Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Sani Mert
15 theses · Hasan Kalyoncu University
Otokratik ve demokratik liderlik tarzının lidere ve takıma olan güvene etkisi: Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde deneme modelli araştırma
Güven kavramı, kişiye dayalı olarak oluşan ve yine kişi tarafından anlamlı hale getirilen bir kavramdır. Güven, bireyler arası ilişkilerin oluşturulmasında, sürdürülmesinde ve kalıcı hale getirilmesinde temel ölçüdür. Güven, çalışanların, örgütte liderlerine inanmaları, onların doğruluğunu, dürüstlüğünü, açıklığını ve örgüt içi adaleti şüphelenmeden kabul etmeleridir. Güven yüksek performansa sahip takımların en temel özelliğini oluşturur. Güven ilişkileri bir arada tutan yapıştırıcı işleve sahiptir. Lidere güven liderin doğru sözlü olacağına ve sözünün ardında duracağına olan inanç olarak da tanımlanır ve güven bu manada hem yatay hem de dikey anlamda tüm örgüt içi ilişkilerin temelini oluşturur. Takım arkadaşlarına güven; meslektaşlarının yeterliliğine, adilliliğine, itimat edilirliğine, ahlaki davranışlar sergileyeceğine olan inancı ifade eder. Takım açısından güven, takımın dürüstlüğüne, adaletli oluşuna ve doğruluğuna duyulan inançtır. Deneme modelli yapılan bu araştırma Otokratik ve Demokratik liderlik tarzının lidere ve takım içi güveni ne yönde etkilediğini araştırmaktır. Bu amaçla, Şanlıurfa Büyükşehir Fen İşleri Daire Başkanlığı Kent Estetiği Şube Müdürlüğü'nde çalışmakta olan üç ayrı bölgede çalışan 97 personel üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada denekler bir grubu kontrol grubu olarak seçilmiş bu gruba hiç bir müdahale yapılmamıştır. Birinci Deney Grubuna Otokratik liderlik tarzı, İkinci Deney Grubuna Demokratik liderlik tarzı uygulaması yapılmıştır. Otokratik ve demokratik liderlik tarzı uygulamalarına 75 gün devam edilmiştir. Uygulama başlangıcı da ve sonunda kontrol ve deney gruplarının lidere ve takım içi güvene yönelik algıları ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar SPSS programında değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimler: Güven, Otokratik liderlik, Demokratik liderlik, Takım içi güven
Demografik faktörlerin örgütsel bağlılığa etkisi; Eyyübiye Belediyesinde bir alan araştırması
Bu araĢtırmanın amacı, ġanlıurfa Ġli Eyyübiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli personelin örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik faktörlere göre farklılaĢıp farklılaĢmadığının belirlenmesidir. AraĢtırma kapsamında Eyyübiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli 73 personelden veri toplanmıĢtır. AraĢtırmanın verileri; Meyer, Allen ve Smith (1991) tarafından geliĢtirilen ve literatürde oldukça kabul gören Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık ölçeği kullanılarak toplanmıĢtır. Örgütsel bağlılık; duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılığı olmak üzere üç alt boyutta incelenmiĢtir. Zabıta personellerinin bağlılık düzeylerinin; bazı demografik faktörlere (yaĢ, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, unvan, hizmet sürelerine ve çalıĢma Ģekilleri) göre farklılık gösterip göstermediğine dair analizler yapılmıĢtır. AraĢtırmadaki istatistiki analiz sonuçlarına bakıldığında, zabıta personellerinin örgütsel bağlılık düzeyleri demografik faktörlere göre değiĢiklik gösterdiği, yaĢı küçük personelin yaĢı büyük personellere göre kuruma daha bağlı oldukları, eğitim düzeyi lise ve üstü deneklerin ilköğretim mezunu olanlara göre kuruma bağlılıklarının daha yüksek olduğu, unvanları düz memurların rütbeli memurlara göre örgütlerine daha çok bağlı oldukları, düĢük maaĢla çalıĢanların yüksek maaĢ alan personele göre kuruma daha bağlı oldukları tespit edilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel bağlılık, Duygusal bağlılık, Devam bağlılık, Normatif bağlılık
