Theses supervised by Prof. Dr. Adem Ceyhan

17 theses · Manisa Celal Bayar University

Master'sOpen AccessTR

Hocazâde Abdülaziz Efendi'nin Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi (Süleymaniye Ktp. Fatih Bl. nr.3467, vr.166a-277b)

Çalışmamızda, Hocazâde Abdülaziz Efendi tarafından 1612 senesinde Türkçeye tercüme edilen Ahlâk-ı Muhsinî adlı eserin 166a-277b varakları arası yeni harflere aktarılarak incelemesi yapılmıştır. Giriş bölümünde; sanat, edebiyat ve ahlâk ilişkisi eserimizin yazıldığı dönemin ahlâkî değerleri de göz önünde bulundurularak incelenmeye çalışıldı. Farklı görüş ve kuramlarla edebiyat ahlâk tartışmalarının nedeni belirlenmeye çalışıldı. Birinci bölümde, eserin yazarı Hüseyin Vâiz Kâşifî ve eserleri tanıtılıp edebiyatımızda yapılan Ahlâk-ı Muhsinî tercümeleri hakkında bilgi verildi. Bu bölümün ardından yazarımız Abdülaziz Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildi. Daha sonraki bölümde tercüme sebebi, tercüme metodu, eserin dili, üslûbu ve muhtevası hakkında değerlendirmeler yapılıp eserin incelenen bölümlerinin kısa özetleri yapıldı. Son bölümde, eserin nüshaları, metin tespitinde tutulan yol ve eserin 166a- 277b sayfaları arasındaki bölümünün transkripsiyonlu metni verildi. Çalışma incelememizle ilgili bir sonuç bölümüyle tamamlandı. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Edebiyat, Ahlâk-ı Muhsinî, Nasihat-nâme, Hocazâde Abdülaziz Efendi, Hüseyin Vâiz Kâşifî.

AhlakAhlak-ı MuhsinAhlaki değerler+2
Muhammet Dilek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Azîz Mahmûd Urmevî ve Tezkire-i Hazret-i Baba isimli eseri

Aziz Mahmûd Urmevî 17. yüzyılın çeşitli yönlerden dikkat çekici simâlarından biridir. Urmiye'den Diyarbakır'a yerleşmiş ve burada Nakşbendiliğin Urmeviye kolunu tesis ederek bu çevrede büyük bir ün ve nüfûza sahip olmuştur. Hatta siyasi otoritenin dikkatini çeken kudret şeyhin Sultan IV. Murad Han tarafından idam edilmesi ile sonuçlanmıştır. Urmevî şeyh ve dervişlerin ortaklaşa bir ürünü olan "Tezkire-i Hazret-i Baba" adlı eser sekiz bin beyti aşan hacmi, mahallî dil hususiyetleri, dönemin ve coğrafyanın kültürel kodlarını taşıması açısından önemli bir metindir. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde Aziz Mahmûd Urmevî ve Urmevîliğe dair özet bir bilgi sunduktan sonra Urmevîlik konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra eserin kimlere ait olduğu ve şeyhin hüviyeti üzerine eleştirel bir çalışmada bulunduk. Eser üzerinde umumî bir edebî inceleme yapılarak metnin çeviri yazısı verilmiştir. Sonuç ve teklifler kısmında ise çalışmamız neticesinde ileride yapılması gereken araştırmalara ve aydınlatılması gereken noktalara işaret edilmeye çalışılmıştır.

17. yüzyılAziz Mahmud UrmeviNakşibendiyye tarikatı+1
Mehmet Yunus Yazıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Uşşâkîzâde Hasîb'in Zeyl-i Şakâ'ik'ı (İnceleme-Metin-Dizin)

