Theses supervised by Prof. Dr. Engin Beksaç
15 theses · Trakya University
İstanbul'daki Fransisken kiliselerinin resim programları
Bu tez, İstanbul'daki Fransisken kiliselerinin resim programlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışmanın ana amacı, bu kiliselerin tarihsel, dini ve sanatsal önemini vurgulamak ve bu kiliselerde bulunan resim programlarının ayrıntılı bir analizini sunmaktır. Tezin başlangıcında Fransisken Cemaati'nin kurucusu Aziz Fransua'nın hayatı ve Fransisken Cemaatinin kuruluşu, faaliyetleri, kuralları ele alınmıştır. İstanbul'daki varlığı ve bu cemaatin Osmanlı İmparatorluğu ile olan ilişkileri anlatılmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in Fransisken Cemaati'ne sağladığı ayrıcalıklar ve Aziz Fransua'nın Sultan el-Malik ile olan görüşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Fransisken kiliselerinin sadece dini değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal bir öneme de sahip olduğu ortaya konulmuştur. Tezde, özellikle Beyoğlu'ndaki Aziz Antuan ve Santa Maria Draperis kiliseleri incelenmiştir. Bu kiliselerin tarihçesi, mimari özellikleri ve iç mekanlarındaki sanatsal unsurlar detaylandırılarak, resim programlarının ikonografi ve ikonoloji açısından analizleri yapılmıştır. Aziz Antuan Kilisesi'nde yer alan mozaikler, heykeller ve freskler, Fransisken Cemaati'nin öğretilerini ve Aziz Fransua'nın hayatını yansıtan sahnelerle doludur. Santa Maria Draperis Kilisesi'nde ise, Meryem figürü etrafında şekillenen zengin sanatsal unsurlar dikkat çekmektedir.
Görsel kültür bağlamında sinemada yapay zeka teması
Görsel kültür, modern toplumların önemli bir bileşeni olarak, görsel imgelerin, medyanın ve sanatın toplumsal yapıları nasıl etkilediğini ve biçimlendirdiğini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Sinema, görsel kültürün en etkili ve yaygın ifade biçimlerinden biri olup, insan deneyimini, duygularını ve düşüncelerini şekillendirmede güçlü bir araçtır. Bu bağlamda, yapay zeka temalı filmler, teknolojinin insan toplumları üzerindeki etkilerini ve gelecekteki olası senaryoları görsel olarak temsil etme yeteneğine sahiptir. Yapay zeka, bilgisayar sistemlerinin insan benzeri zekaya sahip olma yeteneği olarak tanımlanır ve bu teknoloji, bilim kurgu edebiyatından sinemaya kadar birçok alanda ilgi çekmiştir. Yapay zeka temalı filmler, insan-makine ilişkilerini, teknolojinin etik boyutlarını, bilincin doğasını ve geleceğin toplumlarını ele alarak izleyicilerin derinlemesine düşünmelerini sağlamaktadır. Çalışmanın temel odak noktaları arasında, görsel kültür kavramının tanımı ve önemi, yapay zeka teknolojisinin tarihsel ve felsefi kökenleri, yapay zeka temalı filmlerin görsel estetikleri, temaları ve insanlık ile teknoloji arasındaki derin bağlar bulunmaktadır. Yapay zeka tarafından incelenen filmler arasında: "Ex Machina"(2014), "Her"(2013) ve "Blade Runner" (1982), gibi önemli yapımlar yer almaktadır. Her bir film, görsel estetik, sinematik anlatı teknikleri ve tematik derinlikler açısından detaylı bir şekilde incelenmiş, bu filmlerin insan algısı üzerindeki etkileri ve toplumsal mesajları analiz edilmiştir. Bu çalışma, yapay zeka teknolojisinin hızla geliştiği günümüzde, sinemanın bu teknolojiyi nasıl yansıttığını ve insan toplumları üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için önemli bir temel oluşturmayı amaçlamaktadır.
