Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Kocaarslan

14 theses · Bartın University

Master'sOpen AccessTR

İlkokul 2. ve 3. sınıf öğrencilerinde çalışan bellek ve okuduğunu anlama arasındaki ilişki

Okuma, çocukların günlük yaşamlarındaki ve akademik öğrenmelerindeki en önemli becerilerden biridir. Okuduğunu anlama becerisi ise okuma faaliyetinin nihai hedefi olarak görülmektedir. Çünkü okuldaki öğrenmelerin önemli bir bölümü okuduğunu anlama becerisine dayanmaktadır. Okuduğunu anlama dille ilgili becerilerin yanı sıra bazı bilişsel becerileri gerektirmektedir. Çocukların okuduğunu anlama becerilerindeki temel farklılıklardan biri de yürütücü işlevlerdir. iteratür incelendiğinde yürütücü işlevlerin en önemli alt bileşenlerden biri olarak çalışan bellek bilinmektedir. Bu araştırmanın temel amacı ilkokul 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin çalışan bellek performansları ve okuduğunu anlama becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Mardin ilinin Nusaybin ilçesinde MEB'e bağlı devlet okullarında okuyan 214 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak okuduğunu anlamaya yönelik iki ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlardan birincisi yazar tarafından geliştirilen çoktan seçmeli sorulardan oluşan Okuduğunu Anlama Testi'dir. İkincisi ise Karasu, Girgin ve Uzuner (2013) tarafından oluşturulan ''Formel Olmayan Okuma Envanteri" adlı eserde yer alan öyküleyici ve bilgilendirici metinlere dayalı açık uçlu sorulardan oluşan okuduğunu anlama testidir. Çalışma belleğini ölçmek amacıyla Özgür-Yılmaz (2016) tarafından geliştirilen Çalışma Belleği Ölçeği kullanılmıştır Elde edilen veriler SPSS istatistik paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı, bağımsız gruplar t-Testi ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda 2. ve 3. Sınıf öğrencilerinin sözel çalışan bellek performansları ile okuduğunu anlama becerileri arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte yapılan regresyon analizi sonucunda öğrencilerin sözel çalışan bellek toplam puanının her iki okuduğunu anlama puanını yordadığı ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular temelinde uygulamaya ve gelecekte yapılacak olan araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Okuma-anlamaYönetici işlevlerÇalışma belleği+1
Elif Aydoğan
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Prozodi öğretiminin okuma güçlüğü olan bir ilkokul üçüncü sınıf öğrencisinin okuma akıcılığı ve okuduğunu anlama becerileri üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı prozodi öğretiminin okuma güçlüğü olan bir ilkokul üçüncü sınıf öğrencisinin okuma akıcılığı ve okuduğunu anlama becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Van ili Başkale ilçesine bağlı bir ilkokulda öğrenim görmekte olan ve okuma becerisi akranlarına göre geride olan bir üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma için gerekli olan veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Keskin ve Baştuğ (2011) tarafından geliştirilen Prozodik Okuma Ölçeği, May (1986), Ekwall ve Shanker (1988) tarafından geliştirilen Yılmaz (2006) ve Akyol'un (2013) katkılarıyla Türkçeye uyarlanan Yanlış Analiz Envanteri ve sesli okuma kayıtları kullanılmıştır. Prozodi öğretimi sürecinde Millî Eğitim Bakanlığı 3. Sınıf Türkçe ders kitabında yer alan ve Karasu, Girgin ve Uzuner (2013) tarafından yazılan Formel Olmayan Okuma Envanteri kitabından seçilen okuma metinleri kullanılmıştır. Seçilen metinler Ateşman (1997) formülüne göre kolaydan zora doğru sınıflandırılarak uygulanmıştır. 35 saatlik bir süreyi kapsayan uygulama sürecinde her bir oturum 50 dakikadan oluşmuştur. Bu öğretim sürecinde prozodik okumayı geliştiren uygulamalar ve etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencinin akıcı okuma düzeyini belirlemek amacıyla sesli okuma yaptığı metinler, ön test ve son test verileri video kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve değerlendirme sürecinde bu video kayıtlar kullanılmıştır. Ön test ve son test ölçümlerinde öğrencinin bir dakikada okuduğu kelime sayısı belirlenerek okuma hızı ve doğru okuma yüzdesi hesaplanmıştır. Uygulama sürecinde öğrencinin model okumayı dikkatle takip etmesi sağlanmıştır. Öğrencinin model okuma sürecinde prozodik unsurlardan olan vurgu, tonlama ve noktalama işaretlerinin her birine dikkat ederek okuma yapması sağlanmıştır. Uygulama sürecinde doğrudan öğretim yöntemi ile prozodi öğretimi gerçekleştirilmiştir. Yankılayıcı okuma, tekrarlı okuma ve eşli okuma yöntemlerinden de yararlanılmıştır. Öğrencinin prozodik okumaya uygun okuma yapması sağlanıncaya kadar çalışmalar devam ettirilmiştir. Uygulama sonucunda, prozodi öğretimi ile okuma güçlüğü olan üçüncü sınıf öğrencisinin okuma hızı, doğru okuma oranı, okuduğunu anlama becerisi ve prozodik okuma becerilerinde belirgin bir artışın olduğu görülmüştür. Ortaya çıkan bu sonuç, doğrudan prozodi öğretimini içeren bu programın okuma güçlüğünü gidermede, okuma akıcılığını ve anlama düzeyini geliştirmede etkili olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında okuma güçlüğünü gidermek için tasarlanan müdahale programında prozodi bileşenine de yer verilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.

