi(Pisum sativum L.) ile karıştırılarak silaj kalitesine etkisinin araştırılması
Bu araştırma, bazı tahılların farklı oranlarda yem bezelyesi (Pisum sativum L.) ile karıştırılarak silaj kalitesine etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Denemede bitki materyali olarak, Aslım-95 (çavdar), Yeniçeri (yulaf) ve Özkaynak (yem bezelyesi) çeşitleri kullanılmıştır. Araştırma, Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanında kışlık olarak 2019-2020 yılında yürütülmüştür. Çalışmada, yalın olarak %100 yulaf, %100 çavdar ve %100 yem bezelyesi ile %75 yulaf + %25 yem bezelyesi, %50 yulaf + %50 yem bezelyesi, %25 yulaf + %75 yem bezelyesi, %75 çavdar + %25 yem bezelyesi, %50 çavdar + %50 yem bezelyesi ve %25 çavdar + %75 yem bezelyesi karışım oranlarından silaj elde edilmiştir. Araştırma sonucuna göre; silajların ortalama pH değeri 4.82, kuru madde %29.48, ham protein %10.59, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) %39.05, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %57.24, sindirilebilir kuru madde (SKM) %58.47, kuru madde tüketimi (KMT) %2.13 ve nispi yem değeri (NYD) 97.69 olarak tespit edilmiştir.
Siirt ili koşullarında patateste (Solanum tuberosum L.) farklı azot dozu uygulamalarının verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Bu araştırma 2020 yılı vejetasyon döneminde Siirt Üniversitesinde Ziraat Fakültesi tarla bitkileri deneme alanında, Patateste (Solanum tuberosum L.) farklı azot dozu uygulamalarının verim ve verim unsurları üzerine olan etkisini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada patates bitkisine farklı dozlarda azot uygulamasında bitki boyu, bitki dal sayısı, bitki başına yumru verimi, bitki başına pazarlanabilir yumru ağırlığı, bitki başına yumru sayısı, bitki başına pazarlanabilir yumru sayısı, parsel verimi ve dekara verimde artışa neden olduğu görülmektedir. Artan gübre miktarı patateste yumru iriliği üzerine önemli etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu 24.55-46.60 cm, bitki dal sayısı 4.75-6.72 adet, bitki başına yumru verimi 152.50-739.25 gr, bitki başına pazarlanabilir yumru ağırlığı 146.12-739.25 gr, ıskarta yumru ağırlığı 0.25-6.37 gr, bitki başına yumru sayısı 4.42-10.30 adet, bitki başına pazarlanabilir yumru sayısı 4.42-10.30 adet, ıskarta yumru sayısı 0.00-0.625 adet, parsel verimi 4425-21.447 kg, dekara verim 702.38-3404.36 kg arasında değişim gösterdiği görülmektedir. Çalışma sonucuna göre azotun belli bir düzeye kadar (32 kg/da) artması patates bitkisinde verim ve verim unsurlarını olumlu yönde etkilediği saptanmış, daha fazla artırılması durumunda olumsuz etkide bulunduğu tespit edilmiştir. En yüksek verimi elde etmede sadece verilen gübre miktarı değil aynı zamanda iklim ve toprak koşullarında verim ve kalite üzerinde büyük önem arz ettiği bilinmelidir.
Gibberellik asit uygulamasının pamukta verim, bitki gelişimi ve lif kalitesine etkisinin belirlenmesi
Bu araştırma bitki büyüme düzenleyicisi olarak bilinen Gibberellik Asidin (GA3) pamukta verim, bitki gelişimi ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2018 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede materyal olarak BA 440 pamuk çeşidi ile Berelex gibberellik asit kullanılmıştır. Denemede 7 farklı uygulama (Kontrol, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 100 ppm, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 200 ppm, Çiçeklenme Öncesi Dönemde 400 ppm, Çiçeklenme Döneminde 100 ppm, Çiçeklenme Döneminde 200 ppm, Çiçeklenme Döneminde 400 ppm) yer almıştır. Çalışmada kütlü pamuk verimi, lif verimi, koza açma gün sayısı, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, ilk el kütlü oranı, kozada tohum sayısı gibi agronomik özellikler ile lif kalite özelliklerinden lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular gibberellik asit uygulamalarının incelenen özellikler üzerine önemli bir etkide bulunmadığı ve uygulamalar arasında önemli bir istatistiki farklılığın elde edilemediğini göstermiştir. Çalışmada gibberellik asit uygulamalarının pamukta çiçeklenme öncesi dönemde ve çiçeklenme döneminde bir kez uygulanmış olması bitki büyüme düzenleyicisinin etkisini belirlemede yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmada tek çeşidin kullanılması ve araştırmanın bir yıl yürütülmüş olmasından dolayı herhangi bir önerinin yapılmasının da uygun olmayacağı, elde edilen verilere göre gibberellik asidin etkisini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Yürütülecek araştırmalarda özellikle stres koşulları ile normal gelişme koşulları altında gibberellik asidin etkisinin belirlenmesi gerektiği ve uygulamaların bitki gelişiminin farklı dönemlerinde ve birden fazla uygulanmasının uygun olacağı önerilmektedir.
Determination of yield and some quality components of fenugreek (Trigonella foenum-graecum L.) genotypes
This study was carried out to determine seed yield and quality characteristics of some fenugreek (Trigonella foenum-graecum L.) genotypes in Siirt ecological conditions. The research was conducted during 2018-2019 growing seasons in Siirt University, Agricultural Faculty, Research and Application Land. In research was used as material Adana, Afganistan, Berkem, Gaziantep, Gürarslan, Irak, Kahramanmaraş, Kayseri, Mardin, Şanlıurfa fenugreek cultivars. In the research field experiment was established as randomized complete block experimental design with four replicates. The study was investigated agricultural properties such as emergence time, % 50 flowering period, vegetation period, plant height, first pod height, pod width, pod length, number of pod per plant, number of seed per pod, biological yield, seed yield, harvest index, thousand seed weight, fatty oil ratio, fatty oil yield, trigonelline ratio. In terms of emergence time, % 50 flowering period, vegetation period, plant height, first pod height, pod length, number of pod per plant, number of seed per pod, biological yield, seed yield, thousand seed weight, fixed oil ratio, fixed oil yield examined in the research, significant differences were statistically determined p<0.01 among the genotypes. In terms of harvest index examined in the research, statistically significant differences were determined p<0.05 among the genotypes. There was no statistically significant difference between genotypes in terms of pod width. According to the result emergence time, 50% flowering period, vegetation period, plant height, first pod height, pod width, pod length, number of pod per plant, number of seed per pod, biological yield, seed yield, harvest index, thousand seed weight, fatty oil ratio, fatty oil yield, trigonelline ratio were changed between 16.3-20.5 day, 146.7-152.3 day, 205.5-210.5 day, 61.13-78.33 cm, 23.63-39.88 cm, 2.88-3.21 mm, 9.62-12.23 cm, 11.60-21.30 number/plant, 12.13-15.40 number/plant, 3097.0-5403.0 kg/ha, 764.0-1444.0 kg/ha, 20.93-32.89 %, 13.60-17.43 g, 5.04-8.92 %, 40.5-110.6 kg/ha, 0.71-1.32 % respectively. According to the one year results obtained from the research; It was concluded that Mardin, Kayseri ve Berkem genotypes should be used for the production of seed in fenugreek cultivation as a winter intermediate product in Siirt province climate and soil conditions. Keywords: Genotype, seed yield, fixed oil ratio, fixed oil yield, fenugreek
ACC deaminaz (1- amin-cyclopropone -1-carboxylic acid deaminase) aktivitesi gösteren bitki gelişimini teşvik edici bakteri (PGPB) uygulamalarının ekmeklik buğdayda (dinç) gelişme, verim ve verim öğeleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma 2019-2020 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Laboratuvarlarında hazırlanan aşılı ekmeklik buğday tohumlarının, Mardin İli Artuklu İlçesi Çıplaktepe mahallesinde bulunan 108/8 nolu parselde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü ve 24 parsel olacak şekilde uygulanmıştır. Daha önceden tanısı yapılan Bacillus megaterium TV61C (azot bağlayıcı), Pseudomonas agarici TV24C (azot bağlayıcı), Brevibacillus choshinensis TV53D (azot bağlayıcı-fosfat çözücü), Arthrobacter globigormis TV126C (azot bağlayıcı) ve Serretia grimesii TV62D (azot bağlayıcı) bakterilerinin Dinç ekmeklik buğday çeşidinin gelişimi üzerine olan etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan testlerle bitki boyu (cm), başak boyu (cm), kardeş sayısı (adet), metrekarede başak sayısı (adet/m 2 ), başakta başakçık sayısı (adet/başak), başakta tane sayısı (adet/başak), bin tane ağırlığı (gram), tane verimi (kg/da), biyolojik verim (kg/da), hektolitre ağırlığı (kg/100 l), on başak ağırlığı (gram), protein (%), sedimantasyon (ml), yaş gluten (%) ve hasat indeksi (%) belirlenmiştir. Yürütülen çalışmada; Dinç ekmeklik buğday çeşidinde yapılan uygulamalarla bitki boyunun 49,63-57,80 cm, başak boyunun 6,06-7,70 cm, kardeş sayısının 2,50-3,10 adet, metrekarede başak sayısının 59,66- 79,66 adet/m 2 , başakta başakçık sayısının 13,86-17,23 adet/başak, başakta tane sayısının 16,56-47,23 adet/başak, bin tane ağırlığının 30,91-33,25 gram, tane veriminin 273,636-437,192 kg/da, biyolojik veriminin 837,2-1332,0 kg/da, hektolitre ağırlığının 79,36-83,36 (kg/100 l), on başak ağırlığının 16,30-23,16 gram, protein (%) 13,10-14,16, sedimantasyonunun (ml) 49,06-58,23, yaş glutenin (%) 32,30-34,63 ve hasat indeksinin ise % 26,9506-34,6627 arasında değiştiği belirlenmiştir. Sonuç olarak Dinç ekmeklik buğday çeşidinde tane verimi en düşük 273,636 kg/da ile Brevibacillus choshinensis TV53D (B3: azot bağlayıcı-fosfat çözücü) ile elde edilmiş olup, aşısız ve tam doz gübreleme uygulamasında tane verimi 373,450 kg/da olurken, en yüksek tane verimi 437,192 kg/da ile Serretia grimesii TV62D (B5: azot bağlayıcı) ile inokule edilmiş uygulamadan ve 397,711 kg/da ile Bacillus megaterium TV61C (B1: azot bağlayıcı) elde edildiği ve bu iki bakteri uygulamasının tane verimini önemli ölçüde arttırması sebebiyle mikrobiyal gübre materyali olarak kimyasal gübrelemeye alternatif olabileceği düşünülmektedir.
Azot dozlarının aynısefa (Calendula officinalis L.) bitkisinin agronomik özellikleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, Siirt ekolojik koşullarında aynısefa (Calendula officinalis) bitkisinin, bazı agronomik özelliklerine azot dozlarının etkisi araştırılmıştır. Bu çalışma 2019 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Azotun beş farklı dozu (0, 5, 10, 15 ve 20 kg/da) uygulanmıştır. Çalışmada; ilk çiçeklenme süresi (gün), % 50 çiçeklenme süresi (gün), bitki boyu (cm), bitki başına çiçek sayısı (adet/bitki), tek çiçek ağırlığı (g), yaş çiçek verimi (kg/da), kuru çiçek verimi (kg/da), uçucu yağ oranı (%) ve uçucu yağ verimi gibi bazı verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Azot dozları arasında ise incelenen tüm parametrelerde istatistiki olarak önemli farklılık bulunmuştur. Çalışmada ilk çiçeklenme süresi 38.3-43.5 gün, % 50 çiçeklenme süresi 52.5-57.5 gün, bitki boyu 24.65-32.33 cm, bitki başına çiçek sayısı 53.00-99.50 (adet/bitki), tek çiçek ağırlığı 0.51-0.68 g arasında değişim göstermektedir. Ayrıca yaş çiçek veriminin 248.60-501.90 kg/da, kuru çiçek veriminin 50.27-118.72 kg/da, uçucu yağ oranının % 0.08-0.11 ve uçucu yağ veriminin 4.35-12.99 L/da arasında değişim gösterdiği, Siirt ili ekolojik koşullarında, aynısefa yetiştiriciliğinde 15 kg/da azot dozunun yeterli olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Calendula officinalis, azot, yaş çiçek verimi, kuru çiçek verimi, uçucu yağ oranı
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) farklı dozlarda uygulanan asit karışımlı tohum kaplama yönteminin verim ve teknolojik özellikler üzerine etkisi
Çalışma, Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Deneme Alanlarında 2018 yılı yetiştirme sezonunda pamuk tohumlarını farklı oranlarda organik asit karışımları (sitrik asit, gulutamat ve prolin) ile kaplamanın verim ve teknolojik özellikler üzerine etkisini incelemek amacı ile yürütülmüştür. Çalışma Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekrarlamalı olarak planlanmış ve BA 440 pamuk çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Pamuk ekimi yapılmadan önce ekilecek olan tohumlar organik asit karışımından oluşan ürün [sitrik asit %0,75, glutamat %0,25, prolin%0,25 ve %98,75 tepkimesiz bileşenler (su)] ile kaplanmıştır. Araştırma 5 farklı tohum kaplama dozu (500 cc ton-1, 1000 cc ton-1, 1500 cc ton-1, 2000 cc ton-1, 2500 cc ton-1) ile kontrol (karışımın uygulanmadığı) olmak üzere 6 uygulamadan oluşturulmuştur. Çalışmada kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, ilk el kütlü oranı, 100 tohum ağırlığı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri (Rd), sarılık (+b) ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; kütlü pamuk verimi, lif verimi, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, ilk el kütlü oranı ve ilk meyve dalı boğum sayısı bakımından uygulamalar arasında istatistiksel olarak önemli farklılıkların olduğu, incelenen diğer özellikler ve lif teknolojik özellikler bakımından ise uygulamalar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir. Çalışmada kütlü pamuk verimi yönünden en yüksek değer 1500 cc ton-1 uygulamasından (507.38 kg da-1) elde edilmiştir ve bu uygulama kontrol ile karşılaştırıldığında (423.58 kg da-1) %19,78'lik (83.80 kg da-1) bir verim artışı sağlanmıştır. Sonuç olarak yürütülen bu çalışmadan elde edilen bilgiler ışığında pamuk tohumlarının organik asit karışımları (sitrik asit, gulutamat ve prolin) içeren ürün ile farklı dozlarda kaplanması neticesinde dikkate değer bir verim artışı elde edilmiş, bu neden ile ekimden önce anılan karışımlarla tohumun kaplanmasının önerilebileceği kanısına varılmıştır.