Anadolu sahası Türk edebiyatında XVI. asırda müstakil bir hüviyet kazanan biyografi türü, Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin Arapça kaleme aldığı; ulemâ ve mutasavvıfların hâl tercümelerine yer verdiği Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye Fî Ulemâi'd-Devleti'l-Osmâniyye adlı eseriyle hızlı bir gelişme göstermiştir. Kısa sürede Türkçeye birçok tercümesi yapılan eserin, telhisleri, müntehâpları ve zeyilleri yazılmaya başlanmış; XVI. asırdan XIX. asrın sonlarına dek fasılasız bir şekilde bu esere zeyil yazma geleneği devam etmiştir. Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye geleneğinin XVIII. asırdaki ilk temsilcisi, Nev'îzâde Atâyî'nin Hadâ'iku'l-hakâ'ik Fî Tekmileti'ş-şakâ'ik'ına zeyil yazan, Osmanlı ilmiye sınıfının meşhur ailelerinden Uşşâkîzâdeler ailesine mensup Seyyid İbrâhîm Hasîb Efendi'dir. Yazar, Nev'îzâde zeylinin geldiği 1043'ten (1634) başlayarak, Sultan II. Ahmed devrinin son bulduğu 1106 (1695) yılına kadar yaşamış 540 âlim, mutasavvıf ve devlet adamının hayat hikâyesine yer vermiştir. Bahis konusu edilen bu şahısların büyük bir kısmı şair ve yazardır. Bu çalışmada, Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye geleneği üzerinde durulduktan sonra Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb Efendi'nin Zeyl-i Şakâ'ik'ı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Hafid Efendi 242 numarada kayıtlı yazarın müsvedde nüshasından hareketle, eserin transkripsiyonlu metni ortaya konmuş; çalışmanın sonuna yer, şahıs ve eser adlarından müteşekkil ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir.

18. yüzyılBiyografiEski Türk edebiyatı+2
Ramazan Ekinci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Lâmi'î Çelebi'nin Şevâhidü'n-nübüvve Tercümesi: İnceleme-tenkitli metin-dizin

Şevâhidü'n-nübüvve, Molla Abdurrahmân-ı Câmî'nin Hz. Muhammed'in peygamberlik delillerini anlattığı kitabıdır. Bu çalışmanın esasını oluşturan eserse, Molla Câmî'nin Şevâhidü'n-nübüvve'sinin Lâmi'î Çelebi tarafından bazı ilâvelerle birlikte Türkçeye çevrilmiş hâlidir. Lâmi'î Çelebi, Farsçadan tercüme ettiği kitabı çeşitli ayet, hadis, rivayet, manzume ve peygamberliğin delili kabul ettiği bazı yeni bölümlerin ilâvesiyle zenginleştirmiştir. Bu çalışma esas olarak, toplamda dört nüshadan hareketle eserin tenkitli metnini ortaya koymak maksadıyla hazırlanmıştır. Yine bu çalışma kapsamında Hz. Muhammed'in peygamberliğini anlatan türler ele alınıp incelenmiş; Abdurrahmân-ı Câmî ile Lâmi'î Çelebi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Şevâhidü'n-nübüvve'nin ayrıntılı incelemesi yapılmış ve özel isimler indeksi hazırlanarak ilim dünyasının istifadesine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Lâmi„î Çelebi, Abdurrahmân-ı Câmî, ġevâhidü‟n-nübüvve, Delâ‟ilü‟n-nübüvve, Siyer, Tercüme.

Hz. MuhammedLami`i ÇelebiMolla Cami+2
Erdem Can Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Nev'î-zâde Atâyî: Hadâ'iku'l-Hakâ'ik fî Tekmileti'ş-Şakâ'ik; inceleme-metin

Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik isimli eser Nev'î-zâde Atâyî tarafından Mecdî Mehmed Efendi'nin Hadâiku'ş-şakāik adlı Şakāiku'n-nu'mâniyye tercümesine zeyil olarak kaleme alınmıştır. Zeyl-i Şakāik ve Zeyl-i Atâyî isimleriyle de bilinmektedir. 1042/1632-33 yılında yazımına başlanan eser Rebîülâhir 1044'te (Eylül 1634) Üsküp'te tamamlanmıştır. 940/1533-34 ile 1044/1634-35 yılları arasında vefat eden Osmanlı Devleti'ne mensup kadı, müderris, şeyh ve devlet adamlarının biyografilerini ihtiva etmektedir. Bu eserde ilgili tarihler arasında vuku bulan önemli tarihî olaylar da anlatılmıştır. Zeyl-i Şakāik'ta 1133 biyografi bulunmaktadır. Bunların 198'i şair veya edip biyografisidir. Bu çalışmada giriş bölümünde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın mensup olduğu Şakāik-ı Nu'mâniyye geleneği çizgisinde yazılan tercüme ve zeyiller hakkında umumî mâlûmat verilmiştir. Diğer kaynaklardan farklı olarak bu eserler "Elde Mevcut Olanlar" ve "Elde Mevcut Olmayanlar" biçiminde tertip edilmiştir. Şakāiku'n-nu'mâniyye ve zeyilleri, eser tertipleri ve biyografi tanzimleri çerçevesinde incelenmiş ve bu tetkik neticesinde elde edilen bulgular doğrultusunda geleneğin genel vasıfları tespit edilmiştir. Birinci bölümde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın müellifi Nev'î-zâde Atâyî'nin tarihî ve çağdaş kaynaklar taranmak suretiyle kaleme alınan biyografisine yer verilmiştir. Bu biyografide kaynaklardan derlenen bilgilere Atâyî'nin Zeyl-i Şakāik'ta hayatı hakkında geçen bilgiler ve eserleri konusunda mâlûmat eklenmiştir. Bir sonraki bölümde Zeyl-i Atâyî muhteva ve biçim yönünden ayrıntılı bir şekilde incelenmiş; söz konusu eserin muhtevası tablo ve çizelgelerin yardımıyla tasnif edilmiş; edebî yönü sergilenmiş ve Türk edebiyatı tarihi açısından önemi ortaya konmuştur. Son bölümde Hadâiku'l-hakāik fî Tekmileti'ş-şakāik'ın el yazması nüshalarının tetkiki neticesinde elde edilen tavsifler verilmiş; metin teşkilinde göz önünde bulundurulan hususlar açıklanmıştır. Akabinde müellif nüshasını muhteva, imla ve gramer kuralları bakımından en iyi yansıtan üç nüshanın mukayesesi ile tesis edilen Zeyl-i Şakāik'ın tenkitli metni sunulmuştur. Araştırmacıların eserden kolaylıkla yararlanması için özel isimler dizini oluşturulmuş ve çalışmanın sonuna eklenmiştir.

17. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+3
Suat Donuk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Azmî Pir Mehmed'in Enîsü'l-Arifîn'i (İnceleme-tenkitli metin)

Klasik Türk edebiyatında İslâm'ın da etkisiyle gerek manzum gerekse mensur metinlerde ahlâkî esaslara önem verilmiş ve bu konuda birçok eser yazılmıştır. İslâm ahlâkından bahseden kitaplar Müslüman toplumların ortak değerlerini söz konusu ettiği için bu eserlerin bir kısmı çeşitli dillere tercüme edilmiştir. Bunlardan biri de 15. asır Fars edebiyatının önemli isimlerinden olan Hüseyin Vâiz-i Kâşifî'nin (ö. 910/1504-1505), Hüseyin Baykara'nın oğlu Ebu'l-Muhsin Mirza için H. 900/M. 1495 yılında kaleme aldığı Ahlâk-ı Muhsinî isimli eseridir. Yazıldığı devirden itibaren rağbet gören bu eser, birçok dile çevrilmiştir. Önemli bir ahlâk kitabı olan Ahlâk-ı Muhsinî'nin 16. asırdan itibaren Türkçeye farklı dönemlerde tercümeleri yapılmıştır. Edebiyatımızdaki Ahlâk-ı Muhsinî tercümeleri arasında en çok okunan ve rağbet göreni, 16. asır âlim ve şâirlerinden olan Azmî Pîr Mehmed'in (ö. 990/1582) H. 974/M. 1566 yılında kaleme aldığı Enîsü'l-ârifîn isimli eseridir. Kaynaklarda övgü ile bahsedilen ve 19. asra kadar müstensihler tarafından çoğaltılan bu kitabın elliden fazla nüshası bulunmaktadır. Azmî, bazı ilave ve çıkarmalar yaparak eseri âdeta tercümeden ziyade telifî bir kitap haline getirmiştir. Genel ahlâk ve siyâsetnâme türünün özelliklerini taşıyan bu edebî eser, Osmanlı toplumunun ahlâk anlayışını öğrenmemize katkı sağlayacak niteliktedir. Enîsü'l-ârifîn'de "ibâdet, duâ, şükür, tevekkül, sabır, edeb, adâlet, şefkat, tevâzu, vefâ, gayret, ferâset ve siyâset" gibi konuların ayrı başlıklar halinde ele alındığı kırk bölüm yer alır. Ayrıca evlenme, çocuk yetiştirme, yeme-içme, konuşma ve giyinme âdâbı gibi insanların daha çok sosyal hayatıyla ilgili meseleler de bahis konusu olmuştur. Her bir dinî-ahlâkî kavram âyet, hadis, kıssa, atasözü, konuya uygun Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerle izah edilmiştir. Bu çalışmada ahlâk konusuna değinilmiş, Hüseyin Vâiz-i Kâşifî ile Azmî Pîr Mehmed'in hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Enîsü'l-ârifîn üzerine tafsilatlı bir inceleme yapılmış ve eserin tenkitli metni dört nüshaya dayalı olarak ortaya konmuştur.