AkıcılıkOkumaOkuma akıcılığı+5
Ebru Demirtaş
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisi izolasyon dönemine ilişkin öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri

Covid-19 pandemisi ülkeleri bir çok alanda etkisi altına almıştır. Pandeminin etkilediği alanların en önemlilerinden birisi de eğitimdir. Pandemi ile birlikte ülkelerin çoğunda yüz yüze eğitime ara verilerek eğitim uzaktan eğitim yoluyla sürdürülmeye başlanmıştır. Ülkemizde de 2019-2020 eğitim öğretim yılının 16 Mart tarihinden itibaren okullar yüz yüze eğitime ara verilerek, eğitim- öğretim faaliyetleri uzaktan eğitim yoluyla devam etmiştir. Uzaktan eğitim farklı yöntem ve metotlar kullanılarak mekan sınırlılığını kaldıran öğretim faaliyetleri olarak ifade edilmektedir. Eğitim teknolojilerindeki gelişmeler, ekonomiklik, kalabalık gruplara hitap edebilme, afet ve pandemi gibi olağanüstü durumlarda işe koşulması uzaktan eğitimi ön plana çıkarmıştır. İlkokulda ilk kez deneyimlenen uzaktan eğitim süreci, ödevlendirmeler, telefon görüşmeleri, EBATV yayınları, EBA platformu üzerinden ve farklı programlar ile canlı dersler ile sürdürülmüştür. İlkokul öğrencileri, öğretmen ve velilerin uzaktan eğitim sürecine yönelik deneyimleri eğitim öğretimin etkinliği açısından önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, yapılan bu araştırmanın amacı ilkokul sınıf öğretmenlerinin, ilkokul öğrencilerinin ve öğrenci velilerinin Covid-19 pandemisi ile uzaktan eğitim sürecinde neler yaşadıkları, hangi sorunlarla karşılaştıkları ve deneyimlerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilen 15 sınıf öğretmeni, 15 ilkokul öğrencisi ve 15 öğrenci velisinden oluşmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş; bulgular yedi ana temada betimlenmiştir. İlkokul Sınıf öğretmenlerinin, ilkokul öğrencilerinin ve öğrenci velilerinin Covid-19 izolasyon döneminde uygulanan uzaktan eğitim faaliyetleri ile ilgili deneyimlerini ortaya çıkarmak için fenomenoloji desenine başvurulmuş, katılımcı görüşlerinden direk alıntılar yapılarak bulgular desteklenmiştir. Araştırma bulgularına göre katılımcıların büyük çoğunluğu pandemi kavramını sonradan öğrendiğini ifade etmiştir. EBA platformunda yer alan içeriklerin tüm katılımcılar tarafından faydalı görüldüğü, pandemi döneminde bakanlık tarafından gönderilen çalışma kitaplarının içerik zenginliği bakımından çok faydalı bulunduğu dile getirilmiştir. Tüm katılımcılar uzaktan eğitim sürecinde altyapı, internet, cihaz ve bağlantı odaklı sorunlar yaşadıklarını belirtmiştir. Öğrencilerin öğretmenleri ile yeterli iletişim kuramadıkları ,veliler tarafından öğrencilerin öğrenmelerinde eksiklikler olduğu, öğretmenler de kalıcı öğrenme de sorunlar olduğunu ifade etmiştir. Özel okul dışındaki tüm öğretmenler sınıflarında en az bir öğrencinin uzaktan eğitime çeşitli sebeplerle katılamadığını belirtmiştir. Araştırma sonucunda verimin istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, ilkokul seviyesinde zorunlu hallerde sadece uzaktan eğitim yerine gerekli önlemler alınarak seyreltilmiş sınıflarda, yüz yüze eğitim ve uzaktan eğitimin birlikte yürütüldüğü hibrit bir modelin kullanılması önerilmektedir.

