Dr. Öğr. Üyesi Arif Gezer danışmanlığındaki tezler

15 tez · Van Yüzüncü Yıl Üniversity, Çankırı Karatekin Üniversitesi

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ashabu's-Suffe ve hadis rivayetindeki yeri

Suffe, hicretle beraber Medine'de oluşan yeni İslam toplumunda doğal olarak meydana çıkan ve döneminin şartları içerisinde bir akademi görevi gören bir kurumdur. Doğası itibarı ile ilmi gelişmeye açık olan İslam toplumunun ilk nesli olan sahabe, içinde doğup büyüdükleri ümmi Arap toplumunun cehalet kalıplarını, Kur'an ve Hadis'le aşarken Mescid-î Nebevî ve Suffe onlar için en önemli eğitim mekânı olmuştur. Resulullah (s.a.s.)'in başmuallim olduğu bu eğitim yuvasında, başta Kur'an olmak üzere Hadis, Fıkıh ve kitabet, eğitimi yapılan konular arsındadır. Hadis rivayetinin en önemli halkası olan sahabe, adeta 'başlarına bir kuş konmuşçasına' Resulullah (s.a.s.)'in ağzından çıkanlara dikkat kesilmiş, Ondan öğrendiklerini içselleştirmek için kendi aralarında ders müzakeresi yapmışlardır. İşlerinden dolayı her gün Resulullah (s.a.s.)'in yanına gidemeyen kimi sahabeler, nöbetleşerek Resulullah (s.a.s.)'den işitmediklerini birbirlerinden öğrenmeye çalışmışlarıdır. Suffe ashabı ise uğraşacakları bir ticaret veya bağ bahçe sahibi olmayan kimselerden oluşmaktaydı. Devamlı mescidte bulunmaları sebebi ile Resulullah (s.a.s.)'den daha fazla istifade edebiliyor ve bir kısmı Onun hizmetinde bulundukları için de Resulullah (s.a.s.)'in bazı özel hallerine muttali olabiliyorlardı. Bütün bu sebepler Suffe Ashabını hadis rivayetinde önemli bir yere oturtmaktadır. Anahtar Kelimeler : Suffe, Ashab'us-Suffe, Sahabe, Rivayet Sayfa Adedi : 183 Tez Danışmanı : Dr. Arif GEZER

HadisRivayetlerSahabe+2
Selim Kaval
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sünnete göre saîd ve şakî mefhumları

Hz. Peygamber kendisine vahyedilen bilgiler ile insanlara inanç, ibadet ve ahlakî ilkeler başta olmak üzere hayatın tüm alanlarında nasıl davranılması gerektiğini bizzat yaşıyarak anlatmış ve bütün insanlar için ideal bir hayat biçimi sergilemiştir. Çalışmamızda, bütün zaman ve mekana hitap eden ve Müslüman için ideal bir yaşam biçimi olan sünneti baz alarak saîd ve şakî kavramlarına tefsir, hadis ve kelâm kaynaklarından istifade ederek açıklık getirdik. Hadis kaynaklarına bakıldığında, Hz. Peygamber'den dünya ve âhiret saâdetine işaret eden birçok rivayet nakledilmiştir. Dünya saâdetine işaret eden rivayetlerde, insanı dünyada mutlu kılan kişisel, psikolojik ve sosyal birçok etken zikredilmektedir. Bunlar; kocası yüzüne baktığında kocasına huzur veren itaatkâr Saliha bir eş, oturmaya müsait geniş bir ev, iyi bir binek, ibadet ile geçirilen uzun ömür, insanı iyiliğe sevk eden iyi bir arkadaş, fitnelerden uzak durmak, kadere rıza göstermek gibi etkenlerdir. Hadislerde âhiret hayatında insanların saîd (cennetlik) ve şakî (cehennemlik) olmak üzere iki gruba ayrıldığı, Allah'ın ezelî ilmiyle daha henüz kişi anne karnında iken kimin saîd veya şakî olduğuna işaret edilmiştir. Bu da kulun fiillerindeki rolü nedir gibi birçok soruyu akla getirir. Bu sorulara cevap bulmak için Kelâm ilminde Allah'ın ezeli ilmine, kader ve kazaya, kulun fiillerindeki rolü gibi konulara açıklık getirdik. Yapılan çalışmanın neticesinde, yaptıklarına karşılık Allah'ın kendisine cennet va'd ettiği kimseye saîd, yaptıklarına karşılık Cehenneme atılan kimseye de şakî denildiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sünnet, Saâdet, Şekâvet, Cennetlik, Cehennemlik, Saîd ve Şakî. Sayfa Adedi :108 Tez Danışmanı: Dr. Öğrt. Üyesi Arif GEZER

CehennemCennetKur'an-ı Kerim+4
Ahmet Eriş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kudâme ailesi ve hadis

