Theses supervised by Prof. Dr. İsmet Gülsel Sev
14 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University
Hikâyet-i Dîniyye (giriş-inceleme-metin-dizin)
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Hikâyet-i Dîniyye adlı eserin transkripsiyonlu metni, dil incelemesi ve dizininden oluşmaktadır. Eser, Ankara Milli Kütüphane'de yer alan Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz B 76 demirbaş numarasına kayıtlıdır. Eser, 87 varak ve 100 dinî hikâyeden oluşmaktadır, ancak eser başından eksik olduğu için ilk iki hikâye eserde yer almamaktadır. Çalışma; giriş, inceleme, metin, dizin, Arapça ifadeler ile ilgili notlar ve sonuç olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları giriş bölümünde yer almaktadır. İnceleme bölümünde ise, eserin imlâ özellikleri, ses ve şekil bilgisi incelenmiştir. Metin bölümü, eserin transkripsiyonlu Latin harflerine aktarımından oluşmaktadır. Dizin ise, eserdeki kelimelerin, özel adların dizinine ve anlamına yer verilmiştir. Eser, sade anlaşılır bir anlatıma sahiptir. Birçok peygamberin, evliyaların hayatından kesitler nakletmektedir. Aynı zamanda çeşitli ayet, hadis ve dualar yer almaktadır. Eserin yazarı ve yazılış tarihi bilinmemektedir. Bu yüzden çalışmanın başlıca amaçlarından biri de dil özelliklerinden yazıldığı dönemi tespit etmektir. Yapılan incelemeler ve gramer karşılaştırmaları sonucunda; eserin Batı Türkçesinin ilk dönemi olan Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait olduğu ispat edilmiştir.
Ālí Şìr Nevāyí'nin ilk divanı ile son divanının karşılaştırmalı söz varlığı -fiil -
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, ‛Ālí Şír Nevāyí'nin Garā'ibü'ŝ-Ŝıġar, Fevāyidü'l-Kiber adlı eserlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Çalışma Giriş, İnceleme-Dizin (Söz Varlığı) Genel Dizin, Konularına Göre Dizin ve İlk Divanda Bu-lunmayan Fiillerin Dizini bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Divanlar hak-kında kısa bir bilgi verildikten sonra, Ġarā'ibü'ŝ-Ŝıġar, Fevāyidü'l-Kiber Divanları ve şairi Alí Şír Nevāyí tanıtılmış; çalışmanın konu, kapsam, amaç ve yöntemi belirtilmiştir. İnceleme bölümünde, metnin konularına göre sınıflandırılmış dizinli söz varlığı incelemesi yapılarak fiillerin geçtiği beyitlerden birer örnek verilmiştir. İnceleme bölümünde Hatice Şirin'in ‛‛Eski Türk Yazıtları Söz Varlığı İncelemesi'' adlı eseri kaynak alınarak Divanlar, söz varlığı açısından incelenmiş, madde başı olarak sadece konularına göre fiiller sınıflandırılmıştır. Eserlerde söz varlığı incelemesi yapılırken son Divandan örnekler verilerek ilk Divanda olmayan fiiller belirtilmiştir. İnceleme kısmı tamamlandıktan sonra Genel Dizin, Konularına Göre Dizin ve İlk Divanda Bulunmayan Fiillerin Dizini başlıkları altında ayrıntılı bir Dizin meydana getirilmiştir. Çalışmanın Sonuç bölümü ilk Divan ve son Divanda yer alan fiillere ilişkin tes-pitlerden oluşturulmuştur. Kaynaklar kısmında ise yararlanılan kaynaklara yer verilmiştir.
Orhan Veli Kanık ile Cemal Süreya'nın bütün şiirlerinde soru
Birinci Yeni (Garip Akımı) temsilcilerinden biri olan Orhan Veli Kanık ile İkinci Yeni akımının temsilcilerinden birin olan Cemal Süreya'nın Bütün Şiirlerinde soru unsurunu, işlev yönüyle değerlendirerek Karaağaç'ın çizdiği çerçeve dahilinde ele aldık. Çalışma Giriş, Orhan Veli Kanık ile Cemal Süreya'nın Bütün Şiirlerinde İşlevce Soru ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın Giriş bölümünde her iki şairin de hayatlarına, temsil ettikleri ve savundukları akımların genel özellikleri ile dil ve üslup anlayışlarına yer verilmiştir. Giriş bölümünden sonra çalışmanın ana konusunu oluşturan İşlevce Soru bölümüne geçilmiştir. Bu bölümdeki soru kategorileri ele alınırken akımların ortaya çıkış tarihleri esas alınmıştır. Şiirlerdeki soru örnekleri içinde bulunduğu kıta/dörtlük yazıya geçirilerek sınıflandırılmıştır. Çalışma vesilesiyle elde edilen veriler Sonuç bölümünde ifade edilmiştir.
Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanında duygu kodlayıcıları
İnsan, kendine özgü ve çok sağlam bir temele oturtulmuş olan dil olgusunu doğduğunda hazır olarak bulur. Yapısı gereği yalnızca rasyonel bir varlık olmayan insan, dil aracılığıyla, zihinde oluşturulmuş bir görüntüyü, tasarımı oluşturulmuş somut kavramları anlama hizmet eden dilsel göstergelerle iletişimde olduğu bireylere veya kendi kaleminden çıkan sözlüksel, söz dizimsel yapılara aktarabilir. Zihinde bir görüntüye oturtulamayan soyut kavramlar da dilsel göstergelerle aktarılır. Oldukça karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya sahip, her dilde varlığı tanıklanan, ruhsal bir ulam olan duygular, belirli dilsel göstergelerle aktarılan soyut kavramlardan bir tanesidir. Anlamsal temele dayanarak oluşturulmuş tasniflemeyle, dilsel göstergelerden duygu kodlayıcıları aracılığıyla, Oğuz Atay'ın kaleme aldığı Tutunamayanlar romanı özelinde Türkçenin, duyguları nasıl tasvir edebildiğinin gösterilmesi çalışmanın özgün niteliğini oluşturmaktadır. İnsanın, doğduğu andan öldüğü ana kadar aralıksız devam eden, dil-zihin ilişkisi çerçevesinde oluşan ve soyut bir süreç olan duygular, sözlüksel yapılarla somutlaştırılmaya çalışılmış, eklerin ve sözlüksel yapıların yeterli olmadığı durumlarda söz dizimsel yapılara başvurulmuştur. Bağlamsal temelde ele alınan duygu kodlayıcıları, tanıklandıkları söz dizimsel yapıda kazandıkları anlamsal değere göre Sözlüksel Duygu Kodlayıcıları, Söz Dizimsel Duygu Kodlayıcıları olmak üzere iki ana başlık; gurur, güven, korku, mutluluk, nefret, öfke, sevgi, sıkıntı, şaşkınlık, tiksinti, utanç, üzüntü olmak üzere on iki alt başlık altında tasniflenmiş, elde edilen veriler ışığında hangi duygunun hangi kodlayıcılarla el ele vererek açıklandığı, nasıl kodlandığı mevcut duygu kavramı da sorgulanarak anlamsal bir bütünlük içerisinde gösterilmeye çalışılmıştır.
Rasim Özdenören'in anlatılarında söz varlığı -Fiil-
Fiiller, bir dilin söz dağarcığını ortaya koyan iki temel unsurdan biridir. Dil bilimi sahasında fiillerle ilgili inceleme ve tasnif çalışmalarının daha çok yapısal anlamda yapıldığı görülür. 20. yüzyılın ortalarından itibaren dil bilimciler, fiillerin yapısal tasnifinin yanı sıra semantik/tematik tasnifi yönünde de çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Türkiye'de de özellikle 2000'li yılların başından itibaren semantik/tematik tasnif üzerine yapılan çalışmalar hız kazanmıştır. Çalışmamızda, edebiyatımızın deneme ve öykü ustalarından Rasim Özdenören'in 13 öykü kitabında ve tek romanındaki fiiller tematik olarak incelenerek bir yazarın eserleri merkezinde hem kendisinin hem de dilimizin fiil varlığının ortaya konmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Özdenören'in