Arpada bazı bitki gelişimini teşvik edici bakteri uygulamalarının verim ve verim komponentleri üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu tezin amacı; dünya genelinde arpa üretiminde yoğun olarak kullanılan kimyasal gübrelerin kullanımını azaltmak için çevre dostu olan özellikle azot bağlama ve fosfat çözücü özellikteki bitki gelişimini teşvik edici bakteri (PGPB) uygulamalarının arpada bitki gelişimi, verim ve verim öğeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir.
Farklı sıra arası mesafelerin mercimek çeşitlerinde verim ve verim öğelerine etkileri
Mercimek, ülkemizde ve dünyada en çok üretilen ve tüketilen yemeklik tane baklagil bitkileri arasında yer almaktadır. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesi Türkiye'de üretilen kırmızı mercimeğin %90'ından daha fazlasını karşılamaktadır. Kullanılan mercimek çeşitlerinin ekolojik adaptasyonuna ve ekim normuna bağlı olarak önemli verim ve kalite kayıplarının ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu çalışma, Siirt Üniversitesi, Ziraat Fakültesine ait uygulama arazisinde 2020-2021 yetiştirme sezonunda tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada dört farklı sıra arası mesafe (15, 20, 25 ve 30 cm) ve üç mercimek çeşidi (Çağıl, Fırat-87 ve Tigris) kullanılmıştır. Çalışmada bitkilerin çıkış süresi, çiçeklenme süresi, bakla bağlama süresi, olgunlaşma süresi bitki boyu, metrekaredeki bitki sayısı, ilk bakla yüksekliği, birincil dal sayısı, ikincil dal sayısı, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, tane verimi, biyolojik verim, bin tane ağırlığı ve hasat indeksi incelenmiştir. Sonuçlara göre, birincil dal sayısı hariç diğer özelikler istatiksel açıdan önemli bulunmuştur. Uygulamalara bağlı olarak çıkış süresi 23.25-34.25 gün, çiçeklenme süresi 146.5-156.75 gün, bakla bağlama süresi 156.0-165.25 gün, olgunlaşma süresi 176.5-182.60 gün, metrekarede bitki sayısı 236.25-285.50 adet, bitki boyu 32.87-41.93 cm, ilk bakla yüksekliği 16.90-28.60 cm, ikincil dal sayısı 2.43-4.85 adet, bitkide bakla sayısı 35.75-59.50 adet, bitkide tane sayısı 38.50-68.50 adet, baklada tane sayısı 1.08-1.15 adet, biyolojik verim 435.40-755.00 kg/da, tane verimi 127.73- 210.10 kg/da, bin tane ağırlığı 26.95-38.03 g ve hasat indeksi %21.68-32.58 aralığında değişmiştir. Araştırma sonucunda en yüksek tane verimi 190.22 kg/da ile Tigris çeşidinde ve 193.11 kg/da ile 30 cm sıra arası mesafede elde edilmiştir. Bununla beraber, 30 cm ile 25 cm sıra arası mesafeleri arasındaki fark önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak, Siirt ekolojik koşullarında kışlık mercimek yetiştiriciliğinde erken hasat ve yüksek tane verimi bakımından Tigris mercimek çeşidinin 30 cm sıra aralığı mesafesi ile yetiştirilmesi tavsiye edilmektedir.
Siirt ekolojik koşullarında farklı dikim sıklıklarının ve diurnal varyabilitenin biberiye (Rosmarinus officinalis L.) bitkisinde verim ve kalite özelliklerine etkisi
Çalışmada biberiye (Rosmanirus officinalis L.) bitkisinin Siirt ekolojik koşullarında farklı dikim sıklıklarının ve diurnal varyabilitenin bitkide verim ve kalite özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma alanı 2017 yılında kurulmuş bulununan deneme alanında yürütülmüştür. Denemede parsel genişlikleri 2,8 m, parsel uzunlukları 3 m, sıra aralıkları 70 cm, sıra üzeri mesafeler ise 20, 30, 40, 50 ve 60 cm olarak 4 tekerrür olacak şekilde hazırlanmıştır. Farklı dikim sıklıklarının ve diurnal varyabiletenin verim ve kalite özellikleri araştırılıp değerlendirilmiştir. Rosmarinus officinalisL. (biberiye) bitkisinin siirt koşullarında gelişimi takip edilerek en uygun hasat saatinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada %50 çiçeklenme döneminde 2'şer saat ara ile 01:00, 03:00, 05:00, 07:00, 09:00, 11:00, 13:00, 15:00, 17:00, 19:00, 21:00 ve 23:00 12 farklı saatte hasat yapılmıştır. Hasadı yapılan denemede, bitki boyu, anadal sayısı, kanopi çapı, yeşil herba verimi, drog herba verimi, drog yaprak verimi, drog sap verimi, uçucu yağ oranı, uçucu yağ verimi, uçucu yağ hasat saati ve uçucu yağ bileşenleri değerleri incelenmiştir. Araştırmada sıra üzeri mesafesinin bitki boyu, anadal sayısı, kanopi çapı, uçucu yağ oranı, uçucu yağ hasat saati bileşenleri üzerine etkileri istatistiki olarak önemli bulunmazken, yeşil herba verimi, drog herba verimi, drog yaprak verimi, drog sap verimi istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Diurnal varyabilitenin uçucu yağ verimi üzerine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre bitki boyu 72,67-78,67 cm, Anadal sayısı 9-12 adet, kanopi çapı 54,33-63,33 cm, yeşil herba verimi 1565,17- 4027,43 kg/da, drog herba verimi 879,33-2245,40 kg/da, drog yaprak verimi 470,33-1193,83 kg/da, drog sap verimi 406,93-1050,80 kg/da, uçucu yağ oranı %0,30-0,40, uçucu yağ verimi 1,71-3,52 l/da, uçucu yağ hasat saati 0,23-0,47 L/da arasında değişim göstermiştir. Uçucu yağ kompozisyonu incelendiğinde 12 farklı hasat saatinde tespit edilen başlıca bileşenlerin; camphor (%9,91-25,26), 1,8- cineole (%13,22-16,99), bicyclo ( 9,13-25,53), α-terpineol (%2,48-4,36), α-pinene (%0,39- 9,07), Linalool (%2,67-3,93) ve borneol (%5,25-11,04) olduğu belirlenmiştir. En yüksek uçucu yağ bileşeni ortalaması %19,84 ile Camphor olarak bulunmuştur. Toplamda 24 farklı uçucu yağ bileşeni tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda farklı dikim sıklıklarının uçucu yağ verimine önemli bir etkisi olduğu görülmüştür. Diurnal varyabilitenin de Siirt ekolojik koşullarında uçucu yağ kalitesine önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
İkinci ürün olarak yetiştirilen bazı tatlı sorgum (Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr.) genotiplerinin verim ve verim ögelerinin belirlenmesi
Bu araştırma, tatlı sorgum Sorghum bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr. genotiplerinin verim ve bazı verim ögelerinin belirlenmesi amacıyla, 2021 yılı ikinci ürün yetiştirme sezonunda Mardin ili Kızıltepe ilçesinde yürütülmüştür. Araştırmada bitkisel materyal olarak; Gülşeker, Sorge, Erdurmuş, Ulusoy, Uzun, M81-E, Tracy, Cowley, Smith ve USDA Tayvan olmak üzere 10 adet tatlı sorgum S. bicolor var. saccharatum (L.) Mohlenbr. genotipi kullanılmıştır. Araştırmada tarla denemesi tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Çalışmada salkım çıkarma süresi, çiçeklenme gün sayısı, bitki boyu, sap kalınlığı, sap oranı, yaprak oranı, salkım oranı, yeşil ot verimi, sap verimi, kuru madde (KM) verimi, fizyolojik olgunlaşma süresi, yatma durumu, tane verimi, bin tane ağırlığı, ham protein (HP) oranı, HP verimi, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) oranı, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) oranı ve nispi yem değeri parametreleri incelenmiştir. Araştırmada, yapılan istatistiksel analizler sonucunda, incelenen tüm parametreler yönünden tatlı sorgum genotipleri arasında istatistiksel olarak çok önemli (p<0.01) farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, genotiplere göre; salkım çıkarma süresinin 56.0-69.0 gün, çiçeklenme gün sayısının 64.0-79.0 gün, bitki boyunun 133.6-363.0 cm, sap kalınlığının 16.38-28.43 mm, sap oranının %72.2-83.2, yaprak oranının %10.5-16.0, salkım oranının %6.2-11.7, yeşil ot veriminin 2247-12029 kg/da, sap veriminin 1809-10009 kg/da, KM veriminin 572.4-3346.7 kg/da, fizyolojik olgunlaşma süresinin 96.0-123.0 gün, yatma durumunun 1.00-5.00 puan, tane veriminin 88.89-195.27 kg/da, bin tane ağırlığının 16.50-27.25 g, HP oranının %11.27-13.81, HP veriminin 64.7-462.1 kg/da, ADF oranının %27.69-35.65, NDF oranının %51.45-65.61 ve nispi yem değerinin 86.7-121.7 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Yörede, özellikle sezon dışı dönemde veya hayvan yeminin kıt olduğu dönemde genotiplerin yüksek besleyici potansiyelleri nedeniyle, kuraklığa dayanıklı olan tatlı sorgumun ekiminin teşvik edilmesi tavsiye edilmektedir. Bu itibarla; ot üretimi amacıyla birçok tarımsal özellikler yönünden öne çıkan Gülşeker ve USDA Tayvan, tane üretimi amacıyla da Uzun çeşidi yöre koşullarında ekilebilecek genotipler olarak önerilmektedir.
Kimyasal gübre ve vermikompost uygulamalarının kişniş (Coriandrum sativum L.)bitkisinin bazı tarımsal özellikleri ve uçucu yağ oranına etkileri
Bu çalışma, kimyasal gübre ve vermikompost uygulamalarının kişniş bitkisinin bazı tarımsal özellikleri ve uçucu yağ oranına etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Diyarbakır ili Eğil ilçesinde 2020 yılında yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı kurulan çalışmada, kimyasal gübre ve vermikompostun farklı kombinasyonları olmak üzere toplam 11 konu araştırmanın konusunu oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, kimyasal gübre ve vermikompost uygulamalarının kişniş bitkisinde toplam dal sayısı, bin tane ağırlığı ve uçucu yağ oranı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Uygulamaların, bitki boyu, ilk dal yüksekliği, şemsiye sayısı, ana şemsiyede tohum sayısı, biyolojik verim, hasat indeksi, tohum ve uçucu yağ verimleri üzerine p<0.01 seviyesinde anlamlı etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmada, tek başına vermikompost uygulamasının ilk dal yüksekliği, ana şemsiyede tohum sayısı ve biyolojik verime etkisi önemli bulunmuştur. Tek başına vermikompost uygulamasının incelenen diğer parametreler üzerinde önemli bir etkisi olmamıştır. Araştırma konularına göre; bitki boyu 24.80-37.30 cm, toplam dal sayısı 3.65-5.78 adet/bitki, ilk dal yüksekliği 4.00-10.10 cm, şemsiye sayısı 4.05-8.83 adet/bitki, ana şemsiyede tohum sayısı 18.03-42.78 adet/şemsiye, biyolojik verim 148.75-255.00 kg/da, tohum verimi 58.5-141.3 kg/da, hasat indeksi % 30.00-55.42, bin tane ağırlığı 8.50-11.50 g, uçucu yağ oranı % 0.12-0.14, uçucu yağ verimi 0.074-0.188 L/da arasında değişkenlik göstermiştir. Yarı kurak iklim koşullarında, kişniş yetiştiriciliğinde kimyasal gübre ve vermikompost uygulamalarının verim ve bazı verim kriterlerini arttırdığı sonucuna varılmıştır.
