Uşak University
Anabilim Dalı

İletişim Anabilim Dalı

Uşak University

136

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medya kullanımı: Lise öğrencileri üzerine bir alan araştırması

Bilgisayar ve internetin yaygınlaşmasına bağlı olarak her geçen gün daha da önemli hale gelen dijital oyun bağımlılığı özellikle çocuk ve ergenler üzerinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bununla birlikte dijital oyun bağımlılığına yönelik çalışmaların istenilen düzeyde olmadığı gerçeğinden hareketle bu araştırmada lise öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığını etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Uşak ilinde faaliyet göstermekte olan dört adet lisede öğrenim görmekte olan 479 öğrenci çalışmaya dâhil edilmiştir. Nicel araştırma modeline göre tasarlanan çalışmada ilişkisel tarama yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde erkek öğrencilerin "dijital oyun oynamaya yönelik aşırı odaklanma ve çatışma", "oyun süresinde tolerans gelişimi ve Oyuna Yüklenen Değer" ve "bireysel ve sosyal görevlerin/ödevlerin ertelenmesi" düzeylerinin ve aynı zamanda dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin kız öğrencilerden anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Yaşça daha küçük olanların, evinde internet bağlantısı olmayanların DOB düzeylerinin daha yüksek olduğu, ancak gruplar arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p>005). Kanyon Koleji öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin Anadolu Lisesi öğrencilerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışma neticesinde ayrıca çoğunlukla savaş ve strateji oyunları oynamayı tercih eden öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin çoğunlukla spor ve yarış oyunları ve bulmaca ve zekâ oyunları oynayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu (p<0.05) görülmüştür. Sosyal medya tutumları üzerinde etkili olan faktörlerin cinsiyet, okul türü, kendine ait bilgisayara sahip olup olmama durumu, boş vakitleri değerlendirme şekli ve günlük ortalama oyun oynama süresi olduğu tespit edilmiştir.

BağımlılıkLise öğrencileriOyun bağımlılığı+3
Öykü Ummahan Soyöz Semerci
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modernist sinemanın felsefesi ve Godard sinemasında imgesel anlatım

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra toplumsal, ekonomik, sosyal ve siyasi alanlarda olduğu kadar sinema alanında da önemli gelişmeler söz konusu olmuştur. Modernist hareketin bir parçası olan Yeni Gerçekçilik Akımı'nın yarattığı değişim ile başlayan süreç Fransa'da ortaya çıkan Yeni Dalga Akımı ile zirveye ulaşmıştır. Özellikle bu dönem de sinema tarihine önemli derecede etki eden Yeni Dalga Akımı, ana akım sinemanın klasik anlatı yapısına karşı olarak bilinen Karşı Sinema kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Karşı Sinema kavramı ana akım sinemanın tüm unsurlarını reddederek yeni anlatım yolları deneyen bir yapıya karşılık gelir. Bu tartışma ekseninde, Yeni Dalga Akımı'nın diğer yönetmenlerinden farklı olarak Jean-Luc Godard, sinema kariyeri boyunca her dönemde belirli unsurları ön plana çıkararak yeni teknikler ile izleyicisinin karşısına geçmiş ve geleneksel anlatımı yapıbozuma uğratmasının yanında imgelerin kullanımında da geleneksel kalıbın dışına çıkarak eleştirel ve estetik bir yaklaşım sergilemiştir. Bu noktadan hareketle çalışma, görüntünün imgeler aracılığı ile üretildiği imgesel anlatıma ve yönetmenin imgeler dünyasına odaklanmayı hedeflemiştir. Godard teknik ve biçimin yanında görüntülerin imgeler aracılığı ile üretildiği ve sinemada karşılığı olan (La Chinoise, 1968) Çinli Kız, (Tout Va Bien, 1972) Her Şey Yolunda, (Vivre Sa Vie, 1963), Hayatını Yaşamak filmleri seçilmiştir. Filmler klasik anlatıyı yapıbozuma uğratmasının yanında her dönem kendi içerisinde değerlendirilerek imgelerin yapısı bu üç film üzerinden içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu anlamda Godard, sinematografik anlatı öğelerinin her birini yaratıcı bir yöntem kullanarak geleneksel anlatı yapısını kırmış ve yönetmenin pratiğinden doğan eleştirel bakış açısı ekseninde imgelerin; politik, sosyal, ekonomik ve toplumsal yapısının yeniden düşünülmesini sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Modernist sinema, imgesel anlatım, fransız sinema, felsefe ve sinema

FelsefeFransız sinemasıGodard, Jean Luc+3
Aysel Akcaalan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçük ve orta ölçekli işletmeler ((KOBİ)) için uluslararası ticareti kolaylaştırmada aracıların rolü

Bu tez, aracıların uluslararası ticareti kolaylaştırmada nasıl bir rol oynadığını, aracı firmaların uluslararası ticarette ve uluslararası ihracatta role sahip olduğunu, KOBİ'ler ile aracı şirketler arasındaki ticari ilişkilerin hangi boyutlarda gerçekleştiğini aracı firmaların küçük ve orta ölçekli işletmelerin farklı açılardan büyümelerine nasıl yardımcı olduğunu incelemektir. Uluslararası ticaret teorisinde, genellikle dış pazara hizmet etmek isteyen imalat firmalarının ürünlerini doğrudan son tüketicilerine gönderdikleri varsayılmaktadır. Bununla birlikte, gerçekte gözlemlediğimiz, ticaret arabulucuları, sınırlar ötesi mal ve hizmet alış verişinde sıklıkla yer alıyor olmasıdır. Aracılar, alıcılara satış için tedarikçilerden satın alan ya da alıcılar ve satıcıların buluşmasını ve işlem yapmalarını sağlayan ekonomik ajanlardır. Alıcılar ve satıcılar farklı ülkelerde bulunuyorsa, bu aracılar ticaret aracılarıdır. Bunlar, ihracat yapan ve ithal eden ülkedeki toptancıları ve perakendecileri ve büyük ticaret şirketlerini kapsamaktadır. Kısa süre önce, araştırmacılar firmaların neden doğrudan mallarını ihraç etmek için bir ticaret aracı kullanmayı tercih ettiğini araştırmaya başladı. KOBİ'ler, kalkınmalarındaki önemli rolü nedeniyle ülkeler ekonomilerinde önemli yere sahiptir. Çok sayıda araştırmada, KOBİ'lerin ülkelerin ekonomisine ve kalkınmasına, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde önemli roller oynadığı belirtilmiştir. Siam ve Rahahleh (2010), KOBİ'lerin ülkelerindeki ekonomilerdeki rolünü, istihdam olanakları yaratma, işgücünü çalıştırma, ekonomik fazlalığı en üst düzeye çıkarma, milli gelirin katma değerini artırma, işsizlik sorunlarını sınırlama gibi büyük kapasiteye sahip olduklarını belirtmişlerdir. Al-Mahruq'a (2010) göre, KOBİ'ler tüm dünyada özel sektörün belkemiğini oluşturmaktadır ve faaliyet gösterdikleri ülkelerin sosyal hedeflerini yerine getirmek için katkıda bulunmaktadırlar. KOBİ'ler, rekabetin artması, hızla değişen piyasa talebine uyum yeteneği, teknolojik değişim ve bilgi, yenilikçilik ve yaratıcılıkla ilgili kapasite kısıtlamaları nedeniyle zorluklarla karşı karşıya. Bununla birlikte, birçok KOBİ için potansiyelleri, küçük ölçekleri ile ilgili faktörlerden dolayı genellikle tam olarak gerçekleşmemektedir. Bu faktörlerden başlıcaları şunlardır: kaynak yetersizliği (finans, teknoloji, vasıflı iş gücü, pazar erişimi ve pazar bilgisi); Ölçek ekonomisi ve kapsam eksikliği; büyük işletmelerle ilişkili olarak daha yüksek işlem maliyetleri; bilgi, bilgi birikimi ve iç ve dış piyasalardaki deneyim eksikliğine katkıda bulunabilecek şebeke eksikliği; küreselleşmenin ve ekonomik bütünleşmenin yol açtığı büyük çokuluslu işletmelerin pazar rekabeti. Genel olarak, ulaşımı daha küçük ve daha zor pazarların, ticaret aracıları aracılığıyla hizmet edilmesi daha olasıdır. Aracılar, nispeten daha küçük firmalar tarafından kullanılmaktadır ve bu şirketler kendi ihracat pazarına girmeyi zor bulmaktadır. Ayrıca, aracı ihracat payları ile daha küçük ve daha yüksek ticaret maliyeti olan pazarlar arasında güçlü bir ilişki vardır.

KOBİTicaretTicari ilişkiler+2
Sara Ishaq Mohammad Alkaloutı
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki futbol taraftarlarının sanal zorbalık davranışları: Fanatizm, karanlık kişilik özellikleri ve demografik faktörlerin rolü

Bu çalışma, Türkiye'deki futbol taraftarlarının sanal zorbalık davranışlarını, fanatizmi ve bu durumları etkileyen karanlık kişilik özellikleri ve demografik faktörleri incelemektedir. 152 katılımcının verilerinin analizlerde medeni durumun sanal zorbalıkta ve fanatizmde belirgin bir faktör olduğu bulunmuştur. Maç izleme biçimi, taraftar derneği üyeliği, sosyal medya kullanımı ve amatör maçları izleme sanal zorbalık düzeylerinde anlamlı değişikliklere yol açmaktadır. Sanal zorbalık, fanatizm ve karanlık kişilik özelliklerinin pozitif bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Fanatizmin şiddet boyutu ve psikopati, sanal zorbalığın en güçlü belirleyicileri olarak ortaya çıkmıştır. Regresyon analizleri, sosyal medya kullanım amacı ve amatör maçları izlemenin sanal zorbalığı %9.3 oranında, fanatizmi ve karanlık kişilik özelliklerinin ise %9.1 oranında açıkladığını göstermiştir. Ayrıca, fanatizm ve karanlık kişilik özellikleri toplam boyutları %33,1 şiddet bove psikopati, sanal zorbalığı %48.2'sini açıklamıştır. Bu bulgular, futbol taraftarları arasında sanal zorbalığı önleme ve fanatik davranışları yönetme stratejilerinin geliştirilmesi için önemlidir.

DemografiDemografik özelliklerFanatizm+6
Mehmet Berk Öztürk
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın tüketici satın alma kararı üzerine etkisi

Elektronik ağızdan ağıza pazarlama, internetin ve sosyal medyanın insan hayatının bir parçası olmasıyla birlikte tüketicilerin satın alma kararlarında daha çok etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacı elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın tüketici satın alma kararına etkilerini incelemektir. Çalışmada odak grup görüşmesi yöntemi kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlar, tüketicilerin satın alma kararı vermeden önce sosyal medya kullanıcılarının yorumlarını okuduğunu, yani elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın belirleyici olduğunu göstermektedir. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, bilgi kirliliği ve güven gibi risklere karşın elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın tüketici satın alma kararı ile doğru orantılı bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar 18-24 yaş arasındaki 9 katılımcının verdiği yanıtlarla sınırlıdır.

Ağızdan ağıza pazarlamaElektronik ağızdan ağıza iletişimPazarlama+2
Çağla İşcibaşı
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal dünyalar oluşturmak için bir tasarım rehberi denemesi

Bu çalışma günümüzde var olan dört sanal evren üzerinden, gelecekte yapılacak olan sanal evrenler için mekânsal, oyunsal ve sosyal olarak bir tasarım rehberi oluşturmayı amaçlamıştır. Burada ele alınan dört sanal evren; Roblox, Rec Room, Second Life ve IMVU otoetnografi kullanılarak, oluşturulmuş olan dünyalar keşfedilmiş, kullanıcıları gözlemlenerek incelenmiştir. Metaverse'ün ortaya çıkışı ve gelişimi, günlük hayatın içerisine sosyal ve ekonomik olarak nasıl yayıldığı ve oluşturulan tasarımların bundan nasıl etkilendiği tartışılmıştır. Tezde oyun ve mimari tasarım prensipleri, simülasyon bir dünyanın oluşturulması için yardımcı temel teknolojilerle birlikte kullanılarak bu dünyaların oluşumu için faydalarını tartışır. Mekan tasarımı ve dijital oyunların oluşturulma prensiplerinin, tasarımcıdan kullanıcıya kadar oluşumu, bu sanal evrenlerin oluşturulmasıyla nasıl ilişkilendiği ele alınmıştır. Tez, kullanıcının sadece oyuncu olması ve oyuncunun tasarımcı olarak nasıl bu dünyaların içinde var olduğunu ve bu kavramların değişen teknolojiyle nasıl değiştiğini irdelemiştir.

Mekan tasarımıMetaverseOyun tasarımı+4
İrem Asena Güney Aslan
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital reklamda davranışsal hedeflemenin tüketicideki reklamdan kaçınma davranışına etkisi

Bu çalışmada çevrimiçi davranışsal reklamın tüketicide oluşturduğu izlenimler odak grup çalışması ışığında ortaya koyulmuştur. Dijital reklam, davranışsal hedefleme, reklamdan kaçınma konularıyla birlikte ele alınmıştır. Ayrıca programatik reklamın bileşenleri yapılan derinlemesine görüşmelerle detaylandırılmıştır. Davranışsal hedeflemenin tüketicideki reklamdan kaçınma davranışına etkisi şu kategorilerle açıklanmıştır: Çevrimiçi davranışsal reklamcılık ve tüketici ilişkisi, tüketicinin çerez ayarları hakkındaki fikirleri, tüketicinin gönüllü bilgi paylaşımı hakkındaki fikirleri, tüketicinin ÇDR'ye maruz kaldığı platformlar ile ilişkisi, ÇDR'nin reklamdan kaçınma davranışına etkisi ve Adblocker kullanıcılığı, ÇDR'nin ve promosyonların satın alma eğilimine etkisi.

