Theses supervised by Prof. Dr. Hacı Mustafa Paksoy
10 theses · Gaziantep University
Hastane ve sağlık merkezlerinde sunulan sağlık hizmetler ile hasta memnuniyeti arasındaki ilişki: Gaziantep ilinde bir araştırma
Son zamanda, sağlık hizmeti sadece vatandaşların sağlığı üzerinde değil, ülkelerin ekonomisi üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu göstermişti. Corona virüsünü (COVID-19) yayılması ile tüm halkın sağlığı üzerindeki tehdidinden sonra, dünyadaki her ülkede sağlık hizmetinin kalitesinin önemi ve her ülkenin ekonomisi ile ne ölçüde ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır. Oysa iyi bir sağlık hizmeti vatandaşların refah düzeyini yükseltir, toplumu güvenli ve sağlam tutmaya doğrudan katkıda bulunur ve ülkenin ekonomisini korumaktadır. Aynı zamanda sağlık sektöründeki bilimsel araştırma düzeyi ile yakından ilgilidir, çünkü yaşadığımız bu günler bir bütün olarak toplumun varlığını tehdit edebilecek bulaşıcı bir hastalıktan uzak değildir. Hastalıkları tedavi edebilen sağlıklı bir toplum, üretime devam edebilen ve ekonomiyi durmadan çalıştırabilen güçlü bir toplumdur. Sağlık hizmeti kalitesinin ölçülmesini bilmek için, sağlanan sağlık hizmetinden müşteri (hasta) memnuniyet düzeyini ölçmek gerekir, şayet buda sağlık hizmetinin kalitesinin en iyi kanıtıdır çünkü sağlık hizmetlerinin kalitesi ve hasta memnuniyeti birbiriyle yakından ilişkilidir. Dolayısıyla bu araştırmanın tamamlanması önemlidir. Gaziantep ili kalabalık bir şehir sayılmaktadır. Bu ildeki devlet hastanelerinde ve sağlık merkezlerinde tedavi gören hastaların algıladıkları sağlık hizmet kalitesi ve memnuniyetini belirlemeyi amaçlayan bir araştırmadır. Bu araştırmada Gaziantep Üniversitesi Hastanesi, 25 Aralık Devlet Hastanesi ve iki sağlık merkezinde sağlık hizmetinden yararlanan hastaların 1120 katılımcıyla ile anket formu doldurulmuştur. Analiz, SPSS istatistik programı kullanılarak hasta memnuniyetini ölçmeye uygun bir araç ve yöntemle yapıldı. Uygulanan ankette sağlık hizmetlerinin ne ölçüde yeterli olduğu, hastaların hizmet alımı esnasında aldıkları hizmetten ne kadar tatmin oldukları ve memnuniyet dereceleri, hangi alanlarda ne gibi sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. En sonunda, analizden bir dizi önemli sonuç gösterilmiştir.
Türkiye'de dış göç yönetiminde kamu kurumlarının ve STK'ların rolü: TRC1 bölgesinde göçmenlerin algıları üzerine bir araştırma
Göç olgusu geçmişten günümüze kadar insanların gönüllü veya zorunlu nedenler sonucunda yaşamış oldukları yerleri bırakarak geçici veya kalıcı şekilde yer değiştirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Göçün bireyleri etkilediği kadar toplumları ve hatta uluslararası dinamiklere kadar pek çok kesimi etkilediği bilinmektedir. Bu süreç içinde bireyler ve toplumlar hem değişmekte hem de bir dönüşüm içine girmektedir. Nüfus hareketliliklerinin yaşanması teknolojik gelişmelerle ülkeler arası sınırların ortadan kalkması, doğal felaketler, terör, iç savaş, ekonomik ve siyasi gerekçeler gibi pek çok unsur sonucunda şekillenmektedir. Sonuçları ve sebepleri oldukça farklılık gösteren göç kavramı karmaşık bir niteliğe sahiptir. Özellikle göç alan ve göç veren ülkeler etkilenmekte olup günümüzde artık bütün dünya ülkeler siyasi ve ekonomik anlamda bu hareketlilikten etkilenmektedir. Bu kapsamda göç olgusu artık küresel, ulusal ve yerel olmak üzere üç boyuta sahiptir. Nüfus hareketliliklerinin artık sınırları aşmasından dolayı geleneksel göç yönetim şekilleri bırakılarak iletişim ve karşılıklı etkileşimi içinde barındıran yönetişim şekillerine geçilmiştir. Türkiye sahip olduğu stratejik ve jeopolitik konumdan dolayı göç hareketlerinden direkt olarak etkilenmektedir. Özellikle Türkiye'nin çevresinde yer alan ülkelerin daha az gelişmiş olması göç alan ülke konumuna gelmesine yol açmıştır. Türkiye'ye yapılan dış göçler ile siyasi, ekonomik ve sosyal hayat şekillenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Yönetim, Yönetişim, Dış Göç, Türkiye'de Dış Göç
Psikolojik sözleşme ihlalinin performansa etkisi: Turizm işletmelerinde bir araştırma
Psikolojik sözleşme, işveren ile çalışanlar arasındaki karşılıklı beklentilerin toplamı olan "yazılı olmayan sözleşme" veya "çalışan ve işveren arasındaki ilişkiye ilişkin yazılı olmayan beklentiler dizisi" olarak tanımlanmaktadır. Psikolojik sözleşme kavramı son yıllarda araştırmacılar tarafından örgüt ile çalışan arasındaki ilişkilerin anlaşılabilmesi için en fazla araştırılan konuların başında gelmektedir. Bu araştırmanın amacı, turizm sektöründe psikolojik sözleşmenin çalışan performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesi bunun yanında psikolojik sözleşme ile çalışan performansı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırma kapsamında psikolojik sözleşme ölçeği, çalışan performansı ölçeği ve sosyodemografik sorulardan oluşan anket formu Antalya'nın Alanya ilçesinde bulunan beş yıldızlı otel çalışanlarına uygulanmıştır. 2021 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında toplamda 494 çalışandan toplanan anket formları değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin yapılması için SPSS 25 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerinin test edilmesi için bağımlı örneklem t testi (Paired Sample t test), bağımsız örneklem T testi, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi, korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda psikolojik sözleme karşılanma düzeyi ile çalışan performansı arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik sözleşme karşılanma düzeyinin çalışan performansını etkilediği sonucuna ulaşlmıştır. Yapılan diğer analizler sonucunda ise çalışanların demografik ve işe ait özlliklerinin psikolojik sözleşme beklenti ve karşılanma düzeyleri puanları arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Yeni kamu işletmeciliği ışığında belediyelerde norm kadro uygulamaları üzerine bir araştırma: Malatya ili örneği
Belediyeler, halkın ihtiyaç duyduğu kamu hizmetlerinin karşılanmasında ve bu hizmetlerin hızlı, etkin, verimli ve nitelikli bir şekilde yerine getirilmesinde ve halka en yakın yerde sunulmasında oldukça önemli pozisyonda bulunmaktadır. Türkiye'de kamu bürokrasisi içerisinde önemli bir yere ve köklü bir geçmişe sahip olan belediyeler, bugün gelinen noktada, bu hizmetleri sunarken, en nitelikli insan kaynağına sahip olması gereken yönetim kademesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, belediyelerinin tarihsel süreçte geçirdiği yasal ve yapısal reformlardan yola çıkarak, Yeni Kamu İşletmeciliği perspektifinde, belediyelerde norm kadro sistemini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda, Norm Kadro alanında yapılan yasal düzenlemelerin, Malatya Büyükşehir, Battalgazi ve Yeşilyurt belediyelerindeki yansımaları ve belediye yöneticileri ile yürütülen alan araştırması sayesinde, Norm Kadronun belediyelerin personel sistemine olumlu veya olumsuz etkilerine yönelik genel bir çerçeve çizilmiştir. Nihayetinde, Belediyelerde Norm Kadro düzenlemesinin hem teorik hem de uygulama anlamında bazı eksiklikleri tespit edilmiştir. Bu çerçevede, belediye yöneticileri ile yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler, literatür ile birlikte değerlendirilerek, belediyelerde daha nitelikli bir Norm Kadro sisteminin kurulması amacına yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Kamu İşletmeciliği, Belediyeler, Norm Kadro
Suriyeli göçmen girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışlara ve firma performansına etkisi: TRC1 bölgesinde bir araştırma
On ikinci yılına giren ve halen devam eden Suriye krizi, ikinci dünya savaşından sonra yaşanan en büyük insanlık dramı olarak nitelendirilmektedir. Türkiye, Suriye krizinden etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye'ye göç eden Suriyelilerin bazıları günlük yaşamlarını sürdürmek amacıyla kendiişlerini kurmaya yönelmiş ve gün geçtikçe Türkiye'de Suriyeli göçmenler tarafından kurulan firmaların sayısı hızla artmıştır. Literatürde göçmen girişimcilerin başarısında ve hayatta kalmalarında girişimcilerin sahip olduğu sosyal sermaye, girişimcilik eğilimi, yenilikçi davranışlar ve iyi bir performans sergilemeleri son derece önemli etkenler olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu tez çalışması, Suriyeli göçmen girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışları ve firma performansı üzerindeki etkisinin yanı sıra sosyal sermaye düzeylerinin girişimcilik eğilimleri ve yenilikçi davranışlarının firma performansı üzerindeki ekişini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma kapsamında Safran'ın (2020) Sosyal Sermaye Ölçeği, İşcan ve Kaygın'ın (2011) Girişimcilik Eğilimi Ölçeği, Scott ve Bruce'nin (1994) Yenilikçi Davranış Ölçeği, Wang ve Wang'ın (2012) Operasyonel Performans Ölçeği, Wang, Wang ve Liang'ın (2014) Finansal Performans Ölçeği ve girişimcilerin kişisel özellikleri ve firmalarının özellikleri sorulardan oluşan çevrimiçi anket formu kullanılarak, TRC1 bölgesinde faaliyet gösteren ve Gaziantep Ticaret Odası, Nizip Ticaret Odası, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası veya Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı 462 Suriyeli girişimciden veriler toplanmıştır. Anketten elde edilen verilerin değerlendirmesinde, SPSS 26 programı kullanılarak faktör analizi, betimsel istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Suriyeli girişimcilerin sosyal sermaye ve girişimcilik eğilimlerinin yenilikçi davranışları üzerinde ve sosyal sermaye düzeylerinin firmalarının performansı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Suriyeli girişimcilerin girişimcilik eğilimlerinin ise firmalarının performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırma sonucunda, Suriyeli girişimcilerin sosyal sermaye düzeylerinin girişimcilik eğilimleri üzerinde ve yenilikçi davranışlarının firmalarının performansı üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisinin olduğu da saptanmıştır.
Şirketlerin birleşme ve devralınmasının yönetim ve örgütsel sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi
Hızla küreselleşen dünyada şirketler arası etkileşim ve iletişim gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu etkileşim ve iletişim artışına ek olarak ortaya çıkan ekonomik ve rekabet değişikliklerinin de etkisi ile şirketlerin daha çok birleşme veya devralma işlemleri yaptığı görülmektedir. Bu tür işlemler güçleri birleştirmek, gücü ve başarıyı artırmak, rekabeti azaltmak vb. nedenlerle yapılmaktadır. Gerçekleşen bazı birleşme ve devralmanın beklenen etkiyi sağladığı söylenebileceği gibi bir kısmının da başarısız olduğu görülmektedir. Bu nedenle şirketlerin hem bu işlemler öncesinde hem de bu işlemler sonrasında bazı başarı faktörlerine dikkat etmesi gerekmektedir. Bu çalışmada şirketlerin birleşme ve devralma işlemlerinde başarıya ulaşmasını sağlayacak öneriler ya da başarısızlığa neden olan bazı beşeri sorunlara çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
School child feeding programmes management (SFP) within the epidemic COVID 19 in Northwest Syria
This study sought to identify how school feeding programs might effectively tackle the nutritional and educational needs of children in northwest Syria, with a view of exploring the feasibility of such programs and informing future implementation in the studied areas. The study explored the potential impacts of School Feeding Programmes (SFP) on nutrition, health, and education outcomes of school-aged children in northwest Syria. The study identified locally driven program planning as a key element to responding to these emergency-related implementation challenges. Here, implementing agency(s) should be able to clearly articulate and consider the specific comparative advantages of SFP, as well as manage all associated challenges/risks. Consequently, the SFP must be properly aligned with education sector support programs.
Öğretim elemanlarında Mavi Okyanus liderlik stratejilerinin incelenmesi: Kamu ve özel üniversite karşılaştırması
Bu çalışma, Gaziantep'teki üniversitelerde akademik personelin Mavi Okyanus Liderliği (MOL) yönelimlerini, doğrulanmış Mavi Okyanus Liderliği ölçeğini kullanarak analiz etmiştir. Araştırma, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, akademik rütbe, üniversite durumu, kıdem ve idari roller gibi demografik faktörlere göre MOL puanlarını incelemiştir. Anket metodolojisi benimsenmiş olup, vizyoner düşünce, güven oluşturma ve motivasyonel iletişim kapasitelerini ölçen MOL aracını 452 öğretim üyesi tamamlamıştır. Bayes istatistiksel analizleri, grup farklılıklarını ve liderlik puanları üzerindeki çok değişkenli etkileri değerlendirmiştir. Bulgular, cinsiyet veya devlet ve özel kurumlar arasında anlamlı MOL farklılıklarının olmadığını göstermiştir. Ancak, yaş ve deneyim, liderlik yönelimleri ile önemli bağlantılar göstermiş, özellikle 40'lı yaşlarının ortalarındaki ve 11-15 yıllık kıdemli akademik personel, ilham verici vizyonu aktarma, güven, empati kurma ve yenilikçiliği teşvik etme konularında belirgin olarak daha yüksek Mavi Okyanus liderlik puanlarına sahip olmuştur. Doktora derecesine sahip olmanın, yüksek liderlik puanlarına yol açtığı, yüksek lisans eğitimine kıyasla ileri uzmanlık alanlarının potansiyel faydalarını vurgulamıştır. Ancak, akademik rütbeler arasındaki farklılık eksikliği, motivasyonel liderlik niteliklerinin mutlaka hiyerarşik olmadığını göstermiştir. Ayrıca, resmi idari görevler, daha yüksek vizyoner liderlik güçlerine dönüşmemiştir. Bu yeni içgörüler, yüksek öğretim fakültesi ve idarecileri arasında kişisel/mesleki özellikler ile çok boyutlu liderlik bağlantılarını anlama ihtiyacına cevap vermektedir. Kariyer aşaması, eğitim düzeyi ve deneyim ile ilgili desenler, farklı demografik alt grupları desteklemek için tasarlanmış politikaları bilgilendirebilir. Çeşitli akademik personel profilleri arasında Mavi Okyanus liderliğini teşvik etmek, üniversitelerde ilham, yenilik ve katlanarak artan değer kültürlerini katalize edebilir. Çalışmanın sınırlamaları arasında yerelleşmiş kapsam ve kesitsel tasarım bulunmaktadır; uzun dönemli takip ve karşılaştırmalı analizler, akademik demografikler ile empati, güven oluşturma ve vizyoner iletişimdeki güçler arasında daha fazla bağlantıyı ortaya çıkarabilir. Anahtar sözcükler: Mavi okyanus liderliği, Akademik personel, Demografik faktörler, Vizyoner yetenekler
Kontrol odağı ve duygusal zekânın liderlik etme motivasyonuna etkisi üzerine TRC1 bölgesinde bir araştırma: Üniversite öğrencileri örneği
21. yüzyılda liderlik etkinliği, küreselleşmeye yönelik eğilimler ve bilgi teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimlerin neden olduğu hızlı rekabet ortamına uyum ve değişim ile mücadele eden organizasyonların başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak görülmektedir. Bunun yanı sıra liderlik sürecinin anlaşılmasına yönelik çok fazla teorik ve ampirik çalışma yapılmış olmasına rağmen bireylerin liderlik olma istekleri tam olarak açıklanamamıştır. Son yıllarda özellikle liderlik alanındaki bu eksikliği tamamlamak için liderlik etkinliğinde bireysel farklılıklar ve çeşitli liderlik davranışları arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik çalışmaların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı kontrol odağı ve duygusal zekânın liderlik etme motivasyonu üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve aynı zamanda liderlik etme motivasyonu, kontrol odağı ve duygusal zekâ ile sosyodemografik özellikler arasındaki ilişkilerin tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında Chan ve Drasgow'un (2001) Liderlik Etme Motivasyon Ölçeği, Spector'un (1988) Kontrol Odağı Ölçeği, Wong ve Law'un (2002) Duygusal Zekâ Ölçeği ve sosyodemografik sorulardan oluşan anket formu kullanılarak, TRC1 bölgesinde yer alan üç devlet üniversitesi ve bir vakıf üniversitesi olmak üzere dört üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme ve İktisat Bölümlerinin ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 1394 öğrenciden veri toplanmıştır. Anket formundan elde edilen verilere ile faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) analizi yapılarak, araştırma hipotezleri ve sosyodemografik özelliklere yönelik sorular test edilmiştir. Araştırma sonucunda, kontrol odağı ve duygusal zekânın liderlik etme motivasyonu üzerinde etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan ek analizler ile üniversite öğrencilerinin sosyodemografik özellikleri açısından kontrol odağı, duygusal zekâ ve liderlik etme motivasyonu puanları arasındaki anlamlı farklılıklar ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur. Ayrıca, araştırma sonuçları literatürde yapılan diğer çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
Kişilik ve girişimci kişilik özelliklerinin sosyal girişimcilik yönelimine etkisi üzerine TR63 bölgesinde bir araştırma: Üniversite öğrencileri örneği
Sosyal girişimcilerin bir ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel zenginliğine yaptıkları katkı giderek daha fazla kabul görmeye başlamıştır. Sosyal ve girişimcilik kavramlarının birleşiminden meydana gelen sosyal girişimcilik kavramı, sosyal sorunlara çözüm bulmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Sosyal girişimcilik, sosyal bir değer sunma, sosyal değer yaratma, sosyal dönüşümü sağlama, sosyal sorunlara çözüm bulma ve fırsatları kovalama faaliyetidir. Bu çalışmanın temel amacı kişilik ve girişimci kişilik özelliklerinin sosyal girişimcilik yönelimi üzerindeki etkisini araştırmak ve aynı zamanda kişilik özellikleri, girişimci kişilik özellikleri ve sosyal girişimcilik yönelimi ile sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında Goldberg'in (1992) "Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği", Bozkurt'un (2005) "Girişimci Kişilik Özellikleri Ölçeği", Nga ve Shamuganathan'ın (2010) "Sosyal Girişimcilik Yönelimi Ölçeği" ve sosyodemografik sorulardan oluşan anket formu kullanılarak TR63 bölgesinde yer alan üç üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme ve İktisat Bölümlerinin iki, üç ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören 1067 öğrenciden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Anket formundan elde edilen verilere faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmış ve araştırmadaki hipotezler ve sosyodemografik sorular test edilmiştir. Araştırma sonucunda; kişilik özellikleri ve girişimci kişilik özelliklerinin sosyal girişimcilik yönelimi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan ek analizler ile üniversite öğrencilerinin sosyodemografik özellikleri açısından kişilik özellikleri, girişimci kişilik özellikleri ve sosyal girişimcilik yönelimi ortalamaları arasındaki anlamlı farklılıklar ortaya konulmuştur. Son olarak, araştırma sonuçları literatürdeki diğer araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılarak değerlendirme yapılmıştır.