Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Demir

21 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University, Yıldız Technical University, Bitlis Eren University, Akdeniz University

Master'sOpen AccessEN

The impact of the Arab Spring on conflicts in the MENA region: Findings from count data analysis

The Arab Spring (AS) that started in 2011 was assumed to reform the prevailing regimes and bring socio-economic improvements in the Middle East and North Africa (MENA) region. However, the expected positive transformation of AS in the social, economic, and political domains have not been attained effectively. According to many researchers, the revolutions in the cases of Libya, Yemen, and Syria, particularly, failed to achieve the expected outcomes. The AS impacted various aspects of socio-economic life in the countries where revolutions took place. One of the impact areas was conflicts in the MENA region. This study aims to analyze the impacts of AS on conflicts in 16 countries in the MENA region utilizing count data analysis for the period 2000-2020. The study specifically deployed a zero-inflated negative binomial (ZINB) estimation on the data obtained from Uppsala Conflict Data Program (UCDP) database. STATA software was used in data management and analyses. Our results indicate that the number of conflicts significantly increased after the Arab Spring, after having controlled for GDP per capita, democracy score, unemployment rate, ethnic fractionalization, religious fractionalization, corruption score, and religious fractionalization.

MENA region
Alı Elmaloul
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2022
10
Master'sOpen AccessEN

Ban or regulate: An assessment of lethal autonomous weapon systems (Laws)

ABSTRACT The third revolution in warfare after the use of gunpowder and nuclear weapons would likely be the development of Lethal Autonomous Weapon Systems. As a result of technological advancements in the area of Artificial Intelligence, there is an increased demand for those weapon systems for use in armed conflict. As Trumbull said "In future wars, victory may depend on "the quality of each side's algorithm" rather than on the skill or bravery of a State's armed forces". Some states invest heavily to improve those weapons. However, the development and deployment of Autonomous Weapon Systems have sparked intense debates regarding their ethical, legal, and societal issues along with arguments for and against using weapons and have even been called for to be banned. Limitations on the use of Lethal Autonomous Weapon Systems as weapons means, and combat methods are covered by International Humanitarian Law both specifically and generally. Further regulations are negotiated at the related forums to pave the way to use those intelligent weapons complying with the existing and potential future regulations. While some advocate for a blanket ban on autonomous weapons, this thesis argues that regulating these weapons is more pragmatic approach that balances security concerns with ethical considerations. This paper also contributes to ongoing discussions and policy deliberations surrounding autonomous weapons and their impact on global security and stability. Keywords: Artificial Intelligence, International Humanitarian Law, Lethal Autonomous Weapon Systems.

Ramazan Ercan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Parametrik olmayan çoklu karşılaştırmalarda p-değeri bazlı düzeltme yöntemlerinin performanslarının incelenmesi

Çoklu karşılaştırma problemi birden fazla istatistiksel karşılaştırmanın eş zamanlı olarak yapıldığı zaman ortaya çıkmaktadır. 2'den fazla grubun karşılaştırılması işleminden sonra eğer küresel H0 hipotezi reddedilirse farklı olan grupları belirlemek için çoklu karşılaştırma testleri kullanılmaktadır. Hipotezler eş zamanlı karşılaştırılırken, karşılaştırılan hipotez sayısı arttıkça en az bir doğru H0 hipotezini yanlışlıkla reddetme olasılığı artmaktadır. Bu durumda araştırmacı m adet hipotezi eş zamanlı test ederken tip I hatanın artmamasını isteyecektir. Çoklu karşılaştırmalarda tip I hata enflasyonunun önüne geçmek amacı ile literatürde birçok düzeltme yöntemleri yer almaktadır. Bu çalışmada, p-değerini düzelten yöntemler incelenmiştir. Bu çalışmada, p-değerini düzelten ve deneysel hatayı (FWER) istenen düzeyde tutan 8 farklı yöntem 5 farklı dağılım altında incelenmiştir. 2. bölümde, çoklu karşılaştırmalar, hata oranları, güç tanımları ve sıra toplamlarını baz alan Dunn çoklu karşılaştırma testi açıklanmıştır. 3. bölümde, düzeltme yöntemlerinden tek aşamalı Bonferroni ve Šidák, azalan aşamalı Holm ve Holland-Copenhaver, artan aşamalı Hochberg, Hommel ve Rom yöntemleri ve iki aşamalı Li yöntemi incelenmiştir. 4. bölümde, bu incelenen yöntemler ile örnek bir uygulama yapılmıştır. 5. bölümde ise bu yöntemlerin simülasyon ile 3, 4, 5 ve 6 grup için farklı örneklem büyüklüklerinde deneysel hata ve güç bakımından karşılaştırmaları yapılmıştır. Sonuç olarak, Hommel ve Li yöntemlerinin diğer yöntemlerden daha güçlü olduğu, ancak Li yönteminin deneysel hatayı belirlenen nominal seviyede koruyamadığı görülmüştür. Bonferroni ve Šidák yöntemlerinin ise karşılaştırılan hipotez sayısı arttıkça tutuculuğunun arttığı saptanmıştır.