Bitki gelişimini teşvik eden bakteri uygulamalarının bakla (Vicia faba L.) bitkisinin ilk gelişim dönemindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma bitki gelişimini teşvik eden bakteri uygulamalarının bakla bitkisinin ilk gelişim dönemindeki etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Deneme Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvarında bitki yetiştirme kabininde yürütülmüştür. Deneme kurulan laboratuvarın sıcaklığı 25±3 °C de sabit tutulmuştur. Deneme sonuçlanana kadar bitkiler 16 saat karanlık, 8 saat aydınlık ortama maruz bırakılmıştır. Çalışmada Salkım, Kıtık, Tugay ve Filiz çeşitleri kullanılmıştır. Bitki gelişimini teşvik eden bakteri olarak 3 farklı asimbiyotik bakteri suşu ve bunların 3'lü kombinasyonu; simbiyotik bakteri olarak Rhizobium leguminosarum bakterisi kullanılmıştır. Deneme tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede çıkış oranı, çıkış indeksi, ortalama çıkış süresi, çıkış uniformitesi, gövde kalınlığı, gövde uzunluğu, kök kalınlığı, kök uzunluğu, gövde yaş ağırlığı, gövde kuru ağırlığı, kök yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı, gövde yaş/kök yaş oranı, gövde kuru/kök kuru oranı ve klorofil içeriği gibi özellikler incelenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre bakteri uygulamalarında Rhizobium leguminosarum bakterisi, çeşitlerde ise Tugay çeşidi öne çıkmıştır.
F4 generasyonundaki bezelye hatlarının tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Dünyada en çok üretilen dördüncü baklagil olan bezelyede hastalıklar verim kaybına neden olan faktörlerdendir. Hastalıklara toleranslı çeşit geliştirilmesi suretiyle bezelye protein ihtiyacının karşılanmasında sürdürülebilir tarıma imkan sunmaktadır. Bu sebeple, melezlenmiş ve teksel seleksiyonla F4 generasyonuna getirilmiş olan 24 bezelye hattı ve 6 kontrol varyetesi 2016 yılında Konya'da tarla şartlarında Augmented deneme desenine göre 3 tekerrürlü olup, her tekerrürde 6 kontrol olacak şekilde planlanması yapılmıştır. Genotipler içerisinde ise bitki başına en fazla bakla sayısı 11.35 adet ile G1 kodlu 10-1 hattından elde edilmiştir. G11 kodlu 12-1 hat ise tohum verimi (229,93 kg da-1) açısından en yüksek değerlere sahip olduğu ifade edilebilir. Ayrıca çalışmamızda, tarla şartlarında doğal olarak gelişen virüs ve külleme semptom varlığı gösterenler skor 1 hasta olarak, göstermeyenler ise skor 3 sağlıklı olarak belirlenmiş ve bu etmenlerin varlığında genotiplerin gösterdikleri toleransı belirlemek amacıyla path analizi yapılmıştır. Path analizi sonucunda bitki boyu, bakla genişliği ve bakla yüksekliğinin virüs ve külleme etmeni varlığı ile ilişkili olduğu ifade edilebilir. Ayrıca bu beş özellik kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda 24 hat ve 6 kontrol varyete dört gruba ayrılmıştır. Birinci grup olan hassas içindeki en toleranslı genotipler G11 (12-1) ve G9(4) hatları ön plana çıkmıştır. İkinci grup olan iki patojen etmenine karşı toleranslı olan ise G10 (208) genotipidir. Üçüncü grupta külleme hastalığına toleranslı tipler yer almakta olup G1 (10-1), G2 (15) ve G18 (10-1 Özel S) genotipleri ön plana çıkmaktadır. En toleranslı genotiplerden oluşan son grupta ise G12 kodlu 10-1 Özel genotipi en verimli tip olarak belirlenmiştir. Çalışmamızın sonucunda ön plana çıkan bu yedi genotip ile hastalıklara yüksek tolerans gösteren ve tane verimi yüksek olan çeşitlerin geliştirilmesinde gen kaynağı olarak kullanabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Augmented deneme deseni, bitki ıslahı, Pisum sativum ssp. arvense, seleksiyon, verim
Tescile aday ayçiçeği ıslah genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma; 2022 yılında sitoplazmik erkek kısır ve restorer hatlar ile elde edilen ayçiçeği genotiplerinin morfolojik özelliklerin belirlenmesi, bölge açısında üstün verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Edirne koşullarında 2023 yılında yürütülmüştür. Deneme; tohum miktarının az olması sebebiyle augmented deneme desenine göre 4 blok ve her blok 15 sıra olacak şekilde kurulmuştur. Araştırmada, Türkiye'nin ilk tohumculuk şirketlerinden biri olan Beta Ziraat ve Tic. A.Ş'nin TÜBİTAK ve TAGEM Ar-Ge projelerinden elde ettiği yarı yol materyalleri kullanılmıştır. 2022 yılında yapılan melezlemelerde elde edilen farklı kademelerdeki 17 sitoplazmik erkek kısır hat (cms) ve 38 baba (restorer) hat kullanılarak 40 adet test hibriti elde edilmiştir. Ayrıca bölge ekolojik koşullarına uygun 5 kontrol çeşidi (P64LP130, TR2242, P63MM54, LG5485 ve LG50521) kullanılmıştır. Denemede %50 çiçeklenme gün sayısı, tabla merkezinde tohum bağlama, bitki boyu (cm), tabla çapı (cm), sap kalınlığı (cm), bin tane ağırlığı (g), tohum verimi (kg/da), yağ oranı (%) ve yağ verimi (kg/da) özellikleri incelenmiştir. Ayrıca melez bitkilerin (F1) heterosis ve heterobeltiosis değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre melezlerin %50 çiçeklenme gün sayısı 56-63 gün, tabla merkezinde tohum bağlama değeri 2-4, bitki boyu 128,67-184,33 cm, tabla çapı 10,67-22 cm, sap kalınlığı 15,33-32 cm, 1000 tohum ağırlığı 35,02-79,15 g, tohum verimi 89,90-459,26 kg/da, yağ oranı %34,69-45,31 ve yağ verimi 37,31-189,90 kg/da arasında bulunmuştur. Elde edilen heterosis değerleri bitki boyu %2,96 ile %59,87, tabla çapı %-28,89 ile %100, sap kalınlığı %-40,26 ile %42,61, 1000 tohum ağırlığı %-24,40 ile %77,13, tohum verimi %-14,23 ile %595,26, yağ oranı %-7,69 ile %13,42, yağ verimi %-18,85 ile %567,96 arasında ve heterobeltiosis değerleri bitki boyu%-8,96 ile %51,27, tabla çapı%-31,91 ile %93,94, sap kalınlığı%-43,21 ile 34,43, 1000 tohum ağırlığı %-42,2 ile %53,93, tohum verimi %-34,19 ile %463,85, yağ oranı %-16,02 ile %9,71 ve yağ verimi %-32,69 ile %314,87 arasında hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, yapılan gözlemler, analizler ve hesaplamalara dayanarak kontrol çeşitlerinden üstün verim ve kalite özelliklerine sahip melez bitkiler makro verim denemeleri için seçilmiştir. Ek olarak heterosis ve heterobeltiosis hesaplamaları ile üstün ana ve baba hatlar seçilmiş yeni kombinasyonlar oluşturmak için belirlenmiştir.
Atdişi mısır (zea mays indentata sturt.) hatlarından elde edilen bazı melez genotiplerin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Mısır ülkemizde ve dünyada üretimi ve tüketimi her geçen gün artan kültür bitkilerinden biridir. Türkiye'de üretilen miktar, bazı yıllar ihtiyacı karşılamadığından dışarıdan mısır ithal edilmektedir. Bu nedenle ülkemizde mısır üretiminin artırılması gerekmektedir. Bu çalışma, kendilenmiş atdişi mısır hatlarından elde edilen bazı F1 tek melez genotiplerin verim, verim unsurları ile bazı morfolojik ve fenolojik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Konya ekolojik koşullarında 2024 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Araştırmada 25 melez genotip (F1) ve beş ticari çeşit olmak üzere toplam 30 melez atdişi mısır genotipi kullanılmıştır. Deneme, Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ekim, 26 Nisan 2024 tarihinde yapılmıştır. Araştırmada tepe püskülü çıkış süresi, bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, bitkide koçan sayısı, koçan uzunluğu, koçan çapı, koçanda tane sayısı, bin tane ağırlığı, tek koçan verimi ve tane verimi özellikleri incelenmiştir. Çalışmada bitki başına koçan sayısı hariç incelenen tüm özellikler bakımından genotipler arasında, istatistiki olarak önemli farklar bulunmuştur. Çalışmada en yüksek tane verimine 1560.0 kg/da ile P0937 standart çeşidi sahip olurken, en düşük tane verimi 861.5 kg/da ile 1046 kodlu genotipten elde edilmiştir. Standart çeşitlerin ortalama verimi 1381.5 kg/da olarak belirlenirken, genotiplerin ortalama verimi ise 1175.9 kg/da olarak tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bazı genotipler standart çeşitlerin ortalama veriminin üzerinde performans göstermişlerdir. 1498.6 ve 1474.6 kg/da tane verimi veren 1075 ve 1074 nolu genotipler, P0937 çeşidi hariç diğer dört ticari çeşitten daha yüksek verim vermişlerdir. Elde edilen sonuçlara göre, 1075 ve 1074 kodlu genotiplerin Konya ekolojik koşullarında ümit verici genotipler olduğu söylenebilir. Daha güvenilir sonuçlar elde etmek ve sağlıklı önerilerde bulunabilmek için çalışmanın birkaç yıl veya aynı yıl farklı lokasyonlarda yürütülmesi gerekmektedir.
Fasulyede biostimulantların tane verimi ve bazı tarımsal özellikler üzerine etkileri
Bu çalışma, 2023 ve 2024 yetiştirme sezonlarında Konya koşullarında yürütülmüş olup, Tytanit ve Optymus biostimülantlarının tekli ve kombine uygulamalarının fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotiplerinin tane verimi ve bazı tarımsal özellikleri üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Çalışmanın temel hedefi, biostimülantlara en iyi yanıt veren genotipleri belirleyerek ve bu uygulamaların sürdürülebilir üretimdeki potansiyelini ortaya koymaktır. Araştırma, tesadüf bloklarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Üç genotip, PV4GYK, PV12ALB ve PV12AKM ve ile Tytanit® ve Optymus® biostimülantları kullanılmıştır. Çalışmada, 2023 ve 2024 yıllarında üç fasulye genotipinde Tytanit ve Optymus biostimülantlarının etkilerini değerlendirmiştir. Dal sayısı üzerinde uygulamaların istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Bitki boyu, PV4GYK ve PV12AKM genotiplerinde özellikle kombine dozlara karşı yüksek duyarlılık göstermiş, PV12AKM genotipi 2024 yılında 92.66 cm ile en yüksek değere ulaşmıştır. Bakla sayısında en yüksek değer 2023'te PV12AKM genotipinde (45.74 adet) gözlenmiş, baklada tohum sayısı ise 2023'te PV4GYK, 2024'te PV12ALB genotipinde öne çıkmıştır. Yüz tane ağırlığında PV4GYK genotipi her iki yılda da yaklaşık 42 g düzeyiyle en iri taneli materyal olmuştur. Tane veriminde 2023 yılında PV12AKM genotipi 75 ml/da Tytanit +75 ml/da Optymus doz kombinasyonuyla 339.41 kg/da verime ulaşmış, PV4GYK ise aynı yıl 25 ml/da Tytanit dozuyla 277.30 kg/da verim elde etmiştir. 2024 yılında ise PV4GYK genotipi ortalama 262.80 kg/da ile en yüksek verimi sağlamıştır. En yüksek protein verimi 2024'te PV12AKM genotipinde 95.68 kg/da olarak kaydedilmiştir. Genotip × doz etkileşimleri, biostimülantlara verilen yanıtın genotipe özgü olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, uygun doz ve genotip kombinasyonlarının verim ve kaliteyi artırmada etkili olabileceğini göstermiştir.
Yeni geliştirilen ayçiçeği hibritlerinde farklı sıra üzeri mesafelerinin verim ve kalite üzerine etkileri
Bu çalışmada; Üniversite-Sanayi İşbirliği Projeleri kapsamında, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Pankobirlik tarafından geliştirilen ve Pankobirlik adına üretim izinleri alınan hibrit ayçiçeği (Helianthus annuus L.) çeşitlerinde farklı sıra üzeri mesafelerin verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Deneme, Konya-Ilgın koşullarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme materyali olarak üretim izinli PB ADA N, PB 105 N, PB 250 N ile yeni geliştirilen tescile aday H1024 hibridi ve GİBRALTAR ticari çeşidi yer almıştır. Denemede sabit sıra arası 70 cm ve 15, 20, 25 cm sıra üzeri mesafeler kullanılmıştır. Araştırmada, ana parselleri çeşit, alt parselleri sıra üzeri mesafeler oluşturmuştur. Denemede bitki boyu (cm), gövde çapı (cm), tabla çapı (cm), bin tane ağırlığı (g), tohum verimi (kg/da), yağ oranı (%) ve yağ verimi (kg/da) incelenmiştir. Araştırmada kullanılan çeşitlerin bitki boyları 123.6 cm (PB ADA N) ile 140.6 cm (PB 250 N), gövde çapları 7.7 cm (PB ADA N) ile 8.4 cm (PB 250 N), tabla çapları 18.1 cm (PB ADA N) ile 20.8 cm (PB 105 N), bin dane ağırlığı 83.3 g (PB 205 N-H 1024) ile 102.5 (Gibraltar), tohum verimi 424 kg/da (Gibraltar) ile 454 kg/da (PB ADA N), yağ oranı %37.9 (Gibraltar) ile %46.7 (PB2025 N), yağ verimi 106.7 kg/da (Gibraltar) ile 193.9 kg/da (PB ADA N) arasında değişim göstermiştir. Araştırma sonucuna göre, tohum verimi bakımından çeşitler ve sıra üzeri mesafeler arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Çeşitlerin ortalamasına baktığımızda en yüksek tohum verimi 443 kg/da ile 25 cm sıra üzeri mesafede elde edilmiştir. Sıra üzeri mesafenin ortalamasına baktığımızda en yüksek verim 454 kg ile PB ADA N çeşidinden elde edilmiştir. Sonuç olarak Konya Ilgın koşullarında en uygun ayçiçeği çeşidi PB ADA N ve bitki sıklığı sıra arası 70, sıra üzeri mesafe 25 cm olarak belirlenmiştir.