Davranışsal hedeflemeReklamdan kaçınmaReklamlar+7
Tuba Tuğçe Özşen Şimşek
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Inside, Little Nightmares, Virginia oyunlarında sessiz sinemadaki mekansal anlatım metotlarının etkisi

Bu araştırma, sessiz sinema ve diyalogsuz oyunların geleneksel sözlü anlatı yöntemlerinden farklı bir şekilde anlatıyı mekan üzerinden nasıl ilettiğini incelemektedir. Sessiz sinemada kullanılan mekân tasarımının diyalogsuz oyunları nasıl etkilediğini ele almaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde, mekân, sinemada mekân ve video oyunlarındaki çevre tasarımının temelleri araştırılmıştır. Bu temel, mekânın anlatı içindeki rolü, atmosfer yaratma ve duygusal etkileşimdeki işlevi gibi unsurları kapsamaktadır. İkinci bölümde, dijital video oyunları seçilerek, bu oyunların görsel anlatım metotları, mekân kullanımı, ilk bölümde belirlenen metot ve çıkarımlar üzerinden yakın okuma tekniğiyle analiz edilmiştir. Bu analiz, sessiz sinemadan alınan öğelerin diyalogsuz oyunlardaki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Son bölümde ise, araştırmanın genel bulguları ve elde edilen sonuçlar özetlenerek, sessiz sinema ile diyalogsuz oyunların mekânsal anlatı stratejileri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Anlatı, Sessiz Sinema, Diyalogsuz Video Oyunları

Gülten Yüzükırmızı
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireyleri sürdürülebilir tüketime motive eden unsurlara yönelik nitel bir araştırma

Sanayi Devriminden günümüze uzanan süreçte doğal kaynakların aşırı ve bilinçsiz kullanımının yanında çevre korumacılığını dikkate almayan üretim-tüketim döngülerinin de tehtidi altıda olan "sürdürülebilirlik"; "güncel gereksinimlerin, gelecek kuşakların çıkarlarını gözeten bir yaklaşımla karşılanması" olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada, satın alma tercihleri ve tüketim alışkanlıkları ile sürdürülebilirliği büyük ölçüde etkileme potansiyeline sahip oldukları bilinen tüketicilerin, genel olarak sürdürülebilirlik algılarını ortaya çıkartmanın yanı sıra, "sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını" edinim ve sürdürmeleri üzerinde etkili olan ana motivasyon unsurlarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada "kalitatif araştırma teknikleri" kapsamında yarı yapılandırılmışgörüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, "nitel" çalışma olduğu için, örneklemdeki bireyler ile yapılan mülakatlarda katılımcılara "açık uçlu sorular" yöneltilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul şehrindeki tüketicilerdir. Örneklem olarak seçilen 18 üstü 17 kişi ile yapılan "yarı yapılandırılmış mülakatlarla" bireyleri sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarına motive eden unsurların ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, katılımcıların sorulara verdikleri yanıtlar "içerik analizi" yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu yöntem; açık kodlama, kodlardan kategoriler oluşturma ve vi temaları özetlemeyi içermektedir. İçerik analizi sürecin de "MAXQDA 2020" paket programından yararlanılmıştır. Mülakat dökümlerinin analizine göre; katılımcıların sürdürülebilirlik algıları büyük oranda "doğa korumacılığı" ve "gelecek nesillere faydalanabilecekleri doğal kaynaklar bırakmak" temaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Katılımcılar, büyük bir çoğunlukla, sürdürülebilirliği önemsediklerini ve bunun doğal kaynakların ölçülü ve çevreye kalıcı zarar vermeden kullanılması ile mümkün olduğuna vurgu yapmışlardır. Katılımcıların çoğu, kendilerini genel anlamda sürdürülebilir bir tüketici olarak değerlendirirken, kendilerini sürdürülebilir davranışlara iten temel unsurlar olarak, "çevre korumacılığı" ve "ekosistemin içinde yer alan diğer bileşenlerin haklarına saygı" temalarına vurgu yapmışlardır. Gıda bağlamında sürdürülebilirliğin önemi büyük oranda vurgulanırken, bu türden ürünler bulmanın temin zorluğuna ve yüksek maliyetine dikkat çekilmiştir. Sürdürülebilirliğin önemine en fazla vurgu yapılan alan, temizlik malzemeleri konusu olurken, "kişisel bakım ve kozmetik malzemeleri alanı da sıklıkla vurgulanmıştır. Ayrıca her iki alanda da sürdürülebilir ürün bulmanın zorluğuna dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak; görüşmeciler sürdürülebilirliğin önemini büyük ölçüde kabul ve teyid etmekle birlikte, bu konuda sonuç almak için, bireysel çabalar kadar, politika yapıcıların katkılarının da gerekliliği tespit edilmiştir.

Yaşar Hüseyin Şan
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gösteri toplumu ve sosyal medyanın etkisinde muhafazakâr Türk kadınının kimlik arayışı ve değer algısı

Bu çalışma gösteri toplumu ve sosyal medya etkisi altındaki muhafazakâr Türk kadının kimlik arayışını ve değer algısını incelemeyi amaçlamaktadır. Toplumların yapılarını değiştiren birçok teknolojik gelişme aynı zamanda bireylerin kimlik ve değer yargılarını derinden etkilemiştir. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması ve insanların günlük yaşam alışkanlıklarını dijitale taşıması, muhafazakâr kadınların toplumsal kimlik ve değer algılarında önemli dönüşümlere yol açmıştır. Muhafazakarlık kavramı, mevcut toplumsal değerleri ve normları koruma odaklı bir tepki hareketi olarak ortaya çıkmış olsa da modernleşme ve dijitalleşme süreçleri muhafazakarlığın anlamını ve uygulama biçimlerini değiştirmiştir. Geleneksel anlamda muhafazakâr kadın imajı ekseriyetle içine kapanık bir perspektif çizerken sosyal medya platformlarında kadınların perspektifleri değişmiş ve daha belirgin kimlik arayışlarını bu platformlar aracılığıyla göstermeye başlamışlardır. Bu tez kapsamında sosyal medya platformlarından elde edilen 21 görsel/video Roland Barthes'ın göstergebilimsel yöntemiyle 8 konu başlığı altında incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre geleneksel muhafazakarlık ile modern yaşam tarzı arasında estetik ve ideolojik bir sentez oluşturma çabalarının olduğu görülmektedir. Başörtü gibi dini semboller modern tüketim kültürü ve sosyal medya estetiğiyle harmanlanarak bir kimlik performansına dönüştürülmüştür. Özellikle sosyal medya platformları bireylerin görünürlük arayışlarını artırarak mahremiyet algısını zayıflatmıştır. Bu süreç muhafazakâr kadınların dini ve geleneksel değerlerini yeniden değerlendirmelerine yol açarken kimlik krizine de sebep olmuştur Araştırmanın diğer önemli bir bulgusu da gösteri toplumunun ve sosyal medyanın etkisi altındaki muhafazakâr kadınların değer algılarının bozulması ile birlikte kimlik bunalımına sürüklenmektedir. Bu durum muhafazakâr Türk kadınını yeni bir kimlik arayışına yöneltmektedir. Bu yönelme, muhafazakâr kadınların kimlik arayışı ve değer algılarında bir "kimlik göçü" yaşadığını ve bu göçün muhafazakârlıkla seküler anlayış arasında bir çatışmaya yol açtığını göstermektedir. Muhafazakâr kadınların, dijital kimlik performanslarını ve toplumsal dönüşüm süreçlerini daha derinlemesine anlamak için önemli bilgiler sunarak, kapsamlı bir perspektifle bu alandaki literatüre yenilikçi bir katkı sağlayabilir.

Sibel Yardım
Malatya Turgut Özal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Reklamda ideoloji çözümlemesi

DOKTORA TEZ OZU REKLAMDA İDEOLOJİ ÇÖZÜMLEMESİ Banu DAĞTAŞ İletişim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ocak 1999 Danışman: Prof. Dr. Ali Atıf BİR Bu çalışmada metin analizi yöntemi kullanılarak, yazılı basın reklamlarında ideoloji ve değer çözümlemesi amaçlanmıştır. Çalışmanın problemi Türk Toplumu'nun tüketim toplumu özelliklen göstermeye başladığı 1980'Ii ve 1990'lı yıllarda; hangi ideolojilerin ve değerlerin gazete reklamlarına yansıdığının çözümlenmesidir. Reklam metinlerinin format özelliklerinin tespit edilmesi ve analistin metinleri çözümleme sırasındaki üretim sürecinin tartışılması da bu çalışmanın problemi kapsamındadır. Çalışmanın yöntemi semiyolojik analizdir. Çalışmanın 1. Bölümünde medya ürünlerini metin olarak inceleyen İngiliz Kültürel Çalışmaları ve bu çalışmaların ideolojiyi ele alışları incelenmiştir. Çalışmanın 2. bölümünde semiyolojik analizin temelini oluşturan kuramcılar; Saussure, Levi-Strauss ve Barthes incelenmiştir. Çalışmanın 3. Bölümünde tüketim toplumu olgusu, tüketim toplumunda reklamın değişen rolü; ideolojiler, mitler ve değerlerle olan etkileşimi incelenmiştir. Çalışmanın 4. Bölümünde 1 Temmuz-31 Aralık 1987 ve 1 Temmuz-31 Aralık 1997 tarihleri arasında, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde yayınlanan, bankacılık ve otomobil sektörüne ait reklam metinleri, semiyolojik analiz ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre; 1997 yılına ait reklammetinlerinde tüketim toplumu ideolojisinin ve değerlerinin, toplumda değişen diğer ideolojilerin ve değerlerin reklam metinlerine yansıdığı görülmektedir. 1987 yılına ait reklam metinlerinin ürün ve hizmet tanıtan rasyonel formatlara, 1997 yılına ait reklam metinlerinin ise imaj değerleri, yaşam tarzı sunumları ve duyguların ağır bastığı metinler olduğu tespit edilmiştir. Bu tespite bağlı olarak; 1997 yılına ait reklam metinlerinde görsel metinlerin yazılı metinlere baskın olduğu görülmüştür. Reklam formatlarındaki bu değişiklik; Türk Toplumu'nun tüketim toplumu haline gelmesi ve buna bağlı olarak reklam sektörünün gelişmesi ile, ideolojilerin ve değerlerin reklam metinlerine yansıması ise medya ürünlerinin boşlukta bulunmayan, ideolojik ve kültürel metinler olarak okunması gerektiği yargısı ile açıklanmıştır. Analistin yaptığı çözümlemeler, İngiliz Kültürel Çalışmaları' ndan. Stuart Hall'un çoklu okuma kavramına örnek oluşturmaktadır. Bu çalışmada da izleyici/tüketicilerin medya metinleri karşısında tümüyle edilgen olmadığı, ancak etken olmasının da; en başta eğitim düzeyi olmak üzere yaş, cinsiyet, ırk, din, sınıf gibi bazı belirleyicileri olduğu kabul edilmiştir. Farklı bir çalışma ile, akademik olmayan izleyici/tüketicilerin medya metinleri karşısındaki çoklu okuma pratikleri incelenerek alandaki çalışmalara katkı sağlanabilir. m

BasınGazetelerGazeteler+4
Banu Dağtaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşmeye uyum sürecinde Türk basınının yurttaşlık haklarına yaklaşımı

ÖZET "Küreselleşmeye Uyum Sürecinde Türk Basınının Yurttaşlık Haklarına Yaklaşımı" başlıklı bu çalışma, Türk basınının güncel bir örnek olaydan yola çıkarak "yurttaşlık hakları"na ilişkin irdelemelerini konu almakta ve başlıca dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, "yurttaşlık" kavramının temelini teşkil eden sivil toplumun tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde sivil toplum açılımları bağlamında, "yurttaşlık haklan" ile "yazılı basın" arasındaki ilişki özetlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, yazılı basın-yurttaşlık hakları ilişkisinin Osmanlı'nın son döneminden günümüz Cumhuriyet Türkiye'sine uzanan süreçteki gelişimi ele alınmıştır. Son bölümde de, "Refahyol Koalisyonu"nun kurulması ve güvenoyu alması sürecini kapsayan bir aylık dönemdeki gelişmelere ilişkin olarak, birbirinden farklı dünya görüşlerine sahip üç gazetenin - Hürriyet, Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinin - yurttaşlık hakları açısından yaklaşımlarına yer verilmiştir. Bu araştırmanın sonucuna göre, 21. yüzyılın eşiğindeki Türk basınında, yurttaşlık haklarının savunulması ve geliştirilmesine ilişkin yaklaşımların yetersiz kaldığından söz etmek mümkündür. Bir başka deyişle, Türk basınının yurttaşlık hakları açısından, Batı'lı anlamda işlevsel olarak zayıf kaldığı söylenebilir.

BasınKüreselleşmeSivil toplum+4
Erdal Dağtaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir İstanbul Masalı televizyon dizisinin anlatı çizgesi

iiYÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜ?B R STANBUL MASALI? TELEV ZYON D Z S N N ANLATI Ç ZGESÇiğdem TAŞletişim Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Haziran 2006Danışman: Prof. Dr. Dursun GÖKDAĞAnlatılar insanoğlunun tarihsel-kültürel belleğiyle yaşıttır. Masallardan mitlerden bu yanaanlatılar hayatın temel taşlarındandır. Ele alınan anlatı ister bir dinsel öykü, ister halk masalı,ister reklam metni ya da televizyon dizisi olsun ortak bir yapısal özellik her birinde karşımızaçıkar.Bir anlatıyı okurken, izlerken her şeyden önce, anlattığı öyküye ilgi duyarız. Ancak öykününakıcı olabilmesi için okumamızı yönlendirecek bir takım seçimler yapılması gerekir. Olaylarhangi zamansal sırada anlatılmalıdır? Olayların meydana geldiği uzam nasıl sergilenmelidir?gibi…şte bu konuda karşımıza anlatıların nasıl yapılandığını göstermek için geliştirdiği ?anlatınınsözdizimi: dörtlü şema? kuramıyla Fransız göstergebilimci J.A. Greimas çıkar. Greimas tümmasalsı metinlerin ortak bir anlatı yapısı olduğunu ve bunun geliştirdiği ?Anlatı Çizgesi?yöntemiyle ortaya konabileceğini savunur.Anlatı çizgesi yöntemi; başlangıç, edinç, edim ve sonuç aşaması olmak üzere dört aşamadanoluşur. Başlangıç aşaması, genellikle bir eksikliğin ortaya çıkmasıyla anlatının başladığıaşamadır. Özne eksikliği gidermek için eyleme geçer ve anlatı başlar. Edinç aşaması, öznenineksikliği gidermek için gerekli yetileri kazandığı aşamadır. Öznenin edinç aşamasından başarıylageçerek hedefine ulaştığı üçüncü aşama, edim aşamasıdır. Öznenin hedefine ulaşaraködüllendirildiği ya da başarısızlığa uğrayarak cezalandırıldığı son aşama ise sonuç aşamasıdır.Bu çalışmada ?Bir stanbul Masalı? dizisi Greimas'ın ?Anlatı Çizgesi? yöntemiyleçözümlenmektedir. Araştırmanın amacı, ?Bir stanbul Masalı? dizi filminin, Greimas'ın anlatıçizgesindeki dört aşamalı süreci (başlangıç, edinç, edim ve bitiş durumu) yapısında barındırıpbarındırmadığının ortaya konmasıdır.Bu amaçla ?Bir stanbul Masalı? dizisinin ilk 40 bölümü ele alınarak yapılan çözümlemede ikianlatı çizgesine rastlanmıştır. lk anlatı çizgesi; öznenin , nesnesine ulaşma yolunda başarısızlığauğramasıyla sonuçlanır ve ikinci anlatı çizgesi başlar. kinci anlatı çizgesi ise öznenin hedefineulaşmasıyla başarıyla sonuçlanır. Böylece ? Bir stanbul Masalı? dizi filmi anlatı çizgesiningelişimi ve eyleyenlerin dönüşümü açısından başlangıç, edinç, edim ve sonuç aşamasına uygunbulunmuştur.