Süleyman Demirel döneminde siyasi mizahın görsel kültür bağlamında incelenmesi
"Süleyman Demirel Dönemi'nde Siyasi Mizahın Görsel Kültür Bağlamında İncelenmesi" adı ile yazılmış olan yüksek lisans tezinde Türk siyasi tarihinin en uzun süreli, en etkili ve renkli simalarından birisi olan Süleyman Demirel ele alınmıştır. Demirel'in hayatı, şahsiyeti, siyasi duruşu, üslubu, mizahi eleştiriye açık oluşu başta olmak üzere kendisinin olumlu, olumsuz taraflarıyla görev yaptığı dönemlerde çıkarılan süreli yayınlardaki yansımaları incelenmiştir. Çalışmaya uygun bir zemin oluşturmak adına mizahın kökeninden, öğelerinden, çeşitlerinden ve türlerinden bahsedilmesinin ardından Cumhuriyet öncesi Anadolu mizahı, Antik Anadolu, Selçuklu Mizahı, Osmanlı Mizahı, 2.Meşrutiyet Mizahı ile Kurtuluş Savaşında Mizahından bahsedilmiştir. Asıl gaye Cumhuriyet Dönemi Mizahı dahilinde bulunan çalışma konusu merkezindeki Süleyman Demirel'in, görev yaptığı değişik dönemlerde görsel kültür açısından süreli yayınlara olan yansımalarıdır. Kendisinin değişik yönleriyle o dönem muhtelif basın paydaşlarındaki olumlu ve olumsuz taraflarının Türk siyasi mizahındaki yansımaları en ince ayrıntılarıyla gözler önüne serilmektedir.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Bizans kilise resim programlarında ikonografik düzen: Chora Kilisesi (Kariye)
Bizans resim sanatının İstanbul ve Anadolu'daki olgunlaşmış örneklerini ikonoklazma sonrası yapılan eserler oluşturmaktadır. Tam anlamıyla Bizans'ın kendine özgü sanatının tamamen oluştuğu dönemi kapsayan bu tarihlerde, Bizans resim sanatı örneklerinin büyük bir yüzdesini oluşturan mimari yapılar içerisinde konumlanan Bizans anıtsal resim sanatında da ikonografik açıdan verilen anlamların bu mimari eserler içerisindeki konumlandığı yerler ve anlamlarına ilişkin belirli programlar olup olmadığı tezimin içerisinde irdelenmiş ve Kariye örneği üzerinden incelenmiştir. Bizans İmparatorluğu'na uzun seneler başkentlik etmiş olan Konstantinopolis şehri içerisinde, günümüz İstanbul'una bir geç dönem Bizans eseri olarak korunarak ulaşabilmiş en önemli yapılardan Aziz Kurtarıcı Hora Kilisesi'nin mozaik ve freskolardan oluşan resim programının tamamı tezimde mevcuttur. Chora Kilisesi bir geç dönem Bizans yapısıdır. Bügünki Fatih ilçesinin Edirnekapı semtinde yer alan Kariye Camii'nin bulunduğu alana yapılan ilk yapının yapım tarihi 536 civarıdır. Metokhites'in yaptırdığı bakım ve onarımlarla beşinci yapım evresi olarak kabul ettiğimiz son yapım evresi 14.yy a tarihlenmektedir. Günümüzdeki haliyle kiborion plan tipindeki yapı çok kez köklü değişikler geçirmiştir ve farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bizans İmparatorluğunun geç dönemlerinde önemi artmıştır. İçerisinde yer alan panolar da mekan bütünlüğü korunarak birbiriyle bağlantılı resimlerle bezenmiştir. Tez içerinde, Hristiyanlık dini çevresinde gelişen ikonografik programlamada, Kariye örneği üzerinden mimari eserler içerisindeki bazı kurallar göz edilerek yapılmış olduğu kanısına varılmıştır.