Aksaray ili aktarlarında satılan ticari tıbbi yağ örneklerinin içerik ve kalite yönünden araştırılması
Bu araştırmada, Aksaray ilindeki aktarlarda satışa sunulan bazı ticari uçucu ve sabit yağ örneklerinin kimyasal içerikleri ve kalite özellikleri belirlenmiştir. Çalışmanın amacı, piyasada bulunan tıbbi yağların bileşimsel çeşitliliğini ve farmakope standartlarına uygunluğunu değerlendirmek; olası tağşiş, kalite farkı ve tüketici güvenliği risklerini ortaya koymaktır. Uçucu yağ grubunda kekik (Origanum spp.), lavanta (Lavandula spp.) ve nane (Mentha spp.) örnekleri; sabit yağ grubunda ise gül (Rosa damascena Mill.), keten tohumu (Linum usitatissimum L.), susam (Sesamum indicum L.), çörekotu (Nigella sativa L.) ve sarı kantaron (Hypericum perforatum L.) yağları değerlendirilmiştir. Analizlerde GC-MS ve GC-FID sistemleri kullanılmış, uçucu yağ bileşenleri için karvakrol, timol, linalool, linalil asetat, mentol ve menton; sabit yağlarda ise oleik, linoleik ve α-linolenik asit gibi majör yağ asitleri tespit edilmiştir. Kekik yağlarında fenolik bileşenlerin (karvakrol, timol) yüksekliği, nane yağlarında mentol ve menton oranlarının farmakopik değerlere uygunluğu, lavanta yağlarında linalool–linalil asetat dengesinin ise kaliteyi belirleyen başlıca parametreler olduğu saptanmıştır. Sabit yağlarda keten tohumu yağının yüksek α-linolenik asit (%42–54) içeriği, susam yağının sesamin ve sesamol bakımından zenginliği, çörekotu yağının timokinon içeriği ve sarı kantaron yağının oleik–linoleik asit profili öne çıkan bulgulardır. Sonuçlar, ticari markalar arasında belirgin bileşim farklılıkları bulunduğunu, bu farklılıkların hammadde, ekolojik koşullar, hasat zamanı, ekstraksiyon tekniği ve depolama süresi gibi faktörlerin bileşkesiyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Bazı yağların farmakopik kriterleri tam olarak karşılamadığı, özellikle uçucu yağlarda menthofuran ve linalool gibi bileşenlerin standart dışı oranlarda bulunduğu belirlenmiştir. Araştırma, Aksaray ili örneğinde ticari tıbbi yağların çok boyutlu kimyasal analizinin yapıldığı ilk çalışmalardan biridir. Elde edilen veriler, hem halk sağlığı hem de sektörel kalite kontrol açısından önemli bilgiler sunmakta, tıbbi yağ ticaretinde standardizasyon ve izlenebilirlik gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu sonuçlar, ileride yürütülecek kalite güvence çalışmalarına ve mevzuat düzenlemelerine bilimsel temel oluşturacak niteliktedir.
Orta anadolu kuru koşullarında potasyum silikat uygulamalarının bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin fizyolojik özellikleri ile verim ve verim verim unsurlarına etkisi
Deneme 2024 – 2025 yetiştirme sezonunda "Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, Prof. Dr. Abdulkadir AKÇİN Araştırma ve Uygulama İstasyonu, Konya, Türkiye" kuru koşullarında yürütülmüştür. "Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Deseni" ne göre üç tekerrürlü olarak kurulmuş olan denemede, faktör olarak ana parsellerde ekmeklik buğday çeşitleri (Bozkır, İkonya ve Selçuklu 1), alt parsellerde ise uygulamalar [kontrol, %1 K2SiO3 (potasyum silikat), %2 K2SiO3 ve %3 K2SiO3] yer almıştır. Sezon boyunca deneme alanına düşen yağış izlenmiş ve yağışın uzun yıllar ortalamasının altında olduğu kritik dönemlerde toplamda 200 mm su verilmiştir. Denemeye konu her bir parselde morfolojik [başaklanma süresi (gün), bitki boyu (cm), üst boğum uzunluğu (cm)] ve fizyolojik özellikler [fotosentetik verim (Fv Fm-1), stoma iletkenliği (mmol m2s-1), klorofil miktarı (SPAD)] ile verim ve verim unsurları [başak uzunluğu (cm), başakta tane sayısı (adet), başakta tane ağırlığı (g), bin tane ağırlığı (g) ve tane verimi kg da-1] belirlenmiştir. En erken başaklanma süresi İkonya (159.66 gün) çeşidinde, en uzun bitki boyu (61.34 cm) ve üst boğum uzunluğu (11.38 cm) %2 K2SiO3 uygulamasında, en yüksek klorofil miktarı %1 K2SiO3 (54.06 SPAD) uygulamasında en yüksek stoma iletkenliği ise Selçuklu 1 çeşidinin %2 K2SiO3 (32.46 mmol m2s-1) uygulamasında belirlenmiştir. Denemede en yüksek tane verimi İkonya çeşidinin %2 K2SiO3 uygulamasından elde edilmiş (234.33 kg da-1), grubun en düşük değeri ile ise Bozkır çeşidinin %3 K2SiO3 uygulamasında (157.45 kg da-1) karşılaşılmıştır. Potasyum silikat uygulamalarının tane verimini önemli ölçüde arttırdığı görülmüştür (p < 0.05). En yüksek tane verimi değerine %2 K2SiO3 (212.58 kg da-1) uygulamasında ulaşılmıştır. Bitki boyu, ilk boğum uzunluğu, stoma iletkenliği ve tane verimi özelliklerinde %2 K2SiO3 uygulamasından elde edilen bulguların diğer uygulamaların önüne geçtiği görülmüş, K2SiO3 uygulamasının yağış toplamının düşük olduğu bölgelerde kuraklığa toleransı teşvik edecek alternatif yaklaşımlardan olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yem bitkisi karışımlarına organik kükürtle gübrelemenin etkileri
Çayır ve meralar, çiftlik hayvanlarının temel kaba yem kaynağı olmalarının yanı sıra, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirliği, yaban hayatının vazgeçilmez unsuru olmaları, canlı çeşitliliği ve genetik kaynak oluşturmaları ile farklı kullanım alanlarına hizmet etmeleri gibi çok sayıda ekolojik işlevi üstlenmiş doğal bitki örtüleridir. Bu işlevlerin başında, en önemli özellikleri olan kaba yem kaynağı olma rolleri gelmiştir. Çayır ve meralar özellikle yeşil oldukları dönemde nitelikli yem üretmişlerdir. Tür çeşitliliğinin fazlalığı, hayvanların dengeli beslenmelerine katkı sağlamıştır. Bu kadar önemli olmalarına rağmen, Türkiye'de meraların "orta malı" statüsünde olmaları, onların gerekli bakım ve ıslah çalışmaları yapılmadan kullanılmalarına neden olmuştur. Meralardan yararlanan üreticiler, çoban masrafı dışında genellikle başka bir giderleri olmadan bu alanlardan sınırsız ve kontrolsüz biçimde faydalanmışlardır. Bu durum, doğal mera alanlarının verimlerinin düşmesine ve her geçen gün azalmasına yol açmıştır. Hayvansal üretim de buna paralel olarak olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu sebeple, hayvanların yem ihtiyacını karşılamak amacıyla yapay çayır ve meraların oluşturulması önem kazanmış ve gelecekte bu alanların kurulması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu alanların sürekliliğinin sağlanabilmesi için gübreleme çalışmaları yapılması gerekmiştir. Ancak yoğun kimyasal gübre kullanımı, zamanla toprağın verimliliğini düşürmüş ve ekolojik dengeyi bozmuştur. Bu nedenle, günümüz tarım anlayışında organik tarım kapsamında çalışmalar yürütülmüş ve çevre dostu uygulamalar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, yapay olarak kurulan küçükbaş, kanatlı ve büyükbaş meralarında kullanılabilecek uygun bitki karışımlarının belirlenmesi ve bu karışımlara farklı dozlarda uygulanan organik kükürtlü gübrelerin etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, küçükbaş ve kanatlı hayvanlar için bir karışım örneği, büyükbaş hayvanlar için ise iki karışım örneği kullanılmıştır. Her karışım üzerine beş farklı kükürtlü gübre dozu ile birlikte kontrol amacıyla gübre uygulanmayan parseller de oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, organik kükürtlü gübre kullanımının bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerine etkileri ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışma sonunda organik hayvancılık yapmak isteyen çiftçilere, kullanılabilecek uygun karışım örnekleri ile uygulanması tavsiye edilen kükürtlü gübre dozları önerilmiştir.
Tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Türkiye'de hayvan beslenmesinde temel kaynak olan çayır ve meralar, aşırı otlatma ve bakım eksiklikleri nedeniyle zamanla verim ve kalite açısından yetersiz hale gelmiştir. Bu durum, hayvancılıkta kaliteli kaba yem ihtiyacının karşılanabilmesi için tarla koşullarında yem bitkilerinin yetiştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda yüksek verimli, kaliteli, hastalık ve zararlılara dayanıklı, kuraklığa ve soğuğa toleranslı genotiplerin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yonca, geniş adaptasyon yeteneği, yüksek protein ve karoten içeriği, düşük lif oranı, ayrıca silaj ve pelet üretiminde değerlendirilebilmesi nedeniyle "yem bitkilerinin kraliçesi" olarak anılmaktadır. Türkiye, 50'ye yakın yonca türü ile bu cinsin önemli gen merkezlerinden biridir. Ancak mevcut çeşitlerin birçoğu yurt dışı kökenlidir ve yerel ekolojik koşullara tam uyum sağlayamamaktadır. Bu nedenle, ülkemizin farklı ekolojik bölgelerinde yetiştirilen yonca genotiplerinin morfolojik ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi, yerli çeşit geliştirme çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında, daha önce araziye ekilmiş 20 farklı yonca çeşidi üzerinde bitkisel ve tarımsal özellikler incelenmiştir. Gözlem ve ölçümler arasında ilk çiçeklenme ve meyve bağlama tarihleri, bitki habitusu, tüylülük ve antosiyan durumu gibi nitel özelliklerin yanı sıra; bitki boyu, ana sap kalınlığı, salkım uzunluğu, çiçek ve meyve sayısı, tek meyve ağırlığı, tohum verimi ve bin tane ağırlığı gibi nicel özellikler de değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilerek çeşiter arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda, bölge koşullarına yüksek adaptasyon gösteren ve yem verimi ile kalitesi bakımından üstün özelliklere sahip çeşitlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, ülkemiz koşullarına uygun, yüksek verimli yonca çeşitleri belirlenmiş olacaktır.
Potasyum dozlarının kışlık mercimek çeşitlerinin verim ve önemli tarımsal özellikler üzerine etkileri
Bu araştırma, 2024-2025 yetiştirme sezonunda İç Anadolu Bölgesinde Konya ili Selçuklu ilçesinde S.Ü. Alaaddin Keykubat Kampüsü Prof. Dr. Abdulkadir AKÇİN deneme alanında yürütülmüştür. Materyal olarak Türkiye'de yetiştirilen ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilen 3 mercimek çeşidi (Ankara Yeşili, Ceren, Yusufhan) ve 5 potasyum dozu (kontrol, 15 kg/da, 20 kg/da, 25 kg/da ve 30 kg/da) kullanılmıştır. Deneme 15 Ekim 2024 yılında Faktöriyel Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada ele alınan tarımsal özelliklerden çıkış gün sayısı üzerinde potasyum dozlarının etkisi istatistiksel olarak önemli, diğer özellikler bakımından önemsiz bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre çeşitlerin ortalaması olarak potasyum dozlarına göre en yüksek çıkış gün sayısı 53,22 gün ile 30kg/da, en yüksek %50 çiçeklenme 206,56 gün ile 25 kg/da, en uzun bitki boyu 17,31 cm ile 15 kg/da, en yüksek ilk bakla yüksekliği 7,09 cm ile kontrol grubu, en fazla anadal sayısı 2,20 adet/bitki ile 15 kg/da, en yüksek bakla sayısı 7,47 adet/bitki ile 15 kg/da, en fazla boş bakla sayısı 3,45 adet/bitki ile 30 kg/da, en yüksek biyolojik verim 1,94 g/bitki ile 30 kg/da, en yüksek hasat indeksi %23,14 ile 20 kg/da, en yüksek bin tane ağırlığı 23,14 g ile 20 kg/da ve en yüksek tane verimi 0,43 g/bitki ile 20 kg/da potasyum uygulanan parsellerden elde edilmiştir. Potasyum dozlarının ortalaması olarak en uzun çıkış gün sayısı 52,13 gün ile Yusufhan, en uzun %50 çiçeklenme günü 205,47 gün ile Ceren, en uzun bitki boyu 16,96 cm ile Ankara Yeşili, en fazla ilk bakla yüksekliği 7,04 cm ile Ceren, en fazla anadal sayısı 2,12 adet/bitki ile Yusufhan, en yüksek bakla sayısı 6,97 adet/bitki ile Ankara Yeşili, en fazla boş bakla sayısı 3,16 adet/bitki ile Yusufhan, en yüksek biyolojik verim 1,87g/bitki ile Ankara Yeşili, en yüksek hasat indeksi %23,87 ile Ankara Yeşili, en fazla bin tane ağırlığı 72,67 g ile Ankara Yeşili ve en yüksek tane verimi 0,44 g/bitki ile Ankara Yeşili çeşidinden elde edilmiştir.