AhlakAzmiBiyografi+2
Fatih Koyuncu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında Mevlânâ ve yakın çevresi (2000-2015)

Mevlânâ, Türk kültür ve medeniyetini, fikir ve irfanını şekillendiren, tesiri yüzyıllar sonrasına da uzanan, ölümsüz bir edip ve mutasavvıftır. Onun eserleri vasıtasıyla bıraktığı tesir, önce Anadolu'ya ardından Doğu ve Batı ayırt etmeksizin bütün dünyaya yayılmıştır. Mevlânâ'nın tesir sahasının bu genişliği, hemen her alanda sanatçılara ilham kaynağı olmasını da beraberinde getirmiştir. Onun edebiyatımızdaki tesirinden hareketle bu çalışmada Mevlânâ ve yakın çevresinde olan kişilerin, Türk romanında ne oranda ve hangi bakış açısıyla ele alındığı incelenerek, söz konusu tesirin edebî sahadaki boyutlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışma giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde problem durumu, malzeme seçiminde izlenen yol ve çözümleme yöntemi üzerinde durulmuş; asıl kaynakları oluşturan ve kapsam dışı bırakılan eserler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm, Mevlânâ'nın Türk kültürü ve edebiyatındaki tesirlerine ayrılmış; ikinci bölümde Mevlânâ ve yakın çevresinde bulunan kişiler hakkında bilgi veren menkıbevi kaynakların ve bu kaynaklardan hareketle söz konusu şahısların tanıtılması amaçlanmıştır. Son bölümde ise Mevlânâ ve yakın çevresindeki şahıslara yaşayan roman kişileri olarak yer veren on iki roman geniş bir incelemeye tabi tutulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda Mevlânâ ve yakın çevresinin, eserlerde çoğunlukla menkıbevi kaynaklarda yer alan rivayetlerden faydalanılarak roman kişisine dönüştürüldüğü; fakat bu rivayetlerin yazarların amacına göre çeşitli şekillerde değiştirildiği tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen en çarpıcı sonuç ise hayatı hakkında sınırlı bilgiye sahip olunan Şems-i Tebrizî'nin, romanlarda Mevlânâ'yı gölgede bırakacak ölçüde ön plana çıkarılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türk romanı, Mevlânâ, Bahâeddîn Veled, Şems-i Tebrizî, Kimya Hatun, Kerra Hatun, Sultan Veled, Alâeddîn Çelebi, Hüsâmeddîn Çelebi.