Hadis tarihinde bazı aileler, yetiştirdikleri muhaddis âlimlerle ön plana çıkmış ve bu alana ciddi bir katkı sağlamışlardır. Bu ailelerden birisi de Kudâme ailesidir. Önceleri Filistin'in Nablus kenti yakınlarında yer alan Cemmâil Köyü'nde ikamet eden Benî Kudâme fertleri, Hicri VI. asırda Kudüs başta olmak üzere İslâm coğrafyasını tehdit eden Haçlı seferlerinden dolayı nispeten daha güvenli bir yer olan Dımaşk'a göç etmişlerdir. Hanbelî mezhebine mensup olan bu aile, Dımaşk'a göç ettikten sonra kendileriyle özdeşleşmiş bir ilim kenti olan Salihiyye Mahallesi'ni inşâ etmiş ve Hicri VI.-IX. (XII.-XVI.) yüzyıllarda Hadis ilminde çok önemli muhaddis âlimler yetiştirmiştir. Nitekim Hadis ilmi açısından bu ailede yetişen âlimler arasında Abdulğanî el-Makdisî (ö.600/1203), İbn Kudâme el-Makdisî (ö.620/1223), Ziyauddin el-Makdisî (ö.643/1245), İbn Abdülhâdî el-Makdisî (ö.744/1343) ve İbnü'l-Mibred el-Makdisî (ö.909/1503) gibi önemli simâlar bulunmaktadır. Bu âlimler, hem şahsi meziyetleri hem de hadis ilminde ortaya koydukları eserler ile İslâm ilim geleneğinde önemli bir yer edinmiş ve Dımaşk'ta Hanbelî mezhebinin yegâne temsilcileri haline gelmişlerdir. Bu araştırma, Hadis ilmi açısından önemli bir yer edinen Kudâme ailesinin hadis kültüründeki yeri ve ailede yetişen muhaddis âlimlerin hadis/sünnet yaklaşımlarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle bu ailenin ilmi hayatı ele alınmış ve Salihiyye Mahallesi'nde inşâ edilen ve hadis öğrenimi açısından önemli kurumlardan olan medrese, darülhadis, dârü'l-Kuran ve camiî gibi çeşitli yapılar tanıtılmıştır. Daha sonra bu ailede yetişen erkek ve hanım muhaddis âlimlerin biyografilerine, ilmi faaliyetlerine ve hadis ilmi açısından telif ettikleri eserler hakkında bilgi verilmiş ve akabinde ailedeki bazı muhaddislerin usûl eserlerinden istifade edilerek haberler ve haberlere ilişkin meselelere genişçe yer verilmiş ve bu âlimlerin hadis/sünnet yaklaşımları ortaya konulmuştur.

AileHadisHanbeli+4
Rıdvan Kalaç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Leyla E el-Ahyeliyye'nin (V.85.H) şiirinde ebedi sanatlar, analitik bir çalışma görünüm / Artistic appearance in Layla al-Akhyaliyya's poetry

Bu çalışma, güzelliği, güçlü kişiliği ve belagati ile tanınmış Arap kadın şair Leyla el-Ahyeliyye'yi ele almaktadır. Kendisi hem asr-ı saadette hem de Emevi döneminde yaşamış, emirler ve halifeler arasında tanınır hale gelmişti. Halifeler methiye veya ağıt gibi şiirlerini dinlemişler, kendisine hediyeler verip taltifte bulunmuşlardır. Çalışmada, şairin hayatı ve şiirleri ele alınmış, ayrıca Leyla el-Ahyeliyye'nin şiirindeki sanatsal görünümün mefhum ve manası değerlendirilmiştir. Leyla el-Ahyeliyye'nin dil, hayal ve üslup konulu şiirlerinde yer alan tekrar, zıtlık, yenileme gibi biçimlere sahip sanatsal yönler, teşbih, istiare ve kinaye gibi belagat yönleri belirtilmiştir. Özelikle belagat yönü, edebiyatın özü, sanatsal ve estetik yansıması olduğundan edebi, eleştirel ve dilsel çalışmalara önemli bir konuma sahiptir. Edebiyat bir tasvir sanatıdır ve bir yandan duygu ve düşünce aktarımı sağlarken diğer yandan olumlu ya da olumsuz algıya etki eder. Bu çalışmada Leyla el-Ahyeliyye'nin hayatı, sanatsal görünüm kavramı ve anlamları açıklanmakta, Leyla el-Ahyeliyye'nin şiirindeki sanatsal görünümler izah edilmektedir. Leyla el-Ahyeliyye'nin şiirindeki dil, hayal ve üslup ile birlikte şairin şiirinde sıklıkla öne çıkan belagat yönü ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Görünüm, Leyla el-Ahyeliyye, kinaye, hayal, üslup, tekrar

Amal Ezzulddın Hasan Hasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis literatüründe dua