Mehmet Akif Miniç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anamur(Mersin) ilçesinin etnobotonik özellikler üzerine araştırmalar

Bu tez çalışması, Mersin ilinin Anamur ilçesinde etnobotanik amaçlı kullanılan bitkilerle ile ilgili bilgileri içermektedir. 2023-2024 yıllarında Anamur ilçesinin 20 köy ve 3 yaylasında gerçekleştirildi. Öncelikle bu köylerde etnobotanik bilgi potansiyeli olan kaynak kişilere ulaşılarak bilgiler kayıt altına alındı. Toplam 114 kaynak kişi ile görüşme yapılarak bu kaynak kişilerin bilgi verdiği bitkiler için inceleme mayeryali alınmıştır. Bu örnekler herbaryum tekniklerine uygun bir şekilde hazırlanarak daha sonra teşhisleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda 50 familya ve 102 cinse ait 112 takson belirlenmiştir. Bu taksonların 3'ü endemiktir. Tespit edilen bitkiler en çok, Lamiaceae 13 (% 14,56), Asteraceae 12 (% 13,44), Rosaceae 8 (% 8,96), Fabaceae 6 (% 6,72) familyalarına aittir. Bu taksonların etnobotanik kullanımlarına bakıldığında; 51 tıbbi, 49 gıda, 24 diğer (inanç, yakacak, baston, temizlik, oyuncak, tarım aleti), 13 baharat ve çay, 8 hayvan hastalıkları vb. amaçlı kullanım söz konusudur. Kullanım kısımları ise; topraküstü 52, meyve 32, çiçek 13, yaprak 10, kök 5, odun 5, sakız ve süt 4, tohum 3, dal 3, gövde 2, kabuk 2 şeklindedir. Bu çalışma, Anamur ilçesinde yapılan ilk kapsamlı etnobotanik araştırmadır.

EtnobotanikFarmasötik bitkilerTıbbi bitkiler
Fatıma Pantık Üzgüç
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yavaş akım fenomeni erken dönem aterosklerozun bir habercisi mi? Karotis intima media kalınlığı ile ilişkisi

Özgür Avşar
Akdeniz University
2005
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karotis intima media kalınlığı ve idrar 8-isoprostan F2α düzeyleri ile koroner arter hastalığının ilişkisi

R. Emre Altekin
Akdeniz University
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimler için evsel katı atık tarifelerinin belirlenmesi üzerine geliştirilen bir hesap yöntemi

Sanayi devrimi neticesinde ortaya çıkan çevre sorunları, başlangıçtaki etkilerinin sınırlı olması ve ekonomik kalkınmanın öncelikli hedef olarak kabul edilmesi sebebiyle uzun süre çözülmesi gereken problemler olarak görülmemiştir. Diğer taraftan, hızlı nüfus artışı ve yaşam standardındaki yükseliş tüketim alışkanlıklarının değişmesine, bunun sonucu olarak da atık miktarlarında daha önce yaşanmayan büyüklükte artış gerçekleşmesine sebep olmuştur. Ülkemizde atık yönetimi kapsamına giren tüm faaliyetleri -katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı ve nihai bertarafı- yapmak ve yaptırmak görevi yerel yönetimlere verilmiştir. Bu sebeple, belediye bütçelerinde önemli bir yer tutan atık yönetim faaliyetleri maliyetlerinin esaslarına uygun olarak belirlenmesi önem arz etmektedir. Toplanmasından bertarafına kadar olan tüm hizmetlerin maliyetlerini ve sorumluluğunu yüklenmiş olan yerel yönetimler, her geçen gün artan atık miktarları sebebiyle zorlaşan atık yönetimi faaliyetleri konusunda çözüm üretmekte zorlanmaktadır. Bu tez çalışmasında amaç, İlgili Katı Atık İdareleri (Büyükşehir Belediyeleri, Belediyeler ve Belediye Birlikleri) tarafından verilen tüm Katı Atık Yönetim Sistemi hizmetlerine ait faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan mâli kaynağın ve bu kaynağın oluşturulması için başvurulan tarifelerin belirlenmesi için gerekli altlığın oluşturulmasıdır. Birinci bölümde çevre sorunları genelinde atık yönetimi konusunun önemi ve atık yönetim faaliyetlerini gerçekleştirmekle yükümlü olan yerel yönetimler açısından konunun önemi ifade edilmeye çalışılmış ve tez çalışmasının kapsamı aktarılmıştır. İkinci bölümde, katı atık ve evsel katı atık kavramlarının farklı kaynaklardaki tanımı, katı atık kaynakları ve türleri verilmiş, bütünleşik atık yönetim sistemi kavramı ve bu sistem bünyesinde yer alan faaliyetler özetlenmiştir. Üçüncü bölümde ülkemizdeki katı atık yönetim sisteminin mevcut durumu özetlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, mevcut durumda konu ile ilgili olan ulusal ve uluslararası ölçekte yasal mevzuat hakkında kapsamlı bilgi verilmiş; atık yönetimi kapsamındaki iş ve işlemlerin ifasından sorumlu olan kurum ve kuruluşlar hakkında özet bilgi aktarılmıştır. Bu bölümde ayrıca rakamsal verilerle ülkemizdeki mevcut durum ve konu hakkında bugüne kadar ortaya konmuş olan stratejileri ifade eden çalışmalardaki prensipler özetlenmiştir. Dördüncü bölüm yerel yönetimlerle ilgilidir. Bu bölümde ülkemizdeki yerel yönetim yapılanmasının geçmişten bugüne yaşadığı değişim ve günümüzdeki yerel yönetim yapılanması verilmiş; mevcut yapının atık yönetim sistemi kapsamında idarî ve malî açıdan değerlendirilmesine çalışılmıştır. Beşinci bölüm, atık yönetim sisteminin mâli boyutunu ortaya koyma amacını taşımaktadır. Bu maksatla öncelikle genel olarak çevre sorunlarının önlenmesi ve giderilmesi amacıyla dünyada ve ülkemizde kullanılan ekonomik araçlar hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra, atık yönetim süreçlerinin her bir aşaması için dünyadaki ve ülkemizdeki uygulamalarda ortaya çıkan maliyetler verilmiştir. Bunun için literatür araştırması ve elde edilebildiği kadarıyla gerçek uygulama değerlerine yer verilmiştir. Altıncı bölüm tez çalışması kapsamında önerilen hesaplama modülünün ve bu modül kullanılarak elde edilen maliyet değerlerinin aktarıldığı bölümdür. Yedinci bölümde hesaplama neticesinde elde edilen sonuçlara istinaden, atık yönetim faaliyetlerinde yaşanan ve maliyetleri olumsuz yönde etkileyen aksaklıkların giderilmesi için alınması gereken önlemler ile ilgili bazı öneriler getirilmiştir.

Evsel atıklarKatı atıklar
Yavuz Soysal
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyeleri deniz kirliliği önleme çalışmaları ve öneriler

Deniz kirliliğinin başlıca kaynakları kara ve deniz kökenli kirleticilerdir. Bu kirliliğin yaklaşık %20' sini deniz kaynaklı kirleticilerin oluşturması ve deniz kaynaklı kirliliğe neredeyse sadece gemilerin neden olması; gemi kaynaklı deniz kirliliğine karşı alınması gereken önlemlerin önemini göstermektedir. Başta petrol olmak üzere, çeşitli tehlikeli maddeler taşıyan gemilerdan kaynaklanan deniz trafiği, denizlerimizde çevresel risk oluşturmaktadır.Ayrıca, karalardan çeşitli yollarla denizlere ulaşan kirleticiler kıyılarımızdaki yaşama büyük ölçüde zarar vermektedir. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO)'ne üye olan her ülke gibi Türkiye'de MARPOL'ün kurallarını yerine getirmek zorundadır. Bu kurallardan birisi de Üye ülke limanları ve terminallerinde gemi atık alım tesislerinin kurulması ve işletilmesi zorunluluğudur. Türkiye'nin bazı büyük liman ve terminlerinde atık alım tesisileri kurulmuş, fakat günümüzde bir kısmı çalışırken, bir kısmı atıl durumdadırlar. Bu tez kapsamında beş büyükşehir belediyesinde (Çanakkale, İstanbul, Kocaeli, İzmir, Muğla) toplanan gemi kaynaklı atıklar ve miktarları analiz edilmiştir. Türkiye kıyılarının yaklaşık 2/3' ü büyükşehir belediyelerinin sorumluluğundadır. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu' na göre bu bölgelerde oluşan atığı toplama sorumluluğu büyükşehir belediyelerine aittir. Bu bölgelerin önemli liman alanları olduğu düşünüldüğünde, yerinde bir uygulamayla atığın tamamına yakını bu şehirlerden toplanabilir. Türkiye' de toplanan gemi kaynaklı atıkların dağılımı liman bazında analiz edilmiştir. Her limana ait atık toplama oranları derlenmiştir. Sintine suyu, slop, balast suyu, slaç, atık yağ, pissu ve çöp atıklarının toplanma oranları hesaplanıp analiz edilmiştir. Sonuç olarak gemi atıklarının toplanmasında karşılaşılan belli başlı sorunlar belirlenmiş ve mevzuat ve uygulamalara dair iyileştirmeye yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

Cazibe Gökçe Alpay
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Economic analysis of hospital-related factors affecting readmissions for hip replacement surgery: The case of Turkish hospitals

This dissertation examines the issue of hospital readmissions, which has gained prominence in health economics in recent years. Hospital readmissions are one of the causes of escalating healthcare expenditures. Avoidable expenditure increases can be mitigated by improving service quality. In this context, this study analyzes the relationship between the number of patients readmitted to the hospital within two months following hip replacement surgery and hospital characteristics. Study utilizes data from all hospitals (764 in total) that performed hip replacement surgeries in Türkiye in 2019. Among the count data models, the Zero-Inflated Negative Binomial Model has been used as the most suitable method of estimation for the distribution of data in hand. The estimation results have been improved by including exposure and interaction terms. This study found statistically significant relationships between the number of readmitted hip replacement patients and the following variables: hospital type, number of hip replacement surgeries, number of nurses per hip replacement surgery, bed occupancy rate, number of qualified beds and the interaction term formed by hospital type and the number of qualified beds. Moreover, the number of hip replacement surgeries and the average length of stay after hip replacement surgery are significantly related to hospitals falling into the structural zero group. Keywords: Count Data, Health Economics, Hospital Readmissions, Türkiye, Zero-Inflated Negative Binomial Model

Ayşegül Doğan Sönmez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

The effects of vulnerablity on harvesting labor payment regime: The case of Ankara

This dissertation examines factors determining payment regime for harvesting laborers and, in particular, the extent to which the vulnerability of produces is influential. Focus of the study is on agricultural produces with labor-intensive harvesting. Between October 2022 and April 2023, 384 farmers actively engaged in agricultural production in 25 districts of Ankara were face-to-face surveyed and 27 experts were interviewed, reaching a total of 1260 observations. The surveys sought answers to questions on the impact of vulnerability rate on determining the payment regime, the impact of the payment regime on the rates of wastage and depreciation during harvest, and if monitoring of harvesting laborers reduces wastage and depreciation among similar categories of crops. A general profile of farmers engaged in agricultural production in Ankara was also provided. Small area estimation with multinomial logit method using unit-level modeling has been utilized in the analyses. The results of the study show that each 1% increase in produce vulnerability raises the probability of applying the daily payment regime by 1.255% over unit-based piece-rate payment regime. In the case of plant/tree depreciation, lump sum payment regimes are preferred, regardless of produce characteristics. When crop categories are evaluated within each category, it is necessary to determine the most appropriate payment regime for each category. Therefore, a depreciation theory is developed within this study to minimize produce wastage and plant/tree depreciation. That is, the factors determining depreciation are also taken into account. In addition, the application of monitoring to harvesting laborers reduced produce wastage by 5.6% and reduced plant/tree depreciation by 7.1%. The study also examines labor-related issues in agricultural production around five themes mostly emphasized during the interviews, offers policy recommendations, and discusses them around current data from both Türkiye and Ankara.

Elif Gül Köse
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of health expenditures on tourism: Panel Data Analysis on OECD countries

In this study, the effects of countries' health expenditures on international tourism receipts between 2008 and 2019 were empirically examined using panel data estimation methods. Since the current year's health expenditures are not expected to have an immediate impact on tourism receipts, health expenditures for the past two years are also included in the model. In addition, life expectancy, which represents the health risk for the longevity of countries, and GDP per capita, which represents economic indicators such as individual welfare, are included in the model. The dependent variable of the established model is tourism receipts because of its substantial effect on the current account deficit problem, import dependency, and foreign exchange income. Thus, as a result of the analysis, policy recommendations provided to OECD countries on the impact of health expenditures on tourism receipts for the postCOVID-19 period. The Hausman specification test was applied to select the appropriate model to be used in panel data analysis. A random effects estimator was chosen for the model. The problems of varying variance, autocorrelation, and cross-sectional dependency in the findings obtained with the random effects estimator was solved with Driscoll-Kraay resistant standard errors. The analysis was concerned with whether health expenditures current year and four lags of which were associated with tourism receipts. While the current and three-year lags of health expenditures in OECD countries did not have a significant association with tourism receipts, four-year lag had a positive effect on tourism receipts. Life expectancy and GDP per capita also found to have positively affected tourism receipts. As a result of the findings, it can be concluded that the investments and improvements in the field of health can have an important role on tourism receipts, an important source of income for countries.

OECD countriesPanel data modelsHealth expenditures+4
Şeyma Nur Arısoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor Bakanlığı yararlanıcısı gençlerin gençlik merkezlerine yönelik tutumları ve sosyal politika algılarına yönelik bir araştırma: Ankara ili örneği

Türkiye'de 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusun toplam nüfusa oranı 2021 yılı itibariyle %15,3'tür (TÜİK, 2021a). Bu oran, nüfusun önemli bir kısmına denk geldiğinden Türkiye'de gençlik politikaları uygulamaları büyük önem taşımaktadır. Literatürde Türkiye'de gençlik politikaları kapsamında politika oluşum sürecine gençlerin dâhil olamadığı, uygulamaların beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilmediği, çalışmaların kalıcı çözüm getirmediği, gençlerin isteklerini iletebilecekleri kurumsal bir yapının olmadığı belirtilmektedir. Çalışmada Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Merkezleri aracılığıyla gerçekleştirilen sosyal politika uygulamalarına dair Gençlik ve Spor Bakanlığı yararlanıcısı gençlerin sosyal politika algı düzeyleri analiz edilmekte ve gençlik politikaları çalışmalarına yönelik sunulan hizmet kalitesini arttıracak politika önerileri sunulmaktadır. Araştırmada "Gençlik Merkezlerinden Hizmet Alan Gençlerin Sosyal Politika Algısına Yönelik Yaklaşımları" (Davulcu, 2020a) anket formu uygulanmıştır. Araştırma verileri, 13-29 yaş aralığındaki Gençlik ve Spor Bakanlığı yararlanıcısı arasından rastgele örnekleme yoluyla seçilen 608 gençten oluşmaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemleri genel tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri ile gruplar arası karşılaştırmalar SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Parametrik testlerin varsayımları incelendikten sonra varsayımların karşılandığı tespit edilmiş ve verilerin analizinde t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Çoklu karşılaştırma testleri için Tukey testi kullanılmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı yararlanıcısı gençlerin gençlik merkezlerine yönelik sosyal politika ve gençlik merkezleri hizmetleri ilişki düzeyleri ile hizmetler bütünü algı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sosyal politika kavramı algı düzeyleri ile hizmet bütünü algı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Genç, Gençlik Merkezi, Gençlik Politikaları, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sosyal Politika.

GençlerGençlik merkezleriGençlik politikaları+4
Dilek Aydın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Azerbaycan'da gölge ekonomisinin ekonomik büyüme üzerine etkileri

The Effects of Shadow Economy on Economic Growth in Azerbaijan Shadow economy is a complex economic issue that countries have to deal with. Although the shadow economy is believed to have certain negative impacts on the economy, there might be some positive effects. This study aims to analyze the effects of the shadow economy on Azerbaijan's economic growth. The study analyzes the effects of the shadow economy in the period 19912017 in Azerbaijan. In order to analyze the relationship between the shadow economy and economic growth in Azerbaijan, VAR and VAR Granger Causality analyses have been utilized. Although the study finds no significant connection between shadow economy and economic growth, the VAR Granger Causality test indicates that the shadow economy and economic growth cannot forecast each other and there is not any type of relationship. Keywords: Shadow economy, Economic growth, VAR model, VAR Granger Causality, Azerbaijan.

AzerbaijanEconomic growthEconomic effect+3
Neman Hasanzade
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dalgacık dönüşümü kullanılarak hisse senedi fiyat tahmini üzerine bir uygulama

Dalgacık dönüşümü birçok alanda kullanılan, zaman ve frekans analizine dayanan bir yöntemdir. Gürültü ayıklama, görüntü işleme, frekans analizi, finansal tahmin yöntemlerinde oldukça faydalıdır. Bu özellikleri ile Dalgacık Dönüşümü literatürde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Hisse senetleri finansal piyasalar açısından oldukça önemlidir. Hisse senetleri, risk iştahı yüksek kişiler tarafından tercih edilen bir yatırım aracıdır. Yatırımcılar, riskleri azaltmak için hisse senedinin yönünü doğru tahmin etmek için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. Bunlardan bir tanesi de yapay sinir ağlarıdır. Ancak yapay sinir ağları tek başına yüksek volatilite değerlerinde öğrenme yerine ezberleme yapabilmektedir. Piyasa koşullarından doğan gürültülü hareketleri temizlemek amacıyla veriler dalgacık dönüşümünden yararlanılarak daha düzgün hale getirilmiştir. Bu çalışmada dalgacık dönüşümlü yapay sinir ağlarının Borsa İstanbul'da bir uygulaması yapılmıştır. Uygulamada 2000-2012 yılları arasında günlük kapanış verilerine eksiksiz ulaşılabilen, BIST30 hisse senetlerinden 6 tanesi rastgele olarak seçilmiştir. Çalışmamızın amacı, hisse senetlerinin fiyat hareketlerinin dalgacık dönüşümü ve yapay sinir ağları kullanılarak tahmin edilebilir olup olmadığını tespit ederek bu konuyla ilgili literatüre katkı sağlamaktır.

Hasan Aykut Karaboğa
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dalgacık dönüşümü kullanılarak hisse senedi fiyat tahmini üzerine bir uygulama

Dalgacık dönüşümü birçok alanda kullanılan, zaman ve frekans analizine dayanan bir yöntemdir. Gürültü ayıklama, görüntü işleme, frekans analizi, finansal tahmin yöntemlerinde oldukça faydalıdır. Bu özellikleri ile Dalgacık Dönüşümü literatürde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Hisse senetleri finansal piyasalar açısından oldukça önemlidir. Hisse senetleri, risk iştahı yüksek kişiler tarafından tercih edilen bir yatırım aracıdır. Yatırımcılar, riskleri azaltmak için hisse senedinin yönünü doğru tahmin etmek için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. Bunlardan bir tanesi de yapay sinir ağlarıdır. Ancak yapay sinir ağları tek başına yüksek volatilite değerlerinde öğrenme yerine ezberleme yapabilmektedir. Piyasa koşullarından doğan gürültülü hareketleri temizlemek amacıyla veriler dalgacık dönüşümünden yararlanılarak daha düzgün hale getirilmiştir. Bu çalışmada dalgacık dönüşümlü yapay sinir ağlarının Borsa İstanbul'da bir uygulaması yapılmıştır. Uygulamada 2000-2012 yılları arasında günlük kapanış verilerine eksiksiz ulaşılabilen, BIST30 hisse senetlerinden 6 tanesi rastgele olarak seçilmiştir. Çalışmamızın amacı, hisse senetlerinin fiyat hareketlerinin dalgacık dönüşümü ve yapay sinir ağları kullanılarak tahmin edilebilir olup olmadığını tespit ederek bu konuyla ilgili literatüre katkı sağlamaktır.

Hasan Aykut Karaboğa
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dalgacık dönüşümü kullanılarak hisse senedi fiyat tahmini üzerine bir uygulama

Dalgacık dönüşümü birçok alanda kullanılan, zaman ve frekans analizine dayanan bir yöntemdir. Gürültü ayıklama, görüntü işleme, frekans analizi, finansal tahmin yöntemlerinde oldukça faydalıdır. Bu özellikleri ile Dalgacık Dönüşümü literatürde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Hisse senetleri finansal piyasalar açısından oldukça önemlidir. Hisse senetleri, risk iştahı yüksek kişiler tarafından tercih edilen bir yatırım aracıdır. Yatırımcılar, riskleri azaltmak için hisse senedinin yönünü doğru tahmin etmek için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. Bunlardan bir tanesi de yapay sinir ağlarıdır. Ancak yapay sinir ağları tek başına yüksek volatilite değerlerinde öğrenme yerine ezberleme yapabilmektedir. Piyasa koşullarından doğan gürültülü hareketleri temizlemek amacıyla veriler dalgacık dönüşümünden yararlanılarak daha düzgün hale getirilmiştir. Bu çalışmada dalgacık dönüşümlü yapay sinir ağlarının Borsa İstanbul'da bir uygulaması yapılmıştır. Uygulamada 2000-2012 yılları arasında günlük kapanış verilerine eksiksiz ulaşılabilen, BIST30 hisse senetlerinden 6 tanesi rastgele olarak seçilmiştir. Çalışmamızın amacı, hisse senetlerinin fiyat hareketlerinin dalgacık dönüşümü ve yapay sinir ağları kullanılarak tahmin edilebilir olup olmadığını tespit ederek bu konuyla ilgili literatüre katkı sağlamaktır.

Hasan Aykut Karaboğa
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Sabit gelir hipotezi: Gana

This study aims to test the validity of the permanent income hypothesis (PIH) for Ghana using aggregate annual data of GDP per capita and household consumption expenditure per capita from 1971 to 2017. The data used were taken from UN statistics. The PIH holds that the income a consumer expects to persist throughout his or her life is what determines their consumption. Earlier studies have shown that the PIH implies the magnitude of the revision in permanent income arising from unanticipated change in income is proportional to the magnitude of the revision in consumption arising from the same change. This study tests this implication. Innovation in the income process here is the part of the income process that could not be forecasted. The study generates the innovation in the income process by estimating an ARMA model for income and then estimates a consumption equation by OLS using the consumption variable and the generated innovation in the income variable. The study finds that the magnitude of the revision in permanent income arising from the innovation in income is larger than the magnitude of the revision in consumption resulting from the same innovation. This implies that the consumption response to changes in income is smaller than what the PIH predicts. This result is taken as evidence that the PIH does not hold for Ghana.

GhanaGross domestic productIncomes+2
Sherıf Abdul Rahaman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between health care expenditure and life expectancy at birth: Case of Turkey

The main objective of this study is to examine the relationships between health expenditures and life expectancy at birth in Turkey during the period 1980-2017. Earlier studies have demonstrated the positive relationship between health expenditures and life expectancy at birth. The Autoregressive Distributed Lag bounds test approach to co-integration and Error Correction Model were applied in order to investigate the long-run and short-run relationship between the dependent variable, life expectancy at birth and its determinants. As demonstrated in many previous studies, the Bounds test finding shows a long-run relationship between life expectancy at birth and health expenditures. The empirical results reveal that all independent variables (health care expenditure per capita, Gross Domestic Product per capita, and physicians per person) have a positive impact on life expectancy at birth while except GDP per capita (at 5 percent), all statically significant at 1 percent. However, the study found out that physicians per person has a statistically significant negative impact on life expectancy at birth in the short run. Likewise, unlike the long run, GDP per capita is statistically insignificant, with a negative coefficient, which implies the negative relationship between GDP per capita and life expectancy at birth. This study has also important policy recommendations. The findings of this study indicate that life expectancy can be improved significantly when the GDP per capita, HCE per capita, and physicians per person increases. Hence policymakers should strive to increase health expenditures and the number of physicians, which they believe are major drivers of the fundamental increase in life expectancy. This will contribute to the growth and development of the country's economy together with the improvement of public health.

ARDLAutoregressive Distributed Lag Bounds TestLife expectancy at birth+3
Bilal Coşkun
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin küresel iklim değişikliği farkındalığının analizi

İklim değişikliği konusunda erken yaşta yüksek farkındalık, uzun vadede beklenen iklim değişikliği çıktıları üzerinde olumlu etkilere sahiptir. İklim değişikliği farkındalığı dinamiklerini keşfetmek, iklim değişikliği ile ilgili eğitim politikası sorularına ışık tutabilir. Çocukluk eğitimi politika uygulamaları, önleyici ve uygun maliyetlidir. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye'deki ilkokul öğrencilerinin küresel iklim değişikliği farkındalıkları analiz edilmekte ve elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin yüksek farkındalık olasılıklarını artıracak sosyal politika önerileri sunulmaktadır. Çalışmada, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin Ankara ilinin, Keçiören ilçesindeki 3 okulun 23 şubesinde öğrenim gören üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden örneklenmiş birincil veriler (N=370) kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen bir anketle toplanmıştır. 31 maddeden elde edilen puanlamaya göre örneklem ortalama farkındalık puanı 16.12 (maksimum 31) olarak hesaplanmıştır. İkiye ayrılan farkındalık puanları, hesaplanan ortalama puandan büyük veya ona eşit puanlar için "yüksek", bu puandan düşük puanlar için "düşük" olarak atanmıştır. Örneklemdeki öğrencilerin %48.92'sinin küresel iklim farkındalığı puanının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %83.24'ü küresel iklim değişikliğinin gerçek olduğuna inanırken, %84.05'i küresel iklim değişikliği konusunun çok önemli olduğuna inanıyor ve %43.51'i bu konuda çok endişelidir. Katılımcı öğrencilerin yaklaşık %47'si küresel iklim değişikliği kavram bilgisini ölçmek için sunulan 14 ifadenin 6.58'inden haberdardır. Bununla birlikte %53'ü iklim değişikliğinin nedenlerini ölçmede sunulan 7 ifadenin 3.71'inden haberdar iken %58'i iklim değişikliğinin sonuçlarını ölçmede sunulan 10 ifadenin 5.8'inden haberdardır. Böylece en yüksek farkındalık puanı; küresel iklim değişikliğinin sonuçları, ardından küresel iklim değişikliğinin nedenleri ve son olarak da iklim değişikliği kavram bilgisi alanında olmuştur. Sırasıyla sınıf ve okul; aile ve arkadaşlar; İnternet; televizyon; kitap ve dergiler; filmler; müze, hayvanat bahçeleri ya da akvaryumlar; gazeteler; diğer kaynaklar ve son olarak radyo, iklim değişikliği için mevcut bilgi kaynakları arasındaydı. Öğrenciler iklim bilgisini nereden alacaklarına ilişkin tercihlerini ise sınıf ve okul; kitap ve dergiler; aile ve arkadaşlar; İnternet; televizyon; filmler; müze, hayvanat bahçeleri ya da akvaryumlar, gazeteler, diğer kaynaklar ve radyo olarak sıraladılar. İlkokul öğrencilerinin yüksek (düşük) iklim değişikliği farkındalık puanına sahip olma olasılıklarının belirleyicileri, Stata 15 programı kullanılarak Lojistik Regresyon Analizi (LRA) yöntemiyle tahmin edilmiştir. Öğrencilerin yaşı, fen bilgisi ders notu, sınıf mevcudu, öğretmeninin görev süresi, devam ettikleri okul, öğretmeninin cinsiyeti, sınıf seviyesi, sınıf mevcudu ile sınıf seviyesinin etkileşiminin yüksek iklim değişikliği farkındalık puanına sahip olma olasılığının istatistiksel olarak anlamlı belirleyicileri olduğu bulunmuştur. Spesifik olarak, değişken ortalamasında bir ilkokul öğrencisinin yüksek iklim farkındalığına sahip olma olasılığı 0.485 olarak tahmin edilmiştir. Öğrencilerin yüksek farkındalık olasılıkları ile öğrenci cinsiyeti, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-baba eğitim düzeyi, anne-babanın iş durumu ve hayat bilgisi ders notu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Diğer taraftan karma etki (hiyerarşik ya da çok düzeyli) LRA tahmin denemelerinde okul, sınıf ve şube düzeyinde istatistiki olarak anlamlı varyasyona dair kanıt bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Eğitim, Farkındalık, İlkokul Öğrencileri, Küresel İklim Değişikliği, Lojistik Regresyon, Sosyal Politika

FarkındalıkLojistik regresyon analiziSosyal politika+2
Emine Çalışır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin küresel iklim değişikliği farkındalığının analizi

İklim değişikliği konusunda erken yaşta yüksek farkındalık, uzun vadede beklenen iklim değişikliği çıktıları üzerinde olumlu etkilere sahiptir. İklim değişikliği farkındalığı dinamiklerini keşfetmek, iklim değişikliği ile ilgili eğitim politikası sorularına ışık tutabilir. Çocukluk eğitimi politika uygulamaları, önleyici ve uygun maliyetlidir. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye'deki ilkokul öğrencilerinin küresel iklim değişikliği farkındalıkları analiz edilmekte ve elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin yüksek farkındalık olasılıklarını artıracak sosyal politika önerileri sunulmaktadır. Çalışmada, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin Ankara ilinin, Keçiören ilçesindeki 3 okulun 23 şubesinde öğrenim gören üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden örneklenmiş birincil veriler (N=370) kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen bir anketle toplanmıştır. 31 maddeden elde edilen puanlamaya göre örneklem ortalama farkındalık puanı 16.12 (maksimum 31) olarak hesaplanmıştır. İkiye ayrılan farkındalık puanları, hesaplanan ortalama puandan büyük veya ona eşit puanlar için "yüksek", bu puandan düşük puanlar için "düşük" olarak atanmıştır. Örneklemdeki öğrencilerin %48.92'sinin küresel iklim farkındalığı puanının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %83.24'ü küresel iklim değişikliğinin gerçek olduğuna inanırken, %84.05'i küresel iklim değişikliği konusunun çok önemli olduğuna inanıyor ve %43.51'i bu konuda çok endişelidir. Katılımcı öğrencilerin yaklaşık %47'si küresel iklim değişikliği kavram bilgisini ölçmek için sunulan 14 ifadenin 6.58'inden haberdardır. Bununla birlikte %53'ü iklim değişikliğinin nedenlerini ölçmede sunulan 7 ifadenin 3.71'inden haberdar iken %58'i iklim değişikliğinin sonuçlarını ölçmede sunulan 10 ifadenin 5.8'inden haberdardır. Böylece en yüksek farkındalık puanı; küresel iklim değişikliğinin sonuçları, ardından küresel iklim değişikliğinin nedenleri ve son olarak da iklim değişikliği kavram bilgisi alanında olmuştur. Sırasıyla sınıf ve okul; aile ve arkadaşlar; İnternet; televizyon; kitap ve dergiler; filmler; müze, hayvanat bahçeleri ya da akvaryumlar; gazeteler; diğer kaynaklar ve son olarak radyo, iklim değişikliği için mevcut bilgi kaynakları arasındaydı. Öğrenciler iklim bilgisini nereden alacaklarına ilişkin tercihlerini ise sınıf ve okul; kitap ve dergiler; aile ve arkadaşlar; İnternet; televizyon; filmler; müze, hayvanat bahçeleri ya da akvaryumlar, gazeteler, diğer kaynaklar ve radyo olarak sıraladılar. İlkokul öğrencilerinin yüksek (düşük) iklim değişikliği farkındalık puanına sahip olma olasılıklarının belirleyicileri, Stata 15 programı kullanılarak Lojistik Regresyon Analizi (LRA) yöntemiyle tahmin edilmiştir. Öğrencilerin yaşı, fen bilgisi ders notu, sınıf mevcudu, öğretmeninin görev süresi, devam ettikleri okul, öğretmeninin cinsiyeti, sınıf seviyesi, sınıf mevcudu ile sınıf seviyesinin etkileşiminin yüksek iklim değişikliği farkındalık puanına sahip olma olasılığının istatistiksel olarak anlamlı belirleyicileri olduğu bulunmuştur. Spesifik olarak, değişken ortalamasında bir ilkokul öğrencisinin yüksek iklim farkındalığına sahip olma olasılığı 0.485 olarak tahmin edilmiştir. Öğrencilerin yüksek farkındalık olasılıkları ile öğrenci cinsiyeti, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-baba eğitim düzeyi, anne-babanın iş durumu ve hayat bilgisi ders notu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Diğer taraftan karma etki (hiyerarşik ya da çok düzeyli) LRA tahmin denemelerinde okul, sınıf ve şube düzeyinde istatistiki olarak anlamlı varyasyona dair kanıt bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Eğitim, Farkındalık, İlkokul Öğrencileri, Küresel İklim Değişikliği, Lojistik Regresyon, Sosyal Politika

FarkındalıkLojistik regresyon analiziSosyal politika+2
Emine Çalışır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi sınıflandırma yöntemleri ile meme kanserinin erken teşhisi

Tıp alanında veri madenciliği yaklaşımı, gereksiz yöntemlerden kaçınarak hastalık teşhisinde daha doğru tahmin yapması, tıp uygulayıcılarına daha hızlı karar vermelerinde oldukça yardım sağlaması bakımından son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Hastalığın teşhisinin kolaylaşması, daha doğru tahmin yapılması, gereksiz biyopsiden kaçınmak hasta sonuçlarını iyileştirmenin yanı sıra kullanılan maliyeti düşürür ve klinik çalışmaların artmasına olanak sağlar. Akciğer kanserinden sonra kadınlarda en yüksek ölüm oranı meme kanseridir. Bu çalışmada amaç gereksiz biyopsiden kaçınarak meme kanserinin erken teşhisini makine öğrenmesi yöntemleriyle araştırmaktır. Önceki çalışmalarda teşhis için tümör bilgilerini içeren değişkenler kullanılırken yapılan bu çalışmada daha çok kültürel ve fiziksel etkisi olan değişkenlerle çalışıldı. Erken teşhiste bu değişkenlerin ne kadar önemli olup olmadığı araştırıldığı gibi farklı değişkenlerle yapılan çalışmalarla da karşılaştırma imkânı sağlandı. Meme kanseri teşhisi için makine öğrenmesi sınıflandırma yöntemleri kullanılmıştır. Her yöntem kendi içinde yöntemin uygunluğuna göre değişkenlerde boyut azaltması yapmıştır. Her yönteme göre en etkili değişken farklılık göstermiştir. Aynı veri seti üzerinde iki farklı uygulama yapılmıştır. İlki veri setinin eğitim ve test seti olarak ayrılarak SPSS.18 Moduler programında yapılmış uygulamadır. İkincisi ise k-kat çapraz doğrulama ile Weka'da yapılan uygulamadır. Kullanılan makine öğrenmesi yöntemlerinden Lojistik Regresyon (%78) ve Naive Bayes (%78) en iyi sonucu vermiştir. Bunlardan sonra sırasıyla Destek Vektör Makineleri (%76), Karar Ağacı C5.0 algoritması (%76), ve Yapay Sinir Ağları (%74) modelleri gelmektedir. 3 kat çapraz doğrulama yapıldığı durumda en iyi sınıflandırma doğrulununu veren yöntemler sırasıyla, Karar Ağacı C5.0 algoritması (%76), Lojistik Regresyon (%73), Destek Vektör Makineleri (%73), Yapay Sinir Ağları (%73) ve Naive Bayes (%73) olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Makine Öğrenmesi, Lojistik regresyon, Destek Vektör Makineleri, Karar Ağaçları, Yapay Zeka

Meliha Nur Durak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00

Other supervisors