Bölgesel kalkınmada turizmin rolü: Mardin örneği
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de bölgeler arası ekonomik dengesizlik sürekli olarak büyüyen ancak henüz çözülemeyen bir sorun haline gelmiştir. Hemen her dönemde bu farklılığı ortadan kaldırmak için kalkınma planları yapılmış ve bir kısım tedbirler alınmış olsa da yeterince etkili olamamıştır. Son yıllarda teknolojik gelişmeler ve artan seyahat imkânları insan hareketliliğini ve dolayısıyla turizmi çekici hale getirmiştir. Turizmde meydana gelen bu hareketlilik aynı zamanda ekonomik hareketliliği de beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada, Mardin ilindeki turizmin gelişimi ildeki ekonomik faaliyetleri nasıl etkilediği ve bunun bölge ekonomisine nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Bu bağlamda Mardin'de tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen turizm sertifikalı otel yöneticilerinin bu konudaki görüşlerini belirlemek amacıyla 119 yöneticiye anket uygulanmıştır. Yöneticiler Mardin ilindeki turizmin gelişmesi direk olarak istihdamı etkilediği ve yoğun sezonlarda çevre illerden bile işgücüne ihtiyaç duyulduğu konusunda olumlu görüş bildirmişlerdir. Turizmin azalması durumunda ise hem Mardin ilinde hem de çevre illerde diğer bütün ekonomik sektörlerin olumsuz etkilendiği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Mardin'in dil, kültür ve inanç turizmin ekonomik kalkınmasındaki önemini ortaya koymaktır. Turizmin gelişmesi için özellikle Mardin'in tarihi ve kültürel zenginliğinin daha çok tanıtılması gerekir. . Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Turizm, Ekonomik kalkınmada Turizm, Şehir Turizmi,
Müşterilerle olan ilişkide kişiliğin ve demografik faktörlerin etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Günümüzde değişen rekabet koşullarında bankaların hatta tüm işletmelerin sadece ürünün fiyatı konusunda rekabet etmeleri yetersiz kalmaktadır. Daha önceki yıllarda bankalar diğer bankalarla rekabetinde fiyat avantajını kullanırken, artık sadece fiyat avantajı yeterli kalmamaktadır. Bankaların varlıklarını sürdürmeleri, performanslarını artırmaları, finansal özelliklerini geliştirmenin yanında beşeri özelliklerini de geliştirmesiyle mümkün olmaktadır. Beşeri özellikler banka personeliyle ilgilidir ve onların bilgi, tecrübe ve kişisel özelliklerinden oluşmaktadır. Bu özellikler bankayı ve banka personelini başarıya götüren temel faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Banka müşterileri, bankaların sağladığı fiyat avantajını genellikle ikinci planda bırakmış, sağlam ilişkiler geliştirdiği banka personelinin olduğu bankalara yönelmişlerdir. Sağlam ilişkilerin geliştirilmesinde banka personelinin kişilik özelliklerinin yanında güven oluşturması banka müşterisi açısından oldukça önem arz etmektedir. Banka müşterisi banka personeliyle arasındaki ilişkiye, sadece bankacılık işlemlerini yapmak, olarak bakmıyorsa bu güvene dayalı bir iş ilişkisi olacaktır. Bu durumda banka müşterisi güven duyduğu banka ve/veya banka çalışanıyla ne olursa olsun çalışmaya devam edecek ve uzun süreli bir ilişki kurulmuş olacaktır. Eğer bunlar yoksa banka müşterisi bankaya ve/veya banka personeline sadece iş anlamında bakacak ve o müşteriyle uzun vadeli ilişki kurulamayacak hatta müşteri kaybına neden olacaktır. Bu da