Dua insanın yaratılışının gereği olarak ortaya çıkan fıtri bir ihtiyaç ve olgudur. İnsan, tarihi boyunca yüce bir varlığa inanmak, ona sığınmak ve güvenmek istemiştir. Temeli Allah inancına dayanan hayat felsefelerinin tümünde yaratılmışların Allah'a doğru yönelimleri söz konusu olup, duanın insanı Allah'a yakınlaştıran bir fonksiyon icra ettiği görülmektedir. Son ilahi din olan İslam'a göre de Yüce Allah sevgi, saygı, ihtiram, sığınma, korku, endişe, pişmanlık vb. her ne sebeple ve duyguyla olursa olsun kulun kendisine yönelmesinden hoşnut olmakta, bunu istemekte ve beklemektedir. Dinin en önemli kaynaklarından olan hadislerde; dua kulluğun özü olarak kabul edilmiş ve dua konusu tüm detaylarıyla ortaya konmuştur. Bu çalışmada, dua konusu hadisler perspektifinden incelenmiş; duanın önemi, fazileti, adabı, şartları, psikolojik açıdan etkileri, insan hayatındaki fayda ve tesirleri, kader ve kaza ile duanın ilişkisi hadisler çerçevesinde ortaya konmuştur. Ayrıca hicri ikinci asrın başları gibi çok erken bir dönemden itibaren gerek konulu hadis kitaplarında gerekse müstakil dua literatürü çerçevesinde duanın hadis edebiyatındaki yeri incelenmiştir. Günümüze ulaşan en erken hadis eserlerinden biri olan Ma'mer b. Râşid'in el-Câmi adlı eserindeki dua konusu detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Hadisin rivayet dönemleri olarak isimlendirilen hicri ilk beş asırdaki müstakil dua literatürü ve konulu hadis edebiyatı içindeki dua bölümlerinin en önemlileri en erkenden başlayarak değerlendirilmiş, böylece dua konusunun kaynaklardaki gelişim ve değişim serüveni resmedilmiştir. Hadislerde dua, ibadet olarak kabul edilmiş, duanın makbul olabilmesi için gerekli şartlar belirlenmiş ve çerçevesi çizilmiştir. Hadislerdeki önemi ve konumu hadis edebiyatında dua türü edebiyatın oluşmasına zemin hazırlamış ve muazzam bir dua literatürü oluşmuştur.

DinDuaHadis+3
Yeliz Asar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyh Ahmed b. Muhammed es-Sâvî'nin (ö. 1241) "Şerhu'd-derdîr li tuhfeti'l-ihvân fî ilmi'l-beyân" adlı eser üzerine yaptığı haşiyenin tahkik ve incelemesi

Fıkıh Alimi Ahmed b. Muhammed es-Sâvî'nin (ö. 1241H.) "Şerhu'd-Derdîr li Tuhfeti'l-İhvân fî İlmi'l-Beyân" Adlı Esere Yazdığı Haşiye, bu alanda yazılan en önemli kitaplardan biri kabul edilir. Bu eser aynı zamanda, Hicri 13. Asırda Belagat ve Beyan İlmi ile uğraşan öğrencilere okutulmak üzere kararlaştırılan kitaplardan biri idi ve yeni başlayan öğrencilere okutuluyordu. Bu Haşiyede yazar, okuyucunun kafasını karıştıran şeyleri açıklığa kavuşturmakta, asıl metindeki müşkilleri ele almakta ve açıklamalarda bulunmaktadır. Ayet, hadis ve şiirlerden istişhad yapmaktadır. Konu ile ilgili diğer alimlerin sözlerinini de alıntılamaktadır. Haşiye, sorunların ve ihtilafların arz edilmesi, bunların tartışılması, cevaplarının verilmesi, çeşitli uyarıların yapılması... gibi hususlardan da hali değildir. Bu tezde yaptıklarıma gelince, önce nüshaları araştırdım. Fakat sadece bir nüsha buldum. Bu nüsha, müellifin bizzat kendi el yazması idi. Onu açığa çıkardım. Bu metni asıl kabul ettim. Haşiyedeki metinleri ve ibareleri bu asıldaki ilgili yerlere irca ettim. Ayetleri çıkardım. Osmanlıcalarını belirledim. Hadisleri tahric ettim. Şiir beyitlerini de çıkardım. Onların sahiplerini buldum. Kitabların bazı sözlerin sahiplerini de belirledim. Bütün bunardan sonra sonuçları yazdım. Ulaştığım sonuçlar şunlardır: Şeyh Savi, te'lif konusunda çok verimli birisidir ve bütün alanlarda eser vermiştir. Bunlardan birisi de Belagat İlmi'dir. Onun bu özellikklerine, bu bereketli ve başarılı Haşiyesinin tahkik ve incelemesini yaparken ben de bizzat şahit oldum. Bu fikir bende, kitabının başından sonuna kadar, onun ilmi meseleleri arzetme ve inceleme konusundaki çok başarılı ve yaratıcı özellikleri sebebiyle oluşmuştur. Onun bu kitabı, bazı talebelerinin isteği üzere yazılmıştır. Çok kıymetli bilgiler ihtiva etmektedir. İlme yeni başlayanlar için hazırlanmış bir kitaptır. Çünkü konuları fazla teferruatlandırmamaktadır. Bununla beraber, Belagat İlminin hemen bütün konularında yeterli açıklama ve inclemeleer ardır. Bu tezimizde biz Haşiye sahibinin onemli bir metodunu da ortaya koyduk. Yazar, ilmi konuların çoğunda, Abdulkadir El-Cürcani'ni Ta'rifât'ına ve onun şerhlerine dayanmakatadır. Ondan sonra Es-Sekkaki ve El-Kazvini'ni den istifade etmektedir. Bundan dolayı kitap, kapsamlı ilmi konularla doludur. Bu kitap ayrıca yazarın asrındaki Belağat Yazarlığı'nın bir örneğini teşkil etmektedir. İlmi konuların hocaları tarafından öğrencilere hangi metotla öğretildiğinin bir resmini de oluşturmaktadır. Bütün bunardan sonra, önerilerimi şu şekilde sıraladım: İslam Kültürünün bize miras bıraktığı kitaplara büyük özenle sahip çıkmlayız. Çünkü onlar; bu büyük kültürün ham maddeleri mesabesindedir ve kültür kimliğimizi oluştururlar. Hasseten de Belagat kitaplarına ve Haşiylerine önem vermemiz gerekir. Çünkü onlar, Alimlerin ve öğrencilerin, ilmi konuları tam bir şekilde ortaya koymalarına yardımcı olmaktadır.

Mohammed Abdulkareem Yousıf Al-amerı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin (ö. 1149) Kurratü'l-Enzâr alâ Şerhi Tenvîri'l-Ebsâr İsimli Eseri

Bu tezde İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin Kurratü'l-Enzâr Alâ Şerhî Tenvîri'l-Eebsâr adlı eserinin tahkiki yapılmıştır. Araştırma velâ bahsinin başından kısmet bahsinin sonuna kadar olan bölümle sınırlandırılmıştır. Araştırmanın önemi şerh edilen eserden kaynaklanmaktadır. Zira eser, Hanefi mezhebinin en önemli kaynaklarından olan Muhammed Abdullah b. Timurtâşî el-Hanefî'nin Tenvîrü'l-ebsâr ve câmiu'l-bihâr isimli eserinin şerhidir. Eserde birçok fıkıh kaidesi yer almakta olup, müellif, başta Muhtasaru Kudûrî, Muhtasaru Tahâvî olmak üzere Hanefi mezhebince muteber birçok kaynakta yer alan görüşleri bir araya getirmiştir. Eser, bu özellikleri sayesinde Hanefi ve diğer mezheplere mensup fakihlerin temel kaynaklarından biri haline gelmiştir. Sindî'nin haşiyesi ise, incelenen konulara dair Hanefi ve diğer mezheplere mensup alimlerin görüşlerine dair faydalı nakiller içermektedir. Hâşiye, müellifin eşsiz tercihleri yanında nakledilen görüşlerden müftâ bih ve ma'mûlun bih olanı ortaya koymasıyla tanınır. Meseleleri güzel bir şekilde sunma, fıkıh konularına uygun olarak eşsiz bir şekilde kısımlara ayırma hususunda temayüz etmiştir. Müellif, Ebû Hanîfe ve diğer Hanefi alimlerin görüşlerini naklederek, uygun olanını tercih etmiş, zaman zaman Şâfiî gibi diğer mezheplerin görüşlerini nakletmiştir. Çalışmada bir kısmı Türkiye'de bir kısmı ise yurtdışında olan üç yazma nüsha esas alınmıştır. Haskefî, Sindî ve Timurtâşî'nin biyografileri, şahsi ve ilimi hayatlarıyla ilgili bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metin yazılırken ise talik ve tahkik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kitap mezhebin müftâ bih olan görüşlerini içermektedir. Müellif sadece imam Ebû Hanîfe'nin görüşlerine odaklanmamış, tercih edilen veya kendi tercih ettiği görüşleri esas almıştır. Kendine has bir içtihad yöntemi olan müellif, tercih ettiği görüşleri destekleyen delilleri sunmuştur. Metin sahibi Timurtâşî ve onun şerhi olan Haskefî'nin görüşlerini nakletmekle yetinmemiş, birçok fıkhî konuda onlara muhalefet ederek itiraz etmiştir. Aynı şekilde Sindî de sadece belli imamların görüşlerini nakletmekle yetinmemiş birçok alimin görüşlerini nakletmiş, vakıf menfaatlerinin tazmini, yetim malı, zorla madenden istifade konularında olduğu gibi müteahhir alimlerin görüşlerini tercih etmiştir. Sindî'nin seçim ve doğru tercihlerinde fıkhi mahareti net şekilde görülmektedir. Kaynaklar konusuna gelince, Hanefi mezhebinin temel kitapları yanında çeşitli kaynaklardan nakiller yapmıştır. Nakil yapılan eserler arasında el-Hidâye, Mülteka'l-ebhur, Tebyînü'l-hakâik, Aynî Şerhi, el-Fetâva'l-Velvâliciyye ve daha niceleri yer almaktadır. Henüz baskısı yapılmamış İbn Şahne'nin Tafsîlu Akdi'l-Ferâid, Hayreddîn er-Ramlî'nin Hâşiye alâ menehi'l-Gaffâr, Hüseynî'nin Kitâbu keşfi'-remz, Sicistânî'nin Kitâbu Münyetü'l-Müftî isimli eserlerden de bolca nakiller yapılmıştır. Sindî Kur'ân ayetleri ve hadislerden bolca istidlâlde bulunmamıştır. İstidlâl ettiği hadislerin sayısı dörttür. Lügat kitaplarına sadece iki defa atıf yapmıştır. Sonuçta bu kitap, Hanefi alimlerinin tercih edilen görüşlerini ihtiva eden fıkıh ansiklopedisi mesabesinde olup, kendisinden sonra gelen bütün Hanefiler Allâme es-Sindi'nin eserine itimat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Fıkıh. Kurratü'l-Enzâr. Ebu't-Tayyib es-Sindî. Tenvîrü'l-Ebsâr. Raddü'l-Muhtâr.