Ekmeklik buğday çeşit ve çeşit adaylarının Konya ilinde sulu koşullarda verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı Konya ekolojik koşullarında agronomik özellikleri farklı 19 çeşit adayı ve 5 tescilli olmak üzere toplam 24 ekmeklik buğday genotipinin tane verimi, verim unsurları ve kalite özelliklerini belirleyerek, bölgemiz için en uygun buğday çeşit adaylarını tespit etmektir. Çalışma Konya Karatay ilçesi ekolojik koşullarında 2024-2025 yılı vejetasyon döneminde Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 4 tekerürrlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada tane veriminin yanı sıra çok sayıda verim unsuru ve kalite özellikleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında bitki boyu dışında incelenen tüm özellikler için çeşitler arasındaki fark istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Araştırmada incelenen özelliklerden bitki boyu 74.7-83.5cm aralığında, başak uzunluğu 7.6– 9.6 cm aralığında , başakta tane sayısı 23– 37 adet aralığında, başakta başakçık sayısı 15 – 22 adet aralığında, başakta tane ağırlığı 0.65– 1.3 g aralığında, bin tane ağırlığı 23.4– 32.8 g aralığında, hektolitre ağırlığı 64.3– 72.4 kg/hl aralığında, protein oranı %13.6– %15.5 aralığında, yaş öz oranı %24.4 – %28.7aralığında, tanede sedimantasyon oranı 42-53 ml ve tane verimi ise 561 – 827 kg/da aralığında değişim göstermiştir. Araştırma sonucunda tane verimi bakımından çeşit adaylarından 1,2 ve 3 numaralı adaylar ile Halis ekmeklik buğday çeşidi ön plana çıkmıştır. Kalite özellikleri açısından (protein oranı, hektolitre ağırlığı, sedimantasyon değeri) Halis ve 5 numaralı aday ön plana çıkmıştır. Araştırmada incelenen çeşit ve çeşit adaylarının çoğunun bölgemiz için uygun olduğu gözlenmiştir. Fakat iklim koşullarının her yıl farklı değişkenlik gösterdiğini dikkate aldığımızda bölgemize uygun buğday çeşit adayları konusunda doğru tavsiyelerde bulunabilmek için bu tür çalışmaların farklı lokasyonlarda 2-3 yıl daha tekrarlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Trabzon ekolojik koşullarında bazı hibrit atdişi mısır çeşitlerinin performansları
Araştırma, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon (Of ilçesi) ili iklim koşullarında 10 adet hibrit atdişi mısır çeşidinin verim performanslarını incelemek amacıyla 2015 yılında, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, çeşitlerin verim ve verim özellikleri arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş, incelenen verim özelliklerinin en yüksek ve en düşük değerleri çeşitlere göre değişmiştir. Tane verimi 698.2.2-1113.3 kg/da arasında değişmiş, en yüksek tane verimi P1429 (1113.3 kg/da) ve P1547 (1019.7 kg/da) çeşitlerinde, en düşük tane verimi ise Bora (698.2 kg/da) çeşidinde belirlenmiştir. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, mısırda tane verimi ile koçanda tane sayısı (r=0.832**), koçan ağırlığı (r=0.6789**) ve koçan boyu (r=0.555**) arasında önemli ve pozitif ilişkiler belirlenirken, tane verimi ile bitki boyu, koçan çapı, hektolitre ağırlığı ve bin tane ağırlığı arasında ilişkiler istatistiksel olarak önemli olmamıştır. Path analizine göre; mısırda tane verimine pozitif yönde direk etkisi en yüksek koçanda tane sayısı (p=0.970, %69.864) olurken, bunu sırasıyla 1000 tane ağırlığı (p=0.138, %45.274), koçan ağırlığı (p=0.132, %12.019) ve koçan boyu (p=0.068, %8.474) izlemiştir. Tane verimine bitki boyu (p=-0.022, %3.310), koçan çapı (p=-0.266, %25.571) ve hektolitre ağırlığı (p=-0.172, %17.500)'nın direk etkileri ise negatif olmuştur. Sonuç olarak; Trabzon (Of ilçesi) iklim koşullarında daha yüksek tane verimlerinden dolayı P1429 ve P1547 atdişi mısır çeşitleri önerilmektedir. Korelasyon ve path analizine göre; tane verimine birinci sırada koçanda tane sayısı önemli ve pozitif etki göstermiş, bunu koçan ağırlığı ve koçan boyu izlemiştir.
Comparison of grain yield with some quality characteristics of wheat at autumn and spring sowing in arid conditions
The research was conducted with aim to compare of yield and some quality characteristics of wheat that sown as autumn (timely and late sowing) and spring in Isparta conditions during 2017-18 growing season. The experiment was set up as randomized complete block design with a split-plot design with three replications where sowing dates were in the main plots while the wheat cultivars were in subplots. Koç-2015, Seki, Ziyabey, Meta and Tosunbey bread wheat cultivars with alternative characters were used. Differences among all the examined characteristics (except for grain yield) in autumn sowings (timely and late sowing) weren't statistically significant. Yield and yield characteristics obtained from autumn sowings were higher than spring sowing. However, protein and fresh gluten content from spring sowing were higher than spring autumn. The highest grain yield was determined in autumn timely sowing (300.1 kg da-1), it was followed by autumn late sowing (261.7 kg da-1) and the lowest grain yield was obtained from spring sowing (234.1 kg da-1). Compare to cultivars, grain yield varied between 246.7 kg da-1 (Tosunbey) and 286.5 kg da-1 (Meta). As a result, it was advised to autumn timely sowing and Meta and Ziyabey cultivar as autumn sowing, and Meta, Koç-2015 and Ziyabey as spring sowing because of their higher grain yield and in the Isparta conditions.
Isparta koşullarında yetiştirilen kırmızı mercimek çeşitlerinin verim ve verim öğelerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de tescilli farklı kırmızı mercimek çeşitlerinin Isparta koşullarında verim ve verim öğelerinin belirlenmesi amacıyla 2016-2017 yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Bu amaçla, 11 adet tescilli kırmızı mercimek çeşidinde bitki boyu, ilk bakla bağlama yüksekliği, bitkide bakla ve tane sayısı, bitki verimi, biomas verimi, birim alan tane verimi, hasat indeksi, yüz tane ağırlığı, su alma kapasitesi ve tane protein oranı özellikleri incelenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, incelenen tüm özelliklerde çeşitler arasında önemli varyasyonlar gözlenmiş olup, bu farklılıklar istatistiki yönden önemli bulunmuştur. According to research results, plant height 27.50-32.80 cm, fruit height 9.23-20.20 cm, number of plant pods 30.13-50.73 pieces, number of seeds per plant 40.96-64.70, plant grain yield 0.49-2.07 g, biological yield 223.8-506.9 kg / , grain yield per unit area of 66.0-195.8 kg / ha, harvest index 24.91-41.45%, a hundred grain weight 2.91-3.64 g, water intake capacity of 0.027-0.033 g / grain and protein content ranged between 27.68-32.27%. Materyal olarak kullanılan kırmızı mercimek çeşitleri arasında en yüksek birim alan tane verimi ortalamasına Çiftçi çeşidi sahip olmuştur. Kafkas çeşidi ikinci sırada yer almakla birlikte; bu çeşidin ilk bakla bağlama yüksekliği ortalamasının makineli hasat için önerilen 12 cm sınırında olması önemli bir dezavantaj olarak görülmektedir. Sonuç olarak, elde edilen verilere göre Isparta ili ve benzer ekolojik koşullara sahip yörelerde kırmızı mercimek tarımının yapılabileceği, kırmızı mercimek tarımında tane ve protein verimini arttırmak için incelenen özellikler bakımından Çiftçi kırmızı mercimek çeşidinin önerilebileceği sonucuna varılmıştır.
Konvansiyonel ve organik tarımla elde edilen gül yağlarının uçucu yağ bileşenleri ve pestisit kalıntıları
Bu araştırmada, Göller yöresinde kültürü yapılan yağ gülü (Rosa damascena Mill.)'nden konvansiyonel ve organik üretim yöntemlerine göre elde edilen gül yağlarının uçucu yağ kompozisyonları ve pestisit kalıntıları karşılaştırılmıştır. 2018 yılının çiçeklenme sezonu boyunca haftalık olarak fabrika ve laboratuvar koşullarında damıtılan yağ gülü çiçeklerinden elde edilen uçucu yağlarda hem bileşen hem de pestisit analizleri GC/MS (Gas chromatography/Mass spectrometre) cihazında yapılmıştır. Organik yetiştirilen yağ güllerinin konvansiyonel yetiştirilen yağ güllerine göre daha düşük oranlarda uçucu yağ içerdikleri tespit edilmiştir. Hem konvansiyonel hem de organik yağ gülü çiçeklerinde en yüksek uçucu yağ oranları çiçeklenme sezonun ortasına denk gelen haftada (sezonun 3. haftası) elde edilmiştir. Genel olarak organik ve konvansiyonel gül yağları arasında uçucu yağ bileşenleri yönüyle önemli bir kompozisyon farklı olmadığı, ancak organik gül yağlarında citronellol+nerol ve methyl eugenol oranları daha yüksek bulunmuştur. 2. distilasyon ürünü olan kohobasyon gül yağlarının 1. distilasyon ürünü çiçek yağlarına göre 10 kattan daha fazla methyl eugonol içerdiği anlaşılmıştır. Konvansiyonel gül yağlarında ölçüm limiti (LOQ)'nin (0.005 ppm) üzerinde Fluopyram, Tebuconazole ve Penconazole gibi fungusit, Malathion, Thiacloprid, Cypermethrin, Dimethoate ve Deltamethrin gibi insektisit aktif maddelerine rastlanmıştır. Bu aktif maddeler organik gül yağlarında tespit edilmemiştir.