COVID 19PandemilerVeliler+2
Özkan Sağlam
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının okumaya yönelik FOMO düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; okumaya yönelik FOMO ölçeğini geliştirerek sınıf öğretmeni adaylarının okuma alışkanlığı, okuma motivasyonu, okuma becerisi öz-yeterlilik algısının ve okumaya yönelik FOMO'larının ne düzeyde olduğunu belirlemek ve okumaya yönelik FOMO düzeyi ile okuma motivasyonu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bununla birlikte, okumaya yönelik FOMO'nun okuma motivasyonu ve bileşenlerinin anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığını ortaya çıkarmak, araştırmanın bir diğer amacıdır. Araştırmanın örneklem grubunu 2020-2021 güz yarıyılında 5 Eğitim Fakültesinin Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören 578 sınıf öğretmeni adayı (270 Okumaya Yönelik FOMO ölçeği AFA, 308 regresyon analizi) oluşturmaktadır. Nicel araştırma metodolojisiyle gerçekleştirilen bu araştırmada "İlişkisel Tarama Modeli" kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Okumaya Yönelik FOMO Ölçeği, Okuma Alışkanlıkları Anketi Yetişkinler Formu (OAA-Y), Yetişkin Okuma Motivasyon Ölçeği, Okuma Becerisi Öz-Yeterlilik Algısı Anketi kullanılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında araştırmacı tarafından okumaya yönelik FOMO ölçeği geliştirilmiş, ölçme aracının geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğe ilişkin iç tutarlılığa dayalı güvenirlik katsayısı (Cronbach Alpha) ölçeğin bütünü için α = .83 olarak hesaplanmış olup ölçeğin "Faktör 1" (α =.78) ve "Faktör 2" (α =.78) olmak üzere iki alt boyuttan oluştuğu sonucu elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler, Google Docs ile hazırlanan online anketler aracılığıyla katılımcılara ulaştırılmıştır. Veri analizinde öncelikle değişkenlerin tanılayıcı (betimsel) istatistikleri, daha sonra korelasyona dayalı istatistikleri ve regresyona dayalı istatistikleri yapılmıştır. Bu amaçla verilerin analizinde, IBM SPSS 22 ve Monte Carlo PCA paket programlarından yararlanılmıştır. Bazı değişkenler arasındaki ilişkinin varlığı ve bu ilişkinin yordayıcı gücünün belirlenebilmesi için AFA ve regresyon analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda sınıf öğretmeni adaylarının okuma alışkanlıklarının, okuma becerisi öz-yeterlilik algılarının ve okuma motivasyonlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okumaya Yönelik FOMO düzeylerinin ise ortalamaya yakın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer bulgusu okumaya yönelik FOMO düzeyi ve okuma motivasyonu arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu yönündedir. Araştırmanın son sorusuna ilişkin elde edilen bulgu ise okumaya yönelik FOMO'nun okuma motivasyonunun bir yordayıcısı olduğudur. Bu bulgulara ek olarak, sınıf öğretmeni adaylarının okuma becerisi öz-yeterlilik algılarının okuma alışkanlığı madde ve toplam puanına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gelişmeleri kaçırma korkusu (GKK/FOMO), okuma alışkanlığı, okuma becerisi öz-yeterlilik algısı, okuma motivasyonu.

Aday öğretmenlerGelişmeleri kaçırma korkusuOkuma+7
Vuslat Saygılı
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel bir kelime öğretimi modelinin eğitiminden yansımalar: Sınıf öğretmenlerinin F.R.I.E.N.D. smodeline ilişkin görüş ve önerileri

Dil, iletişimin en temel unsurlarından birisidir. Geçmişten günümüze, insanlık tarihi boyunca toplumların anlaşması, kültürlerin aktarımı ve insanın sosyal bir varlık olması dilin sayesinde gerçekleşmiştir. Sahip olduğumuz düşünceleri başkalarıyla paylaşabilmenin, toplumda söz sahibi olmanın ve insanlığın olmazsa olmazı olan iletişimi sağlayabilmenin en temel yapı taşlarından birisi kelimelerdir. Bireyin kendisini en iyi şekilde ifade edebilmesinin anahtarı kelime bilgisidir. Sahip olunan kelime bilgisi, kelime hazinesini meydana getirir. Kelime hazinesi bir milletin tarihi geçmişi ve kültürüdür. Bu sebeple bir toplumu analiz ederken o toplumun sahip olduğu kelime hazinesi de incelenmelidir. Bir toplumdaki bireylerin düşünce yapısı, saygınlık kazanmaları, temel dil becerilerini yerine getirebilecek alt yapıya sahip olmaları, mevcut kelime bilgilerinin oluşturduğu kelime hazinesine bağlıdır. Kelime hazinesi çocukların sosyal beceri ve akademik başarılarına etki eden önemli faktörlerden birisidir. Çünkü okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin temelini kelime hazinesi oluşturmaktadır. Bu becerilere sahip olabilmek için kelime öğretimi sağlam bir öğretim çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Öğrencilerin tanınan kelime sayıları arttırılarak kelime hazinesine katkı sağlamak oldukça önemlidir. Bu bağlamda güncel ve etkili kelime öğretimi model ve yaklaşımlarına ihtiyaç duyulduğu açıkça görülmektedir. Literatür incelendiğinde F.R.I.E.N.D.S modelinin kapsamlı bir kelime öğretimi sağladığı ifade edilmektedir. F.R.I.E.N.D.S modeli belli bir öğretilebilir an içerisinde sıkıştırılmadan kelime hazinesine kalıcı kelimelerin yerleşmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin kelime hazinesini geliştirmek amacıyla oluşturulmuş F.R.I.E.N.D.S modelini dört oturumdan oluşan bir eğitimle sınıf öğretmenlerine tanıtmak ve eğitim sonrasında bu modelin ilkokul öğrencilerine uygulanabilirliği hakkında sınıf öğretmenlerinin görüş ve önerilerine başvurmaktır. Dört oturumda gerçekleştirilmiş eğitim sürecinde kelime hazinesini geliştirmeyi hedefleyen F.R.I.E.N.D.S modelinin her bir basamağı detaylı bir şekilde öğretmenlere sunulmuştur. Bu eğitimde öğretmenlerin F.R.I.E.N.D.S modelini daha iyi anlamalarını sağlamak amacıyla hem kuramsal bilgilere hem de örnek etkinliklere yer verilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bartın ilinde öğretmenlik yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından uzman görüşüne başvurularak hazırlanan yarı yapılandırılmış "Görüşme Formu", ''Gözlem Formu'' ve ''araştırmacı günlüğü'' kullanılmıştır. Veriler nitel veri analiz tekniklerinden içerik analizi ile elde edilmiştir. Elde edilen bulgular MAXQUDA 20 programına aktarılmış ve program üzerinden kodlamalar sağlanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcı sınıf öğretmenleri F.R.I.E.N.D.S modelinin basamaklarının birbirinden bağımsız bir şekilde uygulanmasını, modelin uygulanması için gerekli şartlar olan sınıfın fiziksel koşullarının sağlanmasını, öğrencilerin akademik başarı seviyelerinin modelin uygulanabilmesi için önemli olduğunu ve yeterli ders süresinin sağlanmasının gerekli olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte araştırmaya katılan sınıf öğretmenleri modelin basamaklarının geliştirmeye açık olduğunu ve ilkokul döneminde kelime öğretimi sürecinde uygulanabilir olduğunu belirtmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular temelinde çeşitli önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: kelime öğretimi, kelime hazinesi, F.R.I.E.N.D.S modeli, sınıf öğretmenleri