Alaaddin ÇelebiMevlana Celaleddin-i RumiMevlevilik+5
Fatma Şükran Elgeren
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bâkî'nin El-i'lâm Bi-a'lâmi Beledi'llâhi'l-Harâm tercümesi (Fezâ'il-i Mekke): İnceleme-tenkitli metin

Sadece on altıncı asrın değil bütün Türk edebiyatının en meşhur şairlerinden biri olan Bâkî, her ne kadar Divan'ı ile ön plana çıkmış olsa da mensur tarzda kaleme alınmış eserlere de sahiptir. Bunlar Fezâ'il-i Cihâd, Me'âlimü'l-yakîn fî-Sîreti Seyyidi'l-mürselîn ve daha çok Fezâ'il-i Mekke olarak bilinen el-İ'lâm bi-A'lâmi Beledi'llâhi'l-Harâm tercümesidir. Bunların dışında yine mensur olarak kaleme alınan Hadîs-i Erba'în adlı bir kitaptan söz ediliyorsa da mezkûr kitap, bugüne kadar ele geçmemiştir. Elde olan bu mensur yapıtların hepsi de çeşitli Arapça eserlerden tercüme edilerek meydana getirilmiş dinî nitelikteki kitaplardır. Bu eserlerden el-İ'lâm bi-A'lâmi Beledi'llâhi'l-Harâm tercümesi (Feza'il-i Mekke) dışındakiler çeşitli doktora tezlerine konu olmuşlardır. el-İ'lâm bi-A'lâmi Beledi'llâhi'l-Harâm tercümesi (Feza'il-i Mekke) üzerinde ise tarafımızdan yazılan bir makale haricinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bâkî'nin bu tercümesi, 1579 yılında şairin Mekke kadılığı sırasında Kutbeddin Muhammed bin Ahmed Mekkî en-Nehrevâlî'nin Arapça el-İ'lâm bi-A'lâmi Beledi'llâhi'l-Harâm adlı eserini Türkçeye çevirmesiyle ortaya çıkmıştır. Bâkî, kadılıktan azledilip İstanbul'a döndüğünde, tercümesini çeşitli şiirlerle birlikte Sultan III. Murad'a takdim etmiştir. Kâbe merkezli olmak üzere Mekke şehrinin tarihi ile Emevîler, Abbasîler, Memlükler ve özellikle de Osmanlı padişahlarının bu kutsal beldede yaptırdığı hayrat, imar ve tamir faaliyetlerinin anlatıldığı eser, bir mukaddime, on bab ve bir hatimeden oluşur. Eserin yurt içi ve yurt dışı kütüphanelerinde elli sekiz adet nüshasının olduğu tespit edilmiştir. Tercümenin özellikle mukaddime ve hatime kısmı süslü ve ağdalı, asıl konunun anlatıldığı bölümleri ise oldukça sade, açık ve anlaşılır bir Türkçe ile kaleme alınmıştır. Tezimizde daha önce Latin harflerine aktarılmamış olan bu eserin üç nüshaya dayalı tenkitli metni ile inceleme ve değerlendirilmesine yer verilmiştir.

16. yüzyılBakiEdebi eserler+4
Halil Sercan Koşik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ziyâ Paşa'nın Harâbât'ı (2. cilt, inceleme-metin-dizin)

Ziya Paşa'nın üç cilt halinde hazırladığı Harâbât adlı eser Arap, Fars ve Türk edebiyatından seçilmiş şiirlerin bulunduğu oldukça hacimli bir şiir antolojisidir. Harâbât'ın önemli bir yönü de edebiyat tarihi sayılabilecek 795 beyitlik uzun manzum mukaddime ihtiva etmesidir. Bu mukaddimede şiir sanatı ve Türk, İran, Arap şairleri hakkında dönemine göre önemli görüşler ve bilgiler vardır. Ziya Paşa divan şiirindeki tekâmülü anlatırken divan şairlerini de överek yüceltir. Ancak 1860'lardan sonra Türk şiirinde kendini gösteren yenileşme hareketinden bu mukaddimede hiç bahsetmediği gibi antoloji kısmında da bu dönemden örneklere yer vermez. Bu sebeple Harâbât'ın gayesi eski şiirin ihyası olarak görülmüştür. Namık Kemal, Tahrîb-i Harâbât (1874) ve Ta'kîb (1876) adlı iki eserinde Harâbât'ı hem şiir, sanat ve şairler hakkında değerlendirmelerin yer aldığı mukaddimesi hem de seçilmiş şiirler yönünden tenkit etmiştir. Harâbât'ın I. cildinde "Mukaddime-i Harâbât" ile Türkçe, Arapça ve Farsça kasideler yer alır. Burada yirmi iki şairin Türkçe, otuz sekiz şairin Farsça, otuz yedi şairin Arapça kasideleri bulunmaktadır. II. cilt, kaside ve mesnevi dışında kalan çeşitli nazım biçimlerindeki şiirlerden meydana gelir. Türkçe ve Farsça şiirler "terkîbât, tercîât, tesdîsât, tahmîsât, kıtaât, rubâiyyât, gazeliyyât, ebyât" olmak üzere sıralanmıştır. Harâbât'ın III. cildi ise mesnevilerden seçilmiş örnekleri ihtiva eder. Bu ciltte on yedisi Türkçe, otuz altısı Farsça olmak üzere toplam elli üç eserden örnekler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ziya Paşa, Harâbât, Antoloji, Şiir, Türk Edebiyatı.