kârlılığı düşürmesinin yanında zaman ve emek kaybına yol açacaktır. Bu araştırmada banka sektöründe çalışanların banka müşterileriyle olan ilişkilerindeki kişilik özelliklerinin ve demografik faktörlerin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, personelle müşteri arasındaki ilişkilerde personelin kişilik özelliklerinin ve demografik faktörlerin etkisini saptamaktır. Bu çalışma kişilik özelliklerinin kişilerarası ilişkiyi, duruma göre, olumlu veya olumsuz etkilerini ortaya koymuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilindeki toplam on sekiz farklı bankada, bu bankalardan üç tanesi devlet bankası on beş tanesi özel banka olmak üzere, bankaların farklı birimlerinde ve farklı ünvanlarda çalışan bankacılar oluşturmaktadır. Araştırma 92 erkek ve 111 kadın olmak üzere toplam 203 banka çalışanıyla yürütülmüştür. Araştırmanın sonucuna göre banka personelinin cinsiyetinin kişilik faktörlerinde ve ilişki boyutlarında etkili olmadığı, yaşının dışadönüklük, uyumluluk ve empatiyi etkilediği, medeni halinin empatiyi etkilediği ve kişilik faktörlerinin hiçbirisini etkilemediği, toplam bankacılık süresinin uyumluluğu ve empatiyi etkilediği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca duygusal dengenin hem empatiyi hem de duygu farkındalığını etkilediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Diğer kişilik faktörleriyle ilişki boyutları arasında bir ilişki çıkmamıştır. Bu kapsamda yapılan çalışmanın bankacılık sektörüne müşterilerle uyumlu olunması ve onlarla empati kurulması, müşterilere agresif ve olumsuz davranılmaması gerektiği açısından katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili çalışan akademisyenlere de banka personelinin yaşının, gelirinin, medeni halinin, toplam bankacılık süresinin ve personelin duygu durumunun müşterilerle kuracağı ilişkilerde dikkate alınması açısından katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Motivasyon faktörleri ile performans değerlendirme sisteminin etkinliği arasındaki ilişki: Kilis Devlet Hastanesinde alan araştırması
Motivasyon, insanları belirli bir amaca doğru yönlendirmektir. Yöneticiler, çalışanlarından daha yüksek bir performans almak için bazı motivasyon araçlarını kullanmalıdırlar. Çalışanlarının motivasyonunun yüksek olduğu bir işletme çalışanlarından çok daha fazla verim alacaktır. Motivasyon ve performans birbiriyle bağlantılı konulardır. Çalışanların motivasyonu yükseltilerek onlardan daha iyi performans alınabilir. Etkili bir performans değerlendirme ile de çalışanların motivasyonları arttırılır. Bu sayede çalışanlardan daha yüksek fayda sağlanır. Kilis Devlet Hastanesinde görev yapan 124 çalışan üzerinde çalışanlarının motivasyon faktörleri ile performans değerlendirme sisteminin etkinliği arasındaki ilişki alan araştırması yapılarak ölçülmüştür. Bu çalışma sağlık sektöründe motivasyonel faktörlerin performans değerlendirme sisteminin etkinliği üzerine yapılan ilk araştırmadır. Elde edilen bulgulara göre motivasyon faktörlerinden geliştirme ile ücret ve değerlendirme, çalışanların performans değerlendirme sistemine yönelik algı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Motivasyon, motivasyon araçları, performans, performans değerlendirme
Kültürlerarası iletişim etkinliği: Kilis esnaf ve sanatkârlarının Suriyeli müşterilerle olan etkileşimi üzerine bir alan araştırması