Mhmood Abdulrahman Shlash Al-husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Abdulmelik b. Ali b. Ebi'l-Münâ el-Bâbî el-Halebî'ni Muhtasarın mimmâ leyse fi'r-Ravza ve'l-minhâc isimli eserinin tahkik ve analizi (Talaktan kısâs bölümünün sonuna kadar): İnceleme ve tahkik

Bu araştırma Abd al-Malik bin Ali bin Ebi al-Muna al-Babi al-Halabi'nin (ö. Anaokulu ve Müfredatta olmayanların kısa bir özeti) konusunu ele almaktadır. Şafii hükümleri üzerinde durmaktadır. hukuk fakültesi, yasal yönlerini açıklığa kavuşturmak için. Bazı dallarında, Şâfiî mezhebinin hükümleri ile fakihlerin bütün imamlarının nasî hükümlere veya aklî delillere dayanarak zikrettikleri şeyler ile haraç arasında örtüşebilir ve sözü onun içinde detaylandırabilir. temeller, koşullar ve sonuçlar. Ve Şafii fıkhının kaynaklarına dayanarak teyemmüm, abdest, kıraat, çorap veya atel üzerine mesh ve hayız ile ilgili bölümler Yazar, fıkıh malzemesini sadeleştirmede iyi bir bilimsel yöntem izlemiştir. kendi açıklaması ve belirsiz ya da açıklanmaya muhtaç gördüğü hususlara ilişkin yorumları ve araştırmacının ulaştığı sonuçlar arasında: Abdülmelik el-Babi el-Halabi'nin anaokulunda ve müfredatında olmayanların bir özeti İmam'ın el-Şafi'i doktrininden alınan şerefli hadisler, güzel çıkarımlar, mantıksal alıntılar ve ayrıntılı fıkıh hükümleri ve Osmanlı döneminin ansiklopedik bilimlerle ilişkili iyi bir kültürü vurgulayan bazı dilsel ve lügatsel yorumlara yer verdi. gücünün zirvesinde tanık oldu ve derleyiciler H. 10. yüzyılda onu takip etti. El-Halabi yazarı, fıkıh malzemesini basitleştirmede iyi bir bilimsel yaklaşım izledi, bu nedenle meseleleri ortaya koymaya ve içlerindeki fıkıh hadislerinin çokluğunu açıklamaya çalıştı, ancak bunları nadiren kendi açıklamasıyla ekledi ve muğlak veya muğlak olduğunu düşündüğü şeyler hakkında yorumlar yaptı. açıklamaya muhtaç.

Mahmood Abed Younus Tahhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyh Vahdî er-Rûmî İbrahim b. Mustafa'nın (Ö. 1226) Muhtasaru'l-Muhtelif ve'l- Muhtelif fî Esmâi'ş-Şuarâ ve Elkâbihim isimli eseri) isimli eserinin tahkik ve analizi)"