Nohut (Cicer arietinum l.) tarımında gül posası, ahır gübresi ve aşılamanın verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Çalışma, nohut çeşitlerine organik (gül posası, ahır gübresi ve bakteri aşılama) ve kimyasal gübre uygulamalarının verim ve verim öğeleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla 2011 yılında Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesinde yürütülmüştür. Araştırmada nohut çeşitleri olarak Aydın 92, Azkan ve Gökçe kullanılmıştır. Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme düzenine göre 3 tekerrülü olarak kurulmuştur. Araştırmada bitki uzunluğu, ilk meyve yüksekliği, bitkide dal, meyve ve tane sayısı, bitki tane ağırlığı, biomas verimi, birim alan tohum verimi, hasat indeksi, 100 tane ağırlığı ve protein oranı özellikleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda bitki boyu 38.87-44.23 cm, ilk meyvenin yüksekliği 17.37-21.43 cm, bitki sap sayısı 2.70-3.53 adet, bitki meyve sayısı 30.37-50.37 adet, bitki tohum sayısı 29.43-48.47 adet, bitki tane verimi 10.50-17.37 g, bitki ağırlığı 20.87-42.50 g, yüz tane ağırlığı 34.67-40.43 g, birim alan tohum verimi 128.10-188.57 kg/da, hasat indeksi %33.10-53.08 ve protein oranı %22.67-25.67 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak organik (gül posası, ahır gübresi ve bakteri aşılama) ve kimyasal gübre uygulamalarının nohut çeşitleri üzerindeki etkisi verim özellikleri yönünden önemli olmuştur. Çeşitler içerisinde Gökçe çeşidi ve uygulamalar içerisinde ahır gübresi, kimyasal gübreleme ve gül posası ön plana çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nohut, organik gübre, verim, kalite
Bazı siyez buğday (Triticum monococcum spp.) genotiplerinin Isparta koşullarında verim ve verim ögelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Isparta ilinde buğday ıslahında daralan genetik çeşitliliğinin önüne geçmek ve modern buğdaylarda oluşan sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla 2017-18 yılı vejetasyon döneminde yürütülmüştür Bu amaçla Seyidiler, İhsangazi, Devrekanı, Kayseri ve Bolu siyez genotipleri ile Yunus, Müfitbey ve Atay85 tescilli ekmeklik buğday çeşitleri materyal olarak kullanılmıştır. Denemede; bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tohum sayısı, başakta tohum ağırlığı, dekara tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, protein oranı, hektolitre ağırlığı, m2'de bitki sayısı, biyolojik verim ve hasat indeksi özellikleri incelenmiştir. Deneme verilerine ait varyans analizlerine göre incelenen özelliklerin tamamında genotipler arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, çeşitlerin ve genotiplerin ortalaması olarak bitki boyu 73.3-97.1 cm, başak uzunluğu 5.43-10.03 cm, başakta tohum sayısı 17.5-38.8 adet, başakta tohum ağırlığı 0.41-1.80 g, tohum verimi 178.2-416.6 kg/da, 1000 tohum ağırlığı 31.7-42.1 g, protein oranı %12.8-13.7, hektolitre ağırlığı 42.8-73.2 kg/hl, m2'de bitki sayısı 358.8-553.3 adet, biyolojik verim 1246.5-1906.5 kg ve hasat indeksi %23.1-43.6 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak,tescilli buğday çeşitlerinin birok özellik yönünden siyez buğday popülasyonlarından üstün olduğu, protein oranlarının ise genel olarak siyez genotiplerinde daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyez Buğdayı(Triticum monoccocum), Kalite , Verim
Farklı fungusit uygulamalarının nohut (Cicer arietinum l.)'ta verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Bu araştırma, Azkan ve İspanyol nohut çeşitlerinde farklı fungusit uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018 yılında Isparta'da yürütülmüştür. Bu amaçla, nohutta yanıklık hastalığıyla mücadelede kullanılan, tohuma uygulanabilen (Thiram ve Chlorothalonil) ve yeşil aksam ilaçlamasına uygun (Azoxystrobin ve % 70 Propinep + % 6 Cymoxanil) 2'şer adet fungusit deneme materyali olarak kullanılmıştır. Araştırmada bitki ağırlığı, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla ve tane sayısı, tane verimi, bitkide tane verimi, yüz tane ağırlığı, hasat indeksi ve hastalık şideti özellikleri incelenmiştir. Denemeden elde edilen verilerle yapılan varyans analiz sonuçlarına göre, ilk bakla yüksekliği ve yüz tane ağırlığı özelliklerinde sadece çeşitler arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Bitki ağırlığı, bitki tane verimi, birim alan tane verimi ve hasat indeksi özelliklerinde fungusit uygulamaları arasındaki farklılıklar ile çeşit x fungusit uygulaması interaksiyonları; bitkide bakla ve tane sayısı ile hastalık şiddeti özelliklerinde ise çeşitler ve fungusit uygulamaları arasındaki farklılıklar ve çeşit x fungusit uygulaması interaksiyonları önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, çeşitlerin ortalaması olarak bitki ağırlığı 18.97-26.21 g, bitki boyu 40.01-44.15 cm, ilk bakla yüksekliği 21.60-24.03 cm, bitkide bakla sayısı 8.70-11.41 adet, bitkide tane sayısı 7.88-10.88 adet, bitki tane verimi 2.68-4.33 g, tane verimi 88.5-142.7 kg/da, hasat indeksi % 33.69-36.93, yüz tane ağırlığı 33.47-38.55 g ve hastalık şiddeti % 9.98-55.78 arasında değişim göstermiştir. Sonuç olarak, çeşitlere göre denemede kullanılan fungusitlerin etkileri değişmekle birlikte, nohutta hastalık şiddetinin azaltılması ve birim alan tane verimlerinin arttırılması amacıyla antraknoz yanıklığı hastalığında yeşil aksam ilaçlamalarının daha iyi sonuçları verdiğini, bu kapsamda Azoxystrobin ve % 70 Propinep + % 6 Cymoxanil ilaçlarının kullanılabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nohut, Antraknoz, Yanıklık, Kalite, Verim
At dişi ve sert mısır'da yaprak sıyırma ve uç almanın tohum verimi ve tane özelliklerine etkisi
Çalışma; mısırda yaprak sıyırma, uç alma ve birlikte uygulamalarının tane verimi ve bazı tane özelliklerine etkisini araştırmak amacıyla 2019 yıllarında yürütülmüştür. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, ana parsellere çeşitler (Bora-atdişi ve Karadeniz Yıldızı-sert mısır) ve alt parsellere uygulamalar gelecek şekilde 3 tekerrürlü kurulmuştur. Yaprak sıyırma (YS), uç alma (UA) ve yaprak sıyırma+uç alma (YS+UA) uygulamaları her iki çeşitte de kontrole göre verim ve tane boyutlarını pozitif etkilemiştir. En yüksek koçan boyu 22.03 cm, koçan çapı 53.89, tek koçan ağırlığı 352.31 g/koçan, tane genişliği 5.58 mm, tane boyu 10.21 mm, koçanda tane sayısı 659.6 adet, 1000 tane ağırlığı 416.6 g, hektolitre ağırlığı 75.2 kg ve tane verimi 1334.8 kg da/da atdişi mısırın YS+UA uygulamasında belirlenmiştir. Ancak YS+UA ve UA uygulamaları aynı istatistik grupta yer almıştır. Genel olarak, her iki mısır çeşidinde de en düşük verim ve tane özellikleri kontrol parselinde tespit edilmiştir. Uç alma uygulamasının verim ve tane boyutları üzerine pozitif etkilerinden dolayı önerilebilir olduğunu söyleyebiliriz.
Epıbrassınolıde ile tohum uygulamalarının tuzluluk stresi koşullarında nohutta bazı çimlenme ve fide gelişim özelliklerine etkileri
Bu çalışma, epibrassinolid (eBR) ile tohum uygulamalarının tuzluluk stresi koşullarında nohudun bazı çimlenme ve fide gelişim özelliklerine etkilerini belirlemek için yürütülmüştür. Çimlendirme denemeleri tarla bitkileri laboratuvarlarında, fide denemeleri ise saksıda sera koşullarında yapılmıştır. İki deneme de 2022 yılında kurulmuştur. Denemede bitki materyali olarak Azkan nohut çeşidi tohumları kullanılmıştır. Çalışmada saf su ve eBR'in farklı dozları (0.5, 1 ve 1.5 µM eBR) ile ekim öncesi tohumlar 6 saat muamele edilmişlerdir. Kontrol grubu tohumlar ile uygulama yapılan tohumlar 3 farklı tuz dozunda (0.0, 8.6 ve 16.3 dS/m NaCl) çimlendirme ve saksı denemelerine alınmıştır. Laboratuvar denemelerinde, ortalama çimlenme hızı ve fidenin kuru ağırlığında, saksı denemelerinde ise saksı çıkış oranı ve ortalama çıkış süresi özelliklerinde tuz dozları ve tohum uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur. Diğer özelliklerde ise tuz dozları x tohum uygulamaları interaksiyonu önemli olmuştur. Çimlenme hızı %66.11-93.33, çimlenme oranı %71.11-93.33, ortalama çimlenme hızı 3.81-4.36 gün, fide kök uzunluğu 6.24-7.08 cm, fide sürgün uzunluğu 3.49-4.42 cm, fide yaş ağırlığı 4.08-4.85 g, fide kuru ağırlığı 1.032-1.106 g, saksı çıkış oranı %50.22-68.44, ortalama çıkış süresi 10.48-11.86 gün, tuzluluk şiddeti %37.62-41.70, saksı fide uzunluğu 13.14-16.22 cm, saksı fide kök uzunluğu 15.68-18.69 cm, saksı fide yaş ağırlığı 9.36-19.75 g, saksı fide kuru ağırlığı 2.30-375 g ve tuzluluğa tolerans yüzdesi %71-85.9 arasında değişmiştir. Çalışma sonuçlarına göre nohutta artan tuz dozları çimlenme ve fide gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkilemiştir. Tohum uygulamaları tuzluluk zararının azaltılmasında etkili olmuştur. Ele alınan özelliklerde genellikle 1.5 µM eBR dozu en yüksek ortalamalara sahip olmuştur.
Haşhaş (Papaver somniferum L.)'ın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamasının verim ve alkaloid içeriğine etkisi
Haşhaş (Papaver somniferum L.); tohum, yağ ve kapsüllerinden faydanılan önemli bir bitkidir. Haşhaşta tohum verimi ve alkaloid içeriği çevre faktörlerine, çeşide ve agronomik uygulamalara bağlı olarak değişmektedir. Bu araştırma, haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamasının verim ve alkaloid içeriğine etkisini araştırmak amacıyla, Isparta koşullarında 2019-20 vejetasyon döneminde Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, TMO2 haşhaş çeşidinde rozet, sapa kalkma, tomurcuklanma, rozet+sapa kalkma, rozet+sapa kalkma+tomurcuklanma ve sapa kalkma+tomurcuklanma dönemlerinde 100 ppm'lik salisilik asit uygulanmıştır. Haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde salisilik asit uygulamaları arasında bitki boyu ve kapsül sayısı arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmazken, kapsül eni, kapsül boyu ve yağ oranı rozet yaprak+sapa kalkma döneminde, kapsül verimi, 1000 dane ağırlığı ve tohum verimi tomurcuklanma döneminde daha yüksek olmuştur. Alkaloid içeriği bakımından morfin, kodein, oripavin, tebain ve noskapin rozet, papaverin ise rozet+sapa kalkma+tomurcuklanma döneminde daha yüksek tespit edilmiştir. Araştırmada, bitki boyu 118.0-122.7 cm, kapsül eni 42.9-45.8 mm, kapsül boyu 38.2-41.0 mm, kapsül sayısı 4.2-6.0 adet/bitki, 1000 dane ağırlığı 0.37-0.44 g, kapsül verimi 90.57-118.0 kg/da, tohum verimi 117.0-144.7 kg/da, yağ oranı %38.20-40.51, morfin %0.450-0.535, kodein % 0.53-0.75, tebain %0.006-0.025, noskapin %0.059 -0.109, oripavin %0.003-0.01 ve papaverin %0.007-0.004 arasında değişmiştir.
Melezleme ve mutasyonla elde edilen iki sıralı arpa (Hordeum vulgare L.) genotiplerinde bazı tarımsal özelliklerin belirlenmesi
Bu çalışmada, 20 adet ileri generasyon melez arpa genotipi, 5 çeşit (İnce-04, Burakbey, Ünver, Larende ve Tarm-92) ve 5 adet mutant genotip (Tarm-92 çeşidine Cobalt–60 Gamma radyasyonu uygulamasından şeçilmiş) Isparta koşullarında bazı tarımsal özellikler ve kalite yönünden incelenmiştir. Araştırma Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri deneme alanlarında 2019-2020 yılları arasında, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve metrekareye 500 adet tohum atılmıştır. Ekimle birlikte dekara 6 kg fosfor (P2O5) ve 5 kg azot (N) uygulanmış, azotun geri kalan kısmı (5 kg/da) kardeşlenme döneminde verilmiştir. Farklı genotiplerde bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, 1000 tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, kavuz oranı ve tanede protein oranı incelenmiş, bu özellikler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, tane verimini ve kaliteyi doğrudan veya dolaylı etkileyebilen özelliklerde (başak uzunluğunda M-4; başakçık sayısında M-14; başakta tane sayısında M-14 ve M-15; başakta tane ağırlığında M-4 ve M-10; bin tane ağırlığında M-20; hektolitre ağırlığında M-4, M-10, M-15 ve M-17; protein oranında G1, G2 ve M-5 genotipler) kontrol çeşitlerden daha üstün genotipler belirlenmiştir.
Isparta ekolojik koşullarında yetiştirilen farklı nane türlerine ait klon ve çeşitlerin verim ve kalite özelliklerinin biçim zamanına göre değişiminin araştırılması
Bu çalışmada, 2021 yılında Isparta ikliminde nanede biçim zamanlarının verim ve kalite özellikleri (uçucu yağ oranı ve renk değerleri) üzerine etkisi araştırılmıştır. Bitki materyali olarak bir çeşit (Basilicuminze) ile yerli ve yabancı orijinli klonlar (Dumetorum-1, Dumetorum-2, PI 557828, PI 557617) kullanılmıştır. Bitkiler tomurcuklanma (TO), çiçeklenme başlangıcı (ÇB) ve tam çiçeklenme (TÇ) dönemlerinde hasat edilmiştir. Hasat edilen bitkilerde agronomik özelikler ile, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimleri incelenmiştir. Ayrıca yapraklarda renk değişimleri karşılaştırılmıştır. Uçucu yağ oranı Clevenger aparatında distilasyon yöntemiyle, renk değerleri renk ölçerle belirlenmiştir. Çalışma sonucunda incelenen özelliklerde yeşil herba verimi ile uçucu yağ oranı biçim zamanlarına göre değişimi önemli olmuştur. Çeşit/klonlar arasındaki fark ise bitki boyu hariç diğer özelliklerde önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda en yüksek değerler yeşil herba veriminde 3820.6 kg/da, kuru herba veriminde 1038.2 kg/da, kuru yaprak veriminde 518.1 kg/da değerler ile PI 557828 nolu klondan alınmıştır. Çalışmada uçucu yağ oranları %1.5-2.3 arasında değişmiş, Dumetorum-1 klonunda en yüksek değer elde edilmiştir. Uçucu yağ verimleri ise 5.4-10.7 L/da arasında değişmiş en yüksek verim PI 557828 klonundan alınmıştır. Klonlarda biçim ortalamalarına göre ilk biçimden üçüncü biçime doğru renkte hafif açılmalar olduğu belirlenmiştir. Çeşit/klonlar arasında taze ve kuru yapraklarda a ve b değerleri bakımından önemli farklılıklar gözlenmiştir. Çalışma sonucunda PI 557828 nolu klonda verim, PI 557828 ve Dumetorum-1 klonlar ise uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi yüksek olmuştur. Ayrıca iki klonda birinci biçimde yağ verimi diğer biçimlerden yüksek olmuştur. Özellikle bu klonlar tomurcuklanma ve çiçeklenme başlangıcı dönemlerinin uçucu yağ hasadı için uygun olduğu belirtilmiştir.