Kelime öğretimi
Ecenur Er Tuttu
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile dijital okuryazarlık yeterlilikleri arasındaki ilişki

Hızla gelişen ve değişen teknoloji, sosyal hayatı birçok alanda etkilemektedir. Bunlardan birisi de eğitim ve öğretim alanıdır. Bu etki doğrultusunda eğitim-öğretim alanında yeni öğretim araç-gereçleri ve yeni öğretim yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda 21. yüzyıl öğretmenlerinde bulunması gereken yeni yeterlilikler ortaya çıkmıştır. Teknolojinin eğitime entegrasyonu sürecinde problem yaşamamaları adına öğretmenlerin belirli teknolojik yeterliklere sahip olmalarının yanı sıra bu yeterlikleri eğitim-öğretim alanında kullanabilmeleri de gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri incelendiğinde teknoloji okuryazarlığına ve teknolojinin eğitim alanındaki kullanımına sıkça yer verildiği görülmektedir. Bu araştırmada ilkokul öğretmenlerinin günlük hayattaki teknoloji kullanımına ait yeterlik düzeylerini belirten 'Dijital Okuryazarlık' yeterlikleri ile teknolojinin alan bilgisi ve pedagojik bilgi ile eğitim-öğretime entegre edildiği alan olan 'Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi' yeterliliklerinin ölçülmesi ve aralarındaki ilişkinin saptanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öğretmenlerin günlük teknolojik yeterlilikleri ile eğitim-öğretim esnasında kullanılması beklenen teknolojik yeterlilikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedefleyen araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelleri, iki veya daha çok sayıdaki değişken arasında birlikte değişim varlığı ve/ veya derecesini belirlemeyi amaçlayan araştırma modelleridir. Araştırmanın örneklemi 2020-2021 yılları arasında Kocaeli ilinde görev yapmakta olan 259 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler Öztürk ve Horzum (2011) tarafından uyarlanan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) Ölçeği" ve Acar (2015) tarafından geliştirilen "Dijital Okuryazarlık Değerlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden "uygun örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin betimsel istatistiklerine ulaşıldıktan sonra dijital okuryazarlık puanları ile teknolojik pedagojik alan puanları arasında korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcılarının %73'ünün Dijital Okuryazarlık alanında tam yeterli, %20.1'inin ise çok yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi yeterlilikleri incelendiğinde ise katılımcıların %73.7'sinin çok iyi, %20.8'inin ise iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre katılımcıların Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi ve Dijital Okuryazarlık yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, katılımcıların Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi yeterlilikleri ile Dijital Okuryazarlık yeterlilikleri arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki tespit edilmiştir (r=.77, p<.01). Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ilkokul öğretmenlerinin, teknolojiyi eğitim alanına entegre etme süreçlerini kolaylaştırmak adına dijital okuryazarlık alanında hizmet içi eğitim almaları önerilebilir.