Bizans kilise resim programlarında ikonografik düzen: Chora Kilisesi (Kariye)
Bizans resim sanatının İstanbul ve Anadolu'daki olgunlaşmış örneklerini ikonoklazma sonrası yapılan eserler oluşturmaktadır. Tam anlamıyla Bizans'ın kendine özgü sanatının tamamen oluştuğu dönemi kapsayan bu tarihlerde, Bizans resim sanatı örneklerinin büyük bir yüzdesini oluşturan mimari yapılar içerisinde konumlanan Bizans anıtsal resim sanatında da ikonografik açıdan verilen anlamların bu mimari eserler içerisindeki konumlandığı yerler ve anlamlarına ilişkin belirli programlar olup olmadığı tezimin içerisinde irdelenmiş ve Kariye örneği üzerinden incelenmiştir. Bizans İmparatorluğu'na uzun seneler başkentlik etmiş olan Konstantinopolis şehri içerisinde, günümüz İstanbul'una bir geç dönem Bizans eseri olarak korunarak ulaşabilmiş en önemli yapılardan Aziz Kurtarıcı Hora Kilisesi'nin mozaik ve freskolardan oluşan resim programının tamamı tezimde mevcuttur. Chora Kilisesi bir geç dönem Bizans yapısıdır. Bügünki Fatih ilçesinin Edirnekapı semtinde yer alan Kariye Camii'nin bulunduğu alana yapılan ilk yapının yapım tarihi 536 civarıdır. Metokhites'in yaptırdığı bakım ve onarımlarla beşinci yapım evresi olarak kabul ettiğimiz son yapım evresi 14.yy a tarihlenmektedir. Günümüzdeki haliyle kiborion plan tipindeki yapı çok kez köklü değişikler geçirmiştir ve farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bizans İmparatorluğunun geç dönemlerinde önemi artmıştır. İçerisinde yer alan panolar da mekan bütünlüğü korunarak birbiriyle bağlantılı resimlerle bezenmiştir. Tez içerinde, Hristiyanlık dini çevresinde gelişen ikonografik programlamada, Kariye örneği üzerinden mimari eserler içerisindeki bazı kurallar göz edilerek yapılmış olduğu kanısına varılmıştır.
Bizans kilise resim programlarında ikonografik düzen: Chora Kilisesi (Kariye)
Bizans resim sanatının İstanbul ve Anadolu'daki olgunlaşmış örneklerini ikonoklazma sonrası yapılan eserler oluşturmaktadır. Tam anlamıyla Bizans'ın kendine özgü sanatının tamamen oluştuğu dönemi kapsayan bu tarihlerde, Bizans resim sanatı örneklerinin büyük bir yüzdesini oluşturan mimari yapılar içerisinde konumlanan Bizans anıtsal resim sanatında da ikonografik açıdan verilen anlamların bu mimari eserler içerisindeki konumlandığı yerler ve anlamlarına ilişkin belirli programlar olup olmadığı tezimin içerisinde irdelenmiş ve Kariye örneği üzerinden incelenmiştir. Bizans İmparatorluğu'na uzun seneler başkentlik etmiş olan Konstantinopolis şehri içerisinde, günümüz İstanbul'una bir geç dönem Bizans eseri olarak korunarak ulaşabilmiş en önemli yapılardan Aziz Kurtarıcı Hora Kilisesi'nin mozaik ve freskolardan oluşan resim programının tamamı tezimde mevcuttur. Chora Kilisesi bir geç dönem Bizans yapısıdır. Bügünki Fatih ilçesinin Edirnekapı semtinde yer alan Kariye Camii'nin bulunduğu alana yapılan ilk yapının yapım tarihi 536 civarıdır. Metokhites'in yaptırdığı bakım ve onarımlarla beşinci yapım evresi olarak kabul ettiğimiz son yapım evresi 14.yy a tarihlenmektedir. Günümüzdeki haliyle kiborion plan tipindeki yapı çok kez köklü değişikler geçirmiştir ve farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bizans İmparatorluğunun geç dönemlerinde önemi artmıştır. İçerisinde yer alan panolar da mekan bütünlüğü korunarak birbiriyle bağlantılı resimlerle bezenmiştir. Tez içerinde, Hristiyanlık dini çevresinde gelişen ikonografik programlamada, Kariye örneği üzerinden mimari eserler içerisindeki bazı kurallar göz edilerek yapılmış olduğu kanısına varılmıştır.
Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik
"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.
Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik
"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.
Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik
"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.