Çiğdem Taş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan aile içi iletişim biçimlerinin ergenlerin benlik saygısına etkisi ve bir uygulama örneği

Ergenlik bireyin kimliğini sorguladığı kendini bulmaya başladığı çok hassas birdönemdir. Bu dönemde ergen bireyler benliklerini oluştururken ailelerindeki iletişimbiçimlerinin etkisi altında kalmakta ve çeşitli sıkıntılarını az çok ailelerine deyansıtmaktadırlar. Bunun yanında ailedeki iletişim sıkıntılarının da kendilerine az çokyansıması kaçınılmazdır. Bu araştırmada son yıllarda geliştirilen Aile İçi İletişimTeorisi ışığında ele alınan dört farklı aile iletişim biçiminin ergenin benlik saygısınayani kendisinden memnuniyet derecesine ne derece etki ettiği tespit edilmiştir. Bu dörtfarklı iletişim biçimi Diyalog Odaklılık ve Uyumluluk Odaklılık adında iki farklıözelliğin iletişim biçimlerindeki dağılımına göre belirlenmektedir. Hoşgörülü Aile İçiİletişim Biçimi, Çoğulcu Aile İçi İletişim Biçimi, Otoriter Aile İçi İletişim Biçimi veDağınık Aile İçi İletişim Biçimi olarak sınıflandırılan bu 4 grup düşük, orta ve yüksekbenlik saygısı derecesine göre bir çalışma kümesine uygulanarak irdelenmiştir. Yapılanpuanlamalar Ki Kare Testi (Chi Square Test) yardımıyla sınıflandırılmış ve ergenlerinaile içi iletişiminin ?çoğulcu? yapıdan ?dağınık? yapıya değiştiği tespit edilmiştir. Dahaçoğulcu ailelerde yaşayan ergenler daha fazla yüksek benlik saygı düzeyine sahiptir.Yapılan bu çalışmanın hem bu alanda çalışan iletişim uzmanlarına hem de kişiselgelişim birimlerine katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Ergenlik dönemindekisorunlara ilişkin yapılan araştırmalar, ergen bireyin yaşadığı çelişkilerin çözümününsağlıklı olması halinde bunun ileriki yaşamına da o kadar sağlıklı aksettiğinigöstermektedir.

Ferihan Özmen
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Intranetin örgütsel iletişime etkileri ve intranetin alt sistemi olarak Datashare Teknoloji Ltd.Şti. uygulaması

1990'lı yıllar küreselleşme ve özellikle bilişim teknolojilerinde yaşanan büyük gelişmelerlehızlı ve zorunlu bir değişim sürecinin yaşanmasına sahne olmuştur. Bu dönem içerisindeçalışanlar yönetiminde yeni yönelimler ve arayışlar içine girmişlerdir. Ancak bu arayış veyönelimler tüm zamanlardakinden daha radikal ve uygulama yönünden de daha etkin,kapsamlı ve daha hızlı yayılan küresel bir düşünce olmuştur. Bugün artık insan kaynaklarıişlerinin elektronik ortama taşındığını ve insan kaynakları uygulamalarının da Web üzerindenyapıldığını görmekteyiz. Bu durum karşısında insan kaynakları yöneticileri ev ya da iş yerindeçalışma durumlarına göre organizasyon yapılarını gözden geçirerek entegrasyonun sağlanmasıüzerinde yoğun çaba harcamak durumundadırlar.Örgütsel iletişimde etkinliği artırmada intranetin çok büyük rolü vardır. ntranet ile, bilgi akışıson derece hızlı hale gelmekte ve her an güncel bilgiye ulaşma olanağı sağlanmaktadır.Formal ve informal iletişimde intranetle gerçekleştirilmektedir. Intranet ile zamandan vemaliyetten tasarruf sağlanmakta, çalışanlar arasında bilgi ve işbirliği paylaşımı artmakta, dahaiyi koordinasyon sağlanmakta, uzmanlık paylaşılmakta, çalışanların yaratıcılığı gelişmekte, işyerinde yaşam kalitesini arttırmakta, daha verimli ve güvenilir bilgiye ulaşılmakta, sonuçtadaha iyi bir iletişim sağlanmakta bu da işletmelerde etkinliği ve verimliliği arttırmaktadır.Bu çalışmanın, birinci bölümünde iletişimin genel tanımı verilerek, iletişim süreci vefonksiyonları açıklanmıştır. kinci bölümde, örgütsel iletişimin tanımı verilmiş ve örgütseliletişim üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde intranet ve örgütsel iletişimde intranetinkullanımı, yararları ve sınırlılıkları anlatılmıştır. Dördüncü bölümde ise, Datashare TeknolojiLtd.Şti.'deki intranet uygulamaları örgütsel iletişim açısından incelenmiştir.

Nesrin Kartan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı örgüt kültürleri ve örgütsel iletişim ilişkisi: Bir uygulama

YÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜFARKLI ÖRGÜT KÜLTÜRLER VE ÖRGÜTSEL LET Ş M L ŞK S :B R UYGULAMA ÖRNEĞAycan Sarakletişim Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan 2007Danışman: Yard. Doç. Dr. Hasan ÇalışkanBu çalışmanın amacı farklı örgüt kültürleri ve örgütsel iletişim arasındaki ilişkinin ortayakonulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda da farklı örgüt kültürüne sahip olan kurumlar; örgütseliletişimde kullanılan kanallar ve araçlar, iletişimi olumsuz yönde etkileyen faktörler veörgütsel iletişim düzeyleri açısından karşılaştırılmıştır.Bu araştırmada ilk olarak Anadolu Üniversitesi'ne bağlı olan fakülte ve yüksekokulların örgütkültürü tipini belirlemek için öğretim elemanlarına ?örgüt kültürü? ölçeği uygulanarak mevcutdurum saptanmaya çalışılmıştır.Bu görüşlerin değerlendirilmesinin sonucunda, EdebiyatFakültesi ve Fen Fakültesi farklı örgüt kültürlerine sahip iki kurum olarak belirlenmiştir. Busonuç doğrultusunda, Edebiyat ve Fen Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarınınfakültelerindeki iletişim sistemine ilişkin görüşleri, ?kurumsal iletişim? ölçeği kullanılarakdeğerlendirilmiştir. Daha sonra iki fakülteye ait bulgular karşılaştırılarak farklı örgüt kültürlerive örgütsel iletişim ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır.Araştırmayla elde edilen sonuçlara göre, farklı kurum kültürlerine sahip olan EdebiyatFakültesi ve Fen Fakültesi, örgütsel iletişim açısından değerlendirildiğinde; açık ve yalıniletişim boyutu ve yönetim ile iletişim boyutu konularında benzerlik göstermektedir. Öteyandan, bu iki kurumun iletişim kanalları, araçları, iletişim akışını olumsuz yönde etkileyenfaktörler, bireylerarası iletişim, bölümler arası iletişim, biçimsel iletişim, biçimsel olmayaniletişim ve aidiyet boyutlarında birbirlerinden farklı oldukları ve dolayısıyla sahip olduklarıkültürün, kurum içinde işleyen iletişim sistemini etkilediği belirlenmiştir

Aycan Sarak
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumlarda öfke ifade biçiminin örgütsel iletişim kalitesine etkisinin değerlendirilmesi ve Eskişehir Çevik Kuvvet Şube Müdürlügü'nde bir uygulama örneği

Bu arastırmada, Eskisehir Emniyet Müdürlügü Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü'ndegörevli olan polis memurlarının öfke ifade biçimlerini belirlemek amaçlanmıstır.Arastırmanın veri grubu 2007 yılında Eskisehir Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü'ndegörev yapan polis memurlarının 50 tanesinden olusmustur. Arastırmada polis memurlarınınöfke ifade biçimlerinin belirlemesi anket formu ile toplanmıstır.Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 10 for Windows paket programı yardımıylayapılmıstır. Çalısanların öfke duygusu ve ifadelerini ölçmek için Spielberg (1988) tarafındangelistirilen güvenlik ve geçerlik çalısmaları Özer (1994) tarafından yapılan ?Sürekli Öfke veÖfke Tarz Ölçegi? uygulanmıstır. Ölçek 34 maddeden olusmaktadır. Tüm istatistikselçözümlemeler için önemlilik düzeyi .05 olarak alınmıstır.Bulgular incelendiginde; Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü polis memurlarının%32'sinin çabuk parladıgı, %22'sinin kızgın mizaçlı oldugu, %16'sının öfkesi burnunda birinsan oldugu, %24'ünün öfkelenince kontrolünü kaybettigi, %20'sinin öfkelendiginde agzınageleni söyledigi, %16'sının engellendiginde içinden birilerine vurmak hissinin geldigi tesbitedilmistir. Sorulara verilen cevaplar durumluk öfke tipini ifade etmekte olup, bu durumkurum için olumlu bir gelismedir.Polis memurlarının %50'sinin baskalarının hataları yaptıgı isi yavaslatınca kızdıkları,%52'sinin yaptıgı iyi bir isten sonra takdir edilmemeleriyle canlarının sıkıldıgı, %52'sininbaskalarının önünde elestirilmekle çok hiddetlendigi, %56'sının yaptıgı iyi bir is kötüdegerlendirildiginde çılgına döndügü tesbit edilmistir. Sorulara verilen cevaplar sürekli öfketipini ifade etmekte olup, bu durum kurum için olumlu olmasa da genel olarak polismemurlarının ilk 10 soruya verdikleri cevaplar olumludur.Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü polis memurlarının %46'sının baskalarına karsı sabırlıoldukları, %40'ının öfkesini kontrol ettigi, %38'inin sogukkanlılıgını korudugu, %26'sınınöfkesi kontrolden çıktıgında kendini durdurabildigi, %30'unun çogu kimseye oranla çabuksakinlestigi, %30'unun hosgörülü ve anlayıslı olmaya çalıstıgı tesbit edilmistir. Bu durumkurum için olumsuz bir gelismedir.Sube'de çalısan polis memurlarının %60'ının davranıslarını kontrol edebildigi,%56'sının kızgınlık duygularını kontrol ettigi tesbit edilmistir. Bu durum kurum için olumlubir gelismedir. Polis memurlarının kontrol edilen öfkeyi ölçmeye yönelik sorulara verdiklericevaplar sürekli öfke tipini ifade etmekte olup, bu sonuç sürekli öfke tipinin baslangıçdurumunda oldugundan kurum için çok önemli bir sorun teskil etmemektedir.Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü polis memurlarının %16'sının kızgınlıgını gösterdigi,%34'ünün baskalarına igneli sözler söyledigi, %18'inin baskalarıyla tartıstıgı, %22'sininkendisini çileden çıkaran her ne ise saldırdıgı, %16'sının kötü seyler söyledigi, %20'sininkendisini sinirlendirene ne hissettigini söyledigi tesbit edilmistir. Bu kurum için olumlu birgelismedir.Sube'de çalısan polis memurlarının %54'ünün kapıları çarpmak gibi seyler yaptıgı,%54'ünün sinirlerine hakim olamadıgı tesbit edilmis olup, bu durum kurum için olumsuz birgelismedir.Polis memurlarının kızgınlıgımı gösteririm, baskalarıyla tartısırım, beni çiledençıkaran her ne ise saldırırım, kötü seyler söylerim, beni sinirlendirene ne hissettigimisöylerim, sorularına verdikleri cevaplar durumluk öfke tipini; baskalarına igneli sözlersöylerim, kapıları çarpmak gibi seyler yaparım, sinirlerime hakim olamam, sorularınaverdikleri cevaplar sürekli öfke tipini ifade etmektedir. Bu sonuç sürekli öfke tipinin baslangıçdurumunda oldugundan kurum için çok önemli bir sorun teskil etmemektedir. Genel olaraksonuçlar degerlendirildiginde; polis memurlarının dısa vurulan öfkeyi ölçmeye yöneliksorulara verdikleri cevaplar olumludur.Çevik Kuvvet Sube Müdürlügü polis memurlarının %14'ünün insanlardan uzakdurdugu, %48'inin içinde kimseye söyleyemedigi kinler besledigi, %24'ünün gizliden gizliyeinsanları epeyce elestirdigi, %34'ünün belli ettiginden daha öfkeli oldugu tesbit edilmistir. Budurum kurum için olumlu bir gelismedir.Sube'de çalısan polis memurlarının %48'inin öfkesini içine attıgı, %52'sininsomurttugu ya da surat astıgı, %66'sının için için köpürdügü ama gösteremedigi, %56'sınıniçinden insanların fark ettiginden daha öfkeli oldukları tesbit edilmistir. Bu durum kurum içinolumsuz bir gelismedir.Polis memurlarının insanlardan uzak dururum, gizliden gizliye insanları epeyceelestiririm, sorularına verdikleri cevaplar durumluk öfke tipini; öfkemi içime atarım, somurturya da surat asarım, için için köpürürüm ama göstermem, içimde kimseye söyleyemedigimkinler beslerim, belli ettigimden daha öfkeliyimdir, içimden insanların fark ettiginden dahaöfkeliyimdir, sorularına verdikleri cevaplar sürekli öfke tipini ifade etmekte olup bu sonuçsürekli öfke tipinin baslangıç boyutunda oldugundan kurum için çok önemli bir sorun teskiletmemektedir. Genel olarak sonuçlar degerlendirildiginde; polis memurlarının bastırılmısöfkeyi ölçmeye yönelik sorulara verdikleri cevaplar olumludur.Elde edilen veriler sonucunda çalısanların öfkelerini farklı yollarla ifade ettikleribulunmustur.

Ali Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir h tipi kapalı ceza infaz kurumundaki hükümlülerin benlik saygıları ve iletişim becerileri

Bu ar~1:Jrmada Eski~ebirH Tipi Kapah Ceza infaz Kurumundaki hiikiimliilerin benlik saygISI diizeyleri ve ileti~im becerileriyle ceza infaz kurumunda kalIna sfuesi ve ceza infaz kurumuna girme slkhgl asasmdan farkhhk gosterip gosterrnedigi incelenmi~tir. Bu amayla ar~tJrrna Agustos 2006'da Eski~ebir H Tipi Kapah Ceza infaz Kurumunda kaiinakta olan 152 hiikiimliiniin tiimii iizerinde geryekle~tirilmi~ ve 136 hiikiimliiden knIlarnlabilir veri elde edilmi~tir .Hiikiimliilerin Benlik sayglsl diizeyine ili~kin veriler, "Rosenberg Benlik SaygISI Olyegi" ile, hiikiimliilerin ileti~im becerilerini algIlamalarma ili~kin veriler de " ileti~im Becerilerini Degerlendirrne Olyegi" ile toplanrm~tJr. Aynca hiikiimliilerin ya~, ogrenim durumu, i~ledikleri sUya ili~kin bilgiler ve cezaevine giri~ sikliklan, cezaevinde kaldiklan sfue ile ilgili bilgileri ortaya koyacak "Ki~isel Bilgi Forrnu" uygulanrm~tJr. Ar~tlrrnada, verilerin analizinde degi~kenler arasmda fark olup olmadlgJm ve anlarnlilik diizeyini test etmek amaclyla degi~kenlerin ozelliklerine gore t testi ve tek yonlii varyans analizi, degi~kenler arasrndaki etkile~irni belirlemek iyin Fisher LSD izleme testi knIlamhru~tJr. istatistiksel yoziirnlemeler iyin onenililik diizeyi .05 olarak al1UIDl~tJr. Ar~tJrrnadan elde edilen sonuylara gore; hiikiimliiler ileti~im becerilerini ve benlik saygIlanm algilamalan yiiksek diizeyde bulunmu~tJrr. Cezaevine girme slkllgma gore psikosomatik belirtiler gosterrne, ki~iler arasl ili~kilerde tehdit hissetme, anne-baba ilgisi ve psi~ik izolasyon aylSlndan farklilik gosterrnektedir. Bu alt olyeklerde cezaevine iii iki ve daha fazla girenlerde olumsuz ozellikler anlamh derecede yiiksek bulunmu~tur. Uzun siire kurumda kalrm~ olanlar da baba ilgisini anlamh diizeyde d~iilc algJlamaktadrrlar. Bununla birlikte cezaevine giri~ slklIgI ve cezaevinde kalma siirelerine gore algtlanan ileti~im becerileri ve benlik saygtsl diizeylerinin anlarn11 diizeyde farkhhk gostermedigi goIiilm~tiir.

Ebru Topsakal
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel iletişim sürecinde yöneticilerin duygusal zeka yeterlilikleri

Bu çalısmanın genel amacı, yöneticilerin sahip oldukları duygusal zekâ yeterliliklerininörgütsel iletisim sürecine bakıslarında; çalısanlarla ve diger yöneticilerle iletisimlerinde neölçüde etkili olduguna yönelik genel durumu belirleyerek, ortaya çıkan sonuçlardogrultusunda öneriler gelistirmektir. Bu amaca yönelik olarak, yöneticilerin örgütlerindekiiletisim sürecine iliskin görüsleri, yöneticilerin duygusal zekâ yeterliliklerine iliskinkendilerinin ve çalısma arkadaslarının degerlendirmeleri ile tüm bu unsurlar arasındakiiliskilere iliskin görüsleri arastırmada ele alınmaktadır.Bu dogrultuda yöneticilerin duygusal zekâ yeterlilikleri ve bu yeterliliklerin örgütteki iletisimine derece etkin kıldıgına yönelik mevcut durumu degerlendirmek için bu betimsel çalısma,merkezi İzmir'de bulunan Yasar Holding bünyesindeki kâgıt, gıda ve tarımsal üretimsirketlerinde yönetim kademesindeki üst ve orta kademe yöneticilerin katılımıylagerçeklestirilmistir.Arastırmada katılımcılara 3 ayrı bölümden olusan bir anket uygulanmıstır. ilk bölüm anketicevaplandıran kisinin bireysel bilgilerini, ikinci bölüm degerlendirilen kisi ile ilgili özbilinç,özyönetim, sosyal bilinç ve iliski yönetimi altında yer alan duygusal zekâ yeterliliklerini,üçüncü bölüm ise anketi cevaplandıran kisinin baglı bulundugu örgütteki iletisimidegerlendirdigi örgütsel iletisimle ilgili sorulardan olusmaktadır.Arastırmada katılımcılara uygulanan anket, uygulanıs sekli geregi, katılımcıların birbirlerinitanımaları ve birlikte çalısıyor olmaları gerekliligini ortaya koymaktadır. Duygusalyeterlilikleri degerlendirilen yöneticinin birlikte çalıstıgı es kademedeki yöneticilerin vealtında konumlanan yöneticilerin görüslerinin birlikte degerlendirilmesi esas oldugundan,arastırmaya katılacak yöneticiler örgüt semasından nsan Kaynakları Bölümü yöneticileri ileberaber bu ölçütler dogrultusunda seçilmistir.Arastırmada elde edilen veriler örgüt içersindeki iletisim sürecinde yöneticilerin duygusalzekâ yeterliliklerinin etkin rol oynadıklarını göstermektedir. Bu dogrultuda tüm örgütlerdeyöneticilerin ve çalısanların duygusal zekâ yeterliliklerini gelistirme adına yeni politikalar veegitim programlarının olusturulmasının faydalı olacagı görülmektedir. Bu asamada duygusalzekâ ile ilgili en önemli nokta, duygusal zekâ yeterliliklerinin kalıtsal bir yapıda olmayıp,ögrenilerek gelistirilebilir oldugudur. Bu sebeple duygusal zekâ yetkinliklerine dair eksikliginsaptanıp, bu yolda bireyi gelistirme etkinliklerinin örgütsel iletisim süreci içersinde elealınması örgüt açısından gerekli görülmektedir.

DuyguDuygusal zekaEmpati+3
Yavuz Tuna
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yöneticilerin kullandığı etki taktikleri ve kurum kültürü: Uygulama ve yönetimsel etkileme için model önerisi

Bu araştırmanın genel amacı yukarıdan aşağı doğru iletişimde, kurum kültürü ile yöneticilerin kullandığı etki taktikleri arasındaki ilişkiyi bulmak ve etki taktiklerinin kullanım sıklığını belirlemektedir. Bu amaç doğrultusunda; Fortis çalışanları ve yöneticilerinden oluşan örneklem dahilinde etki taktiklerinin kullanım sıklığı, kurum kültürü, yönetici kişiliği ve çalışanların demografik değişkenleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma modeli olarak genel tarama modelinden ilişkisel tarama modeli seçilmiştir. Bu model çerçevesinde seçilen çalışma kümesindeki kurum kültürüne, yöneticilerin kişiliklerine ve etki taktiklerinin kullanım sıklığına ilişkin var olan durum saptamıştır. Bu saptamaların sonucunda etki taktikleri, farklı kurum kültürleri ve yönetici kişiliğinin birbirleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir.Etki taktiklerini kullanım sıklığının ölçümü için Yukl tarafından geliştirilen etkileme davranışı soru formu kullanılmıştır. Kurum kültürünün ölçümü için Quinn tarafından geliştirilen rekabetçi değerler modeli temel alınmıştır. Kişilik ölçümünde ise kişiliğin beş faktör modeli kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda yönetici kişiliği ile yöneticilerin kullandığı etki taktikleri arasında sınırlı ilişkiler bulunmuştur. Kurum kültürü ile etki taktiklerini kullanım sıklığı arasında belirgin ilişkiler bulunmaktadır. Çalışanların demografik değişkenleri ile etki taktiklerinin kullanım sıklığı incelendiğinde ise çalışanın iş tecrübesi önemli bir değişken olarak öne çıkmaktadır.Bu çalışmada, kurum kültürünün etki taktiklerinin seçimine etkisi yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Test sonuçlarına göre kurum kültürünün etki taktilerinin seçimine orta düzeyde bir etkisinin olduğu bulunmuştur.Ayrıca bu çalışmanın sonuçları ve literatürdeki çalışmaların bulgularından hareketle yönetimsel etkileme için bir model önerisi ortaya konulmuştur.

Nevzat Bilge İspir
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden birinci kuşak göçmenlerin yararlandığı kitle iletişim ortamlarının ulusaşırı kimlik dönüşümüne etkileri

Bu tezde çağdaş uluslararası göç süreçleri ve ulusaşırı toplumsal alanda dolayımlı iletişim pratikleri arasındaki ilişki, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Türkiye kökenli birinci kuşak göçmenler örneğinde incelenmektedir. Göçmenlerin medya kullanımları ve dolayımlı metinleri algılamalarını açıklamak ve Türkçe diyasporik ve ulusaşırı medya aracılığıyla kimliklerinin inşa edilmesi ve dönüşümünü anlamak için, ulusaşırı süreçlere ilişkin çalışmalar ile diyasporik medya çalışmalarını kapsayan kuramsal bir çerçeveden yararlanılmaktadır.New York ve New Jersey eyaletlerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenler arasında sürdürülen dokuz aylık bir etnografik çalışma kapsamında gözlemin yanı sıra 30 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmakta, ayrıca iki ülke arasında hem içerik hem de söylemsel düzeyde farklılık içerdiği gözlenen ABD'de de yayınlanan Hürriyet ve Zaman gazetelerinin iki baskısı karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmada kimi iletişim biçimleri ve kültürel pratikler tartışılmakta, ulusaşırı televizyon izleme, ulusaşırı ve diyasporik gazete okuma alışkanlıkları ve İnternet kullanımı Türkiye kökenli göçmenlerin yeni melez kimlikler inşa etmeleri açısından değerlendirilmektedir. Kültürel simgelere ve medya pratiklerine bakmak, ulusaşırı topluluk içinde kimlik oluşumunun devingen dinamiklerini çözümlemek için yararlı bir araçtır. Ulusaşırı medyanın hem etnik hem de kolektif kimliklerin sınırsızlaşması ve yeniden sınırlarının çizilmesindeki merkezi rolü ve gazetelerin ABD'deki Türk göçmenler arasında milliyetçiliğin yeniden üretilmesine katkısı vurgulanmaktadır. Göçmen toplulukları arasında ulusaşırı medyanın gelişmesi ve ulusaşırı mekanizmaların yayılmasının yalnızca geleneksel kültürel entegrasyon yaklaşımına meydan okumakla kalmadığı, aynı zamanda yeni etnik ve kolektif kimliklere sahip yeni kuşaklar için olanaklar sunduğu ileri sürülmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriUluslararası göç
Özgür İlke Şanlıer Yüksel
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültür endüstrisi bağlamında yıldızlaştırılan anahaber sunucularının haberin izlenmesine etkileri

Kitle iletişim araçlarında gerek görsel gerekse sözel bağlamda yerini alan magazin, ciddi olarak nitelendirilebilecek söylemleri de biçimlendirmektedir. Televizyon kanallarının kimliği olarak adlandırılabilecek anahaber bültenleri, söz konusu magazin söyleminden ayrı düşünülemez. Magazin söylemi, eğlendirme işlevinin yanı sıra duygu oluşturucu boyutuyla da haber bültenlerinde yerini almış bulunmaktadır. Haberin magazinleşmiş doğasının bir uzantısı olarak işlev gören anahaber sunucularının nasıl yıldızlaştırıldıkları sorusuna ?kültür endüstrisi? kuramı ışık tutmaktadır.Bu araştırmanın temel amacı, kültür endüstrisi bağlamında televizyon anahaber sunucularını yıldızlaştıran etkenleri ortaya koymak ve yıldızlaştırılan anahaber sunucularının haberin izlenmesine etkilerini saptamaktır. Nitel paradigmanın bakış açısıyla yürütülen bu tezde, AGB verilerine göre, televizyon anahaber bültenlerinin Ekim-Kasım 2006 dönemindeki izlenme oranlarının ortalamaları alınarak en çok izlenen ilk beş anahaber bülteni belirlenmiş; Aralık 2006 dönemindeki hafta içi anahaber sunucuları araştırmanın çalışma kümesini oluşturmuştur. Anahaber sunucularının yanı sıra belirlenen her anahaber sunucusunu izleyen ikişer izleyici de çalışma kümesine dâhil edilmiştir.Anahaber bültenlerinin anahaber sunucuları tarafından sunulan bölümleri, anlatı çözümlemesi ile incelenmiştir. Konuşmadaki sözel verilerin yanı sıra çeşitliliği sağlamak amacıyla anahaber sunucularının sunum sırasında kullandıkları beden dili hareketleri, görüntülendikleri çekim ölçekleri, kamera açı ve hareketleri odağında görsel veri kaynakları kullanılmıştır. Anahaber sunucularının ve izleyicilerin bakış açılarını ortaya koymak üzere yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; buna ek olarak televizyon programlarındaki konuşmalar ve İnternet ortamında yayımlanmış röportajlardan yararlanılmıştır. Anahaber bültenlerinin anahaber sunucuları tarafından sunulan bölümleri, Gerard Genette'in kavramları temel alınarak incelenirken yarı yapılandırılmış görüşme ve öteki veri kaynakları, literatürdeki kavramlara dayanan kategoriler odağında çözümlenmiştir.Elde edilen bulgular, kültür endüstrisinin temel kavramları dikkate alınarak yorumlandığında, anahaber sunucularının birer ?öykü anlatıcısı? olarak anahabere kendi kişiliklerinin damgasını vurdukları, birer ?flâneur? olarak konumlandırıldıkları ve yapay da olsa bir ?aura? yarattıkları görülmektedir. Böylelikle, kendi kişiliklerine editör, muhabir, haberci ve belgeselci gibi kimlikler ekleyerek daha güçlü, sorumlu ve güvenilir birer yıldız konumuna gelen haber sunucuları, haberi sunmaktan öte işlevler yüklenmektedirler. Yıldızlaştırılmalarına koşut olarak ?anchor? olarak da adlandırılmaya başlanan anahaber sunucuları, kanallar arasındaki yarışın önemli aracıları olarak kültür endüstrisine hizmet etmekte ve tüketim sürecini insanileştirmektedirler.Anahtar Sözcükler: Magazin, yıldızlaştırma, kültür endüstrisi, yıldız, öykü anlatıcısı, flâneur, aura, anchor

Bilgen Aydın Sevim
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilgi çağında dijitalleşme ve yeni teknolojiye uyum:Türkiye dijital televizyon yayıncılığı örneği