Dijital okuryazarlıkMesleki yeterlilikTeknolojik pedagojik alan bilgisi+4
Osman Kum
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TRT Çocuk kanalında yer alan 6-10 yaş grubu yerli çizgi filmlerin söz varlığı açısından incelenmesi: Trafik Tayfa ve Dijital Tayfa örneği

Çocukların dil gelişiminin desteklenmesi ve kelime hazinesinin zenginleşmesi o kültürdeki söz varlığı unsurlarıyla gerçekleşir. Dil eğitiminin temelini ise kelimeler, söz varlığı ve kelime türleri gibi kavramlar oluşturmaktadır. Çocukluk dönemi ise dil öğrenmenin başlangıcını oluşturmaktadır. Dil, iletişimin olmazsa olmazlarındandır ve çocuğun çevresiyle iletişimini sağlayan yoldur. Dinlenilen masallar, ezberlediği tekerlemeler, oynanan oyunlar, akran grubu ile kurulan iletişim ve izlenilen çizgi filmler, çocukların dil gelişimini etkileyen önemli unsurların başında gelmektedir. Çocuklar ana dillerinin gelişmesinde kitaplara, insanlara ya da işitsel veya görsel materyallere ihtiyaç duyarlar. Çizgi filmler tam bu noktada çocukların ilk başvuracağı kaynaklardan biridir. Nitekim bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte zaman ve mekân önemli olmaksızın çocuklar çizgi filmlere internet yoluyla kolaylıkla ulaşabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında çizgi filmlerin çocukların hayatında önemli bir yer tuttuğu ifade edilebilir. Çocuklar çizgi film aracılığıyla hem süreçten keyif alır hem de başta kelime hazinesi olmak üzere pek çok beceriyi dolaylı olarak kazanabilirler. Çizgi filmler özellikle çocukların Türkçeyi etkili bir şekilde öğrenmelerine ve söz varlıklarına katkıda bulunmaktadır. Buradan hareketle, bu araştırmada TRT Çocuk kanalında yer alan, 6-10 yaş grubunun yerli çizgi filmlerinden olan Trafik Tayfa ve Dijital Tayfa'nın söz varlığı unsurlarını açısından incelemesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında incelenen çizgi filmler amaçlı örnekleme yoluyla tespit edilmiştir. Ayrıca bu çizgi filmlerinin hangi bölümlerinin dahil edileceği basit rastgele örnekleme ile belirlenmiştir. Bu araştırmada döküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Veriler analiz edilmeden önce her bir bölüm dikte yoluyla yazıya geçirilmiştir. İncelenen ilgili çizgi film bölümlerindeki söz varlığı unsurları; deyimler, atasözleri, yabancı sözcükler, ikilemeler, kalıp (ilişki) sözler, terimler, kalıplaşmış ifadeler ve argo ifadeler açısından analiz edilmiştir. Ayrıca kelime sıklığı, kelime türleri (isim, sıfat, fiil, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem), cümle uzunlukları, cümle yapıları, toplam kelime ve farklı kelime sayılarına bakılmıştır. Veri analizinde Aksan (2006) ve Baş (2011)'ın çalışmalarından yararlanılarak araştırmacı tarafından oluşturulan söz varlığı değerlendirme formu kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel istatistikler kullanılmış ve elde edilen bulgular tablo ve grafiklerle sunulmuştur. "Simple Concordance Program 5.0",ve Maxqda 2022 analiz programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda her iki çizgi filmlerdeki incelenen bölümlerde toplam kelime sayısı 4526 ve farklı kelime sayısı 1059 olarak bulunmuştur. Çizgi filmlerde söz varlığı unsuru olarak ilk sırada 847 ile yabancı sözcükler yer alırken, atasözü ve kalıplaşmış ifadelere hiç yer verilmediği ve 27 ikilemenin kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca 50 deyim, 40 terim, 73 kalıp (ilişki) söze yer verildiği ve 1 argo ifadeye yer verildiği sonucuna da ulaşılmıştır. Yapılan kelime türü analizlerinde 1525 kelime türü içerisinde en çok 718 ile isim türü tespit edilmiştir. En az kelime türü ise 38 ile bağlaçlar olarak bulunmuştur. Kelime sıklığı analizinde ise ilk beş kelime içerisinde 86 kez bir, 83 kez mı-/mi-, 82 kez ol-, 76 kez ne ve 69 kez ben kelimeleri kullanılmıştır. Cümle yapılarına bakıldığında ise 777 cümle içerisinde çizgi filmlerde 461 ile en çok kurallı cümle kullanılmıştır. En az ise 16 ile eksiltili cümle yapısı kullanılmıştır. Cümle uzunluklarına bakıldığında 777 cümle içerisinde en çok 3 kelimeli cümle en az ise 12 kelimeli cümleler yer almıştır. Elde edilen bulgular ışığında çizgi filmler hazırlanırken dil açısından önem verilmesi ve söz varlığı açısından geliştirilmesi gerekmektedir. Atasözü gibi kültürümüzü yansıtan söz varlığı unsurlarının daha çok kullanılmasına özen gösterilmeli ve çocukların Türkçeyi etkili ve güzel konuşabilmeleri için mümkün olduğu kadar daha az yabancı kökenli sözcükler tercih edilmelidir.