AntolojiHarabatTürk şiiri+2
Mustafa Çağlar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzuli ve Yunus Emre divanları'nda "Melâmet" kavramı

Melâmet III./IX. yy.da Horasan'da ortaya çıkmış ve zamanla tüm İslam dünyasına yayılmış, kınanmaktan hoşnut olmaya dayanan bir İslami yaşayış ve düşünüş biçimidir. Melâmet kavramını Türk edebiyatında en fazla kullanan şairlerden ikisi Yunus Emre ve Fuzuli'dir. Bu çalışmada Yunus Emre ve Fuzuli divanlarında bu kavram alanına giren mısralar taranarak tespit edilip şerh edilmiş ve şairlerin kavramın hangi yönleri üzerinde nasıl durdukları mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu çalışmayla 13.yy.da Anadolu coğrafyasında ve 16.yy.da Irak coğrafyasında Sünni ve Şii tasavvufi çevrelerde melâmet kavramının nasıl algılandığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma Giriş ve Sonuç dâhil beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Melâmet Kavramının Anlamı, Ortaya Çıkışı, İlk Devre "Melâmet"i, Fütüvvet ve Ahilikle İlişkisi, İkinci Devre "Melâmet"i, Üçüncü Devre "Melâmet"i ve Melâmet Kavramının Klasik Türk Şiirindeki Yansımaları konuları işlenmiştir. Birinci Bölümde Yunus Emre Divanı'nda Melâmet Kavramı, Yunus Emre'nin Yaşadığı 13. Yüzyılın Siyasi-Sosyokültürel Durumu ve Yunus Emre'nin Hayatı-Edebî Kişiliği ve Eserleri göz önünde bulundurularak incelenmiştir. İkinci Bölümde Fuzuli Divanı'nda Melâmet Kavramı, Fuzuli'nin Yaşadığı 16. Yüzyılın Siyasi-Sosyokültürel Durumu ve Fuzuli'nin Hayatı-Edebî Kişiliği ve Eserleri göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Üçüncü Bölümde ise Yunus Emre ve Fuzuli Divanları'ndaki Melâmet Kavramının divanlarda kullanılan sözcükler ve bazı beyitler incelenerek karşılaştırılması yapılmıştır. Sonuç bölümünde melâmet kavramının Fuzuli ve Yunus Emre Divanlarındaki etkisi, Fuzuli ve Yunus'un bu kavramı işleyiş biçimleri anlatılmıştır. Bu çalışmanın melâmet konusunda ileride yapılacak çalışmalar için iyi bir misal teşkil edeceği kanaatindeyiz.

DivanlarFuzuliMelametilik+4
Mehmet Tevfik Türküm
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Bin Şuca'nın Nesrü'l-Leali şerhi (İnceleme-metin)

15. asır Osmanlı âlimlerinden Mustafa bin Şücâ, Evrenoszâde Ahmed Bey'in isteği üzerine Nesrü'l-leâlî, isimli vecizeler derlemesini Türkçe olarak şerh etmiştir. Nesrü'l-leâlî, Hz. Ali'ye ait 267 Arapça özlü sözü elifba sırasına göre ihtiva eden bir kitapçıktır. Mustafa bin Şücâ bu vecizeleri mensur olarak şerh etmiş; şerh sırasında ele aldığı sözlerle ilgili âyet ve hadislerden, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerden, ayrıca bazı hikâyelerden faydalanmıştır. Bu özlü sözlerde İslâm esaslarına bağlı olarak inanç, ibadet, ahlâk ve adap konuları ele alınmıştır. Bu çalışmada klasik Türk edebiyatındaki tercüme ve şerh geleneği hakkında bilgi verildikten sonra Mustafa bin Şücâ'nın yegâne kitabı olan Nesrü'l-leâlî şerhi tanıtılıp incelenmiştir, son olarak adı geçen tercüme ve açıklamanın çeviri yazılı metni sunulmuştur.

15. yüzyılEski Türk edebiyatıHz. Ali+4
Ahmet Oğuz Altunağa
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yayaköylü Ahmed Reşid Efendi´nin Şerh-i Nuhbe-i Vehbi adlı eseri (inceleme-metin)s.222-446

Dil öğreniminde görsel, işitsel ve basılı materyallerden yararlanılır. Bu basılı materyaller içinde sözlükler önemli bir yer tutar. Klasik Türk Edebiyatı'nda mensur sözlükler yanında otuza yakın manzum sözlüğün de yazıldığı tespit ettik. Bu tür sözlükler, çocuklara hem aruz tekniğini hem de Arapça, Farsça kelimelerin Türkçe karşılıklarını öğretmek amacıyla yazılmıştır. Manzum sözlükleri ezberlemenin insanı zeki kılacağı; hatta müelliflerin kendi çocuklarına bile ezberlettikleri tespit edilmiştir. İşte çeşitli dönemlerde yazılmış bu tür manzum sözlüklerin okuyucular tarafından gramer, yazıldığı dönemin siyasi, sosyal, tarihsel boyutu ve şairin entelektüel birikimi yönünden daha iyi anlaşılabilmesi için üzerinde çok sayıda şerh yazılmıştır. Yayaköylü Ahmed Reşid Efendi'nin Şerh-i Nuòbe-i Vehbî adlı eseri de Sünbülzâde Vehbî'nin Nuhbe-i Vehbî adlı manzûm sözlüğünü yukarıda saydığımız yönlerden ele alarak okuyucuya sunduğu bir şerh çalışmasıdır.Anahtar Kelimeler: Sözlük, manzum sözlük, şerh, Şerh-i Nuhbe-i Vehbî,

Dursun Görmez
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hocazade Abdülaziz Efendi; Ahlak-ı Muhsini tercümesi; Fatih Ktp. 3467 (1A-60B)

Çalışmamızda ilk olarak ahlâk kavramı üzerinde durulmuş ve farklı dönemlerdeki ahlâk anlayışları verilmeye çalışılmıştır. Daha sonra 17. yüzyıl başlarına kadar yazılmış olan Türkçe ahlâk kitapları telif eserler ve tercüme eserler olarak sınıflandırılıp kısaca tanıtılmıştır. Siyâset-nâmelerin de ahlâkî öğütler vermesi ve Ahlâk-ı Muhsinî ile tercümesinin idarecilere hitaben yazılmış bir eser olması dolayısıyla bu türde yazılan eserlere de değinilmiştir. Ahlâk-ı Muhsinî yazarı Hüseyin Vâiz Kâşifî ve eserleri tanıtılmıştır. Ardından Hocazâde Abdülaziz Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; Sultan I. Ahmed'in isteği üzerine Farsça'dan dilimize tercüme ettiği ve Ahlâk-ı Sultan Ahmedî adını verdiği Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi incelenerek, Süleymaniye Kütüphanesi Fatih nr. 3467'de kayıtlı müellif hattı nüshanın 1b-60b sayfaları arası bölümün transkripsiyonlu metni verilmiştir.Anahtar KelimelerAhlâk, Nasihat-nâme, Siyâset-nâme, Hüseyin Vâiz Kâşifî, Hocazâde Abdülaziz Efendi, I. Ahmed, Ahlâk-ı Muhsinî Tercümesi.