Pedigri ve tek tohum nesli seleksiyon metotlarıyla geliştirilmiş ileri aspir (Carthamus tinctorius L.) hatlarının verim, verim unsurları ve yağ kalite özellikleri
Aspir (Carthamus tinctorius L.) çok değerli bir bitkisel yağ kaynağıdır. Bu araştırma "Dinçer 5-18-1 × Montola 2000" melez popülasyonlarından pedigri (PSM) ve tek tohum nesli (SSD) seleksiyon yöntemleri ile geliştirilmiş ileri generasyon aspir hatlarının performanslarını belirlemek üzere yapılmıştır. Bu amaçla her iki seleksiyon yöntemi ile geliştirilmiş toplam 30 hat (15 PSM hattı ve 15 SSD hattı) ebeveynleri ile birlikte 2016 ve 2017 yıllarında tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekrarlı olarak denenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre pedigri ve tek tohum nesli seleksiyon yöntemleri ile geliştirilen hatlar (genotipler) arasında bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tohum sayısı, 1000 tane ağırlığı, kabuk oranı hasat indeksi, yağ verimi ve yağ oranı özellikleri bakımından istatistiksel olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Pedigri seleksiyon yönteminde bitki boyu, dal sayısı ve tohum verimi dışında, tek tohum nesli seleksiyon yönteminde ise bitki boyu dışında incelenen özellikler için genotip × yıl interaksiyonu önemli çıkmıştır. Pedigri seleksiyon yöntemiyle her iki ebeveynden de daha yüksek tohum ve yağ verimi üreten 5 hat (PSM-23, PSM-159, PSM-196, PSM-208 ve PSM-225) elde edilmiştir. Pedigri seleksiyon yöntemiyle geliştirilen hatların tamamı linoleik asitçe zengin (%60.97-80.61) iken, tek tohum nesli seleksiyon yöntemiyle geliştirilen hatlar arasında özellikle 2 hattın yüksek oleik asit (SSD-13: %78.84 ve SSD-50: %64.92) içerdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak aspir çeşit ıslahında hem klasik pedigri seleksiyon yönteminin hem de alternatif olarak tek tohum nesli seleksiyon yönteminin uygulanabileceği anlaşılmıştır.
Isparta koşullarında altın otu (Helichrysum italicum) bitkisinin tarımsal ve endüstriyel değerinin belirlenmesi
Bu çalışma Isparta koşullarında altın otu (Helichrysum italicum) bitkisinin tarımsal ve endüstriyel değerinin belirlenmesi amacıyla 2020 yılında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak tohumları Bosna-Hersek ve Fransa'dan temin edilen ve fideleri 2016 yılında dikilen 4 yaşındaki altınotu bitkileri kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Ayrıca uçucu yağ oranı, konkret ve absolüt verim ve randımanı için farklı hasat zamanlarında gözlem alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Bosna ekotipinde bitki boyu daha uzun ve kapitulum sayısı daha fazla, Fransa ekotipinde ise çiçek sayısı daha fazla olduğu gözlemiştir. Taze ve kuru herba verimi en yüksek Fransa ekotipinde sırasıyla 2.649 kg/da ve 1.086 kg/da olarak belirlenmiştir. Yine ortalama uçucu yağ oranı en yüksek Fransa ekotipinde %0.238 olarak tespit edilmiş ve çiçeklenme süresi boyunca en fazla çiçeklenme ortası ve sonunda %0.270 olarak ölçülmüştür. Uçucu yağ verimi Bosna ekotipinde 2.40 kg/da ve Fransa ekotipinde 7.13 kg/da olarak hesaplanmıştır. Çalışmamızda 1 kg konkret üretimi için Bosna ekotipinde ortalama 106.6 kg ve Fransa ekotipinde 85.4 kg taze çiçek kullanılması gerekmektedir. Bir kg absolüt üretimi için ise sırasıyla 1.71 kg ve 1.49 kg konkret ihtiyacı bulunmaktadır. Hasat zamanı ve ekotiplere göre uçucu yağ, konkret ve absolüt bileşenlerine göre, uçucu yağda Bosna ekotipinin ana bileşenleri ar-curcumene (%19.02-24.72), neryl acetate (%12.32-19.28) ve α-pinene (% 9.57-14.72) iken, Fransa ekotipinin ise neryl acetate (%64.05-69.83), geranyl isovalerate (%6.27-8.97) ve geranyl butyrate (%1.27-14.29) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Fransa ekotipinin taze herba verimi, uçucu yağ oranı ve uçucu yağ verimi bakımından daha iyi bir performans sergilediği ve yüksek oranda neryl acetate içermesi nedeniyle tarımında öncelik verilmesi gerekmektedir.
Isparta koşullarında bazı mürdümük (Lathyrus sativus L.) genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma, bazı mürdümük genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, 2020-2021 yetiştirme sezonunda Isparta ekolojik koşullarında yürütülmüştür. Araştırmada, 120 adet mürdümük genotipi ve 4 adet çeşit (Corea, İptaş, Gürbüz ve Karadağ) bitki materyali olarak kullanılmıştır. Deneme, agumented deneme desenine göre yürütülmüştür. Araştırmada bitki boyu, ana dal sayısı, bitkide bakla sayısı, bakla boyu, bakla eni, baklada tane sayısı, 1000 tane ağırlığı, bitki başına tohum verimi, biyolojik verim, hasat indeksi, ham protein oranı, NDF ve ADF belirlenmiştir. Araştırmada incelenen tüm parametreler bakımından genotipler arasında istatistiki anlamda önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; genotiplerin bitki boyu 14.48-76.80 cm, ana dal sayısı 1.00-9.00 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 2.81-62.00 adet/bitki, bakla boyu 2.10-4.10 cm, bakla eni 0.71-1.40 cm, baklada tane sayısı 1.23-4.32 adet/bakla, 1000 tane ağırlığı 41.69-238.00 g, biyolojik verim 3.06-82.40 g/bitki, tohum verimi ise 0.34-33.00 g/bitki, hasat indeksi %3.07-55.27, ham protein oranları %13.52-24.64, ADF oranları %7.19-10.22, NDF oranları %11.52-24.23 arasında değişmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Isparta ili iklim ve toprak koşullarında verim bakımından "GP40, GP18, GP161, GP145" kalite bakımından "GP242, GP234, GP207, GP209, GP213 ve GP226" nolu mürdümük genotiplerinin diğer genotiplere göre daha üstün olduğu tespit edilmiştir. Bu genotiplerin ıslah materyali olarak diğer çalışmalarda da kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Yağ gülü (Rosa damascena Miller)'nde çoğaltım materyallerinin verim ve kalite özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada yağ gülünde çoğaltım materyallerinin (kesme dikim ve fidan dikim metodu) verim ve kalite özelliklerine üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülen çalışmada parsellerde çiçeklenme ile birlikte çiçeklenme başında (1-7. gün), ortasında (8-14. gün) ve sonunda (15-21. gün) olmak üzere üç dönemde çiçek hasadı yapılmıştır. Hasat zamanlarına göre çiçeklenme başlangıcından sonuna kadar çiçek çapı, petal yaprak oranı ve 100 çiçek ağırlığı azalırken, korimbustaki çiçek tomurcuğu sayısında önemli farklılık elde edilmemiştir. Çiçek verimi en yüksek çiçeklenme ortası dönemde daha yüksek alınırken, çoğaltım materyallerine göre çiçek veriminde farklılık gözlenmemiştir. Uçucu yağ oranı çiçeklenme periyodu boyunca azalmış ve çoğaltım materyaline göre en yüksek kesme dikim metodundan elde edilmiştir. Uçucu yağ verimi kesme dikim metodunda daha yüksek bulunmuştur. Uçucu yağ bileşenleri incelendiğinde β-sitronellol oranı çiçeklenme başından çiçeklenme sonuna her iki çoğaltım materyalinde artarken, geraniol oranı ise her iki çoğaltım materyalinde çiçeklenme başından ortasına kadar artış gösterirken, çiçeklenme sonuna doğru hızlı bir şekilde düşmüştür. Nerol oranı ise her iki çoğaltım materyalinde de çiçeklenme periyodu boyunca azalış göstermiştir. Sonuç olarak; yağ gülünde yüksek çiçek ve uçucu yağ verimi ve uluslararası standartlara uçucu yağ bileşenlerinin elde edilmesinde her ne kadar uçucu yağ verimi ve uçucu yağ oranı kesme dikim metodundan elde edilse de, özellikle hastalık ve zararlıların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde veya organik olarak planlanan üretimlerde fidan dikim yöntemi önerilebilir.
Çörekotu (Nigella Sativa L.)'nda bazı tohum ön uygulamalarının verim ve kalite özelliklerine etkisi
Araştırma, Burdur ekolojik koşullarında çörekotu tohumlarına bazı ön uygulamaların çimlenme, verim ve kompenentlerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Deneme, Burdur İli Merkez İlçeye bağlı Çatağıl Köyünde, Çameli (Nigella sativa L.) çörekotu çeşidi kullanılarak Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre yazlık olarak 3 tekerrürlü kurulmuştur. Deneme; ekim öncesi tohumlara çimlenmeyi teşvik etmek amacıyla skarifikasyon, GA3, 4oC'de 15 gün bekletme, 4oC'de 30 gün bekletme, 4oC'de 15 gün bekletme + GA3, 4oC'de 30 gün bekletme + GA3, ıslatma, ıslatma + GA3 ve kontrol parsellerinden oluşmuştur. Araştırma sonucuna göre; tohum ön uygulamaları arasında çörekotunun bitki boyu, yan dal sayısı, kapsül sayısı, tohum verimi, 1000 tane ağırlığı, uçucu yağ oranı ve çimlenme oranı arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli, ana dal sayısı ve sabit yağ oranı arasındaki farklar önemli olmamıştır. Genel olarak incelenen özellikler bakımından GA3'ün içinde bulunduğu kombinasyonlar daha yüksek değerler göstermiştir. Sonuç olarak; çörekotunda daha yüksek tohum verimi ve sabit yağ oranından dolayı tohuma ıslatma + GA3 ön uygulaması önerilmektedir
Batı akdeniz nohut populasyonlarının karakterizasyonu, seleksiyonu ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma, Batı Akdeniz nohut populasyonlarının karakterizasyonu, seleksiyonu ve bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile 2020 ile 2022 yılları arasında yürütülmüştür. Denemeler, Augmented deneme desenine göre kurulmuş, sahil ve geçit kuşağından örneklenmiş 236 nohut populasyonu için agro morfolojik karakterizasyon işlemi yapılarak teksel seleksiyon ile 177 saf hat seçimi yapılmıştır. Saf hatlar arasında çıkış gün sayısı (22.3 gün) ve 100 tane ağırlığı (39.7 g) bakımından %1 önemlilik seviyesinde, %50 bakla bağlamaya kadar geçen süre (84.7 gün), fizyolojik olum (104.0 gün), İlk bakla yüksekliği (19.7 cm), bitkide bakla sayısı (29.2 adet), bitkide tane sayısı (25.8 adet), baklada tane sayısı (0.9 adet), boş bakla sayısı (3.3 adet), dolu bakla sayısı (25.8 adet), biyolojik verim (279 kg/da) ve tane verimi (104 kg/da) özellikleri için %5 önemlilik seviyesinde farklılıklar belirlenmiştir. Çiçeklenme gün sayısı (70.8 gün), bitkide ana dal sayısı (2.5 adet), bitki boyu (37.6 cm), hasat indeksi (%37) ve tane nemi özellikleri açısından farklılık önemsiz olarak bulunmuştur. Üstün olarak belirlenen 60 hat için yapıllan teknolojik analizler sonucu protein oranı %19.8, kuru ağırlık 40.93 g, kuru hacim 83.32 ml, ıslak hacim 173 ml, yaş ağırlıkları 85.76 g, pişme süresi 45.7 d, su alma kapasitesi 0.45 g/tane, su alma indeksi ortalaması %1.10, şişme kapasitesi 0.40 ml/tane, şişme indeksi %2.21 olarak belirlenmiştir. Agronomik özelliklere göre nohut saf hatları için ilk 7 ana bileşen toplam değişkenliği tanımlamaya %78.6, teknolojik tane gözlemleri için ilk dört ana bileşen toplam değişkenliği tanımlamaya %89.5 oranında katkı sağlamıştır. Bu araştırma sonucunda 141 saf hatlık çekirdek koleksiyon elde edilmiştir.
Şeker pancarında tohum kaplamada kullanılan bazı uçucu yağ ve aktif maddelerin antifungal aktiviteleri ile verim ve kalite üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, bazı uçucu yağ ve ana bileşenlerin tohum ilaçlaması yapılarak şeker pancarında kök çürüklüğüne neden olan Phoma betae, Pythium spp. ve Rhizoctonia solani patojenlerine karşı antifungal etkilerin, tohumlarda çimlenme ve fitotoksisite ile arazi şartlarında verim ve kalitenin araştırılması amaçlanmıştır. Laboratuvar çalışmalarında, yüksek antifungal etkinlik gösterirken, fitotoksik etkisi olmayan veya en az seviyede olan çucu yağ ve ana bileşenler belirlenerek oluşturulan 4 farklı formülasyon şeker pancarı tohumluklarına, kaplama ve ilaçlama işlemlerinde olmak üzere 2 farklı yöntem ile uygulanmıştır. Çimlendirme test sonuçlarında, formülasyon uygulamalarına bağlı olarak normal çimlenen tohum oranları, %37.7 ile %97.7, anormal çimlenen tohum oranları, %1.3 ile %62.0, çimlenmeyen tohum oranları, %0.01 ile %1.3 ve serin çimlendirme oranları %74.3 ile %94.3 arasında tespit edilmiştir. Formülasyonların uygulandığı tohumlukların saksı çalışmalarında dozlara ve uygulama şekillerine bağlı olarak enfeksiyonu engelleme oranlarının Phoma betae için %30.1 - %76.3, Rhizoctonia solani için %58.0 - %77.7, Phtyum spp. için ise %55.0 ile %78.7 arasında olduğu belirlenmiştir. Arazi çalışmalarında kontrol uygulamalarında 9.329 kg/da verimi alınırken, formülasyon uygulamalarına ait verimlerin 6.066 kg/da ile 10.297 kg/da arasında olduğu belirlenmiştir. Çalışmalarda polar şeker oranları %15.3 ile %17.6 arasında, ham şeker verimleri ise 927 ile 1.768 kg/da arasında değişiklik göstermiştir. Çalışma sonucunda, şeker pancarında verim, kalite ve fungal enfeksiyon kontrolü açısından F-II'ye ait 18 ml/ünite dozu ile F-III'e ait 12 ml/ünite dozlarının ilaçlama prosesinde uygulanması ve F-II'ye ait 12 ml/ünite dozu ile F-III'e ait 6 ml/ünite dozlarının kaplama prosesinde uygulanması standart ilaçlı tohumlar ile benzer etkiler göstermiştr. Bu çalışma ile uçucu yağ ve ana bileşenlerin kimyasal tohum ilaçlarına alternatif olabilecekleri sonucuna varılmıştır.
Aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisinin budanması ile oluşturulan tek sap ve tek tabla şeklindeki morfolojik tasarımın büyüme ve gelişme özellikleri ile tarımsal potansiyeli üzerine etkisi
Bu araştırma, tek bir ana sap üzerinde tek bir ana tabla kalacak şekilde yan dalları budanarak dizayn edilen aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisinin farklı ekim sıklığı koşullarında büyüme ve gelişme özellikleri ile tarımsal potansiyelinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulan çalışmada, 3 budama zamanı (tomurcuklanma başlangıcı, tomurcuklanma sonu ve çiçeklenme başlangıcı) ve 3 sıra arası mesafe (15 x 10, 30 x 10 ve 45 x 10 cm) uygulanmıştır. Budama ile birlikte klorofil içeriği, bitki boyu, tabla çapı, tablada tohum sayısı ve 1000 tane ağırlığı olumlu yönde, bitkide tohum ağırlığı, hasat indeksi, yağ oranı, tohum verimi ve yağ verimi olumsuz yönde etkilenmiştir. Sıra arası mesafe genişledikçe yaprak klorofil içeriği, bitki boyu, dal sayısı, ana sap çapı, tabla çapı, tabla sayısı, bitkide tohum sayısı, bitkide tohum ağırlığı ve 1000 tane ağırlığı artarken, hasat indeksi, tohum ve yağ verimi azalmış, yağ oranı önemli düzeyde etkilenmemiştir. Yağ asitleri kompozisyonu üzerine hem budama zamanının hem de ekim sıklığının önemli bir etkisi olmamıştır. Budanarak tek sap/tek tabla bırakılan bitkiler, budama işlemi yapılamayan dallanan bitkilere kıyasla daha düşük oleik asit ve daha yüksek linoleik asit içermiştir. Tek sap/tek tabla bırakılan bitkilerin tabla başına tohum sayıları ve 1000 tane ağırlıkları fazla da olsa, dallanan bitkiler kadar çok tabla sayısına sahip olmadıklarından tohum ve yağ verimleri düşük kalmıştır. Budama yapılarak tek sap/tek tabla bırakılan bitkilerden elde edilen araştırma bulgularının, genetik dallanmayan bitkiler için rol model olabilecek veriler sunması bakımından oldukça önemli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bahçe nanesi (Mentha spicata L.) klon ve çeşitlerinin morfolojik, tarımsal ve kimyasal karakterizasyonu
Bu araştırmada Isparta ekolojik koşullarında Bahçe nanesine (Mentha spicata) ait çeşit/klonların morfolojik, tarımsal ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarla çalışmaları 2021 ve 2022 yılları arasında tesadüf blokları deneme desenine göre yürütülmüştür. Çalışmada morfolojik, tarımsal özellikler ile uçucu yağ oranı ve kompozisyonu araştırılmıştır. Uçucu yağ distilasyon (Clevenger) yöntemiyle çıkarılmış, uçucu yağ kompozisyonu GC-MS ile analiz edilmiştir Araştırma sonucunda, klonlarda yaprak sapları çok kısa ya da hiç yok, yaprak yüzeyleri düz, rugros (buruşuk), hafif rugros (hafif buruşuk), çiçeklenme durumlarının spica (başak) şeklinde olduğu (türün karakteristik özelikleri) belirlenmiştir. Çalışmada incelenen verimler ve uçucu yağ oranları her iki yılda yaz biçimleri sonbahar biçimlerinden yüksek olmuş, yıllara ait toplam verimler yeşil herbada ilk yıl 1974.0-5081.5kg/da, ikinci yıl 2206.0-5173.0 kg/da aralıklarında değişmiştir. Baharat kullanımı nedeniyle kuru yaprak verimleri yıllara göre 293.0-673.3 kg/da ile 314.0-566 kg/da aralıklarında bulunmuştur. Çalışma boyunca uçucu yağ oranları ise %0.4-%3.2 arasında değişmiştir. Yüksek verimler Casablance ve Spica-1'de (ikinci yıl) alınırken, çalışma boyunca en yüksek uçucu yağ oranı %2.4-%3.0 ile Casablance çeşidinden elde edilmiştir. Çeşitler ve klonların 17'sinde ana bileşen karvon olmuştur. Bunlardan 16'sında ikinci bileşen limonen birinde (Spica-3) 1.8 sineoldür. Karvon dışında klonların beşinde ana bileşen piperiton oksit diğer ikisinde sırasıyla trans-piperiton oksit veya menton/izomenton olmuştur. Çalışma sonucunda Casablance çeşidi ve Spica-1 klonu verim ve uçucu yağ içerikleri bakımından kodeks ve monogramlara uygunluğu nedeniyle yetiştiricilik için uygun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca değişik sektörler için diğer kemotipler sonraki çalışmalar için seçilmiştir.
Soya fasulyesi (Glycine max L.)'nde epibrassinolide uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkileri
Bu çalışma, soya fasulyesi (Glycine max L.)'nde epibrassinolide (EBR) uygulamalarının verim ve bazı verim öğelerine etkilerini belirleyebilmek amacıyla 2022 yılında Isparta ilinde yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak PG Victoria soya fasulyesi çeşidi kullanılmıştır. Denemede faktör olarak epibrassinolide'in 3 farklı dozu (0.5, 1.0 ve 1.5 µM EBR) bitkiler çiçeklenmeden önce yapraklara uygulanmıştır. Tarla denemeleri 2 x 4 m ebatlarındaki parsellerde, her parsel 4 sıra olacak şekilde kurulmuştur. Denemede ilk çiçeklenme süresi, %50 çiçeklenme süresi, ilk bakla bağlama süresi, %50 bakla bağlama süresi, vejetasyon süresi, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bakla uzunluğu, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, 100 tane ağırlığı, bitki ağırlığı, bitkide tohum verimi, hasat indeksi ile birim alan tohum verimi özellikleri ele alınmıştır. %50 çiçeklenme, ilk bakla bağlama, %50 bakla bağlama, baklada tohum sayısı ve 100 tane ağırlığı dışındaki özelliklerde uygulamalar arası farklılıklar önemli bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, ilk çiçeklenme süresi 54-56 gün, %50 çiçeklenme süresi 56.7-59.7 gün, ilk bakla bağlama süresi 69.3-70.3 gün, %50 bakla bağlama süresi 76-78 gün, vejetasyon süresi 133.7-136.7 gün, bitki boyu 85.4-102.4 cm, ilk bakla yüksekliği 10.2-12.6 cm, bakla uzunluğu 4.9-5.9 cm, bitkide bakla sayısı 48.8-80.3 adet, baklada tane sayısı 2.8-3.2 adet, bitkide tane sayısı 144.6-193.5 adet, 100 tane ağırlığı 11-12.3 g, bitki ağırlığı 64.3-84.1 g, bitkide tohum verimi 15.5-22.8 g, hasat indeksi %24.7-27.6 ile birim alan tohum verimi 378.3-566.7 kg/da arasında değişim göstermiştir. Denemede en yüksek birim alan tohum verimi ortalamaları 0.5 µM EBR dozu uygulanan parsellerde saptanmıştır.
Haşhaş (Papaver somniferum L.)'ta farklı gelişme dönemlerinde yapraktan azotlu gübrelemenin verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Araştırma, Isparta koşullarında haşhaşın farklı gelişme dönemlerinde yapraktan azotlu gübre uygulamasının tohum ve kapsül verimi ile bazı alkaloid içeriğine etkisini incelemek amacıyla 2021 yılında yürütülmüştür. Araştırmada TMO1 haşhaş çeşidine 1. gübresiz (kontrol), 2. geleneksel üretim (azotun yarısı ekimle birlikte ve kalan yarısı rozet döneminde), 3. sapa kalkma dönemi (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde topraktan ve 1/3'ü sapa kalkma döneminde yapraktan), 4. tomurcuklanma (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde topraktan, 1/3'ü tomurcuklanma döneminde yapraktan) ve 5. çiçeklenme sonrası dönemlerde (azotun 1/3'ü ekimle, 1/3'ü rozet döneminde ve 1/3'ü çiçeklenme sonrası yapraktan uygulama) azot uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu, kapsül sayısı, kapsül eni, kapsül boyu arasındaki farklar önemli olmazken, tohum verimi, kapsül verimi, azot kullanım etkinliği arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş ve genel olarak uygulama zamanı geciktikçe kapsül verimi, tohum verimi ve azot kullanım etkinliğinde artış olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, bitki boyu 58.82-59.86 cm, kapsül eni 27.13-32.00 mm, kapsül boyu 38.50-42.23 mm, kapsül sayısı 1.9-2.4 adet/bitki, kapsül verimi 20.54-43.07 kg/da, tohum verimi 22.31-39.01 kg/da, yağ oranı %40.43-41.00, morfin %0.964-1.071, kodein %0.186-0.279, oripavin %0.021-0.027, tebain %0.017-0.029, papaverin %0.007-0.012, noskapin %0.127-0.174 arasında değişmiştir. Sonuç olarak; azotlu gübre uygulama zamanı ve şeklinin verimi önemli derecede etkilediği, özellikle geç dönemde yapraktan uygulamaların etkili olduğu, yapraktan gübrelemede en ideal dönem olarak, kapsül verimi için tomurcuklanma, tohum verimi için çiçeklenme sonrası dönemde uygulanması önerilmektedir.
Farklı doz ve dönemlerde cycocel (CCC) uygulamalarının yer elması (Helianthus tuberosus L.) verimi ve kalitesine etkileri
Bu çalışmada, değişik gelişme dönemlerinde (30 cm ve 60 cm) ve farklı konsantrasyonlarda CCC uygulamalarının (0 (kontrol), 500, 1000, 1500 ve 2000 ppm) yer elmasının verim ve verim unsurlarına etkileri incelenmiştir. Araştırma 2020 yılında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme arazisinde yürütülmüştür. Denemede materyal olarak yer elması tohumları ve CCC materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme planında faktöriyel düzenlemeye göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Birinci faktör olarak uygulama zamanları ikinci faktör olarak ise uygulama dozları ele alınmıştır. Çalışma sonucunda CCC uygulama zamanları ve dozları yer elmasının bitki boyu, yaprak uzunluğu ve eni dekara yumru verimi ve pazarlanabilir yumru verimi ile özgül ağırlık üzerine önemli seviyede etki etmiştir. CCC uygulanmayan bitkilerin bitki boyu 125.4 cm iken, CCC uygulama dozlarının artışına bağlı olarak bitki boyu %34 seviyesinde kısalmıştır. CCC uygulama dozu ve uygulama zamanı bitkinin gövde çapı üzerine önemli bir etkisi bulunmamıştır. CCC uygulamaları ile yaprak boyutları biraz küçülmüştür. Yumru veriminde ise CCC uygulanmayan bitkilerde dekara yumru verimi 2630.2 kg iken, 2000 ppm CCC uygulaması ile 3490.2 kg olmuştur. CCC uygulaması ile dekara yumru veriminde %32, pazarlanabilir yumru veriminde %29 oranında verim artış görülmüştür.
Bazı uygulamaların yer elması (Helianthus tuberosus L.) tohumunun çimlenmesi ve dormansi kırması üzerine etkisi
Bu araştırma yumru anormal itesine sahip olan yer elmasını gerçek tohumlarının çimlenme problemini çözmek için planlanmıştır. Bu amaçla tohumlara; farklı dozlarda GA3 (0, 250, 500, 750 ve 1000 ppm) uygulamaları yapılmıştır. Bunun yanında farklı sıcaklık (5ºC ve 20ºC) ve sürelerde katlama (15, 30, 45 gün) işlemi gerçekleştirilmiştir. Gerçek tohumlara fiziksel aşındırmanın (çizme ve çizmeme) çimlenme üzerine etkileri irdelenmiştir. Aynı zamanda farklı dönemlerde (Kasım, Ocak, Mart, Nisan ve Mayıs) ekim yapılarak çimlenme oranlarına bakılmıştır. Ayrıca tohumların morfolojik özellikleri ve bazı kimyasal özelliği irdelenmiştir. Yer elması tohumlarının çimlenmesi üzerine GA3 uygulamalarının etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Katlama uygulamaları ile tohum çimlenme oranının önemli seviyede artış gösterdiği belirlenmiştir. 30 günlük katlama ile %70 seviyesine, 45 günlük katlama ile ise %85 seviyesinde çimlenme olduğu tespit edilmiştir. Geç ekim yapıldığında yer elması tohumlarının çimlenmediği erken dönemlerde ekim yapıldığında tohumlar çimlenme gösterdiği kaydedilmiştir. GA3 + Katlama ve Katlama + GA3 uygulamalarının çimlenme üzerine çok ciddi bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yer elması tohumlarının çimlenmesini sağlamak için soğuklama ihtiyacının karşılanması gerektiği gerek katlama gerek ise erken ekimle problemin çözüldüğü tespit edilmiştir.