Theses supervised by Doç. Dr. Abdurrahman Savaş
11 theses · İstanbul University
Türk ve Avrupa Birliği hukukunda kişisel verilerin aktarılması
Modern dünyada kişisel verilerimizin sürekli el değiştirmesi, hatta saniyeler içerisinde başka ülkelere aktarılabilmesi olağan bir hâl aldığı gibi, kontrolümüzden çıkan verilerimizin güvenliğinin nasıl temin edileceği endişesi de gitgide büyümektedir. 1970'lerden bu yana farklı ülkeler tarafından düzenlenmiş olsa da kişisel verilerin aktarılması, hâlâ zaman zaman ülkeler arasında sorun olarak kalabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada kişisel verilerin aktarılması kavramına dair Türk ve Avrupa Birliği hukukundaki düzenlemeler incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde temel kavramların tanımlanmasına ve bunların yer aldığı temel düzenlemelere yer verilmiştir. İkinci bölümde kişisel verilerin aktarılmasına dair Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü'nde yer alan düzenlemeler incelenmiştir. Son bölümde ise konuyla ilgili 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nda öngörülen düzenlemeler ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: kişisel veriler, kişisel verilerin aktarılması, açık rıza, yeterlilik kararı, uygun güvenlik önlemleri.
Elektronik ticarette hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların hukuki sorumlulukları
Bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle ortaya çıkan elektronik ticaret, yeni kavramları ve hukuk alanında yeni sorunları beraberinde getirmiştir. İşlemlerin elektronik ortamda yapılması, tarafların bir araya gelmemesi, muhatabının bilinmemesi gibi nedenler elektronik ticarete münhasır sorunlar ortaya çıkarmıştır. Bu sorunların önüne geçilebilmesi, güvenli ve şeffaf bir elektronik ticaret ortamı oluşturulabilmesi için elektronik ticaret alanında hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Ülkemizde de Avrupa Birliğinin 2000/31/EG Elektronik Ticaret Direktifi esas alınarak hazırlanan 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda temel olarak hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılara ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmada temel olarak elektronik ticaretin ana aktörleri olan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde doğabilecek hukuki sorumlulukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde elektronik ticaretle ilgili genel hususlar ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde elektronik ticaretin taraflarını oluşturan hizmet sağlayıcı, aracı hizmet sağlayıcı ve alıcı kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticaret mevzuatı çerçevesinde yasal yükümlülükleri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde de hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların yükümlüklerini ihlal etmeleri halinde doğabilecek sorumlulukları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Hizmet Sağlayıcı, Aracı Hizmet Sağlayıcı, Hizmet Sağlayıcının Yükümlülükleri, Aracı Hizmet Sağlayıcının Yükümlülükleri, Sorumluluk Hukuku, Bilişim Hukuku, Borçlar Hukuku.
Türk hukukunda ve İslam hukukunda tasarruf finansman sözleşmesi
Bu çalışmada, tasarruf finansman sözleşmesi Türk hukuku ve İslam hukuku açısından incelemeye tabi tutulmuştur. Ayrıca, bünyesinde bu hukuki ilişkiyi barındıran tasarruf finansman sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Tasarruf finansman sistemi, temelde Alman yapı tasarruf sistemine benzeyen, çekilişli ve çekilişsiz finansman modelleri ile finansman faaliyeti yürüten bir finansal aracılık faaliyetidir. Sistemin diğer finansman sistemleri açısından ayırıcı unsuru finansman kullanımının tasarruf etme şartına bağlı olmasıdır. Şirketler müşterilerinden topladıkları tasarrufları finansal faaliyetleri için sermaye olarak kullanmakta ve kapalı devre bir şekilde sadece sistemde belirli şartlar dahilinde tasarruf edenlere finansman sağlamaktadırlar. Tasarruf finansman sisteminin bünyesindeki hukuki ilişkiye karşılık gelen tasarruf finansman sözleşmesi ise ağırlıklı olarak tüketici konumunda olan müşteri ile tasarruf finansman şirketi arasında kurulan, müşteriye aslî olarak organizasyon ücretini ödeme, şirket nezdinde tasarruf yapma, finansmanı geri ödeme yükümlülükleri getiren, şirkete ise aslî olarak organizasyon hizmetini yerine getirme, tasarruf fon havuzunu yönetme ve tahsisatı ödeme yükümlülükleri getiren, bünyesinde karz ve vekalet akdinden unsurlar barındıran bir sözleşmedir. İslam hukuku açısından, kanaatimizce sistem bünyesindeki hukuki ilişkinin tarafları yalnızca şirket ve müşterisi olup çekilişli ile çekilişsiz model arasında akdin niteliğini değiştirecek bir fark bulunmamaktadır. Söz konusu akit, bünyesinde ağırlıklı olarak karz ve icare akdini barındıran, bununla birlikte klasik akit tiplerinin çerçevesine girmeyecek unsurlara da sahip karma nitelikli modern bir akittir. Sistemin temelinde karz ilişkisi bulunmasından ötürü, İslam hukuku açısından başta organizasyon ücretinin niteliği olmak üzere sözleşme bazı sakıncaları barındırmaktadır.
İfa zamanı ve erken ifa
Bu çalışmada borçlunun erken ifa yetkisi incelenmeye çalışılmıştır. Biliyoruz ki, hukuk yaşamında problemlerin çoğu ifanın zamanından doğmaktadır. Zaman açısından ifanın düzgün yapılmaması hali bir borca aykırılık halidir. İfa zamanı borçlu temerrüdü, alacaklı temerrüdü, vadeden önce ifa olanağı ya da olanaksızlığı ve zamanaşımı konuları açısından önemlidir. İfa zamanı alacaklı açısından, alacaklının borçludan edimin ifasını isteyebileceği anı, borcun ifasının muaccel olmasını ifade eder. Borçlu bakımından ise, borçlunun ifa yetkisine sahip olacağı zamanı ifade eder. Vadeye bağlı borçlarda, alacaklı vadeden önce, borç muaccel olmadan ifayı talep edemezse de, kural olarak borçlu vadeden önce ifa yetkisine sahiptir. Borç ne zaman muaccel olur ve muaccel olmayan borcun borçlusu erken ifa yetkisine hangi durumlarda sahiptir, hangi hallerde sahip değildir?, bu sorulara tezimizde cevap arayacağız.
Roma hukukunda kölenin yönettiği peculium temelli işletme: Negotiatio per Servos Communes
Çalışmamız konusunu birden fazla efendisi olan kölenin yönettiği peculium işletmeleri oluşturmaktadır. Bu tarz bir işletmenin ifade ettiği anlamın anlaşılabilmesi için, Roma hukukunun kolektif ticaret yapılabilmesine hizmet eden diğer kurumları societas ve societas publicanorum'un öncelikle incelenmesi gerekmektedir. Bu sebeple ilk aşamada bu iki kurum incelenmiş, ardından modern şirketin ayırt edici unsurlarına değinilmiştir. Bu yolla hedeflenen söz konusu iki kurumun yetersizliğinin negotiatio per servos communes ile nasıl aşılmaya çalışıldığını sonraki bölümlerde gösterebilmektir. Ancak konunun çerçevesini çizen negotiatio per servos communes olduğu için bu kuruma mevcudiyetini veren unsurların da ayrı ayrı incelenmesi gerekmiştir. Zira kölenin yönettiği söz konusu peculium işletmeleri bir lex veya imparator iradesi ile tepeden inmemiş, aksine Roma hukuk ve ticaret anlayışı içerisinde organik bir gelişim sürecinin de facto bir ürünü olmuştur. Bu kapsamda ikinci bölümde köle, peculium, munzam davalar ve bunların bir ilişkiler yumağı haline gelerek vücut verdikleri peculium işletmeleri organizasyonel formları ayrı ayrı incelenmiştir. Son bölümde ise Romalıların negotiatio per servos communes üzerinden işletmelerin ihtiyacı olan süreklilik, doğrudan temsil, sınırlı sorumluluk ve işletme malvarlığının korunması yapısal özelliklerini nasıl ve ne ölçüde karşıladıkları ya da alternatifler geliştirerek cevap vermeye çalıştıkları üzerinde durulmuştur.
Özel sağlık kurumları kapsamında kişisel sağlık verilerinin işlenmesi ve korunması
Kişisel sağlık verileri, günümüzde, son derece gelişmiş bilişim tabanlı sistemler aracılığıyla, pek çok kişi ve kurum tarafından gerçekleştirilen toplanma, depolanma, paylaşılma gibi farklı veri işleme faaliyetlerine konu olmaktadır. Bu veri işleme faaliyetlerinde bulunan önemli aktörlerden biri de hiç şüphesiz özel sağlık kurumlarıdır. Özel sağlık kurumları, sundukları sağlık hizmeti sürecinde, çok sayıda ve çeşitte kişisel sağlık verisini elde etmekte, depolamakta ve Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere çok sayıda kişi ve kurumla paylaşmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi sürecinde, bilişim tabanlı sistemlerin payının her geçen gün artması ve kişisel sağlık verilerinin diğer kişisel verilere kıyasla hassas nitelikte olması da göz önünde bulundurulduğunda, özel sağlık kurumlarının kişisel sağlık verilerini hangi şart ve kapsamda işleyebileceğinin ve kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı işlenmesi halinde ilgili kişilerin hangi hukuki yollara başvurabileceğinin belirlenmesi son derece önemlidir. Bundan dolayı bu çalışmada özel sağlık kurumları çerçevesinde kişisel sağlık verilerinin işlenmesi ve korunması incelenecektir.
Veri sorumlusunun yükümlülükleri ve bu yükümlülükleri ihlalinden doğan Özel Hukuk sorumluluğu
Kişisel veriler korunması hususu, gerek günümüz teknolıojisi ile birlikte veri işleme faaliyetinin artması gerekse de birey açısından kişisel verilerin işlenmesinin barındırdığı risk bakımından önem arz etmektedir. Bu önem nedeniyle zaman içerisinde verisi işlenen kişilerin haklarını ve veri işleyen kişilerin yükümlülüklerini düzenleme ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaca karşılık ülkemizde Avrupa'ya göre geç de olsa 2016 yılında yürülüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanun ile birlikte temel mevzuat çalışması tamamlanmıştır. Bu çalışmada, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun ve Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında veri sorumlusunun yükümlülükleri ile bu yükümlülükleri ihlal etmesi halinde doğan özel hukuk soruluğu incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde, kişisel verilerin korunmasına ilişkin uluslarası ve ulusal düzenlemeler ile kişisel verilere ilişkin temel kavramlar incelenmiştir. İkinci bölümünde ise, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler ve veri sorumlusunun yükümlülüklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk nedenleri ve veri sorumlusunun yükümlülüklerini ihalinden doğan özel hukuk sorumluluğu konuları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişisel Veri, İlgili Kişi, Kişisel Verilerin İşlenmesi, Veri Sorumlusu, İlke, Veri Sorumlusunun Yükümülükleri, Sorumluluk.
Elektronik pazaryeri uygulamalarında taraflar arası hukuki ilişkiler ve özellikle elektronik pazaryeri sözleşmesi
Elektronik ticaretin ve özellikle internet uygulamalarının ortaya çıkardığı elektronik pazaryerleri, alıcı ve satıcıları elektronik ortamda bir araya getirerek birbirleriyle alışveriş yapmalarına olanak sağlayan iş modelleridir. Elektronik pazaryerleri alıcılara, coğrafi sınırlamalar ve zaman sınırı olmaksızın çok geniş bir yelpazede sunulan ürün ve hizmeti daha uygun fiyata alma imkânı sunarken, satıcılara ise malını elden çıkarma imkânı sunmaktadır. Elektronik pazaryeri uygulamaları, ticari işlemin gerçekleşme sürecinde ürün firma hakkında bilgilendirme, lojistik destek, sipariş teyidi, elektronik ödeme tahsilat işlemleri, ticari işlemin güvenilirliğinin sağlanması, karşılıklı edimlerin denetlenmesi gibi noktalarda işlev görmektedir. Alıcı ve satıcıları düşük maliyetlerle bir araya getirmeyi hedefleyen elektronik pazaryerleri gün geçtikçe tercih edilmekte ve işlevsellikleri artmaktadır. Bu çalışmada, elektronik pazaryeri uygulamalarında taraflar arası hukuki ilişkiler ve özellikle elektronik pazaryeri işletmesi ile hizmet sağlayıcılar arasındaki elektronik pazaryeri sözleşmesi olarak isimlendirilen hukuki ilişki ele alınmıştır. Çalışmamızda elektronik pazaryeri hakkında temel bilgilere yer verilmiş, elektronik pazaryeri uygulamalarının tarafları, taraflar arasında kurulan sözleşmelerin benzer sözleşmelerle karşılaştırılması ve nitelendirilmesi, elektronik pazaryeri sözleşmesinin ortak özellikleri, sözleşmenin kurulması, tarafların borçları ve sözleşmenin sona ermesi konuları üzerinde durularak elektronik pazaryeri uygulamalarında karşılaşılan taraflar arası sözleşme ilişkilerinin hukuki niteliği ve bu sözleşmelere uygulanacak hükümler belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Pazar, Elektronik Pazaryeri, Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, İnternet, Bilişim Hukuku, Elektronik Ticaret, Borçlar Hukuku
Roma hukukundan Türk hukukuna hükümsüzlük sisteminin oluşumu ve gelişimi
Roma hukukundan Türk hukukuna hükümsüzlük sisteminin oluşum ve gelişiminin incelenmesini konu edinen bu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde öncelikle Roma hukukunda hukuki işlem, hukuki işlemin unsurları ve sözleşme özgürlüğü ilkesi açıklanmıştır. Bölümün devamında Türk hukukunda hükümsüzlüğe ilişkin terminoloji ve temel kavramlar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında Roma hukukunda hükümsüzlüğün tarihi süreç içerisinde geçirdiği aşamalar aktarılmıştır. İkinci kısımda ise Roma hukukunda hak ve fiil ehliyetine bağlı olarak ortaya çıkan hükümsüzlük halleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Roma hukukunda hukuki işleme ilişkin hükümsüzlük sebepleri araştırılmış ve bu aşamada Türk hukukundaki düzenlemelere de karşılaştırmalı olarak yer verilmiştir.
Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde açık rızanın aranmadığı haller
Kişisel verilerin korunması bilinci 1980'li yıllarda başlayan kanunlaştırma süreçleri kapsamında, ilk olarak Avrupa Birlik ve Örgüt oluşumları bünyesinde kendisini gerçekleştirmeye başlamış, aynı bilinç, ülkelerin iç hukuklarına da sirayet etmiştir. Bu kapsamda çalışmalara başlayan Türkiye Cumhuriyeti de ilk olarak 1981 yılında imzaladığı sözleşmeyle kişisel verilerin korunması alanında adımını atmış, sonrasında ise başlattığı yasama faaliyetlerini ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat çalışmalarını, 2016 yılında kabul ettiği 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile tamamlamıştır. Bu nispetle, bu çalışmada 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda düzenlenen özel nitelikli kişisel veriler, bu verilerin diğer uluslararası düzenlemelerde düzenlenişi, ilgili kanun ve uluslararası mevzuat kapsamında özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde açık rızanın aranmadığı haller incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde; kişisel verilerin korunması ihtiyacının ortaya çıkışı, kişisel veri kavramı ve türleri ile kişisel verilerin korunması alanına ait yasal düzenlemeler, ikinci bölümünde; özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi esasları ve açık rıza kavramı, üçüncü bölümünde ise; özel olarak özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde açık rızanın aranmadığı haller konuları incelenmiştir.
Türk katılım bankacılığında mudarebe sözleşmesi
Katılım Bankacılığının son yıllarda global anlamda kabul görmesi ile katılım bankacılığı önem kazanmış ve bu anlamda hizmet veren kuruluşların sayısı artmıştır. Katılım Bankacılığının artan önemi ile katılım bankacılığı ürünleri ile hizmet veren kuruluşlar sadece bu bankalarla sınırlı kalmamış diğer bankalarda faiz hususunda hassasiyet gösteren müşterileri için bu alanda ürünler sunarak hizmet vermeye başlamıştır. Dolayısıyla katılım bankacılığı ürünlerinin önemi artmıştır. Bu nedenle katılım bankacılığı ürünlerinden biri olan mudarebe sözleşmesi, tezimizin konusu oluşturmaktadır. Tezimizde kâr ve zarara katılma esasına göre işleyen mudarebe sözleşmesine ilişkin genel esasların belirlenmesine gayret edilmiştir.