Bu tezde Âmidî'nin (ö. 371) Muhtelif ve'l-Muhtelif isimli eserine Şeyh Vahdî er-Rûmî tarafından yapılan ihtisar çalışmasının tahkik ve analizi yapılmıştır. Eserde Arap şairlerin biyografileriyle ilgili yapılan en önemli çalışmalardan birinin ihtisarı yapılmıştır. Âmidî'nin kitabı konuyla ilgili yazılan en eski kaynak olarak kabul edilir. Ayrıca bazı şairlerinin biyografilerini sadece bu kitapta bulunmaktadır. Şeyh Vahdî, Âmidî'nin hatayla atladığı şairleri ilave etmiş, tashif ve tahriflerini düzeltmiştir. Araştırmada iki yazma nüsha kullanılmıştır. Bunlardan ilki Nuruosmaniye (Nr. 4983) diğeri ise Aşır Efendi (Nr. 439) kütüphanesinde yer almaktadır. Müellifin şahsi ve ilmi hayatı hakkında bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Yazma nüshalardan hareketle metnin yazılması, harekelendirilmesi, nüshaların karşılaştırılması, görüşlerin asli kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesinde talik ve tahkik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Vahdî Efendi birçok ilimle ilgili kitap yazan ansiklopedik alimlerdendir. Aralarında Âmidî'nin kitabının da olduğu birçok kitabı kısaltmayı başarabilen benzersiz bir zihniyetle tanınır. Vahdî Efendi sadece kitabı ihtisar edip, Âmidî'nin görüşlerine tabi olmamış, bazı şairlerin nesebi hakkında Âmidî'nin eserinde yer almayan bilgiler eklemiştir. Müellifin Âmidî'ye muhalefet ettiği fazla bilinmeyen içtihadları vardır. Bazı alimlerin görüşlerini benimseyerek kimi konularda Âmidî'ye muhalefet etmiştir. Bu durum görüş ayrılığı ve bakış açısı farklılığı olarak ifade edilebilir. Vahdî Efendi şairlerin hayatlarıyla ilgili nadir bilinen yorumlar ilave etmek için birçok konuda Âmidî dışındaki kaynaklara atıf yapmıştır. Lafzi farklılıklar, şairler hakkında yapılan yergi ve övgüler, fazilet ve haberlere işaret etme bu konulara örnek olarak verilebilir. Hayatları hakkında Arap Edebiyatı kitaplarında bilgi bulunan Cerîr, Cümeyl, Ümmü Kays, A'şî gibi meşhur şairlerin biyografileriyle ilgili detaylı bilgi vermeme hususunda Âmidî'ye tabi olmuştur. Şairlerin nesebini tashih ederken hatalar yapsa da bu, kitabın ilmî değerini azaltmaz. Vahdî Efendi'nin Âmidî'nin hatalarını düzeltmesi önemli bir araştırma ve inceleme konusudur. Anahtar Kelimeler: Arapça, el-Mü'telif ve'l-Muhtelif, Âmidî, Vahdî er-Rûmî, Tahkik.

Aehdaa Hamad Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Muhammed Şâkir'in hayatı ve hadis ilmindeki yeri

Yapılan bu çalışmada Mısır da yetişmiş, hadis ilmine sağladığı katkılardan dolayı yaşadığı döneme çok büyük bir etki bırakan Ahmed Muhammed Şâkir'in hayatını, ifa ettiği görevleri, hadis ilmindeki yeri, hadise olan katkıları, yazmış olduğu eserler ile kendisini hadis ve diğer alanlarda yetiştiren hocaları zikredilmektedir. Yirminci yüzyılın en önemli hadis âlimlerinden biri olarak gösterilen Ahmed Muhammed Şâkir'in hadisçiliği ve bu çerçevede onun hadis ilmine başlaması, hadis ıstılahları ile ilgili görüşleri, tabiine bakışı, tahkik ilmindeki yeri ve tahkik ilmine katkıları, özellikle Ahmed b. Hanbel'in Müsned'ine yaptığı çalışmalar ve son olarak Oryantalizme ve Oryantalistlere olan bakışı incelenmeye çalışılmıştır.

Rabia Öztürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Tahsin Kirmeyani'nin romanlarında kültürel tablolar

Yazar ve toplum arasındaki münasebet, yazar ile içinde yaşadığı ve kendisini ifade ettiği dış toplum arasında yaşanan ve sürekli devam eden bir etkileşime dayanır. Yazar, edebiyatı ve yazılarıyla bu tabloyu resmetmeye çalışır. Bu bağlamda, Tahsin Kirmyani'nin edebi eserleri üzerinden Irak toplumunun panoramasını ortaya çıkarmaya çalışan bu çalışma ortaya çıkmıştır. Kirmeyani kendi toplumunun resmini ve meselelerini, romanları ve karakterleri aracılığıyla ortaya koyarak öne çıkarmaya çalışır. Yazar, bu meseleleri ortaya koyar, tartışır ve bazen de karakterler arasında dönen durumlar üzerinden meselelere çözüm getirirken, toplumun kültürel, dini ve sosyal olarak etkilendiği tabloları sunar. Yukarıda söylediklerimiz üzerinden şunu söyleyebiliriz. Bu çalışma, yazar Tahsin Kirmeyani'nin toplumdaki dini ve sosyal tezahürlerin farklı temalarını ele alan romanlarındaki bu farklı kültürel tezahürlere ışık tutmaya çalışmaktadır. Çalışmada bu konu, yazarın Kur'an, hadis-i şerifler ve peygamberlerin kıssalarından etkilenişi, ayrıca yazarın toplum, toplumun meseleleri ve sanatlarına dair tasavvuru gibi çeşitli şekiller üzerinden ele alınmaktadır.