Yirmi birinci yüzyılda dünya vatandaşı olabilmenin en önemli şartlarından birisi diğer kültürlerin farkına varabilmek ve o kültürleri anlayabilmektir. Globalleşme ile küçülen dünyada, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gün geçtikçe oluşan gelişmelerin yeryüzünü adeta küresel bir köy haline getirmesiyle birlikte farklı kültürlere sahip ulusların bir araya gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Dolayısıyla toplumda dünya çapında etkin bir başarı yakalamak isteyen kişi ve işletmelerin kültürlerarası iletişim etkinliğini öğrenmesi kritik bir hedef haline gelmiştir. Uluslararası etkileşimin dünyada bu denli önemli hale gelmesiyle birlikte Türkiye'nin de bölgesinde meydana gelen olumlu veya olumsuz gelişmelerden etkilenmemesi kaçınılmazdır. 2011'den sonra Suriye'de baş gösteren iç savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli Türkiye'ye sığınmak zorunda kalmıştır. Bu kapsamda yapılan çalışmada, Kilis ilinde faaliyet gösteren yerel esnaf ve sanatkârların 2011'den bu yana (2016) yoğunlukla muhatap oldukları Suriyeliler ile aralarındaki iletişim etkinliği ölçülmüştür. Yapılan bu çalışmada iletişim rahatlığı, davranışsal esneklik, etkileşimde saygı, mesaj verme kabiliyeti, kimlik koruma ve etkileşim yönetimi alt değişkenlerinden oluşan kültürlerarası iletişim etkinliği ölçülmüştür. Elde edilen bulgulara göre; iletişim rahatlığı, davranışsal esneklik, etkileşim yönetimi değişkenlerine ait algıların genel olarak düşük; etkileşimde saygı, mesaj verme kabiliyeti ve kimlik koruma değişkenlerine ait algıların ise genel olarak yüksek çıktığı görülmüştür. Ayrıca bu araştırmada Kilis'te faaliyet gösteren yerli esnaf ve sanatkârın Suriyeli müşteriyle yaşadığı kültürlerarası iletişim etkinliğinde demografik faktörlerin etkisi de incelenmiştir. Yapılan çalışmanın esnaf ve sanatkârlara kültürlerarası iletişim etkinliğinin alt boyutlarının (iletişim rahatlığı, davranışsal esneklik, etkileşimde saygı, mesaj verme kabiliyeti, kimlik koruma ve etkileşim yönetimi) iyi anlaşılması ve uygulamaya koyulabilmesi açısından katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Ayrıca bu çalışmanın, kültürlerarası iletişim etkinliğine yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara yol göstereceği ve mütevazı bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: kültür, iletişim, kültürlerarası iletişim etkinliği, Suriyeli sığınmacılar, esnaf ve sanatkârlar.
Performans değerlendirme yöntemlerinin kıyaslanması: Sektörel bazda bir alan araştırması
Performansın değerlendirilmesi, insan kaynakları fonksiyonlarından birisi olmasına rağmen, halen organizasyonlarda performansın değerlendirilme sisteminden beklenen faydanın tam olarak elde edildiği söylenemez. Buna neden olan faktörler arasında, çalışanların performansın değerlendirilme sisteminin etkinliğine yönelik algılarının yeterince araştırılmaması gösterilebilir. Bu kapsamda yapılan bu araştırmanın amacı; performans değerlendirme yöntemlerinin bir biriyle kıyaslanmasıdır. Bu maksatla, performans değerlendirme yöntemleri yöntemleri (sıralama, zorunlu dağılım, grafik ölçüm, kontrol listesi, zorunlu seçim, kompozisyon, 360 derece değerleme, kritik olay, hedeflere göre değerlendirme, değerlendirme merkezi, takım bazlı performans değerlendirme yöntemleri) sektörel bazda Hatay İlindeki 80 farklı firmadan 100 işgörene uygulanan anketle kullanım sıklığı, performans ve potansiyeli ölçümleri; birey, departman ve organizasyon için kullanılan en uygun performans değerlendirme yöntemi ile etkinliği açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre çalışanların performans değerlendirme sistemine ilişkin algıları açısından; hedeflere göre değerlendirme, 360 derece değerlendirme ve takım bazlı performans değerlendirme yöntemi en uygun olarak tespit edilmiştir.