Bu araştırmanın genel amacı Türkiye'de dijital televizyon yayıncılığına uyumlaşanların profilini tanımlayarak, dijital televizyon yayıncılığına olan uyumlaşmanın boyutlarını anlamaktır. Bu amaç doğrultusunda; Anadolu üniversitesi çalışanlarından seçilen örneklem dahilinde dijital televizyon yayıncılığına uyumlaşanların demografik yapıları, yenilikçilik tutumları, uyumlaşma nedenleri ve hizmetlerden tatmin düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca dijital televizyon yayıncılığına uyumlaşan kullanıcılar ile uyumlaşmayanların demografik değişkenleri, medya kullanım sıklıkları, yeni teknoloji sahiplikleri arasında fark olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma modeli olarak genel tarama modelinden ilişkisel tarama modeli seçilmiştir. Bu model çerçevesinde seçilen çalışma kümesinde yer alan uyumlaşanların profillerinin tanımlanmasının ardından uyumlaşanlar ile uyumlaşmayanlar arasındaki farklılıklar incelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda uyumlaşanlar ile uyumlaşmayanların; gelir, hanede yaşayan kişi sayısı, hanede yaşayan çocuk sayısı, eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunurken, yaş ve cinsiyet açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Uyumlaşanlar ile uyumlaşmayanların internet kullanımı, gazete, dergi okuma sıklığı arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır. Bunun yanı sıra televizyon izleme süreleri, sinemaya gitme sıklığı arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Uyumlaşanlar ile uyumlaşmayanların yeni teknoloji sahiplik düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.Çalışmada, uyumlaşanların sağlanan hizmetlere yönelik tatmin düzeylerine ilişkin 3 faktör bulunmuştur. Bunlar; kanal sayısı ve program rehberi, müşteri hizmetleri ve teknik servis, teknik ve etkileşim olanaklarıdır. Uyumlaşma nedeni olarak da 5 faktör bulunmuştur. Bunlar: etkileşim olanağı, yakın çevre ve öz benlik, kanal çokluğu, yabancı dil seçeneği ve teknoloji takibidir. Ayrıca çocuklara yönelik kanalların bulunması ise spesifik faktör olarak tanımlanmıştır.

Yeni teknolojiler
Burçin İspir
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de kırıcı (hacker) kültürü

Bilgisayar korsanı, sanal alemin askerleri, dijital hırsızlar, elektronik sınırlarınöncüleri vb. adlar ve yakıştırmalarla medyada boy gösteren kişiler genel olarak kırıcı(hacker) kültürü içinde yer almaktadırlar. Tanımlama ve yakıştırmaların çeşitliliğinden deanlaşılacağı üzere, kırıcılığın tanımı üzerine bir bulanıklık süregitmektedir. Dünyada1960'ların başına tarihlenebilecek bu alt kültürün günümüze geldikçe birçok şekillerdeyeniden ve farklı biçimde tanımlandığı görülmektedir.Kırıcılar ve yaptıkları en temelde bilgisayar kültürünü etkilemektedirler. Yaptıklarıkadar bu yaptıklarının tanımlanması ve anlamlandırılması da bilgisayar kullanımı ilebilgisayar ve Internet kültürünü doğrudan etkileyecektir. Kimdir bu kırıcılar, yaptıklarıneden bu kadar önemsenmektedir, nasıl bir anlayışları vardır, yaptıklarının anlamı nedir, buyaptıklarını neden yapmaktadırlar, soruları bilgisayar ve Internet teknolojisi bilgitoplumunun temeli sayılırken, bu teknolojiye özgü bir alt kültür olmalarından dolayı dahada önem kazanmaktadır.Türkiye'de de gün geçtikçe medyada kırıcılarla ilgili haberler artmakta, Türk kırıcılarıneylemleri ve yaptıkları hem ülke içinde hem de uluslararası alanda duyulmaktagörülmektedir. Türk kırıcılar kimdir, ne yapmaktadırlar, neden yapmaktadırlar, kırıcıkültürünü nasıl algılamaktadırlar, bu kültürü nasıl kendileştirmektedirler, Türkiye'de kırıcıkültürü nasıl bir yönelim içindedir?Bu soruları cevaplandırmak için, kırıcılık odaklı sitelere üye olan Türk kırıcılardan258'üne çevrimiçi anket uygulanmış ve 18 elit Türk kırıcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeyapılmıştır.

Bilgisayar korsanıBilgisayar suçlarıHırsızlık+4
Ufuk Eriş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel iletişim ve kişilik özelliklerinin yaşam doyumuna etkileri

Bu araştırmanın amacı, örgütsel iletişim ve kişilik özelliklerinin yaşam doyumuna etkilerini incelemektir. Örgütsel iletişime ilişkin olumlu deneyimlerin örgüt açısından değil birey açısından değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, olumlu psikolojideki yeni yaklaşımların örgütsel iletişim alanıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde öncü ve disiplinlerarası bir niteliktedir.Araştırmada, nicel paradigma kapsamında, betimsel araştırma modeli, ilişkisel model ve karşılaştırmalı modeli içeren karma bir yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması hem hiyerarşik hem de esnek bir örgüt yapısı olan Anadolu Üniversitesi'nde yapılmıştır. Böyle bir yapı örgütsel iletişimin dikey ve yatay boyutlarını daha iyi yansıtmakta önemlidir. Veri toplama sürecinde; Demografik Bilgi Formu, Örgütsel İletişim Doyumu Ölçeği (Downs & Hazen, 1977), Beş Büyük Kişilik Ölçeği (John, Donahue & Kentle, 1991) Genel Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen & Griffin,1985) ve Yaşam Alanlarındaki Doyum Ölçeği (Uluslararası İyi Olma Grubu, 2006) kullanılmıştır. 245 öğretim elemanından veri toplanmıştır. Eksik veriler ve uç yanıtlayıcılar nedeniyle toplam 233 öğretim elemanından elde edilen veriler analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda; Anadolu Üniversitesi'ndeki öğretim elemanlarının örgütsel iletişim doyumu ve yaşam doyumlarının orta değerin üzerinde olduğu, örgütsel iletişim doyumu ile yaşam doyumu arasında istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü bir ilişki bulunduğu, yaşam doyumunu yordamada örgütsel iletişimin kişilik ve demografik değişkenlerden daha güçlü bir değişken olduğu belirlenmiştir. Anadolu Üniversitesi'ndeki öğretim elemanlarının kadro unvanları, çalıştıkları yıl, lisans mezuniyet yılı ve medeni durumuna göre örgütsel iletişim doyumu ortalamaları; aynı demografik verilerle birlikte çocuk sayısına göre ise yaşam doyumu ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı ölçüde farklılaşmaktadır.Örgütsel iletişimde en fazla doyum sağlanan alt boyutlar örgütsel bütünleşme, medya kalitesi ve üstlerle iletişim iken, en az doyum sağlanan boyut örgütsel geribildirimdir. Örgütsel iletişim doyumu, yaşam alanlarındaki doyum varyansının %18'ini, genel yaşam doyumundaki varyansın %10'unu açıklamaktadır. Kişilik özelliklerinden duygusal dengelilik yaşam doyumunda ek varyans açıklamaktadır. Örgütsel iletişim doyumu kategorik olarak gruplanıp yaşam doyumuyla etkileşimi incelendiğinde, örgütsel iletişim doyumu ile yaşam doyumu arasında doğrusal bir ilişki olduğu ve biri arttıkça ötekinin de arttığı belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarının pek çok doğurgusu vardır. Olumlu örgütsel iletişim deneyimlerinin bireyin tüm yaşamını etkilemesi iş yaşamı ve iş dışındaki yaşamı arasındaki ilişkileri aydınlatmaya odaklanan ?taşma? yaklaşımını desteklemektedir. Örgütsel iletişimin bu çalışmadaki yaşam doyumuyla olan ilişkisinin, alanyazındaki iş doyumuyla olan ilişkisinden daha yüksek çıkması, örgüt odaklı yaklaşımlar yerine insan odaklı yaklaşımların benimsenmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bireyi temel alan yaşam doyumu yaklaşımının örgütsel iletişimle bütünleştirilmesi, hem örgütsel hem de bireysel amaçların gerçekleştirilmesine yardımcı olacak niteliktedir.Anahtar Sözcükler: Örgütsel iletişim doyumu, yaşam doyumu, mutluluk, olumlu psikoloji, olumlu iletişim.

KişilikKişilik özellikleriMutluluk+5
Eylem Şimşek
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkinci aşama gündem belirleme çalışması: 2012 Gana genel seçimlerdeki siyasal kampanyaların gazete haberlerinde çerçevelenmesi

Maxwell McCombs and Donald Shaw'ın 1972 yılında çığır açan Gündem Belirleme Kuramı, 1968 Chapel Hill, başkanlık seçim kampanyası sırasında medyanın rolünü inceleyen çalışmalarıyla doğdu. Araştırmacılar bu çalışmayla seçim kampanyalarıyla ilgili haberlerin medyada yer almasıyla birlikte seçmenlerin siyasal konularda medyadan nasıl etkilendiğini ortaya çıkarmakla kalmadılar kuramı daha da genişlettiler. "İkinci Aşama Gündem Belirleme Çalışması: 2012 Gana Genel Seçimlerindeki Siyasal Kampanyaların Gazete Haberlerinde Çerçevelenmesi" araştırmasıyla ABD, İngiltere, İspanya ve İsveç gibi birçok ülkede yapılan ve uluslararası literatürde bir çok atıf alan Gündem Belirleme Kuramı kapsamında sorulan temel soru Ganalı seçmenler için de soruldu. Gazetelerdeki yer alan siyasi konular ve siyasal kampanyalarla ilgili haberler kamunun gündeminin şekillendirilmesine doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etkisi kabul edildiğinden araştırma kapsamında Gana halkının geniş bir kesimi tarafından güven duyulan, mesleki deneyim ve tarafsızlık bakımında en iyi olarak kabul edilen, saygın ve apolitik olması (siyasal taraflılığı olmaması) beklenen "iki devlet gazetesi" seçildi. Siyasal konuların ve siyasal kampanyaların medyada yer alma oranı, haberi vermenin şekli seçmenleri ikna etmede ve bazı konuların kamu gündeminde fark edilmesinde şekillendirici olabilmektedir. Bu nedenle çalışmada ahlaklılık, duygular, çatışma ve ekonomi genel başlıkları kapsamındaki çerçeveler ile iki önemli siyasal aday hakkında çerçeveler toplam 801 haber üzerinden incelenmiştir. Bu çalışma ayrıca The Daily Graphic ve The Ghanaian Times, gazeteleriyle ilgili Gana'da yapılan ilk çalışmadır. Çalışma sonucunda seçimlerle ilgili The Daily Graphic gazetesinin The Ghanaian Times gazetesinden daha fazla haber yayınladığı belirlenmiştir. The Daily Graphic gazetesi The Ghanaian Times gazetesi ile karşılaştırıldığında haber yapma konusunda Ulusal Demokrasi Meclisi (NDC) partisini Yeni Milliyetçi Parti (NPP)'ye göre daha fazla tercih etmiştir. Ayrıca Yeni Milliyetçi Parti (NPP) The Ghanaian Times gazetesine seçim ile ilgili hiç kampanya reklamı vermemiştir. Kampanyaların gazetelerde konulaştırılması ve üslubu bakımından iktidarda olan Ulusal Demokrasi Meclisi (NDC)'den yana, muhalefet partisinin karşıt durumdadır. Haber metinlerinde adaylarla ilgili olarak Avrupa ülkelerinde ve ABD'de olduğu gibi benzer yayınlar olmakla birlikte Batı ülkelerinde olduğu gibi skandallar değil politikalar ve sorunlar gündeme gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Gündem Belirleme, Çerçevelenme, İkinci Aşama, Siyasal Kampanyaları, siyasal Partı, Gazete

GanaGazetelerGündem belirleme+5
Baba Alhassan Yakubu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi: Eskişehir ilinde bir özel okulda uygulama

Günümüz dünyasında her şey hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bu değişim teknolojiden toplumsal hayata her alanda kendini göstermektedir. Özellikle küreselleşmenin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi yönetim sektöründe de yeni bakış açılarının gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Kurumların bu yeni dönemdeki yönetim anlayışlarının çekirdeğini "önce insan" felsefesi oluşturmuştur. Kurumlarına yüksek düzeyde bağlılık duyan çalışanlar kurumun işleyişine olumlu yönde katkıda bulunmaktadırlar. Bu bağlılığın yaratılmasında en önemli faktörlerden biri de kurum kültürünün çalışanlarca benimsenmesidir. Bu noktadan hareketle çalışmanın ilk bölümünde kurum kültürü ve örgütsel bağlılık kavramlarının derinlemesine incelenmesini içeren bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi amacıyla Eskişehir ilinde bir özel okulda çalışan 56 katılımcı ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kurum kültürü benimsenme düzeyi arttıkça örgütsel bağlılık düzeyinde de artış olacağı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra uygulama yapılan kurumdaki kurum kültürü benimsenme düzeyi yüksek, örgütsel bağlılık düzeyleri ise ılımlı düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.

BağlılıkEskişehirEğitim kurumları+3
Yelsim Güldiken
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Similar symbols and Discourse in Alevism and Sunnism: A case study in two Anatolian villages

In this study, I have intented to analyze the similarities, the continuity, the temporality and interaction processes in the cultural life of two societies living in the villages Türkmentokat (Turkmen-Sunni) and Yahnikapan (Turkmen-Alevi). Another main part of the study, ?Discourses,? aims at specifying the level of awareness in the two societies of the similarities between Alevis and Sunnis. In the research on how the similarity is reflected on their communication, it is assumed that similarities will reduce uncertainties (uncertainty reduction derived from Berger and Calabrese's theory) (social disclosure) prejudices will be removed with this having been reflected on communication.Starting with the question ?Is there a similarity between Alevis and Sunnis?? the field work has shown that although there are important similarities between the Alevis and Sunnis living in the field, there are differences in their understanding, evaluation and practices due to economic, social, political, geographical, psychological and human differences. However, it should be known that each sect can form a meaningful web of relations with any religions or sects different from it on the basis of both common and different values. Therefore, differences can become an important structure to arrange the social life and and ensure unification. it is aimed to provide a different view of the Alevi ? Sunni communication and to reinforce the dialogue between the two societies.