toplam 14 eserinde geçen bütün fiillerin taraması yapılmıştır. Tespit edilen fiillerin bağlamdaki anlamı ve tanık cümlesi verilmiş; fiiller, alfabetik sıralamaya tabi tutulmuştur. Fiillerin anlamı için kaynak olarak TDK Güncel Türkçe Sözlük'ten yararlanılmış, sözlükte bulunmayanlara da bağlamdan yola çıkılarak anlam verilmiştir. Fiilden sonra eserin kodu yazılarak fiilin geçtiği tanık cümlenin sayfa ve satır numarası kaydedilmiştir. Genel olarak fiilin geçtiği ilk cümle, tanık cümle olarak sunulmuştur. Fiil, aynı anlamıyla bir kez daha kullanıldığında yine yer aldığı eserin kodu, sayfa ve satır numarası belirtilmiştir. Bu çalışmanın ardından fiiller tematik olarak 10 ana başlık hâlinde tasnif edilmiştir: 1. Hareket Fiilleri, 2. Fiziki Durum Fiilleri, 3. Konuşma/İletişim Fiilleri, 4. Zihinsel ve Ruhsal Fiiller, 5. Varoluş Fiilleri, 6. Değişim/Dönüşüm Fiilleri, 7. Doğaya/Doğa Olaylarına İlişkin Fiiller, 8. İnsan Dışındaki Canlılara İlişkin Fiiller, 9. Ses Fiilleri, 10. Zamana İlişkin Fiiller Taranan eserlerde 3891 farklı fiil tespit edilmiş, toplam olarak da 44822 kez fiil kullanıldığı görülmüştür. Çalışma, dört bölüm hâlinde düzenlenmiştir. İlk bölümü Rasim Özdenören Hayatı-Sanat Anlayışı-Eserleri; ikinci bölümü söz varlığı içinde fiiller ve fiillerin tematik tasnifi üzerine çalışmalar; üçüncü bölümü fiillerin tematik tasnifinin yapıldığı inceleme kısmı, dördüncü bölümü de dizinler (tematik tasnif dizini, genel dizin, sıklık dizini) oluşturmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Rasim Özdenören, Fiil, Tematik Tasnif, Dizin
Eski Uygur Türkçesi eseri Totenbuch'ta dil incelemesi (çeviri-ekler-söz öbekleri-cümle)
Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma British Museum, Or. 8212 numara ile Sir A. Stein koleksiyonunda kayıtlı bulunan ve Totenbuch "ölüler kitabı" olarak da bilinen esere dayanmaktadır. Eser, P. Zieme ve G. Kara tarafından işlenerek 1978 yılında Ein Uighurisches Totenbuch adıyla yayımlanmıştır. Bu çalışmanın konusu P. Zieme ve G. Kara tarafından transkripsiyonu yapılmış metnin Türkiye Türkçesine çevirisi ve metnin dil incelemesinin yapılmasıdır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır: 1. Giriş bölümünde Eski Uygurlar, Eski Uygur Türkçesi ve Yazını, çalışmaya konu olan eserin özelliklerine ve çalışmada izlenen yönteme yer verilmiştir. 2. Metin ve Çeviri bölümünde P. Zieme ve G. Kara'nın yaptığı transkripsiyon metnine ve metnin Türkiye Türkçesine satır altı çevirisine yer verilmiştir. 3. Biçim Bilgisi bölümünde ekleri Gürer Gülsevin'in "Sıradışı Ekler ve Eklerin Tasnifi" başlıklı yazısı temel alınarak tasnif edilmiştir. 4. Cümle Bilgisi" bölümünde kelime gruplarına, cümle unsurlarına ve cümle çeşitlerine yer verilmiştir. 5. Sonuç bölümüdür.
Düstûr-nâme (Enverî) (Giriş-dil incelemesi-tenkitli metin-gramatikal dizin-tıpkıbasım)
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Enverî'nin 869/1465 yılında tamamladığı Düstûr-nâme adlı mesnevisi ele alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesi döneminde II. Mehmed'in (Fâtih) (ö. 886/1481) veziriazamı Mahmûd Paşa (ö. 878/1474) adına kaleme alınan ve Osmanlı tarih yazıcılığının en eski örneklerinden biri olan eser, tarihî değerinin yanı sıra dil ve edebiyat açısından da değerlidir. Müellifin 22 bölüme ayırdığı eser, temelde üç ana bölümden oluşmaktadır. Eserin ilk 17 bölümünü oluşturan birinci ana bölüm, dünyanın yaratılışından başlayarak Moğollara kadar olan safhayı içermektedir. Bu bölüm, Beyzâvî'nin (ö. 685/1286) Farsça kaleme aldığı Nizâmü't-tevârîh adlı eserinin manzum olarak Türkçeye yapılmış tercümesi niteliğindedir. En hacimli bölüm olan ve ikinci ana bölümü teşkil eden 18. bölüm, Aydınoğulları tarihi ile Umur Bey'in gaza ve fetihlerinin anlatıldığı eşsiz bir kaynak niteliğindedir. 19-22. bölümleri kapsayan üçüncü ana bölüm ise sahabeden Iyâz ile Türkistân hanı Tümen Hân'ın kızı Turunç Hâtûn'un evliliğinden doğan "Oğuz" lakaplı Süleymân Hân ile başlatılan bir Osmanlı kroniğini, Fâtih Sultan Mehmed'in fetihlerini, inşa ettirdiği eserleri ve Mahmûd Paşa'nın katkı sağladığı fetihlerle banisi olduğu mimari eserleri içermektedir. Bu tez çalışmasında müellifin hayatına, eserlerine, eserin edebî ve tarihî değerine, nüshalarına, eser üzerinde yapılan çalışmalara ve yeni bir çalışmaya duyulan ihtiyacın gerekçelerine değinilmiş, nüshaların imla ve dil özellikleri incelenmiş; mevcut nüshalara dayalı olarak 3699 beyitlik transkripsiyonlu ve tenkitli metin oluşturulmuş, metinden hareketle gramatikal dizin, kişi adları dizini ve yer adları dizini olmak üzere üç ayrı dizin hazırlanmış, İzmir Millî Kütüphanesi ve Fransa Millî Kütüphanesinde bulunan yazma nüshaların tıpkıbasımlarına yer verilmiştir. Gramatikal dizindeki bazı maddeler için MetinAmbarı adlı manzum veri tabanından şahitlere de yer verilmiştir.
Azerbaycan ve Türkiye`deki yer adlarının dil incelemesi -benzerlikler, farklılıklar -
Yapmış olduğumuz çalışmada Azerbaycan ve Türkiye`deki yer adları incelenerek, yer adlarının veriliş özellikleri, yer adı verilirken en önemli faktörler, yer adlarının tarih boyunca nasıl değiştiği göz önüne serilmiştir. Aynı zamanda yer adlarının dil incelmesi yapılarak, ses ve yapı özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda, her iki ülkenin tarihi, coğrafyası ve gramer özellikleri incelenmiş, dilin en değerli hazinesi olan yer adları ele alınmıştır. Yer adları verilirken yararlanılan malzemeler bize o dönemin tarihi, kahramanları, önemli şahısları, coğrafyası, bitki örtüsü, hayvanlar alemi hakkında bilgi vermektedir. Bu çalışmada da, Azerbaycan ve Türkiye`nin eski dönem, orta dönem, yeni dönem tarihine göz atılmış ve tarih boyunca yerleştikleri coğrafyalar incelenmiş, dönemlere göre yer adlarının nasıl değiştiği ortaya konmuştur. Azerbaycan ve Türkiye`nin tarih boyunca ortak coğrafyada bulunması, ortak kültüre sahip olması, bir çok alanda benzerlik ortaya çıkardığı gibi, yer adları ve onların verilmesi hususunda da benzerlik taşımaktadır. Ortak coğrafi bölgede yerleştikleri için, insanların konuştukları dil, kişi adları, uğraştıkları meslekler, inançları, bitki örtüsü, hayvanlar alemi de birTübirine benzemiş ve bu da yer adlarında benzerlik ortaya çıkarmıştır. Fakat zaman içerisinde her iki ülkenin yaşamış olduğu farklı tarihi olaylar, farklı ülkelerin onlara ve dillerine gösterdiği etki zamanla yer adlarında kendini göstermiştir. Şöyle ki:Türkiye Türkçesinin söz varlığında tarihin farklı dönemlerinde Çince, İngilizce, Farsça, Fransızca, Arapça etkisi kendini gösterdiği halde en çok Fransızca ve Arapçadan etkilenmiş, Sovyetler birliğinin bir parçası olmuş Azerbaycan Türkçesinin söz varlığı ise tarih boyunca Farsça, Arapça, Rusçadan etkilendiği halde en çok Rusçanın etkisi kendini göstermiştir. Türkiye Türkçesinin ve Azerbaycan Türkçesinin etkilendiği dillerin yer adlarını da etkilemesi kaçınılmazdır. Bu da yer adlarında farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Çalışmamızın son bölümünde bu konu üzerinde durulmuş, Azerbaycan ve Türkiye`deki yer adları arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir.
Divanü Lugati't Türkteki Argucanın tarihî Türk lehçeleri açısından değerlendirilmesi
Dîvânü Lugati't Türk, daha önce de belirttiğimiz gibi Türk dilinin ilk sözlüğü olmasının yanı sıra Türk dilinin gramer kitabıdır. Eserde adı geçen Türk topluluklarından biri de Argulardır. Kaşgarlının vermiş olduğu bilgilerden 11. Yüzyılda yaşadığı kesin olarak bilinen Arguca hem ses hem şekil hem de sözcük açısından standart Karahanlı Türkçesinden farklı özellikler göstermektedir. Bu özellikler kimi zaman sözcüğün anlamına ilişkin olmakla birlikte kimi zaman da ses değişmelerine yöneliktir. Çalışmamızda Arguların dil ve tarih malzemesini ayrıntılı olarak irdeleyeceğiz. Bununla birlikte malzemenin daha iyi anlaşılması açısından diğer tarihî Türk lehçelerinden de yararlanacağız.
19. yüzyılın başlarına ait Türkçe elyazması İncil
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 19.yüzyılın başlarına ait Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan el yazması İncil (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) işlenmiştir. Söz konusu olan İncil Londra Üniversitesine bağlı SOAS (School Of OrientalandAfricanStudies) Üniversitesi Kütüphanesi'nde, TurkishManusicripts (Türkçe Elyazmaları) bölümünde yer almaktadır. Çalışma, giriş, inceleme, metin ve dizin bölümlerinden oluşmaktadır. "GİRİŞ" bölümünde İncil (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) ve daha önce yapılmış olan İncil tercümeleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, ayrıca çalışmamıza konu olan eser ile ilgili genel bilgiler aktarılmıştır. "İNCELEME" bölümünde eserdeki belli başlı dil özellikleri ayrıntıya girmeden işlenmiştir. Eserin imla özellikleri, ses bilgisi özellikleri ve şekil bilgisi özellikleri kısaca ortaya konulmuştur. "METİN" bölümü İncil (Matta, Markos, Luka, Yuhanna)'in transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Eser sayfa ve satır numaraları gösterilerek yazılmıştır. Metindeki bazı kelimelerde bulunan yazım yanlışları gösterilmiş, kelimelerin doğrusu dipnotlarla belirtilmiştir. "DİZİN" bölümünde çalışmanın dizin kısmına yer verilmiştir. Metindeki tüm kelimeler madde başı olarak alınmış, anlamlandırmada kelimelerin metin içindeki anlamları esas alınmıştır. Her anlam için sayfa ve satır numarası kaydedilmiştir. Bu bölümde bir de özel adlar sözlüğü bulunmaktadır. "SONUÇ" bölümünde elde edilen tespitler sıralanmıştır. "KAYNAKLAR" kısmında başvurulan ve yararlanılan kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İncil Tercümesi, Osmanlı Türkçesi, Dil İncelemesi, Dizin.
Ayfer Tunç'un hikâyelerinde söz dizimi
Ayfer Tunç, edebiyatımızda pek çok türde eser vermiş bir yazardır. Ancak daha çok roman ve hikâyeleriyle ön plâna çıkmıştır. Özellikle hikâye türünde çok başarılı örnekler vermiştir. Eserlerinde kendine has, akıcı, dolambaçsız bir dil ve üslûp kullanmıştır. Son zamanlarda adından fazlaca söz ettiren ancak hâlâ yeterince keşfedilmemiş olan Ayfer Tunç, eserlerinin içeriğinden çok dili kullanım şekli ve söz dizimiyle de dikkatimizi çekmiştir. Bu çalışmanın konusu Ayfer Tunç'un bütün hikâyelerinde söz diziminin incelenmesidir. Eser, söz dizimi başlığı altında kelime grupları ve cümle bahsini içermektedir. Kelime grubu başlığı altında, kelime gruplarının yapısı, çeşitleri, cümlede kullanımı ve diğer kelime gruplarıyla etkileşimi ortaya konmuş ve dört eserden de seçilen örnek cümlelerle desteklenmiştir. Cümle bahsinde, cümlelerin yapıları, bağlanma şekilleri, cümlenin unsurları ayrıntılı olarak incelenmiş ve eserlerden örnek cümleler verilmiştir. Eserin giriş bölümünde, yazardan ve onun edebî yönünden bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise incelenen eserlerde görülen dil özellikleri ele alınmıştır.
Türkülerde deyimler (Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz bölgeleri)
Deyimler (Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz Bölgesi) konulu tezimizde çalışmamız için gerekli malzemeler TRT repertuarındaki ''Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi'' adlı eser esas alınarak incelenmiştir. Ömer Asım Aksoy'un yazı dilimizden derlediği deyimlerin sayısı 5742. Bu sayıya Türkiye Türkçesi ağızlarında geçen deyimlerin dâhil olmaması konuyla ilgili çalışmaların ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmadığını göstermektedir. İncelediğimiz metinde deyimler bölge bölge ele alınmıştır. Deyimin içerisinde bulunduğu türkü, yöresiyle birlikte kayıt alınmış ve türkünün sonunda belirtilmiştir. Aynı türkünün içerisinde geçen benzer deyimler ayrı ayrı tasnif edilmiş, her birine yer verilmiştir. Deyimler incelenirken aynı şekilde bölge bölge dizin tasnifi de yapılmıştır. Bunların yanı sıra sözlüklerde rastlayamadığımız deyimler yıldız (*) işaretiyle gösterilmiş ve ayrı ayrı bölgesel bir dizin incelemesi yapılmıştır. Bizi bu çalışmaya yönlendiren en büyük etken, bu iki ciltteki toplam 4200 türküdeki deyimlerin ayrıntılı bir şekilde işlenmemiş olması ve bu yörelerde geçen deyimlerin, bazılarının sözlüklerde bulunmaması, bunların Türk Dilinin söz varlığına kazandırılmamış olmasıdır. Anahtar kelimeler: Deyim, Kalıp Söz, Türkü
Türkülerde deyimler (İç, Doğu, Güneydoğu anadolu bölgeleri)
İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi türkülerindeki deyimler konulu çalışmada, TRT repertuarındaki ''Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi'' adlı iki ciltlik eser esas alınarak incelenmiştir. Ömer Asım Aksoy'un yazı dilimizden derlediği deyimlerin sayısı 5742 adettir. Bu sayıya Türkiye Türkçesi ağızlarında geçen deyimlerin dâhil edilmemesi, konuyla ilgili çalışmaların ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmadığını düşündürmektedir. Bu çalışmada deyimler bölge bölge incelenmiştir. Deyimin bulunduğu türkü, ait olduğu yöre ile birlikte ele alınmıştır ve türkünün son kısmında belirtilmiştir. Aynı türkünün içerisinde geçen benzer deyimler ayrı ayrı tasnif edilmiş, her birine yer verilmiştir. Ayrıca bölge bölge dizin tasnifi de yapılmıştır. Buna ek olarak sözlüklerde bulunmayan, fakat deyim olarak düşündüğümüz yapılar oldukça fazladır. Bu deyimler yıldız (*) işaretiyle gösterilmiştir. Bu çalışmaya yönlenmemizdeki en büyük etken, iki ciltteki toplam 4200 türküde bulunan deyimlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmemiş olması ve bu yörelerde geçen yapıların bazılarının sözlüklerde bulunmaması, bu yapıların Türk Dilinin söz varlığına kazandırılmamış olmasıdır. Anahtar kelimeler: Deyim, Kalıp Söz, Türkü
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nda söz dizimi
Bu çalışma, Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanının söz dizimi yönünden incelemesini içermektedir. Eser söz dizimi başlığı altında Kelime Grupları, Cümle bahsi ve Eksiltili yapılar olarak üç bölüm halinde incelenmiştir. Kelime Grupları bölümünde her bir kelime grubunun yapısı, çeşitleri, cümledeki görev özellikleri ve diğer kelime grupları ile olan ilişkileri belirlenmiştir. Cümle kısmında ise romandaki cümlelerin bağlanma şekilleri, yüklemin yerine ve türüne göre kazandığı özellikler ve cümlelerin anlamlarına göre olumluluk, olumsuzluk ve soru türleri tespit edilmiş, bu tespit ve incelemeler de romandan seçilen cümlelerle örneklendirilmiştir. Eksiltili yapılar bölümünde ise bu tür kullanımların eserde neden sıkça kullanıldığına ilişkin fikirlerimiz örnek cümlelerle tartışılmıştır.