Demografik faktörlerin iş tatmini üzerine etkisi: Ortaokul öğretmenleri üzerine bir alan araştırması (Gaziantep ili Nizip ilçesi)
İş tatmini bugün üzerinde önemle durulan konulardan birisidir ve kısaca "çalışanların yapmış olduğu işlerinden duydukları mutluluk" olarak ifade edilmektedir. Bireysel ve örgütsel faktörler olarak gruplandırılan çeşitli etkenler iş tatminini etkilemektedir. Bunun sonucunda da çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıkları, başarıları ve verimlilikleri gibi çeşitli özellikleri etkilenmektedir. Bu araştırmanın amacı, Gaziantep ili Nizip ilçesindeki ortaokul öğretmenlerinin demografik özelliklerinin iş tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Gaziantep ili Nizip ilçesindeki 20 okulda 2015-2016 eğitim – öğretim yılında görev yapan toplam 462 ortaokul öğretmeni üzerinde araştırma yürütülmüştür. Sonuç olarak; katılımcıların iş tatmini içsel faktörleri ile ilgili görüşleri genel olarak "memnunum", dışsal faktörleri ve genel faktörleri ile ilgili görüşleri ise genel olarak "orta düzeyde memnunum" düzeyindedir. İçsel faktörlerin iş tatmini üzerindeki etkisi mezun olunan fakülte ve Gaziantep'te yaşama süresine göre farklılaşmıştır. Dışsal faktörlerin etkisi cinsiyet, öğrenim durumu, çalışılan okuldaki öğretmen sayısı, Gaziantep'te yaşama süresi ve ebeveynlerle birlikte yaşama durumuna göre farklılaşmıştır. Genel faktörlerin etkisinin farklılaştığı özellikler ise cinsiyet, medeni durum, eşin çalışması, mesleki kıdem, çalışılan okuldaki görev süresi, sahip olunan çocuk sayısı, Gaziantep'te yaşama süresi ve ebeveynlerle birlikte yaşama durumu şeklinde tespit edilmiştir.
Örgüt kültürü ve iş tatmin ilişkisi
Kültür; bir toplumun tarihinden miras olarak kalan maddi ve manevi değerlerin toplamı olarak değerlendirilebilir. Örgütlerin temelini insan oluşturduğuna göre her birey kendi kültürünü işyerine taşıyacaktır. Tüm çalışanların ve yöneticilerin davranış, tutum ve beklentileri ile örgüt kültürü biçimini oluşturmaktadır. Örgüt kültürü değişen şartlara ve koşullara uyum sağlayabilmelidir. Bu sayede örgütün performansı devam edebilecektir. Dolayısıyla örgütlerin sahip olduğu kültür çalışanların iş tatmininde etkide bulunacak bu noktada üretilen mal veya sunulan hizmetin kalitesine yansıyacaktır. Araştırmanın amacı örgüt kültürü ve iş tatmini arasındaki ilişki incelenmektir. Araştırma Gaziantep Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünde, 184 personelin katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; çalışanların örgüt kültürü algıları ile iş tatmini arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışanların örgüt kültürü ölçeğine ilişkin alt boyut algıları cinsiyet ve çalışma şekline göre farklılık göstermektedir. İş tatmini alt boyut algılarında ise, çalışma koşulları ve yaşlarına göre farklılık gösterdiği bulunmuşken, cinsiyet, medeni hal, çocuk durumu ve doğduğu ilde çalışma durumlarına göre bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, örgüt kültürü, iş tatmini
Örgütlerde bilgi yönetimi uygulamalarının örgüt kültürüne etkisi: Adıyaman Belediyesi örneği
Bu çalışma; Adıyaman ili Belediyesinde çalışanlarının bilgi yönetimi ve örgüt kültürünün karşılıklı etkileşimini incelemek üzere, bilgi yönetimi süreci ve uygulamalarının örgüt kültürü üzerinde olumlu, olumsuz etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini 22/06/2016-30/09/2016 tarihleri arasında Adıyaman Belediyesinde çalışan personel oluşturmaktadır. Evren içerisinde herhangi bir örneklem alınmamış olup, tümüne ulaşılmak istenmiştir. Ancak, 258 kişiye ulaşılmıştır, bu nedenle çalışmaya katılım oranı, %38,7 Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler örgüt kültürü ölçeği ve yönetim uygulamaları ölçeğinde oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre Adıyaman belediyesinde bilgi yönetimi bu süreçlerinin birbirini etkilediği görülmüştür. Bilgi yönetimi uygulamalarının çalışılan pozisyon ile anlamlı farklılıklar görüldüğü tespit edilmiştir. Ayrıca bilgi yönetimi süreçleri örgüt kültürü ile pozitif orta kuvvetli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucunda Adıyaman Belediyesi çalışanlarının bilgi yönetim uygulamalarını kullandıkları ve bilgi yönetim süreçlerini oluşturdukları görülmektedir. Bu bilgi yönetimi süreçlerinde aksayan yönlerin tespiti ve var olan sistemin daha iyiye taşınması için konu ile ilgili çalışmaların yapılması ve ihtiyaçlar doğrultusunda hizmet içi eğitimler ile personellerin farkındalıklarının arttırılması üstünde durulması gereken önemli hususlar olarak belirlenmiştir.
Korku algısı: Diş tedavisi gören hastalar üzerine bir araştırma
Korku, hayatımızda önemli bir paya sahiptir. İnsanlar mutlu olduklarında, üzüldüklerinde, öfkelendiklerinde çeşitli heyecanlar gösterdikleri gibi korku duygusunu yaşamaları da doğal ve gereklidir. Korku, göstermek durumunda olduğumuz bir çeşit reflektir. Diş hekimi korkusu, insanın sağlığını ve günlük yaşamını olumsuz etkiler. Bireyin güveninin azalmasını, randevularının ertelemesine, mecbur olmadıkça dişçiye gitmemesine neden olur. Bu çalışma Gaziantep'te özel bir ağız ve diş sağlığı merkezinde 198 kişinin katılımıyla yapılmıştır. Amaç korku düzeyini demografik değişkenler ile Dental Kaygı ve Korku Ölçeğinin(IDAF-4C+) boyutlarına (duygusal-fizyolojik ve bilişsel-davranışsal) göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Analiz sonuçlarında korku düzeyi ile deneklerin yaş, medeni durum, randevu iptal etme/gitmemeye ve diş hekimine kimle geldiğine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Duygusal-fizyolojik boyut ile deneklerin yaş, medeni durum, randevu iptal etme/gitmeme, diş hekimine kimle geldiğine göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Bilişsel-davranışsal boyut ile deneklerin cinsiyeti anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Duygusal-fizyolojik boyut ile bilişsel-davranışsal boyut arasında pozitif yönlü, zayıf ama anlamlı bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Korku, Kaygı, Korku Algısı, Dental Korku, Dental Kaygı ve Korku Ölçeği (IDAF-4C+)
Türkiye'de sağlık turizmi: Ülkeler arası bir karşılaştırma
Sağlık turizmi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gereksinimi olan hastalarla birlikte uluslararası hasta potansiyelini kullanarak sağlık kuruluşlarının büyümesine olanak sağlayan bir turizm türüdür. Sağlık turizmi hastaların rahatlığını sağlamak için tıbbi seçenekleri sunmayı hedeflemektedir. Gelişmiş ülkelerdeki eğitim ve refah seviyesinin yüksek olmasına paralel olarak sağlık hizmetleri sunumu da yüksek maliyetli olmaktadır. Bu ülkelerde yaşlanan nüfusun sağlık ihtiyaçları ve sağlık giderlerinin payı sürekli artmaktadır. Sosyal güvenlik maliyetlerinin sürekli artması, sosyal güvenlik kurumlarını zorlamaktadır. Bu zorlukları aşmak için, gelişmiş ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları ve özel sigorta kurumlarının kaliteli tıbbi hizmet sunan ve coğrafik bakımından yakın olan ülkelerle paket anlaşmalar yaparak sağlık hizmetlerini düşük maliyetli alma çabaları görülmektedir. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı; sağlık turizmin alanında Türkiye'nin hem coğrafi konumu hem de önemli maliyet avantajına sahip olduğu bazı gelişmiş ülkelerle SWOT analizi ile karşılaştırılarak sağlık turizminin gelişme olanaklarını ortaya koymaktır.
Mobbinge maruz kalmanın demografik faktörlere göre farklılaşması: Kilis ili kamu ve özel eğitim kurumlarında bir alan araştırması
Çıkış tarihi 1960'lı yıllara dayanan mobbing olgusu son zamanlarda çok sıkça bahsedilen bir kavram haline gelmiş ve insanların hayatının herhangi bir evresinde karşılaşabilecekleri, insanlar üzerinde yıkıcı ve yıpratıcı etkiler yaratabilen bir olgu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada; kamu ve özel eğitim kurumlarında çalışanlardan toplanan verilerle yapılan karşılaştırma sonucunda çalışanların demografik özelliklerine göre hangisinin daha çok mobbinge maruz kaldığı araştırılmak istenmiştir. Kilis ilinde bulunan özel eğitim kurumu ve rastgele seçilen kamu eğitim kurumlarının 170 çalışanından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, mobbingin alt boyutu olan sosyal ilişkilere saldırı algısı cinsiyete, eşin çalışma durumu ve kurum türüne göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kedini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek algısı medeni duruma, eşin çalışma durumuna ve iş tecrübesine göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kişinin yaşam kalitesi ve mesleki durumuna saldırı algısı çocuk sayısına göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kişinin sağlığına doğrudan saldırı algısı yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Yine çıkan sonuçlara göre genel mobbing algısı sahip olunan çocuk sayısı, aylık gelir seviyesi, eşin çalışma durumuna göre faklılık gösterdiği sonucu çıktığı yapılan analizler sonucunda görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Şiddet, Duygusal Taciz, Zorbalık
Şehir ve kültür gezilerinin kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi
Günümüzde içinde bulunduğumuz her aile, işyeri, sistem, organizasyon, bölge, şehir, yöre, ülke vb. kendine özgü farklı bir kültüre sahiptir. Bu nedenle kültürel duyarlılık toplumumuzun da her seviyede birlik beraberliğimiz iyi bir etkileşim ve iletişim kurmamız, sinerji oluşturabilmemiz için önemli bir kavram haline gelmiştir. Bu kapsamda yapılan bu çalışmanın amacı Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Gençlik Merkezleri tarafından düzenlenen kültür gezilerinin kültürel duyarlılık üzerindeki etkisini incelemektir. Mardin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı Mardin Gençlik Merkezi tarafından Çanakkale, Denizli ve Nevşehir illerine düzenlenen 109 kişilik kafile üzerinde gezi öncesi ve sonrası kültürel duyarlılıkları ölçülerek kültürel duyarlılık seviyelerindeki değişim ve bu değişimde etkili olan demografik faktörler belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların eğitim seviyelerinin kültürel duyarlılık düzeyinin değişiminde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında düzenlenen şehir ve kültür gezilerinin gençler üzerinde olumlu etki yarattığı değerlendirilerek gezilerin daha iyi ve etkili düzenlenmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.
Bilecik organize sanayi bölgelerinin il istihdam piyasasına etkisi
Organize sanayi bölgeleri (OSB), bir şehrin nüfusunu, kentleşmesini, kalkınmasını ve ekonomik refahını belirleyen bir kuruluştur. Planlı sanayileşmenin en önemli modeli olan OSB'ler, kuruldukları bölgede yeni iş imkânları ve sahaları açması nedeniyle istihdamı arttırmakta ve işsizliği azaltmaktadır. Önemli bir lokasyonda yer alan Bilecik'in gelişmişlik düzeyine etki eden faktörlerin araştırılması ve bu aşamada OSB'nin istihdama etkisinin belirlenmesi bölgesel sorunların anlaşılması ve giderilmesine yardımcı olacaktır. Günümüze kadar sanayi-sanayileşme alanındaki süreci, OSB'lerin sorunları, Bilecik ilinin 2008-2015 tarihleri arasındaki GSYH, aldığı göç, verdiği göç, kişi başı ihracat, kişi başı ithalat, işsizlik ve okuma-yazma oranlarına göre gelişmişlik düzeyi ve istihdam üzerine etkileri betimsel yöntemle tespit edilmiştir. Bu veriler ve yapmış olduğumuz analizlere göre Bilecik'in ekonomik ve jeopolitik yapısı gereği önümüzdeki yıllarda gelişimini daha da hızlandıracağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: bilecik, organize sanayi bölgesi, ekonomik kalkınma stratejisi, istihdam.