AlawisBektashisReligious symbols+7
Seyhan Kayhan Kılıç
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müşteri sadakati sağlanmasında taraftarlık olgusu - Hızlı tüketim malları sektörü

Günümüzde rekabetin sürekli arttığı hızlı tüketim malları sektöründe müşteri sadakati sağlamak da gittikçe daha zor bir hal almaktadır. Bu çalışmada, hızlı tüketim malları sektöründeki markalar için tutundurma faaliyetlerinde spor sponsorluğu kullanılmasının müşteri sadakati üzerindeki etkisi sorgulanmaktadır. Pazarlama karması kavramının tanımı yapılarak, spor pazarlamasını klasik pazarlama yaklaşımlarından farklılaştıran özellikler irdelenmekte ve müşteri sadakatine ilişkin kavramsal yaklaşımlar incelenmektedir. Müşteri ve sadakat kavramlarına ilişkin yaklaşımlar ele alınmakta, markalar tarafından tutundurma planlarında spor sponsorluğunun kullanılmasına dair örnek uygulamalara değinilmektedir. Kavramsal açıdan taraftarlık olgusu incelenmekte; taraftarların duygusal bağlılık derecelerine ve davranışsal tutarlılıklarına göre farklı taraftarlık modelleri, müşteri sadakat modelleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Taraftarlık olgusunun müşteri sadakatine etkisi belli sadakat derecesindeki Beşiktaş taraftarları üzerinde yapılan kantitatif araştırmayla incelenmektedir. Online anket tekniği ile gerçekleştirilen araştırmada Cola Turka markasının Beşiktaş takımına sponsorluğunun, Beşiktaş taraftarlarının Cola Turka markasına karşı sergiledikleri tutum ve davranışlar üzerindeki etkileri incelenmektedir.

Bütünleşik pazarlamaFast food sektörüFutbol takımları+8
Emrah Irmak Emekdaş
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Political cinema in the Middle Eastern countries and women

Mass media tools use representations to enunciate certain patterns of thoughts, feelings and ideological constitutions. Cinema is one of the major means reflecting cultural, social and political issues by visual and audio aspirations. This study seeks political cinema conventions that are established on the enunciation of social and political realities while opposing dominant/mainstream filmmaking modes. This thesis also involves the influences of domination of mainstream cinema in relation to aesthetics, narrations and techniques on other forms of filmmaking including Political Middle Eastern Cinema in the category of Third World Cinema. This research is based on research of Iranian Cinema with its specific features in relation to gender construction. This thesis includes the representation of Iranian women who are restricted by political and social repressions after the Islamic Revolution in 1979 under the heading of Political Cinema in the Middle East and Women. There are numerous Iranian directors who have contributed to filmmaking with productions raising the issues of gender. This research analyses two films of Iranian filmmaker Tahmineh Milani. The findings permit a discourse analysis on Two Women/Do Zan (1998) and Unwanted Woman/Zane Ziyadi (2005), which reveal the way gender relations and gender hierarchy are reproduced under the repressions of society and the Islamic regime. The most important consequence of this study is that women and the representation of women are constrained with social and ideological implements for the sake of the maintenance of social order. The analyses of the films primarily prove that continuous repressions, the oscillations between modernity and tradition, patriarchal and religious values shape gender identities and women. Through this study, it is aimed to highlight the representation of the women identity shaped by their struggles against ideological, political and social implementations in the post revolutionary period.

Gender identityGender identityWomen problems+9
Selma Songür
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de dijital televizyona geçiş ve dijital yayıncılığın günümüzdeki konumu

Yeni medya teknolojileri temelinde televizyon yayıncılığı alanında gerçekleşen hızlı dönüşüm günümüzde televizyon içeriklerinin üretiminden, dağıtımına ve izlenme biçimlerine kadar birçok alanda karşılık bulmaktadır. Bu dönüşümler geleneksel televizyon yayıncılığı ile günümüzdeki dijital, internet tabanlı yayıncılık biçimleri arasındaki temel farklılıkları belirginleştirmektedir. Yeni yayıncılık ekosistemleri içinde hem içerik üretimi hem de bu içeriklerin dağıtımı noktasında değişimler yaşanmaktadır. Bu dönüşüm tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir karşılık bulmaktadır. 2000'li yıllardan itibaren ülkemizi de etkisi altına alan dijital dönüşüm doğrultusunda abonelik temelli yeni yayıncılık platformları başka bir deyişle ödemeli TV kanalları ve bu kanalların toplu olarak sunulmasına aracılık eden dijital platformlar ortaya çıkmıştır. Televizyon endüstrisinde içerik dağıtım ve izleme biçimlerini etkileyen bu dönüşüm doğrultusunda ortaya çıkan dijital televizyon platformları anolog televizyon yayınlarından çok daha farklı bir televizyon izleme deneyimi sunmanın yanı sıra televizyonu ücretli bir yapıya dönüştürerek temel bir değişime de aracılık etmiştir. Bu tezde de dijital dönüşüm temelinde Türkiye'de televizyon endüstrisini yapılandırmada rol oynayan bu dijital kanal platformlarının ortaya çıkardığı yeni endüstriyel yapının ve işleyişin analizine odaklanılmaktadır. Bunun teknolojik bir gelişimin ötesinde televizyon endüstrisinin ekonomik yapısına dair de bir dönüşüme aracılık ettiği ileri sürülmektedir. Bunun yalnızca endüstri açısından değil izleyiciler açısından da bir değişimi ifade ettiği ve Türkiye'de de televizyon yayıncılığının ücretli bir sistem olarak görülmeye başlanmasına dayanak sağladığı vurgulanmaktadır. Bu dönüşümün televizyon endüstrisinin günümüzdeki daha karmaşık yapılanma biçiminin oluşumu açısından da temel bir önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu kapsamda Türkiye'de dijitalleşme temelinde televizyon yayıncılığının ödemeli bir sistemi de barındıran bir yapıya dönüşümünün analiz edilmesinin günümüzü anlamlandırmak açısından da önem kazandığı söylenebilir. Bu çalışmada da bu temel düşünceden hareketle, Türkiye'de dijitalleşme temelinde farklı kanalların kendi platformları üzerinden dağıtımına aracılık eden ödemeli TV platformlarının yükselişi sektörel yapılanmaya odaklanan ekonomi politik bir yaklaşımla analiz edilmektedir. Bu dijital kanal platformlarının televizyon endüstrisinin dönüşümünde oynadığı role odaklanılmakta ve bunun sektörün yapılanma biçimi açısından taşıdığı anlam sorgulanmaktadır. Çalışmanın temel verileri bu platformların kurumsal web sitelerinin yanı sıra yaşanan değişimin izini sürmeye yardım edecek gazete arşivleri ve sektör raporlarından toplanmıştır. Yapılan analiz sonunda ödemeli dijital kanal platformlarının Türkiye'de televizyon yayıncılığının ücretli bir nitelik taşıyan yönünü belirgin kılmaya, yeni içerik dağıtım ve izleme pratiklerinin ortaya çıkışına ve yaygınlaşmasına aracılık ettiği görülmüştür. Bu yeni yayıncıların sektördeki rekabet ilişkilerini arttırdığı ve aslında sektörün ticari temelde yapılanan hakim eğilimi açısından herhangi bir değişimi getirmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Dijital platformlarSayısal televizyonSayısallaştırma+3
Giray Akdeniz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2023 Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçimindeki siyasal reklam filmlerinin göstergebilimsel analizi

Siyasal iletişimin önemli araçlarından biri olan siyasal reklamlar; siyasi figürlerin ve oluşumların kimliklerini tanımlamalarına, imajlarını şekillendirmelerine, siyasi anlatılarını ifade etmelerine, siyasi söylemlerini hedef kitleye aktarmalarına aracılık etmektedir. Siyasi reklamların amacı siyasi figür veya oluşumların mevcut tabanlarını korumalarına yardımcı olmak, muhaliflerin, kararsızların ve ilgisiz kesimlerin seçim tercihlerini aday veya parti lehine değiştirmektir. Siyasi figürlerin görüşlerini seçmelere duyurmalarını sağlayarak onların bilinçli tercih yapmalarına olanak tanıyan siyasal reklamlar aynı zamanda siyasi katılımı teşvik etmektedir. 2023 Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçimi" kampanya sürecinde, Cumhurbaşkanı adayları Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu için hazırlanan siyasal reklam filmleri tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örneklem metodu kullanılmış, seçmenlere oy verme çağrısında bulunan siyasal reklam filmleri tercih edilmiştir. Göstergebilimsel çözümle, sembollerin ve işaretlerin taşıdığı anlamları ve kodları açığa çıkarmakta kullanılan etkili bir yöntemdir. Bu çalışmada, Cumhurbaşkanı adaylarına ait siyasal reklam filmlerinde kullanılan görsel ve dilsel göstergelerin açık ve gizli anlamları ortaya çıkartılmış, hedef kitleye aktarılan mesajların sunum biçimleri göstergebilimsel yöntemle analiz edilmiştir. Erdoğan'a ait reklam filmi, pozitif siyasal reklam stratejisi kullanılarak oluşturulmuştur. Erdoğan'ın eser ve hizmet siyaseti söylemini öne çıkartan reklam filmi, Erdoğan'ın dünya lideri olduğu iddiasını, Türkiye'nin kalkınma hamlelerini ve uluslararası politika başarılarını, seçmenin coşku ve gurur hislerini kabartacak şekilde sunmaktadır. Tek bir oyun bile önemli olduğu mesajının verildiği reklam filminde, seçmene sandığa gitme çağrısı yapılmaktadır. Kılıçdaroğlu'na ait bir reklam filmi, negatif siyasal reklam stratejisi çerçevesinde hazırlanmıştır. Türkiye'nin sığınmacı istilası altında olduğu iddiasını seçmenin korku ve endişe duygularını harekete geçirecek şekilde sunan reklam filmi, Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda ülkenin güvenlik sorunu yaşayacağı iddiasını öne sürmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turunda elenen Sinan Oğan'ın destekçileri ve Cumhur İttifakı üyesi MHP seçmenleri başta olmak üzere Erdoğan'ın sığınmacı politikasını beğenmeyen her kesimin desteğini kazanmaya yönelik hazırlanan reklam filmi, ülkenin bekası için seçmeni sandığa davet etmektedir.

Gösterge bilimGöstergebilimsel analizSeçimler+2
Ahmet Maruf Baysal
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Telekomünikasyon şirketleri örneğiyle COVID-19 sürecinde kriz iletişimi bağlamında sosyal sorumluluk projelerinin analizi

COVID-19 virüsü dünyanın beklemediği bir salgın olup, ortaya çıkışı hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır. Salgın Çin'de ortaya çıkmış ve hızlı yayılmaya başlamıştır. Ülkelerin ve toplumların hastalıktan ciddi şekilde etkilenmesi üzerine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilmiştir. Pandemi ilan etmek, hastalığı kontrol altına almak, kamuoyunu hastalık konusunda bilgilendirmek ve önlem almak anlamına gelir. Hayatın her alanını kökten değiştiren pandemi sürecinin adeta sembolü haline gelen kapanma sürecinin vazgeçilmez unsuru telekomünikasyon şirketleri, kurumsal hizmet ve görevlerinin yanı sıra bu süreçte sosyal sorumluluk projeleriyle de gündeme gelmiştir. Buradan hareketle bu Tez, Türkiye'de doğrudan hizmet telekomünikasyon şirketlerinden Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone'un COVID-19 dönemindeki kriz iletişimi örneklerinin incelenmesi ve bu bağlamda sosyal sorumluluk projelerinin analizi üzerine bina edilmiştir. Çalışmada, pandemi sürecinde telekomünikasyon şirketlerinin kriz iletişimi konusunda sahip olması gereken özelliklere sahip olup olmadıklarını değerlendirmek yerine, pandemi süreciyle birlikte değişen şirketlerde kriz iletişiminin yönetimine odaklanılmıştır. Araştırmayı yürütmek için seçilen yöntem içerik analizi ve göstergebilim yöntemidir. Bu modelde, çalışmanın amacına uygun olarak, Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone'dan, Covid-19 dönemindeki kriz iletişimi kapsamında sosyal sorumluk çalışmaları analiz edilmiştir. Bu kapsamda seçilen Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone şirketlerinin kurumsal iletişimleri ve sosyal sorumluluk projeleri incelenmiş, araştırmanın sonuçlarına göre Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone, Covid-19'un etkisini azaltmaya yönelik kamu sağlığı politikalarını destekleyen sosyal sorumluluk projelerine yer verdiği ve destekledikleri tespit edilmiştir. Buna ilave olarak sosyal sorumluluk faaliyetlerini yapan şirketlerin hedef kitleleri açısından olumlu imaj oluşturulduğu ve algılandığı bir başka temel bulgudur.

Ümmügülsüm Günaydın
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacıların Gaziantep yerel basınında temsili

Bu çalışmanın amacı, Gaziantep yerel basınında Suriyeli sığınmacıların temsilini içeren haber incelemeleri vasıtasıyla sığınmacıların toplumsal algılanış ve konumlanışının medya aracılığıyla nasıl meydana getirildiğini açığa çıkarmaktır. Günümüzde medya, gerek yazılı gerek görsel yönüyle kitlelere aktardığı haber pratikleri yoluyla türlü inşaların da meydana getiricisi güçlü bir aygıt işlevi görmektedir. Medyanın ideolojik yapısı, haber üretim sürecinde özellikle söylemler yoluyla açığa çıkmakta, temsil edilen özneler bu söylemler yoluyla kitleye çeşitli iletilerle aktarılmakta, bu iletiler de alıcının özneleri algılayışı ve değerlendirişinde büyük rol oynamaktadır. Bu anlamda medya, tüm öznelerin yansıtılış ve sunuluşunda olduğu gibi sığınmacıların algılanışında da önemli bir güce sahiptir. Medyada sığınmacıların hangi yönlerden ve ne şekilde inşa edildiğini anlamlandırabilmek amacıyla literatür taraması yapılarak, çalışmanın "yöntem ve örneklem" bölümünde "eleştirel söylem çözümlemesi" tekniği kullanılmıştır. Bu teknik yoluyla medyada sığınmacıların konumlanışı detaylı olarak incelenmeye ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu şekilde, Suriyeli sığınmacıların Gaziantep yerel basınında işlenen haberler yoluyla medyada nasıl temsil edildiği analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, Suriyeli sığınmacı, Gaziantep yerel basını, İdeoloji, Söylem.

GaziantepMedyaSuriyeliler+7
Mustafa Kovucu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet ve medya: Reklamlar üzerine bir inceleme

Antik Yunandan beri erkek genellikle kamusal alanda özgürlük, kontrol, erkeklik kavramlarıyla ilişkilendirilirken, kadın özel alanda aile ve yakın çevresiyle ilişkilendirilmektedir. Sanayi toplumundan günümüze kadar bu ayrım devam etmektedir. Kamusal ve özel alanların belirgin bir şekilde ayrılması cinsiyet eşitsizliğinin uzun yıllar boyunca devam etmesine neden olmuştur. Toplumsal cinsiyet perspektifinde reklamlarda kadının ve erkeğin sunumuna, kamusal ve özel alan ayrımının nasıl olduğu üzerine durulacaktır. Toplumsal cinsiyet bağlamında en çok tıklanma alan reklamlarda kadın ve erkeğe yüklenen roller göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenecektir. Bu çalışma altı bölümden oluşacaktır. İlk bölüm giriş kısmı olup, ikinci bölümde kamusal ve özel alan kavramları, üçüncü bölümde cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavram ve kuramlarına ilişkin açıklamalar yer alacaktır. Dördüncü bölümde reklam ve toplumsal cinsiyet rollerinin reklamlara nasıl yansıdığı üzerinde durulacaktır. Beşinci bölümde araştırma tasarımı ve yöntem kısmı bulunmaktadır. Bu bölümde araştırmanın amacı ve araştırmada kullanılan yöntem açıklanacaktır. Altıncı bölümde ise, araştırmanın sonuçları, bulguları ve yorumları açıklanacaktır. Bu bilgiler ışığında çalışma, kadın ve erkeğin reklam filmlerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve kalıpları bağlamında yer alış biçimi ortaya konulmuş olup, sonrasında ulaşılan sonuçların genel olarak yorumlandığı sonuç̧ kısmıyla tamamlanacaktır.

CinsiyetCinsiyet eşitsizliğiKamusal alan+7
Elif Yakut
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de suçluluk ve utanç üzerine yapılan araştırmaların sistematik değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, ülkemizde Suçluluk ve Utanç Ölçeği'nin kullanıldığı araştırmalardan elde edilen verilerin sistematik olarak incelemesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası veritabanları yıl sınırı gözetmeksizin taranmış, ölçütlere uygun toplam 18 çalışma değerlendirmeye alınmıştır. Tüm yayınlar bulguları açısından sistematize edilerek incelenmiştir. Bulgular: Bu sistematik inceleme sonunda, suçluluk ve utanç duygularının genellikle kadınlarda daha yüksek olduğu, disiplin cezası alan öğrencilerin daha fazla suçluluk ve utanç duyguları yaşadıkları, çocukluk çağı travma yaşantılarının suçluluk duygusunu azalttığı görülmüştür. Anksiyete ile utanç arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Psikolojik belirtileri yüksek olan grubun düşük olanlardan daha fazla utanç yaşadıkları, öfke ile suçluluk arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, intihar olasılığı ile suçluluk arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ailesinde bağımlılık yapıcı madde kullananların daha fazla suçluluk, erkek homoseksüellerin erkek heteroseksüellerden daha fazla utanç yaşadıkları görülmüştür. Alkol bağımlılarının daha fazla suçluluk ve utanç yaşadıkları görülmüştür. Zihinsel engelli çocuk annelerinin sağlıklı çocuk annelerinden daha fazla suçluluk ve utanç yaşadıkları görülmüştür. Suçluluk ve utanç duyguları arasındaki ilişkinin aynı yönde ve yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Çalışmalar suçluluk ve utanç duygularının sıklıkla eşzamanlı olarak yaşandığını göstermektedir. Bu çalışmanın, gelecekte yapılacak yeni çalışmalara ışık tutacağı ve Türk örnekleminde suçluluk ve utanç yaşantılarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı düşünülmektedir.

Arzu Dağkurs
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel iletişim aracı olarak festival afişleri: Uluslararası Gaziantep Gastronomi Festivali 2019 afişlerinin göstergebilimsel çözümlemesi

Afiş, bir fikrin, ürünün veya olayın toplu tüketim için kamusal alanda geçici olarak tanıtılmasıdır. Modern anlamda afiş 19. y.y.'da taşbaskının afişlerde kullanımı ve rekabete dayalı ekonominin gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Afişler aynı zamanda sanat eserlerinin, özellikle ünlü eserlerin reprodüksiyonları için de kullanılır ve genellikle orijinal sanat eserine göre düşük maliyetlidir. Bu araştırmada afişin fonksiyonlarından olan dikkat çekici özelliği incelenmiştir. Araştırma örneklemi olarak UNESCO tarafından Yaratıcı Şehirler Ağına kabul edilen Gaziantep'in "Uluslararası Gaziantep Gastronomi Festivali'nin afişlerinin dikkat çekme fonksiyonları açısından Göstergebilim Çözümleme yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Göstergebilimsel çözümleme eserlerde görünen ardındaki mesajları analiz etmek için kullanılan bir yöntemdir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi özelliği olan, ''betimleme araştırma" yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde grafik tasarım ve afiş hakkında temel bilgiler, ikinci bölümde araştırmanın yöntemi ve göstergebilimsel çözümleme tekniği, üçüncü bölümde afişlerinin göstergebilimsel çözümlemesi yapılmış ve elde edilen bulgular sonucunda dördüncü olarak araştırmanın sonuç kısmı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Afiş, Görsel İletişim, Göstergebilim, Gaziantep

Afiş sanatıAfişlerFestivaller+5
Eyup Turan Şahan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığ yerel medyasında 24 ocak 2020 deprem haberlerinin söylem analizi: Kanal 23 ve Kanal Fırat örneği

Medya tüm dünyada etkisiyle önemli bir konumda olmuştur. İçerisinde barındırdığı alt başlıklardan bir tanesi olan, belirli bir bölgede yayın yapan yerel medya; bölgesindeki insanların bilgi alma ihtiyacını karşılamasından dolayı ilgi toplamaktadır. Çeşitli zorluklardan geçerek günümüze ulaşan yerel medya bölgesinde yayın yapmanın dışında, bölgedeki sorunların çözümü için gerekli uğraşları verebilme yeteneğine sahiptir. İnsanoğlunun doğasında bilgi edinme ve merak etme vardır. Bu noktada haberin önemi ön plana çıkmaktadır. Meydana gelen bir olayı bireylere aktarma işlemi olan haber; içerisinde oluşturan kişinin ideolojilerine de barındırabilir. Bu bakımdan haber oluşturulurken ideolojiler yok sayılarak haber üretilmelidir. Aksi taktirde haberde tarafsızlık ilkesi göz ardı edilebilir. Bu bakımdan alıcı konumundaki bireyin haberi okurken iyi bir şekilde analiz etmesi gerekmektedir. Yapılan bu araştırma kapsamında Elazığ'da yayın yapan Kanal 23 ve Kanal Fırat Televizyonlarının ana haber bültenlerinde yer alan deprem temalı haberleri incelenmiştir. 24 Ocak 2020 tarihi ile 24 Mayıs 2020 tarihleri arasında yayınlanan haberler Teun Van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada Kanal Fırat ve Kanal 23 televizyonlarının haberleri işleyiş yöntemlerinin aynı doğrultuda olduğu tespit edilmiştir. İncelenen haberlerde iki televizyon kanalının aynı olaylar ve aynı söylemler üzerinde durduğu görülmüştür. Her iki kanalda da spikerlerin bazen eleştirel bazen de yapıcı bir biçimde haberleri aktardığı tespit edilmiştir. Ayrıca bazı olayları yorumlayarak, olumlu cümleler kullanarak ve belli bir ideolojiye dayanarak izleyiciye aktarmışlardır.

DepremElazığHaberler+5
Ersin Yazıcı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reklamlarda kadın temsili: Türkiye ve Suudi Arabistan'da yayınlanan televizyon reklamları üzerinden karşılaştırmalı bir analiz

Bu çalışmanın amacı reklamlarda ve diğer medya metinlerinde kadınların temsilinin karşılaştırmalı olarak analiz edilmesidir. Çalışmada özellikle reklam içeriklerinde, kadınların toplumsal olarak nasıl temsil edildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Reklam içeriğinin oluşturulmasında toplumun kültürel yapısı ile paralellikler olduğu bilinmektedir. Bu durum diğer medya metinleri açısından da geçerlidir. Yani reklam ve diğer medya metinleri bir kültürel yeniden üretim aracı olarak faaliyet göstermektedir ve kadınların temsili de bu anlamda önemli bir örnektir. Bu sebeple çalışmada iki farklı tarhisel geçmişe sahip olan Türkiye ve Suudi Arabistan televizyon reklamları ve diğer televizyon metinlerinde, kadınların toplumsal olarak konumlandırılması konusu göstergebilimsel yöntem aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda farklı tarihsel ve kültürel koşullara paralel olarak, iki ülke arasında reklamlarda ve diğer televizyon metinlerinde kadınların temsili bakımından önemli farklılıklar bulunduğu ortaya konulmuştur.

Kadın imajıKadınlarKarşılaştırmalı analiz+6
Tubanur Aksakal
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de siyasal parti liderlerinin "Twitter" kullanma biçimleri üzerine bir inceleme: AKP-CHP-MHP-HDP örnekleri

Bu çalışma Türkiye'de siyasal parti liderlerinin sosyal medya "twitter" kullanma biçimleri üzerine bir inceleme, AKP, CHP, MHP ve HDP örnekleri araştırması kapsamında kullanılan nicel incelemeler üzerine bir değerlendirme içermektedir. Çalışmada, sosyal medya ortamlarından Twitter da Türkiye'de siyasi parti liderlerinin 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Twitter kullanma biçimleri incelenmektedir. Bu amaçla Twitter da resmi hesaplar incelenmek üzere nicel içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın amacı, önemi, varsayımları, yöntemi, evreni, örneklemi incelenmiş, açıklanmaya çalışılmış, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimleri ele alınmış AKP, CHP, MHP ve HDP liderlerinin seçim süresinde Twitter paylaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, iletişim, siyasal iletişim, siyasi parti, genel seçim

Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiLiderler+7
Övünç Yanlıç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

South Park çizgi dizisindeki toplumsal norm mesajlarının göstergebilimsel analizi

Bir toplumda insanların belli olaylar karşısında nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen, onları belirli şekilde davranmaya zorlayan kurallara sosyal norm denir. Toplumlar bunu, siyaset ve medyayla ağırlıklı olarak yapar. Toplumu sürükleyen bu kurallar bütünü zamanla insanların tektipleşmesine sebebiyet verir. Bunu anlamak ya da bu gerçeğin farkında olmak için bu çizgi diziyi analiz etmek, bir sonraki sosyolojik çalışmalara katkı sağlamanın yanı sıra South Park isimli çizgi dizisi üzerine yazılmış metinlerin dışında, dizi üzerine yapılacak çalışma olarak tek olacağından, bu alandaki diğer araştırmalara da öncülük edecek olması açısından önemlidir. Araştırma kapsamında South Park çizgi dizisinin yanı sıra toplumsal normların insanla etkileşimi ve popüler kültür emperyalizmi ele alınmış olacaktır. İletişimin en etkili rollerinden biri olan görüntü sanatını sosyolojiyle kaynaştıran bu çizgi dizi, bizlere toplumsal şekillenme ve yönlenmeyi gösterecektir. Televizyon dizileri, sinema, reklam gibi iletişimi kapsayan tüm mecralar sosyalleşmede önemli bir etkene sahiptir. Bu çift yönlü etkileşimi, kendisini ele almaya fırsat sağlayan bir çizgi diziyle paradoksal bir şekilde eleştirerek, insanın toplumsal normlarla nasıl hareket ettiği, bazen gördükleri bazen görmek istemediklerini iletişime kattığı ve çağın sorunu haline gelmiş olan popülerleşmeye farklı açıdan bakılmasına bir pencere açılması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çizgi Dizi, Toplumsal Norm, Göstergebilimsel Çözümleme, South Park

Dizi filmGösterge bilimSosyal norm+2
Songül Demir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Auteur yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında ölüm imgesi olarak dans

Bir öyküleme aracı olan sinema anlatısını zenginleştirmek için edebiyat, müzik, dans gibi pek çok farklı disiplinlerle etkileşim halindedir. Bu tezde auteur yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında dansın ölümün habercisi olarak imgelendiği açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda yönetmen Ustaoğlu'nun filmlerinde yer alan dans sekanslarının ölümün habercisi olarak nasıl kodlandığı, sinematografi elemanlarının kullanımıyla nasıl işlendiği incelenmektedir. Sinemada dansın, beden üzerinden izleyiciye aktarılmasında film kahramanlarının sınıfsal konumları, kimlikleri fark etmeksizin ortak görsel temsilinin nasıl inşa edildiği ve izleyiciye nasıl aktarıldığı sosyolojik ve antropolojik paradigmalar çerçevesinde açıklanmaya çalışılmaktadır. "Ustaoğlu'nun sinemasında yer alan dans sahnelerinin ne tür imgeler taşıdığı" araştırma sorusu olurken çözümleme yöntemi olarak, İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure'un temellendirdiği göstergebilim kuramı çerçevesinde Christian Metz'in göstergebilimsel yöntemi kullanılmaktadır. Bu çalışmayı önemli kılan araştırma konusuyla ilgili yapılan literatür taramasında, yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında dansa ilişkin herhangi bir çalışmaya rastlanmamış olmasıdır. Bu çalışmayla Ustaoğlu sinemasında dans ve sinema birlikteliğine ilişkin verilerin değerlendirilmesi ve yapılacak sonraki çalışmalarda literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Canan Demir
Doğuş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karl Marx çerçevesinde sınıf ve sınıf çatışmasının sinema perspektifinde incelenmesi

Sınıf çatışması, ekonomik ve evrensel bir olgu olmakla beraber tüm insanlık tarihi boyunca var olmuştur. Toplum tipleri, dönemin şartlarına göre değişkenlik göstermiş ve sınıf çatışması gerçeği de her dönem bu değişkenlikler doğrultusunda şekil değiştirmiştir. Bu doğrultuda Marx, eserlerinde değişkenliklere rağmen tüm dönemler boyunca var olan ve var olmaya devam eden sınıf çatışmalarının tarihini ve tarihler boyunca nasıl dönüşümler yaşadığını ele almıştır. 19. yüzyılda Marx'ın ele almış olduğu bu eserler perspektifinde durumun 21. yüzyılda da aynı olduğu hatta sınıf çatışmasının artarak devam ettiği görülmektedir. Marx, sınıf çatışması üzerine çözümlemeler, çatışmaların somut olarak fark edilmemesi adına yapılan manipülasyonlar, tüm bunlara karşılık proleterlerin yaşamış ve bundan sonra da yaşayacak oldukları sorunlar ve bu sorunların hangi hamleler ile ortadan kalkacağı konusunda çalışmalar yapmış ve düşünürün bu çalışmaları da edebiyattan sinemaya kadar tüm alanları etkilemiştir. Yerli ya da yabancı birçok filmde, sınıf çatışması olgusu ele alınırken olay örgüleri çoğunlukla Marx'ın felsefesiyle temellendirilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma için özellikle Marx'ın tercih edilmesi ve filmlerin analizinde de Marx felsefesi temelinde hareket edilmesinin sebebi de tam bu noktada açığa çıkmaktadır. Göstergebilim teknikleriyle verilmek istenen mesajların Marx anlayışı doğrultusunda olması ve burjuva-proleter çatışmasının yerli ve yabancı filmlerde birçok ortak noktaları beyaz perdeye taşıyor olmaları, çalışmaya temel oluşturmuştur.