AhlakNasihatname
Hüseyin Altınpay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Vâhidî'nin Cinânü'l-cenân'ı (inceleme-metin)

Vâhidî'nin Cinânü'l-cenân'ı adlı yüksek lisans tezinde, şair Vâhidî ile ilgili tespitler yapılarak edebî kişiliği ve sanat yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Cinânü'l-cenân adlı eserin, tespit edebildiğimiz biri yazma diğeri matbu iki nüshası karşılaştırılarak nüshalar arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde, Vahidi'nin yaşadığı döneme ait kaynaklar taranarak şairin hayatı ve edebî kişiliği tespit edilmeye çalışılmıştır.Birinci bölümde, Cinânü'l-cenân'ın şekil ve muhteva yönünden kısaca incelemesi yapılmıştır.İkinci bölümdeyse, Cinânü'l-cenân'ın iki nüshası karşılaştırılarak mukayeseli bir trankripsiyonlu metni ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde, trankripsiyonlu metinden önce nüshalar tanıtılmış ve metnin kurulmasında izlenen yol ortaya konmaya çalışılmıştır. Son olarak metnin sonunda kısa bir dizin oluşturulmuştur.Bu tezle, iki nüshası olan ve içerisinde 228 vecizenin açıklaması bulunan eserin metni ortaya konulmuş; eserin ve şairinin Türk edebiyatı tarihi açısından değeri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu yolla 16.yüzyıla ait eski şiirimizle ilgili yapılacak çalışmalara kaynak sağlanması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: 16.Yüzyıl Klâsik Türk Şiiri, Vâhidî, Cinânü'l-cenân, tasavvuf, vecize.

16. yüzyılAhlak felsefesiBiyografi+7
Hasan Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ziya Paşa'nın Harabat'ı (3. cilt,inceleme-metin-dizin)

Ziya Paşa'nın Hayatı ve Harabat adlı eserinin Türkçe çevirisi

EdebiyatEdebiyat dersiEski Türk edebiyatı+3
Fatma Aktürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vefeyât-ı Ayvansarâyî (inceleme-tenkitli metin)

Biyografik kaynaklardan olan vefeyâtnâmelerin, edebiyatımızda müstakil olarak ortaya çıkışı, 17. yüzyılın sonlarına tekabül etmektedir. Bu dönemden itibaren, vefeyâtnâme türü gelişmeye başlamış, değişik yazarlar tarafından birçok vefeyâtnâme yazılmıştır. Bu türde eser kaleme alanlardan biri de 18. asrın önemli nâsirlerinden Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî'dir. Müellifin, biyografi sahasında kaleme aldığı eserler; edebiyat, sanat-mimarî tarihi ve tarih araştırmacılarının temel başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. Hadîkatü'l-cevâmi`,Mecmûa-i Tevârih, Vefeyât-ı Selâtîn ve Meşâhîr-i Ricâl adlı kitaplarıyla meşhur olan yazarın; âlim, mutasavvıf, şair ve devlet adamlarından 294 kişinin kısa hayat hikâyelerine yer verdiği Vefeyât-ı Ayvansarâyî, Tezkire-i Ayvansarâyî, Tercüme-i Meşâyihîn gibi adlarla anılan eseri, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

18. yüzyılBiyografiEski Türk edebiyatı+2
Ramazan Ekinci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ziya Paşa'nın Harâbâtının 1. cildi. (inceleme, metin,dizin)

Ziya Paşa, Tanzimat Devri Yeni Türk Edebiyatında önemli bir isimdir. Harâbât ise Ziya Paşa'nın 1875'te yayınlanan eseridir. İçerisinde Türk, Arap, İran ve Çağatay sahasında yetişmiş şairlerin şiirleri vardır. 3 ciltten oluşur. Birinci ciltte manzum bir önsöz ve Türkçe, Farsça, Arapça kasideler, ikinci ciltte Türkçe, Farsça, Arapça şiirler ve üçüncü ciltte ise Türkçe, Farsça mesneviler yer alır. Önsözü manzum bir edebiyat tarihi kabul edilir ve bu kısımda divan edebiyatını över. Edebiyatımızda ilk antoloji olarak kabul edilir. Ziya Paşa'ya göre şiirimizin Baki'ye kadar olan devrinde Türkçe kaba sözlerle doludur. Bu yüzden Harâbât Baki ile başlar.

HarabatZiya Paşa
Şefika Karaduman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Other supervisors