Jwan Salhaldın Saber Hormany
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İbrahim el-vaeli şiirindeki paradoks (üslup çalışması)

İbrahim El-Vaeli'nin Şiirinde Mufâraka (Paradoks), Üslup Çalışması Edebî çalışmalar arasında "dil ve üslup" araştırmaları, bütün renkleriyle edebi metnin gelişmesi ve beslenmesi için vazgeçilemez bir gerekliliktir ve geniş bir alanı kapsamaktadır. Modern dil öğretim yöntemleri sahip oldukları bütüncül yaklaşım nedeniyle, edebî metinlerin gerçek anlamını ortaya çıkarma konusunda, edebi ve modern metin araştırmalarının da uzak kalamayacağı bir görev ifa etmektedir. Bu tez, Al-Waeli'nin dünya vizyonunu genişletmesini de sağlayan sanatsal bir strateji olarak şiirindeki güzelliği oluşturan pek çok üslûb paradokslarını konu ediniyor. Ancak bu araştırmanın önemi, araştırmacının da bu tezinde benimsediği modernliğin yanı sıra, ayrıca şairin, paradoksları farklı unsurlar ve referanslar kullanarak edebî ürünlerini formüle ederken benimsediği yeni ve modern yöntemde yatmaktadır. Şairin bu yöntemi, müzikal veya retorik, birçok dilsel çağrışım taşıyan ve yüksek sanatsal değere sahip şiirlerini meydana getiren retorik bir anlatım üslûbudur. Çalışmada benimsenen tarz ise analitik üslup yöntemidir. Çünkü bu tür çalışmalarda araştırmacının şairin divanında bulduğu paradoksları ortaya çıkarmak ve üslup açısından çözümlemesini sağlamak için en uygun yöntem budur. Çalışmanın ulaştığı en önemli sonuçlardan bazıları; şairin geçen yüzyılda yetmişli yılların en önemli şairlerinden biri, ayrıca onun kendi döneminde sadece Irak düzeyinde değil, aynı zamanda bütün Arap aleminde de şiirin en önemli öncülerinden biri olduğunun tespit edilmesidir. Bu da şairimizin şiirinde, çok farklı ve ayırt edici derecede büyük bir dilsel mirasa, yüksek belagat, ince üslûba, harika bir sanatsal yapıya ve tasvir diline sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arap Dili. Belagat. Üslûb, Paradoks, Dilbilim, İbrahim el-Vaeli.

Taha Hameed Khamees Al-azzawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyhulislam Muhammed Esad bin İbrahim el-Alaiyye er-Rumi'nin (Ö. 1166 H.) 'İtbaku'l-Etbak' adlı eseri, tahkik ve inceleme

Araştırmamıza esas aldığımız kitap, dinî, siyasî ve toplumsal sınıflara yönelik sert eleştiriler içeren el yazması bir eserdir. Siyasî iktidarı ve onun zulmünü ele almaktadır. Özellikle, dünyevî zevk ve menfaatlere ulaşmak için mesleklerini kötüye kullanan, adaleti ve zayıf insanları kullanarak rüşvet alan hakimleri çok sert bir dille eleştirmektedir. Dini otoriteyi ise daha büyük bir şiddetle eleştirmektedir.. Şeyhlere ve kötü Alimlere tam bir eleştiri seferberliği ilan etmiş gibidir. Çünkü onlar, din kivesine bürünerek merhamet elbisesini çıkarmışlar, şeytanların istek ve arzularına uymuşlar, kötülüklere ve lezzetlere dalmışlar, helalleri çiğnemişler, yetim malını yemişlerdir. Bütün bunları din kisvesine bürünerek yapmışlardır. Eserin müellifi aynı zamanda, kibir, cimrilik, mala aşırı düşkünlük, doktorların bozulması gibi toplumsal hastalıklara da değinmektedir. Bütün bunlarla beraber, sadece kötü yönleri ele almıyor, aynı zamanda sâlih ve rabbani alimleri de methetmektedir. Cömertliği, keremi, ahiret için hazırlık yapmayı tavsiye etmekte, ahirete ve salih amellere teşvik etmektedir. Bu konuda onun Kuran ayetlerine ve Arap darbımesellerine olan ilgisi her şeyin üstündedir. Yazarın üslubuna gelince, makalelerinde en önemli yöntemlerinden biri kinaye ve telmih sanatıdır. Bu sayede okuyucu, yazarın kastettiği şiir ve beyitleri verilmediği halde hemen anlayabilmektedir. Hz. Peygamberin hadislerini de rivayet edilmeden hatırlamaktadır. Çok ince bazı göndermeler ile Arap efsaneleri de okuyucaya hatırlatılmaktadır. / Aynı şekilde yazarın, Arap lehçelerine, kelimelerin zıt kullanışlarına, yabancı veya arapçalaştırılmış kelimelere… verdiği önem de açıkça görülmektedir. Bu açıdan dikkatleri en çok çeken husus ise Cevheri, Sağani ve diğer dilbilimcilerin dahi ihmal ettiği bazı lafızları kullanıyor olmasıdır. Bu el yazması eser, ilk Arap dilbilimcilerle aynı üslubu taşıyor. Makalelerdeki yöntemi, ilk anda okuyucuya kendini kötü hissettiriyor. Çünkü temel kaynaklara ve sözlüklere başvurmadan hiçbir cümleyi anlaşılmamaktadır. Bu eserin bize kazandırdığı şeylerden birisi de Kuran Dilini ihmal etmemiz sebebiyle içine düştüğümüz gerileme ve zayıflığı hissettirmesidir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili. İtbakul Etbak. Makaleler. Şeyhülislam. El-Alaiyye (Alanyalı)

Taha Yaseen Ibrahım Ibrahım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Endülüs şiirinde Endülüs kültürünün yansıma biçimleri, H. 541-898 yılları arası

Özet: Endülüs Şiirinde Endülüs Kültür Biçimleri, H. 541- 898 Yılları Arası Her toplumda kültürel simgeler, o toplumu temsil ederler ve nesilden nesile aktarılırlar. Bu araştırmada, araştırmacının Endülüs'teki Arap şiirinden ortaya çıkardığı, Endülüs Arap toplumunun özellikle H. 541 ile 898 yılları arasındaki kültürel simgelerinin tezahür şekillerini bulacaksınız. Endülüs şiiri hakkında ilk göze çarpan özellikler, onun betimlemeci, imgesel ve tabiat şiiri olmasıdır. Endülüslüler hakkında ilk göze çarpan özellikler ise tabiata çok düşkün olmaları ve tabiat tasvirlerini çok abartmalarıdır. Dolayısıyla tabiat manzaralari, gözlerin ve gönüllerin buluşma noktası olması idi. Şiirlerinde mutlaka tabiat tasviri yapmayan Endülüs'lü bir şair bulmak zordur. Çünkü onlar şiirlerinin mukaddimesinde mutlaka Endülüs doğasını tasvir etmeyi adet edinmişlerdi. Doğulu şairlerin, şiir ve kasidelerine mutlaka bir ağlama mukaddimesi ile başlamaları gibi. Doğa tasvirinin, onların şiir yazma gayelerinden biri olduğu çok açıktı ve şiirleri onların vatanlarına olan yoğun sevgilerini ve bağlılıklarını ifade ediyordu. Bu şairler, aynı zamanda Doğudaki şairlerinden de pek uzak değillerdi. Bundan dolayı, onların şiirlerinin mukaddimelerinde dile getirdikleri anlam ve fikirlerden de açıkça etkilenmişlerdi. Bu durum Endülüslülerin şiirlerinde açıkça görülmektedir. Bu normal bir durumdur. Çünkü aralarındaki ilişki kesilmemiştir. Endülüslüler, Doğu'daki edebiyata da saygı ve takdirle bakıyorlardı. Onu örnek alıyorlar ve kendi edebiyatlarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyorlardı.

Anwer Shaban Abed Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kur'anı Kerim'de Kata'a (Kesme) kelimesi ve türevleri - Analitik ve semantik çalışma

Bu araştırma, Arap dilindeki bir kelimenin kökünün incelenmesiyle ilgilidir ve anlamların tahmin edilmesine dayanmaktadır.Bu Kelime Kuran Kerim'den gelmektedir, çünkü Arap Dili bilim kaynaklarının büyük bir kaynağıdır.Araştırma, Giriş – Önsöz - Altı bölüm ve kapanıştan oluşmaktadır.Birinci Bölüm : Lugatta Kat'e (Kesme) kelimesinin anlamı ve genel olarak KuranKerim'de anlamlarının beyanı.İkinci Bölüm : Kelimenin anlamına detaylı giriş, Kat'e (Kesme) kelimesinin yara,çizik, Açıklama ve ayırma.Üçüncü Bölüm : Kat'e (Kesme) kelimesinin ayırma, bölme, yer değiştirme ve yok etme.Dördüncü bölüm : Kat'e (Kesme) kelimesinin anlamı : Yolun ürkütülmesi, muhabbet sebeplerinin kesilmesi ve ümidin sönmesi.Beşinci Bölüm : Kat'e (Kesme) kelimesinin taşıdığı çözüm, hazırlık ve uzağı yakınlaştırmak gibi anlamlar.Altıncı bölüm : geçiş, boğmak, bir şeyin bir bölümü ve bir şeyin sonu.Daha sonra kapanış, tavsiyeler , konu özeti ve önemli sonuçlar.Araştırmacı semantik ve anlam bilimini göz ardı etmemiştir, Kur'an tefsirlerinden anlaşılanların toplamından genel bir anlam çıkarılan her ayetten sonra, semantik tabloyu daha net tamamlamak için gelmiştir, bu yüzden alıntı yaptığı her yere büyük çağrışımlar içeren genel bir anlam vermiştir, Ayetlerin bu genel anlamlarını, kaynaklarda işaret ettiği bütün tefsir kitaplarından uyarlayarak açıklamıştır.Allah'a hamd ve senalar olsun, her işi doğru yapmayı ve O'nun yüzü için saf kılmayı nasip etsin, yüce Allah'a kavuştuğunda faydasını görür inşallah.

Mohammed Jabbar Mohammed Saffar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Diğer danışmanlar