İmren Çulhaoğlu
Doğuş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgüt iklimi ve örgütsel güvenin çalışanların iş tatminine etkisi: Hemşireler üzerine bir araştırma

Araştırmanın amacı, bir organizasyon içerisindeki hissedilen örgütsel iklim ve örgütsel güvenin, çalışanların iş tatmini üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışmayla, sağlık hizmetlerinin sunumunda algılanan örgüt iklimi ile örgüte duyulan güvene bağlı olarak algıladıkları düzeyin belirlenmesinin yanı sıra gelecekte örgütün genel havası- iş tatmini dengesinin mümkün olan en iyi durumda olabilmesi için öneriler getirmek amaçlanmıştır. Araştırmanın kapsamına, Muğla ili, Bodrum ilçesinde, özel ve kamu kurumunda görev yapan hemşireler dâhil edilmiş ve aralarındaki ilişkiyi analiz etmek amacıyla 212 kişinin katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması için toplam 36 sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. Anketlere toplamda 201 katılımcıdan geçerli yanıt gelmiştir. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı vasıtasıyla güvenirlik, geçerlik, korelasyon ve regresyon yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda örgüt ikliminin bağ kurma, yenilikçilik ve adalet alt boyutunun iş tatmini üzerinde doğrudan ve olumlu etkileri tespit edilmiştir. Örgütsel güvenin bilişsel alt boyutunun iş tatmini üzerinde doğrudan ve güçlü olumlu etkileri görülürken duygusal alt boyutun iş tatmini güçlü ancak olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde okuyuculara ve araştırmacılara çeşitli öneriler sunularak bulgular değerlendirilmiştir.

HemşirelerÖrgüt iklimiÖrgütsel güven+1
Gonca Özer
İstanbul Beykent University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şirket olağan genel kurul toplantıların hisse senetleri oynaklığı üzerine etkisi

Finansal sistem birbiriyle rekabet halinde olan pek çok yatırımcıdan oluşmaktadır. Yatırımlarından kar sağlamayı isteyen bu yatırımcılar için hisse senetlerinin oynaklığını etkileyen unsurlar oldukça önemlidir. Mevcut piyasa etkin özellikte ise, normal üstü bir kazanca izin vermez. Bu sebeple çalışma etkin piyasalar hipotezinden hareket ederek, şirket olağan genel kurul toplantılarının hisse senetleri oynaklığı üzerindeki etkisini incelemektedir. Oynaklığın etkisini tespit etmek için, GARCH ve EGARCH modelleri kullanılmıştır. Uygun modeller belirlendikten sonra olağan genel kurul toplantılarının oynaklık etkisi, modele dahil edilen kukla değişken ile incelenmiştir. Uygun modeller belirlendikten sonra olağan genel kurul toplantılarının oynaklık etkisi, modele dahil edilen kukla değişken ile incelenmiştir. Olağan genel kurul toplantılarının varyans kırılmasına yol açıp açmadığı ICSS, Kappa1 ve Kappa2 testlerinin analiz aracı olarak kullanılmasıyla test edilmiştir. Olağan genel kurul toplantılarının üç şirket dışında yapısal değişime yol açmadığı ve etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

ARCH modelEGARCH modelEtkin piyasa teorisi+4
Eda Yalçın
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir ilişki yönetimi olarak halkla ilişkiler: Örgüt ve kamu ilişkilerinin çözümlenmesi

İlişki yönetimi paradigması ilkin halkla ilişkilerin merkezine ilişkileri koyar ve halkla ilişkiler bu merkezle terimsel olarak da karşılığını bulur. Ancak bu tepeden halkla ilişkilerin misyonunu keşfetmek için farklı bir yöne bakmak gerekir. Dolayısıyla Halkla ilişkileri ilişkilerin yönetimi olarak açıklamak paydaşlar ve kamularla kurulan ilişkilerin yapısının çözümlenmesini gerekli kılar. Bu tez çalışması örgütün ilişkileri nasıl gördüğü ardından da hangi ilişkileri nasıl kurduğu açıklayarak örgüt ve kamu ilişkilerinin yapısını çözümleme çabasındadır. Araştırmada ilişkideki her iki tarafın, hem örgütün hem de kamuların ilişkileri "nasıl" algıladığı değerlendirilmiştir. Örgütün kuruduğu ilişki biçimlerini, ilişkilerin örgüte etkisini, bu ilişkileri yetiştirmek için kullanılan stratejileri ve örgütün beklediği ilişki sonuçlarını açığa çıkarmak için derinlemesine görüşmeler ile kamuların örgütün ilişkilerine yönelik deneyimlerini, örgütün kurduğunu varsaydığı ilişkilerle kamuların algılamaları arasındaki aynılık/farklılığı ve bu ilişki biçimlerinden doğan sonuçlar ise odak grup çalışmaları ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Örneklem belirlenirken "Superbrands" araştırmasının yol göstericiliğinden yararlanılmış, üç süper marka sektörel farklılıklar da gözetilerek örneklem olarak belirlenmiştir. Tezin tüm bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, ilişkiler açıkça örgütün merkezindedir, kamular için de ilişkiler değerlidir, ancak yine de aralarında örgütlerin yatırım yaptıkları kadar güçlü ilişkiler bulunmamaktadır. İlişkilerin yetiştirilmesindeki stratejiler sonucunda örgütün umduğu ilişki sonuçları da kamuların değerlendirmelerinde farklıdır. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İlişki Yönetimi, Kamular.

Halkla ilişkilerKamu yönetimiYönetim+3
Aslı İcil Tuncer
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de geleneksel gazetecilik anlayışına alternatif bir yaklaşım: internet gazeteciliği

Yeni bir iletişim teknolojisi olan internet, günümüzde pek çok alanda olduğu gibi medya ve gazetecilik alanında da kullanılmaya başlamıştır. İnternetin gazetecilik alanında kullanılması, bu alanda egemen olan ana akım medya devlerine karşı alternatif bir medya ortamı yaratıp yaratamayacağına yönelik tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Buradan hareketle bu çalışmada, Türkiye'deki internet gazetelerinin ana akım medya karşısında alternatif olabilme potansiyelinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de faaliyet gösteren ana akım basılı gazetelerin internet versiyonları ile herhangi bir gazeteye ya da büyük bir medya şirketine ait olmayan internet gazeteleri; haberin üretim biçimi, içeriği, kaynakları ve işleyişi bakımından karşılaştırılmıştır. Eleştirel ekonomi politik bakış açısının temel alındığı çalışma sonunda, internet gazetelerinin kapitalist bir piyasa sistemi içinde faaliyet gösterdiği, ana akım medyanın internet alanında da egemen olduğu, bu nedenle internet gazetelerinin ana akım medyaya ve onların internet versiyonlarına alternatif olabilme potansiyelinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekonomi Politik, Ġnternet, Yeni ĠletiĢim Teknolojileri, Gazetecilik,Ġnternet Gazeteciliği, Ġnternet Gazeteleri, Yeni Medya, Alternatif Medya.

Alternatif medyaGazetecilikSanal gazeteler+6
Seyfi Kılıç
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Televizyon reklamlarında mizah kullanımına ilişkin eleştirel bir analiz

Günümüzde hemen hemen her yeri kuşatmış olan reklamlarda temel amaç, reklamı yapılan ürünün/hizmetin satın alınması yönünde insanları ikna etmektir. Bunu yapabilmek için reklamlarda sıklıkla önceden denenmiş ve tutmuş anlatım tarzlarına yer verilir. Bu anlatım tarzlarından biri de mizahtır. Tarihsel kökenine bakıldığında mizah, eleştirel bir olgu olarak karşımıza çıkar. Ancak kapitalist koşullarda mizahın egemen değerlere eklemlendiği görülmektedir. Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı, geçmişte bir eleştiri aracı olarak kullanılan mizahın günümüz kapitalist toplumlarında egemen ideolojiye eklemlendiği ve bunun en açık göstergelerinden birinin de mizahın, kapitalizmin en temel kurumlarından biri olan reklamlarda kullanılması olduğu savından hareketle, reklamda mizah kullanımının mevcut düzenin korunmasına ve hegemonyanın yeniden tesis edilmesine nasıl hizmet ettiğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın örneklemini oluşturan 413 reklam önce nicel içerik çözümlemesine tabi tutulmuş ardından çalışmanın amaçları doğrultusunda seçilen reklam örnekleri nitel içerik çözümlemesi ile derinlemesine irdelenmiştir. Sonuçta ise, 'reklamda mizah' kullanımı aracılığıyla sıklıkla abartılı hatta saçma içeriklerle, abartılı dil/ beden dili ve kılık-kıyafet-makyaj kullanımlarıyla izleyicilerin güldürüldüğü/eğlendirildiği ve böylelikle de izleyicilerin düşünmekten ve sorgulamaktan alıkonularak mevcut sisteme denk düşen zenginlik, lüks yaşam, bireycilik, hazcılık, rekabet, eğlence gibi egemen değerlerin yeniden üretildiği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Reklamlar, Mizah, Nicel/Nitel İçerik Çözümlemesi

MizahReklamlarTelevizyon+1
Seyhan Aksoy
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimEN

The labour process in production of television series: An analysis of live-stage workers' working conditions

Today there is a matter of dominance of main stream analysis in the labour process, meanwhile rise of the postmodern theories which represent the critical approaches. However the political economy approach is excluded both in political and intellectual practices with the idea which claims that political economy is unsufficient to understand the changes of the labour process in the information and communication technologies based society. This study claims that the political economy should be rethought in the labour process studies. Because it has the explanation power of the media, media production and the labour process of media production. Therefore the labour process of workers and their working conditions who work at the live-stage of televison series have been analysed in this study. The results of the study point the workers' negative working conditions in the environment of TV channels, production companies, advertisers and sponsors which are connected to each other via people meter/rating tool. The live-stage workers are employed for long hours, delayed wages and in a manner devoid of labor-job protection, health and safety precautions. The boundaries between working time and leisure time increasingly have been blurred. Although the live-stage workers request the negative work conditions to get better, there is a matter of division of labour organising in cinema-television sector. The labour organisations of the cinema-television sector have been downgraded and suffered loss of power. Regardless the fact that the workers' have demands which arise from the negative conditions, the power elites who control the production, television channels which broadcast in the frame of production relations of capitalism, production companies, advertisers and sponsors have the final word. Keywords: Labour process, media, television, live-stage workers.

SerialsLabour processMedia+7
Duygu Çeliker Saraç
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sivil toplum kuruluşlarının itibarı:Türkiye'ye yönelik bir ölçek geliştirme çalışması

İtibar, 1990'lı yıllardan itibaren akademik yazında giderek önem kazanan bir çalışma alanıdır. Ağırlıkla şirketler üzerinden gerçekleştirilen itibar çalışmaları ekonomi, sosyoloji, iletişim gibi farklı disiplinlerde gerçekleştirilse de yanıt aranan ortak soru bazı örgütlerin diğerlerine nazaran neden ve nasıl öne geçtiğidir. Ekonomi disiplininde bu yanıt şirketlerin piyasa değeri ve itibarın bu değere katkısı üzerine odaklanırken sosyolojik perspektif örgütlerin paydaşlarıyla ilişkilerinin oluşturduğu toplumsal yapıya odaklanarak itibarı toplumsal sistemin tabakalaşmasında bir konumlandırma değişkeni olarak açıklamaya çalışırlar. İletişim disiplini içerisinde yapılan çalışmaların aradığı yanıt ise örgütlerin hangi niteliklerinin kendilerini diğer örgütlerden farklı kılarak paydaşları tarafından tercih edilmesine olanak sağladığı ve iletişim bu süreçteki rolüdür. Örgütleri rakipleri karşısında öne çıkaran "değişebilir, gözlenebilir" bu nitelikler itibarı oluşturmaktadır. Bu nedenle bu niteliklerin paydaşlar nezdinde hangileri olduğunun belirlenmesi örgütlerin amaçlarına ulaşmasında belirleyici olmaktadır. Başta şirketler olmak üzere diğer örgütler de itibarlarını ölçmeye ve yönetmeye giderek daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Bununla birlikte itibarın nasıl ölçüleceği sorusu farklı ekollerden gelen araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçeklerle yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bu ölçekler ağırlıklı olarak şirketler için geliştirilmiş; yalnızca birkaç çalışmada kamu örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının itibarı ölçülmeye çalışılmıştır. Sivil toplum kuruluşları yapıları, işlevleri ve misyonları şirketlerden ve kamu kuruluşlarından farklı örgütlerdir. Bu nedenle paydaşlarının bu örgütlere ilişkin algılarını şekillendiren ölçütler diğer örgütlerden ayrışmaktadır. Bu çalışmada amaçlanan Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının itibarının paydaşlar tarafından hangi ölçütler çerçevesinde algılandığını tespit etmek ve STK itibarına yönelik bir ölçek geliştirmektir. Çalışma kapsamında öncelikle kapsamlı literatür taramasıyla STK itibarını belirleyen ölçütlerin neler olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanarak bu ölçütlere hangilerinin eklenebileceği sorusu yanıtlanmıştır. Üçüncü aşamada ise bu ölçütlerden hangilerinin STK itibarını ölçtüğü anket uygulamasından elde edilen verilerin açımlayıcı faktör analizine tabi tutulmasıyla ortaya çıkartılmıştır. Buna göre Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının itibarı 26 değişkenden oluşan dört boyutlu bir yapı sergilemektedir. Anahtar Kelimeler: İtibar, Sivil Toplum Kuruluşları, İtibar Araştırmaları

Kurumsal itibarKurumsal kimlikSivil toplum örgütleri+2
Didem Çabuk
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00