Elif Ercan
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arttırılmış gerçeklik temelli hikaye kitaplarının 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerileri, okuma kaygıları ve zihinsel imaj netliği üzerindeki etkisi

Arttırılmış gerçeklik, fiziksel dünyayı dijital ortamla birleştirerek daha bütünsel bir görüntü ortamı oluşturup zengin içerikler sunan bir teknolojidir. Kullanıcılar çoğu zaman bir akıllı telefon, tablet, gözlük veya başka bir cihaz aracılığıyla gerçek dünya boyunca gözlemlediklerinde, bu cihazlar sayesinde ek bilgiler veya görsel yapılandırmalar gerçekleştirir. Örneğin, bir akıllı telefon uygulaması aracılığıyla kitap okuyan çocuklar için daha zengin içerikli bilgiler ve daha eğlenceli öğrenme ortamları sağlanabilir. Arttırılmış gerçeklik uygulamaları tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de eğitim alanında kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Görsel sanatlar, matematik, fen bilimleri gibi birçok derste öğrenciler kitaplarda veya çalışma kağıtlarında gördükleri terimleri, resimleri ve kavramları internete bağlı bir araçla üç boyutlu olarak görebilme imkanı sağlanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı arttırılmış gerçeklik temelli hikaye kitaplarının 4.sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerileri, okuma kaygıları ve zihinsel imaj netliği üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen ile gerçekleştirilen bu araştırmada çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Mardin Artuklu 'ya bağlı iki farklı köy okulunda öğrenim görmekte olan 40 4.sınıf öğrencisi oluşmaktadır. Çalışmada 20 deney grubu, 20 kontrol grubu öğrencisi yansız atama yöntemi ile atanmıştır. Veri toplama sürecinde Çeliktürk ve Yamaç (2015) tarafından geliştirilen "Okuma Kaygısı Ölçeği" kullanılacaktır. Bu ölçek beşli likert tipi yapıdan oluşan 29 maddeden oluşmaktadır. Daha sonra öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini ölçmek için araştırmacı tarafından ilgili literatür taranıp çeşitli araştırmalar yapıldıktan sonra geliştirilen ve geliştirdikten sonra 3 uzman görüşüne başvurulan "Okuduğunu Anlama Becerileri Ölçeği" uygulanacaktır. Öğrencilerin bu ölçeğe verdikleri yanıtların standart puanlara dönüştürülmesinde, soruların içerdiği bilişsel düzeye göre Akyol (2006) tarafından geliştirilen puanlama anahtarı kullanılacaktır. Son olarak Zihinsel imaj netliğini ölçmek için Dawn E. Sheveland (1992) tarafından geliştirilen ve Mustafa Kocaarslan (2017) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "3-6. Sınıf Öğrencileri İçin Sheveland Zihinsel İmaj Netliği Ölçeği" kullanılacaktır. Veri analizinde aşamasında SPSS 22.0 paket programı, ön test (ÖT) ve son test (ST) puanlarına ilişkin betimsel istatistikler, tek yönlü varyans analizi, ilişkisi örneklemler t-testi kullanılacaktır.

Fatoş Sucu
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimli kitap okumanın 48-72 aylık çocukların erken okuryazarlık becerileri ve yürütücü işlevleri üzerindeki etkisi

Bu araştırmada etkileşimli kitap okumanın 48-72 aylık çocukların erken okuryazarlık becerileri ve yürütücü işlevleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilere (n= 22) 10 hafta boyunca etkileşimli kitap okuma programı uygulanmış, kontrol grubuna (n=23) ise aynı sürede dijital araçlar aracılığıyla okuma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 21'i kız ve 24'ü erkek olmak üzere toplam 45 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak erken okuryazarlık becerisini ölçmek için Erken Okuryazarlık Becerisi Değerlendirme Aracı (EOBDA) ve yürütücü işlev becerisini ölçmek için ise Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri (ÇDYİE) kullanılmıştır. Her iki ölçme aracı deneysel işlem öncesi ve sonrasında ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Bu araştırmanın bağımsız değişkeni kitap okuma yöntemi (etkileşimli okuma ve dijital araçlarla yapılan okuma) bağımlı değişkenleri ise yürütücü işlev ve erken okuryazarlık becerileri olarak belirtilmiştir. Araştırmanın veri analizinde SPSS IBM 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma soruları ve normallik varsayımlarına uygun olarak MANOVA ve ANCOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre etkileşimli okuma uygulaması yapılan deney grubu öğrencileri erken okuryazarlık alt becerilerinden biri olan ses bilgisel farkındalık alt boyutunda dijital araçlarla okuma yapılan kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek puan almışlardır. Erken okuryazarlık becerilerinin diğer alt testlerinde (yazı farkındalığı, öyküyü anlama ve görselleri eşleştirme) her ne kadar deney grubu öğrencilerinin ortalama puanları kontrol grubuna göre yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte yürütücü işlevler açısından dijital araçlarla okuma yapılan kontrol grubu öğrencileri hem çalışan bellek hem de ketleyici kontrol becerilerinde etkileşimli kitap okuma uygulaması yapılan Deney grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek performans sergilemişlerdir. Genel olarak bakıldığında 48-72 aylık çocuklar için etkileşimli kitap okumanın erken okuryazarlık becerilerini geliştirmede, dijital araçlarla yapılan okuma yönteminin ise yürütücü işlev becerilerini geliştirmede daha etkili olduğu ifade edilebilir. Araştırmadan ulaşılan bulgular temelinde öğretmenlerin ve uygulayıcıların 48-72 ay çocukların erken okuryazarlık ve yürütücü işlevlerini geliştirmede her iki yöntemi de birlikte kullanmaları tavsiye edilebilir.

Eda Nur Çiçek
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin okumaya yönelik tutumlarında dijital okuryazarlık ve problemli medya kullanımının rolü

Bu araştırmanın genel amacı ilkokul öğrencilerinin okumaya yönelik tutumlarında dijital okuryazarlık ve problemli medya kullanımının rolünü ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Bartın ilinde eğitim öğretim faaliyetlerine devam eden 122'si 3. sınıf 114'ü 4. sınıf olan toplam 236 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Ciğerci vd. (2022) tarafından uyarlanan "Dijital ve Basılı Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" ve Şahin vd. (2022) tarafından geliştirilen "İlkokul Öğrencilerine Yönelik Dijital Okuryazarlık Ölçeği" öğrencilere uygulanmıştır. Ebeveynlere ise Furuncu ve Öztürk (2020) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Problemli Medya Kullanım Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPPS 25 paket programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Veri analizinde betimsel istatistiklerin yanında gruplar arası karşılaştırmalarda, bağımsız gruplar için t testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Etki büyüklüklerini hesaplamak için ise Cohen d ve Eta kare (η) hesaplamaları yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ilkokul öğrencilerinin dijital ve basılı okumaya yönelik tutumlarının cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri sınıf düzeyine ve bir yılda okudukları kitap sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği, problemli medya kullanım durumlarının ise sadece cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Dijital okuryazarlık düzeylerinde cinsiyetlerine ve öğrenim gördükleri sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin dijital ve basılı okumaya yönelik tutum puanları ile problemli medya kullanımları arasında düşük düzeyde dijital okuryazarlıkları arasında ise orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca regresyon analiz sonuçları doğrultusunda öğrencilerin dijital okuryazarlık becerileri ve problemli medya kullanımlarının dijital ve basılı okumaya yönelik tutumlarını anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin basılı ve dijital okumaya yönelik tutumlarını geliştirmek için problemli medya kullanımının azaltılması ve dijital okuryazarlık becerilerinin arttırılması önerilmektedir.

Burçin Çetin Elsıkma
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin dijital okuryazarlık becerileri ile yapay zekâ kaygıları ve yapay zeka farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ile yapay zekâ farkındalıkları ve yapay zekâ kaygıları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeli çerçevesinde, nicel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu ile birlikte Dijital Okuryazarlık Ölçeği, Yapay Zekâ Farkındalık Ölçeği ve Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri ile yapay zekâ farkındalık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan, dijital okuryazarlık ile yapay zekâ kaygısı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizleri, dijital okuryazarlığın yapay zekâ kaygısının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur. Ek olarak, cinsiyet, mesleki kıdem ve günlük internet kullanım süresi gibi değişkenlerin bazı alt boyutlarda anlamlı farklılıklara neden olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, sınıf öğretmenlerinin dijital yeterliliklerinin artırılmasının, yapay zekâya yönelik olumlu tutum ve farkındalık geliştirmelerine katkı sağlarken, kaygı düzeylerini azaltmada da etkili olabileceğini göstermektedir. Çalışma, eğitimde dijital dönüşümün sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi için öğretmenlerin teknolojik okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan önemli sonuçlar sunmaktadır.

Fatma Uğuz
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yürütücü işlevler ve okuduğunu anlama: Bir bibliyometrik analiz

Bu araştırmada yürütücü işlevler ve okuduğunu anlama üzerine yapılan makalelerin bibliyometrik analizi amaçlandığından verileri analiz etmek için nicel araştırma yöntemlerinden biri olan bibliyometrik analiz tercih edilmiştir. Araştırmada konu ile ilgili makalelere ulaşmak için belirlenen anahtar kelimeler Web of Science veritabanı kullanılarak taranmış ve ulaşılan 161 makale Vosviewer programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizde son yıllarda yürütücü işlevler ve okuduğunu anlama ile ilgili yapılan araştırmalarda konunun öneminin arttığı ve yapılan çalışmalarda artış olduğu görülmüştür. Konu ile ilgili en çok çalışma yapılan bilim dalı psikoloji, en etkili ülke Amerika Birleşik Devletleri, en etkili üniversite Padua Üniversitesi, en etkili yazar Kelly B. Cartwright, en etkili dergi Reading and Writing ve Learning and Individual Differences dergileri, en etkili makalelerin Cain vd. (2004) ve Nouwens'in (2021) yazdığı makaleler olduğu görülmektedir. En çok kullanılan anahtar kelimeler "working memory (çalışma belleği)" ve "reading comprehension (okuduğunu anlama)" kelimeleridir. Özette en sık kullanılan kelimeler ise comprehension (anlama), executive function (yürütücü işlev), inhibition (ketleme), text (metin), reading comprehension (okuduğunu anlama), relationship (ilişki), study (ders çalışma), child (çocuk), memory (hafıza) ve task (görev) kelimeleridir. Araştırma sonucunda bu konudaki çalışmaların genellikler yurt dışında gerçekleştirildiği, Türkiye'de ise daha az sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Türkiye'de konu ile ilgili daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğu söylenebilir.

Büşra Özdemir Kesgin
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin yapay zekaya yönelik metaforik algıları

Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin yapay zekâya yönelik metaforik algılarını ortaya koymayı ve bu algıların cinsiyet, yaş, kariyer basamağı ve yapay zekâ kullanım durumu gibi bireysel değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle yürütülen çalışmaya, 103 sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler, "Yapay zekâ … gibidir, çünkü …" ifadesiyle oluşturulan yarı yapılandırılmış metafor formu aracılığıyla toplanmış; MAXQDA bilgisayar programından yararlanılarak içerik analiziyle çözümlenmiştir. Katılımcılar tarafından toplamda 103 geçerli metafor üretilmiş ve bu metaforlar "Yardımcı/Yol Gösteren", "İnsanla Özdeşleştirilen", "Makine Merkezli", "Şüphe ve Merak Uyandıran" ve "Tehdit Oluşturan" olmak üzere beş tematik başlık altında sınıflandırılmıştır. Bulgular, öğretmenlerin yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç olarak değil; pedagojik, bilişsel, etik ve duygusal yönleriyle değerlendirdiğini göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin daha eleştirel ve etik odaklı yaklaşımlar geliştirdiği; erkek öğretmenlerin ise daha pragmatik ve işlevsel değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Yaş ve kariyer basamağı gibi değişkenlerin, öğretmenlerin yapay zekâya yönelik algılarında tematik çeşitliliği belirgin şekilde etkilediği görülmüştür. 31-45 yaş grubundaki öğretmenlerin diğer yaş gruplarına göre daha fazla ve tematik açıdan daha çeşitli metaforlar ürettikleri görülmüştür. Genç öğretmenler daha çok tehdit ve belirsizlik vurgusu yaparken, ileri yaş grubundakiler yapay zekâyı daha çok yardımcı bir araç olarak değerlendirmiştir. Kariyer basamağı açısından, uzman öğretmenlerin daha derinlikli ve çok boyutlu metaforlar ürettikleri, özellikle olumlu temalarda yoğunlaştıkları gözlenmiştir. Öğretmen unvanına sahip katılımcılar daha çok tehdit ve insan-merkezli temalarda temsil edilirken, başöğretmenlerin katkısı sınırlı ve daha çok yardımcı temasıyla sınırlı kalmıştır. Yapay zekâyı kullanan öğretmenler, teknolojiyi daha olumlu ve çok boyutlu bir perspektiften ele alırken; kullanmayanlar daha temkinli ve tehdit temelli metaforlar üretmiştir. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin yapay zekâya yönelik algılarının çok katmanlı ve çelişkili yapısını ortaya koymakta; teknolojik deneyimin bu algılar üzerindeki dönüştürücü etkisini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, öğretmenlerin yapay zekâ farkındalıklarını artırmaya yönelik uygulamalı eğitimler, etik temelli içerikler ve rehberlik modelleri geliştirilmesi gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Metaforik algı, sınıf öğretmenlerinin metaforik algıları, yapay zeka

Ayşe Türkmen
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları üzerindeki etkisi

İçinde yaşanılan 21. yüzyılda bireylerde bulunması gereken beceriler, 21. yüzyıl (yy) becerileri olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları 21. yüzyıl becerilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırma kapsamında sınıf öğretmenlerinin 21.yy becerileri yeterlilik düzeyi ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının derecesi incelenmiştir. Öğretmenlerin 21.yy becerilerine sahip olma dereceleri ve öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutumları birlikte başarı anahtarını meydana getirmektedir. Araştırmanın örneklemi 2024-2025 eğitim öğretim yılında Bartın merkezdeki ilkokullarda görev yapan 251 sınıf öğretmenidir. Araştırma neticesinde sınıf öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerileri ve bunun alt boyutlarını oluşturan öğrenme ve yenilik, hayat ve kariyer, bilgi medya ve teknoloji becerilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlar üzerinde olumlu yönde anlamlı etkisi bulunmuştur. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerilerine sahip olma derecesi yüksektir. Sınıf öğretmenlerinin mesleğe yönelik olumlu tutumları en üst seviyededir. Sınıf öğretmenlerinin 21.yy becerileri, öğretmenlik meseğine yönelik tutumlarını anlamlı şekilde yordamaktadır. Modele göre 21.yy becerileri toplam puanı ve alt boyutları birlikte mesleğe yönelik tutum puanlarındaki toplam varyansın %57'sini açıklamaktadır. Elde edilen bulgular ışığında başlıca öneriler olarak; Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) platformlarında 21. yy becerileriyle ilgili materyaller artırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı güz ve bahar dönemi sonlarında internet üzerinden öğretmenlik mesleği tutum anketleri yapmalıdır. Böylece öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları geliştirmeye açık yönler ortaya çıkacak ve olumlu tutumların artmasına yönelik uygulamaların gerçekleştirilmesi mümkün olacaktır.

Yaşar Akça
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors