Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Şahin

14 theses · Eskişehir Osmangazi University, Aksaray University, Yalova University, İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

Sabri Esat Siyavuşgil'in hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının, adını Yedi Meşale topluluğu ile duyuran şairlerinden Sabri Esat Siyavuşgil, Odalar ve Sofalar adlı tek şiir kitabı ve 'Yedi Meşaleci' şair sıfatıyla Türk edebiyatının gölgede kalan isimlerinden birisi olmuştur. Oysaki çeşitli dergi ve mecmualarda yayınlanan pek çok şiiri, dönemin sosyo-kültürel, edebî hayatına ayna tutacak onlarca yazısı vardır. Fakat şiiri erken denilecek bir yaşta bırakmıştır, ancak psikoloji profesörü olarak devam ettirdiği hayatından sanatı çıkartmamıştır. Kültürel değerlendirmeler yaptığı gazete köşesinden hayatının sonuna kadar şiir, edebiyat ve sanatın her alanıyla ilgili yazıların yayımlamıştır. Meslekî tercihini açıklarken şiire atfettiği değer, şiiri bir manifesto, nutuk ya da bir aydınlanma aracı olarak gören dönem şairlerinin çok dışında bir yerdedir. Onun şiirlerinde farklı bir dünyanın kapıları aralanır, evler, odalar, merdivenler ve dahi bir sürü nesne alçak bir tınıyla konuşur, esner, gerinir. Evrenin devinimini şiirsel bir üslupla ve konu genişliği içinde yaşadığı dönemin anlayışında farklılık yaratacak şekilde aktarmıştır. Şairin şiirleri, şiirlerinde ele aldığı dünya, kültür-sanat-edebiyat ile ilgili çok çeşitli yerlerde yazdığı yazılar çalışmanın konusudur.

Ayşe Bülbül
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Examining the anxiety of catching epidemic diseases and psychological well-being levels of physically disabled athletes

The aim of the study was to examine the relationship between the anxiety of catching epidemic diseases and the psychological well-being levels of physically disabled athletes. In the research where the descriptive scanning model was used, a total of 211 athletes, 68 female and 143 male, who held an active license in the Turkish Physically Disabled Sports Federation (TBESF) in the 2023-2024 season participated. In obtaining the data in the research; the twelve-item "Diagnostic Information Form" developed by the researcher, the "Epidemic Anxiety Scale" developed by Hızlı Sayar et al. (2020), and the "Psychological Well-Being Scale" developed by Diener et al. (2010), which was adapted to Turkish culture by Telef (2013), were used. As a result of the analysis of the study, significant differences were found in the participants' research scales: age, education and income level for psychological well-being; the status of catching an epidemic disease, losing a family member due to an epidemic disease, age, income level and the level of overcoming the epidemic disease for epidemic anxiety. For both scales, no difference was found according to demographic variables such as gender, marital status, chronic disease status, and reason for disability. No relationship was found between the participants' psychological well-being level and epidemic anxiety level. As a result; It was determined that variables such as age, education and income level, catching an epidemic disease, losing a family member due to the disease, and the level of overcoming the disease are important for psychological well-being and/or epidemic anxiety in physically disabled athletes. In addition, although there was no significant relationship between the scales, it was determined that the types of feared diseases affected the epidemic anxiety level by 9.6% and the psychological well-being level by 8.9%.

Çağatay Çavdar
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve spor il müdürlüğü spor tesislerinde sunulan hizmetin kalitesinin kullanıcılar tarafından nasıl algılandığının incelenmesi (Yalova ili merkez ilçe örneği)

Hizmet sektörü, teknoloji ilerledikçe ekonomideki payı artan sektörlerden biridir. Değişen paradigma manzarası nedeniyle hizmet kalitesi ve memnuniyet kavramı günümüz hizmet sektörünün odak noktası haline gelmiştir. Hizmet kalitesinin memnuniyet üzerinde büyük etkisi vardır, bu nedenle işletmelerin müşteri memnuniyetini artırmak için hizmet kalitesini ölçmesi ve iyileştirmesi önemlidir. Hizmet Kalitesi; şirketin fiziki unsurları, güvenilirliği, çalışan davranışları ve bilgi düzeyi gibi faktörleri içeren çok yönlü bir kavramdır (Şahin ve Şen, 2017: 1176). Spor da insan yaşamının bir parçası olarak ekonomiye fayda sağlayan, rekabeti teşvik eden uluslararası kabul görüp sektör haline gelmiştir. Gençlik Merkezleri de, gençlerin serbest zamanlarını sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere ayırmalarına olanak sağlayan ve ortam oluşturan kuruluşlardır. Bu çalışmanın amacı Yalova Gençlik ve Spor il Müdürlüğüne bağlı merkez ilçedeki spor salonlarında sunulan hizmetin kalitesinin kullanıcılar tarafından nasıl algılandığını amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemini, Yalova ilinde ki Gençlik ve Spor il Müdürlüğü'ne bağlı spor salonlarını kullanan 18 yaş ve üstü 203 Kadın 98 Erkek olmak üzere 301 katılımcı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, sağlık ve fitness kulüplerinin hizmet kalitesini değerlendirmek amacıyla Lam, Zhang ve Jensen (2005) tarafından geliştirilen ve Gürbüz, Koçak ve Lam (2005) tarafından da Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan SQAS (Service Quality Assessment Scale – Hizmet Kalitesi Değerlendirme Ölçeği) kullanılmıştır. Bu ölçek personel, program, soyuma odası, fiziksel tesis, antrenman tesisi alt boyutlarından oluşmaktadır. Buna ek olarak Demografik bilgilere de yer verilerek toplamda 34 soruluk anket uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS 20.0 programı ile yapılmış olup, katılımcıların demografik bilgileri dağılımı frekans analizi ile incelenmiştir. Bağımsız gruplarda t Testi, ortalamaların ve bu ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı da Tek Yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Farklılığın ise hangi gruptan kaynaklandığını tespit etmek için TUKEY testi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonunda elde edilen sonuçlar; Ölçeğin geneli için; 18-25 yaş grubu kişilerin hizmet kalitesi genel beklenti düzeyi diğer yaş gruplarından anlamlı derecede daha yüksektir. Bekarların personel, program, soyunma odası, fiziksel tesis ve antrenman tesisi düzeyleri evlilerden anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Personel, program, soyunma odası, fiziksel tesis ve antrenman tesisi beklenti düzeyinin Üniversite mezunlarında daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Geliri 5501-10000 TL olanların hizmet kalitesi değerlendirme genel düzeyi diğer gelir gruplarından anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Salonu haftada 3-4 gün ziyaret edenlerin diğer gruplara kıyasla fazla olduğu tespit edilmiştir.

Ferdağ Özaras
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor örgütlerinde karanlık dörtlü davranışlarının incelenmesi

Psikoloji alanında yaklaşık olarak 20 yıl öncesinde gündeme gelen karanlık üçlü kavramı sosyal bilimlerdeki herhangi bir bölümde uluslar arası bir araştırma konusu olmuştur ve bu terimle alakalı geniş araştırmalar yapılmıştır. Yıllar içerisinde karanlık üçlü terimine başka bir faktör koyularak (sadizm) karanlık dörtlü şeklinde isimlendirilmiştir. Diğer üç kavram ise Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopatidir. (Aytaç, 2021) Örgütlerin içerisinde görev alanlar ve lider kişilerde bu nitelikler bulunabilmektedir. Bu nitelikleri bulunduran kimselerin tehlikeli olduğu fikri oluşsa da son zamanlarda bu özellikleri taşıyanların örgütleri adına yararlı işler yapabileceği ile alakalı araştırmalar yapılmaktadır. Uluslar arası düzeyde bu alandaki incelemeler hız kazanmıştır ancak ülkemizde bu hususta özellikle spor örgütleri konusunda yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bu yüzden ülkemiz içerisinde yapılan incelemelerin, bu kişilik özelliklerinin spor örgütleri alanında ne şekilde oluştuğunu gözler önüne sermek bir ihtiyaçtır. (Öztürk, 2019) Spor örgütleri kişilerden meydana gelmektedir ve bu insanların kişilik nitelikleri örgütlerin geleceğini ve başarı düzeyini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı da spor örgütlerinin karanlık dörtlü ile ilişkisini ve bu psikolojik etmenlerin davranışlar üzerindeki etkisini incelemektir. (Öztürk, 2019) Karanlık dörtlü davranışlarının detaylı şekilde aktarılması ve bu davranışların spor örgütlerindeki yerini aktarmak amaçlanmıştır. Ayrıca spor örgütlerinde bu davranışların olumsu ve olumsuz etkilerine değinilecektir. Bu hususta yapılan araştırmaların ülkemiz adına az olması da amaçlar arasındadır. Hâlihazırda ülkemizde bu hususta yapılan araştırma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu yüzden özgün bir araştırma olacağı düşünülmektedir. Ayrıca karanlık dörtlü davranışlarının olumlu ve olumsuz yanları gözler önüne serilecek faydalı ya da zararlı olduğu değerlendirilecektir. Bu araştırmaya yerel yönetimlerin kurmuş olduğu spor kurum ve örgütlerinde görev alan bütün personelin katılması planlanmaktadır. Bu bağlamda personelin karanlık dörtlü davranışı incelenip aktarılması planlanmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu düzenlenmiştir. Anket formu 2 bölümden oluşmaktadır Öncelikle ilk bölümde demografik bilgilerinin soruları yer almaktadır. Anketin 2. Bölümünde ise (Aytaç2022) tarafından Türkçeye uyarlanan Karanlık Dörtlü Ölçeği yer almaktadır. Makyavelizm, narsisizm, psikopati ve sadizm şeklinde gerçekleşmiş olup ölçeğin uygulanmasında5'li Likert ölçeğinin kullanılması önerilmiştir.

İrfan Yavuz
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Güreşcilerin psikolojik performans stratejilerinin sporcu özyeterligi ilişkisinin incelenmesi

GÜREŞCİLERİN PSİKOLOJİK PERFORMANS STRATEJİLERİNİN SPORCU ÖZYETERLİGİ İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ ÖZET Bu çalışma, Türkiye genelinde 18 yaş ve üzeri profesyonel güreşçilerin psikolojik performans stratejileri ile sporcu öz yeterliliği arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma evrenini aktif olarak güreş sporu yapan bireyler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile elde edilmiş ve araştırmaya tamamen gönüllülük esası ile katılım göstermiş olan 120 kadın ve 222 erkek güreşci olarak toplamda 342 güreşci oluşturmaktadır Sporun hem fiziksel hem de psikolojik boyutlarının önemini vurgulayan araştırma, güreş sporunda psikolojik faktörlerin sporcu performansı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamayı hedeflemektedir. Çalışmada, Smith ve arkadaşları (1995) tarafından geliştirilen, Erhan ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlilik güvenirliliği yapılan ''Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği'' ile Koçak (2020) tarafından oluşturulan ''Sporcu Öz Yeterlik Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. İstatistiki olarak bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve iki kavram arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile korelasyon analizleri uygulanmıştır. Sonuç olarak; güreş sporcularının cinsiyet, yaş, millilik, spor yılı, güreş kategorisi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Serbest stil güreşçilerin öz yeterlilik ve psikolojik beceri düzeyleri grekoromen güreşçilere göre daha yüksektir. Milli sporcuların öz yeterlilik ve bazı psikolojik becerilerdeki düzeyleri, milli olmayanlara göre daha yüksektir. Güreş sporcularında tecrübe, yaş, millilik ve cinsiyet gibi değişkenler psikolojik beceri ve öz yeterlilik üzerinde etkili olmaktadır. Yaş arttıkça öz yeterlilik ve psikolojik beceri düzeyleri de artmaktadır. Erkek sporcuların öz yeterlilik düzeyleri kadınlara göre daha yüksektir. Ayrıca güreşçilerin öz yeterlilik ve psikolojik beceri düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı biri ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor, Güreş, Psikoloji, Özyeterlilik, Başarı.

Mustafa Zopalı
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aromataz inhibitörü kullanan meme kanseri hastalarında kemik mineral dansitesine etki eden risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Giriş: Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Tedavide kullanılan ajanların geliştirilmesiyle birlikte sağ kalım süresi uzarken, osteoporoz gibi bazı sağlık problemlerinin görülme sıklığı da artmaktadır. Çalışmamızda meme kanserinde kullanılan aromataz inhibitörlerinin 1 yıllık tedavi süreci sonunda kemik sağlığı üzerine etkisini ve bu duruma etki edebilecek risk faktörlerinin değerlendirilmesini amaçladık. Materyal ve Metotlar: İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Medikal Onkoloji Bilim Dalı'nda 2008-2018 yılları arasında meme kanseri tanısı almış, aromataz inhibitörü kullanan hasta dosyaları retrospektif olarak incelendi. Hastalarda tedavinin öncesi ve 1. yılı sonundaki kemik mineral dansiteleri ile buna etki eden risk faktörlerinden yaş, vücut kitle indeksi ve D vitamini düzeyleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 75 kadın meme kanseri hastası dahil edildi. Tedavi başlangıcında kemik mineral dansitesi normal olan 35 hastanın 14'ünde tedavinin 1. yılı sonunda osteopeni gelişirken, osteopenisi olan 34 hastanın 6'sında ise osteoporoz gelişti ve değişimler istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p=0.001). Hastaların anastrozol ve letrozol tedavileri başlamadan önceki lomber vertebra ve kalça T skoru, tedavinin 1. yılı sonundaki değerlerle karşılaştırıldı. Lomber vertebra T skoru (p<0.001), kalça T skoru (p=0.011) ve lomber vertebra BMD değeri (p<0.001) düştü ve değişimler istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Hastalar anastrozol ve letrozol alanlar olarak 2 gruba ayrıldı. Tedavi başlangıcı ve tedavinin 1. yılı sonundaki değerlerin karşılaştırılmasında, her iki ilaç grubunda da lomber vertebra T skoru ve lomber vertebra BMD değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı düşme gözlendi. Letrozol alan hastalarda, anastrazol alanlardan farklı olarak kalça T skorunda da (p=0.009) istatistiksel olarak anlamlı düşme gözlendi. Başlangıç D vitamini düzeyi düşük olan hasta grubunda lomber vertebra T skoru (p<0.001), kalça T skoru (p=0.024) ve lomber vertebra BMD değeri (p<0.001) düştü ve değişimler istatistiksel olarak anlamlı bulundu. D vitamini yetersiz ve yeterli olan hasta gruplarının kemik mineral dansitelerinde ise anlamlı değişim gözlenmedi. Sonuç: Postmenopozal meme kanseri hastalarında aromataz inhibitörleri kemik sağlığına olumsuz etki göstermektedir. İleri yaşta, D vitamini düşüklüğü olanlarda ve obez hastalarda bu etkiler, diğer hastalardan fazla gözlenmiştir. Çalışmamız, aromataz inhibitörü tedavisi başlamadan önce risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve değiştirilebilir risk faktörleri için önlem alınması gerektiğini göstermektedir.

AromatazKemik dansitesiMeme hastalıkları+6
Fatmagül Çıkladilmez
İnönü University
2019
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Paratiroid adenom ve hiperplazi patolojik tanısı olan hastalarda parathormon düzeyi ile lomber kemik yoğunluğu ilişkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Primer hiperparatiroidizm paratiroid bezlerinin fazla miktarda parathormon salgılaması ve buna bağlı gelişen hiperkalsemi ile ortaya çıkan klinik tablodur. Önceleri çoğunlukla ağır kemik ve böbrek semptomları ile tanı konulurken, iyileşen koşullar nedeni ile günümüzde hastaların büyük bir kısmı asemptomatik dönemde tanı alabilmektedir. Cerrahi tedavi; paratiroid adenomu, hiperplazi ve karsinomunun neden olduğu primer hiperparatiroidizmde öncelikli ve küratif bir tedavi şeklidir. Bu çalışmamızda son 6 yıllık primer hiperparatiroidi nedeniyle kliniğimizde tanı alan, tedavi ve takipleri yapılan 38 hastada parathormon düzeyi ile lomber kemik yoğunluğu(KMY) arasındaki ilişkinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2009 ile 2015 yılları arasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları(Endokrinoloji) Ana Bilim Dalı'nda primer hiperparatiroidi nedeni ile tedavi edilen 38 hastada yapıldı. Hastaların yaş, cinsiyet, DEXA yöntemi ile ölçülen lomber KMY değerleri, plazma kalsiyum ve fosfor düzeyleri, patoloji değerlendirme raporları incelendi. Hastaların patoloji tanılarına göre PTH düzeyi ile lomber KMY verileri değerlendirildi. Bulgular: Bu çalışmaya alınan 38 hastanın 4'ü erkek ve 34 kadın idi. Hastaların preop ortalama Ca++ düzeyi 11,51 mg/dl idi. Minimum Ca++ düzeyi 8,90 mg/dl iken maksimum düzey 13,10 mg/dl idi. Ortalama fosfor düzeyi 2,43 mg/dl olan hastalarda minimum düzey 1,20 mg/dl ve maksimum düzey 4,50 mg/dl idi. Bakılan PTH minimum düzeyi 68,10 pg/ml ve maksimum düzeyi 1802 pg/ml iken ortalama 420,23 pg/ml olarak tespit edildi. Hastaların DEXA yöntemi ile bakılan lomber kemik yoğunluğu verilerine göre başvuru anında 14 hastada osteopeni bulundu(%36). Osteoporozu olan hasta sayısı 16 idi(%42). DEXA sonucu normal olan hasta sayısı 8 idi(%21). Adenom patolojik tanısı olan ve ortalama Ca++ değeri 11,43 mg/dl olan hastaların minimum Ca++ düzeyi 9,60 mg/dl ve maksimum düzey 12,80 mg/dl olarak tespit edildi. Fosfor ortalama olarak 2,46 mg/dl idi ve minimum düzeyi 1,30 mg/dl iken maksimum düzeyi ise 4,50 mg/dl idi. Tüm adenom gruplarında bakılan D vitamin düzeyi ortalaması 16,51 ng/ml iken minimum 4,47 ng/ml ve maksimum 51,57 ng/ml olarak tespit edildi. Hiperplazi grubunda bakılan Ca++ düzeyi ortalaması 11,75 mg/dl iken minimum Ca++ düzeyi 10,40 mg/dl ve maksimum düzeyi ise 13,10 mg/dl olarak kaydedildi. Yine hiperplazi grubunda bakılan fosfor düzeyi ortalaması 2,30 mg/dl idi. Fosfor minimum düzeyi 2,0 mg/dl ve maksimum düzeyi de 2,60 mg/dl olarak tespit edildi. Yapılan değerlendirmede paratiroid adenom ve hiperplazi tanılı hastaların PTH ve DEXA verilerinin karşılaştırılmasında her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Bu çalışmada paratiroid adenom ve hiperplazi tanısı olan hastalarda PTH düzeyi ve lomber kemik yoğunluğu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Anahtar sözcükler: hipokalsemi, kemik yoğunluğu, primer hiperparatiroidi, adenom, hiperplazi

AdenomlarHiperplaziHipokalsemi+7
Salih Gölcüklü
İnönü University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Endokrinoloji ve obezite polikliniğine başvuran morbid obezite hastalarının cinsel işlev bozuklukları açısından değerlendirilmesi

Endokrinoloji ve Obezite polikliniğine başvuran Morbid Obezite hastalarının cinsel işlev bozuklukları açısından değerlendirilmesi Bu tez çalışmasının amacı endokrinoloji polikliniğine başvuran morbid obez hastalarda cinsel işlev bozukluğu sıklığını incelemektir. Çalışmanın örneklemini BMI>40 kg/m2 olan 78 morbid obez hasta ve 68 normal kilolu birey oluşturdu. Verilerin elde edilmesinde katılımcılara uygulanan sosyodemografik bilgi formu, Beck anksiyete ölçeği, Beck depresyon ölçeği, Golombok Rust cinsel doyum ölçeği kullanıldı. . Nicel verilere ilişkin değişkenler Shapiro Wilk normallik testi ile test edildi. Normallik testinin sonucuna göre grupların karşılaştırılması unpaired t testi, Mann Whitney U testi ve Pearson Ki-Kare Analizi ile yapıldı ve p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Obez kadın ve erkeklerde cinsel işlev bozukluğu sıklığı daha yüksek oranda saptanmıştır. Golombok Rust alt ölçek skorları açısından incelendiğinde bayanlarda doyum ve orgazm bozukluğu ölçeklerinde fark saptanmasına rağmen diğer ölçek skorlarında normal kilolu bireylere göre anlamlı fark saptanmıştır. Obez erkeklerde Golombok Rust alt ölçek skorları incelendiğinde sıklık, iletişim, doyum, kaçınma, dokunma, empotans, erken boşalma dahil tüm alt ölçek skorlarında normal kilolu bireylere göre anlamlı bozulma saptanmıştır. Ayrıca obez bireylerde normal kilolu bireylere göre anksiyete ve depresyon skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, obez kadın ve erkeklerde cinsel işlev bozukluğu sıklığı çok daha yüksek oranda görülmektedir. Bundan dolayı morbid obez bireylerin cinsel fonksiyonlar açıdan da değerlendirilmesi gerekmektedir. Obezite tedavisinin olası cinsel işlev bozukluğu tedavisini de içerecek şekilde düzenlenmesinin, başarı oranını arttıracağını ve hastaların yaşam kaliteleri yükselteceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: morbid obezite, anksiyete, depresyon, cinsel işlev bozukluğu, Golombock Rust Cinsel Doyum Ölçeği

AnksiyeteCinsel bozukluklarCinsel doyum+6
Bülent Yaprak
İnönü University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Subklinik tiroid disfonksiyonu olan hastalarda uyku kalitesi

Amaç: Tiroid hormonları vücut metabolizmasının önemli düzenleyicilerindendir. Subklinik tiroid hastalıklarına erişkinlerde sıklıkla rastlanılmaktadır ve tanısı laboratuar tetkikleri ile kolayca konulmaktadır. Uyku bozuklukları da erişkinlerde oldukça sık görülmekte ve zaman zaman yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurmaktadır. Ancak literatürde subklinik tiroid hastalıkları ve uyku bozuklukları arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada subklinik tiroid hastalığı tanısı almış bireylerin uyku kalitesinin değerlendirilmesi amaçlandı. Materyal metod: Çalışmada tiroid polikliniğine başvurmuş ötiroid ve subklinik tiroid hastalığı olan 141 bireyin; cinsiyet, yaş, kilo, BMI, Anti-TPO düzeyleri, TSH düzeyleri ve fT4 düzeyleri incelendi. Bu hastalara; subjektif uyku kalitesi, uyku latansı, uyku süresi, habitüel uyku etkinliği, uyku bozuklukları, uyku ilacı kullanımı ve gündüz fonksiyonları olmak üzere 7 ana başlıkta sorulan sorular ile uyku kalitesini değerlendiren (PSQI) bir anket uygulandı ve skor ortalamaları kaydedildi. Araştırma verilerimizin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS For Windows Version 18.0 yazılımı kullanıldı. Bulgular: Ötiroid ve subklinik tiroid disfonksiyonu olan 101 kadın, 40 erkek hasta olmak üzere toplam 141 hasta alındı. Hastaların yaş ortalaması 42.8+14.5'ti. Subklinik hipotiroidili hasta grubunda 46 kadın, 18 erkek olmak üzere 64 hasta vardı ve yaş ortalaması 42.3+14.2'di. Subklinik hipertiroidili hasta grubunda 29 kadın, 13 erkek olmak üzere 42 hasta vardı ve yaş ortalaması 44.6+16.05'ti. Kontrol grubuna (ötiroid) 26' sı kadın, 9'u erkek olmak üzere 35 birey alındı ve yaş ortalaması 41.8+13.1'di. Ötiroid grubun PSQI skor ortalaması 4.5+1.8, subklinik hipotiroidi grubunun PSQI skor ortalaması 7.6+3.7 ve subklinik hipertiroidi grubunun PSQI skor ortalaması 8.2+4.4 idi. Bu hastaların cinsiyet, yaş, BMI, Anti-TPO düzeyi açısından PSQI skor ortalaması ile istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. TSH ve fT4 düzeyi açısından PSQI skor ortalaması ile istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Subklinik tiroid hastalığı olan grup ile ötiroid (kontrol) grubun PSQI skor ortalaması açısından anlamlı farklılık vardı ve subklinik tiroid hastalığı olan grubun PSQI skor ortalaması ötiroid gruba göre yüksekti. Ama subklinik hipotiroidi ilesubklinik hipertiroidi grubu arasında PSQI skor ortalaması açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları subklinik tiroid hastalıklarının uyku kalitesini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.

HipertiroidizmPittsburg uyku kalitesi ölçeğiTiroid hastalıkları+3
Muhammed Yalçin
İnönü University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Muammer Lütfi Bahşi'nin hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Muammer Lütfi Bahşi, ''Yedi Meşaleciler'' olarak bilinen edebî akımın en az tanınan şairlerinden biridir. Bunun en önemli sebeplerinden biri uzun soluklu ve düzenli dergi ve gazete yazılarının mevcut olmamasıdır. Esasen üniversite yıllarından sonra İstanbul'dan ayrılmış olması da edebiyat ve yazın dünyasından uzak kalmasına sebebiyet vermiştir. Bu çalışma ile birlikte hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz Muammer Lütfi Bahşi'nin şiirlerini inceleyeceğiz. Şiirlerinin yanı sıra yazmış olduğu düzyazılarını, eleştiri yazılarını ve gezi yazılarını da ele alacağız. Bu vesileyle Türk Edebiyatı tarihindeki ufak bir boşluğu doldurmuş olmayı ümit ediyoruz.

Mehmet Sıddık Nasıroğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muammer Lütfi Bahşi'nin hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Muammer Lütfi Bahşi, ''Yedi Meşaleciler'' olarak bilinen edebî akımın en az tanınan şairlerinden biridir. Bunun en önemli sebeplerinden biri uzun soluklu ve düzenli dergi ve gazete yazılarının mevcut olmamasıdır. Esasen üniversite yıllarından sonra İstanbul'dan ayrılmış olması da edebiyat ve yazın dünyasından uzak kalmasına sebebiyet vermiştir. Bu çalışma ile birlikte hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz Muammer Lütfi Bahşi'nin şiirlerini inceleyeceğiz. Şiirlerinin yanı sıra yazmış olduğu düzyazılarını, eleştiri yazılarını ve gezi yazılarını da ele alacağız. Bu vesileyle Türk Edebiyatı tarihindeki ufak bir boşluğu doldurmuş olmayı ümit ediyoruz.

Mehmet Sıddık Nasıroğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve geçmişle hesaplaşma: Pınar Kür romanlarında anılar

Bu çalışma, Türk edebiyatı yazarlarından Pınar Kür'ün eserlerinde bellek ve geçmişle hesaplaşma temalarını ele alarak bireylerin kimlik inşasında anıların oynadığı rolü kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Bellek, bireyin yalnızca geçmişini hatırlama biçimini değil, aynı zamanda geçmişin geleceğe nasıl yansıdığını da belirleyen temel bir kavramdır. Kür'ün romanlarında bellek, bireysel ve toplumsal düzeyde sürekli yeniden inşa edilen, zamansal ve mekânsal bağlam içinde anlam kazanan dinamik bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Pınar Kür'ün eserlerinde, bireylerin geçmişle kurdukları ilişki, anıların zihinsel ve duygusal düzlemde uyandırdığı etkiler, unutma ve hatırlama süreçleri ile bu süreçlerin kimlik üzerindeki belirleyici rolü çok katmanlı bir anlatım biçimiyle işlenmektedir. Çalışmada, Pınar Kür'ün sekiz romanı nitel araştırma yöntemi çerçevesinde incelenmiş; bireysel ve kolektif bellek bağlamında karakterlerin geçmişle yüzleşme pratikleri, travmatik deneyimlerin anlatı içindeki işlevleri üzerinde durulmuştur. Özellikle bireyin kimlik inşasında anıların rolü, bellek kuramları ve edebi metinlerde hatırlamanın epistemolojik ve ontolojik boyutları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kür'ün eserleri, yalnızca bireysel hafızanın değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel belleğin de edebiyat aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini göstermesi açısından önemli bir inceleme alanı sunmaktadır. Bu bağlamda çalışma, edebiyat ve psikoloji disiplinlerinin kesişiminde yer alan bellek ve kimlik ilişkisini Pınar Kür'ün eserleri özelinde değerlendirerek Türk edebiyatında bellek anlatılarının kuramsal bir çerçeve içinde ele alınmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yapılan analizler, Kür'ün anlatılarında bellek ve geçmişle hesaplaşmanın, karakterlerin bireysel dönüşüm süreçlerinde ve toplumsal aidiyet duygusunun şekillenmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır Anahtar Kelimeler: Pınar Kür, Bellek, Geçmişle Hesaplaşma, Anılar, Kimlik, Toplumsal Hafıza, Edebiyat ve Bellek İlişkisi

Merve Taş
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Tahir'in romanlarında ideolojik söylem

İdeolojik düşünceler, çoğu metin türünde olduğu gibi romanlarda da aktarılabilmekte ve üretilebilmektedir. Yazarlar, kendi ideolojik fikirlerini romanlarda farklı yöntem ve tekniklerle açık ve gizli bir şekilde okuyucuya yansıtabilmektedir. Bu yöntem ve tekniklerden bazıları da dili, kurgusal karakterleri ve romanın kendine özgü yapısını ideolojik düşünceleri kurguya aktarmak için biçimlendirmektir. Bu noktada roman türünün kendine özgü yapısı yazara olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla romanlarda yazarının ideolojik fikirlerinin neler olduğu, romana nasıl yansıdığı, nasıl üretildiği gibi soruların cevabına ulaşmak için kullanılan dil, kurgusal karakterler, gerçeklik, yazar ideolojisi ve yazarın kişiliği birlikte yorumlanmayı gerektirmektedir. Bu noktada özellikle dilin toplumsal fikir veya ideoloji tarafından şekillenmiş hali olan söylem, önem kazanmaktadır. Söylem, dilbilimsel bir tarafı olmakla beraber mutlaka sosyal bir bağlama ilişkindir. Söylem kavramının ilintili olduğu birçok terim veya kavram söz konusudur, bu kavramlardan birisi de ideoloji kavramıdır. İdeolojiler, dil kullanımını şekillendirmekte ve ideolojik söylem yapılarını ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada Kemal Tahir'in romanlarında yansıttığı veya eleştirdiği ideolojiler; yazar-anlatıcının dili, roman karakterlerinin ifadeleri veya genel olarak romanın söylemi aracılığıyla analiz edilip yorumlanacaktır. Bu doğrultuda dilsel açıdan sözcükler, söz grupları, cümleler veya paragraflara romandaki ideolojik ifadeleri bulmak ve tanımlamak açısından dikkat edilecektir. Marksist ideolojiyi benimseyen bir yazar olarak Kemal Tahir, ideolojisini Türk toplum yapısının sorunlarına çözüm bulma amacıyla dönüştürmüş ve toplumu Batılı ideolojik kalıplardan kurtarmaya çalışmıştır. Bu sebeple ideolojik düşüncelerini köy ve bilhassa tarihi romanlarında daha çok karakterlerin diyalogları aracılığıyla yansıtmış ve kurgulamıştır. Çalışmanın ilk bölümlerinde ideoloji ve söylem kavramları ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Ardından yazarın hayatı, edebi görüşleri ve ideolojisine değinilmiştir. Sonraki bölümlerde ise yazarın konusunu köy ve taşra hayatından alan ve konusunu tarihten alan romanları yansıttığı gerçekliğin farklı olması sebebiyle iki ayrı bölümde ideolojik söylem açısından incelenmiş ve yorumlanmıştır.

Doğukan Yüknü
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Roman ve erotizm: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halid Karay, Kemal Tahir, Suat Derviş, Peyami Safa

"Roman ve Erotizm: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halid Karay, Kemal Tahir, Suat Derviş, Peyami Safa" başlıklı çalışma, erotizmin cinsellikle sınırlı bir alan olmadığını; aksine bireyin öz farkındalığı, aşkınlığı ve özgürleşmesi sürecinde önemli bir araç olduğunu vurgulamaktadır. Metin, erotizmin Platon, Georges Bataille, Michel Foucault ve Octavio Paz gibi düşünürlerin kavramsallaştırmalarıyla şekillendiğini gösterirken, romanın bu kavramı nasıl temsil ettiğine odaklanmaktadır. Erotizm, romanda yalnızca duyusal hazların bir temsili olarak değil, aynı zamanda bireyin ölüm, güç ve kutsallıkla yüzleşmesinin bir biçimi olarak da konumlandırılmaktadır. Roman türü, bireysel deneyimlerin anlatılara dönüştürüldüğü ve anlam kazandığı bir edebi biçim olarak erotizmin anlatı potansiyelini yansıtır. Özellikle modern Türk romanında erotizm, geleneksel ahlaki normlara karşı bir başkaldırı, bireyin benliğiyle hesaplaşma ve toplum tarafından dayatılan rollerden kaçış biçimi haline gelir. Bu anlamda edebiyat, erotizmin bastırılmış yönlerini hem ortaya çıkarır hem de onu sembolik ve estetik bir dile dönüştürür. Fedakârlık, kutlama, yasaklara karşı gelme ve ölüm temaları romandaki erotik anlatıların yapısal omurgasını oluşturur. Erotizm romanda sadece bir arzu olarak değil aynı zamanda varoluşsal bir meydan okuma ve kutsala doğru bir dönüş olarak da ortaya çıkar.

ArzuBaraner, Suat DervişEros+7
Veli İnce
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors